Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürücü

Kapsül Haber Ajansı - Sürücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Formula 1® İstanbul'a Geri Dönüyor Haber

Formula 1® İstanbul'a Geri Dönüyor

Türkiye Grand Prix’si en son, pandemi döneminde 2020 ve 2021 yıllarında düzenlenmişti ve 2020’de, Lewis Hamilton, hem yarışı hem de yedinci Pilotlar Şampiyonluğu’nu kazanarak Michael Schumacher’e ait tüm zamanların rekorunu egale etmişti. Formula 1’e ilk kez 2005’te ev sahipliği yapan İstanbul Park, kısa sürede şampiyonanın teknik açıdan en zorlu pistlerinden biri olarak ün kazandı. Saat yönünün tersine dönülen 5,338 kilometrelik pist, sürücü yeteneğini ve araç performansını ön plana çıkartan bir teknik yapıya ve yükseklik değişimlerine sahip. Çok uzun ve çok hızlı 8. viraj, sürücülerin cesaretlerini ve hassasiyetini sorgulama açısından takvimdeki en meşhur ve en zorlu virajlardan birisi olarak değerlendiriliyor. İstanbul Park’ta 2021’de düzenlenen son yarışın galibi, o dönem Mercedes adına yarışan, şu anki Cadillac pilotu olan Valtteri Bottas oldu. Bottas ve Hamilton, aktif olarak yarışan sürücüler arasında daha önce Türkiye Grand Prix’sini kazanmış iki isim olarak öne çıkıyor. Bugüne kadar dokuz Grand Prix’ye ve rekabet dolu yarışlara ev sahipliği yapmış olan Türkiye; takımlar, sürücüler ve taraftarların çok sevdiği ve çok büyük ilgi gösterdiği bir yarış olarak öne çıkıyor. Türkiye’de 2006-2008 yılları arasında Ferrari ile üst üste üç zafer kazanan Felipe Massa, İstanbul Park’ta en çok galibiyet elde eden sürücü olma rekorunu elinde bulunduruyor. Ayrıca Kimi Räikkönen, Sebastian Vettel ve Jenson Button gibi şampiyon isimler de İstanbul Park’ta daha önce zafere ulaşmıştı. Formula 1, son yıllarda Türkiye’de hızla büyümeye devam ediyor. Sporun Türkiye’de 19 milyondan fazla hayranı bulunurken, sosyal medyada 7,5 milyondan fazla takipçi etkileşim gösteriyor. Instagram takipçi sayısı yıllık bazda %25 artarken, YouTube izlenmeleri son dönemde %107 oranında yükseldi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şunları söyledi: “Formula 1, görkemli şovları, genç hayran kitlesi ve otomotiv teknolojilerindeki liderliğiyle dünyanın önde gelen spor etkinlikleri arasında yer alıyor. Ülkemizde de Formula 1, özellikle gençlerimiz arasında olmak üzere, her yaş grubundan geniş bir takipçi kitlesine ve gerçekten tutkulu bir hayran kitlesine sahip. Yarışlar ülkemizde yaklaşık 19 milyon kişiye ulaşırken, yaklaşık 7,5 milyon kişi de sosyal medyada yakından takip ediyor. Toplamda 9 kez Formula 1'e ev sahipliği yaptık: 2005 ve 2011 yılları arasında 7 yarış ve COVID döneminde 2020 ve 2021 yıllarında iki yarış. Özellikle 8. virajıyla ünlü ve yarış tutkunlarının gözdesi olan İstanbul Park, İnşallah 2027 ve 2031 yılları arasında beş sezon boyunca heyecan verici, yüksek kaliteli yarışlara ev sahipliği yapacak. Türkiye'nin Formula 1 takvimine dönüşünü, ülkemize duyulan güçlü güvenin - sağlam organizasyon kapasitemize, modern spor ve sağlık altyapımıza ve elbette Türk Milletinin meşhur misafirperverliğine - açık bir yansıması olarak görüyorum. Türkiye olarak, geçmişte olduğu gibi her açıdan kusursuz bir organizasyon sunarak bu güveni bir kez daha yerine getireceğiz. Formula 1'i ülkemize geri getirmeye katkıda bulunan herkese içten tebriklerimi iletiyorum. Ülkeye ve İstanbul'a. Umarım Türkiye'nin bir motor sporları ülkesi olarak Formula 1 ile ortaklığı önümüzdeki yıllarda daha da güçlenir.” Formula 1 Başkanı ve CEO'su Stefano Domenicali şunları söyledi: “2027'den itibaren, Formula 1'in en heyecan verici ve zorlu pistlerinden birinde, Türkiye'deki ve dünyanın dört bir yanındaki tüm hayranlarımızı heyecanlandırmak için inanılmaz ve canlı İstanbul şehrine geri dönmekten mutluluk duyuyoruz. İstanbul, bir şehir olarak, Avrupa ve Asya arasında kültürel bir geçit görevi görüyor ve spor, iş ve eğlenceye yönelik ileri görüşlü bir yaklaşımla benzersiz bir tarih ve gelenek karışımı sunuyor. Formula 1'in dönüşünü güvence altına almada verdikleri destek için Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Gençlik ve Spor Bakanlığı'na, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na ve Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu'na teşekkür etmek istiyorum. İstanbul Park'ta spor tarihimizde birçok unutulmaz an yaşandı ve hayranlara gerçekten harika bir konumda daha da inanılmaz yarışlar deneyimleme fırsatı sunarak ortaklığımızın bir sonraki bölümüne başlamaktan heyecan duyuyorum.” FIA Başkanı Sayın Muhammed Ben Sülayem şunları söyledi: “Formula 1'in Türkiye'ye dönüşü, sporumuzun küresel büyümesinin ve çekiciliğinin devam ettiğinin güçlü bir yansımasıdır ve Türkiye Grand Prix'sinin FIA Formula 1 Dünya Şampiyonası takvimine yeniden katılmasından memnuniyet duyuyorum. İstanbul Park, Formula 1 tarihinde özel bir yere sahip bir pisttir ve geri dönüşü, şampiyonayı dinamik pazarlarda genişletme konusundaki ortak kararlılığımızın altını çizmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a ve FIA Üyesi Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) Başkanı Eren Üçlertoprağı'na teşekkürlerimi sunuyorum. Bu güçlü iş birliği sayesinde sadece Formula 1'in Türkiye'deki uzun vadeli geleceğini güvence altına almakla kalmıyor, aynı zamanda motor sporlarının sürekli gelişimini destekliyor ve önümüzdeki yıllarda sürdürülebilir büyüme için temelleri güçlendiriyoruz.” FIA üyesi Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) Başkanı Eren Üçlertoprağı şunları söyledi: “Devletimizin sarsılmaz desteği ve yoğun çabalarımız sayesinde, Formula 1 Türkiye Grand Prix'sinin dönüşünü güvence altına aldığımızı büyük bir gururla duyuruyoruz. Bu vesileyle, değerli destekleri için Sayın Cumhurbaşkanımıza, Gençlik ve Spor Bakanımıza ve Kültür ve Turizm Bakanımıza ve ilgili bakanlıklarına en derin şükranlarımızı sunmak isteriz. Ayrıca, Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA) Başkanı Sayın Muhammed Ben Sülayem'e ve Formula 1 CEO'su Sayın Stefano Domenicali'ye de içten teşekkürlerimizi iletiyoruz. 2027 yılında yapılması planlanan yarış için hazırlıklar hızla devam ediyor. Devletimizin tüm gücünü kullanarak, Türkiye'ye ve İstanbul'a yakışır, dolu tribünler önünde gerçekleştirilecek bir organizasyon için yorulmadan çalışacağız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lojistikte Dijitalleşme Örnekleri ve Etkisi Haber

Lojistikte Dijitalleşme Örnekleri ve Etkisi

Bir sevkiyatın birkaç saat gecikmesi bazen tek bir teslimatı değil, tüm tedarik planını bozar. Bu yüzden lojistikte dijitalleşme örnekleri artık teknoloji vitrini değil, operasyonel dayanıklılık ve rekabet gücü başlığı olarak okunuyor. Saha ile merkez arasındaki veri akışı hızlandıkça, şirketler yalnızca nerede sorun çıktığını değil, sorunun neden tekrarlandığını da daha net görebiliyor. Lojistik sektörü uzun süre fiziksel hareketin yönetimi üzerinden değerlendirildi. Ancak bugün asıl farkı yaratan unsur, hareketin arkasındaki verinin kalitesi. Siparişin depoya düşmesinden yüklemenin planlanmasına, araç takibinden teslimat kanıtına kadar her aşama dijital iz bıraktığında, yöneticiler daha hızlı karar alabiliyor. Bu değişim sadece büyük ölçekli şirketlerin konusu da değil. Orta ölçekli taşımacılık firmaları, 3PL sağlayıcıları, üretici şirketlerin lojistik ekipleri ve perakende zincirleri için de benzer şekilde kritik hale geldi. Lojistikte dijitalleşme örnekleri neden stratejik önem taşıyor? Dijitalleşmenin lojistikte yarattığı etki, tek başına hız artışıyla sınırlı değil. Asıl kazanım, planlama ile uygulama arasındaki farkın küçülmesi. Geleneksel yapıda birçok karar telefon, e-posta ve manuel takip üzerinden ilerlerken, dijital altyapı bu süreci ölçülebilir hale getiriyor. Böylece maliyetler geriye dönük muhasebe konusu olmaktan çıkıp anlık yönetim alanına giriyor. Özellikle dalgalı talep, yakıt maliyetleri, sürücü planlaması, gümrük süreçleri ve müşteri beklentileri birlikte düşünüldüğünde, veri destekli operasyonlar daha öngörülebilir sonuç üretiyor. Yine de her dijital yatırım aynı sonucu vermiyor. Şirketin operasyon hacmi, ağ yapısı, müşteri profili ve mevcut sistem olgunluğu burada belirleyici. Başka bir ifadeyle, doğru araç kadar doğru kullanım senaryosu da önemli. Depoda dijitalleşme: barkoddan yapay zekaya uzanan hat Depo yönetimi, dijital dönüşümün en somut görüldüğü alanlardan biri. Barkod ve el terminali kullanımı artık temel seviye kabul ediliyor. Bunun üzerine kurulan depo yönetim sistemleri, ürün kabulünden yerleştirmeye, toplama süreçlerinden sevkiyat hazırlığına kadar tüm akışı görünür kılıyor. Buradaki en yaygın lojistikte dijitalleşme örnekleri arasında anlık stok görünürlüğü öne çıkıyor. Stok sayım farklarının azalması, toplama hatalarının düşmesi ve sipariş hazırlama süresinin kısalması, doğrudan hizmet seviyesine yansıyor. Özellikle e-ticaret ve hızlı tüketim odaklı operasyonlarda, birkaç dakikalık iyileşme bile gün sonunda ciddi kapasite farkı yaratabiliyor. Daha ileri seviyede ise görüntü işleme sistemleri, akıllı raf çözümleri ve talep tahminine bağlı slotting uygulamaları devreye giriyor. Ancak burada bir denge gerekiyor. Yüksek otomasyon yatırımı, hacmi istikrarsız ya da ürün çeşitliliği çok değişken depolarda beklenen geri dönüşü her zaman sağlamayabiliyor. Bu nedenle birçok şirket önce veri kalitesini ve süreç disiplinini güçlendirip sonra otomasyona geçmeyi tercih ediyor. Filo yönetiminde gerçek zamanlı izleme nasıl değer üretiyor? Araç takip sistemleri yıllardır kullanılıyor, fakat yeni dönemde konu yalnızca harita üzerinde araç görmek değil. Filo yönetim yazılımları artık rota sapmaları, bekleme süreleri, yakıt tüketim eğilimleri, sürüş davranışları ve bakım ihtiyaçları gibi başlıkları tek ekranda birleştirebiliyor. Bu yapı, operasyon merkezine iki önemli avantaj sağlıyor. İlki, anlık müdahale kabiliyeti. Trafik yoğunluğu, hava koşulları veya teslimat adresindeki değişiklik gibi durumlarda rota yeniden kurgulanabiliyor. İkincisi ise karar kalitesinin artması. Hangi hatta ne kadar boş kilometre oluştuğu, hangi müşteri segmentinde zaman kaybının yoğunlaştığı ya da hangi araç grubunun maliyet baskısı yarattığı daha net görülebiliyor. Yine de gerçek zamanlı izleme tek başına verimlilik garantisi vermiyor. Eğer veri yorumlanmıyor, sürücü yönetimiyle ilişkilendirilmiyor ve performans göstergelerine bağlanmıyorsa, sistem kısa sürede yalnızca rapor üreten bir araca dönüşebiliyor. Başarılı örneklerde teknoloji, insan ve süreç birlikte ele alınıyor. Rota optimizasyonu ve teslimat planlaması Son kilometre teslimatlarının büyümesiyle rota optimizasyonu daha görünür hale geldi. Buradaki dijital çözümler, teslimat noktalarını yalnızca mesafeye göre değil; zaman penceresi, araç kapasitesi, trafik verisi, müşteri önceliği ve sürücü vardiyası gibi değişkenlerle birlikte değerlendiriyor. Özellikle çok duraklı dağıtım yapan şirketlerde bu sistemler yakıt tüketimini azaltırken teslimat başına maliyeti de aşağı çekebiliyor. Ancak her operasyon için aynı matematik geçerli değil. Kırsal alanlarda teslimat yoğunluğu düşükse ya da müşteri tarafında randevu disiplini zayıfsa, en iyi rota planı bile sahada revizyona uğrayabiliyor. Bu yüzden gelişmiş firmalar sabit plan yerine dinamik planlama yaklaşımını benimsiyor. Teslimat kanıtının dijital hale gelmesi de aynı zincirin önemli bir parçası. Elektronik imza, fotoğraflı teslim teyidi ve mobil uygulama üzerinden durum güncellemesi, müşteri hizmetleri yükünü azaltırken uyuşmazlık yönetimini de kolaylaştırıyor. Tedarik zincirinde izlenebilirlik ve görünürlük Kurumsal alıcılar için artık sadece ürünün teslim edilmesi yetmiyor. Yükün nerede olduğu, hangi koşullarda taşındığı, ne zaman gecikme riski oluştuğu ve siparişin genel akışta nereye oturduğu da soruluyor. Bu nedenle görünürlük platformları, lojistikte rekabetin yeni katmanlarından biri haline geldi. İzlenebilirlik çözümleri, özellikle sıcaklık kontrollü taşımacılık, ilaç, gıda, otomotiv ve yüksek değerli ürün segmentlerinde daha kritik. Sensör destekli takip sayesinde sıcaklık sapmaları, kapı açılma bilgisi, darbe riski veya gecikme olasılığı önceden tespit edilebiliyor. Bu da yalnızca kayıp azaltma meselesi değil, aynı zamanda regülasyon uyumu ve marka güveni konusu. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, verinin çokluğu ile faydanın aynı şey olmaması. Yüzlerce veri noktası toplayıp bunları aksiyona çeviremeyen yapıların operasyon yükü artabiliyor. Etkili model, karar anında işe yarayan veriyi öne çıkaran modeldir. Evrak süreçlerinin dijitalleşmesi maliyeti nasıl etkiliyor? Lojistik operasyonlarda görünmeyen yüklerden biri evrak trafiği. İrsaliye, teslim tutanağı, fatura eşleştirme, gümrük dokümanları ve taşıma emirleri hâlâ birçok şirkette parçalı ilerliyor. Oysa doküman yönetimi dijitalleştiğinde, operasyon hızı kadar finansal doğruluk da iyileşiyor. Elektronik belge akışı, hatalı veri girişini azaltıyor ve onay sürelerini kısaltıyor. Özellikle çok şubeli yapılar, dış tedarikçilerle çalışan ağlar ve uluslararası taşıma yapan firmalar için bu alan ciddi verimlilik yaratıyor. Çünkü geciken ya da eksik belge çoğu zaman yalnızca idari sorun değil, tahsilat gecikmesi ve müşteri memnuniyetsizliği anlamına geliyor. Bununla birlikte, evrak dijitalleşmesinde entegrasyon kalitesi belirleyici. ERP, depo yönetim sistemi, taşıma yönetim sistemi ve muhasebe altyapısı birbirinden kopuksa, dijital belge akışı yeni bir karmaşa da üretebilir. Yani mesele belgeleri PDF yapmak değil, süreci uçtan uca bağlamak. Yapay zeka ve tahminleme hangi alanlarda öne çıkıyor? Son dönemde yapay zeka odaklı uygulamalar daha fazla konuşuluyor. Talep tahmini, kapasite planlama, gecikme öngörüsü, bakım ihtiyacı tahmini ve fiyatlama analitiği bu başlıkların başında geliyor. En güçlü kullanım alanı ise karar destek. Sistem, geçmiş veriyi ve anlık koşulları birlikte analiz ederek yöneticinin önüne daha isabetli senaryolar koyabiliyor. Ancak burada beklenti yönetimi kritik. Yapay zeka, veri seti zayıf olan ya da temel süreçleri standardize edilmemiş şirketlerde hızlı çözüm üretmeyebilir. Önce veri temizliği, süreç standardizasyonu ve ölçüm kültürü gerekir. Aksi halde teknoloji yatırımı, kurumsal sunumlarda güçlü görünen ama sahada sınırlı karşılık bulan bir başlığa dönüşebilir. Dönüşümde en sık görülen engeller Lojistikte dijitalleşme örnekleri çoğaldıkça, başarısız projelerin nedenleri de daha görünür hale geliyor. En sık rastlanan sorun, teknolojinin operasyon ihtiyacından kopuk seçilmesi. Şirketler bazen rakipte gördüğü çözümü kendi yapısına doğrudan uyarlamaya çalışıyor. Oysa ağ yapısı, teslimat modeli ve müşteri beklentisi farklıysa sonuç da farklı oluyor. İkinci engel, saha ekiplerinin dönüşüme dahil edilmemesi. Depo personeli, sürücüler, planlama uzmanları ve müşteri operasyon ekipleri sürecin dışında kalırsa yeni sistemler dirençle karşılaşabiliyor. Üçüncü başlık ise veri disiplini. Yanlış girilen veri, hiç toplanmamış veri kadar sorun yaratır. Bu nedenle başarılı şirketler genellikle küçük ama ölçülebilir pilotlarla ilerliyor. Önce tek depo, belirli bir rota grubu ya da sınırlı müşteri segmentinde sonuç alınıyor. Ardından yatırım kararı genişletiliyor. Bu yaklaşım hem bütçe riskini düşürüyor hem de kurum içinde güven oluşturuyor. Lojistikte dijitalleşme artık bir vitrin tercihi değil, yönetim kapasitesi meselesi. Hangi teknolojinin seçileceği kadar, hangi sorunu çözmek için devreye alındığı da belirleyici. Sektörü izleyen profesyoneller için esas soru şu: Daha fazla sistem kurmak mı gerekiyor, yoksa mevcut veriyi daha doğru kullanmak mı? Çoğu zaman gerçek sıçrama, ikinci soruya verilen net cevapla başlıyor.

Bosch, CES 2026’da yeni nesil kokpit teknolojilerini tanıtıyor Haber

Bosch, CES 2026’da yeni nesil kokpit teknolojilerini tanıtıyor

Otomotiv sektörü köklü bir dönüşümden geçiyor. Yazılım ve özellikle yapay zeka (AI), geleceğin sürüş ve araç içi deneyiminin temel unsurları haline geliyor. Bu alanda öncü konumda bulunan Bosch, yapay zekayı araca entegre etme yolunda önemli bir adım atarak kokpiti akıllı ve proaktif bir yol arkadaşına dönüştürüyor. Bosch, ABD’nin Las Vegas kentinde düzenlenen dünyanın en önemli tüketici elektroniği fuarlarından CES® 2026’da, yapay zeka destekli kokpitlerin hayata geçirilmesini sağlayan yüksek performanslı yeni “AI extension platform”unu tanıtacak. Bosch Yönetim Kurulu Üyesi ve Bosch Mobilite Başkanı Markus Heyn, “Yeni AI extension platformu, mevcut kokpit sistemlerinin gelişmiş yapay zeka fonksiyonlarıyla hızlı ve kolay şekilde güncellenmesine olanak tanıyor. Böylece sürüş deneyimi tüm araç kullanıcıları için daha konforlu, daha sezgisel ve daha güvenli hale geliyor” dedi. Bosch’un yeni yapay zeka destekli kokpitiyle birlikte araç, yalnızca bir ulaşım aracı olmaktan çıkarak sürücünün alışkanlıklarını, tercihlerini ve içinde bulunduğu bağlamı anlayan, kendini geliştiren akıllı bir partner haline geliyor. Bu kokpit; ihtiyaçları önceden tahmin eden bir yapay zeka sesli asistan, araç içinin kapsamlı sahne algısı, hassas navigasyon ve gelişmiş eğlence seçenekleri sunuyor. Örneğin sürücünün “Üşüdüm” demesi, koltuk ısıtmasının devreye girmesiyle birlikte kabin sıcaklığının da otomatik olarak ayarlanmasını sağlayabiliyor. On yılın sonunda 2 milyar euro ciro hedefi Heyn, “Bosch’un yeni yapay zeka destekli kokpiti, hem sürücülere hem de otomobil üreticilerine modern otomotiv yazılımlarının tüm potansiyelinden yararlanma imkanı sunuyor. AI extension platformu sayesinde araçlara yeni fonksiyonlar çok daha hızlı şekilde entegre edilebilecek” diyor. Bosch, yapay zeka destekli kokpitler için hızla büyüyen önemli bir pazar öngörüyor. Grand View Research ve MarketsandMarkets gibi çeşitli pazar araştırma kuruluşlarına göre, yapay zeka destekli araç içi bilgi-eğlence (IVI) çözümleri pazarının 2030 yılına kadar yaklaşık 17 milyar euro büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Bosch, bu pazarda etkin bir rol üstlenmeyi hedefliyor. Şirket, on yılın sonuna kadar IVI çözümlerinden 2 milyar euronun üzerinde ciro elde etmeyi ve ilk üç tedarikçi arasında yer almayı amaçlıyor. Günümüz araçlarına ileri seviye yapay zeka Bu yaklaşımın önemli kullanım alanlarından biri, araç içindeki verimsiz zamanın üretken çalışma zamanına dönüştürülmesi. Bosch, Microsoft ile birlikte sürüş güvenliğinden ödün vermeden aracı mobil bir ofise dönüştürüyor. Microsoft Foundry ve kokpite özel geliştirilen fonksiyonların entegrasyonu sayesinde Microsoft 365 üretkenlik uygulamalarına kesintisiz erişim sağlanıyor. Bu uygulamalar, dikkat dağınıklığını en aza indirmek ve güvenliği önceliklendirmek amacıyla diğer araç sistemleriyle akıllı biçimde ilişkilendiriliyor. Örneğin sürücü, sezgisel bir sesli komutla Microsoft Teams toplantısına katılabiliyor; sistem de buna paralel olarak adaptif hız sabitleyiciyi proaktif şekilde devreye alabiliyor. Alanlar arası bu kesintisiz etkileşim, özellikle işe gidip gelenler ve sık seyahat eden sürücüler için hem güvenli hem de verimli bir yolculuk deneyimi sunuyor. Bosch’un yeni “AI extension platform”u, mevcut donanım veya sistem mimarisinde değişiklik gerektirmeden günümüz araçlarının kolayca yapay zeka özellikleriyle donatılmasını sağlıyor. Platformun merkezinde, kokpitte karmaşık yapay zeka uygulamalarının temelini oluşturan güçlü NVIDIA DRIVE AGX Orin sistem-çipi (SoC) yer alıyor. Endüstri standardı NVIDIA CUDA platformu üzerine inşa edilen sistem, otomobil üreticilerinin kendi yapay zeka modellerini ve aracı sistemleri kolayca entegre etmesine imkan tanıyor. 150–200 tera işlem/saniye (TOPS) ek hesaplama gücü sunan kompakt ünite, basit güç ve Ethernet bağlantılarıyla çalışıyor; aktif hava veya sıvı soğutma seçenekleriyle destekleniyor. Karmaşık yapay zeka özelliklerinin geliştirilmesini ve devreye alınmasını hızlandırmak için Bosch, NVIDIA NeMo ana yapı iskeleti dahil olmak üzere NVIDIA’nın yazılım çözümlerinden yararlanıyor. Bu sayede gerçek zamanlı sensör işleme ve görsel-dil modelleri (VLM) gibi gelişmiş araç içi uygulamalar sorunsuz şekilde entegre edilebiliyor. Ayrıca NVIDIA Nemotron modelleriyle desteklenen muhakeme ve konuşma yetenekleri, bağlamsal anlayış, çok adımlı akıl yürütme ve doğal, sohbet benzeri kullanıcı etkileşimleri sunuyor. Bosch, Microsoft Foundry üzerinden araç içi yapay zekanın tasarımını ve yönetimini gerçekleştirerek ölçeklenebilir ve sürekli güncel kalan bir yapay zeka asistanı deneyimi sağlıyor. Bosch, yapay zeka destekli kokpiti ve AI extension platformunu ilk kez CES® 2026’da Las Vegas’ta sergileyecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.