Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Süt Dişleri

Kapsül Haber Ajansı - Süt Dişleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Süt Dişleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bebeklerde Diş Sağlığını Korumanın 10 Altın Kuralı Haber

Bebeklerde Diş Sağlığını Korumanın 10 Altın Kuralı

Özellikle şeker tüketimi, beslenme sıklığı, gece beslenmeleri, ağız hijyeni, biberon ve emzik kullanımı gibi faktörler, erken çocukluk çağı çürükleri açısından önem taşıyor. Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir, bebeklik döneminden itibaren ağız ve diş sağlığının korunması için ebeveynlerin dikkat etmesi gereken 10 temel noktaya dikkat çekiyor. 1. İlk İki Yıl Şekerle Tanıştırmayın Yanlış beslenme alışkanlıkları, çocuklarda diş çürüklerinin önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Özellikle erken yaşta şekerli yiyecek ve içeceklerle tanışılması, ağız ve diş sağlığı açısından risk oluşturabiliyor. 2 yaşın altındaki çocukların beslenmesinde şeker bulunmaması, ilerleyen dönemlerde ise şeker içeren yiyecek ve içeceklerin tüketiminden kaçınılması diş sağlığının korunması açısından önem taşıyor. 2. Anne Sütünü Çürüğün Tek Nedeni Olarak Görmeyin Anne sütü, bebeklerin büyüme ve gelişimi açısından önemli bir besin kaynağı. Bununla birlikte özellikle uzun süren gece beslenme alışkanlığı ve gece emzirme sıklığı, şeker içeren ek gıdaların tüketimi ve yetersiz ağız hijyeni gibi faktörlerin bir araya gelmesi, erken çocukluk çağı çürüğü riskini artırabiliyor. Bu nedenle ilk dişlerin sürmesinden itibaren bebeğin ağız hijyenine özen gösterilmesi önem kazanıyor. Dişler çıktıktan sonra düzenli fırçalama alışkanlığının oluşturulması ve hijyen alışkanlıklarının idame ettirilmesi gerekiyor. Anne sütünün tek başına çürüğün nedeni olarak değerlendirilmemesi; beslenme şekli, süresi ve sıklığı, gece beslenmeleri, şeker tüketimi ve ağız hijyeniyle birlikte ele alınması gerekiyor. 3. “Doğal Şeker” De Çürük Riskini Ortadan Kaldırmıyor Ek besinlere geçilen dönemde yiyecekleri tatlandırmak amacıyla beyaz veya esmer şeker yerine bal, pekmez ya da keçiboynuzu özü gibi ürünlerin kullanılması, bu ürünlerin dişler açısından risksiz olduğu anlamına gelmiyor. Bal ve pekmez de doğal şeker içerikleri ile tüketim şekline ve sıklığına göre dişler için tehlike arz edebiliyor. Özellikle bebeğin kolay uykuya dalmasını sağlamak amacıyla biberonun veya emziğin şekerli ürünlerle tatlandırılması, gece saatlerinde tükürük akışının azalması, şekerli gıdaların diş yüzeyleriyle temas süresinin uzaması ve ağız hijyeninin sağlanamaması gibi faktörlerle birleşerek çürük riskini artırabiliyor. 4. Sütü Tatlandırmadan Tüketmeye Özen Gösterin Süt, doğal bir kalsiyum kaynağı olarak tatlandırılmadan tüketilmeli. Diş çürüğü açısından yalnızca alınan şeker miktarı değil, şekerin ne sıklıkta ve ne kadar süreyle diş yüzeyleriyle temas ettiği de önem taşıyor. Bu nedenle bebeklik döneminden itibaren tatlandırılmış süt ve şekerli içecek alışkanlığının oluşturulmaması gerekiyor. 5. Kaşık ve Biberon Gibi Araçları Ortak Kullanmayın Çürükle ilişkili bakterilerin bakım verenlerden bebeklere tükürük yoluyla aktarılması mümkün. Bu nedenle yetişkinlerle bebekler arasında kaşık, biberon veya ağızla temas eden beslenme araçlarının ortak kullanılmamasına dikkat edilmesi gerekiyor. Bebeğin ağız çevresinden öpülerek sevilmesi de bakteri aktarımı açısından risk taşıyabiliyor. 6. Biberondan Bardağa Geçişi Geciktirmeyin Biberon kullanımının uzun süre devam ettirilmesi, özellikle biberonun uyku sırasında veya uzun süre ağızda tutulması, çürük açısından risk oluşturabiliyor. Bu nedenle yaklaşık 12. aydan itibaren bardaktan içme becerisinin desteklenmesi ve biberondan kademeli olarak uzaklaşılması öneriliyor. 7. Düzenli İlaç Kullanan Bebeklerde Bireysel Risk Durumunu Göz Önünde Bulundurun Tanı konmuş bir hastalığı bulunan ve düzenli ilaç kullanması gereken bebeklerde ağız hijyeni alışkanlıklarının çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi önem arz ediyor. Kullanılacak ağız bakım ürünlerinin seçimi, beslenme düzeni ve diş hekimi kontrol sıklığının çocuğun çürük riskine göre belirlenmesi gerekiyor. Düzenli kontroller sayesinde çürük oluşmadan önce koruyucu önlemler alınması veya başlangıç aşamasındaki sorunların erken dönemde tespit edilebilmesi genel sağlığın korunmasında rol oynuyor. 8. İlk Diş Çıkar Çıkmaz Fırçalamaya Başlayın Bebeğin ilk süt dişleri çıkmaya başladığı andan itibaren ağız ve diş bakımına başlanmalı. Çocuğun yaşına uygun, yumuşak kıllı bir diş fırçası ve çürük riski göz önünde bulundurularak çocuk diş hekiminin önerdiği florürlü diş macunu kullanılmalı. Dişlerin günde iki kez, özellikle sabah, günün ilk öğününden sonra, ve gece yatmadan önce fırçalanması gerekiyor. 9. Emzik Kullanım Süresini Doğru Belirleyin Emzik kullanımı, özellikle ilk dönemlerde bebeğin sakinleşmesine yardımcı olabiliyor. Ancak emme alışkanlığının uzun süre devam etmesi, gelişmekte olan çene ve diş yapısı üzerinde istenmeyen etkilere yol açabiliyor. 18 aydan sonra devam eden emzik kullanımı, gelişmekte olan ağız ve yüz yapısını, çenelerin kapanış ilişkisini ve diş dizilimlerini etkileyebiliyor. Bu nedenle emziği bırakma sürecinde, çocuğun gelişim paterninin de göz önünde bulundurulması gerekiyor. 10. Diş Hekimi Kontrollerini İhmal Etmeyin Bebeğin ilk diş hekimi muayenesinin, ilk dişin sürmesinden sonraki 6 ay içinde yapılması öneriliyor. Böylece çürük riski değerlendirilebiliyor; ağız hijyeni, beslenme alışkanlıkları ve diş sağlığı konusunda aileye çocuğun bireysel gereksinimlerine özel olarak önem kazanan öneriler verilebiliyor. Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir, “Bebeklerde ağız ve diş sağlığı, yalnızca dişler çıktıktan sonra başlayan bir bakım süreci değildir. Beslenme alışkanlıklarından ağız hijyenine, biberon ve emzik kullanımından ilk diş hekimi kontrolüne kadar birçok faktör çocuğun ilerleyen yıllardaki ağız sağlığını etkiler. Ebeveynlerin ilk dişler çıktığı andan itibaren düzenli bakım ve kontrolleri bir rutin haline getirmesi, sağlıklı bir ağız yapısının korunmasına önemli katkı sağlar. Erken dönemde alınan küçük önlemler, ileride oluşabilecek ciddi ağız hastalıklarının ve diş sorunlarının önüne geçebilir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Diş Kontrolü De Okul Hazırlığının Bir Parçası Olmalı! Haber

Diş Kontrolü De Okul Hazırlığının Bir Parçası Olmalı!

Diş çürüklerinin her zaman ağrıya yol açmadığına dikkat çeken Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bir çocuğun herhangi bir şikayetinin olmaması, ağız ve diş sağlığında sorun bulunmadığı anlamına gelmez. Ağrı ortaya çıktığında ise sorun daha ileri bir aşamaya ulaşmış olabilir.” dedi. Düzenli diş hekimi ziyaretlerinin çocukların klinik ortama alışmasını ve diş hekimi korkusunun azalmasını sağladığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şen, ailelerin ağız ve diş sağlığı kontrolünü okul hazırlık listesinin ayrılmaz bir parçası haline getirmesi önerdi. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, okul öncesinde çocukların ağız ve diş sağlığı kontrolünden geçirilmesinin önemi hakkında açıklamalarda bulundu. Okul başlamadan önce diş kontrolü ihmal edilmemeli! Yeni eğitim-öğretim dönemi yaklaşırken çocukların kırtasiye, kıyafet gibi okul ihtiyaçlarının tamamlandığını ancak çoğu zaman ağız ve diş sağlığı kontrolünün hazırlık listesi dışında kaldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Oysa okul öncesinde gerçekleştirilen rutin diş muayenesi, erken dönemde fark edilmeyen çürüklerin, diş eti sorunlarının, sürme bozukluklarının ve ağız alışkanlıklarının belirlenmesi açısından önem taşıyor.” dedi. Çocuklarda ağız ve diş sağlığının genel sağlık, beslenme, uyku ve okul performansıyla yakından ilişkili olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Aileler okul başlamadan önce diş kontrolünü ihmal etmemeli. Diş çürüğü başlangıç aşamasında her zaman ağrıya yol açmayabilir. Bir çocuğun herhangi bir şikayetinin olmaması, ağız ve diş sağlığında sorun bulunmadığı anlamına gelmez. Ağrı ortaya çıktığında ise sorun daha ileri bir aşamaya ulaşmış olabilir. Bu nedenle okul öncesi kontrol, olası problemlerin çocuk ağrı yaşamadan ve okul düzeni etkilenmeden değerlendirilmesine imkan verir. Ağız ve diş sorunlarının yalnızca ağızla sınırlı olduğu düşünülmemeli. Ağrı, çiğneme güçlüğü ve uykusuzluk çocuğun günlük yaşamını doğrudan etkileyebilir. Okul döneminde ortaya çıkan acil diş tedavisi ihtiyacı, çocuğun derslerden uzak kalmasına ve okul rutininde aksamalara da yol açabilir. Koruyucu yaklaşımın temel amacı, sorun büyümeden önlem almaktır.” açıklamasını yaptı. Süt dişleri ‘nasıl olsa düşecek’ diye ihmal edilmemeli! Toplumda süt dişlerinin geçici olduğu için tedavi edilmesine gerek bulunmadığı yönünde yanlış bir inanış olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Süt dişleri çocuğun sağlıklı beslenmesi, doğru çiğnemesi ve konuşma gelişimi açısından önemli görevler üstlenir.” dedi. Süt dişlerinin, daimi dişler için ağızda yer tuttuğunu ve onların doğru konumda sürmesine rehberlik ettiğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Erken kaybedilen bir süt dişi, komşu dişlerin boşluğa kaymasına ve ilerleyen dönemde yer darlığına neden olabilir. Bu nedenle süt dişindeki çürük ‘nasıl olsa düşecek’ düşüncesiyle ertelenmemeli; çocuk diş hekimi tarafından değerlendirilmelidir.” diye konuştu. İlk diş hekimi ziyareti acil durumla başlamamalı! Çocuğun diş hekimiyle ilk karşılaşmasının ağrılı ve acil bir tedavi sırasında gerçekleşmesinin kaygıyı artırabileceğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Şen, rutin kontrollerin çocuğun klinik ortamına alışmasına da yardımcı olduğunu söyledi. “Çocuk diş hekimliğinde güven ilişkisi çok değerlidir.” diyen Şen, “Şikayet yokken yapılan kısa ve olumlu bir tanışma muayenesi, çocuğun diş hekimini korkulacak biri olarak değil, sağlığını koruyan bir kişi olarak tanımasını sağlar. Düzenli ziyaretler sayesinde çocuk hem ortamı tanır hem de ağız bakımının yaşam boyu sürdürülmesi gereken doğal bir sağlık alışkanlığı olduğunu öğrenir.” ifadelerini kullandı. Okul öncesi kontrolde nelere bakılıyor? Rutin diş muayenesinin yalnızca çürük kontrolünden ibaret olmadığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Muayenede çocuğun yaşına ve ihtiyacına göre; dişlerde başlangıç veya ilerlemiş çürük bulunup bulunmadığı, diş eti ve ağız içi dokuların durumu, süt ve daimi dişlerin sürme süreci, çiğneme ve kapanış ilişkisi, erken süt dişi kaybı veya yer darlığı riski, parmak emme, ağız solunumu, dudak ya da kalem ısırma gibi alışkanlıklar, diş fırçalama tekniği ve ağız bakım alışkanlıkları ve çocuğun çürük riskine göre koruyucu uygulama gereksinimleri göz önünde bulundurulur.” dedi. Her çocuğun ağız yapısının, beslenme alışkanlıklarının ve çürük riskinin farklı olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Şen, şunları söyledi: “Kontrol aralığı standart bir takvim yerine çocuk diş hekiminin bireysel değerlendirmesiyle belirlenmeli. Muayene sonucunda çocuğun yaşına ve çürük riskine göre florür uygulamaları, fissür örtücü gibi koruyucu işlemler veya ağız bakım eğitimi planlanabilir. Amaç yalnızca mevcut sorunu tedavi etmek değil, yeni sorunların oluşma riskini de azaltmaktır.” Diş fırçalama sorumluluğu küçük yaşta tamamen çocuğa bırakılmamalı! Okul öncesi çocukların el becerilerinin dişlerin tüm yüzeylerini etkili biçimde temizlemek için her zaman yeterli olmayabileceğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Çocuğun kendi dişini fırçalamasına izin verilmeli, ancak son kontrol ve gerekli tamamlama ebeveyn tarafından yapılmalı.” dedi. Fırçalamanın bir görev ya da ceza gibi sunulmaması gerektiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Sabah ve akşam günlük rutinin doğal bir parçası haline getirilmeli. Yaşa uygun diş fırçası ve florürlü diş macunu seçimi çocuk diş hekiminin önerisi doğrultusunda yapılmalı. Kullanılan macun miktarı çocuğun yaşına göre düzenlenmeli.” şeklinde konuştu. Diş hekimi korkusunu artıran cümlelerden kaçının! Muayene öncesinde ebeveynlerin kullandığı dilin çocuğun yaklaşımını etkilediğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Şen, “‘Korkma, acımayacak, iğne yapılmayacak’ gibi cümleler iyi niyetli olsa da çocuğun zihninde ağrı ve korku çağrışımı oluşturabilir.” uyarısını yaptı. Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Çocuğa ‘dişlerini saydıracağız, dişlerinin sağlıklı büyümesine yardımcı olacağız’ gibi sade ve olumlu ifadeler kullanılabilir. Geçmişte yaşanan olumsuz diş hekimi deneyimlerinin çocuğun yanında anlatılmaması da önemlidir. Muayeneyi sürpriz bir olay haline getirmek yerine kısa, dürüst ve yaşına uygun biçimde açıklamak çocuğun güvenini destekler.” önerisinde bulundu. Ağız ve diş sağlığı kontrolü okula hazırlık listesinin bir parçası olmalı! Okul öncesinde yapılacak kısa bir kontrolün, dönem içinde yaşanabilecek daha kapsamlı sorunların önüne geçebileceğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Şen, sözlerini şöyle tamamladı: “Sağlıklı dişler; rahat çiğneme, kaliteli uyku, anlaşılır konuşma ve özgüvenli bir gülümseme için önemlidir. Ailelerin okul hazırlığı yaparken ağız ve diş sağlığını da bu sürecin ayrılmaz bir parçası olarak görmesini öneriyoruz. Çocuklarda hedef, ağrı başladığında müdahale etmek değil; düzenli kontrol ve doğru alışkanlıklarla ağız sağlığını korumaktır.” Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.91996 Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çocuklarda Ağız ve Diş Sağlığında Doğru Alışkanlıkların Önemi Haber

Çocuklarda Ağız ve Diş Sağlığında Doğru Alışkanlıkların Önemi

Çocuklarda diş fırçalama yalnızca ağız ve diş sağlığını korumaya yönelik bir rutin olarak değerlendirilmemelidir. Diş fırçalama, çocukluk döneminden itibaren önem arz eden, diş tedavilerinin ilk adımıdır. Düzenli ve doğru şekilde idame ettirilen ağız bakımı alışkanlıkları, ilerleyen yaşlarda oluşabilecek birçok problemin önlenmesine yardımcı olur. İlk süt dişleri genellikle bebekliğin 6–12. ayları arasında çıkmaya başlar. Bu dönemden itibaren ağız hijyeni rutinleri bir alışkanlık olarak devam ettirilmelidir. Ortalama 2,5–3 yaş civarında tamamlanan 20 süt dişi, düzenli olarak temizlenmediğinde çürük ve enfeksiyon açısından ciddi risk oluşturabilir. Süt dişleri nasıl olsa değişecek düşüncesi doğru değildir. Süt dişlerinin sağlıklı olması; çocuğun beslenmesi, konuşma gelişimi, çene gelişimi ve ileride çıkacak olan daimi dişlerin sağlıklı sürmesi ve dizilimi açısından büyük önem taşır. Çocuklarda diş fırçalama alışkanlığı nasıl kazandırılmalı? Çocukların alışkanlık kazanmasında ebeveynlerin rolü çok büyük. Çocuklar özellikle erken yaşlarda ailelerini gözlemleyerek öğrenir. Bu nedenle anne ve babaların diş fırçalamayı birlikte yapılan keyifli bir rutin haline getirmesi önemlidir. Diş fırçalama bir zorunluluk veya ceza gibi değil, günlük yaşamın doğal bir parçası olarak aktarılmalıdır. Ebeveynlerin bu sürece aktif katılım göstermesi, çocukların ağız bakımını benimsemesini ve sürdürülebilir bir alışkanlık haline getirmesine yardımcı olur. Daimi dişlerin tamamlandığı zamana kadar, dişler mutlaka ebeveyn kontrolünde fırçalamalıdır. Süt dişlerinin yerlerin daimi dişlere bırakmaya başladığı karma dişlenme dönemlerinde, yeterli ağız hijyeninin sağlanması ve dişlerin sürmelerini sağlıkla tamamlaması ilerleyen dönemlere taşınabilecek büyük problemlerin önlenebilmesi için önemlidir. Çocuklarda diş macunu kullanımı nasıl olmalı? Çocuklarda kullanılan diş macununun miktarı yaşa göre belirlenmelidir. 3 yaşına kadar pirinç tanesi büyüklüğünde, 3–6 yaş arasında ise bezelye tanesi büyüklüğünde diş macunu kullanılması önerilir. Dişlerin günde iki kez, doğru teknikle fırçalanması ağız ve diş sağlığının temelini oluşturur. Bunun yanında düzenli diş hekimi kontrolleri de erken dönemde oluşabilecek problemlerin ilerlemeden tespit edilmesi açısından önemlidir. Probiyotiklerin ağız ve diş sağlığı üzerinde nasıl bir etkisi bulunuyor? Dünya Sağlık Örgütü probiyotikleri, “yeterli miktarda alındığında sağlık yararı sağlayan canlı mikroorganizmalar” olarak tanımlıyor. Güncel araştırmalar, belirli probiyotik suşlarının diş çürüğüne neden olan bazı bakterilerin seviyesini azaltabileceğini gösteriyor. Bunun yanında probiyotiklerin tükürük akış hızını artırması, tükürüğün pH dengesini ve tamponlama kapasitesini desteklemesi, ağız ortamının çürüğe karşı daha dirençli hale gelmesine katkı sağlayabiliyor. Ancak probiyotiklerin diş fırçalama ve düzenli ağız bakımının yerine geçmediğini özellikle belirtmek gerekir. Sağlıklı bir ağız için temel yaklaşım; doğru fırçalama, dengeli beslenme ve düzenli diş hekimi kontrolleridir. Diş sağlığı ile genel sağlık arasında nasıl bir ilişki bulunuyor? Ağız sağlığı, vücudun genel sağlığından bağımsız olarak değerlendirilmemelidir. Diş enfeksiyonlarının önlenmesi yalnızca ağız ve diş sağlığı açısından değil, genel sağlık açısından da önem taşır. Düzenli diş fırçalama, diş eti problemlerinin ve enfeksiyonların önlenmesine yardımcı olur. Ağızda oluşan enfeksiyonların kontrol altında tutulması, özellikle kalp sağlığı gibi hayati önem taşıyan durumlar açısından da önemlidir. Çocuklarda ekran karşısında yemek yemek neden risk oluşturuyor? Günümüzde tablet ve telefon kullanımı çocukların günlük yaşamının önemli bir parçası haline geldi. Ancak ekran karşısında yemek yemek, ağız ve diş sağlığı açısından göz ardı edilmemesi gereken riskler oluşturabiliyor. Ekran karşısında yemek yerken çiğneme süresi istemsiz olarak uzayabilir veya çocuklarda gıdaları ağız içerisinde bekletme alışkanlığı gelişebilir. Özellikle karbonhidrat ve şeker içeren besinlerin ağızda uzun süre kalması, çürük oluşum riskini artırabilir. Ayrıca ekran karşısında yemek sırasında çocuğun yemeğe odaklanmaması, ağız açık şekilde yemek yeme alışkanlığı kazanmasına sebebiyet vererek çenelerin gelişimini olumsuz etkileyebilir. Ekran kullanımında duruş bozuklukları da çocukların ağız ve diş gelişimini etkileyebilir mi? Evet, uzun süre tablet veya telefon kullanımı sırasında oluşan duruş bozuklukları çocukların gelişimini etkileyebilir. Özellikle cihazların göz hizasının altında tutulması, başın sürekli öne eğik pozisyonda kalmasına neden olur. Bu durum zaman içerisinde boyun postürünü, solunum fonksiyonlarını ve çene gelişimini etkileyebilir. Çocuklarda uzun süreli yanlış duruş alışkanlıkları, çene eklemi sağlığı açısından da risk oluşturabilir. Çene eklemi ve ağız solunumu açısından aileler nelere dikkat etmeli? Diş sıkma, travmalar ve postür bozuklukları çene eklemi problemlerinde sık karşılaşılan nedenler arasında yer alıyor. Zaman içerisinde çene hareketlerinde kısıtlılık, çiğneme sırasında zorlanma veya eklemden ses gelmesi gibi belirtiler görülebiliyor. Bunun yanında uzun süreli ekran kullanımı bazı çocuklarda ağızdan nefes alma alışkanlığını da tetikleyebilir. Ağızdan nefes alma; dilin doğru pozisyonda konumlanmasını engelleyerek üst çene gelişimini etkileyebilir. Erken dönemde fark edilmeyen bu durumlar, ilerleyen süreçte çene darlıkları, kapanış bozuklukları ve yüz gelişimiyle ilgili problemlere yol açabilir. Bu nedenle çocukların yalnızca diş sağlığı değil, nefes alma şekli, duruşu ve genel ağız gelişimi de bütüncül olarak değerlendirilmelidir. Ebeveynlere son olarak ne önerirsiniz? Çocuklarda sağlıklı bir ağız yapısının temeli erken yaşlarda atılır. Düzenli diş fırçalama, doğru ürün kullanımı, dengeli beslenme, ekran kullanım alışkanlıklarının kontrol edilmesi ve düzenli diş hekimi kontrolleri çocukların yaşam boyu ağız sağlığını destekleyecek olan ilk ve en önemli adımlardır. Ağız ve diş sağlığı yalnızca estetik bir konu değil; çocuğun genel sağlığının, gelişiminin ve yaşam kalitesinin önemli bir parçasıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ağız Sağlığı Her Yaşta Önemli! Haber

Ağız Sağlığı Her Yaşta Önemli!

20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü kapsamında açıklamalar yapan Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen ile Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, süt dişlerinden ergenliğe, yetişkinlikten yaşlılığa kadar her dönemde ağız bakımının büyük önem taşıdığını vurguladı. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen ile Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, Dünya Diş Hekimleri Birliği tarafından bu yıl ki teması ‘Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ olarak belirlenen 20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü kapsamında, tüm yaşam boyunca korunması gereken alışkanlıklar ve farklı yaş dönemlerine göre dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi. Süt dişleri, kalıcı dişler ve gelişim için önemli! Süt dişlerinin sağlığı neden önemli olduğu konusuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Süt dişleri 6. aydan başlayarak 12 yaşa kadar ağızda kalır.” dedi. Bu uzun zaman aralığında süt dişlerinin pek çok farklı konuda bireye hizmet ettiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Gıdaların çiğnenmesini sağlayarak çocuğun beslenmesini ve büyümesini destekler. Kalıcı dişler için yer tutar, onların doğru pozisyonda çıkmasını sağlar. Konuşma gelişimini destekler, seslerin doğru telaffuzuna yardımcı olur. Çene kemiklerinin ve dental arkın gelişimini stimüle eder. Estetik görünüm ve çocuğun özgüvenini olumlu etkiler. Süt dişlerinin erken kaybı komşu dişlerin devrilmesine dolayısıyla alttaki daimi dişin yerinde sürememesine veya yanlış pozisyonda sürmesine neden olabilir.” açıklamasını yaptı. Karyojenik gıdalar, erken yaşta sınırlanmalı! Doğru beslenmenin küçük yaşta kazandırılmasının önemine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Karyojenik gıda tanımı iyi öğrenilmeli. Karyojenik gıda; diş çürüğüne yol açabilen yiyecek ve içeceklerin tamamını ifade eder.” dedi. Diş çürüğüne yalnızca şekerli gıdaların neden olmadığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Kraker, cips, beyaz ekmek veya tuzlu kurabiye gibi nişastalı ve ağızda kolay yapışan gıdalar da dişler üzerinde uzun süre kalarak çürük oluşumuna katkıda bulunabilir. Bu nedenle ara öğünlerde tüketilen bu tür yiyeceklerin sıklığını azaltmak önemlidir. Bunun yerine elma, havuç gibi lifli gıdalar tercih edilmesi hem ağız temizliğine yardımcı olur hem de dişlerin daha sağlıklı kalmasına katkı sağlar. Çocuğumuzu alıkoyamıyorsak da tükürük akışının yoğun olduğu ana öğünlerden sonra vermeli, gün içinde karyojenik gıdalarla sık sık atıştırmasına izin vermemeli böylece maruziyet sıklığını azaltmalıyız.” şeklinde konuştu. Ergenlik döneminde hormonal değişimler, diş ve diş eti sağlığını olumsuz etkiliyor! Ergenlik döneminde hormonal değişimler, özellikle östrojen, progesteron ve testosteron seviyelerindeki artışın, diş ve diş eti sağlığını olumsuz etkilediğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu değişiklikler diş etlerini daha hassas hale getirerek iltihaplanma riskini artırır. Hormonlar diş etlerindeki kan akışını artırır, bu da plak ve bakterilere karşı anormal reaksiyonlara yol açar. Diş etleri şişer, kızarır, parlaklaşır ve kolay kanar; ‘ergenlik gingiviti’ olarak bilinen bu durum yaygındır. Ergenlik döneminde tükürük akışı azalarak çürük riskini yükseltir ve plak birikimini kolaylaştırır. Düzenli fırçalama, diş ipi kullanımı ve profesyonel kontrollerle etkiler minimize edilebilir. Hormonal dalgalanmalar sırasında ağız hijyeni kritik önem taşır.” Diş ve çene bozuklukları erken düzeltilmeli! Diş teli ve diğer ortodontik tedavilerin zamanında uygulanması gerektiğini de hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Çocukluk döneminde ortaya çıkabilecek çene ve diş gelişim bozukluklarının erken dönemde fark edilip düzeltilmesi açısından önem taşır. Ağız solunumu, uzun süre emzik kullanımı veya parmak emme gibi alışkanlıklar dişlerin dizilişini ve çene gelişimini olumsuz etkileyerek çapraşıklıklara yol açabilir. Ayrıca süt dişlerinin erken kaybı sonucunda oluşan dişsiz boşluklar da dişlerin yer değiştirmesine ve ark yapısının bozulmasına neden olabilir. Bu nedenle bu tür durumlarda erken dönemde uygulanan koruyucu veya önleyici ortodontik tedaviler büyük önem taşır.” İhmal edilen ağız bakımı, yetişkinlikte de diş sorunlarına yol açar! Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz ise yetişkinlik döneminde ağız bakımının ihmal edilmesinin, düzensiz diş hekimi kontrollerinin ve bazı sistemik faktörlerin çeşitli diş ve diş eti problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabileceğine dikkat çekti. Yetişkinlerde en sık karşılaşılan diş sorunlarını açıklayan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Diş çürükleri, diş eti hastalıkları, diş eti çekilmesi, diş hassasiyeti, diş aşınmaları ve ağız kokusu (halitozis) sıklıkla karşılaşılan sorunlar arasında. Ağız ve diş sağlığımızı korumak için, dişler günde en az iki kez doğru teknikle fırçalanmalı, diş ipi veya ara yüz temizleyicileri düzenli kullanılmalı, şekerli ve asitli gıdaların tüketimi sınırlandırılmalı, en az 6 ayda bir diş hekimi kontrolü yapılmalıdır.” dedi. Ağız sağlığı, bakım kadar hormon, stres ve beslenmeyle de ilgili! Ağız ve diş sağlığının, yalnızca ağız bakım alışkanlıklarıyla değil; hormonal değişimler, psikolojik durum ve beslenme düzeni gibi birçok faktörle yakından ilişkili olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, şunları söyledi: “Özellikle hamilelik dönemi, yoğun stres ve dengesiz beslenme alışkanlıkları ağız sağlığını doğrudan etkileyebilen önemli etkenler arasında yer alır. Hamilelik döneminde vücutta meydana gelen hormonal değişiklikler diş eti dokularını daha hassas hale getirebilir. Mide bulantısı ve kusma gibi durumlar da ağız içi asit seviyesini artırarak diş minesinde aşınmaya neden olabilir. Yoğun stres, ağız ve diş sağlığını hem doğrudan hem de dolaylı olarak etkileyebilir. Stres altında bazı bireylerde diş sıkma ve gıcırdatma (bruksizm) alışkanlığı gelişebilir. Bu durum dişlerde aşınmaya, çene ekleminde ağrıya ve baş ağrılarına yol açabilir. Ayrıca stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak diş eti hastalıklarına yatkınlığı artırabilir. Stresli dönemlerde ağız bakımının ihmal edilmesi ve düzensiz beslenme alışkanlıkları da ağız sağlığını olumsuz etkileyen faktörler arasında yer alır. Beslenme düzeni ağız ve diş sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar. Özellikle şekerli ve rafine karbonhidrat içeren gıdaların sık tüketilmesi, ağız içindeki bakterilerin asit üretimini artırarak diş çürüğü oluşumuna zemin hazırlar. Buna karşılık; kalsiyum, fosfor ve vitamin açısından zengin besinler diş ve kemik dokusunun sağlığını destekler. Süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, balık ve kuruyemişler diş sağlığı açısından faydalı besinler arasında yer alır. Ayrıca yeterli su tüketimi ağız içi temizliğin desteklenmesine ve tükürük üretiminin artmasına yardımcı olur.” Ağız ve diş sağlığının korunması, yaşamın her döneminde büyük önem taşır! Yaşlanma sürecinin, vücudun birçok sisteminde olduğu gibi ağız ve diş sağlığında da çeşitli değişikliklere neden olabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “İleri yaşlarda diş kaybı, ağız kuruluğu ve protez kullanımı daha sık görülür. Bunun temel nedeni, yıllar içinde biriken ağız sağlığı problemleri, sistemik hastalıklar ve kullanılan ilaçların ağız dokuları üzerindeki etkileridir.” dedi. Yaşlılık döneminde ağız sağlığını korumak için önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Ağız ve diş sağlığının korunması, yaşamın her döneminde olduğu gibi özel fizyolojik veya yaşam tarzı değişikliklerinin yaşandığı dönemlerde de büyük önem taşır. Bu süreçte ağız bakımına özen göstermek, olası diş ve diş eti problemlerinin önlenmesine yardımcı olur. Ağız sağlığını korumak için; dişler günde en az iki kez, uygun teknikle ve florür içeren diş macunu kullanılarak fırçalanmalıdır. Diş fırçasının ulaşamadığı bölgelerde biriken plak ve gıda artıklarının uzaklaştırılması için diş ipi veya ara yüz fırçaları kullanılmalı. Şekerli ve asitli gıdaların sık tüketiminden kaçınılmalı. Su tüketimi ağız içinin nemli kalmasına yardımcı olur ve bakterilerin oluşturduğu asitlerin etkisini azaltır. Olası diş ve diş eti hastalıklarının erken dönemde tespit edilebilmesi için düzenli diş hekimi kontrolleri ihmal edilmemeli.” ifadelerini kullandı. Doğal dişler ile protez ihtiyacı arasında denge önemli! Ağız ve diş sağlığında temel amacın, mümkün olduğunca doğal dişlerin korunması ve ağız fonksiyonlarının sürdürülebilir şekilde devam ettirilmesi olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz “Ancak çeşitli nedenlerle diş kaybı meydana geldiğinde, çiğneme fonksiyonunun ve estetiğin yeniden sağlanabilmesi için diş protezleri önemli bir tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkar.” dedi. Bu nedenle tedavi planlamasında doğal dişlerin korunması ile protez kullanımının gerekliliği arasında doğru bir denge kurulmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Protez tedavileri; hareketli protezler, sabit köprü protezleri veya implant destekli protezler şeklinde planlanabilir. Tedavi seçeneği belirlenirken hastanın ağız içi durumu, kemik yapısı, mevcut dişlerin sağlığı ve genel sağlık durumu dikkate alınır.” açıklamasını yaptı. Ağız sağlığına gösterilen özen, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın anahtarı! Yaşam boyu ağız sağlığını korumak için temel üç alışkanlığın düzenli ve doğru ağız bakımı, dengeli ve sağlıklı beslenme ile düzenli diş hekimi kontrolleri olduğunu yineleyen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu yıl için belirlenen ‘mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ teması; ağız ve diş sağlığının yalnızca estetik bir gülüşten ibaret olmadığını, genel sağlığın önemli bir parçası olduğunu vurgular. Sağlıklı dişler ve diş etleri, doğru beslenme, rahat konuşma ve güçlü bir yaşam kalitesi için temel bir rol oynar. Düzenli ağız bakımı ve diş hekimi kontrolleri sayesinde yalnızca ağız hastalıkları değil, genel sağlık üzerinde de olumlu bir etki sağlanabilir. Bu nedenle ağız sağlığına gösterilen özen, daha sağlıklı, konforlu ve mutlu bir yaşamın önemli bir adımıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.