Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Süt Ürünleri

Kapsül Haber Ajansı - Süt Ürünleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Süt Ürünleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gıdada Kritik Süre Bir Saate İniyor! Haber

Gıdada Kritik Süre Bir Saate İniyor!

Hava sıcaklıklarının yükselmesi, özellikle et ve süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, pişmiş yemekler ve soğuk mezelerde mikroorganizmaların çoğalması için uygun koşullar oluşturuyor. Yaz aylarında market alışverişinden eve teslimata, piknik sofralarından açık büfelere kadar uzanan süreçte soğuk zincirin korunması, gıda kaynaklı enfeksiyonların önlenmesinde büyük önem taşıyor. “Soğuk zincirin son halkası tüketicinin mutfağı” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, gıda güvenliğinin üretimden tüketime uzanan kapsamlı bir sorumluluk alanı olduğunu ve soğuk zincirin son halkasını tüketicinin mutfağının oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: “Gıda sanayisi, üretim tesislerinden depolama ve dağıtım süreçlerine kadar her aşamada hijyen, izlenebilirlik ve kalite standartlarını gözeten kapsamlı bir sistem içinde faaliyet gösteriyor. Ancak ürünün güvenli yolculuğu satış noktasıyla sona ermiyor. Marketten eve taşıma, buzdolabında saklama, hazırlama ve servis koşulları da bu zincirin korunmasında belirleyici rol oynuyor” Sidar, TÜGİS’in bu alandaki çalışmalarına da değinerek, “Alanındaki bilimsel gelişmeleri yakından izleyen, sahip olduğu uzmanlıkla sektörümüze ve kamuoyuna yol gösteren TÜGİS Bilim Kurulu’nun katkılarıyla gıda güvenliğine ilişkin doğru ve güvenilir bilgileri toplumun geniş kesimlerine ulaştırmayı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı. 32 derecenin üzerinde kritik süre bir saate iniyor Hava sıcaklığının 32 dereceyi aştığı otomobil, piknik alanı, plaj ve açık hava ortamlarında ise bu süre bir saate kadar düşüyor. TÜGİS Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nevzat Artık, sıcak havalarda gıdanın görünümünde ya da kokusunda herhangi bir değişiklik oluşmadan da mikroorganizmaların çoğalabileceğine dikkat çekti. Yaz aylarında yalnızca hangi gıdanın tüketildiğine odaklanmanın yeterli olmadığını kaydeden Artık, “Gıdanın ne kadar süre ve hangi sıcaklıkta beklediği de belirleyici rol oynar. Özellikle et, tavuk, balık, yumurta, süt ürünleri, pişmiş yemekler ve kesilmiş meyveler sıcak ortamda uzun süre tutulmamalıdır. Hava sıcaklığının 32 derecenin üzerine çıktığı koşullarda bir saat, gıda güvenliği açısından kritik sınır olarak kabul edilmelidir. Bu sürenin aşıldığı kolay bozulan gıdalar yeniden soğutulmamalı ve tüketilmemelidir” dedi. Araçta geçen süre riski artırıyor Sıcak havalarda soğuk zincirin marketten çıktıktan sonra da korunması gerekiyor. Yaz aylarında araçların kısa süre içinde gıdalar açısından elverişsiz bir ortama dönüşebildiğini belirten Artık, “Soğuk ürünlerin araçta bekletilmesi, özellikle alışveriş sonrasında başka işlerin yapılması veya ürünlerin uzun süre bagajda bırakılması soğuk zinciri kesintiye uğratabilir.” dedi. Paket servisle gelen yemeklerin de teslim alındıktan sonra uzun süre oda sıcaklığında bırakılmaması gerektiğini ifade eden Artık, hemen tüketilmeyecek ürünlerin kısa sürede soğutulmasını ve buzdolabında muhafaza edilmesini önerdi. Gıdanın kötü kokmaması güvenli olduğu anlamına gelmiyor Salmonella, Listeria ve E. Coli gibi hastalık yapıcı bakterilerin bulunduğu gıdaların her zaman kötü koku, renk değişikliği veya farklı bir görünümle kendini belli göstermediğine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Artık, görünüşü normal olan bir gıdada da hastalık yapıcı mikroorganizmaların bulunabileceğini vurguladı. Pişen yemeklerin büyük tencere içinde uzun süre soğumaya bırakılmaması gerektiğini belirten Artık, “Artan yemekler için küçük ve sığ kaplara bölünerek kısa sürede buzdolabına kaldırılmalıdır. Yeniden tüketilecek yemeklerin yalnızca yüzeyi ısıtılmamalı, tamamının yeterli sıcaklığa ulaşması sağlanmalıdır. Güvenli saklama süresi konusunda tereddüt yaratan gıdalar tadına bakılarak kontrol edilmemelidir” ifadelerini kullandı. Çocuklar, yaşlılar, hamileler ve bağışıklık sistemi zayıf bireylerin gıda kaynaklı enfeksiyonlardan daha ağır etkilenebildiğini hatırlatan Artık, ishal, ateş, kusma, şiddetli karın ağrısı veya sıvı kaybı belirtilerinin görülmesi hâlinde sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini söyledi. TÜGİS hakkında: Ülkemizin ilk işveren sendikalarından TÜGİS, aynı zamanda Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) kurucu üyesidir. Üyeleri arasında ülkemizin önde gelen üreticilerinin yer aldığı TÜGİS, yarım asrı aşkın süredir Türk gıda sanayiinin gelişmesi ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün artırılması adına öncü çalışmalara imza atmaktadır. TÜGİS, faaliyetlerine başladığı 1961 yılından bu yana sosyal diyaloğa, çalışma barışına ve gıda sanayiinin gelişimine kesintisiz katkıda bulunan yenilikçi bir sivil toplum örgütüdür. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Matlı’nın Üretim Ölçeği İSO Listelerine Üç Şirketle Yansıdı Haber

Matlı’nın Üretim Ölçeği İSO Listelerine Üç Şirketle Yansıdı

Proyem İSO 500’de 152’nci, Keskinoğlu 160’ıncı sıraya yerleşirken, Yörsan İSO İkinci 500’de 47 basamak yükselerek 175’inci sırada yer aldı. Temelleri 1965 yılında Bursa’nın Karacabey ilçesinde atılan Matlı Şirketler Grubu; üretim tesisleri, tedarik ağı, Ar-Ge merkezleri, ulusal markaları ve 81 ile ulaşan bayi yapılanmasıyla tarımsal ham maddeden nihai ürüne, üretimden markalaşmaya uzanan bütünleşik sanayi yapısıyla Türkiye’nin önde gelen gıda grupları arasında yer alıyor. Grubun ulaştığı üretim ölçeği, İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan 2025 yılı Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu ve İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmalarına üç şirketle yansıdı. Üretim zincirinin üç önemli halkası listelerde Matlı Şirketler Grubu bünyesinde yem üretimi alanında faaliyet gösteren Proyem, İSO 500’de 152’nci sırada yer aldı. Piliç eti, yumurta ve ileri işlenmiş gıda üretimi gerçekleştiren Keskinoğlu ise listede 160’ıncı oldu. Süt ve süt ürünleri alanında faaliyet gösteren Yörsan, Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesine 175’inci sıradan girdi. Böylece Matlı Şirketler Grubu’nun hayvan besleme, yumurta ve piliç eti ile süt ve süt ürünlerindeki üretim kapasitesi, İSO araştırmalarında üç ayrı şirketle karşılık buldu. Yörsan bir yılda 47 basamak yükseldi Matlı Şirketler Grubu’nun 2022 yılında bünyesine kattığı Yörsan, İSO İkinci 500’deki yükselişiyle öne çıktı. Geçen yıl listeye ilk kez 222’nci sıradan giren Yörsan, bu yıl 47 basamak ilerleyerek 175’inci sıraya yerleşti. Yörsan’ın yeniden üretime kazandırılmasının ardından ürünler 2023 yılında tüketicilerle buluşturuldu. Üretim altyapısına, dağıtım ağına, ürün portföyüne ve marka iletişimine yönelik çalışmalarla desteklenen Yörsan, Susurluk’taki tesisinde günlük 1.500 ton çiğ süt işleme kapasitesine sahip bulunuyor. Yörsan’ın İSO İkinci 500’de bir yılda kaydettiği yükseliş, köklü bir markanın yeniden üretimle buluşturulmasının ve yapılan yatırımların sanayi performansına yansıması açısından önem taşıyor. Proyem’in İSO 500 yolculuğu 2017’de başladı Matlı Şirketler Grubu’nun yem üretimindeki ana kuruluşu Proyem’in İSO 500 yolculuğu, ilk kez yer aldığı 2017 yılı listesiyle başladı. Proyem, bu yıl elde ettiği 152’ncilikle grubun İSO 500’de en üst sırada yer alan şirketi oldu. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki üretim tesisleriyle faaliyet gösteren Proyem, Matlı Şirketler Grubu’nun tarımsal ham madde, hayvan besleme, hayvancılık ve gıda üretimi arasındaki bağlantıyı kuran temel unsurlarından birini oluşturuyor. Keskinoğlu Matlı bünyesinde 160’ıncı sırada İSO 500’de 2021 yılından bu yana yer alan Keskinoğlu, Matlı Şirketler Grubu bünyesinde açıkladığı son sonuçla listede 160’ıncı sıraya yerleşti. Matlı Şirketler Grubu’nun 2023 yılında bünyesine kattığı Keskinoğlu; piliç eti, sofralık yumurta, pastörize yumurta, ileri işlenmiş gıda ve ambalaj üretimine uzanan entegre yapısıyla faaliyet gösteriyor. Keskinoğlu’nun üretim altyapısı ile Proyem’in hayvan besleme alanındaki birikiminin aynı sistem içerisinde buluşması, grubun gıda değer zincirindeki üretim kapasitesini destekliyor. Özer Matlı: “İSO sonuçları üretim sistemimizin ortaya çıkardığı somut bir karşılıktır” Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, İSO sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bugün 29 şirketimizle tarımdan yeme, hayvancılıktan gıdaya, lojistikten enerji ve hizmet alanlarına uzanan geniş bir üretim sistemi yönetiyoruz. Proyem ve Keskinoğlu’nun İSO 500’de, Yörsan’ın ise İSO İkinci 500’de yer alması, yaptığımız yatırımların ortaya çıkardığı somut bir karşılıktır.” “Proyem’in üretimdeki köklü birikimi, Keskinoğlu’nun entegre yapısı ve Yörsan’ın bir yılda 47 basamak yükselmesi, farklı alanlarda yürüttüğümüz çalışmaların sonuçlarını gösteriyor. Bünyemizde yer alan şirketlerimizi üretim, teknoloji, dağıtım, istihdam ve marka yatırımlarıyla geliştirmeyi önemsiyoruz.” Yörsan’ın yeniden üretime kazandırılmasına ayrıca değinen Özer Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yörsan’ı bünyemize kattığımızda köklü bir değeri yeniden tüketiciyle buluşturmak üzere kapsamlı bir çalışma başlattık. Üretim hatlarını devreye aldık, istihdam oluşturduk, dağıtım yapısını geliştirdik ve markamızı yeniden Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırdık. Yörsan’ın İSO İkinci 500’de bir yılda 47 basamak yükselmesi, gerçekleştirdiğimiz çalışmaların üretim performansına yansıdığını ortaya koyuyor.” “Bizim için ölçek yalnızca şirket ya da tesis sayısıyla ifade edilmiyor. Oluşturduğumuz istihdam, birlikte çalıştığımız tedarikçiler, ülke geneline ulaşan bayi ağımız ve faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde ortaya çıkan ekonomik değer, ekosistemimizin asıl karşılığını oluşturuyor. Ar-ge ve inovasyona, üretime, teknolojiye, insan kaynağına ve markalarımıza yatırım yapmayı sürdüreceğiz.” 29 şirketle Türkiye’nin yedi bölgesinde Matlı Şirketler Grubu bugün 29 şirketi, 7 bini aşkın çalışanı, 10 binden fazla tedarikçisi, iki Ar-Ge merkezi ve 81 ilde 1.000’i aşkın bayisiyle faaliyetlerini sürdürüyor. Hayvan beslemeden süt, yumurta ve piliç eti üretimine; tarımsal ham madde tedarikinden lojistik, depolama ve dağıtıma kadar farklı süreçleri aynı yapı içerisinde yöneten Matlı Şirketler Grubu’nun üretim ölçeği, Proyem, Keskinoğlu ve Yörsan’ın İSO listelerindeki sonuçlarıyla bir kez daha ortaya kondu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Egeli Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçılarından 2026’nın İlk Yarısında 949 Milyon Dolar İhracat  ​​​​​​​ Haber

Egeli Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçılarından 2026’nın İlk Yarısında 949 Milyon Dolar İhracat  ​​​​​​​

Türkiye'nin su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatının yarısını tek başına gerçekleştiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, sektörün ihracattaki lokomotif gücü olmayı sürdürdü. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, Türkiye su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörünün 2025 yılında 4,04 milyar dolarlık ihracata ulaştığını açıklayarak, “Birliğimiz ise 1,84 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek Türkiye toplam ihracatının yaklaşık %45,5'ini tek başına gerçekleştirdi. 2026 yılının ilk altı ayına baktığımızda da bu güçlü performansın devam ettiğini görüyoruz. Türkiye genelinde sektörümüz 1 milyar 904 milyon dolar ihracat gerçekleştirirken, Birliğimiz yüzde 16 artışla 949 milyon dolar ihracata ulaştı. Böylece ülkemiz sektör ihracatının yarısı yine Ege İhracatçı Birlikleri tarafından gerçekleştirildi.” dedi. Türkiye geneli su ürünleri ihracatı yükselişini sürdürdü Türkiye geneli su ürünleri ihracatının ihracat birim fiyatlarındaki artışın da etkisiyle %14 artarak 1 milyar 110 milyon dolara ulaştığını söyleyen Başkan Demir, “Yumurta sektörümüz, kota artışı ve kuş gribi kaynaklı ihracatta yaşanan kısıtlamaların kalkmasıyla birlikte %70 artışla 287 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Buna karşılık kanatlı eti ihracatı uygulanan kısıtlamalar nedeniyle %41 azalarak 200 milyon dolara, süt ve süt ürünleri ihracatı ise artan maliyetler nedeniyle dünya fiyatları ile rekabet şansımız azaldığından %19 düşüşle 153 milyon dolara geriledi. Bal ihracatımız da %5 düşüşle 15 milyon dolar olarak gerçekleşti.” diye konuştu. Ege’de yumurta ihracatı sıçrama yaptı: yüzde 131 artış Ufuk Atakan Demir, “Birliğimiz özelinde ise; su ürünleri ihracatımız %14 artışla 755 milyon dolara ulaştı ve Türkiye'nin toplam su ürünleri ihracatının %68'i Birliğimiz üyeleri tarafından gerçekleştirildi. Yumurta ihracatımız %131 artışla 98 milyon dolara yükselirken; Kanatlı eti ihracatımız %19 azalışla 53 milyon dolar, süt ve süt ürünleri ihracatımız %31 azalışla 17 milyon dolar, bal ihracatımız ise %3 düşüşle 7 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Sektörümüz uzun yıllardır birçok önemli sorunla mücadele ediyor. Buna rağmen sektörümüz üretmeye, ihracat yapmaya ve yeni pazarlara ulaşmaya devam ediyor. Bu süreçte özellikle veteriner sağlık sertifikası bulunmayan ülkelere ihracatın önünün açılması amacıyla diplomatik ve teknik girişimlerimizi sürdürüyoruz.” dedi. Hedef 2026 sonunda 2 milyar dolar ihracat Başkan Demir, Türkiye genelinde su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörünün 2026 yılı ihracat hedefinin 4,3 milyar dolar, 2030 hedefinin ise 5 milyar dolar olduğunu söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Birliğimiz olarak 2026 yılı sonunda 2 milyar dolarlık ihracata ulaşmayı hedefliyoruz. Su ürünleri özelinde ise Türkiye'nin ihracat hedefi 2027 yılında 2,7 milyar dolar, 2030 yılında ise 3,5 milyar dolar olarak belirlenmiştir. Bu hedeflere ulaşabilmek için yılın ikinci yarısında da yoğun bir uluslararası tanıtım programı yürütmeye devam edeceğiz. Eylül ayından itibaren Singapur'da düzenlenecek Dünya Yumurta Konferansı'nda, İspanya'daki Conxemar Fuarı'nda, Fransa'daki SIAL Paris Fuarı'nda, Çin Fisheries & Seafood Expo ve China International Import Expo'da sektörümüzü temsil edeceğiz. Bunun yanında Uluslararası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresi'nde, ülkemizi temsil ettiğimiz FEAP Genel Kurulu'nda, Türkiye'nin tek su ürünleri ihtisas fuarı olan Future Fish'te ve 7. Yumurta Zirvesi'nde de aktif olarak yer alacağız.” Turkish Seafood markası dünya sofralarında güçleniyor Ufuk Atakan Demir, “Ticaret Bakanlığımızın destekleriyle yürüttüğümüz TURQUALITY projeleri kapsamında Türk gıda ürünlerinin küresel marka değerini artırmaya yönelik faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Özellikle ABD pazarında düzenlediğimiz etkinliklerle Türk lezzetlerini şeflere, satın almacılara, sektör profesyonellerine ve tüketicilere tanıtıyoruz. Ege, İstanbul ve Akdeniz İhracatçı Birlikleri iş birliğiyle yürüttüğümüz Turkish Seafood TURQUALITY Projesi kapsamında da yalnızca Türk su ürünlerinin tanıtımına odaklanan kapsamlı çalışmalar gerçekleştiriyoruz.” dedi. Seafood Expo Global Barcelona, Seafood Expo North America Boston ve Amsterdam Private Label Show gibi dünyanın en prestijli fuarlarında tadım etkinlikleri düzenlediklerini vurgulayan Demir, dünyaca ünlü şefler ve influencer'larla iş birlikleri gerçekleştirdiklerini dijital iletişim çalışmaları yürüttüklerini ve uluslararası sektör yayınlarında Turkish Seafood markasını görünür kıldıklarını sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turizm Rekoru Gıda Lojistiğini Hareketlendirdi Haber

Turizm Rekoru Gıda Lojistiğini Hareketlendirdi

Akca Lojistik, turizm bölgelerine yönelik sevkiyatlarının geçen yıla göre yüzde 10 arttığını açıklarken, sıcak hava nedeniyle soğuk zincir yönetiminin gıda kayıplarını önlemede kritik rol oynadığına dikkat çekiyor. Türkiye'nin yaz sezonuna girmesiyle birlikte turizm hareketliliği, gıda tedarik zincirinde de yoğunluğu artırdı. TÜİK verilerine göre geçen yıl Türkiye'yi ziyaret eden yaklaşık 64 milyon turistin 23,6 milyonu yalnızca Temmuz-Eylül döneminde ülkeye gelirken, oteller, restoranlar ve turizm bölgelerindeki perakende satış noktalarında artan gıda talebi lojistik operasyonlarını hızlandırdı. Akca Lojistik'in verilerine göre şirketin turizm bölgelerine yönelik sevkiyat hacmi 2025 yılında yüzde 10 artış gösterdi. Yaz aylarında özellikle yaş meyve-sebze, süt ürünleri ve sıcaklık kontrollü taşınması gereken gıdalarda operasyon yoğunluğu yükselirken, depolama, dağıtım ve soğuk zincir yönetimi sektörün en kritik başlıkları arasında yer alıyor. Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, Türkiye'nin turizmde ulaştığı büyüklüğün lojistik sektörünü doğrudan etkilediğini belirterek şunları söyledi: "Turizm hareketliliğinin etkisini ilk hisseden sektörlerden biri lojistik oluyor. Turizm bölgelerine hizmet veren satış noktalarının gıda talebi ciddi şekilde artıyor. Biz de bu hareketliliği depolama, mikro dağıtım ve nakliye operasyonlarımızda doğrudan görüyoruz.” Yazın En Büyük Riski: Gıda Kaybı Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,5 milyar ton, Türkiye'de ise 23-26 milyon ton gıda israf ediliyor. Kişi başına düşen yıllık gıda israfı 102 kilogram seviyesinde seyrediyor. Verilere göre bu israfın yüzde 60'ı hanelerde, yüzde 28'i hizmet sektöründe, yüzde 12'si ise perakende sektöründe meydana geliyor. Uzmanlara göre yaz aylarında yükselen sıcaklıklar ve artan tüketim, uygun koşullarda taşınmayan ürünlerde kayıp riskini daha da artırıyor. Lojistik süreçlerin gıda israfının azaltılmasında kritik bir sorumluluk üstlendiğini belirten Akça, şunları söyledi: "Bir gıda ürünü tüketiciye ulaşıncaya kadar ömrünün önemli bölümünü lojistik operasyonlarının içinde geçiriyor. Gıda, hata toleransının en düşük olduğu ürün gruplarından biri. Bir gıda ürünü bozulduğunda bunu geri döndürmek mümkün olmuyor ve ürün zayi oluyor. Bu nedenle ürünün doğru koşullarda depolanması, taşınması ve zamanında teslim edilmesi çok önemli. Yapılan hesaplamalar, Türkiye'de gıda israfının yüzde 10 azaltılmasıyla yaklaşık 50 milyar TL tasarruf sağlanabileceğini ortaya koyuyor. Lojistik süreçleri ne kadar doğru planlar ve etkin yönetebilirsek, ürün kayıplarını o ölçüde azaltır, ülke ekonomisine de o kadar fazla katkı sağlayabiliriz.” İzlenebilirlik Gıda Güvenliğini Destekliyor Teknolojinin gıda lojistiğinde verimliliğin yanında ürün güvenliği açısından da önemli katkılar sağladığını belirten Enes Akça; "Bugün lojistikte en önemli konulardan biri izlenebilirlik. Operasyonu ne kadar iyi takip ederseniz, olası risklere o kadar hızlı müdahale edebilirsiniz. Biz de bu anlayışla dijital altyapılarımız sayesinde depolarımızı, araçlarımızı ve ürün hareketlerimizi anlık olarak izliyoruz. Sıcaklık değişimlerini veya herhangi bir sapmayı anında tespit ederek gerekli aksiyonları alabiliyoruz. Süreçlerin dijital olarak yönetilmesi operasyonel verimlilik ve gıda güvenliği açısından çok önemli” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evde Dondurma Nasıl Yapılır? Yazın Vazgeçilmezi Dondurmanın Lezzet Sırrı Merak Ediliyor Haber

Evde Dondurma Nasıl Yapılır? Yazın Vazgeçilmezi Dondurmanın Lezzet Sırrı Merak Ediliyor

Özellikle katkı maddesi içermeyen, doğal malzemelerle hazırlanan dondurmalar son yıllarda daha fazla tercih ediliyor. "Evde dondurma nasıl yapılır?", "Dondurma yapımında hangi malzemeler kullanılır?", "Kıvamlı dondurma nasıl yapılır?" ve "Dondurma neden buzlanır?" gibi sorular internet kullanıcılarının en çok merak ettiği konular arasında yer alıyor. Geleneksel yöntemlerle hazırlanan dondurmalar, hem içerik kontrolü hem de kişisel damak zevkine göre şekillendirilebilmesi nedeniyle dikkat çekiyor. Özellikle mevsim meyveleriyle hazırlanan tarifler, ev yapımı dondurmaya olan ilgiyi her geçen yıl artırıyor. Dondurma Yapımı Neden Yeniden Popüler Hale Geldi? Son yıllarda sağlıklı beslenme eğiliminin güçlenmesiyle birlikte evde hazırlanan gıdalara olan ilgi önemli ölçüde arttı. Bu değişimden dondurma da nasibini aldı. Tüketiciler, hazır ürünlerde bulunan koruyucu maddeler ve yapay aromalar yerine doğal içeriklerle hazırlanan alternatiflere yönelmeye başladı. Ev yapımı dondurma, kullanılan süt, meyve ve tatlandırıcıların kontrol edilebilmesi açısından önemli avantajlar sunuyor. Özellikle çocuklu aileler, içerik güvenliği nedeniyle kendi dondurmalarını hazırlamayı tercih ediyor. Bunun yanında sosyal medyada paylaşılan tarif videoları ve gastronomi içerikleri de evde dondurma yapımının yaygınlaşmasında etkili oluyor. Farklı aromalarla hazırlanan tarifler, kullanıcıların yeni lezzetler denemesine olanak tanıyor. Kaliteli Dondurmanın Temelinde Doğru Malzeme Seçimi Bulunuyor Lezzetli bir dondurmanın en önemli unsurlarından biri kullanılan hammaddelerin kalitesi olarak gösteriliyor. Özellikle süt ve krema seçimi, dondurmanın kıvamı üzerinde doğrudan etkili oluyor. Yağ oranı dengeli süt ürünleri, daha yoğun ve kremamsı bir yapı elde edilmesini sağlıyor. Bunun yanında kullanılan meyvelerin olgun ve taze olması da aromanın daha belirgin hale gelmesine yardımcı oluyor. Doğal vanilya, kakao, çilek, muz veya farklı mevsim meyveleriyle hazırlanan karışımlar, dondurmanın lezzet profilini zenginleştiriyor. Uzmanlar, yapay aroma yerine gerçek meyve kullanımının daha doğal sonuçlar verdiğini belirtiyor. Dondurma Kıvamını Etkileyen Faktörler Neler? Evde dondurma yapanların karşılaştığı en yaygın sorunlardan biri buz kristallerinin oluşmasıdır. Kıvamlı ve pürüzsüz bir dondurma elde etmek için karışımın doğru hazırlanması büyük önem taşıyor. Karışım içerisindeki yağ, şeker ve sıvı dengesi, dondurmanın dokusunu belirleyen temel unsurlar arasında bulunuyor. Şeker yalnızca tat vermekle kalmıyor, aynı zamanda donma sürecini de etkileyerek daha yumuşak bir yapı oluşmasına katkı sağlıyor. Dondurma karışımının dondurma aşamasında belirli aralıklarla karıştırılması da buzlanmayı azaltan yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor. Bu işlem sayesinde karışım daha homojen hale geliyor ve kremsi yapı korunabiliyor. Meyveli Dondurma Tarifleri Daha Fazla İlgi Görüyor Son dönemde özellikle çilekli, vişneli, muzlu ve mango aromalı dondurmalar ön plana çıkıyor. Meyveli dondurmalar, hem doğal içerikleri hem de ferahlatıcı etkileri nedeniyle yaz aylarında yoğun ilgi görüyor. Şeker tüketimini azaltmak isteyen kullanıcılar ise doğal meyve şekeriyle hazırlanan tariflere yöneliyor. Böylece daha hafif ve doğal bir tat elde edilebiliyor. Ev yapımı meyveli dondurmalar aynı zamanda renkleriyle de dikkat çekiyor. Katkı maddesi kullanılmadan elde edilen canlı tonlar, özellikle sosyal medya paylaşımlarında ilgi görüyor. Dondurma Yapımında Saklama Koşulları Büyük Önem Taşıyor Hazırlanan dondurmanın lezzetini ve kıvamını koruyabilmesi için uygun koşullarda muhafaza edilmesi gerekiyor. Uzmanlar, hava almayan kapların kullanılmasını öneriyor. Bu sayede dondurmanın yüzeyinde buzlanma oluşmasının önüne geçilebiliyor. Dondurmanın uzun süre derin dondurucuda bekletilmesi, aroma kaybına neden olabiliyor. Bu nedenle ev yapımı ürünlerin belirli süre içerisinde tüketilmesi tavsiye ediliyor. Doğru saklama koşulları sağlandığında ev yapımı dondurmalar hem lezzetini hem de dokusunu daha uzun süre koruyabiliyor. Dondurma Kültürü Her Geçen Gün Daha Fazla İlgi Çekiyor Dondurma yalnızca yaz aylarının serinletici tatlarından biri değil, aynı zamanda güçlü bir gastronomi kültürünün de parçası olarak görülüyor. Geleneksel Maraş dondurmasından modern İtalyan gelatolarına kadar farklı çeşitler, dünya genelinde büyük ilgi görüyor. Türkiye’de de dondurma tüketimi her yıl artış gösterirken, tüketiciler yeni lezzetler keşfetmeye devam ediyor. Ev yapımı tariflere yönelenlerin sayısındaki artış ise doğal ve kontrollü beslenme anlayışının güçlendiğini ortaya koyuyor. Kaliteli malzeme, doğru teknik ve uygun saklama koşulları bir araya geldiğinde, evde hazırlanan dondurmalar profesyonel lezzetlerle yarışabilecek sonuçlar ortaya çıkarabiliyor. Evde Sade Dondurma Nasıl Yapılır? İşte Pratik ve Lezzetli Tarif Evde katkısız ve doğal bir dondurma hazırlamak isteyenler için sade dondurma tarifi oldukça pratik bir seçenek sunuyor. Özellikle yaz aylarında serinletici bir tat arayanlar, birkaç temel malzeme ile yumuşak kıvamlı ve lezzetli bir dondurma hazırlayabiliyor. Bir litre tam yağlı süt, bir su bardağı toz şeker, bir paket vanilin ve iki yüz mililitre sıvı krema sade dondurma yapımı için yeterli oluyor. İlk olarak süt ve şeker orta ateşte karıştırılarak şeker tamamen eriyene kadar ısıtılıyor. Karışım kaynatılmadan ocaktan alınarak soğumaya bırakılıyor. Soğuyan süt karışımına vanilin ve krema eklenerek homojen bir kıvam elde edilene kadar karıştırılıyor. Hazırlanan karışım derin dondurucuya uygun bir kaba aktarılıyor. Dondurma kıvamının daha pürüzsüz olması için ilk birkaç saat boyunca yaklaşık yarım saatte bir çıkarılıp karıştırılması öneriliyor. Yaklaşık altı ila sekiz saatlik bekleme süresinin ardından sade dondurma servise hazır hale geliyor. İsteğe bağlı olarak üzerine çikolata parçaları, mevsim meyveleri, fındık veya Antep fıstığı eklenerek farklı aromalar elde edilebiliyor. Ev yapımı sade dondurma, doğal içeriği ve katkı maddesi içermeyen yapısıyla özellikle çocuklar ve sağlıklı beslenmeye önem veren tüketiciler tarafından tercih ediliyor. Doğru kıvam elde edildiğinde evde hazırlanan sade dondurma, birçok hazır ürüne göre daha yoğun süt aroması ve daha doğal bir lezzet sunabiliyor.

Sütün Geleceği Verimlilik ve Sürdürülebilir Çözümlerle Şekilleniyor Haber

Sütün Geleceği Verimlilik ve Sürdürülebilir Çözümlerle Şekilleniyor

Süt, insan vücudunun gelişiminde kilit bir rol oynuyor. Süt ve süt ürünleri, vücudun kalsiyum, magnezyum, selenyum, riboflavin ve B vitamini ihtiyaçlarını karşılamaya önemli bir katkı sağlıyor. Ancak süt tüketimi istenilen seviyeye ulaşmış değil. Dünyada kişi başı süt tüketimi 172 milyar, yıllık kişi başı tüketim 20.7 litre. Türkiye’ye bakıldığında ise kişi başı ortalama 14.6 litre süt tüketiliyor. Pastörize ve UHT bazlı paketli süt tüketimi de yıllık 1.263 milyon litre seviyesinde. 1 Haziran Dünya Süt Günü kapsamında süt tüketiminin toplum sağlığındaki kritik rolüne vurgu yapan dünyanın lider gıda işleme ve paketleme çözümleri şirketi Tetra Pak, kemik gelişimi ve bağışıklık sistemi için süt tüketiminin önemine değiniyor. Ambalajlı Süt ve UHT’nin önemi büyük. Tetra Pak, aseptik işleme ve ambalajlama teknolojisi sayesinde sütün ısıtma süresi çok kısa, besin değerini koruyan bir yöntemle güvenle tüketiciye ulaşmasını sağlıyor. UHT sütle ilgili yaygın yanlış inanışların aksine, bu işlem sütün besin değerini koruyor ve hiçbir koruyucu madde eklenmeden uzun raf ömrü sağlıyor. Tetra Pak inovasyonlarıyla dönüşüme öncülük ediyor Tetra Pak, dünya genelinde yılda 33 milyar litre sütün güvenli şekilde tüketiciye ulaşmasını sağlayan teknolojiler sunuyor. Türkiye’de ise süt kategorisinde şirket, hem üreticilere hem tüketicilere yönelik inovasyonlarıyla sektörün dönüşümüne liderlik ediyor. Süt kategorisinde, aseptik işleme teknolojileri, gıda güvenliği standartlarının yaygınlaştırılması, sürdürülebilir ambalaj çözümleri sunan Tetra Pak, süt israfını azaltan üretim ve dolum sistemleri ile de sektörde öncü bir konumda yer alıyor. Tetra Pak’ın gerçekleştirdiği çalışmalar, mevcut ekipmanların modernize edilmesinin önemli verimlilik artışları sağladığını gösteriyor. Tetra Pak’ın araştırmasına göre, modernizasyon ile sera gazı emisyonlarında ortalama %47, su kullanımında %45 ve ürün kayıplarında %57 azalma sağlanabiliyor.** Dünya Süt Günü’nde toplum sağlığı, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik için sütün önemine dikkat çeken Tetra Pak Orta Avrasya Genel Müdürü Eliseo Barcas konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Süt, sağlıklı nesillerin yetişmesi ve dengeli beslenmenin temel taşlarından biri. Tetra Pak olarak, güvenli ve besleyici süt için üreticilerden tüketicilere kadar tüm paydaşlarla işbirliği içinde çalışmayı sürdürüyoruz. Amacımız, süt değer zincirinin her halkasında sürdürülebilirliği güçlendirerek toplum sağlığına uzun vadeli katkı sağlamak. Bu kapsamda Tetra Pak olarak yayınladığımız Süt Ürünleri Merkezi El Kitabı ile gıda güvenliği ve beslenme alanlarındaki zorluklara yönelik pratik bir çözüm sunuyoruz. Ayrıca Süt Ürünleri Merkezi projelerimizle küçük çiftçilere uygulamalı pratik eğitim vererek, uygun süt toplama altyapısı ve teknolojisi kurarak, yerel olarak üretilen kaliteli süt tedarikini artırıyor ve gıda israfını azaltıyoruz. Sonuç olarak, süt ürünleri işleyicisi istikrarlı bir süt tedarikine kavuşurken, küçük çiftçiler de resmi pazarlara erişim sağlayıp üretkenliklerini, karlılıklarını ve geçim kaynaklarını iyileştiriyoruz***.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Türkiye Süt Üretiminde Güçlü Ama Tüketimde Bilinç Şart" Haber

"Türkiye Süt Üretiminde Güçlü Ama Tüketimde Bilinç Şart"

Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, süt ve süt ürünlerinin hem çocuklar hem yetişkinler için dengeli beslenmenin temel bileşenlerinden biri olduğunu söyledi. Türkiye'nin Avrupa'nın en büyük süt üreticileri arasında yer aldığını belirten Çallı, sektörün üretim gücünün yanı sıra gıda güvencesi, kalite ve ihracat açısından da stratejik önem taşıdığını ifade etti. 2025 yılında Türkiye'nin süt ve süt ürünleri ihracatının 523,3 milyon dolara ulaştığını hatırlatan Çallı, ihracattaki en büyük payın 236 milyon dolar ile (%45,1) peynire ait olduğunu, dondurma ihracatının ise 72,7 milyon dolarla toplam ihracatın %13,9'unu oluşturduğunu söyledi. Çallı, süt ve süt ürünlerinin ekonomik erişilebilirlik açısından da önemli bir hayvansal gıda ürünü olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: "S üt ve süt ürünleri, özellikle çocuklar ve gençler için en ulaşılabilir protein kaynakları arasında yer alıyor. Protein ihtiyacını et ürünlerinden karşılamak için daha yüksek maliyet gerekiyor. Bu nedenle halen en ucuz hayvansal protein kaynağı olan süt ürünleri, toplum beslenmesinde ve kalkınmada kritik öneme sahip." ASÜD öncülüğünde başlatılan ve geçmiş yıllarda yürütülen Okul Sütü Programı'nın önemine dikkat çeken Çallı, çocukların süt tüketim alışkanlığı kazanmasının uzun vadeli halk sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi, "Okul Sütü gibi uygulamalar yalnızca bir gıda desteği değildir. Aynı zamanda çocukların süt içme alışkanlığı kazanmasını sağlayan sosyal bir yatırımdır. Sağlık Bakanlığı verilerinde de görülen protein eksikliği ve bodurluk riskine karşı mücadelede de önemli katkı sağlar" dedi. Süt ve süt ürünlerinin ileri yaşlardaki yetişkinler için de kemik sağlığı, kas kütlesinin korunması ve dengeli beslenme bağlamında önemli bir role sahip olduğunu dile getiren Çallı, "Akademik unvanlı bazı kişilerin bilimsel bilgiyle çelişen açıklamalarına inanan yetişkin bireylerin beslenmelerinde süt ürünlerine yer vermemeleri, bitkisel içeceklere yöneltilmeleri önemli sağlık sorunları doğuracaktır. Geçmişten beri tüketilen, süt gibi sağlıklı bir gıdanın bugün kalkıp sağlıksız olduğunu söylemek ve 'çiftçinin emeği ak süte kara çalmak' akıl alır gibi değil. Ebeveynler olarak kendi sağlığımız ve gelecek nesillerin sağlığı için gazlı ve şekerli içecekler yerine ayran, yoğurt, peynir ürünlere soframızda daha fazla yer açmalı, çocuklarımıza da örnek olmalıyız" dedi. "Sokak sütü romantizmi halk sağlığı riski oluşturuyor" Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz süt satışlarına ilişkin de bir değerlendirme yapan Harun Çallı, tüketicilerin güvenilir süt ürünlerini tercih etmesi gerektiğini söyledi, "Sağlığın en kıymetli hazine olduğunu bir kez daha idrak ettiğimiz bir dönemde halen nerede, hangi koşullarda, hangi hayvandan sağıldığı belli olmayan çiğ sütlerin tüketiciye sunulduğunu görüyoruz. Uygun koşullarda muhafaza edilmeyen, sıcak havalarda mahallenize kadar soğutulmadan açıkta taşınan çiğ sütlerde, zoonotik ve gıda kaynaklı enfeksiyon riskleri bulunduğu gerçeği unutulmamalı" diye konuştu. Çallı, "Gelişmiş ülkelerde örneğine ra stlanmayan sokak sütü satışlarının, 'doğal', 'organik' yada 'köy sütü' algısıyla masum gösterilmeye çalışılması tüketiciyi yanıltıyor. Oysa bu ürünlerin önemli bir bölümü, kalite ve gıda güvenliği kriterlerini karşılamayan, içeriği ve üretim koşulları tam olarak bilinmeyen sütlerden oluşabiliyor. Tüketicinin güvenilir, denetlenen ve izlenebilir ürünleri tercih etmesi büyük önem taşıyor. Gıda güvenliği ihmale gelmez. Ambalajlı ve kayıtlı ürünler; izlenebilirlik, denetim ve soğuk zincir güvencesiyle tüketiciye ulaşıyor. Tüketicinin güvenilir gıdaya erişimi açısından bu sistem büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki süt ve süt ürünleri üretim tesislerimiz, satış noktalarımız yılın 365 günü 24 saat Tarım ve Orman Bakanlığımızın denetimindedir" dedi. "Süt sektörü ortak akılla yönetilmeli" Süt sektörünün yalnızca üretim değil, tarım, hayvancılık, halk sağlığı ve ekonomi açısından stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Çallı, sektörün günlük değil uzun vadeli politikalarla yönetilmesi gerektiğini söyledi. Yem maliyetlerinin üretici üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Çallı, sürdürülebilir üretim için çiftçinin Avrupalı rakipleri gibi desteklenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti ve şunları ekledi: "Hayvan yeminin erişilebilir maliyetlere düşürülmesi için üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Süt sektörünün günlük kararlarla değil, ortak akıl ve uzun vadeli politikalarla yönetilmesi büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki; süt tü ketimindeki artış yalnızca halk sağlığına değil, üreticiye, kırsal kalkınmaya ve ülke ekonomisine de katkı sağlıyor." "Türkiye'nin güçlü süt sanayisi korunmalı" Türkiye süt sektörünün bugün 100'ü aşkın ülkeye süt ve süt ürünleri ihraç eden önemli bir üretici konumunda bulunduğunu belirten Çallı, 42 tesisin AB'ye ihracat onayına sahip olduğunu, bunun yanında farklı ülkelerden ihracat yetkisi alan çok sayıda modern tesisin de uluslararası standartlarda üretim gerçekleştirdiğini söyledi. "Türkiye'nin güçlü bir süt sanayisi var. Gıda güvenliği standartları yüksek, denetlenen ve kayıtlı üretim yapan işletmelerimiz hem iç pazarda hem ihracatta öneml i başarılar elde ediyor" diyen Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü'nün toplumda sağlıklı beslenme bilincinin güçlendirilmesine katkı sağlamasını temenni etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teksüt 70 Yıllık Deneyimiyle Sağlıklı Nesillere Katkı Sunuyor Haber

Teksüt 70 Yıllık Deneyimiyle Sağlıklı Nesillere Katkı Sunuyor

Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Arda Aksaray, sütün yaşamın her döneminde düzenli olarak tüketilmesi gereken en değerli besin kaynaklarından biri olduğunu belirterek 1 Haziran Dünya Süt Günü’nü kutladı. Sağlıklı bir toplumun temelinde dengeli ve yeterli beslenmenin yer aldığını ifade eden Aksaray, “Süt; protein, kalsiyum, vitamin ve mineraller açısından çok zengin bir besin kaynağı. Çocukların büyüme ve gelişiminden yetişkinlerin sağlıklı yaşamına kadar her yaşta önemli bir role sahip. Fiziksel ve zihinsel gelişimin desteklenmesi için düzenli süt tüketimi büyük önem taşıyor” dedi. Bu yıl 70’inci kuruluş yılını kutlayan Teksüt’ün, nesillerdir sofralarda yer aldığını vurgulayan Aksaray, “70 yıldır süt ve süt ürünleri alanındaki deneyimimizle tüketicilerimize güvenilir ve kaliteli ürünler sunuyoruz. Sütün bereketini ve doğallığını sofralara taşırken, sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz” diye konuştu. Süt kültürü nesilden nesile aktarılıyor Sütün yoğurt, ayran, peynir, kaymak ve tereyağı gibi birçok ürüne dönüşen büyük bir yolculuğa sahip olduğunu belirten Aksaray, “Anadolu mutfağında süt ve süt ürünleri çok önemli bir yere sahip. Kahvaltıdan ana öğünlere, tatlılardan geleneksel lezzetlere kadar hayatımızın her alanında süt ürünlerini görüyoruz. Bu güçlü kültür, yüzyıllardır nesilden nesile aktarılıyor” ifadelerini kullandı. Günde 2 bardak süt öneriliyor Karbonhidrat, protein ve yağ içeriğiyle enerji sağlayan süt, özellikle içerdiği kalsiyum sayesinde kemik sağlığının korunmasına katkı sağlıyor. Çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi için gerekli olan protein, kalsiyum, fosfor ile B2, B6, B1 ve A vitaminleri de süt aracılığıyla alınabiliyor. Uzmanlar, çocukluk döneminden itibaren düzenli süt tüketiminin sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri olduğuna dikkat çekerken, Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye Beslenme Rehberi’nde, çocukların ve gençlerin her gün düzenli olarak 2 ila 4 porsiyon süt ve süt ürünü tüketmesinin sağlıklı büyüme ve gelişim açısından önemli olduğu vurgulanıyor. Teksüt’ün sade ve meyve aromalı süt çeşitleri ise çocukların süt tüketimini desteklerken, içerdiği yüksek protein ve kalsiyum oranlarıyla öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Peyniri Asya Pazarında  Haber

Türk Peyniri Asya Pazarında 

Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen ana hedeflerinin Türk peynirini ve peynir çeşitlerini tanıtarak Uzakdoğu’nun en büyük pazarlarından biri olan Çin’de büyümek olduğunu paylaştı. Hem ihracat hacmini artırabilmek hem de ilişki ağını genişletebilmek için yoğun bir çalışma yürüttüklerinin altını çizdi. Amerika Birleşik Devletleri’nden Çin’e kadar 4 kıtada 43 ülkeye ihracat yapan Teksüt ticaret hacmini geliştirebilmek için çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Katma değerli ürün üreterek hem Türkiye’deki hem de dünyanın farklı yerlerindeki müşterilerine en iyi ürünleri sunmak için yatırım yapmayı sürdüren Teksüt Çin Halk Cumhuriyeti Şanhay’da 18-20 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen SIAL China 2026 fuarına katıldı. Her ölçekten alıcıya ulaşma fırsatı sağlayan fuar Asya pazarında yeni iş olanakları keşfetme ve iş birlikleri kurma fırsatı sağlıyor. 2021 yılından beri Çin’e ihracat yaptıklarının altını çizen Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen pazarlama ve satış çalışmalarına hız kesmeden devam ettiklerini paylaştı. Özmen Türkiye’den Çin’e UHT süt ihracat etmek için gerekli olan ihracat belgesine sahip olmanın kendilerine önemli bir avantaj sağladığını belirtti. 2017 yılında Tayvan’a başlattığı ihracat ile ürünlerini ulaştırdığı pazarlara coğrafi olarak Uzak Doğu’yu da ekleyen Teksüt bugün dünya genelinde Çin’den İngiltere’ye, Japonya’dan Kanada’ya kadar geniş bir coğrafyada ihracat yapıyor. Çin’e ihracat 2021 yılında başladı Türkiye’nin yüksek nitelikli üretim yapan güçlü ve deneyimli süt ürünleri endüstrisine sahip olduğunu dile getiren Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen, “Teksüt olarak yurtdışında tanıtım ve pazarlama çalışmalarına önem verdiklerini belirtti. Çin’de iş birliklerini geliştirmeyi hedeflediklerini söyleyen Özmen şu açıklamayı yaptı; “Çin pazarına ürünlerimizi gönderiyoruz. Çin büyük bir hacme sahip zengin bir pazar. Ana hedefimiz Türk peynirini ve peynir çeşitlerini tanıtarak Uzakdoğu’nun en büyük pazarlarından biri olan Çin’de pazar hacmimizi büyütmek. İhracat payımızı artırmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. ” Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Arda Aksaray ise yaptığı açıklamada ticaret hacmini geliştirebilmek için gelişmeleri ve trendleri yakından takip ettiklerini söyledi. “Dünya ölçeğinde ticaret yapma şekli değişiyor ama ilişkiler önemini koruyor. Tüketicilerimiz bize güveniyor. Biz de bu güveni en üst düzeyde tutabilmek için çok çalışıyoruz. İhracat her zaman kendi içinde farklı dinamikleri barındırıyor, gelişmeleri yerinde izleyip sektör temsilcileriyle doğrudan temas kuruyoruz. Sektörün geleceğini belirleyen trendler ve stratejiler hakkında yeni bilgiler ediniyoruz; görüşlerimizi paylaşıyoruz. Hem işimizi geliştiriyoruz hem de ilişkilerimizi güçlü ve taze tutuyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.