Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Süt Ürünleri

Kapsül Haber Ajansı - Süt Ürünleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Süt Ürünleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Evde Dondurma Nasıl Yapılır? Yazın Vazgeçilmezi Dondurmanın Lezzet Sırrı Merak Ediliyor Haber

Evde Dondurma Nasıl Yapılır? Yazın Vazgeçilmezi Dondurmanın Lezzet Sırrı Merak Ediliyor

Özellikle katkı maddesi içermeyen, doğal malzemelerle hazırlanan dondurmalar son yıllarda daha fazla tercih ediliyor. "Evde dondurma nasıl yapılır?", "Dondurma yapımında hangi malzemeler kullanılır?", "Kıvamlı dondurma nasıl yapılır?" ve "Dondurma neden buzlanır?" gibi sorular internet kullanıcılarının en çok merak ettiği konular arasında yer alıyor. Geleneksel yöntemlerle hazırlanan dondurmalar, hem içerik kontrolü hem de kişisel damak zevkine göre şekillendirilebilmesi nedeniyle dikkat çekiyor. Özellikle mevsim meyveleriyle hazırlanan tarifler, ev yapımı dondurmaya olan ilgiyi her geçen yıl artırıyor. Dondurma Yapımı Neden Yeniden Popüler Hale Geldi? Son yıllarda sağlıklı beslenme eğiliminin güçlenmesiyle birlikte evde hazırlanan gıdalara olan ilgi önemli ölçüde arttı. Bu değişimden dondurma da nasibini aldı. Tüketiciler, hazır ürünlerde bulunan koruyucu maddeler ve yapay aromalar yerine doğal içeriklerle hazırlanan alternatiflere yönelmeye başladı. Ev yapımı dondurma, kullanılan süt, meyve ve tatlandırıcıların kontrol edilebilmesi açısından önemli avantajlar sunuyor. Özellikle çocuklu aileler, içerik güvenliği nedeniyle kendi dondurmalarını hazırlamayı tercih ediyor. Bunun yanında sosyal medyada paylaşılan tarif videoları ve gastronomi içerikleri de evde dondurma yapımının yaygınlaşmasında etkili oluyor. Farklı aromalarla hazırlanan tarifler, kullanıcıların yeni lezzetler denemesine olanak tanıyor. Kaliteli Dondurmanın Temelinde Doğru Malzeme Seçimi Bulunuyor Lezzetli bir dondurmanın en önemli unsurlarından biri kullanılan hammaddelerin kalitesi olarak gösteriliyor. Özellikle süt ve krema seçimi, dondurmanın kıvamı üzerinde doğrudan etkili oluyor. Yağ oranı dengeli süt ürünleri, daha yoğun ve kremamsı bir yapı elde edilmesini sağlıyor. Bunun yanında kullanılan meyvelerin olgun ve taze olması da aromanın daha belirgin hale gelmesine yardımcı oluyor. Doğal vanilya, kakao, çilek, muz veya farklı mevsim meyveleriyle hazırlanan karışımlar, dondurmanın lezzet profilini zenginleştiriyor. Uzmanlar, yapay aroma yerine gerçek meyve kullanımının daha doğal sonuçlar verdiğini belirtiyor. Dondurma Kıvamını Etkileyen Faktörler Neler? Evde dondurma yapanların karşılaştığı en yaygın sorunlardan biri buz kristallerinin oluşmasıdır. Kıvamlı ve pürüzsüz bir dondurma elde etmek için karışımın doğru hazırlanması büyük önem taşıyor. Karışım içerisindeki yağ, şeker ve sıvı dengesi, dondurmanın dokusunu belirleyen temel unsurlar arasında bulunuyor. Şeker yalnızca tat vermekle kalmıyor, aynı zamanda donma sürecini de etkileyerek daha yumuşak bir yapı oluşmasına katkı sağlıyor. Dondurma karışımının dondurma aşamasında belirli aralıklarla karıştırılması da buzlanmayı azaltan yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor. Bu işlem sayesinde karışım daha homojen hale geliyor ve kremsi yapı korunabiliyor. Meyveli Dondurma Tarifleri Daha Fazla İlgi Görüyor Son dönemde özellikle çilekli, vişneli, muzlu ve mango aromalı dondurmalar ön plana çıkıyor. Meyveli dondurmalar, hem doğal içerikleri hem de ferahlatıcı etkileri nedeniyle yaz aylarında yoğun ilgi görüyor. Şeker tüketimini azaltmak isteyen kullanıcılar ise doğal meyve şekeriyle hazırlanan tariflere yöneliyor. Böylece daha hafif ve doğal bir tat elde edilebiliyor. Ev yapımı meyveli dondurmalar aynı zamanda renkleriyle de dikkat çekiyor. Katkı maddesi kullanılmadan elde edilen canlı tonlar, özellikle sosyal medya paylaşımlarında ilgi görüyor. Dondurma Yapımında Saklama Koşulları Büyük Önem Taşıyor Hazırlanan dondurmanın lezzetini ve kıvamını koruyabilmesi için uygun koşullarda muhafaza edilmesi gerekiyor. Uzmanlar, hava almayan kapların kullanılmasını öneriyor. Bu sayede dondurmanın yüzeyinde buzlanma oluşmasının önüne geçilebiliyor. Dondurmanın uzun süre derin dondurucuda bekletilmesi, aroma kaybına neden olabiliyor. Bu nedenle ev yapımı ürünlerin belirli süre içerisinde tüketilmesi tavsiye ediliyor. Doğru saklama koşulları sağlandığında ev yapımı dondurmalar hem lezzetini hem de dokusunu daha uzun süre koruyabiliyor. Dondurma Kültürü Her Geçen Gün Daha Fazla İlgi Çekiyor Dondurma yalnızca yaz aylarının serinletici tatlarından biri değil, aynı zamanda güçlü bir gastronomi kültürünün de parçası olarak görülüyor. Geleneksel Maraş dondurmasından modern İtalyan gelatolarına kadar farklı çeşitler, dünya genelinde büyük ilgi görüyor. Türkiye’de de dondurma tüketimi her yıl artış gösterirken, tüketiciler yeni lezzetler keşfetmeye devam ediyor. Ev yapımı tariflere yönelenlerin sayısındaki artış ise doğal ve kontrollü beslenme anlayışının güçlendiğini ortaya koyuyor. Kaliteli malzeme, doğru teknik ve uygun saklama koşulları bir araya geldiğinde, evde hazırlanan dondurmalar profesyonel lezzetlerle yarışabilecek sonuçlar ortaya çıkarabiliyor. Evde Sade Dondurma Nasıl Yapılır? İşte Pratik ve Lezzetli Tarif Evde katkısız ve doğal bir dondurma hazırlamak isteyenler için sade dondurma tarifi oldukça pratik bir seçenek sunuyor. Özellikle yaz aylarında serinletici bir tat arayanlar, birkaç temel malzeme ile yumuşak kıvamlı ve lezzetli bir dondurma hazırlayabiliyor. Bir litre tam yağlı süt, bir su bardağı toz şeker, bir paket vanilin ve iki yüz mililitre sıvı krema sade dondurma yapımı için yeterli oluyor. İlk olarak süt ve şeker orta ateşte karıştırılarak şeker tamamen eriyene kadar ısıtılıyor. Karışım kaynatılmadan ocaktan alınarak soğumaya bırakılıyor. Soğuyan süt karışımına vanilin ve krema eklenerek homojen bir kıvam elde edilene kadar karıştırılıyor. Hazırlanan karışım derin dondurucuya uygun bir kaba aktarılıyor. Dondurma kıvamının daha pürüzsüz olması için ilk birkaç saat boyunca yaklaşık yarım saatte bir çıkarılıp karıştırılması öneriliyor. Yaklaşık altı ila sekiz saatlik bekleme süresinin ardından sade dondurma servise hazır hale geliyor. İsteğe bağlı olarak üzerine çikolata parçaları, mevsim meyveleri, fındık veya Antep fıstığı eklenerek farklı aromalar elde edilebiliyor. Ev yapımı sade dondurma, doğal içeriği ve katkı maddesi içermeyen yapısıyla özellikle çocuklar ve sağlıklı beslenmeye önem veren tüketiciler tarafından tercih ediliyor. Doğru kıvam elde edildiğinde evde hazırlanan sade dondurma, birçok hazır ürüne göre daha yoğun süt aroması ve daha doğal bir lezzet sunabiliyor.

Sütün Geleceği Verimlilik ve Sürdürülebilir Çözümlerle Şekilleniyor Haber

Sütün Geleceği Verimlilik ve Sürdürülebilir Çözümlerle Şekilleniyor

Süt, insan vücudunun gelişiminde kilit bir rol oynuyor. Süt ve süt ürünleri, vücudun kalsiyum, magnezyum, selenyum, riboflavin ve B vitamini ihtiyaçlarını karşılamaya önemli bir katkı sağlıyor. Ancak süt tüketimi istenilen seviyeye ulaşmış değil. Dünyada kişi başı süt tüketimi 172 milyar, yıllık kişi başı tüketim 20.7 litre. Türkiye’ye bakıldığında ise kişi başı ortalama 14.6 litre süt tüketiliyor. Pastörize ve UHT bazlı paketli süt tüketimi de yıllık 1.263 milyon litre seviyesinde. 1 Haziran Dünya Süt Günü kapsamında süt tüketiminin toplum sağlığındaki kritik rolüne vurgu yapan dünyanın lider gıda işleme ve paketleme çözümleri şirketi Tetra Pak, kemik gelişimi ve bağışıklık sistemi için süt tüketiminin önemine değiniyor. Ambalajlı Süt ve UHT’nin önemi büyük. Tetra Pak, aseptik işleme ve ambalajlama teknolojisi sayesinde sütün ısıtma süresi çok kısa, besin değerini koruyan bir yöntemle güvenle tüketiciye ulaşmasını sağlıyor. UHT sütle ilgili yaygın yanlış inanışların aksine, bu işlem sütün besin değerini koruyor ve hiçbir koruyucu madde eklenmeden uzun raf ömrü sağlıyor. Tetra Pak inovasyonlarıyla dönüşüme öncülük ediyor Tetra Pak, dünya genelinde yılda 33 milyar litre sütün güvenli şekilde tüketiciye ulaşmasını sağlayan teknolojiler sunuyor. Türkiye’de ise süt kategorisinde şirket, hem üreticilere hem tüketicilere yönelik inovasyonlarıyla sektörün dönüşümüne liderlik ediyor. Süt kategorisinde, aseptik işleme teknolojileri, gıda güvenliği standartlarının yaygınlaştırılması, sürdürülebilir ambalaj çözümleri sunan Tetra Pak, süt israfını azaltan üretim ve dolum sistemleri ile de sektörde öncü bir konumda yer alıyor. Tetra Pak’ın gerçekleştirdiği çalışmalar, mevcut ekipmanların modernize edilmesinin önemli verimlilik artışları sağladığını gösteriyor. Tetra Pak’ın araştırmasına göre, modernizasyon ile sera gazı emisyonlarında ortalama %47, su kullanımında %45 ve ürün kayıplarında %57 azalma sağlanabiliyor.** Dünya Süt Günü’nde toplum sağlığı, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik için sütün önemine dikkat çeken Tetra Pak Orta Avrasya Genel Müdürü Eliseo Barcas konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Süt, sağlıklı nesillerin yetişmesi ve dengeli beslenmenin temel taşlarından biri. Tetra Pak olarak, güvenli ve besleyici süt için üreticilerden tüketicilere kadar tüm paydaşlarla işbirliği içinde çalışmayı sürdürüyoruz. Amacımız, süt değer zincirinin her halkasında sürdürülebilirliği güçlendirerek toplum sağlığına uzun vadeli katkı sağlamak. Bu kapsamda Tetra Pak olarak yayınladığımız Süt Ürünleri Merkezi El Kitabı ile gıda güvenliği ve beslenme alanlarındaki zorluklara yönelik pratik bir çözüm sunuyoruz. Ayrıca Süt Ürünleri Merkezi projelerimizle küçük çiftçilere uygulamalı pratik eğitim vererek, uygun süt toplama altyapısı ve teknolojisi kurarak, yerel olarak üretilen kaliteli süt tedarikini artırıyor ve gıda israfını azaltıyoruz. Sonuç olarak, süt ürünleri işleyicisi istikrarlı bir süt tedarikine kavuşurken, küçük çiftçiler de resmi pazarlara erişim sağlayıp üretkenliklerini, karlılıklarını ve geçim kaynaklarını iyileştiriyoruz***.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Türkiye Süt Üretiminde Güçlü Ama Tüketimde Bilinç Şart" Haber

"Türkiye Süt Üretiminde Güçlü Ama Tüketimde Bilinç Şart"

Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, süt ve süt ürünlerinin hem çocuklar hem yetişkinler için dengeli beslenmenin temel bileşenlerinden biri olduğunu söyledi. Türkiye'nin Avrupa'nın en büyük süt üreticileri arasında yer aldığını belirten Çallı, sektörün üretim gücünün yanı sıra gıda güvencesi, kalite ve ihracat açısından da stratejik önem taşıdığını ifade etti. 2025 yılında Türkiye'nin süt ve süt ürünleri ihracatının 523,3 milyon dolara ulaştığını hatırlatan Çallı, ihracattaki en büyük payın 236 milyon dolar ile (%45,1) peynire ait olduğunu, dondurma ihracatının ise 72,7 milyon dolarla toplam ihracatın %13,9'unu oluşturduğunu söyledi. Çallı, süt ve süt ürünlerinin ekonomik erişilebilirlik açısından da önemli bir hayvansal gıda ürünü olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: "S üt ve süt ürünleri, özellikle çocuklar ve gençler için en ulaşılabilir protein kaynakları arasında yer alıyor. Protein ihtiyacını et ürünlerinden karşılamak için daha yüksek maliyet gerekiyor. Bu nedenle halen en ucuz hayvansal protein kaynağı olan süt ürünleri, toplum beslenmesinde ve kalkınmada kritik öneme sahip." ASÜD öncülüğünde başlatılan ve geçmiş yıllarda yürütülen Okul Sütü Programı'nın önemine dikkat çeken Çallı, çocukların süt tüketim alışkanlığı kazanmasının uzun vadeli halk sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi, "Okul Sütü gibi uygulamalar yalnızca bir gıda desteği değildir. Aynı zamanda çocukların süt içme alışkanlığı kazanmasını sağlayan sosyal bir yatırımdır. Sağlık Bakanlığı verilerinde de görülen protein eksikliği ve bodurluk riskine karşı mücadelede de önemli katkı sağlar" dedi. Süt ve süt ürünlerinin ileri yaşlardaki yetişkinler için de kemik sağlığı, kas kütlesinin korunması ve dengeli beslenme bağlamında önemli bir role sahip olduğunu dile getiren Çallı, "Akademik unvanlı bazı kişilerin bilimsel bilgiyle çelişen açıklamalarına inanan yetişkin bireylerin beslenmelerinde süt ürünlerine yer vermemeleri, bitkisel içeceklere yöneltilmeleri önemli sağlık sorunları doğuracaktır. Geçmişten beri tüketilen, süt gibi sağlıklı bir gıdanın bugün kalkıp sağlıksız olduğunu söylemek ve 'çiftçinin emeği ak süte kara çalmak' akıl alır gibi değil. Ebeveynler olarak kendi sağlığımız ve gelecek nesillerin sağlığı için gazlı ve şekerli içecekler yerine ayran, yoğurt, peynir ürünlere soframızda daha fazla yer açmalı, çocuklarımıza da örnek olmalıyız" dedi. "Sokak sütü romantizmi halk sağlığı riski oluşturuyor" Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz süt satışlarına ilişkin de bir değerlendirme yapan Harun Çallı, tüketicilerin güvenilir süt ürünlerini tercih etmesi gerektiğini söyledi, "Sağlığın en kıymetli hazine olduğunu bir kez daha idrak ettiğimiz bir dönemde halen nerede, hangi koşullarda, hangi hayvandan sağıldığı belli olmayan çiğ sütlerin tüketiciye sunulduğunu görüyoruz. Uygun koşullarda muhafaza edilmeyen, sıcak havalarda mahallenize kadar soğutulmadan açıkta taşınan çiğ sütlerde, zoonotik ve gıda kaynaklı enfeksiyon riskleri bulunduğu gerçeği unutulmamalı" diye konuştu. Çallı, "Gelişmiş ülkelerde örneğine ra stlanmayan sokak sütü satışlarının, 'doğal', 'organik' yada 'köy sütü' algısıyla masum gösterilmeye çalışılması tüketiciyi yanıltıyor. Oysa bu ürünlerin önemli bir bölümü, kalite ve gıda güvenliği kriterlerini karşılamayan, içeriği ve üretim koşulları tam olarak bilinmeyen sütlerden oluşabiliyor. Tüketicinin güvenilir, denetlenen ve izlenebilir ürünleri tercih etmesi büyük önem taşıyor. Gıda güvenliği ihmale gelmez. Ambalajlı ve kayıtlı ürünler; izlenebilirlik, denetim ve soğuk zincir güvencesiyle tüketiciye ulaşıyor. Tüketicinin güvenilir gıdaya erişimi açısından bu sistem büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki süt ve süt ürünleri üretim tesislerimiz, satış noktalarımız yılın 365 günü 24 saat Tarım ve Orman Bakanlığımızın denetimindedir" dedi. "Süt sektörü ortak akılla yönetilmeli" Süt sektörünün yalnızca üretim değil, tarım, hayvancılık, halk sağlığı ve ekonomi açısından stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Çallı, sektörün günlük değil uzun vadeli politikalarla yönetilmesi gerektiğini söyledi. Yem maliyetlerinin üretici üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Çallı, sürdürülebilir üretim için çiftçinin Avrupalı rakipleri gibi desteklenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti ve şunları ekledi: "Hayvan yeminin erişilebilir maliyetlere düşürülmesi için üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Süt sektörünün günlük kararlarla değil, ortak akıl ve uzun vadeli politikalarla yönetilmesi büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki; süt tü ketimindeki artış yalnızca halk sağlığına değil, üreticiye, kırsal kalkınmaya ve ülke ekonomisine de katkı sağlıyor." "Türkiye'nin güçlü süt sanayisi korunmalı" Türkiye süt sektörünün bugün 100'ü aşkın ülkeye süt ve süt ürünleri ihraç eden önemli bir üretici konumunda bulunduğunu belirten Çallı, 42 tesisin AB'ye ihracat onayına sahip olduğunu, bunun yanında farklı ülkelerden ihracat yetkisi alan çok sayıda modern tesisin de uluslararası standartlarda üretim gerçekleştirdiğini söyledi. "Türkiye'nin güçlü bir süt sanayisi var. Gıda güvenliği standartları yüksek, denetlenen ve kayıtlı üretim yapan işletmelerimiz hem iç pazarda hem ihracatta öneml i başarılar elde ediyor" diyen Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü'nün toplumda sağlıklı beslenme bilincinin güçlendirilmesine katkı sağlamasını temenni etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teksüt 70 Yıllık Deneyimiyle Sağlıklı Nesillere Katkı Sunuyor Haber

Teksüt 70 Yıllık Deneyimiyle Sağlıklı Nesillere Katkı Sunuyor

Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Arda Aksaray, sütün yaşamın her döneminde düzenli olarak tüketilmesi gereken en değerli besin kaynaklarından biri olduğunu belirterek 1 Haziran Dünya Süt Günü’nü kutladı. Sağlıklı bir toplumun temelinde dengeli ve yeterli beslenmenin yer aldığını ifade eden Aksaray, “Süt; protein, kalsiyum, vitamin ve mineraller açısından çok zengin bir besin kaynağı. Çocukların büyüme ve gelişiminden yetişkinlerin sağlıklı yaşamına kadar her yaşta önemli bir role sahip. Fiziksel ve zihinsel gelişimin desteklenmesi için düzenli süt tüketimi büyük önem taşıyor” dedi. Bu yıl 70’inci kuruluş yılını kutlayan Teksüt’ün, nesillerdir sofralarda yer aldığını vurgulayan Aksaray, “70 yıldır süt ve süt ürünleri alanındaki deneyimimizle tüketicilerimize güvenilir ve kaliteli ürünler sunuyoruz. Sütün bereketini ve doğallığını sofralara taşırken, sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz” diye konuştu. Süt kültürü nesilden nesile aktarılıyor Sütün yoğurt, ayran, peynir, kaymak ve tereyağı gibi birçok ürüne dönüşen büyük bir yolculuğa sahip olduğunu belirten Aksaray, “Anadolu mutfağında süt ve süt ürünleri çok önemli bir yere sahip. Kahvaltıdan ana öğünlere, tatlılardan geleneksel lezzetlere kadar hayatımızın her alanında süt ürünlerini görüyoruz. Bu güçlü kültür, yüzyıllardır nesilden nesile aktarılıyor” ifadelerini kullandı. Günde 2 bardak süt öneriliyor Karbonhidrat, protein ve yağ içeriğiyle enerji sağlayan süt, özellikle içerdiği kalsiyum sayesinde kemik sağlığının korunmasına katkı sağlıyor. Çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi için gerekli olan protein, kalsiyum, fosfor ile B2, B6, B1 ve A vitaminleri de süt aracılığıyla alınabiliyor. Uzmanlar, çocukluk döneminden itibaren düzenli süt tüketiminin sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri olduğuna dikkat çekerken, Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye Beslenme Rehberi’nde, çocukların ve gençlerin her gün düzenli olarak 2 ila 4 porsiyon süt ve süt ürünü tüketmesinin sağlıklı büyüme ve gelişim açısından önemli olduğu vurgulanıyor. Teksüt’ün sade ve meyve aromalı süt çeşitleri ise çocukların süt tüketimini desteklerken, içerdiği yüksek protein ve kalsiyum oranlarıyla öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Peyniri Asya Pazarında  Haber

Türk Peyniri Asya Pazarında 

Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen ana hedeflerinin Türk peynirini ve peynir çeşitlerini tanıtarak Uzakdoğu’nun en büyük pazarlarından biri olan Çin’de büyümek olduğunu paylaştı. Hem ihracat hacmini artırabilmek hem de ilişki ağını genişletebilmek için yoğun bir çalışma yürüttüklerinin altını çizdi. Amerika Birleşik Devletleri’nden Çin’e kadar 4 kıtada 43 ülkeye ihracat yapan Teksüt ticaret hacmini geliştirebilmek için çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Katma değerli ürün üreterek hem Türkiye’deki hem de dünyanın farklı yerlerindeki müşterilerine en iyi ürünleri sunmak için yatırım yapmayı sürdüren Teksüt Çin Halk Cumhuriyeti Şanhay’da 18-20 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen SIAL China 2026 fuarına katıldı. Her ölçekten alıcıya ulaşma fırsatı sağlayan fuar Asya pazarında yeni iş olanakları keşfetme ve iş birlikleri kurma fırsatı sağlıyor. 2021 yılından beri Çin’e ihracat yaptıklarının altını çizen Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen pazarlama ve satış çalışmalarına hız kesmeden devam ettiklerini paylaştı. Özmen Türkiye’den Çin’e UHT süt ihracat etmek için gerekli olan ihracat belgesine sahip olmanın kendilerine önemli bir avantaj sağladığını belirtti. 2017 yılında Tayvan’a başlattığı ihracat ile ürünlerini ulaştırdığı pazarlara coğrafi olarak Uzak Doğu’yu da ekleyen Teksüt bugün dünya genelinde Çin’den İngiltere’ye, Japonya’dan Kanada’ya kadar geniş bir coğrafyada ihracat yapıyor. Çin’e ihracat 2021 yılında başladı Türkiye’nin yüksek nitelikli üretim yapan güçlü ve deneyimli süt ürünleri endüstrisine sahip olduğunu dile getiren Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen, “Teksüt olarak yurtdışında tanıtım ve pazarlama çalışmalarına önem verdiklerini belirtti. Çin’de iş birliklerini geliştirmeyi hedeflediklerini söyleyen Özmen şu açıklamayı yaptı; “Çin pazarına ürünlerimizi gönderiyoruz. Çin büyük bir hacme sahip zengin bir pazar. Ana hedefimiz Türk peynirini ve peynir çeşitlerini tanıtarak Uzakdoğu’nun en büyük pazarlarından biri olan Çin’de pazar hacmimizi büyütmek. İhracat payımızı artırmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. ” Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Arda Aksaray ise yaptığı açıklamada ticaret hacmini geliştirebilmek için gelişmeleri ve trendleri yakından takip ettiklerini söyledi. “Dünya ölçeğinde ticaret yapma şekli değişiyor ama ilişkiler önemini koruyor. Tüketicilerimiz bize güveniyor. Biz de bu güveni en üst düzeyde tutabilmek için çok çalışıyoruz. İhracat her zaman kendi içinde farklı dinamikleri barındırıyor, gelişmeleri yerinde izleyip sektör temsilcileriyle doğrudan temas kuruyoruz. Sektörün geleceğini belirleyen trendler ve stratejiler hakkında yeni bilgiler ediniyoruz; görüşlerimizi paylaşıyoruz. Hem işimizi geliştiriyoruz hem de ilişkilerimizi güçlü ve taze tutuyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EİB, Çin’e 1 Milyar Dolarlık İhracat Hedefi İçin Çalışmalarını Sürdürüyor Haber

EİB, Çin’e 1 Milyar Dolarlık İhracat Hedefi İçin Çalışmalarını Sürdürüyor

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, EİB’nin 12 farklı tarım ve sanayi sektöründe faaliyet gösteren 8 bini aşkın üyeyle 2025 yılı sonunda 18,5 milyar dolarlık ihracata ulaştığını söyledi. Tarımdan sanayiye, doğal taştan tekstile, gıdadan su ürünlerine kadar geniş bir üretim ve ihracat altyapısına sahip olduklarını belirten Öztürk, Türkiye genelinde Çin’e yapılan ihracatın Ocak-Nisan döneminde yüzde 35 artışla 1 milyar 212 milyon dolara ulaştığını, aynı dönemde EİB’den Çin’e gerçekleştirilen ihracatın ise yüzde 24 artışla 209 milyon dolar olduğunu ifade etti. Başkan Öztürk, EİB olarak Çin’e 1 milyar dolarlık ihracat hedefi doğrultusunda uzun yıllardır yoğun çalışmalar yürüttüklerini belirterek, “2019 yılını Ege İhracatçı Birlikleri için ‘Çin Yılı’ ilan ettik. Aynı dönemde bünyemizde Çin pazarına odaklanan özel bir Çin Ekibi oluşturduk. Üyelerimize yönelik ‘Hedef Pazar: Çin’ seminerleri ve eğitim programları düzenledik. Kasım 2022’de gerçekleştirdiğimiz Çin Mini MBA Programı ile firmalarımızın Çin iş kültürü ve ticaret yapısına yönelik bilgi altyapısını güçlendirmeyi hedefledik. Bu amaçla, Çin’de düzenlenen fuarlara önem verdik, ülkede üç fuara milli katılım yapan tek Birlik biziz.” dedi. China International Import Expo ve Xiamen Fuarı vurgusu Öztürk, 2019 yılından bu yana China International Import Expo milli katılım organizasyonlarını gerçekleştirdiklerini belirterek, 2025 yılında düzenlenen fuarda kuru meyveler, süt ürünleri, hububat-bakliyat, yağlı tohumlar, zeytinyağı ve kozmetik sektörlerinden firmaların Çinli alıcılarla bir araya geldiklerine değindi. Doğal taş sektöründe ise her yıl Xiamen International Stone Fair fuarına milli katılım organizasyonu düzenlediklerini ifade eden Başkan Öztürk, son gerçekleştirilen Xiamen organizasyonunun sektör temsilcileri açısından oldukça verimli geçtiğini kaydetti. Ayrıca Urumçi fuarlarına katılım sağladıklarını, Çinli ithalatçılar ile Türk ihracatçıları arasında doğrudan bağlantılar kurulabilmesi amacıyla alım heyetleri ve B2B görüşmeleri organize ettiklerini aktardı. Çin ile iş birliği fırsatlarını yalnızca belirli sektörlerle sınırlı görmediklerini belirten Öztürk, EİB bünyesindeki tüm sektörlerin Çin pazarıyla iş geliştirme potansiyeline sahip olduğuna inandıklarını ifade etti. “Yerel para birimleriyle ticaret daha önemli hale geliyor” Çin pazarına yönelik dijital tanıtım çalışmalarına da değinen Başkan Öztürk, WeChat gibi platformlarda bölge ürünlerinin tanıtımına yönelik faaliyetler yürüttüklerini, Çin merkezli fuar organizatörlerini, belediye temsilcilerini ve kardeş şehir heyetlerini EİB’de ağırlayarak iş birliği fırsatlarını değerlendirdiklerini söyledi. Finansal iş birliklerine büyük önem verdiklerini belirten Öztürk, ICBC Turkey Bank ile yerel para birimleri üzerinden ticareti geliştirmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade etti. Küresel ticarette yaşanan dönüşümün ihracatçıları doğrudan etkilediğini belirten Öztürk, “İhracatçılarımız yalnızca üretim maliyetleriyle değil; finansmana erişim, nakit akışı yönetimi ve uluslararası ödeme süreçlerinde yaşanan belirsizliklerle de mücadele ediyor. Bu nedenle sınır ötesi ödeme sistemleri, dış ticaret finansmanı, yerel para birimleriyle ticaret ve alternatif finansman modelleri ihracatçılarımız için her geçen gün daha önemli hale geliyor.” diye konuştu. Türkiye’nin Çin’e yıllık 3,3 milyar dolar ihracat gerçekleştirirken yaklaşık 50 milyar dolarlık ithalat yaptığını hatırlatan Muhammet Öztürk, iki ülke arasındaki ticaret ilişkisinin daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması gerektiğini vurguladı. Özellikle işlenmiş tarım ürünleri, doğal taş, sürdürülebilir üretim ve yenilikçi sanayi alanlarında önemli iş birliği fırsatları gördüklerini dile getirdi. “Çin-Türkiye ticareti olumlu ivmesini sürdürüyor” Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Ekonomi ve Ticaret Elçi Müsteşarı Li Bin, ise konuşmasında Çin ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıl dönümüne dikkat çekerek, toplantının iki ülke arasındaki iş birliğini geliştirecek fikir ve uygulamaları değerlendirmek açısından önemli olduğunu söyledi. Dünyada tek taraflılık ve korumacılığın yükseldiği bir dönemden geçildiğini ifade eden Li Bin, buna rağmen Çin-Türkiye ekonomik ve ticari iş birliğinin olumlu bir ivme gösterdiğini ve ikili ticaret hacminin 2025 yılında 44,62 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştığını belirtti. Çin ile Türkiye arasındaki ticaret dengesizliğinin sıkça gündeme geldiğini ifade eden Li Bin, değerlendirmelerin yalnızca mal ticaretiyle değil, hizmet ticaretiyle birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Çin’in Türkiye’deki yatırımları ve bankacılık faaliyetlerinin Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına katkı sunduğunu belirten Li Bin, geçen yıl Çin’in Türkiye’deki yatırımlarının 160 milyon dolar artarak toplamda 3,23 milyar dolara ulaştığını kaydetti. Çin’in Türkiye’den ithalatını artırmaya önem verdiğini belirten Li Bin, EİB’nin her yıl Şanghay Uluslararası İthalat Fuarı’na firmaların katılımını organize ederek Çin pazarına daha fazla kaliteli Türk ürününün tanıtılmasına katkı sunduğunu ifade etti. Li Bin ayrıca, ticaret, kültür ve turizm gibi geleneksel alanların yanı sıra yeşil kalkınma, dijital ekonomi ve sağlık alanlarında da yeni iş birliği fırsatlarının bulunduğunu vurguladı. ICBC Turkey’den RMB ve finansman vurgusu ICBC Turkey Bank Yönetim Kurulu Başkanı Qian Hou ise Ege Bölgesi’nin incir, zeytinyağı, kuruyemiş ve birçok tarımsal üründe Çin pazarı açısından önemli bir konuma sahip olduğunu belirtti. Ege Bölgesi’nin Türkiye’nin Çin’e yönelik tarımsal ihracatında ön sıralarda yer aldığını ifade eden Hou, geçen yıl yalnızca sebze, meyve ve kuruyemiş ihracatının 53,7 milyon dolara ulaştığını söyledi. Sınır ötesi ticarette uzun ödeme süreleri, döviz kuru dalgalanmaları ve finansman maliyetlerinin önemli sorunlar oluşturduğunu ifade eden Hou, ICBC Turkey’in bu noktada finansman, doğrudan pazar erişimi ve RMB hizmetleriyle destek sunduğunu belirtti. Türkiye’nin Orta Koridor üzerindeki stratejik konumuna dikkat çeken Hou, ICBC Turkey’in RMB takas bankası olarak Çin-Türkiye ticaretinde RMB kullanım alanlarını genişletmeye devam edeceğini söyledi. Türk ihracat kredi sigorta kuruluşlarıyla iş birliği imkanlarını araştırdıklarını kaydeden Hou, amaçlarının Türk Lirası ile RMB arasındaki kur hareketlerini ticaret için bir engel olmaktan çıkarıp kolaylaştırıcı bir unsur haline getirmek olduğunu ifade etti. Açılış konuşmalarının ardından ICBC Küresel İşler Bölümü Kıdemli Genel Müdürü Tang Yongmin “Müşteri ve Finansal İhtiyaçlara Yönelik Çözümler” başlıklı bir sunum gerçekleştirirken, Zhang Jung ise “Finansal Piyasa Ürünleri ve RMB Hizmetleri” konusunda ihracatçılara bilgi verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GEA Powerpack 5000 Termofom Makinesini Tanıtıyor Haber

GEA Powerpack 5000 Termofom Makinesini Tanıtıyor

PowerPack 5000 ürün çeşitliliği, sık format değişimi ve fiyat baskısının yaşandığı rekabetçi gıda pazarlarında faaliyet gösteren, gereksiz sistem karmaşıklığına girmeden üretim kapasitesini ve ürün kalitesini koruyabilen paketleme ekipmanlarına ihtiyaç duyan şirketler için tasarlanmıştır. Makine; et ve kümes hayvanları, balık ve deniz ürünleri, peynir ve süt ürünleri, unlu mamuller, hazır yemekler ve bitki bazlı gıda kategorilerindeki uygulamalara hitap etmektedir. Standart ve orta ölçekli uygulamalar için tasarlandı GEA'nın köklü PowerPack serisi ve onlarca yıllık termoform deneyimi üzerine inşa edilen PowerPack 5000 yüksek düzeyde uzmanlık gerektiren maksimum çıktı senaryolarından ziyade, standart ve orta segment uygulamalar için konumlandırılıyor. GEA, yeni modelin; tekrarlanabilir verim, kullanım kolaylığı ve öngörülebilir yaşam döngüsü maliyetlerine odaklanarak, termoform kullanım alanlarının büyük çoğunluğu için geniş kapsamlı bir çözüm olarak geliştirildiğini belirtiyor. Güncel piyasa koşulları gıda üreticilerinin ürün kalitesini, raf albenisini ve ürün çeşitliliğini ticari açıdan makul fiyatlarla korurken, verimliliklerini de artırmaları konusundaki baskıyı artırmaya devam ediyor. Bu doğrultuda otomasyon, sadece büyük ölçekli işletmeler için değil, orta ölçekli üreticiler ve büyüme aşamasındaki firmalar için de giderek daha kritik bir öneme sahip hale geldi. Birçok tesiste artık ana öncelik tek başına "teorik maksimum kapasite" değil; esneklik, süreç güvenilirliği ve yönetilebilir yatırım maliyetlerini birleştiren bir paketleme sürecidir. Bu kapsamda PowerPack 5000, gereksiz karmaşıklıktan kaçınarak pazarın temel performans kapasitesi ihtiyacına doğrudan yanıt verecek şekilde tasarlanmıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üreticiden Yatırımcıya Sektörün Buluşma Noktası Olivtech Oldu Haber

Üreticiden Yatırımcıya Sektörün Buluşma Noktası Olivtech Oldu

Üç gün boyunca 6 bin 500’ü aşkın ziyaretçiyi ağırlayan fuarda; zeytin ve zeytinyağı, süt ürünleri ve tarım teknolojileri alanındaki yenilikler sergilenirken, uluslararası iş bağlantıları ve yeni yatırım fırsatları da gündemin odağı oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen Gurme İzmir Olivtech - 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, üç gün boyunca sektörün tüm paydaşlarını İzmir’de buluşturdu. Yerli ve yabancı toplam 6 bin 504 ziyaretçinin ağırlandığı fuarda, üretimden paketlemeye ve tüketime uzanan geniş bir çerçevede Türkiye’nin farklı şehirlerinin yanı sıra Almanya, Fransa, İsveç, Kanada ve Libya’dan 100’ün üzerinde katılımcı yer aldı. Söyleşiler, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri, lansmanlar ve deneyim alanlarıyla zenginleşen Olivtech’te; tarımda dönüşümden markalaşmaya, gıdada kaliteden gastronomiye kadar pek çok konu ele alındı. Üniversiteler, kamu kurumları, kooperatifler ve sektör temsilcilerinin katkılarıyla hazırlanan etkinlik programı kapsamında; zeytin ve zeytinyağı üretim teknolojileri, süt ve peynir üretiminde değer zinciri, bağcılık ve şarapçılık trendleri, sürdürülebilir tarım uygulamaları ile tüketim alışkanlıkları üzerine oturumlar gerçekleştirildi. Fuarda, İzmir Bağ Yolu’nun da lansmanı gerçekleştirildi. Sektör temsilcileri, fuarın hem ticari hacim hem de uluslararası bağlantılar açısından verimli geçtiğini ifade etti. Ziyaretçi ilgisi GEA Türkiye’den İlker Altıoğlu, fuarın çok verimli geçtiğini belirterek, “Küresel belirsizlikler nedeniyle daha düşük yoğunluk bekliyorduk, ancak beklediğimizden çok daha fazla yatırımcı ve müşteri vardı. Özellikle teknolojiye yatırım yapmak isteyen, ne istediğini bilen profesyonellerle bir araya geldik. Fuarda sergilediğimiz ekipmanlar özellikle kaliteli ve yüksek polifenollü zeytinyağı üretimine yatırım yapmak isteyen üreticilerden ilgi gördü. Bir önceki fuara göre daha yoğun bir ziyaretçi ilgisiyle karşılaşmak bizi çok mutlu etti. Önümüzdeki dönemlerde de Olivtech’te yer almaya devam edeceğiz” dedi. Yeni cihazlar tanıtıldı Haus Makine Türkiye Genel Müdürü Yetkin Ateş, yaklaşık 80 yıllık geçmişe sahip firmanın bugün 80’e yakın ülkeye ihracat gerçekleştirdiğini söyleyerek, “Bu yıl Olivtech’te yeni makinelerimizin yanı sıra otomatik tartım cihazımız ve proses analiz sistemlerimizin lansmanını gerçekleştirdik. Özellikle yüksek polifenollü kaliteli zeytinyağı üretimine yönelik geliştirdiğimiz makinemiz yoğun ilgi gördü. Fuar boyunca yeni yatırımcılarla ve müşteri adaylarıyla sürekli temas halindeydik. Katılımın ve geri dönüşlerin yüksek olması bizi çok memnun etti” diye konuştu. “Verimli geçti” Polat Makine Yurtiçi Satış Müdürü Emirhan Polat, 50 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren firmanın bugün 40’a yakın ülkeye ihracat yaptığını belirterek “Olivtech, sektör için çok önemli bir fuar. Hem mevcut müşterilerimizi hem de yeni yatırımcıları burada ağırlıyoruz. Fuar bizim için çok verimli geçti” ifadelerini kullandı. “Fuardan memnun ayrılıyoruz” Tutkun Makine Türkiye Satış Müdürü Hüseyin Gür, 1984 yılında kurulan firmanın sofralık zeytin işleme makineleri ürettiğini belirterek Azerbaycan’dan İtalya’ya Yunanistan’dan, ABD’ye kadar birçok ülkeye satış yaptıklarını söyledi. İzmirli bir firma olarak fuarda yer almaktan mutluluk duyduklarını dile getiren Gür, “Uluslararası belirsizliklere karşın beklentimizin üzerinde bir taleple karşılaştık. Fuardan yeni iş bağlantıları kurarak, memnun ayrılıyoruz Fuarın zeytin ihtisas konusunda daha da büyümesini ve güçlenmesini istiyoruz” şeklinde konuştu. “Sektörün lokomotif fuarlarından” Arma Endüstri Sahibi Tufan İlhan ise butik üreticilere yönelik ekipman çözümleri sunduklarını belirterek, “Zeytinyağı, şarap, meyve suyu, sirke ve sıvı gıda üretimi yapan işletmelere yönelik ürün tedariki yapıyoruz. Olivtech, sektörün lokomotif fuarlarından biri. Yıllardır katılıyoruz. Ticari açıdan yeni projeler geliştirdiğimiz, müşterilerimizle yeniden buluştuğumuz verimli bir fuar oldu” dedi. “Müşteri portföyümüz gelişti” Halıcı Süt Ürünleri sahibi Osman Halıcı, 1981 yılında kurulan firmalarının bugün günlük yaklaşık 120 ton süt işlediğini belirterek, fuarın yeni iş bağlantıları açısından önemli katkı sağladığını belirtti. Halıcı, “Üç gün boyunca hem mevcut müşterilerimiz hem de yeni müşterilerimizle buluştuk. İyi bağlantılar kurduk, müşteri portföyümüzü geliştirdik” diye konuştu. “Bu fuarı çok seviyoruz” Özgün Zeytincilik Satış Sorumlusu Cüneyt Alay da firmanın bu yıl 35’inci yılını kutladığını belirterek, “Olivtech’te, İzmir’de müşterilerimizle bir araya gelmek bizim için çok değerliydi. Büyük ilgi gördük. İzmir’i ve Olivtech’i çok seviyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Eker I Run 23 Nisan Çocuk Koşusu”, Bayram Sevincini Sporla Buluşturdu Haber

“Eker I Run 23 Nisan Çocuk Koşusu”, Bayram Sevincini Sporla Buluşturdu

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Bursa’da bu yıl da renkli görüntülere ve neşeli anlara sahne oldu. Eker Süt Ürünleri’nin katkılarıyla Bursa Merinos Parkı’nda gerçekleştirilen “Eker I Run 23 Nisan Çocuk Koşusu”, çocukların enerjisi ve heyecanıyla adeta bir şenliğe dönüştü. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen 23 Nisan Çocuk Şenliği kapsamında hayata geçirilen etkinlikte, gün boyunca yaklaşık 1000 çocuk ağırlandı. 12 yaşa kadar olan minik katılımcılar, 15 dakikalık aralıklarla düzenlenen koşularda parkura çıkarak bayram coşkusunu doyasıya yaşadı. Minik adımların ritmiyle hareketlenen parkta, sporun birleştirici gücü ile 23 Nisan’ın anlam ve önemi bir araya geldi. Koşunun ardından çocuklar için hazırlanan ikram alanında Eker’in sevilen puding ürünleri dağıtılarak etkinliğe tatlı bir mola eklendi. Etkinlik alanında yer alan boyama köşeleri ve top cambazı gibi eğlenceli aktiviteler ise gün boyunca çocuklara keyifli anlar yaşattı. Ailelerin de yoğun ilgi gösterdiği organizasyon, samimi ve sıcak atmosferiyle bir bayram şenliği havasında geçti. Eker Süt Ürünleri, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu anlamlı günü, her yıl olduğu gibi bu yıl da çocukların katılımıyla kutlamanın mutluluğunu yaşadı. Minik adımların keyifli koşusu, çocukların hem sporla buluştuğu hem de 23 Nisan’ın coşkusunu doyasıya hissettiği özel bir etkinlik olarak hafızalarda yerini aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.