Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Suudi Arabistan

Kapsül Haber Ajansı - Suudi Arabistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suudi Arabistan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İMS Lojistik Körfez Ülkelerinde Kritik Sınır Kapılarını Ziyaret Etti Haber

İMS Lojistik Körfez Ülkelerinde Kritik Sınır Kapılarını Ziyaret Etti

Gerçekleştirilen ziyaret kapsamında başta Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Umman ve Bahreyn olmak üzere Körfez bölgesindeki lojistik hatlar, gümrük süreçleri ve sınır geçiş operasyonları detaylı şekilde incelendi. Bölgedeki mevcut iş ortakları ile yapılan görüşmeler sayesinde operasyonel verimliliğin artırılmasına yönelik önemli adımlar atıldı. Mustafa İmrak: “Temaslarımızı Sürdürüyoruz” Ürdün’deki sınır kapısında değerlendirmelerde bulunan İMS Lojistik Genel Müdürü Mustafa İmrak, “Jaber Sınır Kapısı Ürdün’ün giriş kapısı ve buradan biraz önce bir aracımızı El-Omeri Sınır Kapısı’a yani çıkış kapısına uğurladık. Oradan Hadise Sınır Kapısı’ndan devam edecek. Suudi Arabistan’a giriş yapacak. Oradan da Dubai, Katar gibi diğer Körfez ülkelerine geçişler sağlayacağız. Şu anda Satış Direktörümüz Serhat Bey’le sahada birebir kontrollerimizi gerçekleştirdik. Olası bürokratik sıkıntıları not ettik. Bunlarla ilgili iletebildiğimiz yerlerle temasa geçtik. Biz birebir sahadayız. Temaslarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu. Operasyon Sürecinin Her Aşamasında! İMS Lojistik, Avrupa ve Türkiye çıkışlı taşımalarında faaliyetlerini sürdürdü ve Körfez ülkelerine yönelik lojistik süreçlerini titizlikle yönetti. Güçlü acente ağı, deneyimli operasyon ekibi ve sahadaki aktif yönetim anlayışı ile müşterilerine kesintisiz ve güvenilir hizmet sundu. Gerçekleştirilen bu ziyaretler, İMS Lojistik’in uluslararası taşımacılıktaki etkinliğini artırdı ve Avrupa’dan Körfez bölgesine uzanan lojistik hatlarında daha hızlı, daha güvenilir ve daha sürdürülebilir çözümler sunma vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Mobilyaları Dünyayı Donatıyor Haber

Türk Mobilyaları Dünyayı Donatıyor

Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin Ticaret Bakanlığı desteğiyle düzenlediği “Alım Heyeti” organizasyonuna; Azerbaycan, Bosna Hersek, Fas, Polonya, Kosova ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden toplam 15 yabancı alıcı firma katıldı. “Alım Heyeti”ne Türkiye tarafından 40 firmanın katıldığı bilgisini veren Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Fuat Gürle, “Alım Heyeti” kapsamında firma başına ortalama 5–10 görüşme takvimlendirdiklerini, toplamda 200’ün üzerinde ikili iş görüşmesi gerçekleştirildiğini dile getirdi. 6 ülkeye ihracatımızı 1 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz “Alım Heyeti”ne katılım sağlayan ülkelere ihracat hacmimiz hakkında açıklamalarda bulunan Gürle, “Azerbaycan’ın mobilya ithalatı 260 milyon dolar seviyesinde. Türkiye bu pazara 105,6 milyon dolar ihracat gerçekleştiriyor ve Azerbaycan’ın ithalatından yüzde 41 pay alıyoruz. Bosna Hersek’e 30 milyon dolar mobilya ihraç ediyoruz. Polonya’nın mobilya ithalatı yaklaşık 5,4 milyar dolar iken Türkiye’nin bu ülkeye ihracatı 57,4 milyon dolar olarak gerçekleşiyor. Güçlü ihraç pazarlarımızdan Fas’a 99 milyon dolar mobilya ürünleri ihraç ettik ve en büyük ikinci tedarikçi olduk. Birleşik Arap Emirlikleri’ne Türkiye’nin mobilya ihracatı 91,2 milyon dolar seviyesinde. Kosova pazarı daha sınırlı büyüklükte olsa da Türkiye’nin bölgedeki güçlü ticari ilişkileri ve coğrafi yakınlığı sayesinde Türk mobilya sektörü açısından erişilebilir ve gelişim potansiyeli taşıyan pazarlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu 6 ülkeye 390 milyon dolar olan ihracatımızın orta vadede 1 milyar dolara çıkması için bugün önemli tohumlar attık” şeklinde konuştu. Güngör: “Savaş planlarımızı değiştirdi” ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın “Alım Heyeti” sürecinde planlarında değişikliğe yol açtığını paylaşan Ege Mobilya Kâğıt ve Ormar Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Hikmet Güngör; “Alım heyeti programı başlangıçta Hindistan, Irak, Suudi Arabistan, Fas, Bulgaristan, İngiltere, Sırbistan ve Romanya’dan daha geniş katılımlı bir yapı ile planlanmıştı. Ancak bölgemizde yaşanan savaş ve buna bağlı olarak oluşan lojistik, güvenlik ve seyahat kısıtları, bazı ülkelerden katılımı doğrudan etkiledi. Programı revize ettik ve daha sınırlı fakat nitelikli bir katılımcı profili oluşturduk; mevcut durumda 6 ülkeden 15 yabancı firmanın katılımı ile alım heyeti sürdürülebilir ve verimli bir yapıda organize ettik. Bu durum, organizasyonun ölçeğini kısmen etkilemiş olsa da hedef odaklı eşleştirmeler sayesinde iş görüşmelerinin verimliliğinin yüksek olması bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

E-ticaret, Körfez’e Alternatif Arıyor Haber

E-ticaret, Körfez’e Alternatif Arıyor

İran savaşı Dubai’yi kilitledi. İran’ın füze ve drone saldırıları ile ticaretin durma noktasına geldiği, birçok iş insanının terk etmeye başladığı Dubai’de pazar da darbe aldı. Türkiye’den bölgeye e-ticaret yapan firmalar yeni pazar arayışında. Dubai ile dijital ticaretin büyük darbe aldığını ifade eden TOBB E-ticaret Meclis Üyesi, Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “E-ticaret firmalarımız farklı pazarlar aramaya başladı. Şirketlerimiz Dubai’nin de içinde yer aldığı Körfez ülkelerine karşı temkinli, alternatif pazar arayışları hızlandı. Daha çok Avrupa pazarına yoğunlaşma görülüyor” dedi. SAVAŞ, STRATEJİ DEĞİŞİMİNE ZORLUYOR Önemli sayıda Türk e-ticaret firmasının pazarlama kampanyalarını ve operasyonlarını Körfez odaklı yaptığını hatırlatan Çiğdemli, “Savaş bu stratejiyi değiştirmeye zorluyor. Bölgeye yönelik çalışan şirketler ve üreticiler için, yeni alanlara ve yeni fırsatlara bakma zamanı artık. Türkiye’nin e-ticaret ihracatında Körfez, özellikle Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, son yıllarda yüksek sepet ortalaması, lüks ve hızlı tüketim talebi ve Türk markalarının güçlü algısı nedeniyle premium büyüme pazarıydı. Ama bölgedeki jeopolitik riskler, lojistik sürelerini uzattı, sigorta maliyetlerini artırdı, talepte dalgalanma yarattı ve platform risklerini yükseltti. Türk e-ticaret şirketleri tek pazara bağımlılık riskini fark etmeye başladı” diye konuştu. ÖNCELİKLİ PAZARLAR Yeni pazar arayışında Türk şirketler için Avrupa ülkelerinin başı çektiğinin bilgisini veren Çiğdemli, “Kuzey Afrika, Türk cumhuriyetleri ve özellikle Doğu Avrupa şu anda sektörün gündeminde olan yeni pazarlar. Bu pazarlarda zaten vardık ama şimdi yatırımlar, pazarlama bütçeleri de buralara doğru kayıyor” dedi. PLATFORMLAR DAHA KIRILGAN Kriz zamanlarında platformlara bağlı çalışan e-ticaret şirketlerinin daha kırılgan hale geldiği bilgisini de aktaran Çiğdemli sözlerini şöyle tamamladı: “Çünkü platformlar kriz anlarında sizin değil, kendi risklerini yönetir. Algoritmalar değişir, görünürlüğünüz düşer, lojistik ve ödeme altyapıları sekteye uğrayabilir. Siz satış yaptığınızı sanırken aslında müşteriye erişiminizi kontrol eden bir ara katmana bağımlı hale gelirsiniz. Bu nedenle şirketlerin kendi web sitelerini ve doğrudan müşteri ilişkilerini (D2C) kurmaları artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk. Platformlar normal zamanlarda büyümeyi hızlandırır, ancak kriz anlarında kontrol kaybı yaratır. Görünürlükten lojistiğe kadar birçok değişken sizin dışınızda yönetildiği için risk artar. Kendi web sitenizi kurmak ise hem müşteriyle doğrudan ilişki kurmanızı hem de bu tür dalgalanmalara karşı daha dayanıklı olmanızı sağlar.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gayrimenkulde Dubai’ye İlgi Ramazan’da da Hızlanacak Haber

Gayrimenkulde Dubai’ye İlgi Ramazan’da da Hızlanacak

Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte Dubai gayrimenkul piyasasında hareketliliğin sürmesi beklenirken, özellikle bölge ülkelerinden gelen yatırım talebinde artış öngörülüyor. ParcelEstates CEO’su Özden Çimen, yılın ilk aylarında satışların artış eğilimini koruduğunu ve Ramazan döneminde bu ivmenin devam edeceğini belirtti. Çimen, “Ocak-Şubat döneminde şehir genelinde konut satışlarının artış eğilimini sürdürdüğünü gözlemledik. Geçen yılın aynı dönemine göre toplam alım-satım hacmi ortalama yüzde 3 oranında yükseldi. Ramazan boyunca da satış eğiliminin devam etmesini bekliyoruz. Özellikle BAE’ye yakın ülkelerden Dubai’ye olan ilginin bu dönemde artması bizim açımızdan sürpriz olmayacaktır.” dedi. Yeni projeler yatırımın odağında Dubai’de yatırımcı davranışının önemli ölçüde yeni projelere yöneldiğini belirten Çimen, “Dubai konut yatırımcısını diğer pazarlardan ayıran en önemli özelliklerden biri, yatırımların yaklaşık yüzde 70’inin yeni projelere yönelmesi. 2025 yılında gerçekleşen toplam 249 milyar dolarlık satışın büyük bölümü yeni tamamlanmış veya yapım aşamasındaki projelerden oluştu. Ramazan döneminde sunulan yeni fırsatlar ve kampanyalar da yatırım yapılabilirlik algısını güçlendiriyor.” ifadelerini kullandı. Müslüman ülkelerden talep artışı bekleniyor Dubai’de konut alıcılarının büyük bölümünü yabancı yatırımcıların oluşturduğunu vurgulayan Çimen, geçen yıl 200 binden fazla konut satışında Çin, Hindistan, İngiltere, ABD, Türkiye, Pakistan, İran ve İtalya’nın öne çıkan ülkeler arasında yer aldığını aktardı. Ramazan döneminde yatırımcı profilinde kısmi bir değişim yaşanabileceğini belirten Çimen, “Bu süreçte özellikle Müslüman ülkelerden gelen talebin artmasını bekliyoruz. Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve İran gibi ülkelerden yatırımcılar önceki yıllarda satışlardan önemli pay aldı. Ramazan boyunca sunulan ödeme kolaylıkları ve yeni proje lansmanları, bu ülkelerden gelen ilgiyi daha da artırabilir.” değerlendirmesinde bulundu. Vergi avantajı ve yüksek getiri etkili oluyor Dubai’nin yatırımcılar açısından sunduğu yapısal avantajlara da değinen Çimen, şehrin vergi politikalarının ve yüksek getiri potansiyelinin talebi desteklediğini belirterek, şunları kaydetti: “Dubai, her yıl yayımlanan küresel servet göçü raporlarında en çok tercih edilen şehirler arasında yer alıyor. 2025 yılında yaklaşık 10 bin milyonerin şehre taşındığı tahmin ediliyor. ABD, İngiltere, Çin, Türkiye, Hindistan ve İran başta olmak üzere birçok ülkeden yüksek gelir grubundaki yatırımcılar Dubai’de gayrimenkule milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Daha geniş yatırımcı kitlesi için ise düşük faizli finansman imkanları önemli bir avantaj oluşturuyor. Yüksek kira çarpanı da yatırım kararını destekleyen temel unsurlar arasında bulunuyor.” Çimen, Ramazan döneminde bu avantajların etkisiyle özellikle Müslüman ülkeler başta olmak üzere daha fazla yatırımcının Dubai piyasasına yönelmesinin beklendiğini ifade etti. Kurumsal danışmanlık ve doğru zamanlama kritik Ramazan ayında yatırım yapmayı planlayanlara önerilerde bulunan Çimen, yatırım sürecinde kurumsal danışmanlık ve doğru proje seçiminin önemine dikkat çekerek, “Doğru projeye yatırım ve doğru zamanda çıkış stratejisi ancak kurumsal ve tecrübeli yapılarla mümkün oluyor. Yatırımcıların piyasa deneyimi olan firmalarla çalışması, riskleri azaltırken getiriyi optimize ediyor. Biz de Parcel Estates olarak yatırımcılarımıza doğru zamanlama ve yüksek getiri potansiyeli sunan projeleri titizlikle analiz ederek rehberlik ediyoruz.” dedi. Çimen, Dubai’nin güçlü talep yapısı, uluslararası yatırımcı ilgisi ve düzenli büyüyen gayrimenkul piyasasıyla Ramazan döneminde de fırsat sunmaya devam ettiğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yenilenebilir Enerji'de Acwa ve Enerji Bakanlığı Arasında Dev Anlaşma Haber

Yenilenebilir Enerji'de Acwa ve Enerji Bakanlığı Arasında Dev Anlaşma

T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın katılımıyla gerçekleşen imza töreninde; Acwa Enerji Bakanlığı ile 5 GW kapasiteli yenilenebilir enerjiye yönelik Yatırım Anlaşmasına İlişkin Temel Şartları ve EÜAŞ ile Elektrik Alım Anlaşmasına İlişkin Temel Şartları imzaladı. Toplam 5 GW kapasiteli yenilenebilir enerji projeleri geliştirecek olan Acwa, 5 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım hacmiyle Türkiye’nin 2035 yılı için 120 GW’lık yenilenebilir enerji hedefine önemli bir katkı sunacak. Şirketin 2017 yılında devreye aldığı mevcut 927 MW’lık Kırıkkale Elektrik Üretim Santrali yatırımından sonra bu kapsamlı yenilenebilir enerji yatırım programı; rekabetçi ve sabit fiyatlı elektrik arzı sağlayarak enerji ithalatını azaltmayı ve Türkiye’nin net sıfır karbon vizyonuna katkı sağlaması hedefliyor. Dünyanın en büyük özel desalinasyon şirketi olmasının yanı sıra enerji dönüşümünde lider ve yeşil hidrojen alanında öncü enerji şirketi Acwa; toplam 5 GW’lık yenilenebilir enerji projeleri geliştirmek üzere Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Yatırım Anlaşması Temel Şartları’nı (IA Key Terms) imzaladı. Programın ilk aşaması Sivas ve Taşeli'de kurulacak toplam 2 GW’lık iki güneş enerjisi üretimin santrali ile başlayacak. Yatırım Anlaşması Temel Şartları’na göre Acwa her iki tesisin geliştirilmesinden, finansmanından, inşaatından, devreye alınmasından ve işletilmesinden sorumlu olacaktır. Santrallerde üretilecek elektrik enerjisinin satışı için Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) ile ayrı bir Enerji Alım Anlaşması Temel Şartları (PPA Key Terms) imzalandı. Acwa’nın yaklaşık 930 milyon ABD doları değerindeki 927 MW’lık Kırıkkale Elektrik Üretim Santrali’nden sonra Türkiye’deki ilk büyük yatırımı olacak bu program yıllık 1.8 milyon ton CO2 salımını engelleyecek. Çok Stratejik Bir Adım Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, yaklaşık iki hafta önce Riyad’da Suudi Arabistan Enerji Bakanı Abdülaziz bin Selman ile Yenilenebilir Enerji Santrali Projelerine İlişkin Hükümetler Arası Anlaşmayı imza altına aldıklarını anımsatarak “Yaptığımız bu anlaşma, her iki ülke için enerji alanında atılmış çok stratejik bir adımdır.” dedi. 2 bin megavatlık iki projenin yaklaşık 2 milyar dolarlık bir yatırım anlamına geldiğini kaydeden Bakan Bayraktar, “Sivas ve Taşeli GES projeleri ile toplam 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılayacağız. Burada önemli bir diğer husus da yerlilik. Hem Sivas’ta hem Taşeli’nde yerlilik oranı en az yüzde 50 olacak. İnşallah bu projelerin temellerini bu yıl içerisinde atacağız. 2028 yılı başlarında da her iki santral, ticari işletmeye geçecek ve en kısa zamanda tam kapasiteye ulaşacak. Toplam 5 bin megavatlık anlaşmanın ikinci fazında ise 3 bin megavatlık ilave güneş ve rüzgâr enerjisi santralleri yatırımı yapılacak. Elbette ki bunları depolamayla birleştirebiliriz, veri merkezleriyle de birleştirebiliriz.” diye konuştu. İş Birliği ve Vizyon Çok Önemli Bakan Bayraktar, “Sivas ve Taşeli projelerinin uygulanır hale gelmesinde Sayın Cumhurbaşkanımız ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Sayın Muhammed bin Selman’ın ortaya koyduğu iş Birliği ve vizyon, hakikaten çok önemli. Ülkelerimiz arasındaki ticaret hacmini, karşılıklı yatırımları ileri götürme noktasındaki güçlü iradeleri, bizlerin hızla yol almasını sağladı.” dedi. Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a şükranlarını iletti. Acwa Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Raad Al-Saady konuya ilişkin şunları söyledi: “Yatırım Anlaşması ve Enerji Alım Anlaşması Temel Şartlarının imzalanması, Acwa’nın Türkiye ile olan ortaklığında dönüm noktası niteliği taşıyor. Bu adım, Türkiye’nin temiz enerji lideri ve bir üretim merkezi olma yolundaki güçlü potansiyelini yansıtıyor. 5 GW’lık yenilenebilir enerji programımız, Türkiye’nin karbon salımını 2030’a kadar yüzde 41 oranında azaltma, 2053’te net sıfıra ulaşma ve yenilenebilir enerji kapasitesini 2035’e kadar 120 GW’a çıkarma hedeflerini de destekleyecek. 2017 yılında devreye alınan 927 MW’lık Kırıkkale santralimizle başlayan Türkiye hikayemiz, bu yeni adımla ortaklığımızı tamamen farklı bir seviyeye taşıyor.” Programın Etkisi 5 GW'lık yenilenebilir enerji programı sabit fiyatlı elektrik sağlayarak elektrik şebeke planlaması ve elektrik enerjisi maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlayacak. İthal fosil yakıtlarının yerini yerli üretim temiz enerjinin alması Türkiye’nin küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı direncini artırarak enerji bağımsızlığını güçlendirecek ve uzun vadeli enerji maliyetlerini düşürecektir. Programın ekonomik faydaları 5 milyar ABD Dolara varan doğrudan yabancı yatırımın çok ötesine geçerek, inşaat ve işletme safhalarında çeşitli seviyelerde binlerce istihdam yaratacak. Yerlileştirme ve Ortaklık Türkiye’de yeni yatırımları, Acwa’nın Türk mühendisliğine, inşaat ve üretim kapasitesine duyduğu güveni yansıtıyor. Yerlileştirme, Acwa’nın küresel portföyünde uyguladığı stratejik bir öncelik olmakta ve Türkiye'deki mevcut yatırımında yüzde 100 yerel istihdam oranına ulaşmış durumdadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karel World Defense Show 2026’da Vision 2030’a Odaklanıyor  Karel Haber

Karel World Defense Show 2026’da Vision 2030’a Odaklanıyor Karel

Birbiriyle tam uyumlu şekilde çalışan bu sistemler, sahada uçtan uca, güvenli ve yüksek hızlı iletişim altyapısı sunarken; Karel’in bütüncül bir teknoloji ortağı kimliğini ve 40 yıllık mühendislik birikimini, Ar-Ge yetkinliğini ve üretim tecrübesini de ortaya koyuyor. Vision 2030 doğrultusunda yerelleşme ve teknoloji üretme yetkinliği Karel, Suudi Arabistan’ın Vision 2030 hedefleri doğrultusunda savunma ve teknoloji alanında yerel kapasitenin güçlendirilmesini stratejik bir öncelik olarak görüyor. Bu kapsamda Karel, yalnızca ürün geliştirmenin ötesinde, teknolojinin tasarımından geliştirilmesine, üretiminden sahaya uyarlanmasına kadar tüm aşamalarına hâkim, uzun vadeli bir teknoloji ortağı olarak konumlanıyor. Yerel ekosistemlerle birlikte çalışmayı hedefleyen Karel, savunma teknolojilerinde sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve yerel üretime uygun çözümler geliştirerek Suudi Arabistan’ın savunma sanayii vizyonuna katkı sağlamayı amaçlıyor. Entegre haberleşme, modern askeri operasyonların omurgası Modern askeri operasyonlarda haberleşme sistemleri; komuta-kontrol, durumsal farkındalık ve karar alma hızının temel belirleyicileri arasında yer alıyor. Karel’in World Defense Show 2026’da sergilediği entegre haberleşme çözümleri, bu ihtiyaca sahada karşılık veren bütüncül bir mimari sunuyor. 5G Özel Mobil Ağ’dan araç içi ve araçlar arası iletişime, personel seviyesindeki ileri teknoloji başlık sistemlerine kadar uzanan bu yapı; verinin doğru, hızlı ve güvenli şekilde dolaşmasını mümkün kılıyor. Karel’in yerli mühendislik gücüyle geliştirdiği bu mimari, bugünün operasyonel ihtiyaçlarına yanıt verirken, geleceğin çok katmanlı ve yüksek bant genişlikli savunma haberleşme altyapılarına da zemin hazırlıyor. Türkiye savunma sanayi ekosisteminde uzun yıllardır aktif rol alan Karel; kara, hava ve deniz platformlarına yönelik projelerde, ihtiyaca özel sistem tasarımı, alt yüklenicilik, elektronik kart üretimi ve entegrasyon kabiliyetleriyle katkı sunuyor. Farklı operasyonel gereksinimlere göre şekillendirilen bu projelerde edindiği çok katmanlı mühendislik deneyimi, Karel’in entegre haberleşme çözümlerini farklı platform ve operasyonel ihtiyaçlara uyarlayabilmesini mümkün kılıyor. Yavuz Bayız: “Suudi Arabistan’da yerel yetkinlikleri güçlendiren uzun vadeli bir teknoloji ortağı olmayı hedefliyoruz” Entegre haberleşme sistemleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Karel Savunma Teknolojileri Grup Başkanı Yavuz Bayız, şunları söyledi: “Farklı platformlar, birlik seviyeleri ve görev alanları arasında güçlü ve kesintisiz bir entegrasyon sağlayan haberleşme altyapıları, sahadaki tüm unsurların koordinasyon içinde hareket etmesini mümkün kılıyor. Güvenli ve yüksek hızlı iletişim, operasyonel etkinliği artırırken karar alma süreçlerini hızlandırıyor ve değişen tehdit ortamlarına hızlı uyum sağlanmasını destekliyor. Karel olarak, sahadaki tüm unsurları tek bir entegre haberleşme mimarisi altında buluşturan çözümler geliştiriyoruz.” Bayız, Karel’in Suudi Arabistan pazarına yaklaşımına da şu sözlerle dikkat çekti: “World Defense Show 2026’da sergilediğimiz çözümleri, Suudi Arabistan’ın Vision 2030 hedefleri doğrultusunda yerel savunma sanayii kapasitesini güçlendirmeye yönelik bir iş birliği modeli olarak ele alıyoruz. Teknolojinin tasarımından geliştirilmesine, üretiminden sahaya uyarlanmasına kadar tüm aşamalarına hâkim bir marka olarak, bu deneyimi yerel ekosistemlerle paylaşmaya hazırız. Amacımız, Suudi Arabistan’da uzun vadeli, sürdürülebilir ve yerelleşmeyi destekleyen bir teknoloji çözüm ortağı olarak konumlanmak.” “Savunma teknolojilerinde kalıcı başarı; mühendislik deneyimi, üretim yetkinliği ve birlikte geliştirme kültürünün bir araya gelmesiyle mümkün oluyor. Karel olarak 40 yıla dayanan teknoloji yolculuğumuzu, Vision 2030’un öngördüğü yerel yetkinliklerin gelişimine katkı sağlayacak şekilde ileri taşımayı hedefliyoruz.” COM-BAT – 5G Özel Mobil Ağ Karel tarafından geliştirilen 5G Özel Mobil Ağ, askeri sahada tüm birlik seviyeleri arasında güvenli, hızlı ve esnek bir iletişim altyapısı sunuyor. Taşınabilir ve araca monte edilebilir güçlendirilmiş yapısı sayesinde farklı görev bölgelerinde kolaylıkla devreye alınabiliyor. Bu altyapı üzerinden sesli ve görüntülü iletişim, gerçek zamanlı veri paylaşımı ve yüksek bant genişliği gerektiren uygulamalar güvenli bir şekilde gerçekleştirilebiliyor. Mevcut telsiz sistemleri ağ geçitleri üzerinden sisteme entegre edilirken; kamera, drone, VR başlıklar ve yapay zeka destekli modüllerle esnek bir kullanım imkanı sağlanıyor. COM-LINE – Araç İçi İletişim Ağ Geçidi COM-LINE, askeri kara araçlarında farklı iletişim protokolleri ve elektronik sistemler arasında güvenli ses ve veri iletişimi sağlayan bütünleşik bir çözüm sunuyor. Karel tarafından geliştirilen yazılım ve kullanıcı arayüzleri sayesinde sistem, dinamik taktik saha koşullarında hızlı ve etkin haberleşmeyi destekliyor. Araç içi ve araçlar arası iletişimi aynı mimari altında buluşturan COM-LINE, operasyonel koordinasyonu güçlendirirken Karel’in diğer haberleşme çözümleriyle de tam uyumlu çalışıyor. MOBAT – Operasyonel Başlık Takımı MOBAT, Karel’in ileri teknolojilerle donatılmış çok amaçlı operasyonel başlık takımı olarak öne çıkıyor. Aktif gürültü engelleme, durumsal farkındalık ve 3D ses teknolojileri sayesinde kullanıcıya zorlu saha koşullarında yüksek performans ve konfor sunuyor. MOBAT, COM-LINE ve diğer Karel haberleşme sistemleriyle tam entegre çalışarak, personel seviyesindeki iletişimi araç ve ağ altyapısıyla bütünleştiriyor. Bu sayede sahadaki bireysel kullanıcılar ile komuta-kontrol unsurları arasında kesintisiz bir bilgi akışı sağlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ROKETSAN, iş ortaklarıyla birlikte Suudi Arabistan’daki WDS Fuarına Çıkarma Yapıyor Haber

ROKETSAN, iş ortaklarıyla birlikte Suudi Arabistan’daki WDS Fuarına Çıkarma Yapıyor

Suudi Arabistan’ın askeri otoritesi GAMI (General Authority for Military Industries) öncülüğünde başkent Riyad’da düzenlenen WDS fuarı başladı. 8-12 Şubat tarihleri arasında kapılarını açan fuar, dünyanın birçok ülkesinden üst düzey hükümet yetkilisini, askeri temsilcileri, sektör oyuncularını ve 100 binin üzerinde ziyaretçiyi bir araya getiriyor. Türkiye’nin roket ve füze teknolojilerindeki öncü markası ROKETSAN da güçlü iş ortağı kadrosu ve yeni nesil savunma sistemleri ile WDS sahnesinde yerini aldı. ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, Suudi Arabistan ile güçlü ilişkilere sahip olduklarını ifade ederek fuar katılımıyla ilgili şunları söyledi: “Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde düzenlenen ve bölgenin en önemli fuarlarından biri olan WDS, bizim için birçok fırsatı barındırıyor. Bu fuarda sergilediğimiz birçok sistemimiz ile dünyanın önde gelen savunma şirketleri arasında gücümüzü gösteriyoruz. Burada gerçekleştireceğimiz görüşmelerle yeni iş birliklerine kapı aralamayı hedefliyoruz. Suudi Arabistan ile olan savunma, güvenlik ve ileri teknoloji alanlarında stratejik iş birliklerimizi bir üst boyuta taşımak için yeni adımlar da atıyoruz. Ayrıca bu fuarda bir ilki gerçekleştirerek 15 stratejik iş ortağımızı da aynı çatı altında bir araya getirecek ve birlikte oluşturduğumuz güçlü ekosistemi uluslararası vitrine taşıyacağız. Tüm bu adımlarımız ile sadece şirketimizin uluslararası boyutuna değil aynı zamanda Türkiye - Suudi Arabistan ilişkilerine de yeni bir soluk kazandırmayı hedefliyoruz.” ROKETSAN, WDS’26 fuarına ekosistemindeki elektronikten mekanik ve kompozit yapılara, elektromekanik sistemlerden hassas üretim ve mühendislik çözümlerine uzanan geniş bir yelpazede katkı sunan bu iş ortakları ile katılıyor: SİMPRO Elektronik Kart Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ASSAN Elektronik İmalat Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş., MZD Elektrik Elektronik Elektromekanik Mekatronik ve Sanayi Ticaret Anonim Şirketi, BARKO-MED Elektronik Ticaret A.Ş., FAYMER Makina İmalat İhracat Ltd. Şti., C.E.S. İleri Kompozit ve Savunma Teknolojileri Sanayi ve Ticaret A.Ş., MAKEL Mekanik Mühendislik A.Ş., BİL PLAS Savunma Limited Şirketi, İVEO Elektronik Savunma Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş., MERKAD Makina Kalıp Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., DEĞİRMENCİ Otomotiv ve Metal Endüstri Anonim Şirketi, ARMSTO Konnektör A.Ş., ÖZEN İş Makina Torna Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., RSTEK Roketsan Teknoloji Saha Destek Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. ile TEDEG Mühendislik Limited Şirketi. Bu iş birliği yapısı, ROKETSAN’ın tasarımdan üretime, entegrasyondan saha desteğine uzanan uçtan uca savunma çözümlerini küresel ölçekte sergilemesine imkân sağlıyor. ROKETSAN, WDS’26’da; Mini Akıllı Mühimmatlar MAM-C, MAM-L ve MAM-T, İHA-230 Havadan Karaya Balistik Süpersonik Füze, EREN Yüksek Hızlı Çok Amaçlı Dolanan Mühimmat, TEBER-82 Güdüm Kiti, LAÇİN Güdüm Kiti, KARAOK Kısa Menzilli Tanksavar Silahı, Orta Menzilli Tanksavar Silah Sistemi OMTAS, Genişletilmiş Uzun Menzilli Tanksavar Füze Sistemi L-UMTAS-GM, ÇAKIR Seyir Füzesi, Stand-off Mühimmatı SOM, SUNGUR Hava Savunma Füze Sistemi, HİSAR-O Hava Savunma Füzesi, SİPER Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi’ni sergiliyor. Bunların yanı sıra BORA, TRG-230 TRG-300 Füzeleri, Taktik Füze Fırlatma Sistemi KMC ve BURÇ Mobil Hava Savunma Sistemi de katılımcıların beğenisine sunuluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turizm Yatırımlarının Yeni Dönemi İstanbul’da Konuşulacak Haber

Turizm Yatırımlarının Yeni Dönemi İstanbul’da Konuşulacak

TIF 2026, küresel turizm ve seyahat sektörünün güçlü bir gelişim trendi yaşadığı, başta Suudi Arabistan, Mısır, İtalya olmak üzere rakip ülkelerde önemli atılımların yapıldığı bu kritik dönemde, Türkiye turizminin daha da güçlenmesi ve gelişimi için stratejik bir önem taşıyor. TIF 2026; oturumlar, keynote konuşmaları ve sektör görünümüne ilişkin özel sunumlarla birlikte 30’a yakın içerik bölümünden oluşuyor. Forum bu kapsamıyla, İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Dünya Turizm ve Seyahat Konseyi Başkanı ve CEO’su Gloria Guevera Manzo, İtalya Ulusal Turizm Kurulu Başkanı Alessandra Priante gibi isimler de dahil olmak üzere 100’den fazla konuşmacı ve moderatörü ağırlayacak. Forum’da finans, konaklama, seyahat ve pazarlama dünyasının liderleri turizmde büyümenin niteliğini artıracak yatırım kararlarını, finansman koşullarını ve yeni ürün kategorilerini iki gün boyunca ele alacak. Küresel ölçekte turizm ekonomisi, pandemi sonrası toparlanmayı kalıcı büyümeye çevirerek yeni bir zirveye taşınıyor. UN Tourism’in World Tourism Barometer verileri; 2024’te yaklaşık 1,4 milyar varışla sektörün pandemi öncesi düzeye yeniden yaklaştığını ve 2025’te 1,52 milyar varışla bir önceki yıla göre %4 artarak yeni bir zirveye çıktığını ortaya koyuyor. WTTC’nin ekonomik etki çalışmaları ise seyahat ve turizmin 2024’te küresel ekonomiye 10,9 trilyon ABD doları katkı sağladığını ve 357 milyon istihdamı desteklediğini gösteriyor. Önümüzdeki on yıla ilişkin projeksiyonlarda, sektörün 2035’te küresel ekonomiye katkısının 16,5 trilyon ABD dolarına, istihdamın ise 462 milyon kişiye ulaşacağı öngörülüyor. Bu da altyapı, finansman, ürün çeşitliliği ve insan kaynağı gibi alanlarda yeni bir yatırım döngüsünü zorunlu kılıyor. Türkiye’de de büyümenin yönü yalnızca hacmi artırmak değil; kişi başı getiriyi, ürün kalitesini ve yatırımın çarpan etkisini güçlendirmek olarak şekilleniyor. Sınır giriş istatistiklerine göre Türkiye’yi ziyaret eden toplam ziyaretçi sayısı 2015’te 41,6 milyon iken 2025’te 63,9 milyona yükselmiş durumda. Aynı dönemde turizm geliri 2015’te 31,5 milyar ABD dolarından 2025’te 65,2 milyar ABD dolarına çıkarak yaklaşık %107 arttı. Böylece 10 yılda ziyaretçi hacmi yaklaşık %54 büyürken, ziyaretçi başına ortalama gelir de yaklaşık 757 ABD dolarından yaklaşık 1.020 ABD dolarına yükselerek değer üretiminin güçlendiğine işaret ediyor. Bu tablo, ölçek büyümesinin güçlü biçimde devam ettiğini; ancak büyümeyi kalıcılaştırmak için odağın giderek daha fazla değer üretimi (yüksek katma değerli ürünler, deneyim ekonomisi, markalaşma ve çeşitlendirme) tarafına kayması gerektiğini de açık biçimde gösteriyor. Önümüzdeki dönemde büyümeyi sürdürülebilir kılmak; finansmana erişim, yeni yatırım modelleri ve destinasyon değer zincirinin (ulaşım, konaklama, deneyim, perakende, kültür-sanat) birlikte ele alınmasını gerektiriyor. Orta Vadeli Program (2026–2028) ise bu dönüşümü makro çerçevede sayısallaştırıyor: GSYH’nin 2026’da 1,658 trilyon ABD dolardan 2028’de 1,886 trilyon ABD dolara yükselmesi öngörülürken, turizm gelirlerinin 2026’da 68 milyar ABD dolardan 2028’de 75 milyar ABD dolara çıkması bekleniyor. Bu patika, turizm gelirlerinin GSYH’ye oranının yaklaşık %4 bandında yatay seyrettiğine işaret ediyor. TIF 2026, tam da bu eşikte; geçmiş on yılda gerçekleşen büyümeyi, önümüzdeki on yılın rekabet parametrelerine taşıyacak yatırım başlıklarını odağına alıyor. Program; küresel ekonomi ve finans görünümünün turizm yatırımları üzerindeki etkisinden, otel ve karma kullanım (mixed‑use) projelerine, yatırım ve işlem finansmanından, katılım bankacılığı ve alternatif kaynaklara, havacılık bağlantısından deniz turizmi ve marinalara, markalaşma, yaratıcılık ve pazarlama etkinliğinden, kongre‑etkinlik ve spor turizmi deneyimlerine kadar geniş bir çerçevede oluşuyor. TTYD Başkanı Oya Narin tarafından açılışı yapılacak formun ilk gününde; WTTC CEO & Başkanı Gloria Guevara Manzo küresel turizm yatırım gündemine ilişkin stratejik perspektifini paylaşacak. Büyüme, dayanıklılık ve geleceğe hazırlık ekseninde kurgulanan liderler oturumu ise farklı coğrafyalardan kamu ve sektör temsilcilerini aynı masada buluşturacak. Oturumda; küresel ekonomi ve finans görünümü, turizm yatırımları odağında risk ve fırsatlarıyla birlikte değerlendirilecek. Forumun oturumları, yatırım kararlarının temel belirleyicileri olan finansman maliyeti ve sermaye yapısından başlayarak; otel yatırımlarında marka stratejileri, yerli marka gelişimi, işletme ve yatırım finansmanı, varlık yönetimi ve yatırımcı beklentilerine uzanan bir çizgide ilerleyecek. Turizmde değer yaratımının giderek ‘deneyim’ üzerinden tanımlandığı yeni dönemde; tasarım, mimari, kültür‑sanat ve yaratıcı endüstriler üzerinden destinasyon hikâyesi inşa etme, pazarlama etkinliği ile yetenek ve insan kaynağı gündemi de programın ana başlıkları arasında yer alacak. İkinci gün ise erişilebilirlik ve mobiliteyi odağa alan havacılık oturumlarının yanı sıra; wellness ‑ longevity yatırımları, sürdürülebilir turizm dönüşümü, deniz turizmi ve marina yatırımları, etkinlik/kongre mekân ekonomisi ve spor deneyimlerinin yeni yatırım alanları gibi temaları gündeme taşıyacak. Tur operatörleri, seyahat acenteleri ve dijital platformların değişen rolü de sektörün dağıtım kanallarındaki dönüşümü tartışmaya açacak. TTYD tarafından TIF 2026 öncesi düzenlenen basın toplantısı, 6 Şubat Cuma günü The Marmara Taksim Oteli’nde gerçekleşti. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği adına Başkan Oya Narin, Yönetim Kurulu Üyeleri Şerife Ercantürk, Mehmet Göçen, Erdem Tavas, İcra Kurulu Üyesi Ece Demirpençe ve Genel Sekreter Dr. Öykü Korkmaz’ın katıldığı toplantıda; turizm sektörü ve yaklaşan Turizm Yatırım Formu ile ilgili açıklamalarda bulundu. TTYD Başkanı Oya Narin, TIF 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye turizmi artık yalnızca hacimle değil; değer, kalite ve dönüşümle rekabet ediyor. TIF 2026’da yatırımın finansmanından yeni ürün kategorilerine, markalaşmadan deneyim tasarımına uzanan geniş bir gündemi; kamu ve özel sektörün ortak aklıyla ele alacağız. Amacımız, Türkiye’nin son 10 yılda büyüyen turizm kapasitesini önümüzdeki dönemin yatırım diliyle güçlendirmek ve sürdürülebilir şekilde değer üretmek. Bugün Türkiye, dünyada önde gelen turizm ülkeleri arasında. Ancak geldiğimiz noktada Türk turizminin yeniden konumlandırmaya, yeniden bir turizm hamlesine ihtiyacı var. Zira klasik rakiplerimiz de büyümeye devam ediyor. İspanya 2025 yılını tarihin en yüksek ziyaretçi sayısıyla, 143.9 milyon ziyaretçiyle kapattı. İtalya’nın 2025’teki yabancı ziyaretçi sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 8.7 artarak 104 milyon kişiye ulaştı. İspanya bu ziyaretçileri 1.2 milyon otel yatağı, 440 bin turistik rezidans yatağı, 148 bin kırsal turizm tesisi yatağı ve 276 bin kamping yatağında ağırlıyor. Bunların dışında Suudi Arabistan ve Mısır gibi çevre ülkelerin kapsamlı turizm hamleleri göz önüne alındığında önümüzdeki 10-15 seneyi kapsayacak ve turizmde bulunduğumuz konumu daha yükseklere taşımak için bir plana ihtiyacımız var. Bu planları çok boyutlu olarak ve özellikle de finans ve markalaşma tarafında bugüne kadar olduğu gibi küresel oyuncularla iş birliği içerisinde şekillendirmemiz gerekiyor. 2023 yılında yapılan bir araştırmaya göre Ülkemizde 67 zincir ve grup oteli mevcut ve bu zincirler dahilinde 722 tesis ve toplam 157.000 oda var. Bu tesislerin hem yerli hem de yabancı ayaklarının ülkemizde gelişerek işletme verimliliğini ve pazarlama gücünü yukarılara çekmemiz gerekiyor. WTTC raporları; küresel turizm ve seyahat ekosisteminin 2035 yılında %50’ye yakın bir artışla 16.5 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor. Küresel turizmdeki bu büyüme trendi paralelinde Suudi Arabistan, BAE sermayesi ile Mısır önemli yatırımlar başlattı. İspanya, Yunanistan, İtalya turizme odaklı önemli hamleler yapıyorlar. Bu kritik dönemde TİF 2026, bu açıdan da stratejik bir sorumluluk üstleniyor. Bu çerçevede geldiğimiz noktada iddiamızı korumak ve yerimizi daha da yukarılara taşımak için Dünyayla entegre olmamız gerekiyor. İşte tam da bu yüzden 2020 yılında Ülkemizin saygınlık uyandıran uluslararası düzeyde bir imza organizasyonunu yaratmak hedefiyle Turizm Yatırımları Forumu’nu organize etmeye başladık ve bu yıl 5’incisini gerçekleştiriyoruz. Bu organizasyon, her yıl daha da güçlenerek bu bugünkü seviyesine ulaştı ve geçtiğimiz yıl TİF’e 750'den fazla uluslararası katılımcı; yatırımcı, otel markası, işletmeci, finans kurumu, banka ve fon temsilcisi katıldı. Bu şekilde TIF uzun vadeli bir proje olarak uluslararası düzeyde en önemli 2-3 yatırım organizasyonundan biri haline geldi. Küresel arenada gördüğü bu itibarla TİF’i her yıl organize etmeye devam edeceğiz. ” TIF 2026, iki gün boyunca gerçekleştireceği oturumlarla; yatırımcılar, finans kurumları, geliştiriciler, küresel otel markaları, kamu temsilcileri ve sektör liderlerini aynı zeminde buluşturarak, Türkiye’nin turizm yatırımlarında yeni dönem önceliklerine ilişkin ortak bir vizyon oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.