Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Suudi Arabistan

Kapsül Haber Ajansı - Suudi Arabistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suudi Arabistan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kocaeli’deki Her 10 Trendyol Satıcısından 6’sı e-ihracat Yapıyor Haber

Kocaeli’deki Her 10 Trendyol Satıcısından 6’sı e-ihracat Yapıyor

Trendyol verilerine göre, kentteki satıcıların yüzde 58’i aktif olarak e-ihracat yaparken, Kocaeli’nin e-ihracat siparişleri son bir yılda yüzde 65 arttı. Türkiye genelinde e-ihracatta 5’inci sırada yer alan Kocaeli’den yurt dışına en fazla Romanya, Suudi Arabistan ve Yunanistan’a ürün gönderilirken, Bulgaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de öne çıkan pazarlar arasında yer alıyor. Sanayi ve üretim kapasitesiyle öne çıkan Kocaeli’nin e-ihracat performansı, kentteki işletmelerin dijital kanallar aracılığıyla geleneksel üretim pazarlarının ötesine geçerek farklı coğrafyalara ulaştığını gösteriyor. Trendyol verilerine göre, Kocaelili satıcıların platformda toplam e-ihracat satış hacminin yüzde 21’i Körfez ülkelerinden, yüzde 11’i ise Doğu Avrupa pazarlarından geliyor. En fazla ürün gönderilen ülkeler Romanya, Suudi Arabistan, Yunanistan, Bulgaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri olarak sıralanıyor. Trendyol üzerinden satış yapan Kocaelili satıcıların yüzde 58’i ürünlerini yurt dışındaki müşterilerle buluşturdu. Her 10 Trendyol satıcısından 6’sının küresel pazarlara eriştiği kentin e-ihracat siparişleri son bir yılda yüzde 65’in üzerinde arttı. Kocaeli, e-ihracatta Türkiye genelinde 5’inci sırada yer alıyor. Yurt dışı satışlarında moda ve tekstil ürünlerinin ağırlığı dikkat çekerken, t-shirt ve sweatshirt ilk sıralarda yer alıyor. Yastık, pijama takımı, çorap, pantolon, kemer, elbise, kazak ve etek de Kocaelili satıcıların e-ihracatında öne çıkan ürünler arasında bulunuyor. Sanayi kentinin e-ticaret ekosistemi büyüyor E-ihracatta olduğu gibi iç pazarda da Kocaeli’nin üretim gücü Trendyol’daki satış verilerine yansıyor. Kocaelili satıcılar iç pazarda 10,9 milyon sipariş hacmine ulaşırken, platformda satış yapan Kocaelili işletmelerin sayısı son bir yılda yüzde 17 arttı. Kentten en fazla sipariş veren illerin başında İstanbul, Ankara ve İzmir gelirken; Bursa, Antalya ve Kocaeli de ilk sıralarda yer alıyor. Adana, Mersin, Konya ve Muğla ise Kocaelili satıcılardan yoğun alışveriş yapılan diğer şehirler arasında bulunuyor. Kocaeli’nin ekonomik gücü yalnızca sanayi üretiminden değil, farklı sektörlere yayılan üretim ve ticaret çeşitliliğinden de besleniyor. E-ticaret verileri, kentin bu çeşitliliğinin Türkiye genelindeki tüketici talebine güçlü biçimde yansıdığını ortaya koyuyor. Bahçe ve ev bakım, temizlik ve hijyen, sağlıklı yaşam ve anne-bebek kategorilerinde güçlü satış paylarına ulaşan Kocaelili işletmeler; çiçek soğanı satışlarının yüzde 72’sinden fazlasını, cam ve parlak yüzey temizleyici satışlarının yüzde 50,3’ünü, çamaşır leke çıkarıcı satışlarının yüzde 40,5’ini, protein bar satışlarının yüzde 45’ini ve devam sütü satışlarının yüzde 50,3’ünü gerçekleştiriyor. KSO Başkan Zeytinoğlu: “E-ihracat, Kocaeli’nin küresel ticaretteki gücünü artırıyor” Kocaeli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu değerlendirmesinde “Türkiye imalat sanayine yüzde 13 katkı sağlayan ve ülkemiz dış ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sini gerçekleştiren Kocaeli, ülkemizin en önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biridir. Ticaret Bakanlığının faaliyet illerine göre ihracat istatistiklerinde Kocaeli’nin 2025 yılında İstanbul’un ardından ikinci sırada yer alması da ilimizin ihracat gücünü ortaya koyuyor. Odamıza kayıtlı yaklaşık 3 bin 900 firmanın 443’ü yabancı sermayeli olup, bunların 266’sı AB menşelidir. Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun 85’i, ilk 1000 sanayi kuruluşunun ise 140’ı Kocaeli’de faaliyet gösteriyor. Bu veriler, Kocaeli’nin sahip olduğu güçlü ve uluslararası nitelikteki üretim ekosistemini gösteriyor. Bölgemizdeki yabancı sermaye yatırımları aynı zamanda dijitalleşmeye kolay adapte olabilen, yurt dışındaki uygulamalarını ve tecrübelerini ilimize getiren bunu yaparken de tedarikçilerinin gelişimlerini sağlayan firmalar. Bu tablo, Kocaeli sanayisinin Avrupa üretim zincirleriyle güçlü bir entegrasyon içinde olduğunu gösteriyor. Dijital dönüşümün merkezinde yer alan ilimizin ilimizin bu üretim gücünün, e-ihracat kanallarıyla daha geniş pazarlara taşınmasını son derece kıymetli buluyoruz. Dijital ticaretin sunduğu imkânların özellikle KOBİ’lerimizin yeni müşterilere ve farklı coğrafyalara ulaşmasına, pazar çeşitliliğini artırmasına ve Kocaeli’nin küresel ticaretteki konumunu daha da güçlendirmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz. Kocaeli Sanayi Odası olarak bizler de üyelerimizin dijital pazarlarda rekabet gücünü artıracak ve bu alandaki yetkinliklerinin gelişimini sağlayacak çalışmalara katkı sağlamaya devam edeceğiz” dedi. KOTO Başkanı Bulut: “Kocaeli’nin üretim gücü dijital pazarlarda da karşılık buluyor” Trendyol tarafından açıklanan verileri değerlendiren Kocaeli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Bulut, “Kocaeli güçlü sanayi yapısının yanı sıra kimyadan tekstile, otomotivden makineye, gıdadan metale uzanan geniş bir üretim ve ticaret ekosistemine sahip. İşletmelerimizin farklı kategorilerde Türkiye genelinde önemli satış paylarına ulaşması, bu çeşitliliğin dijital ticarete de güçlü biçimde yansıdığını gösteriyor. E-ticaret ve e-ihracatın sunduğu imkanlarla bu üretim gücünün yeni pazarlara taşınmasını, özellikle KOBİ’lerimiz açısından önemli bir büyüme fırsatı olarak görüyoruz. Kocaeli’den çıkan ürünlerin Romanya’dan Suudi Arabistan’a, Yunanistan’dan Bulgaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne uzanan geniş bir coğrafyada tüketiciyle buluşması son derece kıymetli” dedi. Kocaeli Ticaret Odası olarak üyelerin dış ticaret kapasitelerini geliştirmeye yönelik uzun soluklu çalışmalar yürüttüklerini vurgulayan Bulut, “2018 yılında kurduğumuz İhracat Destek Ofisimiz aracılığıyla firmalarımıza hedef pazar araştırmalarından devlet desteklerine, dış ticaretten e-ihracata kadar birçok alanda ücretsiz danışmanlık sunuyoruz. Bu çalışmalarımızı uluslararası iş bağlantılarıyla da destekliyoruz. 27 Ağustos 2026’da dokuzuncusunu gerçekleştireceğimiz Co-Matching İkili İş Görüşmeleri ile Kocaelili firmalarımızı farklı ülkelerden iş insanlarıyla buluşturarak yeni ticari bağlantılar kurmalarına katkı sağlamayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. 2024 yılında Trendyol ile gerçekleştirilen e-ihracat bilgilendirme toplantısını da hatırlatan Bulut, “Üyelerimizin dijital ticaretin sunduğu fırsatlardan daha fazla yararlanabilmesi için güçlü kurum ve platformlarla iş birliklerine önem veriyoruz. Bugün Kocaeli’de Trendyol üzerinden satış yapan işletmelerin yüzde 58’inin e-ihracat gerçekleştiriyor olması, e-ihracat siparişlerinin son bir yılda yüzde 65’in üzerinde ve platformda satış yapan Kocaelili işletme sayısının yüzde 17 artması önemli bir gelişime işaret ediyor. Hedefimiz daha fazla firmamızı e-ticaret ve e-ihracatla buluşturmak, mevcut ihracatçılarımızın yeni pazarlara ulaşmasını ve Kocaelili markaların uluslararası alanda daha güçlü yer edinmesini sağlamak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Suudi Arabistan ile 3 Bin Megavatlık Bir Anlaşma Daha Haber

Suudi Arabistan ile 3 Bin Megavatlık Bir Anlaşma Daha

Bugün 81 ilde doğal gaz bulunduğuna işaret eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, bu yıl içerisinde bininci yerleşim yerine doğal gazı vereceklerini de açıkladı. Suudi Arabistan'ın Türkiye'de yapacağı yenilenebilir enerji yatırımlarıyla ilgili 2 bin megavatlık projenin anlaşmasının daha önce imzalandığını anımsatan Bakan Bayraktar, Antalya'daki Birleşmiş Milletler İklim Konferansı marjında 3 bin megavatlık bir anlaşma ile toplam proje kapasitesini 5 bin megavata çıkaracaklarını açıkladı. Bakan Bayraktar, Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen AK Parti 25. Kuruluş Yıl Dönümü Programı’na katıldı. Burada çeşitli televizyonların canlı yayınlarına konuk olan Bakan Bayraktar, Türkiye’nin geçtiğimiz 25 yılda enerji ve madencilik alanında attığı adımlara ve sonrası için ortaya koyduğu hedeflere ilişkin değerlendirmeler yaptı. Çeyrek Asırda Bir Asırlık İş Bakan Bayraktar, “Türkiye, çeyrek asırda Cumhurbaşkanımızın liderliğinde neredeyse bir asırlık iş yaptı. Rakamlar bize bunu söylüyor; Türkiye, elektrikte kurulu gücünü 4 kat artırmış, 32 bin megavattan 126 bin megavata gelmiş durumda. Elektrikte 24 yılda yaklaşık 95 bin megavat yeni kurulu gücü hayata geçirdik. Bu, İtalya büyüklüğünde bir kurulu güce tekabül ediyor ve biz Fransa ile Almanya'dan sonra Avrupa'nın üçüncü büyük kurulu güce, tüketimine ve üretimine sahip elektrikte ülkesi konumuna geldik. Türkiye'de petrol üretimimiz 3 katına, doğal gaz üretimimiz 9 katına, maden ihracatımız 10 katına çıkmış durumda.” dedi. Temel Hedef Enerjide Bağımsızlık Şimdi önlerinde yeni bir hedef, yeni bir ufuk, yeni bir vizyon olduğunu belirten Bakan Bayraktar, “O da Türkiye Yüzyılı vizyonu. Yeni yüzyıla Türkiye'yi hazırlıyoruz. Türkiye'yi ekonominin bütün alanlarında; ulaştırmadan tarıma, sanayiye, binalarımıza kadar kökten değiştirecek adımlar atacağız. Temel bir hedefimiz var: Türkiye Yüzyılı'nda Türkiye'yi enerjide bağımsız kılmak. Bu bizim adeta Kızılelma'mız.” dedi. Doğal Gazda Bininci Yerleşim Yeri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002'de ‘Türkiye'deki her haneye doğal gaz götüreceğiz’ hedefi ortaya koyduğunu anımsatan Bakan Bayraktar, “2002’de 5 ilde olan doğal gaz, bugün 81 ile ulaştı. İnşallah 2026 yılı içerisinde bininci yerleşim yerine doğal gazı vermiş olacağız.” diye konuştu. Karadeniz’de Doğal Gaz Üretimi Artacak Karadeniz’deki yerli doğal gaz üretimini artıracaklarına işaret eden Bakan Bayraktar, üretimi bu yıl iki katına çıkaracaklarını belirterek “Üretimi 2028'de 4 katına çıkarıyoruz. 17 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacını 2028'de kendi gazımızla Karadeniz'den karşılayacağız.” İfadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye ile Ülkemizin Önünde Ekonomik Potansiyel Açılacak Geçtiğimiz günlerde Terörsüz Türkiye hedefiyle ilgili düzenlemenin Meclis’ten geçerek yasalaştığını hatırlatan Bakan Bayraktar, “Gabar, Terörsüz Türkiye'nin adeta küçük bir kesiti, küçük bir fragmanını gördüğümüz bir proje. Bizim için bir iftihar vesilesi. Milyonlarca yıldır toprak altında olan petrol, bölgenin terörden temizlenmesiyle beraber çok büyük bir ekonomik aktiviteye, istihdama, kalkınmaya ve ülkemizin enerji ithalatını düşürmesine çok önemli bir katkı sağlıyor. Bugün günde 83 bin varil üretimi geçmiş durumdayız. Her gün Gabar'dan yeni bir rekor geliyor. Bugün o dağlarda 3 bin 500'ün üzerinde insan çalışıyor. Çoğunluğu o bölgenin çocukları, gençleri. Kendi mühendislerimiz, kendi teknisyenlerimizle beraber büyük bir hikâye yazıyoruz orada. İnanıyorum ki terörsüz bölgeyle ve Terörsüz Türkiye'yle beraber ülkemizin önündeki çok büyük bir ekonomik potansiyel açılmış olacak ve inşallah 86 milyon ve tüm bölgemiz bundan istifade edecek.” dedi. Türkiye, Enerjide Güvenli Ülke Türkiye’nin enerji alanında adeta sessiz devrimler gerçekleştirdiğini ifade eden Bakan Bayraktar, “Sessizce yaptığımız yoğun çalışmalar, çabalar ve enerji diplomasisinde attığımız adımlarla Türkiye, şu anda enerjide güvenli bir ülke konumunda.” dedi. Hürmüz Krizi Önemli Fırsatları da İçerisinde Barındırıyor Hürmüz krizindeki belirsizliğin devam ettiğine işaret eden Bakan Bayraktar, “Bu kriz, aslında bütün bölge ve dünya için önemli bir fırsatı da içerisinde barındırıyor. Türkiye'nin yıllardır söylediği enerji yollarında çeşitliliğe gitme, bunlarda değişiklik yapmayla alakalı projelere belki bu dönemde hayatiyet kazandırma şansımız olabilir. Bundan birkaç hafta önce Irak Başbakanı, Sayın Cumhurbaşkanımızı ziyarete geldi. Konuşulan konulardan bir tanesi Irak petrolünün tümüyle Hürmüz üzerinden değil de önemli bir kısmının Türkiye ve Ceyhan üzerinden dünya piyasalarına ulaştırılmasıyla alakalıydı. Aslında çok uzun zamandır konuştuğumuz bir proje ama artık herkes için bu bir zaruret haline gelmiş durumda. Önümüzdeki süreçte Katar gazının belki Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye üzerinden Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya veya Irak üzerinden yine Kalkınma Yolu'nun devamında Türkiye'ye gelmesi, Kuveyt petrolünün Türkiye'ye gelmesi, bütün bunlar şu anda daha net bir şekilde masada. Ben inanıyorum ki bu kriz böyle fırsatlara kapı aralayabilir. Hem Türkiye için hem de bütün bölge için, dünya piyasaları için de daha dengeli ve önümüzde oluşacak krizlere karşı daha hazır bir hale gelmiş oluruz.” değerlendirmesini yaptı. Diyarbakır’da Gabar’ı 2-3’e Katlayabilecek Potansiyel Diyarbakır’da ankonvansiyonel üretim yöntemiyle petrol aradıklarını anlatan Bakan Bayraktar, “Eğer başarılı olursak, Gabar'dan daha büyük bir üretim gelebilir burada. Geleneksel olmayan yöntemle üretimde başarılı olursak biz Diyarbakır’da yüzlerce kuyu açacağız. Orada şimdi üzerinde çalıştığımız dört sahada bizim yabancı ortaklarımız var. Bu konu, yeni bir teknoloji yani görece Türkiye için ve dünya için yeni bir konu. Dolayısıyla burada bu konuda teknik anlamda iyi olan şirketlerle bir ortaklık kurduk. Yaklaşık 600 kilometrekarelik bir alanda bu çalışmayı dört sahada yürütüyoruz ama bölgedeki potansiyel 7 bin 200 kilometrekarelik bir alan. Belki Gabar’ı 2-3’e katlayabilecek bir potansiyeli var.” diye konuştu. Pakistan’da Maden Projesinde Ortaklık Türkiye’nin Pakistan’da hem kara hem de deniz sahalarında petrol ve doğal gaz aradığını anlatan Bakan Bayraktar, “Eylül ya da ekim ayında Oruç Reis Sismik Araştırma Gemimiz Pakistan'a gidiyor. Ben önümüzdeki birkaç hafta içerisinde Pakistan'da maden projeleriyle ortaklık için oraya gideceğim.” bilgisini paylaştı. Suudi Arabistan ile 3 Bin Megavatlık Bir Anlaşma Daha Suudi Arabistan'ın Türkiye'de yapacağı yenilenebilir enerji yatırımlarıyla ilgili 2 bin megavatlık projenin anlaşmasının daha önce imzalandığını anımsatan Bakan Bayraktar, “Antalya'daki Birleşmiş Milletler İklim Konferansı marjında bir 3 bin megavatlık anlaşma ile bunu 5 bin megavata çıkaracağız.” dedi. Türkiye'nin Teknolojiye Sahip Olduğu Bir Nükleer Endüstri Bakan Bayraktar, bu senenin sonuna kadar Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nden ilk elektriği üretmeyi hedeflediklerini söyledi. Bakan Bayraktar, planlanan ikinci ve üçüncü nükleer projeleriyle ilgili de “Sinop ve Trakya ile ilgili çalışmalarımız, özellikle son dönemde Güney Kore ve Kanada'yla yürüyen ve ciddi anlamda gelişen bir iş birliğimiz, diyaloğumuz var. Buralarda 2027 yılı içerisinde artık bunun hukuki altyapısını oluşturup hükümetlerarası anlaşmaların imzalandığı bir süreci hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin küçük modüler reaktörler üzerinde de çalışmalar yürüttüğüne işaret eden Bakan Bayraktar, “Küçük modüler reaktörlerde yani nükleerin yeni çağında, Türkiye'nin teknolojiye sahip olduğu bir nükleer endüstri hedefliyoruz.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Körfez Bölgesi Yeni Stratejik Bağımlılıklarla Karşı Karşıya Haber

Körfez Bölgesi Yeni Stratejik Bağımlılıklarla Karşı Karşıya

Öne çıkan veriler: Körfez ülkeleri son 20 yılda yapay zekâ, gelişmiş veri merkezleri, video oyunları ve dijital ekosistemlere 250 milyar doların üzerinde yatırım yaptı.Bölge, mevcut küresel veri merkezi kapasitesinin yüzde 1'inden biraz fazlasına sahipken, yapımı devam eden kapasitenin yaklaşık yüzde 7'sini, planlanan kapasitenin ise yaklaşık yüzde 6'sını oluşturuyor.Standart bir hiper ölçekli veri merkezinin soğutulması için günde 1 ila 5 milyon litre su gerekebiliyor. Körfez, yapay zeka yatırımlarını hızlandırıyor Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, yapay zekâ ve dijital altyapı yatırımlarında dünyanın yeni büyüme merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Ulusal varlık fonları ve ekonomik çeşitlendirme stratejilerinin desteğiyle yapay zekâ, bulut bilişim, veri merkezleri ve dijital ekosistemlere önemli yatırımlar yapılıyor. Bölgenin mevcut küresel kapasitedeki payı halen sınırlı olsa da yapımı devam eden ve planlama aşamasındaki projelerde üstlendiği rol hızla büyüyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, bu yarışta bölgenin iki itici gücü olarak öne çıkıyor. Büyük ölçekli dijital altyapı projeleri ve küresel teknoloji şirketleriyle kurulan iş birliklerinin etkisiyle Riyad ve Abu Dabi'nin, Körfez'in yapay zekâ ve hiper ölçekli veri merkezi alanındaki başlıca merkezleri haline gelmesi bekleniyor. Ekonomik çeşitlenme kırılganlıkların yönünü değiştiriyor Körfez'deki dijital dönüşüm yarışının arkasında düşük maliyetli enerji, güçlü finansal kaynaklar, deniz suyunu arıtma altyapısı ve Avrupa, Asya ile Afrika arasındaki stratejik coğrafi konum gibi önemli avantajlar bulunuyor. Ancak bu avantajlar kırılganlıkları ortadan kaldırmak yerine farklı alanlara taşıyor. Bölgenin yapay zekâ alanındaki hedefleri; özellikle yarı iletkenler, grafik işlemcileri, büyük bulut hizmeti sağlayıcıları ve ihracat lisansları açısından yabancı teknolojilere bağımlılığını sürdürüyor. Körfez'de yarı iletken üretimi veya yazılım mimarisi alanında henüz gelişmiş bir yerel ekosistem bulunmuyor. Bu bağımlılık insan kaynağına da uzanıyor. Yapay zekâ, bulut bilişim ve yarı iletken alanındaki uzmanlara dünyanın önde gelen teknoloji merkezlerinde halihazırda yoğun talep bulunuyor. Dijital altyapılar kritik hale geliyor Körfez ekonomileri giderek daha fazla dijitalleşirken veri merkezleri, deniz altı kabloları, bulut platformları ve dijital ağlar kritik altyapılar haline geliyor. Finansal hizmetlerden kamu platformlarına, akıllı şehirlerden şirketlerin kullandığı dijital tedarik zincirlerine kadar pek çok alan artık bu altyapılara dayanıyor. Bölgedeki dalgalı jeopolitik ortamda dijital altyapının bu ölçüde merkezi bir konuma gelmesi, yeni bir ülke riski türünü de beraberinde getiriyor. Büyük veri merkezleri fiziksel hedeflere dönüşürken, deniz altı kabloları da bir başka potansiyel kırılganlık noktası oluşturuyor. Kaynaklar üzerindeki baskı ise risklere yeni bir boyut ekliyor. Tatlı su kaynaklarının sınırlı olduğu ve su ihtiyacının büyük ölçüde deniz suyunun arıtılmasıyla karşılandığı bölgede, büyük ölçekli bilgi işlem kapasitesinin gelişmesi; sanayi, konut ve dijital altyapıların su kullanımı arasındaki tercihleri daha da zorlaştırabilir. Bu nedenle Körfez'in yapay zekâ alanındaki yükselişi şirketler açısından teknolojik inovasyonun ötesinde bir anlam taşıyor. Süreç; operasyonel dayanıklılık, tedarikçilere bağımlılık, iş sürekliliği ve kritik dijital altyapılara maruz kalma açısından somut riskleri de gündeme getiriyor. Coface Orta Doğu Ekonomisti Seltem İyigün ise gelişmeleri şöyle değerlendiriyor: “Körfez'in yapay zekâ yarışı köklü bir dönüşüme işaret ediyor. Petrol sonrası ekonomik çeşitlenme kırılganlıkları ortadan kaldırmıyor, yeni kırılganlıklar yaratıyor. Veri merkezleri, yarı iletkenler, yetenekli insan kaynağı ve doğal kaynaklar artık enerji altyapısı kadar stratejik varlıklar haline geliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Nükleer Bilim Takımı INSO-2026 İçin Yola Çıktı Haber

Türkiye’nin Nükleer Bilim Takımı INSO-2026 İçin Yola Çıktı

Nükleer bilim ve teknoloji eğitiminde iş birliğini güçlendirmek ve sürdürmek amacıyla birçok ülkenin katılımıyla başlatılan Uluslararası Nükleer Bilim Olimpiyatı, bu yıl Suudi Arabistan’da düzenlenecek. Organizasyonda geçen yıl gözlemci olarak yer alan Türkiye, bu sene 3’üncüsü düzenlenecek olan etkinliğin yarışmacıları arasında olacak. 30 Okul Başvurdu 30 okulun başvurduğu sınav süreci sonucunda, Türkiye’yi temsil etme hakkını İstanbul Özel Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi öğrencileri kazandı. Öğrenciler; atomun yapısı, çekirdek, radyasyon, fisyon, füzyon, çevresel radyoaktivite ile radyasyon riskleri, radyasyon güvenliği, nükleer ve radyasyonun uygulama alanlarını kapsayan yarışma müfredatı için eğitim sürecine tabi tutuldu. Uygulamalı Eğitim Bakanlığın ilgili kuruluşu Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) da Ankara’da bulunan Nükleer Enerji Araştırma Enstitüsü’nde (NÜKEN) öğrencilere uygulamalı eğitim verdi. Türkiye’yi Temsil Edecekler Eğitim sürecini tamamlanan takım, 2-9 Ağustos tarihinde Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde düzenlenecek olimpiyat yarışmalarında Türkiye’yi temsil edecek. Yeni Dönemin Mimarları Olimpiyat mücadelesi öncesi son hazırlıklarını tamamlayan öğrencilerden Ömer Akan, Türkiye’yi temsil etmekten dolayı büyük bir onur duyduklarını belirtti. Akan, “Bu süreç için çok iyi hazırlandık. Umuyoruz ki bu yarışmalarda büyük başarılara imza atacağız. Bu süreçte bizlere desteklerini esirgemeyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımıza teşekkür ediyoruz.” dedi. Mert Andaç Kara ise “Ülkemizin ilk defa katılacağı bu organizasyonda ülkemize madalyaları getirip bu gururu yaşatmak için heyecanlıyız.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Haber ajansı hizmetleri

Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar Sektörü 2026 Yılının İkinci Yarısında İhracat Artışı Hedefliyor Haber

Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar Sektörü 2026 Yılının İkinci Yarısında İhracat Artışı Hedefliyor

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı ve Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, yılın ikinci yarısında ihracatta yeniden yukarı yönlü bir hamle beklediklerini söyledi. 2026 yılı başında belirledikleri 1,4 milyar dolar ihracat hedefine ulaşma inancını koruduklarının altını çizen Öztürk, “2026 yılının ocak – haziran döneminde ihracatımızda en büyük payı 245 milyon dolarla bitkisel yağlar aldı. İkinci sırada yer alan küspeler, hayvan yemleri ve evcil hayvan mamaları grubu ise 94 milyon dolarlık ihracata ulaştı. Bu ürün grubunda değer bazında yüzde 29, miktar bazında ise yüzde 77 artış kaydedilmesi, yılın ilk yarısının en dikkat çekici performansı oldu” şeklinde konuştu. Kedi – köpek maması ihracatının yüzde 62’sini Ege Bölgesi yapıyor Öztürk, özellikle evcil hayvan mamaları sektörünün son yıllarda güçlü bir ivme yakaladığının altını çizerek şöyle devam etti: “Türkiye’nin bu alandaki ihracatının yüzde 62’sinin Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar İhracatçıları Birliği üyeleri tarafından gerçekleştiriliyor. İlk altı ayda 45,5 milyon dolarlık ihracata ulaşan sektörün, devam eden yaş mama yatırımlarıyla önümüzdeki dönemde büyümesini sürdüreceğini ve cari açığın azaltılmasına katkı sağladığını görüyoruz. Evcil hayvan mamaları sektörüne yönelik başlattığımız UR-GE projesinde 14 firmamız yer alıyor. Hedef pazarlarda düzenlenecek fuar katılımları, ticaret heyetleri ve eğitim programlarıyla evcil hayvan mamaları sektöründeki ihracatçılarımızın küresel arenada pazarlama yeteneklerini artırıyoruz.” Çikolatalı şekercilik ürünleri 55 milyon dolar ihracatı hanesine yazdırdı Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar İhracatçıları Birliği’nin ihracatında üçüncü sırada yer alan çikolatalı şekercilik ürünleri ihracatını yüzde 6 yukarı taşımayı başararak 55 milyon dolar ihracat gelirini hanesine yazdırdı. EHBİB’in ihracatından yağlı tohumlar 49 milyon dolar, hububattan mamul ürünler 41 milyon dolar, gıda müstahzarları 21 milyon dolar, hububat 17,7 milyon dolar, baharatlar 13,5 milyon dolar, değirmencilik ürünleri 13 milyon dolar ve şekercilik mamulleri 3,5 milyon dolarlık pay aldı. İhracatın zirvesinde Cezayir, Libya ve Suudi Arabistan yer aldı Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin en çok ihracat yaptığı ülke 2026 yılında da Cezayir oldu. 2026 yılının ocak – haziran döneminde Cezayir’e 63 milyon dolarlık ihracat yapan EHBİB, Libya’ya 39,2 milyon dolar, Suudi Arabistan’a 39 milyon dolar, Rusya Federasyonu’na 25 milyon dolar, ABD’ye ise 23 milyon dolarlık ihracat başarısı gösterdi. Fuarlarda TGİ markası altında yerlerini alıyorlar Türkiye genelinde hububat bakliyat yağlı tohumlar sektöründe faaliyet gösteren 6 ihracatçı birliğinin ortaklığında kurulan Türkiye Gıda İhracatçıları (TGİ) markasıyla uluslararası fuarlarda tadım etkinlikleriyle Türk lezzetlerinin tanıtımını yaptıklarını paylaşan Başkan Öztürk, “Yılın ikinci yarısında tanıtım ve pazarlama faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Türkiye Gıda İhracatçıları (TGİ) markasıyla 2026 yılının ilk yarısında Gulfood Dubai, Foodex Japan, Seoul Food & Hotel ve Summer Fancy Food Show fuarlarında yürütülen tanıtım çalışmalarımız devam edecek. 1-4 Eylül tarihlerinde İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek Foodist Fuarı’nın sektörün uluslararası tanıtımı açısından önemli bir organizasyon olacak. Bu fuarın dünyanın ilk üç fuarı arasında yerini alması için sektör olarak büyük destek veriyoruz” ifadelerini kullandı. Birliğin yürüttüğü UR-GE projelerinin firmaların rekabet gücünü artırdığını ifade eden Öztürk, hububat sektöründe 23 firmanın yer aldığı ilk UR-GE projesinin yurt dışı faaliyetlerinin sürdüğünü vurguladı. Ticaret heyetleri meyvelerini verdi Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılında Suudi Arabistan’a, 2026 yılında da Güney Kore’ye sektörel ticaret heyetleri yaptığını hatırlatan EHBİB Başkanı Muhammet Öztürk, “Suudi Arabistan’a ihracatta yüzde 19,2’lik artışla 32,7 milyon dolardan 39 milyon dolara ulaştık. Güney Kore’ye ihracatımızsa yüzde 95’lik yükselişle 1 milyon 837 bin dolardan 3 miyon 584 bin dolara ilerledi” ifadelerini kullandı. 6 ürünün ihracatında Türkiye lideri olduk Kedi-köpek maması, yaprak sarma, balık yemi, soya yağı, ekmeğe sürülen kakaolar ve ayçiçeği tohumu ihracatında Türkiye lideri olduklarını vurgulayan Öztürk sözlerini şöyle tamamladı; “Türkiye 2026 yılının ilk yarısında 35 milyon dolarlık balık yemi ihraç ederken bu ihracatın yüzde 86’sını gerçekleştirdik. 13 milyon dolarlık yaprak sarma ihracatından 10,4 milyon dolar pay aldık. 45,5 milyon dolarlık kedi-köpek maması ihracatıyla Türkiye ihracatının yüzde 62’sine imza attık. Türkiye 197 milyon dolarlık soya yağı ihraç ederken bu ihracatın yüzde 56’sını yaparak 111 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırdık. Ekmeğe sürülen kakaolu ürünlerde 86 milyon dolarlık ihracatın yarısını gerçekleştirdik. 85 milyon dolarlık ayçiçeği tohumu ihracatından 35 milyon dolar pay aldık.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Empa Elektronik’ten Orta Doğu ve Kuzey Afrika Hamlesi Haber

Empa Elektronik’ten Orta Doğu ve Kuzey Afrika Hamlesi

Yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer elektronik bileşenlerden oluşan geniş ürün portföyüyle kapsamlı teknoloji tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik, uluslararası büyüme stratejisi kapsamında yeni bir adım daha attı. Dubai merkezli olarak kurulan Empa MENA ile şirket, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) pazarındaki faaliyetlerini tek çatı altında daha etkin şekilde yönetmeyi hedefliyor. Yeni yapılanma sayesinde Empa Elektronik, uzun yıllardır faaliyet gösterdiği bölgede müşterilerine daha yakın olacak; satış, teknik destek ve mühendislik hizmetlerini daha hızlı ve etkin biçimde sunabilecek. Empa MENA; başta Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır olmak üzere Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde uzay, havacılık, savunma, endüstriyel elektronik ve LED aydınlatma başta olmak üzere geniş bir alanda iş geliştirme faaliyetleri yürütecek. Şirket, bölgedeki müşterilerine yarı iletkenler, güç kaynakları, elektromekanik bileşenler ve LED aydınlatma çözümlerinin yanı sıra Empa Elektronik Ar-Ge Merkezi'nin mühendislik kabiliyetlerini de sunarak, bölgeye daha yakın ve daha etkin hizmet vermeyi hedefliyor. "Bölgesel varlığımızı güçlendiriyoruz" Empa Elektronik CEO'su Murat Sarpel, Empa MENA'nın şirketin yeni coğrafyalarda büyüme stratejisinin önemli adımlarından biri olduğunu belirterek, "Empa MENA ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki müşterilerimize çok daha yakın olacağız. Yerleşik bir yapılanmayla bölgede faaliyet göstermek, müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt vermemizi ve iş ortaklarımıza daha etkin destek sunmamızı sağlayacak. Aynı zamanda iş ortaklarımızın bölgedeki büyüme hedeflerine de katkı sağlayacak güçlü bir yapı oluşturuyoruz" dedi. Empa MENA'nın, Empa Elektronik'in küresel büyüme stratejisinde önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Sarpel, şunları söyledi: Dijital dönüşüm ve savunma yatırımları bölgeyi öne çıkarıyor "Başta Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan olmak üzere MENA bölgesinde dijital dönüşüm, savunma sanayi ve ileri teknoloji alanlarında son yıllarda çok önemli yatırımlar gerçekleştiriliyor. Bu yatırımların artarak devam etmesi, bölgenin teknoloji ekosistemini her geçen gün daha da güçlendiriyor. Uzay, havacılık, savunma, endüstriyel elektronik ve LED aydınlatma gibi Empa Elektronik'in güçlü olduğu sektörlerde önemli fırsatlar görüyoruz. Empa Electronics MENA ile Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır başta olmak üzere tüm bölgede bu potansiyeli daha etkin değerlendirmeyi hedefliyoruz." Küresel büyüme stratejisinin yeni halkası Empa Elektronik'in uluslararası büyüme hedefleri doğrultusunda bölgesel yapılanmalarını güçlendirmeye devam ettiğini vurgulayan Murat Sarpel, "Coğrafi etki alanımızı genişletmek stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor. Daha önce Macaristan merkezli Empa Electronics CEE ile Orta ve Doğu Avrupa'da önemli bir yapılanma oluşturduk. Empa MENA ile bu kez Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki varlığımızı güçlendiriyoruz. Bölgesel etki alanımızın genişlemesi sayesinde yeni pazarlardaki fırsatlara daha kolay erişirken, iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü ilişkileri farklı coğrafyalara taşıyor ve küresel ölçekte daha da sağlamlaştırıyoruz" diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaprak Sarma İhracatında Aslan Payı Ege Bölgesi’nin Haber

Yaprak Sarma İhracatında Aslan Payı Ege Bölgesi’nin

Türkiye’nin yaprak sarma ihracatı 2025 yılında da yüzde 35’lik artışla 17,2 milyon dolardan 23,2 milyon dolara ilerlemişti. İhraç edilen her 4 kutu yaprak sarmanın 3’ünde Egeli ihracatçıların imzası var Türkiye’nin yaprak sarma ihracatını Ege Bölgesi’nin sürüklediği bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı ve Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Ege Bölgesi’nin 2025 yılında 17,6 milyon dolarlık yaprak sarma ihracatıyla Türkiye’nin ihracatından yüzde 76 pay aldığını, her 4 kutu yaprak sarma ihracatının 3’ünde Egeli ihracatçıların imzasının olduğunu vurguladı. 2026 yılının ocak-mayıs döneminde Ege Bölgesi’nin yaprak sarma ihracatındaki artışın Türkiye ortalamasının üzerinde arttığını kaydeden Öztürk, “Ege Bölgesi olarak, 2026 yılının ocak – mayıs döneminde yaprak sarma ihracatımızı yüzde 48’lik artışla 7 milyon dolardan 10,4 milyon dolara çıkardık. Ege Bölgesi’nin yaprak sarma ihracatından aldığımız pay yüzde 80’e ulaştı. Bu tablo Ege Bölgesi firmalaranın yeni pazarlara erişimde, marka oluşturmada, katma değerli ürün geliştirmede daha başarılı olduğunu gösteriyor” şeklinde konuştu. Sadece etnik pazarlarda değil, perakende ve hazır gıda segmentlerinde yerimizi aldık Küresel ticarette talebin nazlı bir seyir izlediği dönemden geçildiğine dikkati çeken Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk sözlerini şöyle tamamladı; “Gıda ihracatında çift haneli büyümenin zorlaştığı bir dönemde yüzde 34,7'lik artış oldukça güçlü bir performansa işaret ediyor. Bu durum, yaprak sarmanın sadece etnik pazarlarda değil, uluslararası perakende ve hazır gıda segmentlerinde de daha fazla talep gördüğünü gösteriyor. Orta vadede yaprak sarma ihracatında 50 milyon dolara ulaşabiliriz. En çok ihracat yapılan ülkeler Almanya, Suudi Arabistan ve ABD 2025 yılında yaprak sarma ihracatında öne çıkan ülkeler 3 milyon dolarla Almanya, 2,1 milyon dolarla Suudi Arabistan ve 1,7 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri şeklinde sıralandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Aroya Cruises'in Akdeniz Üssü Oluyor Haber

İstanbul Aroya Cruises'in Akdeniz Üssü Oluyor

Kruvaziyer turizminde son yıllarda dikkat çekici bir yükseliş yakalayan Türkiye, uluslararası kruvaziyer şirketlerinin stratejik planlarında daha fazla yer almaya başladı. Bu gelişmelerin son örneği, Suudi Arabistan'ın ilk kruvaziyer markası AROYA Cruises'ın İstanbul'u Akdeniz operasyonlarının önemli merkezlerinden biri olarak konumlandırması oldu. Şirket, 6 Haziran'da İstanbul'a gerçekleştirdiği ilk sefer kapsamında gemide özel bir lansman etkinliği düzenledi. Seyahat acenteleri, sektör temsilcileri, basın mensupları ve Galataport İstanbul yöneticilerinin katıldığı etkinlikte, AROYA Cruises'ın Türkiye'ye yönelik büyüme planları ve İstanbul'un uzun vadeli operasyonlardaki stratejik rolü paylaşıldı. Etkinlikte verilen en önemli mesaj ise şirketin Türkiye pazarına duyduğu güven ve İstanbul'a yönelik uzun vadeli bağlılığı oldu. İstanbul, kruvaziyer turizminde uluslararası ölçekte dikkat çeken yeni bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Suudi Arabistan'ın ilk kruvaziyer markası AROYA Cruises, 6 Haziran'da gemide düzenlediği özel etkinlikte Türkiye pazarına yönelik uzun vadeli hedeflerini ve Akdeniz operasyonlarına ilişkin planlarını paylaştı. İstanbul'u bölgesel operasyonlarının önemli merkezlerinden biri olarak konumlandıran şirket, Türkiye'nin kruvaziyer turizmindeki büyümesine olan güvenini güçlü mesajlarla ortaya koydu. Akdeniz'in En Büyük Gemileri Arasında Yer Alıyor 151 bin groston ağırlığındaki AROYA, 335 metre uzunluğu, 19 güvertesi, 1.678 kabini ve 3.362 yolcu kapasitesiyle Akdeniz'in en dikkat çekici kruvaziyer gemileri arasında bulunuyor. Yaklaşık 1.600 kişilik mürettebatın görev yaptığı gemide 15 restoran, 20 farklı eğlence ve yaşam alanı, bin kişiden fazla kapasiteye sahip tiyatro salonu, çocuk kulüpleri, su eğlence alanları, sanal gerçeklik merkezleri ve premium spa alanları yer alıyor. Geminin öne çıkan konseptlerinden biri ise Suudi Arabistan Kültür Bakanlığı iş birliğiyle geliştirilen ve denizdeki ilk Suudi restoranı olarak konumlanan "Irth" restoranı. Farklı Kültürlere Hitap Eden Kapsayıcı Tatil Anlayışı AROYA Cruises'ın öne çıkan özelliklerinden biri de farklı kültür ve yaşam tarzlarına hitap eden kapsayıcı hizmet anlayışı. Gemide alkol servisi bulunmazken, kadınlar ve erkekler için ayrı tasarlanan spa ve havuz alanlarının yanı sıra belirli saatlerde ortak kullanım imkânı da sunuluyor. Türkiye, Rusya, Almanya, Türk Cumhuriyetleri, Körfez bölgesi ve Avrupa'nın farklı ülkelerinden misafirleri ağırlayan AROYA Cruises, bu yaklaşımıyla farklı beklentilere sahip yolculara konforlu ve keyifli bir tatil deneyimi sunan uluslararası bir kruvaziyer markası olarak öne çıkıyor. Çocuk Dostu Konseptiyle Ailelere de Hitap Ediyor AROYA Cruises, çocuklar ve gençler için tasarlanan eğlence alanları, oyun merkezleri, su aktiviteleri ve yaş gruplarına özel programlarıyla ailelere yönelik kapsamlı bir tatil deneyimi sunuyor. Küçük misafirler için özel olarak hazırlanan alanlar sayesinde çocuklar keyifli vakit geçirirken, ebeveynler de geminin dinlenme ve eğlence olanaklarından faydalanabiliyor. Yıl boyunca sunulan kampanya ve promosyonların yanı sıra belirli dönemlerde uygulanan "çocuklar ücretsiz seyahat ediyor" avantajı da ailelerin ilgisini çekiyor. AROYA Cruises, her yaştan misafire hitap eden yaşam alanlarıyla ailelerin birlikte unutulmaz anılar biriktirebileceği bir kruvaziyer deneyimi sunuyor. Kruvaziyer Turizmi Büyümesini Sürdürüyor Küresel turizm endüstrisinin en hızlı büyüyen segmentlerinden biri olarak öne çıkan kruvaziyer turizmi, her yıl milyonlarca yeni yolcuyu deniz seyahatleriyle buluşturmaya devam ediyor. AROYA Cruises'ın Türkiye'deki yetkili temsilcilerinden Sunorama Cruises Genel Müdürü Alper Taşkıranlar, kruvaziyer sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmesinde, "Kruvaziyer turizmine yönelik ilgi dünya genelinde artmayı sürdürüyor. Cruise Lines International Association (CLIA) verilerine göre, daha önce kruvaziyer deneyimi yaşamamış kişilerin yüzde 75'i gelecekte bu deneyimi yaşamak istiyor. Bir kez gemi turuna çıkan misafirlerin büyük bölümü ise yeniden bu tatil modelini tercih ediyor. Bu tablo, sektörün büyüme potansiyelini net şekilde ortaya koyuyor" dedi. Taşkıranlar ayrıca kruvaziyer rezervasyonlarında seyahat acentelerinin kritik rol oynadığını belirterek, doğru rota ve gemi seçiminde profesyonel danışmanlığın önemine dikkat çekti. İstanbul'a Gelen Sadece Bir Gemi Değil, Ekonomik Değer Sektör temsilcilerine göre AROYA Cruises'ın İstanbul'u homeport olarak tercih etmesi, Türkiye kruvaziyer turizmi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Homeport modeli sayesinde yolcular gemiye binmeden önce veya seyahat sonrasında destinasyonda daha uzun süre kalıyor. Bu süreçte otellerde konaklıyor, restoranları ziyaret ediyor, alışveriş yapıyor, müze ve kültürel alanları geziyor ve çeşitli turizm hizmetlerinden yararlanıyor. Taşkıranlar, kruvaziyer yolcularının turizm ekonomisine yüksek katkı sağladığını belirterek, "Özellikle homeport operasyonlarında oluşan ekonomik katkı yalnızca limanlarla sınırlı kalmıyor. Konaklama, yeme-içme, ulaşım, alışveriş ve kültürel aktiviteler şehir ekonomilerine doğrudan değer yaratıyor. İstanbul'un kruvaziyer merkezi olarak güçlenmesi, turizm gelirlerinin artmasına da önemli katkı sağlayacaktır." dedi. İstanbul Merkezli Yeni Dönem Başlıyor AROYA Cruises'ın gelecek planlarında İstanbul'un rolünün daha da güçlenmesi öngörülüyor. Şirket, önümüzdeki dönemde İstanbul çıkışlı operasyonları artırmayı, yeni rota alternatifleri geliştirmeyi ve sezonu daha uzun bir döneme yaymayı hedefliyor. Yunan Adaları ve Ege rotalarının yanı sıra gelecekte Türk kıyıları, Doğu Akdeniz ve Batı Akdeniz limanlarını kapsayan daha geniş operasyon modellerinin de gündeme gelmesi bekleniyor. 2027 yılı planlamaları kapsamında ise geminin İstanbul operasyonlarına daha erken başlaması ve sezonun mevcut yıllara göre daha uzun sürmesi hedefleniyor. Sunorama Cruises Genel Müdürü Alper Taşkıranlar, "İstanbul yalnızca bir uğrak limanı değil, Akdeniz'in en önemli kruvaziyer merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip. Artan seferler, yeni rotalar ve büyüyen yolcu sayılarıyla İstanbul'un bölgesel kruvaziyer trafiğindeki rolü her geçen yıl daha da güçlenecek" dedi. AROYA Cruises'ın İstanbul'u uzun vadeli operasyon merkezlerinden biri olarak konumlandırması, Türkiye'nin Akdeniz kruvaziyer pazarındaki yükselen konumunun en somut göstergelerinden biri olarak değerlendirilirken, sektör temsilcileri bu gelişmenin önümüzdeki yıllarda turizm gelirlerine, istihdama ve şehir ekonomilerine önemli katkılar sağlayacağını ifade ediyor. İstanbul Çıkışlı Vizesiz Rotalar İlgi Görüyor İstanbul çıkışlı programlarıyla Türk misafirlere vizesiz seyahat imkânı sunan AROYA Cruises, Marmaris, Bodrum, Kaş ve İskenderiye'nin yer aldığı birbirinden özel rotalarıyla dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra yeşil pasaport sahibi Türk vatandaşlarının vizesiz olarak seyahat edebildiği Yunan Adaları ve Atina programları da misafirlerin yoğun ilgi gösterdiği rotalar arasında yer alıyor. Deniz tatilini kültürel keşiflerle birleştiren bu rotalar, Akdeniz'in farklı destinasyonlarını tek bir seyahatte deneyimleme fırsatı sunuyor. Kruvaziyer Seyahatiyle Umre Deneyimi AROYA Cruises ayrıca 12 Eylül tarihinde İstanbul'dan hareket edecek özel bir sefer de sunuyor. Marmaris, Bodrum, Süveyş Kanalı ve Şarm El-Şeyh'in ardından Cidde'de sona erecek bu program kapsamında Sunorama Cruises tarafından hazırlanan uçaklı paketlerde misafirler, gemi seyahatlerinin ardından Mekke ve Medine'yi ziyaret ederek umre ibadetlerini de yerine getirebilecek. Özellikle deniz tatilini kültürel ve manevi deneyimlerle birleştirmek isteyen misafirler için tasarlanan bu özel program, kruvaziyer seyahati ile umre ziyaretini tek bir seyahatte buluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Canias ERP, Hyundai Motor Group’un Çok Ülkeli Üretim Genişlemesine Güç Katıyor Haber

Canias ERP, Hyundai Motor Group’un Çok Ülkeli Üretim Genişlemesine Güç Katıyor

2025 yılında yaklaşık 2,75 trilyon dolar değere ulaşan otomotiv sektörü, köklü bir dönüşüm sürecinden geçiyor. KPMG’nin 25. Küresel Otomotiv Yönetici Araştırması’na göre sektör liderlerinin %36’sı, önlerindeki üç yıl içinde iş modellerinin ve operasyonlarının önemli ölçüde dönüşeceğini öngörüyor. Öne çıkan temel etkenler arasında üreticilerin %86’sının yapay zeka dahil yeni teknolojilere önemli yatırımlar yaptığını, %77’sinin ise stratejik ortaklıkları sürdürülebilir büyümenin merkezine yerleştirdiğini görüyoruz. Hyundai Motor Group’un üretim süreçlerini Canias ERP ile dijitalleştirme konusunda IAS’ı seçmesi de IAS’ın bu konudaki tecrübesi ve yatırımlarından kaynaklanıyor. Proje Kapsamı ve Zaman Çizelgesi Ortaklık, Nisan 2024’da imzalanan Proof of Concept (Müşteriye özgü demo) anlaşmasıyla geliştirme aşamasına geçti. Proje, Güney Kore operasyonel üs olarak belirlenip, IAS ile Hyundai Motor Group’un mobilite yazılım kolu olan Hyundai AutoEver arasında ortak bir çalışma olarak yapılandırıldı. 18 aylık uygulama süreci boyunca 100’den fazla sistem entegrasyonu gerçekleştirildi, IAS ekiplerince 100’den fazla uluslararası seyahat yapıldı ve 1.000’den fazla belge hazırlandı. Projenin temel hedefi, Hyundai Motor Group’un CKD (Completely Knock Down) araç üretim süreçlerini Canias ERP platformu üzerinde yeniden inşa etmekti. Coğrafi Genişleme Sistemin ilk canlı geçişi Temmuz 2025’te Hyundai Motor’un Malezya tesisinde gerçekleşti. Bunu Ekim 2025’te Kia Kazakistan ve Hyundai Motor Suudi Arabistan tesislerinde eş zamanlı lansmanlar izledi. Canias ERP’nin modüler mimarisi, sistemin farklı yerel düzenlemelere ve üretim gerekliliklerine tek bir platform üzerinden uyum sağlamasına olanak tanıdı. Yeni Altyapıda Üretilen İlk Araç Hyundai Motor Group’un Kazakistan tesisinde önemli bir dönüm noktası yaşandı: Canias ERP altyapısı kullanılarak ilk Kia Sorento üretildi. Projenin tamamlanması şerefine IAS, İstanbul’da tarihi Kibrithane binasında özel bir tören düzenledi; uygulamaya katkı sağlayan mühendisler ve proje liderleri, yeni sistem ile üretilen araca imzalarını attı. IAS Yönetim Kurulu Başkan Vekili Can Hakan Karabiber, projeyi “Canias dijital dönüşüm ürünlerinin yurt dışında atılmış en önemli imzalarından biri” olarak nitelendirdi. İş birliği, Hyundai Motor Group’un Asya ve Orta Doğu’daki operasyonel hedeflerini tek bir ERP platformu altında birleştiriyor; aynı zamanda sınır ötesi yazılım ortaklıklarının otomotiv sektöründe giderek artan rolünü yansıtıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.