Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tagem

Kapsül Haber Ajansı - Tagem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tagem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SOLAR3GW: “Türkiye’nin TarımGES’lere İhtiyacı Var” Haber

SOLAR3GW: “Türkiye’nin TarımGES’lere İhtiyacı Var”

Güneş enerjisi alanında çalışan düşünce kuruluşu Solar3GW, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygulama Merkezi (ODTÜ-GÜNAM) ile Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünün (TAGEM) Konya Ovası’nda kurdukları 60 kW’lık pilot TarımGES (Tarıma Entegre Güneş Enerjisi Santrali) projesinde ilk ürünler hasat edildi. Proje kapsamında, güneş panellerinin altına ekilen şeker pancarı ve karabuğdaydan ilk olarak karabuğday hasat edildi. İlk sonuçlara göre, karabuğday üretiminde verimlilik kontrol sahasına kıyasla yüzde 7 artarken su tüketimi yüzde 20 oranında azaldı. Bu sonuçlar; Türkiye gibi su stresi yaşayan ülkelerde; tarımsal üretim ile güneş enerjisi üretimini bir araya getiren TarımGES uygulamalarının su kaynaklarının korunmasını sağlarken verimi artıracağını ortaya koyuyor. Tarımsal üretim ve enerji üretimi arasında denge kurmayı amaçlayan TarımGES’ler, özellikle su güvenliğinin güçlendirilmesi ve iklim değişikliğine uyum açısından önemli bir potansiyel taşıyor. TARIMGES’LER ÇİFTÇİNİN EKONOMİK YÜKÜNÜ AZALTABİLİR Pilot projenin uygulayıcısı ODTÜ-GÜNAM Entegre Fotovoltaik Teknolojileri Birimi Koordinatörü Doç. Dr. Talat Özden; kuraklık, su kıtlığı, aşırı sıcaklıklar, değişen yağış düzenleri ve iklim belirsizliğinin tarımsal üretimi zorlaştırdığını söyledi. Bununla birlikte artan sulama ve enerji maliyetlerinin de çiftçiler üzerinde ciddi bir ekonomik yük oluşturduğunu ifade etti. Özden, TarımGES’in bu sorunların önüne geçebileceğini vurgulayarak “Aynı arazi üzerinde eş zamanlı gıda ve enerji üretimi, tarımın karşı karşıya olduğu bu çok boyutlu sorunlara bütünleşik çözümler sunma potansiyeline sahip. Doğru ürün seçimi, uygun iklim koşulları ve tarımsal ihtiyaçları esas alan sistem tasarımlarıyla arazi kullanım verimliliğini artırmak, su kullanım etkinliğini iyileştirmek ve iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak mümkün. Ancak burada temel önceliğimiz, tarım arazilerinde elektrik üretmek değil, tarımsal üretimi daha verimli, dirençli ve sürdürülebilir hale getirmek olmalı. TarımGES sistemlerinin başarısını yalnızca ürettikleri elektrikle değil, tarımsal üretime sağladıkları somut katkılarla da değerlendirmeliyiz. Çünkü bu teknolojinin gerçek değeri, enerji üretirken tarımı koruyabilmesinde ve mümkün olduğunda güçlendirebilmesinde yatıyor” dedi. TURHAN: “TARIMGES, ‘KAZAN- KAZAN’ MODELİDİR’ Solar3GW Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Bahadır Turhan ise TarımGES sistemlerinin çiftçilere, tarım gelirine ek olarak elektrik üretiminden de gelir sağlama imkanı verdiğini vurguladı. Turhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bazı yüksek katma değerli ürünlerde geleneksel tarıma göre daha fazla gelir elde edilebilir. Gelir düzeyi; ürün çeşidine ve yerel piyasa koşullarına göre değişiklik gösterebilir. Ancak TarımGES uygulamalarıyla ilgili oluşmuş yanlış bir kanı var: Çiftçiler, TarımGES uygulamaları nedeniyle tarım arazilerini kaybedeceklerinden endişe ediyor. Konya’daki pilot uygulamamız, bu konudaki yanlış anlaşılmaların giderilmesine de katkı sağlayacak. Hatta olağanüstü hava koşulları nedeniyle tarım yapılamayan arazilerde güneş panellerinin konulmasıyla ekim ve dikim mümkün olacak. Çiftçi için kazan-kazan durumu oluşuyor: Tarım arazisi korunacak, verim artırılacak ve ucuz enerji üretilecek.” Enerji arz güvenliği için güneş enerjisi yatırımlarının çeşitlendirilmesinin önemine dikkat çeken Turhan; mevcut mevzuatın, tarım arazilerine GES kurulmasına izin vermediğine işaret etti. Sadece öz tüketim amaçlı ve arazinin yüzde 1’ini aşmamak kaydıyla kurulum yapılabildiğinin altını çizen Turhan, TarımGES mevzuatı için şunu önerdi: “Tarım arazilerindeki toplulaştırma faaliyeti gibi TarımGES alanlarımızı da toplulaştırır ve buna özel alanlar belirleyip bunları TarımGES YEKA’ları olarak ihale edersek ölçek ekonomisinden dolayı büyük fayda sağlayabiliriz. Tarım arazilerimizin sadece yüzde 1’i TarımGES YEKA olarak kullanıldığında, gelişen teknolojilerle yaklaşık 190 GW’lık bir TarımGES potansiyeli ortaya çıkıyor. Bu rakam, halihazırda toplam GES kurulu gücümüzün 7 katına denk geliyor.’’ TARIMGES YATIRIMLARI 8-10 YILDA KENDİNİ AMORTİ EDEBİLİR TarımGES uygulamalarında aynı arazi hem tarım faaliyet hem de güneşten elektrik üretimi için kullanılıyor ancak öncelik tarımsal üretimde. Güneş panelleri, ürünü olağanüstü hava koşullarından koruyor. Toplanan yağmur suyu ile sulama yapılıyor. Gölgeleme sayesinde toprak nemi tutuyor. Türkiye’nin TarımGES’lere ihtiyacı olduğunu, maliyetinin ise düşünüldüğü kadar yüksek olmadığını ifade eden Turhan, “Yatırım orta vadede kendini amorti edebilir. Güneş panellerinin konulacağı konstrüksiyonlar nedeniyle maliyet yüzde 30-40 oranında artabiliyor. Standart güneş santrali kurulumunun megavatı 400 bin dolar iken TarımGES’lerde maliyet 550-560 bin dolara çıkıyor. Ama tarımsal verimliliği artırması ve enerji üretimiyle bu maliyet zaten karşılanabilir. Bir TarımGES yatırımı 8-10 yıl içinde kendini amorti edebilir. Bu geri ödeme süresi, diğer güneş yatırımlarıyla hemen hemen aynı” diye konuştu. DÜNYADA TARIMGES YAYGINLAŞIYOR, ÇİN ÖNE ÇIKIYOR Her ülke, TarımGES teknolojisine kendi ekonomik, coğrafi ve politik koşullarına göre farklı stratejilerle yaklaşıyor. Devlet destekleri, yasal düzenlemeler ve teknolojik yenilikler sayesinde tarım ile güneş enerjisi üretimini aynı arazide buluşturan uygulamalar dünya genelinde gelişimini sürdürüyor. ODTÜ-GÜNAM’ın ‘Türkiye’nin TarımGES Görünümü 2026’ raporuna göre İtalya son yıllarda TarımGES alanında Avrupa'nın en kapsamlı teşvik mekanizmalarından birini geliştirdi. Yaklaşık 1,1 milyar euroluk bir teşvik programı oluşturuldu ve 2026 yılı sonuna kadar yaklaşık 1 GW yeni TarımGES kapasitesinin devreye alınması planlanıyor. Japonya’da 2013 yılında düzenlenen yönetmelikler sonucunda ülkede TarımGES projeleri hızla yaygınlaştı. 2024 yılında TarımGES’lere, Tarım Arazisi Koruma Kanunu kapsamında açık bir statü tanınarak arazi kullanımına ilişkin düzenlemeler artırıldı. Hindistan'da ise 2040 yılına kadar toplam kurulu TarımGES kapasitesinin 783 GW'a ulaşabileceği; toplam potansiyelinin 1,2 TW'tan fazla olduğu tahmin ediliyor. Dünya devi Çin’e gelince; 2022 yılı itibarıyla ülkede, toplam kurulu gücü 134,55 GW'a ulaşan bin 678 TarımGES projesi bulunuyor. Çin, yalnızca deneysel veya pilot uygulamaların yürütüldüğü bir ülke olmaktan çıktı; TarımGES teknolojilerinin büyük ölçekli ticari uygulamalarının gerçekleştirildiği öncü ülkelerden biri haline geldi. Uluslararası örnekler, Türkiye’nin TarımGES alanında kapsamlı bir yol haritasına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Standartların geliştirilmesi, potansiyel kapasitenin analiz edilmesi, izleme altyapısının kurulması, toplumsal kabulün güçlendirilmesi, destek mekanizmalarının oluşturulması ve sürdürülebilir iş modellerinin geliştirilmesi bu yol haritasının temel bileşenleri arasında yer almalı. TarımGES projeleri bu sayede, yalnızca bir yenilenebilir enerji yatırımı olmaktan çıkıp Türkiye’nin iklime dirençli tarım, sürdürülebilir enerji ve kırsal kalkınma hedeflerini aynı zeminde buluşturan stratejik bir teknolojiye dönüşebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kahverengi Kokarcaya Karşı 1 Milyon 650 Bin Samuray Arısı Salımı Yapıldı Haber

Kahverengi Kokarcaya Karşı 1 Milyon 650 Bin Samuray Arısı Salımı Yapıldı

Bakan Yumaklı, yaptığı yazılı açıklamada, fındık başta olmak üzere 300'den fazla bitkisel üründe zarara yol açabilen kahverengi kokarcaya karşı entegre mücadele prensipleri çerçevesinde mekanik, biyoteknik, biyolojik ve kimyasal mücadele yöntemlerini içeren “Kahverengi Kokarca ile Mücadele Eylem Planı yürütüldüğünü hatırlattı. Bakanlığın planlamaları doğrultusunda, zararlının bulunduğu ve risk altında görülen illere samuray arısı salımları yapıldığına dikkati çeken Yumaklı, şu bilgileri aktardı: “2025 yılında il sayısı 40'a çıkarılarak yaklaşık 1 milyon 156 bin adet samuray arısı salımı gerçekleştirilmiş olup bu çalışma dünya ölçeğinde dikkat çeken parazitoit salım uygulamaları arasında yer alıyor. Bununla birlikte kahverengi kokarca zararlısına karşı feromon tuzaklardan samuray arısına kadar birçok farklı yöntemle mücadelemiz devam ediyor. 40 ilimizde öncelikle biyolojik mücadele, popülasyon yoğunluğunun yüksek olduğu ekonomik zarar eşiğini aşan alanlarda kimyasal mücadele, sonbahar döneminde ise Karadeniz ve Marmara Bölgelerindeki bulaşık alanlarda feromon tuzaklarla cezbet-öldür yöntemi uygulanarak mücadele çalışmaları sürdürülüyor. Ayrıca zararlının kışlamak amacıyla korunaklı alan dediğimiz ev, ahır, samanlık, serender, merek, depo vb. alanlara yöneldiği dönemde bir sonraki yılın popülasyonunun kırılması amacıyla kışlak mücadelesi yürütülüyor. 2026 yılında 859 bin 329 hanede kışlak mücadelesi yapıldı. Biyolojik mücadele amacıyla 2026 yılı içinde doğaya 1 milyon 650 bin adet samuray arısı salındı. Ayrıca, kahverengi kokarca ile biyolojik mücadele kapsamında da uluslararası iş birliklerini güçlendiriyoruz. Parazitoit üretimi ve salımına ilişkin edinilen bilgi ve tecrübelerimizi Gürcistan ve Azerbaycan ile paylaşarak bu ülkelerde yürütülen biyolojik mücadele çalışmalarına teknik katkı sağlıyoruz. Bu kapsamda, ülkemizde üretilen 20 bin adet samuray arısını kardeş Azerbaycan'a gönderdik. Azerbaycan'da ilk parazitoit salımı 7 Temmuz 2026 tarihinde TAGEM'e bağlı Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü personelimizin teknik desteği ile başarıyla gerçekleştirildi. Bu bağlamda, ülkemizin geliştirdiği entegre mücadele modeli ve biyolojik mücadele uygulamaları, başta bölge ülkeleri olmak üzere birçok ülke tarafından yakından takip ediliyor ve örnek alınıyor." ÜRETİCİLERE EĞİTİMLER VERİLİYOR Bakan Yumaklı, Kahverengi Kokarca ile Ülkesel Entegre Mücadele Yönetimi Projesi kapsamında üreticilere, zararlının kışlak döneminde etkin şekilde kontrol altına alınmasına yönelik, uygulanması gereken mücadele yöntemleri hakkında bilgilendirme ve eğitim faaliyetleri gerçekleştirildiğini dile getirerek eğitimlerde, zararlının biyolojisi, kışlak alanlarının tespiti, mekanik mücadele yöntemleri ile alınması gereken koruyucu tedbirlerin ayrıntılı olarak aktarıldığını belirtti. Biyolojik mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve bu konuda toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla hazırlanan broşürlerin de üreticilere ve vatandaşlara dağıtıldığını aktaran Yumaklı, “Gerçekleştirilen bu faaliyetlerle zararlıyla mücadelede bilinç düzeyinin artırılması, sürdürülebilir mücadele yöntemlerinin teşvik edilmesi ve üreticilerin doğru uygulamalara yönlendirilmesi hedeflendi" ifadelerini kullandı. İKİ YENİ PROJE BAŞLATILDI Bakan Yumaklı, bundan sonraki süreçte, alınan olumlu sonuçların daha da iyi seviyelere getirilmesi için mücadele işlemleri, salımı yapılan samuray arılarının etkinlikleri ve rekolte kayıplarının yıllık olarak incelenmeye devam edeceğini belirterek şunları kaydetti: “2026 yılı itibarıyla Bakanlığımız tarafından başlatılan iki yeni proje kapsamında kahverengi kokarcaya yönelik bilimsel çalışmalar daha da güçlendirilecek. 'Kahverengi Kokarcanın Fındıkta Verim ve Kalite Kayıplarının Ekonomik Analizi ve Kimyasal Mücadele Optimizasyonu Projesi' ile ekonomik zarar eşiği ve optimum kimyasal mücadele zamanı belirlenecek, elde edilen sonuçlar karar destek sistemlerine entegre edilerek üretici koşullarında yaygınlaştırılacak. 'Kahverengi Kokarcanın Farklı Konukçularındaki Zarar Potansiyelinin, Popülasyon Dinamiklerinin ve Kritik Mücadele Dönemlerinin Belirlenmesi Projesi' ile de farklı konukçulardaki zarar durumu ve kritik mücadele dönemleri ortaya konulacak, elde edilen veriler tahmin-uyarı sistemleri ile entegre mücadele programlarının geliştirilmesinde kullanılacak. Bu bağlamda, kahverengi kokarcanın tarımsal üretimimizde yol açtığı kayıpların ortadan kaldırılması ve üreticilerimizin verim kaybının önlenmesi için yeni projeler geliştirmeyi sürdüreceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'de Akdeniz Meyve Sineği Eradikasyonunda Çığır Açan Uygulama Haber

Türkiye'de Akdeniz Meyve Sineği Eradikasyonunda Çığır Açan Uygulama

Türkiye'de tarımsal üretime büyük zarar veren Akdeniz Meyve Sineği ile mücadelede önemli bir dönüm noktasına ulaşıldı. Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tarafından yürütülen Akdeniz Meyve Sineği Eradikasyonu Projesi kapsamında ilk ışınlama işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Proje hakkında bilgi veren Enstitü Müdürü Dr. Tevfik TURANLI, Atom Enerjisi Kurumu tarafından temin edilen X-ray cihazı ile gerçekleştirilen ilk ışınlama işleminin TAGEM Genel Müdürü Dr. M. Altuğ ATALAY tarafından başarıyla uygulandığını duyurdu. Işınlanan Zararlılar Doğaya Salındı: Saha Çalışmaları Başladı Başarılı ışınlama işleminin ardından, etkisiz hale getirilen zararlılar Enstitü Müdürlüğü'nün teknik ekipleri tarafından İzmir'in Menderes-Gümüldür bölgesinde doğaya salınarak saha çalışmaları resmi olarak başlatıldı. Bu yöntemle, bölgedeki Akdeniz Meyve Sineği popülasyonunun çevreye zarar vermeyen, biyoteknolojik ve sürdürülebilir yollarla kontrol altına alınması amaçlanıyor. Tarımsal Üretimde Verimlilik Hedefleniyor Bu yenilikçi projenin hayata geçirilmesiyle birlikte, Türkiye'de tarımsal üretimde kalite ve verimliliğin önemli ölçüde artırılması hedefleniyor. Akdeniz Meyve Sineği'nin neden olduğu ürün kayıplarının önüne geçilerek, hem üreticilere ekonomik olarak destek sağlanacak hem de ülke ekonomisine önemli katkılar sunulacak. Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü, bu önemli gelişmenin ülke tarımı için hayırlı olmasını dileyerek, projede emeği geçen tüm araştırmacıları tebrik etti. Bu başarı, Türkiye'nin tarımsal zararlılarla mücadelede yenilikçi ve çevre dostu yöntemlere verdiği önemi bir kez daha gösteriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.