Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tahliye

Kapsül Haber Ajansı - Tahliye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tahliye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sel Sularında Kalan Araçlar Çalıştırılır mı? Haber

Sel Sularında Kalan Araçlar Çalıştırılır mı?

Sel suyunun yalnızca araçların motorlarına değil, elektronik sistemlerine ve güvenlik donanımlarına da ciddi zarar verebileceğine dikkat çeken Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, “En iyi sürücü sel suyuna girmeyen sürücü, en güvenli taşıt kuru kalabilen taşıttır.” uyarısında bulundu. Sel sırasında araç içinde mahsur kalmanın birkaç dakika içinde hayati tehlikeye dönüşebileceğini anlatan Özgür Şener, “Su yükseliyor, akıntı aracı sürüklüyor veya araç kontrolünü kaybediyorsa ilerlemeye çalışılmamalı. Motor durursa tekrar tekrar çalıştırmayı denememek gerekir. Öncelik aracı kurtarmak değil, içeridekilerin hayatını korumaktır.” dedi. İstanbul’da 14-15 Ekim 2026 tarihlerinde etkili olan şiddetli yağışlar, çok sayıda aracın su altında kalmasına ve sürüklenmesine neden oldu. Sel sularında mahsur kalan sürücülerin nasıl davranması gerektiği ve su altında kalan araçların yeniden kullanılıp kullanılamayacağı önemli bir güvenlik sorunu olarak öne çıktı. Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi, Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, sel sularında araç kullanmanın tehlikelerini, mahsur kalınması durumunda yapılması gerekenleri ve suya maruz kalan araçlarda oluşabilecek hasarları değerlendirdi. “Önümüzdeki aracın geçebilmesi, bizim de geçebileceğimiz anlamına gelmez” Sel sularında araç kullanırken en büyük tehlikenin suyun derinliğinin ve yolun gerçek durumunun doğru değerlendirilememesi olduğunu belirten Özgür Şener, “Su, yol yüzeyindeki çukurları, açık rögarları, çökmeleri ve akıntıyla sürüklenmiş engelleri gizleyebilir. Ayrıca suyun derinliği, aracın ağırlığı ve tasarımı ne olursa olsun, aracın yol tutuşunu ve kontrolünü kaybetmesine neden olabilir.” dedi. Suyun derinliğinin gözle tahmin edilerek geçiş yapılmaması gerektiğini vurgulayan Özgür Şener, şöyle devam etti: “Derinliğini ve zeminin durumunu bilmediğimiz, güvenli olduğundan emin olamadığımız su birikintilerine ve sel sularına araçla girmemeliyiz. Suyun başka araçlar tarafından geçilmiş olması da o güzergâhın güvenli olduğunu göstermez. Önümüzdeki aracın geçebilmesi, kendi aracımızın da geçebileceği anlamına gelmez. Yol suyla kaplanmışsa mümkünse geri dönmeli, alternatif ve güvenli bir güzergâh seçmeliyiz. Birkaç dakikalık zaman kazancı uğruna hem kendi hayatımızı hem de araçtaki diğer kişilerin hayatını tehlikeye atabiliriz.” “30 santimetrelik hızlı akan su birçok otomobili sürükleyebilir” Sel suyunun sürükleme gücünün çoğu zaman hafife alındığını ifade eden Şener, ABD Ulusal Hava Servisinin (NWS) uyarılarına dikkat çekti. Özgür Şener, “Yaklaşık 15 santimetre derinliğindeki hızlı akan su bir yetişkini devirebilirken, 30 santimetrelik hızlı akan su birçok otomobili sürükleyebilir. Yaklaşık 61 santimetrelik hızlı akan su ise SUV ve bazı kamyonetleri de sürükleyebilir.” bilgisini verdi. Araçların ağırlığının sel sularına karşı mutlak bir güvence sağlamadığını kaydeden Şener, özellikle akıntının bulunduğu yollarda araçla ilerlemeye çalışılmaması gerektiğini söyledi. “Araç içinde mahsur kalındığında öncelik aracı değil, hayatı kurtarmak olmalı” Sel sırasında araç içinde mahsur kalmanın birkaç dakika içinde hayati tehlikeye dönüşebileceğini anlatan Özgür Şener, su seviyesinin ve akıntının şiddetinin hızla değişebileceğini belirtti. Bu gibi durumlarda panikle hareket edilmemesi gerektiğini ifade eden Özgür Şener, “Su yükseliyor, akıntı aracı sürüklüyor veya araç kontrolünü kaybediyorsa ilerlemeye çalışılmamalı. Motor durursa tekrar tekrar çalıştırmayı denememek gerekir. Öncelik aracı kurtarmak değil, içeridekilerin hayatını korumaktır.” dedi. Sürücülerin mümkünse 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ulaşarak konumlarını ve araçtaki kişi sayısını bildirmesi gerektiğini söyleyen Şener, özellikle çocuk, yaşlı veya hareket kısıtlılığı bulunan yolcuların durumunun kurtarma ekiplerine iletilmesinin önemine işaret etti. “Her sel olayında araçtan hemen çıkmak doğru değil” Sel sırasında araçtan çıkma kararının mevcut tehlikeye göre verilmesi gerektiğini vurgulayan Şener, hızlı akan suyun aracı çevrelediği durumlarda dışarı çıkmanın da ölümcül olabileceğini belirtti. Özgür Şener, şu değerlendirmede bulundu: “Hızlı akan su aracı çevreliyorsa, su içeri yükselmiyorken araçta kalmak ve yardım istemek daha güvenli olabilir. Çünkü hızlı akıntıda araçtan çıkıp suya girmek kişinin sürüklenmesine ve boğulmasına neden olabilir. Ancak su seviyesi araç içinde yükselmeye başlarsa beklenmemeli, güvenli tahliye seçeneği değerlendirilmelidir. Ayrıca selde sürüklenen diğer taşıtlar veya sert nesneler de ciddi tehlike oluşturabilir.” Su seviyesinin yükseldiği durumlarda araç kapılarının su basıncı nedeniyle açılamayabileceğini belirten Özgür Şener, “Mümkünse dış koşullar daha da kötüleşmeden yan camlardan çıkış seçeneği değerlendirilmelidir. Emniyet kemeri açılmalı, çocuklara ve hareket etmekte zorlanan yolculara yardım edilmelidir. Camlar elektrikle çalışmıyorsa kırılabilir bir yan camdan çıkış gerekebilir. Ön camlar genellikle lamine cam olduğundan kırılmayacaktır. Her taşıtta emniyet çekicinin bulunması ve erişilebilir bir yerde tutulması önemlidir.” diye konuştu. Araçtan güvenli şekilde çıkan kişilerin akıntıya karşı yürümeye veya yüzerek karşıya geçmeye çalışmaması gerektiğini de vurgulayan Özgür Şener, yüksek ve güvenli bir noktaya ulaşılmasını, araçta bırakılan eşyalar için geri dönülmemesini önerdi. “Sel sularında kalan aracın motorunu kesinlikle çalıştırmayın” Sel sularının çekilmesinin araçların yeniden güvenle kullanılabileceği anlamına gelmediğini ifade eden Özgür Şener, suya maruz kalan araçlarda görünmeyen mekanik ve elektronik hasarlar oluşabileceğini söyledi. Şener, özellikle motorun yeniden çalıştırılmasının mevcut hasarı ağırlaştırabileceği uyarısında bulunarak, şunları söyledi: “Araç suya girmiş, su altında kalmış veya motor bölmesine su girmiş olabilecek durumdaysa motor çalıştırılmamalı ve marşa basılmamalıdır. Aracı hareket ettirmeye çalışmak, mevcut hasarı ağırlaştırabilir. Araç güvenli bir yerdeyse ve yaklaşmak tehlike yaratmıyorsa hasarın fotoğrafları çekilebilir. Sigorta şirketine bilgi verilmeli ve uygun kurtarma hizmeti çağrılmalıdır.” Suya maruz kalan araçların iterek veya uygun olmayan şekilde çekilerek hareket ettirilmemesi gerektiğini de belirten Özgür Şener, ıslak elektrik bağlantılarına ve kontrol ünitelerine müdahale edilmemesi gerektiğini kaydetti. “Motor su emerse tamamen değiştirilmesi gerekebilir” Sel sularının motorlarda oluşturabileceği en ciddi sorunlardan birinin hidrolik kilit olduğunu anlatan Özgür Şener, bu durumun motorun iç mekanizmasında ağır hasarlara neden olabileceğini belirtti. Özgür Şener, “İçten yanmalı motorlarda pistonlar, silindir içindeki hava-yakıt karışımını sıkıştırarak çalışır. Ancak su, hava gibi kolayca sıkıştırılamaz. Hava emiş sistemi üzerinden silindirlere yeterli miktarda su ulaşırsa pistonun yukarı hareketi engellenebilir. Bu durum hidrolik kilit olarak adlandırılır.” dedi. Hidrolik kilidin sonuçlarına ilişkin Özgür Şener, şu bilgileri verdi: “Hidrolik kilit sonucunda biyel kolları eğilebilir veya kırılabilir; pistonlar, krank mekanizması ve diğer motor bileşenleri ağır hasar görebilir. Hasarın boyutuna göre motorun tamamen değiştirilmesi gerekebilir. Motor dururken içine su girmiş olsa bile marşa basılması mevcut durumu ağırlaştırabilir. Bu nedenle motorun çalışıp çalışmadığını denemek amacıyla marşa basılmamalıdır.” “Araç çalışsa bile güvenlik sistemleri arızalanmış olabilir” Sel sularının modern araçlardaki elektronik sistemlere de zarar verebileceğini belirten Özgür Şener, hasarların bazen günler veya haftalar sonra ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. Özgür Şener, “Modern araçlarda motor yönetimi, ABS, elektronik denge kontrolü, hava yastıkları, emniyet kemeri gergileri, park sensörleri ve sürüş destek sistemleri gibi çok sayıda elektronik bileşen bulunur. Sel suları bu sistemlerde kısa devreye, yalıtım sorunlarına ve zaman içerisinde gelişen korozyona neden olabilir.” dedi. Araçtaki elektronik arızaların ilk incelemede fark edilmeyebileceğini vurgulayan Özgür Şener, “Araç ilk anda çalışsa bile sonrasında arıza lambaları yanabilir, sensörler hatalı sinyal gönderebilir veya bazı sistemler devre dışı kalabilir. Daha önemlisi, hasar yalnızca konfor donanımlarıyla sınırlı kalmayabilir. ABS, elektronik denge kontrolü ve hava yastıkları gibi güvenlik açısından kritik sistemlerin de kontrol edilmesi gerekir.” diye konuştu. Özgür Şener, araç tabanına kadar ulaşan sel sularının halı ve yalıtım malzemelerinin altında nem bırakarak küf ve kötü kokuya, zamanla da iç ortam kalitesinin bozulmasına neden olabileceğini ifade etti. “Elektrikli ve hibrit araçlarda gecikmeli yangın riski var” Elektrikli ve hibrit araçlarda sel sonrası risklerin daha farklı boyutlara ulaşabildiğine dikkat çeken Özgür Şener, yüksek voltajlı batarya sistemlerinin özel güvenlik önlemleri gerektirdiğini söyledi. Özgür Şener, “Batarya paketleri, elektrik motorları ve yüksek voltaj kabloları su baskınından veya fiziksel hasardan etkilenebilir. Bu durum elektrik çarpması, kısa devre ve yangın tehlikesi yaratabilir. Bataryada oluşan hasarın etkileri her zaman hemen görülmeyebilir. Fiziksel hasar veya suya maruz kalma, bazı koşullarda gecikmeli ısınma ve yangın riskine yol açabilir.” dedi. Sel sularına maruz kalan elektrikli ve hibrit araçların batarya güvenliği değerlendirilmeden çalıştırılmaması veya şarj edilmemesi gerektiğini vurgulayan Özgür Şener, sözlerini şöyle sürdürdü: “Batarya paketine, yüksek voltaj kablolarına ve hasarlı elektrik bağlantılarına dokunulmamalıdır. Duman, anormal ısınma, tıslama veya olağandışı ses fark edilirse araçtan uzaklaşılmalı ve acil durum ekiplerine haber verilmelidir. Araç, üreticinin kurtarma talimatlarına uygun biçimde ve bu konuda eğitimli ekipler tarafından taşınmalıdır.” Batarya hasarı şüphesi bulunan araçların evlerden ve kapalı alanlardan uzak tutulması gerektiğini belirten Özgür Şener, güvenli mesafenin ve araçların nasıl konumlandırılacağının uzman ekipler tarafından belirlenmesi gerektiğini kaydetti. “Suyun çekilmesi ve aracın çalışması güvenli olduğu anlamına gelmez” Selden etkilenen araçların yalnızca motorunun kontrol edilmesinin yeterli olmadığını ifade eden Özgür Şener, fren, direksiyon, şanzıman ve elektrik sistemlerinin de ayrıntılı olarak incelenmesi gerektiğini söyledi. Özgür Şener, “Sel sonrasında fren sistemi, direksiyon bileşenleri, şanzıman, diferansiyel, tekerlek rulmanları ve elektrik tesisatı farklı düzeylerde etkilenmiş olabilir. Fren sistemlerinde su ve kirlenmeye bağlı sorunlar görülebilir. Şanzıman veya diferansiyel sıvılarına su karışması mekanik hasara yol açabilir. Elektrik bağlantılarında zamanla gelişen korozyon ise günler veya haftalar sonra arıza ortaya çıkarabilir.” dedi. Su altında kalan araçların uygun kurtarma ekipmanıyla taşınması gerektiğini vurgulayan Özgür Şener, çekme yönteminin aracın şanzıman ve aktarma sistemine göre belirlenmesi gerektiğini, gerekli durumlarda düz platformlu çekici kullanılmasını önerdi. Özgür Şener, “Aracın çalışıyor olması veya kısa bir mesafede hareket edebilmesi güvenli olduğu anlamına gelmez. Frenler, direksiyon, aktarma organları, elektronik sistemler ve araç içi bileşenler kontrol edilmeden normal kullanıma başlanmamalıdır.” uyarısında bulundu. “Sel koşullarında araç güvenliğinin iki temel kuralı var” Sel sularına maruz kalan araçlarda hasarın yalnızca suyun ulaştığı yüksekliğe bakılarak değerlendirilemeyeceğini belirten Özgür Şener, maruziyet süresinin, sudaki çamur ve kirleticilerin de hasarın boyutunu etkilediğini söyledi. Araçların mutlaka uzman servis tarafından incelenmesi gerektiğini vurgulayan Şener, “Öncelik can ve taşıt güvenliği için taşıtla suya girmemektir. Bir sebepten suya girilmişse ve güvenle çıkılabilmişse taşıt hasarını ağırlaştırmamak önemlidir. Sel koşullarında araç güvenliğinin iki temel kuralı budur.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aylık Toplam Yağışın 4 Katı Bir Günde Düştü Haber

Aylık Toplam Yağışın 4 Katı Bir Günde Düştü

İstanbul başta olmak üzere ülkemizin büyük bölümü, Balkanlar üzerinden gelen soğuk hava dalgası ile Orta Akdeniz üzerinden taşınan yağışlı sistemlerin etkisi altına girdi. Salı sabahı başlayan ve aralıksız süren kuvvetli sağanaklar nedeniyle Boğaz çevresi ile Avrupa Yakası’nın kuzey ve orta kesimlerindeki ilçelerde (Beykoz, Sarıyer, Eyüpsultan, Arnavutköy, Şişli, Başakşehir, Büyükçekmece, Kâğıthane) metrekareye toplam 130 ila 277 kg yağış ölçüldü. İBB Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı AKOM’un sevk ve idaresinde kriz masası oluşturuldu. İBB, tüm birimleriyle 24 saat esasına göre sahada görev yapıyor. EKİM AYI NORMALLERİNİN 4 KATI: SON 84 YILIN EN YÜKSEK DEĞERİ İstanbul’un Ekim ayı uzun yıllar ortalama yağış toplamı 66,3 mm. Bu son sistemle birlikte tek bir periyotta düşen yağış miktarı, aylık normallerin kat kat üzerine çıktı. Özellikle Beykoz’da ölçülen 277,1 kg’lık rekor değer, Ekim ayı ortalamasının 4,1 katına denk geldi. Gece boyunca Anadolu Yakası’nda Boğaz çevresinde 5 ile 45 kg arasında değişen hafif sağanaklar görüldü. İLÇELERE DÜŞEN YAĞIŞ MİKTARLARI AKOM Meteoroloji verilerine göre Boğaz çevresi ile Avrupa Yakası’nın kuzey ve orta kesimlerindeki ilçelerde metrekareye toplam 130 ila 277 kg yağış kaydedildi. Diğer ilçelerde bu miktar 35 ila 120 kg arasında değişti. İstasyon bazında en yüksek yağış sırasıyla 277,1 kg ile Beykoz’da, 211,8 kg ile Sarıyer’de ve 203,9 kg ile Eyüpsultan’da ölçüldü. Bu istasyonları 191,8 kg ile Sarıyer İTÜ Maslak Yerleşkesi, 166,5 kg ile Beykoz Anadolu Feneri, 158,3 kg ile Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 146,1 kg ile Arnavutköy, 147,4 kg ile Şişli, 142,0 kg ile Olimpiyat (Başakşehir) ve 137,1 kg ile Büyükçekmece izledi. Bölgedeki diğer istasyonlar da yüksek yağış aldı: AKOM (Kâğıthane) 135,5 kg, Şile Darlık Köyü 135,4 kg, Çekmeköy Ömerli 131,2 kg, Kartal Aydos Dağı 119,8 kg, Sancaktepe 115,5 kg ve Üsküdar 113,2 kg. MÜCADELE SÜRÜYOR İBB, olumsuz hava koşullarının etkilerini en aza indirmek ve kenti en kısa sürede normale döndürmek için geniş çaplı bir operasyon yürüttü. Sahada İtfaiye, İSKİ, Yol Bakım, İSTAÇ, Zabıta, Park Bahçeler, İBB Trafik, İGDAŞ ve diğer ilgili birimlerden toplam 8.564 personel ile 2.325 ve iş makinesi görev aldı. İl genelinde su baskınları ve dere taşmaları nedeniyle mahsur kalan yüzlerce vatandaş, İBB ekiplerince kurtarılarak güvenli bölgelere tahliye edildi. Özellikle Göktürk, Kemerburgaz ve Ayazağa’da okullarda, sitelerde ve iş yerlerinde mahsur kalan vatandaşlar, öğrenciler ve çalışanlar itfaiye ve kurtarma ekiplerince güvenli alanlara alındı. Yağışın yol açabileceği ulaşım sorunlarını önlemek amacıyla Metro İstanbul, ana metro ve tramvay hatlarındaki seferleri gece saat 02.00'ye kadar uzattı. Geceyi dışarıda geçirmek zorunda kalan ya da barınmak isteyen vatandaşlar için İBB Sosyal Tesisleri ile BELTUR noktaları sabaha kadar açık tutuldu ve sıcak çay ile su ikram edildi. Cendere Havzası’nda yapılan izleme ve değerlendirmelerde, dere su seviyesinin en yüksek seviyeye kıyasla yaklaşık 1,5 metre düştüğü tespit edildi. Mevcut hidrolojik koşullar doğrultusunda taşkın riski en düşük seviyeye indi. Olumsuz hava koşulları nedeniyle İstanbul Valiliği tarafından 15 ve 16 Ekim günleri okulların tatil edilmesi ve çalışanlara izin verilmesine yönelik tedbirler alındı. Ekiplerin kentin dört bir yanındaki temizlik, bakım ve tahliye çalışmaları aralıksız sürüyor. RAYLI SİSTEMLERİ AÇIK TUTMAK İÇİN YOĞUN MESAİ Sefer saatleri gece 02.00’ye kadar uzatılan Metro İstanbul ağında, olumsuz hava koşullarının yol açabileceği riskleri önlemek amacıyla teknik ekipler yoğun bir mesai yürüttü. Bu kapsamda T5 Eminönü–Alibeyköy ve T1 Kabataş–Bağcılar tramvay hatlarında mazgal ve ray oluğu temizlikleri yapılırken; M1A, M3, M4 ve M5 hatlarındaki istasyonlarda su tahliyesi ve hijyen çalışmaları gerçekleştirildi. M2, M6 ve M7 hatlarında ise rutin araç yıkama faaliyetleri geçici olarak durdurularak tüm personel izolasyon ve su sızıntısı yaşanan riskli bölgelere sevk edildi; ayrıca M7 Alibeyköy hattında İSTAÇ ile koordineli olarak su baskını sonrası çamur temizliği ve yıkama çalışmaları tamamlandı. BARAJ DOLULUK ORANLARI HIZLA YÜKSELDİ Kent genelinde hayatı olumsuz etkileyen ve son 84 yılın en yüksek seviyelerine ulaşan yoğun sağanak yağışlar, İstanbul’un su kaynaklarında artışa neden oldu. 14 Ekim tarihinde yüzde 38,00 seviyelerinde seyreden İstanbul barajlarındaki genel doluluk oranı, düşen rekor yağışların ardından 15 Ekim itibarıyla hızla artarak yüzde 45,22 seviyesine yükseldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa Büyükşehir’den Kayapa TOKİ’de Altyapıya Kalıcı Çözüm Haber

Bursa Büyükşehir’den Kayapa TOKİ’de Altyapıya Kalıcı Çözüm

Şahin Biba başkanlığında başlatılan altyapı seferberliği kapsamında Büyükşehir Belediyesi, BUSKİ Genel Müdürlüğü koordinasyonuyla 17 ilçede altyapı ağını güçlendirmek için harekete geçti. Altyapı yatırımları kapsamında Büyükşehir ekipleri, ağustos ayında 49 kilometrelik içme suyu, 19 kilometrelik kanalizasyon hattı ve 4,1 kilometrelik yağmur suyu hattı imalatı gerçekleştirdi. BUSKİ ekipleri, eylül ayında da şehrin altyapısını güçlendirme çalışmalarına devam etti. Büyükşehir Belediyesi, BUSKİ Genel Müdürlüğü koordinasyonuyla geniş kapsamlı saha taramaları neticesinde belirlenen noktalara yönelik bütüncül bir planlama dahilinde yürüttüğü operasyonel müdahalelerine hız verdi. Bu çerçevede BUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Nilüfer ilçesinin yeni yerleşim bölgelerinden 30 Ağustos Zafer Mahallesi’nde yağmur suyu ağına 600 metrelik yeni hat kazandırdı. ALTYAPI YENİDEN DÜZENLENİYOR Eski sistemde, müstakil yağmur suyu şebekesinin bulunmadığı Kayapa TOKİ bölgesinde, yağış sularının kanalizasyon sistemi üzerinden taşınması özellikle yoğun yağışlarda mevcut hat üzerindeki yükün artmasına neden oluyordu. Artan debi ve doluluk oranı nedeniyle düşük kotlu noktalarda oluşan olumsuzlukların önüne geçmek amacıyla bölgenin altyapısı yeniden düzenleniyor. BUSKİ ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında 60, 50 ve 40 santimetre çaplarında ve toplam 600 metre uzunluğunda yağmur suyu hattı inşa ediliyor. SU BASKINI RİSKİ AZALACAK Çalışmaların tamamlanmasıyla yağmur suları kanalizasyon sisteminden ayrılarak yeni hat üzerinden güvenli ve kontrollü şekilde tahliye edilecek. Yeni yağmur suyu hattıyla birlikte Kayapa TOKİ bölgesinde sağanak yağışlarda oluşabilecek geri tepme, su baskını ve taşkın risklerinin önemli ölçüde azaltılması hedefleniyor. 30 Ağustos Zafer Mahallesi Muhtarı Halil Özçoban, yeni yağmur suyu hattıyla bölgede yaşanan sorunların uzun vadeli şekilde önüne geçileceğini belirterek Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba ve BUSKİ ekiplerine teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli, deniz kaynaklı afetlere karşı güç birliği yaptı Haber

Kocaeli, deniz kaynaklı afetlere karşı güç birliği yaptı

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, deniz kaynaklı afetlere karşı hazırlık seviyesini artırıyor. Bu kapsamda “Adalar Deniz Senaryolu Bölgesel Tatbikatı” öncesinde düzenlenen toplantıda, kurumlar arası iş birliği ve koordinasyon çalışmaları ele alındı. TÜM SÜREÇLER KONUŞULDU Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilen toplantıda; tatbikat senaryosu, kurumlar arası görev dağılımı, müdahale planları, haberleşme altyapısı, lojistik süreçler ve deniz-kara uyumu tüm detaylarıyla masaya yatırıldı. AFAD Başkanlığı tarafından 20-21 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek 2026 Yılı Ulusal Afet Tatbikatı öncesinde planlanan bölgesel deniz tatbikatına hazırlık kapsamında düzenlenen toplantıya; Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanı Şemsettin Yıldırım, Kocaeli Bölge Liman Başkanı Ahmet Mert ile suda arama kurtarma alanında faaliyet gösteren çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı. AFET SENARYOLARI SAHADA DENEYİMLENECEK Tatbikat kapsamında; deprem sonrası kıyı şeridinde oluşabilecek yıkımlar, denize sürüklenen enkaz parçaları, yük gemisinde çıkabilecek yangın ve Karamürsel açıklarında bir yolcu teknesinin batması gibi kritik senaryolar üzerinden kapsamlı uygulamalar yapılacak. Arama-kurtarma, tahliye, yangınla mücadele ve lojistik operasyonlar, gerçeğe en yakın şekilde sahada test edilecek. HEDEF; ANINDA MÜDAHALE, KUSURSUZ KOORDİNASYON Toplantıda, afet anlarında saniyelerin bile hayati önem taşıdığına dikkat çekilerek hızlı karar alma, güçlü koordinasyon ve etkin kaynak yönetiminin önemi vurgulandı. Tatbikata katılacak tüm paydaşların görev ve sorumlulukları netleştirilirken, kurumlar arası uyumun daha da güçlendirilmesi hedeflendi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, afetlere karşı dirençli bir şehir hedefi doğrultusunda eğitim, tatbikat ve planlama çalışmalarını tüm paydaşlarla iş birliği içinde kararlılıkla sürdürmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul'da E Sınıfı Yüksek Riskli Binanın Yıkımı Gerçekleşti Haber

İstanbul'da E Sınıfı Yüksek Riskli Binanın Yıkımı Gerçekleşti

6 bin 840 çok yüksek riskli bina içerisinde yer alan Bakırköy’deki Onur Apartmanı öğle saatlerinde yıkıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanlığının Kentsel Dönüşüm Uygulama Şube Müdürlüğünce İl genelinde “Hızlı Tarama” metodu uygulamasıyla çok yüksek riskli binalar tespit edildi. Yapılan tespitlerde 6 bin 840 bina E sınıfı kategorisinde yer aldı. Bakırköy’deki bu bina da çok riskli binalar arasında yer alıyor. 29 Ocak 2026 tarihinde yapının, İlçe Belediyesi ile yapılan görüşmesine göre yıkım ruhsatının hafta içerisinde hazırlanmasına bağlı olarak yıkım gerçekleştirildi. 46 YILLIK ONUR APARTMANI DEPREM DİRENÇLİ HALE GELİYOR 6 Şubat depreminin yıldönümünde ise İBB, kentsel dönüşüme can katan çalışmalarını sürdürüyor. Bugün öğle saatlerinde yıkımı gerçekleştirilen Bakırköy İlçesi, Zuhuratbaba Mahallesi, 245 ada 2 numaralı parselde konumlu bina; bodrum, zemin, 3 normal katlı olmak üzere toplamda 5 katlı ayrıca 15 bağımsız birimden oluşuyor. 46 Yıllık binanın yıkımına İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel, Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanı Murat Yün katıldı. İBB olarak çalışmaların sürdürüleceğini belirten Demir sözlerine şöyle devam etti; “Bir kez daha depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Tüm ülkemize, tüm vatandaşlarımıza da sabırlar diliyoruz. Allah bir daha böyle acıları ülkemize ve vatandaşlarımıza yaşatmasın bunun için de çalışmaya devam ediyoruz İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak. Gördüğünüz Onur Apartmanı hızlı tarama testine başvuruyor. Hızlı tarama testi sonucunda yapı E sınıfı yani çok riskli yapı olarak tescilleniyor. Dönüşümü başlatıyoruz. Bu dönüşümlerimiz de biz kira desteği veriyoruz. Hem ev sahiplerine hem de varsa kiracıya da kira desteği veriyoruz. Sabah yine mutlulukla söylüyorum ki Kadıköy’de bir yıkım gerçekleştirdik. Yine kentsel dönüşüm kapsamında nitelikleri farklı olabiliyor onların. Yarın Büyükçekmece‘de bir yıkımımız var. Biz hızlı tarama testlerine devam ediyoruz.” D Sınıfı binalarla ilgili de kira yardım teklifinin meclise sunulacağının müjdesini veren Demir, “İBB Meclis üyelerimize ayrı ayrı çok teşekkür ediyoruz. Gelecek aylarda da yanılmıyorsam bir ay sonra meclise bu sefer D sınıfı güçlendirme ruhsatı alan binalarda da kira yardımını sunacağız. O da geçerse hem güçlendirmeyi hem dönüşüm hızlandırarak vatandaşlarımızı güvenli konutlara almaya başlayacağız. İstanbul’da bilimsel bir gerçek deprem her an olabilir. Bunu kabullenmeliyiz buna karşı bir yaşam biçimi geliştirmeliyiz. Hem kamu olarak hem vatandaşlarımız olarak el birliğiyle ne gerekiyorsa yapmalıyız. Yani vatandaşlarımızın fedakarlığı evet konfor alanlarından çıkmak kolay değil oturduğunuz yerlerden çıkmak kolay değil ama bir sene maksimum bir buçuk sene biraz feragat edip yapılarını güçlendirmek veya yenilemek onların ellerinde. Biz onlara çağrıda bulunuyoruz. Büyükşehir belediyesine başvursunlar bizim birkaç tane kampanyamız var. İstanbul Yenileniyor kampanyamız var. Hızlı tarama ile ilgili ilgili testlerimiz var. Güçlendirme çalışmalarımız var. Hangisi uyuyorsa biz onlara yardımcı olalım ve hep beraber daha rahat uyuyalım” açıklamasında bulundu. KİRA YARDIMI DESTEĞİ SAĞLANIYOR Hak sahiplerinin başvuru yapması durumunda İBB, 18 ay boyunca kira yardımı yapacak. Hızlı Tarama ile Bina inceleme yöntemi ile E sınıfında (çok yüksek riskli) olduğu belirlenen 6840 binanın tahliye, yıkım ve yenileme süreçlerine ivme kazandırmak amacıyla bir kira yardım paketi hazırlandı. 2024 yılı Temmuz ayı itibariyle İBB Meclisi tarafından onaylanan yardım paketine göre bu binalarda ikamet eden ev sahiplerine 18 ay boyunca 10.000 TL (emeklilere 12.000 TL), maliki olduğu binalarda ikamet etmeyen ev sahiplerine 18 ay boyunca 6.500 TL destek sağlanacak. Bu binalarda ikamet eden kiracılara ise 12 ay boyunca 10.000 TL, (emekli ise 12.000 TL) kira yardımı yapılacak. Ayrıca riskli ve rezerv alanlardaki hak sahiplerine 48 ayı geçmemek üzere aylık 10.000 TL, emekli ise 12.000 TL, kiracılara 12 ay boyunca aylık 10.000 TL, emekli ise 12.000 TL kira yardımı yapılacak. Şimdiye kadar İstanbul genelinde 4.313 kişiye 263.761.923,2 TL kira yardımı planlandı ve ödemeler başladı.

KİPTAŞ İstanbul Yenileniyor İle Riskli Yapıları Dönüştürmeye Devam Ediyor Haber

KİPTAŞ İstanbul Yenileniyor İle Riskli Yapıları Dönüştürmeye Devam Ediyor

İstanbul Yenileniyor kapsamında yenilenecek olan Duygu Apartmanı’nın yıkımı, İBB Genel Sekreteri Volkan Demir, KİPTAŞ Genel Müdürü Gürkan Kaya ve hak sahiplerinin katılımıyla bugün saat 10.00’da gerçekleşti. "18 AYDA GÜVENLİ EVLERİNE KAVUŞACAKLAR" İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümünü hatırlatarak, “O günleri maalesef biraz daha derinden hissediyoruz ama aynı zamanda bizim için anlamlı bir gün. Burada Duygu Apartmanı önündeyiz, bina sakinlerimiz İBB'nin KİPTAŞ ile birlikte yürüttüğü İstanbul Yenileniyor sistemine başvurdu ve dönüşüm süreci başladı, bugün hak sahiplerimizle beraber ilk yıkımı gerçekleştiriyoruz, 18 ay gibi bir sürede de güvenli evlerine kavuşacaklar. Bu çalışmalar bizi çok mutlu ediyor. Ne kadar vatandaşımızı daha güvenli evlere alabilirsek hepimiz o kadar daha rahat uyuruz. 6 Şubat hepimize gösterdi ki ülke olarak kimse güvende değil. Daha fazla çalışacağız, dönüşümü hızlandıracağız. El birliğiyle bu sorunu çözmeye çalışacağız" dedi. "İSTANBUL YENİLENİYOR'A TALEP YOĞUN" KİPTAŞ Genel Müdürü Gürkan Kaya ise Duygu Apartmanı'nın dönüştürülen örnek binalardan bir tanesi olduğunu belirterek, "50 yıllık bir bina, vatandaşlarımız 6 Şubat depremlerinin ardından bize başvurdu. Riskli yapı ilan ettik ve uzlaşının ardından tahliye ettik, bugün de yıkım işlemlerini gerçekleştiriyoruz. İstanbul Yenileniyor sistemimize yoğun ilgi var. Şu ana kadar 20 bin vatandaşımıza güvenli evlerini teslim ettik, 37 bini aşkın da başvuru aldık. Vatandaşlarımıza dönüş sağlayıp süreçleri yürütüyoruz. Sistemimize herkes başvurabilir, bizimle irtibat kurabilir, İstanbullular için elimizden geleni yapmayı sürdüreceğiz" diye konuştu. SAĞLAM TEMELLER ÜZERİNDE YENİDEN İNŞA EDİLECEK Kadıköy İlçesi’nin Feneryolu Mahallesi’nde bulunan Duygu Apartmanı sakinleri, depreme karşı dayanıksız yapılarını yenilemek için istanbulyenileniyor.com’a başvurdu. Mimari proje çalışmalarının ardından uzlaşma görüşmeleri gerçekleştirildi. 21 Nisan 2025’te sözleşmeler noter huzurunda imzalanmaya başladı, 16 Ekim 2025 tarihi itibarıyla ise yüzde 100 uzlaşı sağlandı. İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı koordinasyonunda İBB ile KİPTAŞ arasında imzalanan protokolle riskli yapılarını KİPTAŞ güvencesiyle dönüştürmek isteyen dar gelirli vatandaşlar ve emekliler için İBB Kentsel Dönüşüm Mali Destek Paketi hayata geçirilmişti. 29 hak sahibinin bulunduğu Duygu Apartmanı’nda da bir emekli hak sahibi mali destek paketinden faydalanmaya hak kazandı. 26 Eylül 2025 tarihinde riskli yapı ilan edilen ve tahliye süreçleri tamamlanan Duygu Apartmanı’nın yıkım sürecinin tamamlanmasının ardından 37 konut bağımsız birimden oluşan yeni projenin temeli atılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuşadası Belediyesi Yörük Hizmet Çadırı’nda Hizmete Başladı Haber

Kuşadası Belediyesi Yörük Hizmet Çadırı’nda Hizmete Başladı

Dört yıldır Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından tahsis edilen ana hizmet binasında faaliyet gösteren söz konusu birimler, iki belediye arasında yapılan tahsis protokolünde zemin katın yer almaması gerekçesiyle binayı boşaltmak zorunda kaldı. Bunun üzerine hizmetlerin aksamaması amacıyla Yörük Hizmet Çadırı kuruldu. Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, belediye hizmetlerinin kesintisiz sürmesi ve vatandaşların mağduriyet yaşamaması için kurulan Yörük Hizmet Çadırı’nı ziyaret etti. Ziyarette Başkan Günel’e belediye meclis üyeleri ile birim amirleri de eşlik etti. Yörük Hizmet Çadırı önünde Başkan Ömer Günel’e Yörük Efe Kültür Derneği Başkanı Mevlüt Kenar tarafından yörük şalı hediye edildi. Yörük Başkanı Kenar başkana hitaben, “ Yörükler ve tüm hemşehrilerin senin arkanda senin yolunda. Sen bugün çoban ateşini yaktın. Hizmetlerinin engellenmesine izin vermeyeceğiz “ dedi. Kendisinin de Yörük olduğunu vurgulayan Başkan Günel, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Kimseyle kavgamız yok. Bizim derdimiz kavga değil; hizmet. Hizmeti engellemeye çalışanların, hizmet yolculuğunda bizi yenme ihtimalleri yoktur.” Konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün bir vecizesine de atıfta bulunan Başkan Günel, şunları söyledi: “Bir Yörük çadırının dumanı tütüyorsa bizi kimse yenemez. Sokakta da hizmet ederim, dört duvar arasında da… Traktör kasasında da hizmet ederim, kamyonun arkasında da… Bunu kimse engelleyemez.” Vatandaşlara hitaben konuşmasını sürdüren Başkan Günel, Kuşadası Belediyesi’nin özellikle vatandaşla birebir temas eden birimlerinin bir süre Yörük Hizmet Çadırı’nda hizmet vereceğini belirterek, “Kent Meydanı olarak bilinen yeşil alanda, vatandaşlarımızın kolaylıkla ulaşabileceği bir alan oluşturduk. Hizmetlerimiz burada kesintisiz şekilde devam edecek,” dedi. Başkan Günel, eski hizmet binasının keyfi bir nedenle değil, can ve mal güvenliği gerekçesiyle boşaltıldığını vurgulayarak, “İzmir depremi sonrası yapılan incelemelerde binanın depreme dayanıksız olduğu tespit edildi ve hızla tahliye edildi. Hizmetlerimizin dörtte üçü zaten başka bir binamızda sürüyor, çok küçük bir kısmı Büyükşehir Belediyesi’nin tahsis ettiği binadaydı. Ancak dört yıl sonra zemin kat için tahliye istendi,” ifadelerini kullandı. Hukuki Süreç Devam Ederken Tahliye Edildik Hukuki sürecin henüz tamamlanmadığını hatırlatan Başkan Günel, “Süreç bitmemiş olmasına rağmen alanı tahliye ettik ve hizmetlerimizi Yörük çadırında sürdürmeye başladık. Kent Meydanı projemiz bu yıl tamamlanacak. Ayrıca yeni hizmet binamızı, şu anda otogar olarak kullanılan alana inşa edeceğiz. Tüm birimlerimizi tek çatı altında toplayacağız,” dedi. Ramazan ayı boyunca sosyal yardımların ve erzak dağıtımlarının da Yörük Hizmet Çadırı üzerinden yapılacağını belirten Başkan Günel, “Bu çadır bir süre burada kalacak. Diğer otopark alanına her yıl çadır kuruyorduk ancak bu yıl nedense sorun edildi. Ama tekrar ediyorum; bizim derdimiz kavga değil, hizmettir,” şeklinde konuştu. Konuşmasının ardından Başkan Günel, yakılan Yörük ateşi başında vatandaşlarla sohbet etti ve ikram edilen çorbadan içti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.