Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Talep

Kapsül Haber Ajansı - Talep haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Talep haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir Marble Fuarı’na 17 Ülkeden Alıcılar Geliyor Haber

İzmir Marble Fuarı’na 17 Ülkeden Alıcılar Geliyor

Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim ALİMOĞLU, bu yıl 14 – 17 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan MARBLE İzmir-Uluslararası Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı'nın Ortadoğu’daki savaş hali sebebiyle ileri bir tarihe ertelenmesi yönünde bir taleplerinin olmadığını, fuar ile eş zamanlı düzenlenecek Alım Heyeti programının da yüksek katılımlı gerçekleşmesi için yoğun mesai verdiklerini dile getirdi. Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu olarak, binden fazla ihracatçının temsilcisi olarak, Ortadoğu’daki durumun Marble Fuarına ve sektöre olası etkilerini doğal olarak tartıştıklarını ifade eden Alimoğlu, “Yönetim Kurulu üyelerimiz konu hakkında fikirlerini beyan ettiler. Haklı olarak süregiden savaşın Ortadoğu’dan gelecek alıcıları olumsuz yönde etkileyeceğini dile getiren Yönetim Kurulu üyelerimiz oldu. Konuyu enine boyuna tartıştık ve fuara bu kadar kısa zaman kalmış olması sebebiyle, fuara destek olarak devam kararı aldık.” şeklinde konuştu. Alım Heyeti Programı’nın iptal edildiği ile ilgili söylentiye de değinen Alimoğlu şöyle devam etti: “10 Mart 2026 Salı günü Aydın’da yaptığımız Yönetim Kurulu Toplantısında; “Fuarı ertelemeyelim; aksine dünyanın her yerinden alıcıları Alım Heyeti organizasyonuyla fuara getirip canlandıralım yönünde karar aldık. Bu kapsamda daha önce Ortadoğu ülkelerini alım heyeti programından çıkarıp, diğer potansiyel ülkelerdeki alıcılara yöneldik. Alım heyetine katılmak isteyen ihracatçılarımız için talep toplamaya devam ediyoruz. 11 Mart 2026 Çarşamba günü alım heyeti duyurularımızı tekrarladık. Alım Heyeti Organizasyonunu yapmak için kararlıyız. Çok sayıda firmamız alım heyetine katılmak için başvurdu. İthalatçılar tarafından da 17 ülkeden onlarca ithalatçıyı İzmir’de ağırlayacağız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Taşıt Kredisi Limitleri Güncellenmeli Haber

Taşıt Kredisi Limitleri Güncellenmeli

Ülkemizde satılan baz donanımlı yerli modeller hariç tutulduğunda artık ortalama bir otomobil fiyatı sıfır kilometre pazarında 2 milyon TL seviyesinden başlıyor. Ne var ki kredi sisteminde uygulanan mevcut limitler, bu fiyat aralığındaki araçlar için finansman kullanımını fiilen işlevsiz hale getirdi. Kredi oranlarının toplam araç bedelinin oldukça küçük bir kısmına karşılık gelmesi, tüketicinin satın alma kararını doğrudan etkiliyor. Satış süreçleri uzuyor, talep erteleniyor Otomerkezi.net’in her ay düzenli olarak gerçekleştirdiği saha araştırmalarına göre gözlemlenen nihai tablo, kredi limitlerinin piyasa dinamiklerine ayak uyduramadığını açık şekilde ortaya koydu. Krediye güvenerek araç almayı planlayan tüketiciler satın alma kararını erteliyor; peşinat oranları birçok müşteri için erişilemez seviyelere çıkıyor. Bu durum satış süreçlerini uzatırken, markaların da fiyatlama stratejilerini kredi dilimlerine göre şekillendirmesine neden oluyor. Nitekim bazı modellerin 1.999.000 TL seviyesinde konumlandırılması, mevcut kredi baremlerine uyum sağlama çabasının bir göstergesi olarak dikkat çekiyor. Finansmanın otomotiv sektöründe yalnızca bir ödeme yöntemi değil, aynı zamanda talep dengesi ve satış hacmi üzerinde belirleyici bir unsur olduğunu ifade eden Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, kredi limitlerindeki güncellemenin sektörel denge açısından kritik rol oynayacağını belirtti. “Finansman koşullarında güncelleme gereklilik halini aldı” Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş konuya ilişkin olarak “Finansman, otomotiv sektörünün en kritik yapı taşlarından biridir. Mevcut kredi limitlerinin günümüz fiyat seviyelerine uygun şekilde güncellenmesi artık bir ihtiyaçtan öte, bir gereklilik haline geldi. Hem tüketicinin erişimi hem de sektörün sürdürülebilir büyümesi için bu adımın atılması büyük önem taşımakta. Krediyle ilgili kapsamlı düzenlemelerin en son 4 yıl önce gerçekleştiğini ve artık güncelliği kalmadığını belirtmek istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Diğer yandan Karakaş’a göre limitlerin güncellenmesi; tüketicinin finansmana erişimini kolaylaştıracak, satış adetlerinde artışa ve daralmanın azalmasına katkı sağlayacak, kayıtlı ve sağlıklı finansman sistemini güçlendirecek ve bankacılık sistemi ile otomotiv sektörü arasındaki dengeyi yeniden kuracak. Sektörde sürdürülebilir büyüme için kritik Türkiye otomotiv pazarı, hem sıfır hem ikinci el segmentte güçlü bir talep potansiyeline sahip. Karakaş, potansiyele rağmen en büyük problemin finansman koşulları olduğunu aktarırken “Ancak mevcut finansman yapısı, bu potansiyelin tam anlamıyla realize edilmesini zorlaştırıyor. Özellikle orta gelir grubunun araç erişiminde kredi en önemli enstrüman olarak öne çıkarken, limitlerin güncel fiyat seviyelerine göre revize edilmemesi piyasa daralmasını tetikleyebiliyor.” ifadelerine yer verdi. Sektör temsilcileri, finansman sisteminin piyasa koşullarına uyumlu hale getirilmesinin hem tüketici güveni hem de ticari sürdürülebilirlik açısından önem taşıdığı görüşünde birleşiyor. Taşıt kredisi limitlerinin güncellenmesi yalnızca satış adetlerini değil, sektörün genel ekonomik dengedeki rolünü de doğrudan etkileyecek bir adım olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Empa Elektronik, Bireyselde Aldığı Yaklaşık 1,17 Milyon Taleple 2025 – 2026 Rekorunu Kırdı Haber

Empa Elektronik, Bireyselde Aldığı Yaklaşık 1,17 Milyon Taleple 2025 – 2026 Rekorunu Kırdı

37 yıllık deneyimiyle elektronik bileşen sektörünün güvenilir ve öncü firması Empa Elektronik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (Empa Elektronik), talep toplama sürecini rekorla tamamladı. 1 milyon 173 bin 565 yurt içi bireysel yatırımcı yaklaşık 113 milyon pay talebi ile planlanan tahsisatın yaklaşık 5 katı talepte bulundu. Bu talebin 22 milyon 800 bin lotluk bölümü karşılandı. Empa Elektronik’in paylarına 293 adet yurt içi kurumsal yatırımcı, 240 milyon 606 bin 944 lot ile planlanan tahsisatın yaklaşık 15,8 katı talepte bulunurken bu talebin 15 milyon 200 bin lotluk bölümü karşılandı. Satışa sunulan 38 milyon TL nominal değerli pay için toplam tahsisatın yaklaşık 9,3 katı olmak üzere 354 milyon 303 bin 776 TL nominal değerli talep gerçekleşti. Halka arzda 1 milyon 134 bin 244 adedi yurt içi bireysel yatırımcıya, 293 adedi yurt içi kurumsal yatırımcıya olmak üzere toplam 1 milyon 134 bin 537 adet yatırımcıya pay dağıtım yapıldı. 26 Şubat’ta işlem görmeye başlayacak Halk Yatırım’ın liderliğinde gerçekleştirilen halka arzda, 19-20 Ocak tarihlerinde pay başına 22 TL sabit fiyatla talep toplandı. Halka arzın toplam büyüklüğü 836 milyon TL, şirketin halka açıklık oranı ise yüzde 22,35 oldu. Dağıtıma esas tahsisat oranları ise yurt içi bireysel yatırımcılar için yüzde 60, yurt içi kurumsal yatırımcılar için yüzde 40 olarak gerçekleşti. Katılım endeksine uygun olan Empa Elektronik hisselerinin 26 Şubat günü, Borsa İstanbul Ana Pazar’da, EMPAE koduyla işlem görmeye başlaması planlanıyor. “Yatırımcımızla birlikte büyüyeceğiz” Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel, Empa Elektronik için tarihi bir eşik olan halka arzı rekorla tamamlamış olmaktan gurur ve mutluluk duyduklarını söyledi. Halka arzda aldıkları yoğun talebin, Empa Elektronik’e olduğu kadar teknoloji sektörüne ve Türkiye ekonomisine duyulan güvenin güçlü bir göstergesi olduğunu ifade eden Sarpel, “Şirketimizin geleceğine inanan ve yatırım yapan tüm yatırımcılarımıza gönülden teşekkür ediyoruz. Büyüme yolculuğumuzda bizimle yürümek için isteyen tüm yatırımcılarımızın güvenine layık olmak için var gücümüzle çalışacağız” açıklamasında bulundu. Halka arzın, Empa Elektronik’in sürdürülebilir büyümesinin yanı sıra kurumsal ve şeffaf yapısına önemli bir katkı sunacağını kaydeden Sarpel, “Önümüzdeki dönemde yeni ortaklarımızdan aldığımız güçle teknoloji ve Ar-Ge yatırımlarımız ile yurt içi ve yurt dışındaki satış ve pazarlama ağımızı genişletme çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Şirketimizi büyütürken yatırımcılarımızın da bu büyümeden azami faydayı sağlaması en temel hedefimiz olacak” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Yenilenebilir Hidrojende Üretim ve İhracat Üssü Olabilir Haber

Türkiye Yenilenebilir Hidrojende Üretim ve İhracat Üssü Olabilir

Rapora göre Türkiye, yenilenebilir hidrojende üretim, depolama, taşıma ve son kullanım alanlarında önemli potansiyele sahip; ancak bu potansiyelin hayata geçirilebilmesi için kurumsal ve bütüncül bir eylem çerçevesine ihtiyaç duyuluyor Türkiye’nin gerekli altyapı ve mevzuat çalışmalarını tamamlaması halinde, yenilenebilir hidrojeni yüksek katma değerli ve karbonsuzlaşması zor sektörlerde önceliklendirmesi ve oluşabilecek ihtiyaç fazlasını ihraç etmesi mümkün olabilirYenilenebilir hidrojen ve türevleri, büyük ölçüde fosil yakıtlara bağımlı olan sanayi ve ulaşım sektörlerinin karbonsuzlaşmasında stratejik bir rol üstlenebilir. SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi, “Türkiye’de Yenilenebilir Hidrojenin Etkinleştirilmesi” raporunu yayımladı. Yenilenebilir (yeşil) hidrojen konusunda yayımlanan üç raporun tamamlayıcısı niteliğindeki çalışmada, ulusal ve uluslararası fırsatlar ile zorluklar inceleniyor. Raporda, Türkiye’nin küresel ölçekteki politika, piyasa ve teknoloji gelişmelerini yakından izleyerek hidrojen yol haritasını düzenli olarak güncellemesinin; sağlıklı, sürdürülebilir ve rekabetçi bir hidrojen ekosisteminin inşası için önemli olduğu vurgulanıyor. Türkiye’nin net sıfır emisyonlu bir ekonomiye geçişi sürecinde enerji dönüşümünün üç temel bileşeni olan yenilenebilir enerji kaynakları, enerji verimliliği ve elektrifikasyon; politika belgelerinde kısa ve orta vadeli hedeflerin merkezinde konumlanıyor. Bununla birlikte, yüksek proses ısısı gerektiren sanayi kolları ile uzun mesafe taşımacılık gibi alanlarda, mevcut teknolojik kısıtlar nedeniyle doğrudan elektrifikasyonun kısa vadede yeterli bir çözüm sunması güç görünüyor. Bu nedenle rapor, zor karbonsuzlaşan sektörlerde yenilenebilir hidrojen gibi tamamlayıcı teknolojilerin devreye alınmasının gerekliliğine dikkat çekiyor. Yüksek sıcaklık gerektiren sanayi süreçleri ve uzun mesafe taşımacılık uygulamalarında fosil yakıtlara alternatif oluşturan yenilenebilir hidrojen, bazı sanayi kollarında aynı zamanda hammadde işlevi de görüyor. Bu nedenle hidrojenin emisyon azaltım potansiyelinin en yüksek olduğu alanlarda önceliklendirilmesi, hem ekonomik katma değer hem de iklim hedefleri açısından belirleyici önem taşıyor. Somut ve Uygulanabilir Eylem Planına İhtiyaç Var SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ, Türkiye’nin yüksek yenilenebilir enerji potansiyeli ve stratejik coğrafi konumu sayesinde yenilenebilir hidrojenin üretimi ve kullanımı açısından önemli avantajlara sahip olduğunu vurguladı. Bağ, “Yenilenebilir hidrojen potansiyelinin hayata geçirilebilmesi için politika belgelerinde yer alan hedeflerin somut, takvimlendirilmiş ve kurumsal sorumlulukları net biçimde tanımlanmış eylem planlarıyla desteklenmesi gerekiyor. Hidrojenden sorumlu kurumsal bir yapı oluşturulmalı. Uygun teşvik ve destek mekanizmaları geliştirilerek piyasa yapısı kademeli olarak inşa edilmeli; talep yaratacak öncelikli sektörler belirlenmeli ve gerekli altyapı eş zamanlı planlanmalı” dedi. Bağ, en kritik hususun ise yenilenebilir hidrojen üretiminin, elektrik sektörünün dönüşüm hedefleriyle uyumlu ve bu hedeflerle çelişmeyecek şekilde planlanması olduğunu vurguladı. Hidrojenin, fosil yakıt kullanımının ve enerji ithalat bağımlılığının düşürülmesinde stratejik bir rol üstleneceğini belirten Bağ, “Yenilenebilir hidrojen üretimi, mevcut yenilenebilir elektrik kapasitesinin yönlendirilmesi veya ikame edilmesi yoluyla değil; yalnızca hidrojen üretimi amacıyla devreye alınacak ilave yenilenebilir enerji yatırımları üzerinden gerçekleştirilmelidir. Aksi halde, elektrik sektörünün karbonsuzlaşma hedefleri risk altına girebilir” dedi. Yenilenebilir Hidrojenin İhtiyaç Fazlası İhraç Edilebilir Raporda, yenilenebilir hidrojen ve türevlerinin kullanımında, ilk aşamada en yüksek katma değerin sağlanabileceği ve doğrudan elektrifikasyonun karbondan arındırmada tek başına yetersiz kaldığı sektörlere öncelik verilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bununla birlikte, yenilenebilir hidrojenin öncelikli sektörlerde kullanılmasının yanı sıra oluşabilecek üretim fazlasının çevre ülkelere ihraç edilebileceği, bunun için uluslararası standartlara uyumlu planlama yapılması gerektiği ifade ediliyor. Bu planlamaların üretim teknolojilerinden hidrojen değer zincirine ve taşıma yöntemlerine bağlı olarak liman, boru hattı ve diğer lojistik altyapı gereksinimlerine kadar bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiği belirtiliyor. Söz konusu yaklaşımın, Türkiye’yi Avrupa’da gelişmekte olan yenilenebilir hidrojen pazarında rekabetçi ve stratejik bir konuma taşıyabileceği değerlendiriliyor. Raporda ayrıca, küresel ölçekte yenilenebilir hidrojen projelerinin önemli bir bölümünün planlanan takvimlerin gerisinde kaldığına dikkat çekiliyor. 2030 yılına kadar kurulması öngörülen projelere dayalı düşük emisyonlu hidrojen üretimi beklentisinin, iptaller ve gecikmeler nedeniyle son bir yılda 49 milyon tondan 37 milyon tona gerilediği vurgulanıyor. Bu projelerin yüzde 80’inden fazlasını, elektrolizör teknolojisine dayalı yenilenebilir hidrojen projeleri oluşturuyor. Yetersiz altyapı, düzenleyici çerçevenin eksikliği, teknolojik olgunluğun sağlanamaması ve yüksek üretim maliyetleri bu gecikmelerin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Karbon fiyatlandırması ve talep tarafı destek mekanizmalarının sınırlı kalması da piyasa oluşumunu yavaşlatıyor. Türkiye’nin de küresel ölçekteki politika, piyasa ve teknoloji gelişmelerini yakından izleyerek hidrojen yol haritasını düzenli olarak güncellemesi; sağlıklı, sürdürülebilir ve rekabetçi bir hidrojen ekosisteminin inşası açısından büyük önem taşıyor. Yenilenebilir Hidrojenin Gelişimi İçin Yol Haritası Raporda, paydaş görüşleri doğrultusunda Türkiye’de yenilenebilir hidrojen ekosisteminin oluşturulmasına yönelik 17 politika önerisi sunuluyor: Yenilenebilir hidrojene ilişkin idari izin süreçlerini ve destek mekanizmalarını tanımlayacak, sektörler arası üretim ve gelişim planlarını koordine edecek bir kamu birimi oluşturulmalı.Yenilenebilir hidrojenin yasal tanımı yapılmalı.Yenilenebilir hidrojen, elektrik sektörünün dönüşümü ile rekabet etmemeli.Yenilenebilir hidrojen ve türevlerinin kullanımında, ilk aşamada en yüksek katma değerin sağlanabileceği ve doğrudan elektrifikasyonun karbondan arındırmada tek başına yetersiz kaldığı sektörlere öncelik verilmeli.Türkiye’de yenilenebilir hidrojene yönelik düzenleyici çerçeve oluşturulmalı.Yerli arzı teşvik etmek için yenilenebilir hidrojen üretimine yönelik mali teşvikler sağlanmalı.Yenilenebilir hidrojen değer zincirine yönelik yatırımlar eş zamanlı planlanmalı.Yenilenebilir enerji kaynaklarına yakın alanlarda hidrojen merkezleri kurulmalı.Kritik altyapı ihtiyaçlarını karşılayacak hidrojen özel üretim bölgeleri ilan edilmeli.Hidrojenin üretimi, taşınması, depolanması ve kullanımı için havalimanı ve liman altyapıları iyileştirilmeli ve geliştirilmeli.Sanayide kullanılacak yenilenebilir hidrojene ilişkin teknik ve güvenlik standartları yasal çerçeve kapsamında düzenlenmeli.Yerli Ar-Ge çalışmaları güçlendirilmeli, üniversite-sanayi iş birlikleri artırılmalı.Hidrojen üretimi konusunda nitelikli insan kaynağı yetiştirilmeli.Hidrojen üretiminde kullanılan teknolojilerin yerli üretimi için ulusal ve uluslararası standartlar oluşturulmalı.Hidrojen üretim stratejisinde enerji boyutu ile su kaynaklarının sürdürülebilirliği birlikte ele alınmalı.Yenilenebilir hidrojen üretim fazlası için ihracat stratejisi oluşturulmalı.Yenilenebilir hidrojene yönelik talebin hızlandırılması amacıyla sektörel ölçekte düzenlemeler yapılmalı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konut Piyasasında Talep Var, Karar Süreci Uzuyor Haber

Konut Piyasasında Talep Var, Karar Süreci Uzuyor

projedefirsat.com platformunda izlenen güncel proje ve ilan hareketleri ise bu görünümü teyit ediyor; piyasada bir duraksama değil, alıcıların daha uzun değerlendirme yaptığı ve karar kriterlerini sıkılaştırdığı yeni bir denge dönemine işaret ediyor. Bu hafta açıklanan TÜİK ve TCMB verileri, konut piyasasında fiyat artış hızının yavaşladığını ancak satış ve işlem hacminin korunduğunu ortaya koydu. TCMB Konut Fiyat Endeksi’ne göre yıllık fiyat artışı yüzde 29 seviyesine gerilerken, TÜİK verileri 2025 yılı genelinde konut satışlarının yüzde 14’ün üzerinde arttığını gösterdi. Açıklanan rakamlar, piyasada bir durgunluktan ziyade alıcı davranışlarının değiştiğine işaret ederken, projedefirsat.com platformunda izlenen güncel proje ve ilan hareketleri konut alıcısının hızlı karar döneminden uzaklaştığını ortaya koyuyor. Konut Alıcılarının Yüzde 60’ı Karar Öncesinde En Az Üç Projeyi Karşılaştırıyor projedefirsat.com verilerine göre platform kullanıcılarının yaklaşık yüzde 60’ı, konut kararı öncesinde en az üç farklı projeyi karşılaştırıyor. Aynı dönemde proje sayfalarında geçirilen ortalama inceleme süresindeki artış, alıcıların hızlı karar döneminden uzaklaştığını ve satın alma sürecini daha fazla analiz ve karşılaştırma üzerinden yürüttüğünü gösteriyor. Bu eğilim, konut alıcısının piyasadan çekilmediğini ancak karar kriterlerini sıkılaştırdığı yeni bir döneme işaret ediyor. “Piyasada Talep Var Ama Karar Süreci Uzadı” Gayrimenkul piyasasında yaşanan bu dönüşümü değerlendiren projedefirsat.com Genel Müdürü İrfan Erkmen, alıcı davranışlarındaki değişimin sahada net biçimde hissedildiğini söyledi. Erkmen, “Son dönemde piyasanın durduğuna dair bir algı var ancak platform verilerimiz bu algıyı doğrulamıyor. Talep tamamen ortadan kalkmış değil; buna karşılık alıcılar daha fazla karşılaştırma yapıyor ve karar süresini uzatıyor” dedi. Erkmen’e göre fiyatın tek başına belirleyici olduğu dönem geride kalırken, lokasyon, yapı güvenliği ve uzun vadeli değer potansiyeli gibi kriterler öne çıkıyor. “Bugün konut alıcısı acele etmiyor. Daha bilinçli, daha karşılaştırmalı ve daha seçici bir satın alma süreci yürütüyor. Bu tablo, piyasada bir frenden ziyade vites değişimine işaret ediyor” ifadelerini kullandı. Teslim Süresi ve Lokasyon Belirleyici Hale Geldi projedefirsat.com verilerine göre son dönemde platform kullanıcılarının arama ve filtreleme davranışlarında teslim tarihi ve lokasyon kriterlerinin kullanımında belirgin artış yaşanıyor. Kullanıcıların önemli bir bölümünün, fiyat karşılaştırmasından önce projenin teslim süresini ve bulunduğu bölgeyi incelemeye aldığı görülüyor. Bu eğilim, konut alıcısının kısa vadeli fırsatlardan ziyade planlama, güvenlik ve uzun vadeli değer odaklı karar vermeye başladığını ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.