Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Talep

Kapsül Haber Ajansı - Talep haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Talep haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milyar Dolarlık K-Beauty Pazarı Büyüyor Haber

Milyar Dolarlık K-Beauty Pazarı Büyüyor

Küresel güzellik endüstrisi son yılların en güçlü dönüşümlerinden birini Kore kozmetiği ile yaşıyor. Bir dönem trend olarak konumlanan K-Beauty, bugün milyar dolarlık hacmi, güçlü ihracat performansı ve yüksek Ar-Ge odaklı üretim yapısıyla kalıcı bir pazar dinamiğine dönüşmüş durumda. İçerik inovasyonu, çok adımlı bakım yaklaşımı ve “erişilebilir lüks” modeliyle öne çıkan bu yapı, yalnızca tüketici tercihlerini değil, perakende stratejilerini de yeniden şekillendiriyor. Uluslararası araştırmalar, K-Beauty pazarının önümüzdeki yıllarda istikrarlı büyümesini sürdüreceğini ortaya koyarken; bu dönüşümün Türkiye gibi gelişen pazarlarda daha hızlı karşılık bulduğu görülüyor. Türkiye’de Talep Derinleşiyor, Perakende Yeniden Şekilleniyor Türkiye’de K-Beauty kategorisine olan ilgi yalnızca artmakla kalmıyor, aynı zamanda daha bilinçli ve seçici bir tüketim davranışına evriliyor. İçerik odaklı ürün tercihleri, cilt bariyerine yönelik bakım anlayışı ve uzun vadeli etki beklentisi, pazardaki büyümeyi destekleyen temel dinamikler arasında yer alıyor. Kore kozmetiğinin Türkiye’deki gelişimini değerlendiren Merumy CEO’su Mehmet Onur Solak, bu dönüşümü şu sözlerle yorumluyor: “K-Beauty bugün artık bir trend değil, kendi dinamikleri olan kalıcı bir kategori. Tüketici tarafında ciddi bir bilinçlenme var; kullanıcılar ürünün yalnızca ne vaat ettiğine değil, içeriğine, formülasyonuna ve uzun vadeli etkisine bakıyor. Bu da pazarı yüzeysel bir ilgi alanından çıkarıp daha derin ve sürdürülebilir bir yapıya taşıyor.” Kürasyon ve Güven, Yeni Dönemin Belirleyicisi Artan talep ile birlikte pazara giren ürün ve marka sayısı hızla artarken, tüketicinin doğru ürüne güvenilir kanallar üzerinden ulaşma ihtiyacı da aynı ölçüde önem kazanıyor. Bu noktada kürasyon ve doğrudan tedarik modeli, sektörün en kritik başlıkları arasında öne çıkıyor. Merumy CEO’su Mehmet Onur Solak, bu değişime ilişkin şunları ekliyor: “Kore kozmetiğinde en kritik konu güven. Ürünün orijinalliği, doğru koşullarda tedarik edilmesi ve doğru şekilde sunulması gerekiyor. Biz Merumy olarak yalnızca ürün getiren bir yapı değil, aynı zamanda seçen, doğrulayan ve tüketiciye güvenli bir deneyim sunan bir platform kurmaya odaklanıyoruz.” Merumy, Türkiye’de K-Beauty’nin Referans Noktalarından Biri Kore’nin önde gelen kozmetik ve yaşam markalarını Türkiye’de tüketicilerle buluşturan Merumy, bu büyüyen kategorinin yerel pazardaki temsilcilerinden biri olarak konumlanıyor. Ürünlerini doğrudan Kore’deki iş ortaklarından temin eden marka, şeffaflık ve orijinallik odağında ilerliyor. İstanbul’da Meydan AVM ve Mall of İstanbul’da yer alan mağazalarıyla faaliyet gösteren Merumy, K-Beauty kategorisine yönelik artan tüketici ilgisini sahada birebir gözlemleyen perakende oyuncularından biri. Marka, her iki lokasyonda da yoğun ilgiyle karşılanırken, kategoriye olan talebin istikrarlı şekilde büyüdüğünü ortaya koyuyor. Merumy, K-Beauty kategorisinin Türkiye’deki gelişiminde talep yaratan oyunculardan biri olarak öne çıkarken, mevcutta iki mağazasıyla faaliyetlerini sürdürüyor. Artan ilgi doğrultusunda yeni mağaza yatırımları ve farklı lokasyonlardan gelen talepler değerlendirilmeye devam ediliyor. Ürün portföyünü hızlı bir şekilde genişleten marka, bugün yaklaşık 1100 farklı ürüne ulaşırken, kısa vadede bu sayının 2.000’e çıkarılması hedefleniyor. İlk dört ayda marka çeşitliliğini 33’e yükselten Merumy, K-Beauty kategorisinde Türkiye’de öncü bir konumda ilerliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yoğun Yağış, E-ticarette Satıcıların Satış Performansını Yukarı Taşıdı Haber

Yoğun Yağış, E-ticarette Satıcıların Satış Performansını Yukarı Taşıdı

Trendyol verilerine göre, yağmurla ilişkili kategorilerde satışlar hafta sonundan itibaren yüzde 26 artış gösterdi. En yüksek artış ise yüzde 179 ile şemsiye kategorisinde gerçekleşti. Yağmurluk ve rüzgarlık kategorilerinde ise 37’lik bir artış görüldü. İlkbaharın gelişi beklenirken, Mart ayının son günlerinde Türkiye genelinde etkisini artıran yağışlı hava dalgası, alışveriş davranışlarını yeniden şekillendirdi. İstanbul’da 80 saate yaklaşan kesintisiz yağışın yanı sıra, farklı şehirlerde de görülen yağmur ve yer yer kar yağışı, kullanıcıların ihtiyaç odaklı alışverişe yönelmesine neden oldu. Trendyol verilerine göre; şemsiye, bot, yağmurluk ve rüzgarlık gibi hava koşullarıyla doğrudan ilişkili kategorilerde faaliyet gösteren satıcıların satış performanslarında, geçtiğimiz hafta sonundan itibaren ortalama yüzde 26 artış kaydedildi. Bu dönemde en dikkat çekici artış, şemsiye kategorisinde yaşandı. Müşterilerine şemsiye sunan Trendyol satıcılarının satışları, yüzde 179’luk yükselişle en hızlı büyüyen kategori oldu. Yağmurluk ve rüzgarlık kategorisinde faaliyet gösteren satıcıların satışları ise yüzde 37 arttı. Yoğun yağışın etkisiyle kullanıcıların fonksiyonel ürünlere yönelmesi, Trendyol ekosistemindeki satıcılar için kısa sürede artan bir talep ve satış fırsatı yarattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank Sendikasyon Kredisini 1 Milyar ABD Dolarını Aşan Rekor Taleple Yeniledi Haber

Akbank Sendikasyon Kredisini 1 Milyar ABD Dolarını Aşan Rekor Taleple Yeniledi

Akbank; Nisan 2026’da vadesi gelen sendikasyon kredisini, 1 yıl, 2 yıl ve 3 yıl olmak üzere toplam 6 dilimden oluşan toplam 700 milyon ABD Doları karşılığı krediyle yeniledi. Euro ve ABD Doları para birimlerinden oluşan kredinin, 1 yıl vadeli dilimlerin maliyeti SOFR+%1,25 ve Euribor+%1,10; 2 vadeli dilimlerin maliyeti SOFR+%1,75 ve Euribor+%1,60; 3 yıl vadeli dilimlerin maliyeti SOFR+%2,00 ve Euribor+%1,80 seviyesinde belirlendi. Yenilenen sendikasyonda 2 ve 3 yıllık dilimlerin Akbank’ın Sürdürülebilir Finans Çerçevesi’nde uygun kredilere kullandırılması yönünde karar alındı. Söz konusu işleme 18 ülkeden 10’u yeni olmak üzere 47 banka, toplam 1,17 milyar ABD dolarının üzerinde taleple katılarak Türkiye’nin makroekonomik istikrarına, Türk bankacılık sisteminin dayanıklılığına ve Akbank’a duyulan güçlü güveni bir kez daha ortaya koydu. Yenilenen sendikasyon kredisiyle ilgili olarak açıklamada bulunan Genel Müdür Kaan Gür, “Nisan 2025 sendikasyon kredimizin 1 yıl vadeli dilimini toplam 700 milyon ABD Doları karşılığı bir tutarla ve %136 oranında yeniledik. Sendikasyon kredimizin 2 ve 3 yıllık dilimlerinin Sürdürülebilir Finans Çerçevemize uygun kullandırılacak olmasıyla da sürdürülebilirlik stratejimizi kararlılıkla ileri taşımayı sürdürdük. Uluslararası bankalardan gelen güçlü talep ve yüksek katılım, Akbank’a duyulan güvenin yanı sıra Türk ekonomisinin ve bankacılık sektörünün sağlam temellerine olan inancı bir kez daha teyit etti.” Gür, açıklamalarına şöyle devam etti: “Sağlam sermaye yapısı, etkin risk yönetimi ve disiplinli yaklaşımıyla bankacılık sektörümüz, her koşulda dayanıklılığını ortaya koymaya devam ediyor. Türk ekonomisine kesintisiz destek sağlama sorumluluğumuzla çalışmalarımızı sürdürürken, bu işlemin sektörümüz açısından da referans niteliği taşıyarak uluslararası piyasalara güçlü bir mesaj verdiğine inanıyoruz. Katılımcı tüm bankalara katkı ve güvenleri için teşekkür ederiz.” Konuya ilişkin yaptığı açıklamada Hazine ve Finansal Kurumlar Genel Müdür Yardımcısı Şebnem Muratoğlu, “Nisan 2025’te 1 yıl vadeli dilimini yenilediğimiz sendikasyon kredimizde, dokuz yıl aradan sonra Türk sendikasyon piyasasına yeniden kazandırdığımız 3 yıl vadeye bu yıl da güçlü ilginin devam ettiğini görmekten memnuniyet duyduk. Sendikasyon kredimizin %53’ünün 2 ve 3 yıllık dilimlerden oluşması, uluslararası yatırımcıların Akbank’a uzun vadeli güvenlerinin sürdüğünü bir kez daha gösterdi. Tüm katılımcı bankalara tekrar teşekkür ederiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketler Ekonomik Haberleri Nasıl Okumalı? Haber

Şirketler Ekonomik Haberleri Nasıl Okumalı?

Finans ekibi kur artışını konuşurken satış tarafı talep daralmasını, satın alma birimi ise girdi maliyetlerini izliyorsa ortada tek bir sorun vardır - herkes aynı ekonomiyi farklı pencerelerden okuyordur. Şirketler için ekonomik analiz haberleri tam bu noktada değer üretir. Haber, sadece ne olduğunu söylemez; karar vericinin önüne bunun neden olduğunu, hangi sektörleri ne hızda etkileyebileceğini ve işletme düzeyinde hangi sinyallerin ciddiye alınması gerektiğini koyar. Bir kurum için ekonomi haberi, genel kamuoyu gündeminden farklı bir işleve sahiptir. Yönetim kurulu açısından bu içerikler risk görünürlüğünü artırır. Finans departmanı için nakit akışı ve borçlanma planlamasını besler. Kurumsal iletişim ekipleri için ise piyasa atmosferini doğru okumadan yapılan her açıklama, yanlış zamanda yanlış ton riski taşır. Bu yüzden ekonomik haber tüketimi, yalnızca bilgi edinme alışkanlığı değil, kurumsal karar kalitesinin bir parçasıdır. Şirketler için ekonomik analiz haberleri neden stratejik bir araçtır? Ekonomik gelişmelerin şirketlere etkisi artık yalnızca faiz kararı veya enflasyon verisiyle sınırlı değil. Enerji maliyetlerinden lojistik akışlara, ihracat pazarlarındaki yavaşlamadan teknoloji yatırımlarının finansman koşullarına kadar geniş bir etki alanı var. Şirketler için ekonomik analiz haberleri bu çok katmanlı tabloyu sadeleştirir ve haberin operasyonel karşılığını görünür hale getirir. Örneğin aynı enflasyon verisi perakende, sanayi ve teknoloji şirketleri için farklı anlam taşır. Perakendede fiyatlama davranışı ve tüketici hassasiyeti öne çıkarken, sanayide girdi maliyetleri ve stok yönetimi belirleyici olur. Teknoloji şirketleri ise yatırım iştahı, insan kaynağı maliyeti ve yabancı para bazlı kontrat riskine odaklanır. İyi hazırlanmış bir ekonomik analiz haberi, veriyi tek başına bırakmaz; sektör bazında ayrıştırır. Buradaki kritik fark hız ile doğruluk arasındaki dengedir. Çok hızlı ama yüzeysel haber, yöneticiyi gereksiz alarm moduna sokabilir. Çok detaylı ama geç kalan analiz ise fırsat penceresini kaçırabilir. Kurumsal kullanıcılar için ideal içerik, ilk sinyali zamanında veren ve kısa sürede bağlam oluşturan haberdir. İyi bir ekonomik analiz haberi şirketlere ne kazandırır? Her haber stratejik değer üretmez. Şirketlerin işine yarayan ekonomik analiz haberleri üç temel ihtiyacı karşılar: erken uyarı, sektör bağlamı ve karar desteği. Erken uyarı, henüz bilançoya yansımamış riskleri görünür kılar. Sektör bağlamı, makro gelişmenin şirket özelindeki etkisini anlamlandırır. Karar desteği ise yöneticinin "peki şimdi ne yapmalıyım" sorusuna veri temelli bir çerçeve sunar. Kur tarafındaki oynaklık haberleştirildiğinde mesele yalnızca dövizdeki hareket değildir. İthal girdi kullanan üretici için marj baskısı, ihracatçı için fiyat rekabeti, yatırım planlayan şirket için finansman zamanlaması gündeme gelir. Benzer şekilde faiz indirimleri çoğu zaman olumlu başlıkla verilir, ancak her sektör aynı ölçüde rahatlamaz. İç talebe çalışan işletmeler için canlılık işareti olabilirken, tasarruf davranışları ve enflasyon beklentileri nedeniyle etkinin gecikmeli gelmesi de mümkündür. Bu yüzden güçlü bir analiz dili, kesin yargılar üretmek yerine senaryo kurar. Kurumsal okur da zaten bunu arar. Tek cümlelik büyük hükümler değil, olasılık setleri ve etki alanları. Şirketler için ekonomik analiz haberleri nasıl okunmalı? Kurumsal tarafta yapılan yaygın hata, ekonomi haberini yalnızca üst yönetimin izlemesi gereken bir alan olarak görmektir. Oysa haberin değeri, ilgili birimlere çevrildiğinde ortaya çıkar. Finans, satın alma, satış, yatırımcı ilişkileri, insan kaynakları ve kurumsal iletişim ekipleri aynı haberden farklı sonuçlar çıkarabilir. Doğru yöntem, haber akışını fonksiyonlara göre filtrelemek ve kurum içi kısa yorumlarla desteklemektir. Bir başka kritik nokta, başlık ekonomisi ile gerçek etkiyi ayırmaktır. Sert bir manşet her zaman sert bir etki anlamına gelmez. Bazı veriler piyasaya önceden fiyatlanmış olabilir. Bazı açıklamalar ise ilk gün sınırlı görünse de birkaç hafta içinde tedarik zincirinden talep yapısına kadar geniş sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle şirketler haberleri tekil olaylar olarak değil, birbirini besleyen bir seri halinde takip etmelidir. Burada frekans da önemlidir. Günlük haber akışı karar refleksini canlı tutar, ancak strateji için tek başına yeterli değildir. Haftalık ve aylık çerçevelemeler olmadan kurumlar veri gürültüsü içinde kaybolabilir. Yöneticiye gerekli olan şey her başlığı görmek değil, önemli değişimi zamanında fark etmektir. Hangi sinyaller özellikle izlenmeli? Her sektörün önceliği farklı olsa da bazı göstergeler geniş şirket kitlesi için ortak önem taşır. Enflasyonun alt kırılımları, politika faizi ve kredi koşulları, sanayi üretimi, kapasite kullanım oranı, PMI verileri, dış ticaret dengesi, enerji fiyatları ve lojistik maliyetleri bunların başında gelir. Ancak bu göstergeleri çıplak veri olarak izlemek sınırlı bir yaklaşımdır. Asıl mesele, göstergenin şirketin faaliyet modeline nasıl bağlandığıdır. Yüksek enerji tüketimi olan bir üretim işletmesi için enerji haberleri doğrudan maliyet kalemidir. Tarım ve gıda şirketlerinde iklim, arz ve emtia fiyatları daha belirleyicidir. Savunma, teknoloji ve ileri üretim alanlarında ise kamu politikaları, teşvikler, dış pazar ilişkileri ve jeopolitik başlıklar daha yüksek ağırlık taşır. Haber kaynağında hangi kalite işaretleri aranmalı? Kurumsal kullanıcı açısından güvenilirlik, sadece doğru bilgi vermek değildir. Bilginin kaynağı, zamanlaması, sektör uzmanlığı ve editoryal ayrıştırma gücü birlikte değerlendirilmelidir. Bir ekonomik analiz haberi veriyi tekrar ediyorsa faydası sınırlıdır. Haberin güçlü olması için kurum açıklamaları, saha yansımaları, sektör uzmanlarının değerlendirmeleri ve mümkünse karşılaştırmalı çerçeve sunması gerekir. Özellikle yeniden yayın yapan dijital medya kuruluşları için bu kalite standardı daha da önemlidir. Çünkü içerik yalnızca okunmaz, aynı zamanda yayına alınır ve marka itibarıyla ilişkilendirilir. Bu nedenle telifsiz ve ücretsiz içerik sunan haber kaynaklarında bile editoryal disiplin, başlık netliği ve sektörel derinlik belirleyici hale gelir. Ekonomik analiz haberleri hangi departmanlarda somut karşılık bulur? Finans departmanı için ekonomik haberler, bütçe revizyonunun erken uyarı sistemi gibidir. Nakit yönetimi, kredi kullanımı, hedge ihtiyacı ve yatırım zamanlaması çoğu zaman haber akışındaki değişimlerle birlikte yeniden ele alınır. Satın alma tarafında ise özellikle emtia, kur ve lojistik haberleri doğrudan sözleşme ve stok kararlarını etkiler. Satış ekipleri ekonomik analizleri müşteri davranışını anlamak için kullanır. Hangi segmentte talep öne çıkıyor, hangi bölgede fiyat hassasiyeti artıyor, hangi sektörde ödeme vadeleri uzuyor gibi sorular sadece sahadan değil, makro haber çerçevesinden de okunur. Kurumsal iletişim ve pazarlama açısından ise ekonomik atmosferin tonu önemlidir. Şirketin büyüme, yatırım veya istihdam mesajı, piyasanın duyarlılığıyla uyumsuz olduğunda etkisini kaybedebilir. İnsan kaynakları tarafında bile ekonomik haberlerin işlevi artmış durumda. Ücret beklentileri, yetenek hareketliliği, hibrit çalışma tercihleri ve sektörel istihdam daralmaları, ekonomik göstergelerle yakından ilişkili. Özellikle teknoloji, enerji ve savunma gibi rekabetin yüksek olduğu alanlarda bu ilişki daha belirgin görülüyor. Sektör odaklı yayıncılık neden fark yaratıyor? Genel ekonomi haberciliği yön duygusu verir, fakat karar için çoğu zaman yeterli olmaz. Şirketler, kendi faaliyet alanlarına temas eden özel bağlamı arar. Bu nedenle sektörel yayıncılık, kurumsal okur için daha yüksek değer taşır. Enerjide regülasyon değişimi, lojistikte rota ve maliyet baskısı, tarımda verim ve arz riski, yapay zekada yatırım ve yetenek dengesi, savunmada tedarik ve ihracat ekseni gibi konular ancak dikey uzmanlıkla güçlü biçimde işlenebilir. Bu yaklaşımın bir başka avantajı da kurumlar arası görünürlüğü artırmasıdır. Ekonomik analiz haberleri yalnızca veri açıklamaz; şirket haberleri, yönetici görüşleri, yatırım kararları ve sektör dönüşümleri arasında bağ kurar. Böylece okur, piyasayı anonim rakamlardan değil, gerçek aktörler ve somut hareketler üzerinden izler. Kapsül Haber Ajansı gibi çoklu sektör odağına sahip yayın modelleri burada işlevsel bir boşluğu doldurur. Çünkü güncel ekonomi başlıklarını savunma, enerji, lojistik, tarım, teknoloji ve sürdürülebilirlik eksenleriyle birlikte sunmak, kurumsal kullanıcıya yalnızca haber değil, kullanılabilir bağlam sağlar. Haber akışını karar mekanizmasına çevirmek Ekonomik analiz haberlerinden değer üretmek için kurum içinde basit ama disiplinli bir yöntem gerekir. Her sabah onlarca başlık okumak yerine, şirketin maruz kaldığı temel risk alanları tanımlanmalı ve haberler buna göre sınıflandırılmalıdır. Kur, faiz, emtia, regülasyon, dış pazar, tedarik zinciri ve sektör talebi gibi başlıklar için kısa izleme notları hazırlanabilir. Burada aşırı tepki ile geç tepki arasında bir denge kurulmalıdır. Her veri açıklaması strateji değiştirmeyi gerektirmez. Ancak bazı haberler de sadece izlenip geçilecek türden değildir. Özellikle finansman koşullarında kırılma, kamu politikalarında yön değişimi, kritik ihracat pazarlarında daralma veya enerji maliyetlerinde kalıcı yükseliş sinyali görüldüğünde haber, operasyonel toplantı gündemine alınmalıdır. Karar vericiler için en sağlıklı yaklaşım, ekonomik analiz haberlerini tek başına kehanet gibi değil, karar öncesi istihbarat katmanı olarak kullanmaktır. Çünkü piyasa hiçbir zaman tek değişkenle hareket etmez. Bazen iyi haber kötü bilanço üretir, bazen de olumsuz görünen bir veri güçlü şirketler için avantaj yaratır. Farkı yaratan şey, haberi erken görmekten çok doğru bağlama yerleştirebilmektir. Şirketler açısından ekonomi gündemi artık dışarıda akan bir başlıklar toplamı değil, iş modelinin içine girmiş bir karar alanı. Bu alanı düzenli, sektörel ve yorum gücü yüksek haberlerle takip eden kurumlar, belirsizlik dönemlerinde daha sakin; fırsat dönemlerinde ise daha hızlı hareket eder.

Türkler Yunanistan Golden Visa’da İkinci Sıraya Yükseldi Haber

Türkler Yunanistan Golden Visa’da İkinci Sıraya Yükseldi

Level Immigration & Properties CEO’su HaithamAhmet Alamarioğlu, artan ilginin yalnızca turizm değil, uzun vadeli oturum ve yatırım stratejilerinden kaynaklandığını söyledi. Ramazan Bayramı tatilinde Türk vatandaşlarının yurt dışı seyahat planlarında Yunanistan öne çıkan destinasyonlardan biri oldu. Schengen vizesine yönelik yoğun talep ve artan seyahat isteği, kısa vadeli ziyaretlerin ötesinde kalıcı oturum ve yatırım seçeneklerine olan ilgiyi de artırdı. Bu eğilim, Yunanistan’ın Golden Visa programına yansıdı. 2025 yılı itibarıyla Türk yatırımcılar, yüzde 160’lık artışla programda ikinci sıraya yükselirken, toplam başvurular içindeki payları yüzde 15,9’a ulaştı. Türk yatırımcılar ilk 2’de Verilere göre Yunanistan’da Golden Visa kapsamında verilen izin sayısı 2025 yılında 8 bin 879’a yükselirken, Türk vatandaşları 3 bini aşan başvuru sayısı ile Çin’in ardından en büyük ikinci yatırımcı grubu oldu. Son yıllarda hızlanan talep, Türkiye’den gelen yatırımcıların program içindeki ağırlığını belirgin şekilde artırdı. “Bayram talebi yatırım ilgisini de tetikliyor” Konuyu değerlendiren Level Immigration & PropertiesDanışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, bayram dönemlerinde artan seyahat talebinin yatırım kararlarını da etkilediğini belirtti. “Ramazan Bayramı gibi dönemlerde yurt dışına olan ilgi ciddi şekilde artıyor. Yunanistan hem yakınlığı hem de kültürel benzerliği nedeniyle ilk tercih edilen ülkelerden biri. Ancak bu ilgi yalnızca turizmle sınırlı kalmıyor. Yatırımcılar bu süreçte ülkeleri daha yakından tanıma fırsatı buluyor ve sonrasında oturum veya gayrimenkul yatırımı gibi daha uzun vadeli kararlar alabiliyor,” dedi. “Türk yatırımcı artık pazarın belirleyici aktörü” Türk yatırımcıların Yunanistan pazarındaki konumunun güçlendiğini vurgulayan Alamarioğlu, şunları söyledi: “Türk yatırımcılar artık alternatif değil, pazarın ana oyuncularından biri haline geldi. Son dört yılda çok hızlı bir artış var ve bu talep geçici değil. Yatırımcılar euro bazlı varlık edinmek, portföylerini çeşitlendirmek ve Avrupa’da bir yaşam alternatifi oluşturmak istiyor.” Schengen avantajı talebi artırıyor Yunanistan Golden Visa programının sunduğu en önemli avantajlardan birinin Schengen erişimi olduğunu belirten Alamarioğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Bu program yatırımcılara yalnızca bir oturum izni değil, aynı zamanda 26 Schengen ülkesinde serbest dolaşım imkânı sunuyor. Bu da iş dünyası ve aileler açısından önemli bir esneklik sağlıyor. Eğitim, sağlık ve yaşam planlaması açısından Avrupa’da güçlü bir alternatif oluşturuyor.” Talep yapısal olarak büyüyor Uzmanlara göre Türkiye’den Yunanistan’a yönelik Golden Visa talebinin arkasında yalnızca kısa vadeli faktörler değil, daha derin ekonomik ve stratejik nedenler bulunuyor. Enflasyona karşı varlık koruma ihtiyacı, döviz bazlı yatırım arayışı ve Avrupa’da uzun vadeli yaşam planı, bu talebin temel dinamikleri arasında yer alıyor. Alamarioğlu, “Bugün yatırım yoluyla oturum programları yalnızca seyahat kolaylığı değil, aynı zamanda uzun vadeli bir güvenlik ve yaşam stratejisinin parçası olarak görülüyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde talebin güçlü kalmaya devam etmesini bekliyoruz,” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir Marble Fuarı’na 17 Ülkeden Alıcılar Geliyor Haber

İzmir Marble Fuarı’na 17 Ülkeden Alıcılar Geliyor

Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim ALİMOĞLU, bu yıl 14 – 17 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan MARBLE İzmir-Uluslararası Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı'nın Ortadoğu’daki savaş hali sebebiyle ileri bir tarihe ertelenmesi yönünde bir taleplerinin olmadığını, fuar ile eş zamanlı düzenlenecek Alım Heyeti programının da yüksek katılımlı gerçekleşmesi için yoğun mesai verdiklerini dile getirdi. Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu olarak, binden fazla ihracatçının temsilcisi olarak, Ortadoğu’daki durumun Marble Fuarına ve sektöre olası etkilerini doğal olarak tartıştıklarını ifade eden Alimoğlu, “Yönetim Kurulu üyelerimiz konu hakkında fikirlerini beyan ettiler. Haklı olarak süregiden savaşın Ortadoğu’dan gelecek alıcıları olumsuz yönde etkileyeceğini dile getiren Yönetim Kurulu üyelerimiz oldu. Konuyu enine boyuna tartıştık ve fuara bu kadar kısa zaman kalmış olması sebebiyle, fuara destek olarak devam kararı aldık.” şeklinde konuştu. Alım Heyeti Programı’nın iptal edildiği ile ilgili söylentiye de değinen Alimoğlu şöyle devam etti: “10 Mart 2026 Salı günü Aydın’da yaptığımız Yönetim Kurulu Toplantısında; “Fuarı ertelemeyelim; aksine dünyanın her yerinden alıcıları Alım Heyeti organizasyonuyla fuara getirip canlandıralım yönünde karar aldık. Bu kapsamda daha önce Ortadoğu ülkelerini alım heyeti programından çıkarıp, diğer potansiyel ülkelerdeki alıcılara yöneldik. Alım heyetine katılmak isteyen ihracatçılarımız için talep toplamaya devam ediyoruz. 11 Mart 2026 Çarşamba günü alım heyeti duyurularımızı tekrarladık. Alım Heyeti Organizasyonunu yapmak için kararlıyız. Çok sayıda firmamız alım heyetine katılmak için başvurdu. İthalatçılar tarafından da 17 ülkeden onlarca ithalatçıyı İzmir’de ağırlayacağız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.