Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarih

Kapsül Haber Ajansı - Tarih haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarih haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Konya Büyükşehir “Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu”na Ev Sahipliği Yapıyor Haber

Konya Büyükşehir “Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu”na Ev Sahipliği Yapıyor

Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Necmettin Erbakan Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi, KTO Karatay Üniversitesi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi iş birliğinde “Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu” serisinin ilki Konya’da gerçekleştiriliyor. Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür Sanat’ta düzenlenen programda konuşan KTO Karatay Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yusuf Küçükdağ, Anadolu Selçukluları’nın merkezi olmasının Konya için büyük bir avantaj olduğunu belirterek, “Bu avantajı biz, hayatın değişik aşamalarında görüyoruz. Sokağa çıktığımız zaman Alaaddin Tepesi'nin çevresini gezdiğimiz zaman kendimizi 1200'lü 1300'lü yıllarda görüyoruz. Bu büyük bir şans oluyor. Konya kültürel açıdan da aynı şekilde önemli bir konuma sahip” diye konuştu. “TARİH SADECE GEÇMİŞTE NE OLDUĞUNU ANLATMAZ, BUGÜN NE YAPMAMIZ GEREKTİĞİNE IŞIK TUTAR” NEÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Soner Hunkan, Selçuklu’nun sadece Anadolu'yu Türk vatanı kılan askeri bir güç değil aynı zamanda adaleti, estetiği ve derinlikli bir yönetim aklını harmanlayan cihanşümul bir medeniyet olduğunu vurguladı. Hunkan, sempozyumdaki destekleri sebebiyle Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’a teşekkür etti. 26. ve 27. dönem AK Parti Konya Milletvekili Ahmet Sorgun da konuşmasına Konya Büyükşehir Belediyesi’ne, iş birliği yapan üniversitelere ve katkı veren herkese teşekkür ederek başladı. Bu sempozyumun geçmişte edinilen bilgilerin tarihin tozlu sayfalarından gün yüzüne çıkarılarak yeniden değerlendirilmesine ve daha derinlikli bir şekilde anlaşılmasına katkı sağlayacağına değinen Sorgun, sempozyumda sunulacak bildirilerin ve yapılacak akademik değerlendirmelerin geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kuracağını belirtti. “BU BÜYÜK MİRAS BUGÜN DE MEDENİYETİMİZE YOL GÖSTERMEYE HİÇ KUŞKUSUZ DEVAM EDİYOR” Konya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Uzbaş, Selçukluların Türkistan'dan Anadolu'ya uzanan tarih yolculuğunda yalnızca güçlü bir devlet kurmakla kalmadığını, siyaset anlayışıyla, ilim hayatıyla ve medeniyet tasarrufuyla Türk İslam medeniyetine yön verdiğini anımsatarak, “Anadolu'nun vatanlaşmasında belirleyici rol üstlenen bu büyük miras bugün de medeniyetimize yol göstermeye hiç kuşkusuz devam ediyor” dedi. Uzbaş, bu büyük mirasın kalbinin ise Konya'da attığını belirterek, “Bugün sizlerle birlikte yaklaşık 20 yıla yayılan bir ilim yolculuğu olacak Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu'na ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Selçuklularda siyaset, diplomasi ve istihbarat temasıyla başlayan bu serüvenin Selçuklu devlet aklının derinliğini daha iyi kavramamıza vesile olacağına ve Selçuklu araştırmalarına yeni ufuk kazandıracağına yürekten inanıyorum. Sempozyumun düzenlenmesine katkı sunan üniversitelerimize, değerli akademisyenlerimize ve emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu'nun açılış oturumu gerçekleştirildi. Alanında uzman akademisyenler, ilgili başlıklarda bilgi ve birikimlerini paylaştı. ULUSLARARASI SELÇUKLU MEDENİYETİ SEMPOZYUMU Anadolu’da Türk-İslam medeniyetinin kurucusu olan Selçuklu Devleti’nin; tarih, coğrafya, sosyal yaşam, diplomasi, edebiyat, bilim ve askerî yapı gibi çeşitli alanlarda uluslararası akademik camiada daha kapsamlı biçimde araştırılması, bu konularda bilimsel yayınların artırılması ve Selçuklu medeniyetinin tanınırlığının güçlendirilmesi amacıyla uzun soluklu bir sempozyum programı planlandı. Bu kapsamda, toplam 20 yıl sürmesi öngörülen ve iki yılda bir düzenlenecek “Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu” serisinin ilki Konya’nın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. “Selçuklularda Siyaset, Diplomasi ve İstihbarat” temasıyla, ulusal ve uluslararası akademisyenlerin katılımı ile düzenlenen sempozyum ile Selçuklu mirasının daha iyi anlaşılması ve gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sınavda Yorum ve Analiz Becerisi Belirleyici Oldu Haber

Sınavda Yorum ve Analiz Becerisi Belirleyici Oldu

Dün yapılan TYT'ye benzer şekilde AYT'de de düzenli okuma yapan, yorumlama becerisi yüksek ve yeni nesil soru mantığına alışık öğrencilerin avantaj sağladığını belirten Öğrenci Koçu Sezer Kamir, "Bu yıl sınavlarda ezberden ziyade konuyu gerçekten anlayan, bilgiyi yorumlayabilen ve farklı soru tiplerine adapte olabilen öğrenciler öne çıktı. Bundan sonraki süreçte öğrencilerin soru tartışmalarına ve puan hesaplamalarına odaklanmak yerine biraz dinlenmeleri, zihinsel olarak rahatlamaları ve tercih dönemine hazırlanmaları daha faydalı olacaktır" dedi. Aylar süren hazırlığın, deneme sınavlarının ve yoğun çalışma temposunun ardından milyonlarca aday için YKS heyecanı sona erdi. Dün yapılan Temel Yeterlilik Testi'nin (TYT) ardından bugün gerçekleştirilen Alan Yeterlilik Testleri'nde (AYT) öğrenciler üniversite hayalleri için son kez sıralara oturdu. 1 milyon 627 bin 960 adayın başvurduğu sınavda Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1, Sosyal Bilimler-2, Matematik ve Fen Bilimleri testlerinden toplam 160 soru yöneltildi. "En Zorlayan Ders Edebiyat Oldu" AYT'nin genel olarak orta zorluk seviyesinde bir sınav olarak değerlendirilebileceğinin altını çizen Öğrenci Koçu Sezer Kamir, "Branşlar arasında belirgin farklılıklar vardı. Eşit ağırlık öğrencileri açısından özellikle edebiyat testi sınavın belirleyici bölümü oldu. Önceki yıllara kıyasla klasik eser-yazar sorularının daha az yer aldığı, bunun yerine eserlerin içeriği üzerinden yorum yaptıran soruların sorulduğu görüldü. Çıkmaz denilen konuların birçoğu soruldu. Bazı sorularda doğrudan eser adı yerine içerik verilerek öğrencilerden doğru eseri bulmaları istendi. Ayrıca nazım biçimlerinin teknik özelliklerine yönelik sorular da dikkat çekti. Bu nedenle okuma alışkanlığı, yorumlama becerisi ve edebiyat birikimi ön plana çıktı. Tarih testinde genel olarak beklenen konular tercih edildi. Milli Mücadele döneminden soru gelmesi sürpriz olmadı. Soruların önemli bir kısmı bilgi ve yorum dengesinde hazırlanırken, geçen yılki AYT'ye benzer bir yapı dikkat çekti. Coğrafya ise orta düzeydeydi; birkaç seçici soru dışında öğrencileri çok zorlayan bir test olmadı" dedi. Analitik Düşünme ve Muhakeme Becerisi Ölçüldü Matematik testindeki ilk 12-15 soru önceki yıllara kıyasla daha ulaşılabilir olduğunu vurgulayan Kamir, "İlerleyen bölümlerde soruların seçiciliği belirgin şekilde arttı. Limit, türev ve integral konularından gelen sorular genel olarak orta zorluk düzeydi. Sınavın en zorlayıcı bölümünü geometri oluşturdu. Geometri soruları yalnızca işlem becerisini ölçmedi. Aynı zamanda analitik düşünme ve muhakeme yeteneğini de ölçerek öğrencileri zorladı. Fen bilimlerinde ise fizik testi önceki yıllarla benzer bir seviyede seyrederken, kimya testinde klasik işlem ağırlıklı sorular öne çıktı ve adaylar tarafından fen dersleri içerisindeki en erişilebilir testlerden biri oldu." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Üniversitesi, Uluslararası Bizans Araştırmacılarını Sempozyumda Bir Araya Getirdi Haber

Koç Üniversitesi, Uluslararası Bizans Araştırmacılarını Sempozyumda Bir Araya Getirdi

Yedinci Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, Bizans Anadolu’sunun sınırlarını, komşuluk ilişkilerini ve kültürel dönüşüm süreçlerini disiplinlerarası bir yaklaşımla ele aldı. Dünyanın farklı ülkelerinden akademisyenleri İstanbul’da bir araya getiren sempozyumda, Bizans mirasına ilişkin güncel araştırmalar ve yeni bakış açıları tartışıldı. Koç Üniversitesi Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Merkezi (GABAM) tarafından düzenlenen Yedinci Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, İstanbul’da gerçekleştirildi. “Mekânın Müzakeresi: Bizans Anadolu’sunda Sınırlar, Komşular ve Etkileşimler” temasıyla düzenlenen sempozyum, Bizans çalışmaları alanında dünyanın önde gelen araştırmacılarını bir araya getirdi. Koç Üniversitesi Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Merkezi (GABAM) Vekil Direktörü ve Koç Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Inge Uytterhoeven, açılış konuşmasında sempozyumun Bizans Anadolu'sunu sınırlar, komşuluk ilişkileri ve kültürel etkileşimler perspektifinden yeniden değerlendirmek için önemli bir platform sunduğunu vurguladı. Uytterhoeven, farklı disiplinlerden araştırmacıları bir araya getiren sempozyumun, Anadolu'nun çok katmanlı geçmişine ilişkin yeni bakış açılarını teşvik ettiğini belirtti. Sempozyumun açılış sunuşunu ise New York Metropolitan Müzesi Bizans Sanatı Küratörü Emerita Dr. Helen C. Evans yaptı. “Exploring Approaches to Byzantine Anatolia”, “Bizans Anadolu’suna Yaklaşımları Keşfetmek” başlıklı konuşmasında Evans, Bizans Anadolu'sunun yalnızca siyasi sınırlar üzerinden değil; ticaret, göç, kültürel etkileşimler ve farklı topluluklar arasındaki ilişkiler bağlamında değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Üç gün boyunca devam eden sempozyumda, Geç Antik ve Bizans Anadolu’sunun değişen sınırları, Bizans ile İslam ve Türk dünyası arasındaki ilişkiler, kültürel alışveriş süreçleri, kentler, mimari miras, kutsal mekânlar ve farklı topluluklar arasındaki etkileşimler çok yönlü bir bakış açısıyla ele alındı. Avrupa, Kuzey Amerika ve Türkiye’den akademisyenler; tarih, arkeoloji, sanat tarihi, mimarlık tarihi ve kültürel miras alanlarındaki güncel araştırmalarını paylaştı. Sempozyumda; Bilkent Üniversitesi’nden Doç. Dr. Luca Zavagno, Notre Dame Üniversitesi’nden Prof. Dr. Alexander Beihammer, Boğaziçi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Koray Durak, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Keçiş ve Prof. Dr. Turhan Kaçar, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Pelin Yoncacı Arslan, Selanik Aristoteles Üniversitesi’nden Prof. Dr. Natalia Poulou, Avusturya Bilimler Akademisi’nden (ve bu yılın ANAMED kıdemli bursiyerlerinden) Dr. Rustam Shukurov, Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Elif Keser-Kayaalp, Koç Üniversitesi’nden Doç. Dr. Alessandra Ricci dahil olmak üzere dünyanın farklı üniversitelerinden çok sayıda araştırmacı sunum gerçekleştirdi. Sempozyumun kapanış konuşmasını Courtauld Sanat Enstitüsü’nden Prof. Dr. Anthony Eastmond yaptı. Kapanış oturumunda, Bizans Anadolu’suna yönelik araştırmaların geleceği, disiplinlerarası yaklaşımların önemi ve farklı coğrafyalar arasındaki kültürel ilişkilerin yeniden değerlendirilmesine yönelik yeni araştırma alanları ele alındı. Koç Üniversitesi ve Stavros Niarchos Vakfı’nın destekleriyle 2015 yılında kurulan GABAM, Türkiye’de Geç Antik ve Bizans sanatı tarihi, arkeolojisi ve kültürel miras alanlarında kurulan ilk bilimsel araştırma merkezi olma özelliğini taşıyor. Merkez, Geç Antik Çağ ve Bizans dönemlerine ilişkin araştırmaları destekleyerek uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesine, akademik etkinliklerin düzenlenmesine ve Anadolu’nun çok katmanlı kültürel mirasının daha kapsamlı biçimde anlaşılmasına katkı sağlamayı sürdürüyor. Kültürel mirasın korunması ve Bizans araştırmalarının gelişmesine önemli katkılar sunan Sevgi Gönül’ün vizyonunu yaşatan Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, yedinci kez düzenlenerek uluslararası akademik çevreleri İstanbul’da buluşturarak Geç Antik ve Bizans araştırmalarına yeni perspektifler kazandırdı. Sempozyum programı ve bildiri özetlerine https://sgsymposium.ku.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PTT Pul Müzesi’nde Tarihe Yolculuk: 30 Bini Aşkın Ziyaretçi Haber

PTT Pul Müzesi’nde Tarihe Yolculuk: 30 Bini Aşkın Ziyaretçi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT AŞ) bünyesinde hizmet veren PTT Pul Müzesi, yılın ilk üç ayında yoğun ilgi gördü. Türkiye’nin ilk ve tek pul müzesi olma özelliğini taşıyan PTT Pul Müzesi’ni Ocak 2026 -Mart 2026 döneminde 30 binin üzerinde kişi ziyaret etti. “Tarihe Tanıklık Eden Koleksiyonlar” sloganıyla 22 Ekim 2013 tarihinde ziyaretçilerine kapılarını açan PTT Pul Müzesi, yalnızca pul koleksiyoncularının değil; tarih, kültür ve iletişim mirasına ilgi duyan ziyaretçilerin de uğrak noktası olmayı sürdürüyor. Tarihî Emlak ve Eytam Bankası binası restore edilerek hayata geçirilen müze, dünya çapında önemli pul müzeleri arasında yer alıyor. Açıldığı günden 2025 yılı sonuna kadar yaklaşık 675 bin ziyaretçiyi ağırlayan PTT Pul Müzesi’nde, 1863 yılında tedavüle sunulan ilk Türk pulundan günümüze kadar basılmış pullar kronolojik ve tematik olarak sergilenirken; müze koleksiyonları içerisinde yer alan pek çok pula ait sanatçı el çizimleri, pul eskizleri, prova baskı örnekleri ve yalnızca müze koleksiyonunda bulunan nadide eserler de ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Müzenin sergi alanlarında ise yaklaşık 10 binin üzerinde posta pulu yer alıyor. Öte yandan müze bünyesinde; geçmişten günümüze posta ve haberleşme alanında kullanılan objeler, nostaljik posta dağıtıcı kıyafetleri, telgraf makineleri, İstiklal Harbinde PTT, Tarihten Mektuplar, “Pullarla 100 Yıl” Uygulaması, Çocuk Kulübü, Doğrudan Kişisel Pul Uygulaması ve Müze Dükkân gibi bölümler de bulunuyor. Çocuk Kulübü’nde gerçekleştirilen etkinliklerle genç nesillere pul koleksiyonculuğu ve mektup kültürü tanıtılırken, ziyaretçilere interaktif ve eğitici bir müzecilik deneyimi sunuluyor. Ziyaretleri ücretsiz olan PTT Pul Müzesi; dinî ve millî bayramlar ile resmî tatiller hariç haftanın yedi günü 09.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şanlıurfa Kültür Yolu Festivali’nde İlk Gün Heyecanı Haber

Şanlıurfa Kültür Yolu Festivali’nde İlk Gün Heyecanı

TARİHİN VE SANATIN IŞIĞINDA BULUŞAN SERGİLER Şanlıurfa, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında, birbirinden özel sergilere ev sahipliği yapıyor. Şehrin farklı noktalarına yayılan sergiler, tarih, sanat ve kültürel mirası bir araya getirerek her yaştan sanatseveri ağırlıyor. 2025 yılının “Aile Yılı” temasından ilhamla hazırlanan “Hâne” sergisi; aile, yuva ve nesiller arası bağları geleneksel İslam sanatlarının estetik diliyle ele alıyor. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda ziyaretçilerle buluşan sergide; 13 hat, 17 seramik hat, 12 tezhip, 6 tarihi hat eseri, dijital eserler, geometrik desenlerden oluşan kandiller ve mermer işleme celî sülüs eser yer alıyor. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda sanatseverlerle buluşan bir diğer sergi de Osmanlı dönemine ait kutsal emanetleri ve tarihi mirası ziyaretçilerle buluşturan “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi oldu. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan sergide, İstanbul’daki önemli müze koleksiyonlarından seçilen Hüsn-i hat levhaları, Kâbe örtüleri, surre alaylarına ait eserler ve Kur’an-ı Kerim nüshalarından oluşan 57 eser yer alıyor. “Yaşayan Miras: Şanlıurfa Sergisi”nde ise, Hüsn-i hat, kaligrafi, tezhip, minyatür, katı, çini, cilt, seramik, porselen, ebru, ahşap işleri, sedef işleri, metal işleri, dokuma işleri, işlemeler, halı, kilim, tesbih, taş baskı, lüle taşı, taş işleri, bez bebek ve enstrüman yapımı gibi pek çok sanat ve zanaat unsuru bir araya getirilerek Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde ziyaretçilerle buluştu. FESTİVAL ATÖLYELER VE SÖYLEŞİLERLE RENKLENDİ Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi İç Avlu’da başlayan “FotoMaraton” etkinliğinde her yaştan onlarca fotoğrafçı, festivalin en güzel karelerini yakalamak için yarıştı. “Yaşayan Miras Söyleşisi: Mırra” programında katılımcılar, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde bir araya gelerek kentin önemli somut olmayan kültürel miras unsurlarından biri olan mırra geleneği üzerine kapsamlı bir değerlendirme gerçekleştirdi. Etkinlikte; söyleşi ve atölye programlarıyla zenginleşen festival içeriğinin sunduğu çok yönlü deneyim ile geleneksel sanat atölyelerinin uygulamalı öğrenme imkanı sağlaması çerçevesinde verimli bir paylaşım ortamı oluşturuldu. DOĞA VE TARİHİN İZİNDE KEŞİF YÜRÜYÜŞLERİ “Neolitik İnsanın İzinde 12.000 Yıllık Hikâye: Taş Tepeler Yürüyüşü” kapsamında ise katılımcılar, Çakmaktepe, Sayburç ve Ayanlar hattında düzenlenen yürüyüşlerde bir araya gelerek tarihin izlerini sürme fırsatı elde etti. Bozova/Çatak’ta düzenlenen “Kano” etkinliği ile katılımcılar, bölgenin doğal su güzergahı üzerinde gerçekleştirilen parkurda bir araya gelerek hem sportif bir deneyim yaşama hem de doğa ile iç içe vakit geçirme imkanı buldu. Etkinlik kapsamında katılımcılara, su sporlarının temel dinamikleri eşliğinde farklı bir keşif ortamı sunularak doğa ve kent yaşamını bir arada deneyimleme fırsatı sağlandı. “Takoran Vadisi Doğa Yürüyüşü” etkinliğinde katılımcılar, Fırat Nehri’nin doğal atmosferiyle şekillenen ve yaklaşık 20 kilometre uzunluğa sahip Takoran Vadisi’nde bir araya gelerek bölgenin eşsiz doğal güzelliklerini yakından tanıma imkanı buldu. FESTİVAL ÇOCUKLAR İLE ŞENLENDİ Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Arkeopark’ta dokuz gün boyunca içinde birbirinden renkli aktivitelerin, atölye çalışmalarının, sahne gösterilerinin, tiyatroların, oyun alanlarının ve daha birçok etkinliğin yer aldığı “Çocuk Köyü” minik misafirlerini ağırlamaya başladı. “Küçük Kalbimde Neler Oluyor: Pırpır Sakinleşiyor” etkinliğinde Çağrı Odabaşı, aynı adlı kitabı üzerinden çocuklarla Şanlıurfa Çocuk ve Gençlik Kütüphanesi’nde bir araya gelerek minik katılımcılara hikayenin dünyasını yakından tanıma imkanı sundu. Etkinlikte; “Çocuk Köyü” kapsamında dokuz gün boyunca gerçekleştirilen renkli aktiviteler, atölye çalışmaları, sahne gösterileri, tiyatrolar ve oyun alanlarıyla çocuklara çok yönlü bir deneyim alanı oluşturuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa’nın Tarihi Katmanları ve Mahalle Kültürü Tüyap Bursa 23. Kitap Fuarı’nda Konuşuldu Haber

Bursa’nın Tarihi Katmanları ve Mahalle Kültürü Tüyap Bursa 23. Kitap Fuarı’nda Konuşuldu

Nilüfer Belediyesi’nin kentin akademik birikimine katkı sunmak amacıyla düzenlediği “Yılmaz Akkılıç Araştırmaları Ödülü”nde başarılı olan araştırmacılar, Gözde Kirli ve Sercan Eklemezler, Tüyap Bursa 23. Kitap Fuarı’nda İznik’in katmanlı tarihini ve Hürriyet Mahallesi’nin değişen çehresini anlattı. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Hüdavendigar Salonu’nda düzenlenen “Bursa’yı Anmak, Bursa'yı Yazmak” temalı söyleşinin moderatörlüğünü Hacı Tonak yaptı. BU ZENGİNLİĞİ GELECEĞE TAŞIMALIYIZ İznik üzerine yaptığı araştırmayı anlatan Gözde Kirli, kentin sadece fiziksel yapılarından ibaret olmadığını vurguladı. İznik’in tarih öncesinden bu yana kesintisiz bir yaşam alanı olduğunu belirten Kirli, “İznik, tarih öncesinden beri varlığını sürdüren bir kent. Bugün hala bu kentte, surlarla beraber gündelik yaşantımızı hiç zorluk çekmeden sürdürmeye devam ediyoruz” diye konuştu. İznik’in stratejik, tarihi ve dini önemine de değinen Kirli, kentin neden sürekli bir mücadele alanı olduğunu şöyle açıkladı: “İznik bir ‘arzu nesnesi’ olarak tarihler boyunca ortaya çıkmış ve hep alınmak istenmiş bir yer. Bu yüzden sürekli savaşlara, tahribatlara ve depremlere maruz kalmış. Elimizdeki kent stoğu tükenmiş, yeniden yapılandırılmış. Roma’dan Bizans’a, Selçuklu’dan Osmanlı’ya kadar her gelen kendi kültürünü getirmiş ve ciddi bir kültürel katmanlanma oluşmuş. Bugün göl altında gördüğümüz yapılar ise aslında yapıldıkları dönemde toprak üzerindeydi. Altımızda çok ciddi bir tarihi rezerv bulunuyor. Bunun için değerli madenleri de sayabiliriz. Doğru koruma politikalarıyla bu zenginliği geleceğe taşımalıyız.” MAHALLE KÜLTÜRÜ ZAYIFLADI Hürriyet Mahallesi’ndeki mekan ve gündelik yaşam ilişkisini inceleyen Sercan Eklemezler ise mahallenin hafızasını henüz tanıkları hayattayken kaydetmenin önemine dikkat çekti. Mahallenin kuruluş yıllarına dair ilginç bir anektodu paylaşan Eklemezler, “Mahalle ilk kurulduğunda tüm evler tek tip ve beyaz badanalıydı. İnsanlar gece vardiyasından geldiklerinde kendi evlerini bulamazlardı. Bu çok özel bir hatıradır. 1980’li yıllara kadar belediye başkanı ile mahallenin manavı aynı masada oturur, gündelik yaşamı paylaşırdı. Sonrasında ise sınıfsal ayrışmaları görüyoruz” dedi. Günümüzdeki toplumsal değişime de parmak basan Eklemezler, mahalle kültüründeki zayıflamaya dikkat çekerek, “Eskiden çocuklar sokakta büyür, annelerimiz ekmeklerimize reçel sürerdi ve hayat böyle akardı. Ancak saha çalışmam boyunca gördüm ki, artık mahallede kimse balkonlara bile çıkmıyor. Herkes kendi özel yaşantısına çekilmiş durumda. Biz sosyologlar olarak sadece tabloyu ortaya koyuyoruz. ‘Gündelik hayatın o eski canlılığına ve sokağın aktifliğine nasıl dönebiliriz?’ bunu sorgulamaya çalışıyoruz” diye konuştu. İlgiyle takip edilen söyleşinin sonunda Nilüfer Belediye Başkan Vekili Gülver Deniz, konuşmacılara teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İlber Ortaylı Anısına Duygusal Buluşma Haber

İlber Ortaylı Anısına Duygusal Buluşma

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı'nda, Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın kızı ve kız kardeşi, usta tarihçinin adını taşıyan kütüphanede kitapseverlerle buluştu. Kültürpark’ta gerçekleşen etkinlikte, Ortaylı’nın yaşamı, merakı ve toplumla kurduğu güçlü bağ duygusal anlarla anıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı önemli konukları ağırladı. Geçtiğimiz 13 Mart’ta hayatını kaybeden tarihçi, akademisyen ve yazar İlber Ortaylı’nın kız kardeşi Nuriye Ortaylı ile kızı Tuna Ortaylı, İzmir’de kitapseverlerle bir araya geldi. Etkinlik, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kente kazandırılan ve İlber Ortaylı’nın hayattayken açılışını yaptığı, onun adını taşıyan kütüphanede gerçekleştirildi. Ortaylı ailesi, burada okurlarla buluşarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bu anlamlı hizmet için teşekkür etti. Programa İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay ve İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu da katıldı. Buluşmada Ortaylı ailesi, usta tarihçiye dair anılarını paylaşırken zaman zaman duygusal anlar yaşandı. “Eşsiz üslubu ile toplumda büyük kabul gören bir insandı” İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın topluma önemli katkılar sunan bir akademisyen olduğunu belirterek, onun düşünmeye, sorgulamaya ve bilgiyi yeniden yorumlamaya teşvik eden bir isim olduğunu söyledi. Ortaylı ile birkaç kez bir araya gelip sohbet etme imkânı bulduğunu ifade eden Yıldır, onun ikna edici anlatımıyla dikkat çeken ve çayı çok seven bir insan olduğunu dile getirdi. Yıldır ayrıca, Ortaylı’nın bilgi birikimini günümüze taşıyarak anlamlı bir değer oluşturduğunu vurgulayarak, “Eşsiz üslubu ile toplumda büyük kabul gören bir insandı. Herkes onu sevdi, herkes onu anladı. Bence onun için en büyük hediye de budur” dedi. “Çok erken yaşta tarih okumaya başlamış” İlber Ortaylı’nın kız kardeşi yazar Nuriye Ortaylı da ağabeyine dair anılarını paylaştı. İlber Ortaylı’nın evini kitaplara göre düzenleyen bir insan olduğunu belirten Nuriye Ortaylı, “Kitaplarla ilişkisi daha okumayı öğrenmeden önce başladı. İlk dinlediği kitap annemin kendisine okuduğu Almanca bir masal kitabıydı. Çocukluğundan itibaren oyunlarını bile tarihi figürler üzerine kurdu. Çok erken yaşta tarih okumaya başladı” dedi. “Toplumda her kesimle konuşur, onların hayatını merak ederdi” İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bu kütüphaneyi açtığı için teşekkür eden Nuriye Ortaylı, “Bu kütüphane çok anlamlı. Yaşarken açılmış olması ayrıca çok kıymetli. İlber Ortaylı kendi adını taşıyan bir kütüphane olduğunu gördü. Bu bence çok güzel. İlber bilginin tek kaynağı olarak kitabı gören biri değildi. Anadolu’yu, dünyayı karış karış gezerdi. Her kesimden insanla konuşurdu. Ayrım yapmazdı. Onun için ‘Elitist’ diyenler var. Oysa toplumda her kesimle konuşur, onların hayatını merak eder, fikirlerini öğrenmeye çalışırdı. Beslenme kaynaklarından biri buydu. Onu gerçeğe ,topluma bağlayan şeylerden biri buydu. Bir diğer beslenme noktası da seyahat etmekti” diye konuştu. “Babamın İzmir’e karşı ayrı bir sevgisi vardı” İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı, babasının İzmir Kitap Fuarı’nın daimi katılımcılarından biri olduğunu anımsatarak, İzmir’e yerleşme fikrinin olduğunu belirtti. Tuna Ortaylı, “Babamın İzmir’e karşı ayrı bir sevgisi vardı. Her zaman İzmir’i alternatif bir yaşam alanı olarak düşünürdü. İstanbul’daki işlerinin azalması halinde İzmir’e yerleşeceğini söylerdi. Ama ben iki çocuk yaparak bu projesine biraz engel oldum. Bugün sizlerin arasında olmak, babamın sevdiği şehirde, sevdiği okurları ile birlikte olmak bizi de çok mutlu ediyor” ifadelerini kullandı. “Sizler sayesinde babam bunu ölmeden görebildi” İlber Ortaylı'nın hayata karşı dev bir merakının bulunduğunu anlatan Tuna Ortaylı, “Kendini hem sözlü hem de yazılı kaynaklardan beslerdi. Hayatı büyük yaşayan, büyük kahkahalı, eğlenceli bir insandı. Böyle insanlar ne kadar sevildiklerini her zaman yaşarken görme şansına erişemiyorlar. Bugün buraya gelen herkese teşekkür ediyorum. Sizler sayesinde babam bunu ölmeden görebildi. Kendi ismine adanmış bir kütüphane olması bile çok önemli” dedi. Etkinlikte katılımcılar ailesine İlber Ortaylı ile ilgili merak ettikleri soruları yöneltti. Programın sonunda yazar Nuriye Ortaylı “Annem Şefika” isimli kitabını imzaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.