Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarım

Kapsül Haber Ajansı - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rosatom ile Togo Arasında Nükleer Enerji Anlaşması Haber

Rosatom ile Togo Arasında Nükleer Enerji Anlaşması

Moskova’da düzenlenen 3. Rusya-Afrika Zirvesi kapsamında, Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom ile Togo Cumhuriyeti Enerji Bakanlığı, nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanımı alanında iş birliğine yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı. Mutabakat zaptına, Rosatom Genel Müdürü Aleksey Likhachev ile Togo Cumhuriyeti Enerjiden Sorumlu Bakan Delegesi Robert Koffi Messan Eklo imza attı. Anlaşma kapsamında, nükleer enerji ve nükleer teknolojilerin enerji dışı uygulamaları alanlarında somut projelerin hayata geçirilme imkanlarının değerlendirildiği ihtisas çalışma gruplarının oluşturulması öngörülüyor. Çalışma grupları ayrıca, barışçıl nükleer enerji alanında insan kaynağı kapasitesinin geliştirilmesi ve Togo’da nükleer enerjiye yönelik olumlu kamuoyu oluşturulması için tarafların atacağı somut adımları belirleyecek. Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosato’un Genel Müdürü Aleksey Likhachev konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Mutabakat zaptının imzalanması, Rosatom ile Togo Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açıyor ve barışçıl nükleer teknolojilerin geniş bir yelpazesinde ortak çalışmalar yürütülmesi için temel oluşturuyor. Ortaklarımıza enerji, sağlık ve tarım alanlarında çözümler sunmaya hazırız. Ayrıca uzmanların yetiştirilmesine ve nükleer altyapının geliştirilmesine de katkı sağlayacağız. İş birliğinin gelecek vadeden alanlarından biri de güvenilir ve düşük karbonlu enerji tedariki için Yüzer nükleer güç santrallerinin kullanılmasıdır. Nükleer teknolojiler, Togo için sosyoekonomik kalkınma ve insanların yaşam kalitesinin artırılması için güçlü bir itici gücü olabilir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sri Lanka'dan Türk İş İnsanlarına "İhalelerimize Katılın" Daveti Haber

Sri Lanka'dan Türk İş İnsanlarına "İhalelerimize Katılın" Daveti

ATO Başkanı Gürsel Baran'ın makamında gerçekleşen ziyarete ATO Başkan Yardımcısı Adem Ali Yılmaz ile Genel Sekreter Ahmet Güran eşlik etti. Baran, ziyarette yaptığı konuşmada, coğrafi şekli nedeniyle Hint Okyanusu'nun incisi olarak anılan Sri Lanka ile Türkiye arasındaki ilişkilerin uzun tarihi geçmişi olduğunu belirterek, olumlu seyreden bu ilişkileri ticari ve ekonomik alanda ilerletmeyi hedeflediklerini söyledi. Küresel ekonomide dengelerin değiştiği, ticaret yollarının ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği, Asya'nın dünya ekonomisindeki ağırlığının arttığı ve Hint Okyanusu'nun da uluslararası ticaretin, enerji taşımacılığının ve küresel lojistik ağların en stratejik bölgelerinden biri haline geldiğini anlatan Baran, "Türkiye'nin üretim gücü ve geniş pazarlara erişim imkânlarıyla Sri Lanka'nın Hint Okyanusu'ndaki stratejik konumunun birbirini tamamlayan önemli avantajlar sunduğu görülüyor. Bu avantajları karşılıklı ticarete, yatırımlara ve uzun vadeli iş ortaklıklarına dönüştürmek ortak hedefimiz" dedi. İki ülke arasında ekonomik ve teknik işbirliği ile çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının bulunduğunu hatırlatan Baran, "Sri Lanka ile tekstil ve hazır giyim, gıda ve tarım ürünleri, madencilik, makine, sağlık, turizm, lojistik ve teknoloji sektörlerinde önemli fırsatlar görüyoruz." diye konuştu. Sri Lanka'nın Mannar Körfezi'ndeki petrol rezervlerinin çıkarılmasına yönelik çalışmalar yürütüldüğünü belirten Baran, Türkiye'nin petrol ve madencilik alanlarındaki tecrübelerine dikkat çekti. Baran, "Ülkelerimiz arasında Cumhurbaşkanlarımızın belirlediği 500 milyon dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşmak için mevcut potansiyelimizi daha etkin değerlendirmemiz gerekiyor. Bunun için öncelikle iş dünyalarımızın birbirini daha yakından tanımasına, karşılıklı ziyaretlerin artmasına ve firmalarımız arasında doğrudan temas kurulmasına ihtiyaç var. Ankara Ticaret Odası olarak, Sri Lankalı iş insanlarıyla üyelerimizi buluşturmaya, yeni ticari bağlantılar kurulmasına ve karşılıklı yatırım fırsatlarının değerlendirilmesine katkı sunmaya hazırız" dedi. Baran, konuşmasında Ankara ekonomisi hakkında da bilgi verdi. -HAVACILIK VE TARIM SEKTÖRLERİNDE ANLAŞMA- Ziyarette konuşan Sri Lanka Dışişleri ve Yurtdışı İstihdam Bakan Yardımcısı Arun Hemachandra, Türkiye ile Sri Lanka arasındaki ekonomik ilişkileri geliştirmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirterek, bu ziyaretinde Türkiye ve Sri Lanka arasında havacılık ve tarım sektörü üzerine iki önemli ikili anlaşma imzaladıklarını bildirdi. Sri Lanka ekonomisi hakkında bilgi veren Bakan Yardımcısı Hemachandra, küresel ekonomideki zorluklara rağmen Sri Lanka ekonomisinin geçen yılı yüzde 5'lik büyümeyle dayanıklılık göstererek tamamladığını belirterek, "Ülkenizdeki yatırımcı ve iş insanlarının güçlü ekonomideki fırsatları değerlendirmelerini isteriz" dedi. Beyaz ve elektronik eşya başta olmak üzere, Türk ürünlerinin Sri Lanka piyasasındaki ağırlığının arttığını, kendisinin de evinde Türk markalarını kullandığını bildiren Bakan Yardımcısı, "Daha fazla Türk ürününün Sri Lanka piyasasında yer almasını istiyoruz" diye konuştu. Dijitalleşme konusundaki hızlı gelişmelere ve Türk şirketlerinin bu konudaki başarılı çalışmalarına dikkat çeken Bakan Yardımcısı Hemachandra, hem dijitalleşme hem de inşaat, makine dâhil olmak üzere tüm alanlarda daha fazla işbirliği yapmak için Türk şirketlerini Sri Lanka'nın açtığı uluslararası ihalelere katılmaya davet etti. Bakan Yardımcısı Hemachandra, Sri Lanka'yı tanıtmak ve işbirliği imkânlarını detaylı görüşmek üzere Baran başkanlığındaki ATO heyetini de ülkesine davet etti. -SRI LANKA EXPO 2027'YE DAVET- Sri Lanka Büyükelçisi Niluka Kadurugamuwa da yaptığı konuşmada, 14-17 Ocak tarihlerinde Başkent Kolombo'da Sri Lanka Expo 2027'nin düzenleneceği bilgisini vererek, "Sri Lanka Uluslararası Ticaret Fuarı, iş dünyası için yeni fırsatlar oluşturur. Ankara Ticaret Odası üyelerini Sri Lanka Expo'ya davet ediyoruz" dedi. Büyükelçi, Sri Lanka Expo hakkında Kasım ayında organize edilecek bir toplantıyla katılmak isteyenlere detaylı bilgi vereceklerini de söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

21. Uluslararası Ayvalık Zeytin Hasat ve Turizm Festivali Başlıyor Haber

21. Uluslararası Ayvalık Zeytin Hasat ve Turizm Festivali Başlıyor

Bu yıl 29 Ekim - 1 Kasım 2026 tarihleri arasında yirmi birincisi gerçekleştirilecek olan Uluslararası Ayvalık Zeytin Hasat ve Turizm Festivali, zeytinin yanı sıra zengin kültürel etkinlikleri, panelleri, söyleşileri, sergileri ve birbirinden ünlü isimlerin sahne alacağı konserleriyle kenti festival alanına çevirecek. Ayvalık Belediyesi başta olmak üzere bölgedeki kurum ve odaların iş birliğiyle hazırlanan festival programı, "ölmez ağacın" izinde geçmişten geleceğe köprü kuran çok yönlü bir içerik sunuyor. Festivalin Yıldızları Kırlangıç Yaşam Merkezi’nde Sahne Alacak Kültür ve sanatın buluşma noktası olan Kırlangıç Yaşam Merkezi Çim Alan Sahne, festival boyunca her akşam saat 20.30'dan itibaren unutulmaz konserlere sahne olacak: 29 Ekim Perşembe (Saat 21.00): Feridun Düzağaç 30 Ekim Cuma (Saat 20.30): Gökçe 31 Ekim Cumartesi (Saat 20.30): Ümit Sayın Panel ve Söyleşilerle Zeytinin, Turizmin ve Geçmişin Değerleri Konuşulacak Festival sadece eğlencesiyle değil, alanında uzman isimlerin katıldığı nitelikli oturumlar ve panellerle de dikkat çekiyor: Zeytinyağında Markalaşma ve Sürdürülebilirlik Masaya Yatırılıyor "Zeytinyağında Markalaşma ve Sürdürülebilirlik" paneli, 31 Ekim Cumartesi günü saat 11.00 - 12.00 arasında gerçekleşecek. Sektörün Köklü Temsilcileri ve Uzmanlar Bir Arada Deneyimli tarım yazarı Bilge Keyhubat’ın moderatörlüğünü üstleneceği panelde, alanında uzman isimler ve köklü markaların temsilcileri bilgi ve tecrübelerini paylaşacak: Bilge Keyhubat — Moderatör / Tarım Yazarı Mehmet Cavlı — Cavlıhane 1885 Butik Hotel Kurucusu Deniz Sabuncugil — Sabuncugil Zeytinyağları IV. Kuşak Temsilcisi Halil Sucu — Özgün Zeytinyağları III. Kuşak Temsilcisi Ölmez Ağacın Peşinde: 31 Ekim Cumartesi günü saat 12.00 – 13.00 arasında gazeteci-yazar Zeynep Bilgehan ile gazeteci, yazar, sosyolog ve siyaset bilimci Prof. Dr. Artun Ünsal zeytinin kültürel ve tarihsel yolculuğunu masaya yatıracak. Zeytin, Zeytinyağı ve Müzecilik: Aynı gün saat 13.00 – 14.00 arasında A. Nedim Atilla ve Dr. Levent Köstem zeytinyağı müzeciliğinin önemini katılımcılarla paylaşacak. Yerel Değerden Küresel Markaya: 31 Ekim Cumartesi saat 14.00 – 15.00 arasında düzenlenecek panelde Türk mutfağı ve Ayvalık zeytinyağının dünya yolculuğu Sezer Altan moderatörlüğünde; Banu Şen, Prof. Dr. Onur Özveri, Doç. Dr. Betül Öztürk ve Şef Binali Yılmaz tarafından tartışılacak. Ayvalık’ta Turizmin Dünü, Bugünü ve Yarını: 1 Kasım Pazar günü saat 13.30 – 14.30 seansında Ümit Özgültekin moderatörlüğünde Mehmet Gülümser kentin turizm vizyonunu değerlendirecek. Yüzyılı Aşan Şirketler: 1 Kasım Pazar günü saat 14.30 – 15.30 arasında köklü geçmişe sahip markaların hikâyeleri Asude Alkaylı moderatörlüğünde Mehmet Cavlı, Deniz Sabuncugil ve Halil Sucu'nun katılımlarıyla ele alınacak. Ahde Vefa: "Ayvalık’ın Son Ustaları" Belgeseli ve Anlamlı Konferanslar Ayvalık'ın kaybolmaya yüz tutmuş zanaat kültürünü ve emektar ustalarını onurlandırmak amacıyla hazırlanan "Ayvalık’ın Son Ustaları" Belgesel Film Gösterimi, 1 Kasım Pazar günü saat 12.30 – 13.30 saatleri arasında izleyiciyle buluşacak. Gösterimde Adnan Ok (teneke ustası), Ahmet Örs (ayakkabı ustası), Menderes Işık (kuyum ustası), Hüseyin Ateşcan (sıcak demir ustası) ve Ali Murat Harşin (sabun ustası) gibi kentin simge isimlerinin hikâyeleri ekranlara taşıyacak. Ayrıca sosyal sorumluluk bilinciyle hazırlanan, 1 Kasım Pazar günü 12.00 – 13.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek "Bir Umut Hikâyesi: Erken Tani Hayat Kurtarır" konferansında ise Av. Canan Özen ve Oya Pardak katılımcılara hayati bilgiler aktaracak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gıda Sektörünün Nabzı  12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde Atacak Haber

Gıda Sektörünün Nabzı 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde Atacak

TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar ve Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi ve Sürdürülebilir Gıda Platformu Başkanı Semra Sevinç, ortak demeçlerinde gelecek kuşakların üretim ve beslenme koşullarını güvence altına almak için sektör genelinde güçlü bir iş birliği gerektiğini vurguladılar. İklim değişikliği, su kaynakları üzerindeki baskı ve tedarik zincirlerindeki belirsizlikler, gıda sektöründe üretimin sürekliliğini ve kaynakların verimli kullanımını giderek daha önemli hale getiriyor. TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) ile Sürdürülebilirlik Akademisi’nin bu yıl 12’ncisini düzenlediği Sürdürülebilir Gıda Zirvesi, bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini sektörün ortak gündemine taşıyacak. Zirve; iklim, su ve doğanın korunmasından rejeneratif tarıma, dayanıklı tedarik zincirlerinden döngüsel üretime, sağlıklı ve erişilebilir beslenmeden inovasyon ve teknolojiye uzanan kapsamıyla sektörel dönüşüme odaklanacak. İş dünyası liderleri, akademisyenler ve uzmanların katkılarıyla küresel gelişmeleri Türkiye gıda sektörünün ihtiyaçlarıyla buluşturmayı hedefleyen Sürdürülebilir Gıda Zirvesi; uygulanabilir çözümlerin paylaşılmasına, yeni iş birliklerinin geliştirilmesine ve daha dayanıklı, adil ve sürdürülebilir bir gıda sistemi için ortak adımların güçlendirilmesine zemin oluşturacak. “Bugünün kararları gelecek kuşakların beslenme koşullarını belirliyor” Zirveye ilişkin değerlendirmelerde bulunan TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, gıda sektörünün geleceğini güvence altına almak için üretim, teknoloji ve kamu politikaları arasında güçlü bir bağ kurulması gerektiğini belirtti. Sidar, “Gıdada sürdürülebilirliği konuşurken üretimin hangi koşullarda devam edeceğini, suyumuzu ve toprağımızı nasıl koruyacağımızı, toplumun güvenilir gıdaya erişimini nasıl sağlayacağımızı birlikte ele almamız gerekiyor. Bugün aldığımız kararlar, gelecek kuşakların üretim imkanlarını ve beslenme koşullarını da belirliyor. Üzerimizdeki bu sorumluluk, kısa vadeli ihtiyaçlarla uzun vadeli hedefler arasında tutarlı bir ilişki kurmayı gerektiriyor. Bir üreticinin karşılaştığı güçlüğü, sanayinin ya da tüketicinin gündeminden ayrı düşünemeyiz. Bu nedenle sektörün her halkasının birbirini dinlemesine, anlamasına ve birlikte çalışmasına ihtiyaç duyuyoruz. Bilimsel bilginin üretimde karşılık bulması, teknolojinin yaygınlaşması ve kamu politikalarının bu dönüşümü desteklemesi, aramızdaki iş birliğinin niteliğine bağlı” dedi. “COP31’in çıktılarını gıda sektörü açısından değerlendireceğiz” 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin ülkemizin ev sahipliği yapacağı COP31’in çıktılarını gıda sektörü açısından değerlendirmek için önemli bir zemin sunacağını kaydeden Sidar, “Küresel iklim gündeminde alınan kararların tarım ve gıda üretimine nasıl yansıyacağını, sektörümüzün bu süreçte atması gereken adımları ve önündeki fırsatları birlikte ele alacağız. Gıdanın geleceği için sorumluluk üstlenen tüm paydaşlarımızı 24 Aralık’ta Swissôtel The Bosphorus İstanbul’daki bu buluşmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı. “Kalıcı dönüşüm için tüm paydaşlar birlikte hareket etmeli” Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi ve Sürdürülebilir Gıda Platformu Başkanı Semra Sevinç ise zirveye ilişkin olarak şunları söyledi: “Gıdanın geleceğini güvence altına almak, bu sektörde nasıl değer yarattığımızı yeniden düşünmeyi gerektiriyor. Sürdürülebilirlik; tarımsal üretimin devamlılığından gıda sanayinin rekabet gücüne, tedarik zincirlerinin dayanıklılığından tüketicinin güvenilir ve erişilebilir gıdaya ulaşmasına kadar sektörün geleceğini belirleyen stratejik bir konu. Bu dönüşümün kalıcı olması için üreticiden sanayiciye, perakendeden ev dışı tüketime kadar tüm paydaşların birlikte hareket etmesi gerekiyor. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde, tarımdan sanayiye, perakendeden ev dışı tüketime kadar tüm paydaşları buluşturarak dönüşümü hızlandıracak çözümleri ve somut adımları gündeme taşıyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TürkTraktör 2026 Yılı Üçüncü Çeyrek Finansal Sonuçlarını Açıkladı Haber

TürkTraktör 2026 Yılı Üçüncü Çeyrek Finansal Sonuçlarını Açıkladı

Türkiye otomotiv sektörünün faaliyetteki en köklü üreticisi TürkTraktör, 2026 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. TürkTraktör, yılın ilk dokuz ayında toplam 14 bin 913 adet traktör üretirken, Türkiye’deki traktör üretiminin yüzde 55’ini, ihracatının ise yüzde 71’ini karşıladı. Şirket, aynı dönemde yurt içi pazara 6 bin 176 adet traktör satışı gerçekleştirirken, 9 bin 225 adet traktörü ihraç etti. New Holland ve Case IH markalarının toplam pazar payı eylül ayı sonu itibarıyla yüzde 43 olarak gerçekleşti. 2026 yılının üçüncü çeyreğinde TürkTraktör’ün toplam cirosu 11,7 milyar TL olurken, şirketin FAVÖK marjı yüzde 8, dönem net zararı ise 83 milyon TL olarak kaydedildi. Şirket, dönem boyunca fiyatlandırma disiplini, maliyet kontrolü, stok ve işletme sermayesi yönetimi alanlarındaki çalışmalarını sürdürdü. Türkiye traktör pazarı ise, yılın ilk dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 44 daraldı. TürkTraktör, pazarın seyrini ve çiftçilerin yatırım kararlarını etkileyen finansman koşullarını yakından takip ederek üretim ve satış planlamasını talep doğrultusunda yönetti. TürkTraktör Şirket Lideri Matthieu Séjourné, yılın ilk dokuz ayına ilişkin değerlenmesinde, “2026 yılının ilk dokuz ayında, pazar koşullarına uyum sağlarken şirketimizin operasyonel ve finansal dayanıklılığını destekleyen alanlara odaklandık. New Holland ve Case IH markalarımızla eylül ayı sonu itibarıyla yüzde 43 pazar payına ulaştık. Fiyatlandırma disiplini, maliyet kontrolü ve hem şirketimizin hem de bayilerimizin işletme sermayesi yönetimine yönelik çalışmalarımızı sürdürdük. Üretim planlamamızı ve stok seviyelerimizi talep koşullarıyla uyumlu yönetirken, çiftçilerimizin ihtiyaçlarına yanıt veren ürün ve hizmetlerimizi geliştirmeye devam ettik” ifadelerini kullandı. Türkiye tarımının uzun vadeli potansiyeline duydukları güveni vurgulayan Séjourné, sözlerini şöyle devam etti: “Yılın ilk dokuz ayında Türkiye’deki yurt içi traktör üretiminin yüzde 55’ini, ihracatının ise yüzde 71’ini karşılayarak üretim ve ihracata katkımızı sürdürdük. Mevcut koşulları dikkatle yönetirken, önümüzdeki dönemin fırsatlarına da hazırlanıyoruz. Yeni model ve donanım seçeneklerimiz, hassas tarım teknolojilerimiz ve dijital çözümlerimizle çiftçilerimizin verimlilik ihtiyaçlarına odaklanıyoruz. Bayi ve servis ağımızla üreticilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Önceliğimiz, pazardaki gelişmelere karşı esnekliğimizi sürdürürken talepte oluşabilecek değişikliklere yanıt verebilecek bir yapıyla ilerlemek. Türkiye tarımına, üretime ve teknolojiye uzun vadeli katkı sunma hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gıda Sektörü 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde Buluşacak Haber

Gıda Sektörü 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde Buluşacak

İklim değişikliği, su kaynakları üzerindeki baskı ve tedarik zincirlerindeki belirsizlikler, gıda sektöründe üretimin sürekliliğini ve kaynakların verimli kullanımını giderek daha önemli hale getiriyor. TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) ile Sürdürülebilirlik Akademisi’nin bu yıl 12’ncisini düzenlediği Sürdürülebilir Gıda Zirvesi, bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini sektörün ortak gündemine taşıyacak. Zirve; iklim, su ve doğanın korunmasından rejeneratif tarıma, dayanıklı tedarik zincirlerinden döngüsel üretime, sağlıklı ve erişilebilir beslenmeden inovasyon ve teknolojiye uzanan kapsamıyla sektörel dönüşüme odaklanacak. İş dünyası liderleri, akademisyenler ve uzmanların katkılarıyla küresel gelişmeleri Türkiye gıda sektörünün ihtiyaçlarıyla buluşturmayı hedefleyen Sürdürülebilir Gıda Zirvesi; uygulanabilir çözümlerin paylaşılmasına, yeni iş birliklerinin geliştirilmesine ve daha dayanıklı, adil ve sürdürülebilir bir gıda sistemi için ortak adımların güçlendirilmesine zemin oluşturacak. “Bugünün kararları gelecek kuşakların beslenme koşullarını belirliyor” Zirveye ilişkin değerlendirmelerde bulunan TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, gıda sektörünün geleceğini güvence altına almak için üretim, teknoloji ve kamu politikaları arasında güçlü bir bağ kurulması gerektiğini belirtti. Sidar, “Gıdada sürdürülebilirliği konuşurken üretimin hangi koşullarda devam edeceğini, suyumuzu ve toprağımızı nasıl koruyacağımızı, toplumun güvenilir gıdaya erişimini nasıl sağlayacağımızı birlikte ele almamız gerekiyor. Bugün aldığımız kararlar, gelecek kuşakların üretim imkanlarını ve beslenme koşullarını da belirliyor. Üzerimizdeki bu sorumluluk, kısa vadeli ihtiyaçlarla uzun vadeli hedefler arasında tutarlı bir ilişki kurmayı gerektiriyor. Bir üreticinin karşılaştığı güçlüğü, sanayinin ya da tüketicinin gündeminden ayrı düşünemeyiz. Bu nedenle sektörün her halkasının birbirini dinlemesine, anlamasına ve birlikte çalışmasına ihtiyaç duyuyoruz. Bilimsel bilginin üretimde karşılık bulması, teknolojinin yaygınlaşması ve kamu politikalarının bu dönüşümü desteklemesi, aramızdaki iş birliğinin niteliğine bağlı” dedi. “COP31’in çıktılarını gıda sektörü açısından değerlendireceğiz” 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin ülkemizin ev sahipliği yapacağı COP31’in çıktılarını gıda sektörü açısından değerlendirmek için önemli bir zemin sunacağını kaydeden Sidar, “Küresel iklim gündeminde alınan kararların tarım ve gıda üretimine nasıl yansıyacağını, sektörümüzün bu süreçte atması gereken adımları ve önündeki fırsatları birlikte ele alacağız. Gıdanın geleceği için sorumluluk üstlenen tüm paydaşlarımızı 24 Aralık’ta Swissôtel The Bosphorus İstanbul’daki bu buluşmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı. “Kalıcı dönüşüm için tüm paydaşlar birlikte hareket etmeli” Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi ve Sürdürülebilir Gıda Platformu Başkanı Semra Sevinç ise zirveye ilişkin olarak şunları söyledi: “Gıdanın geleceğini güvence altına almak, bu sektörde nasıl değer yarattığımızı yeniden düşünmeyi gerektiriyor. Sürdürülebilirlik; tarımsal üretimin devamlılığından gıda sanayinin rekabet gücüne, tedarik zincirlerinin dayanıklılığından tüketicinin güvenilir ve erişilebilir gıdaya ulaşmasına kadar sektörün geleceğini belirleyen stratejik bir konu. Bu dönüşümün kalıcı olması için üreticiden sanayiciye, perakendeden ev dışı tüketime kadar tüm paydaşların birlikte hareket etmesi gerekiyor. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde, tarımdan sanayiye, perakendeden ev dışı tüketime kadar tüm paydaşları buluşturarak dönüşümü hızlandıracak çözümleri ve somut adımları gündeme taşıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Krizi Çocukların Gelişimini De Tehdit Ediyor! Haber

İklim Krizi Çocukların Gelişimini De Tehdit Ediyor!

Üsküdar Üniversitesi tarafından kurulan COP31 Koordinatörlüğü; bilimsel bilgi üretimi, proje geliştirme, toplumsal farkındalık ve disiplinlerarası çözüm üretimi vizyonuyla tüm akademik ve idari birikimini küresel iklim eylemi ile bütünleştirmek amacıyla sürdürüyor. Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31), küresel iklim müzakereleri ile saha çözümlerini buluşturan en kritik platformlardan biri olurken, Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri de alandaki çalışmalarını yoğunlaştırdı. Koordinatörlük bu kapsamda bilimsel etkinliklerle konuyu farklı disiplinlerden ele alıyor, farkındalık oluşturuyor. COP31 faaliyetleri kapsamında “İklim Eyleminde Disiplinlerarası Yaklaşımlar” başlıklı çevrim içi etkinlik düzenlendi. İklim krizinin çocukların fiziksel ve zihinsel gelişiminden insan sağlığına, genetik mühendisliğinden yeşil bilişime kadar geniş bir çerçevede değerlendirildi. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Müdür Yardımcısı, Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller moderatörlüğündeki programa, Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, Üsküdar Üniversitesi Transgenik Hücre Teknolojileri ve Epigenetik Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülcan Ayral konuşmacı olarak katıldı. Etkinlikte iklim krizine genetik mühendisliği, biyoteknoloji, yeşil bilişim ve çocuk gelişimi eksenlerinde disiplinlerarası bir bakış sunuldu. Prof. Dr. Hikmet Koçak: “Bugünkü toplantı bir başlangıç oldu” Etkinlik kapsamında değerlendirmelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi COP31 Koordinatörü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hikmet Koçak, toplantının iklim değişikliği konusunda farkındalık oluşturması açısından önemli bir başlangıç olduğunu belirterek çocukların geleceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Koçak; “Çocuk gelişiminin hamilelikle başlayıp adölesan çağına kadar devam eden süreci en önemli noktalardan biri. Biz çocukları iyi yetiştirir ve hayata hazırlarsak bu hem insanlığın hem de ülkelerin geleceği açısından büyük önem taşıyor. COP31 kapsamında Antalya’daki sunumların yanı sıra farkındalık oluşturacak diğer toplantılarımızın da verimli geçmesini diliyorum. Bugünkü toplantı bir başlangıç oldu. Bundan sonra da seminerlerimiz devam edecek.” şeklinde konuştu. Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller: “İklim krizi sadece atmosferik bilimlerin çözebileceği bir sorun değil” Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, programda yaptığı açılış konuşmasında iklim krizinin artık tek bir disiplinin çözebileceği bir sorun olmaktan çıktığını vurguladı. Adiller; “COP31 sürecine doğru ilerlerken çok net bir gerçekle karşı karşıyayız aslında. İklim krizi artık sadece atmosferik bilimlerin tek başına çözebileceği bir sorun değil. Çünkü iklim değişikliğini geri almanın yanında iklim değişikliğine uyum süreci içerisindeyiz. O yüzden de iklim değişikliği sağlık, bilişim, genetik, ekonomi, sosyoloji ve eğitim gibi yaşamın tüm katmanlarını doğrudan etkileyen en büyük multidisipliner krizlerden biri. Bu anlayışla Üsküdar Üniversitesi olarak iklim eylemini tek taraflı bir mücadele olarak değil farklı disiplinlerin ortak akılla ürettiği bütüncül ve çözüm arayışı olarak ele alıyoruz.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Nurper Ülküer: “1 milyara yakın çocuk susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya” Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, iklim değişikliğinin çocukların gelişimi ve sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı. Prof. Dr. Ülküer; “Aşırı sıcaklık aslında beyin gelişimine etki ediyor. Beyin aşırı sıcaklığı kendi iyilik haline bir tehdit olarak görüyor ve buna karşı da stres tepkisi sistemi geliştiriyor. Hamilelik ve erken çocukluk döneminde stres sisteminin aşırı harekete geçmesi çocuğun duygu düzenleme bağlantılarını olumsuz şekilde etkiliyor. İklim değişikliğinin çocuklar üzerinde başka etkileri de var. 1 milyara yakın çocuk susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya, 470 milyon çocuk ise kuraklıkla karşı karşıya. Orman yangınları, dumanından biyolojik ortamın kaybolmasına kadar her alanda çocukların gelişimini, çocuk sağlığını ve insan sağlığını etkiliyor. Bütün bunlar çocukların gelişimini ve aileleriyle olan bağlarını etkileyecek. Bunlar için çok acil tedbirler alınması ve çocuklarla ilgili her türlü iklim projesinin ve programının ortaya konulması gerekiyor.” ifadelerini kullandı. “İklim değişikliği her çocuğu aynı şekilde etkilemiyor” İklim değişikliğinin çocuklar arasındaki mevcut eşitsizlikleri de derinleştirdiğini ifade eden Prof. Dr. Ülküer; “İklim değişikliği her çocuğu aynı şekilde etkilemiyor. Sosyoekonomik açıdan daha şanslı olan çocukların iklimin bu olumsuz etkilerinden daha az etkilendiğini ve daha çabuk da bu ortamdan kurtulduğunu görüyoruz ama kırılgan grupların, sosyoekonomik açıdan daha şanssız ortamlarda ve daha zor koşullarda olan çocukların iklim koşullarından daha fazla etkilendiğini ve böylelikle de var olan eşitsizliğin sosyal, ekonomik ve kültürel eşitsizliğin giderek daha da arttığını görüyoruz. 0-6 yaş döneminde çocukların beyin gelişimi, bağışıklık sistemi, enfeksiyonlara karşı duyarlılık ve akciğer gelişimi gibi alanlar çevresel problemlerden etkileniyor. Adölesan dönemi de gelişim açısından önemli bir risk zamanı. Bu nedenle UNICEF ve çocuk hakları konusunu savunanlar iklim krizinin aslında bir çocuk hakları krizi olduğunu söylüyorlar.” şeklinde konuştu. “Daha etkin çalışmalara ihtiyacımız var” Prof. Dr. Ülküer, Türkiye’de çocukların iklim değişikliğinden nasıl korunabileceğine yönelik araştırmaların artırılması gerektiğini dile getirerek, “Çocuğun gelişimiyle ilgili iklim çalışmalarına baktığımız zaman araştırmaların büyük bir kısmının Amerika'da ve Çin'de olduğunu görüyoruz. Türkiye'de ise büyük bir kısımda hala çocuğun gelişimine yönelik araştırmalar yok. Araştırmaların büyük odağı sağlıkla ilgili çalışmalar. Çocukların iklim değişikliğinin etkilerinin nasıl azaltılması gerektiğiyle ilgili çalışmalar daha az, ama ne tür etkileri olduğu ile ilgili çalışmalar daha fazla. Bizim biraz daha iklim değişikliklerinin çocuğun doğum öncesinden başlayarak adölesan dönemine kadar hangi alanlarda nasıl etkilediği ve bunların azaltılması, önlenmesi için neler yapılması gerektiğiyle ilgili daha etkin, aktif çalışmalara ihtiyacımız var.” dedi. Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan: “Çevresel stres altında üretimi korumak bizim için çok önemli” Üsküdar Üniversitesi Transgenik Hücre Teknolojileri ve Epigenetik Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, iklim eyleminde genetik mühendisliği ve biyoteknolojinin rolüne değinerek insan sağlığı, tarım ve uzay biyolojisi alanlarında yürütülen çalışmaları anlattı. Dr. Taştan; “İklim eylemine sadece çevre odaklı değil, aslında insan sağlığına etki edebilecek tüm odakları bir araya getirmek suretiyle bakmak istedik. Çünkü uyum konusunda özellikle çevresel stres altında sağlığı ve üretimi korumak bizim için çok önemli. Ortak çalışmamız burada ‘Biyolojik dayanıklılık nasıl olmalı?’ sorusu üzerine şekilleniyor. Biz bunu insan sağlığı, tarım ve uzay biyolojisi kapsamında ele almaya çalışıyoruz.” dedi. “Kişiye özel tedavi insan sağlığını doğru anlayıp kontrol edebilmemize imkân sağlıyor” Dr. Taştan, genetik mühendisliği teknolojilerinin insan sağlığı ve iklim değişikliği arasındaki ilişkinin anlaşılmasına katkı sunduğunu belirterek, kişiye özel tedavi ve yeni nesil tedavi yöntemlerinin önemine dikkat çekti. Dr. Taştan; “Gelişen CRISPR gibi genetik mühendislik yaklaşımlarıyla vücudumuzda gerçekleşen hastalıkların temelinde yatan nedenleri yeni hastalık modelleriyle anlayabiliyoruz. Daha az maliyetle ve daha hızlı bir şekilde insan sağlığını ve kalitesini artırabilecek yeni ilaçlar ve tedavi yöntemleri geliştirmeye başlıyoruz. Özellikle aşırı sıcaklığın ve hava kirliliğinin üzerimizde oluşturduğu yan etkiler, gıda, su ve enfeksiyon riskleri iklim değişikliğiyle birlikte insan sağlığını beraber ele almamız gereken konular. Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalıklara sahip bireyler için kişiye özel tedavi ve kişiye özel tanı yöntemlerini kullanmak, iklim değişikliğiyle beraber insan sağlığını da doğru şekilde anlayıp kontrol edebilmemize imkân sağlıyor.” şeklinde konuştu. “İklimlendirme odası ve laboratuvar kurduk” Tarım alanındaki çalışmalarına da değinen Dr. Taştan, iklim koşullarına dayanıklı üretim modellerinin geliştirilmesine yönelik araştırmalar yürüttüklerini ifade etti. Dr. Taştan; “Türkiye'nin en büyük tarımsal faaliyetlerinden biri pamuk üretimi. Türkiye'nin sadece Urfa değil Hatay, Adana, Aydın gibi birçok farklı yerinde özellikle lif kalitesi ve stres altında pamuk üretimiyle ilgili birçok farklı sorun ve şikâyet var. Biz de bunun için büyük bir iklimlendirme odası ve laboratuvar kurarak, özellikle Üsküdar Üniversitesi içerisinde biyolojik dayanıklılığı tarım alanında yeni nesil genetik mühendisliği teknolojileri kullanarak nasıl yapabileceğimizi araştırıyoruz.” dedi. Dr. Öğr. Üyesi Gülcan Ayral: “İklim eylemi değişen koşullara hazırlanmayı gerektiriyor” Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülcan Ayral, iklim değişikliğinin şirketler açısından yalnızca çevresel değil, aynı zamanda yönetsel bir mesele olduğunu belirterek, yeşil bilgi sistemleri üzerine gerçekleştirdiği araştırmanın bulgularını paylaştı. Seminerler devam ediyor 14 Ekim'de gerçekleştirilen ikinci webinarda ise Prof. Dr. İbrahim Özdemir, “İklim Eyleminde Disiplinlerarası Yaklaşımların Anlamı ve Önemi” başlıklı konuşmasında konuyu Üsküdar Üniversitesi örneği üzerinden ele aldı. Bu kapsamda 21 Ekim 2026 Çarşamba günü de Doç. Dr. Feride Kulalı Özdek tarafından “Nükleerden Hidrojene: Üretim Teknolojileri ve Gelecek Perspektifi” başlıklı seminer gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye İş Bankası COP31’de  “İklim Destekçisi” Olarak Yerini Alıyor Haber

Türkiye İş Bankası COP31’de “İklim Destekçisi” Olarak Yerini Alıyor

Küresel iklim kriziyle mücadelede uluslararası iş birliğinin ve somut adımların en üst düzeyde ele alındığı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 31. oturumu (COP31), 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. İş Bankası, COP31’in temel ilkeleri olan diyalog, uzlaşı ve aksiyon ekseninde, Türkiye’nin çevresel ve sosyal açıdan güçlü ve dayanıklı dönüşümüne sunduğu katkıyı COP 31’e taşıyacak. Banka, zirve boyunca paydaşlarının iklim geçiş yolculuklarına eşlik etme vizyonunu ve somut çalışmalarını katılımcılarla buluşturmayı hedefleyecek. Bu kapsamda enerji dönüşümü, iklim finansmanı, karbonsuzlaşma, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim, denizler, gıda ve tarım gibi farklı temalarda önde gelen isimlerin katılımıyla tematik diyaloglar ve buluşmalar gerçekleştirilecek. “Somut çözümlere, stratejik ortaklıklara ve finansın dönüşümdeki rolüne odaklanacağız” İş Bankası’nın COP31’e katılımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Ebru Özşuca, iklim krizinin etkilerini azaltmak ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmak amacıyla atılan adımların önemini vurguladı. Özşuca, insanlığın karşı karşıya olduğu en acil sorunlardan biri olan iklim değişikliğiyle mücadele için dünya genelinde hızla harekete geçilmesi, yenilikçi ve iş birliğine dayalı çözümler geliştirilmesi gerektiğine işaret ederek; “İklim değişikliği, şirketlerin üretim süreçlerini, yatırım ihtiyaçlarını ve rekabet gücünü etkilerken, doğal kaynaklarımızın ve toplumsal refahın geleceğini de şekillendiriyor. Dayanıklı bir gelecek için bu alanları birlikte ele almak, farklı uzmanlıkları ve kaynakları ortak hedefler etrafında buluşturmak gerekiyor. Müşterilerimizin dönüşüm ihtiyaçlarını anlamak, projelerin uygulanabilir ve finanse edilebilir hale gelmesine katkı sağlamak ve ihtiyaç duyulan sermayeyi doğru yatırımlarla buluşturmak, bu yaklaşımın önemli bir parçası. İş Bankası olarak iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sunarken Türkiye’nin üretim kapasitesine, rekabet gücüne ve uzun vadeli dayanıklılığına da katkı sağlamayı amaçlıyoruz. COP31, Türkiye’nin yeşil kalkınma hamlesini uluslararası alanda duyurmak ve ortak akıl üretmek için eşsiz bir zemin sunuyor. Yer alacağımız Yeşil Bölgede somut çözümlere, stratejik ortaklıklara ve reel ekonominin dönüşümünde finansın rolüne odaklanacağız. İkinci yüzyılımızda da her alanda geliştirdiğimiz iş birlikleriyle ve sunduğumuz finansman çözümleriyle Türkiye’nin güçlü ve dayanıklı geleceği için çalışmayı sürdürüyoruz.” dedi. Finans, bilim, sanat ve teknolojiyi COP31’de buluşturacak İş Bankası’nın COP31’de paylaşacağı deneyimin temelinde, farklı sektörlerde geliştirdiği finansman çözümleri ve uzun yıllara dayanan birikimi yer alıyor. Banka; yenilenebilir enerji finansmanından tarımda verimliliğin artırılmasına, kadın girişimciliğinin desteklenmesinden KOBİ’lerin yeşil dönüşümüne kadar geniş bir yelpazede müşterilerinin dönüşümüne eşlik ediyor. Bu çalışmaları bilimsel araştırmalara, biyolojik çeşitliliğin korunmasına, doğal ekosistemlerin onarılmasına ve yenilikçi teknolojilere sağladığı katkıyla güçlendiren İş Bankası, COP31’de finans, bilim, sanat ve teknolojiyi buluşturan projelerin dayanıklı bir geleceğin inşasındaki rolüne dikkat çekecek. Banka, zirvede kurulacak iş birliklerinin iklim eylemine kalıcı ve somut katkılar sunmasını amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Satsuma Mandalinanın İhracat Yolculuğu Başladı Haber

Satsuma Mandalinanın İhracat Yolculuğu Başladı

Sonbahar ve Kış mevsimlerinde C vitamini deposu olan, soğuk algınlığına karşı kalkan görevi gören, aroması, ince kabuğu ve çekirdeksiz yapısıyla en çok tercih edilen mandalina türü satsumada ihracat zamanı. Satsuma mandalinada ihracat sezonu 19 Ekim 2026 tarihinde başladı. Satsuma mandalinada ihracat sezonunun başlaması nedeniyle satsuma mandalinasıyla uluslararası üne sahip olan İzmir’in Gümüldür beldesinde “Satsuma Mandalina Hasat Töreni” düzenlendi. Balık: “Rekoltede yüzde 10-20 artış bekliyoruz” Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Balık, mandalina ihracatından Türkiye’nin 2025 yılında 912 milyon dolar döviz kazandığını, mandalinanın yaş meyve sebze ihracatında lider ürün olduğunu, 2026 yılı mandalina rekoltesinin katma değerli bir şekilde ihraç edilmesi için çaba göstereceklerini dile getirdi. 2026 sezonunda mandalina rekoltesinde yüzde 10-20 artış beklediklerinin altını çizen Balık, “Ege’nin satsuma mandalinası yeni sezonda ihracat yolculuğuna bugün başlıyor. Üreticilerimize ve ihracatçılarımıza hayırlı bir sezon diliyoruz” şeklinde konuştu. Mandalina ihracatından 912 milyon dolar döviz kazanmanın yanında mandalinanın üreticiden paketleme tesislerine, lojistik sektöründen ihracatçı firmalara kadar geniş bir ekonomik zinciri oluşturduğunu kaydeden Balık şöyle devam etti: “Mandalina ihracatında 2025 yılında Irak, 360 milyon dolarlık ihracatla ilk sırada yer alırken, Rusya Federasyonu 313 milyon dolarla ikinci oldu. Ukrayna 72 milyon dolar, Polonya 23 milyon dolar ve Sırbistan 19 milyon dolarlık mandalina ihracatıyla öne çıkan diğer pazarlar arasında yer aldı. Yeni sezonda önceliklerimiz kalıntı mevzuatına tam uyum, iyi tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması, gümrük süreçlerinin kesintisiz yürütülmesi ve ürünlerin uluslararası alıcılara zamanında ve güvenilir biçimde ulaştırılması olacak. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak ihracatçıların rekabet gücünü artırmak için çalıştıklarını belirten Balık, uluslararası fuarlar, ticaret heyetleri ve tanıtım faaliyetleri aracılığıyla Avrupa, Körfez ve Uzak Doğu pazarlarında yeni fırsatlar oluşturmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi. Uçak: “Mandalina ihracatında pazar çeşitliliği ve katma değer önemli” Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, satsuma mandalinanın Ege Bölgesi için yalnızca bir tarım ürünü olmadığını; üreticilerin geçim kaynağı, kıyı ilçelerinin ekonomik hayatının önemli bir unsuru ve bölgenin uluslararası pazarlardaki simgelerinden biri olduğunu ifade etti. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılı mandalina ihracatında Ukrayna ve Rusya Federasyonu’nun yaklaşık yüzde 64 paya sahip olduğunu aktaran Uçak, aynı yıl Sırbistan, Kuzey Makedonya, Romanya, Kosova, Karadağ, Bosna-Hersek ve Bulgaristan başta olmak üzere Balkan ülkelerine yaklaşık 5 milyon dolarlık mandalina ihraç edildiğini belirtti. Sonbahar ve kış aylarında bağışıklığınızı mandalinayla güçlendirin Mandalinadan meyve suyu, konserve, kurutulmuş meyve, reçel ve marmelat üretilebildiğini; kabuğundan ise esans ve aroma ürünleri elde edilebildiğini hatırlatan Uçak, “Hasat kayıplarının azaltılması ve ürünün farklı biçimlerde değerlendirilmesi hem taze hem de işlenmiş ürün ihracatına katkı sağlıyor. C vitamini ve lif açısından zengin mandalina, sonbahar ve kış aylarında bağışıklığın en doğal destekçilerinden biridir. Günde 2-3 adet mandalina tüketilmesini, okul çağındaki çocuklarımızın beslenme çantalarına mutlaka mandalina konulmasını öneriyoruz. Emeğini toprağa veren üreticilerimize, ürünümüzü dünyaya taşıyan ihracatçılarımıza bereketli ve kazançlı bir sezon diliyorum” diyerek sözlerine son verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.