Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarım

Kapsül Haber Ajansı - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İGSAŞ, CX Awards Turkey 2026’da “İyi Fikir Ödülü”nün Sahibi Oldu Haber

İGSAŞ, CX Awards Turkey 2026’da “İyi Fikir Ödülü”nün Sahibi Oldu

Türkiye’nin ilk ve en kapsamlı müşteri deneyimi ödül programı olan CX Awards Turkey kapsamında Dijital Müşteri Deneyimi Kategorisi’nde “İyi Fikir Ödülü”ne layık görülen İGSAŞ, tarımda dijitalleşmeyi odağına alan yaklaşımıyla dikkat çekti. Bu yıl 9’uncusu düzenlenen CX Awards Turkey’de, alanında uzman ve bağımsız jüri üyeleri tarafından yürütülen değerlendirme sürecinde Türkiye’nin farklı sektörlerinden projeler incelendi. Müşteri deneyimine getirdiği yenilikçi yaklaşım ve sunduğu somut faydalarla öne çıkan 25 proje ödüllendirilirken, İGSAŞ da bu seçkin projeler arasında yer alarak “İyi Fikir Ödülü”nün sahibi oldu. Ödüle ilişkin değerlendirmede bulunan İGSAŞ Genel Müdürü İlkay Ünal, “Tarımda sürdürülebilirliği yalnızca üretim süreçleriyle değil, çiftçinin sahadaki deneyimini iyileştiren bütüncül çözümlerle ele alıyoruz. CX Awards Turkey’de aldığımız bu ödül, dijitalleşmeyi sahaya değer katan bir araç olarak konumlandıran yaklaşımımızın ve çiftçiyi merkeze alan vizyonumuzun güçlü bir göstergesi. İGSAŞ olarak, teknolojiyi tarımın geleceğini destekleyen somut faydalara dönüştürmeye devam edeceğiz.” dedi. Dijitalleşen tarım ekosisteminde uçtan uca müşteri deneyimi İGSAŞ, Çiftçi Mobil Uygulaması ve uygulama içerisinde yer alan yapay zekâ destekli altyapısıyla “doğru sulama” ve “doğru gübreleme” analizleri sunarak hem tarımsal verimliliği artırıyor hem de su ve kaynak kullanımında sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor. Uygulamada yer alan Filiz Yapay Zeka Asistanı, uydu destekli izleme özelliği sayesinde tarlaların sağlık durumunun harita üzerinden anlık olarak takip edilmesini mümkün kılarken, “anlık olarak uzmanına sor” modülü ile çiftçilere gerçek zamanlı danışmanlık desteği sunarak sahadaki karar alma süreçlerini güçlendiriyor. İGSAŞ Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Direktörü Ertuğrul Aktaş, “Müşteri deneyimini, dijital araçlarla karmaşıklaştırmak yerine sadeleştiren ve çiftçinin günlük karar süreçlerine doğrudan katkı sağlayan çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz. Filiz Yapay Zeka Asistanı, minimum teknolojiyle maksimum fayda üretme anlayışımızın somut bir çıktısı. CX Awards Turkey’de ‘İyi Fikir Ödülü’ne layık görülmemiz, kullanıcıyı merkeze alan bu yaklaşımın doğru bir karşılık bulduğunu gösteriyor.” dedi. İGSAŞ’ın CX Awards Turkey’de ödüle layık görülen bu yaklaşımı; minimum teknolojiyle maksimum fayda yaratmayı, kullanıcıyı merkeze alan sade çözümler geliştirmeyi ve dijitalleşmeyi sahaya gerçek değer olarak yansıtmayı hedefleyen müşteri deneyimi vizyonunu ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Mustafa Bozbey: Su Kaynaklarını Korumak Ortak Sorumluluğumuz Haber

Başkan Mustafa Bozbey: Su Kaynaklarını Korumak Ortak Sorumluluğumuz

Bursa Belediyeler Birliği ev sahipliğinde, Bursa Büyükşehir Belediyesi BUSKİ Genel Müdürlüğü, Mimar ve Mühendisler Grubu ve DSİ Bölge Müdürlüğü’nün destekleriyle düzenlenen ‘Bursa Sürdürülebilir Su Yönetimi Çalıştayı’, Movenpick Hotel’de ilçe belediye başkanları, kamu kurumları, akademisyenler, meslek odaları ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. 2050’DEKİ DÜNYA SICAKLIĞINA 2025'TE ULAŞILDI Etkinliğin açılışında konuşan Marmara Belediyeler Birliği ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, su yönetimiyle ilgili çalışmaları yerel yönetim ve genel yönetimin birlikte sürdürmesi gerektiğini söyledi. Dünyanın ciddi bir iklim krizi yaşadığını, mevsimlerdeki ve yağış rejimlerindeki değişikliğin artık yakından hissedildiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Dünya Meteoroloji Örgütü'nün verilerine göre 2050 yılındaki dünya sıcaklığına 2025'in Temmuz ayında ulaşıldığını dile getirdi. “TÜRKİYE, SU KITLIĞI ÇEKEN ÜLKE DURUMUNA GELEBİLİR” Uluslararası çalışmaların kullanılabilir su miktarının son 2 yılda yüzde 10 azaldığını gösterdiğini de anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Ülkemizin yüzde 88'inin çölleşme riskiyle karşı karşıya kaldığı bildiriliyor. 2030 için alarm zillerinin çaldığı söyleniyor. Türkiye, yılda kişi başına düşen 1519 metreküplük su miktarıyla su sıkıntısı çeken bir ülke olarak gösteriliyor. Artan nüfusla birlikte kişi başına kullanılabilir yıllık su miktarının 2030 yılında 1200 metreküpe, 2040 yılında 1116 metreküpe, 2050 yılında da 1069 metreküpe kadar düşmesi bekleniyor. Raporlar, Türkiye'nin su kıtlığı çeken bir ülke durumuna geleceğini gösteriyor. Birleşmiş Milletlerin son raporuna göre de Dünya, küresel su iflası sürecine girdi” dedi. “SUYU NASIL KORUYACAĞIMIZI KONUŞMALIYIZ” Bursa’da son bir yılda barajlardaki su miktarının yüzde 30 civarında azaldığını vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, bilim insanlarının raporuna göre, 2026 yazının 2025’ten daha sıcak geçeceğini ve bir buçuk derece sıcaklık artışının yaşanacağını söyledi. Bursa’nın artık su şehri olmadığını da vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, “Suyu asla siyaset malzemesi yapmamalıyız. Tam tersine suyu nasıl koruyacağımızı, gelecek yıllarda nasıl su sorunu yaşamayacağımızı hep birlikte konuşmalıyız. Projeler ortaya koymalıyız. DSİ tarafından Çınarcık Barajı yapılmamış olsaydı, bugün Bursa için daha kötü günleri bekleyebilirdik. Bugün en büyük havzaya sahip olan Çınarcık Barajı'dır. Bu havzalarımızda maden aramayla ilgili herhangi bir işlemin yapılmaması tarafındayız. Çünkü her açılan ocağın suyumuzu kirlettiğinin farkındayız. Hatta suyun ve Bursa’nın geleceği için bu havzada maden faaliyeti yapan kurumların izinlerinin iptal edilmesinin doğru olacağına inanıyoruz” diye konuştu. “SU SEVİYESİ 250 METRENİN ALTINA İNDİ” Bursa’nın, Uludağ'dan ovaya, derelerden barajlara, yeraltı sularından içme suyu havzalarına kadar çok zengin bir ekosisteme sahip olduğuna değinen Başkan Mustafa Bozbey, ancak bu zenginliğin sınırsız olmadığının da altını çizdi. Su seviyesinin Bursa ovasında 250 metrenin altına indiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bir bilim insanımız, Bursa Ovası ve Konya Ovası’nın her yıl 6 santim çöktüğünü bildirdi. Sebebi, yeraltı su seviyesinin aşağıya inmesidir. Bunların da mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Suya olan talep, nüfus, sanayi ve tarımla birlikte her geçen yıl da artıyor. Yerel yönetimler olarak artık suyun nereden geldiğini, nasıl korunduğunu, nasıl kullanıldığını ve nasıl geriye kazanıldığını beraber düşünen bir anlayışla hareket etmeliyiz” dedi. “ÜRETİM İLE SU ARASINDA YENİ BİR DENGE KURMALIYIZ” Su kaynaklarının korunmasının ve güvenliğinin önemine dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, gri su kullanımına artık daha fazla önem verilmesi ve yatırım yapılması gerektiğinin altını çizdi. Yeraltı su kullanımının da çok iyi takip edilmesi gerektiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Kayıp kaçakla mücadeleyi bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Bu konuda sürekli yatırım yapıyoruz. Akıllı altyapı sistemlerini, SCADA uygulamalarını, anlık izleme ve erken uyarı mekanizmalarını Bursa’da genelinde yaygınlaştırıyoruz. Kent planlamasından altyapıya, yeşil alanlarından sanayi bölgelerine kadar her başlıkta suya duyarlı kent anlayışıyla hareket ediyoruz. Bursa üretim kentidir, sanayi kentidir. Sanayi bizim için de bir gerçektir. Bunu yok sayamayız. Tarım da bizim güvencemizdir. Ancak üretim ile su arasında yeni bir denge kurmak zorundayız” diye konuştu. “GERİ KAZAN, YENİDEN DEĞERLENDİR” Suyun yaklaşık yüzde 70’inin tarımda kullanıldığını dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, yüzde 15’inin sanayide, yüzde 15'inin ise konutlarda kullanıldığını açıkladı. Tarımdaki vahşi sulamayı ortadan kaldırmak gerektiğini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, “Modern sulama tekniklerini hayata geçirmeliyiz. Su verimliliğini artıran uygulamalara öncelik vermeliyiz. Su tasarrufu üretimden vazgeçmek değil, üretimi geleceğe taşımaktır. Daha az suya ihtiyaç duyan ürünlere dönüşümü yapmalıyız. Artık su yönetiminde yeni bir paradigma var. ‘Al, kullan, at’ değil, tam tersine ‘geri kazan, yeniden değerlendir’. Bursa'da atık su arıtma tesislerini bu bağlamda ele alıyoruz. Arıtmayı bir kaynak yönetim süreci olarak görüyoruz. Çalıştaydan çıkacak her fikir, düşünce ve söylem, Bursa'nın suyla ilgili yol haritasına katkı sağlayacaktır” dedi. Bursa Belediyeler Birliği ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da suyun önemine vurgu yaparak insanlık tarihi boyunca medeniyetlerin hep suyun etrafında şekillendiğini anlattı. Son yıllarda yaşanan gelişmelerin suyun da sınırsız bir kaynak olmadığını gösterdiğini vurgulayan Yılmaz, çalıştaydaki her sunumun Bursa ve Türkiye için örnek teşkil edecek bir yol haritasına dönüşmesini temenni ettiklerini söyledi. Önceki dönem Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, su yönetiminin iyi yapılması halinde susuzluk sorununun yaşanmayacağını dile getirdi. Çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Eroğlu, çıkacak sonuçların kuraklıkla mücadeleye katkı sağlamasını diledi. Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan ve Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Başkanı Yavuz Sarı'nın konuşmaların ardından çalıştay, uzman isimlerin konuşmacı olduğu oturum bölümleriyle devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ne Yediğini Bilmek İsteyenler Kendi Gıda Erişim Ağlarını Kuruyor Haber

Ne Yediğini Bilmek İsteyenler Kendi Gıda Erişim Ağlarını Kuruyor

Yiyeceklerinin nerede, kim tarafından, nasıl üretildiğini sorgulayarak yola çıkanların oluşturduğu gıda toplulukları, sadece gerçek gıdaya ulaşmak için değil aynı zamanda tarım ve gıda alanındaki sorunlara çözüm olabilecek bir sistem olarak gün geçtikçe yayılıyor. Gıda topluluklarını tabandan örgütlenen sivil inisiyatifler olarak tanımlayabiliriz. Bu topluluklar yediklerinin nerede, nasıl, kim tarafından üretildiğini bilmek, temiz üretim yapan yerel/küçük üreticileri bulmak ve desteklemek, gerçek gıdaya hak ettiği değeri vermek isteyen, yani gıdanın tarladan sofraya yolculuğu konusunda sorumluluk alan “türeticiler”den oluşuyor. Yeni başlayanlar için “tabandan örgütlenme”, “sivil inisiyatif” ifadeleri iddialı görünebilir, öyleyse geniş kitlelere hitap eden, organize gıda topluluklarının yola çıkarken sordukları soruya verdikleri yanıtlardan yola çıkabilirsiniz. Sağlıklı ve gerçek gıdaya nasıl ulaşırım? Bulunduğunuz bölgede kurulan halk pazarlarında mevsime uygun sebze-meyve satan 3-5 köylü tezgâhı mutlaka vardır. Onlarla sohbet edin. Sattıkları ürünleri nerede yetiştirdiklerini, nasıl gübre kullandıklarını, sebzelere gelen hastalık ve böceklerle nasıl baş ettiklerini sorun. Temiz üretim yaptığına güvendiğiniz bir çiftçiden alışveriş yapmaya başlayarak ilk adımı atmış olursunuz. Internetin nimetlerinden yararlanın ve yaşadığınız bölgede bir gıda topluluğu olup olmadığını araştırın. Türkiye’deki gıda topluluklarının listesine buradan ulaşabilirsiniz: Dahil olabileceğiniz bir gıda topluluğuna ulaşamazsanız komşularınız, iş arkadaşlarınız, ve/veya akrabalarınızla bir topluluk oluşturabilirsiniz. Bir gıda topluluğu nasıl kurulur? Bu soruya yanıt vermeden önce dünyada ve Türkiye’de bugüne kadar kurulan toplulukların nasıl işlediğine bir bakalım. Gıda toplulukları temelde iki sistem üzerine kuruluyor: Katılımcı Onay Sistemleri (KOS) ve Topluluk Destekli Tarım (TDT). Fakat bu sistemleri değişmez bir standart olarak kabul etmemek gerek. Her gıda topluluğunun kendi iç dinamikleri var. Topluluk dinamikleri kişi sayısından bireylerin ilişkilerine ve kültürlerine göre pek çok değişkene bağlı. Grup büyüdükçe tüzel bir yapıya ihtiyaç duyulabilir ve dünyanın birçok yerinde olduğu gibi tüketici kooperatifi kurma yoluna gidilebilir. Katılıcı Onay Sistemleri Katılımcı Garanti/Onay sisteminde üreticiler, tarafların aktif katılımıyla belirlenen kriter ve yöntemlere göre seçilir. Bu sistem, güven, sosyal ağlar ve bilgi/deneyim takası esasına dayanır. KOS işleyiş sürecinde topluluğu oluşturanlar önce sofralarına koymak istedikleri ürünlerin ve üreticilerin kriterlerini belirler. Örneğin küçük üreciden, pestisit ve sentetik gübre kullanmadan yetiştirilmiş ürünleri almak gibi kriterler belirleyebilirler. Ardından bu kriterlere uygun üreticileri bularak, onlardan belirli periyodlarda ürün siparişi verirler ve belli bir dağıtım gününde, mekânında üretici ve ürünleriyle buluşarak gıdalarını temin ederler. Bu süreçte gıda topluluğu üyeleri, üreticilerle görüşmeler, sipariş listelerinin hazırlanması, lojistik, dağıtım organizasyonu ve ödemelerin üreticilere ulaştırılması gibi işlerde sorumluluk alırlar. Topluluk Destekli Tarım Topluluk Destekli Tarım, gıda üretimi ve tüketimi arasında doğrudan bağlantı kuran, bir çiftlik ve destekçi topluluğu arasındaki karşılıklı bağlılığa dayalı bir ortaklığı tanımlar. Destekçiler genelde hasattan pay satın alarak, bazen çiftlik işlerine yardımcı olarak çiftliğin yıllık işletme giderlerini karşılar. Bazen de ihtiyaç duydukları ürünleri yetiştirmesi için çiftçiye alım garantisi verip ön ödeme gibi kolaylıklar sağlayarak ürün bazında ortaklık yaparlar. Karşılığında, çiftlik mümkün olan en sağlıklı ve taze mevsimlik ürünü temin eder. TDT’nin standart bir formülü yok. Uygulayan topluluğun ve çiftliğin tercihlerine göre farklı kuralları olabiliyor. İdeal bir TDT modelinin, çiftçinin karşılaştığı temel sıkıntılara çözümler sunması ve risklere ortak olması bekleniyor.

Gaziantep Büyükşehir ile Meralarda Hayvanlar Temiz Suya Kavuşuyor Haber

Gaziantep Büyükşehir ile Meralarda Hayvanlar Temiz Suya Kavuşuyor

Tarım ve hayvancılığa verdiği destekleri kararlılıkla sürdüren Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, üreticiyi merkeze alan projelerini bir bir hayata geçiriyor. Meralarda üreticilerin suya erişimini kolaylaştırmak, hayvan sağlığı ve refahını artırmak amacıyla hayvancılıkla uğraşan üreticilere yönelik çalışmalar aralıksız devam ediyor. Uygulama kapsamında, yaz aylarında hayvanların sulama ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra, kurulacak gölgelik alanlarla sıcaklık stresine bağlı et ve süt verimi kayıplarının azaltılması hedefleniyor. Sağlanan destekle birlikte hem hayvan refahının artırılması hem de üreticilerin verimliliği ve gelir düzeyinin yükseltilmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında Nurdağı ilçesi İncirli Mahallesi’nde üreticilerle bir araya gelinerek, 150 metrekare büyüklüğünde metal gölgelik ile uzunluğu 240 santimetre, üst genişliği 46 santimetre, taban genişliği 32 santimetre ve derinliği 27 santimetre olan, galvanizli sacdan imal edilmiş seyyar sıvatlar dağıtıldı. Proje ile toplamda 210 adet seyyar metal sıvatın üreticilere ulaştırılması planlanıyor. ŞAHİN: HEP BİRLİKTE BUNU BAŞARACAĞIZ Dağıtım töreninde konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, deprem sonrası ağır hasar gören Nurdağı’na yapılan destekleri anlatarak şunları söyledi: “Bu hayvanların canı bize emanet. Bakın suya kavuştu. Bizim bu hayvancılık üzerindeki kaybı çok hızlı telafi etmemiz lazım. Tam tersi arttırmamız lazım. Azaltamayız. Siz benim hocamsınız. Ben lojistikçiyim, uygulamacıyım. Hızlı bir şekilde kendimizi toparlayalım ve hızlı bir şekilde çözelim. Bilimsel yaklaş, aklını kullan. Çok hızlı bir şekilde bizim bu ovayı, yeşil ovayı ekonomiye, aile ekonomisine çevirmemiz gerekiyor. Başını yastığa koyduğu zaman hiçbir tereddüt olmamalı. Aile ekonomisi güçlenmeli. Hep birlikte bunu başaracağız. Durmak yok, çalışmaya devam, durmak yok, yola devam diyorum.” ERCİYAS: DEPREM AFETİ SONRASI HER SEKTÖRDE İLÇEMİZ KALKINIYOR Nurdağı Kaymakamı Nurullah Cemil Erciyas ise konuşmasında asrın felaketi olarak nitelendirilen şiddetli depremler sonrası asrın birlikteliği sınavını en iyi Gaziantep’in verdiğini ifade ederek şöyle konuştu: “Sayın valimizin, Sayın başkanımızın önderliğinde Gaziantep Modeli ile herkes Gaziantepli hemşerilerimizin menfaati için canla başla çalışıyor. Biz de bu ekibin bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz. Deprem afeti sonrası her sektörde ilçemiz kalkınıyor. Eğitimden sağlığa, tarımdan sanayiye, bütün sektörlerde hem altyapıda hem üst yapıda çalışmalar hızlı bir şekilde devam ediyor. Bizler de burada karınca misali bütün bu çalışmalara katkı sunmaya devam edeceğiz.” Nurdağı Belediye Başkanı Mehmet Yıldırır, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin ilçede tarımla ilgili yaptığı çalışmalara değindi. Programda ayrıca İl Tarım ve Orman Müdürlü İbrahim Sağlam, AK Parti Nurdağı İlçe Başkanı Mustafa Yiğit, Gaziantep Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Cuma Yiğit, Nurdağı Ziraat Odası Başkanı Kemal Belpınar, Gaziantep Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Osman Türkman ve Nurdağı İncirli Mahallesi Muhtarı Ömer Dev projenin önemine dikkat çekerek teşekkür etti. Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilir Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanı Kenan Seçkin ise 2014 yılından bugüne kadar kurumun verdiği destekleri anlattı.

Karaarslan İnşaat, Beşiktaş Futbol A Takımı’nın Forma Sırt Sponsoru Oldu Haber

Karaarslan İnşaat, Beşiktaş Futbol A Takımı’nın Forma Sırt Sponsoru Oldu

Beşiktaş JK ile Karaarslan İnşaat arasında imzalanan anlaşma, bugün düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Beşiktaş Futbol A Takımı’nın forma sırt sponsorluğunu kapsayan anlaşma ile birlikte, spor ve iş dünyası arasında kurulan bu ortaklığın her iki tarafa da kurumsal değer ve görünürlük sağlaması hedefleniyor. Anlaşma, taraflar açısından yalnızca bir iş birliği olmanın ötesinde, ortak değerler ve uzun vadeli duruş temelinde şekillenen bir birliktelik olarak değerlendiriliyor. 1998 yılında Vahit Karaarslan’ın vizyonu ile temelleri atılan Karaarslan Şirketler Grubu; inşaat, gayrimenkul, tarım ve enerji sektörlerinde yürüttüğü yatırımlarla istikrarlı büyümesini sürdürüyor. Grup, Beşiktaş ile gerçekleştirilen bu anlaşma ile birlikte güçlü duruşunu yeşil sahalara taşımayı amaçlıyor. Karaarslan Şirketler Grubu, önümüzdeki dönemde de ekonomik ve sosyal sorumluluk alanlarındaki yatırımlarını sürdürerek ülke ekonomisine ve istihdama katkı sağlamaya devam etmeyi hedefliyor. Basın toplantısında konuşan Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Başkanı Serdal Adalı, yapılan anlaşmanın kulüp açısından önemine dikkat çekerken; Karaarslan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Vahit Karaarslan ise bu iş birliğini, şirketin uzun vadeli yatırım anlayışı ve değer odaklı yaklaşımının bir parçası olarak değerlendirdi. Beşiktaş JK Yönetim Kulübü Başkanı Serdal Adalı: “Beşiktaş dünyasına hoş geldiniz” Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Başkanı Serdal Adalı basın toplantısında yaptığı açıklamada, sponsorluğun kulüp için taşıdığı öneme dikkat çekti. Serdal Adalı, “Bugün burada, yeni bir iş birliğini değerli basınımız ve kamuoyu ile paylaşmak üzere bir araya geldik. Ülkemizin değerli iş insanlarından, kendisi de koyu bir Beşiktaşlı olan Karaarslan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Vahit Karaarslan bugün aramızda. Kendisine ve şirketine “Beşiktaş dünyasına hoş geldiniz” diyorum. Karaarslan İnşaat, ülkemiz için hizmet etmekten geri durmayan, istihdam yaratan, sektöründe öncü bir firma. Bu anlamda, kulübümüzün vizyonu ile örtüşen, Beşiktaş’a gönülden bağlı bir isimle bu iş birliğini hayata geçiriyoruz. Bu sponsorluğun kulübümüze ve Karaarslan İnşaat’a hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Vahit Bey’in Beşiktaş’a sunduğu bu değerli desteğin, önümüzdeki dönemde de güçlenerek devam etmesini temenni ediyorum. Vahit Karaarslan: “Beşiktaş’la olan iş birliğimiz bir logodan ibaret değil” Toplantıda konuşan Karaarslan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Vahit Karaarslan, Karaarslan ailesi olarak 4 kuşaktır Beşiktaş’lı olduklarını ve bu iş birliğinin kendilerini çok mutlu ettiğini ifade etti. Bu iş birliğinin sadece bir logodan ibaret olmadığını belirten Karaarslan, “Bu bir değer ortaklığı. Beşiktaş’ın çizgisi ve bizim iş dünyasındaki çizgimiz paralel” dedi. Beşiktaş ile görüşmelere 3 hafta önce başladıklarını kaydeden Karaarslan, “Görüşmelere başladıktan sonra 3 haftadır galip geliyoruz. 3’te 3 oldu. Karaarslan İnşaat olarak takıma enerji verdiğimizi düşünüyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gıdada İhracat 30 Milyar Dolara Dayandı Haber

Gıdada İhracat 30 Milyar Dolara Dayandı

Küresel gerilimler ve iklimsel zorluklar sebebiyle dünya gıda fiyatlarının önceki yıla göre yüzde 4,3 yükseldiğini ifade eden Sidar, buna rağmen Türk gıda sanayisinin 160 milyar dolarlık hacmini koruduğunu belirtti. “Toplam yıllık ihracat %4,5 artarak 273,5 milyar dolara yükselirken; tarım, gıda ve içecek sektörünün ihracatı da 29 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti” diyen Sidar, 2025 yılında TÜGİS’in toplam üye sayısının 121’e ulaştığını ve gıda sektöründeki temsil güçlerinin önemli ölçüde arttığını kaydetti. TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kaan Sidar, 2025’e ilişkin değerlendirmesinde tarımsal üretimden tedarik zincirine uzanan başlıklarda gıda sektörünün genel görünümü paylaşırken, TÜGİS’in yıl boyunca yürüttüğü çalışmaları da aktardı. Türkiye’nin geniş ürün yelpazesi ve stratejik konumuyla gıda sektöründeki gücünü koruduğunu belirten Sidar, yerelden globale markalaşma adımlarının da hızlanarak sektörün rekabetçiliğine olumlu yansıdığını dile getirdi. Sidar, “2025 yılında yaklaşık 160 milyar dolarlık hacmini muhafaza eden gıda sektörü, ülke ekonomisindeki ağırlığını bir kez daha ortaya koydu. Toplam yıllık ihracat %4,5 artarak 273,5 milyar dolara yükselirken; tarım, gıda ve içecek sektörünün ihracatı da 29 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti” dedi. Yatırım teşviklerine gıda sektöründe her zaman ihtiyaç olduğunu belirten Sidar, üretimi doğrudan etkileyen kuraklık ve afet gibi risklere karşı da uyardı. Yem hammaddeleri, gübre ve akaryakıt gibi alanlarda dışa bağımlılığın döviz dalgalanmalarıyla gıda üretimini zayıflattığını kaydeden Sidar, “Yine de çiftçiler, devlet destekleri ve kendi çabalarıyla üretimi aksatmamaya gayret etti” dedi. Et fiyatları 2025’te yükseldi Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2025 yılı Gıda Fiyat Endeksi rakamlarına da değinen Sidar, “Dünya gıda emtia fiyatları gösterge endeksinin 2025 yılında ortalama 127,2 puan olarak gerçekleştiğini ve 2024 yılı ortalamasına göre %4,3 daha yüksek kaldığını görüyoruz. Özellikle et fiyat endeksine baktığımızda, küresel ithalat talebi ve hayvan hastalıkları salgınlarıyla bağlantılı artan piyasa belirsizliğiyle 2024 seviyesinin ortalama %5,1 üzerinde gerçekleşti. Dünya genelinde sığır ve koyun eti fiyatları artmaya devam etti” ifadelerini kullandı. “Küresel koşullar yatırım maliyetlerini de yükseltti” Gıda sektörünün geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi ekonomik belirsizlikler ve tarımı etkileyen olumsuz iklim koşulları altında faaliyet gösterdiğine dikkat çeken Sidar, “Küresel ısınma, dünyada ve ülkemizde tarımsal üretimde dalgalanmalara neden olmaya devam ediyor. Diğer yandan, 2024 yılında ivme kazanan tedarik zincirindeki toparlanmanın büyük ölçüde sürdüğünü gözlemledik. Ancak küresel ölçekte yüksek faiz oranları ve jeopolitik gerilimler yatırım maliyetlerini artırarak tarımsal üretim ve gıda sanayisine yönelik yeni yatırımları sınırlandırmayı sürdürüyor” şeklinde konuştu. “121 üyeyle sektörel temsil gücümüzü artırdık” 2025 yılında TÜGİS’in toplam üye sayısının 121’e ulaştığını belirten Kaan Sidar, gıda sektöründeki temsil güçlerinin önemli ölçüde arttığını ifade etti. Toplu iş sözleşmesi süreçlerinde de aktif rol alarak gıda sanayisinde çalışma barışının korunmasına katkı sağladıklarını söyleyen Sidar, TÜGİS üyelerinde örgütlü işçi sendikalarıyla kesintisiz iletişim içerisinde bulunduklarını hatırlattı. Sidar açıklamalarında; “Gıda sanayisinde sürdürülebilirlik ve iş barışının temelinde güçlü sosyal diyalog yer alıyor. Bu anlayışla 2025 yılı içerisinde 14 toplu iş sözleşmesini hayata geçirdik. Bu sözleşmeler, çalışanların haklarını güvence altına alırken sektörümüzde istikrar ve verimliliğin de önemli bir dayanağını oluşturuyor” dedi. Gıda ekosisteminde kalıcı çözümlerin ancak paydaşların birlikte hareket etmesiyle mümkün olduğuna işaret eden Kaan Sidar, yıl boyunca bu zemini güçlendirdiklerini vurguladı. Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle düzenledikleri 11. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde “Gıdanın Geleceği için Dönüşüm” temasını ele aldıklarını ifade eden Sidar, zirvede akademiden sanayiye, KOBİ’lerden STK’lara kadar geniş bir katılımcı kitlesini buluşturduklarını söyledi. TÜGİS öncülüğünde yürütülen “Küçük Eller İçin Büyük Gelecekler: Çocuk İşçiliğine Hayır” projesine ilişkin de bilgi veren Kaan Sidar, gıda sektöründe çocuk işçiliğine karşı farkındalık oluşturmayı ve bu sorunun önüne geçmeyi amaçladıklarını dile getirdi. Bu sosyal sorumluluk yaklaşımını, kamuoyunu doğru bilgiyle buluşturan iletişim çalışmalarıyla da desteklediklerini vurgulayan Sidar, yıl içinde gerçekleştirdikleri TV konuklukları ve webinarlarla gıda sektörünün gündemindeki başlıklara ışık tuttuklarının altını çizdi. “Gıda sanayisinin ihtiyaçlarını en üst düzeyde dile getirdik” Gerçekleştirilen çalışmaları karar alıcılarla paylaşarak kalıcı karşılık bulmasını önemsediklerini vurgulayan Kaan Sidar, kamu kurumlarıyla yakın iletişim içinde olduklarını söyledi. 2025 yılında Cumhurbaşkanlığı makamı başta olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na ziyaretler gerçekleştirdiklerini aktaran Sidar, “Yaptığımız görüşmelerde gıda sanayisinin güncel durumunu ve ihtiyaçlarını en üst düzeyde dile getirdik” dedi. Kamu otoriteleriyle kurdukları yapıcı diyalog sayesinde sektörün öncelik ve beklentilerini doğrudan paylaştıklarını ifade eden Sidar, merkezi yönetimin desteğiyle kamu-özel sektör iş birliğini güçlendirme yönündeki çabalarının süreceğini belirtti. “Bilimsel verilerle kamuoyunu aydınlattık” Kaan Sidar, dezenformasyonla mücadeleyi de önemli bir gündem olarak ele aldıklarını belirterek TÜGİS Bilim Kurulu’nun gıda güvenliği konusundaki çalışmalarını aktardı. Salmonella, Aflatoksin gibi gıda kaynaklı riskler, yumurta ve et ürünlerinde hijyen uygulamaları ve ambalajın gıda güvenliğindeki rolü gibi konularda TÜGİS Bilim Kurulu aracılığıyla açıklayıcı içerikler hazırlandığını kaydetti. Sidar, “Gıdaya dair bilimsel gerçekleri doğrudan tüketiciyle paylaşarak, özellikle sosyal medyada yayılan asılsız iddialarla mücadele etmeye devam ediyoruz. Ürün içeriği, üretim süreçleri, ambalajlama ve saklama koşulları gibi konularda tüketicilerin bilgi sahibi olması, alışverişlerinde bilinçli tercihler yapmalarını ve yanıltıcı söylemlere itibar etmemelerini sağlayacaktır” şeklinde konuştu.

Akbank’tan Tarımın Geleceğine Yatırım Haber

Akbank’tan Tarımın Geleceğine Yatırım

Bu alanda sağladığı finansmanı son bir yılda yaklaşık %55 artıran ve tarımda nakit akışını güçlendiren Banka, yatırım ve işletme sermayesi kredilerinden sürdürülebilir tarım finansmanına uzanan geniş ürün yelpazesiyle üreticilerin yanında yer aldı. Traktör ve tarımsal ekipman finansmanında da stratejik iş birliklerini pekiştiren Akbank, tarımı uçtan uca kapsayan çözümler sunmayı sürdürdü. Akbank, 2025 yılı boyunca Türkiye’nin farklı bölgelerinde düzenlenen ulusal ve bölgesel tarım fuarlarına katılarak tarım bankacılığı çözümlerini KOBİ’ler ile paylaştı. İzmir’den Konya’ya, Gaziantep’ten Bursa’ya uzanan geniş bir coğrafyada üreticilerle bire bir temas kuran Akbank, tarımın finansmanına güç katarken, sektör paydaşlarıyla iş birliklerine de ivme kattı. Fuar katılımları kapsamında Akbank; traktör, tarımsal ekipman ve işletme sermayesi kredilerinden sürdürülebilir tarım yatırımlarına, lisanslı depoculuk ve sigorta çözümlerinden modern tarım teknolojilerine kadar uzanan geniş ürün ve hizmet yelpazesini üreticilerle buluşturdu. Bu temaslarla, çiftçilerin gerçek ihtiyaçlarının yerinde dinlenmesi ve sahaya uygun finansman modellerinin geliştirilmesi hedeflendi. Hedeflerinin tarımın geleceğine yatırım yapmak olduğunu belirten Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, “Akbank olarak, tarımın stratejik öneminin bilinciyle çiftçilerimizin emeğini ve üretimini merkeze alan, tarımda uçtan uca her halkasına dokunan finansman modelleri geliştiriyoruz. 2025 boyunca katıldığımız tarım fuarları, üreticilerle bire bir temas kurmamıza, ihtiyaçlarını sahada dinleyerek çözüm üretmemize imkân sağladı. Tarım bankacılığı yaklaşımımızla, çiftçilerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunmaya, tarımın geleceğine uzun vadeli değer yaratacak şekilde yatırım yapmaya devam edeceğiz.” Akbank, 2025 yılı boyunca Türkiye’nin tarımsal üretim merkezlerinde düzenlenen önemli fuarlarda yer aldı. Yılın ilk döneminde İzmir ve Gaziantep’teki tarım fuarları ile başlayan saha buluşmaları, Konya, Sandıklı ve Yozgat gibi üretimin yoğun olduğu bölgelerde devam etti. Sonbahar döneminde Akşehir, Sivas, Dinar ve Bursa’da düzenlenen tarım fuarlarına katılan Akbank, yılı Antalya Tarım Fuarı ile tamamladı. Bu geniş coğrafi kapsama sahip fuar takvimi sayesinde Banka, farklı ihtiyaçlara sahip üreticilerle doğrudan temas kurarak tarımın sahadaki dinamiklerini yakından izleme ve çözümlerini yerinde anlatma imkânı buldu. Tarımın finansmanında güçlü büyüme Akbank tarım bankacılığındaki yenilikçi ve kapsayıcı yaklaşımıyla sektörün finansmanında önemli bir rol oynuyor. 2025 yılı sonu itibariyle bankanın toplam tarım kredisi bakiyesi son bir yılda yaklaşık %55 arttı. Traktör gibi tarımın gelişiminde kritik rol oynayan makinelerin finansmanı toplam bakiyenin yüzde 51’ini oluşturdu. Akbank, tarım bankacılığı alanında tohumdan gübreye, ilaçtan sulamaya kadar tüm tarımsal girdiler için hasat dönemine kadar geri ödemesiz işletme kredileri sunarken, traktör ve tarımsal ekipman alımlarında 60 aya varan vadelerle finansman sağlıyor. Dokuz farklı traktör markasıyla yapılan anlaşmalar kapsamında bayi destekli ve sıfır faizli seçenekler de üreticilere sunuluyor. Arsa, tarla ve bahçe alımlarında 7 yıla kadar vadeli krediler, sera yapımı ve modernizasyonu için uzun vadeli finansman çözümleri ile sürdürülebilir tarım yatırımları destekleniyor. Bunun yanı sıra, GES yatırımları, tarımsal amaçlı drone alımları, soğuk hava deposu gibi ihtiyaca özel projeler de esnek ödeme planlarıyla finanse edilirken; Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) kredileriyle ürünlerin lisanslı depolarda değerlendirilmesine olanak tanınıyor. TARSİM sigortalarıyla da doğal afet risklerine karşı çiftçilerin ürünleri güvence altına alınıyor. Akbank, tarım sektöründe çevresel, sosyal ve ekonomik dengeyi gözeten yaklaşımıyla üreticilerin sürdürülebilir büyümesini desteklemeyi ve Türkiye’de tarımın küresel rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.