Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarım

Kapsül Haber Ajansı - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarsus Belediyesi’nden Üreticiye Güçlü Destek Haber

Tarsus Belediyesi’nden Üreticiye Güçlü Destek

Gerçekleştirilen program kapsamında yaklaşık 200 üreticiye toplam 80 ton mısır flake dağıtılırken, hayvanların mineral ihtiyacını karşılamaya yönelik 1.440 adet mineral taşı yüzde 50 hibeyle üreticilere ulaştırıldı. Ayrıca, üretim sonrası süt kalitesinin korunmasına katkı sunmak amacıyla 5 adet 100 litrelik süt tankı da Tarsus Süt Üreticileri Birliği’ne hibe edildi. “ÜRETİCİ GÜÇLÜYSE TARSUS DA GÜÇLÜ” Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, etkinlikte yaptığı konuşmada üreticiyi kentin temel direği olarak gördüklerini vurgulayarak, “Üretici güçlüyse Tarsus da güçlü. Üretici üretimde varsa Tarsus’ta da gelecek var.” sözleriyle üretimin kent için taşıdığı öneme dikkat çekti. Geçtiğimiz yıl sağlanan yem bitkisi tohumu desteğinin sahada somut karşılık bulduğunu belirten Başkan Boltaç, bu yıl artan imkânlarla destekleri genişlettiklerini ifade etti. Bu yaklaşımın tek seferlik olmadığını vurgulayan Başkan Boltaç, “Bu işi bir defalık destek olarak görmüyoruz. Üreticinin yanında olmak bizim için süreklilik taşıyan bir sorumluluk.” dedi. Tarım ve hayvancılığa yönelik her adımın geleceğe yapılan bir yatırım olduğunun altını çizen Başkan Boltaç, önümüzdeki süreçte desteklerin daha da artırılacağını belirtti. İŞ BİRLİĞİYLE BÜYÜYEN DESTEK Tarsus Belediyesi ile Tarsus Süt Üreticileri Birliği iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlik, üreticilerin maliyet yükünü hafifletirken, sürdürülebilir ve kaliteli üretimi destekleyen önemli bir adım olarak öne çıktı. Başkan Boltaç, konuşmasında dayanışma vurgusu yaparak, “Birlikten kuvvet doğar. Bu birlik ve beraberliği sağladığımızda bu kent her alanda örnek olacaktır” sözleriyle ortak hareket etmenin önemine dikkat çekti. Tarsus Belediyesi’nin üretici odaklı desteklerinin, önümüzdeki dönemde de artarak devam etmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zeytinin Zirvesi İzmir’de Kuruluyor Haber

Zeytinin Zirvesi İzmir’de Kuruluyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Olivtech - 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, 30 Nisan - 2 Mayıs 2026 tarihleri arasında Fuar İzmir C Hol’de gerçekleştirilecek. Olivtech, ortaya çıkaracağı ticari hacmin yanı sıra sektörün tüm bileşenlerini bir araya getiren kapsamlı etkinlik programıyla da öne çıkacak. Olivtech Fuarı, sektördeki yenilikleri ve teknolojik gelişmeleri sergilemek, sektör profesyonellerini bir araya getirerek iş birliği olanakları yaratmak amacıyla düzenlenirken, üretimden işleme ve tüketime uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteren paydaşları aynı çatı altında buluşturmayı hedefliyor. 85 katılımcının yer alacağı fuarda, Türkiye’nin 19 farklı şehrinin yanı sıra Almanya, Fransa, İsveç, Kanada ve Libya’dan katılımcılar da bulunacak. Zeytin ve zeytinyağı başta olmak üzere süt ürünleri, şarap ve tarım teknolojilerine odaklanan fuar, katılımcılara güncel trendleri takip etme, yeni iş bağlantıları kurma ve sektörel gelişmelere dair kapsamlı bir perspektif kazanma imkanı sunacak. Fuarı ülkemizin yanı sıra Balkanlar, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika başta olmak üzere farklı coğrafyalardan sektör profesyonellerinin ziyaret etmesi bekleniyor. Tarımdan gastronomiye Fuar zengin etkinlik programıyla da dikkat çekecek. Söyleşiler, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri, lansmanlar, deneyim alanları ve sergi ile zenginleşen program kapsamında üretimden tüketime uzanan süreç farklı başlıklar altında ele alınacak. Tarımda dönüşüm, gıdada kalite, üretim süreçleri, markalaşma, sürdürülebilirlik, değer zinciri, tüketim alışkanlıkları ve gastronomi gibi konuların değerlendirileceği etkinlikler, sektörün güncel dinamiklerine ışık tutacak. Olivtech’in etkinlik programı, üniversiteler, kamu kurumları ve sektör paydaşlarının iş birliğiyle hazırlanırken İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, ilgili belediye birimleri ile üniversiteler ve sektör temsilcileri de programa katkı sağladı. Karşılayan, kapsayan ve birleştiren Fuar, 30 Nisan saat 11.00’de gerçekleştirilecek açılış töreniyle başlayacak. Aynı gün saat 12.15’te CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, “Türkiye’de zenginliği yerin altında aramayın: En büyük zenginliğimiz yeşil altın zeytin” başlıklı konuşmasıyla sektörün güncel dinamiklerini değerlendirecek. “Karşılayan – Kapsayan – Birleştiren” temasıyla kurgulanan ilk gün programında saat 13.15’te düzenlenecek söyleşide, “Topraktan Markaya: Tarımın Dönüşen Gücü ve Gelecek Vizyonu” başlığı ele alınacak. Panelin moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü üstlenirken, Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Günay Baysal ile İzmir Ticaret Borsası temsilcisi ve aynı zamanda Tariş Zeytin ve Zeytinyağı AŞ Genel Müdürü Cengiz Dikmen ile Ege İhracatçı Birlikleri temsilcisi konuşmacı olarak yer alacak. Saat 14.30’da gerçekleştirilecek “Gıdada Kalite ve Katma Değer: Proses, Teknoloji ve Biyoaktif Bileşenler” başlıklı panelde Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak moderatörlüğü üstlenecek. Endüstriyel Bilim İnsanı Can Kayacılar ile Zeytinyağı Akademisi Başkanı Dr. Abidin Tatlı, zeytinyağı üretiminde proses yönetimi, duyusal analiz ve teknolojik gelişmeler üzerine değerlendirmelerde bulunacak. Saat 15.45’te düzenlenecek “Geleceği Üreten Genç Girişimciler” panelinde moderatörlüğü The7 Kurucusu Çise Ulus üstlenirken Von Urla Kurucusu Gökçe Erkuşöz, üretici Umut Ayberk ve Sütçü markasının kurucusu Yasemin Sezgin, üretim ve markalaşma süreçlerine ilişkin deneyimlerini paylaşacak. İzmir Bağ Yolu Lansmanı Olivtech’te gerçekleştirilecek Günün sonunda saat 17.00’de gerçekleştirilecek İzmir Bağ Yolu Lansmanı’nda, İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen proje kamuoyuna sunulacak. Avrupa Konseyi Kültür Rotaları Programı kapsamındaki Iter Vitis ağı üyeliğiyle hayata geçirilen İzmir Bağ Yolu; Urla, Seferihisar, Menderes, Selçuk, Kemalpaşa, Çeşme, Torbalı ve Karabağlar’daki bağ ve şarap üreticilerini kapsayan tematik bir rota olarak öne çıkıyor. Yerel üreticiler ile gastronomi değerlerini buluşturan proje, sürdürülebilir turizmin geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlıyor. Lansman kapsamında rotaya dahil edilen 18 işletmeye sertifika verilecek. Proje ile İzmir’in gastronomi turizmindeki konumunun güçlendirilmesi ve Avrupa Konseyi Kültür Rotaları Şarap Rotası ağıyla entegrasyonunun artırılması hedefleniyor. 1 Mayıs’ta üretim, emek ve değer zinciri Fuarın ikinci günü olan 1 Mayıs, “Üretim – Emek – Değer Zinciri” temasıyla gerçekleştirilecek. Saat 11.00’de düzenlenecek “Süt ve Peynir Üretiminde Değer Zinciri” başlıklı panelin moderatörlüğünü Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Harun Raşit Uysal üstlenirken Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Akpınar, Tire Süt Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Osman Öztürk ve Pınar Süt İmalat Müdürü Hüseyin Önel konuşmacı olarak yer alacak. Aynı gün saat 12.15’te gerçekleştirilecek “Zeytinin Yolculuğu: Kalite, Verim ve Gelecek” başlıklı panelde moderatörlüğü İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür yapacak. Panelde, Bademli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hurşit Nallı, Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Kokulu ve Zeytincilik Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Ayla Mumcu yer alacak. Saat 14.00’te düzenlenecek “Bağdan Şişeye: Terroir, Teknoloji ve Trendler” başlıklı panelde ise moderatörlüğü Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Altındişli yaparken Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu’ndan Prof. Dr. Ufuk Yücel, Urla Bağ Yolu Derneği Başkanı, USCA Bağcılık ve Şarapçılık Kurucusu Serpil Erdurak ile danışman önolog Işık Gülçubuk konuşmacı olacak. Deneyim ve algıya odaklanılacak Fuarın son günü olan 2 Mayıs, “Tüketim – Deneyim – Algı” temasıyla düzenlenecek. Saat 10.00’da gerçekleştirilecek “Dr. Zeytin” oturumunda Dr. Esat Hoşgönül ve Dr. Feray Özgür Saraçoğlu, zeytin ve zeytinyağının sağlık üzerindeki etkilerini hekim ve eczacı perspektifinden ele alacak. Saat 11.00’de düzenlenecek “Sütü Nasıl Tüketiyoruz? Yeni Nesil Yaklaşımlar” başlıklı panelin moderatörlüğünü Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Cem Karagözlü yaparken Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Sedef Nehir El, TE-TA Teknik Tarım Genel Müdürü ve Tarım 4.0 Teknoloji ve Etki Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sumer Tömek Bayındır ile Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aykan Candemir konuşmacı olarak yer alacak. Saat 12.15’te gerçekleştirilecek “Gelenekten Geleceğe Zeytinyağının Sofralarımızdaki Değeri” başlıklı paneli İzmir Konak Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan yönetirken, Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Doç. Dr. Levent Köstem, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Özgür Sarıbaş, Genç ve Naturel A.Ş. Kurucusu Prof. Dr. Seda Genç ve endokrin, metabolizma ve beslenme alanında uzman Prof. Dr. Ceyhun Dizdarer konuşmacı olacak. Mutfak atölyeleri ve deneyim alanları Fuar kapsamında, Türk mutfağının önemli temsilcilerinden Şef Özlem Mekik moderatörlüğünde düzenlenecek mutfak atölyelerinde, alanında uzman şefler Ege ve İzmir mutfağından özel reçetelerini ziyaretçilerle paylaşacak. 1 Mayıs’ta DoubleTree by Hilton’dan Executive Chef İlhami Dinç, Ege otlarını yorumladığı “Çağla bademli ballı Ege otları harmanı”nı hazırlayacak. 2 Mayıs’ta da Mövenpick Otel’den Executive Chef Murat Yıldız “Levrekli şevketi bostan”, Kaya Otel’den Su Şefi Yahya Yıldırım ise “İzmir kumru ekmeği üzerine enginarlı köfte” sunumlarıyla ziyaretçilerle buluşacak. Ziyaretçiler, mutfak atölyeleri ile lezzet dolu bir deneyim yaşayacak. Sergiden tadım etkinliklerine eşsiz bir deneyim sunacak Fuar süresince ayrıca üniversitelerle yapılan iş birliğiyle hazırlanan tadım etkinlikleri gerçekleştirilecek. Zeytinyağı ve peynir tadımlarının yapılacağı “Olivbar” alanı ile zeytinin dalından sofraya uzanan yolculuğunu anlatan “Köstem Zeytinyağı Müzesi” özel seçkisi zeytinyağı sergisi ziyaretçilere açık olacak. Olivtech, üretimden tüketime uzanan değer zincirini tüm boyutlarıyla ele alarak sektör temsilcileri için güçlü bir buluşma noktası oluşturacak. Fuar, 10.00 – 18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Togo’dan Avrupa’ya Sıfır Gümrükle İhracat Haber

Togo’dan Avrupa’ya Sıfır Gümrükle İhracat

Yatırım fırsatlarını yerinde inceleyen Yabancı Yatırım Uzmanı Avukat Özge Özmen Korkut, Türk girişimciler için Togo’daki yatırım imkanları hakkında şu bilgileri verdi: BİRKAÇ SAATTE ŞİRKET KURABİLİRSİNİZ “Afrika'nın stratejik konumu gereği önemli bir ülkesi Togo'da PIA bölgesi bulunmakta. PIA, Batı Afrika'nın kalbinde yer alan, dünya standartlarında bir sanayi bölgesi. Yani yabancı yatırımcıların tek bir elden yönetildiği bir ajans sistemi. Normal şartlarda şirket kuruluşu haftalar sürmekteyken burada; PIA üzerinden yapılan şirket kuruluşları ve işlemleri sadece saatler içerisinde ya da birkaç gün içerisinde gerçekleştirilebilmekte. DÜŞÜK MALİYETLE ÜRETİM, VERGİSİZ İHRACAT PIA bölgesi içerisinde üretilen özellikle tekstil, tarım, hafif sanayi ürünlerinin Avrupa'ya ihracatı sırasında %0 vergi ile ihracat imkanı sağlanmakta. Bunun nedeni ise Togo'nun Avrupa ile yapmış olduğu vergi muafiyetine ilişkin bir ekonomi anlaşması. Dolayısıyla siz de düşük maliyetlerle üretim yaptırıp, bir de gümrük vergisi avantajıyla satmak istiyorsanız Togo'nun PIA bölgesi tam size göre. Togo'daki düşük maliyetler üretim maliyetini düşürmekte. Gümrük vergisinin olmaması da sizin için ciddi bir fiyat avantajı yaratmakta. Togo'nun bir diğer avantajı ise Avrupa'ya ürün ulaşımının rahatlıkla sağlanabiliyor olması.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Tugay: Enerji Güvenliği İçin Şehirler Kendi Sistemlerini Kurmalı Haber

Başkan Tugay: Enerji Güvenliği İçin Şehirler Kendi Sistemlerini Kurmalı

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde yapılan İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) 145’inci toplantısına katıldı. Kentin sorunlarının ve ihtiyaçlarının masaya yatırıldığı buluşmanın açılışı İEKKK Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer tarafından yapıldı. İzmir Planlama Ajansı’ndan (İZPA) şehir plancısı Dr. Esra Kut Görgün “Enerji Güvenliği Raporu” başlığı altında sunum yaptı. Sunumun ardından konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, küresel krizlere karşı şehirlerin dirençli olması gerektiğini, bu sorumluluğun yalnızca kamu yönetimlerine değil, kentin tüm dinamiklerine ait olduğunu söyledi. Enerji güvenliğinin kritik bir başlık olduğuna dikkat çeken Tugay, olası bir enerji krizinin şehirleri doğrudan etkileyebileceğini ifade etti. “Kritik yapıların kendi enerji sistemi olsun” Başkan Dr. Cemil Tugay, şehirlerin kendi enerji güvenliğini sağlamasının önemine dikkat çekerek, belediye binaları ve hizmet alanlarında bu yönde çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Kültürpark’ın enerjisinin kendi içinde karşılanmasının planlandığını belirten Tugay, itfaiye, ESHOT ve İZDENİZ gibi kritik birimlerin de kendi enerji sistemlerine sahip olmasını hedeflediklerini ifade etti. Tugay, “Ama bunu şehrimizdeki sanayi kuruluşları başta olmak üzere, hastaneler, eğitim kurumlarının da düşünmesi gerekiyor” dedi. “Bir şehrin dinamizminin olması lazım” İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak kurum içinde yapay zeka kullanımını teşvik etiklerini belirten Tugay, “Dijital Deneyim Merkezi oluşturduk, eğitimlere başlıyoruz. Bu merkezden herkes yararlanabilir, katkı da verebilir. Enerji Konseyi de kuruyoruz. Burada temel olarak şehrimizin enerji verimliliğiyle ilgili ihtiyaç tartışılacak. Ayrıca enerji güvenliği hayati başlık olacak ve konuşulacak. İzmir’de herkes kendi köşesinde bir şeylerle ilgileniyor, bir şeyler yapmaya çalışıyor ama birbirine güç verecek şekilde bir iş birliği yapılamıyor. Böyle bir yapı yok. Bunu sağlamak zorundayız. Bir şehrin dinamizminin olması lazım. Şehrin farklı kişi ve kurumlarının bir arada olması lazım. Bir araya gelmenin gücü çok daha iyi anlaşılıyor” diye konuştu. Enerji konusu gündeme geldi Toplantıda İzmir Ticaret Borsası (İTB) Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü “Tarım-Gıda Kobilerinin Yenilenebilir Enerji Toplulukları ile Desteklenmesi” sunumuyla önemli bilgiler paylaştı. Enerjide kurumların, ülkelerin ve şehirlerin kendi kendine yeten duruma gelmesinin önemine dikkat çekildi. “Yönetemediğimiz bir borç durumu yok” Programın sonunda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin finansal yapısı üzerinden bilgilendirme yapan Başkan Tugay, borç konusuyla ilgili çarpıtmaların yapıldığını belirterek “Geçen iki yıl Büyükşehir Belediyesi’nin en fazla borç ödediği dönem oldu. Bu borçlanmanın en önemli nedeni SGK borçları dahil pek çok borcun sürekli yüksek faize maruz kalması. Yüksek faiz nedeniyle bunları yaşıyoruz. Toplam borca baktığınızda bunun önemli bir kısmı da ödeme tarihi gelmemiş olanlar. 10 yıl ödeyeceğimiz metro, tramvay kredileri, İZBAN kredileri var. Yönetemediğimiz bir borç durumu yok. Gayet sağlam, sağlıklı bir şekilde gidiyoruz ve her geçen gün daha iyiye gidiyoruz” dedi. Karşıyaka Stadı konuşuldu Karşıyaka Stadı ile ilgili de konuşan Başkan Tugay, “Bu stat iki buçuk-üç sene içinde tamamlanacak. Bir takım ödeme kolaylıkları, krediler, belki sponsorluklarla bu yük hafifletilecek. Ama en ağır haliyle bile İzmir Büyükşehir Belediyesi için hiç de büyük bir iş değil. Opera Binası’nın maliyetinden daha düşük. O yüzden altından kalkılamayacak bir durum değil” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Farmicca’dan %30 Enerji Verimliliği, %99 Su Tasarrufu Haber

Farmicca’dan %30 Enerji Verimliliği, %99 Su Tasarrufu

Türkiye’de verimlilik temasıyla gerçekleştirilen en kapsamlı organizasyonlardan biri olma niteliği taşıyan bu fuarda, tarımı ileri mühendislik ve yazılım teknolojileriyle yeniden tanımlayan Farmicca da güçlü bir şekilde yer alıyor. Tamamı yerli ve milli teknolojiyle geliştirilen altyapısıyla, minimum kaynakla maksimum üretim yaklaşımını endüstriyel ölçekte mümkün kılan Farmicca; yalnızca bir tarım teknolojisi şirketi değil, Türkiye’den doğan ve küresel pazarlarda ölçeklenmeye hazır bir AgriTech platformu olarak konumlanıyor. Fuarın ortaya koyduğu verimlilik, sürdürülebilirlik ve yüksek katma değerli üretim vizyonunu sahaya taşıyan Farmicca, tarımın geleceğini belirleyecek teknolojilerin artık Türkiye’den çıktığını güçlü biçimde ortaya koyuyor. Tamamı yerli yatırım ve mühendislikle geliştirilen Farmicca, tarımı doğa koşullarına bağımlı bir faaliyet olmaktan çıkararak ölçülebilir, öngörülebilir ve yüksek verimli bir üretim modeline dönüştürüyor. İklim kontrollü dikey tarım tesislerinde yılın 365 günü kesintisiz üretim sağlayan sistemler, yalnızca 500 m² alanda aylık 75 bin adet kıvırcık yetiştirme kapasitesine ulaşıyor. Kapalı üretim modeli sayesinde iklim koşulları ve doğal afetlerden tamamen bağımsız çalışan bu yapı, Farmicca’yı tarımda yeni bir verimlilik standardının temsilcisi haline getirirken, dünyadaki önde gelen dikey tarım tesislerine kıyasla 2,5 kat daha yüksek verim sunuyor. Farmicca, tesis tasarımından mühendisliğe, kurulumdan devreye almaya kadar tüm süreci kapsayan anahtar teslim dikey tarım fabrikaları kurarak, tarımı bir üretim hattı disipliniyle ele alıyor. Donanım, yazılım ve üretim süreçlerini tek bir çatı altında entegre eden bu yaklaşım, yatırımcılar için hızlı devreye alınabilen, öngörülebilir getirisi olan ve sürdürülebilir üretim altyapıları sunuyor. Şirket, yakın gelecekte Türkiye’nin önde gelen tarım teknolojileri ihracatçılarından biri olmayı hedeflerken; Orta Asya, Orta Doğu ve Avrupa pazarlarında aktif büyüme stratejisi izliyor. Tam otomatik, 365 gün kesintisiz, yüksek verimli üretim modeli Farmicca’nın geliştirdiği teknolojik altyapının merkezinde yer alan Farmisense yazılım platformu, iklim kontrollü dikey tarım tesislerinin tüm operasyonunu uçtan uca ve tam otomatik olarak yönetir. Sıcaklık, nem, CO₂, ışık ve besin dengesi gibi kritik parametreleri anlık olarak izleyip optimize eden sistem, üretimi insan müdahalesine ihtiyaç duymadan en verimli seviyede sürdürür. Gelişmiş veri analitiği ve senaryo yönetimi kabiliyetleri sayesinde Farmisense, üretimi ölçülebilir ve öngörülebilir hale getirirken, kaynak kullanımını minimuma indirerek maksimum çıktı elde edilmesini sağlar. Bu yapı, Farmicca tesislerini klasik bir tarım alanı olmaktan çıkarıp tamamen dijital olarak yönetilen bir “akıllı üretim sistemi”ne dönüştürür. Akıllı Büyütme LED’i Çözümleri Farmicca’nın geliştirdiği Illuminator LED aydınlatma sistemi, bitkilere yalnızca ihtiyaç duydukları ışık yoğunluğunu sağlayarak maksimum verimlilikle minimum enerji tüketimini mümkün kılar. Akıllı dimleme altyapısı ve gün doğumu–gün batımı simülasyonu ile bitkilerin doğal büyüme döngüsü taklit edilirken, farklı dalga boylarının kontrolü sayesinde her bitki türüne özel ışık reçeteleri uygulanır. Bu yaklaşım, bitki stresini azaltarak daha homojen ve kaliteli üretim sağlarken, gereksiz enerji tüketimini ortadan kaldırır. Farmicca, bu ölçekte ve aktif üretim ortamında gelişmiş büyütme ışığı teknolojilerini kullanan öncü şirketlerden biri olarak sektörde belirgin bir teknolojik üstünlük ortaya koymaktadır. Pestisitsiz üretim ve yüksek besin değerine sahip yeşillikler Farmicca’nın iklim kontrollü topraksız tarım tesislerinde üretim, dış ortamdan tamamen izole bir yapıda gerçekleştirilir. Bu sayede pestisit, herbisit ve zararlı kimyasallara ihtiyaç duyulmadan üretim yapılabilir. Kapalı devre ve kontrollü ortamda yetiştirilen ürünler, ideal besin dengesiyle büyürken maksimum hijyen standartları korunur. Sonuç olarak tüketicilere yılın her günü aynı kalite, tazelik ve besin değerine sahip, güvenli ürünler sunulur. Bu model, sağlıklı gıdaya erişim açısından yeni bir standart tanımlar. Farmicca Campus Farmicca, Ar-Ge yatırımlarını güçlendirmek amacıyla İstanbul Çatalca’da 1.000 metrekarelik Farmicca Campus projesini hayata geçirmektedir. Birbirinden bağımsız iklimlendirme altyapısına sahip 10 farklı Ar-Ge odasından oluşan bu merkezde, farklı ürün grupları ve yetiştirme teknikleri üzerine ileri düzey çalışmalar yürütülmektedir. Farmicca Campus, yalnızca yeni teknolojilerin geliştirilmesine değil, aynı zamanda bu alanda uzmanlaşacak insan kaynağının yetiştirilmesine de katkı sağlamayı hedeflemektedir. Bu yatırım, geleceğin iklim kontrollü tarım mühendislerinin yetişmesine zemin hazırlarken, sektörün sürdürülebilir büyümesine de doğrudan katkı sunmaktadır. Gıda Güvenliği İçin Kritik Fark: 1,5 Ton Suya Karşı 8 Litre Geleneksel tarımda 1 kilogram kıvırcığın üretimi için yaklaşık 1,5 ton su tüketilirken, Farmicca’nın iklim kontrollü topraksız tarım tesislerinde bu miktar yalnızca 8 litreye kadar düşmektedir. Bu fark, sadece bir verimlilik artışı değil; su krizinin derinleştiği günümüzde tarımın geleceğini yeniden tanımlayan stratejik bir dönüşümdür. Farmicca’ya göre topraksız tarım artık bir alternatif değil; Türkiye’nin gıda güvenliği, su kaynaklarının korunması ve toplumun sağlıklı gıdaya erişimi açısından stratejik bir zorunluluktur. Bu yaklaşımın, sürdürülebilir tarım politikalarının merkezinde konumlandırılması gerektiği vurgulanmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İznik Gölü, Orhangazi’de Düzenlenecek Sempozyumda Ele Alınacak Haber

İznik Gölü, Orhangazi’de Düzenlenecek Sempozyumda Ele Alınacak

İznik Gölü’nde yaşanan değişimlerin çok yönlü biçimde ele alınacağı sempozyum; Orhangazi Kaymakamlığı, İznik Kaymakamlığı, Orhangazi Belediyesi, İznik Belediyesi ile Orhangazi ve İznik Ticaret ve Sanayi Odalarının paydaşlığında gerçekleştirilecek. İki gün sürecek programda, gölün mevcut durumu yalnızca çevresel boyutuyla değil; tarım, su kullanımı, ekosistem, iklim ve bölgesel yaşam üzerindeki etkileriyle de değerlendirilecek. Sempozyumda akademisyenler, uzmanlar ve ilgili kurum yetkilileri bir araya gelerek İznik Gölü’ne ilişkin güncel verileri paylaşacak. Gölde son yıllarda dikkat çeken su kaybının nedenleri, bu sürecin doğal yaşam ve üretim üzerindeki etkileri ile alınması gereken önlemler kapsamlı biçimde ele alınacak. Böylece sempozyumun, yalnızca bir değerlendirme zemini değil, aynı zamanda kalıcı çözüm önerilerinin geliştirilmesine katkı sunan önemli bir platform olması hedefleniyor. Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın sempozyuma ilişkin yaptığı değerlendirmede, İznik Gölü’nün yalnızca bölgenin değil, gelecek nesillerin de ortak emaneti olduğunu vurguladı. Başkan Aydın, “İznik Gölü, hepimizin göz bebeği olan çok kıymetli bir tabiat hazinesidir. Bu gölü korumak, sadece suyu korumak değildir; tarımı, doğayı, üretimi ve geleceğimizi korumaktır. Orhangazi Belediyesi olarak böylesine önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bilim insanlarımızın, uzmanlarımızın ve kurumlarımızın ortaya koyacağı görüşlerin İznik Gölü’nün geleceği adına çok değerli sonuçlar doğuracağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. İznik Gölü’nün korunmasına yönelik farkındalığın artırılması ve somut adımların güçlendirilmesi açısından önemli bir buluşma olması beklenen sempozyum, bölgenin en değerli doğal varlıklarından biri olan göle ilişkin ortak aklın ortaya konmasına da zemin hazırlayacak. Orhangazi’de gerçekleştirilecek organizasyonun, hem bilimsel dünyadan hem de yerel kamuoyundan yoğun ilgi görmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye - Çin Arasında Dış Ticaret Hamlesi Haber

Türkiye - Çin Arasında Dış Ticaret Hamlesi

54 üniversite ve 62 araştırma merkezine sahip olan Nanjing, İzmir Büyükşehir Belediyesi’yle Kardeş Şehir Protokolünü imzalamadan önce Ege İhracatçı Birlikleri’ni ziyaret etti. Ziyaretten konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Nanjing’in, bilim, teknoloji ve sanayi alanlarında hızlı gelişim gösteren, Çin’in en prestijli üniversitelerine ev sahipliği yapan ve tarihi boyunca önemli bir merkez olmuş çok kıymetli bir şehir olduğunun altını çizdi. Nanjing heyetine İzmir ve Ege İhracatçı Birlikleri hakkında bilgi veren Eskinazi, “İzmir, Batı Anadolu ve Ege Bölgesi’nin merkezi ve Türkiye’nin üçüncü büyük şehridir. Yaklaşık 4,5 milyonluk nüfusu ile ülke ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. Tarih boyunca üretim ve ticaretin merkezlerinden biri olmuş olan İzmir, bir liman kenti olmanın avantajıyla çok yönlü bir ekonomik yapıya sahiptir. Nitelikli iş gücü, güçlü tarımsal altyapısı, gelişmiş ulaşım ağları, kültürel zenginliği ve yaşam kalitesi ile yatırım açısından son derece cazip bir şehirdir” diyerek Çinlileri İzmir’de yatırıma davet etti. İzmir’in sürdürülebilirlik alanında Avrupa Birliği’nin İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu’nda yer alan kentlerden biri olduğu bilgisini veren Eskinazi, İzmir’i bu özelliğiyle vizyonunu ortaya koyan bir kent olarak tanımladı. “10 üniversitesi ve artan eğitimli nüfusu ile İzmir, Türkiye’nin modern ve yenilikçi yüzlerinden biridir” diyen Eskinazi şöyle devam etti; “Coğrafi konumu ve gelişmiş lojistik altyapısı sayesinde İzmir, Türkiye’nin dünyaya açılan en önemli kapılarından biridir. Bu yönüyle Türkiye, Çin açısından yalnızca bir pazar değil, aynı zamanda Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’ya erişim sağlayan stratejik bir bölgesel ticaret ve lojistik merkezi (hub) niteliğindedir. Adnan Menderes Havalimanı’ndan 36 ülkeye doğrudan bağlantımız var. 16 limanına sahibiz. Türkiye’deki toplam yükün yüzde 17’si ve konteyner yüklerinin yüzde 15’i İzmir limanlarında elleçleniyor. 5 Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde faaliyet gösteren yüzlerce firma ve binlerce Ar-Ge personelimiz bulunuyor. Çok sayıda Ar-Ge ve tasarım merkezi ile inovasyon kapasitesi giderek artıyor. Yenilenebilir enerji alanında ise rüzgâr, güneş, biyokütle ve jeotermal olmak üzere dört ana kaynağı bir arada barındıran nadir şehirlerden biriyiz. Türkiye’nin rüzgâr enerjisi kurulu gücünün önemli bir kısmı İzmir’de bulunuyor. Ege İhracatçı Birlikleri'nde 12 sektörde 8 bin aktif ihracatçısı bulunuyor. Sektörel zenginliğimiz üst seviyede. 2025 yılı itibariyle Ege Bölgesi’nden 43,6 Milyar dolar ihracat yaparak, Türkiye ihracatından yüzde 16’lık bir pay aldık. 2019 yılından itibaren ülkemizin Çin ile ticaretini geliştirmek için pek çok ticaret heyeti, fuar, eğitim organize ettik. Çin ile geliştirilecek çeşitli fırsatlara kapımızı açık tutuyoruz. WeChat platformunu da aktif kullanarak Çin’i yakın markaja almış durumdayız. Bu kapsamda, Türkiye ile Çin arasındaki ticari ilişkilerin mevcut potansiyelinin çok daha üzerinde olduğuna inanıyoruz. Karşılıklı yatırımların ve ticaret hacminin artırılması, her iki ülke için de önemli fırsatlar sunacağına inanıyoruz.” Çin’in önemli ticaret merkezlerinden Nanjing ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin her yıl arttığını 2025 yılında yüzde 2,3’lük artışla itibarıyla 830 milyon dolara ulaştığını dile getiren Nanjing Belediye Başkan Yardımcısı Huo Huiping, Nanjing yönetimi olarak, Türk firmalarını Çin pazarına davet ettiklerini özellikle gıda ve tarım ürünlerinde iş birliğini artırmak istediklerini açıkladı. Huiping, “Türk markalarını Nanjing’de mağaza, fuar ve organizasyonlara katılımını teşvik ediyoruz” dedi. Nanjing’in 36 milyonluk nüfusuyla, 272 milyar doları aşan ekonomik büyüklüğü ve 280 milyar dolara yaklaşan perakende hacmi ve kişi başı 12 bin dolara ulaşan kişibaşı milli gelirle önemli bir tüketim merkezi olduğunu vurgulayan Huiping, Nanjing’in hızla büyüyen tüketim pazarıyla Türk ihracatçılar için önemli fırsatlar sunduğunu, özellikle tarım ve gıda ürünlerinde iş birliğini artırmak istediklerini ifade etti. Huiping şöyle devam etti; “Türk menşeli kaliteli un, makarna, zeytinyağı, kuru meyve ve kuruyemiş gibi ürünlerin Nanjing pazarında daha fazla yer almasını memnuniyetle karşılıyoruz. Nanjing yönetimi olarak, Türk markalarını doğrudan Çin pazarına davet ediyor ve somut iş birliklerinin artırılmasını hedefliyoruz. İki taraf arasında sadece ticaret değil, üretim ve sanayi alanında da iş birliği olsun istiyoruz. Özellikle maden, tekstil, hazır giyim ve yeni malzemeler gibi alanlarda tedarik zinciri entegrasyonunun güçlendirilmesini hedefliyoruz.” Huiping, İzmir ziyareti kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Nanjing arasında dostane ilişkilerin geliştirilmesine yönelik “Kardeş Şehir Protokolü” imzalanacağı da sözlerine ekledi. Öztürk: “Tarım ve gıda sektörlerinde iş birliği potansiyeli yüksek” Türkiye ile Çin arasında özellikle tarım ve gıda sektörlerinde iki ülke arasında önemli bir iş birliği potansiyeli bulunduğuna değinen Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Ege Bölgesi’nin, Türkiye’nin en verimli tarım alanlarına sahip bölgelerinden birisi olduğunu, iklim çeşitliliği, verimli toprakları ve güçlü üretim altyapısı sayesinde geniş bir ürün yelpazesinde yüksek kalite ve sürdürülebilir üretim gerçekleştirdiğini, son yıllarda Çin pazarının Türk tarım ürünlerine olan ilgisinin arttığını, Türk gıda sektörünün bu ilgiye cevap verecek üretim gücüne sahip olduğunu vurguladı. Şekerlemeler, kuru meyveler, zeytinyağları, su ürünleri ve hayvansal mamuller, meyve sebze mamulleri, baharatlar gibi ürünlerde Çin pazarında önemli potansiyel olduğunun altını çizen Öztürk, “Ege İhracatçı Birlikleri olarak; hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve bitkisel yağlar başta olmak üzere, zeytinyağı-kuru meyve-yaş meyve, su ürünleri ve hayvansal mamuller gibi gıda ürünlerinde önemli ihracatçı üyelere sahibiz. Üyelerimiz, uluslararası kalite standartlarına uygun, güvenilir ve izlenebilir ürünler sunuyor. Bu noktada, Çinli tüketicilerin güvenilir ve kaliteli gıdaya olan talebinin artması, Türk ürünleri için önemli fırsatlar sunmaktadır. Bizler de bu talebi karşılayacak üretim gücüne ve kalite altyapısına sahibiz” şeklinde konuştu. Türkiye Gıda Platformu çatısı altında 1–4 Eylül 2026 tarihleri arasında Tüyap İstanbul’da; Foodist İstanbul Fuarı 2026’yı düzenleyeceklerini aktaran Öztürk, Dünyanın ilk üç gıda fuarı arasına girme hedefiyle hayata geçirdikleri organizasyonun, Türkiye’nin gıda sektöründeki uluslararası konumunu güçlendirecek önemli bir buluşma noktası olacağını, Çinli iş insanlarını da Foodist İstanbul Fuarı 2026’nda görmek istediklerini sözlerine ekledi. Girit: “Çin’e tavuk ayağı ihracatının açılmasını sabırsızlıkla bekliyoruz” Türkiye’nin su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründe pek çok üründe dünyanın ilk 10 üreticisi arasında yer aldığını belirten Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Bedri Girit, balık, kanatlı, süt ürünleri, bal, yumurta gibi ürünlerde dünyanın protein ihtiyacını karşıladıklarını, 102 ülkeye kaliteli ve güvenli gıda ürünleri ihraç ettiklerini, Çin’e de ihracat yapacak altyapıya sahip olduklarını, son yıllarda büyük gelişim gösteren Türk somununda iş birliği yapabileceklerini, Çin’e tavuk ayağı ihracatının tekrar başlamasını sabırsızlıkla beklediklerini dile getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege Tütün İhracatçıları Birliği’nde Selim Jimi Dönemi Haber

Ege Tütün İhracatçıları Birliği’nde Selim Jimi Dönemi

Selim Jimi Ege Tütün İhracatçıları Birliği’nde; Alaattin Tezol, Esin Özgener, Nevzat Karagözoğlu, Mahmut Özgener ve Ömer Celal Umur’dan sonra başkanlığa seçilen altıncı isim olurken, ETİB’in ilk profesyonel yönetici kökenli başkanı olma başarısı gösterdi. Ege Tütün İhracatçıları Birliği’nde 2018-26 yılları arasında Yönetim Kurulu Başkanlığı yapan Ömer Celal Umur iki dönem kuralı gereği Başkan adayı olamazken, önümüzdeki dönemde Ege Tütün İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu’nda sektöre hizmet etmeye devam edecek. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener’de 2026-30 dönemi için seçilen Ege Tütün İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu’nda yerini aldı. İhracat 1 milyar doları, üretim 100 bin tonu aştı Türkiye’nin ihracatta geleneksel sektörlerinden tütün de hem üretimde 100 bin tonun üzerine çıkmanın hem de ihracatta 8 yıl aranın ardından 1 milyar doları aşmanın mutluluğu yaşanıyor. Türkiye’de tütün ve tütün mamulleri ihracatçılarını çatısı altında buluşturan Ege Tütün İhracatçıları Birliği’nin Genel Kurulu’nda çifte rekor mutluluğu öne çıktı. Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanı Selim Jimi, tütün ve tütün mamulleri sektörü olarak 2025 yılında ihracatlarını yüzde 8,4’lük bir artışla 1 milyar 60 milyon dolar seviyesine ulaştırdıklarını dile getirdi. 112 ülkeye ihracat 2025 yılında Irak, ABD, Belçika, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere toplam 112 ülkeye ihracat yaptıkları bilgisini veren Jimi, “2025 yılındaki ihracat performansımızla küresel pazardaki gücümüzü perçinledik; bu başarıda üreticilerimizin büyük özverisi ve ihracatçılarımızın yoğun çabası bulunuyor. Sigara ihracatımız 501 milyon dolar olurken, yaprak tütünden 336 milyon dolar, nargilelik tütün ihracatından 105 milyon dolarlık döviz geliri elde ettik” şeklinde konuştu. Oryantal tütün üretiminde dünya lideriyiz Türkiye’nin oryantal tütün üretimindeki dünya liderliğini korumaya devam ettiğine vurgu yapan Jimi sözlerini şöyle sürdürdü; “Türkiye’de üretilen sigaralarda yerli tütün oranının yüzde 30’a çıkarılma kararı sonrasında Burley ve Virgina tipi yabancı menşeli yaprak tütün üretimini de 30 bin tona çıkararak toplam üretimi 100 bin tonun üzerine taşıdık. İklim krizinin tarımsal üretim üzerindeki zorlayıcı etkilerine rağmen sektör pazar ağını genişletmeyi başardı. Çalışma koşullarının iyileştirilmesinden zirai ilaç atıklarının yönetimine kadar pek çok alanda sektör paydaşlarımızla eşgüdümlü projeler yürütüyoruz. 2025 itibarıyla 50’ye yaklaşan atık toplama merkezimizle sadece tütün sektörünün değil, tüm tarım sektörünün sürdürülebilir ve rekabetçi yapısını güçlendirmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz. 2026 ve sonraki yıllarda sürdürülebilirlik ile ilgili adımlarımızı sıklaştıracağız. Ürün kalitesinin artırılması, katma değerli üretim, gençlerin sektöre kazandırılması, birliğimizin üretttiği ürünlerin dünyada marka algısının güçlendirilmesi öncelikli çalışma konularımız olacak. Önümüzdeki 4 yılın sonunda üretimimizi artırarak ihracatımızı 1 milyar 500 milyon dolara çıkarmak için çalışacağız.” Ömer Celal Umur’a teşekkür Ege Tütün İhracatçıları Birliği Genel Kurulu’nda 2018-26 yılları arasında Başkanlık yapan Ömer Celal Umur’a sektöre sağladığı katkılar nedeniyle teşekkür plaketi takdim edildi. Ege Tütün İhracatçıları Birliği Genel Kurulu’nda 2026 yılı iş programı ve bütçesi onaylandıktan sonra seçimlere geçildi. Seçimlerde Selim Jimi Yönetim Kurulu Başkanı seçilirken, Yönetim Kurulu’nda; “Ömer Celal Umur, Mahmut Özgener, Kazım Gürel, Yiğit Tuncel, İsmet Çakın, Osman Akın Umur, Can Özbek, Sarper Ege Ulukaya, Hilmi Keskin ve Turan Yalçın” yer aldı. Denetim Kurulu ise; “Ali Borovalı, Mutlu Piroğlu ve Aydın Selçuk Karagözler” isimlerinden oluştu. Selim Jimi kimdir? Ege Tütün İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilen Selim Jimi 27 Nisan 1968 tarihinde İzmir’de dünyaya geldi. Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu olan Selim Jimi, Alliance One Tütün A.Ş. firmasında Genel Müdür olarak kariyerine devam ediyor. 2016 yılında Ege Tütün İhracatçıları Birliği Yönetim Kuruluna giren Jimi İngilizce ve İspanyolca biliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bitkisel Yağlar Hakkındaki Gerçekler 5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi’nde Ele Alındı Haber

Bitkisel Yağlar Hakkındaki Gerçekler 5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi’nde Ele Alındı

Gıda üretimi ve tüketimiyle ilgili artan bilgi kirliliğine karşı bilimsel veriye dayalı yaklaşımın önemine vurgu yapılan kongrede; gıda güvenliği, sürdürülebilir üretim, beslenme, regülasyonlar ve yeni teknolojiler gibi başlıkların yanı sıra izlenebilirlik sistemleri ve dijital çözümler de ele alındı. Gıda üretim sistemlerinin teknolojik özelliklerinden beslenmeye uzanan süreçte bilimsel bilginin önemine dikkat çekildi. Kongrede Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu ve Gıda Teknolojisi Uzmanı Dr. Elif Güngör Reis, bitkisel yağlar arasında önemli bir yere sahip olan palm yağı hakkında doğru bilinen yanlışları düzeltmek amacıyla bilimsel bilgi ve değerlendirmeler paylaştı. Dr. Fahri Yemişçioğlu, sunumunda bitkisel yağlara ilişkin bilimsel gerçekler ile kamuoyunda oluşan yanlış algılara odaklandı. Palm yağının zeytin meyvesinden elde edilen zeytinyağı gibi palm ağacının meyvesinden elde edilen bir meyve yağı olduğunu anlatan Yemişçioğlu, bu yağın gıda endüstrisinde kritik bir işlev üstlendiğine dikkat çekti. Palm yağı ve fraksiyonlarının, tohum yağlarının kısmi hidrojenasyonu ile üretilen ve trans yağ asidi içeren yağların besin zincirinden çıkarılmasını sağladığını belirten Yemişçioğlu, bu sayede trans yağ içermeyen gıda ürünlerinin üretiminin mümkün hale geldiğini söyledi. Palm yağına yönelik gıda güvenliği ve sağlık temelli eleştirilere de değinen Yemişçioğlu, “Palm yağı kanser yapar ifadesi bilimsel bir gerçek değil; bir algıdır. Yağlar tek başına kanser yapmaz, maddeler belirli dozların üzerinde toksik etki gösterir. GE ve 3-MCPDE, yalnızca palm yağına özgü değildir. Uygun olmayan hammaddelerin yüksek sıcaklıklarda rafine edilmesiyle diğer yağlarda da oluşabilir” ifadelerini kullandı. Palm yağının palmitik asit içeriği nedeniyle eleştirilere konu olmasının beslenme açısından gerçekçi olmadığını belirten Yemişçioğlu; palmitik asidin süt yağlarında da bulunduğunu ve zararlı olduğuna yönelik bilimsel görüş birliğinin bulunmadığını belirtti. Yemişçioğlu, Avrupa Birliği ve Türkiye’de yürürlükte olan düzenlemelerin bu konuda yüksek düzeyde gıda güvenliği standardı sağladığının ve ilgili regülasyonların Türkiye’de yürürlüğe girmesiyle gıdaların daha güvenli hale geldiğinin de altını çizdi. “İzlenebilir ve denetlenebilir sistemler sürdürülebilirlik için olmazsa olmaz” Palm yağı ekosisteminde verimlilik ve sürdürülebilirlik konularına dikkat çeken Dr. Elif Güngör Reis de; palm ağacının tarım yapılan arazilerde birim alandan elde edilen yağ miktarı açısından diğer yağlı tohumlara kıyasla açık ara en yüksek verime sahip bitki olduğunu vurguladı. Küresel yağlı tohum arazilerinin yalnızca %10’unu kullanmasına rağmen dünya bitkisel yağ üretiminin yaklaşık %40’ını karşılamasının önemli bir verimlilik göstergesi olduğunu ifade eden Reis, bu durumu “10/40 Paradoksu” olarak tanımladı. Palm yağının küresel gıda arzında stratejik bir rol üstlendiğini vurgulayan Reis, palm yağının tamamen devre dışı bırakılmasının daha fazla tarım alanı ihtiyacı ve buna bağlı orman kaybı riski doğurabileceğini belirtti. Palm yağının GDO riski barındırmayan ham yağ kaynaklarının başında geldiğini belirten Reis, çözümün boykot değil sürdürülebilir üretim standartlarının yaygınlaştırılması olduğunu ifade etti. Sürdürülebilirliğin ancak izlenebilir ve denetlenebilir sistemlerle mümkün olabileceğini de belirten Reis, sürdürülebilirlik hassasiyeti taşıyan üretici ve tüketicilerin Malezya’da zorunlu olarak uygulanması hedeflenen MSPO 2.0 sertifikasını mutlaka talep etmesi gerektiğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.