Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarım

Kapsül Haber Ajansı - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nilüfer’de Tohumlar Geleceğe Emanet Haber

Nilüfer’de Tohumlar Geleceğe Emanet

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen 11. Tohum Takas Şenliği’nde yerel tohumlar toprakla buluşmak üzere vatandaşlarla paylaşıldı. Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) ve Nilüfer Kent Konseyi iş birliğinde düzenlenen 11. Tohum Takas Şenliği, Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünde gerçekleştirildi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği şenliğe Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan yardımcıları, Meclis üyeleri, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Kent Konseyi, Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi ve farklı şehirlerin yerel yönetim temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri katıldı. Şenlik, Nilüfer Belediyesi Halk Dansları Topluluğu’nun gösterisiyle başladı. Etkinlikte vatandaşlar, Nilüfer Belediyesi tarafından üretilen yerel tohumlardan oluşan paketleri alarak tohum takasına katıldı. “TOHUM YAŞAMIN TA KENDİSİDİR” Şenlikte konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, yerel tohumların korunmasının hem tarımsal üretim hem de gıda güvenliği açısından büyük önem taşıdığına dikkati çekti. Tohumun yaşamın başlangıç noktası olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “Tohum, yaşamın ta kendisidir. Tarımsal üretimin ilk halkasıdır. Bitki sağlığının, gıda güvencesinin ve güvenliğinin temelidir. Tohumsuz tarım olmaz, tarımsız hayat olmaz. Bu nedenle yerel tohumları korumak ve çoğaltmak, geleceğe bırakacağımız en değerli miraslardan biridir. Bundan 11 yıl önce küçük bir adımla yola çıktık. Yaklaşık 500 metrekarelik bir alanda birkaç çeşit yerel tohumla başladığımız bu yolculuk, bugün Ürünlü Mahallesi’nde yaklaşık 6 dekarlık kent bostanlarına dönüştü. Kent bostanlarımızda 70 parselde yüzlerce çeşit yerel tohumu üretiyor ve çoğaltıyoruz. Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifimiz ile birlikte bu tohumları büyük bir özenle koruyor, çoğaltıyor ve yeniden toprakla buluşmasını sağlıyoruz. Bu çalışmalar yalnızca Nilüfer için değil, Türkiye’de yerel tohumların korunması açısından da önemli bir dayanışma hareketine dönüştü.” YEREL TOHUMLAR TÜRKİYE’YE YAYILIYOR Nilüfer’de başlayan bu hareketin İzmir’den Eskişehir’e, Edirne’den Çanakkale’ye, Kırklareli’nden Muğla’ya kadar pek çok kente ilham verdiğini söyleyen Başkan Şadi Özdemir, “Nilüfer’de ektiğimiz tohumlar Türkiye’nin dört bir yanında filizlenmeye devam ediyor” diyerek şöyle konuştu: “Bu yıl şenliğimizde 30 farklı yerel çeşitten 15 bin paket tohumu sizlerle buluşturuyoruz. Bakla, bezelye, biber, domates, fasulye, kavun, karpuz, patlıcan ve daha birçok yerel çeşit kendi kent bostanlarımızda üretildi ve çimlenme testlerinden geçirilerek toprakla buluşmaya hazır hale getirildi. Üstelik burada yalnızca tohum dağıtmıyoruz, aynı zamanda bir dayanışma zinciri kuruyoruz. Sizler bu tohumları ekip çoğaltacak, komşularınızla ve yakınlarınızla paylaşacaksınız. Böylece yerel tohumlarımız nesilden nesle aktarılmaya devam edecek. Tohum Takas Şenliği sadece bir tarım etkinliği değil; aynı zamanda doğayla kurduğumuz bağın, paylaşmanın ve dayanışmanın bir simgesidir. Bugün burada atölyeler, etkinlikler ve buluşmalarla hep birlikte doğanın bereketini kutluyoruz.” Açılış konuşmalarında söz alan Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın ile Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kayın, geçmişin mirasını geleceğe aktaran, coğrafyamızın en değerli hazinesi olan tohumların geleceğe aktarılması adına bu etkinliğin çok önemli olduğunu belirttiler. Şenlik kapsamında vatandaşlar gün boyunca düzenlenen etkinliklere katıldı. Konserlerin yanı sıra Tohum Ekim Atölyesi, Tohum Topu Atölyesi, Atık Yağlardan Sabun Yapım Atölyesi ve Ağaç Kardeşliği Atölyesi gibi etkinlikler gerçekleştirildi. Vatandaşlar hem yerel tohumlarla buluştu hem de doğa dostu üretim konusunda bilgi edinme fırsatı buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yumurta Üretimi Rekor Seviyeye Ulaştı Haber

Yumurta Üretimi Rekor Seviyeye Ulaştı

Açıklanan verilere göre tavuk yumurtası üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,1 oranında artış kaydetti. Üretimde aylık bazda da artışın sürdüğü görülüyor. Bir önceki ay 1 milyar 860 milyon 594 bin adet olan yumurta üretimi Ocak ayında yüzde 2,2 artarak 1 milyar 902 milyon 299 bin adede yükseldi. ÜRETİMDEKİ ARTIŞ DİKKAT ÇEKİYOR Son dönemde yumurta üretiminde dönemsel dalgalanmalar yaşansa da açıklanan verilerin sektörün üretim gücünü koruduğunu gösterdiğini belirten YUM-BİR Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim AFYON, “Ocak ayında üretimin 1,9 milyar adedi aşması, Türkiye’nin yumurta üretim kapasitesinin sürdürülebilirliğine işaret ediyor. Bu seviyenin son yılların en yüksek üretim rakamlarından biri olması, güçlü üretim altyapımız sayesinde yumurtada arz güvenliğinin sürdürüldüğünü ortaya koyarken üretimdeki artışın piyasadaki dengelerin korunmasına da katkı sağladığını gösteriyor. Yumurta yüksek besin değerine sahip temel gıdalar arasında yer alıyor ve dengeli beslenme açısından önemli bir protein kaynağı olarak öne çıkıyor. Üretimdeki istikrarlı artış seyri, tüketicilerin kısa bir dönem uygun fiyatlı ve kaliteli protein kaynaklarına erişimini desteklerken, üretim tarafının sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Bu durum yumurta sektörünün gıda arzı açısından stratejik bir rol üstlendiğini de ortaya koyuyor” dedi. TÜRKİYE YUMURTA ÜRETİMİNDE GÜÇLÜ ÜLKELER ARASINDA Türkiye’nin yumurta üretiminde dünyada önemli üretici ülkeler arasında yer aldığını ve sektörün hem iç pazarın ihtiyacını karşılayacak kapasiteye sahip olduğunu hem de ihracat potansiyelini koruduğunu ifade eden YUM-BİR Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim AFYON, “Yumurta üretiminde güçlü bir üretim altyapısına sahibiz. Açıklanan veriler, sektörümüzün üretim kapasitesini koruduğunu ve üretimde istikrarın sürdüğünü gösteriyor. Bu durum hem iç piyasadaki arz güvenliği hem de sektörün sürdürülebilirliği açısından önemli bir gösterge” dedi. AFYON, açıklanan TÜİK verilerinin Türkiye’de yumurta üretiminin dönemsel dalgalanmalar gösterebilse de güçlü bir üretim altyapısına dayandığını ortaya koyduğunu belirterek, ocak ayında ulaşılan 1,9 milyar adetlik üretim seviyesinin sektörün üretim kapasitesinin sürdüğünü gösterdiğini ve üretimdeki bu seviyenin piyasa dengeleri açısından da önemli bir gösterge niteliği taşıdığını ifade etti. DEĞİŞEN KÜRESEL DENGELERDE TÜRKİYE’NİN ÜRETİM GÜCÜSon dönemde dünyada değişen dengelerin Türkiye’nin gıda üretimindeki stratejik konumunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirten AFYON, “Rakibimiz olan birçok ülke çeşitli tarım ve gıda ürünlerinde ihracat kısıtlamalarına giderken Türkiye’de üretim gücü sayesinde arz fazlası oluşabilmektedir. 2024 yılında yüzde 133, 2025 yılında yüzde 115 seviyesinde gerçekleşen yeterlilik oranımızın 2026 yılında yeniden yüzde 130 seviyelerine ulaşması bekleniyor. Bu da iç tüketim karşılandıktan sonra ihracatımızı yeniden eski seviyelerine rahatlıkla taşıyabileceğimiz anlamına geliyor. Özellikle altını çizmek isterim ki ihracat, gıda arz güvenliği ve üretim artışının en önemli sigortalarından biridir” dedi.ARZ FAZLASI İHRACAT VE GIDA SANAYİİNDE DEĞERLENDİRİLMELİArz fazlasının üretim artışından kaynaklanmasının sektör açısından daha sağlıklı bir tablo ortaya koyduğunu ifade eden AFYON, bu ürünlerin ihracat ve gıda sanayii aracılığıyla değerlendirilmesinin üreticinin sürdürülebilir şekilde üretim yapmasını güvence altına aldığını belirtti.RAMAZAN’DA ÜRETİCİDEN TÜKETİCİYE DESTEKAFYON ayrıca, devletin enflasyonla mücadele sürecine sektör olarak destek verdiklerini ifade ederek, “Ramazan ayında vatandaşlarımızın yumurtaya daha uygun fiyatlarla ulaşabilmesi için üretici tarafı önemli bir fedakârlık göstermiştir. Bu süreçte üreticilerin desteğini tüketiciye en doğru şekilde ulaştıran tüketici dostu perakende zincirlerine de teşekkür ediyoruz” dedi.YUMURTAYA YÖNELİK YANLIŞ ALGILARA DİKKATYumurtaya yönelik yanlış algılara da değinen AFYON, tüketicilere şu mesajı verdi: “Halkımız, tazelik ve temizlik kriterleri sağlandığı sürece tüm yumurtaları gönül rahatlığıyla tüketebilir. Farklı renkler veya çeşitli sıfatlarla pazarlanan yumurtalar arasında besin değeri açısından temel bir fark bulunmamaktadır. Bu tarz sınıflandırmalara itibar edilmemesi gerekir. Bu vesileyle de altını çizmek isterim ki, Ramazan ayında sofralarda sıkça yer alan yumurta, yüksek besin değeri sayesinde uzun süre tok tutan önemli bir gıdadır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İBB Başkanvekili  Aslan, Hal Esnafı ile Sahurda Bir Araya Geldi  Haber

İBB Başkanvekili  Aslan, Hal Esnafı ile Sahurda Bir Araya Geldi 

Hal esnafının yaptığı işin önemine değinen Aslan, "İstanbul’da düzenin bir şekilde sürmesi, gıda krizinin olmaması, meyve ve sebzenin zamanında İstanbul’a ulaştırılması çok kıymetli. Şimdi esnaf olmayan birisinin ya da bunu yaşamayan birisinin bu anlattıklarımızı anlaması mümkün değil. Birçoğunuz pazarcılıktan gelmiş olabilirsiniz. Hatırlarsınız, 70’li 80’li yıllarda pazarda tezgahlarda meydanlarda su satarak geldik. Dolayısıyla hepinizin emeğine sağlık. Bugün burada olmaktan, sizinle beraber sahur yapmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Az önce söylediler; Nevzat abi bizim abimizdi, dostumuzdu. Başkanımızla beraber çok mücadele ettik birlikte. Allah rahmet eylesin Nevzat abiye ve diğer vefat eden abilerimize" söyledi. “HERKES BU TOPRAKLAR İÇİN, AİLESİ İÇİN GECE GÜNDÜZ MÜCADELE EDİYOR” Sahur programlarının Ekrem İmamoğlu ile başladığını belirten Aslan, "Ne zaman başladınız? Her sahur yapıyor musunuz dedik; 'Yok, normalde herkes kendi yazıhanesinde sahurunu veya iftarını yapar. Ekrem Başkanımızla beraber bu sürece başladık' dedi. Şimdi kendisi Silivri’de, biliyorsunuz mahkemesi devam ediyor. Bu ülkede yaşamak, ayakta durmak, hizmet etmek, iyilik yapmak zor iş. Ama işte sizin kendi mücadeleniz, bizim kendi mücadelemiz... Herkes kendi çapında bir şeyler için; bu topraklar için, ailesi için gece gündüz mücadele ediyor." şeklinde konuştu. Aslan ekonomik koşullarından zorluklarından bahsederek, “12 ay oldu tam Ekrem Başkan tutuklanalı. Ben de 12 ay önce göreve geldim. Ekmek kazanmak zor. Bu ülkede şu an ekonomik olarak çok rahat yaşamak zor. Uzunca bir zamandır, 2018’den beri büyük bir ekonomik kriz yaşıyor ülke. Ama işte sizlerin sayesinde, bizlerin sayesinde bir şekilde toplum ayakta duruyor. Yaklaşık her ay 2 milyar liraya yakın nakdi sosyal yardım desteği sunuyoruz İstanbul’daki ihtiyaç sahibi ailelere. Bizim kasaba dedim ki 'Ramazan nasıl geçiyor, ciroda hiç artış yok mu?'. 'Vallahi' dedi, 'bizde de yok, iki yıldır bizde de işlerde bir kısım düşme var'. Birlikte mücadele edeceğiz ve bu zorluklardan, zor zamanlardan birlikte geçeceğiz. Veresiye dönemi dedi, onu da görüyoruz dedi. Kredi kartı hakim değil mi dedim? Henüz tam etki etmedi dedi. Önce alıyor, satıyor, sonra geliyor faturasını mecburen kesiyoruz, bazen bir sonraki aya devrediyor; KDV’yi peşin ödüyoruz paramızı sonra alıyoruz. Dolayısıyla bu aslında esnafın, yani Ahi Evran geleneğinin de çok önemli bir süreci. Toplumun ayakta kalması için bazen esnafın fedakarlık yapması, mücadele etmesi çok kritik bir süreç." ifadelerin kullandı. “İNŞALLAH BU BAYRAM BAŞKANLARIMIZ, KIYMETLİ YOL ARKADAŞLARIMIZ, BÜROKRATLARIMIZ BAYRAMI AİLELERİYLE GEÇİRİRLER” Hal esnafının Kadir Gecesini ve Ramazan Bayramı’nı kutlayan Aslan, Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarının bir an önce ailelerine kavuşmaları temennisinde bulunarak, “Biraz önce söyledim, bizim seçilmiş Belediye Başkanımız tutuklu. Allah ona yardım etsin. İnşallah bu Ramazan’ın yüzü suyu hürmetine... Pazartesi günü 16 Mart’ta Kadir Gecesi’ni idrak edeceğiz. Daha sonra hep birlikte Ramazan Bayramı’nı kutlayacağız. İnşallah bu bayram, bu Kadir Gecesi hem sizin ailenize bereket getirir, sağlık sıhhat getirir, mutluluk getirir, ülkemize barış getirir, dünyaya barış getirir. Hem de başkanlarımız, kıymetli yol arkadaşlarımız, bürokratlarımız bir an önce tutuksuz yargılanırlar ve bu bayramı aileleriyle geçirirler. Bu ülkenin birliği ve dirliği çok önemli. Bütün o coğrafyada savaş var. Nedense İslam aleminin de savaşa sürüklendiği zamanlar ya da bir bomba attıkları zamanlar hep Ramazan ayına denk geliyor. Dolayısıyla biz Allah’a şükretmekten, dua etmekten, birliğimizin ve bütünlüğümüzün korunmasından, devletimizin varlığının ve bekasının sürdürülmesinden başka duamız yok." diyen Aslan konuşmasının devamında şunları söyledi; “BU ÜLKENİN ESNAFIYLA, SANAYİCİSİYLE, ÜRETİCİSİYLE ÇÖZECEĞİZ” “Bende bu sabah bu sofraya misafir oldum. Allah halinizin bereketini ticaretinizin bereketini artırsın. Allah bol kazanç versin. Sadece son olarak şunu söylemek istiyorum. Bir sürü insan ülkeyi terk etmeye çalışıyor. Doktorlar yurtdışına gidiyor, 2025 yılında yanlış bilmiyorsam 5 bin 25 doktor yurt dışına gitmiş. Geçen bir arkadaşımız beyin kanaması geçirdi ve şu an yoğun bakımda çalışma arkadaşımız genç bir kardeşimiz 40 yaşlarında Genel başkanımızla ziyarete gittik. Doktor dedi ki ‘Sayın Genel başkanım ben yurt dışına gideceğim’. Genel başkanımız sordu ‘Sizin denklik belgeniz var mı?’ Siz buradan yurtdışına gittiğiniz doktor olarak başlayamıyorsunuz illa oradaki devletin kurumlarının sizi onaylaması gerekiyor. ‘Valla ben burada 11 yıllık doktorum orada hemşire olmaya razıyım ben burada geçinemiyorum’ dedi. İşte bu ülkenin esnafıyla, sanayicisiyle, üreticisiyle çözeceğiz. Hep birlikte başaracağız. “ÇALIŞMAKTAN, ÜRETMEKTEN UMUDUNUZU KESMEYİN” "Lütfen ülkede umudunuzu kesmeyin. Çalışmaktan, üretmekten umudunuzu kesmeyin. Bu ülkeyi ayağa kaldıracak insanlar tarımla uğraşan, sanayiyle uğraşan, ticaretle uğraşan insanlar. Biz de İstanbul’un çeperlerinde tarım yapmaya çalışıyoruz. Çatalca’da, Silivri’de, Pendik’te, Şile’de, Beykoz’da tarım yapmaya çalışıyoruz. Hem hayvancılığa besi destek veriyoruz hem tarım yapanlara fide desteği veriyoruz, sırf ülkenin üreticisi ayakta kalsın diye. "Bu ülke eğer birlik ve bütün olarak hareket edecekse, bunun birinci sebebi, varoluş sebebini sağlayacak olanlar buradaki insanlar; bizim gibi gece gündüz mücadele eden insanlar. Lütfen çocuklarınızın da umudunu kesmesini engelleyin. Hep birlikte ayağa kalkacağız. Sakın umudunuzu kesmeyin. Zor seneler ama inşallah Allah yardım edecek ve birlikte başaracağız. Hepimizin tuttuğu oruçlar kabul olsun, dualarınız kabul olsun. Tekrar ailenizle beraber mutlu bayramlar diliyorum. Allah hepinizden razı olsun, iyi ki varsınız." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Besler, İnovasyon ve Ar-Ge Stratejileriyle 2025'te Sürdürülebilir Büyümesini Güçlendirdi Haber

Besler, İnovasyon ve Ar-Ge Stratejileriyle 2025'te Sürdürülebilir Büyümesini Güçlendirdi

Perakende kanalında dondurulmuş gıdada SuperFresh markasıyla yüzde 36, margarin pazarında ise Bizim Yağ ve Terem başta olmak üzere öncü markalarıyla toplam yüzde 67,5 pazar payına ulaşan Besler, her iki iş kolundaki güçlü liderliğini sürdürdü. Dondurulmuş gıda, donuk fırıncılık, konserve ve yağ sektörlerindeki güçlü markalarıyla gıda sektörünün dönüşümüne öncülük eden Besler, 16 kategoride 1250 ürün ve 55 markasıyla faaliyet gösterirken, perakende ürünleriyle Türkiye’de yılda yaklaşık 21 milyon hanede 64 milyon tabakta yer alıyor. 2025 yılı finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildiren Besler’in, 2025 yılı brüt kârı yüzde 3,6 artışla 8 milyar TL’ye, cirosu 32,5 milyar TL’ye ulaşırken; FAVÖK marjı da bir önceki yıla göre 0,5 puan artışla yüzde 13,3 seviyesine yükseldi. Aynı dönemde şirket 2,9 milyar TL ihracat geliri elde etti. İnovasyon, sürdürülebilir büyümenin itici gücü oldu Gıda sektöründe Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı ilk yağ ve dondurulmuş gıda Ar-Ge merkezlerine sahip şirket olan Besler, 2025 yılında 90,7 milyon TL Ar-Ge ve inovasyon yatırımı gerçekleştirdi. Şirket, dondurulmuş gıda, konserve, yağ ve donuk fırıncılık kategorilerinde 50 yeni ürün lansman ve relansmanıyla inovasyon gücünü büyümeye dönüştürdü. Dondurulmuş gıda kategorisinin lider markası SuperFresh, pizza kategorisindeki varlığını premium ürünü Pizza Artizan ile güçlendirirken; hazır yemek kategorisine lazanya ve ton balıklı salata çeşitleriyle giriş yaptı. SuperFresh’in 2025 yılında perakende cirosundaki büyümesinin yüzde 29’u son iki yılda pazara sunduğu yenilikçi ürünlerden geldi. Yağ iş biriminde ise Besler, ilk sürülebilir peynir formatındaki ürünleri Ülker Sürmix markasıyla pazara sundu. 2025 yılında 30’uncu yaşını kutlayan Bizim Yağ, krema ve sıvı yağ kategorilerine giriş yaparak portföyünü genişletti. Güçlü iletişim, satış performansı ve dijital liderliğe katkı sağladı Besler, 2025 yılında lider markalarıyla büyümesini sürdürürken; iletişim, inovasyon ve ulaşılabilirlik odağındaki pazarlama stratejileriyle sektörde fark yarattı. Dondurulmuş gıda kategorisinin lideri SuperFresh, “Dolapta Ne Var?” kampanya döneminde yüzde 40’a varan satış artışı elde etti. Marka, tüketiciyle kurduğu güçlü bağ ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı sayesinde ikinci kez “Türkiye’nin En Sevilen Dondurulmuş Gıda Markası” seçildi. Markanın tarım alanında kadın çiftçilere fırsat eşitliği sunan “Tarımın Kadın Yıldızları” projesinin ürünü Ege’den Hasat Bezelye, lansman döneminde Michelin tavsiyeli bir restoranın menüsünde yer aldı. 2025 yılında 30’uncu yılını kutlayan Bizim Yağ’ın “Hamur Bizim İşimiz” YouTube kanalı, 1,6 milyonu aşan abone sayısıyla Türkiye’nin en yüksek takipçili, dünyanın ise ikinci en büyük markalı yemek kanallarından biri oldu. Besler, tarımın dijital ve sürdürülebilir dönüşümünde de öncü Türkiye’nin en büyük tarımsal ham madde tedarikçilerinden biri olan Besler, 2025 yılında da çiftçilerle kurduğu güçlü iş birlikleriyle sorumlu tarım uygulamalarını geliştirmeye devam etti. SuperFresh’in en önemli ham maddelerinden patatesin sürdürülebilirliği amacıyla AB ve TÜBİTAK iş birliğiyle yürütülen yapay zekâ destekli SAFER (Smart Agriculture Fields in the European Region) projesi, Avrupa’nın en büyük gıda inovasyon topluluğu EIT Food’dan 2,8 milyon euro hibe aldı. Tarımda fırsat eşitliğini destekleyen Tarımın Kadın Yıldızları projesi de genişleyerek, Besler’in sözleşmeli üretim modelindeki kadın çiftçi oranını yüzde 27’ye çıkardı. Mert Altınkılınç: “Gıda sektörünün sürdürülebilir dönüşümünde öncü rol üstleniyoruz” Besler CEO’su Mert Altınkılınç, 2025 yılı performansına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Besler olarak 2025 yılını güçlü bir finansal performans ve stratejik hedeflerimizle uyumlu bir büyümeyle tamamladık. Sürdürülebilir gıdanın geleceğini şekillendirme vizyonumuz doğrultusunda inovasyon odağımızı daha da güçlendirdik. Çevik iş yapma modelimiz ve dinamik organizasyon yapımız sayesinde değişen koşullara hızla uyum sağlarken; lider markalarımızla kategorilerimizdeki öncü konumumuzu pekiştiriyoruz. Tarladan tabağa uzanan değer zincirinde ekosistemi dönüştüren bir rol üstlenmeye devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de güçlü finansal yapımız, Ar-Ge yatırımlarımız ve sürdürülebilirlik yaklaşımımızla sektöre yön veren, geleceği bugünden inşa eden bir şirket olma kararlılığımızı sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım’ın yeni CFO’su Ural İnal oldu Haber

Sunar Yatırım’ın yeni CFO’su Ural İnal oldu

Türkiye’nin gıda, tarım ve biyoendüstri alanındaki öncü gruplarından Sunar Yatırım, biyoendüstri ve biyoteknoloji odaklı büyüme hedefleri doğrultusunda üst yönetim kadrosunu güçlendiriyor. Bu kapsamda finansal yönetim, stratejik planlama ve operasyonel dönüşüm alanlarında uzun yıllara dayanan deneyime sahip Ural İnal, Sunar Yatırım CFO’su olarak atandı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunu olan Ural İnal, yüksek lisansını Çukurova Üniversitesi İşletme programında tamamladı. Kariyerine TEMSA’da başlayan İnal finans, strateji ve uluslararası operasyonlar gibi başlıklarda sorumluluk alarak mali işler ve yurt dışı operasyonları yönetimi konusunda deneyim kazandı. Ural İnal otuz yıla yakın profesyonel hayatında farklı sektörlerde edindiği tecrübesiyle Sunar Yatırım’da finansal sürdürülebilirliği destekleyen stratejilere odaklanarak, şirketler grubunun finansal yapısının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir büyüme hedeflerinin desteklenmesinden sorumlu olacak. Sunar Yatırım Hakkında Yarım asrı aşkın köklü geçmişiyle tarım, gıda ve biyoendüstri alanında faaliyet gösteren Sunar Yatırım; mısır nişastası bazlı endüstriyel hammadde, bitkisel sıvı yağ, un, yem ve biyo-bozunur plastik üreterek 6 kıtada, 100’ün üzerinde ülkeye ulaştırıyor. 1400’den fazla çalışanı başta olmak üzere çiftçiler, tüketiciler, iş ortakları, yerel yönetimler ve diğer tüm paydaşlarıyla geniş bir değer zinciri kuran Sunar, Ar-Ge ve ileri teknolojilere yaptığı yatırımlarla tarıma dayalı ve çevre dostu sürdürülebilir üretime liderlik ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnternet Gazeteleri İçin Ücretsiz İçerik Haber

İnternet Gazeteleri İçin Ücretsiz İçerik

Bir internet gazetesinin en pahalı kalemi her zaman görünür bir fatura değildir. Çoğu zaman asıl maliyet, haber akışının durduğu anda ortaya çıkar. Editör masasında içerik boşluğu oluştuğunda trafik düşer, ana sayfa zayıflar, kategori sayfaları güncelliğini kaybeder ve okuyucu sadakati sessizce aşınır. Bu yüzden internet gazeteleri için ücretsiz içerik meselesi, sadece bütçe avantajı değil, yayın sürekliliği ve editoryal kapasite konusudur. Dijital yayıncılıkta hız tek başına yeterli değildir. İçerik ücretsiz olsa bile telif riski taşıyorsa, yüzeysel kalıyorsa ya da yayın çizgisine uymuyorsa kısa vadede fayda sağlarken orta vadede kuruma zarar verebilir. Doğru yaklaşım, ücretsiz içeriği boşluk dolduran malzeme gibi değil, iyi kurgulanmış bir yayın zincirinin verimli halkası olarak görmekten geçer. İnternet gazeteleri için ücretsiz içerik neden stratejik bir ihtiyaç oldu? Bugün çok sayıda dijital yayın, sınırlı kadroyla geniş bir haber alanını yönetmeye çalışıyor. Ekonomi, teknoloji, enerji, tarım, savunma sanayii, lojistik, yapay zeka, sürdürülebilirlik ve şirket haberleri gibi başlıkların her biri ayrı uzmanlık gerektiriyor. Her alan için muhabir istihdam etmek çoğu internet gazetesi için gerçekçi değil. Tam bu noktada ücretsiz ve yeniden kullanılabilir içerik, operasyonel bir kaldıraç işlevi görüyor. Editörler, günün sıcak başlıklarını takip ederken aynı zamanda kurumsal gelişmeler, sektör analizleri, röportajlar, fotoğraf galerileri ve video destekli içeriklerle sayfalarını güçlü tutabiliyor. Bu model, özellikle yerel dijital gazeteler, dikey yayın yapan sektör portalları ve sınırlı insan kaynağıyla çalışan haber siteleri için ciddi avantaj sağlıyor. Ancak burada kritik bir ayrım var. Her ücretsiz içerik aynı değeri üretmez. Bazı içerikler yalnızca hacim sağlar, bazıları ise hem hacim hem güven hem de arama görünürlüğü oluşturur. Kurumsal okuyucuya hitap eden bir yayın için fark tam da burada başlar. Ücretsiz içeriğin değeri sadece maliyet avantajı değildir Yayıncıların ücretsiz içeriğe çoğu zaman ilk refleksi maliyet üzerinden olur. Bu anlaşılır bir yaklaşımdır, fakat eksiktir. Esas değer, editoryal üretim yükünü optimize ederken yayın standardını koruyabilmesidir. Nitelikli ücretsiz içerik, haber merkezine üç yönden katkı verir. İlki hızdır. Güncel gelişmelerin düzenli akışı, sitenin boş kalmasını önler. İkincisi çeşitliliktir. Tek bir editoryal ekip ile ulaşılamayacak sektör genişliği yakalanabilir. Üçüncüsü ise ölçeklenebilirliktir. Haber sitesi büyürken her kategori için ayrı ekip kurma baskısı azalır. Buna ek olarak, bazı içerik sağlayıcılar yalnızca metin vermez. Fotoğraf, video, röportaj, köşe yazısı ve çok dilli yayın desteği sunan kaynaklar, dijital gazetelerin hem kullanıcı deneyimini hem de ticari görünürlüğünü güçlendirir. Özellikle reklamverenlerin ve kurumsal paydaşların dikkat ettiği alanlarda, görsel destekli ve sektör odaklı içerik daha yüksek etki üretir. İçerik seçerken ilk bakılması gereken konu telif yapısıdır İnternet gazeteleri için ücretsiz içerik arayışında en sık yapılan hata, “ücretsiz” ifadesini otomatik olarak “güvenle kullanılabilir” şeklinde yorumlamaktır. Oysa ücretsiz erişim ile serbest kullanım aynı şey değildir. Bir içerik okunabiliyor olabilir, fakat yeniden yayınlama hakkı vermiyor olabilir. Bu nedenle yayıncıların ilk kontrol etmesi gereken konu, kullanım izninin açık biçimde tanımlanmış olmasıdır. İçerik kopyalanabilir mi, düzenlenebilir mi, başlık değiştirilebilir mi, kaynak gösterme şartı var mı, görseller de kullanım hakkına dahil mi? Bu sorular net yanıt bulmadan yapılan kullanım, ileride hukuki ve itibar riski doğurur. Profesyonel haber akışında telif konusu gri alana bırakılamaz. Özellikle kurumsal reklam ilişkileri bulunan, resmi kurumlar tarafından takip edilen veya yatırımcı kitlesine hitap eden yayınlar için bu daha da kritiktir. Bir içerik ne kadar hızlı gelirse gelsin, telif çerçevesi net değilse sürdürülebilir değildir. Kalite kontrolü olmadan ücretsiz içerik yayın standardını düşürebilir Ücretsiz içerik, doğru kaynaktan alınmadığında ana sayfayı doldurur ama markayı beslemez. Editoryal açıdan en büyük risk budur. Zayıf başlık kurgusu, doğrulanmamış bilgi, fazlasıyla promosyon dili, anahtar kelime doldurma ve bağlamsız sektör haberleri, kısa sürede yayın kimliğini aşındırır. Karar verici okura hitap eden internet gazeteleri için içerik kalitesi yalnızca dil bilgisi meselesi değildir. Haber değeri, veri disiplini, kaynak güvenilirliği ve bağlamsal isabet gerekir. Örneğin enerji sektörüne yönelik bir içerik, yalnızca şirket açıklamasını aktarmakla yetinmemeli; piyasa etkisi, yatırım yönü veya regülasyon boyutu da sezdirilmelidir. Aynı durum savunma, tarım teknolojileri, yapay zeka veya lojistik gibi alanlar için de geçerlidir. Bu yüzden yayıncılar ücretsiz içerik alırken şu dengeyi kurmalıdır: İçerik hızlı olmalı, evet. Ama aynı zamanda yayın çizgisine uyumlu, düzenlenebilir ve profesyonel bir editör süzgecinden geçmiş olmalıdır. Aksi halde haber odası zaman kazanmaz, tersine düzeltme yükü nedeniyle yeni bir maliyet üretir. Sektör odaklı içerik neden genel haberden daha yüksek değer üretir? Genel haber akışı geniş kitle getirir, fakat sektör odaklı içerik daha nitelikli trafik ve daha güçlü sadakat üretir. Çünkü ekonomi, sanayi, enerji, savunma, girişimcilik ya da yapay zeka gibi başlıkları takip eden okur, çoğu zaman tesadüfi değil amaçlı gelir. Bu kitle karar vericidir, etkileyicidir ve tekrar ziyaret etme olasılığı yüksektir. İnternet gazeteleri için ücretsiz içerik tedarikinde bu nedenle yalnızca sayfa sayısını artırmak değil, kategori kalitesini yükseltmek hedeflenmelidir. Bir yayın, sektör başlıklarında düzenli ve güvenilir akış kurabildiğinde arama motorlarında daha tutarlı görünür, sosyal paylaşım değeri yükselir ve kurumlar tarafından referans alınma ihtimali artar. Özellikle B2B yayıncılıkta bu fark nettir. Şirket haberleri, yönetici röportajları, yatırım ve üretim gelişmeleri, sürdürülebilirlik adımları ve teknolojik dönüşüm içerikleri, basit trafik kalemleri olmaktan öte marka çevresi oluşturur. Böyle bir çevre, yayın organının ticari potansiyelini de büyütür. Doğru içerik modeli nasıl kurulur? En verimli model, tüm yayın akışını dış kaynağa bırakmak değildir. Aynı şekilde her şeyi yalnızca iç ekip ile üretmeye çalışmak da çoğu zaman verimsizdir. Etkili yaklaşım hibrit yapıdır. Stratejik özel haberler, yerel gelişmeler ve yayın kimliğini belirleyen dosyalar kurum içinde kalır. Düzenli sektör akışı, kurumsal gelişmeler ve yeniden kullanılabilir haber setleri ise güvenilir dış kaynaklarla desteklenir. Bu modelde editörün rolü azalmaz, daha kritik hale gelir. Editör artık yalnızca içerik yazan kişi değil, yayın akışını yöneten, önceliklendiren, başlığı optimize eden ve kaynak güvenilirliğini denetleyen kişidir. Ücretsiz içeriğin gerçek değeri, editoryal süreci ikame etmesinde değil, onu daha akıllı kullanılır hale getirmesinde yatar. Burada kategorik planlama da önemlidir. Her haber aynı etkiyi üretmez. Ana sayfa için sıcak ve yüksek ilgi gören içerikler gerekirken, kategori derinliği için daha uzman dosyalar gerekir. Arama trafiği için kalıcı başlıklar, gündem etkisi için hızlı gelişmeler, kurumsal görünürlük için de röportaj ve açıklama bazlı içerikler dengelenmelidir. Güvenilir içerik sağlayıcıda hangi özellikler aranmalı? Bir içerik kaynağının güvenilirliği sadece haber sayısıyla ölçülmez. Düzenli akış, telif açıklığı, konu uzmanlığı ve yayınlanabilirlik seviyesi birlikte değerlendirilmelidir. Haber metninin doğrudan kullanılabilir olması ciddi avantajdır; ancak daha önemlisi, o içeriğin yayın organının kurumsal standardını aşağı çekmemesidir. Bu açıdan bakıldığında, çok sektörlü ama uzmanlık taşıyan ajans modeli öne çıkar. Ekonomi ile birlikte savunma, enerji, tarım, teknoloji, sürdürülebilirlik ve yapay zeka gibi alanlarda içerik üreten yapılar, internet gazetelerine yalnızca hacim değil editoryal çeşitlilik sunar. Eğer içerik seti röportaj, video, fotoğraf galerisi ve çok dilli yayın gibi unsurlarla destekleniyorsa, bu katkı daha da büyür. Kapsül Haber Ajansı gibi telifsiz ve ücretsiz kullanıma uygun haber akışı sunan yapılar, özellikle profesyonel yayınlar için bu ihtiyaca doğrudan yanıt verir. Buradaki temel avantaj, yalnızca haber temin etmek değil, dijital gazetelerin sürdürülebilir, güncel ve sektör duyarlı bir yayın ritmi kurmasına destek olmaktır. Arama görünürlüğü için içerik hacmi değil editoryal isabet gerekir Birçok yayıncı ücretsiz içeriği yalnızca içerik sayısını artırmak için kullanıyor. Bu kısa vadede hareketlilik yaratabilir, fakat kalıcı organik görünürlük için yeterli değildir. Arama motorları artık sadece yeni içerik ekleyen değil, belirli konularda tutarlı otorite kuran yayınları daha güçlü konumlandırıyor. Bu nedenle internet gazeteleri için ücretsiz içerik kullanımında hedef, rastgele çoğalma değil kontrollü genişleme olmalıdır. Aynı konu kümesinde düzenli yayın, doğru başlık yapısı, net kategori eşleştirmesi ve tekrar etmeyen haber seçimi çok daha iyi sonuç verir. Özellikle sektör haberciliğinde bu yaklaşım, genel haber kalabalığı içinde fark yaratır. Yayıncı için pratik gerçek şudur: Daha fazla içerik her zaman daha fazla değer anlamına gelmez. Doğru içerik, doğru kategori ve doğru yayın sıklığı daha yüksek çıktı üretir. Dijital habercilikte güçlü kalmak isteyen her yayın için mesele sadece içerik bulmak değil, kullanılabilir ve güvenilir içerik akışı kurmaktır. Ücretsiz içerik doğru yönetildiğinde maliyet avantajının ötesine geçer; haber merkezine zaman kazandırır, sektör kapsamasını büyütür ve yayın organını daha istikrarlı hale getirir. Asıl farkı yaratan ise şudur: İçeriği çoğaltmak değil, yayın değerini büyüten bir akış kurmak.

İş Bankası ve FAO Ortaklığıyla Çiftçi Kadınlara Destek Haber

İş Bankası ve FAO Ortaklığıyla Çiftçi Kadınlara Destek

Tarım ve gıda sektöründeki üretici kadınlar hem kırsal kalkınmada ve ülkemizin gelişiminde hem de gıda güvenliğinin sağlanmasında etkin rol oynuyor. İş Bankası ve FAO, BM tarafından “Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı” ilan edilen 2026’da toprağı emekle yoğuran, üretime yön veren çiftçi kadınları desteklemek amacıyla bir iş birliği başlattı. İş birliğinin tanıtımı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü haftasında İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, çiftçi kadınlar, kooperatif ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirildi. İş birliği ile “Güçlü Kadınlar, Dönüşen Tarım-Gıda Sistemleri” başlığıyla ülkemizin dört bir yanında “Yeni Nesil Çiftçi Kadın Buluşmaları” düzenlenerek, üretici kadınlara eğitim ve dijital satış desteği sunulacak. Bursa ile başlayan buluşmalar ülkemizin diğer bölgelerinde de devam edecek. Kadınların güçlenmesi, yalnızca bir eşitlik meselesi değil; aynı zamanda kalkınmanın da anahtarı… İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz konuya ilişkin değerlendirmesinde, BM tarafından 2025’in “Kooperatifler Yılı”, 2026’nın ise “Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı” ilan edilmesinin kadınların tarımdaki rolünün artık görünür kılınması, güçlendirilmesi ve sürdürülebilir biçimde desteklenmesi ihtiyacını açık bir şekilde ortaya koyduğunu ifade etti. Ülkemizde tarım sektöründe emek veren yaklaşık 5 milyon kişinin 2 milyonunu kadınların oluşturmasına rağmen, çiftçi kayıt sisteminde kadınların oranının yalnızca yüzde 15 seviyesinde bulunduğunu belirten Sezgin Yılmaz, “Kadınların üretimdeki bu güçlü varlığının finansmana, pazara ve bilgiye erişimle desteklenmesi; hem kırsal kalkınmanın güçlenmesi hem de sürdürülebilir tarımsal üretimin gelişmesi açısından büyük önem taşıyor” dedi. Bu anlayışla stratejik öncelik verdikleri sektörlerden olan tarımda ihtisas şubeleri, çiftçi buluşmaları, finansal, zirai ve ekolojik okur-yazarlık eğitimleri; Pazarama ve İmeceMobil gibi iştiraklerle sunulan pazarlama ve teknolojik destekler ile üreticilerin yanında yer aldıklarını söyleyen Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bugüne kadar yürüttüğümüz Yeni Nesil Çiftçi Kadın Buluşmaları’nı FAO’nun ülkemizde yürüttüğü Kooperatif Destek Programı ile iş birliği yaparak yeni bir konseptle hayata geçiriyoruz. Böylece kadın liderliğindeki kooperatiflerin dijital pazarlara erişimini güçlendirmeyi, teknik ve yönetim kapasitelerini artırmayı ve başarı hikâyelerini daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedefleyen yeni bir sürece adım atıyoruz. Kadınların öncülük ettiği kooperatifler büyüdükçe, sadece üretim değil; köyler, yerel ekonomiler ve toplumsal dayanışma da güçleniyor. Gençler yeniden tarıma yöneliyor, yerel markalar doğuyor, kırsal yaşam yeniden ayağa kalkıyor. Kadınların toprağa kattığı değerin, ülkemizin geleceğine yapılan yatırım olduğuna inanıyoruz. Bu yolculukta kadınların yanında yürümekten, onların hikâyelerine ortak olmaktan ve bu dönüşümün bir parçası olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Kadınların güçlenmesi, yalnızca bir eşitlik meselesi değil; aynı zamanda kalkınmanın da anahtarı.” Kadınlar sadece üretim yapan değil, markasını yöneten, dijital pazarda aktif girişimciler… FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ise, bu iş birliğiyle kadınların üretip, işleyip, paketleyip, satıp yönettiği ama en az kazanan ve en geç görünür olduğu dengeyi değiştirmeyi amaçladıklarını belirterek, “Tarım-gıda sistemini dönüştürmek istiyorsak kadınları merkeze koymak zorundayız. İş Bankası ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’na giden süreçte somut bir adım. Birçok ülkede tarım, kadınlar için erkeklere kıyasla daha kritik bir geçim kaynağı. Üstelik aynı büyüklükteki arazileri yönettiklerinde dahi çiftçi kadınlarda verimlilik farkı ortalama yüzde 24 oluyor. Aşırı sıcak geçen her gün, çiftçi kadınların ürettiği mahsullerin toplam değerini erkeklere kıyasla yüzde 3 oranında daha fazla düşürüyor. İstihdam, eğitim ve gelirdeki cinsiyet farklarının azaltılması ise gıda güvensizliği farkının yüzde 52’sini ortadan kaldırabilir. Bu rakamlar bize kadınların üretim kapasitesinin, pazara erişiminin ve gelir imkanlarının güçlendirilmesinin yalnızca sosyal bir gereklilik değil, ekonomik ve yapısal bir zorunluluk olduğunu gösteriyor” diye konuştu. Bu süreçte kadın kooperatiflerinin önemine işaret eden Selışık, “Kadın kooperatifleri yalnızca üretim yapmıyor. Yerel ekonomiyi ayakta tutuyor, geleneksel bilgiyi koruyor, ailelerin geçimini sağlıyor ve aslında kırsalın sosyal dokusunu güçlendiriyor” dedi. Kadınların pazar erişimi ve toplu pazarlık kapasitesini güçlendiren çözümlerin, kırsaldaki kadınların ekonomik haklarından daha adil şekilde faydalanmasına katkıda bulunacağını söyleyen Selışık, sözlerini şöyle sürdürdü: “FAO’nun desteklediği kooperatif programı tam da bu amaca hizmet ediyor. FAO olarak bizler kadınların teknik kapasitesini güçlendiriyoruz. İş Bankası da kadın kooperatiflerine güçlü bir dijital satış ağı ve görünürlük penceresi açıyor. Kadın üreticiler artık sadece üretim yapan değil, markasını yöneten, hikayesini anlatan, dijital pazarda aktif rol alan girişimciler haline geliyor.” Eğitimden dijital pazara her aşamada üretici kadınların yanında Program ile kooperatifler yalnızca üretim aşamasında değil; ürün geliştirmeden satışa uzanan tüm süreçlerde desteklenecek. Kadın kooperatiflerine; gıda güvenliği, mevzuata uyum ve izlenebilirlik, markalaşma ve ürün tasarımı, ambalaj ve lojistik yönetimi, dijital, zirai ve finansal okuryazarlık, sosyal medya yönetimi konularında eğitimler verilecek. Eğitim sürecini tamamlayan kooperatifler, ilk etapta FAO’nun Kooperatif Destek Programı için geliştirilen Hepyerinden Dijital Platformu’na entegre edilecek. Platforma dahil edilen kooperatiflerin ürünleri, İş Bankası’nın iştiraki olan e-ticaret platformu Pazarama aracılığıyla ülke çapında satışa sunulacak; üreticilerin kalite ve gıda güvenliği standartları güçlendirilecek ve Pazarama’nın kampanya ve görünürlük desteği sayesinde ürünler daha geniş tüketici kitlelerine ulaşabilecek. Süreçte “Çiftçi Kadın Hikâyeleri” başlığı altında kısa video ve dijital içerikler hazırlanacak. Eğitim sürecine katılan ve dijital pazara entegre edilen kooperatiflerin dönüşüm hikâyelerinin yer verileceği bu içerikler, kadın üreticilerin marka bilinirliğinin artmasına katkı sağlayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Holding, Fırsat Eşitliği ile Büyüyor Haber

Yıldız Holding, Fırsat Eşitliği ile Büyüyor

Yıldız Holding Kadın Platformu ev sahipliğinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Çamlıca Kampüsü’nde düzenlenen buluşmada Holding’in fırsat eşitliği odaklı performansı ve bu yönde attığı somut adımlar paylaşıldı. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü toplantının açılışında yaptığı konuşmada, “Biz Yıldız Holding’de, çalışma arkadaşlarımızdan tedarikçilerimize, girişimcilerden çiftçilere uzanan çok geniş bir ekosisteme dokunan bir grubuz. Bu yapının sürdürülebilir, güçlü ve sağlıklı kalabilmesinin ancak herkes için adil fırsatlar sunmakla mümkün olduğuna inanıyoruz. Tam da bu sebeple Yıldız Holding’de fırsat eşitliği, yan yana durduğumuz bir kavram değil; birlikte yürüdüğümüz bir yol arkadaşımız” dedi. Yıldız Holding, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Çamlıca Kampüsü’nde düzenlediği etkinlikte, fırsat eşitliği odaklı çalışmalarını ve sosyal etki çalışmalarına dair somut adımları paylaştı. Yıldız Holding Kadın Platformu’nun fırsat eşitliğini yalnızca kurum içinde değil, tüm değer zinciri boyunca yaygınlaştırma yaklaşımıyla Çamlıca Kampüsü’nde gerçekleşen buluşmanın açılışını Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü gerçekleştirdi. Fırsat Eşitliği: Niyet değil, ölçülebilir sonuçları olan kurumsal bir gerçeklik Fırsat eşitliğinin Yıldız Holding için bir “niyet” değil, ölçülebilir sonuçları olan bir kurumsal gerçeklik olduğunun altını çizen Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü şöyle devam etti: “Yıldız Holding’de yaptığımız her işin merkezinde, 82 yıl önce temelleri atılan “Mutlu Et, Mutlu Ol” yaklaşımımız var. Ürettiğimiz her ürünü, kurduğumuz her iş modelini, attığımız her stratejik adımı, insanlara ve hayata değer katmak için atıyoruz. Bugün fırsat eşitliği alanında yaptığımız çalışmalar da bu yaklaşımın en somut yansımalarından biri. Çalışma arkadaşlarımızdan tedarikçilerimize, girişimcilerden çiftçilere uzanan geniş bir ekosisteme dokunuyoruz. Bu büyük değer zincirinin sürdürülebilir ve güçlü kalabilmesinin ancak herkes için adil fırsatlar sunmakla mümkün olduğuna inanıyoruz. Yetenekler, hayaller ve potansiyel aslında her yerde var. Önemli olan, bunların önündeki engelleri kaldıracak cesareti gösterebilmek ve o potansiyeli açığa çıkaracak ortamı oluşturabilmek. Yıldız Holding Kadın Platformu tam da bu bakış açısıyla yola çıktı. 2021’de kurulan bu platform, bugün artık sadece bir iç inisiyatif değil; söylemden iş ortamına ve tüm değer zincirimize uzanan, güçlü ve etkisi kanıtlanmış bir dönüşüm programı. Platformun çalışmalarını ve hayata geçirdiği projeleri ekosistemimizde kalıcı etki yaratacak stratejik bir katkı olarak görüyor, çok önemsiyor ve destekliyoruz.” “Bu beş yıllık yolculuğa baktığımızda, karşımıza çıkan tablo bizim için hem gurur hem de sorumluluk kaynağı” diyen Mehmet Tütüncü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadın çalışan oranımızı %30’lu seviyelerden 2025 yılında %52’ye taşıdık. Yine 2025 yılında; terfi alan çalışanlarımız içinde kadınların oranı %65’e yükseldi. Fabrika ve mağazalarımızda görev yapan kadın çalışma arkadaşlarımızın oranı %54’e ulaştı. Ofis ve idari kadrolarımızda görev alan kadın çalışma arkadaşlarımızın oranı %37 seviyesinde. Yıl içinde yeni işe alınan çalışanlarda kadın oranımız %62. Halka açık şirketlerimizin yönetim kurullarının %24’ünü kadınlar oluşturuyor. Bu tablo fırsat eşitliğinin, Yıldız Holding’de artık sadece bir niyet değil, ölçülebilir sonuçları olan, kurumsal bir gerçeklik olduğunu gösteriyor.” Etkinlik, Yıldız Holding Kamu İlişkileri Genel Müdürü ve Kadın Platformu Elçisi Begüm Mutuş’un platformun çalışmalarını anlattığı sunumu ile devam etti. Mutuş konuşmasında şunları söyledi: “Kadın Platformu, 2021 yılında fırsat eşitliği ve kapsayıcılığı grup genelinde ortak bir kültür haline getirmek amacıyla kuruldu. 5 yıl önce bir imza ile başladık; bugün ise dünyada örnek gösterilen, etkisi global bir platform. 2026 vizyonumuz; fırsat eşitliğini, kapsayıcılığı ve sürdürülebilir refahı yalnızca kurum içinde değil, çalışanlarımız ve tüm paydaşlarımızla birlikte değer zinciri boyunca güçlendirerek sektörde öncü konumumuzu korumak ve toplumsal dönüşüme katkı sağlamayı sürdürmek. Bu fırsat eşitliği temelli yaklaşımın nesiller boyu sürdürülebilir olmasını hedefliyoruz.” Etkinlik kapsamında “Ekosistemi Fırsat Eşitliği ile Güçlendirmek” paneli de düzenlendi. Panelde, Yıldız Holding Perakende Grubu Kalite ve Ürün Güvenliği Direktörü Alev Yaman, pladis Birleşik Krallık ve İrlanda CMO’su Aslı Özen Turhan, Yıldız Holding Kurumsal Strateji ve M&A Başkanı Fezal Okur Eskil, Besler CMO’su Gülizar Öcal Doğan fırsat eşitliğini iş stratejilerinin merkezine yerleştiren çalışmaları ile ilham veren kariyer yolculuklarını katılımcılarla paylaştı. Buluşma, Dr. Gülseren Budayıcıoğlu ile gazeteci Elif Ergu’nun “Liderlik Yolculuğu Üzerine” sohbeti ile tamamlandı. Kadın Girişimcilere Destek Sürüyor, Etki Büyüyor Yıldız Holding Kadın Platformu’nun bu yıl altıncısını yayınladığı raporu da etkinlik kapsamında katılımcılarla paylaşıldı. Rapora göre 2025’te grubun öne çıkan verileri şöyle: ŞOK Marketler’in ŞOK’ta Ben de Varım projesiyle kadın üreticilere sağlanan ekonomik değer 25 Milyon TL oldu, 250 binin üzerinde ürün satışı gerçekleşti. Besler’in dondurulmuş gıdada lider markası SuperFresh’in yürüttüğü Tarımın Kadın Yıldızları projesiyle 2022-2025 yılları arasında kadın çiftçilerden 21 bin ton ürün alındı ve 168 Milyon TL ekonomik değer yaratıldı. Kadın çiftçi oranı yüzde 5'ten yüzde 27'ye yükseldi ve 4.000'i aşkın kadın çiftçiye yapay zeka, finansal okuryazarlık ve ekolojik okuryazarlık alanında eğitimler verildi. Ülker; tarımsal ham maddelerin sürdürülebilirliğine katkı sağlayan Fındıktan Fazlası ve Kakaodan Fazlası projeleriyle kadınların tarımsal üretimde liderlik rolünü üstlenmelerini ve ekonomik olarak güçlenmelerini desteklemeyi hedefliyor. Karadeniz bölgesindeki yarısını kadın çiftçilerin oluşturduğu “Fındıktan Fazlası” projesi iyi tarım uygulamaları eğitimleri ve çeşitli desteklerle devam ediyor. Fildişi Sahili’nde Earthworm Vakfı iş birliğiyle gerçekleştirilen Kakaodan Fazlası projesi kapsamında kakao alımı yapılan bölgelerdeki çiftçilere tarımsal ormancılık ve iyi tarım uygulamaları eğitimleri veriliyor. Mobil sağlık hizmetlerinden de 2025’te kadın ve çocukların ağırlıklı olduğu 2500 kişi faydalandı.Türkiye genelindeki 2.500’e yakın SEÇ Market mağazasının yaklaşık yüzde 10’u kadınlar tarafından yönetiliyor.Yıldız Ventures, kurulduğu günden bugüne girişim sermayesi fon yatırımları aracılığıyla, kadın liderliğinde veya kadın ortaklığı bulunan 150’den fazla girişimi 6 milyon doları aşan yatırım büyüklüğüyle destekledi.Diğer yandan 2025 yılında JOB Talent programı kapsamında, staj sonrası kadroya alınan genç yeteneklerin %59’unu kadın çalışanlar oluşturdu. Şeffaflık ve İzlenebilirliğe Uluslararası Kuruluşlardan Takdir Gıda ve Perakende sektöründe Uluslararası EŞİT ÜCRET Derneği tarafından Eşit Ücret Sertifikası’na sahip ilk Holding olan Yıldız Holding, Eşit İşe Eşit Ücreti şeffaf ve izlenebilir kılmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıllarda London Business School’un vaka çalışması haline getirdiği Holding’in fırsat eşitliği odaklı rol model uygulamaları 2025 yılında ise Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) tarafından vaka analizi olarak yayınlandı. Yıldız Holding, dünya genelinde şirketlerin çeşitlilik ve kapsayıcılık alanındaki performansını ölçen ve bu değerleri iş süreçlerine başarıyla entegre eden şirketlerin belirlendiği DIAL Global Inclusion Index 2025’te dünya çapında ilk 50 şirket arasında yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayer, G4A Programı’na Seçilen Girişimleri Açıkladı Haber

Bayer, G4A Programı’na Seçilen Girişimleri Açıkladı

Bayer’in Tenity iş birliğiyle 2018’den bu yana Türkiye’de girişimcilik ekosistemine katkı sağlamak amacıyla yürüttüğü G4A Girişim Hızlandırma Programı’na seçilen girişimler açıklandı. Bayer’in İlaç, Tüketici Sağlığı ve Tarım Ürünleri iş bölümlerine yönelik G4A 2026 programı kapsamında değerlendirilen 310 girişim arasından seçilen Pearly Menopoz Platformu, RaporinAI, Vinter (Vindy), NeoOne Teknoloji, Tekno Kurgu ve MOVE ON isimli 6 girişim, program çerçevesinde sunulan birçok destekten yararlanabilecek. Girişimciler 100 gün boyunca eğitimler alacak Sağlık ve tarım alanlarında yenilikçi dijital çözümler sunan, fikir aşamasını geçmiş, ölçeklenebilir iş modeline, yalın bir ürüne veya prototipe sahip ya da satış aşamasına ulaşmış 6 yeni girişim; program boyunca kapsamlı bir gelişim sürecinden geçecek. Bayer mentorları, yöneticileri ve Tenity uzmanlarından oluşan jüri tarafından yapılan değerlendirme sonucunda seçilen girişimler; 100 gün boyunca finansal planlama, yatırım süreçleri, satış stratejileri ve hukuki konular gibi kritik alanlarda online eğitimler alacak. Bunun yanı sıra, Bayer ile iş birliği yapabilme fırsatına sahip olacak, ürün geliştirme sürecine mentorluk desteği alarak devam edecek, ücretsiz yazılım destek paketlerine erişebilecek ve geniş bir profesyonel ağın parçası olma avantajını elde edecek. Seçilenler arasından Pearly Menopoz Platformu, Vinter (Vindy) ve Tekno Kurgu ise 500’er bin TL hibe desteği alacak. “G4A 2026 Girişim Hızlandırma Programı”na seçilen girişimler: Pearly Menopoz Platformu Kadınların perimenopoz ve menopoz dönemindeki yolculuğunu bütüncül bir yaklaşımla desteklemeyi amaçlayan kapsamlı bir dijital platformdur. Platform; başta diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist olmak üzere alanında uzman profesyoneller tarafından hazırlanan etkinlik ve programları, güvenilir bir bilgi kütüphanesini ve deneyim paylaşımına imkân tanıyan bir topluluk alanını tek çatı altında bir araya getirir. Böylece kadınlara, bu süreçte günlük yaşamda uygulanabilir öneriler sunarken medikal tedavilere tamamlayıcı ve rehber niteliğinde bir destek sağlar. RaporinAI Eczacıların sisteme yüklediği hasta reçete ve rapoları yapay zekâ ile analiz ederek SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) uygunluğunu otomatik, hızlı ve standart bir şekilde değerlendirir; eczanelere karar destek sunar ve süreçlerin dijitalleşmesini destekler. Böylece, operasyonel verimliliği de artırarak geri ödeme süreçlerinde daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı oluşmasına katkı sağlar. Vinter (Vindy) İnsansı konuşma yeteneği ve düşük gecikme mimarisiyle doğal telefon görüşmeleri gerçekleştiren otonom bir dijital iş gücüdür. Tüketicilere temsilciye yakın bir deneyim sunarak tanıtım, bilgilendirme ve anket süreçlerini uçtan uca yönetir; sipariş alma, kayıt oluşturma ve ilgili birimlere aktarım gibi aksiyonları talebe bağlı olarak sorunsuz yürütür. Tamamen ölçeklenebilir altyapısıyla eş zamanlı yüzlerce, binlerce görüşmeyi kesintisiz karşılarken her konuşmayı anlık, yapılandırılmış ve analiz edilebilir çıktılara dönüştürerek ölçülebilir içgörü, kalite takibi ve operasyonel verimlilik sağlar. NeoOne Teknoloji Saha operasyonlarının uçtan uca dijital olarak yönetilmesini sağlayan bir saha yönetim platformudur. Saha ekiplerinin rota planlamasını, ziyaret takibini, sipariş yönetimini, tahsilat süreçlerini, raf analizini, planogram uyumunu ve performans raporlamasını tek bir sistem üzerinden yönetmelerini sağlar. Yapay zekâ destekli analizlerle raf verimliliğini ve satış performansını artırmayı hedefler. Tekno Kurgu ROTA Akıllı Tarım Platformu, tarla koşulları ve verim potansiyeline göre değişken oranlı ekim, gübreleme ve ilaçlama yapılmasına imkân tanıyan dijital bir hassas tarım sistemidir. Mevcut traktör ve ekipmanlara uyumlu yapısı sayesinde ek yatırım ihtiyacını sınırlayarak çiftçilere sahada kolayca uygulanabilir ve maliyet açısından erişilebilir bir değişken oranlı uygulama çözümü sunar. MOVE ON MOVE ON tarafından geliştirilen AigleTech, tohumluk üretiminde tarlaların dijital olarak izlenmesini sağlayan yapay zekâ destekli tarım teknolojisidir. Dronlarla entegre çalışan mobil uygulama sayesinde tarladan alınan görüntüler gerçek zamanlı olarak analiz edilerek mısırda tepe püskülü tespiti ve ayçiçekte izolasyon alan kontrolü otomatik olarak yapılır. Elde edilen sonuçlar konum ve zaman bilgisiyle birlikte web platforma aktarılır. Böylece, tohumluk üretiminde veriye dayalı karar almayı kolaylaştırırken saha ekiplerinin sezon boyunca daha hızlı ve planlı hareket etmesine yardımcı olur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.