Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarım Teknolojileri Yenilikleri

Kapsül Haber Ajansı - Tarım Teknolojileri Yenilikleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Teknolojileri Yenilikleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Garanti BBVA’dan Sürdürülebilir Tarımda Adaptasyona 30 Milyon Euroluk Yeşil Tahvil Haber

Garanti BBVA’dan Sürdürülebilir Tarımda Adaptasyona 30 Milyon Euroluk Yeşil Tahvil

Garanti BBVA, sürdürülebilir tarımda iklim değişikliği adaptasyonu ve dayanıklılığı desteklemek amacıyla 30 milyon euro tutarında, yurt dışı borçlanma kapsamında, 1 yıl 2 gün vadeli yeşil tahvil ihraç etti. Garanti BBVA Sürdürülebilir Borç Finansmanı Çerçevesi kapsamındaki ihraçtan elde edilecek kaynak, sürdürülebilir tarım projelerinin finansmana aktarılacak. Tahvil ihracıyla; organik ve sürdürülebilir tarımsal üretim ile arazi yönetimi uygulamaları, verimli sulama altyapıları ve su yönetim sistemleri, tarımsal faaliyetlerde iklim değişikliği adaptasyonu ve dayanıklılığı artırmaya yönelik önlemler ile tarımsal altyapı yatırımlarına finansman sağlanması hedefleniyor. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Garanti BBVA olarak sürdürülebilir finansmanı, Türkiye ekonomisinin dönüşümünü destekleyen en önemli araçlardan biri olarak görüyoruz. Tarım sektörü ise hem gıda güvenliği hem de iklim değişikliğinin etkilerine adaptasyon açısından kritik bir öneme sahip. Bu nedenle sürdürülebilir tarımda adaptasyonu destekleyen bu tahvil ihracını son derece değerli buluyoruz. İklim değişikliğinin etkilerinin giderek daha görünür hale geldiği günümüzde, tarımsal üretimin dayanıklılığını artıran yatırımların finansmanı ülkemizin geleceği açısından da büyük önem taşıyor. Geçtiğimiz yıl sürdürülebilir finansman hedefimizi 2018-2029 dönemi için 3,5 trilyon TL’ye yükseltmiştik. 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla bu hedefin yaklaşık 1,3 trilyon TL’lik bölümüne ulaştık. Bu alanda çıtamızı her geçen gün yeni sürdürülebilir kaynaklar yaratarak yükseltiyoruz. Sürdürülebilir finansmanın her alanında olduğu gibi, sürdürülebilir tarım ve doğal kaynakların korunması alanlarında da dönüşümü destekleyeceğiz,” dedi. Garanti BBVA, yeşil tahvil kaynaklarını tarım sektörüne etkin şekilde yönlendirerek üreticilerin iklim değişikliğine adaptasyonunu destekleyen yatırım projelerine finansman sunuyor. Bu doğrultuda Banka, sürdürülebilir finansman alanında geliştirdiği yenilikçi ürün ve çözümlerle Türkiye'nin düşük karbonlu, dayanıklı ve kapsayıcı ekonomiye geçişini desteklerken; sürdürülebilir finansman hedefleri doğrultusunda yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir tarım ve sosyal etki odaklı projelerin finansmanına katkı sağlamaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyanın Dört Yanından Tahıl, Yem ve Gıda İşleme Sektörü Liderleri İstanbul’da Buluştu  Haber

Dünyanın Dört Yanından Tahıl, Yem ve Gıda İşleme Sektörü Liderleri İstanbul’da Buluştu 

Bu yılki iş birliği hedefi 1 milyar dolar olarak belirlenen fuarı düzenleyen HAGE Grup Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Ali Kalkan, açılış töreninde “Bugün burada yalnızca bir fuarın açılışını gerçekleştirmiyoruz. Aynı zamanda dünya tahıl, un, yem ve değirmencilik teknolojileri sektörünün geleceğini şekillendirecek yeni iş birliklerinin, yeni yatırımların ve yeni fırsatların kapısını birlikte aralıyoruz” dedi. 25-27 Haziran tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen İDMA İstanbul 2026; un, yem, mısır, irmik, pirinç, bulgur, bakliyat, makarna ve bisküvi teknolojileri başta olmak üzere tahıl ve gıda işleme endüstrisinin tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturuyor. Bu yıl fuarda 1 milyar dolarlık iş birliği hacmine ulaşılması hedefleniyor. İDMA İstanbul 2026’nın açılış törenine sektör temsilcileri, kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen profesyoneller yoğun ilgi gösterdi. Küresel gıda güvenliği, sürdürülebilir üretim ve değirmencilik teknolojilerindeki dönüşümün ele alındığı fuar, aynı zamanda sektörün geleceğine yön veren önemli bir platform olarak öne çıkıyor. 23 senede 34 milyar dolar ihracat kazandıran sektör Toprak Mahsulleri Ofisi Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal da açılışa yaptığı konuşmada, şu an hasat döneminde olunduğunu bildirerek, "Türk üreticisinin emeğini katma değere dönüştüren sektörlerin hepsi burada, temsilcileri burada. Sektör, Türkiye'ye son 23 senede 34 milyar dolar ihracat katma değeri kazandırdı"dedi. Güldal, "Değerli ihracatçılarımızı, sanayicilerimizi; ülkemizin istihdamına, iş gücüne, ekonomisine, ihracatına verdikleri katkıdan dolayı tebrik ediyorum. Bu fuarı, kalite ve teknolojinin güncellendiği, ticaretin, transferlerin yapıldığı bir ortam, platform olarak görüyoruz ve çok değerli olduğunu hissediyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Sektörün ortak aklı buluşarak geleceğe yön veriyor Açılış töreninde konuşan HAGE Grup Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Ali Kalkan, küresel gıda arzı, tahıl ticareti ve işleme teknolojilerinin geleceğine odaklanan İDMA İstanbul 2026’nın bugün geldiği noktada, yalnızca bir fuar değil, küresel tahıl ekonomisinin en önemli buluşma platformlarından biri haline dönüştüğünü belirtti. Kalkan, “İDMA yalnızca bir fuar değil; sektörümüzün ortak aklının, ortak vizyonunun ve uluslararası iş birliğinin buluşma noktasıdır. Bugün burada yalnızca bir fuarın açılışını gerçekleştirmiyoruz. Aynı zamanda dünya tahıl, un, yem ve değirmencilik teknolojileri sektörünün geleceğini şekillendirecek yeni iş birliklerinin, yeni yatırımların ve yeni fırsatların kapısını birlikte aralıyoruz” dedi. 120’den fazla ülkeden 10 binin üzerinde ziyaretçi bekleniyor Kalkan sözlerine şöyle devam etti; “Bu yıl 11'incisini gerçekleştirdiğimiz İDMA İstanbul'da, 400'ün üzerinde markayı sektör profesyonelleriyle buluşturuyoruz. Fuarımız boyunca 120'den fazla ülkeden 10 binin üzerinde profesyonel ziyaretçiyi ağırlıyoruz. Bu rakamlar yalnızca bir fuarın büyüklüğünü değil, aynı zamanda sektörümüzün küresel ölçekteki gücünü, dinamizmini ve İDMA markasına duyulan güveni de göstermektedir. Türkiye bugün değirmencilik teknolojileri alanında dünyanın lider ülkelerinden biridir. Ancak günümüz dünyasında başarı artık yalnızca üretmekle değil, birlikte üretmekle mümkündür. Bu nedenle İDMA'nın en büyük gücü; sergilenen teknolojilerin yanı sıra yıllar içerisinde oluşturduğu uluslararası iş birlikleri, dostluklar ve güven ortamıdır. Bugün bu salonda Avrupa'dan, Afrika'dan, Orta Doğu'dan, Asya'dan ve Amerika kıtasından gelen çok değerli misafirlerimizi ağırlıyoruz. Gıda arz güvenliği artık yalnızca ekonomik bir konu değil, aynı zamanda stratejik bir zorunluluktur. Artan dünya nüfusu, iklim değişikliği, enerji maliyetleri ve değişen tüketim alışkanlıkları sektörümüzü daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha teknolojik çözümler üretmeye yönlendirmektedir. İşte İDMA tam da bu dönüşümün merkezinde yer almaktadır. Bugün burada yalnızca makineleri ve teknolojileri sergilemiyoruz; aynı zamanda geleceğin gıda sistemlerini, uluslararası iş birliklerini ve sektörümüzün ortak vizyonunu da birlikte inşa ediyoruz.” Küresel tahıl ekonomisinin kalbi İstanbul’da atmaya başladı Üç günlük bir program çerçevesinde düzenlenen İDMA İstanbul 2026’da dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılar; yeni teknolojileri yakından inceleme, uluslararası iş birlikleri geliştirme ve küresel tahıl, yem ve gıda işleme sektörünün geleceğine ilişkin stratejik konuları değerlendirme fırsatı buldu. Ayrıca 60’tan fazla ülkeden delegasyon ve binlerce B2B görüşmeye ev sahipliği yapan İDMA İstanbul 2026, yeni ihracat bağlantıları geliştirmek, uluslararası iş ağlarını büyütmek ve yeni pazarlara erişim açısından önemli fırsatlar sundu. İDMA Global Grain & Milling Forum’da kritik başlıklar İDMA kapsamında eş zamanlı düzenlenen İDMA Global Grain & Milling Forum’da; gıda güvenliği, küresel tahıl ticareti, yeni nesil değirmencilik teknolojileri, yapay zekâ ve otomasyon, sürdürülebilir üretim, yem teknolojileri ve tedarik zinciri dayanıklılığı gibi kritik başlıklar ele alındı. Otomasyon ve sürdürülebilirlikten dijitalleşme ve izlenebilirliğe kadar tahıl ve yem endüstrisini şekillendiren tüm teknoloji paydaşları İstanbul’da bir araya geldi. Ayrıca fuar kapsamında, uluslararası sektör oturumları, teknoloji lansmanları, networking etkinlikleri, BBM Kitchen deneyim alanı, uluslararası iş görüşmeleri ve satın alma heyeti organizasyonları planlandı. Yükselen pazarlarda gıda güvenliği yatırımları hızlanıyor Uluslararası Tahıl Konseyi (IGC) verilerine göre dünya un ticaretinde yeniden büyüme beklentisi dikkat çekerken; özellikle Afrika, Orta Doğu ve Güneydoğu Asya gibi yükselen pazarlarda gıda güvenliği yatırımları hız kazanıyor. Değişen tüketim alışkanlıkları, kentleşme ve stratejik gıda yatırımları; ileri işleme teknolojilerine yönelik talebi artırıyor. Tüm dünyada yıllık 570 milyon tonun üzerinde buğday işleniyor Dünya genelinde 12 binden fazla endüstriyel un değirmeni faaliyet gösterirken, yıllık 570 milyon tonun üzerinde buğday işleniyor. Sektörde artık yalnızca üretim kapasitesi değil; enerji verimliliği, sürdürülebilirlik, dijital proses yönetimi, izlenebilirlik ve tedarik zinciri dayanıklılığı da rekabetin temel belirleyicileri arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Keskinoğlu,  Bandırma’da Damızlık Yetiştiricileri ile Bir Araya Geldi Haber

Keskinoğlu, Bandırma’da Damızlık Yetiştiricileri ile Bir Araya Geldi

Sektör paydaşlarını bir araya getiren toplantıda biyogüvenlik uygulamaları, sürdürülebilir üretim ve sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmeler paylaşılırken, canlı üretim zincirinin tüm halkalarında verimliliği artırarak Türkiye'nin hayvansal protein üretimindeki gücünü daha da ileri taşımaya yönelik hedefler ele alındı ve bu doğrultuda hayata geçirilmesi gereken uygulamalar ve ortak çalışma alanları masaya yatırıldı. Toplantı, Keskinoğlu Canlı Faaliyetler Genel Müdür Yardımcısı Güven Atlı’nın açılış konuşmasıyla başladı. Damızlık faaliyetlerinde kısa sürede elde edilen başarıların temelinde karşılıklı güven ve güçlü iş birliğinin yer aldığını vurgulayan Atlı, yetiştiricilerle kurulan ilişkinin sadece ticari değil, aynı zamanda ortak hedeflere dayanan bir çalışma kültürünün sonucu olduğunu ifade etti. “Biz sizlere inanıyoruz ve sizleri Keskinoğlu ekibinin bir parçası olarak görüyoruz” diyen Atlı, sahada elde edilen başarıların en önemli nedeninin bu güven ortamı olduğunu belirtti. Matlı çatısı altında üretim faaliyetlerinin kesintisiz şekilde sürdüğünü kaydeden Atlı, “Damızlık üretimi, ülkemizin sürdürülebilir hayvancılık altyapısının güçlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu stratejik önemin bilinciyle, damızlık üretim kapasitemizi artırmaya ve sektörümüzün gelişimine katkı sağlayacak yatırımlarımızı sürdürmeye; ülkemiz için üretmeye, değer oluşturmaya ve bunu sizlerle birlikte gerçekleştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Açılış konuşmasının ardından Matlı Şirketler Grubu’nun faaliyet alanları ve gelecek vizyonuna ilişkin bilgi paylaşımının yapıldığı programın devamında, H&N firmasından Teknik Veteriner Hekim Fernando Carrasquer Puyal, “Yumurtacı Damızlıkta Biyogüvenlik” başlıklı sunumuyla katılımcılarla bir araya geldi. Puyal, biyogüvenliğin kanatlı sektöründeki kritik rolüne dikkat çekerek işletmelerde uygulanması gereken temel kurallar ve hastalık risklerinin azaltılmasına yönelik önlemler hakkında bilgi verdi. Toplantının bir sonraki bölümünde ise Aviagen Teknik Müdürü Kifag Abutumeh, “Etlik Damızlık Yetiştiriciliğinde Biyogüvenlik” konulu bir sunum gerçekleştirdi. Abutumeh, biyogüvenlik uygulamalarının sürü sağlığının korunması, üretim verimliliğinin artırılması ve sürdürülebilir yetiştiricilik açısından taşıdığı önemi katılımcılarla paylaştı. Yetiştiricilerin görüş ve önerilerinin de ele alınarak karşılıklı değerlendirmelerin yapıldığı toplantı, konuşmacılara plaket takdimi ve katılımcılara hediyelerinin verilmesinin ardından sona erdi. Keskinoğlu, canlı üretim alanındaki büyümesini yeni yatırımlarla desteklemeye devam ederken, damızlık faaliyetlerinin geliştirilmesi, biyogüvenlik standartlarının yükseltilmesi ve üretim verimliliğinin artırılması yönünde çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Üretim altyapısından yetiştirici destek programlarına kadar birçok alanda yatırımlarını sürdüren şirket, sektörün gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor. Üreticileriyle ve sektör paydaşlarıyla güçlü iş birlikleri kurarak sürdürülebilir ve rekabetçi bir üretim modeli oluştururken, canlı üretimde verimliliği artıracak uygulamaları ve bilgi paylaşımını destekleyen organizasyonları da hayat geçiriyor ve Türkiye'nin hayvansal protein üretimindeki gücüne katkı sağlamaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

'Mersinli Üreticiler Coğrafi İşaretleri Konuşuyor’  Haber

'Mersinli Üreticiler Coğrafi İşaretleri Konuşuyor’ 

Hamzabeyli Köyümüz Atölye ile başlayan gezide Mersin’in coğrafi işaretli ürünü kan portakalı ve mahallede kalkınma başlıkları konuşuldu. Tarsus Eshab-ı Kehf Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nde ise misafirler, Tarsus’un Sarı Ulak Zeytin’ini tatma şansı yakaladı ve üretim aşamasına şahit oldu. ‘Akdeniz’in Mirası, Toprağın Kimliği’ sloganıyla Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) ev sahipliğinde düzenlenen ‘Mersinli Üreticiler Coğrafi İşaretleri Konuşuyor’ programı kapsamında Mersin’e gelen birbirinden değerli konuklar Hamzabeyli Evimiz Atölye ile Eshab-ı Kehf Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ni ziyaret etti. Mersinden Kadın Kooperatifi iş birliğinde düzenlenen programda; konuklar büyükşehir tarafından hayata geçirilen Hamzabeyli Evimiz Atölye’de coğrafi işaretli ürünlerin kadınlar tarafından nasıl katma değerli ürün haline getirildiğini gördü. Ayrıca kooperatifleşmenin en iyi örneklerinden olan Tarsus Eshab-ı Kehf Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ni de ziyaret eden konuklar, Tarsus’un coğrafi işaretli Sarı Ulak Zeytini’ni de görme ve tatma şansı yakaladı. Mersin’in değerlerine dikkat çekilen geziye, Mersinden Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Meral Seçer ve Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Abdullah Selçuk Şahutoğlu eşlik etti. Gezide; Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜciTA) Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, Akdeniz Üniversitesi Coğrafi İşaretler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Zanbak, Türk Patent ve Marka Kurumu Sınai Mülkiyet Uzmanı Gonca Ilıcalı, Kamu ve STK İlişkileri Direktörü Derya Kılıç, Turuncu Eller Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Gürsel Appa, Hatay Defne Kadın Kooperatifi Başkanı Nesrin Deli, Antre Gourmet Berrin Bal Onur ve Çamlıyayla Dudu Ana Slow Food Üreticisi Muttalip Eker yer aldı. Hamzabeyli Köyümüz Atölye ile başlayan gezide Mersin’in coğrafi işaretli ürünü kan portakalı ve mahallede kalkınma başlıkları konuşuldu. Mahallelinin de yer aldığı toplantıda katılımcılar bilgilerini mahalleli ile paylaştı ve fikir alışverişi yapıldı. Ardından Tarsus Eshab-ı Kehf Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ni ziyaret eden konuklar, Tarsus’un Sarı Ulak Zeytin’ini tatma şansı yakaladı ve üretim aşamasına şahit oldu. Şahutoğlu: “Geleceğin coğrafi işaretlerde olduğunu düşünen bir belediye olarak coğrafi işaretlere önem gösteriyoruz” Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Selçuk Şahutoğlu, ‘Mersinli Üreticiler Coğrafi İşaretleri Konuşuyor’ programını kentteki coğrafi işaretli ürünlerin hem tanıtılması hem korunması hem de yaygınlaştırmasını sağlamak amacıyla düzenlediklerinden söz ederek, “Biz, coğrafi işaretli ürünlerle bir geleceğin inşa edilebileceğini, geleceğin coğrafi işaretlerde olduğunu düşünen bir belediye olarak coğrafi işaretlere önem gösteriyoruz. Bu kapsamda da Mersin ilinde var olan 24 tane coğrafi işaretli ürüne ek olarak Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak çalışmalar yürütüyoruz. 5 ürünü de başvuru aşamasına getirdik. Şehrin genelinde, iklimin güzel olduğu, toprakların verimli olduğu bir coğrafyada çok daha güzel ürünlerin coğrafi işaretle işaretlenebileceğini ve bunların korunabileceğini biliyoruz. Bu anlamda da çalışmaları yürütüyoruz” dedi. Saha programı hakkında da detaylı bilgiler paylaşan Şahutoğlu, kentin coğrafi işaret potansiyeli açısından çok ciddi bir noktada olduğuna değinerek, “Desteklendiği ve çalışmalar hızlandırıldığı anda da birçok üründe coğrafi işaret alınabilecek pozisyondayız. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak 2024 yılında Gülnar Kişniş Üzümü’ne coğrafi işaret aldık. Yine Mersinden Kadın Kooperatifi’nin başvurusuyla Mersin Kan Portakalı’nın coğrafi işaretine destek veren kurumuz. Bugünlerde de yaptığımız çalışmayla Bozyazı Gölevezi, Kravga Eriği gibi ürünler olmak üzere toplam 5 üründe de coğrafi işaret çalışmalarını yürütüyoruz. Potansiyeli yüksek bir coğrafyadayız ve güçlü bir belediyeyiz. Bunun bilincinde olan bir belediyeyiz. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak da bu çalışmalara hız vererek, var olan bu potansiyeli açığa çıkartacağız” diye belirtti. Prof. Dr. Tekelioğlu: “Türkiye’de bugüne kadar coğrafi işaretlerde gerçekleştirilmiş üretici yoğunluklu ilk etkinlik oldu” YÜciTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, ‘Mersinli Üreticiler Coğrafi İşaretleri Konuşuyor’ programının çok etkileyici bir program olduğunun altını çizerek, işin başından itibaren Mersinden Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Meral Seçer ile birlikte kentte yapacakları etkinlikte üreticilerin yoğunlukta olmasını istediklerini kaydetti. Prof. Dr. Tekelioğlu, “Salona ayağımı atar atmaz gördüğüm manzara beni çok etkilendi, gözlerim yaşardı. Çünkü biz yıllardır bu tür etkinlikleri yapıyoruz ama salonda çok az üretici oluyor. Mersin’de salon tamamen doluydu ve mevcutların yüzde 90’ı kadındı. Türkiye’de bugüne kadar coğrafi işaretlerde gerçekleştirilmiş üretici yoğunluklu ilk etkinlik oldu. Bu bakımdan kutluyorum. Gerçekten başarılı oldu ve katılımcılar hep üreticilerdi. Üreticilerden maceralarını, hikâyelerini ve sorunları dinledik, birlikte tartıştık. Gerçekten etkileyiciydi” dedi. Hamzabeyli Köyümüz Atölye Projesi’nden de çok etkilendiğini kaydeden Prof. Dr. Tekelioğlu, “Türkiye’nin bu tür projelere çok ihtiyacı var. Bu Anadolu’da kırsal kesimin kalkınması, kırsalda yaşayan kadınların üretim sürecine, ekonomiye entegre olmaları demek. Bunlar sevindirici işler. Çünkü kadınlara özellikle kırsalda çok önemli roller düşüyor. Çünkü toprağın bereketini, ürünün kalitesini, bölgenin lezzetlerini geleceğe taşıyan kadınlar oluyor. Onlar sayesinde bütün bu işler gerçekleşiyor. Ben bu hareketleri, eylemleri, faaliyetleri ve çalışmaları yerinde görmekten çok mutlu oldum” diye belirtti. Bu çalışmanın örnek olmasını temenni eden Prof. Dr. Tekelioğlu, belediyelere bu bakımdan çok büyük görevler düştüğünü dile getirdi. Kırsalın ayağa kalkması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tekelioğlu, Türkiye’de geri dönüşe ihtiyaç olduğunu sözlerine ekleyerek, “Kırsal boşaldı, şimdi yavaş yavaş özellikle Covid olayından sonra kırsala dönüşler başladı. Bu dönüşler bir anlamda bu tür etkinlikleri de güçlendiriyor. Ben çok sevindim ve mutlu oldum” ifadelerine yer verdi ve Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Mersinden Kadın Kooperatifi’ni çalışmaları adına kutladı. Mersin’in coğrafi işaret potansiyelinin çok yüksek bir kent olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tekelioğlu, Mersin’in şu anda 24 tane coğrafi işaretli ürünü olduğuna değinerek, bu rakamın çok daha yüksek olması gerektiğini dikkat çekti. Prof. Dr. Tekelioğlu, “Bu bilinçlenme son derece önemli. Mersin Kan Portakalı konusunda Mersinden Kadın Kooperatifi çok ilgilendi, biz de YÜciTA olarak çok destekledik. Ürüne tescilli alındı, coğrafi işaretle buluşturuldu. Bu gelişmeler çok olumlu ve şimdi üretim arttı. Mersinden Kadın Kooperatifi’nin çabalarıyla Mersin Kan Portakalı Hamzebeyli’de hayat buldu. Bu köy Mersin Kan Portakalı’nı üretiyor. Bu atölyede portakal işleniyor. Katma değer yaratılıyor” dedi. Coğrafi işaretlerin ülkenin geleceğinde çok önemli rolü olduğunu sözlerine ekleyerek, bunların katma değer, istihdam ve gelir yaratan ürünler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tekelioğlu, coğrafi işaretli ürünlerin çoğaltılması gerektiğini kaydetti ve “Mersinden Kadın Kooperatifi’nin bu bakımdan yaptığı işler çok anlamlı. Diğer ürünlerde de bunu yapmak lazım. En önemlisi Mersin’in coğrafi işaret potansiyelinin bir an önce gün yüzüne çıkartılması için il düzeyinde ayrıntılı coğrafi işaretler envanterinin yapılması gerekli. Bu envanter yapıldıktan sonra coğrafi işaretlerle buluşturulması ve tescil başvurularının yapılması gerekiyor. Umarım ileride tescillenmiş coğrafi işaret sayısı 80’lere, 100’lere ve daha fazlasına ulaşır. O zaman kısal kesimde çok yüksek bir refah artışı olacak. İnsanlar daha müreffeh koşullarda yaşayacaklar. İstihdam artacak. Her şey Mersin için” dedi ve Mersin’de olmaktan duyduğu memnuniyeti aktardı. Zanbak: “Beklentimizin üstünde bir etkinlikti” Akdeniz Üniversitesi Coğrafi İşaretler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Zanbak, programın dolu dolu geçtiğini ve programın düzenlenme aşamasında yoğun bir çalışma gerçekleştirildiğini aktardı. “Programın konsepti her bir oturumda çok iyi irdelendi. Bir sonraki aşamada üreticilere mikrofon uzatıldı bu açıdan daha önceki katıldığım programlardan bu programı ayıran temel özellik buydu. Beni etkileyen bir diğer konu da özellikle üretici kadınların, kooperatiflerin ve birliklerin baştan sona program da yer alması oldu” dedi. Mersin’in coğrafi işaret profilini değerlendirerek konuşmasını sürdüren Zanbak, Mersin’in gerek iklimi gerekse tarım alanındaki verimliliği açısından tescillenebilecek daha fazla ürünü olduğuna dikkat çekti. İlerleyen süreçlerde yapmış oldukları görüşmelere bağlı olarak, Mersin’de kamu kesimine ve üreticilere coğrafi işaret envanterleri ile ilgili bir eğitim vereceklerini de sözlerine ekleyen Zanbak, hem Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne hem de Mersinden Kadın Kooperatifine teşekkür ederek, “Güzel bir etkinliğin olacağını tahmin ederek geldik fakat beklentimizin üstündeydi. Ben çok etkilendim” sözlerine yer verdi. Appa: “Mersin Büyükşehir ile gurur duydum ve kıskandım” Kente yaptığı 2 günlük ziyaretinde katıldığı toplantılarda Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal belediyecilik adına A’dan Z’ye bir ‘sosyal belediyecilik’ kavramını yüzde 100 yerine getirdiğini gözlemlediğinden söz eden Turuncu Eller Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Gürsel Appa, “Ben bununla gurur duydum ve biraz da kıskandım. Ben de bir coğrafi işaretli ürünün işlendiği kooperatif başkanıyım. Bu bir ayrıcalık. Bunun kıymetini bilmemiz gerekiyor. Kendi bölgemizin özelliklerini taşıyan, kendine has lezzetiyle bu ürünleri sadece biz tüketmemeliyiz. Bunu ürüne erişimi olmayan kesimlere de ulaştırmak için katma değerli ürünler haline getirerek, yılın 12 ayına yayarak, tüm insanlara ulaştırmamız gerektiğini düşünüyorum. Ben kendi kooperatifim adına bu çabayı yıllardır veriyorum” dedi. Mersin’de kadın üreticilere de büyük önem verildiğine dikkat çeken Appa, “Burada gördüğüm kadarıyla üretici kadınlar da belediyenin o sonsuz katkılarıyla bu çaba yoluna girmişler. Mutlaka başaracaklar. Çünkü Mersin Büyükşehir Belediyesi ile halkın arasındaki diyaloğa imrendim. O samimiyete hayran kaldım. 2 gündür haz aldığım en güzel toplantı diyebilirim. Burada olmaktan çok mutluyum. Burada gördüklerim, öğrendiğim bilgileri kendi bölgeme de götürmeyi planlıyorum. Mersin Büyükşehir Belediyesi yetkililerine, Başkanımız Sayın Vahap Seçer’e, eşi Meral Hanım’a ve Yavuz Hoca’ya çok teşekkür ediyorum. Mersin’den İzmir’e çok dolu bilgilerle gidiyorum” diye belirtti. Appa son olarak, “Kadının olduğu yer cennet oluyor. Çünkü ‘Ana’ derler, toprağa da; ‘Toprak Ana’ derler. Bir ana hep üretiyor. Her kadının aile, bölge ve ülke ekonomisine katkısı asla inkar edilemez. Nüfusumuzun yarısı kadın olduğu düşünülünce bu istihdamı ülke ekonomisine kazandırmak gerekiyor. İşte bu yol da buralardan geçiyor” ifadelerini kullandı. Onur: “ Burada etkileşimin içinde olmak gurur verici” Programda çok değerli katılımcıların olduğunu ve seyirci kısmında üreticileri görmenin çok değerli olduğunu söyleyen Antre Gourmet Berrin Bal Onur, “Bu tür etkinliklerde amaç bir değer zincirinin bir araya getirilmesiydi ve burada amacı çok net bir şekilde gördük. Hem sunumlarda hem sahada kooperatiflerin gücünü, kooperatiflerin kurumsal yapılaşma süreçlerinin ne kadar istekle ve aslında bir amaca dönük gerçekleştiğini izledik. Geldiğimden beri çok etkilenerek dolaşıyorum. Belediyenin çok değerli katkıları var. Çok bilinçli ve süreci, zemini iyi oturtulmuş, üzerine de sağlam tuğlalar ekleniyor ve bunların planlı bir şekilde yapılması halinde Mersin'i bir kooperatif merkezi olarak görürüz. Mersin’i kadın gücünün çok etkin olduğu ama kooperatifçiliğin çok gelişeceği bir nokta olarak görmekten çok büyük memnuniyet duydum. Programda üreticiler de çok mutluydular. O etkileşimin içinde olmak da ayrıca gurur vericiydi” ifadelerini kullandı. Mersin’in gastronomi alanında çok iyi bir noktaya geldiğini ve zemininin sağlam olduğunu belirten Onur, kentteki tüm kamu kurum ve kuruluşlarının bir uyum içerisinde çalışması halinde ülkenin çok daha ileri gideceğini ifade etti. Onur, “Etkinlik, hakikaten çok ilham verdi bana, çok etkilendim ve mutlu oldum. Bu davet için çok teşekkür ediyorum. Kentin bütün kaynakları kendini programa entegre etmese biz bu hisleri hissedemeyiz. Hep söylediğimiz bir şey var, kaynaklarımız çok zengin, ülkemizin varlıkları çok zengin. Bir tarım toplumuyuz ama kaybettiğimiz bir kültürel doku var. Muhakkak ortak bir amaca hizmet etmemiz lazım. Mersin’de bunun gelişmiş olduğunu görmek, iyiye gittiğini görmek çok mutluluk verici” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

6 Milyon Dolarlık Bilgi ve Teknoloji Yatırımıyla Yerli Üretim Hamlesi Haber

6 Milyon Dolarlık Bilgi ve Teknoloji Yatırımıyla Yerli Üretim Hamlesi

2024 itibarıyla yaklaşık 33,9 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan bitki ekstraktları pazarı, üretim teknolojileri ve yüksek katma değerli ham madde yatırımlarını da beraberinde getiriyor. Türkiye sahip olduğu güçlü bitki çeşitliliğine rağmen uzun yıllardır birçok bitkisel ekstrede dış kaynaklı üretim modellerine bağımlı bir yapı sergilerken, Talya Bitkisel yaklaşık 3,5 yıllık AR-GE sürecinin ardından Türkiye’de bitkisel ekstraksiyon, toz ekstre üretimi ve proses altyapısını aynı çatı altında buluşturan sayılı 360 derece entegre üretim modellerinden birini geliştirdi. İTHAL ÜRÜNDEN ENTEGRE ÜRETİM MODELİNE GEÇİŞ Bitkisel içeriklere yönelik talebin artmasıyla birlikte yüksek etken madde oranına sahip, standardize ve izlenebilir ham madde ihtiyacı sektörün öncelikli başlıkları arasında yer almaya başladı. Talya Bitkisel tarafından geliştirilen sistemle birlikte bitkilerin belirli proseslerden geçirilmesi, etken maddelerin ayrıştırılması ve yüksek saflıkta toz ekstre elde edilmesine yönelik süreçler şirket bünyesinde yönetilmeye başlandı. Bu süreç sonunda elde edilen bitkisel ekstreler bugün gıda takviyeleri, fonksiyonel gıdalar, kozmetik ürünler, aromaterapi uygulamaları, hayvan sağlığı çözümleri ve tarımsal içerik geliştirme süreçleri başta olmak üzere farklı alanlarda ham madde olarak kullanılabiliyor. SAHADA GELİŞEN DENEYİM KNOW-HOW’A DÖNÜŞTÜ Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilginin sınırlı olması nedeniyle sürecin büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendiğini belirten Talya Bitkisel Kurucusu M. Halis Ertaş, geliştirilen sistemin yalnızca proses ünitesi yatırım maliyetinin bugün yaklaşık 3 milyon dolar seviyesine ulaştığını; bilgi birikimi, AR-GE süreçleri ve teknolojik altyapıyla birlikte toplam yatırım değerinin ise 5–6 milyon dolar seviyelerine çıktığını ifade ederek şunları söyledi: "Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilgi oldukça sınırlıydı. Bu nedenle süreç büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendi. Yaklaşık 3,5 yıllık süreç boyunca birçok farklı bitki üzerinde çalıştık. Örneğin bugün Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM) ile TÜBİTAK destekli proje kapsamında zerdeçal üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Zerdeçal gibi etken madde yapısıyla öne çıkan bitkilerde yüksek verimli ekstrakt geliştirme süreçleri, sahip olduğumuz know-how’ın en güçlü örnekleri arasında yer alıyor. Bugün yalnızca bir üretim hattı değil; bilgi, deneyim ve teknoloji altyapısı kurduğumuzu söyleyebiliriz" dedi. BİR ÜRETİM HATTINDAN DAHA FAZLASI Bitkisel üretimde yalnızca son ürüne değil, ürünün arkasındaki bilgiye ve üretim altyapısına yatırım yaptıklarını belirten ve yaklaşık 3,5 yıllık süreç boyunca sahada edinilen deneyimin bugün farklı sektörlere hizmet eden bir yapının temelini oluşturduğunu ifade eden Ertaş: "Bugün geldiğimiz noktada yalnızca kendi ürünlerimizi geliştirmiyoruz. Kozmetikten gıdaya, hayvan sağlığından tarıma kadar farklı sektörlere ham madde sağlayan bir yapıya ulaştık. Uzun yıllar ithal edilen birçok içerikte yerli üretim kapasitesi oluşturmak bizim için önemli bir kazanım oldu. Bir üretim tesisini kurabilirsiniz ancak süreçleri ve bilgi birikimini kısa sürede oluşturmanız kolay değil. Bizim için asıl yatırım bilgiye, AR-GE’ye ve üretim deneyimine yapılan yatırım oldu" açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GÜBRETAŞ, Yarımca Tesislerinde Hissedarlarını Ağırladı Haber

GÜBRETAŞ, Yarımca Tesislerinde Hissedarlarını Ağırladı

Şirketin hissedarlarına yönelik olarak düzenlediği Yarımca Tesisleri ziyareti, tesislerin mevcut faaliyetlerinin yanı sıra sahip olduğu köklü tarihsel mirası da yakından tanıma fırsatı sundu. Ziyaret kapsamında katılımcılar, tesislerin üretim süreçleri, operasyonel faaliyetleri, teknoloji altyapısı ve devam eden yatırım projeleri hakkında yetkililerden detaylı bilgi aldı. Program boyunca üretim sahaları gezilerek yürütülen çalışmalar yerinde incelendi; iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları, çevresel sürdürülebilirlik çalışmaları ve verimlilik artırıcı projeler hakkında bilgilendirme yapıldı. Program kapsamında hissedarlar, Yarımca Tesisleri'nin kuruluşundan günümüze uzanan gelişim süreci hakkında bilgilendirildi. Türkiye sanayisinin gelişiminde önemli bir yere sahip olan tesislerin, yıllar boyunca ülke ekonomisine ve tarım sektörünün dönüşümüne sağladığı katkılar katılımcılarla paylaşıldı. Tarihsel süreç içerisinde birçok teknolojik yeniliğe ve kapasite artışına ev sahipliği yapan Yarımca Tesisleri ve Limanı’nın bugün de modern üretim anlayışıyla faaliyetlerini sürdürdüğü vurgulandı. Katılımcılar, hem tesislerin tarihsel gelişimine tanıklık etme hem de günümüzdeki faaliyetlerini yakından gözlemleme imkânı buldu. Karşılıklı görüş alışverişiyle zenginleşen program, hissedarların şirketin değerleri, kurumsal mirası ve geleceğe yönelik vizyonu hakkında daha kapsamlı bir bakış açısı edinmesine katkı sağladı. GÜBRETAŞ 70 yılı aşan köklü geçmişinden aldığı güç ve Tarım Kredi ile sağladığı güçlü sinerji ile geleceğe değer katmaya devam ederken, hissedarlarıyla kurduğu güçlü iletişimi ve şeffaf yönetim anlayışını sürdürmeyi hedeflemektedir. Karşılıklı görüş alışverişinin ön plana çıktığı program, güçlü kurumsal iletişim ve paydaş katılımı açısından önemli bir platform oluşturdu. GÜBRETAŞ hissedarları ile açık ve etkin iletişimi sürdürmeye, faaliyetleri hakkında düzenli bilgilendirme yapmaya ve tüm paydaşlarıyla birlikte tarımsal üretime sürdürülebilir değer yaratmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WIN EURASIA 2026, Endüstrinin Geleceğini Şekillendiren Teknolojileri Sahaya Taşıyor Haber

WIN EURASIA 2026, Endüstrinin Geleceğini Şekillendiren Teknolojileri Sahaya Taşıyor

Hannover Fairs Turkey tarafından İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen WIN EURASIA; 13 Haziran’a kadar canlı demo alanları, gerçek zamanlı üretim senaryoları ve deneyim odaklı özel bölümleriyle üretimin geleceğine ev sahipliği yapacak. İmalat sanayisinin dönüşüm yolculuğuna 32 yıldır eşlik eden WIN EURASIA, İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. Hannover Fairs Turkey tarafından düzenlenen Uluslararası Otomasyon ve Makine Teknolojileri Fuarı WIN EURASIA 2026; kamu temsilcileri, sektör liderleri, küresel teknoloji markaları ve uluslararası satın almacıları aynı platformda buluşturdu. Toplam 55 bin metrekarelik alanda, altı salonda gerçekleştirilen fuar; 600’ün üzerinde marka ve 40 binden fazla ziyaretçiyi ağırlıyor. Fuar, dört gün boyunca üretim ekosisteminin tüm bileşenlerini aynı teknoloji altyapısında buluşturan bütüncül bir deneyim sunacak. Elektrik ve enerji otomasyonundan robotik sistemlere, dijital fabrika teknolojilerinden kaynak uygulamalarına kadar üretim sanayisinin tüm bileşenlerini kapsayan WIN EURASIA 2026, bu yıl özellikle bağlantılı üretim teknolojilerine odaklanan özel alanlarıyla öne çıkıyor. Gerçek zamanlı veri yönetimi, yapay zekâ destekli üretim optimizasyonu, akıllı sensör teknolojileri, kestirimci bakım sistemleri ve 5G altyapıları; fuar boyunca canlı uygulamalarla sektör profesyonelleriyle buluşuyor. Dünya makine ticareti 2 yıldır rekor kırıyor TİM Başkan Vekili ve Türkiye Makine Federasyonu (MAKFED) Yönetim Kurulu Başkanı Kutlu Karavelioğlu fuar açılışında yaptığı konuşmasında fuarların önemine değinerek, “Her zaman ürünlerimizin ve hizmetlerimizin tanıtıldığı önemli platformlar olarak hayatımızda var olacaklar. İple çekeceğimiz, sektörlerimiz için adeta görkemli bir şölen olarak değerlendirdiğimiz WIN EURASIA fuarımızı bir daha gerçekleştirmenin mutluluğu içerisindeyiz” dedi. Dünya makine ticaretinin 2 yıldır adeta rekor kırdığına dikkat çeken Kutlu Karavelioğlu, geçen yıl yüzde 7 artışla 35 trilyon dolarlık bir pazara ulaşıldığını kaydetti. Endüsri 4.0 ile başlayan sektörlerde üretim modellerinin entegrasyonu çok önemli hale getirdiğini ifade eden Kutlu Karavelioğlu, “Artık sadece robotları değil insan ile entegre olan tesisleri görüyoruz. Bu nedenle dijital yeteneklerin geliştirilmesi çok kıymetli. Makine sektörü ürün ve teknoloji, esneklik, niş alanlarda derinleşebilmek konularında oldukça tecrübeli hale geldi. Makine sektöründeki ürünler rekabetçidir. 200’den fazla ürün grubumuzda bu rekabeti hissediyoruz. Makine ihracatımız ile Türkiye’de ikinci, dünyada 9’uncu sırada yer alıyoruz” dedi. 30 binden fazla işletme ve 500 binin üzerinde istihdama sahip olduklarına dikkat çeken Kutlu Karavelioğlu, “60 milyar dolarlık üretim kapasitemiz ve 30 milyar dolara yakın da ihracata sahibiz. Katma değeri en yüksek ürünler sıralamasında da önemli rol oynuyoruz. 2025 yılında 185 milyar dolar, son 5 yılda ise 685 milyar dolar olan makine yatırımlarımız ile dünyanın en büyük pazarlarından biriyiz. Rekabetin yoğun olduğu bir sektördeyiz. Dışarıdan yatırım çekmeye de devam ediyoruz” şeklinde konuştu. Sektör dijitalleşmenin lokomotifi konumunda Fuarın açılışında konuşan İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Üyesi Gıyasettin Eyyüpkoca, makine ve otomasyon, hiç şüphesiz Türkiye ekonomisinin en stratejik sektörlerinden birisi olduğu belirterek, “Ülkemizin üretim kapasitesini, ihracat gücünü ve teknolojik bağımsızlığını doğrudan etkileyen bu alan; aynı zamanda katma değerli üretimin, dijitalleşmenin ve nitelikli istihdamın da lokomotifi. İşte böylesi önemli bir sektörde, altı ayrı fuarı tek çatı altında toplayan WIN EURASIA, yalnızca makinelerin değil; fikirlerin, emeğin ve geleceğe dair umutların da buluştuğu bir platform haline dönüştü. Bu veçheden baktığımızda, WIN EURASIA, yalnızca bir sergi alanı değil; ticaretin, iş birliğinin ve yeni ortaklıkların doğduğu, canlı bir ekonomik buluşma noktasıdır. Biz de İstanbul Ticaret Odası olarak, sanayicimizin ve girişimcimizin teknolojiyle buluşmasını, küresel rekabette güçlenmesini her zaman önceliğimiz olarak görüyoruz. Şuna yürekten inanıyoruz: Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, asıl değeri yaratan yine insandır; üreten zihindir, cesaretle yatırım yapan girişimcidir. İşte bu fuar da o insanları, o zihinleri ve o cesareti bir araya getirdiği için kıymetlidir” diye konuştu. “Üretimin geleceğini, sahada deneyimliyoruz” Fuarın açılışında konuşan Hannover Fairs Turkey & MENA Genel Müdürü Mehtap Gürsoy ise, üretim teknolojilerindeki dönüşümün teorik bir vizyondan çıkarak doğrudan üretim sahasına taşındığını vurguladı. Bugün sanayinin artık daha hızlı üretmekten ibaret olmadığının altını çizen Gürsoy, “Günümüzde sanayi, daha entegre, daha akıllı, daha sürdürülebilir ve daha verimli üretim modelleri; küresel rekabetin en belirleyici unsuru haline geldi. Yapay zekâdan endüstriyel IoT’ye, robotik sistemlerden 5G altyapılarına kadar birçok teknoloji artık birbirinden bağımsız değil; aynı üretim zincirinin birlikte çalışan parçaları olarak konumlanıyor. WIN EURASIA 2026’da da bu dönüşümü canlı uygulamalar ve deneyim alanlarıyla doğrudan sahaya taşıyoruz. WIN EURASIA’da, üretimin geleceğini şekillendiren büyük bir dönüşüm ekosistemini hep birlikte deneyimleyeceğiz. “dedi. 5G Arena ile bağlantılı üretim teknolojileri canlı olarak deneyimleniyor Fuarın en dikkat çekici bölümlerinin başında, Salon 7’de birlikte kurgulanan 5G Arena, Endüstriyel IoT Özel Alanı ve Endüstriyel Yapay Zekâ Özel Alanı geliyor. Teknoloji Çözüm Ortağı Türk Telekom, 5G Network Çözüm Ortakları Nokia & Opticoms ile Ev Sahibi ve Alt Yapı Ortağı İstanbul Fuar Merkezi iş birliğiyle hayata geçirilen 5G Arena’da; düşük gecikme süresi, yüksek veri aktarım kapasitesi ve gerçek zamanlı bağlantı teknolojilerinin üretim süreçlerine etkisi canlı uygulamalarla ziyaretçilere aktarılıyor. Bakım-onarım teknolojileri ilk kez özel bir platformda ele alınıyor WIN EURASIA 2026 kapsamında bu yıl ilk kez hayata geçirilen Bakım Onarım Atölyesi de fuarın öne çıkan bölümleri arasında yer alıyor. Üretimde verimlilik, operasyon sürekliliği ve plansız duruşların azaltılması gibi kritik başlıklara odaklanan alanda; canlı demo uygulamaları, teknik uzman anlatımları ve uygulamalı bakım süreçleri sektör profesyonelleriyle buluşuyor. Özel alanlar, yeni iş birliklerinin kurulmasına katkı sağlıyor Kaynak teknolojileri tarafında ise Kaynak Uygulama Alanı-Uçtan Uca Üretim Deneyimi ile lazer kesimden robotik kaynağa kadar tüm üretim süreci canlı olarak deneyimlenebiliyor. Urban Steel Rockstars iş birliğiyle oluşturulan networking hub ve kaynak şovları ise fuar deneyimini daha dinamik ve etkileşimli hale getiriyor. Kaynak teknolojileri alanında içerik üreten uluslararası influencer’ların da fuarda yer almasıyla birlikte, sektör profesyonelleri için yeni iş birliklerinin kapısı aralanıyor. WIN EURASIA 2026 ayrıca, Eleman.net iş birliğiyle hayata geçirilen İş & Kariyer Noktası’nda yapay zekâ destekli işe alım süreçlerinden genç yeteneklere yönelik kariyer uygulamalarına kadar sanayinin insan kaynağı dönüşümüne odaklanan özel bölümleriyle de sektörün geleceğine yön veren başlıkları gündeme taşıyor. Endüstriyel IoT Özel Alanı’nda veri odaklı üretim modelleri, akıllı sensör teknolojileri, endüstriyel haberleşme altyapıları ve kestirimci bakım çözümleri sergilenirken; Endüstriyel Yapay Zekâ Özel Alanı’nda ise insansı robotlar, otonom karar mekanizmaları ve üretimde yapay zekâ kullanım senaryoları sahada deneyimlenebiliyor. Bu alanlar, akıllı fabrikaların nasıl çalışacağını gerçek zamanlı üretim senaryoları üzerinden gösteren entegre bir teknoloji ekosistemi sunuyor. 250’yi aşkın uluslararası satın almacı, İstanbul’da bir araya geliyor WIN EURASIA 2026 hem teknoloji ve üretim çözümlerini hem de uluslararası ticaret ağlarını güçlendirmeyi hedefliyor. Bu yıl Almanya, Çin, Japonya ve İtalya başta olmak üzere birçok ülkeden katılımcıyı ağırlayan fuar kapsamında; Avrupa, Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Türki Cumhuriyetlerden 250’nin üzerinde nitelikli satın almacı Hosted Buyer Programı çerçevesinde İstanbul’da bir araya geldi. Dört gün boyunca devam edecek fuarda; endüstriyel dönüşüm, enerji verimliliği, sürdürülebilir üretim, otomasyon teknolojileri ve dijitalleşme başlıklarında konferanslar, paneller ve teknik oturumlar gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Limon İhracatı 500 Milyon Dolara Koşuyor Haber

Türkiye’nin Limon İhracatı 500 Milyon Dolara Koşuyor

Limon ihracatında 5.sırada yer alan Türkiye, 2024 yılında 578 bin ton limon ihraç etmişken, 2025 yılında limon ihracatı miktar bazında yüzde 38’lik azalışla 361 bin tona geriledi. Türkiye’nin limon ihracatı iklim krizinin etkileriyle miktar bazında düşerken, ihracat geliri yüzde 13’lük artışla 357 milyon dolardan 402,5 milyon dolara tırmandı. Balık: Limonu daha katma değerli ihraç ettik Limon ihracatı miktar bazında yüzde 38 düşerken, döviz getirisinin yüzde 13 artmasını değerlendiren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, bu artışın altında limon ihraç fiyatının dolar bazında yüzde 80 artışının yattığını, Türk limonunun daha katma değerli ihraç edildiğini dile getirdi. Türkiye’nin 2025 yılında gerçekleştirdiği 3 milyar 703 milyon dolarlık yaş meyve sebze ihracatının yüzde 11’nin limon ihracatından olduğunu vurgulayan Başkan Balık, “Türkiye’de üretilen 58 milyon ton yaş meyve sebzenin ortalama yüzde 7’sini ihraç edilirken, limon üretimimizin yüzde 33’ü ihraç ediliyor. Limon ihracatımızdaki artış 2026 yılının ocak – nisan döneminde de sürdü. Limon ihracatımız yüzde 18’lik artışla 165 milyon dolardan 195 milyon dolara çıktı. 2026 yılı sonunda limon ihracatında 500 milyon doları aşmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. Türkiye’nin limon ihracatı 22 yılda 2,5 kat arttı Türkiye’nin limon ihracatının 2002 yılında 230 bin ton seviyesindeyken, 2024 yılında 577 bin tona kadar yükseldiğini paylaşan Balık sözlerini şöyle sürdürdü; “Limon ihracatımız 22 yılda 2,5 kat arttı. 2026 yılı rekoltesiyle ilgili konuşmak için erken olmakla birlikte 2025 yılından daha yüksek bir rekolte bekliyoruz. Limon ihracatındaki artışımızın ilerleyen yıllarda artarak orta vadede 1 milyar doları görecektir.” Limon ihracatında Irak, Rusya ve Romanya zirvede yer aldı Limon ihracatında öne çıkan ülkeler hakkında da bilgi veren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, “2025 yılında en çok limon ihraç ettiğimiz ülkeler 161,5 milyon dolarla Irak, 81 milyon dolarla Rusya Federasyonu, 23,7 milyon dolarla Romanya oldu. 2026 yılının ocak – nisan döneminde de sıralama değişmedi. Irak 64,5 milyon dolarla ilk sıradaki yerini korurken, Rusya’ya limon ihracatı yüzde 62’lik artışla 30,6 milyon dolardan 50 milyon dolara yükseldi ve ikinci sıradaki yerini sağlamlaştırdı. Üçüncü sırada 14,5 milyon dolarlık ihracatla Romanya yer aldı” ifadelerini kullandı. Limon 2026 yılının ocak – nisan döneminde 195 milyon dolarlık ihracat performansıyla; mandalina, domates ve biberden sonra en çok ihraç ettiğimiz dördüncü yaş meyve sebze ürünü oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.