Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarımsal Sulama

Kapsül Haber Ajansı - Tarımsal Sulama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarımsal Sulama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kuraklık, Toprak Ve Üretim Masada Haber

Kuraklık, Toprak Ve Üretim Masada

İklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha sert hissedildiği bir dönemde, İzmir’in su, tarım ve üretim geleceği, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen Sulama Kooperatifleri Toplantısı’nda kapsamlı biçimde değerlendirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra İzmir Bölgesi Sulama Kooperatifleri Birliği Başkanı Hüseyin İlhan Yavuz, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Halit Çelik, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İZPA Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, meclis üyeleri, tarım komisyonu temsilcileri, ilçe belediyelerinin temsilcileri, muhtarlar, sulama kooperatiflerinin başkan ve yöneticileri, üreticiler ile ziraat odalarının temsilcileri katıldı. İki saati aşkın süren ve yaklaşık 100 üreticinin yer aldığı toplantıda; su yönetimi, tarımsal sulama, yer altı su kaynaklarının durumu, toprak sağlığı ve kalkınma arasındaki ilişki bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. Cemil Tugay: Tüketimin yüzde 70’i tarımsal sulamadan kaynaklanıyor Toplantıda su krizinin yalnızca teknik bir başlık değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir mesele olduğuna dikkat çeken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 2025 yılının beklenenden çok daha kurak geçtiğini vurguladı. Tugay, “2025 yılı hiçbirimizin öngöremediği kadar kurak bir yıl oldu. En kurak yıllardan birini yaşadık. Biz hiçbir soruna sırtımızı dönmüyoruz. Konu Devlet Su İşleri’nin sorumluluk alanında olsa da ‘bu başkasının sorunu’ demiyoruz. İzmir’in bugün bir numaralı sorunu sudur” dedi. Yer altı sularının kontrolsüz kullanımının ciddi riskler taşıdığına işaret eden Tugay, kaçak ve ruhsatsız kuyuların her geçen gün arttığını belirtti. Su tüketimindeki dağılıma da değinen Tugay, “Toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 10’u kentlerde içme ve kullanma suyu, yüzde 20’si sanayi, yüzde 70’i ise tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor. Bu nedenle yalnızca bireysel tasarruf çağrılarıyla bu sorunu çözemeyiz. Tarımsal sulamada verimliliği artıracak ortak adımlara ve sizlerin desteğine ihtiyacımız var” diye konuştu. “Kayıp-kaçak oranını düşürmek için yoğun çalışıyoruz” Kayıp-kaçak konusundaki yanlış algılara da değinen Başkan Tugay, şebeke sistemlerinde belirli oranda kaybın kaçınılmaz olduğunu belirterek, İzmir’de yüzde 24,8 seviyesinde olan kayıp-kaçak oranını daha da düşürmek için sahada yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Yanlış sulama yöntemleri, bilinçsiz gübreleme ve hatalı ilaçlama nedeniyle toprakların organik yapısının zayıfladığını ifade eden Tugay, tuzlanma ve asitlenme sorunlarının giderek arttığına dikkat çekti. “Kalkınma olmadan ne okul kalır ne hastane” Su ve tarım meselesinin aynı zamanda bir kalkınma meselesi olduğunun altını çizen Başkan Tugay, üretimin sürekliliğinin toplumsal yaşamın tüm alanları için hayati önemde olduğunu vurguladı. Tugay, “Sanayi, tarım ve hayvancılık için söylüyorum; üretmeye devam etmek zorundayız. Çocuklarımızın eğitim alabilmesi, insanların sağlık hizmetlerine erişebilmesi, altyapının ayakta kalması ancak kalkınmış bir ülkenin sağlayabileceği imkânlarla mümkündür. Aksi halde ne okul kalır ne hastane, ne de bu kenti ayakta tutacak başka bir yapı” dedi. Meseleye parçalı değil bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini belirten Tugay, tarım ve hayvancılığın İzmir için vazgeçilmez olduğunu ifade ederek, “Çiftçimiz, hayvancılıkla uğraşan üreticimiz göz bebeğimizdir. Emeklerinin karşılığını almaları gerekir. Ancak bunu yaparken suyu ve toprağı da korumak zorundayız” diye konuştu. “Bu süreci birlikte yöneteceğiz” Başkan Dr. Cemil Tugay, su krizine kalıcı çözümün ancak ortak akıl ve bilimsel yaklaşımla mümkün olabileceğini vurgulayarak, üniversitelerden akademisyenlerin de yer aldığı bilimsel bir Su Kurulu oluşturduklarını açıkladı. Tugay, arıtılmış suların yeniden kullanımı, modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması, sanayide su verimliliğinin artırılması ve yeni su kaynaklarının oluşturulmasına yönelik seçeneklerin birlikte değerlendirileceğini ifade etti. Sürecin çok paydaşlı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğine dikkat çeken Tugay, “Bu işi ne belediye tek başına yapabilir ne de devlet. Bu süreç, kentte yaşayan herkesin; üreticinin, sanayicinin ve kooperatiflerin birlikte yöneteceği bir süreçtir” dedi. “Yalnız değilsiniz” Sulama kooperatifleri ile tarımsal kalkınma kooperatiflerinin sürecin en önemli paydaşları olduğuna dikkat çeken Başkan Tugay, yanlış yönetim anlayışlarının yarattığı sorunlara işaret etti. Tugay, “Kötü yönetimlerden, yanlış işlerden yorulduk. Bir kardeşiniz, bir evladınız olarak ricamdır: Bu ülkeye artık kimse kıymasın. Herkes elindekinin kıymetini bilsin. Bu zor değil” dedi. Görevini layıkıyla yerine getirmek için çalıştığını vurgulayan Tugay, sürecin birlikte yürütülmesi gerektiğini belirterek, “Bundan sonra birlikte yol yürüyelim. Suyun mutlaka verimli kullanılması için akıllı sayaçlar gibi uygulamalardan yararlanalım. Hobi bahçelerinin daha sık denetlenmesi gerekiyor. Bu buluşma ortak bir çalışma zemini olarak devam etmeli. Ulaşabildiğimiz herkese doğru sulama tekniklerini anlatalım” diye konuştu. Su krizinin geçici bir sorun olmadığına da dikkat çeken Başkan Tugay, “Bu yıl su krizi var; önümüzdeki yıl da, sonraki yıllarda da olacak. Kimse mağdur olmamalı. Hepimiz üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz. Eksikler, yanlışlar olabilir ama doğruyu birlikte bulacağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sizi hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız” ifadelerini kullandı. “Bu para belediyenin değil, İzmirlinin parası” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, toplantıda belediye kaynaklarının kullanımına ilişkin net ve açık mesajlar verdi. Kaynakların kişisel değil, tamamen halka ait olduğunu vurgulayan Tugay, desteklerin de bu anlayış doğrultusunda planlandığını ifade etti. Tugay, “Bu para benim cebimden çıkmıyor, bir başkasının cebinden de çıkmıyor. Bu para belediyenin parası ama aslında İzmirlinin, halkın parasıdır. Bizim görevimiz de bu kaynağı doğru, adil ve verimli biçimde kullanmaktır” dedi. Desteklerin rastgele değil, sürdürülebilir üretimi esas alan bir yaklaşımla planlandığını belirten Başkan Tugay, samimiyet ve devamlılık vurgusu yaparak üreticilere şu çağrıda bulundu: “Gerçekten üretim yapmak isteyen, bahçesine sahip çıkan, hayvancılığı ciddiyetle yürüten üreticinin yanında oluruz. Ancak verdiğimiz desteğin karşılığını görmek isteriz. Bugün başlayıp yarın bırakılan işler değil, örnek olacak, sürdürülebilir çalışmalar istiyoruz. Kimin neye ihtiyacı varsa gelsin söylesin. Kendini sıkıntıda hisseden, derdi olan herkes bize ulaşsın. Biz bunun için buradayız ve bunu yapmayı gerçekten istiyoruz. İzmir’in en büyük kurumudur, en büyük gücüdür. Mali yapısı her geçen gün daha sağlam bir noktaya geliyor. Kaynaklarımız var. Önemli olan bu kaynakların heba edilmemesi ve doğru işler için kullanılmasıdır. Belediye sizin, kurum sizin; bu kurumun parası sizin. Gelin, ‘Bu işi samimi biçimde yapacağım’ deyin. Ne gücümüz varsa sizindir. Fidanıyla, desteğiyle, imkânıyla yanınızda oluruz.” Erdoğan: Saniyede yaklaşık 2 bin litre ilave suyu sisteme kazandırdık Kent merkezinde günlük içme suyu tüketiminin yaklaşık 648 bin metreküp olduğunu belirten İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, bunun saniyede ortalama 7 bin 500 litre suya karşılık geldiğini söyledi. Erdoğan, bugün bu ihtiyacı karşılayan yüzeysel su kaynaklarının büyük bölümünün ya tamamen tükendiğini ya da kritik seviyelere gerilediğini vurguladı. Barajlardan gelen su miktarının tarihsel olarak en düşük seviyelere indiğine dikkat çeken Erdoğan, “Tahtalı ve Gördes barajlarında ortaya çıkan tablo yalnızca İzmir için değil, ülkemizin birçok büyük kenti için ciddi bir uyarıdır. Bu nedenle suyu artık yalnızca mevcut kaynaklar üzerinden değil, çok yönlü ve bütüncül bir kriz yönetimi anlayışıyla ele almak zorundayız” dedi. İzmir’in içme suyunun yaklaşık yüzde 74’ünün yer altı suyu kaynaklarından karşılandığını ifade eden Erdoğan, bu oranın olağanüstü dönemler için geçici bir çözüm olduğunu belirterek, “Yer altı sularının korunması ve sürdürülebilirliği bizim için hayati önemdedir” diye konuştu. Bu kapsamda Göksu, Sarıkız, Menemen ve Halkapınar başta olmak üzere birçok bölgede kuyu yenileme ve yeni kuyu devreye alma çalışmalarını hızlandırdıklarını aktaran Erdoğan, “Yalnızca bu çalışmalar sayesinde saniyede yaklaşık 2 bin litre ilave suyu sisteme kazandırmış durumdayız” ifadelerini kullandı. “Orta ve uzun vadede alternatif kaynakları konuşmak zorundayız” Suyu artırmanın, yeni kaynak bulmak kadar önemli olduğuna dikkat çeken İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, tasarrufun en önemli ayaklarından birinin kayıp-kaçakla mücadele olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Kent merkezinde kayıp-kaçak oranını yüzde 24,8 seviyesine düşürdük. Bu sayede yaklaşık 5,6 milyon metreküp suyu sistemde tutmayı başardık. Bizim için kayıp-kaçakta sağlanan her yüzde 1’lik düşüş, yeni bir baraj kadar değerlidir” dedi. Kısa vadede su arzını artırmaya yönelik bir diğer başlığın Tahtalı Barajı’nın ölü hacminde bulunan suyun değerlendirilmesi olduğunu belirten Erdoğan, bu konuda teknik hazırlıkların sürdüğünü ifade etti. Erdoğan, “Temmuz 2026’da bu suyun sisteme kazandırılmasına yönelik ihale sürecini başlatmayı planlıyoruz. Bu adım, İzmir’in su güvenliği açısından kritik önemdedir” diye konuştu. Orta ve uzun vadede ise alternatif kaynakların mutlaka gündeme alınması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, deniz suyu arıtma tesislerinin yüksek enerji maliyetlerine rağmen iklim değişikliği gerçeği karşısında kaçınılmaz seçenekler arasında yer aldığını söyledi. Erdoğan, “Bu yatırımları bilimsel veriler ışığında, çevresel etkileri gözeterek ve doğru finansman modelleriyle değerlendirmek zorundayız” dedi. Bulut tohumlama uygulamalarına da değinen Erdoğan, bu konuda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile iletişime geçtiklerini belirterek, “Bu yöntem tek başına bir çözüm değildir; ancak uygun koşullarda destekleyici bir araç olabilir” ifadelerini kullandı. Erdoğan dayanışmanın önemine dikkat çekti İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, su krizinin yönetiminde dayanışmanın hayati önemde olduğunu vurguladı. Devlet Su İşleri (DSİ) ile yürütülen baraj ve altyapı yatırımlarının hızlandırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Erdoğan, özellikle Başlamış ve Düvertepe barajları başta olmak üzere İzmir’in uzun vadeli su güvenliği için gerekli yatırımların ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu sürecin yalnızca İZSU’nun ya da yerel yönetimlerin tek başına yürütebileceği bir süreç olmadığını dile getiren Erdoğan, “Su krizini yönetmek için tüm kurum ve kuruluşların ortak hareket etmesi gerekiyor. Vatandaşlarımızın su tasarrufu konusundaki duyarlılığının artarak devam etmesi de elimizi güçlendiriyor. Tasarruf, bilinçli kullanım ve dayanışma, bugün İzmir’in su geleceği için en güçlü araçlarımızdır” şeklinde konuştu. Büyükşehir'in destekleri İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İzmir genelindeki kooperatif yapısı ve belediyenin yürüttüğü desteklere ilişkin ayrıntılı bilgiler paylaştı. Üngür, İzmir’de 81 sulama kooperatifi, 45 su ürünleri kooperatifi ve 163 tarımsal kalkınma kooperatifi olmak üzere toplam 289 kooperatifin faaliyet gösterdiğini belirtti. Sulama kooperatiflerine bağlı 13 bin 500 ortağın bulunduğunu ifade eden Üngür, kooperatiflerin özellikle Kemalpaşa, Ödemiş, Menderes, Bergama ve Tire ilçelerinde yoğunlaştığını aktardı. Belediyenin yetki ve sorumluluğunda 18 sulama göleti bulunduğunu kaydeden Üngür, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak sulama tesisleri, hayvan içme suyu göletleri, sondaj kuyuları, yeni gölet yapımı, bakım-onarım çalışmaları ve eğitim desteklerinin aralıksız sürdürüldüğünü söyledi. Üngür, 2024–2025 döneminde çok sayıda yeni tesisin hayata geçirildiğini, mevcut tesislerde bakım-onarım çalışmalarının yapıldığını, kuyu yapımı ve ekipman desteklerinin üreticilerle buluşturulduğunu vurguladı. Bilimsel veriler paylaşıldı Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, iklim değişikliğinin Ege Bölgesi ve İzmir havzaları üzerindeki etkilerine ilişkin güncel bilimsel verileri paylaştı. Kurucu, yağış miktarı ve sürekliliğinde yaşanan azalmanın geçici bir durum olmadığını, yapısal bir değişime işaret ettiğini vurguladı. Sıcaklık artışlarının İzmir ve çevresinde daha şiddetli biçimde hissedildiğine dikkat çeken Kurucu, önümüzdeki 15–20 yıllık süreçte su kaynakları üzerindeki baskının daha da artacağını ifade etti. Bu nedenle havza bazlı planlama, bilimsel izleme ve uzun vadeli su yönetimi politikalarının artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini söyledi. İki saati aşkın süren toplantı, kooperatif temsilcilerinin görüş ve önerilerinin alınmasının ardından sona erdi.

Dicle Elektrik Şanlıurfa’da 291 Kaçak Trafo Tespit Etti Haber

Dicle Elektrik Şanlıurfa’da 291 Kaçak Trafo Tespit Etti

İnsan ve şebeke güvenliğini tehdit eden kaçak elektrik kullanımını önlemeye yönelik teknolojik yatırımlarını sürdüren Dicle Elektrik, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde özellikle tarımsal sulama alanlarında gerçekleştirdiği saha taramalarında dikkat çekici sonuçlara ulaştı. Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışan şirket, Şanlıurfa’da geçtiğimiz Kasım ayında yapay zekâ destekli dronlar aracılığıyla gerçekleştirdiği denetimlerde 291 adet kaçak trafo tespit etti. Toplamda küçük bir ilçenin enerji ihtiyacını karşılayabilecek kapasiteye sahip olan bu trafolar için adli süreç başlatıldı. 40.000 kVA gücünde kayıt dışı trafo tespit edildi Yapay zekâ teknolojisi ile donatılan dronlar sayesinde yapılan kontroller, Akçakale, Harran, Viranşehir ve Siverek ilçelerindeki tarımsal sulama alanlarını kapsadı. Tarlalarda hasadın sona ermesiyle birlikte yoğunlaşan denetimler sonucunda, toplam gücü 40.000 kVA olan 291 kaçak trafo kayıtlara geçti. Bu trafolar, lisanssız ve kaçak şekilde elektrik kullanımına neden olurken, bölgedeki diğer abonelerin enerji arzını da sekteye uğrattı. Savcılıklar aracılığıyla el konuluyor Kaçak trafoların tespiti sonrası, Dicle Elektrik avukatları tarafından savcılıklara suç duyurusunda bulunuldu. Çünkü kayıt dışı kullanım nedeniyle el konulması gereken bu trafolara, ancak adli mercilerden alınan kararlarla müdahale edilebiliyor. Mobilize şekilde kullanılan bu trafolar, römorklara yüklenerek farklı bölgelerde kaçak kullanımı sürdürme riski taşıyor. Bu nedenle hukuki sürecin hızla ilerlemesi, kaçak kullanımın önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor. Mücadele kararlılıkla sürecek Daha önce tespit edilen kaçak trafolardan ikisine, savcılık kararlarının ardından el konuldu. Akçakale’nin Mil ve Siverek’in Başbük mahallelerinde tarımsal sulamada kullanılan bu trafolardan biri 160, diğeri ise 100 kVA gücündeydi. Dicle Elektrik ekipleri, jandarmanın aldığı güvenlik önlemleri eşliğinde trafolarla birlikte bağlantılı pano ve direklere de müdahale etti. Şirket yetkilileri, kaçak elektrik kullanımının hem ekonomik hem de toplumsal zararlara yol açtığını vurgulayarak, denetimlerin artarak süreceğini belirtti.

CK Enerji Çamlıbel Elektrik’ten Sektörde Bir İlk Haber

CK Enerji Çamlıbel Elektrik’ten Sektörde Bir İlk

Sivas, Tokat ve Yozgat’ı kapsayan rapor, bölgesel kalkınmadan yatırım planlamasına kadar birçok alanda önemli bir rehber niteliğine sahip. CK Enerji Çamlıbel Elektrik Tarımın Enerjisi Raporu’na göre, tarımsal faaliyet abonelerinin elektrik tüketimi, sulamaların yoğun olduğu ilk 9 ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,97 arttı. Geçen yıl üç ilde toplam elektrik tüketimi içinde yüzde 8,30 olan tarımsal faaliyet abonelerinin payı, bu senenin ilk 9 ayında ise yüzde 11,18’e yükseldi. Tarımsal faaliyet abonelerinin sadece yüzde 5,4’ünü kadınlar oluştururken 18-24 yaş genç abonelerin payı ise yüzde 0,4’lerde kaldı. Enerji sektörünün öncü şirketi CK Enerji Çamlıbel Elektrik; Sivas, Tokat ve Yozgat’ta tarımsal faaliyette bulunan abonelerinin, yaş ve cinsiyet dağılımından elektrik tüketimine kadar pek çok veriyi içeren “Tarımın Enerjisi Raporu”nu açıkladı. CK Enerji Çamlıbel Elektrik Genel Müdürü Muharrem Bülbül, “sektörde bir ilk olan raporun” sadece enerji sektörüne değil, bölgesel kalkınma stratejilerinin belirlenmesine, tarımsal verimliliğin artırılmasına ve sürdürülebilir yatırımların planlanmasına da önemli bir rehber niteliği taşıyacağını söyledi. TOPLAM TÜKETİMİN YÜZDE 11,18’İ TARIMSAL ABONELERDEN GELDİ Teknolojiye yaptıkları yatırımla görevli tedarik şirketi olarak hizmet verdikleri Sivas, Tokat ve Yozgat’taki tarımsal faaliyet abonelerinin profillerine yönelik değerli verilerden “CK Enerji Çamlıbel Elektrik Tarımın Enerjisi Raporu”nu oluşturduklarını belirten Muharrem Bülbül, “Tarımsal faaliyetler hem bölge ekonomisinin hem de ülkemizin geleceği açısından stratejik öneme sahip. Biz CK Enerji olarak tarımın enerjisini doğru yönetmenin, üreticilerimize sürdürülebilir bir gelecek sunmanın temelini oluşturduğuna inanıyoruz. Bu raporla birlikte, tarımsal enerjinin bugünkü tablosunu ortaya koyarken geleceğin ihtiyaçlarına da ışık tutmak istedik. Raporumuza göre geçen yılın ilk 9 ayında tarımsal faaliyet abonelerimizin elektrik tüketimi 162,3 milyon kWh iken bu yıl aynı dönemde bu rakam yüzde 11,97 artarak 181,8 milyon kWh’nin üzerine çıktı. İklim değişikliğinin de etkisi ile bu yaz azalan yağışlar, kuraklık ve su kaynaklarının yetersizliği sonucu elektrikli sulama pompalarının daha yoğun kullanılması bu artışın ana en önemli nedenleri arasında yer aldı. Söz konusu abonelerin yüzde 91’inden fazlası tarımsal sulama kapsamında hizmet alırken, geçen yıl toplam tüketim içinde yüzde 8,30 olan tarımsal faaliyet abonelerinin toplam tüketimdeki payı, 2025 yılının ilk 9 ayında yüzde 11,18’e yükseldi” dedi. TARIMSAL TÜKETİMDE YOZGAT İLK SIRADA CK Enerji Çamlıbel Elektrik Tarımın Enerjisi raporunda üç ildeki tarımsal faaliyet abonelerinde 2012 yılından bu yana gözlenen büyük artışa da yer verildi. Rapora göre Sivas, Tokat ve Yozgat’ta tarımsal faaliyetlere yönelik abone sayısı, 2012 yılında 625 iken 2025 yılı itibarıyla 8 bin 369’a ulaştı. Aradan geçen sürede bölgedeki tarım abone sayısı yüzde 1.239 arttı. Tarımsal faaliyet aboneleri alt kırılımına bakıldığında 7 bin 672 abone ile tarımsal işletmeler birinci sırada yer alırken hayvancılık işletmeleri 697 abone ile ikinci sırada yer aldı. Tarımsal faaliyet abonelerinin illere göre dağılımda Tokat yüzde 23, Sivas yüzde 33,9, Yozgat ise yüzde 43,1 paya sahip oldu. Üç il arasında Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesi, 1.417 aboneyle en fazla tarımsal faaliyet abonesine sahip bölge olarak öne çıktı. Bu sayı, toplam tarım abonelerinin yaklaşık yüzde 17’sine karşılık gelirken Boğazlıyan’ı 911 aboneyle Sivas Merkez izledi. TARIMDA GENÇLERİN PAYI YÜZDE 0,4 KADINLARIN PAYI YÜZDE 5,4 Raporun bir diğer dikkat çekici verisi ise yaş aralığı ve cinsiyet dağılımı oldu. Üç ildeki abonelerin sadece yüzde 0.4’lük kısmını genç yaş olarak tabir edilen 18–24 yaş aralığında olurken yüzde 63,6’sını yetişkin yaş olarak tabir edilen 25–64 yaş aralığı, yüzde 36’lık kısmını ise 65 yaş ve üzeri aboneler oluşturdu. Cinsiyet dağılımı incelendiğinde, tarımsal faaliyet abonelerinin yüzde 82,6’sının erkek, yüzde 5,4’ünün ise kadın olduğu görüldü. Bu arada abonelerin yüzde 12,1’i tüzel kişi kategorisinde yer aldı. Kadın abone oranının yüzde 8,6 ile Tokat’ta en yüksek seviyede olması, bölgedeki tarımsal katılımın coğrafi olarak da farklılık gösterdiğini ortaya koydu. TARIMSAL İŞLETMELER YENİLENEBİLİR ENERJİYE YÖNELİYOR İklim değişikliğinin etkisi ile son yıllarda yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretim ve tüketimindeki payı artarken, CK Enerji Çamlıbel Elektrik’in Tarımın Enerjisi Raporu’nda bölgede bu yöndeki gelişmelere de yer verildi. CK Enerji Çamlıbel Elektrik’in hizmet bölgesi olan Sivas, Tokat ve Yozgat’ta tarımsal faaliyet gösteren işletmeler tarafından kurulan yenilenebilir enerji santrallerinin 2025 yılının ilk 9 ayında toplam üretimi 2,5 milyon kWh’ye ulaşırken, tarımsal işletmelerin bu santrallerden tükettikleri enerji ise 1,9 milyon kWh’yi buldu. EĞİTİMLERLE TARIMDA ENERJİ VERİMLİLİĞİNE DESTEK CK Enerji Çamlıbel Elektrik, yalnızca verileri analiz eden bir kurum olarak değil, aynı zamanda üreticilerin enerji verimliliği bilincini artıran bir paydaş olarak da sahada aktif rol üstlendiğini raporla bir kez daha ortaya koydu. Tarımın Enerjisi Raporu’na şirketin yürüttüğü Enerji Okuryazarlığı Projesi kapsamında 2022 yılında Tokat’ın Akyamaç ve Kemalpaşa köylerinde meyve üreticilerine yönelik eğitim programları düzenlendiğinin altı çizildi. Bu eğitimlerde, tarımsal sulamada enerji tasarrufu sağlayacak yöntemler, uygun elektrik tarifeleri, yenilenebilir enerji kullanımı, verimli sulama teknikleri ve doğru ekipman seçimi gibi konularda bilgi paylaşıldı.

Kahramanmaraş Büyükşehir’den Tarıma 40 Milyonluk Dev Destek Haber

Kahramanmaraş Büyükşehir’den Tarıma 40 Milyonluk Dev Destek

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, tarımda sürdürülebilirliği artırmak ve üreticilerin ürün verimini ve gelirini artırmak adına tarımsal altyapıya yönelik yatırımlarını sürdürüyor. Şehir tarihinde bir seferde verilen en kapsamlı sulama desteğiyle, binlerce çiftçinin toprağı suyla buluşuyor. Bu kapsamda, 63 kırsal mahallede faaliyet gösteren 2 bin 718 üreticiye çeşitli çaplarda toplam 87 kilometre uzunluğunda sulama borusu desteği sağlandı. Bu destekle birlikte yaklaşık 23 bin 500 dekar tarım arazisi modern sulama sistemlerine kavuşarak daha verimli hale gelecek. Ayrıca 10 farklı mahallede toplam 9 bin 860 dekar alanı kapsayan sulama kanal projeleri de hayata geçiriliyor. 5 bin 600 metre uzunluğundaki yeni kanallar sayesinde bölge çiftçileri daha düzenli ve etkin bir sulama altyapısına sahip olacak. Toplam 40 Milyon TL’yi bulan destekle birlikte tarımda su tasarrufu sağlayan modern sistemleri yaygınlaştırılmış olacak ve aynı zamanda kırsal mahallelerdeki sulama sorunlarının önüne geçilmiş olacak. “Tarımsal Sulama Daha Etkin Olacak” Bölgedeki üreticilerin daha düzenli ve etkin bir sulama altyapısına sahip olacağını ifade eden Suçatı Mahalle Muhtarı Kamuran Aydoğan, “Öncelikle Büyükşehir Belediye Başkanımız Fırat Görgel’e teşekkür ederim. Sulama sıkıntısı olan bölgelerimizde sağlanan bu destekle birlikte tarımsal sulama daha etkin olacak” dedi. Başkan Görgel’e Destek Teşekkürü Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlanan sulama borusu desteği sayesinde üreticilerin ürün veriminin artacağını söyleyen Kabasakal Mahalle Muhtarı Sümen Üveyik, “Bu sulama boruları kırsal bölgelere çok faydalı olacak ve tarımsal sulamada etkin rol oynayacak. Borularla gelen sularımız heder olmayacak. Eskiden sularımızın büyük bölümü kayboluyordu ama şimdi kayıp yaşamayacağız. Mahallem adına Başkanımız Fırat Görgel’e teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı. Hacıeyüplü Mahalle Muhtarı Adil Deligöz de, sağlanan desteklerden duyduğu memnuniyeti belirterek Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel’e teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hatay’a Türkiye’nin En Büyük Atık Su Tüneli İnşa Ediliyor Haber

Hatay’a Türkiye’nin En Büyük Atık Su Tüneli İnşa Ediliyor

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, depremde ağır yıkıma uğrayan Hatay’da kentin hasar gören kanalizasyon alt yapısını da yeniliyor. Büyükçat mevkiinde İLBANK, Emlak Konut GYO ve Hatay Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle ileri biyolojik arıtma tesisi kuruluyor. Defne’den başlayan ve Antakya merkez ve Samandağ’ı da içine alan hat boyunca 11.2 kilometre uzunluğunda 5.6 metre çapındaki atık su tünelinin inşası devam ediyor. Bu tünel ile TOKİ ve Emlak Konut projeleri başta olmak üzere mevcut yerleşim birimlerinin atık suları ileri biyolojik arıtma tesisine ulaştırılacak. Atık su tünelinin kendi doğal eğimiyle kanalizasyon sularının doğrudan biyolojik arıtma tesisine transferi sağlanacak. 180 bin metreküp kapasiteli ileri biyolojik atık su arıtma tesisinin tamamlanmasıyla Hatay’ın kanalizasyon sorunu çözüme kavuşacak. BAKAN KURUM: ASİ NEHRİ ESKİ CANLILIĞINA TEKRAR KAVUŞACAK Atık su tünelinin inşasının görüntüleri sosyal medya hesabından paylaşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “11 bin 200 metre uzunluğunda 180 bin metreküp kapasiteli ülkemizin en büyük atık su tünelini Hatay’da inşa ediyoruz. Asrın felaketi sonrası şehrimizde konutlarımızın yanı sıra alt yapıyı da tamamen yeniliyoruz. Hatay Atık Su Tüneli projemiz tamamlandığında Asi Nehri; tertemiz suyuyla, tüm ihtişamıyla eski canlılığına tekrar kavuşacak” dedi. “MİKRO TÜNELLERLE TÜM HAVZA TOPLANACAK” Emlak Konut Altyapı Kontrol Amiri Serhan Hezer, tesis ve tünel çalışmalarıyla ilgili şunları söyledi: Tünel iç çapı 4 metre 30 santimetre olup 10 tane şaft bulunmakta. Bu şaftlarda tüm mevcut havzaları toplayacak mikro tüneller ile beraber şaftlara bağlantı yapılacak. Akabinde bu şaft noktaları aynı zamanda yerel idarenin bakım işletme, onarım çalışmaları için güvenli bir iniş çıkış noktaları oluşturacak. Bu tünel sayesinde Hatay’ın yıllardır devam eden Asi Nehri’nin kirlilik sorunu ortadan kalkacak. “ARITILAN SULAR TARIM SULAMADA DA KULLANABİLECEK” Proje tamamlandığında Hatay’ın daha sürdürülebilir, çevreci bir yapıya kavuşacağının altını çizen Hezer, “Tesis çalışmaya başlayınca kanalizasyon hatları Asi Nehri’ne dökülmeden atık su tüneli içinden kendi doğal eğimiyle direkt planladığımız ileri biyolojik arıtma tesisine intikal edecek. Temizlenen suların Asi Nehri’ne deşarjı sağlanacak ve böylece ileri biyolojik arıtma tesisinden çıkan arıtılmış sular tarım sulamada da kullanılabilir olacak. 2060 yılı nüfus hesabına göre yaklaşık 1 milyon insana hizmet verecek atık su tüneli ve ileri biyolojik arıtma tesisi sayesinde Hatay ilimiz tüm çevresel sorunlardan ve kanalizasyon problemlerinden tamamen kalıcı bir şekilde kurtulmuş olacak” dedi.

DSİ'nin "1000 Günde 1000 Gölet" Projesi Ne Oldu? Dev Projede Son Durum ve Tarımsal Kalkınmaya Etkileri Haber

DSİ'nin "1000 Günde 1000 Gölet" Projesi Ne Oldu? Dev Projede Son Durum ve Tarımsal Kalkınmaya Etkileri

Türkiye'nin su kaynaklarını daha etkin yönetmek ve tarımsal sulama kapasitesini artırmak amacıyla Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından başlatılan "1000 Günde 1000 Gölet/GÖL-SU Projesi", kamuoyunda büyük yankı uyandırmış ve hedefleriyle dikkat çekmişti. Dönemin Orman ve Su İşleri Bakanlığı liderliğinde 2013 yılında hız kazanan bu iddialı proje, ülkenin dört bir yanında su ihtiyacını giderme ve kuraklığa karşı önlem alma misyonuyla yola çıkmıştı. Peki, yaklaşık 10 yıl önce gündeme gelen bu dev proje bugün ne durumda, hedeflerine ulaşıldı mı ve Türkiye'nin su yönetimine katkıları neler oldu? Projenin Doğuşu ve Hedefleri "1000 Günde 1000 Gölet" projesi, özellikle tarımsal sulama, hayvan içme suyu temini ve taşkın koruma gibi çok yönlü faydalar sağlamak üzere tasarlanmıştı. Proje ile hedeflenen temel çıktılar şunlardı: Tarım Alanlarının Sulaması: Yaklaşık 2,5 milyon dekar tarım alanının sulanması hedefleniyordu. Bu sayede tarımsal verimliliğin artırılması ve çiftçiye ekonomik katkı sağlanması amaçlanıyordu. Kuraklıkla Mücadele: Ülkede yaşanabilecek herhangi bir kuraklıkta su sıkıntısının önüne geçilmesi ve su ihtiyaç sorunlarının ortadan kaldırılması planlanmıştı. Kırsal Kalkınma ve İstihdam: Projenin gerçekleşmesiyle yılda 450 bin vatandaşa iş imkanının sağlanması, kırsaldaki göçün önlenmesi ve tarım ile hayvancılığın gelişmesine katkıda bulunulması bekleniyordu. Ekonomiye Katkı: Yıllık 1,7 milyar lira mertebesinde gelir artışı sağlanması ve projelerin ortalama 7 yılda kendi maliyetini karşılaması öngörülüyordu. Taşkın Kontrolü ve Erozyon Önleme: İnşa edilecek göletler sayesinde taşkın zararlarının azaltılması ve toprak erozyonunun önlenmesi hedefleniyordu. Yeraltı Suyu ve Su Ürünleri: Yeraltı suyu potansiyelinin emniyetli rezervde tutulması ve su ürünleri üretiminin ülke çapında desteklenmesi de projenin dolaylı faydaları arasındaydı. Projede Gelinen Son Nokta: Binlerce Gölet Hayata Geçirildi Proje, 1000 günlük hedefi 2016 yılına kadar aşarak, planlanan 1071 gölet ve sulama tesisinin büyük bir kısmını tamamladı. DSİ'nin açıklamalarına göre, 1000 günden daha kısa bir sürede 1026 adet gölet ve sulama projesi ülkeye kazandırıldı. Bu, projenin sayısal hedeflerine ulaşıldığını göstermekteydi. Daha sonra "1071 Gölet Projesi" adı altında yeni bir faz ile çalışmalar devam etti. Bu süreçte de kırsalda yaşayan vatandaşların ikamet ettiği yerde hayatını sürdürmesini sağlamak amacıyla 2019 yılına kadar yeni göletlerin tamamlanması hedeflendi. Güncel Durum: Proje kapsamında tamamlanan göletler, tarımsal sulamada önemli bir kapasite artışı sağladı. Özellikle kuraklık riski taşıyan bölgelerde çiftçiler için hayati bir su kaynağı haline geldiler. Göletler, sadece sulama değil, aynı zamanda hayvanların su ihtiyacını karşılama ve yer altı su seviyelerini destekleme gibi ek faydalar da sundu. Projenin Etkileri ve Gelecek Vizyonu "1000 Günde 1000 Gölet" projesi, Türkiye'nin su yönetimi stratejilerinde mikro ölçekli depolama tesislerinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Bu göletler, özellikle iklim değişikliğinin getirdiği düzensiz yağış rejimleri ve artan kuraklık tehdidi karşısında, bölgesel su güvenliğine önemli katkılar sağladı. Ayrıca, geçtiğimiz yıllarda yaşanan orman yangınları göz önüne alındığında, bu göletlerin yangınla mücadelede su ikmal noktası olarak da kritik bir rol oynayabileceği, hatta bu potansiyelin daha da geliştirilmesi gerektiği tartışmaları gündeme geldi. Proje, kırsal kesimde tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine ve yerel ekonomilerin güçlenmesine doğrudan katkı sağladı. Ancak bu göletlerin bakımı, su kalitesinin korunması ve su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı, uzun vadeli başarı için kritik önem taşımaktadır.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.