Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarsus

Kapsül Haber Ajansı - Tarsus haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarsus haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mersinli Konargöçerler Büyükşehir’in Güneş Paneli Desteği İle Enerjiye Kavuştu Haber

Mersinli Konargöçerler Büyükşehir’in Güneş Paneli Desteği İle Enerjiye Kavuştu

Elektrik altyapısının sınırlı olduğu kırsal alanlarda faaliyet gösteren üreticilerin enerjiye erişimini artırmak için ‘Güneş Paneli Desteği’ projesini uygulayan Büyükşehir, böylece kırsalda üretimin sürdürülebilirliğine önemli katkı sağlıyor. Destekten faydalanan yetiştiricilerden birisi olan Habibe Bolat, panel desteği ile hem elektronik aletlerini kullanıyor hem de gece saatlerinde hayvanlarını görme şansı yakalıyor. Üreticiyi ve üretimi her alanda destekleyen Mersin Büyükşehir Belediyesi, kentte tarımın ve hayvancılığın her alanına imzasını atmaya devam ediyor. Özellikle üretici kadınların tarımsal faaliyetlerine devam etmeleri için birçok destek sunan Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, konargöçer küçükbaş hayvan yetiştiricileri ile gezici arıcıların yaşam ve üretim koşullarını da kolaylaştırıyor. Elektrik altyapısının sınırlı olduğu kırsal alanlarda faaliyet gösteren üreticilerin enerjiye erişimini artırmak için ‘Güneş Paneli Desteği’ projesini uygulayan Büyükşehir, böylece kırsal üretimin sürdürülebilirliğine önemli katkı sağlıyor. Kırsal alanda sosyoekonomik gelişimin desteklenmesi için hayata geçirilen projeye başvuranlardan birisi de Tarsus ilçesi Sağlıklı Mahallesi’nde küçükbaş hayvan yetiştiricisi olan Habibe Bolat. Yaz aylarında ailesi ile yaylalara göç eden Habibe Bolat, keçi yetiştiriciliği yapıyor. Güneş paneli desteği öncesi yaz aylarında yerleştikleri alanda elektrik bulunmadığı için zorlanan aile, güneş paneliyle birlikte aydınlatmaya kavuştu. Sağlanan elektrik sayesinde, Bolat ailesinin dış dünyayla iletişimi de kolaylaştı. Aşlar: “Proje sayesinde 2023 yılından bu yana 1.160 kişinin hanesi aydınlandı” Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Endüstri Mühendisi Esin Aşlar, 2023 yılında başlayan proje ile 1.160 kişinin hanesinin aydınlandığını söyledi. Konargöçer küçükbaş yetiştiriciler ile gezici arıcıların bu projeden faydalandığını vurgulayan Aşlar, “Kırsalda yaşayan ailelerimiz ve bu işi yapmak için yaşam alanından uzakta olanlar için hayata geçirilmiş bir proje... Bu sayede vatandaşlarımız kırsalda; aydınlatma, telefonlarını şarj edebilme, televizyon izleyebilme, mini buzdolaplarını kullanabilme gibi imkanlara erişiyorlar” dedi. Üreticilerin de verilen destekten memnun olduklarını söyleyen Aşlar, “Talep eden yurttaşlarımız, Alo 185 Teksin Çağrı Merkezi’nden bizlere ulaşabilir” ifadelerine yer verdi. Habibe Bolat: “Belediye Başkanımız işimizi kolaylaştırdı” Tarsus’un Sağlıklı Mahallesi’nde yaşayan yetiştirici Habibe Bolat, Büyükşehir’e talepte bulunduklarını ve güneş paneline kavuştuklarını söyledi. Elektrikle çalışan aletlerini kırsalda bu destek sayesinde kullanabildiklerini söyleyen Bolat, “Telefonumuzu şarj ediyor, akşamları ışıktan yararlanarak hayvanlarımızı kontrol edebiliyor, elektrikle çalışan cihazları kullanabiliyoruz. Hayvancılık zor bir meslek fakat Büyükşehir Belediye Başkanımız işimizi kolaylaştırdı” diye konuştu. Fehmi Bolat: “Güneş Paneli Desteği büyük bir boşluğumuzu doldurdu” Ata meslekleri olan küçükbaş hayvan üreticiliğini sürdürdüklerini söyleyen Habibe Bolat’ın eşi Fehmi Bolat, “Güneş paneli desteği, kırsalda hayvancılık açısından gerçekten çok önemli. Çünkü yetiştiricilik dağda yapılan bir iş ve dağda elektrik yok. Bu bağlamda güneş paneli desteği büyük bir boşluğumuzu doldurdu. Eskiden gaz lambası ya da pilli elektronik aletler kullanıyorduk. Şu an daha modern oldu. Bizi önemsediğiniz ve desteklediğiniz için teşekkür ediyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

‘Mercan Köşk’ten Tarsus’ta Görkemli Gala! Haber

‘Mercan Köşk’ten Tarsus’ta Görkemli Gala!

Çekimlerin başladığı günden bu yana ‘Mercan Köşk’ün dünyasının önemli bir parçası olan Tarsus, dizinin ekran yolculuğunun başladığı geceye de ev sahipliği yaptı. Dizinin oyuncuları ve ekibi, ilk bölüm heyecanını aylardır çekimler için bulundukları Tarsus’ta bölge halkıyla paylaştı. Kleopatra Meydanı’nda gerçekleştirilen gala öncesinde dizinin oyuncuları kendilerini karşılayan Tarsus halkını selamladı. Oyuncuların konuşmalarının ardından ‘Mercan Köşk’ün ilk bölümü dev ekranda oyuncular, ekip ve Tarsuslular tarafından hep birlikte izlendi. İlk bölüm heyecanını kendileriyle paylaşan Tarsusluların yoğun ilgisi oyunculara ve ekibe unutulmaz anlar yaşattı. İki düşman ailenin geçmişten bugüne uzanan hesaplaşmalarını, sırlarını ve tüm engellere rağmen filizlenen imkansız bir aşkı Tarsus’un güçlü atmosferinde ekrana taşıyan ‘Mercan Köşk’, ilk bölümü izleyicilerden de tam not aldı. Yönetmen koltuğunda Yahya Samancı'nın oturduğu, hikayesi Ahunur Serdaroğlu'na ait olan, senaryosu Ahunur Serdaroğlu, Atilla Özel, Nalan Merter Savaş ve Nuriye Bilici tarafından kaleme alınan 'Mercan Köşk', güçlü oyuncu kadrosuyla da dikkatleri üstüne çekti. Kubilay Aka'nın Aras'a, Hafsanur Sancaktutan'ın Cemre'ye, Bertan Asllani'nin ise Toprak'a hayat verdiği dizinin zengin oyuncu kadrosunda Mehmet Özgür, Zeyno Eracar, Ulviye Karaca, Tülin Özen, Halil Babür, Haki Biçici, Can Bartu Aslan, Zehra Kelleci, Merve Şeyma Zengin, Selin Köseoğlu, Mehmet Avcı, Engin Yüksel ve Berna Cındıl yer alıyor. Dizinin müzikleri ise usta besteci Toygar Işıklı tarafından hazırlanıyor. KUBİLAY AKA’DAN DUYGUSAL ‘YAZIMI KIŞA ÇEVİRDİN’ YORUMU! ‘Mercan Köşk’ün başrol oyuncusu Kubilay Aka, diziye özel sürpriz bir çalışmaya imza attı. Aka, söz ve müziği İzzet Altınmeşe’ye ait “Yazımı Kışa Çevirdin”i ‘Mercan Köşk’ için seslendirdi. Şarkının, stüdyo görüntüleriyle diziden çarpıcı sahneleri bir araya getiren klibi yayınlandı. İlk bölümün sonunda da duyduğumuz şarkı diziyi izleyenlerin de büyük beğenisini kazandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mersin Kent Belleği Ofisi ile Mersin’in Gazete Hafızası Dijital Arşivle Yaşatılıyor Haber

Mersin Kent Belleği Ofisi ile Mersin’in Gazete Hafızası Dijital Arşivle Yaşatılıyor

Geçmiş dönemin haberlerinin yanı sıra kentin sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamına ilişkin önemli bilgiler barındıran gazete arşivi, dijitalleştirme çalışmalarıyla korunuyor. Gazete sayfalarından fotoğraflara, haritalardan eski evraklara, kişisel tanıklıklardan sözlü tarih kayıtlarına kadar kentin geçmişine ait farklı kaynakları bir araya getiren Mersin Kent Belleği Ofisi, Mersin’in ortak hafızasını koruyarak geleceğe taşıyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Mersin Bellek Ofisi, kentin yakın tarihine ışık tutan yerel basın arşivlerini dijitalleştirerek, geçmişin gazete sayfalarını gelecek kuşaklara taşıyor. Bu kapsamda Tarsus Yeni Ses Gazetesi’nin 1969-2011 yılları arasındaki nüshaları taranarak dijital arşive aktarılıyor. Mersin’in geçmişi, bugün dijital arşivlerde korunarak yarının belleğine bırakılıyor. Önemli bir arşiv çalışmasına imza atılıyor Ofis; kentin yazılı, görsel, sözlü hafızasının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla önemli bir arşiv çalışmasına imza atıyor. Çalışmaların önemli başlıklarından birini ise geçmiş dönemlere ait yerel gazetelerin dijitalleştirilmesi oluşturuyor. Bu kapsamda, Tarsus Yeni Ses Gazetesi’nin 1969-2011 yılları arasında yayımlanan nüshaları taranarak dijital ortama aktarılıyor. Yaklaşık yarım asırlık bir döneme yayılan gazete arşivi, yalnızca dönemin haberlerini değil; Tarsus ve Mersin’in sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamına ilişkin çok sayıda ayrıntıyı da geleceğe taşıyor. Gazete sayfalarında yer alan haber, ilan, duyuru, fotoğraf ve çeşitli içerikler; yayımlandıkları dönemin gündelik yaşamına, kentte yaşanan değişimlere ve toplumsal yapıya ilişkin önemli izler barındırıyor. Yıpranan sayfalardan kalıcı dijital hafızaya Zaman içerisinde fiziksel olarak yıpranabilen, kaybolma riski taşıyan veya erişimi zorlaşan gazete nüshaları, dijitalleştirme çalışmaları sayesinde korunuyor. Materyaller yüksek çözünürlükte taranarak teknik kontrollerden geçiriliyor ve arşiv standartlarına uygun dijital formatlarda saklanıyor. Çalışmaların tamamlanmasının ardından oluşturulacak dijital arşivin, yalnızca akademisyen ve araştırmacıların değil, Mersin ve Tarsus tarihine ilgi duyan vatandaşların da kullanımına sunulması planlanıyor. Kent belleği, geçmişten geleceğe uzanan bir köprü… Ofis’in çalışmaları yalnızca gazete arşivlerinin dijitalleştirilmesiyle sınırlı kalmıyor. Ofis, kentin tarihsel, kültürel ve sosyal hafızasını farklı kaynaklardan derleyerek bütüncül bir kent belleği oluşturmayı amaçlıyor. Gazete ve dergilerin yanı sıra fotoğraf, harita, efemera ve eski evrak gibi kentin geçmişine ışık tutan materyaller de arşive kazandırılıyor. Bu çalışmalar kentlerin yalnızca binalar, caddeler ve meydanlardan ibaret olmadığı; ortak hafızanın, kültürel birikimin ve toplumsal deneyimlerin de kentin kimliğini oluşturduğu anlayışıyla yürütülüyor. Mersinlilerin tanıklıkları da kayıt altına alınıyor Yazılı kaynakların yanı sıra sözlü tarih çalışmalarına da önem verilen Ofis’te, Mersin’de doğmuş, yaşamış veya kentin gelişimine önemli katkılar sunmuş kişilerle gerçekleştirilen sözlü tarih görüşmeleri de profesyonel ekipmanlarla kayıt altına alınıyor. Görüşmelerin deşifre edilmesinin ardından elde edilen içeriklerin kitap ve belgesel serileri şeklinde yayımlanması hedefleniyor. Böylece kişisel yaşam öyküleri ve tanıklıklar da kentin yakın tarihinin önemli parçaları olarak korunuyor. Kent tarihi için güçlü bir arşiv oluşturuluyor Tarsus Yeni Ses Gazetesi’nin 1969-2011 yılları arasındaki nüshalarının dijitalleştirilmesi de bu kapsamda, Mersin ve ilçelerinin yakın tarihinin korunması açısından önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Mersin’in geçmişine ait gazete sayfalarından fotoğraflara, haritalardan kişisel tanıklıklara kadar farklı kaynakların korunmasıyla kent belleğinin sürekliliğinin sağlanması; gelecek kuşakların yaşadıkları kenti daha iyi tanımaları ve kentin kültürel mirasına ilişkin farkındalığın artırılması amaçlanıyor. Mersin Kent Belleği Ofisi, geçmişin izlerini koruyarak kentin hafızasını geleceğe taşıyor. Dijital arşiv çalışmaları ise yıllar önce basılmış gazete sayfalarını yalnızca birer tarihi belge olmaktan çıkarıp, kentin değişimine tanıklık eden yaşayan bir kent hafızasına dönüştürüyor. Akça: “Mersin’in kültürel ve sosyolojik geçmişini kayıt altına alıyoruz” Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Kent Katılımı ve Sivil Toplum ile İlişkiler Şube Müdürü Başar Akça, Mersin Kent Belleği Ofisi’nin Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer öncülüğünde hayata geçirilen, Mersin’e Değer Katanlar Kurulu’nun (MEDEKA) en güzel projelerden biri olduğunu belirtti. MEDEKA’nın alt kurullarından bir tanesi olan Kent Tarihi Araştırmaları Kurulu’nun önerisiyle çalışmalarına başlayan Ofis’in temel amacının, Mersin’in sahip olduğu kültürel ve sosyolojik geçmişi ve buna bağlı tüm kültürel değerleri araştırmak, tasnif etmek, kayıt altına almak ve dijitalleştirerek gelecek kuşaklara aktarmak olduğunu söyledi. Akça, “Bu anlamda özellikle Mersin’in yakın dönemine tanıklık edecek her türlü hatıraları; gerek birinci ağızdan, gerek anlatılardan, gerekse de kaynaklardan tarayarak kendi arşivlerimize kaydediyoruz. Sonrasında da kentimizde yaşayan ve ulusalda Mersin’le alakalı araştırma yapmak isteyen herkesin kullanımına sunmak üzere, güzel bir dijital ortama alıyoruz” dedi. Ofis’in sözlü tarih çalışmalarına da devam ettiğini belirten Akça, “Sözlü tarih çalışmalarından elde ettiğimiz verileri deşifre yöntemleriyle kayıt altına alıyoruz. Mersin ve tüm ilçelerimizi kapsayacak şekilde, kent tarihi ve belleğine uygun konularda, uzman tarihçiler ve o dönemin gerçek tanıklarıyla söyleşiler gerçekleştiriyoruz. Bu söyleşilerin tam kayıtlarını alarak dijitalleştiriyoruz” diye konuştu. Akça, Kent Belleği Ofisi’nin yalnızca arşiv ve sözlü tarih çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını da vurgulayarak, “Kent tarihine katkı sunabilecek, ışık tutabilecek sempozyum, çalıştay, panel ve atölye çalışmalarıyla da Mersin Büyükşehir Belediyesi çatısı altında çalışmalarımıza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Sümer: “Gazeteleri dijitale aktararak, aslında kentin hafızasını gelecek nesillere aktarıyoruz” Mersin Kent Belleği Ofisi’nde tarihçi olarak görev yapan Alkım Sümer, Ofis’te tarihçi ve arkeolog kadrolarla birlikte, özellikle kent kültürüyle alakalı önemli çalışmalara imza attıklarının altını çizdi. Sümer, eski gazetelerin dijitale aktarılmasının kent kültürü açısından çok önemli bir çalışma olduğunu ifade ederek, Mersin’in genç bir kent olmasına karşın, ilçelerinin köklü geçmişlere sahip olduğunu ifade etti. Özellikle Tarsus’un uzun yıllardır var olan önemli bir gazete arşivine sahip olduğunu belirten Sümer, “1969’lu yıllarda gazete, sosyal hayat açısından çok önemli. Giderek maalesef değerini yitiriyor. Bunların içerisinde bir yok olma tehdidi var. Gazete için kullanılan ürün yıllar içerisinde nemden, hava şartlarından etkilenerek yok olmaya yüz tutuyor. Biz bunu dijitale aktararak, aslında kentin hafızasını gelecek nesillere aktarmış oluyoruz. Daha sağlıklı bir şekilde, daha uzun yıllar korunabilecek bir hale getiriyoruz. Onun için bu çok değerli bir çalışma. Bunun devamı da gelecek. Sadece Tarsus özelinde değil, diğer ilçelerimizde de bu tarz çalışmalarımız devam ediyor” dedi. Kent dinamiklerinin de çalışmalara önemli katkılar sunduğunu belirten Sümer, “Çünkü biz katılımcı bir anlayışla çalışıyoruz. Mersin’e Değer Katanlar Kurulu (MEDEKA) ve Tarsus’a Değer Katanlar Kurulu (TADEKA) da bu konuda bize yardımcı oluyor. Ellerindeki arşivleri, bilgileri ve koleksiyonları bizimle paylaşıyorlar. Bizler de dijitale aktararak, aslında bunu Mersin’in geleceğine aktarmış oluyoruz” diye konuştu. “Arşivleme işleminde özel programlar ve makineler kullanıyoruz” Dijitale aktarma sürecinin teknolojik bir altyapı ile gerçekleştiğini ifade eden Sümer, “Bir tarayıcının içerisinde bunu tarayarak, ardından bilgisayara, dijitale aktarıyoruz. Saklama kısmı da çok önemli. NAS diske atıyoruz. Çok sağlıklı bir şekilde depoluyoruz. Bu iş ve işlemleri yapan arkadaşlarımız, bilgisayarda özel programlar ve özel makineler kullanıyorlar. Çok kıymetli, kalıcı ve sağlıklı bir hale bürünmüş oluyor bu şekilde” dedi ve yazılı olarak da gazeteleri muhafaza edeceklerinin altını çizdi. “Kent Belleği Ofisi, Başkan Seçer’in vizyonunun bir sonucu olarak çalışıyor” Mersin’in bir balıkçı köyünden dünya kentine dönüşme sürecinin, kentte yaşayan bazı kişilerin tanıklıklarıyla anlam kazandığını belirten Sümer, sözlü tarih çalışmalarının bu açıdan büyük önem taşıdığını söyledi. Sümer, “Bizim yapmış olduğumuz sözlü tarih çalışmaları ve onlardan almış olduğumuz ürünleri hem dijital ortamda hem de oluşturduğumuz müzelerde sergileyecek olmamız, belki de diğer kentlere nazaran çok daha önemli bir hal almış oluyor. Biz de bu tarz ürünleri bulabilmek daha zor. Aslında bizim şu an kaybolmasın diye gösterdiğimiz çaba keşke daha önce gösterilmiş olsaydı. Belki de bir sürü kaybolan ürünler, koleksiyonlar ve en önemlisi kaybolan değerler var. Dinlenecek bir sözü olan, Mersin’in gelişmesine tanıklık etmiş, ama hiçbir şekilde kaydı olmayan insanlar var. Biz bu eksikleri gidermek için var gücümüzle çalışıyoruz” dedi. Bu sürecin, Başkan Seçer’in 2019’da başlatmış olduğu bir kent kültürü süreci olduğunu kaydeden Sümer, “Kent Belleği Ofisi de o vizyonun bir sonucu olarak çalışıyor” diye belirtti. “Kent fotoğrafları da bir hazinedir” Kent Belleği Ofisi’nin yalnızca gazete ve dergilerden oluşan bir arşiv çalışması yürütmediğini sözlerine ekleyen Sümer, kent fotoğraflarının da büyük önem taşıdığını söyledi. Sümer, “Kent fotoğrafları, Mersin’e ait yıkılmış, yok olmuş binaların fotoğrafları bir hazinedir. Biz onlara ulaşmak için çaba sarf ediyoruz. İyi de bir yol kat ettiğimizi düşünüyoruz. Umarım böylece, Mersin’in geleceği artık daha çok incelenebilir, üzerine tezler ve kitaplar yazılabilir bir hal alır. Kent belleği ve Mersin Kent Belleği Ofisi; geçmişten geleceğe uzanan bir köprüdür” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pepsico Türkiye’nin Bir Damla Bir Dünya Projesi Tekirdağ’da Devam Ediyor Haber

Pepsico Türkiye’nin Bir Damla Bir Dünya Projesi Tekirdağ’da Devam Ediyor

Dünyanın en büyük yiyecek ve içecek şirketlerinden PepsiCo, PepsiCo Pozitif (pep+) stratejisinin temel bileşenlerinden biri olan “Net Su Pozitif” vizyonu doğrultusunda su kaynaklarını korumaya yönelik projelerini büyütmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda 2023 yılında PepsiCo Türkiye’nin Doğa Koruma Merkezi iş birliğiyle Tarsus Berdan havzasında başlayan ve 2024’te Manisa ve İzmir, 2025’te Adana’da uygulanmaya devam eden Bir Damla Bir Dünya projesi, 2026 yılında Tekirdağ’da Önder Çiftçi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi ortaklığı ile gerçekleştirilecek. Önder Çiftçi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi, Önder Çiftçi Projesi bünyesindeki üreticilere tohum, ilaç ve gübre temininin yanı sıra ürettikleri ürünlerin değerlendirilmesi ve ekonomiye kazandırılması süreçlerinde destek olmayı amaçlıyor. Özellikle sözleşmeli üretim modelinde alternatif ürünlerin üretimi ve değerlendirilmesi Trakya genelinde kooperatif aracılığıyla sağlanıyor. PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay, su yönetiminin sosyal, ekonomik ve çevresel açıdan en hayati konulardan biri olduğunu vurgulayarak, başta şirketler olmak üzere tüm kurumların bu alanda somut adımlar atması ve iş birliklerini artırması gerektiğini belirtti. Ergün Günay, “PepsiCo Türkiye olarak su yönetimini sürdürülebilirlik stratejimizin merkezine yerleştiriyoruz. Daha az su kullanmak, kullanılan suyu geri kazandırmak ve temiz suya erişimi artırmak hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz ‘Bir Damla Bir Dünya’ projemizle 2025 yılında Tarsus, Manisa, İzmir ve Adana’daki operasyonlarımızın bulunduğu havzalarda yaklaşık 1,14 milyon m³ suyu doğaya geri kazandırdık. Operasyonel su kullanımımızın Tarsus ve İzmir’de %100’ünü, Manisa’da %98’ini ve Adana’da %52’sini yerel havzalara geri kazandırdık. Şimdi de Tekirdağ’da, Önder Çiftçi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi iş birliğiyle Meriç-Ergene Havzasındaki yer altı ve yer üstü sularının korunmasına katkı sağlayarak yarattığımız pozitif etkiyi daha da genişletmeyi hedefliyoruz” dedi. Projeye koruyucu tarım uygulamaları da eklendi Proje kapsamında bugüne kadar yaklaşık 3000 dekar arazide uygulanan damla sulama pratiklerine 2026 yılında koruyucu tarım uygulamaları da eklendi. Yerel proje ortaklarımız olan Kooperatiflerimiz ile yapılan iş birliği kapsamında çiftçiler topraklarını en az şekilde işleyerek ve anız üzerine ekim yaparak, toprağın yapısını korurken su tutma kapasitesini de artıracaklar. Toprak sağlığının iyileştirilmesi bölgede sulu tarımda kullanılan su miktarını da azaltacağından Meriç-Ergene Havzasının yer altı ve yer üstü suları korunacak. Toprak doğrudan ekim yöntemiyle iyileştirilecek Son yıllarda sayısı ve şiddeti artan aşırı iklim olayları tarımsal üretimi olumsuz yönde etkilerken, iklim değişikliğine uyum kapsamında toprağı ve suyu koruyucu uygulamalar yaygınlaşıyor. Bu kapsamda, organik maddesi oldukça düşük olan ülkemiz topraklarının iyileştirilmesine yönelik en önemli uygulamalardan biri toprak işlemeyi azaltan ve tarımsal üretimi kuraklığa karşı dirençli hale getiren (anıza) doğrudan ekim yöntemi. Bir Damla Bir Dünya projesi kapsamında da kullanılacak bu yöntem ile toprağın nemi korunacak ve organik madde miktarı artırılacak, aynı zamanda toprağın işlenmesi azaldığı için yakıttan ve işçilikten de tasarruf sağlanarak çiftçilerin gelirlerine de katkıda bulunulacak. Tarımsal ekosistemlerde verimlilik ve karlılığı artıran ve gıda güvenliğine katkı sağlayan bir uygulama olan doğrudan ekim yöntemi aynı zamanda iklim ve çevre dostu özellikleriyle dikkat çekiyor. Bu yöntemde geleneksel uygulamalardan farklı olarak hasattan sonra yeniden ekime kadar herhangi bir toprak işleme yapılmıyor; ekim bir önceki ürüne ait anızla kaplı alan üzerine ekim yapabilen özel mibzerler ile gerçekleştiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam İlk Yarıda Verimlilik, Maliyet ve Finansman Yönetimi ile Operasyonel Çevikliğe Odaklandı Haber

Şişecam İlk Yarıda Verimlilik, Maliyet ve Finansman Yönetimi ile Operasyonel Çevikliğe Odaklandı

Cam ve kimyasallar sektörlerinin küresel oyuncusu Şişecam, 2026 yılı ilk yarı finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, yılın ilk altı ayında 122 milyar TL net satış gerçekleştirirken, toplam satışları içinde uluslararası satışların payı yüzde 61 oldu. Aynı dönemde 12 milyar TL yatırım yapan Şişecam'ın ihracatı 464 milyon dolar olarak gerçekleşti. Şirket ilk altı ayda 2,8 milyon ton cam, 2,2 milyon ton soda külü ve 2 milyon ton endüstriyel hammadde üretti. Can Yücel: "Önceliğimiz verimlilik, maliyet ve finansman yönetimi ile operasyonel çeviklik oldu" Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, yılın ilk yarısını değerlendirirken şunları söyledi: "Küresel ekonomideki belirsizliklerin, enerji ve lojistik maliyetlerindeki dalgalanmaların devam ettiği bir dönemi geride bıraktık. Bu süreçte küresel üretim ağımız, güçlü müşteri portföyümüz ve çevik yönetim anlayışımız sayesinde operasyonel ve finansal performansımızı korurken yeni fırsatları değerlendirmeye de devam ettik. İlk yarıdaki önceliğimiz verimlilik artışı, maliyet ve finansman yönetimi ile operasyonel çeviklik oldu. Güçlü bilanço ve sağlıklı nakit akışı hedefimiz doğrultusunda nakit yaratımı ve likidite yönetimine öncelik verdik. İşletme sermayesi yönetiminde disiplinli yaklaşımımızı ve sadeleşme çalışmalarımızı sürdürdük. Fon kaynaklarımızı ve nakit varlıklarımızı en verimli şekilde yönetmeye odaklandık. Yılın ilk çeyreğinde yatırımcıların yoğun ilgisiyle tamamlanan Eurobond ihracımız ve uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz iş birlikleri; kısa-orta vadeli likidite yönetimimizi ve uzun vadeli hedeflerimizi desteklememize katkı sağladı." Tarsus yatırımıyla kaplamalı cam kapasitesi yüzde 17 arttı Şişecam, yılın ilk çeyreğinde Bulgaristan ve İtalya'daki düz cam tesislerinde devreye aldığı iki yeni kaplamalı cam hattı ile Avrupa'daki kaplama kapasitesini yaklaşık iki katına çıkararak katma değerli ürün portföyünü genişletti. Yılın ikinci çeyreğinde ise Tarsus’taki yeni kaplamalı cam hattını tamamlayan Şişecam; yıllık 7 milyon metrekare kapasiteli bu yeni yatırımla, toplam kaplamalı cam kapasitesini yüzde 17 artırarak yıllık 48,1 milyon metrekareye ulaştırdı. Şirket, yıl sonuna kadar Hindistan'da devreye alacağı yıllık 4,5 milyon metrekare kapasiteli yeni hattıyla bu alandaki küresel varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Dünyanın en büyük düz cam üretim komplekslerinden birini devreye aldı Şişecam, Tarsus'ta ilk çeyrekte devreye aldığı yeşil saha düz cam yatırımındaki TR9 hattını tamamlayarak, yıllık 432 bin ton brüt üretim kapasitesine ulaştı. Bu stratejik adımla Tarsus düz cam tesisi, dünyanın en büyük düz cam üretim komplekslerinden biri haline geldi. Ayrıca, Kuzey İtalya düz cam fabrikasında planlanan periyodik bakım ve soğuk tamir çalışmaları başarıyla tamamlandı ve üretim yeniden başladı. Şişecam, bu planlı duruş yönetimi sayesinde Avrupa’daki diğer üretim tesislerinin kapasite kullanım oranlarını dengeli bir şekilde optimize etmeyi başardı. Avrupa'daki ilk cam ambalaj tesisi Macaristan'da üretime hazırlanıyor Şişecam, Avrupa'daki ilk cam ambalaj üretim tesisi olan Macaristan yatırımında önemli bir aşamayı tamamladı. Şirket, yıllık brüt 198 bin ton kapasiteli ilk fırınını test üretimlerine başlamak üzere ateşledi. Tesisin tam kapasiteyle devreye alınmasıyla birlikte Avrupa pazarındaki operasyonel gücün ve tedarik kabiliyetinin daha da artırılması hedefleniyor. ABD'deki büyüme planlarında ilerleme Şişecam, ABD'deki doğal soda külü faaliyetlerini sürdürürken, aynı bölgede geliştirdiği Pasifik Soda yatırımında ise izin süreçlerinde son aşamaya geldi. Şirket, değişen piyasa koşullarını dikkate alarak yatırımın en uygun şartlarda ilerletilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Yenilenebilir enerji kapasitesi yıl sonunda 106 MW'a ulaşacak Karbonsuz üretim hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarına devam eden Şişecam, daha önce devreye aldığı 25 MW kurulu güce sahip güneş enerjisi santrallerine Manisa'da kurulan 20 MW'lık yeni tesisi ekledi. Böylece şirketin toplam GES kurulu gücü 45 MW'a ulaştı. Yıl sonuna kadar Kars'ta devreye alınması planlanan 61 MW kapasiteli yeni yatırımla toplam kapasitenin 106 MW'a yükselmesi hedefleniyor. İhracat liderliği ve uluslararası başarılar Şişecam, 2025 yılında gerçekleştirdiği 938 milyon dolarlık ihracat performansıyla Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından bir kez daha sektörünün ihracat lideri seçildi. Şirket ayrıca, dünyada ilk kez dijital müzakere edilebilir enstrüman olarak yapılandırılan Working Capital Note işlemiyle GTR Awards 2025 kapsamında "En İyi İşlem" ödülüne layık görüldü. Kurumsal yönetim uygulamalarıyla World Finance tarafından Türkiye'nin en iyisi seçilen Şişecam, TSRS uyumlu sürdürülebilirlik raporunu bağımsız güvence sürecinden geçirerek yayımladı. "Uzun vadeli rekabet gücümüzü artıracak alanlara odaklanıyoruz" Yılın geri kalanına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Can Yücel şunları söyledi: "Değişen piyasa koşullarına uyum sağlamayı sürdürürken, uzun vadeli rekabet gücümüzü artıracak alanlara odaklanacağız. Verimlilik programlarımızı yaygınlaştıracak, katma değerli ürünlerin portföyümüzdeki payını artıracak, yeni pazarlardaki etkinliğimizi geliştirecek ve sürdürülebilirlik çalışmalarımızı ileri taşıyacağız. Aynı zamanda bilanço yapımızı daha da güçlendirmeye ve finansal dayanıklılığımızı korumaya devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mersin Büyükşehir Tarımsal Üretim Bölgelerinde Ulaşım Altyapısını Güçlendiriyor Haber

Mersin Büyükşehir Tarımsal Üretim Bölgelerinde Ulaşım Altyapısını Güçlendiriyor

Ekipler, vatandaşların ulaşımlarını konforlu ve güvenli şekilde yapması için kırsal mahalle bağlantı yollarında sathi asfalt serim çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, Tarsus’ta tarımsal üretim faaliyetlerinin de yoğun yapıldığı Kumdere Mahallesi bağlantı yolunda zemin hazırlık işlemlerini tamamlayan ekipler, ardından sathi asfalt serim çalışması gerçekleştirdi. Yaklaşık 9 kilometre uzunluğunda olan ve Kumdere Mahallesi ile Muratlı, Topçu, Özlüce ve Yenice Mahalleleri ’ne kadar uzanan yol ağında çalışmalar sona erdi. Öte yandan Büyükşehir ekipleri, yine Tarsus Mahmutağa Mahallesi bölgesinde de 3 kilometre uzunluğunda sathi asfalt serim işlemi uyguladı. Çalışma kapsamında Mahmutağa Mahallesi ile Ballıca ve Heleke Mahallelerini birbirine bağlayan ve bozuk zemini nedeniyle şikayetlere neden olan yol, sathi asfalt ile kaplanarak güvenli geçiş yapılır duruma getirildi. Muhtar Alışkan: “Yolumuz muazzam bir şekilde genişletildi” Yollarının önceden çok dar olduğunu ve 2 aracın yan yana geçmekte sıkıntı yaşadığını kaydeden Tarsus Kumdere Mahallesi Muhtarı Yakup Alışkan, “Yollarımız çok güzel oldu. Üzerinden bir kış geçmesine rağmen oturdu. Bu yol, çok kullanılan bir yol. Yenice’ye ve Ankara yoluna bağlanıyor. Tarım arazilerine de bağlanan bir yol. Büyükşehir bu yolu muazzam bir şekilde genişletti. Başkanımız Vahap Seçer’e ve emeği geçen herkese teşekkür ederiz” diye konuştu. Muhtar Bulut: “Bu yol, aynı zamanda birçok köyün kullandığı bir grup yolu” Mahmutağa Mahallesi Muhtarı Yakup Bulut ise sathi asfalt çalışması yapılan yolun, ovada bulunan diğer mahallelerle ulaşım konusunda önem arz ettiğini vurgulayarak, “Bu yolun yapılması için Başkanımız Vahap Seçer’den talepte bulunduk ve sağ olsun 3 kilometrelik Ballıca ile Mahmutağa arasında olan yolumuzun sathi asfalt döşemesine başlandı. Bu yol, Mahmutağa ile Ballıca arasındaki bütün köylerin kullandığı bir grup yolu. Köylülerimizin tarlaları, arazileri aşağıda olduğu için çok sık kullanılan bir yol. Bu yolun sathi asfalt olmasından üreticilerimiz de çok memnun” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

'Mersinli Üreticiler Coğrafi İşaretleri Konuşuyor’  Haber

'Mersinli Üreticiler Coğrafi İşaretleri Konuşuyor’ 

Hamzabeyli Köyümüz Atölye ile başlayan gezide Mersin’in coğrafi işaretli ürünü kan portakalı ve mahallede kalkınma başlıkları konuşuldu. Tarsus Eshab-ı Kehf Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nde ise misafirler, Tarsus’un Sarı Ulak Zeytin’ini tatma şansı yakaladı ve üretim aşamasına şahit oldu. ‘Akdeniz’in Mirası, Toprağın Kimliği’ sloganıyla Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) ev sahipliğinde düzenlenen ‘Mersinli Üreticiler Coğrafi İşaretleri Konuşuyor’ programı kapsamında Mersin’e gelen birbirinden değerli konuklar Hamzabeyli Evimiz Atölye ile Eshab-ı Kehf Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ni ziyaret etti. Mersinden Kadın Kooperatifi iş birliğinde düzenlenen programda; konuklar büyükşehir tarafından hayata geçirilen Hamzabeyli Evimiz Atölye’de coğrafi işaretli ürünlerin kadınlar tarafından nasıl katma değerli ürün haline getirildiğini gördü. Ayrıca kooperatifleşmenin en iyi örneklerinden olan Tarsus Eshab-ı Kehf Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ni de ziyaret eden konuklar, Tarsus’un coğrafi işaretli Sarı Ulak Zeytini’ni de görme ve tatma şansı yakaladı. Mersin’in değerlerine dikkat çekilen geziye, Mersinden Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Meral Seçer ve Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Abdullah Selçuk Şahutoğlu eşlik etti. Gezide; Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜciTA) Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, Akdeniz Üniversitesi Coğrafi İşaretler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Zanbak, Türk Patent ve Marka Kurumu Sınai Mülkiyet Uzmanı Gonca Ilıcalı, Kamu ve STK İlişkileri Direktörü Derya Kılıç, Turuncu Eller Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Gürsel Appa, Hatay Defne Kadın Kooperatifi Başkanı Nesrin Deli, Antre Gourmet Berrin Bal Onur ve Çamlıyayla Dudu Ana Slow Food Üreticisi Muttalip Eker yer aldı. Hamzabeyli Köyümüz Atölye ile başlayan gezide Mersin’in coğrafi işaretli ürünü kan portakalı ve mahallede kalkınma başlıkları konuşuldu. Mahallelinin de yer aldığı toplantıda katılımcılar bilgilerini mahalleli ile paylaştı ve fikir alışverişi yapıldı. Ardından Tarsus Eshab-ı Kehf Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ni ziyaret eden konuklar, Tarsus’un Sarı Ulak Zeytin’ini tatma şansı yakaladı ve üretim aşamasına şahit oldu. Şahutoğlu: “Geleceğin coğrafi işaretlerde olduğunu düşünen bir belediye olarak coğrafi işaretlere önem gösteriyoruz” Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Selçuk Şahutoğlu, ‘Mersinli Üreticiler Coğrafi İşaretleri Konuşuyor’ programını kentteki coğrafi işaretli ürünlerin hem tanıtılması hem korunması hem de yaygınlaştırmasını sağlamak amacıyla düzenlediklerinden söz ederek, “Biz, coğrafi işaretli ürünlerle bir geleceğin inşa edilebileceğini, geleceğin coğrafi işaretlerde olduğunu düşünen bir belediye olarak coğrafi işaretlere önem gösteriyoruz. Bu kapsamda da Mersin ilinde var olan 24 tane coğrafi işaretli ürüne ek olarak Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak çalışmalar yürütüyoruz. 5 ürünü de başvuru aşamasına getirdik. Şehrin genelinde, iklimin güzel olduğu, toprakların verimli olduğu bir coğrafyada çok daha güzel ürünlerin coğrafi işaretle işaretlenebileceğini ve bunların korunabileceğini biliyoruz. Bu anlamda da çalışmaları yürütüyoruz” dedi. Saha programı hakkında da detaylı bilgiler paylaşan Şahutoğlu, kentin coğrafi işaret potansiyeli açısından çok ciddi bir noktada olduğuna değinerek, “Desteklendiği ve çalışmalar hızlandırıldığı anda da birçok üründe coğrafi işaret alınabilecek pozisyondayız. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak 2024 yılında Gülnar Kişniş Üzümü’ne coğrafi işaret aldık. Yine Mersinden Kadın Kooperatifi’nin başvurusuyla Mersin Kan Portakalı’nın coğrafi işaretine destek veren kurumuz. Bugünlerde de yaptığımız çalışmayla Bozyazı Gölevezi, Kravga Eriği gibi ürünler olmak üzere toplam 5 üründe de coğrafi işaret çalışmalarını yürütüyoruz. Potansiyeli yüksek bir coğrafyadayız ve güçlü bir belediyeyiz. Bunun bilincinde olan bir belediyeyiz. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak da bu çalışmalara hız vererek, var olan bu potansiyeli açığa çıkartacağız” diye belirtti. Prof. Dr. Tekelioğlu: “Türkiye’de bugüne kadar coğrafi işaretlerde gerçekleştirilmiş üretici yoğunluklu ilk etkinlik oldu” YÜciTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, ‘Mersinli Üreticiler Coğrafi İşaretleri Konuşuyor’ programının çok etkileyici bir program olduğunun altını çizerek, işin başından itibaren Mersinden Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Meral Seçer ile birlikte kentte yapacakları etkinlikte üreticilerin yoğunlukta olmasını istediklerini kaydetti. Prof. Dr. Tekelioğlu, “Salona ayağımı atar atmaz gördüğüm manzara beni çok etkilendi, gözlerim yaşardı. Çünkü biz yıllardır bu tür etkinlikleri yapıyoruz ama salonda çok az üretici oluyor. Mersin’de salon tamamen doluydu ve mevcutların yüzde 90’ı kadındı. Türkiye’de bugüne kadar coğrafi işaretlerde gerçekleştirilmiş üretici yoğunluklu ilk etkinlik oldu. Bu bakımdan kutluyorum. Gerçekten başarılı oldu ve katılımcılar hep üreticilerdi. Üreticilerden maceralarını, hikâyelerini ve sorunları dinledik, birlikte tartıştık. Gerçekten etkileyiciydi” dedi. Hamzabeyli Köyümüz Atölye Projesi’nden de çok etkilendiğini kaydeden Prof. Dr. Tekelioğlu, “Türkiye’nin bu tür projelere çok ihtiyacı var. Bu Anadolu’da kırsal kesimin kalkınması, kırsalda yaşayan kadınların üretim sürecine, ekonomiye entegre olmaları demek. Bunlar sevindirici işler. Çünkü kadınlara özellikle kırsalda çok önemli roller düşüyor. Çünkü toprağın bereketini, ürünün kalitesini, bölgenin lezzetlerini geleceğe taşıyan kadınlar oluyor. Onlar sayesinde bütün bu işler gerçekleşiyor. Ben bu hareketleri, eylemleri, faaliyetleri ve çalışmaları yerinde görmekten çok mutlu oldum” diye belirtti. Bu çalışmanın örnek olmasını temenni eden Prof. Dr. Tekelioğlu, belediyelere bu bakımdan çok büyük görevler düştüğünü dile getirdi. Kırsalın ayağa kalkması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tekelioğlu, Türkiye’de geri dönüşe ihtiyaç olduğunu sözlerine ekleyerek, “Kırsal boşaldı, şimdi yavaş yavaş özellikle Covid olayından sonra kırsala dönüşler başladı. Bu dönüşler bir anlamda bu tür etkinlikleri de güçlendiriyor. Ben çok sevindim ve mutlu oldum” ifadelerine yer verdi ve Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Mersinden Kadın Kooperatifi’ni çalışmaları adına kutladı. Mersin’in coğrafi işaret potansiyelinin çok yüksek bir kent olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tekelioğlu, Mersin’in şu anda 24 tane coğrafi işaretli ürünü olduğuna değinerek, bu rakamın çok daha yüksek olması gerektiğini dikkat çekti. Prof. Dr. Tekelioğlu, “Bu bilinçlenme son derece önemli. Mersin Kan Portakalı konusunda Mersinden Kadın Kooperatifi çok ilgilendi, biz de YÜciTA olarak çok destekledik. Ürüne tescilli alındı, coğrafi işaretle buluşturuldu. Bu gelişmeler çok olumlu ve şimdi üretim arttı. Mersinden Kadın Kooperatifi’nin çabalarıyla Mersin Kan Portakalı Hamzebeyli’de hayat buldu. Bu köy Mersin Kan Portakalı’nı üretiyor. Bu atölyede portakal işleniyor. Katma değer yaratılıyor” dedi. Coğrafi işaretlerin ülkenin geleceğinde çok önemli rolü olduğunu sözlerine ekleyerek, bunların katma değer, istihdam ve gelir yaratan ürünler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tekelioğlu, coğrafi işaretli ürünlerin çoğaltılması gerektiğini kaydetti ve “Mersinden Kadın Kooperatifi’nin bu bakımdan yaptığı işler çok anlamlı. Diğer ürünlerde de bunu yapmak lazım. En önemlisi Mersin’in coğrafi işaret potansiyelinin bir an önce gün yüzüne çıkartılması için il düzeyinde ayrıntılı coğrafi işaretler envanterinin yapılması gerekli. Bu envanter yapıldıktan sonra coğrafi işaretlerle buluşturulması ve tescil başvurularının yapılması gerekiyor. Umarım ileride tescillenmiş coğrafi işaret sayısı 80’lere, 100’lere ve daha fazlasına ulaşır. O zaman kısal kesimde çok yüksek bir refah artışı olacak. İnsanlar daha müreffeh koşullarda yaşayacaklar. İstihdam artacak. Her şey Mersin için” dedi ve Mersin’de olmaktan duyduğu memnuniyeti aktardı. Zanbak: “Beklentimizin üstünde bir etkinlikti” Akdeniz Üniversitesi Coğrafi İşaretler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Zanbak, programın dolu dolu geçtiğini ve programın düzenlenme aşamasında yoğun bir çalışma gerçekleştirildiğini aktardı. “Programın konsepti her bir oturumda çok iyi irdelendi. Bir sonraki aşamada üreticilere mikrofon uzatıldı bu açıdan daha önceki katıldığım programlardan bu programı ayıran temel özellik buydu. Beni etkileyen bir diğer konu da özellikle üretici kadınların, kooperatiflerin ve birliklerin baştan sona program da yer alması oldu” dedi. Mersin’in coğrafi işaret profilini değerlendirerek konuşmasını sürdüren Zanbak, Mersin’in gerek iklimi gerekse tarım alanındaki verimliliği açısından tescillenebilecek daha fazla ürünü olduğuna dikkat çekti. İlerleyen süreçlerde yapmış oldukları görüşmelere bağlı olarak, Mersin’de kamu kesimine ve üreticilere coğrafi işaret envanterleri ile ilgili bir eğitim vereceklerini de sözlerine ekleyen Zanbak, hem Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne hem de Mersinden Kadın Kooperatifine teşekkür ederek, “Güzel bir etkinliğin olacağını tahmin ederek geldik fakat beklentimizin üstündeydi. Ben çok etkilendim” sözlerine yer verdi. Appa: “Mersin Büyükşehir ile gurur duydum ve kıskandım” Kente yaptığı 2 günlük ziyaretinde katıldığı toplantılarda Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal belediyecilik adına A’dan Z’ye bir ‘sosyal belediyecilik’ kavramını yüzde 100 yerine getirdiğini gözlemlediğinden söz eden Turuncu Eller Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Gürsel Appa, “Ben bununla gurur duydum ve biraz da kıskandım. Ben de bir coğrafi işaretli ürünün işlendiği kooperatif başkanıyım. Bu bir ayrıcalık. Bunun kıymetini bilmemiz gerekiyor. Kendi bölgemizin özelliklerini taşıyan, kendine has lezzetiyle bu ürünleri sadece biz tüketmemeliyiz. Bunu ürüne erişimi olmayan kesimlere de ulaştırmak için katma değerli ürünler haline getirerek, yılın 12 ayına yayarak, tüm insanlara ulaştırmamız gerektiğini düşünüyorum. Ben kendi kooperatifim adına bu çabayı yıllardır veriyorum” dedi. Mersin’de kadın üreticilere de büyük önem verildiğine dikkat çeken Appa, “Burada gördüğüm kadarıyla üretici kadınlar da belediyenin o sonsuz katkılarıyla bu çaba yoluna girmişler. Mutlaka başaracaklar. Çünkü Mersin Büyükşehir Belediyesi ile halkın arasındaki diyaloğa imrendim. O samimiyete hayran kaldım. 2 gündür haz aldığım en güzel toplantı diyebilirim. Burada olmaktan çok mutluyum. Burada gördüklerim, öğrendiğim bilgileri kendi bölgeme de götürmeyi planlıyorum. Mersin Büyükşehir Belediyesi yetkililerine, Başkanımız Sayın Vahap Seçer’e, eşi Meral Hanım’a ve Yavuz Hoca’ya çok teşekkür ediyorum. Mersin’den İzmir’e çok dolu bilgilerle gidiyorum” diye belirtti. Appa son olarak, “Kadının olduğu yer cennet oluyor. Çünkü ‘Ana’ derler, toprağa da; ‘Toprak Ana’ derler. Bir ana hep üretiyor. Her kadının aile, bölge ve ülke ekonomisine katkısı asla inkar edilemez. Nüfusumuzun yarısı kadın olduğu düşünülünce bu istihdamı ülke ekonomisine kazandırmak gerekiyor. İşte bu yol da buralardan geçiyor” ifadelerini kullandı. Onur: “ Burada etkileşimin içinde olmak gurur verici” Programda çok değerli katılımcıların olduğunu ve seyirci kısmında üreticileri görmenin çok değerli olduğunu söyleyen Antre Gourmet Berrin Bal Onur, “Bu tür etkinliklerde amaç bir değer zincirinin bir araya getirilmesiydi ve burada amacı çok net bir şekilde gördük. Hem sunumlarda hem sahada kooperatiflerin gücünü, kooperatiflerin kurumsal yapılaşma süreçlerinin ne kadar istekle ve aslında bir amaca dönük gerçekleştiğini izledik. Geldiğimden beri çok etkilenerek dolaşıyorum. Belediyenin çok değerli katkıları var. Çok bilinçli ve süreci, zemini iyi oturtulmuş, üzerine de sağlam tuğlalar ekleniyor ve bunların planlı bir şekilde yapılması halinde Mersin'i bir kooperatif merkezi olarak görürüz. Mersin’i kadın gücünün çok etkin olduğu ama kooperatifçiliğin çok gelişeceği bir nokta olarak görmekten çok büyük memnuniyet duydum. Programda üreticiler de çok mutluydular. O etkileşimin içinde olmak da ayrıca gurur vericiydi” ifadelerini kullandı. Mersin’in gastronomi alanında çok iyi bir noktaya geldiğini ve zemininin sağlam olduğunu belirten Onur, kentteki tüm kamu kurum ve kuruluşlarının bir uyum içerisinde çalışması halinde ülkenin çok daha ileri gideceğini ifade etti. Onur, “Etkinlik, hakikaten çok ilham verdi bana, çok etkilendim ve mutlu oldum. Bu davet için çok teşekkür ediyorum. Kentin bütün kaynakları kendini programa entegre etmese biz bu hisleri hissedemeyiz. Hep söylediğimiz bir şey var, kaynaklarımız çok zengin, ülkemizin varlıkları çok zengin. Bir tarım toplumuyuz ama kaybettiğimiz bir kültürel doku var. Muhakkak ortak bir amaca hizmet etmemiz lazım. Mersin’de bunun gelişmiş olduğunu görmek, iyiye gittiğini görmek çok mutluluk verici” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam Tarsus Cam Üretim Üssünü 25 Milyon Euroluk Yeni Kaplamalı Cam Hattı ile Zenginleştiriyor Haber

Şişecam Tarsus Cam Üretim Üssünü 25 Milyon Euroluk Yeni Kaplamalı Cam Hattı ile Zenginleştiriyor

Son 6 ay içinde Tarsus’ta yıllık brüt 432 bin ton kapasiteli düz cam ve yıllık 47 milyon metrekare kapasiteli enerji camı hatlarını devreye alan Şişecam, aynı tesiste yıllık 7 milyon metrekare üretim kapasitesine sahip yeni kaplamalı cam hattı yatırımını tamamladı. Toplam 25 milyon Euro yatırım ile kurulan yeni hat, Şişecam’ın katma değerli ürün portföyünü genişletirken, global pazarlardaki rekabet gücünü de ileriye taşıyacak önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Yeni hat ile üretilecek ürünler yalnızca iç pazara değil; Ortadoğu - Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve Güney Asya başta olmak üzere geniş bir coğrafyaya ihraç edilecek. Şişecam stratejik bir konumda yer alan bu üretim kompleksi ile düz cam üretiminde katma değerli ürünlerin payını artırmayı, tedarik zinciri esnekliğini güçlendirmeyi ve operasyonel verimliliğini daha da ileri taşımayı hedefliyor. “Küresel rekabet gücümüzü pekiştiriyoruz” Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, yatırımla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Kaplamalı cam alanındaki yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Bulgaristan ve İtalya’daki yatırımlarımızın ardından Tarsus hattımızı da devreye almaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Kaplamalı cam yatırımlarımız; Türkiye’deki lider konumumuzu güçlendirirken, küresel rekabet gücümüzü de pekiştiriyor. Katma değerli ürünlerin üretimimiz içindeki payını artırmaya yönelik bu adımlar, sürdürülebilir kârlılık ve operasyonel verimlilik hedeflerimize doğrudan katkı sağlıyor.” Yücel ayrıca, yatırımın orta ve uzun vadede şirketin kârlılığına ve nakit yaratma kapasitesine olumlu katkı sağlamasının beklendiğini vurguladı. Şişecam, 2026 yılı başından bu yana kaplamalı cam yatırımlarını küresel ölçekte hızlandırdı. 30 Ocak 2026’da Bulgaristan’daki düz cam tesisinde yıllık 6 milyon metrekare kapasiteli yeni hattını tamamlayan şirket, şubat ayında ise İtalya’nın San Giorgio di Nogaro tesisinde yeni hattını devreye almıştı. Tarsus yatırımının da faaliyete geçmesiyle birlikte Şişecam’ın dünya genelindeki kaplamalı cam hattı sayısı yediye, toplam kaplamalı cam üretim kapasitesi ise 48,1 milyon metrekareye ulaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sezen Aksu’nun Çorap Hediyesinden "Çukurova Gelinliği"ne Unutulmaz Gece! Haber

Sezen Aksu’nun Çorap Hediyesinden "Çukurova Gelinliği"ne Unutulmaz Gece!

Torosların yemyeşil doğasında yer alan BN Hotel Thermal & Wellness’ın şık ve özel atmosferinde gerçekleşen konsere, otel misafirleri ve çevre illerden gelen hayranları yoğun ilgi gösterdi. Repertuvarındaki sevilen şarkılarıyla kulakların pasını silen Seda Sayan, yüksek enerjisi ve samimi diyaloglarıyla gece boyunca tempoyu zirvede tuttu. Sezen Aksu’nun Çorap Hediyesiyle BN Hotel Sahnesindeydi Gecede giydiği çorabın hikayesini dinleyicileriyle paylaşan Seda Sayan, Sezen Aksu’nun kendisine sahnede giymesi için özel bir çorap hediye ettiğini belirtti. Sanatçı, "Bugün sahnede sadece bir kişi değiliz, iki kişiyiz. Sezen Aksu’nun hediyesi olan bu çorapla sahnedeyim. Meğer Sezen Aksu da benim gibi çorap kadınıymış. Ben çorap kadınıyım kardeşim; seversin sevemezsin, beni ilgilendirmez" diyerek ikonikleşmiş cümlesini Mersinli konukları ile bir kez daha paylaştı. Eşine ve Ailesine Sahneden Teşekkür: "Ben Tarsus Geliniyim" Gecenin bir diğer sürprizi ise Seda Sayan’ın eşi Çağlar Ökten oldu. Sahneye çıkarak şarkı söyleyen ve konuklardan büyük alkış alan Ökten’i, usta sanatçı sahneden övgülerle uğurladı. Kendisini izlemeye gelen kayınvalidesi ve kayınpederine de teşekkür eden Sayan, "Çok iyi insanlar, onları çok seviyorum. Eşim de çok iyi bir adam. Ben zaten kocam köylüyüm. Benim kocam Tarsuslu, ben de artık Çukurova geliniyim, Tarsus geliniyim" diyerek Mersinli hayranlarının kalbini bir kez daha fethetti. "Yıkamazlar Beni" Şarkısının Başarı Sırrı: "Türkiye'de Bunu Benden Başka Okuyacak Kadın Sanatçı Yok" Seda Sayan, son dönemin çok sevilen hit şarkısı "Yıkamazlar Beni"nin çıkış hikayesini de BN Hotel sahnesinde konuklarına anlattı. Şarkıyı ilk duyduğunda çok beğendiğini belirten sanatçı, eserin sahibi Tekir’e ulaşmak istediğini ve hızlıca iletişim kurduklarını söyledi. Şarkının tam kendisine göre olduğunu ifade eden usta sanatçı, "Türkiye'de bunu benden başka okuyacak kadın sanatçı yok. Herkes ağzında gümüş kaşıkla doğmadı, benim gibi buralara tırnaklarıyla kazıyarak gelen kimse de yok. Bu şarkı bana çok uydu" diyerek Tekir ile stüdyoya girip şarkıyı hızla tamamladıklarını ve ortaya çıkan sonuçtan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Mersin turizminin öncü markası BN Hotel Thermal & Wellness’ta yaklaşık iki saat boyunca sahnede kalan Seda Sayan, hem dillerden düşmeyen şarkıları hem de unutulmaz şovuyla bayram tatilini lüks bir konaklamayla taçlandıran misafirlerden tam not aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.