Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tasarruf

Kapsül Haber Ajansı - Tasarruf haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tasarruf haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2026 Yılı Yemek Bedeli İstisnası 330 TL’ye Yükseldi Haber

2026 Yılı Yemek Bedeli İstisnası 330 TL’ye Yükseldi

Milyonlarca çalışanı ve işvereni yakından ilgilendiren 2026 yılı günlük yemek bedeli istisnası netleşti. 1 Ocak 2026 itibarıyla geçerli olacak günlük yemek bedeli, bir önceki yıla göre %25 artışla KDV dahil 330 TL’ye yükseldi. Bu güncelleme ile şirketler yemek yardımı yüklemelerinde 330 TL’nin tamamını vergiden muaf tutarak maliyet avantajı sağlayabiliyorlar. Paylaşılan bilgiye göre, yemek bedeli ödemelerinin nakit veya maaşa ek ödenmesi yerine Pluxee yemek kartı ile yapılması, 2026 yılında işverenler için çok daha stratejik hale geldi. Çalışanlarına yemek yardımını Pluxee yemek kartı ile yapan şirketler 330 TL gelir vergisi istisnasına ek olarak SGK prim istisnasından sınırsız bir şekilde faydalanabilecek. Artan işletme giderleri göz önüne alındığında, Pluxee’nin sunduğu bu maliyet avantajı şirket bütçeleri için çok daha kritik bir önem taşıyor. Çalışan sayısı fark etmeksizin yemek bakiyelerini Pluxee ile yükleyen şirketler, her bir çalışanı için yılda 69.900 TL tasarruf edebilecek. Şirketler Pluxee yemek kartı ile maliyet tasarrufuna ek olarak operasyonel süreçlerini de kolaylaştırarak verimliliklerini artırabilecekler. Pluxee’nin gerçekleştirdiği son araştırmalar, çalışanların şirket tercihlerini etkileyen faktörleri de gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre; çalışanlar için bir şirketi cazip kılan en önemli etken %48 ile "iyi bir maaş" iken, bunu %36 ile "yan haklar" takip ediyor. Yan haklar içerisinde ise yemek kartları, çalışanların en çok değer verdiği faydaların başında geliyor. İşveren cephesinde ise 2025 yılında çalışanlarına maaş harici ek fayda sağlayan işletmelerin oranı %79,9 olarak kaydedilirken, bu faydaların %65,7’sini yemek oluşturuyor. 2026’da gelen vergisel avantajlarla birlikte çalışanlarına yemek yardımını Pluxee yemek kartıyla yapan şirketlerin daha da artması bekleniyor. Pluxee çalışanların bir numaralı tercihi Yemeğin yanısıra hediye, giyim, ulaşım da dahil olmak üzere zengin bir yan hak dünyası sunan Pluxee, sektördeki en geniş üye ağına sahip marka olarak; kullanıcılarına 170 bin noktada ister fiziksel ister online, diledikleri gibi harcama imkânı sunuyor. Yemek kartlarının sadece öğle yemeği ihtiyacını karşılamanın ötesine geçerek çalışan bütçesine ek katkı sağladığı da verilere yansıdı. Pluxee kullanıcılarının markalara özel kampanyalardan yararlanma oranı geçen yıla göre %51 artış gösterdi. Yan haklarını Pluxee ile alan çalışanların ek satın alma gücü kazandığını gösteren bu tablo, sunduğu fırsatlar dünyasıyla Pluxee’yi çalışanların 1 numaralı tercihi haline getiriyor.

2. Tasarruf ve İsraf Sempozyumu” Yapıldı Haber

2. Tasarruf ve İsraf Sempozyumu” Yapıldı

Üsküdar Üniversitesi tarafından merhum Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan anısına "İsraftan Verimliliğe" temasıyla düzenlenen “2. Tasarruf ve İsraf Sempozyumu,” NP Sağlık Yerleşkesi (Ümraniye) İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA), İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi ve İskenderun Teknik Üniversitesi gibi önemli paydaşların desteklediği sempozyum, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka, İskenderun Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Duruel ve Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın açılış konuşmalarıyla başladı. Prof. Dr. Tarhan: “Kaynak yönetimindeki en büyük belirleyici akıl değil, duygulardır.” Sempozyum Onursal Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, israf ve verimlilik meselesinin yalnızca iktisadi değil, aynı zamanda psikolojik, sosyolojik ve kültürel boyutlarıyla ele alınması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Tarhan, “İnsan Homo Economicus değil, Homo Psychologicus’tur. Kaynak yönetimindeki en büyük belirleyici akıl değil, duygulardır.” dedi. Sempozyumun bu yılki ana temasının verimlilik olarak belirlenmesinin bilinçli bir tercih olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, kuşaklar arası farklara dikkat çekerek, “Geçmiş kuşaklar yokluk içinde olgunlaşıyordu. Bugünün kuşakları ise varlık içinde olgunlaşmak zorunda. Bu çok daha zordur. Çünkü varlık, insanda algı körlüğü oluşturuyor. Her şeyin kolay elde edildiği, her şeyin garanti olduğu duygusu kaynak yönetimini zayıflatıyor. Bu durum özellikle gelecek nesiller için ciddi bir tehlikedir.” diye konuştu. Ekonomi ile psikoloji arasındaki ilişki var Ekonomi ile psikoloji arasındaki ilişkinin bilimsel olarak 2000’li yıllarda net biçimde ortaya konduğunu hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, bir psikoloğun Nobel İktisat Ödülü almasının bu dönüşümün simgesi olduğunu belirterek, “Davranış İktisadı böyle doğdu. İnsan yalnızca rasyonel bir varlık değildir. İnsan karar verirken takdir edilme arzusu, beğenilme ihtiyacı ve duygusal boşluklarıyla hareket eder” ifadelerini kullandı. İnsan davranışlarında israfa yol açan pek çok örnek bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişi ihtiyacından değil, alkış almak için yatırım yapabiliyor. Boş bir çerçeveye yüz bin dolar veriliyor. On binlerce dolarlık saatler, çantalar sosyal medyada sergileniyor. Üstelik bunu yaparken yoksulluğa karşı bir rahatsızlık hissi de oluşmuyor. Utanma duygusu kaybolmuş durumda. Bunların tamamı psikolojik faktörlerdir” diye konuştu. Verimliliğin temelinde anlam ve amaç var Toplumların “yüksek güvenli” ve “düşük güvenli” olarak ikiye ayrıldığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Yüksek güvenli toplumlarda güç kişilerde değil, kurallardadır. İstişare vardır, öngörülebilirlik vardır. Böyle toplumlarda orta ve uzun vadeli kaynak yönetimi sağlıklı yapılabilir” dedi. Verimliliğin temelinde anlam ve amaç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Verimliliğin yakıtı anlamdır. Anlamı olmayan bir insan kaynağı verimli kullanamaz. İstekle ihtiyaç arasındaki farkı ayırt edemeyen kişi israf eder” değerlendirmesinde bulundu. Haz mutluluğu satın alınabilir ama geçici… Haz ve anlam kavramlarını nörobilim üzerinden açıklayan Prof. Dr. Tarhan, “Dopamin haz hormonudur, serotonin ise anlam hormonudur. Haz mutluluğu satın alınabilir ama geçicidir. Anlam mutluluğu ise emek ister yatırım ister ve kalıcıdır. Aristoteles bunu 2500 yıl önce söylemişti; bugün nörobilim bunu doğruluyor” dedi. Haz odaklı yaşamın duyguları regüle edememeye yol açtığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Canı istediği için alışveriş yapan, öfkesini tüketimle telafi eden, bugünü düşünerek harcayan kişi kaynak yönetemez. Oysa beynin ön bölgesindeki karar mekanizması ‘Bu bir ihtiyaç mı?’ sorusunu sordurur. Bunu yapabilen insan anlam peşindedir” ifadelerini kullandı. “Bir çocuk 10 yaşına kadar bütçe yönetimini öğrenirse, zamanını ve ilişkilerini de daha iyi yönetir” Kaynak yönetiminin yalnızca finansal alanla sınırlı olmadığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Hayatın kendisi bir çeşit kaynak yönetimidir. Psikolojik sermaye, sosyal sermaye, zaman ve ilişkiler de kaynaklardır” dedi. Bu bağlamda çocuklara erken yaşta bütçe yönetimi öğretilmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Bir çocuk 10 yaşına kadar bütçe yönetimini öğrenirse, zamanını ve ilişkilerini de daha iyi yönetir” şeklinde konuştu. “Görünür olmanın kutsallaştırıldığı bir çağdayız” Dijitalleşme ve sosyal medyanın tüketimi küresel ölçekte teşvik ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Görünür olmanın kutsallaştırıldığı bir çağdayız. Beğeni kültürü, kozmetik ve estetik sektörlerini aşırı biçimde büyüttü. İhtiyaç olmadığı halde harcamalar artıyor. Bu sistem bir süre sonra tembel toplumlar üretir. Roma’nın çöküşü de böyle olmuştur” dedi. Konuşmasının sonunda sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Prof. Dr. Tarhan, “Bu konuya sahip çıktığı için Prof. Dr. Mehmet Zelka hocamıza, katkı sunan tüm akademisyenlere teşekkür ediyorum. İnşallah bu sempozyumu önümüzdeki yıllarda da aynı kararlılıkla sürdürürüz” ifadeleriyle sözlerini tamamladı. Prof. Dr. Duruel: “Bugün israf; kaynakların adaletsiz, bilinçsiz ve sürdürülemez biçimde kullanılmasıdır” İskenderun Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Duruel, açılışta yaptığı konuşmada “Böylesine anlamlı, çok katmanlı ve geleceğe dair güçlü bir farkındalık zemini oluşturan bu sempozyumda bulunmaktan büyük bir onur duyuyorum” ifadelerini kullandı. Modern dünyada israfın yalnızca fazla harcama anlamına gelmediğine dikkat çeken Prof. Dr. Duruel, “Bugün israf; kaynakların adaletsiz, bilinçsiz ve sürdürülemez biçimde kullanılmasıdır. Bu durum yalnızca ekonomik yapıları değil, insanın doğayla, toplumla ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi de doğrudan etkilemektedir” dedi. Artan tüketim mutluluk üretmiyor Prof. Dr. Duruel, tüketim ekonomisinin yalnızca maddi kaynakları değil, insan ilişkilerini ve ruhsal dengeyi de tükettiğini vurgulayarak, “Psikoloji, sosyoloji ve iktisadın kesişim noktasındaki araştırmalar, artan tüketimin mutluluk üretmediğini; aksine tatminsizlik, yalnızlık ve stres gibi sorunları derinleştirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu tablo, israfın aynı zamanda insani bir mesele olduğunu göstermektedir” şeklinde konuştu. İsrafın güçlü bir ideolojik arka planı bulunduğuna işaret eden Prof. Dr. Duruel, mevcut küresel sistemde tüketimin bir ihtiyaçtan çok yaşam tarzı ve değer ölçüsüne dönüştüğünü belirtti. Prof. Dr. Duruel, “Bireyin varlığı sahip oldukları üzerinden tanımlanmaya başlanmıştır. Bu anlayış ekonomik eşitsizlikleri derinleştirirken, ahlaki ve kültürel bir aşınmayı da beraberinde getirmektedir” ifadesinde bulundu. Kapitalist sistemin sürekliliği için tüketimi zorunlu kıldığını ifade eden Prof. Dr. Duruel, “Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası ve OECD raporları dünyada her yıl üretilen gıdanın yaklaşık üçte birinin israf edildiğini ortaya koyuyor. Buna karşın yüz milyonlarca insan temel gıdaya ve temiz suya erişimde ciddi sorunlar yaşıyor. Yüksek gelirli ülkelerde kişi başına düşen tüketim, gezegenin ekolojik sınırlarını zorlayan bir noktaya ulaşmış durumda. Bu tablo bize sorunun kaynak yetersizliği değil, kaynakların yönetimi ve paylaşımındaki adaletsizlik olduğunu açıkça göstermektedir.” dedi. Bu yılki sempozyum odağını “verimliliği inşa etmek” sorusuna yöneltti Geçtiğimiz yıl düzenlenen birinci sempozyumun güçlü bir zihinsel altyapı oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Duruel, bu yılki sempozyumun ise odağını “israfı tanımlamak” yerine “verimliliği inşa etmek” sorusuna yönelttiğini ifade ederek, “Bu yaklaşım yalnızca teknik bir dönüşümü değil; zihniyet, değer ve yönetim anlayışında köklü bir değişimi de beraberinde getirmektedir” dedi. Program kapsamında ele alınan üretimde israf, yalın üretim sistemleri, kamu ekonomisinde verimlilik ve pazarlamada sadeleşme başlıklarının önemine değinen Prof. Dr. Duruel, Japonya, Almanya ve İskandinav ülkelerinin uygulamalarını örnek göstererek, “Verimlilik ancak bilimsel yaklaşım, etik değerler ve uzun vadeli bir bakış açısıyla mümkün olabilir” değerlendirmesinde bulundu. Sempozyumun, merhum Prof. Dr. Nazif Gürdoğan’ın anısına ithaf edilmesinin ayrıca anlamlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Duruel, “Kıymetli hocamız akademik hayatı boyunca bilginin yalnızca üretilen değil, hikmetle buluşturulması gereken bir değer olduğunu bizlere hatırlatmıştır.” diye konuştu. İskenderun Teknik Üniversitesi olarak üniversitelerin yalnızca bilgi üreten değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluk üstlenen kurumlar olduğuna inandıklarını belirten Prof. Dr. Duruel, “Kaynağı korumak geleceği gözetmektir. Bugünü yönetirken yarını hesaba katmaktır. Bu anlayış hem evrensel etik ilkelerle hem de kadim değer dünyamızla uyumludur” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Zelka: “Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,5 milyar ton gıda israf ediliyor” Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka, sempozyumun ilk kez geçen yıl, üniversitenin Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın fikir ve destekleriyle hayata geçirildiğini hatırlattı. İsrafın yalnızca maddi kaynaklarla sınırlı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Zelka, “İsrafın kalbi, aklı, ömrü ve hatta nefesi kapsayan bir boyutu vardır. Bu nedenle konuya sadece iktisadi açıdan bakmak yetersiz kalır.” dedi. “Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,5 milyar ton gıda israf ediliyor. Türkiye’de ise bu rakam 8,7 milyon tonu aşıyor.” diyen Prof. Dr. Zelka, israfın gelişmiş ve az gelişmiş ülkelerde benzer oranlarda yaşandığını, gelişmiş ülkelerde israf oranının yüzde 56, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 44 seviyesinde olduğunu kaydetti. Doğal kaynakların hızla tükendiğine de değinen Prof. Dr. Zelka, “İnsanlık 2025 yılına ait doğal kaynakları yılın ilk yedi ayında tüketmiş durumda. Kalan süreçte ise gelecek nesillerden borç alıyoruz” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Zelka, bu durumun ekonomik dengeleri bozduğunu, enflasyon, sosyal adaletsizlik ve ahlaki aşınma gibi sorunları beraberinde getirdiğini söyledi. İsrafla mücadele yalnızca hükümet politikalarıyla sınırlı kalmamalı İsrafla mücadelenin yalnızca hükümet politikalarıyla sınırlı kalamayacağını vurgulayan Prof. Dr. Zelka, bireysel sorumluluğun da büyük önem taşıdığını belirtti. İngiltere’de Leeds Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya atıfta bulunan Prof. Dr. Zelka, “İngiltere’de de Atık ve Kaynakları Eylem Programı diye bir program hazırlanmış. Neden? İngiltere’de 30 milyona yakın açlık çeken kimse var. 9.5 milyon ton gıda israfı var. Bu 9.5 milyon tonun sadece 8.5 milyon tonu olumlu şekilde kullanılırsa, israftan kurtarılması halinde açlık diye bir şey kalmayacaktır.” diye konuştu. Prof. Dr. Zelka, dünyada israf edilen kaynakların yalnızca yüzde 25’inin verimli kullanılması halinde açlık sorununun büyük ölçüde ortadan kalkabileceğini ifade ederek, her gün binlerce insanın açlıktan hayatını kaybettiğine dikkat çekti. Uzlaştırma (Helalleşme) Endeksi önerisi Ekonomi, çevre bilimleri, sosyoloji, kamu yönetimi ve mühendislik gibi birçok farklı disiplinden uzmanı bir araya getiren etkinlikte, israfın bireysel, kurumsal ve toplumsal boyutları kapsamlı olarak ele alındı. Programda, tasarruf kültürünün yaygınlaştırılmasına yönelik çözüm odaklı yaklaşımlar sunuldu ve alanında yetkin birçok akademisyen sunum yaptı. Sempozyumda, İskenderun Teknik Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü Öğr. Gör. Durmuş Baysal tarafından hazırlanan çalışma, borçlu ve alacaklı arasındaki güven bunalımını, toplumun köklerinde yer alan "helalleşme kültürü" üzerinden çözmeyi teklif eden Uzlaştırma (Helalleşme) Endeksi konusunda bir sunum da gerçekleştirdi. ÜÜ TV’den canlı yayınlanan sempozyum kapsamında iki ayrı oturum gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümünden Prof. Dr. Sırrı Akbaba oturum başkanlığında gerçekleştirilen ilk oturumda; Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) Kurucusu “Prof.Dr. Aziz Akgül “İsraf Bir İnsanlık Suçudur”, Bartın Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Said Ceyhan, “Bartın Üniversitesi Sürdürülebilir Enerji Verimliliği Projesi Uygulaması ve Etkileri”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Doç. Dr. Özgun Burak Kaymakçı, “Üretimin Karmaşıklığı ve Tüketimin Dolaysızlığı Arasındaki Çelişki: Niçin Tüketiyoruz?” İskenderun Teknik Ünv. Ekonomi ve Finans ABD Öğr. Gör. Durmuş Baysal, Prof. Dr. Nazif Çalış ve Prof. Dr. Mehmet Duruel ise çalışmaları olan “Finansal Anlaşmazlıkların Çözümünde Uzlaştırma Endeksi”ni sundu. Öğleden sonraki oturum ise Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümünden Prof. Dr. İsmail Barış’ın oturum başkanlığında gerçekleşti. Düzce Üniversitesi-İşletme Fakültesi Prof. Dr. Abdulvahap Baydaş, “Pazarlamada Yeni Bir Yaklaşım: Gönüllü Sade Hayat”, İstanbul Üniversitesi-İktisat Fakültesi Prof. Dr. Mehmet Saraç “İslam İktisadı Perspektifinden Tasarruf Eğilimi: Temel İlkeler ve Ekonomik Sonuçları”, İstanbul Üniversitesi- İktisat Fakültesi Prof. Dr. Naci Tolga Saruç, “Davranışsal Maliye ve Tasarruf Eğilimleri”, Kocaeli üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Emin YardımcI ve Prof. Dr. İsmail Barış, “Osmanlı Esnaf Loncalarının İsrafı Önlemede Rolü”, Yalova Üniversitesi- İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Prof. Dr. Hacı Yunus Taş, İstanbul Medeniyet Üniversitesi- Yüksek Lisans Öğrencisi Nurefşan Taş “Modern Tüketim Tuzağında Tasarruf Bilinci: Üniversite Örneğinde Bir Araştırma”, Yalova Üniversitesi-İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Prof. Dr. Selami Özcan “Üretimde İsraf Kaynakları ve Tam Zamanında Üretim (JIT)” başlıklı sunum yaptı.

Katılım Emeklilik’ten Ailelere Erken Tasarruf Güvencesi  Haber

Katılım Emeklilik’ten Ailelere Erken Tasarruf Güvencesi 

Özellikle 18 yaş altı grup, sisteme katılımda en hızlı artışın yaşandığı segment olarak öne çıkıyor. 18 yaş altı BES katılımcı sayısı 1 milyon 861 bini aştı. Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek, "Birikimin yaşı yok, tasarruf gençleşiyor. Çocuklar BES ile büyüyor" değerlendirmesinde bulundu. BES, son yıllarda giderek daha fazla gencin ilgi odağına giriyor. EGM verilerine göre, sisteme giriş yaş ortalaması son yıllarda hızla düştü. 2019 yılında 38,5 olan ortalama giriş yaşı, 2025 yılı başında 28,4'e geriledi. Özellikle 18 yaş altı grup, sisteme katılımda en hızlı artışın yaşandığı segment olarak öne çıkıyor. 18 yaş altı BES katılımcı sayısı 1 milyon 861 bini aştı. Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek, "Birikimin yaşı yok, tasarruf gençleşiyor. Çocuklar BES ile büyüyor" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'de Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), devlet katk ısıyla birlikte tasarruf sahiplerinin en gözde yatırım araçlarından biri olmayı sürdürüyor. Emeklilik Gözetim Merkezi (EGM) verilerine göre Kasım ayı itibariyle, BES katılımcı sayısı 10 milyonu aştı. Devlet katkısı ile BES fonlarının toplam tutarı ise 1 trilyon 881 milyar TL'ye ulaştı. BES, son yıllarda giderek daha fazla gencin ilgi odağına giriyor. EGM verileri, sisteme giriş yaş ortalamasının hızlı bir düşüş gösterdiğini ortaya koyuyor. 2019 yılında 38,5 olan sisteme giriş ortalama yaşı, 2025 yılı başında 28,4'e kadar gerilemişti. 18 yaş altı grup, sisteme katılanlar arasında en hızlı artışın yaşandığı segment olarak öne çıkarken 2 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, BES sistemine dahil olan 18 yaş altı katılımcı sayısı 1 milyon 861 bine ulaştı. 18 yaş altında 190 bin kişi BES'e Katılım Emeklilik'le ilk adımı attı 58 milyar lirayı aşan fon büyüklüğ üyle Katılım Emeklilik, %53 seviyesindeki ağırlıklı getiri oranıyla 2025 yılı boyunca hem enflasyonun hem de sektör ortalamasının üzerinde performans sergileyerek yılın son ayına zirveden giriş yaptı. Pazar payını ve fon hacmini istikrarlı şekilde artıran Katılım Emeklilik, 18 yaş altı grupta da en çok tercih edilen şirketlerden biri konumunda. BES'e Katılım Emeklilik aracılığıyla adım atan 18 yaş altı kişi sayısı son bir yılda yaklaşık %15 artarak 190 binin üzerine çıktı. Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek, ailelerin artık çocuklarının geleceğine yalnızca sevgiyle değil, bilinçli bir finansal adımla da dokunmak istediğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: "Erken yaşta başlatılan BES birikimleri, çocuklarımızın yarınlarına güvenle uzanan bir köprü kuruyor. Onların eğitimine, hayallerine ve gelecekte atacakları adımlara sağlam bir temel oluşturuyor. Birikimin yaşı yok, tasa rruflarımız gençleşiyor. Çocuklar BES ile büyüyor. Biz de Katılım Emeklilik olarak, ailelerin bu duyarlı yaklaşımını destekleyen planlarımıza ve çözümlerimizle çocukların yarınlarına katkı sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz." %100 faizsiz 20 farklı fonuyla BES'te geniş bir ürün yelpazesi sunan Katılım Emeklilik, 0-18 yaş Erken BES ürünlerindeki güçlü konumuyla ailelerin çocukları için yaptığı tasarruflarda güvenilir bir liman hâline geldi. Katılım Emeklilik, bu yıl portföyüne eklediği üç yeni fonla yatırımcıların farklı beklenti ve risk iştahlarına yönelik alternatiflerini artırdı. KFE Fonu (Katılım Fon Sepeti Emeklilik Yatırım Fonu); KSH Fonu (Teknoloji Sektörü Katılım Emeklilik Yatırım Fonu); KGC Fonu (Gümüş Katılım Emeklilik Yatırım Fonu) kısa sürede yüksek talep görerek etkileyici performanslar gösterdi. Ayrıca KJM Fonu (Kıymetli Madenler Katılım Emeklilik Yatırım Fonu), y ıl boyunca sergilediği yüksek performansla emeklilik fonları arasında öne çıkarak Katılım Emeklilik'in fon yönetimindeki başarısını bir kez daha kanıtladı. Genel Müdür Ayhan Sincek, "Fonlarımızın performansı, portföylerimizin varlık dağılımındaki doğru pozisyonlamayı, piyasa hareketlerini etkin bir şekilde takip eden yönetim yaklaşımımızı ve yatırımcılarımızın katılım ilkelerine duyduğu güveni net biçimde ortaya koyuyor" dedi.

Türkiye, İnşaat Sektörü 2027 Yılına Kadar İstikrarlı Büyümesini Sürdürecek   Haber

Türkiye, İnşaat Sektörü 2027 Yılına Kadar İstikrarlı Büyümesini Sürdürecek  

Ekonomik gelişmeler, demografik değişimler, geniş ölçekli kamu yatırımları ve teşvikler sektör büyümesini desteklerken, sektörün karşılaşabileceği zorluklar arasında sınırlı finansal kaynaklar, iş gücü arzındaki sıkışıklık ve inşaat maliyetlerinin artması yer alıyor. Dünya genelinde sektöründe öncü firmalara kurumsal finansman ve strateji danışmanlığı hizmetleri sunan EY-Parthenon (EYP), Türkiye İnşaat Sektörü Görünümü çalışmasını yayımladı. Türkiye inşaat sektörünün 2018-2024 yılları arasındaki hacimsel gelişiminin konut, ticari, endüstriyel ve kamu kırılımlarıyla incelendiği ve 2027’ye dönük sektör büyüme tahmininin paylaşıldığı çalışma, sektörün 2027 yılına kadar karşılaşacağı fırsat, risk ve zorlukları da ortaya koyuyor. Çalışmaya göre; pandemi döneminde sert bir düşüş yaşayan, daha sonra toparlanarak 2024’te 61 milyar avro ile zirveye ulaşan Türkiye inşaat sektörünün 2025’te yaklaşık 65 milyar avroya, 2026’da yaklaşık 70 milyar avroya ulaşması ve 2027’de ise 70 milyar avro seviyesini aşması bekleniyor. Bu büyümeyi; GSYH artışı, istikrara kavuşan enflasyon, demografik değişimler, afetler sonrası yeniden inşa ve sürdürülen kamu yatırımları gibi etkenler etkiliyor. Son dönemdeki sektör eğilimleri, inşaat ve yapı malzemelerinin maliyetlerindeki artışlar ile inşaat ruhsatlarındaki dalgalanmalar doğrultusunda belirleniyor. Bu durum, yerel kredi faiz oranları ve regülasyonlardaki değişiklikler gibi ekonomik faktörler tarafından yönlendirilen inşaat faaliyetlerindeki değişimleri de yansıtırken, ileriye dönük olarak enflasyonun dengelenmesi ve konut talebinin artması ile birlikte, inşaat sektörünün genel GSYH büyümesiyle paralel şekilde genişlemesi bekleniyor. Artan maliyetlere rağmen sektör dayanıklı Sektör büyümesinin özellikle kentsel dönüşüm, yeniden inşa, yapı izinleri ve hükümet teşvikleri gibi etkenler sebebiyle %36 ile 2024 yılında yüksek bir seviyeye ulaştığını ortaya koyan çalışma, inşaat maliyetlerindeki artışa da dikkat çekiyor. 2021’de 100 olan maliyet endeksi 2024’te 505’e yükselirken, bu durum sektörün kâr marjları üzerinde baskı oluşturduğunu gösteriyor. 2017’de 119 seviyesinden 2022’de 94’e geriledikten sonra 2024’te 115’e yükselen üretim endeksi, artan maliyetlere rağmen sektörün dayanıklılığını ortaya koyuyor. Gelir artışı maliyet artışlarını aşıp, gelir endeksi 2021’de 100’den 2024’te 706’ya yükselirken, bu durum sektörün kârlılığı sürdürme çabalarını yansıtıyor. Son yıllarda artan saatlik asgari ücret de üretim maliyetlerine baskı yapıyor. Kamu yatırımları, kentsel dönüşüm ve yeniden inşa talebi sektörü bekleyen fırsatlar Türkiye'deki inşaat sektöründe artan inşaat maliyetleri önemli bir zorluk olmaya devam ederken, artan kamu yatırımları ve teşvikler sağlıklı bir büyüme vaat ediyor. İşçilik ve malzeme gibi inşaat maliyetleri kâr marjlarını baskılarken; regülasyon belirsizlikleri, üretimdeki dalgalanma, iş gücü ve kapasite kısıtlamaları sektörün zorlukları arasında yer alıyor. Artan kamu yatırımları, kentsel dönüşümün genişlemesi, yeniden inşa talebi ve artan hane oluşumu ise sektöre ivme kazandırıyor. 2025 yılında, konut satışları güçlü seyrini sürdürüyor ve kredi kullanımı artırıyor. Ancak yüksek faizle nakit ve alternatif finansman yöntemleri yaygınlığını koruyor. Güçlü konut talebi tüketiciyi geleneksel kredi yerine farklı finansman yöntemlerine yöneltiyor Sıkı para politikasına ve azalan kredilere rağmen devam eden güçlü konut talebi, tasarruf finansman şirketlerinin varlıklarını artırdı ve alternatif konut finansmanı alanına yeni oyuncular çekti. Türkiye’de konut talebi güçlü seyrini sürdürdükçe, tüketiciler geleneksel krediler yerine alternatif finansman yöntemlerine yöneldi ve tasarruf finansman modelleri bunun başında yer aldı. Tasarruf finansman şirketlerinin toplam varlıkları 2022’de 0,8 milyar avro seviyelerindeyken; 2024’te 2,8 milyar avroya yükseldi. Haziran 2025 itibarıyla, Türkiye’de 6 lisanslı tasarruf finansman şirketi faaliyet gösterirken, sektörün toplam varlık büyüklüğü Haziran 2025’te 4,2 milyar avroya ulaştı. EY-Parthenon Türkiye Şirket Ortağı Cem Çamlı, Türkiye inşaat sektörüyle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “EY-Parthenon olarak; Türkiye inşaat sektörünün ekonomik büyüme, nüfus artışı, kentsel dönüşüm ve sosyal konut gibi devlet politikaları, geniş ölçekli kamu altyapı yatırımları ve teşviklerle 2027'ye doğru istikrarlı bir şekilde büyüyeceğini tahmin ediyoruz. Artan inşaat ve iş gücü maliyetleri, krediye erişimde yaşanan sıkıntılar ve yeni düzenlemelere duyulan ihtiyaç sektör için bazı zorluklar oluşturuyor. Buna karşın, artan konut ihtiyacı, kentsel dönüşüm projeleri, yeniden yapılanma çalışmaları ile veri merkezleri ve lojistik tesisler gibi yeni yatırımlar sektörün büyümesi için de önemli fırsatlar sunuyor. 2025 yılı üçüncü çeyrek büyüme verilerine göre, dönem içerisinde en hızlı büyüme kaydeden sektör %13,9 ile inşaat sektörü olmuştur. Bu sebeple, sektördeki tüm paydaşların zorlukları ve fırsatları göz önünde bulundurmaları ve geleceğe yönelik stratejik yol haritalarını şimdiden belirlemeleri kritik olacaktır. Bu çalışmamızın tüm paydaşlara yol gösterici bir rehber niteliğinde olacağına inanıyoruz.”

Operasyonel Araç Kiralama Sektörünün Büyüklüğü 315 Milyar TL’ye Ulaştı! Haber

Operasyonel Araç Kiralama Sektörünün Büyüklüğü 315 Milyar TL’ye Ulaştı!

Araç kiralama sektörünün çatı kuruluşu Tüm Oto Kiralama ve Mobilite Kuruluşları Derneği (TOKKDER), bağımsız araştırma şirketi NielsenIQ iş birliği ile hazırladığı, 2025 yılı üçüncü çeyrek sonuçlarını içeren “TOKKDER Operasyonel Kiralama Sektör Raporu”nu açıkladı. Rapora göre, 2025 yılının ilk 3 çeyreğinde operasyonel araç kiralama sektörünün aktif büyüklüğü 314.7 milyar TL olarak gerçekleşti. 2024 yılının aynı döneminde bu rakam 217,8 milyar TL seviyesindeydi. Sektörün filosunda bulunan araç adedi ise 235 bin adedi buldu. Sektörün filo büyüklüğü 2024 sonu itibarıyla 252 bin adetti. Renault en çok tercih edilen marka olmayı sürdürüyor! Rapora göre, Renault yüzde 18,6 pay ile Türkiye operasyonel araç kiralama sektörünün en çok tercih edilen markası olmayı sürdürdü. Renault’yu yüzde 15,2 ile Fiat, yüzde 8,9 ile Toyota, yüzde 8,5 ile Volkswagen ve yüzde 7,9 ile Skoda takip etti. Sektörün araç parkının yüzde 45,5’i kompakt sınıf araçlardan oluşurken, küçük sınıf araçlar yüzde 33,0 ve üst-orta sınıf araçlar yüzde 10,2 pay aldı. 2025’in üçüncü çeyreğinde operasyonel araç kiralama sektörünün filosundaki hafif ticari araçların payı yüzde 6,7 olarak gerçekleşti. Raporda sektörün araç parkında yer alan dizel araçların payında artış görüldü. Buna göre, sektörün araç parkının yüzde 58,2’lik bölümünü benzinli araçlar oluştururken, dizel araçların payı yüzde 30,3’e yükseldi. Hibrit ve elektrikli araçların payı ise yüzde 11,5 seviyesinde gerçekleşti. Karoser tipinde sedan açık ara lider! TOKKDER raporunda yer alan bir başka veri ise operasyonel araç kiralama sektöründeki gövde tipine göre araç tercih sıralamasında sedan birinciliğinin devam etmesi oldu. Bu kapsamda, sedan gövde tipine sahip araçlar yüzde 41,4 ile birinci sırada, hatchback gövde tipine sahip araçlar ise yüzde 26,6 ile ikinci sırada yer aldı. SUV araçlar ise yüzde 24 ile üçüncü sırada yer aldı. Bu araçları yüzde 0,8 ile station wagon gövde tipine sahip araçlar takip etti. Sektörün toplam araç parkının yüzde 85,9’unu otomatik vitese sahip araçlar oluştururken, manuel vitesli araçların payı ise yüzde 14,1 olarak gerçekleşti. Sektör ekonomiye katkı sağlamaya devam ediyor! Operasyonel kiralama sektörü 2025 yılında da ekonomiye önemli oranda vergi girdisi sağlamaya devam etti. Sektörün yılın üçüncü çeyrek sonu itibarıyla ödediği vergi tutarı toplamda 39,35 milyar TL’yi buldu. Sektör, yılın üçüncü çeyrek sonu itibarıyla 77,8 milyar TL tutarında araç alımı gerçekleştirdi. Bu tutar, 2024 yılı genelinde 95,8 milyar TL seviyesindeydi. Yılın ilk 3 çeyreğinde operasyonel kiralama ve filo yönetiminde toplam müşteri sayısı 21 bin 800’e geriledi. 2024 yılı sonunda bu rakam 27 bin 800 seviyesindeydi. Müşteri başına düşen araç sayısı yılın üçüncü çeyrek sonu itibarıyla 10,0 adet olarak gerçekleşerek 2024 toplamındaki 8,3 adedi geride bıraktı. Raporu değerlendiren TOKKDER Yönetim Kurulu Başkanı Özarslan A. Tangün, “Enflasyondaki artışla beraber kira fiyatlarının artması ve finansman kaynaklarına erişimdeki engeller sebebiyle, sektörümüz 2025 yılının 3. çeyreğini 1. yarıyıl sonundaki filo adetlerini koruyarak tamamladı. Yılın son çeyreğinde bu trendin bir miktar azalarak 2025’i kapatacağımızı öngörüyorum. 2024 yılı sonuna göre kıyasladığımızda küçülmenin devam ettiği gerçeğini göz ardı edemeyiz. Enflasyonun kontrol altına alınması ve finansmana erişimin olması durumunda sektörümüz tekrar büyüme sürecine girecektir. 2026 yılında ise sektörün gelişimini ekonomik aktivitenin seyri, finansmana erişim ve maliyetler belirleyecek. Verimlilik, tasarruf ve risk yönetimi açısından sunduğu birçok avantaja rağmen, ülkemizde iş amaçlı kullanılan araçların ancak yüzde 10 kadarı operasyonel kiralama yöntemiyle finanse edilmiş durumda. Avrupa Birliği ülkelerinde şirket araçlarının finansmanında operasyonel kiralamanın payı son 7 yıl içinde yüzde 48’den yüzde 57’ye çıktı. Tüm bu verilere dayanarak, ülkemiz operasyonel araç kiralama sektörünün büyüklüğünü olması gereken noktaya taşımak için, etkin bir iletişim çalışması ile operasyonel kiralamanın faydalarını anlatmaya, uluslararası ve büyük ölçekli yerel şirketlerin yanı sıra KOBİ’lerin de şirket araçlarının finansmanında artan oranda operasyonel kiralama yöntemini tercih etmesini sağlamaya yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanayi ve İş Yerlerine İndirimli Elektrik Haber

Sanayi ve İş Yerlerine İndirimli Elektrik

Serbest tüketici uygulaması kapsamında, yıllık elektrik tüketimi 15.000 kWh’i aşan işletmeler, Uludağ Elektrik’in sunduğu indirimli tarifelerden yararlanarak, enerji maliyetlerinden tasarruf edebiliyor. Türkiye’nin her ilinden tüketiciler, serbest tüketici uygulamasıyla elektrik hizmet kalitesinde bir değişiklik olmadan Uludağ Elektrik ile indirim sözleşmesi imzalayarak avantajlı tarifelerden faydalanabiliyorlar. Uludağ Elektrik, enerji yönetiminde öngörülebilirliği ve sürdürülebilirliği odağına alan yaklaşımıyla, her ölçekteki işletmeye uygun sözleşme ve fiyatlandırma seçenekleri sunuyor. Şirket, hizmet bölgesi dışındaki illerde de müşterilerine ulaşmak amacıyla acentelik ağını sürekli genişletiyor. Arslan: “Yüksek Elektrik Tüketiminde Maliyetleri Düşüren Çözümler Sunuyoruz” Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, “Enerji sektöründe güven ve süreklilik esastır. Türkiye’nin dört bir yanında, sanayi ve ticarethanelerin ihtiyaçlarına göre tasarladığımız tarifelerle işletmelerin hem bugünkü hem de gelecekteki enerji planlamalarını destekliyoruz. Maliyet kontrolü ve bütçe yönetimine katkı sağlayan bu yaklaşımımızla, ayrıca vadeli ya da ön ödemeli alternatiflerle avantajlı seçenekler sunarak işletmelerin enerji giderlerini düşürüp rekabet güçlerini artırmalarına yardımcı oluyoruz. Her işletmenin tüketim dinamiklerinin farklı olduğunu biliyor, müşterilerin ödeme alışkanlıkları, tüketim profilleri ve ihtiyaçlarına göre en uygun sözleşme ve fiyatlandırma seçeneklerini sunuyoruz. İşletmeler, bu fırsatlara fiziki işlem merkezlerimizden, dijital platformlarımızdan ve kendi illerinde yer alan acentelerimiz üzerinden kolayca ulaşabiliyorlar” dedi. “Hem Acentelerimize Hem Müşterilerimize Kazanç Sağlıyoruz” Türkiye’nin tamamına hizmet verdiklerinin altını çizen Arslan, “Türkiye çapında yürütülen iletişim stratejisinin odağında yer alan “İndirimli Elektrik Avantajıyla İşleriniz Yolunda” mesajıyla, sanayi ve ticarethanelere avantajlı fiyatlarla enerji kullanım imkanı sunuyoruz. Ayrıca acente ağımızı da gün geçtikçe genişletiyoruz. Hizmet bölgemiz haricinde Türkiye’nin 77 ilinde Uludağ Elektrik adına indirimli elektrik satışı yapabilecek acentelikler oluşturuyoruz. Acentelerimiz aracılığıyla hem işletmelere avantajlı fiyatlar sunuyor hem de iş ortaklarımıza kazanç fırsatları sunuyoruz. “Kazan-kazan” anlayışıyla kurgulanan bu sistemimiz hem acentelerin gelir elde etmesini hem de müşterilerin indirimli elektrik avantajlarından faydalanmasını sağlıyor” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Büyükşehir’in Yeşil Atıkları Kompost Gübreye Dönüşüyor Haber

Büyükşehir’in Yeşil Atıkları Kompost Gübreye Dönüşüyor

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın sürdürülebilir bir kent için başlattığı atık yönetim planlaması kapsamında park ve bahçelerdeki yeşil atıklar da kompost gübreye dönüştürülerek yeniden doğaya kazandırılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, budama artığı, çim kalıntıları, yeşil atıklar, atölyelerden çıkan talaş atıkları gibi doğal atıklar ekipler tarafından toplanıyor. Toplanan atıklar, daire başkanlığının Bornova’daki yerleşkesine getirilerek kompost üretimi için hazırlanıyor. Hazırlanan doğal materyal, İzmir Doğal Yaşam Parkı’ndan getirilen hayvansal gübre ile birleştirilip, sıcaklık, nem ve azot gibi uygun şartlar sağlanarak kompost gübreye dönüştürülüyor. Yılda 2 buçuk milyon lira tasarruf İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin doğal kaynaklarıyla dönüştürdüğü kompost gübreyi, yine kentin yeşil alanlarının doğal bir şekilde gübrelenmesi için kullanıyor. Böylelikle İzmir’in yeşil alanları, kimyasal zenginleştiriciler yerine doğal gübrelerle daha yeşil ve sağlıklı bir hale getiriliyor. Gübreler, yeşil alanların yanı sıra Tarımsal Daire Başkanlığı tarafından yangın gören şehir içindeki tarımsal alanlarda ihtiyaç halinde toprağın zenginleştirilmesi için de kullanılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kendi bünyesinde ürettiği gübre ile yılda yaklaşık iki buçuk milyon liralık tasarruf sağlıyor. Hedef yılda 4 bin metreküp kompost üretimi İzmir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı Ağaçlandırma Şube Müdürlüğü Peyzaj Mimarı Yağmur Altun, kompost üretirken belirli nem ve oksijenle birlikte azot ve karbon döngüsünü dikkate alarak bir karışım hazırladıklarını belirtti. Bu karışımı belirli aralıklarla karıştırdıklarını aktaran Altun, “Bu sayede kontrollü bir çürüme elde etmiş oluyoruz. Bu kontrollü çürümeyle elde ettiğimiz kompost, bizim toprağımızı zenginleştiren doğal gübre halinde geri kullanabileceğimiz materyale dönüşmüş oluyor. Belediyemizin Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı bünyesinde budama atıkları, çim atıkları gibi atıklardan elde ettiğimiz materyalleri kompost alanımızda kompost üretiminde kullanıyoruz. Yılda 4 bin metreküp kompost üretimi hedefliyoruz” diye konuştu. Süreç nasıl işliyor? İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı, park, bahçe ve yeşil alanlardan ağaçların budanması, dal, yaprak kalıntısı ağaç parçaları, dökülen yapraklar, çim biçme artıkları Bornova’da bulunan Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı’nın yerleşkesine getiriliyor. Toplanan malzemeler bu noktada öğütülerek gübrelerde kullanıma hazır hale getiriliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi önümüzdeki süreçte Başkan Dr. Cemil Tugay’ın ilçe belediye başkanlarına yaptığı çağrı çerçevesinde ilçe belediyelerinden gelen atıkların da dönüşümünü sağlamayı hedefliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, apartmanlardan, evlerden, okullardan, kamu kurum ve kuruluşlarından, spor tesislerinden, sitelerin bahçelerinden ve kendi mülkiyetinde olmayan alanlardan çıkan yeşil atığın kompost gübreye dönüşümünü sağlamıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom, Geleceğin Şehirlerini 5G ile İnşa Edecek    Haber

Türk Telekom, Geleceğin Şehirlerini 5G ile İnşa Edecek   

“Yeni Nesil Şehirler” vizyonu ile 2015’ten bu yana 51 şehirde 119 kurumla ortak çalışmalar yürüten Türk Telekom, akıllı ulaşım sistemlerinden, enerji yönetimine kadar birçok alanda verimliliği ve sürdürülebilirliği merkeze alan öncü projeler hayata geçiriyor. Nisan 2026’da geçiş yapılacak 5G teknolojisinin gücünden faydalanarak şehirlerin dijitalleşme sürecini daha da hızlandırmayı hedefleyen Türk Telekom, geleceğin şehirlerinin tasarlanmasında öncü rolünü sürdürecek. Türkiye’nin dijital dönüşümünün lideri Türk Telekom, yerel yönetimlerin dijitalleşme süreçlerine katkı sağlayan yeni nesil şehir dönüşümüne teknolojileriyle öncülük ediyor. Yaşam kalitesi yüksek, sürdürülebilir ve daha erişilebilir şehirler inşa etmek amacıyla Türk Telekom tarafından “Yeni Nesil Şehirler” vizyonu ile başlatılan çalışmalarda kent sayısı 51’e yükseldi. Türk Telekom, 51 şehirde 119 kurumla yaptığı çalışmalarla akıllı ulaşım sistemlerinden, enerji yönetimine kadar birçok alanda verimliliği ve sürdürülebilirliği merkeze alan öncü projeler hayata geçiriyor. “81 Yeni Nesil Şehir, 5G ile birbirine bağlı bir Türkiye” 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü öncesinde açıklamalarda bulunan Türk Telekom Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Özden, “Türk Telekom olarak dijital dönüşüme öncülük ederken, ‘insanı’ merkeze alan stratejimizle hayatın tüm alanlarına dokunan çalışmalara imza atıyoruz. “Yeni Nesil Şehirler” vizyonumuz kapsamında; teknoloji birikimimizi ulaşım, enerji, çevre, sağlık ve güvenlik gibi birçok alana aktardığımız verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı projeleri hayata geçiriyoruz. 51 ilde uyguladığımız akıllı şehir çözümleriyle verimliliği ve tasarrufu artırıyoruz. Günümüzde akıllı şehirler hem ekonomik hem de sosyal kalkınmanın temel unsurlarından biri. Şehirleri uçtan uca güçlü altyapımızla donatıyor, teknoloji ve dijitalleşmeyle ilişkilendirilebilecek her alanda ekonomik ve toplumsal fayda sağlayacak çalışmalara imza atıyoruz. Nisan 2026’da geçiş yapacağımız 5G’nin sunacağı avantajlarla birlikte, güçlü fiber altyapımız ve 5G’deki öncü çalışmalarımızın getirdiği deneyimle sensör ağları, otonom sistemler ve gerçek zamanlı veri paylaşımıyla şehir hayatını daha sürdürülebilir, erişilebilir ve konforlu hale getirmeyi hedefliyoruz. 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü’nü kutluyor, 81 Yeni Nesil Şehir, 5G ile birbirine bağlı bir Türkiye amacıyla çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi. Akıllı şehir çözümleri ile tasarruf ve verimlilik artıyor Türk Telekom’un “Yeni Nesil Şehirler” vizyonu doğrultusunda akıllı şehir çözümleriyle uygulamalar birçok alanda tasarruf ve verimliliğe katkı sunuyor. Türk Telekom’un imar süreçlerinin dijitalleştirilmesi projesi kapsamında önemli ölçüde yakıt tasarrufu sağlanırken, kentlerde hayata geçirilen aydınlatma projeleri ile enerji tasarrufu elde ediliyor.

UiPath, Yapay Zekâ ve Otomasyonla Enerjisa’nın Dijital Dönüşümünü Hızlandırdı Haber

UiPath, Yapay Zekâ ve Otomasyonla Enerjisa’nın Dijital Dönüşümünü Hızlandırdı

Enerjisa, iş süreçlerindeki karmaşıklığı azaltmak, insan hatalarını en aza indirmek ve sürdürülebilirliği artırmak amacıyla UiPath ile kapsamlı bir otomasyon projesi hayata geçirdi. Bu proje kapsamında Enerjisa’nın 70 farklı iş süreci başarıyla otomatikleştirildi. Dönüşüm sayesinde şirket, yıllık 400.000 ABD dolarının üzerinde tasarruf sağlarken, 90.000’den fazla faturayı manuel müdahaleye gerek kalmadan işleyebilecek kapasiteye ulaştı. Karmaşık süreçlerin sadeleştirilmesi, insan hatalarını önemli ölçüde azaltırken, çalışanların daha stratejik ve katma değerli işlere odaklanmasını mümkün kıldı. Projenin öne çıkan başarıları şunlar oldu: Müşteri şikâyetleri dakikalar içinde çözüldü: UiPath robotları, 28.000’den fazla fatura kaynaklı müşteri şikâyetini dakikalar içinde çözüme kavuşturarak, 25 tam zamanlı çalışanın iş yükünü ortadan kaldırdı. Uyum raporlaması otomatize edildi: Enerjisa, düzenleyici kurumlara sunulan 285 günlük raporu otomatikleştirerek, üç tam zamanlı çalışana eşdeğer iş gücünü serbest bıraktı. Fatura işleme süresi yüzde 75 azaldı: UiPath Document Understanding teknolojisi sayesinde farklı formatlardaki belgelerden veri hızlı ve doğru biçimde çıkarılarak süreçler büyük ölçüde hızlandırıldı. Muhasebe otomasyonunda yüksek başarı: Günlük 450 belgeyi yüksek doğrulukla işleyen sistem, süreç bazında yüzde 99,42 başarı oranı yakalayarak, yıllık 350.000 ABD doları tasarruf sağladı ve 12 tam zamanlı çalışanın stratejik işlere odaklanmasına olanak tanıdı. Tüm bu çıktılar, operasyonel verimliliğin yanı sıra Enerjisa’nın sürdürülebilirlik hedeflerine de doğrudan katkı sundu; kâğıt kullanımı azaldı, fiziksel arşivleme ihtiyacı ortadan kalktı. Şirketin otomasyon alanındaki başarısını değerlendiren Enerjisa RPA Yazılım Geliştirme Takım Lideri Ali Kaya Kılınç, “Enerjisa olarak, dijitalleşmeyi sürdürülebilir inovasyonun temel itici gücü haline getirmekten gurur duyuyoruz. UiPath’in yapay zekâ ve otomasyon çözümleri sayesinde hız kazandık, önemli ölçüde maliyet tasarrufu elde ettik ve en önemlisi, tüm organizasyonumuzda yenilikçilik ve dijital dönüşüm kültürünü güçlendirdik. Yapay zekâ ve otomasyon çözümleriyle karmaşık süreçleri sadeleştirdik, ekiplerimizin gerçekten değer yarattığı alanlara odaklanmalarını sağladık. Kısacası artık daha akıllı çalışıyoruz, daha fazla değil” dedi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan UiPath Türkiye Genel Müdürü Tuğrul Cora ise, “Enerjisa, yapay zekâ ve otomasyonun iş sonuçlarına nasıl somut katkı sunduğunun en başarılı örneklerinden biri. Uyumdan müşteri hizmetlerine kadar pek çok alanda yarattıkları etkiyle gurur duyuyoruz. Önümüzdeki dönemde iş dünyasında agentic yapay zekâ olanaklarının, hatta daha spesifik olmak gerekirse yapay zekâ ajanlarının, kurumların daha özerk karar alabilen, kendi kendini yöneten iş modelleri geliştirmesinde kritik bir rol oynayacağına inanıyoruz. Bu dönüşüm yolculuğunda Türkiye’den çıkan başarı hikayelerinin küresel ölçekte örnek teşkil ettiğini görmek bizi heyecanlandırıyor” dedi. UiPath Platformu ile hayata geçirilen bu proje, küresel çapta düzenlenen UiPath AI25 Awards ödül programında da ödüle layık görüldü. Türkiye’den çıkan bu örnek uygulama, enerji sektöründeki dijital dönüşüm için ilham verici bir model oldu. Enerjisa’nın bir sonraki hedefi ise otomasyonla yürütülen işlem sayısını yılda 2 milyona çıkarmak ve yeşil enerji sertifikalarını da dijitalleştirmek. Bu sayede hem karbon ayak izini azaltmayı hem de müşterilerinin sürdürülebilirlik yolculuklarını desteklemeyi planlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.