Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tasavvuf

Kapsül Haber Ajansı - Tasavvuf haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tasavvuf haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ramazan Ruhunu Yaşatan 5 Şehir Haber

Ramazan Ruhunu Yaşatan 5 Şehir

Ramazan ayının huzur veren atmosferi, tarihi ve dini mekanlara yapılan ziyaretlerle birleştiğinde unutulmaz bir seyahat deneyimine dönüşüyor. ENUYGUN.com’un hazırladığı listeye göre mahyaları ve iftar çadırlarıyla İstanbul, tasavvufun kalbi Konya, peygamberler şehri Şanlıurfa ve Osmanlı’nın eşsiz mimari mirasını taşıyan Bursa ile Edirne bu özel ayda ziyaretçilerini bekliyor. İstanbul Pek çok medeniyete ev sahipliği yapan İstanbul, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle her dönemde olduğu gibi ramazan ayında da eşsiz bir şehir. Tarihi camileri, manevi atmosferi ve geleneksel ramazan etkinliklerinin öne çıktığı İstanbul’da ziyaretçilerin ilk durağı genellikle Sultanahmet oluyor. Sultanahmet Meydanı ve Sultanahmet Camii’nin yanı sıra Eyüp Sultan Camii, Süleymaniye Camii, Fatih Camii ve Yeni Camii gibi tarihi ve dini mekanları ziyaret ederek ramazanın ruhunu doyasıya yaşayabilirsiniz. Ramazanda İstanbul’u doyasıya yaşamak isterseniz Hacivat-Karagöz gösterileri ve tasavvuf musikisi dinletilerine katılabilir, Yerebatan ve Şerefiye Sarnıcı gibi tarihi alanları ücretsiz ziyaret edebilirsiniz. Konya Ramazan ayında Konya’ya giderseniz Mevlâna Türbesi ve Mevlâna Müzesi başta olmak üzere Şems-i Tebrizi Türbesi, Şeyh Sadrettin Konevi Türbesi ve Alaeddin Camii Eşrefoğlu Camii, Aziziye Camii, Kapu Camii’yi ziyaret edebilirsiniz. Selçuklu mirasını yakından tanımak için Karatay Medresesi, Sırçalı Medrese ve İnce Minareli Medrese’yi gezebilirsiniz. Ramazan duygusunu Konya’nın tarihi ve manevi atmosferi içinde doyasıya yaşayabilirsiniz. Bursa Ramazan ruhunu yaşamak ve Osmanlı mutfağının eşsiz lezzetlerini iftar sofralarında tatmak isteyenler için ziyaret edilebilecek şehirlerden bir diğeri de Bursa. Bursa’da Ramazan boyunca tarihi ve manevi atmosferi ile öne çıkan İznik’teki Ayasofya Camii, Ulu Camii, Gazi Orhan Bey Camii, Muradiye Camii, Muradiye Külliyesi ve Emir Sultan Külliyesi gibi önemli noktaları ziyaret edebilirsiniz. Bursa lezzetleriyle bezeli geleneksel iftar sofraları da mutlaka denenmeli. Şanlıurfa ENUYGUN.com’un listesinde yer alan diğer şehir de Şanlıurfa. Şanlıurfa’da İbrahim peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen Balıklıgöl ve Şuayb peygamberin yaşadığına inanılan Harran'a bağlı Özkent Köyü, Selahaddin Eyyubi Camii, Hasan Padişah Camii, Mevlevihane Camii, Yusuf Paşa Camii ve Rızvaniye Camii gibi önemli tarihi ve dini mekanları ziyaret ederek ramazanın ruhunu derinden hissedebilirsiniz. Şanlıurfa’ya yolunuz düşerse Harran Evleri, antik Harran Üniversitesi kalıntıları, Haleplibahçe Mozaik Müzesi, Şanlıurfa Müzesi, Kızlar Sarayı ve Göbeklitepe gibi tarihi yerleri gezerek eşsiz bir kültürel deneyim de yaşayabilirsiniz. Edirne Şehrin en önemli simgesi olan, aynı zamanda Mimar Sinan’ın ustalık eserim dediği Selimiye Camii, özellikle ramazan ayında en çok ziyaret edilen yerlerden. Edirne’de, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Selimiye Camii’nin yanı sıra Muradiye Camii, Eski Camii, Gazimihal Camii, Üç Şerefeli Cami de mutlaka görülmeli. Edirne’ye yolunuz düşerse, Mimar Sinan’ın eserleri arasında bulunan Rüstem Paşa Kervansarayı, Sokullu Hamamı, Kanuni Sultan Süleyman ve Yalnızgöz Köprüleri ile Defterdar Mustafa Paşa Camii gibi önemli yerleri de görülmesi gereken listenize ekleyebilirsiniz. Şehirde ayrıca Lozan Anıtı, Milli Mücadele ve Lozan Müzesi, Karaağaç Tren İstasyonu gibi yakın tarihe ilişkin mekanların yanı sıra yeşilliğiyle de dikkat çeken açık hava müzesi görünümündeki Karaağaç ilçesine de kısa bir gezi planlayabilirsiniz. Özellikle İstanbul’a yakın konumu ve otobüs bileti alarak kolayca gidilebilen Edirne, hem iftar sofralarına hem de tarihi geziler için ideal bir rota. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gelenekle Modernlik Arasında Köprü Kuran Kadın Sufiler! Haber

Gelenekle Modernlik Arasında Köprü Kuran Kadın Sufiler!

Dr. Yalçınkaya, kadın sufilerin tarih boyunca “toplumun manevi dokusunu örerken satır aralarında kalmış kahramanlar” olduklarını söyledi. ABD’deki Harvard Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezinde doktora sonrası araştırmalarını sürdüren Dr. Yalçınkaya, Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet döneminde yaşamış kadın sufilerin “gelenek ile modernlik arasında köprü kuran öncü şahsiyetler” olduğunu vurguladı. Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, Harvard Üniversitesi’nde yürüttüğü çalışmalarda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte kadın sufilerin manevi, kültürel ve toplumsal rollerini mercek altına aldı. ABD’deki Harvard Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezinde doktora sonrası araştırmalarını sürdüren Dr. Yalçınkaya, Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet döneminde yaşamış Hatice Cenan Sultan, Semiha Cemal Hanım, Samiha Ayverdi, Safiye Erol, Meşkure Sargut ve Sofi Huri gibi isimlerin “gelenek ile modernlik arasında köprü kuran öncü şahsiyetler” olduğunu vurguladı. Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, “Bu kadınlar, resmi unvanlardan ziyade manevi rehberlikleriyle toplumsal birlik ve empatiyi güçlendirdiler. Onlar hep oradaydılar; gönül erleri yetiştiren gönül anneleri, kültürümüzün isimsiz mimarları oldular.” dedi. “Kadınlar geri plandaydı” algısı bir yanılgı Tasavvuf geleneğinde kadınların genellikle geri planda kaldığı yönündeki yaygın algıyı değerlendiren Dr. Yalçınkaya, kadın sufilerin tarihsel olarak tasavvufun görünmez mimarları olduğunu ifade etti. Dr. Yalçınkaya, “Tarihsel olarak baktığımızda kadın sufiler, tasavvuf geleneğinin görünmez mimarları gibidir. İlk İslam asırlarından itibaren kadınlar tasavvuf yolunda varlık göstermiş, ancak isimleri çoğu zaman kayda geçmemiştir.” dedi. 8. yüzyılda yaşamış Rabia el-Adeviyye’nin, “kadınların da en yüksek manevi mertebelere ulaşabileceğini kanıtladığını” dile getiren Dr. Yalçınkaya, Osmanlı döneminde ise kadınların rolünün çoğunlukla tekke ve dergahların “gönül mutfağını işletmek şeklinde” olduğunu belirtti. Osmanlı’nın son dönemine damga vuran Ken’an Rifai Hazretleri’nin annesi Hatice Cenan Sultan’ın rolüne dikkat çeken Dr. Yalçınkaya, Hatice Cenan Hanım’ın oğluna olan nasihatini aktararak, bir kadın sufinin toplumsal birlik ve empatiyi nasıl yücelttiğini söyledi. Dr. Yalçınkaya, kadın sufilerin rolünün resmi unvanlardan ziyade manevi rehberlikte gizli olduğunu dile getirerek, “Dolayısıyla ‘kadınlar geri plandaydı’ algısı, tarihin satır aralarını okumadığımızda ortaya çıkan bir yanılgı. Aslında onlar hep oradaydı; gönül erleri yetiştiren gönül anneleri, kültürümüzün isimsiz mimarları oldular.” diye konuştu. Kadın sufilerin yaşam öyküleri birer yol haritası niteliğinde Modern dünyanın karmaşasında yön arayan kadınlar için tarihsel kadın sufilerin yaşam öykülerinin birer yol haritası niteliğinde olduğunu belirten Dr. Yalçınkaya, onların ortak paydasının “irade, sabır ve sevgiyle kendi nefislerini aşarak topluma ışık saçmaları” olduğunu kaydetti. Cumhuriyet’in ilk kadın felsefecilerinden Semiha Cemal Hanım’ın hayatını, “akılla kalbin, bilimle maneviyatın buluşmasına örnek” olarak gösteren Dr. Yalçınkaya, onun felsefe eğitimi almasının tasavvuf yolunda engel değil, aksine bir donanım olduğunu, Semiha Cemal’in azminin, “ilim ve irfan birlikte olabilir” mesajını genç kadınlara ulaştırdığını söyledi. Samiha Ayverdi’nin, romanlarıyla tasavvufun sevgi ve olgunlaşma prensiplerini geniş kitlelere taşırken; Safiye Erol’un ise “bir kadının hem entelektüel hem de manevî olabileceğini” göstermesiyle dikkat çektiğini anlatan Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, “Meşkûre Sargut Hanım ise adanmışlığı ve hizmet anlayışıyla modern kadına sabır, sevgi ve sadakat dersi veriyor. Sofi Huri ise farklı bir kültürden gelip tasavvufun enginliğinde hakikati bulan evrensel bir örnek olarak sevginin sınır tanımadığını hatırlatıyor.” ifadesinde bulundu. Günümüz tasavvuf çevrelerinde Cemalnur Sargut’un annesi olarak bilinen Meşkûre Sargut Hanımefendi’nin yaşamını “tam bir adanmışlık destanı” olarak nitelendiren Dr. Yalçınkaya, onun hikayesinin modern kadınlar için sabır, sadakat ve hizmetin sembolü olduğunu kaydetti. Maneviyat, günlük hayatla bütünleşmeli Modern dünyadaki ruhsal doyumsuzluk ve aidiyet eksikliğine karşı kadın sufilerin birer “kutup yıldızı gibi yolumuzu aydınlattığını” ifade eden Dr. Yalçınkaya, bu figürlerin maneviyatın günlük hayatla bütünleşebileceğinin kanıtları olduğunu söyledi. Samiha Ayverdi’nin kadının toplumsal uyumdaki rolünü tanımlayan sözlerini hatırlatan Dr. Yalçınkaya, Ayverdi’ye göre kadının, “cemiyet ahenginin ipuçlarını elinde tutan ve aile kavramını petekleyip dolduran sırlı kuvvet” olduğunu belirtti. “Toplumsal birliktelik ve empati, maneviyat arayışındaki herkese iyi gelecektir.” Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, kadın sufilerin, özellikle 1966’da Samiha Ayverdi’nin öncülüğünde kurulan Türk Kadınları Kültür Derneği (TÜRKKAD) gibi sivil toplum faaliyetleri aracılığıyla “geleneksel maneviyatı modern toplum formuna adapte ettiklerini” ve bunun günümüzde STK’larda kadınların üstlenebileceği rol için yol gösterici olduğunu ifade etti. Kadın sufiler “modern Türkiye’de bir tür manevi arka plan liderliği” yaptı Harvard Divinity School’a sunduğu araştırma önerisinin temelinde, kadın sufilerin Cumhuriyet döneminde manevi geleneğin devamında üstlendiği “arka plandaki misyonun” yattığını belirten Dr. Yalçınkaya, kadın sufilerin “modern Türkiye’de bir tür manevi arka plan liderliği” yaptığını dile getirdi. Bu çalışmaların toplumsal hafızaya kazandırılmasıyla oluşacak etkiye değinen Dr. Yalçınkaya, şunları kaydetti: “Cumhuriyet döneminde tekkelerin resmen kapalı olduğu zaman diliminde, manevi geleneğin sönmeyen ışığı kadınlar sayesinde devam etti... Kadınlar bu geleneğin öznesi, aktörü, kurucusu, hamisi olagelmiş.” Sofi Huri gibi evrensel örneklerin İslam tasavvufunun kapsayıcılığını göstermesi açısından kritik olduğunu vurgulayan Dr. Yalçınkaya, yabancı meslektaşlarının bu hikayelere hayran kaldığını ve böylece “kültürel diplomasi” diyebileceği bir faydanın ortaya çıktığını belirtti. Dr. Yalçınkaya, sözlerini bu kadın sufilerin hayatlarından öğrenilecek daha çok şeyimiz olduğunu dile getirerek, şöyle noktaladı: “Bu kadın sufilerin hayatlarından öğrenecek daha çok şeyimiz var. Onları okudukça, anlattıkça hem kendimiz manevi olarak besleniyoruz hem de toplumumuza ilham olacak değerler kazandırıyoruz.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.