Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Taşımacılık

Kapsül Haber Ajansı - Taşımacılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Taşımacılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

LOGISTECH’te Geleceğin Yakıtları Konuşuldu Haber

LOGISTECH’te Geleceğin Yakıtları Konuşuldu

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen LOGISTECH - 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı’nda taşımacılık sektörünün sürdürülebilir dönüşümü ele alındı. Fuar kapsamındaki söyleşide biyoyakıtların kullanım alanları, Türkiye’nin üretim potansiyeli ve uluslararası düzenlemelerin sektöre etkileri konuşuldu. “Yeni Nesil Biyoyakıt Çözümleri” temasıyla düzenlenen DEKATHON 2026’da ise öğrenciler, girişimciler ve sektör temsilcileri biyoyakıt teknolojilerine yönelik yeni fikirler geliştirmek üzere bir araya geldi. İZFAŞ’ın katkıları, DB Tarımsal Enerji ve DEPARK iş birliğiyle gerçekleştirilen DEKATHON, geçen yıl ulaşımda karbonsuzlaşma temasıyla ilk kez düzenlendi. Bu yıl biyoyakıt çözümlerine odaklanan etkinlik kapsamında, DB Tarımsal Enerji standında fikir geliştirme çalışmaları yapıldı ve alandaki girişimlerin desteklenmesine yönelik adımlar ele alındı. Gençler ve sektör temsilcileri aynı platformda buluştu Programda; iş modeli geliştirme çalışmaları, uzman bilgilendirmeleri ve firma-öğrenci görüşmeleri yapıldı. Yaşar Üniversitesi Bilgi ve Teknoloji Transfer Ofisi’nin katkısıyla Ar-Ge projeleri, patent veri tabanları, sınai mülkiyet hakları ve proje yönetimi konularında da bilgilendirme gerçekleştirildi. DEKATHON 2026’da takımlar; hammadde izlenebilirliğinden kaynak verimliliğine, biyoteknolojiden sürdürülebilir tarıma kadar yedi çalışma alanında çözüm geliştirecek. Fuarın ardından yapılacak ön elemede seçilecek 10 takım, çevrim içi mentörlük görüşmeleriyle finale hazırlanacak. 22 Ekim’de Dokuz Eylül Üniversitesi Tınaztepe Yerleşkesi’ndeki DEPARK BAMBU Girişimcilik Merkezi’nde gerçekleştirilecek sekiz saatlik ideathon ve jüri değerlendirmesi sonunda ilk üç takım belirlenecek. DEKATHON 365 yaklaşımıyla proje takibi yarışma sonrasında da devam edecek. DEPARK, takımları uygun destek programlarına yönlendirirken projelerin prototip geliştirme ihtiyaçları DB Tarımsal Enerji ve ilgili firmalarla değerlendirilecek. Türkiye’nin rekabet gücü ele alındı Fuar kapsamında “Ulaşımda Karbonsuzlaşma ve Türkiye’nin Rekabet Gücü: Regülasyonlardan Fırsatlara” başlıklı söyleşi düzenlendi. Ege Üniversitesi Biyokütle Enerji Sistemleri ve Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Günnur Koçar’ın moderatörlüğündeki oturumda, Arkas Bunker Sürdürülebilirlik Müdürü Erdinç Altun, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Enerji Uzmanı Hasan Emrah Çelebioğlu ve Biyoyakıt Sanayi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Borovalı konuşmacı olarak yer aldı. Arkas Bunker Sürdürülebilirlik Müdürü Erdinç Altun, denizcilik sektöründe yeşil enerji, metanol ve biyoyakıt gibi alternatif yakıtların kullanımının giderek arttığını belirterek, Türkiye’de biyoyakıt kullanan gemilerin bulunduğunu ifade etti. Altun, armatörlerin geçiş sürecindeki en önemli çekincelerinden birinin motor güvenliği olduğunu belirterek, “Gemi sahipleri en çok ‘Motoruma bir şey olur mu?’ diye soruyor. Bizim biyoyakıt kullanan gemilerimiz var ve bugüne kadar hiçbir sorun yaşamadık” dedi. Biyoyakıt kullanımında teknik uygulamaların yanı sıra yakıtın üretiminden kullanımına kadar tüm emisyonların dikkate alınması gerektiğini belirten Altun, “Uluslararası sertifikasyon süreçlerinin güçlendirilmesi gerekiyor” diye konuştu. “Türkiye önemli bir yakıt ikmal merkezi olabilir” EPDK Enerji Uzmanı Hasan Emrah Çelebioğlu, Avrupa Birliği düzenlemelerinin sürdürülebilir yakıtlara yönelik talebi artırdığını belirtti. Çelebioğlu, Türkiye’nin coğrafi konumunun da önemli bir fırsat sunduğuna dikkat çekerek, “Türkiye, özellikle Süveyş Kanalı üzerinden geçen gemiler için önemli bir yakıt ikmal merkezi olma potansiyeline sahip” dedi. Sürdürülebilir yakıt ekosisteminin hammadde, pazar, üretim, teknoloji ve sertifikasyon başlıklarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Çelebioğlu, “Türkiye’nin Avrupa Birliği 2050 net sıfır hedefi doğrultusunda ortak bir yol haritasına ihtiyacı var, bu konuda sektörlerin ortak bir konuşma dili oluşturması gerekiyor” diye konuştu. “Enerjiyi verimli kullanmak da önemli” Biyoyakıt Sanayi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Borovalı ise biyoyakıtların ulaşım sektöründe dönüşüm sürecini hızlandırabileceğini belirterek, “Kara, hava ve deniz taşımacılığında mevcut motor teknolojileriyle kullanılabilen ‘drop-in’ yakıtlar, yeni yakıtlara geçişi kolaylaştırıyor. Türkiye’nin sahip olduğu atık ve biyokütle kaynakları da bu alanda önemli bir hammadde potansiyeli oluşturuyor” dedi. Biyoyakıt üretiminde atıkların da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Borovalı, biyorafineri yaklaşımının önemine dikkat çekerek, “Bir ürün üretirken ortaya çıkan atıkları da başka ürünlere dönüştürebildiğimiz çoklu bir üretim modeline geçiyoruz. Atığın kaynağında belirlenmesi, toplanması ve ayrıştırılması bu sistemin en önemli aşamalarından biri” derken sürdürülebilir üretimde su ve enerji verimliliğinin de önem taşıdığını ifade etti. Borovalı, “Artık yalnızca ne kadar enerji ürettiğimize değil ne kadar su ve enerji tükettiğimize de bakıyoruz. Enerjiyi daha fazla üretmek kadar mevcut enerjiyi korumak ve verimli kullanmak da önemli” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

LOGISTECH’te Zengezur Koridoru ve Alsancak Limanı’nın Geleceği Konuşuldu Haber

LOGISTECH’te Zengezur Koridoru ve Alsancak Limanı’nın Geleceği Konuşuldu

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından 7-9 Ekim tarihlerinde Fuar İzmir’de düzenlenen LOGISTECH 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda, Zengezur Koridoru’nun bölgesel ticarete katkısı ve Alsancak Limanı’nın yeni dönem hedefleri masaya yatırıldı. Ulaştırma bağlantılarının güçlendirilmesi, dijitalleşme, operasyonel verimlilik ve altyapı yatırımları öne çıkan başlıklar oldu. “Hava, kara ve deniz taşımacılığını birlikte değerlendirmeliyiz” “Zengezur Koridoru: Türk Devletleri Arasında Ulaştırma Koridorlarının Geleceği” başlıklı oturumun moderatörlüğünü Türkiye-Azerbaycan İş Adamları ve Sanayicileri Birliği (TÜİB) Lojistik ve Nakliye Komitesi Başkanı Vusal Xalilov yaptı. Oturumda; Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yönetim Kurulu Üyesi Ayfer Vurgun, Ege Üniversitesi İşletme Bölümü Lojistik Yönetimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Aracıoğlu, Lojistik Hizmet Sağlayıcılar Derneği (LOJİDER) üyesi ve Artway Lojistik Satış Müdürü Fatih Dülger, AGTL Yönetim Kurulu Üyesi ve WILAT Azerbaycan Başkanı Lamiya Xalilova ile Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Avrupa Ülkeleri Uzmanı Sena Çelikten konuşmacı olarak yer aldı. UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi Ayfer Vurgun, Zengezur Koridoru’nun Türkiye’nin uluslararası ulaştırma bağlantılarını güçlendireceğini belirterek, “Mevcut güzergâhlara alternatif bir yolun bulunması, bölgesel taşımacılık ağını güçlendiren önemli bir unsur” dedi. Koridorun yalnızca demir yolu üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Vurgun, “Hava, kara ve deniz taşımacılığını birlikte değerlendirmeliyiz. Güzergâh boyunca hizmetlerin ve fiyatlandırmanın şeffaf olması, Hazar geçişlerinde gemi ve tren seferlerinin düzenli hâle getirilmesi gerekiyor” diye konuştu. Dijitalleşme ve mevzuat uyumu öne çıktı Ege Üniversitesi İşletme Bölümü Lojistik Yönetimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Aracıoğlu, Zengezur Koridoru’nun başarısının yalnızca ulaşım altyapısının kurulmasına bağlı olmadığını belirtti. Aracıoğlu, “Bir koridorun başarısı için teslimatın maliyetini, süresini ve herhangi bir sorun yaşandığında sorumluluğun kimde olduğunu baştan tanımlamak gerekiyor. Hazar geçişlerinde demir yolu ve deniz yolu entegrasyonu da bu zincirin en kritik noktalarından biri” dedi. Dijitalleşmenin yanı sıra sınır geçişlerinin ve ülkeler arasındaki mevzuat uyumunun önemine dikkat çeken Aracıoğlu, Türkiye’nin depolama, yük birleştirme ve katma değerli lojistik hizmetler alanındaki gücünün koridorla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Artway Lojistik Satış Müdürü Fatih Dülger de Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor Projesi’nin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirterek, “Orta Koridor’u tek tek güzergâhlar olarak değil, Londra’dan Çin’e kadar uzanan bütün bir hat olarak düşünmeliyiz. Dijitalleşme de koridorun verimliliği açısından zorunlu. Bir ülkede başlayan dijitalleşme diğer ülkede sekteye uğrarsa maliyet ve süre artıyor” dedi. “Taşımacılıkta belirsizlik bir maliyettir” AGTL Yönetim Kurulu Üyesi ve WILAT Azerbaycan Başkanı Lamiya Xalilova, Zengezur Koridoru’nun Türk devletleri arasındaki ulaştırma ve ticaret bağlantılarını güçlendireceğini vurguladı. Xalilova, “Bu koridor Azerbaycan ile Nahçıvan’ı, Türkiye’yi ve Orta Asya’yı birbirine bağlayan önemli bir ulaşım hattı olacak. Hazar geçişlerinin etkin ve düzenli çalışması, koridorun başarısı açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu. UND Avrupa Ülkeleri Uzmanı Sena Çelikten ise taşımacılıkta öngörülebilirliğin önemine dikkat çekti. Çelikten, “Taşımacılıkta belirsizlik bir maliyettir. Bizim için önemli olan yalnızca yolun varlığı değil, yükün ne kadar sürede ve hangi maliyetle hareket edeceğinin öngörülebilmesi. Sınır geçişleri ve mevzuat farklılıkları da süreci etkileyecektir. Yeni yollar kadar mevcut yolların birbirine bağlanması, belgelerin dijitalleşmesi ve uygulamaların ülkeler arasında uyumlaştırılması gerekiyor” dedi. Alsancak Limanı’nda yeni dönem ve yatırım hedefleri “İzmir’in Denizden Geleceğe Açılan Kapısı: Alsancak Limanı’nda Yeni Dönem ve Yeni Vizyon” başlıklı oturumda, limanın bölge ekonomisindeki stratejik rolü, yeni işletme dönemi ve planlanan yatırımlar ele alındı. Türkiye Liman İşletmecileri Derneği (TÜRKLİM) Danışmanı ve eski Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Erdemir’in moderatörlüğündeki oturuma, İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, Türkiye Varlık Fonu (TVF) İzmir Alsancak Limanı Yatırım ve Yönetim AŞ Operasyon ve Ticari Stratejiler Genel Müdür Yardımcısı Arcan Fayatorbay ile Alport Limanlar İş Geliştirme Direktörü Onurhan Kadıoğlu katıldı. İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, Alsancak Limanı’nın İzmir ve Ege Bölgesi’nin dış ticareti açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek hız ve verimliliğin liman operasyonlarında belirleyici olduğunu vurguladı. Gemilerin limanda bekleme sürelerinin azaltılması gerektiğini belirten Öztürk, “35 yıldır bu limanı savunanlardan biriyim. Limanın temel kullanıcısı gemidir ve gemi hareket etmek ister, durmak istemez. Durmak maliyet kaybıdır. Bu nedenle limanın hızlı ve etkin çalışması gerekiyor” dedi. Alsancak Limanı’nın yük hacmi artacak TVF İzmir Alsancak Limanı Yatırım ve Yönetim AŞ Operasyon ve Ticari Stratejiler Genel Müdür Yardımcısı Arcan Fayatorbay, limanın altyapısını güçlendirerek bölgenin ticari faaliyetlerine daha fazla katkı sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Rıhtımların rehabilitasyonu, liman sahalarının ve teknolojik altyapının geliştirilmesi, gemi yaklaşma kanalının derinleştirilmesi ve kuru liman yatırımlarının öncelikli başlıklar arasında yer aldığını belirten Fayatorbay, yük hacmini 2029 yılına kadar 1 milyon TEU’ya, ikinci faz yatırımlarıyla da kapasiteyi 3 milyon TEU’nun üzerine çıkarmayı hedeflediklerini ifade etti. Alsancak Limanı’nın uluslararası rekabet gücünü artırarak Pire Limanı’ndan aktarma yükü çekmeyi amaçladıklarını belirten Fayatorbay, yatırımların İzmir ve Ege ekonomisine katkı sağlayacağını kaydetti. Limanın kapasitesi artarken kent trafiğine etkisinin azaltılmasının da hedeflendiğini belirten Fayatorbay, otoyoldan limana doğrudan bağlantı sağlanmasına yönelik çalışmaların başlayacağını söyledi. Liman çevresinde tır kuyruklarının oluşmasını önlemek için saha düzenlemeleri yapılacağını aktaran Fayatorbay, limana ait demir yolu bağlantılarının devralınması ve yakınında kurulacak kuru liman aracılığıyla yüklerin demir yoluyla taşınmasının planlandığını ifade etti. Bu düzenlemelerle artan liman kapasitesinin İzmir kent trafiği üzerindeki etkisinin en aza indirilmesi amaçlanıyor. Liman-demir yolu bağlantısı güçlendirilecek Alport Limanlar İş Geliştirme Direktörü Onurhan Kadıoğlu, yeni işletme döneminde operasyonların kesintisiz sürdürüldüğünü belirtti. Kadıoğlu, “Limanı devraldığımız anda operasyonun devamlılığı bizim için en önemli konuydu. Bundan sonraki hedefimiz, her gün bir önceki günden daha iyi bir noktaya ulaşmak” dedi. Saha, ekipman, terminal ve dijital altyapının da geliştirileceğini kaydetti. Oturumun moderatörü Aydın Erdemir ise Alsancak Limanı’nın tarihsel gelişiminde demir yolunun önemli bir rol oynadığını vurguladı. Erdemir, “İzmir’de liman ve demir yolunun birlikte gelişmesi, kentin ticari kimliğinin oluşmasında önemli rol oynadı. Bugün de liman-demir yolu bağlantısını modern altyapı ve etkin işletmecilik anlayışıyla güçlendirmek, İzmir’in lojistik geleceği açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İhracat ve Lojistik Sektörleri LOGISTECH’te Buluşuyor Haber

İhracat ve Lojistik Sektörleri LOGISTECH’te Buluşuyor

8 bin 500 yıllık liman ve ticaret kenti olan İzmir, 7-9 Ekim 2026 tarihlerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından düzenlenen LOGISTECH – 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı’nda ihracat ve lojistik sektörlerinin büyük buluşmasına ev sahipliği yapacak. LOGISTECH Fuarı’yla ilgili Ege İhracatçı Birlikleri’nde Basın Toplantısı düzenlendi. Toplantıda Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğü Lojistik ve Taşımacılık Hizmetleri Daire Başkanı Mehmet Serkan Buralı, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk ve İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu lojistik sektörüyle ihracat arasındaki güçlü bağlara dikkat çektiler. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Jeopolitik risklerin, savaşların, ticaret yollarında yaşanan kırılmaların, navlun maliyetleri, korumacılık politikaları, yeşil dönüşüm ve karbon düzenlemelerinin artık üretim kadar, ürünün hangi rotayla ve hangi maliyetle pazara ulaştığını da belirleyici hale geldiğine dikkati çekti. “Bu nedenle LOGISTECH gibi sektörün tüm taraflarını bir araya getiren organizasyonları son derece önemsiyoruz” şeklinde konuşan Öztürk, “İzmir, Türkiye’nin üretim ve ihracat ekosisteminde yalnızca güçlü bir sanayi merkezi değil; aynı zamanda liman altyapısı, lojistik kapasitesi ve stratejik coğrafi konumuyla ülkemizin dış ticaret trafiğindeki en kritik merkezlerden birisi. İzmir’in liderlik ettiği Ege Bölgesi’nin yıllık 44 milyar dolara yaklaşan ihracatı var. Demir ve demir dışı metallerden gıdaya, kimyadan hazır giyime, yenilenebilir enerji ekipmanlarından tarıma lojistik sektörlerine kadar çok güçlü bir üretim ekosistemine sahibiz” diye konuştu. İzmir’in sahip olduğu 16 limanla Türkiye’de elleçlenen toplam yükün yaklaşık yüzde 17’sini, konteyner yüklerinin ise yüzde 15’ini gerçekleştirdiğini vurgulayan Öztürk, İzmir’in mevcut potansiyelinin tamamını kullanamadığını, Alsancak Limanı, Aliağa–Nemrut Limanlar Bölgesi ve Çandarlı Limanının birlikte ele alınarak İzmir için lojistik master planı oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. İzmir limanlarının işlem hacimlerindeki değişime temas eden Öztürk, “Bir dönem ihracatımızın yaklaşık yüzde 60’ı Alsancak Limanı'ndan, yüzde 40’ı diğer limanlardan gerçekleşirken bugün tablo tersine dönmüş durumda. Aliağa limanları ihracatımızın yaklaşık yüzde 70–75’ini taşırken Alsancak Limanı’nın payı yüzde 25 seviyelerine geriledi. Bu nedenle Alsancak Limanı’nın modernizasyonunu; yüksek kapasiteli ekipman yatırımları, dijital liman uygulamaları, liman sahası verimliliği ve kara–demir yolu bağlantılarının geliştirilmesiyle birlikte ele almalıyız. Aliağa–Nemrut Havzası ise Ege Bölgesi açısından vazgeçilmez bir lojistik merkez haline geldi” dedi. İzmir limanlarıyla OSB’ler arasında demiryolu bağlantısının kurulmasını İzmir'in gelecek 20–30 yıllık lojistik vizyonunun temel yatırımlarından biri olarak gördüklerini kaydeden Öztürk, şöyle devam etti; “Bugün ihracatçımız ürününü organize sanayi bölgesinden limana büyük ölçüde TIR ile taşımak zorunda kalıyor. Bu durum lojistik maliyetleri artırdığı gibi liman çevresinde trafik yoğunluğuna ve daha yüksek karbon emisyonuna neden oluyor. Aliağa–OSB demiryolu aksının güçlendirilmesi, Alsancak Limanı ile Kemalpaşa Lojistik Merkezi arasındaki bağlantının etkin hale getirilmesi, Çandarlı Limanı için demiryolu entegrasyonunun planlanması, Aydın–Denizli–Manisa sanayi koridorunun limanlara demiryoluyla bağlanması öncelikli yatırım başlıklarımız arasında olmalıdır. Demiryolunun yük taşımacılığındaki payını yüzde 5 seviyelerinden yüzde 20’lere doğru çıkaracak bir dönüşümü gerçekleştirmeden Ege Bölgesi'nin lojistik rekabet gücünde kalıcı bir sıçrama yaratmamız kolay değil. Bu noktada, İzmir Valiliği, EBSO, İZTO ve Birliğimiz ortaklığında kurulan Kemalpaşa Lojistik Merkezi’ni de İzmir’in lojistik geleceğinin en stratejik yatırımlarından biri olarak görüyoruz. Alsancak ve Aliağa limanlarıyla bağlantısı, karayolu ve demiryolu altyapısına erişimi sayesinde yalnızca İzmir’e değil, Batı Anadolu’ya ve Türkiye’nin geneline hizmet verecek önemli bir lojistik üs niteliğinde. Projenin tamamlanmasıyla birlikte kombine taşımacılığın güçlenmesini, TIR ve kamyon trafiğinin azalmasını, demiryolu taşımacılığının payının artmasını, gümrük ve lojistik operasyonlarında hız ve verimlilik sağlanmasını bekliyoruz.” İzmir’in, 8 bin 500 yıllık bir liman ve ticaret kenti olduğunun altını çizen İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, İzmir’nin günümüzde de güçlü limanları, sanayisi ve geniş hinterlandıyla Türkiye’nin en önemli lojistik merkezlerinden birisi konumuna dikkat çekerek, bu gerekçelerle lojistik sektörünün İzmir’de güçlü bir şekilde buluşmasının kendileri için ayrı bir önem taşıdığını vurguladı. 2022 yılından bu yana Logistech Fuarı 3 kat büyüdü “LOGITECH’e 2022 yılında 100 katılımcı ve yaklaşık 6 bin ziyaretçiyle başladık” diyen Cumalıoğlu, “5. yılında fuarımız alan olarak yaklaşık üç kat büyüdü ve İzmir sınırlarının ötesine geçen bir sektör buluşmasına dönüştü. Geçtiğimiz yıl 7 farklı ülkeden 136 katılımcıyı ve 20 bine yakın sektör profesyonelini ağırladık. Ama biz bir fuarın başarısını yalnızca rakamlarla ölçmüyoruz. Bizim için asıl mesele, o fuarın içinde yeni ticari ilişkiler kurulması, yeni iş birliklerinin doğması ve katılımcının fuardan somut bir değerle ayrılması. Logistech’te de karayolu, denizyolu, demiryolu ve havayolu taşımacılığından liman işletmeciliğine; depolamadan dijital lojistiğe kadar geniş bir ekosistemi aynı çatı altında buluşturuyoruz. Bu nedenle Ege’nin ihracatçılarıyla Logistech arasında çok doğal ve güçlü bir bağ olduğuna inanıyorum. Yeni pazarlara ulaşmak, tedarik zincirlerini çeşitlendirmek, alternatif taşıma modelleri oluşturmak ve maliyetleri daha iyi yönetmek bugün ihracatçımızın doğrudan gündeminde. Biz de Logistech’i yalnızca lojistik sektörünün kendi içinde buluştuğu bir fuar olarak görmüyoruz. Lojistik hizmeti üretenlerle, bu hizmeti kullanan ihracatçıyı aynı platformda buluşturmak istiyoruz” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Volkswagen Ticari Araç, IAA Transportation 2026’da Yeni Caddy ve Yeni Multivan’ı sergiliyor Haber

Volkswagen Ticari Araç, IAA Transportation 2026’da Yeni Caddy ve Yeni Multivan’ı sergiliyor

Seri üretimine markanın Poznań fabrikasında başlanan Yeni Caddy; 12,9 inçlik bağımsız bilgi-eğlence ekranı, standart dijital gösterge paneli ve dış tasarımında yapılan yeniliklerle öne çıkıyor. Volkswagen Ticari Araç, taşımacılık ve lojistik sektörünün en prestijli uluslararası organizasyonlarından biri olan IAA Transportation 2026’da güncel ürün gamını sergiliyor. 15-20 Eylül tarihleri arasında Hannover’de düzenlenen fuarda markanın öne çıkan modelleri Yeni Caddy ve Yeni Multivan oldu. Ticari kullanımdan aile yaşamına, şehir içi mobiliteden uzun yolculuklara kadar geniş bir kullanım yelpazesine hitap eden Yeni Caddy ve Yeni Multivan, yenilenen dış tasarımlarını daha dijital, konforlu ve fonksiyonel iç mekanlarla bir araya getiriyor. Gelişmiş sürüş destek sistemleriyle donatılan modeller, Volkswagen Ticari Araç’ın farklı kullanıcı profillerinin ihtiyaçlarına yönelik kapsamlı ve yenilikçi mobilite çözümleri sunma yaklaşımını da yansıtıyor. Volkswagen Ticari Araç Genel Müdürü Tolga Senyücel, markanın IAA Transportation 2026 katılımına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Volkswagen Ticari Araç olarak modellerimizi yalnızca bir ulaşım aracı olarak değil, müşterilerimizin iş ve özel yaşamlarına uyum sağlayan çok yönlü mobilite çözümleri olarak konumlandırıyoruz. IAA Transportation, sektörün dönüşümüne yön veren ve geleceğin mobilite ihtiyaçlarının şekillendirildiği en önemli uluslararası platformlardan biri. Fuarda sergilenen Yeni Caddy ve Yeni Multivan da yenilenen tasarımları, gelişmiş dijital özellikleri ve kullanıcı odaklı teknolojileriyle bu yaklaşımımızı yansıtıyor. Her iki modeli de yılın son çeyreğinde müşterilerimizle buluşturmayı planlıyoruz.” Yeni Caddy: İş ve günlük yaşam için daha dijital çözümler Volkswagen Ticari Araç’ın hem işletmelerin hem de ailelerin ve bireysel kullanıcıların tercih ettiği modelleri arasında yer alan Yeni Caddy, yenilenen tasarımı ve gelişmiş teknolojileriyle IAA Transportation 2026’nın öne çıkan modellerinden biri olarak dikkat çekiyor. Yeni neslinin seri üretimine başlanan Volkswagen Ticari Araç’ın Poznań fabrikasında, 2003 yılından bu yana yaklaşık 2,9 milyon Caddy üretildi. Yenilenen ön tampon tasarımı, farklılaşan jant seçenekleri ve ürün gamına eklenen yeni gövde renkleri, Caddy’ye daha modern ve dinamik bir görünüm kazandırıyor. Ön tamponun sağ ve sol bölümlerine entegre edilen radar sensörleri ise modelde sunulan gelişmiş sürüş destek sistemlerinin teknik altyapısını oluşturuyor. Yeni Caddy’deki en kapsamlı yeniliklerden biri iç mekânda gerçekleştirildi. Yenilenen ön konsolun merkezinde konumlanan 12,9 inçlik bağımsız bilgi-eğlence ekranı ve MagSafe özellikli kablosuz hızlı şarj sistemi, kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. Kişiselleştirilebilen dokunmatik kontroller sık kullanılan fonksiyonlara daha hızlı erişim sağlarken, yenilenen dijital gösterge paneli tüm donanım seviyelerinde standart olarak sunuluyor. Donanım seviyesine göre farklılaşan dekoratif yüzeyler iç mekânın modern ve teknolojik atmosferini güçlendirirken, B sütunlarına entegre edilen tutamaklar araca giriş ve çıkışı daha konforlu hale getiriyor. Yeni Multivan: Güçlenen tasarım, daha konforlu yaşam alanı IAA Transportation 2026’da sergilenen bir diğer yeni model ise yenilenen tasarımını daha konforlu, dijital ve fonksiyonel bir iç mekânla bir araya getiren Yeni Multivan oldu. Modelin ön ve arka aydınlatma grupları ile ön tamponu yeniden tasarlandı. Sağ ve sol farları birbirine bağlayan ışık şeridi, Yeni Multivan’a daha güçlü ve modern bir ön görünüm kazandırırken, yeni jant tasarımları ve ürün gamına eklenen yeni gövde renkleri de dış tasarımdaki yenilikleri tamamlıyor. İç mekânda ise dijital gösterge paneli ve 12,9 inçlik bilgi-eğlence sistemiyle birlikte vites seçici, bardaklık ve kablosuz şarj ünitesi yeniden tasarlandı. Ön konsolda kullanılan parlak ve yumuşak dokulu yüzeyler, aracın kalite algısını ve premium atmosferini daha da güçlendiriyor. Ön yolcu koltuğuna eklenen ISOFIX bağlantısı, çocuk koltuğunun aracın ön bölümünde de güvenli şekilde kullanılmasına olanak tanırken, Multivan’ın aile kullanımına yönelik işlevselliğini de artırıyor. Karşılıklı veya sıra koltuk düzenine uyum sağlayan esnek iç mekân yapısıyla Yeni Multivan; aile yolculuklarından VIP taşımacılığa, günlük kullanımdan iş amaçlı seyahatlere kadar farklı kullanım senaryolarına yanıt vermeyi sürdürüyor. Yeni Caddy ve Yeni Multivan Son Çeyrekte Türkiye’de IAA Transportation 2026’da öne çıkan Yeni Caddy ve Yeni Multivan’ın 2026 yılının son çeyreği içerisinde Türkiye’de satışa sunulması planlanıyor. Her iki model de yenilenen tasarımlarının yanı sıra daha da fonksiyonelleşen sürüş destek sistemi seçenekleriyle Volkswagen Ticari Araç’ın Türkiye’deki ürün gamını güçlendirecek. Volkswagen Ticari Araç Pazarlama Müdürü Ömer Madazlıoğlu ise “Yeni Caddy ve Yeni Multivan modelleri; işlevsellik, dijitalleşme ve konfor özelliklerinin yanı sıra farklı kullanım ihtiyaçlarına uyum sağlayan yapılarıyla Volkswagen Ticari Araç ‘her ihtiyaca uygun çözüm’ yaklaşımını 2027 yılında da sürdürmeye devam edecek” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Renault Master’dan Güçlü Dönüş Haber

Renault Master’dan Güçlü Dönüş

2024 yılında tamamen yenilenerek, dördüncü nesliyle ülkemizde satışına başlanan, modern ve aerodinamik Renault Master, genişleyen ürün gamıyla farklı kullanım alanlarına yönelik çözümlerini güçlendiriyor. Uzun bir aranın ardından yenilenen Master Minibüs ve Renault tarafından üstyapısı tamamlanarak satışa sunulan açık kasa Master Kamyonet, sağlamlık, yüksek kullanım konforu ve iş odaklı fonksiyonları bir araya getiriyor. Renault’nun ticari araçlardaki uzmanlığını farklı kullanım alanlarına taşıyan yeni modeller, yalnızca birer araç olarak değil, personel ve öğrenci taşımacılığından yük taşımacılığına kadar profesyonellerin günlük operasyonlarını kolaylaştıran kapsamlı iş çözümleri olarak konumlanıyor. Üstyapıları tamamlanmış şekilde müşterilere teslim edilen araçlar, Renault güvencesi ve geniş servis ağıyla satış sonrasında da desteklenirken, 3 yıl veya 100.000 kilometreye kadar Renault garantisiyle sunuluyor. Yeni Master Minibüs: Konfor, Teknoloji ve İşlevsellik Bir Arada Uzun bir aranın ardından pazara dönen Yeni Renault Master Minibüs, tamamen yenilenen yolcu bölümü ve modern iç tasarımıyla segmentinde konfor standartlarını yeniden tanımlıyor. 16+1 koltuk düzeninde sunulan Master Minibüs, Personel ve Okul olmak üzere iki farklı paket seçeneğiyle farklı taşımacılık ihtiyaçlarına özel çözümler sunuyor. Her ayrıntısı yeniden tasarlanan iç mekanda, otomobil standartlarında tasarlanan Renault elmas logosu işlenmiş bel ve baldır destekli, parçalı suni deri döşemeli koltuklar segment beklentilerini yeniden tanımlıyor. Kumaş tavan kaplaması, özel tasarım cam altı paneller, aydınlatmalı USB güç çıkışları, ambiyans aydınlatma ve gizli klima kanalları ise yolculuk deneyimini daha konforlu bir seviyeye taşıyor. Yolcuların görüş alanını artırmak amacıyla koltukların platform üzerine konumlandırıldığı Master Minibüs’te, gizli mekanizmalı otomatik kayar kapı, yolcu bölümündeki koltukların etkin şekilde kullanılmasına olanak tanıyor. 1.200 mm genişliğindeki otomatik açılan yan kapı ve 800 mm genişliğindeki otomatik kayar basamak, geniş açıklık ve kolay kullanım avantajıyla yolcu iniş-binişlerini daha konforlu hale getiriyor. Yeni elektrik takviyeli direksiyon sistemi ile 14,9 metrelik dönüş çapıyla şehir içi kullanımda hem bir önceki nesline hem de segment ortalamasına göre yüksek manevra kabiliyeti sunuyor. Dört mevsim konfor Yeni Master Minibüs’ün yolcu bölümü bağımsız olarak kontrol edilebilen yüksek kapasiteli otomatik klima sistemi ile donatılıyor. Kış aylarında ise motor çalışmıyorken de iç mekanı ısıtabilen 2,2 kW gücündeki dizel ısıtıcı, uzun bekleme sürelerinde dahi kabin için konforun korunmasına yardımcı oluyor. Isıtıcı ve otomatik klima sisteminin tek panel üzerinden kontrol edilebilmesi kullanım kolaylığı sağlıyor. Okul taşımacılığında yüksek güvenlik standartları Yeni Master Minibüs’ün Okul paketi, öğrenci taşımacılığının ihtiyaçlarına yönelik özel donanımlarla sunuluyor. Yönetmeliğe uygun kamera kayıt sistemi, koltuk sensörü bilgilendirme sistemi ve kamera görüntü ekranı gibi donanımlar, okul taşımacılığında güvenlik ve mevzuat uyumunu destekliyor. Güçlü ve verimli motor Yeni Master Minibüs, 170 bg güç ve 380 Nm tork üreten Blue dCi motor ve 6 ileri manuel şanzıman ile sunuluyor. Zincirli motor yapısı dayanıklılık sunarken, verimli motor teknolojisi düşük yakıt tüketimi ile işletme maliyetlerini en aza indiriyor. Yeni Master Minibüs, lansmana özel 2.559.000 TL’den başlayan fiyatıyla 1.200.000 TL için %0 faiz ve 6 ay vade finansman kampanyasıyla müşterilerle buluşuyor. Bununla birlikte minibüs profesyonellerinin sezon dışı dönemlerde nakit akışlarını desteklemek amacıyla Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında ödemesi bulunmayan, 48 aya kadar vadeli, 1.500.000 TL’ye kadar kredi seçenekleri de sunuluyor. Master Kamyonet’te İşin İhtiyacına Göre Şekillenen Yeni Çözüm: Açık Kasa Master Kamyonet’in yeni açık kasa seçeneği, profesyonellerin farklı iş kollarındaki ihtiyaçlarına doğrudan yanıt vermek üzere geliştirildi. Renault tarafından üstyapısı tamamlanarak müşteriye hazır şekilde teslim edilen araç, kullanıcıların ek bir üstyapı süreciyle uğraşmadan işlerine başlamasına imkan tanıyor. L2 tek kabin, L3 tek kabin ve L3 çift kabin olmak üzere üç farklı gövde seçeneğiyle sunulan açık kasa Master Kamyonet, geniş yükleme alanı ve yüksek taşıma kapasitesiyle farklı sektörlerin kullanımına uyum sağlıyor. 3.915 mm’ye varan yükleme uzunluğu ve 1.140 kg’a varan istiap haddi sunan araçta, 500 mm yüksekliğindeki yan kapaklar yükün güvenli şekilde taşınmasına katkıda bulunuyor. Açık kasanın kapalı tasarımlı, cam ızgaralı kabin koruma paneli sürücü bölümünü olası yük kaymalarına karşı korurken, özel kaplamalı yük alanı uzun süreli ve yoğun kullanıma uygun bir yapı sunuyor. Ergonomik kollu kapak mandalları, arka kapakta yer alan katlanır basamak, yüksek dayanımlı arka kapak askıları ve kaydırmaz zeminli yan basamaklar, yükleme ve boşaltma süreçlerini kolaylaştırıyor. Üç tarafı tamamen açılabilen çelik kataforez kaplama yan kapaklar, nokta kaynaklı çelik şasi, ses ve titreşimi azaltan kapak menteşeleri ve menteşelere entegre yük sabitleme kancaları, açık kasa Master Kamyonet’in dayanıklılığını ve kullanım kolaylığını artırıyor. L3 uzunluğundaki versiyonlarda standart olarak sunulan LED gabari lambaları ise aracın görünürlüğünü artırıyor. Master Kamyonet açık kasalı versiyonlarında 1.916.000 TL’den başlayan fiyatıyla 1.000.000 TL, %0 faiz ve 6 ay vade finansman kampanyasıyla müşterilerin beğenisine sunuluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÖBB, Alpbach’ta Otonom Otokar e‑Centro ile Yolcu Taşımaya Başladı Haber

ÖBB, Alpbach’ta Otonom Otokar e‑Centro ile Yolcu Taşımaya Başladı

Avusturya’nın Tirol bölgesinde yaklaşık 120 yıl önce, Ağustos 1907’de, Neumarkt’tan Predazzo’ya (Güney Tirol-Trentino) yapılan ilk posta otobüsü yolculuğu ile Avusturya’nın ulaşım tarihinde bir dönüm noktası yaşanmıştı. Avrupa Forumu Alpbach 2026’da ülkenin önde gelen taşımacılık şirketi ÖBB yeni bir sayfa açıyor ve Avusturya’da ilk kez SAE Seviye 4’e uygun tam otonom sürüş fonksiyonuna sahip elektrikli bir otobüsü yolcu taşımacılığında kullanıyor. Otonom Otokar e‑Centro, Alpbach içinde belirlenmiş bir güzergâhta yolcuları taşıyor. Pilot uygulama kapsamında ulaşım ücretsiz olarak sunuluyor. Zorlu topoğrafya, dar sokaklar ve yoğun trafik ortamında tam otonom bir otobüsün kullanılması, geleceğin mobilitesi için önemli bir pratik test niteliğinde. ÖBB CEO’su Andreas Matthä, “Yenilikçi teknolojiler yalnızca laboratuvar ortamında değil, gerçek koşullarda da test edilmelidir. Toplu taşımayı adım adım geliştirebilmemiz için bu tür pratik deneyimler kritik öneme sahiptir,” dedi. Alpbach’taki uygulama hakkında Otokar Avrupa şirketi Ticari Direktörü Anna Mejer ise şunları söyledi: “ÖBB’nin toplu taşımadaki geniş uzmanlığını Otokar’ın otonom mobilitedeki deneyimiyle birleştiren bu proje, otonom toplu taşımanın geleceği için sağlam bir temel oluşturuyor. Bu önemli yolculuğun parçası olmaktan ve Avusturya’nın otonom toplu taşıma deneyimini gerçek uygulamalarla katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz.” Geleceğin Mobilitesi İçin Kilit Teknoloji ÖBB, otonom sürüşü geleceğin toplu taşımacılığı için kilit teknoloji olarak görüyor. Amaç, otonom araçların toplu taşımayı nasıl tamamlayabileceğini ve ek mobilite hizmetleri yaratabileceğini ortaya koymak. Alpbach’taki pilot uygulamadan elde edilen bulgular, sonraki projelerin temelini oluşturacak. Bir sonraki adımda, Otokar’ın tam otonom e‑Centro’su Vorarlberg’deki Wolfurt kampüsünde sanayi parkındaki şirketleri S‑Bahn’a bağlayacak. Uluslararası Deneyimden Güç Alan Teknoloji Otokar’ın kendi mühendislik uzmanlığıyla geliştirdiği tamamen elektrikli Otonom e‑CENTRO kullanılacak. Araç SAE Seviye 4 teknolojisine sahip olup tanımlanmış alanlarda otonom sürüş görevini üstlenebiliyor. Avusturya yasaları gereği araçta bir güvenlik sürücüsü bulunuyor. Otokar, Madrid dahil olmak üzere Avrupa’da otonom taşımacılıkta deneyim sahibi ve bu deneyimleri şimdi Avusturya’daki uygulamalara aktarıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Furetank’tan İsveç Denizciliğine Güçlü Mesaj: Fure Vasa Denize İndi, Dört Yeni Gemi Siparişi Geldi Haber

Furetank’tan İsveç Denizciliğine Güçlü Mesaj: Fure Vasa Denize İndi, Dört Yeni Gemi Siparişi Geldi

İsveçli denizcilik şirketi Furetank, yeni tankeri Fure Vasa için Uddevalla’da isim verme töreni düzenledi. 300’den fazla davetlinin katıldığı törende şirket, dört yeni gemi siparişini de duyurdu. Böylece VINGA serisindeki gemi sayısı 26’ya yükselecek. İsveç denizcilik sektörünün önemli şirketlerinden Furetank, filosuna katılan yeni tankeri Fure Vasa’yı Uddevalla’da düzenlenen törenle tanıttı. 28 Ağustos Cuma günü gerçekleştirilen törene siyaset, iş dünyası ve denizcilik sektöründen 300’ü aşkın davetli katıldı. Fure Vasa’nın isim aldığı gün, aynı zamanda yeni yatırım kararlarının açıklandığı ve Furetank ile FKAB Marine Design arasındaki 40 yıllık iş birliğinin kutlandığı önemli bir buluşmaya dönüştü. İsveç bayrağı vurgusu Törende konuşan İsveç Devlet Sekreteri Johan Davidson, taşımacılığın artık yalnızca rekabet gücüyle ilgili olmadığını, dünyadaki siyasi gerilimler nedeniyle güvenlik, dayanıklılık ve hazırlık açısından da önem taşıdığını söyledi. Davidson, Furetank’ın İsveç bayrağı altında çalışacak yeni bir gemiyi daha filosuna katmasının hükümet açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Bu açıklama, İsveç’in ticari filosunu güçlendirme ve stratejik taşımacılık kapasitesini koruma hedefinin yeni yatırımlarda daha belirgin hale geldiğini gösterdi. Fure Vasa Avrupa’ya ulaştı Çin’in Yangzhou kentindeki China Merchants Jinling Tersanesi’nde inşa edilen Fure Vasa, kısa süre önce Avrupa’ya ulaştı. Yeni tanker, Furetank’ın çevreci ve verimli gemilerden oluşan VINGA serisinin 18’inci üyesi oldu. Furetank Üst Yöneticisi Lars Höglund, geminin Furetank, Algoma Central Corporation, FKAB Marine Design, tersane çalışanları ve proje ortakları arasındaki yakın iş birliğinin sonucu olduğunu söyledi. Höglund, Fure Vasa’nın daha sürdürülebilir ve verimli deniz taşımacılığına yönelik ortak hedeflerini temsil ettiğini belirterek geminin gelecek 20 yılda uygulanması beklenen çevre düzenlemelerini karşılayacak şekilde tasarlandığını ifade etti. Dört yeni gemi siparişi açıklandı Furetank, isim verme töreninde büyüme planının yeni adımlarını da duyurdu. Şirket, dört yeni VINGA sınıfı tanker siparişi verildiğini açıkladı. Bu siparişlerle birlikte serideki toplam gemi sayısı 26’ya çıkacak. Yeni gemilerden ikisi Furetank ile Kanadalı Algoma Central Corporation’ın ortak girişimi FureBear bünyesinde faaliyet gösterecek. Diğer gemiler ise Älvtank ve O.H. Meling şirketlerinin filolarına katılacak. Açıklanan siparişler, çevreci tanker filosuna yönelik talebin devam ettiğine ve İsveç merkezli denizcilik şirketlerinin yeni yatırımlara hazırlandığına işaret etti. 40 yıllık ortaklık büyüyerek devam ediyor Tören, Furetank ile gemi tasarım şirketi FKAB Marine Design arasındaki iş birliğinin 40’ıncı yılına da sahne oldu. Mattsson Group Yönetim Kurulu Başkanı Stefan Mattsson, 1980’li yıllarda başlayan ortaklığın her iki şirkete de önemli başarılar kazandırdığını söyledi. Mattsson, iş dünyasının yalnızca ekonomi ve rakamlardan ibaret olmadığını, uzun vadeli bağlılık, güven ve dostluğun da kalıcı başarıda önemli rol oynadığını vurguladı. VINGA serisinin pazarda güçlü karşılık bulduğunu belirten Mattsson, gemi sayısının 26’ya ulaşmasını büyük bir başarı olarak değerlendirdi. Fure Vasa’ya ismini, Mattsson Group Yönetim Kurulu Üyesi Anna Mattsson Lundgren verdi. İlk destek 1988 yılında geldi Lars Höglund, Furetank’ın bugünkü büyüklüğüne ulaşmasında FKAB’nin geçmişte verdiği desteğin önemli bir payı bulunduğunu anlattı. FKAB’nin kurucusu Gustaf Mattsson’un 1988 yılında Furetank’a güvenerek şirketin ilk çift cidarlı gemisinin finansmanına katkı sağladığını hatırlatan Höglund, bu yatırımın söz konusu güvenlik standardı henüz zorunlu hale gelmeden yıllar önce yapıldığına dikkat çekti. Höglund, Anna Mattsson’un Fure Vasa’nın isim annesi olmasının bu nedenle ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. İsveç denizciliğinde gelecek umudu Törene katılan isimler arasında Stena Sphere Üst Yöneticisi Dan Sten Olsson da yer aldı. Furetank gibi İsveç’in önemli denizcilik merkezlerinden Donsö kökenli olan Olsson, yeni nesil gemilerin taşıdığı teknoloji nedeniyle törende bulunduğunu söyledi. Stena’nın aynı Çin tersanesine 19 gemi siparişi verdiğini hatırlatan Olsson, Furetank’ın VINGA serisinde 26 gemiye ulaşmasının dikkat çekici olduğunu belirtti. İsveç’te gemilerin ülke siciline kaydedilmesi için artık daha uygun şartların oluştuğunu dile getiren Olsson, sektörün geleceği konusunda iyimser olduklarını ve İsveç denizciliğinin gelişmesine birlikte katkı sunacaklarını söyledi. Fure Vasa’nın filoya katılması ve aynı gün dört yeni siparişin açıklanması, Furetank’ın büyüme planlarının yanı sıra İsveç tanker taşımacılığındaki hareketliliğin de güçlü bir göstergesi oldu.

Raben Group, Emisyonlarını %41 Azalttı Haber

Raben Group, Emisyonlarını %41 Azalttı

Filosunun yüzde 99'unu EURO VI emisyon standardına sahip araçlardan oluşturan şirket, operasyonlarında kullandığı yeşil elektrik oranını yüzde 96,3'e çıkardı. Yeşil lojistik uygulamaları ve çevre dostu taşımacılık çözümleriyle öne çıkan Raben Group, 2025 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Türkiye ve İsviçre yatırımlarıyla geçen yıl lojistik ağını 17 ülkeye, cirosunu da 2,3 milyar euroya çıkaran Raben Group, iklim hedefleriyle uyumlu karbonsuzlaştırma stratejisini hızlandırdı. Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını 2020 baz yılına göre yüzde 41,1 oranında azaltmayı başaran Raben Group, yeşil elektrik kullanım oranını yüzde 96,3 gibi çok yüksek bir seviyeye çıkardı. Raben Group Bölge Direktörü Bartlomiej Lapinski, lojistikte fosil yakıt kullanımını minimize edecek, oyun kurucu hamleler geliştirdiklerini belirterek, “Lojistik sektöründe rekabet artık ‘en hızlı’ değil, ‘en düşük karbonlu’ olanlar arasında yaşanıyor.” dedi. “Taşımacılık kaynaklı emisyon maliyetlerini azaltmaya yardımcı oluyoruz” Avrupa Komisyonu strateji belgesine göre yük taşımacılığı faaliyetinin, baz alınan 2015'e kıyasla 2050'ye kadar yüzde 50 artacağını vurgulayan Lapinski, “Emisyonlar da hızla yükseleceği için yeşil lojistik artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Raben Group olarak filomuzun bir bölümünde halihazırda biyoyakıt kullanıyoruz. Özellikle Almanya ve Polonya başta olmak üzere Avrupa operasyonlarımızda HVO100 kullanımını artırıyor ve elektrikli çekici sayımızı genişletiyoruz. Bu sayede müşterilerimizin değer zincirlerindeki taşımacılık kaynaklı emisyonları azaltmalarına ve giderek artan iklim raporlama gerekliliklerine hazırlanmalarına destek oluyoruz.” diye konuştu. Lapinski, karbonsuzlaştırmayı finansal bir kaldıraç olarak da kullandıklarını, lojistik sektörünün ilk Sürdürülebilirlik Bağlantılı Kredisi’ni (SLL) hayata geçirerek, yeşil dönüşümü finansal performansla ilişkilendirdiklerini dile getirdi. “Filomuzun yüzde 99’u EURO VI emisyon standardında” Küresel lojistik ihalelerinde artık şeffaf emisyon verisinin ön şart haline geldiğinin altını çizen Lapinski, şunları kaydetti: “Müşterilerimiz myRaben platformu üzerinden sevkiyat bazlı karbon ayak izini görebiliyor. Sadece Türkiye’de değil, Avrupa genelindeki 2,1 milyon metrekarelik 180 depomuzda ısı pompaları ve güneş panelleriyle emisyon değerlerimizi büyük oranda düşürdük. Filomuzun yüzde 99’u EURO VI emisyon standardını karşılayan araçlardan oluşuyor. Bununla birlikte, sürdürülebilir dönüşümü yalnızca kendi operasyonlarımızla sınırlı görmüyor; tedarikçilerimizin de emisyonlarını ölçmelerine ve kendi karbonsuzlaştırma yol haritalarını oluşturmalarına destek oluyoruz.” “Sera gazı yönetim sistemiyle ‘lider’ seviyeye yükseldi” Lapinski, Raben Group’un, dünyanın en prestijli kurumsal sürdürülebilirlik derecelendirme platformlarından biri olan EcoVadis tarafından bir kez daha ödüllendirildiğini belirterek, “EcoVadis Sürdürülebilirlik Derecelendirmesinde Gümüş Madalya kazandık. Genel puanımızı 77’ye çıkararak, ‘Kara Yolu Taşımacılığı’ alanında küresel ölçekte en iyi yüzde 1’lik dilime girdik. Sera Gazı (GHG) yönetim sisteminde sergilediğimiz performansla ‘lider’ seviyeye yükseldik.” bilgilerini de paylaştı. Raben Group 95 yıllık lojistik deneyimi, her gün yollara çıkan 10 binden fazla tırı, 12.400’ü aşkın profesyonel çalışanı ve son teknoloji ile donatılmış altyapısı sayesinde, sürdürülebilir çözümleriyle müşterilerine hizmet veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Horoz Lojistik Yönetim Kadrosunu İki Yeni Atamayla Güçlendirdi Haber

Horoz Lojistik Yönetim Kadrosunu İki Yeni Atamayla Güçlendirdi

Horoz Lojistik, büyüme hedefleri doğrultusunda yönetim kadrosuna iki deneyimli ismi dahil etti. Uluslararası lojistik, satış ve iş geliştirme alanlarında uzun yıllara dayanan deneyime sahip Rukiye Kara, Yurtdışı Depolar ve Dağıtım Avrupa Bölge Direktörü; lojistik ve tedarik zinciri yönetiminde 20 yılı aşkın tecrübeye sahip Hüseyin Daş ise Yurtiçi Komple Taşıma Ege ve Akdeniz Bölge Direktörü olarak Horoz Lojistik ailesine katıldı. Avrupa Bölge Direktörlüğü görevine Rukiye Kara getirildi Lojistik sektöründe 25 yılı aşkın deneyime sahip Rukiye Kara; kariyeri boyunca deniz, hava ve karayolu taşımacılığı, küresel satış yönetimi, uluslararası iş ağı geliştirme, satın alma ve stratejik planlama gibi farklı alanlarda yöneticilik görevleri üstlendi. Kariyerine DHL’de başlayan Kara; Kuehne + Nagel, Panalpina, Zer Merkezi Hizmetler, Gezairi Transport, TAN Groups, ESALCO Logistics, Galata Taşımacılık ve Kıta Logistics gibi sektörün önde gelen şirketlerinde satış, operasyon ve iş geliştirme alanlarında çeşitli yöneticilik görevlerinde bulundu. Son olarak NTG Türkiye | Nordic Transport Group bünyesinde görev yapan Kara, Ağustos 2026 itibarıyla Horoz Lojistik’e katıldı. Kara, yeni görevinde Horoz Lojistik’in Avrupa’daki depo ve dağıtım faaliyetlerinin yönetimine liderlik edecek; şirketin bölgedeki büyüme hedefleri, iş ortaklıklarının geliştirilmesi ve müşteri ilişkilerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmaları yönetecek. Ege ve Akdeniz Bölgesi Hüseyin Daş’a emanet Lojistik ve tedarik zinciri alanında 20 yılı aşkın sektör, 16 yılı aşkın yönetim deneyimine sahip Hüseyin Daş; operasyon ve tedarik zinciri yönetimi, yurtiçi komple taşımacılık, müşteri hizmetleri, saha ve bölge yönetimi ile operasyonel verimlilik alanlarında uzmanlığıyla öne çıkıyor. Horoz Lojistik öncesinde CEVA Logistics’te Ege ve Akdeniz Bölge Grup Müdürü olarak görev yapan Daş, kariyerinin yaklaşık 18 yılını Borusan Lojistik bünyesinde geçirdi. Borusan Lojistik’te Bölge Grup Müdürlüğü ile Çukurova Bölgesi operasyon ve müşteri hizmetleri yönetimi başta olmak üzere farklı sorumluluklar üstlenen Daş, daha önce KSN Lojistik’te de operasyon alanında görev yaptı. Ağustos 2026 itibarıyla Horoz Lojistik’e katılan Daş, yeni görevinde şirketin Ege ve Akdeniz Bölgesi’ndeki yurtiçi komple taşıma operasyonlarını yönetecek. Daş; operasyonel verimliliğin artırılması, hizmet kalitesinin geliştirilmesi ve bölgedeki müşteri ilişkilerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalara liderlik edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.