Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tcfd

Kapsül Haber Ajansı - Tcfd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tcfd haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Her 10 yöneticiden 7'si sürdürülebilirliği biliyor, yalnızca 2'si finansal etkisini ölçebiliyor Haber

Her 10 yöneticiden 7'si sürdürülebilirliği biliyor, yalnızca 2'si finansal etkisini ölçebiliyor

Günümüzde şirket yöneticilerinin sürdürülebilirlikle bağlantılı risk ve fırsatlara ilişkin farkındalığı artsa da bu fırsatlar; finansal modellere, yatırım değerlendirmelerine ve stratejik planlama süreçlerine henüz tutarlı ve güvenilir biçimde yansıtılamıyor. Bu durum, sürdürülebilirliğin iş kararları üzerindeki etkisinin sınırlı kalmasına neden oluyor. KPMG'nin hazırladığı “Sürdürülebilirlikte Değerleme Açığını Kapatmak” raporu sürdürülebilirlik ile değerleme arasındaki açığı ortaya koyarken bu açığın nasıl kapatılabileceğine ilişkin KPMG uzmanlarının değerlendirmelerine ve şirketler için öne çıkan uygulama alanlarına yer veriyor. Küresel çapta 2 binden fazla üst düzey yönetici ve karar alıcının katılımıyla yapılan anketin sonuçlarına dayanan rapora göre yöneticilerin yüzde 72'si sürdürülebilirlik stratejisi, göstergeleri ve performansları hakkında kapsamlı bilgiye sahip veya temel unsurlara aşina. Yüzde 60'ı finansal planlama süreçlerinde sürdürülebilirlikle bağlantılı risk ve fırsatları dikkate aldığını, yüzde 50'si ise sürdürülebilirliğin kurumsal stratejilerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade ediyor. Buna karşın, katılımcıların yalnızca yüzde 19'u sürdürülebilirliğin finansal performans, operasyonel kazanımlar ve inovasyon üzerindeki etkisini ölçülebilir hale getirmek için gelişmiş analitik yaklaşımlar kullandığını belirtiyor. Bu sonuç, birçok şirketin sürdürülebilirlikle bağlantılı risklerden kaynaklanabilecek potansiyel kayıpları ölçülebilir hale getirmek için hâlâ yeterince gelişmiş analitik yaklaşımlara sahip olmadığını ortaya koyuyor. Düzenlemelerin rolü ve bölgesel farklılıklar KPMG'nin anketine göre sürdürülebilirlikle ilgili düzenlemeler, yöneticilerin bu konudaki farkındalığını artırmada kilit bir rol oynuyor. Özellikle Avrupa'daki düzenlemelerin etkisi açıkça görülüyor. Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakat stratejisi kapsamındaki düzenlemeler, sürdürülebilirliği şirketlerin stratejik gündeminin merkezine taşıyor. TCFD, ISSB ve CSRD gibi çerçeveler ise şirketlerin sürdürülebilirlikle bağlantılı risk ve fırsatları stratejik ve finansal planlama süreçleri ile yatırım kararlarına entegre etmelerini teşvik ediyor. Aynı zamanda bu çerçeveler, şirketlere ve yatırımcılara sürdürülebilirlik faktörlerinin finansal performans ve şirket değeri üzerindeki etkilerini daha sistematik şekilde değerlendirebilecekleri bir yapı sunuyor. Bölgesel olarak bakıldığında İtalya'da, yöneticilerin yaklaşık üçte ikisi (yüzde 64) sürdürülebilirliğin şirket stratejilerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve yönetim kurulu toplantıları ile yıllık raporlarda yer aldığını belirtiyor. İspanya'da ve Fransa'da da yöneticiler büyük oranda (yüzde 61) aynı görüşü paylaşıyor. Yol haritası: Sürdürülebilir kaynaklı değer yaratımının ölçülmesi Raporda kurumların sürdürülebilirlik ile şirket değeri arasındaki bağı kurabilmesi için sistematik bir yaklaşım benimseyerek şu adımları atması tavsiyesinde bulunuluyor: Değer yaratım alanlarının belirlenmesi: Sektör dinamikleri, düzenleyici eğilimler, benzer şirket uygulamaları ve şirketin mevcut performansı analiz edilerek sürdürülebilirlikle bağlantılı değer yaratma potansiyeli taşıyan alanlar belirlenir.Sürdürülebilirlik unsurlarının finansal performans ve değer yaratımıyla ilişkilendirilmesi: Belirlenen sürdürülebilirlik unsurları; büyüme, rekabet avantajı, operasyonel verimlilik, pazar konumu ve risk profili gibi şirket değerini doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen unsurlarla ilişkilendirilir.Finansal etkilerin modellenmesi: Sürdürülebilirlikle bağlantılı girişimlerin kârlılık, gelir yaratma kapasitesi ve şirket değeri üzerindeki potansiyel etkileri aşağıdaki başlıklar altında analiz edilir. “Sistemik riskler söz konusu olduğunda, asıl risk eylemsizlik” Raporun sonuçlarını değerlendiren KPMG Türkiye Sürdürülebilirlik Şirket Ortağı Sertuğ Özkan, “Günümüzde sürdürülebilirlik, yönetim kurullarının gündeminde giderek daha merkezi bir yer edinirken, bu gündemin finansal planlama ve yatırım kararlarıyla aynı hızda entegre edilemediğini görüyoruz. Sürdürülebilirliğin ‘finansal dile' çevrilememesi stratejik bir kırılma noktasını da oluşturuyor. Hedef belirleme mekanizmalarının büyük ölçüde yerleşmiş olduğu mevcut ortamda asıl ihtiyaç; sürdürülebilirlikle bağlantılı risk ve fırsatların yatırım kararları ve stratejik planlama süreçleriyle doğrudan ilişkilendirilebildiği bir finansal çerçevenin oluşturulmasıdır. Sistemik riskler söz konusu olduğunda, belirsizliği gerekçe göstererek aksiyon almamak giderek daha yüksek bir maliyet doğuruyor. Raporumuzun da vurguladığı gibi, asıl risk eylemsizliktir. KPMG olarak geliştirdiğimiz metodolojiler ve iş birlikleriyle kurumların sürdürülebilirlik risk ve fırsatlarının finansal etkilerini ölçülebilir hale getirmelerine ve bu etkileri finansal planlama ile yatırım kararlarına yansıtmalarına destek oluyoruz.” ifadelerini kullandı. “Sürdürülebilirlik, yalnızca raporlama veya uyum perspektifiyle ele alınacak bir konu olmaktan çıkmış durumda” KPMG Türkiye Değerleme ve Modelleme, Şirket Ortağı Burak Şahin ise değerlendirmesinde şunları söyledi: “Değerleme perspektifinden bakıldığında, sürdürülebilirlikle bağlantılı risk ve fırsatların FAVÖK, nakit akışları, iskonto oranları, devam eden değer ve değerleme çarpanları üzerindeki etkilerinin yeterince analiz edilememesi, şirket değerinin doğru şekilde belirlenmesini zorlaştırıyor. Bu durum, yatırım kararları, kaynak kullanım öncelikleri ve stratejik karar alma süreçlerinde ek belirsizlikler yaratırken, kaynakların etkin kullanımını ve uzun vadeli değer yaratımını da olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik, yalnızca raporlama veya uyum perspektifiyle ele alınacak bir konu olmaktan çıkmış; finansal planlama, değerleme, yatırım değerlendirmesi ve kaynakların önceliklendirilmesine ilişkin kararların ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. KPMG olarak, sürdürülebilirlikle bağlantılı risk ve fırsatların şirket değeri üzerindeki etkilerinin ölçülmesini, şirketlerin uzun vadeli değer yaratma kapasitelerini daha bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirebilmeleri açısından oldukça önemli görüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Norm Fasteners Cıvata, CDP İklim Değişikliği Değerlendirme Skorunu Yükseltti Haber

Norm Fasteners Cıvata, CDP İklim Değişikliği Değerlendirme Skorunu Yükseltti

CDP, TCFD (Task Force on Climate-related Financial Disclosures) çerçevesiyle tam uyumlu yapısı ve dünyanın en büyük çevresel veri havuzu olması nedeniyle, yatırımcılar ve satınalma ekipleri tarafından küresel ölçekte referans alınan bir sistem olarak öne çıkıyor. 2025 yılında toplam 127 trilyon dolarlık varlığı temsil eden 640 yatırımcı, çevresel etkiler, riskler ve fırsatlar konusunda veri toplamak üzere CDP’ye başvurdu. 2025 yılında yaklaşık 22.100 şirketin raporlama yaptığı CDP değerlendirmesinde, Norm Fasteners Cıvata elde ettiği skorla güçlü bir ilerleme kaydetti. CDP değerlendirmeleri, açıklama kalitesi, risk farkındalığı, çevresel yönetim yaklaşımı ve iyi uygulamaları kapsayan titiz ve bağımsız bir metodolojiye dayanıyor. A’dan D-’ye kadar uzanan bu skorlama sistemi, şirketlerin hedef belirleme, iddia düzeyi ve eylem seviyelerini ortaya koyuyor. Norm Fasteners Cıvata’nın B- seviyesi, çevresel etkilerini yalnızca ölçmekle kalmayıp bu etkileri sistematik biçimde yönettiğini gösteriyor. 2025 yılında 22 bini aşkın şirketin raporlama yaptığı CDP sürecinde elde edilen bu skor, şirketin sürdürülebilirlik alanındaki kurumsal olgunluğunu da teyit ediyor. Bu ilerlemenin en önemli adımlarından biri, Norm Fasteners Cıvata’nın mevcut mevzuat gerekliliklerinin ötesine geçerek kurumsal karbon ayak izini ilk kez gönüllü olarak bağımsız üçüncü taraf doğrulamasından geçirmesi oldu. Bu çalışma kapsamında sera gazı emisyonları kapsam, metodoloji ve veri güvenilirliği açısından objektif biçimde değerlendirildi; hesaplama ve raporlama süreçleri uluslararası standartlarla uyumlu hale getirildi. Böylece Norm Fasteners Cıvata, çevresel etkilerini daha şeffaf biçimde ortaya koyarken aynı zamanda iyileştirme alanlarını da net şekilde belirleme imkânı elde etti. Norm Fasteners Cıvata’nın sürdürülebilirlik yolculuğunda kaydettiği bu ilerlemeye ilişkin değerlendirmede bulunan Norm Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Mustafa Doğrusoy şunları söyledi: “CDP İklim Değişikliği değerlendirmesinde C seviyesinden B- seviyesine yükselmemiz, sürdürülebilirliği yalnızca bir raporlama konusu olarak değil, iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası olarak ele aldığımızın somut bir göstergesi. Mevzuat gerekliliklerinin ötesine geçerek karbon ayak izimizi gönüllü olarak bağımsız üçüncü taraf doğrulamasından geçirmemiz, şeffaflık ve sorumluluk anlayışımızın doğal bir sonucu. Bu çalışma sayesinde çevresel etkilerimizi daha sağlıklı ölçerken, geliştirmemiz gereken alanları da net biçimde ortaya koyuyoruz. Önümüzdeki dönemde de çevresel etkilerimizi sistematik biçimde yönetmeye ve sürekli iyileştirmeye odaklanmaya devam edeceğiz. Norm Fasteners Cıvata İzmir olarak, sürdürülebilirlik yolculuğumuzda önemli bir eşiği daha geride bırakmanın gururunu yaşıyor; bu süreçte emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Şeffaflık, sorumluluk ve sürekli iyileştirme anlayışımızla daha sürdürülebilir bir gelecek için çalışmaya devam edeceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.