Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tcmb

Kapsül Haber Ajansı - Tcmb haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tcmb haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Karadeniz: “İhracatçının Küresel Rekabet Gücü İçin Döviz Dönüşüm Desteği Güçlendirilmeli” Haber

Karadeniz: “İhracatçının Küresel Rekabet Gücü İçin Döviz Dönüşüm Desteği Güçlendirilmeli”

Türk sanayicisinin son dönemde artan maliyetler ve küresel rekabet baskısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Plastik Sanayicileri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, ihracatın sürdürülebilirliği açısından döviz gelirlerinin Türk lirasına dönüşümünü teşvik eden mekanizmaların ihracatçının rekabet gücünü de gözetmesi gerektiğini söyledi. Döviz dönüşüm desteğinin 2023 yılında yüzde 2 oranıyla uygulanmaya başladığını, 2025 yılı Mayıs ayında desteğin geçici olarak yüzde 3'e yükseltildiğini hatırlatan Karadeniz, 1 Ekim 2026 itibarıyla uygulamada yeni bir döneme geçildiğini ifade etti. TCMB'nin yeni düzenlemesiyle desteğin döviz pozisyonu, katma değer ve ihracata yönelik üretim yapan tedarikçi firmalarla ilişkilendirildiğine dikkat çeken Karadeniz, yeni yapının kapsamının genişlemesinin önemli olduğunu ancak ihracatçının küresel rekabet koşulları açısından desteğin etkinliğinin daha da artırılması gerektiğini kaydetti. “İhracatçı yalnızca kur değil, maliyet baskısıyla da mücadele ediyor” Türkiye'nin ihracatçı sanayicisinin yalnızca kur hareketlerinden değil, yüksek üretim maliyetleri, finansman giderleri ve küresel pazarlardaki yoğun fiyat rekabetinden de etkilendiğini belirten Karadeniz, şöyle konuştu: “İhracatçımız bugün küresel pazarlarda sadece ürününün kalitesiyle değil, maliyetiyle de rekabet ediyor. Enerjiden işçiliğe, finansmandan hammaddeye kadar çok sayıda maliyet kalemi ihracatçımızın rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Döviz gelirinin TL'ye dönüşümünde sağlanan destek de bu açıdan ihracatçının rekabet gücünü destekleyen önemli bir araçtır. Bizim beklentimiz, döviz dönüşüm desteğinin ihracatçının rekabet gücünü daha etkin biçimde destekleyecek seviyeye çıkarılması yönündedir.” “Çin'in yaklaşımı bize önemli bir örnek sunuyor” Küresel ticarette ihracatçıların desteklenmesinde farklı politika araçlarının birlikte kullanıldığını belirten Karadeniz, Çin'in uygulamalarının bu açıdan dikkat çekici olduğunu söyledi. Çin'de ihracatçıların kur riskini yönetebilmesi için döviz türevleri ve diğer finansal araçların kullanımının uzun zamandır var olduğunu ve günümüzde daha da yaygınlaştırıldığını belirten Karadeniz, işletmelerin RMB ile fiyatlama ve ödeme yapabilmelerinin de kur riskinin yönetilmesine katkı sağladığını ifade etti. Çin'de ayrıca ihracat vergi iadeleri, ihracat kredileri ve ihracat kredi sigortası gibi araçların da ihracatçıların finansal yükünü ve risklerini azaltmaya yönelik kullanıldığını kaydetti. Karadeniz, “Burada Çin'in uyguladığı tek bir destek mekanizmasını Türkiye'ye doğrudan kopyalamaktan söz etmiyoruz. Önemli olan, ihracatçının rekabet gücünü korumak için farklı araçların birlikte ve etkin biçimde kullanılabilmesi. Çin'in yaklaşımı bize bu açıdan önemli bir örnek sunuyor” dedi. “Daha bütüncül bir ihracat destek modeli oluşturabiliriz” Türkiye'nin de ihracatçının karşı karşıya olduğu maliyet ve kur risklerini birlikte ele alan daha bütüncül bir destek yaklaşımına ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Karadeniz, sözlerini şöyle sürdürdü: “İhracatçımızın küresel pazarlarda rekabet gücünü koruyabilmesi için yalnızca bir destek kalemine odaklanmak yeterli değil. Döviz dönüşüm desteğinin yanı sıra uygun maliyetli finansmana erişim, kur riskinden korunma araçlarının yaygınlaştırılması, ihracat kredi ve sigorta mekanizmalarının güçlendirilmesi ve ihracatçının üzerindeki maliyet baskısının azaltılması birlikte değerlendirilmelidir.” Karadeniz, özellikle sanayicilerin kur riskini yönetebilmeleri için finansal araçlara daha kolay ve düşük maliyetle erişebilmesinin önemine dikkat çekerek, “İhracatçımızın önünü görebilmesi, fiyat verebilmesi ve uzun vadeli sipariş alabilmesi için kur riskini yönetebileceği bir finansal altyapıya ihtiyacı var. Bunun yanında finansmana erişim maliyetlerinin de rekabetçi seviyelere çekilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nakit Dönüşüm Süresi Uzadı, Şirketlerin Odağı İşletme Sermayesi Yönetimine Kaydı Haber

Nakit Dönüşüm Süresi Uzadı, Şirketlerin Odağı İşletme Sermayesi Yönetimine Kaydı

Finansman maliyetleri, talep koşulları ve ticari vadelerdeki uzama şirketler için nakit akışı yönetimini daha kritik hale getirirken, Octet Türkiye Chief Revenue Officer (CRO) Fırat Uysal, finansal görünürlüğün şirketlerin karar alma süreçlerinde stratejik bir güç haline geldiğini vurguluyor. Sıkı finansal koşullar, şirketlerin büyüme ve operasyon yönetimi kararlarında nakit akışını daha kritik bir başlık haline getiriyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Mayıs 2026 tarihli Finansal İstikrar Raporu’nda, BİST’e kote firmalarda nakit dönüşüm süresinin 2026’nın ilk çeyreğinde 105 güne yükseldiği belirtiliyor. Raporda, nakit dönüşüm sürelerindeki uzamada 2022 yılından bu yana artan finansman maliyetleri, talep kompozisyonundaki değişim ve ticari vadelerdeki uzamanın etkili olduğuna dikkat çekiliyor. Bu tablo, şirketler açısından tahsilat ve ödeme döngüsünün doğru yönetilmesinin rekabet gücü üzerinde daha belirleyici hale geldiğini gösteriyor. Özellikle geniş bayi ve tedarikçi ağıyla çalışan yapılarda tahsilat süreleri, ödeme vadeleri ve farklı finansal kanalların aynı anda yönetilmesi, operasyonel sürdürülebilirlik açısından daha fazla önem kazanıyor. Şirketler bu nedenle dağınık finansal süreçleri tek merkezden izleyebilecekleri, nakit akışlarını daha öngörülebilir hale getirebilecekleri ve işletme sermayelerini daha verimli kullanabilecekleri yapılara yöneliyor. “Rekabet avantajı, nakit akışını ne kadar iyi yönettiğinizle belirleniyor” Mevcut ekonomik ortamda şirketler için finansal yönetimin odağının değiştiğine dikkat çeken Octet Türkiye Chief Revenue Officer (CRO) Fırat Uysal, şunları söyledi: “Finansman maliyetlerinin yüksek seyrettiği, ticari vadelerin uzadığı ve nakit dönüşüm süresinin şirketler için daha kritik hale geldiği bir dönemde temel mesele, mevcut kaynakların hangi hızda ve ne kadar öngörülebilir şekilde yönetilebildiği. Bugün rekabet avantajı; tahsilat süresini kısaltabilmekten, ödeme planlarını nakit akışına göre yapılandırabilmekten ve finansal akışı anlık olarak takip edebilmekten geçiyor. Nakit akışının görünür ve planlanabilir olması, şirketlerin likidite yönetimini güçlendirirken vade, finansman ve döviz pozisyonuna ilişkin kararlarını da daha sağlıklı almalarına yardımcı oluyor.” Şirketlerin geçmişte büyümeyi daha çok yeni kaynak arayışı üzerinden değerlendirdiğini belirten Uysal, bugün işletme sermayesinin etkin kullanımının çok daha stratejik hale geldiğini ifade etti. Uysal, “Şirketler artık büyümenin yanında bu büyümeyi sürdürülebilir kılacak finansal zemini güçlendirmeye de odaklanıyor. Bu noktada tahsilat, ödeme ve nakit akışı süreçlerinin birbirinden kopuk yapılarla değil, bütüncül bir sistem üzerinden yönetilmesi büyük önem taşıyor” dedi. Ödeme ve tahsilat süreçleri tek platformda buluşuyor TCMB tarafından lisanslanan ve denetlenen Octet Türkiye, B2B ödeme ve tahsilat süreçlerini tek platformda buluşturan altyapısıyla şirketlerin finansal operasyonlarını daha görünür, planlanabilir ve verimli şekilde yönetmelerine destek oluyor. Octet Türkiye’nin geliştirdiği altyapı; alıcıları, satıcıları ve finansal kurumları aynı platformda buluşturarak B2B ticaretin finansal süreçlerini sadeleştiriyor. Platform sayesinde şirketler, alacaklarını daha hızlı tahsil edebilirken ödeme planlarını kendi nakit akışlarına göre şekillendirebiliyor ve farklı banka ve ödeme araçlarını tek noktadan yönetebiliyor. Octet Platformu’nun Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DBS), Tedarikçi Finansman Sistemi (TFS), Sanal POS ve farklı banka entegrasyonlarını tek çatı altında sunduğunu belirten Uysal, “Özellikle geniş bayi ve tedarikçi ağıyla çalışan şirketlerin finansal süreçlerini daha izlenebilir hale getiriyoruz. Bu yapı, operasyonel verimliliği artırırken şirketlerin vade, tahsilat ve ödeme kararlarını daha sağlıklı verilerle planlamasına da katkı sağlıyor” değerlendirmesinde bulundu. Finansal görünürlük, karar alma süreçlerini güçlendiriyor TCMB’nin Finansal İstikrar Raporu’nda likit aktif oranının 2023 yılından bu yana gerileyerek 2026’nın ilk çeyreği itibarıyla yüzde 18,7 seviyesinde gerçekleştiği belirtiliyor. Raporda, bu gerilemede sıkı finansal koşulların etkisiyle firmaların dış finansman yerine içsel kaynaklara yönelmesinin etkili olduğu değerlendiriliyor. Bu görünüm, şirketlerin mevcut kaynaklarını daha etkin kullanabilmesini ve finansal hareketlerini daha bütüncül takip edebilmesini daha önemli hale getiriyor. Octet Türkiye’nin sunduğu çözümlerin şirketlerin mevcut kaynaklarını daha etkin kullanmasına destek olduğunu belirten Uysal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Octet Türkiye olarak şirketlerin ödeme, tahsilat ve nakit akışı süreçlerini tek platform üzerinden yönetebilmelerini sağlıyoruz. Amacımız, işletmelerin mevcut işletme sermayelerini daha etkin kullanmalarına, finansal karar alma süreçlerini güçlendirmelerine ve sürdürülebilir büyüme hedeflerini daha sağlam bir finansal yapı üzerinde ilerletmelerine katkı sunmak. Şirketlerin tüm paydaşlarıyla aynı finansal zeminde buluşabilmesi, ticari döngüyü daha dengeli ve sürdürülebilir hale getiriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yüksek Faiz Ortamında Şirketlerin Yeni Gündemi Verimlilik Oluyor Haber

Yüksek Faiz Ortamında Şirketlerin Yeni Gündemi Verimlilik Oluyor

TCMB’nin 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 28’e yükseltmesiyle birlikte, işletmeler için maliyet yönetimi ve verimlilik daha kritik hale geliyor. Faiz kararının reel sektör üzerindeki etkisini değerlendiren Erasys Mühendislik Kurucusu ve Sanayide Verimlilik Uzmanı Hakan Cengiz, yüksek finansman maliyetlerinin şirketleri yalnızca yeni yatırımlarını değil, mevcut kaynaklarını kullanım biçimlerini de yeniden gözden geçirmeye yönelttiğini söyledi. Cengiz, “Finansman maliyetlerinin yüksek olduğu bir dönemde şirketler için en önemli gündemlerden biri, mevcut kaynaklardan daha yüksek verim elde etmek. Bu nedenle verimlilik artık yalnızca maliyetleri azaltmaya yönelik bir yaklaşım değil, doğrudan rekabet gücünü ve yatırım kapasitesini destekleyen stratejik bir unsur olarak değerlendirilmeli. Şirketlerin bugün attığı verimlilik adımları, hem maliyet baskısını yönetmelerine hem de daha sağlıklı bir büyüme zemini oluşturmalarına katkı sağlayacaktır” dedi. Erasys Mühendislik Kurucusu ve Sanayide Verimlilik Uzmanı Hakan Cengiz, “Üretimdeki küçük kayıplar; zaman, iş gücü, enerji, hammadde ve kapasite açısından bir araya geldiğinde işletmeler için ciddi bir maliyet oluşturabiliyor. Bu nedenle şirketlerin mevcut süreçlerini ölçmesi, darboğazlarını tespit etmesi ve teknolojiyi doğru noktalarda devreye alması gerekiyor. Bugün verimlilik sağlayan bir süreç iyileştirmesi, yarının yatırım kapasitesini de güçlendirebilir” diye konuştu. “FAİZ KADAR ŞİRKETLERİN VERİMLİLİĞİ DE ÖNEMLİ” Merkez Bankası’nın para politikasındaki duruşunun finansman koşulları açısından yakından takip edildiğini belirten Cengiz, faizlerdeki değişimin şirketlerin maliyet yapısı üzerinde etkili olmakla birlikte tek başına rekabet gücünü belirlemediğine dikkat çekti. Cengiz, “Faizlerin seyri şirketlerin yatırım kararlarında önemli bir parametre olmaya devam ediyor. Ancak işletmelerin kendi süreçlerinde yaratabilecekleri verimlilik artışları da en az finansman koşulları kadar önemli. Şirketler dış koşulların iyileşmesini beklemek yerine bugün kontrol edebildikleri alanlarda dönüşüme başlamalı. Özellikle sanayi şirketleri teknolojik dönüşümü yalnızca yeni makine veya otomasyon yatırımı olarak görmemeli; süreç yönetimi, insan kaynağı ve operasyonel verimliliği birlikte ele almalı. Endüstri 4.0’ın gerçek karşılığı yalnızca teknoloji satın almak değil, doğru teknolojiyi doğru süreçle buluşturabilmek. Önümüzdeki dönemde daha az kaynakla daha fazla çıktı üretebilen, kaynaklarını en verimli şekilde kullanabilen şirketlerin rekabet avantajı elde edeceğini düşünüyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vakıf Katılım Ekonomiye 661,6 Milyar TL Destek Sağladı Haber

Vakıf Katılım Ekonomiye 661,6 Milyar TL Destek Sağladı

Vakıf Katılım, 2026’nın ilk yarısında 628,1 milyar TL fon topladı ve ekonomiye nakdi ve gayri nakdi 661,6 milyar TL finansman desteği sağladı. Net kârını 5,2 milyar TL’ye çıkaran Banka, aktif büyüklükte 2025 yıl sonuna göre yüzde 17,6’lık bir büyüme sergiledi ve 2026 yılı ikinci çeyreğinde 922,4 milyar TL’lik aktif büyüklüğe ulaştı. “Ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlamaya devam edeceğiz.” Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben: “2026 yılının ikinci çeyreğini; sürdürülebilir büyüme anlayışımız, güçlü sermaye yapımız ve yürüttüğümüz faaliyetlerle başarılı bir şekilde tamamladık. Vakıf Katılım olarak temel önceliğimiz; topladığımız fonları üretimi, yatırımı ve istihdamı destekleyecek alanlara yönlendirerek reel ekonomiye kalıcı değer üretmektir. Bu kapsamda yılın ilk yarısında toplam 628,1 milyar TL fon toplarken, reel sektöre sağladığımız nakdi ve gayri nakdi finansman desteğini 661,6 milyar TL seviyesine ulaştırdık. Aktif büyüklüğümüzü ise yıl sonuna göre %17,6 artırarak 922,4 milyar TL’ye yükselttik. Elde ettiğimiz bu sonuçlar, dengeli büyüme stratejimizin, müşteri odaklı hizmet anlayışımızın ve güçlü operasyonel kabiliyetimizin önemli bir göstergesi niteliğinde. Önümüzdeki dönemde de katılım bankacılığının değer odaklı yaklaşımından güç alarak, müşterilerimizin finansal ihtiyaçlarına etkin çözümler sunmaya ve belirlenen OVP ve TCMB ekonomi politikaları çerçevesinde ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlamaya devam edeceğiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ata Yatırım Yeni Strateji Raporunu Yayımladı Haber

Ata Yatırım Yeni Strateji Raporunu Yayımladı

Ata Yatırım, yıl sonu enflasyon beklentisini %28 seviyesine, politika faizi beklentisini%35 seviyesine çekerken, BIST 100 için 1 yıllık hedefini, %43 yukarı yönlü potansiyele işaret edecek şekilde 19.000 seviyesinden 19.600'e revize etti. Türkiye’nin önde gelen aracı kurumlarından Ata Yatırım, düzenli olarak yayımladığı stratejik araştırma raporlarıyla para ve sermaye piyasalarındaki gelişmeleri ve ekonomik görünümü değerlendirmeye devam ediyor. Ata Yatırım’ın son olarak yayımladığı Strateji Raporunda yılın ikinci yarısına dair önemli değerlendirmelere ve stratejik öngörülere yer veriliyor. Türkiye hisse senedi piyasasının seyrini belirleyecek dört temel risk Raporda, önümüzdeki 18 aylık dönemde Türkiye hisse senedi piyasasının seyrini dört temel risk ve belirleyici unsurun şekillendirmesinin beklendiği ifade ediliyor. Bunların başında Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler ile Rusya-Ukrayna savaşının seyri geliyor. Bunun yanında küresel ticaret politikalarındaki değişimler ve Türkiye’nin uluslararası ticaretteki konumu, enflasyon görünümü ile para ve maliye politikalarının yönü ve seçim öncesi dönemde iç siyasi gündemde yaşanabilecek gelişmeler, piyasaların performansını belirleyecek temel faktörler arasında sayılıyor. Enflasyonda %28, politika faizinde %35 öngörüsü Ata Yatırım, Strateji Raporu’ndaki temel senaryosunda, ABD ile İran’ın belirli bir noktada anlaşmaya varacağını varsayarak Hürmüz Boğazı’nın açılmasıyla birlikte petrol fiyatlarının normalleşmesini bekliyor. Türkiye ekonomisinin varil başına 80-95 ABD doları aralığındaki Brent petrol fiyatlarına uyum sağlayabileceği belirtiliyor. Ancak Brent petrol fiyatlarının varil başına 100-110 ABD doları seviyelerini aşarsa, Türkiye’nin cari işlemler dengesi ve GSYİH büyümesinin baskı altında kalacağına da işaret ediliyor. Ata Yatırım bu temel senaryosuna göre; yılın ilk yarısına kıyasla, ikinci yarıda gıda ve enerji fiyatlarının görece daha ılımlı seyredeceği ve petrol fiyatlarının normalleşeceği varsayımıyla birlikte enflasyonun 2026 sonunda %28,3’e düşeceği öngörülüyor. Bu gelişme ve fonlama maliyetinin politika faizine yakınsamasıyla birlikte yılın kalanında sınırlı faiz indirimi bekleniyor. Politika faiz oranının Temmuz 2026’daki %37 seviyesinden 2026 sonu itibarıyla kademeli olarak %35’e ineceğini öngörülüyor. Raporda ayrıca, arz koşullarındaki sıkılığın devam etmesine karşın zayıflayan talebin dezenflasyon sürecini desteklediği, ancak bu dengesizliğin büyüme dinamikleri açısından sınırlayıcı bir unsur olduğu değerlendiriliyor. Buna göre Ata Yatırım, Türkiye ekonomisi için 2026’da %3 reel büyüme beklentisini korumaya devam ediyor. Yılın ikinci yarısında enerji fiyatları ve ithalattaki yavaşlamayla cari dengede görece bir iyileşme bekleyen Ata Yatırım yıl sonu için 55 milyar dolar cari açık tahminini koruyor. Ata Yatırım BIST 100 için 1 yıllık hedefini 19.000 seviyesinden 19.600'e revize etti Ata Yatırım, değerleme analizleri doğrultusunda BIST 100 için 1 yıllık hedefini %43 yukarı yönlü potansiyele işaret edecek şekilde 19.000 seviyesinden 19.600'e revize etti. Revizyonda, banka dışı şirketlerin 2025'teki %0,8'lik kâr daralmasının ardından 2026'da %30,3 kâr artışı göstereceği beklentisi öne çıkıyor. Buna rağmen faiz indirim sürecinin kademeli ilerleyeceği göz önünde bulundurulduğunda, 2026’nın ikinci yarısının Türk hisse senetleri için zorlu geçmeye devam edeceğine de işaret ediliyor. Bu neden yılın ikinci yarısında hisse senedi piyasasında seçici olmayı öneren Ata Yatırım, iç pazarda güçlü konuma sahip, operasyonel verimliliği yüksek, düşük kaldıraçlı, nispeten daha iyi finansman kapasitesine sahip ve olası ekonomik yavaşlamalara karşı daha dayanıklı şirketlerin öne çıkacağını değerlendiriyor. Raporda ayrıca, TL'nin ABD doları karşısında reel olarak değer kazanmasının ihracatçı şirketlerin kâr marjları üzerinde baskı yaratmayı sürdüreceği, bu nedenle ihracatçıların yeni ihracat pazarlarına açılırken verimliliğini artırmalarını gerekeceği belirtiliyor. Bununla birlikte Türkiye’nin başlıca ihracat destinasyonlarındaki Çin faktörü göz önünde bulundurulduğunda, küresel ticaret dinamiklerinin gidişatının, Türk ihracatçılarının ana pazarı olan AB gibi bölgelerdeki kilit faktörlerden biri olacağına da özellikle işaret ediliyor. Döviz piyasasında istikrar ve rezervlerde toparlanma sürüyor Raporda ayrıca döviz piyasasında istikrarın sürmesiyle birlikte TCMB’nin rezerv yönetiminde daha fazla hareket alanı kazandığı ve para politikasındaki esnekliğin arttığı değerlendiriliyor. Yerleşiklerin döviz talebinin sınırlı kalmaya devam etmesi, kur görünümünde temel dengeleyici unsurlardan biri olurken, sermaye girişlerinin ağırlıklı olarak swap kanalı üzerinden gerçekleşmesi bekleniyor. Son dönemde yabancı yatırımcı girişlerinde carry işlemleri yeniden öne çıkarken, bu girişlerin vade yapısında da sınırlı ancak olumlu bir iyileşme dikkat çekiyor. Tahvil piyasasında yabancı ilgisi kademeli olarak artarken, swap hariç net uluslararası rezervlerin yeniden 40-45 milyar ABD doları aralığına doğru yükselmesinin rezervlerdeki toparlanmanın sürdüğüne işaret ettiği belirtiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Özata Denizcilik’ten 109 milyon TL’lik anlaşma: Üç gemi için imzalar atıldı Haber

Özata Denizcilik’ten 109 milyon TL’lik anlaşma: Üç gemi için imzalar atıldı

Özata Denizcilik, yurt dışında yerleşik üç şirketle toplam 2,3 milyon dolar değerinde gemi tamir, bakım ve onarım sözleşmesi imzaladı. Yaklaşık 109 milyon TL büyüklüğündeki işlerin şirketin 2026 yılı faaliyetlerine ve finansal sonuçlarına olumlu katkı sağlaması bekleniyor. Borsa İstanbul’da OZATD koduyla işlem gören Özata Denizcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş., yeni iş ilişkisini Kamuyu Aydınlatma Platformu üzerinden duyurdu. Şirket, 29 Temmuz 2026 tarihinde yurt dışında yerleşik üç farklı firmayla toplam üç geminin tamir, bakım ve onarımını kapsayan sözleşmeler imzaladı. Sözleşmelerin toplam bedeli 2 milyon 300 bin dolar olarak açıklandı. Özata Denizcilik, bu tutarın 29 Temmuz 2026 tarihli Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden yaklaşık 109 milyon 3 bin 210 TL’ye karşılık geldiğini bildirdi. Üç yabancı şirketle üç ayrı sözleşme KAP açıklamasına göre yeni iş ilişkisi, yurt dışında yerleşik üç müşteriyle imzalanan üç ayrı gemi tamir, bakım ve onarım sözleşmesinden oluşuyor. Açıklanan 2,3 milyon dolarlık rakam, her bir gemi için değil, üç sözleşmenin toplam bedelini ifade ediyor. Şirket, sözleşme bedellerinin gemiler arasındaki dağılımı hakkında ayrıntılı bilgi paylaşmadı. Anlaşmaların kapsayacağı teknik çalışmalar, gemilerin türleri, müşterilerin bulunduğu ülkeler ve projelerin tamamlanma tarihleri de KAP açıklamasında belirtilmedi. 2026 yılı iş hacmine katkı bekleniyor Özata Denizcilik, sözleşme konusu işlerin 2026 yılı iş hacmine ve finansal tablolarına olumlu katkı sağlamasını beklediğini açıkladı. Yeni siparişler, şirketin 2026 yılında gerçekleştireceği gemi bakım ve onarım faaliyetlerine ilave iş hacmi sağlayacak. Ancak açıklanan yaklaşık 109 milyon TL’lik değer, şirketin doğrudan elde edeceği net kâr anlamına gelmiyor. Projelerin finansal sonuçlara katkısı; işçilik, malzeme, ekipman, enerji, taşeron hizmetleri ve diğer operasyonel maliyetlerin ardından ortaya çıkacak. Sözleşmelerin hangi dönemlerde gelir olarak kaydedileceği de projelerin ilerleme ve teslim takvimine göre belirlenecek. Sözleşmenin temel ayrıntıları Başlık Açıklanan bilgi Şirket Özata Denizcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Borsa kodu OZATD Sözleşme tarihi 29 Temmuz 2026 Müşteri sayısı Yurt dışında yerleşik üç firma Proje sayısı Üç gemi İşin kapsamı Tamir, bakım ve onarım Toplam sözleşme bedeli 2 milyon 300 bin dolar Yaklaşık TL karşılığı 109 milyon 3 bin 210 TL Kullanılan kur 29 Temmuz 2026 TCMB döviz satış kuru Beklenen etki 2026 iş hacmi ve finansal tablolara olumlu katkı Döviz cinsinden yeni iş bağlantısı Sözleşmelerin dolar üzerinden imzalanması, Özata Denizcilik açısından döviz cinsinden yeni iş hacmi oluşturacak. Bununla birlikte sözleşmelerin yaklaşık TL karşılığı, döviz kurundaki değişimlere bağlı olarak ilerleyen dönemde farklılaşabilecek. Şirketin KAP bildiriminde yer verdiği 109 milyon TL’lik değer, yalnızca 29 Temmuz tarihindeki TCMB döviz satış kuru kullanılarak hesaplanan yaklaşık karşılığı gösteriyor. Projelerde kullanılacak ithal malzeme ve döviz cinsinden maliyetlerin seviyesi de sözleşmelerin kârlılığı üzerinde etkili olabilecek. Bu nedenle yatırımcılar açısından toplam sözleşme bedelinin yanında işlerin tamamlanma süresi, maliyet yapısı ve gelirlerin finansal tablolara yansıma dönemi de önem taşıyor. Gemi bakım ve onarım faaliyetlerine yeni sipariş Gemi tamir ve bakım projeleri; gemilerin teknik kontrolleri, mekanik ve elektrik sistemlerinin bakımı, gövde işlemleri, ekipman yenilemeleri ve ihtiyaç duyulan onarımların gerçekleştirilmesi gibi farklı çalışmaları kapsayabiliyor. Özata Denizcilik’in açıklamasında üç gemide yapılacak işlemlerin ayrıntıları paylaşılmadı. Şirket yalnızca sözleşmelerin gemi tamir, bakım ve onarım hizmetlerine yönelik olduğunu ve 2026 yılı sonuçlarına olumlu katkı beklendiğini bildirdi. Yeni anlaşmalar, Özata Denizcilik’in uluslararası müşterilere yönelik faaliyetlerini sürdürdüğünü ve tersane iş hacmini yurt dışı kaynaklı siparişlerle desteklediğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde projelerin teslim edilmesi, sözleşme bedellerinde ilave işler nedeniyle değişiklik yaşanması veya finansal etkisi önemli seviyeye ulaşan yeni gelişmeler ortaya çıkması durumunda şirketin bunları KAP üzerinden yatırımcılarla paylaşması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EİB'nin İhracatçılara Ulaştırdığı Devlet Desteği Altı Ayda 1,6 Milyar TLye Ulaştı    Haber

EİB'nin İhracatçılara Ulaştırdığı Devlet Desteği Altı Ayda 1,6 Milyar TLye Ulaştı  

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, 2025 yılı ilk yarısında ihracatçı firmalar ve iş birliği kuruluşlarının bin 704 dosyasını sonuçlandırarak 1 milyar 60 milyon liralık devlet desteğinin ihracatçılarımıza ulaşmasını sağladıkları bilgisi verdi. 2026 yılının ilk yarısında devlet desteklerinde daha yüksek seviyelere ulaştıklarının altını çizen Öztürk, “2026 yılının ilk yarısında İhracata Yönelik Devlet Destekleri kapsamında 2 bin 325 firma veya iş birliği kuruluşuna, 1 milyar 575 milyon TL hakediş verilmesine aracılık ettik. İhracatçılarımıza ulaştırdığımız devlet destekleri tutarında yüzde 49’luk artışa ulaştık. Firmalarımızın devlet desteklerinden daha çok yararlanmaları için 2025 yılında görev sahamızdaki 7 ilde 8 bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdik ve devlet desteklerini ihracatçı firmalarımıza anlattık” şeklinde konuştu. Küresel ticarette rekabet koşullarının her geçen gün ağırlaştığını belirten Başkan Öztürk, devlet desteklerinin ihracatçı açısından artık bir teşvikten öte stratejik bir rekabet enstrümanı haline geldiğini ve ihracatçılar için can suyu hüviyetinde olduğunun altını çizdi. Yurt dışı fuar katılımları, TURQUALITY ve Küresel tedarik zinciri destekleri ilk üçte 2026 yılının ilk yarısında en yüksek destek tutarının 523,7 milyon TL ile yurt dışı fuar katılımı desteklerinde olduğu bilgisini veren Öztürk sözlerini şöyle sürdürdü; “TURQUALITY Programı kapsamında 301,4 milyon TL, Küresel tedarik zinciri desteği 190,8 milyon TL, yurt içi fuar katılım desteği 162 milyon TL, pazara giriş belgeleri için 107,8 milyon TL, birim kira desteğinde 89,1 milyon TL, e-ihracatta ise 45,3 milyon TL destek sağladık. Firmaların kümelenerek ihracat yetkinliklerini artırdıkları, katma değerli ihracata katkı sağlayan UR-GE Proje Desteklerinin 2,5 milyon TL'den 45,1 milyon TL'ye yükselmesi memnuniyet verici. Türkiye'nin küresel pazarlarda daha güçlü konuma gelebilmesi için destek bütçesinin de ihracatla paralel büyümesini istiyoruz. Günümüzde 278 milyar doları mal ihracatı olmak üzere hizmet ihracatıyla birlikte yıllık 400 milyar dolar dövizi ülkemize kazandırıyoruz. İhracat gelirimizin yüzde 1’i oranında ihracata destek verilmesini istiyoruz. Devlet destekleri bütçesinin Türkiye'nin toplam ihracatının en az yüzde 1'i seviyesine yükseltilmesi, ihracatçımızın uluslararası rekabet gücünü önemli ölçüde artıracaktır." Döviz dönüşüm desteği yüzde 5’e yükseltilmeli Finansmana erişim maliyetlerinin yüksek seyrettiği mevcut dönemde ihracatçının nakit akışını destekleyecek yeni uygulamalara ihtiyaç bulunduğunu da vurgulayan Öztürk, TCMB’nin ihracatçılar için yüzde 3 olarak uyguladığı döviz dönüşüm desteğinin mevcut seviyesinin yeterli olmadığını belirterek, döviz dönüşüm desteğinin yüzde 5'e yükseltilmesi ve yıllık ilan edilmesi çağrısını yineledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bilyoner ve Misyon Bank'tan   Kullanıcı Deneyimini Güçlendiren İş Birliği Haber

Bilyoner ve Misyon Bank'tan Kullanıcı Deneyimini Güçlendiren İş Birliği

Misyon Bank ve Bilyoner'in iş birliğiyle hayata geçirilen entegrasyon, dijital ödeme süreçlerini daha erişilebilir ve kullanıcı dostu hale getiriyor. Kullanıcılar, uygulama içinde kesintisiz bir deneyim yaşarken finansal işlemlerini birkaç adımda tamamlayabiliyor. Dijital finansal hizmetleri günlük kullanıcı deneyiminin doğal bir parçası haline getirmeyi amaçlayan proje, bakiye yatırma süreçlerinde hız, kolaylık ve verimlilik sağlamayı hedefliyor. Bankalararası Kart Merkezi (BKM) ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) katkılarıyla hayata geçirilen çözüm, açık finans ve dijital ödeme sistemlerinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Aynı zamanda finansal teknolojiler alanındaki stratejik iş birliklerinin, kullanıcı deneyimini geliştirme ve dijital dönüşümü hızlandırma açısından taşıdığı önemi bir kez daha ortaya koyuyor. "Bilyoner Anında ile Para Yatırma Süreçlerini Minimum Adımla Tamamlıyoruz" Bilyoner CEO'su Yücel Karadeniz, "Bilyoner olarak kullanıcılarımızın hayatını kolaylaştıran, hızlı ve güvenli deneyimler sunmayı önceliklendiriyoruz. Misyon Bank iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz 'Bilyoner Anında', para yatırma süreçlerini minimum adımla tamamlamayı sağlayan yenilikçi bir çözüm olarak sektörde bir ilke imza atıyor. Teknolojiyi kullanıcı deneyimini geliştiren somut çözümlere dönüştürmeye ve sektörümüze değer katacak yenilikler sunmaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu. "Finansal Servisleri Dijital Deneyimlere Gömülü Hale Getiriyoruz" Bilyoner ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında Misyon Bank Genel Müdürü Muhammet Mustafa Cerit, "Bilyoner ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, finansal servislerin farklı sektörlerdeki dijital deneyimlere gömülü şekilde sunulması açısından değerli bir adım. 'Ödeme İste' servisimiz sayesinde Bilyoner kullanıcıları, bakiye yükleme işlemlerini platformdan ayrılmadan, hızlı ve güvenli biçimde başlatabiliyor. Böylece kullanıcı deneyiminde ek adımları azaltan, işlem akışını sadeleştiren ve para yatırma işlemini platform deneyiminin doğal bir parçası haline getiren bir yapı sunuyoruz. Misyon Bank olarak platform bankacılığı ve API kabiliyetlerimizle, iş ortaklarımızın kendi müşteri yolculukları içinde daha pratik, güvenilir ve kesintisiz finansal deneyimler oluşturmasına katkı sağlamayı sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Finans Katılım Bankası’nda Üst Düzey Atama Haber

Türkiye Finans Katılım Bankası’nda Üst Düzey Atama

Türkiye Finans Katılım Bankası, üst düzey bir atamayla yönetim kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Yapılan açıklamaya göre, finans sektöründe ve bürokraside 28 yılı aşkın deneyime sahip olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası eski Başkanı Sayın Murat Çetinkaya, Türkiye Finans Katılım Bankası Yönetim Kurulu Üyesi olarak atandı. Murat Çetinkaya, Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü ile çift anadal programı kapsamında aynı üniversitenin Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünden mezun oldu. Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde doktora çalışmasını tamamladı. Harvard Business School ve INSEAD gibi eğitim kurumlarında yöneticilik programlarına katıldı. Kariyerine 1998 yılında Albaraka Türk Katılım Bankası A.Ş.’de başlayan Çetinkaya, 2003 yılında çalışmaya başladığı Türkiye Halk Bankası A.Ş.’de Uluslararası Bankacılık ve Yatırımcı İlişkilerinden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapmıştır. 2008 yılından itibaren kariyerine Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. bünyesinde Uluslararası Bankacılık, Hazine ve Yatırım Bankacılığından sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak devam etmiştir. 2012 yılında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkan Yardımcılığı, 2016 yılında ise TCMB Başkanlık görevine atanmıştır. Bu dönemde ulusal ve uluslararası üst düzey platformlarda görev almış; ülkemizi temsil ederek önemli rol ve sorumluluklar üstlenmiştir. Sayın Çetinkaya, 20 Mayıs 2026’da Türkiye Finans Yönetim Kurulu Üyesi olarak atanmış olup, 21 Mayıs 2026 tarihinde ise Denetim Komitesi Başkanı olarak görevine başlamıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.