Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tedarik Zinciri

Kapsül Haber Ajansı - Tedarik Zinciri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tedarik Zinciri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DHL’in Meme Kanseri Farkındalık Uçağı İstanbul Havalimanı’na Geldi Haber

DHL’in Meme Kanseri Farkındalık Uçağı İstanbul Havalimanı’na Geldi

DHL Group’un kanserle mücadelede farkındalık yaratmak ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla hayata geçirdiği “As One Against Cancer” kampanyası kapsamında, meme kanseri farkındalığının küresel simgesi olan pembe kurdele logolu uçağı İstanbul Havalimanı’na (İGA) geldi. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında İstanbul’da bulunan uçak, kanserle mücadelede farkındalığın önemine dikkat çekti. “As One Against Cancer” kampanyası, 2019 yılında kanserden korunma konusunda farkındalık yaratmak ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla başlatıldı. Kampanya, yıllar içinde DHL çalışanlarının farklı farkındalık ve dayanışma çalışmalarına katılımıyla Avrupa genelinde genişledi. Kampanya kapsamında DHL’in beş adet Boeing 757 uçağına, meme kanseriyle mücadelenin uluslararası sembolü olan pembe kurdele logosu eklendi. Pembe kurdeleli uçaklar, Avrupa’nın farklı ülkelerine gerçekleştirdikleri uçuşlarla kanser farkındalığı mesajını geniş bir coğrafyaya taşıdı. “As One Against Cancer” kapsamında DHL çalışanlarının katılımıyla Avrupa genelinde çeşitli dayanışma çalışmaları da gerçekleştiriliyor. 2020 yılından bu yana düzenlenen koşu etkinliği, çalışanları kanserden korunma konusunda farkındalık yaratmak amacıyla bir araya getirirken, kampanya kapsamında farklı dönemlerde bağış çalışmaları da gerçekleştiriliyor. DHL Hakkında DHL, dünyanın lider lojistik şirketidir. DHL iş birimleri; yurt içi ve uluslararası gönderi teslimatı, e-ticaret taşımacılığı ve sipariş karşılama çözümleri, uluslararası ekspres taşımacılık; kara, hava ve deniz taşımacılığından endüstriyel tedarik zinciri yönetimine kadar uzanan, rakipsiz bir lojistik hizmetleri portföyü sunmaktadır. Dünya çapında 220'den fazla ülke ve bölgede yaklaşık 389.000 çalışanıyla DHL, insanları ve işletmeleri güvenli ve güvenilir bir şekilde birbirine bağlayarak küresel ve sürdürülebilir ticaret akışlarını mümkün kılmaktadır. Teknoloji, yaşam bilimleri ve sağlık hizmetleri, mühendislik, üretim ve enerji, otomotiv-mobilite ve perakende de dahil olmak üzere büyüyen pazarlar ve sektörlere yönelik özel çözümleriyle DHL, "Dünyanın lojistik şirketi" olarak net bir biçimde konumlanmıştır. DHL, DHL Group’un bir parçasıdır. Group, 2025 yılında yaklaşık 82,9 milyar Euro gelir elde etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tedarik Zincirinin Geleceğini Şekillendirenler 4 Kasım’da Buluşuyor Haber

Tedarik Zincirinin Geleceğini Şekillendirenler 4 Kasım’da Buluşuyor

.Tedarik zincirinde maliyetleri düşürmek ve operasyonları hızlandırmak kadar tedarik risklerini yönetmek, kaynakları verimli kullanmak ve teknoloji yatırımlarından sonuç almak da şirketler için önem taşıyor. Bu alanlarda geliştirilen projeler, 4 Kasım'da İstanbul'da düzenlenecek "Türkiye'nin En Etkili Tedarik Zinciri Profesyonelleri" Ödül Töreni'nde değerlendirilecek. SCP Club tarafından Slimstock ve LODER iş birliğiyle düzenlenen organizasyon, bu yıl 12'nci kez Dedeman Bostancı Hotel'de gerçekleştirilecek. Ödüller; "En Sürdürülebilir/Dirençli", "En Teknolojik", "En Yenilikçi" ve "En Etkin/Etkili" olmak üzere dört kategoride verilecek. Jüri üyeleri ve katılımcıların ortak oylamasıyla belirlenecek "Yılın En İyi Projesi" ödülü de gecenin öne çıkan başlıklarından biri olacak. Slimstock Türkiye Ülke Müdürü Songül Sezer, ödül değerlendirmelerinde projelerin farklı yönlerinin dikkate alınmasının önemine işaret ederek, "Bir projeyi yalnızca sağladığı maliyet avantajıyla değerlendirmek yeterli değil. Tedarik risklerini azaltması, planlamayı iyileştirmesi, kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlaması ve kalıcı sonuçlar üretmesi de önemli. Şirketlerin farklı ihtiyaçlara yönelik geliştirdiği çözümlerin bu kategoriler altında değerlendirilmesi, sektörde nelerin değiştiğini ve hangi uygulamaların öne çıktığını görmek açısından değer taşıyor" dedi. Ödül töreninin sektör için yalnızca bir ödül programı olarak görülmemesi gerektiğini de belirten Sezer, "Farklı şirketlerin benzer sorunlara nasıl çözümler geliştirdiğini görmek önemli. Bir kurumun kendi süreçlerinde elde ettiği sonuçlar, aynı alanda çalışan başka şirketlere de fikir verebilir. Bu nedenle projelerin ortaya konması ve deneyimlerin paylaşılması, tedarik zinciri alanında çalışan profesyonellerin birbirlerinin uygulamalarından haberdar olması açısından değerli" ifadelerini kullandı. Cenk Ulu, yapay zekâ ile insan becerilerinin birlikte rolünü anlatacakGecenin konuşmacılarından PwC Ülke Kıdemli Ortağı Cenk Ulu, "Algoritmaların Ötesinde: Tedarik Zincirinin Geleceğini Kim Şekillendirecek?" başlıklı konuşmasında yapay zekânın iş yapış biçimlerine ve tedarik zincirinin geleceğine etkisini ele alacak. PwC'nin 2026 Yapay Zekânın İş Alanlarına Etkisi Araştırması çerçevesinde şekillenen konuşmada, yapay zekânın verimlilik üzerindeki etkisinin yanı sıra çalışma biçimlerini ve ihtiyaç duyulan yetkinlikleri nasıl değiştirdiği değerlendirilecek. Muhakeme, yaratıcılık, stratejik düşünme ve liderlik gibi insani becerilerin bu süreçteki yeri de konuşmanın başlıkları arasında bulunuyor. Yapay zekânın sunduğu imkânları insan deneyimi ve öngörüsüyle birleştiren kurumların nasıl fark yaratabileceğine odaklanacak konuşma, tedarik zincirinde teknoloji yatırımlarının yanında insan kaynağı ve liderlik yaklaşımının da önem kazandığına işaret ediyor. Jüri üyeleri arasında akademi ve iş dünyasından isimler var Bu yılki jüri üyeleri arasında Prof. Dr. Gülçin Büyüközkan, Prof. Dr. Mehmet Tanyaş, Prof. Dr. Enver Yücesan, Haribo International COO'su Dr. Nazmi Civil ve PwC Ülke Kıdemli Ortağı Cenk Ulu bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü Avrupa Satranç Kulüpler Kupası’nda Tarih Yazdı Haber

BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü Avrupa Satranç Kulüpler Kupası’nda Tarih Yazdı

BAYEGAN Vakfı’nın desteklediği BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü, 16–24 Ekim 2026 tarihleri arasında Karadağ’ın Budva kentinde düzenlenen 41. Avrupa Satranç Kulüpler Kupası’nda şampiyon olarak Türkiye’ye ilk kez Avrupa Kulüpler Kupası şampiyonluğu kazandıran takım oldu. BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü, Türkiye’nin genç büyükustaları GM Yağız Kaan Erdoğmuş, GM Ediz Gürel’in yanı sıra GM Anish Giri, GM M. Amin Tabatabaei, GM Richard Rapport, GM Shakhriyar Mamedyarov, GM Volodar Murzin ve GM Mustafa Yılmaz yer aldığı kadroyla Avrupa’nın en güçlü rakiplerine karşı mücadele etti. BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü, Türkiye’de de son üç yıldır üst üste şampiyon olarak tüm gözleri üzerine toplamıştı. Kulüp Avrupa Satranç Kulüpler Kupası’nda da 2024 yılında altıncılığı 2025’te dördüncülüğe taşımıştı. “Avrupa’nın zirvesinde olmaktan gurur duyuyoruz” Kulübün uluslararası arenadaki başarısını değerlendiren BAYEGAN Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erhan Arslanalp, “BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü’nün Avrupa Satranç Kulüpler Kupası’nda şampiyonluğa ulaşması bizim için büyük bir gurur kaynağı. Son üç yıl üst üste Türkiye şampiyonluğunu kazanan BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü’nün Avrupa Satranç Kulüpler Kupası’nda da son iki yıldaki başarılarını zirveye taşıyarak Avrupa şampiyonu olması bizim için ayrı bir anlam taşıyor. BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü’nün ülkemizdeki ve dünyadaki başarıları, Türk satrancının ulaştığı seviyeyi ortaya koyuyor. Takımımızın ülkemizi uluslararası arenada en iyi şekilde temsil etmesinden büyük mutluluk duyuyor, bu başarıda emeği olan tüm sporcularımızı, teknik ekibimizi ve kulüp yönetimimizi yürekten kutluyorum” dedi. BAYEGAN Hakkında: BAYEGAN, 85 yılı aşkın tecrübesiyle petrokimya sektöründe global ölçekte tedarik, satış, dağıtım ve pazarlama faaliyetleri yürüten lider bir kuruluştur. Operasyonlarıyla 5 kıtada 120 ülkeye ulaşan BAYEGAN, 3.000’i aşkın iş ortağı ve güçlü global ağıyla sektörün önde gelen oyuncuları arasında yer almaktadır. Yerel ihtiyaçları gözeterek dünyanın her yerine efektif dağıtım sağlayan BAYEGAN; petrokimya sektöründe kimyasallar, polimerler ve mühendislik plastikleri kategorilerinde geniş bir ürün gamına sahip. Türkiye’nin önde gelen polimer ve kimyasal hammadde tedarikçilerinden biri olarak BAYEGAN bugün dünyanın dev petrokimya üreticilerini globalde her ölçekteki iş ortakları ile buluşturmaktadır. Stratejik iş birlikleri, küresel dağıtım ağı, hızlı ve esnek tedarik zinciri ve lojistik altyapısı, güçlü finans ağı ve uçtan-uca entegre hizmet sunma kabiliyeti ile BAYEGAN, faaliyet gösterdiği pazarlarda lider konumundadır. BAYEGAN, ticaret ve dağıtımdaki uzmanlığını BYCHEM tesisi ile üretim alanına da taşıyarak sektörde katma değer yaratmaya devam etmektedir. BYCHEM bünyesinde hayata geçirilen yatırımlarla; DOTP plastikleştiricilerde bölgesel liderliğini pekiştirirken, Türkiye’nin ilk yerli ve milli Thermoplastic Polyurethane (TPU) üretimi, ve polyester poliol yatırımlarıyla, yüksek katma değerli ürünler geliştirmektedir. Daha fazla bilgi için https://bayegan.net adresini ziyaret edebilirsiniz. BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü hakkında: İstanbul Pendik’te 2017 yılından bu yana faaliyet gösteren ve satrancı her yaştan birey için erişilebilir kılmayı hedefleyen BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü, bir eğitim ve gelişim platformudur. Kulüp, Türkiye satrancına ulusal ve uluslararası düzeyde nitelikli sporcular kazandırma vizyonuyla hareket ederken aynı zamanda stratejik düşünmeyi, sabrı ve zihinsel disiplini merkeze alan çok yönlü bir yaklaşımı benimsiyor. Farklı yaş gruplarına ve ihtiyaçlara göre yapılandırılan eğitim modeli ile kulüp bünyesinde; çocuklar ve gençler için temel ve ileri düzey satranç eğitimleri sunulurken, yetişkinler için ise yaşam boyu öğrenmeyi destekleyen programlar yürütülüyor. Ayrıca okullarla kurulan iş birlikleri sayesinde, satrancın erken yaşta yaygınlaşması ve altyapının güçlendirilmesi hedefleniyor. BAYEGAN Pendik Satranç Spor Kulübü, bireylerin yalnızca satrançta değil; hayatta da stratejik ve çok yönlü düşünebilen, özgüveni yüksek bireyler olarak yetişmesine katkı sağlama amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eczacıbaşı’nın Yapay Zeka Programı  Microsoft’un Küresel Vitrininde! Haber

Eczacıbaşı’nın Yapay Zeka Programı Microsoft’un Küresel Vitrininde!

Eczacıbaşı Topluluğu’nun Microsoft teknolojileriyle hayata geçirdiği “Görevimiz: Yapay Zeka / Mission AI” programı, yapay zekâyı günlük iş süreçlerine taşıyor. Tedarikçi risk yönetiminde iki haftaya kadar uzayan karar alma süresini üç günün altına indiren program, doğal kaynaklar operasyonlarında analitik işlem süresini yüzde 90’ın üzerinde azalttı. Belirli operasyonel alanlarda ise aksiyon alma süresi yüzde 75’e kadar kısaldı. Program, Microsoft Global tarafından küresel başarı hikâyeleri arasında gösterildi. Yapı ürünleri, sağlık ve doğal kaynaklar başta olmak üzere farklı sektörlerde faaliyet gösteren topluluk, programı çalışanların gerçek iş ihtiyaçlarına çözüm geliştirmesi ve başarılı uygulamaların kuruluşlar arasında yaygınlaştırılması amacıyla başlattı. Microsoft Copilot Studio ve Microsoft Foundry kullanılarak yürütülen çalışma, yapay zekâ kullanımını ortak bir yapı altında geliştirmeyi ve ölçeklendirmeyi hedefliyor. Konuya ilişkin görüşlerini paylaşan Eczacıbaşı Topluluğu Teknoloji Grup Başkanı Ayşe Kabaş Fıçı, “Yapay zekadan beklediğimiz, çalışanlarımızın günlük işlerinde karşılaştıkları sorunlara çözüm üretmesi ve kararlarını daha hızlı, daha güçlü bir bilgi temeliyle alabilmelerini sağlaması. ‘Görevimiz: Yapay Zeka’ programında hareket noktamız işi en iyi bilen ekiplerimizin fikirleri oldu. Şimdi önceliğimiz somut fayda sağlayan çözümleri topluluk kuruluşlarımıza yayarak elde ettiğimiz kazanımları büyütmek” dedi. Sekiz haftada 358 fikirden 27 çözüme Üst yönetim sponsorluğunda yürütülen sekiz haftalık programda, topluluk ekiplerinin sunduğu 358 yapay zekâ fikri değerlendirildi. Bu fikirlerin 57’si kuluçka aşamasına taşındı; 27 yapay zekâ ajanı prototipi geliştirildi. Bunların 12’si, topluluk genelinde uygulanabilecek yüksek etkili çözümler olarak öne çıktı. Tedarik zinciri, lojistik, kurumsal iletişim ve pazarlama gibi alanlara odaklanan ekipler, kendi iş süreçlerindeki ihtiyaçlardan yola çıkarak çözümler üretti. Teknik uzmanlığı sınırlı çalışanlar düşük kodlu geliştirme araçları sunan Microsoft Copilot Studio’dan yararlanırken, daha gelişmiş ve özelleştirilebilir ajanlar için Microsoft Foundry kullanıldı. Program, yapay zekâ, analitik ve yazılım çözümlerinde uzman Microsoft çözüm ortağı Mindworks tarafından desteklendi. Karar alma ve analiz süreçlerinde somut kazanımlar Program kapsamında geliştirilen Sentra ajanı, tedarikçi risk yönetiminde iki haftaya kadar uzayan karar alma döngülerini üç günün altına indirdi. Doğal kaynaklar operasyonlarında kullanılan Maden360 ajanı ise analitik işlem süresini yüzde 90’ın üzerinde azalttı. Erken uyarı mekanizmaları, ekiplerin riskleri daha erken görmesine ve sorunlar büyümeden harekete geçmesine yardımcı oldu. Program için öngörülen toplam değer 3,8 milyon avro olarak hesaplanırken, yıllık 5.000 saatlik kapasite açığa çıkarıldı. Geliştirilen çözümlerin topluluk kuruluşlarına uyarlanıp yaygınlaştırılmasıyla bu etkinin büyümesi bekleniyor. Çoğu minimum uygulanabilir ürün aşamasında olan prototiplerin tam devreye alınması için SAP, CRM ve ERP sistemleriyle ileri entegrasyon çalışmaları planlandı. Yapay zekâyı kurumsal bir yetkinliğe dönüştüren iş birliği Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin ise programın amacını şöyle değerlendirdi: “Görevimiz: Yapay Zeka programında Microsoft’un temel hedefi, Eczacıbaşı’nda yapay zekayı tekil pilot projelerin ötesine taşımaktı. Yapay zekanın kurumsal ölçekte yönetilen, güvenli ve ölçeklenebilir bir yetkinliğe dönüşmesini amaçladık. Program kapsamında fikirler sistematik biçimde değerlendirildi ve üretime hazır yapay zeka ajanları geliştirildi. Böylece yapay zekanın grup genelinde sürdürülebilir bir işletim modeline dönüşmesi için gerekli yapı kuruldu.” Microsoft, programın tasarım ve uygulama süreçlerine teknoloji altyapısının yanı sıra mimari yönlendirme, yönetişim yaklaşımı ve teknik rehberlikle katkı sağladı. Çalışmada Copilot Studio ve Microsoft Foundry’nin yanı sıra Azure AI Services, Azure OpenAI, Microsoft Power Platform, Microsoft Teams ve SharePoint teknolojilerinden yararlanıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Efes’te Sürdürülebilirlik Ortak Akılla Somut Çözümlere Dönüşüyor Haber

Anadolu Efes’te Sürdürülebilirlik Ortak Akılla Somut Çözümlere Dönüşüyor

Şirket, sürdürülebilirlik bilgi ve yetkinliğini organizasyon genelinde yaygınlaştırmak amacıyla kurduğu Sürdürülebilirlik Akademisi çatısı altında, geçtiğimiz yıl Sustainable Actions in Motion (SAIM) programını başlattı. Farklı departmanlardan çalışanların oluşturduğu 11 ekibin geliştirdiği projelerden 6’sı 2026’da uygulama aşamasına geçerken, 5’i 2027 planlarına dahil edildi. Bu yıl ikincisi düzenlenen programda ise ekipler, sürdürülebilirliği iş süreçlerine taşıyacak yeni fikirler geliştirdi. Anadolu Efes, sürdürülebilirliğin organizasyon genelinde sahiplenilmesi ve çalışanların kendi iş alanlarına taşıyabilecekleri bir yetkinliğe dönüşmesi amacıyla 2023 yılında Sürdürülebilirlik Akademisi’ni kurdu. Türkiye, Kazakistan, Gürcistan ve Moldova’da gerçekleştirilen 21 departman bazlı sürdürülebilirlik derinleşen etki eğitimi ile 1.300’den fazla beyaz ve mavi yaka çalışana ulaşıldı. Akademi’de oluşan bilgi ve deneyimi uygulamaya taşımak amacıyla 2025 yılında ise “Sustainable Actions in Motion” programı hayata geçirildi. Üretimden Tedarik Zinciri’ne, İnsan Kaynaklarından Finans’a kadar farklı fonksiyonlardan çalışanların oluşturduğu ekipler, “Su Verimliliği”, “Kapsayıcılık” ve “Sürdürülebilir Markalar” alanlarında projeler geliştirdi. İlk dönemde geliştirilen 11 proje, uygulanabilirlikleri ve iş planlarına sağlayacakları katkılar doğrultusunda değerlendirilerek, 6’sı 2026’da uygulama aşamasına geçerken, 5’i 2027 uygulama planlarına taşındı. Programın yeni döneminde ise ekipler bu kez “Atık Yönetimi ve Döngüsel Ekonomi”, “İş Sağlığı ve Güvenliği” ile “Sürdürülebilir Marka Deneyimi” başlıklarında, bulundukları ülkelerin kendi pazarlarından ve günlük iş deneyimlerinden yola çıkarak ortak iş problemlerine yönelik çözümler geliştirdi. Farklı coğrafyalardaki deneyim ve uygulamalar birbirini besleyen yeni fikirlere dönüştü.Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, programla ilgili şunları söyledi: “Anadolu Efes olarak sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin ve uzun vadeli değer yaratma anlayışımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Faaliyet gösterdiğimiz her ülkenin farklı dinamikleri ve ihtiyaçları var. Bu çeşitliliği önemli bir güç olarak görüyor, farklı coğrafyalardaki bilgi ve deneyimimizi ortak çözümlere dönüştürmeyi önemsiyoruz. SAIM ile farklı ülkelerden ve fonksiyonlardan çalışma arkadaşlarımızı bir araya getirerek sürdürülebilirliği kendi iş alanlarındaki ihtiyaçlar üzerinden ele almalarını sağlıyoruz. Böylece farklı uzmanlıklar birbirini beslerken, bir ülkede geliştirilen fikirler başka ülkelerdeki çalışmalara da katkı sunabiliyor. Programın en önemli kazanımı, ortaya çıkan projelerin ötesinde, sürdürülebilirliğin tüm operasyonlarımızda çalışanlarımızın katkısıyla günlük iş kararlarına ve uygulamalara yansıması. Kalıcı dönüşümün de bu ortak sahiplenmeyle mümkün olduğuna inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye, 2027 IFPSM Dünya Zirvesi’ne Ev Sahipliği Yapacak Haber

Türkiye, 2027 IFPSM Dünya Zirvesi’ne Ev Sahipliği Yapacak

Uluslararası satın alma ve tedarik zinciri yönetimi alanında faaliyet gösteren International Federation of Purchasing and Supply Management (IFPSM) tarafından düzenlenen Dünya Zirvesi’nin 2027 yılında Türkiye’de gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı. Gana’da düzenlenen IFPSM Dünya Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen bayrak devir teslim töreniyle, federasyonun resmi zirve bayrağı TÜSMOD Gana Ülke Başkanı ve AkdenizRack Afrika Genel Müdürü Büşra Kurt’a teslim edildi. Küresel tedarik zinciri liderleri Türkiye’de buluşacak Dünyanın farklı ülkelerinden satınalma ve tedarik zinciri liderlerini, akademisyenleri ve sektör profesyonellerini bir araya getiren IFPSM Dünya Zirvesi; uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi, sektörel bilgi paylaşımının artırılması ve küresel tedarik zinciri vizyonunun güçlendirilmesi açısından önem taşıyor. Türkiye’nin 2027 zirvesine ev sahipliği yapacak olması, ülkenin satınalma ve tedarik zinciri yönetimi alanındaki uluslararası temsiliyeti açısından önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Ev sahibi ülke ve kurumun belirlenmesinde uluslararası temsil kapasitesi, organizasyon yetkinliği, ülkenin sanayi ve tedarik zinciri altyapısı ile küresel vizyona sağlanan katkıların dikkate alındığı belirtiliyor. "Türkiye’nin Küresel Tedarik Zincirindeki Rolü Güçleniyor" Devir teslim töreninde değerlendirmelerde bulunan TÜSMOD Gana Ülke Başkanı ve AkdenizRack Afrika Genel Müdürü Büşra Kurt, şu ifadeleri kullandı: "IFPSM Dünya Zirvesi’nin 2027 yılında ülkemizde gerçekleşecek olması, Türkiye’nin satınalma ve tedarik zinciri yönetimindeki uluslararası gücünü ve temsil yeteneğini açıkça ortaya koyuyor. Bayrağı devralmaktan büyük gurur duyuyoruz. 2027’de küresel sektör temsilcilerini Türkiye’de ağırlayarak hem ülkemizin lojistik ve sanayi potansiyelini sergileyecek hem de sektörel iş birliklerine yön vereceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Market Dolaplarını Isıtan Siber Saldırı Uzaktan  Erişim Riskini Ortaya Koydu Haber

Market Dolaplarını Isıtan Siber Saldırı Uzaktan  Erişim Riskini Ortaya Koydu

ESET Türkiye Ürün ve Pazarlama Müdürü Can Erginkurban uzaktan erişim güvenliği ile ilgili dikkat edilmesi gereken konuları değerlendirdi; yaşanabilecek riskleri göz önüne alarak dikkat edilmesi gereken noktaları paylaştı. Bir marketteki soğutma sistemleri, kimi zaman tek bir kontrol paneli üzerinden yönetiliyor. Bu panel, dolapların ne zaman soğutacağını, ne zaman buz çözeceğini ve sıcaklık sınırı aşıldığında kime alarm göndereceğini belirliyor. Bakım hizmeti veren ekipler de arızalara müdahale edebilmek için bu sistemlere uzaktan bağlanabiliyor. Ancak güvenli yapılandırılmayan bu bağlantılar, siber saldırganlara fiziksel sistemler üzerinde kontrol imkânı verebiliyor. 11 Ekim’i 12 Ekim’e bağlayan gece Fransa’da yüzlerce marketin soğutma sistemleri siber saldırının hedefi oldu. Kontrol ayarlarının değiştirilmesiyle buz çözme işlemi zorlandı ve bazı dolaplarda sıcaklıklar 50 dereceye kadar yükseldi. Bazı mağazalarda yangın çıkarken taze ve dondurulmuş ürünler kullanılamaz hâle geldi. Olay, siber saldırıların yalnızca veri kaybına değil, işletmelerin günlük faaliyetlerini doğrudan etkileyen fiziksel zararlara da yol açabileceğini gösterdi. Saldırganlar dolabı değil, ayarını değiştirdi Fransa’nın siber olaylara müdahale merkezi CERT-FR’nin yayımladığı uyarıya göre olayda, soğutma tesisatlarını uzaktan yönetmek için kullanılan kontrol cihazları hedef alındı. Saldırganlar, cihazların ayarlarını değiştirerek buz çözme döngüsünü zorladı. Böylece soğutma sistemleri işlevini yerine getiremez hâle geldi ve sıcaklıklar yükseldi. Haber ajanslarının aktardığı bilgilere göre olaydan farklı market zincirlerine bağlı yüzlerce mağaza etkilendi. Bazı mağazalarda ürün kayıpları yaşandı ve yangın çıktı. Saldırının arkasında kimin bulunduğu ise henüz açıklığa kavuşmadı. Olayda dikkat çeken unsurlardan biri, etkilenen cihazların bir bölümünün eski yazılımlar kullanması ve artık güncelleme almamasıydı. Bu durum, internete bağlı fiziksel sistemlerin de düzenli güvenlik kontrollerine ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu. İşletmeler açısından risk, yalnızca bilgisayarlara veya kurumsal ağlara yönelik saldırılarla sınırlı değil. Soğutma, iklimlendirme ve üretim gibi kritik işlevleri yöneten sistemler de siber güvenliğin bir parçası. KOBİ’ler tedarik zinciri kaynaklı riskleri gözden kaçırabiliyor ESET’in 4 bin 400 küçük ve orta ölçekli işletmeyle gerçekleştirdiği KOBİ Siber Hazırlık Endeksi 2026 araştırması, tedarik zinciri kaynaklı saldırıların işletmelerin öncelikli endişeleri arasında yeterince yer bulmadığına işaret ediyor. Araştırmaya göre bu riski öne çıkaran işletmelerin oranı yalnızca yüzde 14. Fransa’daki olay, işletmelerin kendi sistemlerinin yanı sıra hizmet aldıkları şirketlerin uzaktan erişim bağlantılarını da değerlendirmesi gerektiğini gösteriyor. Bakım ve teknik destek amacıyla kurulan bağlantılar, gerekli güvenlik önlemleri alınmadığında işletmeler için bir risk oluşturabiliyor. ESET Türkiye Ürün ve Pazarlama Müdürü Can Erginkurban, siber güvenlik yaklaşımının fiziksel sistemleri de kapsaması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Fransa’da yaşanan olay, siber saldırıların yalnızca bilgisayarları ve verileri değil, işletmelerin günlük faaliyetlerini sürdürmek için kullandığı fiziksel sistemleri de hedef alabileceğini gösteriyor. Bir soğutma sisteminin kontrol paneline uzaktan erişilebilmesi, bakım ve işletme süreçleri açısından kolaylık sağlıyor. Ancak bu erişimin kimler tarafından, hangi yöntemle ve hangi güvenlik koşulları altında kullanıldığı mutlaka kontrol edilmeli. Yaptığımız incelemede, Türkiye’de uzaktan soğutma kontrol sistemleriyle ilişkili olabilecek toplam 136 internet erişimli kayıt olabileceğini tespit ettik. Ancak bu kayıtların tamamının marketlerde kullanıldığını, aynı güvenlik açıklarına sahip olduğunu veya doğrudan saldırıya açık bulunduğunu söylemek mümkün değil. Bazıları soğuk hava depoları ya da üretim tesisleri gibi farklı alanlarda kullanılan sistemlere ait olabilir. Aynı cihazın birden fazla servis üzerinden görünmesi de mümkün. Bu veriler, işletmelerin uzaktan erişim yapılandırmalarını, cihazlarının güncelleme durumunu ve alarm sistemlerini gözden geçirmeleri gerektiğini hatırlatıyor. Siber güvenlik yatırımlarını yalnızca verileri korumakla sınırlamamak, iş sürekliliğini sağlayan fiziksel sistemleri de bu kapsamda değerlendirmek gerekiyor.” Uzaktan erişim güvenliği üç soruyla başlıyor Fransa’daki olay, internete açık kontrol panellerinin, güncel olmayan yazılımların ve bağımsız sıcaklık uyarılarının bulunmamasının bir araya geldiğinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor. İşletmelerin bu riskleri azaltmak için üç temel konuya odaklanması gerekiyor. 1. Kontrol paneline kimler, nasıl erişiyor? Uzaktan bakım bağlantıları, kontrol panelini doğrudan internete açmak yerine VPN gibi yalnızca yetkili kişilerin erişebildiği güvenli kanallar üzerinden kurulmalı. İşletmeler, servis sağlayıcılarından kullanılan bağlantı yöntemini ve erişim yetkilerini öğrenmeli. Güvenlik duvarında yalnızca belirli IP adreslerine izin verilmesi ek bir önlem sağlayabilir; ancak tek başına yeterli bir güvenlik yaklaşımı olarak görülmemeli. 2. Kontrol cihazı güncel mi? Üretici desteği sona eren cihazlarda yeni ortaya çıkan güvenlik açıkları giderilemeyebilir. Bu nedenle işletmeler yalnızca soğutma sisteminin fiziksel durumunu değil, sistemi yöneten kontrol panelinin modelini, yazılım sürümünü ve güncelleme durumunu da kontrol etmeli. Gerektiğinde cihazın yenilenmesi veya güvenli bir yapılandırmaya geçirilmesi değerlendirilmeli. 3. Sıcaklık yükseldiğinde alarm çalışıyor mu? Kontrol paneli ele geçirildiğinde sıcaklık uyarıları da etkisiz kalabilir. Kritik soğutma sistemlerinde kontrol panelinden bağımsız çalışan sıcaklık sensörleri ve alarm mekanizmaları kullanılması, olası bir sorunun geç fark edilmesini önleyebilir. Böylece ürün kayıplarının ve operasyonel aksaklıkların büyümesi engellenebilir. Fransa’daki olayın gösterdiği gibi siber güvenlik, yalnızca bilgisayarlara ve veriye açılan bağlantıları korumakla sınırlı değil. İşletmelerin üretimini, depolamasını ve günlük faaliyetlerini sürdüren sistemlere uzaktan erişimin de güvenli biçimde yönetilmesi gerekiyor. Çünkü bazen bir işletmenin en önemli güvenlik riski, duvardaki kontrol paneline açılan bağlantıda saklı olabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone'a Sürdürülebilirlikte Platin Madalya Haber

Vodafone'a Sürdürülebilirlikte Platin Madalya

Vodafone Grubu; çevre, sosyal ve yönetişim (ÇSY) alanlarında dünyanın önde gelen uluslararası sürdürülebilirlik derecelendirme platformlarından EcoVadis’in sürdürülebilirlik değerlendirmesinde üst üste üçüncü kez Platin madalya kazandı. Vodafone, 100 üzerinden 88 puanla dünya telekomünikasyon sektörü ortalamasının üzerinde yer alırken, değerlendirmeye tabi tutulan tüm şirketler arasında ilk yüzde 1’lik dilime yerleşti. “Çevre”, “İşgücü ve İnsan Hakları”, “Etik”, “Sürdürülebilir Tedarik” olmak üzere dört temanın ele alındığı değerlendirmede her bir alanda şirketlerin politika, onay, sertifika ve raporlamaları incelendi. Vodafone, 2023'te 80 olan genel EcoVadis puanını 2026'da 88'e yükseltti. İnsana ve becerilere sürekli yatırım Vodafone’un “İşgücü ve İnsan Hakları” puanındaki iyileşme çalışan gelişimi, kariyer planlaması, kurum içi hareketlilik, beceriler ve refah alanlarına yaptığı sürekli yatırımı yansıtıyor. Vodafone, 2026 mali yılı boyunca müşteri deneyimi, operasyonel mükemmellik ve yapay zekâ dahil olmak üzere iş stratejisiyle uyumlu becerilere yatırım yapmaya devam etti. Şirket ayrıca, çalışanlarına departmanlar arası veya uluslararası projelere katılma, Vodafone ülkeleri arasında uzmanlıklarını paylaşma ve yeni yetkinlikler ile deneyim kazanma fırsatları sunuyor. Çalışan refahına önem veren Vodafone, çalışanlar, yükleniciler ve iş ortakları için güvenli ve sağlıklı bir ortam sağlama konusundaki global taahhüdünün yanı sıra fiziksel ve zihinsel sağlığı, mali refahı ve iş-yaşam dengesini destekleyen programlar geliştiriyor. Tedarik zinciri değerlendirme süreçleri güçlendirildi Vodafone’un “Sürdürülebilir Tedarik” puanı, tedarikçi değerlendirme, denetim, eğitim ve sürdürülebilirlik programlarının daha da geliştirilmesinin ardından yükseldi. Vodafone, start-up’lardan küçük işletmelere ve büyük çokuluslu şirketlere kadar 8 bin 500’den fazla tedarikçiyle çalışıyor. İhale, tedarikçi seçimi ve performans yönetimi süreçlerine çevresel, sosyal ve yönetişim kriterleri dahil ediliyor. Vodafone 2026 mali yılında daha sistematik ve risk temelli bir yaklaşımla tedarik zinciri durum tespiti programını güçlendirdi. Denetim kapsamı, 2025 mali yılına kıyasla yaklaşık dört katına çıkarıldı ve yüksek riskli tedarikçilere, kategorilere ve lokasyonlara odaklanıldı. Bulguların ardından yapılandırılmış düzeltici eylem planları ve tedarikçi performans yönetimi uygulandı. 2026 mali yılında Vodafone’un ÇSY performans yönetim sistemine 238’den fazla tedarikçi dahil edildi. Bu tedarikçiler, şirketin global tedarik harcamalarının yarısından fazlasını kapsıyor. Vodafone ayrıca çalışma koşulları ve tedarikçi yönetimi uygulamaları hakkında daha doğrudan bilgi edinmek amacıyla bağımsız iş ortağı geliştirme araçları ve denetimler yoluyla stratejik tedarikçilerini değerlendirdi. Afrika, Asya ve Avrupa’da ikinci kademe tedarikçiler ve Vodacom’a özel tedarikçilerin denetimleri de dahil olmak üzere 21 ayrıntılı tedarikçi denetimi gerçekleştirildi. Şebeke elektriğinin tamamı yenilenebilir kaynaklardan Vodafone, emisyonları azaltmak, iklimle ilgili riskleri yönetmek ve uzun vadeli net sıfır hedeflerini desteklemek amacıyla 2025 mali yılından 2027 mali yılına kadar alınacak önlemleri belirleyen İklim Geçiş Planını uygulamaya devam etti. Şirket, 2026 mali yılında global operasyonlarında satın alınan ve kullanılan şebeke elektriğinin tamamını yenilenebilir kaynaklardan şebekeye aktarılan elektrikle karşıladı. Kapsam 1 ve 2’ye ait piyasa temelli sera gazı emisyonları, Vodafone’un 2020 mali yılı referans seviyesine kıyasla %85 daha düşüktü. Kapsam 3 emisyonları, bir önceki yıla göre %11 azalarak 6,11 milyon ton karbondioksit eşdeğerine geriledi. Bu, 2020 mali yılına göre %18’lik bir azalmayı temsil ediyor. Siber güvenlik, üst düzey öncelikler arasında Vodafone’un etik yaklaşımı yönetişim, risk yönetimi, eğitim ve bağımsız denetime tabi bilgi güvenliği kontrolleriyle destekleniyor. Siber güvenlik, Yönetim Kurulu düzeyinde bir öncelik olmaya devam ediyor. Vodafone, 900’den fazla çalışandan oluşan global bir siber güvenlik ekibine sahip. Avrupa ve Afrika pazarlarında ortak bir güvenlik modeli uyguluyor. Şirketin Yönetişim, Risk ve Kontrol ekibi, politika ve standartları belirliyor, siber riskleri ölçüyor ve bilgi güvenliği sertifikalarını yönetiyor. Vodafone, global teknoloji birimini ve Türkiye dahil 11 yerel pazarı kapsayan; bilginin gizliliğini, bütünlüğünü ve erişilebilirliğini korumaya yönelik çerçeve sağlayan, dış denetime tabi ISO 27001 bilgi güvenliği sertifikasına sahip bulunuyor. Vodafone, zorunlu siber güvenlik eğitimleri, üç ayda bir yapılan oltalama simülasyonları, bağımsız sızma testleri ve düzenli iç ve dış denetimler yoluyla kontrolleri güçlendirmeye devam ediyor. Grup genelinde her yıl binden fazla sızma testi gerçekleştiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

L’Oréal Türkiye CIO’su Metin Yılmaz, Artık Yunanistan’dan da Sorumlu Haber

L’Oréal Türkiye CIO’su Metin Yılmaz, Artık Yunanistan’dan da Sorumlu

Metin Yılmaz, yeni sorumlulukları kapsamında Türkiye ve Yunanistan IT organizasyonlarına liderlik ederken, sınır ötesi iş birliğinin güçlendirilmesine, ortak teknoloji yetkinliklerinin geliştirilmesine ve iki ülke arasındaki sinerjilerin artırılmasına odaklanacak. Bu doğrultuda yenilikçi teknolojilerin iş süreçlerine entegrasyonunu hızlandırarak L’Oréal’in her iki pazardaki dijital dönüşümüne katkı sağlayacak. Yılmaz, aynı zamanda L’Oréal’in bugüne kadarki en kapsamlı dönüşüm programı olan NEO’nun Türkiye ve Yunanistan’daki teknoloji liderliğini üstlenecek. Finans, tedarik zinciri, ticari operasyonlar ve temel iş süreçlerini kapsayan bu uçtan uca dönüşüm programının başarıyla hayata geçirilmesi için iş birimleri ve bölgesel ekiplerle yakın iş birliği içerisinde çalışacak. Güçlenen iş birliği ve hızlanan teknoloji yolculuğu Metin Yılmaz’ın liderliğinde L’Oréal Türkiye BT ekibi, iş birimleriyle iş birliğini derinleştirirken yerel destek modellerini optimize etti ve çalışan deneyiminin iyileştirilmesine önemli katkı sağladı. Aynı zamanda veri ve yapay zekâ odaklı girişimlere hız kazandıran ekip, iş birimleri ve küresel teknoloji partnerleriyle güçlü ilişkiler geliştirerek Türkiye IT organizasyonunun iş hedeflerine doğrudan katkı sağlayan stratejik bir iş ortağı olarak konumunu güçlendirdi. Bu süreçte iş birliği kültürüne ve ekiplerin güçlendirilmesine öncelik veren Yılmaz, yerel çözümlerin bölgesel teknoloji ekosistemleriyle uyumlu hale getirilmesine, süreçlerin sadeleştirilmesine ve operasyonel verimliliğin artırılmasına liderlik etti. Yeni görevinde Yılmaz, Türkiye ve Yunanistan ekiplerinin deneyim ve yetkinliklerini bir araya getirerek teknoloji odaklı dönüşümün hızlandırılmasını ve her iki pazarda sürdürülebilir iş değeri yaratılmasını hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.