Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tedarik Zinciri

Kapsül Haber Ajansı - Tedarik Zinciri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tedarik Zinciri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TFI TAB Gıda Yatırımları İkinci Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı Haber

TFI TAB Gıda Yatırımları İkinci Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı

Türkiye’nin lider hızlı servis restoran operatörlerinden TFI TAB Gıda Yatırımları, ikinci Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Raporda, 2024-2025 döneminde çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY/ESG) alanlarında gerçekleştirilen çalışmalar ile grup şirketlerinin sürdürülebilirlik performansı ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımı paylaşıldı. TFI'ın sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda hazırlanan rapor; Gıda, Gezegen ve İnsan odak alanları kapsamında belirlenen öncelikleri, hedefleri ve performans sonuçlarını ortaya koyarken, grup şirketlerinin sürdürülebilirlik alanındaki uygulamalarına ve dönüşüm yolculuğunda attığı adımlara da yer veriyor. GRI (Global Reporting Initiative) standartları doğrultusunda hazırlanan rapor; iklim değişikliğiyle mücadeleden döngüsel ekonomi uygulamalarına, sürdürülebilir tarımdan gıda güvenliğine, dijital dönüşümden kadının güçlenmesine kadar geniş bir yelpazede yürütülen çalışmaları ve elde edilen sonuçları ortaya koyuyor. TFI TAB Gıda Yatırımları Sürdürülebilirlik Direktörü Tülay Özel, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel etkilerimizi yönetmekle sınırlı bir sorumluluk alanı olarak değil, uzun vadeli değer yaratma anlayışımızın temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Üretimden tedarike, lojistikten restoran operasyonlarına kadar uzanan dikey entegre iş modelimiz sayesinde sürdürülebilirlik yaklaşımımızı değer zincirimizin tamamına yayabiliyor, attığımız her adımın etkisini bütünsel bir bakış açısıyla yönetebiliyoruz. Güvenilir gıda üretimi, izlenebilir ve sorumlu tedarik zinciri, kaynak verimliliği, çalışanlarımızın gelişimi, kapsayıcı çalışma kültürü ve teknoloji destekli operasyonel mükemmeliyet anlayışı sürdürülebilir büyüme stratejimizin temel yapı taşlarını oluşturuyor. Bu rapor, yalnızca performans göstergelerimizi ortaya koyan bir çalışma değil; aynı zamanda geleceğe ilişkin sorumluluklarımızı, önceliklerimizi ve dönüşüm yolculuğumuzu yansıtan önemli bir yol haritası niteliği taşıyor. İklim değişikliğiyle mücadeleden yenilenebilir enerji yatırımlarına, dijital dönüşüm uygulamalarından kadının güçlenmesine, sürdürülebilir tarımdan çalışan deneyimine kadar birçok alanda somut ilerlemeler kaydetmiş olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Önümüzdeki dönemde de paydaşlarımız için ekonomik, çevresel ve sosyal değer yaratmaya; faaliyet gösterdiğimiz tüm alanlarda daha dirençli, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeye kararlılıkla devam edeceğiz." Değer zinciri boyunca güven, kalite ve müşteri odaklı yaklaşım güçlendirildi Üretimden lojistiğe, restorandan tüketiciye uzanan entegre değer zinciri boyunca gıda güvenliği, kalite, izlenebilirlik ve şeffaflığı odağına alan TFI, güvenilir gıda tedarikini destekleyen uygulamalarını uluslararası standartlarla güçlendirirken, sürdürülebilir tedarik anlayışıyla tüketici güvenini artırmayı sürdürdü. • Tedarik zincirinin %94-98’i yerel tedarikçilerden oluştu. • Kahve tedariğinin %100’ü Rainforest Alliance sertifikalı kaynaklardan sağlandı. • RSPO sertifikalı palm yağı kullanımı %33 artarak %38,3’e yükseldi. • Atakey Patates ve AtaSancak, Farm Sustainability Assessment (FSA) değerlendirmesinde "Gold" seviyesini korudu. • TFI Grubu, amfori’ye üye olan Türkiye’deki ilk yerli gıda şirketi oldu. • Ekur Et, Atakey Patates, AtaSancak, Ekmek Unlu Gıda, Fasdat Sebze ve Fasdat Gıda, BRCGS Grade A ve üzeri puanlar alarak gıda güvenliği ve kalite standartlarındaki güçlü performanslarını sürdürdü. • NSF International tarafından gerçekleştirilen denetimlerde Fasdat Sebze %98,2, Ekur Et %99,3, Atakey Patates %99,2, Ekmek Unlu Gıda %100 ve Fasdat Gıda %100 puan aldı. • Aynı dönemde müşteri memnuniyet oranı Ekur Et'te %96'ya, TAB Gıda'da %97'ye, Ekmek Unlu Gıda ve AtaSancak'ta %98'e ulaşırken, Atakey Patates müşteri memnuniyetinde %100 seviyesine ulaştı. İklim ve çevre alanında somut dönüşüm adımları TFI ve grup şirketleri, iklim değişikliğiyle mücadele, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı ve döngüsel ekonomi uygulamaları kapsamında hayata geçirdiği çalışmalarla çevresel etkilerini azaltmayı sürdürüyor. 2024-2025 döneminde emisyon yönetiminden yenilenebilir enerji yatırımlarına, atık yönetiminden kaynak verimliliğine kadar birçok alanda önemli ilerlemeler kaydedildi. • Atakey Patates’in Science Based Targets initiative (SBTi) hedefleri onaylandı; Paris Anlaşması ile uyumlu bilim temelli emisyon azaltım hedefleri belirlendi. • TAB Gıda’da restoran başına elektrik tüketimi 2023 yılına göre %11 azaldı. • TAB Gıda, elektrik tüketiminin %42’sini YEK-G kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayarak 29.047 tCO₂e emisyonu dengeledi. • Atakey Patates, elektrik tüketiminin %100’ünü YEK-G ile yenilenebilir kaynaklardan sağladı. • Fasdat Gıda’da devreye alınan güneş enerjisi sistemleriyle 1,19 MW kurulu güce ulaşılırken, tesislerin elektrik ihtiyacının yaklaşık %30’u yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılandı. • Fasdat Sebze’de gerçekleştirilen 495 kW güneş enerjisi yatırımı ile tesis elektrik ihtiyacının yaklaşık %20’si yenilenebilir kaynaklardan karşılandı. • TAB Gıda’da Sıfır Atık Belgeli restoran sayısı bir önceki yıla göre %26 artarak 187’ye yükseldi. • Atakey Patates’te oluşan atıkların %93,8’i geri dönüşüme kazandırıldı. Çalışan gelişimi ve kapsayıcı iş kültürüne yatırım yapmaya devam etti TFI ve grup şirketleri, sürdürülebilir büyümenin temelinde insan kaynağının yer aldığı anlayışıyla çalışan gelişimi, fırsat eşitliği ve çalışan deneyimine yönelik uygulamalarını sürdürdü. Bu kapsamda 2024-2025 döneminde de eğitimden liderlik gelişimine, kadın istihdamından çalışan bağlılığı uygulamalarına kadar birçok alanda yürütülen çalışmalarla daha kapsayıcı ve gelişim odaklı bir çalışma ortamı oluşturuldu. • Toplam 20.115 çalışana yaklaşık 3,4 milyon saat eğitim verildi; çalışan başına ortalama eğitim süresi 167 saate ulaştı. • TFI Great Place to Work skoru bir önceki yıla göre %11,6 artış gösterdi. • TFI genelinde kadın çalışan oranı %63’e, kadın yönetici oranı ise %60’a ulaştı. • Fasdat Gıda’da kadın çalışan oranı %18’den %28’e yükseltildi. İnovasyon ve dijital dönüşüm operasyonel verimliliği güçlendirdi 2024-2025 döneminde TFI ve grup şirketleri, dijitalleşme, otomasyon ve veri odaklı yönetim uygulamalarıyla operasyonel verimliliği artırmaya ve müşteri deneyimini geliştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürdü. Teknolojinin sunduğu imkanlardan yararlanılarak iş süreçlerinin daha etkin yönetilmesi, operasyonel risklerin azaltılması ve tüketici beklentilerine daha hızlı yanıt verilmesi hedeflendi. Bu kapsamda: • Robotik Süreç Otomasyonu (RPA) çalışmaları kapsamında, 2025 yılında TFI ve grup şirketlerinde UiPath altyapısıyla 15 iş süreci otomasyona alınarak operasyonel verimlilik artırıldı, manuel iş yükü ve operasyonel riskler azaltıldı. • Daha sürdürülebilir ürün alternatiflerini tüketicilerle buluşturma hedefi doğrultusunda Burger King®'in et içermeyen Plant Based Whopper ürünü mağazalarda ve dijital kanallarda yaygınlaştırıldı. • E-ticaret ve dijital satış kanallarında müşteri deneyimine yönelik gerçekleştirilen iyileştirmeler sayesinde 2025 yılında restoran başına sipariş iptal oranı %25,8 azaltıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Stratejik Satınalma Derneği, Bursa’da Sektör Profesyonellerini Bir Araya Getirdi Haber

Stratejik Satınalma Derneği, Bursa’da Sektör Profesyonellerini Bir Araya Getirdi

Stratejik Satınalma Derneği (SSD), sektör profesyonellerini bir araya getiren organizasyonlarını, Türkiye’nin farklı şehirlerinde gerçekleştirdiği etkinliklerle aralıksız sürdürüyor. Stratejik Satınalma Derneği (SSD), üyeleri ve sektör paydaşlarını “Bursa Yaza Merhaba Etkinliği” kapsamında Bursa’da bir araya getirdi. Referans Holding sponsorluğunda ve Bakioğlu Çiftliği ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyon, satınalma ekosisteminin farklı sektörlerden temsilcilerini buluşturarak bilgi paylaşımı, deneyim aktarımı ve yeni iş birliklerine zemin hazırladı. Gün boyu süren etkinlikte otomotiv ve emtia sektörlerine ilişkin güncel gelişmeler, tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, küresel ekonomik dinamikler ve satınalma süreçlerinin geleceği ele alındı. SSD Yönetim Kurulu Üyesi Mehtap Demir sunuculuğunda gerçekleşen etkinliğin açılış konuşmalarını, Stratejik Satınalma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Evren Cibelik ile Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Demir gerçekleştirdi. Konuşmalarında üyelerin yoğun katılımından duydukları memnuniyeti dile getiren Cibelik ve Demir, Stratejik Satınalma Derneği’nin her geçen yıl büyüyen ekosistemine dikkat çekerek, bilgi paylaşımını ve sektörler arası iş birliğini güçlendiren etkinliklerin önemini vurguladı. Ayrıca derneğin önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığı projeler hakkında da katılımcılara bilgi verildi. Otomotiv Sektörünün Dönüşümü Masaya Yatırıldı Programın ilk bölümünde gerçekleştirilen Otomotiv Paneli’nde, ORAU Yönetim Kurulu Başkanı Ayşegül Orhan, TOFAŞ Satınalma Direktörü Ferruh Arar ve ZF Sachs Genel Müdürü / TAYSAD Yönetim Kurulu Üyesi Tülay Hacıoğlu Şengül konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü ise SSD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Demir üstlendi. Panelde otomotiv sektörünün mevcut durumu, küresel rekabet koşulları, tedarik zinciri yönetimi, satınalma süreçlerinin stratejik rolü ve sektörün geleceğini şekillendiren teknolojik gelişmeler değerlendirildi. Konuşmacılar, özellikle son yıllarda hız kazanan dijital dönüşümün otomotiv sektöründe köklü değişimlere yol açtığını vurgularken; yapay zekâ uygulamaları, elektrikli araç teknolojileri, bağlantılı sistemler ve otonom sürüş çözümlerinin sektörün geleceğinde belirleyici rol oynayacağına dikkat çekti. Oturum sonunda gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde katılımcılar sektör liderleriyle birebir görüş alışverişinde bulunma fırsatı yakaladı. Emtia Piyasalarındaki Gelişmeler Değerlendirildi Networking arasının ardından düzenlenen Emtia Paneli’nde ise Borçelik Satış Direktörü Aydın Ersoy, Basell Satış Müdürü Hüseyin Karagöz ve Enerjisa Kurumsal Satış Müdürü Serkan Saral konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü SSD Yönetim Kurulu Üyesi Can Sakarya gerçekleştirdi. Panelde emtia piyasalarında yaşanan gelişmeler, enerji maliyetleri, küresel ekonomik etkiler, fiyatlama dinamikleri ve sürdürülebilir büyüme perspektifleri ele alındı. Katılımcılar, farklı sektörlerden uzman isimlerin değerlendirmeleriyle piyasalara ilişkin güncel öngörüleri dinleme fırsatı buldu. Güçlü Networking ve Sektörel Dayanışma Stratejik Satınalma Derneği tarafından düzenlenen etkinlik, yalnızca bilgi paylaşımıyla değil, aynı zamanda sektör profesyonellerini bir araya getiren güçlü networking ortamıyla da dikkat çekti. Katılımcılar gün boyunca düzenlenen oturumlar ve networking buluşmaları sayesinde yeni iş bağlantıları kurarken, sektörün güncel gündemlerine ilişkin görüş alışverişinde bulundu. Organizasyon kapsamında çekilen geleneksel aile fotoğrafı, SSD topluluğunun birlik ve beraberlik ruhunu yansıtan anlamlı anlardan biri oldu. Etkinlik, sanatçı Safa Zakir’in canlı performansı eşliğinde gerçekleştirilen kapanış programıyla sona erdi. Stratejik Satınalma Derneği, satınalma ve tedarik zinciri alanlarında faaliyet gösteren profesyonelleri ortak platformlarda buluşturmaya, sektörel bilgi paylaşımını güçlendirmeye ve iş dünyasının geleceğine katkı sunacak projeler geliştirmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım, Güvenli Gıdaya Ulaşmanın Herkesin Hakkı Olduğuna Dikkat Çekiyor  Haber

Sunar Yatırım, Güvenli Gıdaya Ulaşmanın Herkesin Hakkı Olduğuna Dikkat Çekiyor 

Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 7 Haziran’da kutlanan Dünya Gıda Güvenliği Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, güvenli gıdanın artık yalnızca ürün güvenliğini değil; izlenebilirlik, sürdürülebilir kaynak kullanımı, tedarik zinciri dayanıklılığı ve kriz dönemlerinde erişilebilirliği de kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerektirdiğini söyledi. Güvenli gıdanın önemine dikkat çekmek amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Dünya Gıda Güvenliği Günü, güvenilir gıdaya erişimin insan sağlığı, toplumsal refah ve sürdürülebilir kalkınmadaki kritik rolünü her yıl yeniden gündeme taşıyor. Adana’da 50 yıl önce tarımla başlayan yolculuğunu bugün küresel arenaya taşıyan Sunar Yatırım, faaliyetlerini teknoloji ve sürdürülebilirlik odağında sürdürüyor. Şirket; bitkisel sıvı yağ, un, yem, mısır nişastası bazlı endüstriyel ham madde ve biyo-bozunur plastik üretimi gerçekleştiriyor. Sunar Yatırım, son dönemde yaşanan küresel gelişmelerle birlikte gıda güvenliğinin daha da stratejik bir konu haline geldiğine dikkat çekiyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuyla ilgili açıklamasında gıda güvenliğinin üretimden tüketime uzanan tüm zincirin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, “Sunar olarak gıda güvenliğini tüm üretim süreçlerimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Tarladan başlayarak nihai ürüne kadar uzanan değer zincirinin her aşamasında kalite, izlenebilirlik ve güvenlik standartlarını titizlikle uyguluyor; ulusal ve uluslararası standartlara uygun üretim gerçekleştiriyoruz. Teknoloji yatırımlarımız, kalite kontrol sistemlerimiz ve sürdürülebilir üretim yaklaşımımızla güvenli gıdaya erişimin desteklenmesine katkı sağlıyoruz. Toplum sağlığının korunması ve sürdürülebilir bir gıda sisteminin oluşturulması ancak bu anlayışla mümkün olabilir. Güvenli gıda bir ayrıcalık değil, herkesin erişebilmesi gereken temel bir haktır. Bu hakkın korunması ise sürekli iyileştirme, bilim temelli uygulamalar ve güçlü iş birlikleriyle mümkündür.” dedi. Küresel riskler gıda sistemlerini yeniden şekillendiriyor Günümüzde gıda güvenliğini tehdit eden riskler hakkında da değerlendirmede bulunan Çomu sözlerine şöyle devam etti: “Değişim gösteren sıcaklık dalgalanmaları, kuraklıklar, seller ve aşırı hava olayları tarımsal üretimi; savaşlar ve bölgesel çatışmalar küresel ticaret akışlarını ve lojistik ağları doğrudan etkiliyor. Enerji, gübre ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan maliyet baskıları da üretimin sürdürülebilirliği üzerinde önemli riskler oluşturuyor. Bunlarla beraber gıda kaynaklı biyolojik tehlikeler de insan sağlığı noktasında küresel ölçekte önemini koruyor. Gıda üretimi ve erişiminde tüm bu noktalar dikkate alınarak, bilim temelli kontrol mekanizmalarının ve etkin risk yönetimi sistemlerinin devreye alınması kritik rol oynuyor.” “Gıda güvenliği artık çok daha geniş bir kavram” Küresel gelişmelerin etkisiyle gıda güvenliği anlayışının da dönüşüm geçirdiğini belirten Sunar Yatırım, günümüzde güvenli gıdanın yalnızca ürün güvenliğiyle sınırlı olmadığını vurguluyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu; sürdürülebilir kaynak kullanımı, tedarik zinciri dayanıklılığı, izlenebilirlik, şeffaflık ve kriz dönemlerinde güvenilir gıdaya erişim konularının da gıda güvenliği kavramının ayrılmaz unsurları haline geldiğini ifade etti. Bu nedenle riskleri önceden öngören ve tüm değer zinciri boyunca bu riskleri yöneten proaktif yaklaşımın her geçen gün daha da önem kazandığına dikkat çekti. Üretim standartları ve vizyonel yaklaşımla küresel pazarda sürdürülebilir büyüme Sunar Yatırım, kalite ve gıda güvenliğini, uluslararası standartlara dayalı yönetim sistemleriyle güvence altına alıyor. Şirket; Excipact GMP, ISO 22000 ve FSSC 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemleri, ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, Non-GMO ve ürün uygunluk belgeleri gibi uluslararası kabul görmüş sertifikasyonlarla faaliyetlerini yürütüyor. Bu sertifikasyonlar, tüm süreçlerin uluslararası standartlara uygun, denetlenebilir ve izlenebilir şekilde yönetilmesini desteklerken; müşteriler, iş ortakları ve diğer paydaşlar nezdinde güven oluşturuyor. Ürünlerini 110’dan fazla ülkeye ihraç eden Sunar Yatırım, farklı pazarların mevzuat ve kalite gerekliliklerini yakından takip ederek müşteri beklentilerine uyum sağlıyor. Güçlü izlenebilirlik sistemleri, kalite kontrol uygulamaları, tedarikçi yönetimi ve denetim süreçleriyle ham madde tedarikinden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda gıda güvenliğini ön planda tutuyor. Şirket ayrıca sürdürülebilir tarım uygulamaları kapsamında yürüttüğü çalışmalarla tarımsal üretimde kalite ve verimliliğin artırılmasına katkı sağlarken, tedarik zincirinin güvenilirliğini de destekliyor. Temel ham maddelerin sürdürülebilir kaynaklardan temin edilmesini stratejik öncelik olarak gören Sunar Yatırım, tedarik zincirine çevresel ve sosyal sorumluluk kriterlerini entegre ederken, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla operasyonel dayanıklılığını güçlendiriyor. Şirket, uluslararası standartlarda üretim anlayışı, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı ve güçlü ihracat performansıyla Türkiye'nin küresel pazardaki güvenilir gıda tedarikçisi konumuna katkı sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Chobani’den 567 Milyon Dolarlık Dev Yatırım Haber

Chobani’den 567 Milyon Dolarlık Dev Yatırım

Düzenlenen tören ile bölgenin en büyük ekonomik kalkınma projesinin fiilen başladığı duyuruldu. Bu dev yatırım kapsamında tesise yaklaşık 19.000 metrekarelik yeni üretim alanı eklenecek ve 337 yeni istihdam yaratılacak. Chobani, 2023 yılının sonunda bünyesine kattığı ve ABD genelinde tüketime hazır premium kahve pazarının lider isimlerinden biri olan La Colombe markasının büyüme yolculuğunda tarihi bir adım attı. Şirket, Michigan eyaletine bağlı Norton Shores’ta bulunan stratejik kahve üretim tesisini küresel ölçekte bir inovasyon ve üretim merkezine dönüştürmek amacıyla açıklanan 567 milyon dolarlık yatırımın temel atma törenini gerçekleştirdi. Resmi temel atma töreninde konuşan Chobani Kurucusu ve CEO’su Hamdi Ulukaya, bölge insanının çalışkan ruhuna ve yerel üreticilerin yüksek kalitedeki ham maddelerine olan güvenini vurgulayarak, büyümenin sadece rakamlardan ibaret olmadığını ve toplulukla birlikte kalıcı değerler inşa etmeyi hedeflediklerini belirtti. Yatırımın hayata geçmesiyle birlikte mevcut tesise yaklaşık 19.000 metrekarelik yeni üretim alanı eklenecek ve 337 yeni istihdam yaratılacak. Böylece tesis hem üretim kapasitesi hem de istihdam açısından bölgenin en önemli büyüme projelerinden biri haline gelecek. Üç aşamalı olarak planlanan bu genişleme hamlesi, sadece kahve sektöründe değil, aynı zamanda bölgenin tarım ekonomisinde de çok büyük bir çarpan etkisi yaratmaya hazırlanıyor. Tesisin üretim kapasitesinin artmasıyla birlikte Chobani’nin yerel çiftçilerden gerçekleştirdiği yıllık çiğ süt alımı yaklaşık 13,2 milyon litre seviyesinden birkaç yıl içinde 271 milyon litre seviyesine tırmanacak. Bu durum, bölgedeki süt üreticileri ve tarım paydaşları için uzun vadeli ve sürdürülebilir bir ekonomik güvence anlamına geliyor. La Colombe markasının özellikle kutu latte ve soğuk demleme segmentindeki pazar liderliğini pekiştirecek bu yatırım, üretim tesisini 7 gün 24 saat esasıyla çalışan devasa bir lojistik ve AR-GE üssü haline getirecek. Chobani’nin küresel tedarik zinciri ve dağıtım gücüyle birleşen La Colombe, bu yeni kapasite sayesinde Amerika genelindeki ulusal dağıtım ağını maksimum seviyeye çıkarırken, geleceğe yönelik uluslararası büyüme stratejilerinin de temelini sağlamlaştırıyor. Gıda ve içecek sektöründe geniş kitlelerin ulaşabileceği fiyat seviyesinde sunulan premium ürün grubu kategorisinin en agresif büyüme hamlelerinden biri olarak kabul edilen proje, Chobani’nin sadece yoğurt pazarında değil, milyarlarca dolarlık hazır kahve ve içecek sektöründe de küresel standartları belirleme vizyonunu ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Krizi ve Jeopolitik Riskler Gıda Güvenliğini Ön Plana Çıkarıyor Haber

İklim Krizi ve Jeopolitik Riskler Gıda Güvenliğini Ön Plana Çıkarıyor

Güvenli gıdanın önemine dikkat çekmek amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Dünya Gıda Güvenliği Günü, güvenilir gıdaya erişimin insan sağlığı, toplumsal refah ve sürdürülebilir kalkınmadaki kritik rolünü her yıl yeniden gündeme taşıyor. Adana’da 50 yıl önce tarımla başlayan yolculuğunu bugün küresel arenaya taşıyan Sunar Yatırım, faaliyetlerini teknoloji ve sürdürülebilirlik odağında sürdürüyor. Şirket; bitkisel sıvı yağ, un, yem, mısır nişastası bazlı endüstriyel ham madde ve biyo-bozunur plastik üretimi gerçekleştiriyor. Sunar Yatırım, son dönemde yaşanan küresel gelişmelerle birlikte gıda güvenliğinin daha da stratejik bir konu haline geldiğine dikkat çekiyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuyla ilgili açıklamasında gıda güvenliğinin üretimden tüketime uzanan tüm zincirin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, “Sunar olarak gıda güvenliğini tüm üretim süreçlerimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Tarladan başlayarak nihai ürüne kadar uzanan değer zincirinin her aşamasında kalite, izlenebilirlik ve güvenlik standartlarını titizlikle uyguluyor; ulusal ve uluslararası standartlara uygun üretim gerçekleştiriyoruz. Teknoloji yatırımlarımız, kalite kontrol sistemlerimiz ve sürdürülebilir üretim yaklaşımımızla güvenli gıdaya erişimin desteklenmesine katkı sağlıyoruz. Toplum sağlığının korunması ve sürdürülebilir bir gıda sisteminin oluşturulması ancak bu anlayışla mümkün olabilir. Güvenli gıda bir ayrıcalık değil, herkesin erişebilmesi gereken temel bir haktır. Bu hakkın korunması ise sürekli iyileştirme, bilim temelli uygulamalar ve güçlü iş birlikleriyle mümkündür.” dedi. Küresel riskler gıda sistemlerini yeniden şekillendiriyor Günümüzde gıda güvenliğini tehdit eden riskler hakkında da değerlendirmede bulunan Çomu sözlerine şöyle devam etti: “Değişim gösteren sıcaklık dalgalanmaları, kuraklıklar, seller ve aşırı hava olayları tarımsal üretimi; savaşlar ve bölgesel çatışmalar küresel ticaret akışlarını ve lojistik ağları doğrudan etkiliyor. Enerji, gübre ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan maliyet baskıları da üretimin sürdürülebilirliği üzerinde önemli riskler oluşturuyor. Bunlarla beraber gıda kaynaklı biyolojik tehlikeler de insan sağlığı noktasında küresel ölçekte önemini koruyor. Gıda üretimi ve erişiminde tüm bu noktalar dikkate alınarak, bilim temelli kontrol mekanizmalarının ve etkin risk yönetimi sistemlerinin devreye alınması kritik rol oynuyor.” “Gıda güvenliği artık çok daha geniş bir kavram” Küresel gelişmelerin etkisiyle gıda güvenliği anlayışının da dönüşüm geçirdiğini belirten Sunar Yatırım, günümüzde güvenli gıdanın yalnızca ürün güvenliğiyle sınırlı olmadığını vurguluyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu; sürdürülebilir kaynak kullanımı, tedarik zinciri dayanıklılığı, izlenebilirlik, şeffaflık ve kriz dönemlerinde güvenilir gıdaya erişim konularının da gıda güvenliği kavramının ayrılmaz unsurları haline geldiğini ifade etti. Bu nedenle riskleri önceden öngören ve tüm değer zinciri boyunca bu riskleri yöneten proaktif yaklaşımın her geçen gün daha da önem kazandığına dikkat çekti. Üretim standartları ve vizyonel yaklaşımla küresel pazarda sürdürülebilir büyüme Sunar Yatırım, kalite ve gıda güvenliğini, uluslararası standartlara dayalı yönetim sistemleriyle güvence altına alıyor. Şirket; Excipact GMP, ISO 22000 ve FSSC 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemleri, ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, Non-GMO ve ürün uygunluk belgeleri gibi uluslararası kabul görmüş sertifikasyonlarla faaliyetlerini yürütüyor. Bu sertifikasyonlar, tüm süreçlerin uluslararası standartlara uygun, denetlenebilir ve izlenebilir şekilde yönetilmesini desteklerken; müşteriler, iş ortakları ve diğer paydaşlar nezdinde güven oluşturuyor. Ürünlerini 110’dan fazla ülkeye ihraç eden Sunar Yatırım, farklı pazarların mevzuat ve kalite gerekliliklerini yakından takip ederek müşteri beklentilerine uyum sağlıyor. Güçlü izlenebilirlik sistemleri, kalite kontrol uygulamaları, tedarikçi yönetimi ve denetim süreçleriyle ham madde tedarikinden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda gıda güvenliğini ön planda tutuyor. Şirket ayrıca sürdürülebilir tarım uygulamaları kapsamında yürüttüğü çalışmalarla tarımsal üretimde kalite ve verimliliğin artırılmasına katkı sağlarken, tedarik zincirinin güvenilirliğini de destekliyor. Temel ham maddelerin sürdürülebilir kaynaklardan temin edilmesini stratejik öncelik olarak gören Sunar Yatırım, tedarik zincirine çevresel ve sosyal sorumluluk kriterlerini entegre ederken, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla operasyonel dayanıklılığını güçlendiriyor. Şirket, uluslararası standartlarda üretim anlayışı, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı ve güçlü ihracat performansıyla Türkiye'nin küresel pazardaki güvenilir gıda tedarikçisi konumuna katkı sağlamayı sürdürüyor. Sunar Yatırım Hakkında: Yarım asrı aşkın köklü geçmişiyle tarım, gıda ve biyoendüstri alanında faaliyet gösteren Sunar Yatırım; mısır nişastası bazlı endüstriyel hammadde, bitkisel sıvı yağ, un, yem ve biyo-bozunur plastik üreterek 6 kıtada, 100’ün üzerinde ülkeye ulaştırıyor. 1400’den fazla çalışanı başta olmak üzere çiftçiler, tüketiciler, iş ortakları, yerel yönetimler ve diğer tüm paydaşlarıyla geniş bir değer zinciri kuran Sunar, Ar-Ge ve ileri teknolojilere yaptığı yatırımlarla tarıma dayalı ve çevre dostu sürdürülebilir üretime liderlik ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ve Avrupa’nın en Modern Yaban Mersini Üretim Çiftliği Hayata Geçti Haber

Türkiye ve Avrupa’nın en Modern Yaban Mersini Üretim Çiftliği Hayata Geçti

4,5 milyon Euro yatırımla, yaklaşık 265 dönümlük alan üzerinde kurulması planlanan Bluefarm Tarım Yaban Mersini Üretim Çiftliği, Türkiye’de modern tarım girişimlerinin ölçek kazanması, ihracata entegre olması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması açısından da önemli bir stratejik hamle niteliği taşıyor. Bluefarm Tarım’ı, yalnızca bir üretici olarak değil, “tarımda dönüşüm lideri” olarak konumlandırdıklarını söyleyen DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet, “Yatırımımız tamamlandığında Türkiye’yi başta Avrupa olmak üzere dünyanın yükselen yaban mersini tedarikçisi konumuna getirirken tarımda ileri teknoloji kullanımında bölgesel bir merkez konumuna yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi. Tarımdan teknolojiye uzanan büyüme stratejisiyle Türkiye’nin tarım emtiası alanında önde gelen şirketlerinden DCT Trading, bağlı ortaklığı Bluefarm Tarım Teknolojileri ve Üretim A.Ş.’nin ilk yatırımı olan Yaban Mersini Üretim Çiftliği’ni tanıttı. Türkiye İş Bankası’nın iştiraki olan Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi A.Ş. Karma Strateji Fonu ortaklığıyla Edirne İpsala’da kurulacak olan çiftliğin lansmanı 5 Haziran’da gerçekleştirildi. DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet ve Maxis Genel Müdürü Özgür Temel’in ev sahipliğinde düzenlenen törene Edirne Valisi Edirne Valisi Sayın Yunus Sezer katıldı. 150 bin fidan dikilecek Türkiye’nin ve Avrupa’nın en gelişmiş ve modern yaban mersini üretim çiftliği olarak hayata geçirilmesi planlanan yatırımın, arazi alımlarının ardından yaklaşık 265 dönümlük alan üzerinde fazlar halinde kurulması planlandı. Proje kapsamında yaklaşık 150 bin yaban mersini ağacı dikilmesi hedefleniyor. Tamamen otomasyon tabanlı bir üretim altyapısıyla faaliyet gösterecek çiftliğin; modern tarım teknolojileri, uluslararası tedarik zinciri yönetimi ve stratejik finansman ortaklıklarını entegre eden örnek bir model oluşturması amaçlanıyor. Üretimin tamamen saksılarda yapılmasının planlandığı proje, sulamadan gübrelemeye, bitki sağlığından iklim kontrolüne kadar tüm aşamaların dijital olarak takip edileceği, veri odaklı bir üretim modeliyle kurgulanıyor. Toplam 4,5 milyon Euro yatırımla hayata geçirilecek Bluefarm Tarım Yaban Mersini Üretim Çiftliği, Türkiye’de modern tarım girişimlerinin ölçek kazanması, ihracata entegre olması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması açısından da önemli bir stratejik hamle niteliği taşıyor. Vali Sezer: Alternatif ürünlere ihtiyacımız var Edirne Valisi Yunus Sezer, Edirne ve İpsala’nın Türkiye’nin tarım alanında başarılı il ve ilçeleri arasında yer aldığına dikkat çekerek Edirne’nin tek başına Türkiye’nin çeltik üretiminin yüzde 50’sinden fazlasını, İpsala’nın ise yüzde 25’ini gerçekleştirdiğini söyledi. Bölgede ay çekirdeği, buğday ve kanola gibi ürünlerin tarımının da başarıyla yapıldığını vurgulayan Sezer, “Özellikle katma değeri fazla olan, çiftçimizin faydalanabileceği ve istihdama da katkı sağlayacak alternatif tarım ürünlerine çok ihtiyacımız var. Bu yüzden Bluefarm Tarım’ın yaban mersini projesi de bizim için çok önemli bir proje” dedi. Bluefarm Tarım yatırımının, Gümülcine ve Batı Trakya Türkleri’nin gönlüne taht kuran Sadık Ahmet’in eşi ve evladı tarafından hayata geçiriliyor olmasından ayrıca gurur duyduklarını ifade eden Sezer, “Şirketin Gümülcine’de tarım alanında yakalamış olduğu bu başarıyı hemen sınırın ötesine, İpsala’ya taşımaları da bizim için çok heyecan verici bir gelişme oldu” diye konuştu. Projenin bölgede yaygınlaşmasının önemine değinen Vali Sezer, şunları söyledi: “Levent Sadık Ahmet’le ilk görüşmemizde, kendilerine sağlayabileceğimiz tüm boş arazilerde ekim yapabileceklerini, çiftçilerin kullanılmayan arazilerini de değerlendirebileceklerini belirtti. Bugün açılışını yaptığımız bu yatırım, inşallah bir başlangıç olur. Bugün 265 dönümde 150 bin fidan hedefi bulunuyor. Bu sayı inşallah 1 milyona ulaşır ve binlerce dönüm alanda bu faaliyeti yapma imkanımız olur.” Tarımda dönüşüm lideri olma hedefi DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet, Bluefarm Tarım’ı, yalnızca bir üretici olarak değil, “tarımda dönüşüm lideri” olarak konumlandırdıklarını söyledi. Şirketin ilk yatırımını da bu vizyon doğrultusunda planladıklarını ifade eden Levent Sadık Ahmet, “Bluefarm Tarım ile iddialı bir sayfa açıyoruz. Yatırımımız tamamlandığında Türkiye’yi başta Avrupa olmak üzere dünyanın yükselen yaban mersini tedarikçisi konumuna getirirken tarımda ileri teknoloji kullanımında bölgesel bir merkez konumuna yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi. İhracat odaklı tarım ekosistemi Yüksek katma değerli ve dış talebi güçlü bir ürün olan yaban mersini ile İpsala’nın tarım ekonomisine yepyeni bir yön bir yön kazandıracağını da vurgulayan Levent Sadık Ahmet, şunları söyledi: “İhracat kapasitesiyle Türkiye’nin tarımsal gelirlerine önemli bir katkı sunacak olan bu yatırımla bölgede istihdam sağlayacağız. Özellikle kadın istihdamını destekleyecek olan projeyle aynı zamanda Yunanistan’da başarıyla yürüttüğümüz anlaşmalı tarım modelini, Türkiye’de de uygulayacağız. Bu kapsamda kendi üretimimizi gerçekleştirirken bölgede yaban mersini üretmek isteyen çiftçilere bitki ve malzeme tedariki, eğitim ve teknik danışmanlık, sulama-fertilizasyon protokolleri ile lojistik ve satış desteği gibi uçtan uca çözümler sunmayı; onların da büyüyen pazara dahil etmeyi planlıyoruz. Böylece bölgede sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve ihracat odaklı bir tarım ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz.” Entegre değer zinciri DCT Trading’in Bluefarm Tarım’ın İpsala’daki yeni yatırımıyla birlikte, Yunanistan’da edindiği yaban mersini üretimi, paketleme ve lojistik alanındaki tecrübeyi Türkiye’ye taşıma fırsatı elde ettiğini kaydeden Levent Sadık Ahmet, “Yunanistan’da faaliyet gösteren ve ülkenin en büyük yaban mersini üreticisi olan bağlı ortaklığımız Bluefarm IKE, uzun yıllara dayanan üretim deneyimiyle Bluefarm Tarım projesine doğrudan katkı sağlıyor. Bluefarm IKE’nin Yunanistan’daki operasyonlarından elde ettiğimiz yüksek verimli çeşit seçimi, sulama ve besleme protokolleri, hasat yönetimi ile ihracat süreçlerine ilişkin bilgi birikimi ve operasyonel deneyimi, İpsala’daki yatırımımıza entegre ederek projeyi güçlü bir altyapıyla hayata geçiriyoruz” dedi. İpsala’da Avrupa pazarında talebi yüksek olan premium kalite yaban mersini üretimine odaklanacaklarını ifade eden Levent Sadık Ahmet, “Bluefarm Tarım’ın ürün paketleme ve lojistik süreçleri ise ilk aşamada yine Yunanistan’daki bir diğer bağlı ortaklığımız YAKA IKE tarafından yürütülecek. Böylece üretimden paketlemeye, ihracattan raflara uzanan entegre bir değer zinciri oluşturacağız” açıklamasında bulundu. “Potansiyel taşıyan güçlü bir adım” Maxis Genel Müdürü Özgür Temel ise Bluefarm Tarım’ın Maxis Karma Strateji Fonu’nun ilk yatırımı olduğunu belirterek “Bu yatırım şirketimizin tarıma, üretime ve ihracat potansiyeli yüksek alanlara bakışını güçlü biçimde yansıtıyor” dedi. Maxis Girişim Sermayesi’nin 19 fon altında yaklaşık 600 milyon dolar tutarında varlık yönettiğini kaydeden Temel, “Yönettiğimiz sermayeyi yalnızca büyümenin finansmanı olarak değil, doğru iş modellerinin kurumsallaşması ve ölçek kazanması için stratejik bir araç olarak konumlandırmayı hedefliyoruz. Bu perspektifle Bluefarm Tarım yatırımını; tarımda teknoloji kullanımı, entegre değer zinciri ve sürdürülebilir üretim yaklaşımı sayesinde hem ülkemiz hem de yatırım dünyası açısından güçlü potansiyel taşıyan bir adım olarak görüyoruz” diye konuştu. Yaban mersininin yüksek katma değerli ve dış talebi güçlü bir ürün olduğuna dikkat çeken Temel, şunları söyledi: “Yaban mersini üzerinden Türkiye’nin özellikle Avrupa pazarında daha güçlü bir tedarikçi konumuna gelmesi, bu yatırımın ülkemiz açısından önemli stratejik çıktılarından biri olacaktır. Projenin bölgesel istihdama, özellikle de kadın istihdamına katkı sunacak olması ve çevredeki üreticileri ekosisteme dahil etmeyi hedeflemesi, bizim açımızdan finansal getirinin ötesinde anlamlı sosyal ve ekonomik değer yaratmaktadır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arvato’dan Türkiye’ye 50.000 m²’lik Yeni Lojistik Operasyon Merkezi Haber

Arvato’dan Türkiye’ye 50.000 m²’lik Yeni Lojistik Operasyon Merkezi

Arvato, Kocaeli Çayırova’da hayata geçirdiği 50.000 m²’lik yeni lojistik tesisi Platform C3 ile Türkiye’deki operasyon ağını genişletiyor. Artan sipariş hacimleri, hızlanan teslimat beklentileri ve kusursuz müşteri deneyimi ihtiyacı, uluslararası moda ve e-ticaret markaları üzerindeki operasyonel baskıyı her geçen gün artırıyor. Arvato, Platform C3 yatırımıyla bu değişen ihtiyaçlara yanıt verirken, markalara daha ölçeklenebilir, hızlı ve esnek tedarik zinciri çözümleri sunmayı hedefliyor. Moda ve E-Ticaret operasyonları için tasarlandı Platform C3, yüksek hacimli operasyonları desteklemek üzere ölçeklenebilir sipariş karşılama kapasitesi ve entegre katma değerli hizmetlerle donatıldı. Yeni tesis, markalara yalnızca verimli ve güvenilir tedarik zinciri operasyonları sunmakla kalmıyor; aynı zamanda sezonsal yoğunluklara, değişen tüketici beklentilerine ve artan kişiselleştirme taleplerine daha hızlı ve esnek şekilde yanıt verme imkânı sağlıyor. Moda sektörünün ihtiyaçlarına özel olarak tasarlanan Katma Değerli Hizmetler altyapısı; nakış, baskı, tünel buharlama, etiketleme ve özel paketleme gibi uygulamalarla markalara esnek ve özelleştirilebilir çözümler sunuyor. Entegre iade yönetimi ve kalite kontrol hizmetleriyle birleşen tesis, markaların tüm satış kanallarında tutarlı bir son müşteri deneyimi oluşturmasına da yardımcı oluyor. Bölgesel büyümeye ve istihdama katkı Platform C3 yatırımı, Arvato’nun Türkiye ve çevre pazarlarda büyüyen uluslararası ve yerel moda markalarına sunduğu hizmet kapasitesini önemli ölçüde artırıyor. Yeni tesisle birlikte 900 kişilik ek istihdam yaratılması planlanıyor. Arvato’nun operasyonel kapasitesini ve bölgesel büyüme hedeflerini destekleyen yatırımın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arvato Türkiye ve BAE Genel Müdürü Umur Özkal şunları söyledi: “Platform C3, Türkiye pazarına duyduğumuz güvenin ve uzun vadeli büyüme vizyonumuzun güçlü bir göstergesi. Bu yatırım ile yalnızca kapasitemizi artırmıyor; moda sektörünün hız, esneklik ve yüksek kalite beklentilerine yanıt verecek güçlü bir lojistik altyapısı oluşturuyoruz.” Dayanıklı ve Güvenli Altyapı, 2030 İklim Hedefleriyle Destekleniyor Platform C3, operasyonel dayanıklılık, çalışan güvenliği ve sürdürülebilirlik odağıyla tasarlandı. Tesis, Türkiye’nin deprem koşullarına uygun olarak Japon sismik standartları doğrultusunda Alasawa tekniğiyle inşa edilirken, gelişmiş yangın güvenliği altyapısıyla lojistik sektöründeki standart uygulamaların ötesine geçen bir koruma seviyesi sunuyor. Tesis ayrıca çeşitli enerji verimliliği önlemleriyle Arvato’nun iklim hedeflerine katkı sağlıyor. Çatıya kurulan güneş enerjisi santrali (GES), tesisin elektrik ihtiyacının önemli bir bölümünü yenilenebilir enerjiyle karşılayacak. LED aydınlatma sistemleri, yüksek yalıtımlı yapı malzemeleri ve verimlilik odaklı mekanik sistemler, tesisin enerji yoğunluğunu ve karbon ayak izini azaltmaya katkı sağlıyor. Türkiye’deki 12 operasyon merkeziyle faaliyet gösteren Arvato, teknoloji odaklı, ölçeklenebilir ve güvenilir tedarik zinciri çözümleri sunarken, bölgesel lojistik ağını güçlendirerek müşterilerinin büyüme yolculuğunu desteklemeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savunma Sanayi İçerik Kaynağı Nasıl Seçilir? Haber

Savunma Sanayi İçerik Kaynağı Nasıl Seçilir?

Savunma sanayii haberlerinde birkaç dakikalık gecikme bazen editoryal bir ayrıntı değil, doğrudan güven sorunudur. Yeni bir platform teslimatı, ihracat anlaşması, tedarik zinciri yatırımı ya da uluslararası fuar açıklaması kamuoyu, sektör oyuncuları ve medya için farklı anlamlar taşır. Bu nedenle savunma sanayi içerik kaynağı seçimi, yalnızca haber akışını besleyen operasyonel bir karar değil, aynı zamanda kurumsal itibar, yayın kalitesi ve okur güveniyle doğrudan bağlantılı stratejik bir tercihtir. Savunma alanında içerik üretmek, genel haber kategorilerine benzemez. Burada teknik terminoloji, kurum dili, uluslararası bağlam, regülasyon hassasiyeti ve güvenlik boyutu iç içe geçer. Yanlış kurulan tek bir cümle, bir sistemin kapasitesini abartabilir, bir kurumun pozisyonunu yanlış yansıtabilir ya da okuyucuda hatalı bir algı oluşturabilir. Bu yüzden savunma odaklı yayın yapan dijital medya kuruluşları, kurumsal iletişim ekipleri ve sektörel platformlar için kaynak seçimi temel meseledir. Savunma sanayi içerik kaynağı neden ayrı değerlendirilmelidir? Savunma sanayii, hem kamusal ilgiyi hem de teknik uzmanlığı aynı anda gerektiren ender alanlardan biridir. Bir haber metni sadece ne olduğunu anlatmamalı, neden önemli olduğunu da doğru çerçevelemelidir. İhracat, yerlilik oranı, platform kabiliyeti, tedarik ekosistemi, yatırım büyüklüğü ve jeopolitik etkiler birbirinden kopuk ele alınamaz. Bu yüzden iyi bir savunma içeriği kaynağı, yalnızca basın bülteni aktaran bir yapı olmamalıdır. Haber değeri taşıyan gelişmeleri ayıklayabilmeli, sektörel öncelikleri anlayabilmeli ve içeriği farklı kullanım senaryolarına uygun biçimde sunabilmelidir. Dijital gazeteler için yayınlanabilirlik, kurumsal ekipler için güvenilirlik, okur için ise açıklık öne çıkar. Bir başka kritik fark da zamanlama ile doğrulama arasındaki dengedir. Savunma haberlerinde ilk olmak caziptir, ancak eksik veya yanlış olmak çoğu zaman daha büyük bir maliyet yaratır. Bu alanda güvenilir bir kaynak, hız ile teyit mekanizmasını birlikte yönetebilmelidir. İyi bir savunma sanayi içerik kaynağının temel özellikleri İlk ölçüt, konu hakimiyetidir. Savunma sanayiini düzenli izlemeyen bir içerik üreticisi, şirket duyurularını haber gibi sunabilir ama gelişmenin sektörel karşılığını vermekte zorlanır. Oysa profesyonel bir kaynak, teslimat haberinin neden önemli olduğunu, hangi alt sektöre temas ettiğini ve bunun sanayi ekosistemi açısından ne ifade ettiğini okuyucuya net biçimde aktarır. İkinci ölçüt, terminoloji disiplinidir. Platform, sistem, mühimmat, faydalı yük, modernizasyon, entegrasyon, seri üretim, test faaliyeti gibi kavramların yerli yerinde kullanılması gerekir. Savunma haberlerinde dil hatası sadece stil sorunu değildir. Teknik doğruluğu etkiler. Üçüncü ölçüt, yeniden kullanım kolaylığıdır. Özellikle internet gazeteleri ve dijital yayıncılar için içerik kaynağının telifsiz ya da yeniden yayıma uygun bir model sunması ciddi avantaj sağlar. Ancak burada asıl değer, sadece ücretsiz erişim değildir. Metnin başlık yapısı, spot kurgusu, görsel uyumu, kategori netliği ve hızlı yayına alma potansiyeli de önemlidir. Dördüncü ölçüt ise editoryal ayıklama gücüdür. Savunma gündemi yoğun görünür, fakat her açıklama yayın değeri taşımaz. Güçlü bir kaynak, sektörde gerçekten önem arz eden gelişmeleri öne çıkarır. Böylece yayıncı tarafında içerik yorgunluğu azalır, okur tarafında da güven duygusu güçlenir. Hız tek başına yeterli değildir Savunma odaklı içerik akışında hız elbette önemlidir. Fuarlar, imza törenleri, devlet açıklamaları, yatırım duyuruları ve ihracat gelişmeleri sıcak gündem üretir. Ancak ilk yayımlanan içerik ile en faydalı içerik aynı şey olmayabilir. Bazı yayınlar hız uğruna teknik ayrıntıyı ihmal eder, bazıları da doğruluk adına aşırı gecikir. İdeal içerik kaynağı bu iki uç arasında çalışır. Haber sıcaklığını korurken gerekli bağlamı verir. Kısa ama eksik olmayan metinler üretir. Özellikle iş dünyası odaklı okur için bu denge belirleyicidir. Sadece şirket haberi değil, ekosistem resmi sunmalıdır Savunma sanayi denildiğinde çoğu içerik birkaç büyük oyuncu etrafında döner. Oysa alan bundan çok daha geniştir. Alt yükleniciler, yazılım firmaları, malzeme teknolojileri, test altyapıları, lojistik kapasite, insan kaynağı yatırımları ve uluslararası iş birlikleri de haber değerine sahiptir. Nitelikli bir savunma sanayi içerik kaynağı, yalnızca vitrine çıkan projeleri değil, sektörü taşıyan ara katmanları da görünür kılar. Bu yaklaşım özellikle yatırımcılar, sektör dernekleri, ihracat odaklı kurumlar ve niş yayın yapan medya markaları için daha anlamlı bir bilgi zemini oluşturur. Yayıncılar ve kurumlar için seçim kriterleri Bir medya kuruluşu açısından bakıldığında ilk soru şudur: Bu kaynaktan gelen içerik ne kadar az müdahaleyle yayına alınabilir? Eğer her metin baştan yazılmak zorunda kalıyorsa, kaynak operasyonel avantaj üretmiyor demektir. Başlıkların haber refleksi taşıması, giriş paragraflarının açık olması ve metnin tarafsız çerçeve sunması gerekir. Kurumsal iletişim ekipleri için ise başka bir soru öne çıkar: Bu içerik kurumun ciddiyetini koruyarak kamuoyuna ulaşabiliyor mu? Savunma gibi stratejik bir alanda gereksiz iddia, abartılı ton ya da reklam kokan dil ters etki yaratabilir. İçerik kaynağı, kurumsal görünürlüğü artırırken habercilik çizgisini zedelememelidir. Editörler için arşivlenebilirlik de önemlidir. Savunma haberleri çoğu zaman birikimli değer üretir. Bugün yapılan bir açıklama, aylar sonra yeni bir teslimat, test ya da anlaşma haberiyle tekrar anlam kazanır. Bu nedenle içeriklerin kategori düzeni, tarihsel takibi ve konu bütünlüğü güçlü olmalıdır. Savunma sanayi içerik kaynağı seçerken sık yapılan hatalar En yaygın hata, savunma içeriklerini genel teknoloji haberi gibi değerlendirmektir. Evet, savunma sanayii teknoloji yoğundur; ancak konu sadece ürün inovasyonu değildir. Kamu politikası, ihracat stratejisi, sanayi üretimi, uluslararası ilişkiler ve tedarik güvenliği de işin parçasıdır. İkinci hata, yalnızca büyük başlıklara odaklanmaktır. Oysa sektörde gerçek dönüşüm çoğu zaman daha küçük ama yapısal gelişmelerde başlar. Yeni bir üretim tesisi, sertifikasyon adımı, alt sistem yerlileştirmesi ya da mühendislik kapasitesi yatırımı, manşet değeri düşük görünse de uzun vadede çok daha kritik olabilir. Üçüncü hata da kaynağın editoryal bağımsızlığını sorgulamamaktır. Savunma haberlerinde kurumsal açıklamalar elbette temel girdidir, ancak bunların haberleştirilme biçimi belirleyicidir. Her açıklamayı olduğu gibi yayımlayan kaynak ile sektörel önem sırasına göre işleyen kaynak arasında büyük fark vardır. Hangi içerik modeli daha verimlidir? Bu sorunun tek cevabı yok. Günlük sıcak akışa ihtiyaç duyan internet gazeteleri için kısa, net ve hızlı yayımlanabilir haberler öne çıkar. Daha niş bir profesyonel kitleye seslenen yayınlar ise analiz destekli, bağlamlı ve veri referanslı metinlerden daha fazla değer üretir. En verimli model çoğu zaman katmanlı olandır. İlk katmanda sıcak haber akışı bulunur. İkinci katmanda söyleşi, görüş ve sektör yorumu yer alır. Üçüncü katmanda ise arka plan bilgisi sağlayan daha kalıcı içerikler vardır. Böyle bir yapı, hem trafik ihtiyacını hem de kurumsal ciddiyet beklentisini karşılar. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel derinliği olan dağıtım modelleri bu noktada anlam kazanır. Çünkü ihtiyaç artık sadece haber bulmak değil, yeniden kullanılabilir, güncel, güvenilir ve kategori bazlı içerik akışını sürdürülebilir hale getirmektir. Gelecekte savunma içeriklerinde ne öne çıkacak? Önümüzdeki dönemde savunma yayıncılığında üç eksen belirginleşecek. Birincisi, çift kullanım teknolojileri. Yapay zeka, otonomi, veri işleme, sensör teknolojileri ve siber güvenlik artık yalnızca teknik alanlar değil, ticari ve stratejik haber başlıklarıdır. İkincisi, tedarik zinciri ve üretim kabiliyeti. Sadece nihai platformlar değil, onları mümkün kılan sanayi altyapısı daha fazla görünür olacak. Bu da içerik kaynaklarının alt sektör bilgisine daha fazla yatırım yapmasını gerektirecek. Üçüncüsü, uluslararasılaşma. İhracat pazarları, ortak üretim modelleri, bölgesel fuarlar ve diplomatik temaslar savunma haberlerinin kapsamını genişletiyor. Dolayısıyla içerik kaynağının sadece ulusal gündemi değil, küresel bağlamı da okuyabilmesi gerekecek. Savunma sanayiinde iyi içerik, yüksek sesle konuşan değil, doğru yerde doğru bilgiyi veren içeriktir. Kaynağınızı seçerken sadece bugünkü yayın ihtiyacınızı değil, yarın kuracağınız güven ilişkisinin temelini de düşünün.

Otomotiv Satış Sonrası Sektörünün Kalbi İstanbul’da Attı Haber

Otomotiv Satış Sonrası Sektörünün Kalbi İstanbul’da Attı

Messe Frankfurt Istanbul ve Hannover Fairs Turkey iş birliğiyle, “Otomotiv satış sonrası pazarına 25 yıllık liderlik” mottosuyla 19–22 Mayıs tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Automechanika Istanbul 2026, dört gün boyunca küresel otomotiv satış sonrası endüstrisini İstanbul’da buluşturdu. 41 ülkeden yaklaşık 1.400 katılımcı firma ile 130 farklı ülkeden 51.127 ziyaretçinin yer aldığı fuar, uluslararası ticaret hacmi ve yeni nesil mobilite odağıyla dikkat çekti. Elektrikli araç teknolojilerinden sürdürülebilir mobilite çözümlerine, eklemeli üretim uygulamalarından dijital servis ekosistemlerine kadar sektörün dönüşümünü şekillendiren başlıkların öne çıktığı fuar; yüksek uluslararası katılım oranı, kurulan stratejik iş birlikleri ve yoğun B2B trafiğiyle bölgesel ölçekteki lider konumunu daha da güçlendirdi. Otomotiv satış sonrası sektörünün bölgedeki en büyük uluslararası buluşması olan Automechanika Istanbul, 25’inci yılında İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde yoğun katılım ve güçlü ticaret hacmiyle tamamlandı. Çeyrek asırlık sektör deneyimini yeni nesil mobilite vizyonuyla bir araya getiren fuar; Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya başta olmak üzere geniş bir coğrafyadan üretici, distribütör, satın almacı ve sektör profesyonellerini buluşturdu. 41 ülkeden yaklaşık 1.400 katılımcı firmanın yer aldığı Automechanika Istanbul 2026, dört gün boyunca 130 farklı ülkeden 51.127 ziyaretçiyi ağırladı. 40 bin metrekareyi aşkın net stant alanında gerçekleştirilen fuarda; elektrikli araç teknolojileri, yeni nesil bakım-onarım çözümleri, sürdürülebilir mobilite uygulamaları, eklemeli üretim teknolojileri ve dijitalleşme odaklı servis modelleri sektör profesyonellerinden yoğun ilgi gördü. Fuarda gerçekleştirilen birebir iş görüşmeleri, uluslararası satın alma temasları ve yeni distribütörlük bağlantıları; Türkiye’nin otomotiv satış sonrası endüstrisindeki üretim gücünü ve bölgesel ticaretteki stratejik konumunu bir kez daha ortaya koydu. Deneyim alanları ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü Automechanika Istanbul 2026 kapsamında hayata geçirilen özel deneyim alanları, alışılmış bir fuar içeriğinden çok daha fazlasını sundu. Automechanika Academy oturumlarında sürdürülebilirlik, tedarik zinciri dönüşümü ve aftermarket ekosisteminin geleceği sektörün önde gelen isimleri tarafından değerlendirildi. Automechanika Detailing Arena by Olex, canlı uygulamalar ve yarışmalarla yoğun ilgi görürken; eklemeli üretim teknolojilerine odaklanan özel alan, otomotiv üretim süreçlerinde hız, maliyet avantajı ve tasarım esnekliği sağlayan yeni nesil çözümleri sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Premium Event Alanı’nda üniversite ekiplerinin geliştirdiği araç projeleri, performans araçları ve eleman.net iş birliğiyle düzenlenen kariyer alanı ise fuarın teknoloji, yetenek ve inovasyonu aynı platformda bir araya getiren yapısını güçlendirdi. Automechanika Istanbul 2026 fuarında dikkat çeken bir diğer etkinlik olan, Edding katkılarıyla ve sanatçı Cem Güventürk’ün yönetmenliğindeki Araç Boyama Etkinliği ise Salon 10’da ziyaretçilere tam anlamıyla “renkli” bir deneyim yaşattı. Innovation4Mobility by Bakırcı alanında, servis ve eğitim süreçlerinde yaşanan dijital dönüşüm öne çıktı Automechanika Istanbul 2026'da en dikkat çeken alanlardan biri de Innovation4Mobility by Bakırcı oldu. Bu alanda sektördeki dijital dönüşümün örneklerinden biri de servis ve eğitim süreçlerinde öne çıktı. Innovation4Mobility by Bakırcı alanında ziyaretçiler; dijitalleşen servis süreçlerinden servis yönetiminin geleceğine, gövde onarımı ve hasar tespitindeki yeni standartlardan boya teknolojilerine, araç muayene sistemlerinden elektrikli araç servis çözümleri ve sürüş güvenliği teknolojilerine kadar sektörün dönüşümüne yön veren yenilikçi uygulamaları yakından deneyimleme fırsatı buldu. Automechanika Istanbul, partnerleriyle ve katılımcılarıyla gücüne güç kattı Automechanika Istanbul 2026, küresel ölçekte sektörün dönüşümüne yön veren güçlü partnerlik yapısıyla da dikkat çekti. Teknoloji ve inovasyon alanındaki uzmanlığıyla öne çıkan ZF Aftermarket, yeni nesil servis konsepti ZF [pro]Tech’in Türkiye lansmanını fuar kapsamında gerçekleştirirken; MAHLE, YANMAR, Hartridge, Bakırcı ve IBIS gibi uluslararası partnerler de sürdürülebilir mobilite, atölye teknolojileri ve aftermarket çözümleri odağındaki katkılarıyla fuarın küresel etki alanını güçlendirdi. Ayrıca bu yıl fuarda ilk kez yer alan APRA Europe, otomotiv sektöründeki yeniden üretim konusunu fuarın gündemine taşıdı ve yarattığı farkındalık ile ziyaretçilerin ilgisini çekti. Automechanika Istanbul 2026 kapsamında, uzun yıllardır fuara katılım sağlayan katılımcı firmalarımıza ise plaket takdimi gerçekleştirildi. Automechanika Istanbul 2027 yılında, yine TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde 26’ncı kez kapılarını açacak Türkiye'nin en büyük uluslararası ticaret fuarı ve otomotiv satış sonrası endüstrisinin bölgedeki en büyük buluşması Automechanika Istanbul, dört gün boyunca İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde yoğun iş bağlantılarına, sektörel temaslara ve yeni iş birliklerinin gerçekleşmesine katkı sundu. Automechanika Istanbul 25’inci yılında, yüksek uluslararası katılım oranı, geniş ürün ve hizmet çeşitliliği, teknoloji odaklı deneyim alanları ve güçlü ticaret ağıyla Türkiye’nin küresel otomotiv satış sonrası endüstrisindeki stratejik konumunu daha da pekiştirdi. Hem katılımcı firmalar hem de fuarı ziyaret eden profesyonellerin niteliğiyle sadece Türkiye’nin ve çevre ülkelerin değil, dünyanın önde gelen fuarlarından biri olduğunu gösteren Automechanika Istanbul, 2027’de İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.