Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tedavi

Kapsül Haber Ajansı - Tedavi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tedavi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Geçmeyen Selülitlerin Nedeni Lipödem Olabilir Haber

Geçmeyen Selülitlerin Nedeni Lipödem Olabilir

Kadınların en sık karşılaştığı sorunlardan biri olarak görülen selülit, bazen çok daha karmaşık bir tablonun habercisi olabiliyor. Özellikle bacaklarda belirginleşen ve zamanla daha da kötüleşen doku değişikliklerinin altında farklı bir neden yatabileceğini belirten Prof. Dr. Ahmet Karacalar, selülit ile lipödem arasındaki kritik farkları tıbbi verilerle açıkladı: "Lipödem, özellikle kadınlarda görülen, deri altı yağ dokusunun anormal ve orantısız dağılımıyla karakterize kronik bir hastalıktır. Genellikle kalça, uyluk ve bacaklarda, bazen de kollarda simetrik yağ dokusu artışıyla kendini gösterir. Hastalığa sıklıkla dokunmakla ağrı, hassasiyet, ağırlık hissi ve kolay morarma eşlik eder." Her Selülit Lipödem Değildir, Ancak İkisi Bir Arada Bulunabilir Selülitin deri altındaki yağ dokusu ile bağ dokusu septalarının etkileşimi sonucunda cilt yüzeyinde çukurlaşma (portakal kabuğu görünümü) yaratması olduğunu belirten Prof. Dr. Karacalar, hastalığın sınırlarını şu sözlerle çizdi: "Lipödem ise yalnızca cilt yüzeyini ilgilendiren bir problem değil, deri altı yağ dokusunu etkileyen kronik bir hastalıktır. Bu iki durum birbirine benzeyen görünümler oluşturabilse de aynı şey değildir. Üstelik bazı kadınlarda ikisi bir arada bulunabilir. Selülit tedavisi amacıyla uygulanan yöntemlerden beklenen sonucun alınamaması tek başına lipödem anlamına gelmez. Ancak doku görünümüne başka belirtiler de eşlik ediyorsa lipödem açısından değerlendirme yapılması önemlidir." Hangi Belirtiler Lipödem Şüphesi Uyandırmalı? Prof. Dr. Ahmet Karacalar, hastaların kendi bedenlerindeki şu belirtiler bir arada görülüyorsa lipödem olasılığının değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı: Orantısız yağ dağılımı: Bacakların vücudun üst bölümüne kıyasla belirgin şekilde kalın olması. Simetrik görünüm: Her iki bacağın benzer şekilde etkilenmesi. Ağrı ve hassasiyet: Bacaklara dokunulduğunda veya basınç uygulandığında ağrı hissedilmesi. Kolay morarma: Belirgin bir travma olmadan morlukların oluşması. Ağırlık hissi: Bacaklarda dolgunluk, gerginlik ve ağırlık hissedilmesi. Ayakların genellikle korunması: Yağ dokusu artışının ayakları çoğunlukla etkilememesi ve ayak bileği seviyesinde belirgin bir geçiş oluşturması. (Bkz. https://ahmetkaracalar.com/lipodem/ ) "Yalnızca Estetik Bir Kusur Olarak Değerlendirmek Doğru Olmayabilir" Lipödemin erken fark edilmesinin, kişiye uygun bir tedavi ve takip planının oluşturulmasına yardımcı olacağını belirten Prof. Dr. Karacalar, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Lipödem yalnızca estetik görünümü etkileyen bir durum değildir. Ağrı, hareket kısıtlılığı ve günlük aktivitelerde zorlanma gibi sorunlara neden olarak yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Egzersiz, uygun beslenme, kompresyon uygulamaları ve gerektiğinde cerrahi seçenekler değerlendirme kapsamına alınabilir. Özellikle dirençli doku değişikliklerine ağrı, hassasiyet, kolay morarma ve vücutla orantısız yağ birikimi eşlik ediyorsa lipödem konusunda deneyimli bir hekim tarafından değerlendirme yapılmalıdır. Selülit olarak değerlendirilen her doku değişikliği yalnızca selülit olmayabilir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sosyal Medya Önerileri Çocukların Diş Sağlığını Riske Atmasın Haber

Sosyal Medya Önerileri Çocukların Diş Sağlığını Riske Atmasın

Bilimsel temele dayanan dijital içeriklerin doğru ağız hijyeni alışkanlıklarının kazandırılmasında faydalı olabileceğini belirten Demir, diş ağrısı, diş eti kanaması, şişlik ve ağız içi yaralar gibi şikâyetlerde sosyal medya önerileriyle tedavi aramak yerine diş hekimine başvurulması gerektiğini vurguluyor. Sosyal medyada çocukların ağız ve diş sağlığına yönelik içeriklerin giderek arttığını belirten Dt. Nurgül Demir, ebeveynlerin özellikle ürün önerileri ve tedavi iddiaları içeren paylaşımları dikkatle değerlendirmesi gerektiğini ifade etti. Çocuklarda kullanılacak ağız bakım ürünlerinin yaşa ve bireysel ihtiyaçlara uygun seçilmesinin önemine dikkat çeken Demir, yüksek etkileşim alan ya da olumlu kullanıcı yorumlarıyla öne çıkan içeriklerin tek başına bilimsel güvenilirlik göstergesi olmadığını vurguladı. Sosyal Medya, Çocukların Diş Sağlığı Eğitiminde Etkili Bir Araç Olabilir Günümüzde sosyal medya, merak edilen konularda bilgiye ulaşmak için başvurulan ilk kaynaklardan biri hâline geldi. Renkli görseller, kısa videolar ve uygulamalı anlatımlar; çocuklarda doğru diş fırçalama tekniklerinin öğrenilmesini, ağız hijyeninin öneminin kavranmasını ve günlük bakım rutinlerine yönelik motivasyonun artırılmasını destekleyebiliyor. Ancak sosyal medyanın ağız ve diş sağlığı konusunda sağladığı bu kolay erişimin, paylaşılan her bilginin doğru ya da her çocuk için uygun olduğu anlamına gelmediğini belirten Dt. Nurgül Demir, ebeveynlerin içerikleri kaynağıyla birlikte değerlendirmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Her Çok Paylaşılan Bilgi, Bilimsel Olarak Doğru Değil Sosyal medyada bilimsel dayanağı bulunmayan öneriler, kişisel deneyimler ve dikkat çekici görseller aracılığıyla kısa sürede geniş kitlelere ulaşabiliyor. Özellikle çocuk sağlığı söz konusu olduğunda bir ürünün çok sayıda kişi tarafından önerilmesi, olumlu yorumlar alması ya da hızlı sonuç verdiğinin iddia edilmesi, o ürünün her çocuk için güvenli ve uygun olduğu anlamına gelmiyor. Çocukların ağız bakımında kullanılacak ürünlerin yaşa, ağız ve diş yapısına ve bireysel ihtiyaçlara uygun seçilmesi gerektiğini belirten Demir, özellikle tedavi edici olduğu öne sürülen ürünlerde profesyonel değerlendirme olmadan hareket edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Diş Ağrısı ve Diş Eti Kanamasında Sosyal Medya Önerileriyle Tedavi Aramayın Sosyal medyada diş ağrısı, diş eti kanaması, şişlik veya ağız içi yaraları gidermek amacıyla önerilen ürünlerin bilinçsiz kullanımının ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Dt. Nurgül Demir, “Hastada rahatsızlık oluşturan küçük veya büyük her şikâyetin önemli bir etkeninin olabileceği unutulmamalıdır. Ağız içinde oluşan yaralar, diş eti kanamaları birçok ciddi hastalığın belirtisi olabilir. Yanlış ürün kullanımı mevcut şikâyeti kötüleştirebileceği gibi, altta yatan asıl problemin tanısının geciktirilmesine de sebep olabilir.” uyarısında bulundu. İçeriği ve kullanım amacı bilinmeyen ürünlerin ağız içine uygulanmasının tahriş, temas kaynaklı alerjik reaksiyonlar ve kimyasal yanıklar gibi istenmeyen sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Demir, bir başkasında olumlu sonuç verdiği söylenen bir ürünün özellikle çocuklarda hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmasının doğru olmadığını ifade etti. Çocuklarda Yanlış Yönlendirmelerin Sonuçları Daha Önemli Olabilir Çocukların ağız ve diş sağlığında erken tanı ve uygun müdahale, tedavi sürecinin doğru yönetilmesi açısından önemli bir yere sahip. Özellikle küçük yaşlarda yaşanan ağrı, enfeksiyon ve uzun süren tedavi deneyimleri, çocuğun diş hekimi ziyaretlerine uyumunu olumsuz etkileyebiliyor. Ebeveynlerin sosyal medyadan edindikleri bilgileri yalnızca bir ön değerlendirme aracı olarak görmeleri gerektiğini belirten Demir, tanı ve tedavi kararlarının bu içeriklere dayandırılmaması gerektiğini vurguluyor. Çocuğun dişinde devam eden ağrı, şişlik, kanama veya ağız içinde iyileşmeyen bir yara fark edildiğinde diş hekimine başvurulması; yüzde hızla artan şişlik, ateşle seyreden enfeksiyon belirtileri ya da yutma ve nefes alma güçlüğü gibi durumlarda ise acil tıbbi değerlendirme alınması gerekiyor. Doğru Bilgiye Ulaşmanın İlk Adımı, Kaynağı Sorgulamak Dt. Nurgül Demir, ebeveynlerin sosyal medyada karşılaştıkları ağız ve diş sağlığı önerilerini değerlendirirken şu noktalara dikkat etmesini öneriyor: İçeriğin bir sağlık profesyoneli tarafından hazırlanıp hazırlanmadığı kontrol edilmeli.Önerinin bilimsel araştırmalara veya güvenilir sağlık kuruluşlarının rehberlerine dayanıp dayanmadığı sorgulanmalı.Bir ürünün tedavi edici olduğu iddiası yalnızca kullanıcı yorumları ya da öncesi-sonrası görüntülerine dayanarak kabul edilmemeli.Çocuklarda kullanılacak ağız bakım ürünlerinin yaşa uygunluğu, içeriği ve kullanım talimatları değerlendirilmelidir.Devam eden ağrı, kanama, şişlik veya ağız içi lezyonlarda sosyal medya önerileriyle zaman kaybetmeden profesyonel değerlendirme alınmalıdır. Sosyal medyanın doğru kullanıldığında ağız sağlığı bilincinin yaygınlaştırılmasında güçlü bir araç olabileceğini belirten Dt. Nurgül Demir, dijital içeriklerin bireysel tanı ve tedavinin yerini alamayacağının altını çiziyor. Demir, çocukların sağlığını korumada temel yaklaşımın bilimsel olarak doğrulanmış bilgiye ulaşmak ve gerektiğinde profesyonel hekim değerlendirmesine başvurmak olduğunu vurguluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kayseri’de ‘Küçük Dostlar Kedi Kasabası’ Ziyaretçi Akınına Uğruyor Haber

Kayseri’de ‘Küçük Dostlar Kedi Kasabası’ Ziyaretçi Akınına Uğruyor

Sıra dışı farklı projelere imza attıklarını belirten Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, "Hem Kayseri’de hem de Türkiye genelinde belediyecilik faaliyetlerinin her alanında en iyisini yapmaya gayret ediyoruz" dedi. Başkan Çolakbayrakdar, bu proje sayesinde çocukların hayvanlarla daha yakın ilişkiler kurarak onları daha iyi tanımalarının ve sevmelerinin sağlandığını vurguladı. Başkan Çolakbayrakdar, ayrıca hayvan fobisi olan bireylerin de bu mekân sayesinde korkularını yenip hayvan sevgisi geliştirebildiklerine dikkat çekerek, "Hemşehrilerimizin hizmetlerimize gösterdiği yoğun ilgiden dolayı teşekkür ediyorum" dedi. Tüm canlıların Kocasinan’da değerli ve önemli olduğuna dikkat çeken Başkan Çolakbayrakdar, “Kocasinan Belediyesi olarak sıra dışı farklı projeler yapıyoruz. Belediyelik faaliyetlerinin her alanında en iyisini yapıyor ve gayret ediyoruz. Her bir mahallemizde örnek işler gerçekleştiriyoruz. Yakut Mahalle’mize kazandırdığımız 10 bin metrekare yaşam alanı içerisinde yer alan ‘Küçük Dostlar Kedi Kasabası’nda 19 farklı çeşit kedi burada. Çocuklar ve gençler, buraya geldiği zaman kedilerle vakit geçirecekleri ortam bulunuyor. Özellikle yaratılmışın en şereflisi ‘Eşref-ı Mahlûk’ olan insana hizmet ediyoruz ama bununla birlikte çevremizi paylaştığımız Allah’ın can vermiş olduğu bütün mahlûkatı, Allah’ın şefkat nazarıyla onlara bakabilmenin yaklaşımı içerisindeyiz. Hz. Peygamberimizin (S.A.V) sahiplenmiş olduğu ‘Müezza’ isimli kedisi var. Peygamberimizin ümmeti olarak bu yaptığımız hizmet, şefkat göstermek adına örnek bir çalışmadır.” ifadelerini kullandı. Öte yandan Kocasinan Belediyesi Veteriner Müdürlüğü, yaklaşık 500 metrekarelik alana kurulan 'Küçük Dostlar Kedi Kasabası'nda kedilere 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet sunuyor. Kedilerin tedavi, beslenme ve barınma ihtiyaçlarının karşılandığı bu merkezde, alanında uzman veteriner hekimler gözetiminde tüm bakım hizmetleri sağlanıyor. Kasaba içerisinde steril kum havuzu, kedi oyun alanı, bungalov evler, kedi köprüsü, yapay çim, tünel, tırmanma parkuru, tırmalama ağacı, beslenme üniteleri ve toplu yaşam alanları gibi birçok donatı bulunuyor. Ayrıca, 'Küçük Dostlar Mahallesi' ve 'Tekir Parkı' gibi renkli mekânlar da yer alıyor. Kedi Kasabasında british shorthair, exotic shorthair, scottish fold, Ankara ve Van kedisi, tekir, bombay, Norveç orman kedisi, mavi Rus kedisi, İran kedisi, siyam, chinchilla ve bengal kedisi gibi 19 farklı tur kediye ev sahipliği yapıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Panik Atak Nedir? Belirtileri Nelerdir, Panik Atak Nasıl Geçer? Haber

Panik Atak Nedir? Belirtileri Nelerdir, Panik Atak Nasıl Geçer?

Panik atak, belirgin bir tehlike bulunmadığı durumlarda bile aniden başlayan yoğun korku veya rahatsızlık hissiyle ortaya çıkabilen bir durum olarak tanımlanıyor. Atak sırasında yaşanan fiziksel belirtiler oldukça güçlü olabildiğinden kişi kalp krizi geçirdiğini, bayılacağını veya kontrolünü kaybedeceğini düşünebiliyor. Panik atak tek başına bir kez yaşanabileceği gibi bazı kişilerde tekrarlayan ataklar şeklinde de görülebiliyor. Tekrarlayan beklenmedik panik ataklara, yeni bir atak yaşama konusunda sürekli kaygının veya buna bağlı davranış değişikliklerinin eşlik etmesi ise panik bozukluk açısından değerlendirme gerektirebiliyor. Panik Atak Belirtileri Nelerdir? Panik atak belirtileri kişiden kişiye değişiklik gösterebiliyor. Belirtiler çoğunlukla kısa sürede yoğunlaşıyor ve hem fiziksel hem de psikolojik yakınmalar bir arada görülebiliyor. Panik atak sırasında kalp çarpıntısı, kalp hızında artış, terleme, titreme, nefes darlığı veya boğuluyor gibi hissetme, göğüs ağrısı ya da sıkışması, mide bulantısı, baş dönmesi, uyuşma ve karıncalanma gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Bunlara çevrenin gerçek dışı gelmesi, kişinin kendisine yabancılaşmış gibi hissetmesi, kontrolünü kaybetme korkusu ve ölüm korkusu da eşlik edebiliyor. Özellikle ilk kez yaşandığında bu belirtiler başka sağlık sorunlarıyla karıştırılabildiği için tıbbi değerlendirme önem taşıyor. Panik Atak Neden Olur? Panik atağın ortaya çıkmasında tek bir nedenden söz etmek her zaman mümkün değil. Genetik yatkınlık, stresli yaşam olayları ve beynin korku ve stres tepkileriyle ilişkili mekanizmaları gibi birçok faktörün etkili olabileceği düşünülüyor. Yoğun stres dönemleri ve önemli yaşam değişiklikleri bazı kişilerde atakların ortaya çıkmasıyla ilişkili olabiliyor. Bunun yanında yüksek miktarda kafein gibi uyarıcıların bazı kişilerde çarpıntı ve kaygı belirtilerini artırabileceği unutulmamalı. Benzer belirtilerin tiroit hastalıkları, kalp-damar sorunları veya farklı sağlık problemleriyle ilişkili olabilmesi nedeniyle kişinin kendi kendine “panik atak” tanısı koyması yerine bir sağlık uzmanına başvurması gerekiyor. Panik Atak Ne Kadar Sürer? Panik atak belirtileri genellikle aniden başlıyor ve kısa süre içerisinde en yoğun seviyesine ulaşabiliyor. Atağın süresi ve belirtilerin şiddeti kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Atak sona erdikten sonra ise bazı kişilerde yorgunluk, huzursuzluk veya tekrar atak geçirme korkusu devam edebiliyor. Panik Atak Sırasında Ne Yapılmalı? Panik atak sırasında mümkün olduğunca güvenli ve sakin bir ortamda kalmak, nefesi hızlı ve yüzeysel hale getirmemeye çalışmak ve yavaş, kontrollü nefes almaya odaklanmak rahatlamaya yardımcı olabilir. Kişinin daha önce doktor tarafından panik atak açısından değerlendirilmiş olması durumunda, kendisine önerilen başa çıkma yöntemlerini uygulaması faydalı olabilir. Ancak göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı, bayılma veya kişinin daha önce yaşamadığı şiddetli belirtiler söz konusuysa bunların yalnızca panik atağa bağlı olduğu varsayılmamalı. Özellikle ilk kez ortaya çıkan veya alışılmıştan farklı belirtilerde acil tıbbi değerlendirme gerekebilir. Panik Atak Nasıl Geçer? Tekrarlayan panik atakların tedavisinde kişinin durumuna göre psikoterapi ve gerektiğinde ilaç tedavisinden yararlanılabiliyor. Özellikle bilişsel davranışçı terapi, panik bozukluğun tedavisinde kullanılan temel psikoterapi yaklaşımları arasında bulunuyor. Tedavinin kişiye özel planlanması gerekiyor. Bu nedenle sık sık panik atak yaşayan, yeni bir atak geçirme korkusuyla günlük yaşamını kısıtlayan veya iş, okul ve sosyal hayatı olumsuz etkilenen kişilerin psikiyatri hekimi ya da uygun bir sağlık profesyoneline başvurması önem taşıyor. Panik Atak ile Kalp Krizi Nasıl Ayırt Edilir? Panik atak ile kalp krizi sırasında göğüs ağrısı, çarpıntı, terleme ve nefes darlığı gibi bazı ortak belirtiler görülebilir. Bu nedenle yalnızca belirtilere bakarak kişinin kendi kendine kesin ayrım yapması güvenli değildir. Yeni başlayan, şiddetli veya geçmeyen göğüs ağrısı; belirgin nefes darlığı, bayılma ya da ciddi bir sağlık sorununu düşündüren belirtilerde acil tıbbi yardım alınmalıdır. Panik Atak Tedavi Edilebilir mi? Panik atak ve panik bozukluk uygun değerlendirme ve tedaviyle yönetilebilen durumlardır. Erken dönemde profesyonel destek almak, kişinin belirtilerini anlamasına, ataklarla baş etme becerileri geliştirmesine ve atak korkusu nedeniyle yaşamını kısıtlamasının önüne geçilmesine yardımcı olabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sahipsiz Hayvanlar İçin “Umut Ağacı” Açıldı Haber

Sahipsiz Hayvanlar İçin “Umut Ağacı” Açıldı

Nilüfer Belediyesi, can dostların yaşam hakkını koruma ve refahını artırma hedefiyle hazırladığı yeni merkezini tamamladı. Karacaoba Mahallesi’nde 49 bin 500 metrekarelik alanda hayata geçirilen Umut Ağacı Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Sahiplendirme Merkezi, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde düzenlenen törenle kapılarını açtı. Açılış törenine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar, siyasi parti temsilcileri, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile hayvanseverler katıldı. “ÖNCELİĞİMİZ YAŞAM HAKKI VE SAHİPLENDİRME” Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi’nin 2003 yılından bu yana sokak hayvanlarının tedavisi, bakımı ve kısırlaştırılması konusunda Bursa’da öncü bir rol üstlendiğini hatırlattı. Değişen yasal mevzuat çerçevesinde sahipsiz hayvanların güvenli alanlarda barındırılması gerektiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “Biz 20 yılı aşkın süredir can dostlarımızın tedavisini yapıp, kısırlaştırıp yaşadıkları yere bırakma anlayışıyla çalıştık. Bugün değişen mevzuat gereği sokaktan aldığımız hayvanlar için kalıcı ve sağlıklı bakım alanları oluşturmak durumundayız. Burası sadece bir barınak değil; hayvanların doğal ihtiyaçlarını karşılayabileceği, koşup oynayabileceği bir yaşam alanı olarak tasarlandı. Merkezimizde 10 bağımsız bölüm bulunuyor; tedavi, aşılama ve rehabilitasyon süreçlerini burada yürüteceğiz.” Tesisin ortak bir çabayla kente kazandırıldığını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, Bursa Valiliği başta olmak üzere Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne, Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne, Veteriner Hekimler Odası’na, Nilüfer Belediye Meclisi Hayvan Hakları Komisyonu’na ve projeye destek veren iş insanlarına teşekkür etti. Merkezin adını taşıyan “Umut Ağacı”na da değinen Başkan Şadi Özdemir, “Burada sahiplendirilen her can dostumuz için Umut Ağacı’na bir kurdele bağlıyoruz. Dileğimiz, kısa sürede bu ağacın dallarının kurdelelerle dolup taşması. Önümüzdeki ilkbaharla birlikte tesisin yan tarafındaki alanı da düzenleyerek ailelerin, çocukların gelip hayvanlarla bağ kurabileceği bir sosyalleşme alanına dönüştüreceğiz” dedi. “KOLEKTİF BİR DAYANIŞMANIN ÜRÜNÜ” Nilüfer Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Dr. Güney Kaya ise tesisin kolektif bir dayanışmanın ürünü olduğunu ifade etti. Yeni yasal sürecin getirdiği sorumlulukları en iyi koşullarda yerine getirmeye çalıştıklarını belirten Kaya, “Burada yaşayan her canlı artık bizim emanetimiz. Bir tesis inşa etmek önemli ancak onu doğru işletmek çok daha büyük bir sorumluluk gerektiriyor. Bu merkezde ortaya konan ortak dayanışmayı işletme sürecinde de sürdürerek Türkiye’ye örnek bir model oluşturmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı ve Karacaoba Muhtarı Recep Bayraktar da bir kentin gelişmişliğinin sokakları paylaştığı canlılara gösterdiği merhamet ve sorumlulukla ölçüldüğünü belirterek merkezin Nilüfer’e hayırlı olmasını diledi. Konuşmaların ardından protokol üyeleri ve katılımcılar bakım, tedavi ve sahiplendirme alanlarını gezerek yetkililerden bilgi aldı. Açılış gününde hayvanseverler can dostlar için mama bağışında bulunurken, etkinliğe katılan çocuklar da merkezdeki barınak kulübelerini boyadı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli'de Anonim ve Ücretsiz HIV Testi Hizmeti Başladı! Haber

Kocaeli'de Anonim ve Ücretsiz HIV Testi Hizmeti Başladı!

Uzmanlar, HIV'in uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebileceğini, bu nedenle belirti beklenmeden test yaptırmanın büyük önem taşıdığını vurguluyor. Kocaeli Üniversitesi Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sıla Akhan ile Pozitif-iz Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Çiğdem Şimşek, erken tanı ve test hizmetlerine erişimin hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından kritik rol oynadığını belirtiyor. “HIV Enfeksiyonu ve AIDS Aynı Şey Değil” HIV'in bağışıklık sistemini hedef alan bir virüs olduğunu belirten Prof. Dr. Sıla Akhan, HIV ile AIDS'in aynı şey olmadığının bilinmesi gerektiğini ifade etti: "HIV; korunmasız cinsel temas, kan yoluyla ve gerekli önlemler alınmadığında anneden bebeğe gebelik, doğum veya emzirme sırasında bulaşabilir. Tokalaşmak, aynı ortamı paylaşmak, sarılmak, aynı tuvaleti kullanmak veya aynı tabaktan yemek yemekle bulaşmaz. AIDS ise HIV enfeksiyonunun tedavi edilemediği ileri evresidir. Günümüzde erken tanı ve düzenli tedavi sayesinde birçok kişi AIDS evresine ilerlemeden sağlıklı bir yaşam sürdürebilir." “HIV Uzun Yıllar Belirti Vermeyebilir” HIV enfeksiyonunun uzun süre belirti vermeden seyredebildiğini hatırlatan Prof. Dr. Akhan, korunmasız (kondom/prezervatif kullanılmadan) temas yaşayan bireylerin zaman kaybetmeden test yaptırması gerektiğini vurguladı: "Korunmasız temas yaşayan herkesin en kısa sürede test yaptırması önemlidir. Erken tanı hem kişinin kendi sağlığı hem de toplum sağlığı açısından en önemli adımdır." Kocaeli'de Anonim ve Ücretsiz HIV Testi Prof. Dr. Akhan, HIV testinin üniversite hastaneleri, eğitim araştırma hastaneleri ve çeşitli sağlık kuruluşlarında yapılabildiğini, ancak Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri'nin önemli bir avantaj sunduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı: "Anonim Test Merkezi'ne başvuran kişiler kimlik bilgilerini paylaşmadan, anonim olarak HIV testi yaptırabilir ve danışmanlık hizmeti alabilir. Gerekli durumda uygun sağlık hizmetlerine yönlendirilirler." Uzmanlar, HIV statüsünü öğrenmek isteyen herkesi ücretsiz ve anonim hizmet sunan merkeze başvurmaya davet ediyor. “HIV Testi Yaptırmak Normalleşmeli” Pozitif-iz Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Çiğdem Şimşek ise HIV testinin herkes için olağan bir sağlık uygulaması olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. Şimşek, sözlerine şöyle devam etti: "Anonim HIV testi, kişinin kimlik bilgileri paylaşılmadan test yaptırabilmesini sağlayan güvenli bir hizmettir. Bu merkezlerde gizlilik esastır. HIV testi yaptırmak, kişinin kendi sağlığı için atabileceği en önemli adımlardan biridir. Günümüzde etkili tedavi seçenekleri sayesinde HIV ile yaşayan bireyler uzun, sağlıklı ve üretken bir yaşam sürebiliyor. Tedavi ile HIV baskılandığında kişinin sağlığı korunurken HIV'in cinsel yolla başkalarına bulaşması da önlenebiliyor. Bu nedenle erken tanı ve tedavi birbirinden ayrılmaz iki adımdır. Biz de Pozitif-iz Derneği olarak, toplumun HIV ile ilgili doğru bilgiye erişiminin sağlanması, bireylerin HIV testi yaptırmaya yönlendirilmesi, destek hizmetleri ve akran danışmanlığı gibi alanlarda çalışmalar yürütüyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mersin Büyükşehir Silifke Rehabilitasyon ve Yaşam Alanı Can Dostların Güvenli Limanı Haber

Mersin Büyükşehir Silifke Rehabilitasyon ve Yaşam Alanı Can Dostların Güvenli Limanı

Mersin Büyükşehir Belediyesi⁠ Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Silifke Cemil Sungur Hayvan Rehabilitasyon Bakımevi ve Yaşam Alanı, sahipsiz ve yardıma ihtiyaç duyan hayvanlar için güvenli bir yaşam alanı olmaya devam ediyor. Bugün itibarıyla yaşam alanında 400 köpek ile 105 kedi misafir edilirken, burada bulunan can dostların yalnızca temel ihtiyaçları karşılanmıyor; aynı zamanda sevgi, ilgi ve şefkatle yeni yaşamlarına hazırlanıyorlar. Veteriner hekimler ve personelin titiz çalışmaları sayesinde yaralı, hasta veya bakıma muhtaç hayvanlar sağlıklarına kavuşurken, sosyalizasyon süreçleri de destekleniyor. Burada her can dosta bir yaşam hakkı ve yeni bir başlangıç fırsatı sunuluyor Merkezde 2022 yılından bu yana yürütülen çalışmalar kapsamında 4 bin 656 köpek ve 1961 kedi kısırlaştırıldı. Kontrolsüz popülasyon artışının önüne geçilmesi ve sokak hayvanlarının yaşam koşullarının iyileştirilmesi amacıyla sürdürülen bu çalışmalar, kent genelindeki hayvan refahına da önemli katkı sağlıyor. Tedavi hizmetleri kapsamında ise 7 bin 473 yaralı ve hasta köpek ile 3 bin 677 kedi sağlığına kavuşturularak yeniden yaşamla buluşturuldu. Uzman ekiplerin özverili çalışmaları sayesinde birçok hayvan ikinci bir şans elde etti. Yaşam Alanı’nın en sevindirici başarılarından biri ise sahiplendirme çalışmaları oldu. Bugüne kadar bakımevinden toplam 429 köpek ve 96 kedi sıcak yuvalarına kavuştu. Yeni aileleriyle buluşan can dostlar, yaşam alanında gördükleri ilgi ve sevginin ardından, kalıcı yuvalarında yeni bir hayata adım attı. Sadece bir rehabilitasyon merkezi olmanın ötesinde, sevgi ve merhametin hissedildiği bir yuva niteliği taşıyan merkez, sahipsiz hayvanların güven içinde yaşamlarını sürdürebilmeleri için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Burada her can dosta bir yaşam hakkı ve yeni bir başlangıç fırsatı sunuluyor. Akpınar: “Şu an mevcutta 400 köpeğimiz, 105 de kedimiz var” Mersin Büyükşehir Belediyesi Silifke Cemil Sungur Hayvan Rehabilitasyon Bakımevi ve Yaşam Alanı ile ilgili bilgi veren Sorumlu Veteriner Hekim Muhammed Akpınar, Yaşam Alanı’nın 500 köpek ve 250 kedi kapasitesi olduğunu söyleyerek, “Şu an mevcutta 400 köpeğimiz, 105 de kedimiz var. Bunların birçoğu tedavi görüyor” dedi. Mut, Gülnar ve Silifke ilçe belediyeleri tarafından da kedi ve köpeklerin getirildiğini kaydeden Akpınar, “Biz 3 ilçenin sokak hayvanlarının tedavi, rehabilite ve kısırlaştırma işlemini yapıyoruz. Hayvanların tedavisi tamamlanınca da ilçe belediyelerine geri veriyoruz. Onlar da doğal yaşam alanlarına bırakıyorlar. Burada 7/24 esasıyla çalışıyoruz. Bakımevimize gelen hayvanlar, personelimizin ilgisi ve şefkatiyle kısa sürede iyileşiyorlar” ifadelerini kullandı. Akpınar, son olarak Yaşam Alanı’nın hafta içi 13.00-15.00 saatleri arasında ziyaretçi kabul ettiğini sözlerine ekledi. Akın: “Hepsinin aşılarını, tedavilerini ve diğer bakımlarını yapıyoruz” Silifke Cemil Sungur Hayvan Rehabilitasyon Bakımevi ve Yaşam Alanı’nda kedi padokları bölümünden sorumlu Veteriner Teknikeri Seda Akın, “Sabah gelir gelmez önce genel durumlarını kontrol ediyoruz. Gerekirse ilaç ve tedavilerine başlıyoruz. Ameliyat olması gerekenlerin ameliyatlarını yapıyoruz. Kısırlaştırma işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Kısırlaştırmayı yaptıktan sonra rehabilite ediyoruz. Sağlıklarına kavuşturuyor ve sahiplendirilene kadar misafirimiz oluyorlar” dedi. Tüm kediler ile tek tek ilgilendiklerini kaydeden Akın, “Hepsinin aşılarını, tedavilerini, bakımlarını yapıyoruz. Yemek ve temizlik konusunda, yardımcı personel arkadaşlarımız devreye giriyor. Hepsiyle tek tek ilgileniyor, hepsini çocuğumuz gibi görüyoruz” ifadelerine yer verdi. “Sıcak yaz günlerinde can dostlarımızı susuz bırakmayalım” Yaz aylarının gelmesi dolayısıyla vatandaşlara da bir çağrıda bulunan Akın, “Konuşamadıkları için bizlerden bir şey isteyemiyorlar. Yaz ayları geldi. Avlanma içgüdüleri var ve açlığa dayanabilirler belki ama susuzluğa dayanamazlar. Her vatandaşımızın mutlaka evlerinin veya iş yerlerinin önüne bir kap su, az da olsa bir mama koymalarını tavsiye ediyoruz” diye konuştu. Vatandaşlara hayvan sahiplenmeleri konusunda da önerilerde bulunan Akın, “Vatandaşlarımız buraya gelip istedikleri kedi ve köpeği sahiplenebilirler. Sahiplenilen hayvanın kısırlaştırma işlemini de ücretsiz yapıyoruz. 2 sene boyunca mama, aşı ve tedavi desteği de sunuyoruz” dedi. Yılmaz: “Onların bizim bakımımıza ihtiyaçları var” Hasta köpek padokları bölümünden sorumlu Veteriner Hekim Abdulkadir Yılmaz, sabah ilk iş olarak padokları gezip hayvanların genel durumunu kontrol ettiklerini söyledi. Yılmaz, hepsiyle tek tek ilgilendiklerini kaydederek, “Onların bizim bakımımıza ihtiyaçları var. Biz de bu bilinçle hareket ederek, hepsine tek tek sevgiyle ve ilgiyle yaklaşıyoruz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB’den Bağımlılıkla Mücadelede Örnek Model Haber

ABB’den Bağımlılıkla Mücadelede Örnek Model

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) bağımlılıkla mücadele kapsamında Temelli’de hayata geçirdiği “Özgür Köy Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi”, kapsamlı tedavi ve rehabilitasyon hizmetleriyle çalışmalarını sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından atıl durumdaki alanın yenilenmesiyle hizmete açılan merkezde, bağımlılıkla mücadele eden bireylere hem tıbbi hem de sosyal destek sağlanıyor. HEM TEDAVİ HEM SOSYAL REHABİLİTASYON ABB ile Lokman Hekim Üniversitesi iş birliğiyle faaliyetine devam eden merkezde; madde kullanımı, depresyon, bipolar bozukluk ve şizofreni gibi rahatsızlıkları bulunan bireyler için entegre servis hizmeti veriliyor. Ayrıca 18 yaş altı çocuklara yönelik ÇEMATEM servisi de merkez bünyesinde faaliyet gösteriyor. Toplam 39 yatak kapasitesine sahip merkezde kadın, erkek ve çocuk danışanlar için ayrı servisler bulunuyor. Özgür Köy’de danışanlar, uzman psikiyatristler eşliğinde yatılı tedavi görürken aynı zamanda sosyal ve kültürel faaliyetlere de katılıyor. Kütüphane, spor aktiviteleri, grup terapileri ve atölye çalışmalarıyla bireylerin yeniden sosyal hayata kazandırılması hedefleniyor. YILLIK ORTALAMA 450 HASTA Özgür Köy Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Sorumlusu ve Lokman Hekim Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zehra Arıkan, merkezde yürütülen çalışmalara ilişkin şu bilgileri verdi: “Burada, 39 yatağımız, 4 tane de servisimiz var; kadın, erkek ve çocuk hastalarımız için. Yıllık ortalama 450 civarı hastamız oluyor. ‘Minnesota Modeli’ dediğimiz bir program uyguluyoruz. Daha çok grup terapileriyle giden bir program ve bağımlılıkta oldukça da iyi sonuç aldığımızı düşünüyoruz. Tabii ki bağımlılıkta en önemli şey bağımlı olmamak. Olduktan sonra, bir duyarlılık kazanıyorsunuz ve yaşam boyu devam ediyor.” Tedavi süreçlerinin kişiye özel planlandığını belirten Arıkan, danışanların ihtiyaçlarına göre terapi, ilaç desteği ve sosyal rehabilitasyon çalışmalarının birlikte yürütüldüğünü ifade etti. TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLUYOR Yerel yönetim ve üniversite iş birliğiyle hayata geçirilen merkezin Türkiye’de örnek bir model olduğunu vurgulayan Arıkan, “Zaman zaman çevre illerden de geliyorlar, izliyorlar ya da ben gidip anlatıyorum oralarda nasıl yürüdüğünü, nasıl işlediğini. Böylelikle burayı, ‘Bir Türkiye modeli olur mu?’ diye düşünüyoruz gerçekten ve ben olacağına da inanıyorum. Çünkü bu model; hastaları etiketlemeyen, yargılamayan, ihtiyaçları olduğu an buraya gelmelerine yardımcı olan bir model” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.