Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tekirdağ

Kapsül Haber Ajansı - Tekirdağ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tekirdağ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yudum’dan Yerli Ayçiçeği Tohumuna Güçlü Destek Haber

Yudum’dan Yerli Ayçiçeği Tohumuna Güçlü Destek

Proje dahilinde Konya, Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli’nde çiftçilere hibe yerli ayçiçeği tohumu desteği sağlandı. Yudum ve Tohum Derneği iş birliğiyle 2021 yılında başlatılan “Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi”, 6. yılında da ülkemizdeki ayçiçeği üreticilerini desteklemeye devam ediyor. Yüksek verimli yerli ayçiçeği tohumu geliştirmek ve çeşitliliği artırmak amacıyla başlatılan proje, Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü başta olmak üzere ülke çapındaki farklı tarımsal araştırma enstitülerinin teknik desteğiyle yürütülüyor. Projeye dahil olan önder çiftçilere verilen destekle, Türkiye’nin önemli ayçiçeği üretim merkezleri olan Trakya, Konya, Adana, Eskişehir ve Çorum’da 2021’den bu yana deneme ekimleri gerçekleştirildi. Her yıl yapılan analizlerde verimlilik ve yağ oranı açısından en üst sırada olan yerli tohuma Yudum markasından esinlenilerek “YDM 2239” adı verildi. Tescillenen bu yeni yerli tohum; hastalık ve zararlılara karşı dirençli yapısı ve hem sulanan alanlarda hem de kuru ekimde verimli olmasıyla öne çıkıyor. Konya’daki denemelerde YDM 2239’un verimliliğinin dekarda 235 kilograma kadar çıktığı görüldü. Yerli Ayçiçeği Tohumu 4 ilde dağıtıldı Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi kapsamında 2026 yılında dört farklı ilde çiftçilere hibe tohum dağıtımı gerçekleştirildi. Türkiye’nin en fazla ayçiçeği üreten bölgeleri arasında yer alan Konya Karatay, Tekirdağ Malkara, Edirne Uzunköprü ve Kırklareli Lüleburgaz’da toplam 180 torba “YDM 2239” tohumu üreticilere ulaştırıldı. 12 Mart’ta Konya’daki tohum dağıtımına Tiryaki Markalı Ürünler Genel Müdürü Kemal Güven de katıldı. Söz konusu ilçelerde Ziraat Odaları ile koordinasyon sağlanarak, ayçiçeği ekiminin yoğun olduğu köylerde online başvuru sistemi devreye alındı. Üreticiler çevrim içi başvuru formunu doldurarak hibe programına katıldı; değerlendirme sürecinin ardından destekten yararlanacak çiftçiler belirlendi. Bu süreçte genç ve kadın çiftçilere öncelik verildi. Yudum’un üreticisi Tiryaki Anadolu tarafından sürdürülen proje, yerli tohum kaynaklarının güçlendirilmesini ve üreticinin desteklenmesini esas alarak Türkiye’de ayçiçeği üretiminin daha dirençli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasına katkı sunmayı hedefliyor. Yerli tohumla üretim gücümüzü artırıyoruz Tiryaki Markalı Ürünler Genel Müdürü Kemal Güven, Konya’daki tohum dağıtımında çiftçilerle bir araya geldi. Yerli tohum geliştirme ve üreticiyi destekleme çalışmalarını uzun vadeli bir sorumluluk olarak gördüklerini belirten Güven şunları söyledi: “Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi, tarım sektöründe kamu, özel sektör ve sivil toplumu bir araya getiren uzun soluklu bir proje oldu. Bu girişim sayesinde verimliliği kanıtlanmış yerli ayçiçeği tohumlarını üreticiyle buluşturuyoruz. Böylece hem tarımsal sürdürülebilirliğe hem de ülkemizin ayçiçeği üretim kapasitesinin güçlenmesine katkı sağlıyoruz. Bu yıl dört farklı ilde ayçiçeği üretimi yapan çiftçilerimizi, hastalıklara dirençli ve yüksek verime sahip YDM 2239 ile buluşturduk. Konya’da destek verdiğimiz üreticilerle bir araya gelmek, sahadaki deneyimlerini dinlemek bizim için çok kıymetliydi. Yeni yerli tohumumuzun bu sezon da iyi sonuçlar vermesini diliyoruz.” Tohum Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Musa Kaya ise projenin 2021 yılından bu yana çiftçileri çok yönlü desteklediğini belirterek şunları ekledi: “Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi’nde çiftçileri her anlamda desteklemeyi ve sürdürülebilirliği esas aldık. İlk yıldan bu yana büyüyen çiftçi ağımız bugün 1.000’i aşkın üreticiye ulaştı. Trakya, Konya, Adana, Eskişehir ve Çorum’dan çiftçiler bu ağa dahil oldu. Üreticilere hem yüz yüze eğitim hem teknik uygulama hem de yerli tohum desteği sağlıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İBB’den Tekirdağ’ın Su İhtiyacına Destek Haber

İBB’den Tekirdağ’ın Su İhtiyacına Destek

İmza törenine Aslan’ın yanı sıra Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu, İSKİ Genel Müdür Doç. Dr. Şafak Başa ve TESKİ Genel Müdürü Dr. Onur Özgül de katıldı. ”ZORLANARAK DA OLSA İZLEDİK” Burada konuşan Aslan, “Her birinize bugün hukuksuzca Silivri zindanlarında tutulduğu için aramızda olamayan İstanbul'umuzun seçilmiş belediye başkanı, cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun selam ve sevgilerini getirdim. Bugün birçok arkadaşımızla da duruşmayı izledik. Zorlanarak da olsa izledik. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili olarak bu davada salona girmekte çeşitli sıkıntılar yaşansa da İstanbul dünyanın başkenti, Türkiye'nin göz bebeği. Dolayısıyla İstanbul'daki büyükşehir belediyesine yapılan her şey aslında Türkiye Cumhuriyeti'ne yapılmış gibi algılanabilir” dedi. “AKŞAM ÜLKESİYLE YATIYOR SABAH ÜLKESİYLE UYANIYOR” “Devletimizin kurumlarının ve bürokratlarımızı, siyasetçilerimizi, belediye başkanlarımızı gözümüz gibi korumamız lazım” diyen Aslan, şunları söyledi: “Ama bazen hatalar olabiliyor. Sonra devlet mutlaka kendini iyileştirebiliyor. Bugün de onu yaşadık. Aslında kıymetli başkanım hep olduğu gibi İstanbul'un ve Türkiye'nin hakkını savunmaya devam ediyor Silivri'de. Dün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunda otururken nasıl sadece İstanbul için değil bütün Türkiye coğrafyası için mücadele ediyorsa, bugün geçici süreyle Silivri zindanında tutulsa bile Türkiye'nin her noktasında, her ilçesindeki konu Ekrem İmamoğlu'nun da birinci, önemli konusudur. Dolayısıyla akşam ülkesiyle yatıyor, sabah ülkesiyle uyanıyor. Cenabı Allah Ekrem İmamoğlu gibi ülkesini seven insanların sayısını milyonlarca yapsın ki çok daha iyi yerler ülkemiz gelsin. Bizler de Ekrem Başkanımızın emanetini taşıyanlar olarak yol arkadaşlarımla beraber, ilçe belediye başkanlarımız, İSKİ Genel Müdürümüz, Genel Müdür Yardımcılarımız, İBB Genel Sekreterimiz, Genel Sekreter Yardımcılarımız tüm bürokrat arkadaşlarımız ve 92 bin çalışanımız da emanete sahip çıkmaya çalışıyoruz. Mücadele ediyoruz. Hizmet etmeye devam ediyoruz, üretmeye devam ediyoruz.” ”ÜLKEYE HİZMET ETMESİNİ ENGELLEMEK DOĞRU DEĞİL” “Ekrem Başkan'ın verdiği emaneti bir kısım yetenekli ve çok çalışkan, başarılı bürokratlarımız ve belediye başkanlarımız tutuklu olsa da onların yol arkadaşları olan bizler, o emaneti Ekrem İmamoğlu'na yaraşır şekilde taşımaya, sürdürmeye devam ediyoruz. Burada önemli olan şey şu: Üretme kabiliyeti olan ve üretme yeteneği olan ve veriminin doruğunda olan insanların çeşitli sebeplerle ülkeye hizmet etmesini engellemeye çalışmak doğru değildir. Bu ülke için dünden bugüne Tekirdağ'da da İstanbul Büyükşehir’de de, Tekirdağ'ın ilçelerinde de İstanbul Büyükşehir'in ilçelerinde de kim bu ülke için İstanbul için, Tekirdağ için hizmet etmişse, emeği geçen herkese ve buradan tekrar teşekkür etmek istiyorum.” ”SU YOKSA YAŞAM YOK” “Su hayattır. Su yoksa aslında yaşam da yok demektir. Uzaya gidiyoruz diyorlar. Mars'a gidiyoruz diyorlar. İlk aradıkları şey ne? Su. Su varsa yaşam olabilir. Dolayısıyla gözümüz gibi korumalıyız. Su medeniyettir. Eğer su olmazsa medeniyet olmaz. İnsanlık suyu doğru kullanmayı öğrendiğinde aslında tarıma geçti ve tarım uygulamalarını yaptı. Uyarlığı kurdu. Su yoksa uygarlık da yok. Su kaynaklarını doğru yönetenler ayakta kaldı. Diğerleri bir şekilde yok oldu. Bizim de ülkemizin ayakta kalması, bu coğrafyanın ayakta kalması, iklim krizine rağmen güçlü bir devlet olabilmemiz için hem su kaynaklarımızı korumalı hem de suyu itinalı kullanmalıyız ve tasarruflu kullanmalıyız. Yani aslında bir insanın hayatta kalmasının en önemli şeyi su. Bunun için ne gerekiyorsa o yapılmalı. Bir medeniyetin yaşaması için suyu doğru kullanması ve yönetmesi çok kritik bir şey. Hele ki bu kuraklık döneminde aslında Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanımız anlattı. Aslında aynı problem İstanbul'da da yaşanıyor ama aldığımız tedbirlerle su sıkıntısı yaşatmadan yurttaşlarımıza 2025 yılını atlattık. 2026’yla ilgili de hiçbir tereddüdümüz yok. Hem Tekirdağ'ın ilgili biraz önce Başkanımın söylediği Ereğli ve civarında Kumbağı’nda hem de İstanbul'da 2026 yılında da Allah'ın izniyle bir sıkıntı yaşamadan geçeceğiz.” “BİZ VARSAK ÜLKEDE KİMSE UMUDUNU KESMESİN” “İstanbul'da ve Türkiye'de umut her zaman var. Biz varsak ülkede kimse umudunu kesmesin. Bugün tüm dünya kuraklık riskiyle karşı karşıya. Her yerde iklim krizi konuşuluyor. Bir taraftan da savaş ve savaşlar insanları yerinden yurdundan ediyor. Susuzluk her yıl milyonlarca insanın bulunduğu bölgeden başka bir bölgeye göç etmesini sağlıyor. Bizim de hikayemiz öyledir. Orta Asya'dan gelirken bir taraftan tarım toplumu olmaya çalışıp suya ve verimli topraklara ulaşmaya çalışırken bir taraftan da savaş var. Şimdi ülkemiz öyle bir risk altında ki coğrafyamızın tamamında savaş var. İran İsrail savaşını görüyorsunuz ve ülkemiz devletimiz büyük bir olgunlukla bu sürece bir çözüm yolu bulmaya çalışırken kendi içimizde mutlaka huzuru, barışı ve adaleti tecelli ettirmek durumundayız.” “İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR ÜNİVERSİTESİ BÜROKRATLARI” “Her konuşmamda ifade ettiğim için söylemek istiyorum. İstanbul çok kıymetli bir şehir ve Türkiye Cumhuriyeti'ni yöneten kadroların birçoğu önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde veya İstanbul Valiliği'nde veya da emniyetinde çalışan kıymetli kadrolar. Dolayısıyla siz İstanbul gibi bir şehrin, bir okulun, bir üniversitenin İstanbul Büyükşehir Üniversitesinin bu kadar yetenekli bürokratlarının Silivri zindanlarında tutmaya devam ederseniz sonuçta hep birlikte kaybedeceğiz. Dolayısıyla hiçbir şey için geç değildir. Yarın çok erken. Yarın sabahleyin erkenden kalkın. Bu bürokrat arkadaşlarımızın bir an önce bu savaş ortamında memleketine, milletine hizmet etmesini sağlamak lazım.” ”SU HEPİMİZİN ORTAK KADERİ” “Şehirlerimizin geleceği, ülkemizin geleceği bizim hem yetişmiş kadrolarımıza sahip çıkmamızla sağlanacak hem de bu iklim krizine karşı suyu doğru kullanmayı ve doğru yönetmeyi başarmamızla sağlanacak. Memleketimizin ve çocuklarımızın geleceği aslında söz konusu. Yani biraz önce dedik ya su hayattır. Dolayısıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk de bu ülkeyi çocuklara ve gençlere emanet etmişse onların geleceği için bizim bu cumhuriyete en önemli hizmetlerimizden biri, suyu korumak ve itinalı kullanmaktır. Bu aslında bu arada su bizim hepimizin ortak kaderi. Eğer su yoksa biz de göç etmek zorunda kalacağız. Doğduğumuz ve doyduğumuz toprakları korumanın birinci önceliği suyu korumaktır. İşte başarının kuralı kaidesi matematiği aslında çok belli. Hepimiz çalışarak geldik. Tırnaklarımızı da kazıyarak geldik. Ekrem İmamoğlu’nun geri dönüp baktığınızda ilçe başkanlığı, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı, Büyükşehir Belediye Başkanlığı her geldiği yerde büyük bir başarı hikayesi var ve milletin ona olan sevgisi ve saygısı var. Biz matematikle ve fenle de ülkeyi yönetmeyi becerebilmeliyiz. Doğru analiz, doğru plan, doğru yatırım, doğru iş birliği ve elbette yorulmadan çalışmak.” ”285 ŞANTİYEMİZ AKTİF DEVAM EDİYOR” “Atık sularımızın temiz su kaynaklarımıza karışmaması, enerji üretimi, taşkınların önlenmesi gibi birçok konuda yatırımlar yaptık ve bunu hem ekonomik krize, hem siyasal ve sosyal krize rağmen Ekrem İmamoğlu başkanlığındaki bürokrat arkadaşlarımızın büyük özverisiyle başardık. Hiçbir yatırımımızı durdurmadık. Her gün bir şey bitiyor. 285 şantiyemiz aktif halde devam ediyor. Açılış yapmayı yetiştiremiyoruz. Çünkü bir gün miting ya da eylemdeyiz. Bir gün Silivri'deyiz. Bir gün Çağlayan'dayız. Bir gün Vatan Caddesi'ndeyiz derken yığılan açılışlarımız var. Bu da İstanbul'un ve halkçı belediyeciliğin millete hizmet etmenin ne kadar özveri gerektiği ve bunu nasıl başarılı yaptığımızın da göstergesi diye düşünüyorum. Bugün ise İSKİ ve TESKİ arasında imzalayacağımız çok önemli bir protokol vesilesiyle aslında bir aradayız. Bugün burada Tekirdağ'la İstanbul arasında var olan köprüyü hayat köprüsü haline getiriyoruz. Çünkü su hayattır. Bir bardak su veren mekanı cennet olsun ya da aziz olsun. Derler ya, işte birbirimize böyle destek olan dostluklarımız ve kardeşliklerimiz var. Yapılacak olan bu işbirliği protokolü ile geleceğimizi dair çok kıymetli bir adım atmış olacağız.” “MARMARA’DA SU ORGANİZASYONUNU BİZE DEVREDİN” “Buradan da seslenmek isterim. Türkiye'nin en önemli ilindeyiz. Türkiye'nin göz bebeği. Dünyanın başkenti. Ortasından deniz geçen tek şehir. İşte onun belediye başkanı şurada. Üç beş kilometre ötede tutuklu. Eğer iklim krizi yaşıyorsanız eğer iklim krizini öngörüyorsanız biz Marmara Bölgesi'ndeki tüm su organizasyonunu yapmaya talip olduğumuzu, kadromuzun buna yeterli olduğunu hatta iki kat kadroya sahip olduğumuzu, çok yetenekli personel ve insan kaynağımızın olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla ülkede bir iklim krizi öngörülüyorsa devletimiz tarafından tüm Marmara Bölgesi'nin büyükşehir belediyeleri ve il belediyelerinin su organizasyonunu Devlet Su İşleri bize devrederse İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak elimizde yeterince yetişmiş kadromuz var. Her yere hizmet edecek durumdayız.” “BİR BUÇUK AYDA 4004 METRE İLE 11 KİLOMETRE İŞLEM YAPILACAK” “İşte Ekrem İmamoğlu'nun vizyonu bu. Kadro yetiştirmek kimin için? Devleti için. Dedim ya biraz önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi bir üniversite. En köklü ve en büyük kuruluşlarından birisiyiz ki İSKİ gibi belki dünyada bir veya iki tane köklü ve bu kadar güçlü kuruluş var. Ve insan kaynağı olarak da gerçekten büyük yetişmiş kadrolara sahibiz. Tekirdağ Marmaraereğlisi’nin su ihtiyacını karşılamak için Silivri'de bulunan Gümüşyaka Alt Depo Çıkışı Hattı üzerinde su teminini sağlayacağız. Tam 4004 metre. 1500 metreyi de Tekirdağ Belediyesi organize edecek ve şehrin içine dağılmak için 11 kilometre daha işlem yapılacak ve bunu tam bir buçuk ayda yapacağız diyoruz. İki Büyükşehir Belediyesi olarak. Dolayısıyla hep söylediğim yine bir şey var. Kimse bu ülkeden umudunu kesmesin. Yaklaşık on beş kilometre, on beş bin metrelik su hattının bir buçuk ayda yapıp devreye alacak belediye başkanları, bürokratlar varsa bu ülkeden kimse umudunu kesmesin. Geliyoruz ve her yeri düzelteceğiz Allah'ın izniyle.” ”BİZİM BELEDİYELERİMİZ DE DEVLET KURUMUDUR” “İnşallah kuraklık tehlikesini de beraber yeneceğiz. Suyun sınırı yok. Su akar. Kabına göre de şekil alır. Biz de suyu akıtacağız ve kabına göre şekil alacak. Şimdi suyu akıtacaklardan en başındaki kişi Silivri zindanında. Ama göreceksiniz gelecek ve su yolunu bulacak ve akacak ve gerekli yere gidip gerekli insanların umudu olmaya devam edecek. Suyu yönetmek, paylaşmayı ve birlikte hareket etmeyi gerektirir. Ortak geleceğimiz için tüm vatandaşlarımızın sağlıklı bir yaşam sürmesi için güvenli ve kesintisiz içme suyu temin etmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Protokolümüzü de inşallah bu konuda komşu şehirler arasında işbirliklerinin güçlenmesi adına güzel bir örnek olacak. Bu önemli iş birliğinin hayata geçmesinde emeği geçen Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanımız Candan Yüceer başkanımıza, tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür etmek istiyorum. Bazen söylüyorlar. Kimsiniz diye. Çok net. Biz Türkiye Cumhuriyeti Devletinin belediyeleriyiz. Yani bizim belediyelerimiz de diğer belediyeler gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir devlet kurumudur. Ekrem İmamoğlu da bu devlet kurumunun bir yöneticisidir.” ”DEVLET YÖNETİCİLERİ DE BİLİNÇLİ OLMALI” “Dolayısıyla belediye devlet midir değil midir? Bu ülkedeki her devlet kurumu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir kurumudur. Dolayısıyla tüm devlet kademesini yöneten devlet yöneticilerinin de bu bilinçli olmasını önemle buradan ifade etmek isterim. Halkımızın geleceği için yorulmadan gece gündüz çalışmaya buradaki belediye başkanlarımız, büyükşehir belediye başkanımız, bürokrat arkadaşlarımız, il başkanımız, ilçe başkanlarımızla beraber büyük bir mücadele vereceğiz. Düşünün bir ilçe başkanı düşünün sabahın sekizinde kalkıyor. Gecenin on ikisine kadar mücadele. Bir saat Silivri'nin içinde, bir saat Silivri Marmara Cezaevi Yerleşkesi'nde. Bir belediye başkanı düşünün. Tüm bu yükü tek başına taşımaya çalışıyor. Dolayısıyla onlara da buradan kocaman bir teşekkür etmek istiyorum.” “BİZ DE İSTANBULLULARA HİZMET EDİYORUZ” “Aslında bu projenin temeli geçtiğimiz sene bir kriz anında atıldı” diyen Candan Yüceer de “Çünkü biz korkunç bir küresel iklim değişikliğiyle beraber Tekirdağ'ımızda işte biz de göreve yeni gelmişiz. Bir su krizi yaşadık. Özellikle sahil şeritlerimizde yani Ereğli ilçemiz ve Süleymanpaşa'ya bağlı Kumbağ mahallemizde sahillerde özellikle yaz nüfusunun arttığı mahallelerimizde ilçelerimizde sorun yaşadık. Çünkü buraları yüzey surlarıyla beslediğimiz alanlardı. Burada Türkmenli göletimiz alg patlaması yaşadı. Tamamen kullanım dışı kaldı. Terfi istasyonları yaptık, işte ölü hacmi aldık ama onlar da bitince özellikle nüfusta onlarca katına çıkınca ki şimdi az önce de söylendi. Aslında Tekirdağ'ın suyu dediler. Yabancıya da gitmiyor. Biz de İstanbullulara hizmet ediyoruz. Dolayısıyla Ereğlimizin nüfusu bizim 30 bin. Ama yaz nüfusumuz başkanım burada 750 bini görüyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Cumhurbaşkanı adayımız sağ olsun Ekrem İmamoğlu bu noktada da her gün hala bu kardeşliğin bu dayanışmanın sürmesi için gerçekten üstün bir çaba sarf ediyor. Buradan da selam olsun. Silivri zindanında olan bütün yol arkadaşlarımıza inşallah en kısa zamanda da bu iş birliklerini hep beraber hayata geçireceğiz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tekirdağ Şarköy’ün Yanan Ormanları Akfen ile Yeniden Yeşerecek Haber

Tekirdağ Şarköy’ün Yanan Ormanları Akfen ile Yeniden Yeşerecek

Akfen, geçtiğimiz dönemde Tekirdağ’ın Şarköy ilçesinde meydana gelen ve geniş ormanlık alanların zarar görmesine neden olan yangın felaketinin ardından, bölgeyi yeniden yeşertmek için harekete geçti. Akfen Hastane Hizmetleri tarafından işletilen Tekirdağ Şehir Hastanesi organizasyonunda “Toprağa Umut, Geleceğe Nefes” sloganıyla başlatılan proje kapsamında Orman Genel Müdürlüğü’ne (OGM) 10 bin fidan bağışlayan Akfen Holding, fidan dikim törenini bugün Şarköy’de geniş bir katılımla gerçekleştirdi. Yanan alanların rehabilitasyonu için düzenlenen törene Orman Genel Müdürlüğü yetkililerinin yanı sıra Akfen Holding Yönetim Kurulu Üyesi Pelin Akın Özalp, Akfen Hastane Genel Müdürü Uğur Kılınç, Akfen Çevre ve Su Genel Müdürü ve Sürdürülebilirlik Grup Lideri Emre Sezgin ile Akfen Gönüllüleri katıldı. Konuşmaların ardından fidan dikimi gerçekleştirildi. AKFEN HOLDİNG YÖNETİM KURULU ÜYESİ PELİN AKIN ÖZALP: GELECEĞE OLAN BORCUMUZ Akfen Holding Yönetim Kurulu Üyesi Pelin Akın Özalp, fidan dikimi töreninde yaptığı konuşmasında bugün dikilen her fidanın yarının nefesi olacağını söyleyerek “Şarköy’de yaşanan ve hepimizin yüreğini burkan yangın görüntülerinin ardından, bu toprakları yeniden eski yeşiline kavuşturmak bizim için sadece bir sorumluluk değil, geleceğe olan borcumuzdur. Bugün burada Akfen Holding olarak diktiğimiz her fidan, yarının nefesi olacaktır. Doğaya borcumuzu ödemenin en güzel yolu, ona yeni bir hayat sunmaktır.” ifadelerine yer verdi. Bu kapsamda oluşturulan 10 bin fidan ekimi projesi, yangından zarar gören alanın yeniden yeşermesine destek olurken gelecek nesiller için kalıcı bir yeşil miras bırakmayı hedefliyor. “Toprağa Umut, Geleceğe Nefes” mottosuyla hayata geçirilen bu proje kapsamında dikilecek fidanların büyümesiyle birlikte bölgedeki doğal yaşamın yeniden güçlenmesine ve ekosistemin canlanmasına katkı sağlanması amaçlanıyor. Akfen Gönüllüleri, gerçekleştirdikleri bu çalışma ile yalnızca bir hatıra ormanı oluşturmayı değil; aynı zamanda gönüllülük ruhuyla doğaya sahip çıkma bilincini yaygınlaştırmayı ve toplumsal fayda sağlayan çalışmaları büyütmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ATA GYO Portföy Değerini %43 artışla 825,7 Milyon TL’ye Taşıdı Haber

ATA GYO Portföy Değerini %43 artışla 825,7 Milyon TL’ye Taşıdı

Şirket, yılı istikrarlı kira gelirlerine dayalı, sade ve öngörülebilir bir gelir yapısıyla kapatırken; toplam portföy değerini %43 artışla 825,7 milyon TL seviyesine yükseltti. Toplam varlık büyüklüğünü 878 milyon TL’ye, özkaynakları ise 729 milyon TL’ye ulaştı. ATA GYO Genel Müdürü Onur Karahan yaptığı değerlendirmede; “2025 yılı, mevcut portföyümüzün verimliliğini artırdığımız ve yeni yatırımlarla portföy değerimizi 825,7 milyon TL seviyesine taşıdığımız bir yıl oldu. Tekirdağ, Kayseri ve Lüleburgaz Ata Corner projelerimizin yarattığı istikrarlı nakit akışını, portföyümüze yeni dahil ettiğimiz Kilis projemizin değer artışı ile güçlendirdik. Borçsuz bilanço yapımız ve etkin maliyet yönetimimiz sayesinde operasyonel kârımızı reel bazda artırarak paydaşlarımıza sunduğumuz değeri pekiştirdik. Anadolu’nun potansiyeline odaklanan 'Ata Corner' konseptimizle, 2026 yılında da portföyümüzü nitelikli varlıklarla büyütmeye devam edeceğiz” açıklamasında bulundu. Güçlü Portföy Yapısı ve Reel Gelir Büyümesi ATA GYO’nun portföyü; Lüleburgaz, Tekirdağ ve Kayseri’deki Ata Corner projeleriyle düzenli ve dengeli kira geliri sağlayan bir yapı sunmaktadır. Şirket, 2025 yılında 44,4 milyon TL hasılat elde ederek kira gelirlerinde reel bazda %18 artış kaydetmiştir. Operasyonel kârın 60,4 milyon TL olarak gerçekleşmesinde, mevcut varlıkların sağladığı istikrarlı kira katkısının yanı sıra portföydeki gayrimenkullerin değerlemesinden kaynaklanan güçlü reel artışlar etkili olmuştur. Enflasyonist ortamda operasyonel maliyetlerin disiplinli yönetilmesi sayesinde brüt kâr da reel bazda %4 artışla 27 milyon TL’ye ulaşmıştır. Kilis Ata Corner: Portföye Stratejik Katkı Şirketin büyüme stratejisinin güncel halkası olan Kilis Ata Corner projesi, portföy değerine önemli katkı sağlamıştır. Nisan 2025’te 24 milyon TL bedelle satın alınan stratejik konumdaki arsa, yıl sonu değerleme çalışmaları sonucunda 35,7 milyon TL değerle portföyde yer almaktadır. Bu gelişme, yatırımın henüz başlangıç aşamasında dahi güçlü bir değer artışı potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Burger King ve Popeyes gibi küresel markaların yer alacağı projenin 2026 yılı içerisinde tamamlanarak 2027 yılı itibarıyla kira geliri üretmesi planlanmaktadır. 2026 yılına güçlü portföy büyüklüğü, borçsuz bilanço yapısı ve sağlam likidite ile girdiklerini belirten Genel Müdür Onur Karahan; “Mevcut projelerimizden edindiğimiz deneyimi, yeni 'Ata Corner' yatırımlarıyla Anadolu’nun farklı şehirlerine taşımayı ve stratejik iş birlikleriyle ölçeğimizi artırmayı hedefliyoruz. Öngörülebilir nakit akışı sağlayan iş modelimiz, yeni dönemdeki büyüme adımlarımız için sağlam bir zemin oluşturuyor. Anadolu’nun ticari potansiyeline olan inancımızla yatırımcılarımıza sürdürülebilir değer yaratmaya devam edeceğiz. Bu başarıda emeği olan tüm çalışma arkadaşlarımıza ve bize güvenen paydaşlarımıza teşekkür ederim” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güncelleme sonrası MHRS Şikayetleri 1 Haftada Yüzde 545 Arttı Haber

Güncelleme sonrası MHRS Şikayetleri 1 Haftada Yüzde 545 Arttı

Bu değişiklik erişim ve yönlendirme sorunlarını artırırken, MHRS şikayetlerinde de sert bir yükselişe yol açtı. Şikayetvar verilerine göre MHRS şikayetleri 1 haftada yüzde 545 oranında artış gösterdi. Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nde (MHRS) son güncelleme sonrası yaşanan teknik aksaklıklar, kimlik doğrulama adımlarının uzaması ve uygulama içi yönlendirme problemleri kullanıcı deneyimini doğrudan etkiledi. Veriler, randevu bulma güçlüğüne ek olarak sisteme erişim sürecinin zorlaşmasının da şikayet artışında belirleyici olduğunu gösteriyor. Böylece erişim sorunları ve kontenjan yetersizliği yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Çözüm platformu Şikayetvar verilerine göre. 2025 yılı boyunca haftalık ortalama 15–35 bandında seyreden şikayet sayısı, 2026 Şubat ayının ilk haftasında 245’e çıkarak bir önceki haftaya kıyasla yüzde 545 yükseldi. Aylık bazda incelendiğinde yükselişin geçici olmadığı görülüyor. Ocak ayında 153 olan MHRS şikayet sayısı Şubat ayının ilk haftasında 321’e ulaşarak yüzde 110’luk artış gösterdi. Bu tablo, güncelleme sonrası ortaya çıkan kullanıcı deneyimi sorunlarının yaygınlaştığına işaret ediyor. Platformda yer alan MHRS şikayetlerinden bazılarıysa şöyle: MHRS sistemine yapılan son güncellemeden sonra randevu alma süreci benim için çok zorlaştı. Özellikle e-Devlet üzerinden iki aşamalı giriş ve e-Nabız zorunluluğu getirilmesi, hem benim hem de dijital işlemlere hâkim olmayan yakınlarım için ciddi mağduriyet oluşturuyor. MHRS üzerinden randevu alırken e-Devlet ve e-Nabız zorunluluğunun kaldırılmasını, eskiye benzer daha pratik ve herkesin kullanabileceği bir sistemin yeniden düzenlenmesini talep ediyorum. MHRS Android uygulaması üzerinden hastane randevusu almaya çalışırken, sistem sürekli olarak beni e-Nabız ve e-Devlet’e yönlendiriyor ve bu yönlendirmelerden sonra bir türlü tekrar MHRS ekranına dönüp randevu oluşturamıyorum. Bu nedenle şu an hiçbir şekilde randevu alamıyorum. Geçen hafta aynı cihaz ve uygulama üzerinden sorunsuz şekilde randevu alabiliyordum, sorun sanıyorum bu hafta yapılan güncellemeden sonra başladı. Önceden gayet iyi işleyen bir sistemi, e-Devlet ve e-Nabız zorunluluğu ekleyerek kullanılamaz hale getirmiş olmanızdan dolayı ciddi anlamda mağdur oldum. Kasım 2025’ten beri Tekirdağ Çorlu Devlet Hastanesi Göz Hastalıkları için MHRS üzerinden defalarca randevu almaya çalışıyorum ancak sistem yalnızca talep oluşturuyor, hiç uygun saat göstermiyor. Aylarca denememe rağmen randevu alamadım ve bu süreçte gözümdeki bulanıklık artarak görme kaybına dönüşmeye başladı. MHRS sisteminin son güncellemesiyle birlikte e-Devlet girişlerinde getirilen iki aşamalı doğrulama sebebiyle ciddi mağduriyet yaşıyorum. Anneme kardiyoloji randevusu almaya çalıştığımda, annemin e-Devlet hesabına bağlı telefon numarasına SMS onayı gidiyor. Annem benden uzakta oturduğu ve telefon da onda olduğu için bu onayı veremiyor, dolayısıyla ben de onun adına sisteme giriş yapamıyor ve randevu alamıyorum. Yaklaşık iki haftadır bu durum devam ediyor ve bu sebeple annemin randevu işlemlerini takip edemiyorum. Özellikle yaşlı, dijital okuryazarlığı sınırlı olan veya çocukları tarafından işlemleri takip edilen hastalar için bu yeni sistem işleri kolaylaştırmak yerine ciddi biçimde zorlaştırıyor. MHRS’deki iki aşamalı doğrulama nedeniyle hem kendi telefonumdan hem de 70 yaş üzerindeki annem ve babamın telefonlarından giriş yapmak zorlaştı. Daha önce sorunsuz alınan randevular yaklaşık bir haftadır aksıyor. Yeni sistem özellikle yaşlı ve teknolojiye hâkim olmayan kişiler için ciddi engel oluşturdu. Randevu alma sürecinin sadeleştirilmesi veya daha kolay bir giriş yöntemi sunulmasını talep ediyorum. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pidelik Un Talebinde Yüzde 364’lük Rekor Artış Haber

Pidelik Un Talebinde Yüzde 364’lük Rekor Artış

Buna göre Ramazan ayında genel un talebi yüzde 25 artarken, pidelik un talebi ise diğer ayların aylık ortalamasına göre yüzde 364’lük artış gösterdi. Bu rakam geçtiğimiz yıl boyunca satılan pidelik un talebinin yüzde 65’ini oluşturdu. En fazla un talebi ise İstanbul, Ankara, Kocaeli, Bursa ve Tekirdağ’dan geldi. Türkiye’nin lider un üreticisi Eksun Gıda, Ramazan ayına ilişkin un tüketimine ilişkin verilerini açıkladı. Buna göre pidelik un talebi ise diğer ayların aylık ortalamasına göre yüzde 364’lük artış gösterirken, genel un talebinde ise yüzde 25’lik artış görüldü. Geçtiğimiz yıl boyunca talep edilen pidelik unun yüzde 65’ini Ramazan ayındaki satışlar oluşturdu. Bereket ve paylaşım ayı olan Ramazan’da özellikle pidelik una yönelik talep dikkat çekici seviyelere ulaşırken, şirket üretim ve lojistik operasyonlarını bu yoğunluğa göre yeniden planladı ve tüm talepleri eksiksiz bir şekilde karşıladı. İftar sofralarının vazgeçilmezi Ramazan Pidesi Pidenin iftar sofralarının vazgeçilmezi olduğunu belirten Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO'su Hasan Abdullah Özkan şunları söyledi: “Pidelik un talebinde bu yıl rekor bir artış yaşandı. Güçlü üretim altyapımız ve yaygın dağıtım ağımızla gelen tüm siparişleri başarıyla yönetmeyi başardık. Şirket olarak Ramazan ayında ortaya çıkan yoğun talebi karşılayabilmek için öncesinde özel bir stratejik planlama yaptık. Konya ve Tekirdağ’daki fabrikalarımızda kapasite artışına karşın üretim bantlarındaki hazırlıklarımızı tamamladık. Ardından fabrika çalışma takvimlerimizi buna göre organize ettik. Her Ramazan ayında olduğu gibi bu yıl da Eksun Gıda ve Sinangil markamızla iftar ve sahur sofralarında yer almanın mutluluğunu yaşıyoruz.” En yoğun talep büyük şehirlerden geldi Şirket verilerine göre, Ramazan ayında pidelik un talebinin en yoğun olduğu iller de belli oldu. Bu iller arasında öne çıkan ilk beşi ise İstanbul, Ankara, Kocaeli, Bursa ve Tekirdağ oldu. Türkiye’nin en büyük metropolleri arasında yer alan bu şehirler, nüfuslarının yanı sıra güçlü fırıncılık kültürleriyle de öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Öykü Günleri" Buluşmasıyla Tekirdağ’da Bir İlk Haber

"Öykü Günleri" Buluşmasıyla Tekirdağ’da Bir İlk

Büyükşehir Belediyesi, kentin kültürel ve sosyal yaşamına değer katacak etkinlikler düzenlemeye devam ediyor. Bu etkinliklerin bir yenisi daha Tekirdağ Öykü Günleri Buluşması ile hayata geçirildi. Tekirdağ Öykü Günleri Buluşması, yazarları ve okurları imza etkinliğiyle bir araya getirirken, öykü anlatımıyla da edebiyatseverleri aynı çatı altında buluşturdu. ÖYKÜ GÜNÜ BULUŞMASI İKİNCİ GÜNÜNDE DE ETKİNLİKLERLE DEVAM ETTİ Tekirdağ Öykü Günleri Buluşması, ilk gün gerçekleştirilen imza etkinliği ve öykü anlatımlarıyla başladı. Düzenlenen etkinlikler, ikinci gün de aynı coşkuyla devam etti. Alanında birçok ödüle layık görülmüş yazar ve şairi bir araya getiren buluşmada, okurlar kitap imza etkinliği sayesinde sevdikleri yazarlarla bir araya gelme imkânı buldu. YAZARLAR ÖYKÜLERİNİ EDEBİYATSEVERLERİN BEĞENİSİNE SUNDU Öykü Günleri Buluşması’nda katılım sağlayan her bir yazarın anlattığı öyküler, edebiyatseverlerden tam not aldı. Kimi yazarlar öykülerine isimleriyle giriş yaparken, kimileri de öykü isimlerini edebiyatseverlerin hayal gücüne bıraktı. Etkinlik kapsamında yazarlar; Ege Akdemir, Gülcan Yenici, Özgür Özsoy, Bedriye Uzun, Zeynel İren, Saffet Acat, Asiye Gülen ve Canan Kesen öykülerini edebiyatseverlerle paylaştılar. GENÇ YETENEKLER TECRÜBELİ YAZARLARLA BİR ARAYA GELDİ Etkinlik kapsamında Tekirdağ Belediyesi Mehmet Serez Sosyal Bilimler Lisesi öğrencilerinden Rüzgâr Tuna ve Umar Berra Söylemez de öykülerini dinleyicilerin beğenisine sundu. Genç yazarların, yazarlık yolculuklarına destek veren anlamlı bir buluşma gerçekleşti. Etkinlik, öykü buluşmalarına katılım sağlayan yazarlara katılım belgelerinin takdim edilmesiyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÖRAV ve Dow Türkiye, Sürdürülebilir Çevre Lideri Kampı’nı Gerçekleştirdi Haber

ÖRAV ve Dow Türkiye, Sürdürülebilir Çevre Lideri Kampı’nı Gerçekleştirdi

Garanti BBVA’nın kurucusu ve daimî destekçisi olduğu Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV) ve Dow Türkiye iş birliğiyle hayata geçirilen Sürdürülebilir Çevre Lideri Kampı, 17–18–19 Ocak 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlendi. Çevre odaklı liderlik yaklaşımını eğitim ekosisteminin merkezine taşıyan kamp, İstanbul, Ankara, İzmir, Samsun, Erzurum, Tekirdağ, Muğla, Çanakkale ve Balıkesir’den gelen 19 öğretmen ve 5 ÖRAV Eğitimcisi mentorun katılımıyla ilk kez gerçekleştirildi. Üç gün süren kamp boyunca katılımcılar; sürdürülebilir çevre, etkinlik tasarımı, geri bildirim mekanizmaları ve çevresel farkındalık odağında geliştirilen iyi uygulamalar üzerine yoğun ve etkileşimli bir program deneyimledi. Kamp programı kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda, katılımcılar sürdürülebilir çevre liderliği yaklaşımıyla etkinlikler tasarladı. Sonrasında bu etkinlikler grup çalışmaları ve geri bildirim seanslarıyla birlikte değerlendirildi. Uygulama temelli içerikler sayesinde katılımcılar, çevresel konuları sınıf içi ve okul temelli çalışmalara nasıl entegre edebileceklerine dair somut kazanımlar elde ettiler. ÖRAV Genel Müdürü Arzu Atasoy, Sürdürülebilir Çevre Lideri Kampı’na ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik, yalnızca bugünü değil geleceği de sorumlulukla düşünmeyi gerektiriyor. ÖRAV olarak öğretmenlerin bu dönüşümde aktif birer lider olmasını çok önemsiyoruz. Dow Türkiye iş birliğiyle ilk kez hayata geçirdiğimiz Sürdürülebilir Çevre Lideri Kampı, öğretmenlerin çevre odağında çözüm üretme, etki yaratma ve bu etkiyi eğitim yoluyla yaygınlaştırma kapasitelerini güçlendiren çok değerli bir adım oldu. Bu kampın, eğitim ekosisteminde sürdürülebilir bir dönüşüm için ilham verici bir başlangıç olduğuna inanıyoruz.” Dow Türkiye ve Orta Asya Başkanı Banu Korun, iş birliğine ilişkin şunları ifade etti: “Sürdürülebilirlik, bizim için uzun vadeli bir sorumluluk ve birlikte üretildiğinde anlam kazanan bir yaklaşım. Türkiye’de, Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV) ile 2014 yılından bu yana öğretmenlerin mesleki ve kişisel gelişimini destekleyen bu yolculuğun bir parçası olmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. 12 yıldır süren bu iş birliğiyle, öğretmenler üzerinden öğrencilerimize ve topluma yayılan kalıcı bir etki yaratmayı hedefliyoruz. Güvene dayalı bu uzun soluklu ortaklık, birlikte hareket edildiğinde sürdürülebilir dönüşümün nasıl mümkün olabildiğinin çok güçlü bir göstergesi.” Kampın sonunda, programa katılan öğretmenlere Sürdürülebilir Çevre Lideri Sertifikası takdim edildi. Kamp çevresel farkındalığı bilgi düzeyinin ötesine taşıyarak, eğitim yoluyla sürdürülebilir dönüşümün mümkün olduğuna dair güçlü bir örnek sundu. Öğretmenleri çevre alanında değişimin ve dönüşümün aktif liderleri olarak konumlandıran yapısıyla, gelecekte hayata geçirilecek sürdürülebilirlik odaklı çalışmalara da ilham verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.