Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknik Danışmanlık

Kapsül Haber Ajansı - Teknik Danışmanlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknik Danışmanlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enerjisa Üretim, “Onarım Enerjisi” ile Onarıcı Tarımı Destekliyor Haber

Enerjisa Üretim, “Onarım Enerjisi” ile Onarıcı Tarımı Destekliyor

Türkiye’nin yenilenebilir enerji dönüşümüne yön veren Enerjisa Üretim, sürdürülebilirlik vizyonunu enerji üretiminin de ötesine taşıyan yeni sosyal etki programı Onarım Enerjisi’ni başlattı. Yenilenebilir enerji yatırımlarının etki alanındaki bölgelerde Mart 2026 itibariyle hayata geçirilen program, onarıcı tarım uygulamalarını yaygınlaştırarak doğal kaynakların korunmasını, üreticilerin iklim değişikliğine uyum kapasitesinin artmasını ve yerel toplulukların ekonomik dayanıklılığının güçlenmesini amaçlıyor. Programın ilk uygulama alanı olarak Aydın’da, Dampınar Rüzgâr Enerji Santrali’nin etki alanındaki incir üreticisi köylerbelirlendi. Türkiye’nin önemli tarımsal değerlerinden biri olan incirin, iklim değişikliğine karşı onarıcı tarım yöntemleriyle geleceğe taşınmasını hedefleyen çalışmalar kapsamında üreticilere eğitim, bire bir mentorluk, teknik danışmanlık ve uygulama desteği sağlanıyor. Enerjinin Dönüştüğü Bölgelerde Toprağın da Geleceği Güçleniyor Dört yıllık bir dönüşüm programı olarak tasarlanan Onarım Enerjisi, Enerjisa Üretim’in Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları çevresindeki kırsal yerleşimlerde uygulanıyor. Programın ilk yılında Aydın, Çanakkale, İzmir ve Balıkesir’deki rüzgâr enerjisi santrallerinin etki alanında yer alan yaklaşık 30 köyde 300’den fazla üreticiye ulaşılması hedefleniyor. Programın ilerleyen dönemlerinde Muğla ve Edirne’nin de kapsama alınmasıyla etki alanının genişletilmesi planlanıyor. Onarım Enerjisi kapsamında kadınlar ve gençler başta olmak üzere üreticilerin onarıcı tarım alanında bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi, onarıcı tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması ve iklim değişikliğine dirençli üretim modellerinin oluşturulması amaçlanıyor. İncir Üretiminde İklim Direnci ve Katma Değer Hedefi Aydın’daki pilot uygulama kapsamında incir üreticisi köylerde eğitim ve kapasite geliştirme çalışmalarının yanı sıra güneş enerjisi destekli tarımsal altyapı uygulamaları, sürdürülebilir üretim teknikleri, ürün kalitesini artırmaya yönelik çalışmalar ve pazarlama süreçleride tasarlanıyor. Böylece incir üretiminde kalite ve sürdürülebilirliğin artırılması, üreticilerin pazara erişim olanaklarının geliştirilmesi ve uzun vadeli ekonomik dayanıklılıklarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Program aynı zamanda yerel bilgi birikimini bilimsel yaklaşımlarla buluşturan güçlü bir iş birliği modeli sunuyor. İncir Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Genç İşi Kooperatifi, yerel yönetimler, kamu kurumları, akademi, kooperatifler ve üreticilerle geliştirilen ortak çalışma modeli sayesinde bölgesel ihtiyaçlara uygun, kalıcı ve ölçeklenebilir çözümler geliştiriliyor. Enerji Dönüşümüne Sosyal Dönüşüm Eşlik Ediyor Enerji dönüşümünü yalnızca elektrik üretmekle sınırlı görmeyen Enerjisa Üretim, faaliyet gösterdiği bölgelerde toprağın verimliliğini artıran, biyolojik çeşitliliği destekleyen ve üreticilerin iklim değişikliğine uyum kapasitesini güçlendiren uygulamaları sürdürülebilir kalkınmanın ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor. Şirket, Onarım Enerjisi ile enerji üretmenin yanında toprağın yeniden canlanmasına, üreticilerin güçlenmesine, doğal kaynakların korunmasına ve kırsal kalkınmanın desteklenmesine katkı sunuyor. Aydın’da incir üreticileriyle başlayan bu dönüşüm yolculuğu, önümüzdeki dönemde farklı üretim desenlerine sahip bölgelere yayılarak yenilenebilir enerji ile sürdürülebilir tarımı buluşturan örnek bir kalkınma modeline dönüşmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ve Avrupa’nın en Modern Yaban Mersini Üretim Çiftliği Hayata Geçti Haber

Türkiye ve Avrupa’nın en Modern Yaban Mersini Üretim Çiftliği Hayata Geçti

4,5 milyon Euro yatırımla, yaklaşık 265 dönümlük alan üzerinde kurulması planlanan Bluefarm Tarım Yaban Mersini Üretim Çiftliği, Türkiye’de modern tarım girişimlerinin ölçek kazanması, ihracata entegre olması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması açısından da önemli bir stratejik hamle niteliği taşıyor. Bluefarm Tarım’ı, yalnızca bir üretici olarak değil, “tarımda dönüşüm lideri” olarak konumlandırdıklarını söyleyen DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet, “Yatırımımız tamamlandığında Türkiye’yi başta Avrupa olmak üzere dünyanın yükselen yaban mersini tedarikçisi konumuna getirirken tarımda ileri teknoloji kullanımında bölgesel bir merkez konumuna yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi. Tarımdan teknolojiye uzanan büyüme stratejisiyle Türkiye’nin tarım emtiası alanında önde gelen şirketlerinden DCT Trading, bağlı ortaklığı Bluefarm Tarım Teknolojileri ve Üretim A.Ş.’nin ilk yatırımı olan Yaban Mersini Üretim Çiftliği’ni tanıttı. Türkiye İş Bankası’nın iştiraki olan Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi A.Ş. Karma Strateji Fonu ortaklığıyla Edirne İpsala’da kurulacak olan çiftliğin lansmanı 5 Haziran’da gerçekleştirildi. DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet ve Maxis Genel Müdürü Özgür Temel’in ev sahipliğinde düzenlenen törene Edirne Valisi Edirne Valisi Sayın Yunus Sezer katıldı. 150 bin fidan dikilecek Türkiye’nin ve Avrupa’nın en gelişmiş ve modern yaban mersini üretim çiftliği olarak hayata geçirilmesi planlanan yatırımın, arazi alımlarının ardından yaklaşık 265 dönümlük alan üzerinde fazlar halinde kurulması planlandı. Proje kapsamında yaklaşık 150 bin yaban mersini ağacı dikilmesi hedefleniyor. Tamamen otomasyon tabanlı bir üretim altyapısıyla faaliyet gösterecek çiftliğin; modern tarım teknolojileri, uluslararası tedarik zinciri yönetimi ve stratejik finansman ortaklıklarını entegre eden örnek bir model oluşturması amaçlanıyor. Üretimin tamamen saksılarda yapılmasının planlandığı proje, sulamadan gübrelemeye, bitki sağlığından iklim kontrolüne kadar tüm aşamaların dijital olarak takip edileceği, veri odaklı bir üretim modeliyle kurgulanıyor. Toplam 4,5 milyon Euro yatırımla hayata geçirilecek Bluefarm Tarım Yaban Mersini Üretim Çiftliği, Türkiye’de modern tarım girişimlerinin ölçek kazanması, ihracata entegre olması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması açısından da önemli bir stratejik hamle niteliği taşıyor. Vali Sezer: Alternatif ürünlere ihtiyacımız var Edirne Valisi Yunus Sezer, Edirne ve İpsala’nın Türkiye’nin tarım alanında başarılı il ve ilçeleri arasında yer aldığına dikkat çekerek Edirne’nin tek başına Türkiye’nin çeltik üretiminin yüzde 50’sinden fazlasını, İpsala’nın ise yüzde 25’ini gerçekleştirdiğini söyledi. Bölgede ay çekirdeği, buğday ve kanola gibi ürünlerin tarımının da başarıyla yapıldığını vurgulayan Sezer, “Özellikle katma değeri fazla olan, çiftçimizin faydalanabileceği ve istihdama da katkı sağlayacak alternatif tarım ürünlerine çok ihtiyacımız var. Bu yüzden Bluefarm Tarım’ın yaban mersini projesi de bizim için çok önemli bir proje” dedi. Bluefarm Tarım yatırımının, Gümülcine ve Batı Trakya Türkleri’nin gönlüne taht kuran Sadık Ahmet’in eşi ve evladı tarafından hayata geçiriliyor olmasından ayrıca gurur duyduklarını ifade eden Sezer, “Şirketin Gümülcine’de tarım alanında yakalamış olduğu bu başarıyı hemen sınırın ötesine, İpsala’ya taşımaları da bizim için çok heyecan verici bir gelişme oldu” diye konuştu. Projenin bölgede yaygınlaşmasının önemine değinen Vali Sezer, şunları söyledi: “Levent Sadık Ahmet’le ilk görüşmemizde, kendilerine sağlayabileceğimiz tüm boş arazilerde ekim yapabileceklerini, çiftçilerin kullanılmayan arazilerini de değerlendirebileceklerini belirtti. Bugün açılışını yaptığımız bu yatırım, inşallah bir başlangıç olur. Bugün 265 dönümde 150 bin fidan hedefi bulunuyor. Bu sayı inşallah 1 milyona ulaşır ve binlerce dönüm alanda bu faaliyeti yapma imkanımız olur.” Tarımda dönüşüm lideri olma hedefi DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet, Bluefarm Tarım’ı, yalnızca bir üretici olarak değil, “tarımda dönüşüm lideri” olarak konumlandırdıklarını söyledi. Şirketin ilk yatırımını da bu vizyon doğrultusunda planladıklarını ifade eden Levent Sadık Ahmet, “Bluefarm Tarım ile iddialı bir sayfa açıyoruz. Yatırımımız tamamlandığında Türkiye’yi başta Avrupa olmak üzere dünyanın yükselen yaban mersini tedarikçisi konumuna getirirken tarımda ileri teknoloji kullanımında bölgesel bir merkez konumuna yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi. İhracat odaklı tarım ekosistemi Yüksek katma değerli ve dış talebi güçlü bir ürün olan yaban mersini ile İpsala’nın tarım ekonomisine yepyeni bir yön bir yön kazandıracağını da vurgulayan Levent Sadık Ahmet, şunları söyledi: “İhracat kapasitesiyle Türkiye’nin tarımsal gelirlerine önemli bir katkı sunacak olan bu yatırımla bölgede istihdam sağlayacağız. Özellikle kadın istihdamını destekleyecek olan projeyle aynı zamanda Yunanistan’da başarıyla yürüttüğümüz anlaşmalı tarım modelini, Türkiye’de de uygulayacağız. Bu kapsamda kendi üretimimizi gerçekleştirirken bölgede yaban mersini üretmek isteyen çiftçilere bitki ve malzeme tedariki, eğitim ve teknik danışmanlık, sulama-fertilizasyon protokolleri ile lojistik ve satış desteği gibi uçtan uca çözümler sunmayı; onların da büyüyen pazara dahil etmeyi planlıyoruz. Böylece bölgede sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve ihracat odaklı bir tarım ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz.” Entegre değer zinciri DCT Trading’in Bluefarm Tarım’ın İpsala’daki yeni yatırımıyla birlikte, Yunanistan’da edindiği yaban mersini üretimi, paketleme ve lojistik alanındaki tecrübeyi Türkiye’ye taşıma fırsatı elde ettiğini kaydeden Levent Sadık Ahmet, “Yunanistan’da faaliyet gösteren ve ülkenin en büyük yaban mersini üreticisi olan bağlı ortaklığımız Bluefarm IKE, uzun yıllara dayanan üretim deneyimiyle Bluefarm Tarım projesine doğrudan katkı sağlıyor. Bluefarm IKE’nin Yunanistan’daki operasyonlarından elde ettiğimiz yüksek verimli çeşit seçimi, sulama ve besleme protokolleri, hasat yönetimi ile ihracat süreçlerine ilişkin bilgi birikimi ve operasyonel deneyimi, İpsala’daki yatırımımıza entegre ederek projeyi güçlü bir altyapıyla hayata geçiriyoruz” dedi. İpsala’da Avrupa pazarında talebi yüksek olan premium kalite yaban mersini üretimine odaklanacaklarını ifade eden Levent Sadık Ahmet, “Bluefarm Tarım’ın ürün paketleme ve lojistik süreçleri ise ilk aşamada yine Yunanistan’daki bir diğer bağlı ortaklığımız YAKA IKE tarafından yürütülecek. Böylece üretimden paketlemeye, ihracattan raflara uzanan entegre bir değer zinciri oluşturacağız” açıklamasında bulundu. “Potansiyel taşıyan güçlü bir adım” Maxis Genel Müdürü Özgür Temel ise Bluefarm Tarım’ın Maxis Karma Strateji Fonu’nun ilk yatırımı olduğunu belirterek “Bu yatırım şirketimizin tarıma, üretime ve ihracat potansiyeli yüksek alanlara bakışını güçlü biçimde yansıtıyor” dedi. Maxis Girişim Sermayesi’nin 19 fon altında yaklaşık 600 milyon dolar tutarında varlık yönettiğini kaydeden Temel, “Yönettiğimiz sermayeyi yalnızca büyümenin finansmanı olarak değil, doğru iş modellerinin kurumsallaşması ve ölçek kazanması için stratejik bir araç olarak konumlandırmayı hedefliyoruz. Bu perspektifle Bluefarm Tarım yatırımını; tarımda teknoloji kullanımı, entegre değer zinciri ve sürdürülebilir üretim yaklaşımı sayesinde hem ülkemiz hem de yatırım dünyası açısından güçlü potansiyel taşıyan bir adım olarak görüyoruz” diye konuştu. Yaban mersininin yüksek katma değerli ve dış talebi güçlü bir ürün olduğuna dikkat çeken Temel, şunları söyledi: “Yaban mersini üzerinden Türkiye’nin özellikle Avrupa pazarında daha güçlü bir tedarikçi konumuna gelmesi, bu yatırımın ülkemiz açısından önemli stratejik çıktılarından biri olacaktır. Projenin bölgesel istihdama, özellikle de kadın istihdamına katkı sunacak olması ve çevredeki üreticileri ekosisteme dahil etmeyi hedeflemesi, bizim açımızdan finansal getirinin ötesinde anlamlı sosyal ve ekonomik değer yaratmaktadır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank Ticari Yeşil Büyüme Buluşmaları Bursa’da Başladı Haber

Akbank Ticari Yeşil Büyüme Buluşmaları Bursa’da Başladı

Akbank, işletmelerin sürdürülebilir finansmana erişimini kolaylaştırmak ve yeşil dönüşüm yatırımlarını hızlandırmak amacıyla başlattığı Akbank Ticari Yeşil Büyüme Buluşmaları programının ilk etkinliğini Bursa’da gerçekleştirdi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ve Akbank Dönüşüm Akademisi iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte, işletmelerin yeşil dönüşüm yatırımlarını hayata geçirirken ihtiyaç duydukları sürdürülebilir finansman kaynaklarına nasıl erişebilecekleri tüm yönleriyle değerlendirildi. Program kapsamında Akbank’ın sürdürülebilir finansman ürünleri, uluslararası fon kaynakları, EBRD GEFF II Yeşil Ekonominin Finansmanı Programı, uygun yatırım alanları, başvuru süreçleri ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından sunulan teşvik ve destek mekanizmaları katılımcılarla paylaşıldı. Program sonunda yapılan görüşmede ise katılımcı firmalar, Akbank sürdürülebilir finansman uzmanları ve Akbank Sürdürülebilir Finansman Ekosistemi’nde yer alan çözüm ortaklarıyla bire bir görüşme fırsatı buldu. Böylece işletmeler, yatırım ihtiyaçlarına uygun finansman kaynakları, bankacılık ürünleri, teknik danışmanlık ve teknoloji çözümleri hakkında kapsamlı bilgi edinerek yeşil dönüşüm yolculuklarını hızlandıracak somut adımları değerlendirdi. “Yeşil dönüşüm, işletmeler için stratejik bir büyüme gündemi” Etkinlikte konuşan Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Atik, “Yeşil dönüşüm artık işletmeler için yalnızca bir uyum başlığı değil; verimlilik, rekabet gücü, ihracat kapasitesi ve uzun vadeli dayanıklılık açısından stratejik bir büyüme gündemi. Bu dönüşümü doğru zamanda ve doğru finansman modeliyle yöneten şirketlerin geleceğin değer zincirlerinde daha güçlü konumlanacağına inanıyoruz. Bu doğrultuda Akbank’ta sürdürülebilirliği uzun vadeli stratejimizin merkezine koyuyoruz. 2030 yılına kadar 800 milyar TL sürdürülebilir finansman sağlama hedefimiz doğrultusunda bugün 758 milyar TL’yi aşan bir hacme ulaştık. Bu rakam, söz konusu kritik alanda müşterilerimizin çözüm ortağı olma hedefimizin önemli bir yansıması. Finansman gücümüzle birlikte işletmelerin doğru yatırım alanlarını belirlemesine, uygun finansman kaynaklarına erişmesine, teşvik ve destek mekanizmalarından yararlanmasına ve teknik çözüm sağlayıcılarla buluşmasına katkı sunmayı da önceliklendiriyoruz. Bu çalışmalarımıza Akbank Ticari Yeşil Büyüme Buluşmaları ile yeni bir halka ekledik. Yeşil dönüşümde şirketlerin güvenilir finansman ve çözüm ortağı olarak hareket etmeye devam edeceğiz” dedi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz “Yeşil dönüşüm vizyonunun yatırıma dönüşmesi güçlü bir finansal mimariyi de gerektirir. Uluslararası raporlar, iklim ve sürdürülebilir kalkınma yatırımları için her yıl trilyonlarca dolarlık bir kaynağa ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Ülkemizde 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda önümüzdeki dönemde enerji, sanayi, ulaştırma ve binalar başta olmak üzere geniş bir alanda çok büyük ölçekli yatırımlara ihtiyaç duyulacağı açıktır. Dolayısıyla yeşil dönüşüm, iyi niyetle değil doğru finansmanla; temenniyle değil ölçülebilir projelerle; günü kurtaran adımlarla değil uzun vadeli stratejiyle başarıya ulaşacaktır. Bu nedenle bu etkinlikte ele aldığımız finansman modelleri, sanayicimiz için büyük önem taşıyor. Bu kapsamda Akbank’ın Yeşil Finansman Ekosistemi, EBRD’nin GEFF Türkiye II programı ve Bakanlığımızın enerji verimliliği destekleri, firmalarımızın dönüşüm yolculuğunda güçlü birer kaldıraç niteliğinde görüyorum. Bu kaynakların doğru projelerle buluşması, Bursa’nın dünya ticaretindeki payını artıracak, ihracatçımızın rekabet gücünü geliştirecek ve sanayimizin geleceğe daha güvenli adımlarla yürümesini sağlayacaktır.” Şeklinde konuştu. Akbank Ticari Yeşil Büyüme Buluşmaları farklı illerde devam edecek Akbank Ticari Yeşil Büyüme Buluşmaları ile işletmelerin yeşil dönüşüm yolculuklarında ihtiyaç duydukları bilgiye, finansmana, teknik desteğe ve çözüm ortaklarına daha kolay erişebilmesi hedefleniyor. Program kapsamında, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, kaynak verimliliği, karbon emisyonlarının azaltılması, su ve atık yönetimi gibi alanlarda yatırım planlayan firmalara sürdürülebilir finansman modelleri konusunda yol gösterilmesi amaçlanıyor. Akbank, bu etkinlik serisini Türkiye’nin farklı bölgelerinde sürdürmeyi ve sürdürülebilir finansman ekosistemini daha fazla şehirde, daha fazla işletme ve daha fazla paydaşla buluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB ve AFD’den 150 Milyon Euro’luk Yeni Anlaşma  Haber

TSKB ve AFD’den 150 Milyon Euro’luk Yeni Anlaşma 

TSKB ve AFD arasındaki dokuzuncu iş birliği olan bu anlaşmayla Türkiye’deki döngüsel ekonomi yatırımlarının desteklenmesi ve bu alandaki çalışmaların hız kazanması amaçlanıyor. TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, sağlanan kredinin 2022 yılında imzalanan 80 milyon Euro tutarındaki döngüsel ekonomi kredisinin devamı niteliğinde olduğunu belirterek “AFD ile imzaladığımız bu anlaşma, ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasında öncelikli alanların başında gelen döngüsel ekonomi temasına vereceğimiz en kapsamlı destek olmasıyla da ayrışıyor. Bu yıl Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı COP31 Zirvesi’ne yaklaşırken döngüsel ekonomi alanındaki yatırımların finansmanına ve farkındalığın artırılmasına doğrudan katkı sağlamaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz” dedi. TSKB (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası), Fransız Kalkınma Ajansı’ndan (AFD) 150 milyon Euro tutarında kaynak temin etti. Sağlanan bu kaynakla Türkiye’de döngüsel ekonomi alanındaki yatırımlara ve bu alandaki uygulamalarını geliştirmeyi hedefleyen şirketlere finansman desteği sunulması amaçlanıyor. TSKB ev sahipliğinde bankanın İstanbul’da bulunan Genel Müdürlük binasında gerçekleşen imza törenine Fransa Türkiye Büyükelçisi Isabelle Dumont, Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton ve AFD Grup Türkiye Direktörü Xavier Muron katıldı. Söz konusu kaynak, 2022 yılında imzalanan ve başarılı bir şekilde tamamlanan 80 milyon Euro tutarındaki döngüsel ekonomi kredisinin devamı niteliğini taşıyor. Temin edilen ilk kredi kapsamında sağlanan hibe anlaşması çerçevesindeki teknik danışmanlık süreci de yeni anlaşmayla birlikte devam ediyor. TSKB, Döngüsel Ekonomi Yol Haritası ile bu alandaki stratejisini belirlerken birçok sektör temsilcisi ile iş birliklerini zenginleştiriyor. AFD ile imzaladıkları bu yeni anlaşmayla iş birliklerini daha da ileri taşımaktan duydukları memnuniyeti paylaşan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “Bu krediyle birlikte 2005 yılından bu yana AFD’den sağladığımız toplam kaynak tutarı 675 milyon Euro’ya ulaştı. Döngüsel ekonomi, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda giderek daha fazla önem kazanıyor. Sağladığımız finansmanla kaynak verimliliğini artıran, yeniden kullanım ve geri dönüşümü destekleyen yatırımların yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. 2022 yılında hayata geçirdiğimiz döngüsel ekonomi kredimizin devamı niteliğindeki bu yeni anlaşma ile iş ortaklarımızın bu alandaki dönüşümlerine destek olurken, ölçme ve gelişim metodolojileri içeren kredi modellerimiz, mühendislik ve teknik danışmanlık yetkinliklerimizden aldığımız güçle döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde ülkemiz yatırımlarına nitelikli katkı vermeye devam ediyoruz. Ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda döngüsel ekonomi finansmanına yönelik yüksek bir odaklılıkla çalışıyoruz. Bu yıl Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı COP31 zirvesi yaklaşırken döngüsel ekonomi alanındaki yatırımların finansmanına ve farkındalığın artırılmasına doğrudan katkı sağlamaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz” diye kaydetti. AFD Grubu Türkiye Direktörü Xavier Muron, “TSKB ile imzaladığımız bu dokuzuncu anlaşma, uzun soluklu bir ortaklığın neler başarabileceğinin kanıtıdır. Yirmi yılı aşkın süredir, ortak bir vizyona dayanan ve her yeni anlaşmanın bir öncekinden daha ileri gittiği nadir rastlanan bir ilişki inşa ettik. TSKB’nin döngüsel ekonomi ilkelerini finansman stratejisine entegre etme taahhüdü, AFD’nin kendi önceliklerini yansıtırken örnek teşkil eden bir ortağı desteklemek bizim için gerçek bir gurur kaynağı” diye konuştu. Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Isabelle Dumont “Bu anlaşma, Fransa-Türkiye ortaklığının derinliği ve canlılığını bir kez daha ortaya koyuyor. Finansmanın ötesinde, bu anlaşma sürdürülebilir kalkınmanın bir kısıtlama değil, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yaparak küresel iklim gündeminin tam merkezine oturduğu bu dönemde, iki ülkenin birlikte değerlendirmeye kararlı olduğu bir fırsat olduğuna dair ortak inancımızı yansıtıyor” dedi. TSKB ve AFD, 2005 yılından bu yana yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, sağlık, eğitim, çevre, sürdürülebilir turizm ve kadın istihdamı gibi pek çok alanda önemli projelere imza attı. 2016 yılında başlayan ve 2019 yılında devam eden kadın istihdamı temalı iş birliklerine ek olarak, 2022 yılında sağlanan 80 milyon Euro tutarındaki ilk döngüsel ekonomi kredisinin başarıyla tamamlanmasının ardından bu yeni kredi hayata geçiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji ile Temiz Enerjide Yeni Adım Haber

CW Enerji ile Temiz Enerjide Yeni Adım

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, Denizli’de faaliyet gösteren bir firma için kurulumunu tamamladığı 3.332,91 kWp kurulu güce sahip güneş enerji santrali (GES) projesiyle sürdürülebilir geleceğe önemli bir katkı daha sağladı. Hayata geçirilen proje sayesinde yılda yaklaşık 384 ağacın atmosferden uzaklaştırdığı karbon miktarına karşılık gelen 2.546.877 kg karbondioksit salınımını önlenecek. Proje, sanayide yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaşmasına ve karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik sanayide yenilenebilir enerji dönüşümüne değerli bir katkı sunuyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, firma olarak sürdürülebilirliği büyük önem verdiklerinin altını çizerek, “Enerji ihtiyacının her geçen gün arttığı bir dünyada, temiz ve yenilenebilir kaynaklara yönelmek artık bir tercih değil zorunluluk haline geldi. CW Enerji olarak, her zaman gelecek nesilleri de düşünerek projeler geliştiriyoruz. Hayata geçirdiğimiz her yatırımda çevresel etkiyi en aza indirmeyi ve kaynakları verimli kullanmayı önceliklendiriyoruz. Yüksek verimlilik ve kalite standartlarına sahip panellerimizle sürdürülebilir enerji üretimini uzun vadede güvence altına alıyoruz. Bu anlayışla hem ülkemizde hem de uluslararası pazarlarda yeşil dönüşümün öncü aktörlerinden biri olmayı hedefliyoruz” dedi. Yüksek Verimli ve Dayanıklı Paneller CW Enerji panellerinin yüksek verimlilik, uzun ömür ve uluslararası kalite standartlarına uygunluk açısından öne çıktığını belirten Yılmaz, AR-GE güçleri ve ileri üretim teknolojileri sayesinde maksimum enerji üretimi sağlayan, zorlu çevresel koşullara dayanıklı paneller geliştirdiklerini kaydetti. Yılmaz, bu sayede yatırımcılarına hem çevresel hem de ekonomik açıdan sürdürülebilir çözümler sunduklarını dile getirerek, “Geliştirdiğimiz çözümlerle yatırımcılarımızın enerji maliyetlerini düşürürken, karbon ayak izlerini azaltmalarına da katkı sağlıyoruz. Yerli üretim gücümüz ve mühendislik yetkinliğimizle projelerin her aşamasında güvenilir ve yüksek performanslı sistemler sunuyoruz. Amacımız yenilenebilir enerjiyi herkes için daha erişilebilir, daha verimli ve daha sürdürülebilir hale getirmek” diye konuştu. Enerji Bağımsızlığına Katkı Sanayi kuruluşlarının yenilenebilir enerji yatırımlarının Türkiye’nin enerji bağımsızlığına da önemli katkılar sunduğunu belirten Yılmaz, “Türkiye’nin dört bir yanında projeler üretmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda Denizli’de faaliyet gösteren bir firma için 3332,91 kWp kurulu güce sahip güneş enerji santralinin kurulumunu tamamladık. Proje ile yılda yaklaşık 384 ağacın atmosferden uzaklaştırdığı karbon miktarına karşılık gelen 2.546.877 kg karbondioksit salınımını önlenecek” dedi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji Solar Sulama Sistemleriyle Tarımda Tasarruf Sağlıyor    Haber

CW Enerji Solar Sulama Sistemleriyle Tarımda Tasarruf Sağlıyor  

Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, tarım sektörüne özel geliştirdiği sistemlerle de dikkat çekmeye devam ediyor. CW Enerji solar sulama sistemleri, tarım alanlarında elektrik ihtiyacının tamamen güneş panelleri ile karşılanmasını sağlayarak, çiftçilere önemli avantajlar sunuyor. Solar sulama sistemleri hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, tarım sektörüne yönelik sundukları çözümlerle de sürdürülebilir geleceğe katkı sağladıklarını söyledi. Solar sulama sistemlerinde inovatif çözümler sunarak çiftçilerin ve tarım işletmelerinin verimliliğini artırmayı hedeflediklerini ifade eden Sarvan, “Özellikle son yıllarda kullanım alanı gittikçe artan güneş paneli uygulamaları günümüzde pek çok alanda kullanılıyor. Bu doğrultuda tarımsal sulama alanında da güneş panellerimizden yararlanılıyor. Güneş enerjisiyle çalışan solar sulama sistemlerimiz, geleneksel sulama yöntemlerine kıyasla hem çevre dostu hem de maliyet avantajlarıyla tarımsal üretimde verimlilik artışı sağlamakta” dedi. Bu sistemin güneş enerjisi kullanarak tarım alanlarının sulanmasını sağladığını ifade eden Sarvan, solar sulama çözümlerinin tarlalarda yetişen bitkilere suyu en verimli şekilde ileterek üretimde daha yüksek verim elde edilmesine önemli katkı sunduğunu vurguladı. Şebekeden uzak kırsal alanlarda da rahatlıkla kullanılabiliyor “Tarım sektöründe sürdürülebilirliği desteklemek ve çiftçilerimizin enerji maliyetlerini azaltmak amacıyla özel çözümler geliştiriyoruz” diyen Sarvan, “Solar sulama sistemlerimiz hem çevre dostu enerji kullanımı sağlıyor hem de verimliliği artırıyor. Bu sistemler sayesinde çiftçilerimiz, yüksek elektrik veya yakıt faturaları ödemeden sulama ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Yani sistem tarımda hem ekonomik hem de çevresel kazanımlar yaratmayı hedefliyor. Şöyle ki; geleneksel sulama yöntemleri ciddi maliyetler yaratabiliyor. Solar sulama sistemleri ise güneşten elde edilen temiz enerji ile çalıştığı için uzun vadede enerji maliyetlerini düşürüyor. Çiftçilerimiz sistemi kurduktan sonraki birkaç yıl içinde yaptıkları yatırımın karşılığını fazlasıyla alabiliyor. Özellikle bu sistemler, şebekeden uzak kırsal alanlarda da rahatlıkla kullanılabiliyor, böylece elektrik altyapısı olmayan bölgelerde bile üretimin sürdürülebilirliğini sağlıyor” diye konuştu. Uzaktan takip ve yönetim imkanı sunuyor Ayrıca CW Enerji solar sulama sistemlerinin uzaktan takip ve yönetim imkanı sunduğunu belirten Sarvan, gelişmiş izleme altyapısının kullanıcılara önemli bir operasyonel kolaylık sağladığını ifade etti. Sarvan, “Bu sistem sayesinde çiftçiler ve tarım işletmeleri, sulama sistemlerini araziye gitmeden sistemi aktif hale getirebiliyor, uzaktan kontrol ve yönetim imkanı ile performans verilerini anlık olarak takip edebiliyor ve gerekli durumlarda müdahalede bulunabiliyor. Uzaktan kontrol imkanı ile sistem performansını anlık olarak takip edebiliyor, gerekli durumlarda hızlıca müdahalede bulunabiliyorlar. Bu sayede hem zaman hem de iş gücü tasarrufu sağlanırken, sulama süreçleri çok daha verimli ve kontrollü bir şekilde yönetilebiliyor” dedi. Sarvan: Amacımız tarımın geleceğini güvence altına almak Tarımda verimlilik kadar sürdürülebilirliğin de kritik olduğunu dile getiren Sarvan, iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadelede bu tür yenilenebilir enerji tabanlı sistemlerin rolünün giderek arttığına dikkat çekti. Güneş enerjili sulama sistemlerinin uzun kullanım ömrüne sahip olması sayesinde kullanıcılar için oldukça avantajlı bir çözüm olduğunun altını çizen Sarvan, şöyle devam etti: “Tarım alanında geliştirdiğimiz çözümlerle, çiftçilerimizin ve tarım işletmelerinin verimliliğini artırmalarına katkı sağlıyoruz. Özellikle iklim değişikliği ve giderek artan kuraklık tehdidi karşısında yenilenebilir enerji temelli çözümler tarım sektörü için de kritik hale geldi. Güneş enerjili sulama sistemleri bakım ihtiyacının düşük ve kullanımının oldukça pratik olması nedeniyle tarım işletmeleri için büyük kolaylık sağlıyor. Enerji giderlerinin her geçen gün arttığı bir dönemde, çiftçilerimize bu yükü hafifleten alternatifler sunmak bizim için öncelikli bir sorumluluk. Amacımız, tarımın geleceğini güvence altına almak ve üreticilerimizi iklim koşullarına karşı daha dirençli hale getirmek.” CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eksun Gıda ile Konya Selçuk Üniversitesi’nden Stratejik İş Birliği Haber

Eksun Gıda ile Konya Selçuk Üniversitesi’nden Stratejik İş Birliği

Selçuk Üniversitesi ile yapılan iş birliğiyle Eksun Gıda’nın Konya’da bulunan fabrikasında, Ar-Ge ve inovasyon süreçlerinin geliştirilmesi, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve sektör odaklı akademik çalışmaların desteklenmesi hedefleniyor. Türkiye’nin lider un üreticilerinden Eksun Gıda, yatırımlarını akademik iş birlikleriyle güçlendiriyor. Bu kapsamda Konya Selçuk Üniversitesi ile imzalanan stratejik protokol, üniversite ve sanayinin birlikte çalışmasına yönelik somut adımlar içeriyor. Protokol, Ar-Ge projeleri, teknik danışmanlık, tez çalışmaları, laboratuvar ve altyapı olanaklarının paylaşımı gibi pek çok alanda ortak çalışma fırsatları sunarken, öğrencilerin iş hayatına kazandırılmasını da kapsıyor. Uzun soluklu proje hem sektörel gelişim hem de toplumsal fayda odaklı bir iş birliği modeli sunuyor. Ar-Ge ve insan kaynağında ortak hedef Konya Selçuk Üniversitesi ile imzalanan protokolün üniversite-sanayi iş birliğinin güzel örneklerinden biri olduğunun altını çizen Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO'su Hasan Abdullah Özkan şunları söyledi: “İmzaladığımız bu protokol iki kurumun birlikte Ar-Ge, inovasyon ve teknoloji geliştirmelerinin yanı sıra sektöre yetişmiş insan kaynağı kazandırmayı amaçlıyor. Sanayinin gelişimi teknoloji yatırımıyla birlikte bu teknolojiyi doğru anlayan, yöneten ve dönüştürebilen insan kaynağıyla mümkün hale geliyor. Selçuk Üniversitesi ile yaptığımız stratejik iş birliği, genç mühendis adaylarının yetkinliklerini geliştirmeleri, sahaya dokunan projelerde yer almaları ve gerçek üretim süreçlerini deneyimlemeleri açısından da önemli bir fırsatlar sunuyor.” Bilimsel üretim sektörel ihtiyaçlara entegre ediliyor Selçuk Üniversitesi Akşehir Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi imzalanan protokolle aynı zamanda TÜBİTAK, AB ve SAN-TEZ gibi ulusal ve uluslararası destek programlarına yönelik projeler geliştirilmesi, lisans ve lisansüstü tez çalışmalarının sektörel ihtiyaçlara entegre edilmesi ve akademik danışmanlık süreçlerinin desteklenmesi planlanıyor. Öğrencilere uygulamalı eğitim, staj ve saha destekli öğrenme imkanları sunan programlar da protokol kapsamında yer alıyor. Şirket, geleceğin mühendislerini iş dünyasına donanımlı bir şekilde hazırlayarak sektöre uzun vadeli kazanımlar sağlamayı hedefliyor.

CW SolarCell Rectangle Güneş Hücreleriyle Üretimde Yeni Bir Dönem Başlattı Haber

CW SolarCell Rectangle Güneş Hücreleriyle Üretimde Yeni Bir Dönem Başlattı

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, güneş enerjisi teknolojilerinde yüksek katma değerli üretim gücüyle sektörde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Firma iştiraki olan CW SolarCell yeni nesil TOPCon High Efficiency Teknolojili G12R Rectangle güneş hücrelerinin üretimine başladı. CW Enerji, G12R Rectangle güneş hücreleri ile hem Türkiye hem de uluslararası pazarlarda öncü konumunu güçlendiriyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Yüksek Teknoloji Yatırım Programı (HIT-30) kapsamında aldıkları destekle hayata geçirdikleri güneş hücresi üretim tesislerinin Türkiye'nin ve Avrupa'nın en büyük tesislerinden biri olduğunu söyledi. Hücre yatırımlarını aldıkları destekle hızlı bir şekilde devreye almalarının ardından M10R boyutunda TOPCon güneş hücrelerinin Fraunhofer ISE test sonuçlarına göre %25 üzeri verimliliğe çıkarak Türkiye'yi dünya yarışına soktuklarını hatırlatan Sarvan, şimdi de G12R Rectangle güneş hücrelerinin üretimine başladıklarını söyledi. Bir başka deyişle “Altın oran” boyutu olarak bilinen G12R Rectangle güneş hücrelerinde de daha yüksek verimliliğe çıkmayı hedeflediğini ekledi ve sürdürülebilir verimlilik artışı için yoğun AR-GE mesaileri harcandığını belirtti. Bu başarıda yerli üretimi ve teknolojik gelişimi teşvik eden HIT-30 programının büyük katkısı bulunduğunu ifade eden Sarvan, “G12 Rectangle hücre teknolojisi panelde alan kullanımınında en üst seviye verimliliği ve dolayısı ile daha yüksek performansı bir araya getiriyor. Teknolojinin son noktası olan G12 Rectangle güneş hücrelerimizi üreterek, ileri mühendislik altyapımız ve güçlü AR-GE vizyonumuzla G12R panellerinde birim alanda daha fazla enerji elde edebiliyor ve bu sayede güneş enerjisi sektöründe fark yaratıyoruz” dedi. Tarık Sarvan: Sektörde yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük TOPCon High Efficiency güneş hücresi üreticilerinden biri olduklarını vurgulayan Sarvan, CW Enerji’nin yalnızca bugünün değil, geleceğin enerji ihtiyaçlarına da yanıt veren bir üretim anlayışı benimsediğini ifade etti. Bu kapsamda kendilerini sürekli geliştirdiklerini dile getiren Sarvan, “Teknolojinin son noktası olan G12R Rectangle güneş hücrelerimizi üreterek, yüksek teknolojiye dayalı üretim gücümüzle sektörde yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz. CW Enerji olarak, ileri mühendislik altyapımız ve sürekli gelişen AR-GE vizyonumuzla güneş enerjisi sektöründe öncü olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. G12R Rectangle hücre teknolojisiyle birim alanda daha fazla enerji üretimi ve yüksek performansı bir araya getiriyoruz” dedi. CW Enerji bünyesindeki CW SolarCell yatırımlarının Yatırım Teşvik Mevzuatı’na uygun, %100 yerli ve milli, Türkiye’nin 2030 enerji hedefleriyle tam uyumlu bir vizyonu temsil ettiğine dikkat çeken Sarvan, bu yatırımların yerli sanayinin gelişimi açısından stratejik önem taşıdığını söyledi. Cumhurbaşkanlığı tarafından ödüle layık görülen bu stratejik yatırımla, güneş paneli hücresinde dışa bağımlılığı azaltarak Türkiye’yi ithalatçı değil, ihracatçı bir ülke konumuna taşımayı hedeflediklerini belirten Sarvan, “TOPCon High Efficiency güneş hücresi üretim tesisimizi kısa süre önce devreye aldık. Bugün geldiğimiz noktada, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük TOPCon High Efficiency hücre üretim ve test altyapılarından birine sahibiz. Yerli hücre ve yerli panel üretim gücümüzle, ülkemizin enerji teknolojilerinde söz sahibi olması için kararlılıkla ilerliyoruz” dedi. Yüksek verimlilik değerlerine sahip ürünler CW Enerji’nin yalnızca hücre üretmekle kalmadığını, aynı zamanda en ileri teknolojileri Türkiye’de hayata geçirdiğini dile getiren Sarvan, “Bugün teknolojinin son noktası olarak benimsenen ve 182.3mm x 210mm ölçülerinde, %25,5 verimlilik seviyesine ulaşan G12R TOPCon High Efficiency hücrelerimizi hem ülkemiz hem de ihracat pazarlarımız için üretmeye başladık. Tüm dünyada panel üreticilerinin de artık üretimlerinde talep etmeye başlayacakları bu G12R Rectangle hücreler, dünyanın dört bir yanına ‘Made in Türkiye’ etiketiyle gönderilecek. Ürünlerimizi ingot dilimlemeden hücreye ve oradan da nihai ürün olan panel kadar yerli üretim anlayışıyla hayata geçiriyoruz. Hem G12R Rectangle hücrelerimizi hem de bu hücreler ile üretilmiş Türk Malı panellerimizi tüm dünya pazarında rekabetçi bir ürün olarak sunabiliyoruz. Yerli pazara da sunduğumuz bu hücreler ile üretilmiş paneller, büyük ölçekli projelerde KDV ve yatırım teşvik mevzuatına uygun, yüksek verimlilik ve dayanıklılık değerlerine sahip ürünlerdir.” dedi. Bu yatırımların yalnızca CW Enerji için değil, Türkiye’nin sanayi ve ihracat hedefleri açısından da büyük önem taşıdığını vurgulayan Sarvan, şunları kaydetti: “Yerli üretimimizle güneş enerjisinde ve dolayısı ile enerji konusunda dışa bağımlılığı azaltıyor, Türkiye’yi enerji alanında güçlü bir ihracatçı ülke konumuna taşıyoruz. Bu yatırımların ülkemize, vatanımıza ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Yüksek teknolojiye dayalı üretim gücümüz ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımımızla, Türkiye’nin enerji teknolojilerinde küresel ölçekte söz sahibi olması için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. CW Enerji olarak, üreten Türkiye vizyonuna katkı sunan her adımın arkasında durmayı sürdüreceğiz.” CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, şebeke bağlantılı(On-Grid) şebekeden bağımsız(Off-Grid) ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır.

2026 Sanayi Yatırımlarında Toparlanmanın Hız Kazanacağı Bir Yıl Olabilir  Haber

2026 Sanayi Yatırımlarında Toparlanmanın Hız Kazanacağı Bir Yıl Olabilir 

Sanayi sektöründe 2024 ve 2025 boyunca ertelenen yatırımların, 2026 itibarıyla yeniden devreye alınması bekleniyor. Finansman koşullarının kademeli olarak normalleşmesi, verimlilik odaklı üretim anlayışının güçlenmesi ve stratejik sektörlerde artan yatırım ihtiyacı, sanayi yatırımlarında yeni bir toparlanma dönemine işaret ediyor. Özellikle takım tezgâhları, otomasyon ve ileri üretim teknolojileri alanında gözlenen bu eğilim, yalnızca kapasite artışını değil; maliyet yönetimi, üretim sürekliliği ve kalite standartlarını da yeniden şekillendiriyor. Sanayiciler, belirsizliklerin yüksek olduğu bir dönemin ardından yatırımlarını daha seçici, daha verimlilik odaklı ve daha uzun vadeli planlamaya yöneltiyor. Bu dönüşüm, üretim ekosisteminde güçlü teknik altyapıya ve sürdürülebilir çözümlere sahip firmaları öne çıkarıyor. Küresel ölçekte jeopolitik riskler, ticaret dengelerinde yaşanan değişimler ve yüksek finansman maliyetleri, son iki yılda sanayi yatırımlarının yavaşlamasına neden oldu. Buna rağmen üretimden tamamen uzaklaşmak yerine, sanayiciler yatırımlarını ertelemeyi ve daha verimli çözümler aramayı tercih etti. 2026’ya yaklaşırken, özellikle sapma toleransı düşük sektörlerde bu ertelenmiş yatırımların yeniden gündeme gelmesi bekleniyor. Savunma sanayii, havacılık, medikal ve enerji gibi alanlar bu sürecin lokomotifi konumunda bulunuyor. Bu sektörlerde artan üretim hacmi, takım tezgâhları ve ileri işleme teknolojilerine olan talebi doğrudan etkiliyor. Sanayi artık yalnızca üretim miktarına değil, üretim başına elde edilen verime odaklanıyor. Verimlilik ve teknoloji yatırımı öne çıkıyor Artan işçilik maliyetleri, enerji giderleri ve operasyonel riskler, üretimde teknolojinin rolünü daha kritik hale getiriyor. Robotik sistemler, otomasyon çözümleri ve yapay zekâ destekli CNC teknolojileri, şirketlerin maliyet yapılarını daha öngörülebilir hale getiriyor. Sanayiciler, yeni yatırımlarını planlarken yalnızca makine bedeline değil; üretim sürekliliğine, servis gücüne ve uzun vadeli performans stabilitesine bakıyor. Bu yaklaşım, teknolojik altyapısı güçlü ve satış sonrası hizmet kabiliyeti yüksek firmaların sektör genelinde ayrışmasını sağlıyor. 2026’da yatırımların niteliğinin, niceliğinden daha fazla konuşulacağı bir döneme girilmesi bekleniyor. Bu da sanayi ekosisteminde kalıcı ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen bir zemin oluşturuyor. Finansman koşullarının sanayicilerin yatırım kararları üzerindeki etkisi hakkında değerlendirmelerde bulunan GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, “Bugün sanayicinin önündeki en kritik engellerden biri finansmana erişim. Yatırım ihtiyacı ortadan kalkmıyor ancak maliyet baskısı nedeniyle işletmeler daha temkinli hareket ediyor. Bu tabloya karşı 2026’da daha kapsayıcı ve yükü hafifleten finansman çözümlerini hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Operasyonel kiralama modelimiz, makine yatırımını bir sermaye harcaması olmaktan çıkarıp yönetilebilir bir işletme giderine dönüştüren yapısıyla üreticiler için güçlü bir alternatif sunuyor. Böylece şirketler, yüksek teknolojiye erişirken nakit akışlarını koruyabiliyor ve yatırım kararlarını ertelemek zorunda kalmıyor. Gelecek dönemde finansman kolaylığı, teknoloji kadar kritik bir ayrıştırıcı olacak; biz de sanayicinin bu geçişi daha sağlıklı yönetebilmesi için tüm modellerimizi yeniden yapılandırıyoruz.” ifadelerini kullandı. Takım tezgâhları sektörü uzun süredir ithalat ağırlıklı bir yapı içerisinde ilerliyor. Uzak Doğu merkezli üreticiler, teknoloji-disiplin birlikteliği ve fiyat-performans dengesiyle küresel pazarda güçlü bir konumda yer alıyor. Türkiye’de ise sanayiciler, doğru tedarik ilişkileri sayesinde bu ekosistemi üretim süreçlerine entegre etmeye çalışıyor. 2026’da talebin, özellikle yüksek hassasiyetli CNC tezgâhları ve otomasyon uyumlu makineler üzerinde yoğunlaşması öngörülüyor. Bu süreçte, teknik danışmanlık, proje bazlı mühendislik ve hızlı servis kabiliyeti daha belirleyici hale geliyor. Sektör, yalnızca makine satan değil; üretim verimliliğini yöneten markalara doğru evriliyor. “2026’nın verimlilik odaklı bir toparlanma yılı olacağını düşünüyoruz” Sanayi yatırımları hakkında açıklamalarda bulunan GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, “Sanayi yatırımlarında yaşanan bu geçici yavaşlamayı kalıcı bir küçülme olarak okumuyoruz. Aksine, 2026’nın verimlilik odaklı bir toparlanma yılı olacağını düşünüyoruz. GNC Makina olarak bu sürece yalnızca ürün tedarik eden bir yapı olarak değil, üretim süreçlerini bütüncül şekilde ele alan bir çözüm ortağı olarak hazırlanıyoruz. Gelişmiş CNC teknolojileri, otomasyon uyumlu makineler ve proje mühendislik yaklaşımımızla sanayicimizin hem mevcut parkurlarını daha verimli kullanmasına hem de yeni yatırımlarını daha doğru planlamasına destek oluyoruz. Önümüzdeki dönemde şekillenecek sanayi yatırımlarında, teknik kapasite ve sürdürülebilir verimliliğin belirleyici olacağına inanıyoruz” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.