Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknik Destek

Kapsül Haber Ajansı - Teknik Destek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknik Destek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Casper 105 Servis Noktasıyla Türkiye Genelinde Hizmet Veriyor Haber

Casper 105 Servis Noktasıyla Türkiye Genelinde Hizmet Veriyor

Casper, Türkiye genelinde 105 servis noktasıyla satış sonrası teknik destek hizmeti verirken, 11 yıldır 8 ilde uyguladığı “1 Saatte Servis” modeli kapsamında belirli bakım ve onarım işlemlerini bir saatten kısa sürede tamamlıyor. Şirketin satış sonrası hizmetleri arasında Jet Servis, Turbo Servis, uzaktan destek ve yerinde servis seçenekleri de yer alıyor. Teknoloji ürünlerinde işlemci, ekran, depolama kapasitesi, tasarım ve fiyat satın alma kararının temel kriterleri arasında yer alıyor. Cihazların günlük ve profesyonel yaşamda kullanım alanının genişlemesiyle birlikte, arıza veya bakım durumunda teknik desteğe erişim ve cihazın yeniden kullanılabilir hale gelme süresi de kullanıcı deneyiminde önem kazanıyor. Satış sonrası hizmetlerin teknoloji seçiminde öne çıkan başlıklardan biri haline geldiğini aktaran Casper Pazarlama ve Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Feray Karaman; “Bilgisayar ve tabletlerin iş, eğitim ve günlük yaşamda daha yoğun kullanılması, teknik desteğe hızlı erişimin önemini de artırıyor. Türkiye genelindeki 105 servis noktamızın yanı sıra 8 ilde 11 yıldır sürdürdüğümüz 1 Saatte Servis hizmetiyle kullanıcıların teknik desteğe erişim süresini kısaltmaya odaklanıyoruz” dedi. 7 bin 983 cihaz 60 dakikadan kısa sürede teslim edildi Casper’ın 11 yıldır 8 ilde sunduğu 1 Saatte Servis hizmeti, koşulları uygun cihazlarda arıza tespiti, onarım ve test süreçlerinin bir saat içinde tamamlanmasını hedefliyor. Servise ulaşan cihazlarda öncelikle sorunun niteliği belirleniyor; ardından ilgili uzman ve iş istasyonu atanarak teknik süreç başlatılıyor. Geçmiş servis kayıtları ve dijital teknik yönlendirmelerden yararlanan ekipler, gerekli parçanın servis noktasında hazır bulunması halinde onarım işlemine doğrudan geçebiliyor. Sürecin sonunda gerçekleştirilen testlerle cihazın yeniden kullanıma hazır hale getirilmesi amaçlanıyor. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Antalya, Konya ve Eskişehir’de sunulan hizmet kapsamında Haziran 2025-Haziran 2026 döneminde 7.983 cihaz 60 dakika dolmadan kullanıcıya teslim edildi. Aynı dönemde zaman hedefini karşılama oranı yüzde 93 olurken, ortalama onarım süresi 35-48 dakika arasında gerçekleşti. 4.108 dizüstü bilgisayar, 1.821 tablet, 1.324 akıllı telefon, 380 masaüstü bilgisayar ve 350 monitör bir saatten kısa sürede tamamlanan işlemler arasında yer aldı. Farklı ürün gruplarında 1 Saatte Servis imkanı 1 Saatte Servis hizmetinden Casper logolu dizüstü ve masaüstü bilgisayarlar, tabletler, akıllı telefonlar, monitörler ve All-in-One bilgisayarlar yararlanabiliyor. Garanti süresi sona eren cihazlarda onarım işlemi ücretlendirilebilse de 1 Saatte Servis hizmeti için ayrıca ücret alınmıyor. Ağır fiziksel hasar veya uzun süreli teknik test gerektiren işlemlerde ise servis süresi 60 dakikayı aşabiliyor; bu durumlarda tahmini süre ve oluşabilecek maliyet işlem öncesinde kullanıcıyla paylaşılıyor. Hızlı servis süreci, onarım işleminin yanı sıra kapsamlı bir teknik ekip ve parça planlamasına dayanıyor. Servis noktalarında talep olasılığına göre oluşturulan parça stokları, ihtiyaç duyulan bileşenin hazır bulunması halinde işleme doğrudan geçilmesini sağlıyor. Onarım sonrasında gerçekleştirilen testlerle cihazların teslim öncesindeki teknik kontrolleri tamamlanıyor. Servis ağı adresten alım ve teslim seçenekleriyle genişliyor Casper’ın Türkiye genelindeki 105 servis noktasından oluşan ağı, kullanıcıların teknik desteğe farklı kanallardan ulaşabilmesini sağlıyor. En yakın servis noktasına çağrı merkezi ve Casper’ın destek sayfası üzerinden ulaşılabilirken, cihazını servis noktasına götürmek istemeyen kullanıcılar için adresten alım seçenekleri de bulunuyor. Türkiye genelinde sunulan ücretsiz JET Servis kapsamında cihaz, kargo kuryesi aracılığıyla kullanıcının evinden veya iş yerinden alınarak teknik servise ulaştırılıyor ve işlemler tamamlandıktan sonra aynı adrese teslim ediliyor. İstanbul ve Ankara’nın belirli bölgelerinde sunulan ücretli TURBO Servis ise adresten alım ve teslim sürecini moto kurye aracılığıyla gerçekleştiriyor. Böylece servis ağı, fiziksel noktalara erişimin yanında farklı teslim seçenekleriyle de tamamlanıyor. Casper servislerinde başarılı onarım oranı yüzde 98’in üzerinde Casper’ın paylaştığı verilere göre onarılan cihazların yüzde 98,5’i ilk 60 gün içerisinde aynı arıza nedeniyle yeniden servise gelmiyor. Şirketin Haziran 2026 verilerinde bilgisayar kategorisindeki başarılı onarım oranı yüzde 98,28, genel başarılı onarım oranı ise yüzde 98,33 seviyesinde bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yiyecek İçecek Üretiminde Esnekliği ve Verimliliği Destekleyen Otomasyon Yaklaşımı Haber

Yiyecek İçecek Üretiminde Esnekliği ve Verimliliği Destekleyen Otomasyon Yaklaşımı

Yiyecek İçecek sektöründe tüketici beklentilerinin çeşitlenmesi, üretim hatlarında daha sık ürün ve format değişimini beraberinde getiriyor. Aynı hatta farklı ambalaj tiplerinin işlenebilmesi, hızlı reçete geçişleri, yüksek hijyen standartları ve üretim sürekliliği öncelikli ihtiyaç haline geliyor. Mitsubishi Electric, geliştirdiği otomasyon çözümleriyle Yiyecek İçecek sektörünün bu değişen ihtiyaçlarına yanıt verirken, makine üreticilerine farklı uygulamalarda aynı otomasyon mimarisiyle çalışma imkânı sunuyor. Aynı otomasyon mimarisi farklı üretim uygulamalarında kullanılabiliyor Yiyecek içecek üreticileri, aynı üretim hattında farklı ürün ve ambalaj formatlarını kısa sürelerde değiştirebilmeyi bekliyor. Ancak format değişimlerinin uzun sürmesi hem üretim planlamasını zorlaştırıyor hem de verimlilik üzerinde doğrudan etkili oluyor. Mitsubishi Electric'in reçete tabanlı kontrol yaklaşımı, farklı ürün senaryolarının tek sistem üzerinden kolaylıkla yönetilmesine olanak tanıyor. Böylece farklı gramajlar, ambalaj tipleri ve ürün çeşitleri arasında kısa sürede geçiş yapılabiliyor. Üretim hatlarının değişen taleplere hızlı uyum sağlaması destekleniyor ve duruş sürelerinin azaltılmasına da katkı sunuluyor. Mitsubishi Electric, süt ürünlerinden içecek üretimine kadar farklı yiyecek içecek uygulamalarında kendi otomasyon bileşenleriyle aynı otomasyon mimarisinin kullanılmasına imkân tanıyor. Böylece mevcut mühendislik deneyimi farklı projelerde de değerlendirilebiliyor, uygulamalar ihtiyaçlara göre ölçeklenebilir bir yapıyla geliştirilebiliyor. Tek tedarikçi yaklaşımı proje yönetimini kolaylaştırıyor Otomasyon projelerinde PLC, servo sistemleri, HMI, sürücüler ve endüstriyel robotlar gibi farklı bileşenlerin farklı üreticilerden temin edilmesi entegrasyon süreçlerini karmaşık hale getirebiliyor. Teknik destek süreçlerinde farklı tedarikçiler arasında koordinasyon sağlanması da proje sürelerini etkileyebiliyor. Mitsubishi Electric ise otomasyon bileşenlerini tek tedarikçi yaklaşımıyla sunuyor. Aynı otomasyon mimarisi üzerinde geliştirilen çözümler sayesinde sistem bileşenleri arasındaki koordinasyon desteklenirken, proje yönetimi ve teknik destek süreçlerinde tek iletişim noktasıyla etkin bir çalışma yapısı oluşturulabiliyor. Üretim tesislerinde devreye alma sürecinin uzaması, plansız duruşlar ve bakım operasyonları işletmeler açısından önemli maliyetler oluşturabiliyor. Bunun yanında gıda güvenliği ve izlenebilirlik gereklilikleri de otomasyon sistemlerinden kapsamlı yetkinlikler beklenmesine neden oluyor. Mitsubishi Electric'in otomasyon çözümleri hızlı devreye alma özellikleri, uzaktan teşhis ve destek imkânları ile kestirimci bakım yaklaşımı sayesinde üretim süreçlerinin etkin bir şekilde yönetilmesine katkı sağlıyor. Değişen sektör ihtiyaçlarına hızlı yanıt verebilmesini amaçlayan Mitsubishi Electric, yiyecek içecek sektörüne yönelik otomasyon yaklaşımıyla mühendislik süreçlerini kolaylaştırırken, esnek, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir üretim sistemlerinin geliştirilmesine katkı sunmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pronet’in Müşteri Odaklı Hizmet Dönüşümüne 3 Stevie Ödülü! Haber

Pronet’in Müşteri Odaklı Hizmet Dönüşümüne 3 Stevie Ödülü!

İnteraktif güvenlik sektörünün öncü markası Pronet, müşteri deneyimi ve hizmet kalitesindeki dönüşüm odaklı yaklaşımını uluslararası arenada kazandığı prestijli ödüllerle taçlandırmaya devam ediyor. Marka, iş dünyasının en saygın ödül programları arasında gösterilen, her yıl 60’tan fazla ülkeden binlerce projenin yarıştığı Uluslararası İş Ödülleri (International Business Awards - Stevie® Awards) 2026’dan 2 Altın, 1 Gümüş ödülle döndü. Pronet’e uluslararası alanda büyük prestij kazandıran “İlk 100 Günü Sahiplenmek: Proaktif İlişkilerle Müşteri Bağlılığı Oluşturmak” projesi, müşteri yolculuğunun en kritik evresine odaklanıyor. Müşteri ilişkilerinin ilk 100 gününe proaktif iletişim ve yüksek memnuniyet anlayışıyla yön veren Pronet, bu yenilikçi modeliyle küresel jüriden tam not aldı. Şirket, “Yeni Ürün & Ürün Yönetimi” kategorisinin “Müşteri Hizmetleri Çözümü” dalında Altın Stevie Ödülü’ne layık görülürken, “Müşteri Hizmetleri” kategorisinde hayata geçirdiği bütüncül vizyon sayesinde “Yılın Müşteri Hizmetleri Dönüşümü” dalında bir diğer Altın Stevie Ödülü’nün sahibi oldu. Pronet ayrıca, kullanıcı odaklı hizmet yaklaşımını “Başarı” kategorisindeki “Müşteri Memnuniyetinde Başarı” dalında kazandığı Gümüş Stevie Ödülü ile tescilledi. Uluslararası Stevie Ödülleri, 2002 yılından bu yana dünya çapındaki kurum ve kuruluşların en başarılı uygulamalarını, inovasyonlarını ve müşteri hizmetleri dönüşümlerini ödüllendiren en prestijli platformlardan biri olarak kabul ediliyor. Bu küresel organizasyonda elde edilen 2 Altın ve 1 Gümüş derece, Pronet’in sadece Türkiye’de değil, uluslararası standartlarda da müşteri memnuniyetini şekillendiren öncü konumunu kanıtlıyor. Süreçlerin şeffaflığı, kesintisiz teknik destek altyapısı ve proaktif iletişim modelleriyle sektördeki standartları yükseltmeye devam eden marka, kullanıcılarına sunduğu güven odaklı hizmet ekosistemini geliştirmeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İBB’den; Çiftçilere Ücretsiz Kışlık Sebze Fidesi! Haber

İBB’den; Çiftçilere Ücretsiz Kışlık Sebze Fidesi!

Kışlık sebze fidelerinin dağıtımı açık alanlar için ağustos ayında, seralar için ekim ayında gerçekleştiriliyor. Brokoli, karnabahar, kıvırcık marul, kara lahana, beyaz lahana ve kırmızı lahana fidelerinden oluşan destek kolilerinin dağıtımına Şile’den başlandı. Fide dağıtım törenine İBB Başkanvekili Nuri Aslan ve beraberindeki İBB kurmayları da katıldı. Dağıtım töreninde konuşan Şileli üretici, Mahmut Küçükaslan, desteklerinin çiftçiler için önemine değinerek, İBB yetkililerine teşekkür etti. Ardından açılış konuşmasını İBB Başkanvekili Nuri Aslan aldı. Çiftçilerin yoğun desteği ve alkışlarıyla kürsüye çıkan Aslan, konuşmasına şu şekilde devam etti; “YOLUMUZU YÜRÜMEKTEN, CUMHURİYETE HİZMET ETMEKTEN; ESNAFA, KÖYLÜYE, SANAYİCİYE HİZMET ETMEKTEN ASLA VE ASLA GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ” “Bir buçuk yıldır haksız ve hukuksuz biçimde Silivri'de tutulan İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı ve muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun size selamlarını getirdim. Ekrem Başkanımız, sizlere olan inancı ve sevgisiyle hepinizi saygıyla, sevgiyle ve hiç tükenmeyen bir umutla kucaklıyor ve selamlıyor. Çünkü o bu ülkeyi seviyor, çünkü o bir Cumhuriyet çocuğu, çünkü o Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden yürüyen bir vatan evladı. Ekrem Başkanımız, ilçe belediye başkanlarımız, yol arkadaşlarımız tutuklu. Ancak biz ülkemizden umudumuzu kesmeyeceğiz. Ne bu milletten umudumuzu kesmeyeceğiz ne bu Cumhuriyetten umudumuzu kesmeyeceğiz. Erinde sonunda iyiler kazanacak. Biz de iyilerin tarafındayız. Çünkü bizler Cumhuriyetin çocuklarıyız. Hiçbir koşulda da umudumuzu, dediğim gibi, kesmeyeceğiz; pes etmeyeceğiz ve asla yılgınlığa düşmeyeceğiz, yılgınlığa kapılmayacağız. Bu yola çıkarken kolay olduğunu hiç düşünmedik. Bu yolda yaralanan... Ne derler? Bu yolda yolu terk edenler oldu. Bu yolda yoldan ayrılanlar oldu, umudunu kaybedenler oldu. Yaralanan olsaydı biz onu tedavi ederdik. Korkup gidenler oldu. Olsun! Nasıl Gazi Mustafa Kemal Atatürk o günü aştıysa onun çocukları da bugün bunları aşar. Çünkü biz doğrudan yanayız. Yolumuzu yürümekten, Cumhuriyete hizmet etmekten; esnafa, köylüye, sanayiciye hizmet etmekten asla ve asla geri adım atmayacağız. Kim ne söylerse söylesin, milletin efendisi olan köylünün, emekçinin, işçinin yanında olacağız.” “ÇİFTÇİ DE KÖYLÜ DE KİMSE KENDİSİNİ YALNIZ HİSSETMESİN” “Daha 15 gün olmadı, hasat için Çatalca’daydık, Silivri bölgesindeydik. Bir taraftan ücretsiz fidelerimizi, desteklerimizi dağıtıyoruz; bir taraftan da onların hasadına gidiyoruz. O kadar mutluyum ki aslında... Çünkü Ekrem Başkanın yol arkadaşıyım ve o kadar mutlu oluyorum ki aslında, ‘yapılamaz’ denilen her şeyi yapanların arkadaşıyım. Şimdi şurada, ‘Para ile satılamaz’ diye kolilerin üstünde yazıyor. Ücretsiz olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bu ülkenin üreticisine, çiftçisine verdiği desteği görünce göğsüm kabarıyor. Çünkü benim okuduğum yıllarda bu ülke kendi kendine yeten ender ülkelerden biriydi. Maalesef son zamanlarda ülke gıda için, tarım için yurt dışına muhtaç hâle geldi. Bizim işçi de, emekçi de, emekli de, çiftçi de, köylü de, sanayici de, esnaf da başımızın tacı. Kim İstanbul’da bir şeye ihtiyaç duyuyorsa onun yanında mutlaka Türkiye Cumhuriyeti Devletinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi var. Yetmez ama desteklerimiz... Anadolu’da kim kendini yalnız hissediyorsa orada da İstanbul Büyükşehir Belediyesi var ve Ekrem İmamoğlu var. Çiftçi de, köylü de kimse kendisini yalnız hissetmesin.” “BİZ, SİZLERE DESTEK OLMAYI BİR VATAN BORCU BİLİYORUZ” “Bugün bizler Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Üreten köylü milletin efendisidir’ sözünü hakikate dönüştürmek için onun çocukları olarak gece gündüz 7 yıldır uğraşıyoruz. Bakın, o büyük Atatürk henüz Cumhuriyet ilan edilmemişken, yani 1923’te ama Cumhuriyet ilan edilmemişken, İzmir İktisat Kongresi'ni toplamış, İktisat Kongreleri toplamış ve üreticilerle bir araya gelmiştir. Çünkü bir milletin bağımsızlığı ancak ekonomik kalkınmayla mümkündür. Üreticiye verdiği destekle doğrudan ilgilidir. Bir ülkenin gerçek bağımsızlığı toprağı işleyen, üreten insanların emeği ve alın teridir. Eğer bir ülke kendini bağımsız hissediyorsa bilin ki o ülkenin milleti alın teriyle toprakta, sanayide, bakkalda, fırında çalışıyor demektir; iş buluyor demektir, iş imkânı yaratılıyor demektir. Soframıza gelen her lokmanın arkasında sizlerin alın teri var, sabrı var ve insanüstü emeği var. Tarım zor bir iş. Ama bu ülke tarımla kalkındı. Hatırlayın, Kurtuluş Savaşı zamanındaki o görüntüleri hatırlayın. O emekçi, o köylü sofrasındaki, ambarındaki buğdayı, unu, tarlasındaki emeği, alın terini koymasaydı asker cephede nasıl ayakta duracaktı? İşte bu ülkenin kurtuluşunun asıl mimarlarından birisi de köylüdür ve emekçidir. Biz de sizlere destek olmayı bir vatan borcu biliyoruz, bir gönül borcu biliyoruz, Cumhuriyete borcumuz biliyoruz.” “2019 YILINDAN BERİ TARIMI SADECE BİR DESTEK ALANI DEĞİL, İSTANBUL’UN VE TÜRKİYE’NİN EN STRATEJİK GELECEĞİ VE GIDA GÜVENLİĞİ MESELESİ OLARAK GÖRDÜK” “Bugün mutfaktaki yangının, pazardaki fahiş fiyatların, fileyi dolduramayan vatandaşlarımızın yaşadığı çaresizliğin tek bir sebebi var: Yıllardır çiftçimizi küstüren, üreticiyi borç yükü altında ezen, toprağı betona kurban eden anlayıştır. Beton ekonomisi çökmeye mahkûmdur. İlla da illa da üretmek ve toprağı işlemek gerekiyordur. Ama biz ne yaptık İstanbul’da? Toprağı yeniden ektirerek sadece çiftçimizi desteklemiyoruz; mutfağında tenceresini kaynatmakta zorlanan İstanbullu komşularımızın da hakkını koruyoruz. İşte bu yüzden 2019 yılından beri tarımı sadece bir destek alanı değil, İstanbul’un ve Türkiye’nin en stratejik geleceği ve gıda güvenliği meselesi olarak gördük. Bir ülkenin gıdası yoksa, gıdada dışa bağımlıysa stratejik olarak enerjiden daha kıymetli bir durum... Siz bağımsız filan değilsiniz. Siz oradan gıda gelmediği sürece yiyecek, içecek sofranızda bulamazsınız.” “GELİN, BİRLİKTE İSTANBUL’UN ÇEPERLERİNDE EKİLMEDİK TOPRAK BIRAKMAYALIM” “Cumhuriyetin halkçı kamu anlayışını İstanbul’un bereketli topraklarına taşıdık. Hatırlayın, 2019 yılında göreve geldiğimizde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin çiftçilerimize yönelik tek bir tarımsal destek programı yoktu. 7. yılın sonunda Bakanlık bile artık İstanbul’a tarımsal destek vermek zorunda kaldı. Cumhuriyetin iki kurumu, yani Türkiye Cumhuriyeti Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı yarış yapmak durumunda kaldı. Biz yarışacak kurumlar değiliz. Biz devletin iki kurumuyuz, yan yana kol kola gidecek kurumlarız. Gelin, İstanbul’un analizini yaptık. Tarım Hayvancılık Daire Başkanlığımızdaki bilgileri size verelim. Gelin, birlikte İstanbul’un çeperlerinde ekilmedik toprak bırakmayalım. Yeter ki siz tarımdan yana olun, üretimden yana olun; biz kapılarımızı, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bilgi birikimini size sunmaya hazırız. Yükselen maliyetler sizlerin de fark ettiği gibi üreticimizi eziyor. Çiftçimiz toprağından uzaklaşıyor, ekilebilecek tarım alanlarımız boş kalıyor. Bu sadece çiftçimizin içi değil, bütün kentimiz için de böyle, bütün kentlerimiz için de böyle aslında. Ama biz asla karamsarlığa teslim olanlar olmadık. Nasıl Kurtuluş Savaşı’nda damarlarımızdaki asil kandan doğduysak bugün de öyle doğacağız. Başarmamamız mümkün değil. Siz toprağı ekerseniz, siz milletin gönlüne girerseniz o fidenin yeşermemesi ve olgunlaşmaması mümkün değil.” “İBB BÜTÜN İMKÂNLARINI ÇİFTÇİNİN, KÖYLÜNÜN, ESNAFIN, EMEKÇİNİN, SANAYİCİNİN ÖNÜNE SUNDUK” “Biz şuna inanıyoruz: Eğer sizin umudunuz varsa, eğer siz inanıyorsanız mutlak ve mutlak umut varsa çözüm de var. Biz biliyoruz ki umut hem kendi içimizde hem sizde hem de şu an Silivri Zindanları'nda. Ekrem Başkanımızın liderliğinde biz kollarımızı 2019'la beraber sıvadık. Aklın, bilimin ışığında Cumhuriyetin üretken ruhuyla hareket ettik. Üreticilerimizle, ziraat odalarımızla, kooperatiflerimizle el ele verdik. Ortak akılla çözümler ürettik. Bir daha söylüyorum: İstanbul’da ortak akılla çözümler ürettik. ‘Ben diyorsam yapacaksınız’ demedik. Size sorduk, siz karar verdiniz, biz sadece uyguladık. Çünkü bizim efendimiz millettir. Biz milletin efendisi değiliz, millet bizim başımızın tacıdır. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bütün imkânlarını çiftçinin, köylünün, esnafın, emekçinin, sanayicinin önüne sunduk. Çünkü biz engel olan değil, yol açanız. ‘Yaptıklarımız yapacaklarımızın referansıdır’ diyoruz ya; bu yaptıklarımız daha başlangıç ve fragman. Bu ülkede mutluluğu, huzuru, barışı ve üretimi biz getireceğiz ve göreceksiniz bu millet tekrar ayağa kalkacak. Fakirlik bizim en büyük düşmanımız ve onunla savaş etmeye devam edeceğiz.” “İSTANBUL’DA YAŞAYANIN VERDİĞİ VERGİYİ İSTANBULLUNUN HİZMETİNE SUNDUK. YAKINDIR, TÜRKİYE’NİN HİZMETİNE SUNACAĞIZ. HİÇ KİMSENİN ŞÜPHESİ OLMASIN” “Bugün dağıttığımız fide kutularının üstünde ne yazıyor? ‘Parayla satılmaz’ İstanbullunun, İstanbul’da yaşayanın verdiği vergiyi İstanbullunun hizmetine sunduk. Yakındır, Türkiye’nin hizmetine sunacağız. Hiç kimsenin şüphesi olmasın. İstanbul modelinden, halkçı belediyecilik anlayışımızdan, Cumhuriyetin geçmişinden gurur duyuyoruz. Cumhuriyetin çocukları ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden gidenler sadece İstanbul’a değil, Bakanlığa da örnek oldu ve şimdi tüm Türkiye’de Bakanlık tarıma destek oluyor. Tarım Bakanlığına buradan teşekkür etmek istiyorum. Açıklama yapmış Tarım Bakanımız; ‘İstanbul ayçiçeğinde 5. sıraya yükseldi üretimde’ Tabii ki yükselicek, biz varız! İstanbul Büyükşehir Belediyesi var! Üreticinin de çiftçinin de yanında olanlar var! Bakanımızın, çiftçiliğin, tarımın İstanbul’da bu kadar yükselmesini benimsemesi ve kabullenmesinden dolayı teşekkür ediyorum. Ve tekrar ifade ediyorum Sayın Bakanım: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Tarım Hayvancılık Daire Başkanlığının tüm kadroları ve bilgileri emrinizdedir, devletin emrindedir. Şimdi, hatırlayın pandemi dönemini. Kimse sokağa çıkamıyor; Ekrem İmamoğlu talimat vermiş: ‘Gidin çiftçinin, köylünün yanında olun. Esnafın yanında olun, minibüsçünün yanında olun, taksicinin yanında olun, sanayicinin yanında olun’ Ekrem İmamoğlu o gün sizin yanınızda oldu mu? Oldu. Çiftçinin, emekçinin yanında oldu mu? Oldu. Onlar ne yaptılar? İstanbul Büyükşehir Belediyesini kalplerine bastılar ve mühürlediler. O günden bu yana her yıl desteğimizi katlayarak büyütüyoruz. Şimdi toprağına sahip çıkan genç kardeşlerimize, üreten kadınlarımıza buradan söz veriyoruz: Sizi bu topraklarda asla İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, Cumhuriyetin çocukları olarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan gidenler olarak yalnız bırakmayacağız. Gücümüz yettikçe, sağlığımız elverdikçe emrinizdeyiz; çiftçinin, köylünün, üreticinin yanındayız.” “BUGÜNE KADAR TOPRAĞIMIZA SUNDUĞUMUZ DESTEĞİN TOPLAM BÜYÜKLÜĞÜ 1 MİLYAR LİRAYA YAKLAŞTI” “Bakınız, 2020 yılında sadece İstanbul’da kayıtlı görünen, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin de tespit edebildiği çiftçi sayısı 693! Bugün destek verdiğimiz çiftçi sayımız 10.818’e ulaştı. Bugüne kadar toprağımıza sunduğumuz desteğin toplam büyüklüğü 1 milyar liraya yaklaştı. Bu yıl da İstanbul’da çiftçiyi, köylüyü, emekçiyi desteklemek için tam 300 milyon lira civarında ödenek ayırdık. Biraz önce emekçi kardeşim üniversiteden de mezun olmuş ve toprakla uğraşıyor söyledi: Biz sadece bedelsiz, parayla satılmaz fide desteği sağlamıyoruz; kadrolarımız geliyor, size insan desteği ve teknik destek sağlıyor. 2020 yılından bugüne kadar yaklaşık 80 milyon adetin üzerinde fide desteğini çiftçilerimize sunduk. Biraz önce söyledim ya Sayın Bakana teşekkür ediyorum diye; tam 16.000 torbadan fazla yağlık ayçiçeği tohumu, tonlarca buğday, arpa, yulaf, fasulye ve nohut tohumu, binlerce ton gübre, sulama hortumu ve 1 milyon litrenin üstünde mazot desteğini sizlerle buluşturduk. Sadece sizlerle mi? Balıkçılara da balıkçıların ihtiyaçlarını sağladık. Şimdi fındıkçılara, buradan Daire Başkanımıza söylüyorum: İstanbul’da kim üretiyorsa ve kendini yalnız hissediyorsa onun yanında olun. Biz çünkü milletin parasını millete veriyoruz. Benim babamın parası değil; millet çalıştı, kazandı, vergi verdi, bize gelen paydan da biz geri millete hizmet ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. İstemekten utanmayın! Kendi paranızı istiyorsunuz. Kendi alın terinizle verdiğiniz, oluşturduğunuz vergiyi kendinize hizmet diye istiyorsunuz.” “KIŞLIK FİDE DESTEĞİMİZ 7 YILDA 45 MİLYON ADET CİVARINA ULAŞTI” “Sadece bugün burada dağıtacağımız kışlık fide desteğimiz 7 yılda 45 milyon adet civarına ulaştı. Bir de bunun yazlığı var, yani biraz önce söyledim ya 80 milyon adede ulaştık diye. İstanbul’un ekilen alanlarının 4'te 1'ini fidelerimizle, tohumlarımızla buluşturuyoruz. İstanbul’un bütün kaynaklarını kullanmaya hazırız. Yeter ki çiftçi eksin, İstanbul üretsin. Tüm bunları yaparken nasıl yapıyoruz biliyor musunuz? Bedelsiz, hibe desteği, geri dönüşümü hiç yok. Siz yeter ki ekin, yetiştirin ve götürün satın, evinize ekmek getirin. Tabii ki kopyalayanlar kopyalıyorlar; geliştirecekler kendilerini. Onlar da bir gün çiftçiye bedelsiz fide dağıtmayı, gübre dağıtmayı, mazot vermeyi öğrenecekler. Ama bizim o kadar sabrımız var mı? Yok. Bekleyin, geleceğiz. Tüm Türkiye’de, İstanbul Büyükşehir’de uyguladığımız yöntemi inşallah önümüzdeki yazdan önce sağlamaya çalışacağız.” “DESTEK BİZDEN, GAYRET SİZDEN, BEREKET DE CENAB-I ALLAH’TAN” “Şartlar ne kadar zor olursa olsun, koşullar ne kadar ağır olursa olsun, maliyetler ne kadar yükselirse yükselsin; sakın ola ki sakın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yol arkadaşları olarak ve Cumhuriyetin çocukları olarak hepinize ve hepimize söylüyorum: Asla ve asla umutsuzluk yok, umudunuzu kesmeyin! Hiçbir baskı, hiçbir engel üreten insanın azmini ve toprağın bereketini durduramaz. Ne fırtınalar gördünüz ne kar yağışları ne seller... Topraktan vazgeçtiniz mi? Koyduğunuz alın terini geri aldınız mı? Alamamış olabilirsiniz son yıllarda, hiç merak etmeyin! Göreceksiniz, bakacaksınız... Ne verdiyseniz bu toprağa alın teri olarak, emek olarak bu ülkeye; geleceğiz ve sizi huzur içinde ve mutlu yaşatmaya başlayacağız. Her şey çiftçi için yapılacak ve üretici için yapılacak. Şimdi sizlerden bu bereketli toprağın huzurunda toprağımıza ve tarlamıza sahip çıkmaya, ne olursa olsun umudumuzu diri tutmaya ve Atatürk’ün bıraktığı mirası olan Cumhuriyetin ışığına sahip çıkmaya davet ediyorum. Söz veriyor musunuz bu Cumhuriyete, bu ülkeye, çiftçiye sahip çıkacağınıza? Hiç merak etmeyin, biz de söz veriyoruz. Bu can bu bedende olduğu sürece Cumhuriyetin askeridir, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yol arkadaşıyız biz. Sizlerin bu azmi ve kararlılığı olduğu sürece aşamayacağımız hiçbir engel yok. Destek bizden, gayret sizden, bereket de Cenab-ı Allah’tan. Yeni üretim sezonumuz bereketli, ürününüz bol, kazancınız helal olsun. Sağ olun, var olun!” Konuşmaların ardından çiftçilere sahneye davet eden İBB Başkanvekili Nuri Aslan, üzerlerinde “Para ile Satılmaz” yazılı Kışlık Sebze Fidesi kolilerini üreticilere takdim etti. Ayaküstü çiftçilerin sorunlarını de dinleyen Aslan, problemlerin çözümü için çalışacaklarını kaydetti. Program, Nuri Aslan ve çiftçilerin çekildiği anı fotoğrafıyla son buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sungrow BESS ve Solar İnvertör Sıralamasında Lider Oldu Haber

Sungrow BESS ve Solar İnvertör Sıralamasında Lider Oldu

Sungrow, Wood Mackenzie’nin 2025 yılı performanslarını temel alarak hazırladığı küresel batarya enerji depolama sistemi entegratörleri ve solar invertör üreticileri sıralamalarında birinci oldu. Şirket ayrıca teknoloji, güvenlik, Ar-Ge, tedarik zinciri ve finansal dayanıklılık kriterleri kapsamında A Sınıfı derecelendirme aldı. Küresel temiz enerji teknolojileri pazarında rekabet hızlanırken Sungrow, enerji depolama sistemleri ve solar invertörler olmak üzere iki önemli kategoride liderliğe yükseldi. Uluslararası araştırma ve danışmanlık şirketi Wood Mackenzie tarafından hazırlanan “Küresel BESS Entegratörleri Kapsamlı Sıralaması” ile “Küresel Solar İnvertör Üreticileri Kapsamlı Sıralaması”nda Sungrow birinci sırada yer aldı. Şirketlerin 2025 yılı performansları üzerinden değerlendirildiği araştırmalar; teknoloji olgunluğu, güvenlik, üretim kapasitesi, Ar-Ge yatırımları, finansal güç, tedarik zinciri dayanıklılığı ve proje uygulama yetkinliği gibi başlıklara odaklandı. Batarya depolama kurulumları 100 GW sınırını aştı Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik şebekelerindeki payının artması, batarya enerji depolama sistemlerine yönelik ihtiyacı da büyütüyor. Üretimin tüketimle eşleştirilmesi, şebeke dengesinin korunması ve kesintilerin önlenmesi açısından kritik rol üstlenen BESS yatırımları dünya genelinde hız kazandı. Yıllık batarya enerji depolama sistemi kurulumları, 2025 yılında ilk kez 100 GW seviyesinin üzerine çıktı. Bu gelişme, enerji depolama sektörünün niş bir teknoloji alanından elektrik altyapısının temel bileşenlerinden birine dönüştüğünü gösterdi. Proje ölçeklerinin büyümesiyle birlikte yatırımcıların tedarikçilerden beklentileri de değişti. Artık yalnızca batarya veya ekipman sağlayabilmek yeterli görülmüyor; sistem tasarımı, mühendislik, devreye alma, güvenlik, bakım ve uzun vadeli teknik destek gibi kabiliyetler de tedarikçi seçiminde belirleyici oluyor. Sungrow’un bütünleşik BESS çözümleri öne çıktı Wood Mackenzie’nin BESS sıralamasında, farklı enerji depolama bileşenlerini fabrikada monte edilmiş tek bir AC bağlantılı sistem içinde buluşturan çözümler değerlendirildi. Bu sistemlerde şu temel bileşenler aynı yapı altında bir araya getiriliyor: Batarya modülleri Güç dönüşüm sistemi (PCS) Batarya yönetim sistemi (BMS) Termal yönetim altyapısı Kontrol ve enerji yönetim sistemleri Araştırmada üreticilerin yalnızca ürün teknolojisi değil, projenin bütün yaşam döngüsünde hizmet sunma yetkinliği de incelendi. Satış öncesi mühendislik, sistem tasarımı, kurulum, devreye alma, işletme ve bakım hizmetleriyle garanti süreçleri değerlendirmeye dahil edildi. Sungrow’un şebeke ölçeğindeki projelere yönelik bütünleşik çözüm yaklaşımı, BESS entegratörleri kategorisindeki liderliğinde etkili oldu. Solar invertör üreticileri kapsamlı kriterlerle değerlendirildi Wood Mackenzie tarafından yılda iki kez yayımlanan solar invertör üreticileri sıralaması ise sektörün üretim, teknoloji ve finansal yapısını karşılaştırmalı olarak ele alıyor. Değerlendirmede şirketlerin üretim kapasiteleri ve sevkiyat hacimlerinin yanında kapasite kullanım oranları, üretim deneyimi, satış sonrası hizmetleri ve bağımsız kuruluşlardan aldıkları sertifikalar da incelendi. Solar invertör sıralamasında dikkate alınan başlıca kriterler arasında şunlar yer aldı: Değerlendirme alanı İncelenen başlıklar Üretim Kapasite, deneyim ve kapasite kullanım oranı Teknoloji Ürün olgunluğu, verimlilik ve inovasyon Ar-Ge Araştırma bütçesi ve yeni ürün geliştirme kabiliyeti Finans Mali yapı ve uzun vadeli dayanıklılık Hizmet Satış sonrası destek ve yerel servis kapasitesi ESG Çevresel, sosyal ve yönetişim performansı Sertifikasyon Bağımsız kuruluşların test ve onayları Tedarik zinciri Dikey entegrasyon ve tedarik güvenliği Sungrow’un hem BESS hem de solar invertör kategorisinde lider olması, şirketin ürün tedariğinden uzun vadeli sistem işletmesine kadar uzanan geniş bir çözüm kapasitesine sahip olduğunu ortaya koydu. Sungrow A Sınıfı derecelendirme aldı Wood Mackenzie, Sungrow’u yaptığı kapsamlı değerlendirme sonucunda A Sınıfı kategorisinde derecelendirdi. Bu derecelendirmede teknoloji olgunluğu, Ar-Ge yatırımları, ürün güvenliği, dikey entegrasyon, tedarik zinciri dayanıklılığı, ESG performansı ve finansal güç gibi alanlar dikkate alındı. Araştırmada kullanılan veriler; üretici anketleri, kamuya açıklanan finansal bildirimler, Wood Mackenzie’nin sektörel veri tabanları ve şirketlerle gerçekleştirilen görüşmelerden derlendi. Sıralamaların enerji hizmeti şirketleri, bağımsız enerji üreticileri ve proje geliştiricileri için tedarikçi seçiminde karşılaştırmalı bir referans oluşturması hedefleniyor. “Müşteriler uzun vadeli destek sunan ortaklar arıyor” Sungrow’un Almanya, Avusturya, İsviçre, Benelüks, Nordik ülkeler ve Türkiye bölgelerinden sorumlu Avrupa Başkan Yardımcısı Moritz Rolf, Wood Mackenzie sıralamalarında elde edilen sonucun şirketin küresel enerji pazarındaki konumunu yansıttığını söyledi. Enerji projelerinin giderek büyüdüğünü ve teknik açıdan daha karmaşık hâle geldiğini belirten Rolf, müşterilerin gelişmiş teknolojinin yanında kanıtlanmış proje uygulama kabiliyeti ile uzun vadeli yerel destek sunabilen iş ortaklarına ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Araştırma sonuçları da enerji yatırımcılarının satın alma kararlarında sistemlerin bütün yaşam döngüsünü dikkate almaya başladığını gösterdi. Özellikle büyük ölçekli depolama projelerinde tasarım, devreye alma tecrübesi ve uzun vadeli işletme performansı, üreticileri birbirinden ayıran temel unsurlar arasına girdi. PowerTitan 3.0 büyük ölçekli projelere odaklanıyor Sungrow’un şebeke ölçeğindeki batarya depolama çözümlerinin merkezinde PowerTitan 3.0 platformu bulunuyor. Platform; farklı proje ihtiyaçlarına uyarlanabilen esnek konfigürasyonlarının yanında elektrik şebekesinin dengelenmesine yönelik gelişmiş özellikler sunuyor. Bunlar arasında şebekenin harici enerji kaynağı olmadan yeniden başlatılmasını sağlayan black start, atalet desteği ve milisaniye seviyesindeki gerilim regülasyonu yer alıyor. PowerTitan 3.0’ın ön kurulum ve ön devreye alma işlemlerinin fabrikada tamamlanması, sahadaki montaj süresinin kısaltılmasını ve sistemin daha hızlı işletmeye alınmasını sağlıyor. Şirket, sistem verimliliğini ve güvenliği artırmanın yanı sıra enerji depolama tesislerinin uzun vadeli işletme performansını geliştirmeye odaklanıyor. Masdar’dan 7,5 GWh’lik sipariş aldı Sungrow, PowerTitan 3.0 teknolojisi için Abu Dabi’de kurulacak gigawatt ölçekli, kesintisiz güneş enerjisi ve depolama projesi kapsamında Masdar’dan 7,5 GWh kapasiteli sipariş aldı. Güneş enerjisi üretimiyle batarya depolamayı aynı altyapıda birleştirecek projenin, yenilenebilir kaynaklardan günün 24 saati elektrik sağlanmasına yönelik büyük ölçekli uygulamalardan biri olması planlanıyor. Sungrow ayrıca 2026 yılı boyunca Avrupa genelinde toplam 10 GWh kapasiteli PowerTitan 3.0 teslimatı gerçekleştirmeyi öngörüyor. Şirketin enerji depolama sistemleri; güvenlik donanımları, kolaylaştırılmış devreye alma süreçleri ve sistemin bütün kullanım ömrünü kapsayan işletme-bakım hizmetleriyle destekleniyor. Avrupa’daki yerel yapılanmasını güçlendiriyor Sungrow, küresel üretim ve teknoloji kapasitesini Avrupa’daki bölgesel satış, servis ve teknik destek ekipleriyle birleştiriyor. Şirket; Birleşik Krallık, Belçika ve İspanya başta olmak üzere Avrupa’daki büyük ölçekli enerji projelerinde yer alıyor. Avrupa’nın yanı sıra Asya-Pasifik, Orta Doğu ve Latin Amerika’daki yüksek kapasiteli projeler de Sungrow’un enerji depolama portföyünün büyümesine katkı sağlıyor. Şirket, BloombergNEF değerlendirmelerinde de PV invertör, enerji depolama sistemi ve PCS kategorilerinde finansal güvenilirlik açısından öne çıkan markalar arasında gösteriliyor. Wood Mackenzie’nin iki ayrı sıralamasında elde edilen liderlik, Sungrow’un güneş enerjisinin elektrik şebekesine aktarılmasından fazla üretimin bataryalarda depolanmasına kadar uzanan enerji altyapısının iki kritik alanındaki konumunu güçlendirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arena, OpenAI Select Partner Unvanını Aldı Haber

Arena, OpenAI Select Partner Unvanını Aldı

Arena, OpenAI teknolojileriyle bugüne kadar çok sayıda kurumsal projeyi hayata geçirdi. Bu deneyim, kurumsal yapay zekada asıl zorluğun modelin kendisi değil; yapay zekayı kurumsal veriyle, iş süreçleriyle, regülasyon yükümlülükleriyle ve yönetim hesap verebilirliğiyle bağlayabilmek olduğunu gösteriyor. Arena Labs, yapay zekayı kurumsal kararlara dönüştürüyor Arena Labs, bu ihtiyaca yanıt olarak geliştirdiği AgentFlow platformu ile OpenAI dahil önde gelen yapay zeka modellerini finans, insan kaynakları, operasyon, satış, uyum ve müşteri deneyimi genelinde kuruma özgü, denetlenebilir kararlara dönüştüren bir orkestrasyon katmanı sunuyor. Arena, OpenAI, Claude, UiPath ve BytePlus gibi global çözümleri müşterilerine sunarken, kendi geliştirdiği yapay zeka ürünlerini de portföyüne ekleyerek kurumların yapay zeka ihtiyaçlarını stratejiden üretime uçtan uca karşılıyor. “Hedefimiz, yapay zekayı ölçülebilir iş sonucuna dönüştürmek” Konuyla ilgili açıklama yapan Arena CTO’su ve Arena Labs Genel Müdürü Barış Yeniçeri şunları söyledi: “OpenAI teknolojileriyle bugüne kadar birçok kurumsal proje hayata geçirdik; Select Partner unvanı, bu birikimi resmi bir iş ortaklığına taşıyor. 35 yılı aşkın dağıtım ve entegrasyon gücümüzle OpenAI çözümlerini lisanslamadan entegrasyona, danışmanlıktan teknik desteğe uçtan uca sunuyoruz. Hedefimiz, yapay zekayı her kurumun kendi işleyişine uyarlayarak ölçülebilir iş sonucuna dönüştürmek.” Arena, Select Partner unvanı ile birlikte sigortadan perakendeye, finanstan üretime tüm sektörlerdeki kurumlara OpenAI çözümlerini tek elden sunuyor: lisans temini, mimari tasarım, entegrasyon, güvenlik ve uyum danışmanlığı, kullanıcı eğitimi ve sürekli teknik destek. Arena Hakkında: Arena, 35 yılı aşkın süredir teknoloji dağıtımı, katma değerli çözümler ve kurumsal entegrasyon alanlarında faaliyet gösteren, Borsa İstanbul’da işlem gören bir teknoloji grubudur. Grup bünyesindeki Arena Labs Teknoloji Çözümleri A.Ş., yapay zeka tabanlı kurumsal ürünler geliştirmekte ve TÜBİTAK destekli Ar-Ge Merkezi ile Türkiye’nin yapay zeka ekosistemine katkı sağlamaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konya Büyükşehir’in Hayvan Yetiştiriciliği Eğitimleri Üreticiye Güç Katıyor Haber

Konya Büyükşehir’in Hayvan Yetiştiriciliği Eğitimleri Üreticiye Güç Katıyor

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Hayvancılıkta Türkiye’nin lider şehirlerinden olan Konya’mızın 31 ilçesinde, hayvancılığın gelişmesine yönelik çalışmaları eğitim faaliyetleriyle destekliyoruz. Amacımız hayvancılığı güçlendirirken üreticimizin emeğini korumak, bunun için köy köy, mahalle mahalle dolaşarak şehrimizin her köşesindeki çiftçimize ulaşmaya gayret ediyoruz. Üreticimizin emeğinin berekete dönüşmesi için desteklerimizi sürdüreceğiz” dedi. Konya Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı destekleyen eğitim, ekipman ve proje destekleriyle şehir ekonomisine, Türkiye’nin hayvancılığına ve tarımına katkı vermeyi sürdürüyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, hayvancılıkta verimliliğin artırılması, üreticilerin desteklenmesi ve kırsal kalkınmanın güçlendirilmesi noktasında ücretsiz olarak sağladıkları hayvan yetiştiriciliği hizmetlerinin büyük önem taşıdığını belirtti. “31 İLÇEMİZDEKİ ÇİFTÇİMİZE ULAŞIYORUZ” "Konya Modeli Belediyecilik" anlayışıyla her alanda olduğu gibi bu alandaki çalışmaların da titizlikle yürütüldüğünü vurgulayan Başkan Altay “Hayvancılıkta Türkiye’nin lider şehirlerinden olan Konya’mızın 31 ilçesinde, hayvancılığın gelişmesine yönelik çalışmaları eğitim faaliyetleriyle destekliyoruz. Amacımız hayvancılığı güçlendirmek, üreticimizin emeğini korumak, bunun için köy köy, mahalle mahalle dolaşarak şehrimizin her köşesindeki çiftçimize ulaşmaya gayret ediyoruz. Veteriner hekimlerimiz işletmelerde bakım, besleme, aşılama, hastalıklarla mücadele ve biyogüvenlik konularında üreticilerimize de yerinde destek veriyor. Ayrıca başta kadın çiftçilerimiz ve genç üreticilerimiz olmak üzere, danışmanlık ihtiyacı duyan tüm üreticilerimize eğitim ve teknik destek imkanı da sunuyoruz. Büyükşehir Belediyesi olarak üreticimizin emeğinin berekete dönüşmesi için desteklerimizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. BÜYÜKŞEHİR, ÜRETİCİLERLE SÜREKLİ İRTİBAT HALİNDE Konya Büyükşehir Belediyesi İlçe Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Tarımsal Eğitim Şube Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, Selçuklu Tömek Mahallesi'nde hayvansal üretim yapan Muzaffer Fındık’a teknik destekte bulundu. Sağlanan destek hakkında bilgi veren Uzman Veteriner Hekim Ekrem Yılmaz, her ihtiyaçlarında üreticilerin yanında olmaya çalıştıklarını vurgulayarak “Üreticilerle zaten sürekli irtibat halindeyiz. Bir sorun yaşandığında sahadaki veteriner hekimlerimiz ilk anda müdahale ediyor. Biz de analiz, test yapılması gerekiyorsa her türlü desteği veriyoruz. Asıl hedefimiz koruyucu hekimlik yaparak hastalıkların önüne geçmek. Bir anlamda sürü sağlığını koruyoruz. Elimizden geldiğince yetişmeye çalışıyoruz" dedi. “BÜYÜKŞEHİR AYAĞIMIZA KADAR GELİYOR” Üretici Muzaffer Fındık da hayvancılıkta veteriner harcamalarının önemli bir yer tuttuğunu belirterek, “Büyükşehir Belediyesi veteriner hekimleri her sorunumuzda yanımızda oluyor, ayağımıza kadar geliyor. Kan tahlili yapıyorlar, bakıyorlar, inceliyorlar varsa hastalık tespit ediyorlar ve tedavi ile ilaç öneriyorlar, ne para ne pul alıyorlar. Hastalık yayılmadan önlüyorlar. Bu işlemleri dışarıda yapsak dünya para veririz, bir de sürüyü düşünün, altından kalkamayız. Büyükşehir Belediyemize teşekkür ediyoruz” diye konuştu KONYA, HAYVANSAL ÜRETİMDE DE LİDER Konya, 2025 yılı verilerine göre 966 bin 37 baş ile büyükbaş hayvan sayısında Türkiye birincisi, 3 milyon 318 bin 481 baş ile küçükbaş hayvan sayısında ise Türkiye ikincisi konumunda bulunuyor. Konya Büyükşehir Belediyesi, hayvancılıkta öncü şehirlerden biri olan Konya'da hayvan yetiştiriciliği eğitimlerinin yanı sıra; yem bitkileri tohumu desteğinden süt toplama merkezlerine, tırnak kesim hizmetinden koç desteğine kadar birçok alanda sağladığı desteklerle hayvansal üretime katkı sunuyor. Proje kapsamında büyükbaş, küçükbaş, kanatlı hayvan yetiştiricileri ile arıcılık faaliyetinde bulunan üreticilere yönelik birçok analiz ve test ücretsiz olarak gerçekleştirilirken, veteriner hekimler tarafından koruyucu hayvan sağlığı, bakım, besleme, aşılama ve biyogüvenlik konularında da yerinde teknik destek sunuluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Almatis CEO’su Sönmez: Hedefimiz Türk Sermayesiyle Küresel Sanayide Standartları Belirlemek Haber

Almatis CEO’su Sönmez: Hedefimiz Türk Sermayesiyle Küresel Sanayide Standartları Belirlemek

OYAK bünyesinde yer alan Almatis, sanayi gücünü dünyaya taşıyan en önemli şirketlerden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Almatis CEO’su Anıl Sönmez, çalışmalarını alümina ve ötesine tasarladıklarını, pazara en yüksek kalite ve en güvenilir özellikli çözümleri pazara sunduklarını söyledi. Vizyonlarını yatırımlarla desteklediklerini belirten Sönmez, “Hedefimiz küreselde söz sahibi olmak, standartları belirlemek ve bu dönüşümü Türk sermayesi gücüyle gerçekleştirmek” dedi. Almatis CEO Sönmez, şirketin faaliyet alanları, ürün portföyü ve küresel ölçekteki konumuyla ilgili bilgi verdi. Almatis’in OYAK bünyesinde yer alan ve grubun küresel ölçekteki sanayi gücünü dünyaya taşıyan en önemli şirketlerden biri olduğuna dikkat çeken Sönmez, 2016 yılından bu yana coğrafi yaygınlık, sağladıkları teknoloiik katma değerle küresel yüzü olan OYAK’ın bir parçası olmaktan gurur duyduklarını dile getirdi. “Tutku, küresel kapsayıcılık, hesap verilebilirlik, dayanışma ve ekip ruhu”nun Almatis’i rekabette öne çıkaran temel unsurlar olduğunu anlatan Anıl Sönmez, “Bizi farklı kılan temel unsur yalnızca ürün kalitesi değil, teknik derinlik, müşteriyle bire bir çalışma kültürü ve uzun vadeli iş ortaklığı anlayışıdır. Bu değerler, Almatis’i yalnızca bir hammadde tedarikçisi değil, müşterilerinin teknolojik gelişim yolculuğunda güvenilir bir çözüm ortağı haline getiriyor” diye konuştu. “Yatırımlarla alümina üretimi ve ötesini tasarlıyoruz” Almatis’in alümina üretiminde küresel ve entegre bir operasyonel ağa sahip bir şirket olduğunu ifade eden Anıl Sönmez, vizyonları doğrultusunda “Alümina ve ötesini tasarlıyoruz. Halihazırda pazara en yüksek kalite ve en güvenilir özellikli alümina çözümlerini sunuyoruz. Bununla yetinmiyor; alümina dışı yeni ürün alanlarında da aktif çalışmalar yürütüyoruz. Son yıllarda bu vizyonu somut yatırımlarla destekledik” bilgisini verdi. Sönmez, 2022 yılında Hindistan’da yeni bir entegre tabular alümina üretim tesisini devreye aldıklarını, 2025 yılında Almatis ABD Arkansas tesisinde kalsine alümina kapasite artış projesini başarıyla tamamladıklarını hatırlatarak, yine aynı yıl Çin tesisinde yeni bir kalsine alümina tesisinin temelini attıklarını ve bu yatırımın 2027’de devreye girmesinin öngörüldüğünü söyledi. Anıl Sönmez, söz konusu tesisin özellikle yarı iletkenler, elektrikli araç bataryaları ve yüksek performanslı elektronik ürünler için kritik bir hammadde üreteceğini, bu yatırımlarla yalnızca kapasite artırımı olarak değil, teknolojik ilerlemeye ve sürdürülebilir ekonomik gelişime katkı olarak gördüklerini dile getirdi. Sönmez, “Bu yatırımlar, Türk ve OYAK bayraklarımızı dünyanın dört bir yanında dalgalandırma isteğimizden güç alıyor. Diğer bölgelerde de benzer kapasite artırımı ve optimizasyon çalışmalarımız devam ediyor” dedi. Yüz yılı aşkın süredir küresel lider ve yerel tedarikçi Küresel ölçekte Almatis’in gücünü yerel ihtiyaçlara hızlı, güvenilir ve teknik olarak doğru çözümler sunmak için kullandıklarının altını çizen Anıl Sönmez, “Almatis olarak kendimizi yıllardır şu şekilde tanımlıyoruz: ‘Yüz yılı aşkın süredir küresel lider, yerel tedarikçi.’ Küresel ölçekteki gücümüzü; yerel ihtiyaçlara hızlı, güvenilir ve teknik olarak doğru çözümler sunmak için kullanıyoruz” diye konuştu. Almatis için inovasyonun laboratuvardan sahaya uzanan ve müşteriyle birlikte şekillenen bir süreç olduğunu anlatan Anıl Sönmez, araştırmalarda Almatis müşterilerinin yüzde 90’ınının şirketin inovasyon yetkinliğini iyi veya mükemmel seviyede değerlendirdiğini, söz konusu araştırma sonuçlarının şirketin yalnızca yüksek kaliteli ürünler sunan bir tedarikçi olmadığını, teknik bilgi birikimiyle müşterileriyle birlikte geliştiren, müşteriye göre üreten (customization), müşteriyi dinleyen, anlayan ve onun başarısı için birlikte çalışan çözüm üreten ve değer oluşturan bir partner olduğunu açıkça ortaya koyduğunu söyledi. OYAK bünyesinde Akdeniz Chemson ile stratejik ortaklık İnovasyonun sahadaki ihtiyaçları 100 yılı aşkın birikimle derinlemesine anlamaktan geçtiğine inandıklarına işaret eden Anıl Sönmez, “Büyümeyi yalnızca kapasite artışıyla değil, doğru iş birlikleri ve güçlü dağıtım ağlarıyla destekliyoruz. Son dönemde bu anlayışla; Afrika, Kuzey Amerika ve Avrupa’da yeni iş ortaklarıyla anlaşmalar imzalayarak küresel erişimimizi daha da genişlettik. Bu adımlar, müşterilerimize bulunduğumuz her pazarda daha yakın olmak ve yerel ihtiyaçlara daha hızlı yanıt verebilmek açısından stratejik önem taşıyor” dedi. OYAK bünyesinde şirketler arası birlikteliğe de önem verdiklerini kaydeden Sönmez, bu çerçevede Akdeniz Chemson ile Güney Amerika’da stratejik bir ortaklığa imza attıklarını, OYAK çatısı altında geliştirilen bu tür sinerjilerin küresel pazarlarda ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir değere dönüştüğüne inandıklarını belirtti. Sönmez, “Ürünlerimizin yanında kurduğumuz iş birlikleriyle de küresel ölçekte büyüyen ve etkisini her geçen gün artıran bir sanayi şirketi olmanın gururu yaşıyoruz” şeklinde konuştu. “Zorlukları güçlü operasyonel ağımızla aşıyoruz” Son yıllarda ortaya çıkan pandemi, jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve küresel ekonomik belirsizlikler nedeniyle tüm değer zincirleri için oldukça zorlu geçtiğini hatırlatan Anıl Sönmez, söz konusu dönemde Almatis’in en büyük avantajının güçlü ve dengeli küresel operasyonel ağı olduğunun altını çizdi. Yerel üretim ve küresel marka yaklaşımlarının müşterilere her koşulda güvenilir tedarik sağlamaya olanak tanıdığına vurgu yapan Sönmez, “Ürün ambalajından depo yönetimine, dağıtım ağından lojistik optimizasyona kadar tedarik zincirinin her halkasını titizlikle ele alıyor ve sürekli geliştiriyoruz. Bu yaklaşımı sahada her gün ispatlıyoruz. Almatis’te teknik destek, sadece bir hizmet değil; müşterilerimizin rekabet gücünün bir parçasıdır” dedi. Almatis’te sürdürülebilirlik temel kriterlerinden biri Misyon NötrAL (Mission NeutrAL) adını verdikleri sürdürülebilirlik programının ekip çalışmasıyla şekillendiğini dile getiren Anıl Sönmez, inovasyon projelerinde sürdürülebilirliğin temel kriterlerden biri olduğunu ve Almatis’in sürdürülebilirlikte hiçbir zaman bir kontrol listesi maddesi olmadığını, çalışanların güçlü talepleriyle hayata geçtiğini kaydetti. Almatis’in Avrupa ve ABD tesislerinde üretilen tüm ürünlerin, bağımsız üçüncü taraflarca doğrulanmış CO₂ eşdeğeri değerlerini talep eden müşterilerilerle paylaştıklarını anlatan Sönmez şöyle konuştu: “Sürdürülebilirliği yalnızca kendi operasyonlarımızla sınırlı görmüyoruz. ECO‑TAB® ve düşük karbonlu alüminalarımız, bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor. Refrakter üreticileri tarafından kullanılan ECO‑TAB® tabular alüminaları, bu müşterilerimizin ürünleri aracılığıyla çelik üreticilerine önemli operasyonel faydalar sunuyor. Çelik üreticileriyle gerçekleştirdiğimiz uygulama testleri, ECO‑TAB® içeren refrakter malzemelerin kullanımı sayesinde yıllık toplam malzeme tüketiminin yüzde 4,7 oranında azaltılabildiğini, aynı zamanda proseslerde önemli düzeyde enerji verimliliği sağlanabildiğini ortaya koyuyor. Bu sonuçlar, çevreci çözümlerin mutlaka ek maliyet anlamına gelmediğini; doğru malzeme ve doğru tasarımla hem karbon ayak izinin hem de toplam işletme maliyetlerinin eş zamanlı olarak düşürülebileceğini net bir şekilde gösteriyor.” Hedef Türk sermayesinin gücüyle küreselde söz sahibi olmak En güçlü oldukları alanın özellikli alümina olduğunu, ancak mevcut stratejinin bununla sınırlı kalmadığını belirten Anıl Sönmez, gelecek yıllarda ürün portföyünü, alüminanın ötesine geçen yeni materyallerle genişleterek farklı endüstrilere daha kapsamlı çözümler sunmayı hedeflediklerini söyledi. Sönmez, “Almatis’i önümüzdeki 10–20 yıllık dönemde, birçok stratejik endüstride teknik referans noktası olarak kabul edilen, müşterilerinin üretim süreçlerini ve performansını şekillendiren bir şirket olarak konumlandırıyoruz. Bu vizyon, yalnızca ürün çeşitliliğini artırmaya değil; teknoloji, inovasyon ve sürdürülebilirlik odağında derinleşmeye dayanıyor” dedi. Almatis’in yolculuğunda sahip oldukları yapının kendilerine güç verdiğine vurgu yapan Sönmez, bir Türk şirketi olarak OYAK 2030 stratejisi doğrultusunda uzun vadeli bakabilen, yatırım yapabilen ve ölçeklenebilen bir yapıyla hareket ettiklerini kaydetti. Almatis CEO’su Anıl Sönmez, “Önümüzdeki dönemde Almatis; alüminadaki liderliğini korurken, ileri malzeme alanında iddiasını büyüten, küresel etkisini daha görünür ve daha güçlü kılan bir şirket olacak. Hedefimiz yalnızca büyümek değil; küresel sanayide söz sahibi olmak, standartları belirlemek ve bu dönüşümü Türk sermayesinin gücüyle gerçekleştirmek” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GE Aerospace ile Türk Hava Yolları Teknik’ten Türkiye’de Elektronik MRO Hamlesi Haber

GE Aerospace ile Türk Hava Yolları Teknik’ten Türkiye’de Elektronik MRO Hamlesi

GE Aerospace (NYSE: GE) ve Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. bugün, Veri Bağlantısı Kontrol ve Görüntüleme Üniteleri (DCDU) için GE Aerospace’in yetkili bakım, onarım ve revizyon (MRO) desteğini ilk beş yıllık süre için genişletecek bir Hizmet ve Lisans Anlaşması imzaladıklarını duyurdu. Bu anlaşma, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’nin, dünyanın önde gelen havacılık hizmetleri sağlayıcılarından biri olarak İstanbul’da yer alan dünya standartlarındaki tesislerinden yerli ve küresel havayolu müşterilerine OEM onaylı hizmetler sunmasını sağlıyor. Anlaşma kapsamında GE Aerospace Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’ye; özel test ekipmanları, OEM parçaları ve yapılandırılmış teknik destek sağlayacak. GE Aerospace’in teknik verileri ve teknik bilgisinin lisanslanmasını içeren bu ortaklık, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.'nin GE Aerospace tarafından yetkilendirilmiş DCDU MRO işlemlerinin en yüksek küresel standartlara uygun olarak gerçekleştirilmesini sağlayacak ve kokpit veri bağlantısı iletişim ekipmanları için güvenilir, yüksek performanslı bakım hizmeti sunacak. Yasin Birinci, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. Genel Müdür (Mühendislik ve Planlama) Yardımcısı yaptığı açıklamada, “Bu anlaşma, elektronik hizmet kapasitemizi genişletme yolunda önemli bir adım. GE Aerospace ile imzaladığımız bu anlaşma sayesinde müşterilerimize daha kapsamlı uçak bakım hizmetleri sunacak olmaktan mutluluk duyuyoruz. İş birliğimiz öncelikli olarak hizmet kullanılabilirliğini artırarak havayolu işletmelerinin uçak duruş sürelerini azaltmalarına ve filo performanslarını optimize etmelerine yardımcı olacak, ” dedi. Kris Shepherd, GE Aerospace Elektrik Güç Sistemleri Başkanı ve Genel Müdürü, gerçekleştirilen bu anlaşmanın önemini, “GE Aerospace olarak Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. ile uzun süredir devam eden ortaklığımızı genişletmekten gurur duyuyoruz. Bu iş birliği, elektronik hizmetlerini müşterilere daha yakın hale getirmekte ve Türkiye’nin havacılık ekosistemini daha da güçlendirmektedir. Küresel DCDU onarım kapasitesinin genişletilmesini destekleyerek bölgesel erişimi artırmayı ve hizmet sürekliliğini güçlendirmeye kararlıyız,” sözleriyle ifade etti. DCDU, kokpit veri bağlantısı iletişimini destekleyerek uçuş ekiplerinin modern uçak iletişim sistemlerinin bir parçası olarak dijital mesajları yönetmesine yardımcı olur. GE Aerospace tarafından yetkilendirilmiş DCDU MRO kapasitesinin dahil olmasıyla birlikte, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. küresel onarım kapasitesinin artırılmasına, operatörler için onarım sürelerinin kısaltılmasına ve dünya çapındaki havayolları için uzun vadeli hizmet erişilebilirliğinin sağlanmasına katkıda bulunacaktır. Anlaşma; özel test ekipmanlarına, OEM (orijinal ekipman üreticisi) parçalarına ve güçlü teknik desteğe erişimi içermekte olup, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’nin İstanbul’daki son teknoloji merkezlerinden küresel havayollarına yönelik elektronik bakım onarım kabiliyetlerini verimli bir şekilde genişletmesine olanak tanımaktadır. GE Aerospace, 60 yıldır Türkiye’nin güvenilir bir ortağıdır. İstanbul, Ankara ve Gebze’deki ofis ve tesisleriyle GE Aerospace’in Türkiye’deki 500 çalışanı ile ülke genelindeki 3100’den fazla ticari ve savunma motorundan oluşan kurulu filoyu desteklemektedir. Türkiye Teknoloji Merkezi’ndeki yüksek nitelikli mühendisler, GE Aerospace’in yeni motor programları, yazılım geliştirme ve katmanlı imalat gibi küresel mühendislik çalışmalarına katkıda bulunarak ülkenin gelişmiş bir havacılık merkezi olma konumunu desteklemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.