Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknik Uzmanlık

Kapsül Haber Ajansı - Teknik Uzmanlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknik Uzmanlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nadir Elementler Türkiye Sigorta Sektörü için  Bir Fırsat Penceresi Sunuyor Haber

Nadir Elementler Türkiye Sigorta Sektörü için  Bir Fırsat Penceresi Sunuyor

Daha da önemlisi, Türkiye, bu alanda erken uzmanlaşırsa sadece yerel riskleri sigortalayan değil; bölgesel ölçekte bilgi üreten ve reasüransla daha sofistike çalışan bir merkez haline gelebilir.” dedi. Son dönemde enerji dönüşümü, savunma sanayi, elektronik üretimi ve ileri teknolojinin kritik girdisi haline gelen nadir toprak elementleri, içerdiği önem ve kullanım alanları açısından sigorta sektörünün de gündeminde yer alıyor. Nadir toprak elementlerinin gelişimi ile birlikte mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel sorumluluk, işveren sorumluluğu, siber, siyasi risk ve proje sigortaları tarafında büyüme alanları söz konusu. Bu elementlerin yoğun kullanıldığı sektörlerde artan taleple birlikte, riskin artık daha dinamik fiyatlanması gereği ortaya çıkıyor. Jeopolitik gelişmeler ve tedarik zincirine yönelik yeni senaryolar olmalı Nadir toprak elementlerinin sigorta sektörü açısından önemini değerlendiren IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “Bugün en temel kırılganlık; nadir toprak elementlerinde üretim ve işlemenin birkaç ülke ve birkaç tesis etrafında yoğunlaşması. OECD’ye göre, nadir toprak elementleri ile lityumda küresel üretimin yüzde 90’dan fazlası üç üretici ülkede toplanıyor; Çin tek başına küresel nadir toprak arzının yaklaşık yüzde 70’ini üretiyor. Aynı dönemde, 2021-2023 arasında sanayi tipi hammaddelerin küresel ticaretinin yüzde 14’ü en az bir ihracat kısıtlamasına maruz kaldı; nadir toprak ticaretinde bu oran yüzde 46’ya ulaştı. Bu tablo, sigorta sektöründe tedarik kesintisi riski, politik risk, ticari kredi riski, fiyat oynaklığı riski ve contingent business interruption dediğimiz dolaylı iş durması risklerini daha görünür hale getiriyor. İhracat lisansının gecikmesi, jeopolitik bir kararın tedarik akışını bozması ya da belirli bir mıknatıs bileşenine erişimin yavaşlaması halinde, otomotivden rüzgâr enerjisine kadar çok sayıda sektörün üretim planının sekteye uğraması da söz konusu. IEA’nın son değerlendirmeleri, Çin’in 2025’te nadir topraklar ve ilgili ekipmanlar üzerindeki yeni ihracat kontrollerinin enerji, otomotiv, savunma, yarı iletken ve havacılık tedarik zincirleri üzerinde doğrudan etkili olabileceğini gösteriyor. Bu da sigortacıların klasik mülkiyet hasarı yaklaşımından çıkıp, jeopolitik gelişmeler ve tedarik zinciri bağımlılığı temelli yeni senaryolar kurmasını zorunlu hale getiriyor” dedi. 2050’ye kadar 3 milyar tonun üzerinde mineral ve metal ihtiyacı doğacak Murat Çiftçi, temiz enerji ve ileri teknoloji yatırımları büyüdükçe, nadir topraklara olan talebin de hızlandığına dikkat çekerek, “IEA’ya (Uluslararası Enerji Ajansı) göre net sıfır senaryosunda 2040’a kadar nadir toprak elementlerine yönelik talep yaklaşık iki katına çıkıyor; Dünya Bankası da temiz enerji dönüşümü için 2050’ye kadar birçok kritik mineral üretiminde yüzde 500’e yakın artış gerekeceğini ve 3 milyar tonun üzerinde mineral ve metal ihtiyacı doğacağını ortaya koyuyor. Bu tablo sigorta şirketlerine şunu söylüyor: Artık geçmiş yılların istatistiğiyle fiyat vermek yeterli değil; senaryo bazlı, stres testli ve tedarik zinciri entegre modelleme gerekiyor. Örneğin batarya, rüzgâr türbini, savunma elektroniği ya da ileri üretim yapan bir tesis sigortalanırken yalnızca fiziksel varlık değeri değil; kullanılan kritik mineralin tedarik kaynağı, stok süresi, ikame edilebilirliği, tek ülkeye bağımlılık oranı ve alıcı-satıcı sözleşmelerinin esnekliği de fiyatlamaya girmeli. Çünkü aynı fabrika binası iki şirkette aynı görünse de, birinin üç farklı coğrafyadan tedariki varken diğerinin tek kaynağa bağlı olması, risk profilini ciddi biçimde değiştirir. Önümüzdeki dönemde poliçe fiyatlamasında supply chain mapping, parametrik tetikleyiciler, daha sık güncellenen stok/değer beyanları ve proje bazlı teknik underwriting öne çıkacaktır” dedi. Birikimli risk hesabı daha kritik hale geliyor “Nadir topraklar artık yalnızca emtia değil; aynı zamanda stratejik güvenlik meselesi” diyen Murat Çiftçi, şunları söyledi: “OECD verileri, üretim yoğunlaşmasının ve ihracat kısıtlamalarının arttığını; IEA ise son dönemdeki ihracat kontrollerinin küresel değer zincirlerinde ciddi operasyonel aksamalara yol açabileceğini söylüyor. Böyle bir ortamda reasürörler, sadece tekil bir yangın veya makine kırılması hasarına bakmıyor; aynı zamanda aynı jeopolitik olayın birden fazla ülkedeki birden fazla sigortalıyı aynı anda etkileme ihtimalini de değerlendiriyor. Bu, reasürans açısından accumulation risk yani birikimli risk hesabını daha kritik hale getiriyor. Bunun doğal sonucu olarak, özellikle maden, işleme, kritik mineral lojistiği ve bu minerallere bağımlı ileri sanayi risklerinde reasürans kapasitesi daha seçici hale gelebilir. Teknik bilgi seviyesi düşük, tedarik çeşitliliği zayıf veya ESG uyumu sınırlı riskler için fiyatın yükselmesi; bazı durumlarda muafiyetlerin artması ya da alt limit uygulanması şaşırtıcı olmaz. Buna karşılık, tedarik zincirini çeşitlendirmiş, çevresel yönetimini güçlendirmiş, siber olgunluğu yüksek ve şeffaf veri paylaşımı yapan şirketler reasürans piyasasında daha olumlu ayrışacaktır. Kısacası artık reasürans fiyatı yalnızca hasar geçmişiyle değil, jeopolitik dayanıklılık ve yönetişim kalitesiyle de şekilleniyor.” Sadece poliçe yetmiyor, risk mühendisliği daha değerli hale geliyor Nadir toprak elementlerine yönelik sunulan sigorta çözümlerine değinen Murat Çiftçi, “Standart ürünlerin ötesine geçen özel sigorta çözümleri gündeme geliyor. Örneğin kritik mineral üreticileri için çevresel sorumluluk ve maden kapatma sonrası yükümlülükleri daha iyi kapsayan poliçeler, işleme tesisleri için tedarik zinciri kesintisine duyarlı paketler, enerji ve batarya üreticileri için kritik mineral bağımlılığına göre yapılandırılmış teminatlar geliştirilebilir. Bunun yanında, parametrik ürünler, siyasi risk ve ticari kredi ile entegre yapılar, hatta stratejik stokların korunmasına yönelik daha niş çözümler de gündeme gelebilir. Diğer taraftan danışmanlık konusu da bu noktada önemli. Çünkü müşteriler artık sadece poliçe satın almak istemiyor; risk haritasını görmek, hangi ülkede ne kadar bağımlı olduğunu anlamak da gerekiyor. Bu nedenle broker ve sigortacılar için risk mühendisliği, tedarik zinciri görünürlüğü, siber olgunluk analizi, ESG uyum danışmanlığı ve stres testi hizmetleri çok daha değerli hale geliyor. Bence bu alanda kazanan kurumlar, sadece kapasite sunan değil; müşteriye stratejik karar desteği veren kurumlar olacak” dedi. Türkiye bölgesel ölçekte merkez haline gelebilir Murat Çiftçi, Türkiye’nin nadir toprak elementleri alanındaki potansiyel fırsatlarına yönelik de şunları söyledi: “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Eskişehir Beylikova sahasında yaklaşık 694 milyon tonluk bir kaynak tespit edildi; bu sahada yıllık 570 bin ton cevher işleme, yaklaşık 10 bin ton nadir toprak oksidi üretimi ve 17 elementten 10’unun üretilebilir hale gelmesi hedefi paylaşıldı. Bu tablo, Türkiye’de yalnızca madencilik değil; işleme, rafinasyon, ileri malzeme, mıknatıs, savunma ve temiz enerji sanayii açısından da yeni bir ekosistem oluşturma potansiyeline işaret ediyor. Öte taraftan nadir toprak elementleri mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel sorumluluk, işveren sorumluluğu, siber, siyasi risk ve proje sigortaları tarafında büyüme alanı sunuyor. Daha da önemlisi, Türkiye bu alanda erken uzmanlaşırsa sadece yerel riskleri sigortalayan değil; bölgesel ölçekte bilgi üreten ve reasüransla daha sofistike çalışan bir merkez haline gelebilir. Bu da Türkiye sigorta piyasası için sadece bir büyüme fırsatı değil, aynı zamanda teknik uzmanlık ve stratejik konumlanma fırsatını beraberinde getiriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB Yarım Asırlık İki Devasa Senkron Motoru Yeniledi Haber

ABB Yarım Asırlık İki Devasa Senkron Motoru Yeniledi

İsviçre merkezli otomasyon ve elektrifikasyon teknolojileri lideri ABB, Türkiye’nin önde gelen petrokimya şirketlerinden birine ait 7 MW ve 2,65 MW gücündeki iki senkron motorun kapsamlı yenileme ve modernizasyon çalışmalarını başarıyla tamamladı. 1978 yılında imal edilen motorların stator, rotor ve ikaz sistemleri dahil olmak üzere tüm sargıları ve ilgili komponentleri tamamen yenilendi. ABB’nin İzmir’deki tesisinde gerçekleştirilen proje, klasik bir onarım sürecinin ötesine geçerek kapsamlı bir modernizasyon projesi olarak yürütüldü. Toplam 16 haftada tamamlanan projede, servis merkezinde görev yapan ekipler koordineli şekilde çalıştı. Süreç boyunca sürekli olarak sekiz kişilik uzman ekip projede görev alırken, belirli dönemlerde servis merkezindeki tüm ekip projeye destek verdi. ABB Türkiye Hareket Servis Operasyonları ve İzmir Şube Müdürü Tamer Kuzgunkaya, projeye ilişkin değerlendirmesinde, “50 yıla yakın süredir işletmede olan bu motorların, orijinal tasarım ve mühendislik kriterlerine birebir uygun veya daha üstün malzemeler kullanılarak yenilenmesi yüksek teknik uzmanlık ve disiplinli koordinasyon gerektiriyor. Satış ve satın alma süreçlerinden İzmir tesisimizdeki demontaj, ekspertiz ve onarım çalışmalarına; sahadaki demontaj ve montaj operasyonlarına kadar tüm ekiplerimiz tam uyum içinde çalıştı. Bu projeyi başarıyla tamamlamamız, teknik yetkinliğimizin ve organizasyonel gücümüzün somut bir göstergesidir” ifadelerini kullandı. Bu motorlar senkron motor karakteristiğine sahip olmaları ve 214 rpm ile 333 rpm gibi oldukça düşük devirlerde çalışmaları nedeniyle son derece yüksek tork gereksinimine sahip bulunuyor. Bu gereksinim, rotor–stator geometrilerinin boyutlandırılmasından fiziksel hacimlerine kadar birçok mühendislik parametresini doğrudan etkiliyor. Ağırlıkları 75 ve 43 ton olan bu motorların tüm sargı ve komponentlerin tamamen yenilenmiş olması projeyi standart bir bakım çalışmasının ötesine taşıyor. Kapsamlı bir modernizasyonu içeren bu proje, büyük ölçekli senkron motorlarda kapsamlı sargı yenileme ve modernizasyon alanında ABB’nin mühendislik kapasitesini ve servis organizasyonunun koordinasyon gücünü ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa'nın Şarj Ekosisteminde Türk İmzası Haber

Avrupa'nın Şarj Ekosisteminde Türk İmzası

Türkiye'nin enerji teknolojileri alanındaki en köklü markalarından Tunçmatik, 1969'davoltaj regülatörü üretimiyle başlayan yolculuğunu bugün elektrikli araç şarj çözümlerinden güneş enerjisine, UPS sistemlerinden enerji depolama teknolojilerine uzanan bütünleşik bir inovasyon ekosistemine dönüştürdü. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer, Tunçmatik'in kuruluşundan bu yana değişmeyen temel yaklaşımını şöyle özetliyor: "Elektrik enerjisindeki sorunlara çözüm üretmek bizim için 56 yıldır değişmeyen bir misyondur." Tunçmatik, Türkiye'nin teknoloji evrimindeki her kritik aşamada aktif bir rol oynadı. Televizyonların ilk kez evlere girdiği dönemde voltaj sorunu çözümleriyle sektöre giriş yapan şirket, 1980'lerde enerji darboğazında alternatör ve jeneratör üretimine yöneldi. 1990'larda bilgisayarların yaygınlaşmasıyla UPS üretimine başladı. 2000'li yıllarda güneş enerjisine odaklanarak Türkiye'nin ilk büyük GES projelerine imza attı. Bugün ise elektrikli araç şarj teknolojilerinde Türkiye'nin en geniş ürün gamına sahip yerli üreticilerinden biri olarak büyüyor. Şarj Altyapısında Sürdürülebilir ve Ölçeklenebilir Büyüme EPDK lisanslı şarj ağı işletmecisi Tunçmatik Charge Teknolojileri A.Ş., halihazırda Türkiye genelinde 26–27 şehirde 380'in üzerinde noktada hizmet veriyor. Şirket,2026'da ise 1.000'in üzerinde istasyona ulaşmayı hedefliyor. Bu büyüme modeli yalnızca istasyon sayılarına dayanmıyor; doğru lokasyon seçimi, kesintisiz hizmet, verimlilik ve uzun vadeli işletme kabiliyeti Tunçmatik'in temel stratejisini oluşturuyor. Güç elektroniğinde yarım asırlık uzmanlık ve 81ile yayılan servis altyapısı Tunçmatik'i sektörde rakipsiz bir operasyonel güç haline getiriyor. Avrupa Stratejisinde Yeni Dönem: Bulgaristan'da Şirket Kuruldu Tunçmatik'in Avrupa'da yükselen talebi karşılamak ve bölgesel operasyonlarını güçlendirmek amacıyla Bulgaristan'da şirket kuruluşunu tamamlaması, uluslararası büyüme stratejisinin en kritik adımı olarak konumlanıyor. Bu yeni yapılanma, Tunçmatik'in Avrupa'daki müşterilerine daha hızlı, doğrudan ve sürdürülebilir hizmet sunmasını sağlayacak bir operasyon üssü niteliği taşıyor. Tunçmatik bugüne kadar İtalya'nın Messina ve Napoli belediyeleri için kurduğu elektrikli araç şarj altyapılarıyla Avrupa'da önemli referanslar elde etti. Aynı şekilde Afrika'da global bir otomotiv markasına sağladığı tedarik desteği de şirketin uluslararası kalite standartlarını ve teknolojik yeterliliğini ortaya koydu. Bulgaristan yapılanması ise bu güçlü referansların üzerine inşa edilerek Tunçmatik'in Avrupa pazarındaki varlığını daha sistematik, daha hızlı ve daha rekabetçi bir modele taşıyor. Türkiye, Elektrikli Araç Dönüşümünde Öncü Ülkeler Arasında Elektrikli araç sahipliği Türkiye'de dünya ortalamasının üzerinde bir hızla büyüyor. Satılan her 100 yeni aracın yaklaşık 20'sinin elektrikli olması, şarj altyapısının önemini artırıyor. Bu hızlı büyüme, sektör içinde teknik yeterliliği olmayan firmaların elenmesini de beraberinde getiriyor. Mehmet Özer, sektörün gerektirdiği derin uzmanlık ve yatırım ihtiyacına dikkat çekerek, "Bu iş sadece donanım kurmak değildir; güçlü finansal yapı, teknik uzmanlık, AR-GE, servis kabiliyeti ve sürdürülebilir yatırım vizyonu gerektirir" diyor. Yeni Enerji Çağının Entegre Ekosistemi Tunçmatik'in gelecek vizyonu, enerjinin üretildiği, depolandığı, dönüştürüldüğü ve akıllı biçimde yönetildiği bütüncül bir enerji ekosistemi oluşturmak üzerine kurulu. Güneş enerjisi teknolojileri, lityum batarya sistemleri, UPS çözümleri ve elektrikli araç şarj platformlarıyla şirket, yeni enerji paradigmasının tüm bileşenlerini kapsayan geniş bir teknoloji yaklaşımı benimsiyor. Mehmet Özer: "Gelecek elektriğin yüzyılı olacak" Tunçmatik'in dünyanın yaklaşık 30 ülkesine ürün ihraç eden bir marka olduğunu ifade eden Özer enerji sektöründeki dönüşüme göre şirketin hedeflerini de yeniledikleri ifade etti. Özer şöyle konuştu: "Gelecek, tam anlamıyla elektriğin yüzyılı olacak. Hibrit solar inverterler ve lityum bataryalarla enerji bağımsız evler artık mümkün hale geldi. İnsanların şebekeye bağımlılığının azaldığı, kendi elektriğini üreten, depolayan ve yöneten yapıların yaygınlaştığı bir döneme giriyoruz. Bu yalnızca konutlar için değil; işletmeler, sanayi tesisleri ve lojistik merkezleri için de geçerli olacak. İnsanlar artık bağımlılıktan hoşlanmıyor. Elektrikli araç dönüşümü binek otomobillerle sınırlı kalmayacak. Yakında otobüs ve kamyon filolarında, liman ve marina uygulamalarında, maden ve endüstriyel sahalarda elektrikli taşıtların ve onlara özel şarj çözümlerinin hızla arttığını göreceğiz. Bugün elektrikli tekneler piyasada, elektrikli uçak çalışmalarında ise büyük ilerleme var. Şarj işi artık sadece aracı fişe takmak değil. Enerji yönetimi, filo optimizasyonu, yazılım ve veri analitiği ile iç içe bir yapıya dönüşüyor. Elektriğin üretimi, depolanması, kalitesi, güvenliği ve akıllı yönetimi önümüzdeki yılların en stratejik başlıkları olacak. Tunçmatik olarak biz de bu resimde güvenli, akıllı ve sürdürülebilir enerji çözümleriyle hem Türkiye'de hem uluslararası pazarlarda ön sıralarda yer almak istiyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknolojide Kadın Derneği, “Teknolojinin Liderleri” Programının Yeni Dönemini Başlattı Haber

Teknolojide Kadın Derneği, “Teknolojinin Liderleri” Programının Yeni Dönemini Başlattı

Teknolojide Kadın Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney tarafından inşa edilen bu program, 2024 yılında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın açılış konuşmasını yaptığı ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran basın lansmanıyla duyurulmuş; kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinin güçlü bir örneği olarak konumlanmıştı. Yeni dönemde “Teknolojinin Liderleri”, bu güçlü zeminin üzerine inşa edilerek yoluna devam ediyor. Bu yıl program; siber güvenlik, makine öğrenmesi ve veri analitiği gibi Türkiye’nin dijital dönüşüm ve rekabet gücü açısından kritik öneme sahip alanlara odaklanıyor. Seçkin Bir Yetenek Havuzu ile Yoğunlaştırılmış İlk Faz Programın ilk fazında yer alan 63 öğrenci, Türkiye’nin teknoloji ekosisteminin ihtiyaç duyduğu yüksek potansiyelli ve seçkin bir yetenek havuzu olarak; tamamen ücretsiz, yoğunlaştırılmış ve uygulama odaklı bir eğitim sürecine dahil oldu. Bu faz, yalnızca bir eğitim başlangıcı değil; gençlerin erken kariyer döneminde stratejik teknoloji alanlarında derinleşmelerini, analitik düşünme becerilerini güçlendirmelerini ve uzun vadeli kariyer yolculuklarını sağlam temeller üzerine inşa etmelerini sağlayan kritik bir gelişim aşaması olarak kurgulandı. Program Liderliği Bu Yıl OBSS İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sühendan Işık’ta Programın bu yılki liderliğini, OBSS İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sühendan Işık üstleniyor. Sühendan Işık liderliğinde yürütülen bu dönem; gençlerin yalnızca teknik uzmanlık kazanmasının yanı sıra; stratejik düşünme, analitik bakış açısı, problem çözme, organizasyonel farkındalık ve liderlik refleksi geliştirmelerini hedefleyen bütüncül bir yetkinlik modeli üzerine inşa ediliyor. Program, katılımcıları teknoloji dünyasında yalnızca uygulayıcı değil; sorgulayan, yön veren ve etki yaratan bireyler olarak konumlandırmayı amaçlıyor. Teknoloji Ekosisteminden Güçlü Kurumsal Destek Bu yıl projede destekçi kurum olarak yer alan ve gençleri sahiplenen markalar; Akbank, Adeo, Arksigner, Commencis, Dorçe Prefabrik, Ekşi Sözlük, EnerjiSA, Esas Holding, Gtech, Hitit Bilgisayar, Join Us, Kayalar Kimya, Lenovo, Linktera, Mastercard, MediaMarkt, OBSS, Penta Teknoloji, Pera Özel Eğitim Kurumları, QNB Finansbank, Sahibinden.com, SEM, Sun Tekstil, Teknosa, Ülker, Vodafone. Bu geniş destek ağı, “Teknolojinin Liderleri” programının çok disiplinli yapısını ve özel sektörün genç yeteneklerin gelişimine yönelik güçlü sahiplenmesini ortaya koyuyor. Teknolojide Kadın Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney, programın yeni dönemiyle ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Teknolojinin Liderleri, Türkiye’nin teknoloji geleceğini şekillendirecek insan kaynağına yapılan stratejik, uzun vadeli ve sistematik bir yatırımdır. Siber güvenlikten yapay zekâya, veri analitiğinden makine öğrenmesine uzanan bu kritik alanlar; yalnızca teknik uzmanlık değil, aynı zamanda vizyon, etik, liderlik ve sorumluluk bilinci gerektiriyor. Bu programla; teknolojiyi yöneten, sorgulayan, dönüştüren ve topluma değer katan liderler yetiştirmeyi hedefliyoruz. Genç kadınların bu alanlarda daha görünür, daha cesur ve daha etkin biçimde yer alması, Türkiye’nin rekabet gücü ve sürdürülebilir kalkınması açısından stratejik bir öneme sahip. Güçlü bir iş birliği modeliyle yola çıkan Teknolojinin Liderleri, özel sektörün sahiplenmesi, gençlerin motivasyonu ve doğru içerik kurgusunun bir araya gelmesiyle gerçek bir dönüşüm yaratıyor. Bu yolculuğun zaman içinde yüzlere, binlere ve on binlere ulaşarak ülkemizin teknoloji kapasitesine ve toplumsal dönüşümüne kalıcı bir değer katacağına yürekten inanıyorum.” Program lideri Sühendan Işık, “Teknolojinin Liderleri”nin bu yılki odağına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Teknolojinin Liderleri projesiyle, genç kadınların siber güvenlik ve yapay zeka gibi kritik teknoloji alanlarında güçlenmesini amaçlıyoruz. Bu proje, teknoloji dünyasına adım atmak isteyen genç yetenekler için ilham verici bir başlangıç noktası sunuyor. Siber güvenlik ve yapay zeka, geleceği şekillendiren en stratejik alanlar arasında yer alıyor. Biz de bu alanlarda kadınların daha görünür, daha etkin ve daha güçlü biçimde yer almasını destekliyoruz. Eğitim programımız; teknik bilgiyle birlikte analitik düşünme, problem çözme ve sorgulama becerilerini bir araya getiriyor. Katılımcılar bu süreçte yalnızca öğrenen değil; üreten, düşünen ve çözüm geliştiren bireyler olarak gelişiyor. Koçluk görüşmeleri ve mentorluk desteğiyle bu yolculuğu daha da güçlendiriyoruz. Amacımız, erken kariyer döneminde doğru temasları ve doğru yetkinlikleri kazandırmak. Teknoloji ekosisteminde sürdürülebilir dönüşümün, genç kadınların aktif katılımıyla mümkün olduğuna inanıyoruz. Teknolojinin Liderleri, geleceğin teknoloji liderlerine yapılan stratejik bir yatırım niteliği taşıyor. Bu programla kadınların potansiyelini teknolojiyle buluşturuyoruz.”

Instalcobolaget NCE, Boliden Rönnskär’in Yeniden İnşasında Görev Alıyor Haber

Instalcobolaget NCE, Boliden Rönnskär’in Yeniden İnşasında Görev Alıyor

Instalcobolaget grup şirketlerinden Nordpipe Composite Engineering (NCE), İsveçli madencilik ve metal üreticisi Boliden Rönnskär ile önemli bir sanayi projesi için anlaşmaya vardı. Anlaşma, Skellefteå’daki elektroliz tesisinin yeniden inşası sürecinde gerçekleştirilecek endüstriyel ekipman tedarik ve montaj çalışmalarını kapsıyor. Boliden Rönnskär’in Skelleftehamn’daki elektroliz tesisi, Haziran 2023’te meydana gelen büyük bir yangında tamamen kullanılamaz hale gelmişti. 2024 yılında başlatılan yeniden inşa çalışmaları devam ederken, NCE bu kapsamda tesise yönelik kritik bileşenlerin tedarikinden sorumlu olacak. Kompozit Çözümlerle Kritik Teslimatlar Proje kapsamında NCE; tanklar, reaktörler, boru sistemleri, bacalar ve kanallar dahil olmak üzere birçok endüstriyel yapının kompozit malzemelerle üretilmesi ve kurulumunu üstlenecek. Bu çözümler, yüksek korozyon, basınç ve aşınmanın söz konusu olduğu zorlu endüstriyel süreçler için özel olarak tasarlanıyor. NCE CEO’su Dan Björkskog, Boliden Rönnskär ile uzun yıllara dayanan güçlü bir iş ilişkileri bulunduğunu belirterek, bu tür projelerin yüksek teknik uzmanlık ve titiz planlama gerektirdiğini vurguladı. Yeni Tesis 2026 Sonunda Tamamlanacak Rönnskär’deki elektroliz tesisi, bakırın elektroliz yöntemiyle arıtılarak bakır katot üretimi yapılmasını ve aynı zamanda altın ve gümüş gibi değerli metallerin geri kazanımını sağlıyor. Yeniden inşa edilen tesisin 2026 yılının sonunda faaliyete geçmesi planlanıyor. Bu büyük ölçekli projede, Instalcobolaget bünyesindeki Highcon şirketi de Boliden için ayrı görevler üstleniyor. NCE İçin Stratejik Büyüme Adımı Söz konusu proje, NCE’nin büyüme yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor. Şirket, bu anlaşmayla birlikte sanayi sektöründe stratejik iş ortağı rolünü güçlendirirken, gelecekteki projeler için hem kapasitesini hem de teknik yetkinliklerini artırma fırsatı yakalıyor. Merkezi Finlandiya’nın Jakobstad kentinde bulunan Instalcobolaget NCE; agresif korozyon, yüksek basınç ve yoğun aşınma içeren endüstriyel süreçler için kompozit mühendislik çözümleri geliştiriyor, üretiyor ve sahada uyguluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa'nın Şarj Ekosisteminde Türk İmzası Haber

Avrupa'nın Şarj Ekosisteminde Türk İmzası

Şirket, açılımının en stratejik adımı olan Bulgaristan'daki şirket kuruluşunu tamamlayarak Avrupa pazarında daha yakın, daha hızlı ve daha rekabetçi bir operasyon yapısı inşa etti. 1 Ocak 2026, İstanbul Türkiye'nin enerji teknolojileri alanındaki en köklü markalarından Tunçmatik, 1969'da voltaj regülatörü üretimiyle başlayan yolculuğunu bugün elektrikli araç şarj çözümlerinden güneş enerjisine, UPS sistemlerinden enerji depolama teknolojilerine uzanan bütünleşik bir inovasyon ekosistemine dönüştürdü. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer, Tunçmatik'in kuruluşundan bu yana değişmeyen temel yaklaşımını şöyle özetliyor: "Elektrik enerjisindeki sorunlara çözüm üretmek bizim için 56 yıldır değişmeyen bir misyondur." Tunçmatik, Türkiye'nin tek noloji evrimindeki her kritik aşamada aktif bir rol oynadı. Televizyonların ilk kez evlere girdiği dönemde voltaj sorunu çözümleriyle sektöre giriş yapan şirket, 1980'lerde enerji darboğazında alternatör ve jeneratör üretimine yöneldi. 1990'larda bilgisayarların yaygınlaşmasıyla UPS üretimine başladı. 2000'li yıllarda güneş enerjisine odaklanarak Türkiye'nin ilk büyük GES projelerine imza attı. Bugün ise elektrikli araç şarj teknolojilerinde Türkiye'nin en geniş ürün gamına sahip yerli üreticilerinden biri olarak büyüyor. Şarj Altyapısında Sürdürülebilir ve Ölçeklenebilir Büyüme EPDK lisanslı şarj ağı işletmecisi Tunçmatik Charge Teknolojileri A.Ş., halihazırda Türkiye genelinde 27 şehirde 380'in üzerinde noktada hizmet veriyor. Şirket ,2026'da ise 1.000'in üzerinde istasyona ulaşmayı hedefliyor. Bu büyüme modeli yalnızca istasyon sayılarına dayanmıyor; doğru lokasyon seçimi, kesintisiz hizmet, verimlilik ve uzun vadeli işletme kabiliyeti Tunçmatik'in temel stratejisini oluşturuyor. Güç elektroniğinde yarım asırlık uzmanlık ve 81 ile yayılan servis altyapısı Tunçmatik'i sektörde rakipsiz bir operasyonel güç haline getiriyor. Avrupa Stratejisinde Yeni Dönem: Bulgaristan'da Şirket Kuruldu Tunçmatik'in Avrupa'da yükselen talebi karşılamak ve bölgesel operasyonlarını güçlendirmek amacıyla Bulgaristan'da şirket kuruluşunu tamamlaması, uluslararası büyüme stratejisinin en kritik adımı olarak konumlanıyor. Bu yeni yapılanma, Tunçmatik'in Avrupa'daki müşterilerine daha hızlı, doğrudan ve sürdürülebilir hizmet sunmasını sağlayacak bir operasyon üssü niteliği taşıyor. Tunçmatik bugüne kadar İtalya'nın Messina ve Napoli belediyeleri için kurduğu elektrikli araç şarj altyapılarıyla Avrupa'da önemli referanslar elde etti. Aynı şekilde Afrika da global bir otomotiv markasına sağladığı tedarik desteği de şirketin uluslararası kalite standartlarını ve teknolojik yeterliliğini ortaya koydu. Bulgaristan yapılanması ise bu güçlü referansların üzerine inşa edilerek Tunçmatik'in Avrupa pazarındaki varlığını daha sistematik, daha hızlı ve daha rekabetçi bir modele taşıyor. Türkiye, Elektrikli Araç Dönüşümünde Öncü Ülkeler Arasında Elektrikli araç sahipliği Türkiye'de dünya ortalamasının üzerinde bir hızla büyüyor. Satılan her 100 yeni aracın yaklaşık 20'sinin elektrikli olması, şarj altyapısının önemini artırıyor. Bu hızlı büyüme, sektör içinde teknik yeterliliği olmayan firmaların elenmesini de beraberinde getiriyor. Mehmet Özer, sektörün gerektirdiği derin uzmanlık ve yatırım ihtiyacına dikkat çekerek, "Bu iş sadece donanım kurmak değildir; güçlü finansal yapı, teknik uzmanlık, AR-GE, servis kabiliyeti ve sü rdürülebilir yatırım vizyonu gerektirir" diyor. Yeni Enerji Çağının Entegre Ekosistemi Tunçmatik'in gelecek vizyonu, enerjinin üretildiği, depolandığı, dönüştürüldüğü ve akıllı biçimde yönetildiği bütüncül bir enerji ekosistemi oluşturmak üzerine kurulu. Güneş enerjisi teknolojileri, lityum batarya sistemleri, UPS çözümleri ve elektrikli araç şarj platformlarıyla şirket, yeni enerji paradigmasının tüm bileşenlerini kapsayan geniş bir teknoloji yaklaşımı benimsiyor. Mehmet Özer: "Gelecek elektriğin yüzyılı olacak" Tunçmatik'in dünyanın yaklaşık 30 ülkesine ürün ihraç eden bir marka olduğunu ifade eden Özer enerji sektöründeki dönüşüme göre şirketin hedeflerini de yeniledikleri ifade etti. Özer şöyle konuştu: "Gelecek, tam anlamıyla elektriğin yüzyılı olacak. Hibrit solar inverterler ve lityum bataryalarla enerji bağımsız evler artık mümk ün hale geldi. İnsanların şebekeye bağımlılığının azaldığı, kendi elektriğini üreten, depolayan ve yöneten yapıların yaygınlaştığı bir döneme giriyoruz. Bu yalnızca konutlar için değil; işletmeler, sanayi tesisleri ve lojistik merkezleri için de geçerli olacak. İnsanlar artık bağımlılıktan hoşlanmıyor. Elektrikli araç dönüşümü binek otomobillerle sınırlı kalmayacak. Yakında otobüs ve kamyon filolarında, liman ve marina uygulamalarında, maden ve endüstriyel sahalarda elektrikli taşıtların ve onlara özel şarj çözümlerinin hızla arttığını göreceğiz. Bugün elektrikli tekneler piyasada, elektrikli uçak çalışmalarında ise büyük ilerleme var. Şarj işi artık sadece aracı fişe takmak değil. Enerji yönetimi, filo optimizasyonu, yazılım ve veri analitiği ile iç içe bir yapıya dönüşüyor. Elektriğin üretimi, depolanması, kalitesi, güvenliği ve akıllı yönetimi önümüzdeki yılların en stratejik başlıkları olacak. Tunçmatik olarak biz de bu resimde güvenli, akıllı ve sürdürülebilir enerji çözümleriyle hem Türkiye'de hem uluslararası pazarlarda ön sıralarda yer almak istiyoruz."

ABD ve Suudi Arabistan'dan Stratejik Ortaklık Haber

ABD ve Suudi Arabistan'dan Stratejik Ortaklık

Suudi Arabistan'ın Riyad şehrinde, savunma teknolojisi ve imalat alanında ABD-Suudi ortak girişimi SR2 Defense Systems resmen kurulduğunu duyurdu. Özel sektörde türünün ilk örneği olan bu şirket, en son gelişmiş ABD savunma teknolojilerini Suudi Arabistan'a getirerek, bu sistemlerin ülke içinde yerelleştirilmesini ve üretilmesini sağlayacak. Bu girişim, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedefini ve savunma harcamalarının yüzde 50'sini 2030 yılına kadar yerelleştirme ulusal amacını doğrudan destekleyecek. Ortaklığın Güçlü Temeli Ortak girişim; Science Technology for Investment and Industrial Development (“Science Technology”) CEO'su Idris Al-Zakari ve ABD merkezli REDSALT Defense Yönetici Ortağı Lucien Zeigler tarafından kuruldu. SR2 Defense Systems, Riyad merkezli Science Technology'nin pazar lideri savunma üretim yeteneklerini ve fabrikalarını kullanarak, Suudi Arabistan'ın mevcut ve gelecekteki güvenlik ihtiyaçlarını yerel olarak üretilmiş sistemlerle güçlendirmeyi amaçlıyor. İstihdam ve İnsan Kaynağına Katkı SR2'nin kurulmasıyla birlikte Suudi Arabistan'da Suudi vatandaşları için yüzlerce yüksek nitelikli iş imkanı yaratılacak. Şirket, ülkenin dayanıklı, geleceğe hazır bir ulusal savunma iş gücü oluşturulmasına katkıda bulunarak, Krallık’ın savunma sanayi tabanını nesiller boyu sürdürecek teknik uzmanlık ve insan sermayesini geliştirmeyi hedefliyor. Şirketin lider kadrosunda, Suudi ve Amerikalı yöneticiler ile ticari, girişim sermayesi ve askeri alanda uzman isimler yer alıyor. Kurucu ekipte Science Technology Baş Yatırım Sorumlusu Ahmed Nasrallah ve ABD Askeri Eğitim Misyonu eski Şefi (ABD Ordusu, emekli) Albay Brad Gandy gibi isimler bulunuyor. Vizyon: Yerelden Küresele Liderlik Idris Alzakari, ortaklığın, Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın tarihi ABD ziyareti arifesinde gerçekleşmesinden gurur duyduklarını belirterek, "SR2, Krallığın dönüşümünün ve ulusal endüstriyel yetenekleri geliştirme hedeflerinin sonucudur. Bugün ve gelecekte Suudi Arabistan'ın güvenliğini ve direncini desteklemeye hazırız," dedi. Lucien Zeigler ise şunları ekledi: "SR2, dünya lideri teknoloji ve piyasadaki en iyi uygulamanın üstel gücünü temsil ediyor. Bugün vizyonumuz, Krallığı güvence altına almak için Suudi yapımı sistemler sunmaktır. Yarın için vizyonumuz ise Suudi Arabistan'ı savunma araştırmaları, inovasyon ve teknolojide küresel bir lidere dönüştürmektir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.