Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknik Uzmanlık

Kapsül Haber Ajansı - Teknik Uzmanlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknik Uzmanlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Doğuş Teknoloji 22 Bin Başvuruyu Yapay Zeka ile Değerlendirerek Süreçleri %30 Kısalttı Haber

Doğuş Teknoloji 22 Bin Başvuruyu Yapay Zeka ile Değerlendirerek Süreçleri %30 Kısalttı

Yapay zeka destekli araçlar ve ajanlarla yüksek hacimli veriyi daha etkin değerlendiren şirket, bir yandan gelecekte ihtiyaç duyacağı yetkinlikleri öngörmeye, diğer yandan çalışanlarına daha kişiselleştirilmiş gelişim ve kariyer yolları sunmaya odaklanıyor. Bu yaklaşımın merkezinde ise teknolojinin hız ve analiz gücü ile insanın deneyimini ve karar verme yetkinliğini bir araya getirmek var. Yapay zeka, iş dünyasında yalnızca teknolojik süreçleri değil; rolleri, ihtiyaç duyulan yetkinlikleri ve çalışma biçimlerini de değiştiriyor. Bu dönüşümle birlikte insan kaynaklarının rolü de bugünün yetenek ihtiyacını karşılamanın ötesine geçiyor. Artık organizasyonların birkaç yıl sonra hangi yetkinliklere ihtiyaç duyacağını öngörmek ve çalışanları bu geleceğe hazırlamak da gündemin önemli bir parçası. Doğuş Teknoloji de yetenek stratejisini bu bakış açısıyla şekillendiriyor. Yapay zekayı yalnızca operasyonel süreçleri hızlandırmak için değil, bugünün ve geleceğin yetkinlik ihtiyaçlarını daha iyi anlamak ve çalışanların gelişimini desteklemek için kullanıyor. 22 Binin Üzerinde Başvuru Yapay Zeka Desteğiyle Değerlendirildi Bu yaklaşımın işe alım tarafındaki somut örneklerinden biri, şirketin genç yetenek programı Geleceğe Giriş 2026 oldu. Program kapsamında 22 binin üzerinde başvurunun yönetilmesinde yapay zeka tabanlı video mülakat araçları ve aday arama ajanlarından yararlanıldı. Yüksek hacimli aday havuzu daha hızlı ve sistematik biçimde değerlendirilirken, görüşme süreçleri planlanan süreden yüzde 30 daha kısa sürede tamamlandı. Yapay zekanın yüksek hacimli veriyi analiz etmesi ve önceliklendirmesi, işe alım ekiplerinin operasyonel yükünü azaltırken insan değerlendirmesi gerektiren alanlara ve stratejik kararlara daha fazla zaman ayırmasını sağlıyor. Teknoloji süreci destekliyor, nihai karar ise insanda kalıyor. İşe Alımdan Kariyer Gelişimine Uzanan AI Destekli Yaklaşım Doğuş Teknoloji, işe alımda kullandığı yapay zeka yaklaşımını yetenek gelişimi ve kariyer yönetimine de taşıyor. Şirket, çalışanların yalnızca bugünkü rollerine değil; sahip oldukları yetkinliklere, gelişim alanlarına ve gelecekte üstlenebilecekleri rollere de bakıyor. Amaç, çalışanların gelişim ve kariyer planlarını şirketin önümüzdeki iki-üç yıllık yetkinlik ihtiyaçlarıyla daha güçlü şekilde buluşturmak. Yapay zeka destekli ajanlar da mevcut ve gelecekte ihtiyaç duyulacak yetkinliklerin belirlenmesinden kişiselleştirilmiş gelişim alanlarının oluşturulmasına kadar sürecin farklı noktalarında devreye giriyor. “Kariyer Planlamasını Bugünkü Rollerden Değil, Gelecekte İhtiyaç Duyacağımız Yetkinliklerden Başlatıyoruz” Doğuş Teknoloji Yetenek ve Kültürden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nağme Babalık, şirketin yaklaşımını şöyle değerlendiriyor: “Geleceğin organizasyonlarını bugünün tanımlarıyla yönetemeyiz. Önümüzdeki dönemde pozisyonlardan çok yetkinlikleri ve potansiyeli, deneyimden çok öğrenme çevikliğini konuşacağız. Bu nedenle yalnızca bugünün yetenek ihtiyacına değil; yapay zeka ile hangi rollerin dönüşeceğine, hangi yetkinliklerin önem kazanacağına ve çalışma arkadaşlarımızı bu değişime nasıl hazırlayacağımıza da bakıyoruz. Yapay zeka destekli ajanlarla bugün sahip olduğumuz ve gelecekte ihtiyaç duyacağımız yetkinlikleri tanımlarken, çalışanlarımız için daha kişiselleştirilmiş gelişim ve kariyer planları oluşturuyoruz. Burada yalnızca kişinin bugünkü rolünden hareket etmiyoruz; önümüzdeki iki-üç yıl içerisinde organizasyonun hangi yetkinliklere ihtiyaç duyacağını da dikkate alıyoruz. Yapay zeka okuryazarlığı, şirketimizin ana yetkinliklerinden biri. Sadece teknik ekiplerimiz değil; insan kaynaklarından finansa, pazarlamadan satışa her fonksiyon yapay zeka ile dönüşüyor. Odağımızda, iş süreçlerimizi dönüştürürken doğru soruyu sorarak bağlam kurmak ve ortaya çıkan sonucu doğru değerlendirmek var. Bu nedenle, tüm çalışma arkadaşlarımızın yalnızca yeni teknoloji araçlarını kullanmalarını değil; problemi doğru tespit edip, yapay zeka desteği ile ürettiği çıktıyı iş sonuçlarına dönüştürmesini bekliyoruz. AI native dönemde teknik uzmanlık hala çok önemli ancak tek başına yeterli olmayacak. Teknik uzmanlığı işin bağlamıyla birleştiren profesyoneller geleceğin yetenekleri olacak. Rekabet avantajı, teknolojiyle güçlendirilmiş hibrit yetkinlik setlerini organizasyonel ölçekte geliştirebilen kurumlarda olacak. Biz de bu bakış açısıyla, teknoloji ile insanın birlikte daha fazla değer ürettiği bir çalışma modeli inşa ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğuş Teknoloji, Yapay Zeka ile Yetenek  Yönetimini Dönüştürüyor Haber

Doğuş Teknoloji, Yapay Zeka ile Yetenek Yönetimini Dönüştürüyor

Yapay zeka, iş dünyasında yalnızca teknolojik süreçleri değil; rolleri, ihtiyaç duyulan yetkinlikleri ve çalışma biçimlerini de değiştiriyor. Bu dönüşümle birlikte insan kaynaklarının rolü de bugünün yetenek ihtiyacını karşılamanın ötesine geçiyor. Artık organizasyonların birkaç yıl sonra hangi yetkinliklere ihtiyaç duyacağını öngörmek ve çalışanları bu geleceğe hazırlamak da gündemin önemli bir parçası. Doğuş Teknoloji de yetenek stratejisini bu bakış açısıyla şekillendiriyor. Yapay zekayı yalnızca operasyonel süreçleri hızlandırmak için değil, bugünün ve geleceğin yetkinlik ihtiyaçlarını daha iyi anlamak ve çalışanların gelişimini desteklemek için kullanıyor. 22 Binin Üzerinde Başvuru Yapay Zeka Desteğiyle Değerlendirildi Bu yaklaşımın işe alım tarafındaki somut örneklerinden biri, şirketin genç yetenek programı Geleceğe Giriş 2026 oldu. Program kapsamında 22 binin üzerinde başvurunun yönetilmesinde yapay zeka tabanlı video mülakat araçları ve aday arama ajanlarından yararlanıldı. Yüksek hacimli aday havuzu daha hızlı ve sistematik biçimde değerlendirilirken, görüşme süreçleri planlanan süreden yüzde 30 daha kısa sürede tamamlandı. Yapay zekanın yüksek hacimli veriyi analiz etmesi ve önceliklendirmesi, işe alım ekiplerinin operasyonel yükünü azaltırken insan değerlendirmesi gerektiren alanlara ve stratejik kararlara daha fazla zaman ayırmasını sağlıyor. Teknoloji süreci destekliyor, nihai karar ise insanda kalıyor. İşe Alımdan Kariyer Gelişimine Uzanan AI Destekli Yaklaşım Doğuş Teknoloji, işe alımda kullandığı yapay zeka yaklaşımını yetenek gelişimi ve kariyer yönetimine de taşıyor. Şirket, çalışanların yalnızca bugünkü rollerine değil; sahip oldukları yetkinliklere, gelişim alanlarına ve gelecekte üstlenebilecekleri rollere de bakıyor. Amaç, çalışanların gelişim ve kariyer planlarını şirketin önümüzdeki iki-üç yıllık yetkinlik ihtiyaçlarıyla daha güçlü şekilde buluşturmak. Yapay zeka destekli ajanlar da mevcut ve gelecekte ihtiyaç duyulacak yetkinliklerin belirlenmesinden kişiselleştirilmiş gelişim alanlarının oluşturulmasına kadar sürecin farklı noktalarında devreye giriyor. “Kariyer Planlamasını Bugünkü Rollerden Değil, Gelecekte İhtiyaç Duyacağımız Yetkinliklerden Başlatıyoruz” Doğuş Teknoloji Yetenek ve Kültürden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nağme Babalık, şirketin yaklaşımını şöyle değerlendiriyor: “Geleceğin organizasyonlarını bugünün tanımlarıyla yönetemeyiz. Önümüzdeki dönemde pozisyonlardan çok yetkinlikleri ve potansiyeli, deneyimden çok öğrenme çevikliğini konuşacağız. Bu nedenle yalnızca bugünün yetenek ihtiyacına değil; yapay zeka ile hangi rollerin dönüşeceğine, hangi yetkinliklerin önem kazanacağına ve çalışma arkadaşlarımızı bu değişime nasıl hazırlayacağımıza da bakıyoruz. Yapay zeka destekli ajanlarla bugün sahip olduğumuz ve gelecekte ihtiyaç duyacağımız yetkinlikleri tanımlarken, çalışanlarımız için daha kişiselleştirilmiş gelişim ve kariyer planları oluşturuyoruz. Burada yalnızca kişinin bugünkü rolünden hareket etmiyoruz; önümüzdeki iki-üç yıl içerisinde organizasyonun hangi yetkinliklere ihtiyaç duyacağını da dikkate alıyoruz. Yapay zeka okuryazarlığı, şirketimizin ana yetkinliklerinden biri. Sadece teknik ekiplerimiz değil; insan kaynaklarından finansa, pazarlamadan satışa her fonksiyon yapay zeka ile dönüşüyor. Odağımızda, iş süreçlerimizi dönüştürürken doğru soruyu sorarak bağlam kurmak ve ortaya çıkan sonucu doğru değerlendirmek var. Bu nedenle, tüm çalışma arkadaşlarımızın yalnızca yeni teknoloji araçlarını kullanmalarını değil; problemi doğru tespit edip, yapay zeka desteği ile ürettiği çıktıyı iş sonuçlarına dönüştürmesini bekliyoruz. AI native dönemde teknik uzmanlık hala çok önemli ancak tek başına yeterli olmayacak. Teknik uzmanlığı işin bağlamıyla birleştiren profesyoneller geleceğin yetenekleri olacak. Rekabet avantajı, teknolojiyle güçlendirilmiş hibrit yetkinlik setlerini organizasyonel ölçekte geliştirebilen kurumlarda olacak. Biz de bu bakış açısıyla, teknoloji ile insanın birlikte daha fazla değer ürettiği bir çalışma modeli inşa ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alarko ve Gotion’un Genç Profesyonelleri İstanbul’da Buluştu Haber

Alarko ve Gotion’un Genç Profesyonelleri İstanbul’da Buluştu

Alarko’nun yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticilerinin de yer aldığı buluşma, iki şirketin ekipleri arasında karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımına olanak sağlarken, katılımcıların Alarko’nun faaliyetlerini ve sürdürülebilirlik yaklaşımını yakından tanımalarına katkı sundu. Türkiye’nin yeşil dönüşümünde etkin bir oyuncu olma vizyonuyla yatırımlarını sürdüren Alarko Holding, kısa bir süre önce dünyanın önde gelen teknoloji ve batarya üreticilerinden Gotion Group ile stratejik ortaklığa imza atarak Alarko Gotion Green Energy şirketini kurdu. Enerji depolama ve batarya teknolojilerinin Türkiye’de geliştirilmesi ve üretilmesi hedefiyle hayata geçirilen bu ortaklık, iki şirket arasında bilgi, deneyim ve yetkinliklerin karşılıklı olarak geliştirilmesine de imkân sağlıyor. Enerji dönüşümünün hızlı bir gelişim kaydettiği günümüzde yenilikçi ve sürdürülebilir teknolojiler kadar bu teknolojileri geliştirecek ve geleceğe taşıyacak nitelikli insan kaynağına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Alarko Holding bu bakış açısı ile Gotion Group’un Young Talents Programı kapsamında İstanbul’u ziyaret eden genç profesyonelleri Genel Merkezi’nde ağırladı. Gotion ve Alarko bünyesinde çalışan genç lider adaylarını aynı çatı altında buluşturan etkinlikte, enerji depolama ve batarya teknolojilerinin geleceği ile bu alandaki dönüşümün gerektirdiği yetkinlikler üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Etkinlik, Alarko CEO’su Ümit N. Yıldız’ın açılış konuşmasıyla başladı. Program kapsamında Altek Alarko Genel Müdürü Hakan Aytekin ve Alarko Gotion Green Energy Genel Müdürü Nihat Aksüt Alarko’nun enerji alanındaki çalışmalarını ve ortak girişimin hedeflerini anlattı. Gotion Türkiye Genel Müdürü Haolin Li ise Gotion Group’un küresel faaliyetleri, teknoloji yaklaşımı ve enerjinin geleceğine dair vizyonunu paylaştı. Alarko’lu genç çalışanların mesleki ve kişisel gelişimlerini destekleme hedefiyle, kurum içinde 1985 yılından bu yana faaliyet gösteren Alarko İstikbal Kulübü’nün çalışmalarının da tanıtıldığı etkinlikte, gençlerin kurumların geleceğindeki kilit rolü vurgulandı. Programın ikinci bölümünde ise Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Garih ve Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton genç profesyonellerle bir araya gelerek liderlik, kurumsal kültür, gelecek vizyonu ve yeni neslin iş dünyasındaki rolü üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdi ve dinleyicilerin sorularını yanıtladı. Program boyunca genç profesyoneller, farklı deneyimleri paylaşma ve birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı bulurken, iki kurum arasındaki etkileşimi güçlendirecek yeni bağlantılar da kuruldu. Ümit N. Yıldız: “İki şirket arasındaki ilişkinin teknoloji transferinin ötesinde birbirimizden öğrenme kültürünü farklı boyutlarda beslediğini görmek mutluluk verici” Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Alarko Şirketler Topluluğu CEO’su Ümit N. Yıldız: “Alarko ve Gotion ortaklığı ile geleceğin enerji ekosisteminin inşasına önemli bir katkı sunmaya hazırlanıyoruz. Yatırım planları üzerindeki çalışmalarımız devam ederken iki şirket arasındaki ilişkinin teknoloji transferinin ötesinde birbirimizden öğrenme kültürünü farklı boyutlarda beslediğini görmek mutluluk verici. Bu iş birliğinin kalıcı değer yaratabilmesinin güçlü bir insan kaynağıyla mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle genç yeteneklerin bilgi, teknik uzmanlık ve vizyon odaklı gelişimini stratejik bir öncelik olarak görüyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ESTA Construction, ENR Dünya Sıralamasında Yükselişini Sürdürüyor: Haber

ESTA Construction, ENR Dünya Sıralamasında Yükselişini Sürdürüyor:

Uluslararası inşaat sektörünün en saygın ve kabul gören küresel referanslarından Engineering News-Record (ENR), dünyanın en büyük uluslararası müteahhitlerini şirketlerin kendi ülkeleri dışında gerçekleştirdikleri projelerden elde ettikleri gelirler üzerinden değerlendiriyor. Sektörün küresel ölçekteki rekabet gücünü ve şirketlerin uluslararası pazardaki konumlarını ortaya koyan bu prestijli sıralamada ESTA Construction, 71’inci sıraya yükselerek dünyanın en büyük uluslararası müteahhitleri arasındaki konumunu daha da güçlendirdi. Bugün 150’yi aşkın uluslararası projeye imza atan ESTA Construction, ENR “Top 250 International Contractors” listesinde dünya genelinde 71’inci, Türkiye’de ise 5’inci sırada yer alıyor. Büyük ölçekli ve yüksek teknik uzmanlık gerektiren projeleri farklı coğrafyalarda hayata geçirme kabiliyeti; güçlü proje yönetimi, mühendislik ve uygulama yetkinliğiyle birleşerek ESTA’yı Türkiye’den doğan ve dünya ölçeğinde rekabet eden en güçlü başarı hikâyelerinden biri haline getiriyor. Küresel Ölçekte Güçlü Bir Proje Portföyü Bu yolculuğun kilometre taşlarını, kendi alanlarında dünyanın en büyük, en ileri ve en stratejik yatırımları arasında gösterilen projeler oluşturuyor. İleri üretim teknolojileri ve yıllık yaklaşık 2,7 milyon tonluk kapasitesiyle küresel polimer endüstrisinin önemli üretim merkezlerinden Amur Gas Chemical Complex; Avrupa’nın önde gelen selüloz ve karton üretim tesislerinden Ust-Ilimsk Pulp and Paper Mill; günlük 2,4 milyon varillik tasarım kapasitesiyle Irak’ın güney petrol ihracat sisteminin kritik altyapı yatırımlarından SL3 Crude Oil Export Facility Reconstruction; yıllık 10 milyon ton kapasitesiyle dünyanın en büyük pellet üretim kompleksleri arasında yer alan Severstal Pellet Production Plant… ESTA’nın küresel imzası yalnızca dünyanın en büyük endüstriyel yatırımlarıyla sınırlı değil. Şirketin uluslararası deneyimi; ileri teknoloji gerektiren üretim tesislerinden çağdaş şehirlerin simgesine dönüşen mimari yapılara, spor komplekslerinden doğa ve yaşamı buluşturan özel projelere uzanıyor. UEFA’nın en yüksek standartlarında hayata geçirilen ve ileri teknolojik altyapısıyla Rusya’nın prestijli spor yapılarından biri olan Krasnodar Stadyumu; Mercedes-Benz üretim tesisi ve 22 hektarı aşan alanında doğayı, sanatı ve mimariyi sıra dışı bir peyzaj deneyiminde buluşturan Galitsky Park, ESTA’nın farklı disiplinlerde ulaştığı uluslararası yetkinliğin dikkat çekici örnekleri arasında yer alıyor. Başarının Ardındaki 20 Yıllık Vizyon Bu başarının merkezinde, ESTA Construction Kurucusu Bahattin Demirbilek’in 20 yılı aşan uluslararası deneyimi ve detaydan bütüne uzanan tavizsiz mükemmeliyet anlayışı yer alıyor. 20 yılı aşan bu birikim, bugün 1.500’ü aşkın mühendisten oluşan güçlü teknik kadrosu, 20.000 çalışanı ve yeniliği odağına alan AR-GE kültürüyle geleceğe taşınıyor. Yapay zekâ destekli mühendislik ve statik hesaplama modellerinden enerji verimliliğine, karbon ayak izini azaltan teknolojilerden geleceğin akıllı yapı sistemlerine uzanan çalışmalar; ESTA’nın mühendisliği yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren bir disiplin olarak değil, yarının dünyasını şekillendirmenin güçlü bir aracı olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Ancak Bahattin Demirbilek’in vizyonunda bir yapının gerçek değeri yalnızca ölçeği, teknolojisi ya da mühendislik başarısıyla ölçülmüyor. Asıl değer; insan hayatında bıraktığı izde, yaşama kattığı nitelikte ve gelecek kuşaklara taşıdığı anlamda ortaya çıkıyor. ESTA Construction, dünyanın farklı coğrafyalarında şekillenen bu birikimi ve mükemmeliyet anlayışını bugün Türkiye’de Benesta ile yeni bir yaşam vizyonuna dönüştürüyor. Benesta Benleo Acıbadem, Benesta Center Bahçelievler ve Benesta Centro ile İstanbul’un farklı noktalarında yeni nesil projelere imza atan Benesta; nadir olanın, özenle yaratılanın ve kolayca tekrarlanamayanın farklı bir değere sahip olduğu anlayışından yola çıkıyor. Demirbilek’in insana ve doğaya, tarihe ve arkeolojiye, sanata, tasarıma olan tutkusuyla şekillenen Benesta, ESTA’nın 20 yılı aşan küresel deneyimini yaşamın niteliğini yükselten bütünsel bir yaklaşımla buluşturuyor. Dünyanın en iyileriyle çalışan, malzemeden mimariye, doğadan sanata her ayrıntıyı aynı özenle ele alan Benesta; yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren yapılar değil; yaş aldıkça güzelleşen, yaşandıkça anlam kazanan ve İstanbul’un geleceğine miras kalacak eserler yaratıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ARI-ES Enerji Rüzgâr ve Güneşte 352 Projeyle Enerji Dönüşümüne Katkı Sağlıyor Haber

ARI-ES Enerji Rüzgâr ve Güneşte 352 Projeyle Enerji Dönüşümüne Katkı Sağlıyor

Yenilenebilir enerji yatırımlarında süreç, saha seçimiyle birlikte proje geliştirme aşamasında başlıyor; bu aşamada atılan adımlar yatırımın en kritik belirleyicilerinden birini oluşturuyor. Kurum görüşlerinin alınması, imar planlarının hazırlanması, halihazır haritaların oluşturulması, ÇED ve ESIA süreçlerinin yürütülmesi, kamulaştırma işlemleri, yol projeleri ile orman izinlerinin tamamlanması; yatırımın zamanında başlayabilmesi açısından büyük önem taşıyor. İzmir merkezli ARI-ES Enerji, yaklaşık 40 kişilik uzman kadrosuyla ARI-ES Planlama, HNS Harita ve Orman birimleri altında şehir planlama, harita mühendisliği, çevre ve orman mühendisliği disiplinlerini tek çatı altında buluşturuyor; bu disiplinlerin her birinde mesleki yeterlik belgesi ve büro tesciline sahip. Şirket, yatırımlara proje geliştirme aşamasından itibaren eşlik ediyor; önlisanslı, üretim lisanslı ve lisanssız projelerin tamamında hizmet veriyor. Kurum görüşlerinin alınmasından imar planlarının hazırlanmasına, halihazır harita üretiminden yol projelerine, mülkiyet edinimi ve kamulaştırmadan orman ön izinleri, kesin izinler ile ÇED ve ESIA süreçlerine kadar yatırımın ihtiyaç duyduğu jeolojik ve jeoteknik etütler dışındaki tüm aşamaları, proje geliştirmeden inşaata başlanmasına kadar kendi bünyesinde (in-house) yürütüyor. Geliştirdiği proje takip sistemiyle de her yatırımın izin ve ruhsat takvimini anlık izleyerek süreçlerin koordinasyonunu tek merkezden sağlıyor. 30 YILA YAKLAŞAN MÜHENDİSLİK BİRİKİMİ Kökleri 1998 yılına dayanan ARI-ES Enerji, 2004 yılında yenilenebilir enerji alanına yönelmiş, 2005 yılında bu alana odaklanan yapısıyla yeniden kurulmuş ve o tarihten bu yana yalnızca yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteriyor. Bugün şehir planlama, harita mühendisliği, çevre mühendisliği ve orman mühendisliği disiplinlerini aynı yapı altında buluşturan şirket; lisanslı ve önlisanslı rüzgâr ile güneş enerjisi projelerinin yanı sıra hibrit, lisanssız, hidroelektrik, jeotermal ve biyokütle yatırımlarında da hizmet veriyor. Şirketin en güçlü olduğu alanlardan biri, arazi projeleri ile lisanssız rüzgâr ve güneş projelerinin geliştirme aşamasından itibaren yürütülmesi: proje geliştirme aşamasında 68 rüzgâr projesinde 5.313,58 MW'lık çalışma yürüten şirket, 52 lisanssız rüzgâr ve güneş projesi (352,16 MW) ile rüzgâr santrallerine bütünleşik 19 hibrit güneş projesinde de görev aldı. Bugüne kadar görev aldığı 352 proje ve 16.211,29 MW'lık referans portföyü, şirketi sektörün önemli proje geliştirme ve mühendislik kuruluşlarından biri haline getiriyor. HER YATIRIM, FARKLI DİSİPLİNLERİN AYNI HEDEF İÇİN ÇALIŞMASINI GEREKTİRİYOR Yenilenebilir enerji yatırımlarında başarının yalnızca üretim kapasitesiyle değil, yatırımın her aşamasının doğru planlanmasıyla mümkün olduğuna dikkat çeken ARI-ES Enerji Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Ebru Arıcı: "Enerji dönüşümünün görünür yüzünü rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri oluşturuyor. Ancak bu yatırımların arkasında uzun bir planlama, mühendislik ve izin süreci bulunuyor. Sürdürülebilir enerji yatırımlarının zamanında hayata geçirilebilmesi için teknik uzmanlık kadar disiplinler arası koordinasyon da büyük önem taşıyor. ARI-ES Enerji olarak yaklaşık otuz yıla dayanan mühendislik birikimimizle yatırımın fikir aşamasından inşaat başlangıcına kadar tüm süreçleri bütüncül bir yaklaşımla yönetiyoruz" açıklamalarında bulundu. ARI-ES Enerji Hakkında Kökleri 1998 yılına dayanan ARI-ES Enerji, 2004 yılında yenilenebilir enerji alanına yönelmiş, 2005 yılında yalnızca bu alana odaklanan yapısıyla kurulmuştur. İzmir merkezli şirket; ARI-ES Planlama, HNS Harita ve Orman birimleriyle şehir planlama, harita mühendisliği, çevre ve orman mühendisliği, ÇED / ESIA, yol projeleri ve kamulaştırma alanlarında, ilgili mesleki yeterlik belgeleri ve büro tescilleriyle entegre hizmet vermektedir. Yaklaşık kırk kişilik ekibiyle proje geliştirmeden inşaat aşamasına kadar jeolojik-jeoteknik etütler dışındaki tüm süreçleri kendi bünyesinde yürüten şirket, gelişmiş proje takip sistemleriyle takvim yönetimini kontrol altında tutmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GCA Design Studio’dan Cam Ambalaj Tasarımında Bütüncül Yaklaşım Haber

GCA Design Studio’dan Cam Ambalaj Tasarımında Bütüncül Yaklaşım

GCA bünyesinde faaliyet gösteren GCA Design Studio, trend araştırmaları ve tüketici içgörülerinden tasarım, mühendislik ve üretim süreçlerine kadar ürün geliştirme yolculuğunun her aşamasında markalara destek veriyor. Tasarım, teknik uzmanlık, üretim deneyimi ve pazar bilgisini bir araya getirerek markaların fikirlerini üretilebilir, işlevsel ve değer yaratan cam ambalaj çözümlerine dönüştürüyor. Ürünün ilk fikir aşamasından tüketiciyle buluştuğu ana kadar tüm süreci yönetiyor, markaların pazarda farklılaşmasını destekleyen çözümler geliştiriyor. Bir fikri ürüne, ürünü markaya dönüştüren süreç GCA Design Studio'nun çalışma modeli, tasarımı ürün geliştirme yolculuğunun yalnızca bir aşaması olarak görüyor. Her proje; hedef pazarın, kategori dinamiklerinin, tüketici beklentilerinin ve markanın büyüme hedeflerinin analiz edilmesiyle şekilleniyor. Elde edilen içgörüler doğrultusunda geliştirilen fikirler, tasarım ve mühendislik çalışmalarıyla olgunlaştırılırken ürünün üretim süreçleriyle uyumu da eş zamanlı olarak değerlendiriliyor. Süreç, sektör ve trend araştırmalarıyla temelleniyor; tüketici içgörülerinin değerlendirilmesi ve ürün stratejisinin oluşturulmasıyla şekilleniyor. Bu aşamayı tasarım, prototip geliştirme, mühendislik çalışmaları, etiket ve dekorasyon çözümleri, dolum gereksinimleri ve üretim süreçleri takip ediyor. Ürünün pazara sunulmasına kadar uzanan tüm geliştirme adımları, birbirini besleyen entegre bir yaklaşımla yönetiliyor. Böylece markalar, farklı uzmanlık alanlarını ayrı ayrı koordine etmek yerine ihtiyaç duydukları tüm bilgi ve deneyime tek noktadan erişebiliyor. Bu yaklaşım sayesinde ortaya çıkan ambalajlar yalnızca estetik açıdan dikkat çekmiyor; üretim verimliliği, operasyonel gereksinimler, marka konumlandırması ve tüketici deneyimi gibi birçok farklı kriteri aynı anda karşılıyor. Etiket tasarımından dekorasyon alternatiflerine, kapak ve aksesuar seçimlerinden dolum süreçlerine kadar ürünün pazardaki başarısını etkileyen tüm detaylar bütüncül bir bakış açısıyla ele alınıyor. GCA'nın üretim gücü ve teknik bilgi birikimiyle desteklenen Design Studio, markalara fikir aşamasından pazara çıkışa kadar uzanan süreçte rehberlik ediyor. Tasarım ekipleri, mühendisler ve üretim uzmanları aynı hedef doğrultusunda çalışırken, ürün geliştirme süreci daha hızlı, daha verimli ve daha öngörülebilir hale geliyor. Tasarımın ötesinde bir çözüm merkeziGCA Design Studio'nun en önemli farklarından biri, tasarım, teknik uzmanlık, üretim deneyimi ve pazar bilgisini aynı yapı içerisinde buluşturması. Bu sayede markalar, ürün geliştirme sürecinin her aşamasında farklı çözüm ortaklarıyla çalışmak yerine tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek entegre bir ekiple ilerleyebiliyor. Sürdürülebilirlik de bu yaklaşımın önemli bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Hafifletme odaklı tasarım çalışmaları sayesinde cam ambalajın estetik ve fonksiyonel özellikleri korunurken daha az ham madde kullanımıyla çevresel etki azaltılıyor. Tasarım gücünü uluslararası başarılarla ortaya koyuyor GCA Design Studio tarafından geliştirilen projeler, ulusal ve uluslararası platformlarda elde ettiği başarılarla da dikkat çekiyor. A' Design Award, Red Dot, WorldStar ve Ambalaj Ay Yıldızları gibi prestijli organizasyonlarda kazanılan ödüller, tasarım, teknik yetkinlik, sürdürülebilirlik ve kullanıcı deneyimini bir araya getiren yaklaşımın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Global trendler ve tüketici beklentileri doğrultusunda geliştirilen çalışmalar, Türkiye'yi cam ambalaj tasarımı alanında dünya çapında temsil eden örnekler arasında yer alıyor. “Markaların ürün geliştirme yolculuğunun tamamına eşlik ediyoruz” GCA Genel Müdürü Dr. Abdullah Gayret, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi "Bugün başarılı bir ambalajın arkasında yalnızca iyi bir tasarım değil; doğru içgörü, güçlü mühendislik, üretim bilgisi ve pazarı doğru okuyan bir yaklaşım bulunuyor. GCA Design Studio'yu da bu anlayışla konumlandırıyoruz. Bir ürün fikrinin ortaya çıktığı ilk andan, ürünün raflarda tüketiciyle buluştuğu noktaya kadar tüm sürece eşlik ediyoruz. Trend araştırmalarını, tüketici içgörülerini, tasarım ve mühendislik çalışmalarını, üretim deneyimimizi ve pazar bilgimizi aynı çatı altında bir araya getiriyoruz. Böylece markalar için yalnızca bir ambalaj geliştirmiyor, ürün geliştirme yolculuğunun tamamında değer üreten bir çözüm ortağı olarak çalışıyoruz. Amacımız, markaların fikirlerini güçlü ürünlere, ürünlerini de pazarda fark yaratan başarılara dönüştürmelerine katkı sağlamak." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksa Enerji, Africa Finance Corporation ile Stratejik İş Birliğini Güçlendiriyor Haber

Aksa Enerji, Africa Finance Corporation ile Stratejik İş Birliğini Güçlendiriyor

7 ülkedeki 12 santral operasyonu ve 3.000 MW’ın üzeri kurulu gücüyle enerjide global bir güç olan Aksa Enerji, Afrika’daki “Sürdürülebilir Yüksek Büyüme” stratejisini destekleyecek önemli bir finansman anlaşmasına daha imza attı. Şirket, Afrika’nın önde gelen kalkınma finans kuruluşlarından Africa Finance Corporation (AFC) ile Afrika’daki enerji santrali yatırımlarında kullanılmak üzere toplam 300 milyon ABD doları büyüklüğünde kredi sözleşmesi imzaladı. Bu anlaşmayla birlikte, Aksa Enerji’nin AFC ile bir yıl içerisinde sağladığı toplam finansman tutarı 450 milyon ABD dolarına ulaştı. Aksa Enerji ile AFC arasındaki bu iş birliği, bir finansman anlaşmasının ötesine geçerek; Afrika’nın enerji altyapısının güçlendirilmesine, bölgesel kalkınmanın desteklenmesine ve uzun vadeli sürdürülebilir yüksek büyümenin hızlandırılmasına katkı sağlayan stratejik bir iş birliği olarak öne çıkıyor. Aksa Enerji’nin Afrika kıtasındaki enerji santrali projeleri; güçlü mühendislik ve işletme yetkinliği, yerel dinamiklere hızlı uyum sağlayan esnek iş modeli ve disiplinli yatırım yaklaşımıyla farklılaşırken, AFC’nin sağlam finansman gücü ve uluslararası yatırım deneyimi bu projelere önemli bir kaldıraç etkisi sağlayacak. Afrika’daki Büyümemizi Güçlü Finansman Yapısıyla Destekliyoruz Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Aksa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Kazancı şunları söyledi: “Afrika’da gerçekleştirdiğimiz yatırımlar, Aksa Enerji’nin global büyüme vizyonunun temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Bu yıl devreye almayı planladığımız projelerimizin dördü Afrika’da yer alıyor. Bunlardan ilkini ocak ayında Gana’da basit çevrim olarak devreye alarak, ticari üretime başladık. Senegal ve Gabon’daki doğalgaz santrallerimizle birlikte, kıtanın en kritik ihtiyaçlarından biri olan enerji arz güvenliğine sağladığımız katkıyı daha ileri taşımayı sürdüreceğiz. Afrika’nın enerji dönüşümüne ve kalkınmasına sunduğumuz bu desteğin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, Africa Finance Corporation ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğini yeni bir anlaşmayla güçlendirmekten memnuniyet duyuyoruz. Bu anlaşma yalnızca finansmanla sınırlı kalmayıp; bilgi birikimi, teknik uzmanlık ve ortak bir vizyonun güçlü bir birleşimini yansıtıyor. Aksa Enerji olarak, farklı coğrafyalarda edindiğimiz proje geliştirme ve işletme deneyimini AFC’nin güçlü finansal yapısıyla bir araya getirerek Afrika kıtasında kalıcı, sürdürülebilir ve yüksek katma değer yaratan projeler geliştirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nadir Elementler Türkiye Sigorta Sektörü için  Bir Fırsat Penceresi Sunuyor Haber

Nadir Elementler Türkiye Sigorta Sektörü için  Bir Fırsat Penceresi Sunuyor

Daha da önemlisi, Türkiye, bu alanda erken uzmanlaşırsa sadece yerel riskleri sigortalayan değil; bölgesel ölçekte bilgi üreten ve reasüransla daha sofistike çalışan bir merkez haline gelebilir.” dedi. Son dönemde enerji dönüşümü, savunma sanayi, elektronik üretimi ve ileri teknolojinin kritik girdisi haline gelen nadir toprak elementleri, içerdiği önem ve kullanım alanları açısından sigorta sektörünün de gündeminde yer alıyor. Nadir toprak elementlerinin gelişimi ile birlikte mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel sorumluluk, işveren sorumluluğu, siber, siyasi risk ve proje sigortaları tarafında büyüme alanları söz konusu. Bu elementlerin yoğun kullanıldığı sektörlerde artan taleple birlikte, riskin artık daha dinamik fiyatlanması gereği ortaya çıkıyor. Jeopolitik gelişmeler ve tedarik zincirine yönelik yeni senaryolar olmalı Nadir toprak elementlerinin sigorta sektörü açısından önemini değerlendiren IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “Bugün en temel kırılganlık; nadir toprak elementlerinde üretim ve işlemenin birkaç ülke ve birkaç tesis etrafında yoğunlaşması. OECD’ye göre, nadir toprak elementleri ile lityumda küresel üretimin yüzde 90’dan fazlası üç üretici ülkede toplanıyor; Çin tek başına küresel nadir toprak arzının yaklaşık yüzde 70’ini üretiyor. Aynı dönemde, 2021-2023 arasında sanayi tipi hammaddelerin küresel ticaretinin yüzde 14’ü en az bir ihracat kısıtlamasına maruz kaldı; nadir toprak ticaretinde bu oran yüzde 46’ya ulaştı. Bu tablo, sigorta sektöründe tedarik kesintisi riski, politik risk, ticari kredi riski, fiyat oynaklığı riski ve contingent business interruption dediğimiz dolaylı iş durması risklerini daha görünür hale getiriyor. İhracat lisansının gecikmesi, jeopolitik bir kararın tedarik akışını bozması ya da belirli bir mıknatıs bileşenine erişimin yavaşlaması halinde, otomotivden rüzgâr enerjisine kadar çok sayıda sektörün üretim planının sekteye uğraması da söz konusu. IEA’nın son değerlendirmeleri, Çin’in 2025’te nadir topraklar ve ilgili ekipmanlar üzerindeki yeni ihracat kontrollerinin enerji, otomotiv, savunma, yarı iletken ve havacılık tedarik zincirleri üzerinde doğrudan etkili olabileceğini gösteriyor. Bu da sigortacıların klasik mülkiyet hasarı yaklaşımından çıkıp, jeopolitik gelişmeler ve tedarik zinciri bağımlılığı temelli yeni senaryolar kurmasını zorunlu hale getiriyor” dedi. 2050’ye kadar 3 milyar tonun üzerinde mineral ve metal ihtiyacı doğacak Murat Çiftçi, temiz enerji ve ileri teknoloji yatırımları büyüdükçe, nadir topraklara olan talebin de hızlandığına dikkat çekerek, “IEA’ya (Uluslararası Enerji Ajansı) göre net sıfır senaryosunda 2040’a kadar nadir toprak elementlerine yönelik talep yaklaşık iki katına çıkıyor; Dünya Bankası da temiz enerji dönüşümü için 2050’ye kadar birçok kritik mineral üretiminde yüzde 500’e yakın artış gerekeceğini ve 3 milyar tonun üzerinde mineral ve metal ihtiyacı doğacağını ortaya koyuyor. Bu tablo sigorta şirketlerine şunu söylüyor: Artık geçmiş yılların istatistiğiyle fiyat vermek yeterli değil; senaryo bazlı, stres testli ve tedarik zinciri entegre modelleme gerekiyor. Örneğin batarya, rüzgâr türbini, savunma elektroniği ya da ileri üretim yapan bir tesis sigortalanırken yalnızca fiziksel varlık değeri değil; kullanılan kritik mineralin tedarik kaynağı, stok süresi, ikame edilebilirliği, tek ülkeye bağımlılık oranı ve alıcı-satıcı sözleşmelerinin esnekliği de fiyatlamaya girmeli. Çünkü aynı fabrika binası iki şirkette aynı görünse de, birinin üç farklı coğrafyadan tedariki varken diğerinin tek kaynağa bağlı olması, risk profilini ciddi biçimde değiştirir. Önümüzdeki dönemde poliçe fiyatlamasında supply chain mapping, parametrik tetikleyiciler, daha sık güncellenen stok/değer beyanları ve proje bazlı teknik underwriting öne çıkacaktır” dedi. Birikimli risk hesabı daha kritik hale geliyor “Nadir topraklar artık yalnızca emtia değil; aynı zamanda stratejik güvenlik meselesi” diyen Murat Çiftçi, şunları söyledi: “OECD verileri, üretim yoğunlaşmasının ve ihracat kısıtlamalarının arttığını; IEA ise son dönemdeki ihracat kontrollerinin küresel değer zincirlerinde ciddi operasyonel aksamalara yol açabileceğini söylüyor. Böyle bir ortamda reasürörler, sadece tekil bir yangın veya makine kırılması hasarına bakmıyor; aynı zamanda aynı jeopolitik olayın birden fazla ülkedeki birden fazla sigortalıyı aynı anda etkileme ihtimalini de değerlendiriyor. Bu, reasürans açısından accumulation risk yani birikimli risk hesabını daha kritik hale getiriyor. Bunun doğal sonucu olarak, özellikle maden, işleme, kritik mineral lojistiği ve bu minerallere bağımlı ileri sanayi risklerinde reasürans kapasitesi daha seçici hale gelebilir. Teknik bilgi seviyesi düşük, tedarik çeşitliliği zayıf veya ESG uyumu sınırlı riskler için fiyatın yükselmesi; bazı durumlarda muafiyetlerin artması ya da alt limit uygulanması şaşırtıcı olmaz. Buna karşılık, tedarik zincirini çeşitlendirmiş, çevresel yönetimini güçlendirmiş, siber olgunluğu yüksek ve şeffaf veri paylaşımı yapan şirketler reasürans piyasasında daha olumlu ayrışacaktır. Kısacası artık reasürans fiyatı yalnızca hasar geçmişiyle değil, jeopolitik dayanıklılık ve yönetişim kalitesiyle de şekilleniyor.” Sadece poliçe yetmiyor, risk mühendisliği daha değerli hale geliyor Nadir toprak elementlerine yönelik sunulan sigorta çözümlerine değinen Murat Çiftçi, “Standart ürünlerin ötesine geçen özel sigorta çözümleri gündeme geliyor. Örneğin kritik mineral üreticileri için çevresel sorumluluk ve maden kapatma sonrası yükümlülükleri daha iyi kapsayan poliçeler, işleme tesisleri için tedarik zinciri kesintisine duyarlı paketler, enerji ve batarya üreticileri için kritik mineral bağımlılığına göre yapılandırılmış teminatlar geliştirilebilir. Bunun yanında, parametrik ürünler, siyasi risk ve ticari kredi ile entegre yapılar, hatta stratejik stokların korunmasına yönelik daha niş çözümler de gündeme gelebilir. Diğer taraftan danışmanlık konusu da bu noktada önemli. Çünkü müşteriler artık sadece poliçe satın almak istemiyor; risk haritasını görmek, hangi ülkede ne kadar bağımlı olduğunu anlamak da gerekiyor. Bu nedenle broker ve sigortacılar için risk mühendisliği, tedarik zinciri görünürlüğü, siber olgunluk analizi, ESG uyum danışmanlığı ve stres testi hizmetleri çok daha değerli hale geliyor. Bence bu alanda kazanan kurumlar, sadece kapasite sunan değil; müşteriye stratejik karar desteği veren kurumlar olacak” dedi. Türkiye bölgesel ölçekte merkez haline gelebilir Murat Çiftçi, Türkiye’nin nadir toprak elementleri alanındaki potansiyel fırsatlarına yönelik de şunları söyledi: “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Eskişehir Beylikova sahasında yaklaşık 694 milyon tonluk bir kaynak tespit edildi; bu sahada yıllık 570 bin ton cevher işleme, yaklaşık 10 bin ton nadir toprak oksidi üretimi ve 17 elementten 10’unun üretilebilir hale gelmesi hedefi paylaşıldı. Bu tablo, Türkiye’de yalnızca madencilik değil; işleme, rafinasyon, ileri malzeme, mıknatıs, savunma ve temiz enerji sanayii açısından da yeni bir ekosistem oluşturma potansiyeline işaret ediyor. Öte taraftan nadir toprak elementleri mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel sorumluluk, işveren sorumluluğu, siber, siyasi risk ve proje sigortaları tarafında büyüme alanı sunuyor. Daha da önemlisi, Türkiye bu alanda erken uzmanlaşırsa sadece yerel riskleri sigortalayan değil; bölgesel ölçekte bilgi üreten ve reasüransla daha sofistike çalışan bir merkez haline gelebilir. Bu da Türkiye sigorta piyasası için sadece bir büyüme fırsatı değil, aynı zamanda teknik uzmanlık ve stratejik konumlanma fırsatını beraberinde getiriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.