Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknoloji Altyapısı

Kapsül Haber Ajansı - Teknoloji Altyapısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji Altyapısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel M&A’de 4,8 Trilyon Dolarlık Sıçrama Haber

Küresel M&A’de 4,8 Trilyon Dolarlık Sıçrama

Yapay zeka odaklı teknoloji anlaşmaları ve ileri imalat sektörü, yıl boyunca işlem değerlerindeki sert artışa öncülük etti. Bain & Company’nin “2025’te Birleşme ve Satın Almalar: Büyük Toparlanmanın Ardındaki Gerçekler” raporunda açıkladığı verilere göre küresel birleşme ve satın almaların (M&A) 2025’te güçlü bir ivme yakalayarak, 4,8 trilyon dolara ulaşan toplam işlem değeri ile tarihin en yüksek ikinci seviyesine çıkması bekleniyor. Bu rakam, 2024’e kıyasla %36’lık bir artışa işaret ediyor. Bu yıl gerçekleşen 5 milyar dolar ve üzerindeki mega işlemler, M&A piyasasındaki bu yeniden yükselişin temel itici gücü oldu. M&A’ye genellikle seyrek şekilde katılan “nadir alıcılar”, uzun süre bekledikten sonra büyük ölçekli hamlelerle sürece yeniden dahil oldu. Buna karşılık, toplam işlem sayısının 2025 boyunca yalnızca %5 artması dikkat çekiyor. 5 milyar dolar üzerindeki işlemler, stratejik işlem değerindeki artışın %75’ini oluşturdu. Bu büyük ölçekli anlaşmaların yaklaşık %60’ı nadir işlem yapan alıcılar tarafından gerçekleşirken, yaklaşık %40’ı alıcı şirketin piyasa değerinin %50’sinden fazlasına denk gelen dönüştürücü nitelikteki işlemlerdi. Bain'in analizine göre, bu tip büyük ölçekli birleşmeler yüksek risk barındırmakla birlikte doğru yönetildiğinde yüksek ödül potansiyeli de sunuyor; bu nedenle şirket liderlerinin stratejik uyum, entegrasyon ve organizasyonel yönetim süreçlerine eskisinden daha fazla odaklanması gerekiyor. Yapay zeka odaklı anlaşmalarla ivme kazanan teknoloji alanındaki birleşme ve satın alımlar, yılın işlem aktivitesindeki artışa öncülük etti. Bununla birlikte Bain'in raporu, M&A piyasasındaki toparlanmanın sektörler, coğrafyalar ve alıcı türleri genelinde dengeli ve yaygın olduğunu; tüm bölgelerde ve tüm sektörlerde işlem değerlerinin çift haneli oranlarda arttığını gösteriyor. Onur Candar "Bu yeniden canlanan ivme, Türkiye’deki şirketler açısından kayda değer stratejik etkiler yaratıyor. Geçtiğimiz yıl, geçmişte sınırlı işlem tecrübesi olan kurumların dahi kendilerini farklılaştırmak ve konumlarını güçlendirmek adına daha cesur adımlar attığını gözlemledik. Sağlam bir stratejik tezle desteklenen büyük ölçekli işlemler, şirketlerin iş yapış biçimlerini yeniden şekillendiriyor ve yeni büyüme alanları açıyor. Buna karşılık, bu temelden yoksun işlemler ise değer kaybı riskini beraberinde getiriyor. Özellikle, işlemin temel değer sürücülerini yatırım tezinin temellerini net olarak tanımlamadan yüzeysel sinerjilere odaklanmak önemli hatalara yol açabiliyor. Bu nedenle, ortak vizyon, hedef işletim modeli, karar alma mekanizmaları, icra disiplini ve kültür gibi kritik unsurlarda erken ve güçlü bir uyum oluşturmak, Türk şirketleri için sürdürülebilir değer yaratımını güvence altına almak açısından stratejik önem taşıyor." Teknoloji ve ileri imalat toparlanmanın lokomotifi oldu Teknoloji alanındaki birleşme ve satın alımlar 2025’te güçlü bir şekilde geri döndü; yılbaşından bu yana teknoloji alanındaki işlem değeri %76 artarak 478 milyar dolara ulaştı. 500 milyon dolar üzerindeki stratejik teknoloji işlemlerinin neredeyse yarısının yapay zeka odaklı şirketleri veya yapay zeka getirisi sağlayacak anlaşmaları kapsaması dikkat çekti. İmalat sektörü de M&A aktivitesinin öne çıkan sürükleyici alanlarından biri oldu; imalat sektöründeki yılbaşından bu yana toplam işlem değeri %38 artarak 717 milyar dolara yükseldi. Toparlanma küresel ölçekte etkili oldu. ABD hedefli işlemler, toplam stratejik işlem değerinin neredeyse yarısını oluşturarak 2025’teki M&A büyümesinin ana kaynağı oldu. İkinci büyük pazar olan Çin’de işlem adedi rekor seviyeye ulaştı ve bunun %80’den fazlası Çin iç pazarında gerçekleşti. Japonya’da toplam M&A işlem değeri iki katına çıkarak ülkeyi bu yıl dünyanın üçüncü büyük M&A pazarı yaptı; işlem adedinde de çift haneli artış görüldü. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde mega işlemler değer artışını desteklese de toplam işlem adedi %7 geriledi. 2025 yılında toplam işlem değerindeki %36 artışla paralel şekilde bütün alıcı kategorilerinde aktivite belirgin biçimde yükseldi: stratejik işlemlerde değer %38 arttı; finansal yatırımcılar tarafında %31; girişim sermayesi işlemlerinde ise %28 büyüme yaşandı. Bain & Company Türkiye Ortaklarından Armando Guastella, M&A sektöründeki gelişmeler hakkındaki değerlendirmesinde şunları söyledi:"Türkiye pazarında, sektör fark etmeksizin şirketler stratejilerini yeniden tasarlama ihtiyacını giderek daha net görüyor. Bu durumun başlıca nedenleri, teknolojinin rekabet dinamiklerini kökten dönüştürmesi ve artan iş gücü maliyetleri dahil olmak üzere makroekonomik baskıların Türkiye’nin geçmişte sahip olduğu maliyet avantajını zayıflatması. Bu avantajın zayıflamasıyla birlikte, birçok Türk şirketi ve holding grubu portföylerini yeniden konumlandırmak ve bölgedeki rollerini tanımlamak için aktif olarak yeniden konumlanma arayışında. Alıcılar ve satıcılar açısından değerlemelere yönelik güvenin güçlenmesi, stratejik yatırımcıları M&A’yi yeniden büyüme gündemlerinin merkezine almaya yöneltiyor. Bu yaklaşım, M&A'yi sadece bir büyüme aracı olmaktan çıkararak portföy dönüşümünü yönetmek için kritik bir kurumsal yetkinliğe dönüştürüyor. 300’den fazla M&A yöneticisiyle yaptığımız araştırma da bu dönüşümü açık biçimde ortaya koyuyor: Teknoloji kaynaklı dönüşümler ve M&A’nin merkezi rolü, birlikte Türkiye genelinde stratejik yeniden konumlandırmayı hızlandırıyor." Regülasyon gevşemesi ve düşen maliyetler toparlanmayı hızlandırdı Bain’in analizine göre şirketler, değişen karlılık havuzlarına uyum sağlamak ve büyümek için satın almalara yönelirken birçok destekleyici unsur bu yıl devreye girdi. Pandemi sonrasında M&A’yi zorlayan faktörler büyük ölçüde hafifledi; düzenlemelerde ve sermaye maliyetlerinde gevşeme görüldü. Alıcı-satıcı değerleme makası da daraldı; çarpanlar 11,6x EV/EBITDA seviyesine yükselse de birçok sektörde hala 2021 zirvesinin altında bulunuyor. Ayrıca, mevcut stratejik ortamda beklemenin artık daha az mantıklı olduğu yönündeki farkındalık arttı. Yapay zekanın sektörler üzerindeki dönüştürücü etkisi, harekete geçme baskısını daha da artırıyor. Bain’in araştırmasına göre 300’den fazla M&A yöneticisinin %85’ten fazlası, teknoloji ve stratejideki değişimlere paralel şekilde M&A fırsat havuzlarını güncellediklerini ifade ediyor. Ticaret gerilimleri ve tarifelerdeki belirsizlikler M&A ivmesini durdurmadı Tarifeler ve küresel ticaretteki dalgalanmalar, nisan ayında görülen kısa süreli geri çekilme dışında işlem aktivitesini önemli ölçüde etkilemedi. 2025’te sınır ötesi işlem oranlarında anlamlı bir değişiklik yaşanmadı. Bain’in araştırmasına göre M&A yöneticilerinin yarısından azı ticaret kısıtlamalarının genel işlem planlarını etkileyeceğini belirtirken, %70’i ticaret politikalarının varlık satışları üzerinde etkisi olmayacağını düşünüyor. Bununla birlikte, post-küreselleşme eğilimlerinin zaman içinde daha belirgin etkiler yaratması bekleniyor. ABD dışındaki şirketlerin ABD’deki varlıklara olan iştahının azalması ve ABD’li şirketlerin tarifeler nedeniyle daha fazla yerel alıma yönelmesi bunun ilk işaretleri arasında. Küresel ticaretin bölgesel eksenlerde yeniden şekillenmesiyle birlikte M&A, şirketlere yeni pazarlara erişim ve esneklik sağlayan önemli bir araç haline geliyor. Şirketlerin M&A’ye ayırdığı sermaye 10 yılın en düşük seviyesine indi Post-küreselleşme dinamikleri ve korumacı politikalar, şirketlerin sermaye tahsislerini de etkiliyor. Tedarik zincirlerini güçlendirme, yapay zeka yatırımları, otomasyon ve teknoloji altyapısı gibi alanlara olan ihtiyaç arttıkça, M&A yöneticilerinin sermaye kullanımında daha sıkı incelemeyle karşılaşması muhtemel. Bu durum, işlemler için yatırım geri dönüşü beklentilerinin de yükselmesine neden olabilir. Her ne kadar 2025’te M&A aktivitesi güçlense de şirketlerin M&A’ye ayırdığı sermayenin toplam içindeki payı 10 yılın en düşük seviyesine indi. S&P Dünya Endeksi’ndeki yaklaşık 700 şirketin nakit harcamalarının yalnızca %7’si M&A’ye ayrıldı; oysa bu oran son dokuz yılda %9–17 aralığında seyretmişti. Bain’e göre teknoloji altyapısı, robotlar, yapay zeka çözümleri, fabrika yatırımları ve enerji projeleri gibi yeni öncelikler M&A’nin payını daraltıyor. Yapay zeka, M&A süreçlerinin merkezine yerleşiyor Yapay zekanın hızlı gelişimi, M&A süreçlerinde de kendini güçlü şekilde hissettirdi. Stratejik alıcıların %75’i hedef şirketlerin yapay zeka etkisini değerlendirdi ve en az %20’si bu inceleme sonucunda işlemden vazgeçti. M&A profesyonelleri arasında yapay zeka kullanımı ise iki katından fazla artarak %45 seviyesine yükseldi. Yapay zeka hala en çok işlem bulma ve tarama aşamalarında kullanılsa da entegrasyonun planlanması ve uygulanması gibi alanlarda da hızla yaygınlaşıyor. Bain’in analizine göre 2025’te 1 milyar dolar üzerindeki işlemlerin %60’ı kapsam genişletme (scope) niteliğindeydi ve bu oran tüm zamanların en yüksek seviyesi oldu. Şirketler mevcut işlerini büyütmekten ziyade, yeni pazar ve müşteri segmentlerine erişmek için M&A’yi tercih etti. Geleneksel olarak ölçek odaklı olan finansal hizmetler ve ileri imalat sektörlerinde dahi kapsam genişletme eğilimi belirgin şekilde yükseldi. 2026’ya bakış Bain & Company, önümüzdeki günlerde ayında yayınlayacağı 2026 Küresel M&A Raporu’yla önümüzdeki yılın M&A trendlerine dair kapsamlı bir analiz sunacak. Raporda, başlıca sektörlerde detaylı değerlendirmeler, M&A beklentileri ve ABD, Avustralya, Brezilya, Kanada, Fransa, Almanya, İspanya, Hindistan, İtalya, Japonya, Singapur ve Birleşik Krallık’tan 300’den fazla M&A uzmanının görüşlerinin yer aldığı M&A Uygulayıcıları 2026 Görünüm Araştırması’nın sonuçları bulunacak.

Mastercard, Türkiye'deki 30. Yaşını Kutluyor Haber

Mastercard, Türkiye'deki 30. Yaşını Kutluyor

Mastercard, Türkiye’de 30 yıldır ödeme teknolojilerinin dönüşümüne katkı veriyor. Türkiye’de faaliyete başladığı günden bu yana dijital ödemeler alanındaki gelişimini destekleyen şirket, 30. yılını kutlarken geleceği şekillendirecek teknoloji, fikir ve yeteneklere odaklanıyor. Türkiye’deki iş ortakları ile birlikte birçok ilki hayata geçiren Mastercard, Türkiye’nin ödeme sistemlerinde güçlü bir ülke olması için önümüzdeki dönemde de teknoloji ve inovasyon odaklı büyümesini sürdürmeyi hedefliyor. Mastercard’ın Türkiye’deki 30 yılının ülkedeki dijital ödemelerin gelişim hikayesiyle çok paralel olduğunu belirten Mastercard Doğu Avrupa Bölge Başkanı Yasemin Bedir, “Mastercard’ın Türkiye’deki yolculuğuna başladığı dönemde ülkemiz ödeme sistemlerinde büyük bir dönüşümün eşiğindeydi ve Mastercard bu potansiyelin tam kalbinde yer alıyordu. Bizim için bu 30 yıl, sektörümüzde pek çok alanda inovasyonla değer yaratmanın hikayesi. Bugün, 12 ülkenin yer aldığı Doğu Avrupa Bölgesi’nin yönetim merkeziyiz. Türkiye’de geliştirdiğimiz yenilikçi ürün ve hizmetleri bölgeye ihraç ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de inovasyon mirasımızı geleceğe taşıyacak heyecanlı bir yolculuğa çıkıyoruz” dedi. Mastercard Türkiye ve Azerbaycan Genel Müdürü Onur Faydacı ise şöyle konuştu: “30 yıldır ülkemizin dijital ekonomi vizyonunu destekliyor, finansal ekosisteme değer katıyor ve tüketicilerin yaşam kalitesini artıran çözümler geliştirmenin gururunu yaşıyoruz. Türkiye’nin güçlü teknoloji altyapısı ve yenilikçi bakış açısı sayesinde, bugün sadece ülkemize değil, bölgeye de yayılan projeler üreten bir inovasyon merkezi haline geldik. Her yıl 100’ün üzerinde iş ortağımızla 150’den fazla proje yürütüyor, bankalardan finteklere, kamu kurumlarından merkez bankalarına uzanan geniş bir paydaş ağı ile finansal kapsayıcılık ve dijital dönüşüm alanlarında birlikte çalışıyoruz. 30 yıldır Türkiye’nin ritmini paylaştığımız bu yolculukta yanımızda olan tüm paydaşlarımıza, tüketicilerimize ve Mastercard ailesine teşekkür ediyorum.” Geleceği yapay zeka, yetenek ve sanat şekillendirecek. Mastercard, geleceğin şekillenmesinde üç temel unsurun belirleyici olacağına inanıyor: yapay zeka, sanat ve yetenek. Yapay zekayı operasyonel verimlilikten müşteri deneyimine uzanan tüm süreçleri güçlendiren bir teknoloji altyapısı; yeteneği kurumların dönüşüm kapasitesini artıran stratejik insan kaynağı; sanatı ise inovasyonu besleyen yaratıcı düşüncenin dinamosu olarak konumlandırıyor. Bu vizyon doğrultusunda Mastercard, yıl boyunca sürecek kapsamlı bir yapay zeka inisiyatifi başlatarak sektörü ve kamuoyunu yapay zeka odaklı gelişmelerle buluşturacak. Teknolojide Kadın Derneği iş birliğiyle, sektörde yapay zeka alanında donanımlı kadın iş gücünü yetiştirmeyi hedefleyen bir akademi de kuracak. Ayrıca, tüketiciler için Paha Biçilemez platformu üzerinden ilham verici sanat deneyimleri sunmaya devam edecek. 30. yıla özel dijital sanat eseri Mastercard Türkiye’nin 30. yılı anısına genç tasarımcı Ecem Dilan Köse tarafından özel olarak üretilen Mycorrhiza isimli dijital sanat eseri, doğadaki ortak yaşam birliğinden ilham alıyor. Bu eser, Mastercard’ın iş ortaklarıyla kurduğu güven, iş birliği ve iletişim değerlerini sembolize ediyor; tıpkı doğada birbirine bağlı köklerin oluşturduğu yaşam ağı gibi, Mastercard ve paydaşları da birlikte, tek başlarına yaratamayacakları güçlü bir ekosistem inşa ediyorlar. Marka değerleri etrafında şekillenen bu yenilikçi çalışma, Mastercard’ın sanatla kurduğu bağın güçlü bir ifadesi niteliğinde. Özel bir geceyle kutladı Mastercard Türkiye, 30. yıl dönümünü iş ortaklarının katılımıyla düzenlenen özel bir geceyle kutladı. Gecenin teması olan “30 Years Inside the Circles”, Mastercard’ın logo tasarımındaki halkalara atıfta bulunarak markanın bakış açısını yansıtıyor. Halkaların içinden açılan pencerelerde, herkes için sınırsız ve paha biçilemez olasılıkların olduğu bir dünya keşfediliyor; bu değerler, yarınlara umut ve ilham bırakıyor.

Google’dan Türkiye’ye 2 Milyar Dolarlık Yatırım: Yeni Google Cloud Bölgesi Kuruluyor Haber

Google’dan Türkiye’ye 2 Milyar Dolarlık Yatırım: Yeni Google Cloud Bölgesi Kuruluyor

Google, Türkiye’de yeni bir Google Cloud bölgesi kurma planlarını, ülke genelinde önümüzdeki 10 yılı kapsayan toplam 2 milyar ABD doları tutarındaki yatırım programı kapsamında duyurdu. Google ve Turkcell arasındaki stratejik iş birliğinin detayları, Google Türkiye ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen Google Cloud Day etkinliğinde paylaşıldı. Turkcell ile iş birliği içerisinde geliştirilecek dünya standartlarındaki bu dijital altyapı, Türkiye ve bölge genelinde dijital dönüşümü ve bulut inovasyonunu ileri taşıyacak uzun vadeli bir kararlılığı yansıtıyor. Planlanan Google Cloud Türkiye bölgesi; işletmelere yüksek performanslı, güvenli ve kesintisiz bulut hizmetleri sunarak bulut ve yapay zekâ çözümlerine yönelik artan talebi karşılamayı hedefliyor. Türkiye’deki kurumlar; düşük gecikme, güçlü güvenlik kontrolleri ve uluslararası veri koruma standartlarına tam uyumluluk gibi kritik avantajlardan yararlanabilecek. “Bu yatırım, Türkiye’ye duyulan güvenin bir göstergesidir”Google Cloud Day’de konuşan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: “Google Cloud ve Turkcell arasındaki iş birliği, Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğunu daha da hızlandıracaktır. Bu adım, küresel teknoloji liderlerinin ekonomimizin gücüne, yenilik kapasitesine ve büyüme potansiyeline duyduğu güveni yansıtmaktadır. Gelişmiş veri altyapısı ve yeni nesil bulut teknolojilerinin ekosistemimize entegrasyonu; kamu ve özel sektörde verimliliği artıracak, inovasyonu güçlendirecek ve uzun vadeli vizyonumuz olan Türkiye’yi bölgesel bir teknoloji ve bağlantı merkezi konumuna taşıyacaktır.” “2 milyar dolarlık yatırımla Türkiye'nin ekonomik büyümesini desteklemeye kararlıyız” Google Cloud Day'de Turkcell ile gerçekleşen iş birliğinin altını çizen Google Cloud Ülke Müdürü Önder Güler, şunları söyledi: "Bu 2 milyar dolarlık yatırımla Türkiye ekonomisinin büyümesine destek olma taahhüdümüzü sürdürüyoruz. Turkcell ile kurduğumuz ortaklıkla birlikte hayata geçen bu yeni bölge, birinci sınıf bulut altyapımızı Türkiye'deki kurumlara doğrudan sunarak daha yüksek hız, gelişmiş güvenlik ve mevzuat uyumuyla yeniliklerin önünü açma hedefimizi gerçekleştirmekten mutluluk duyuyoruz.” “Turkcell, 1 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirecek” Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, iş birliğine ilişkin şunları söyledi: “Google Cloud ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, Türkiye’nin dijital yolculuğunda dönüştürücü bir dönüm noktasını temsil ediyor ve Turkcell’in teknoloji lideri konumunu daha da güçlendiriyor. Bu iş birliği yalnızca bir teknoloji yatırımı değil; ülkemizin geleceğe yönelik vizyonuyla stratejik bir uyum anlamına geliyor. Google Cloud’un küresel uzmanlığından yararlanarak Türkiye’de yapay zekâ ve inovasyon alanında öncü adımlar atıyoruz. Müşterilerimiz son teknoloji araçlara anında erişim sağlayarak Türk şirketlerinin daha hızlı inovasyon yapmasına ve küresel ölçekte rekabet etmesine güç katacak. Bu vizyonu desteklemek için Turkcell, veri merkezleri ve bulut teknolojilerine 1 milyar dolarlık yatırım yapmaya kararlı. Bu yatırımın ülkemizin dijital ekosistemine yıllık 5 milyar dolarlık katkı sağlaması bekleniyor.” Google Cloud Day etkinliğine katılan farklı şirketlerden üst düzey yöneticiler, stratejik iş birliğiyle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı İlker Kuruöz, şunları söyledi: “Bulut teknolojileri, finans sektöründeki dijital dönüşümün en kritik unsurlarından biri. Google Cloud’un Türkiye’de yeni bir bölge kurma planı, Garanti BBVA’nın operasyonel dayanıklılığını güçlendirirken; yapay zekâ ve gelişmiş veri analitiği çözümlerini güvenli şekilde kullanarak inovasyonu sürdürmesine olanak tanıyor. Bu iş birliği, müşterilerimize güvenilir ve yüksek performanslı dijital hizmetler sunma konusundaki kararlılığımızı pekiştirirken; veri egemenliği, gizlilik ve güvenin tüm çalışmalarımızın merkezinde yer almasını sağlamaya devam ediyor.” Türk Hava Yolları Genel Müdür Yardımcısı Kerem Kızıltunç, şöyle konuştu: “Türkiye’yi dünyaya bağlayan küresel bir havayolu olarak Türk Hava Yolları, yolcularımıza 7/24 kesintisiz bir seyahat deneyimi sunmak için yüksek performanslı ve dayanıklı bir teknoloji altyapısına güveniyor. Google Cloud’un, küresel ağıyla entegre şekilde Türkiye’de yerel bir bölge kurma planı; uçuş operasyonlarımız, yolcu sistemlerimiz ve veri yoğun uygulamalarımız için bir dönüm noktası niteliğinde. Kurumsal ölçekte ölçeklenebilir bulut altyapısının bize çok daha yakın olması; ileri analitikten güçlü siber güvenlik çözümlerine ve gelecekteki yapay zekâ yetkinliklerini hayata geçirmek için ihtiyaç duyulan düşük gecikme seviyesini sağlıyor. Bu gelişme, dijital stratejimizi hızlandırırken üstün hizmet standardına olan bağlılığımızı da daha da güçlendiriyor.” Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Dr. Gökhan Özdinç, şöyle konuştu: “Yapı Kredi olarak müşterilerimize sınırsız bir bankacılık deneyimi sunmak amacıyla sürekli inovasyona ve ana bankacılık altyapımızı modernize etmeye odaklanıyoruz. Google Cloud’un Türkiye’de bir bölge kurma planı, ileri yapay zekâ ve siber güvenlik girişimlerimizi hayata geçirmek için ihtiyaç duyduğumuz kurumsal ölçekte ölçeklenebilir ve güvenli bulut altyapısını sağlayacak. Bu yerel varlık, büyüme hedeflerimizi desteklemek için gerekli performansı ve esnekliği önemli ölçüde artırırken; güvenli, dijital-öncelikli yeni nesil finansal ürünler geliştirme yolculuğumuzu da hızlandıracak.” Yeni Google Cloud Türkiye bölgesinin sağlayacağı avantajlar Türkiye bölgesi, Google Cloud’un dünya genelinde 42 bölge ve 127 alandan oluşan geniş küresel ağına katılarak; perakende ve medya sektörlerinden finansal hizmetlere, sağlık ve kamuya kadar tüm sektörlerdeki ve her ölçekteki kuruluşlar için güçlü bir teknoloji altyapısı sunuyor. Google Cloud Türkiye bölgesinin öne çıkan avantajları şöyle özetlenebilir: Gelişmiş teknolojiler ve yetkinlikler: Veri analitiği, siber güvenlik ve dijital iş çözümleri gibi kritik kurumsal hizmetlere yerel erişim sağlanır. Google’ın yapay zekâ alanındaki yenilikleri; işletmelerin ve kamu kurumlarının daha hızlı, daha güvenli ve daha verimli çalışmasına katkı sağlar.Veri güvenliği ve düzenlemelere tam uyum: Verilerin Türkiye içinde saklanması, şifrelenmiş iletim ve depolama, ayrıntılı erişim kontrolleri ve gelişmiş tehdit tespit sistemleri sayesinde en yüksek uluslararası güvenlik ve uyumluluk standartları desteklenir.Yüksek performans ve düşük gecikme: Türkiye ve bölge ülkelerindeki kullanıcılar; düşük gecikmeli, hızlı ve kesintisiz dijital deneyim elde eder. Google’ın küresel altyapısı, büyük veri hacimlerinin verimli transferini kolaylaştırır.Esnek ve ölçeklenebilir altyapı: Google Cloud’un mimarisi, kurumların ihtiyaçlarına göre kaynakların kolayca artırılmasına veya azaltılmasına olanak tanır; büyüme ve dönüşüm hedeflerini destekler. Bu yatırım, Google Cloud’un Türkiye’nin ve daha geniş EMEA bölgesinin dijital dönüşümünü ve inovasyon ekosistemini uzun vadede destekleme konusundaki kararlılığını açık bir şekilde gösteriyor.

KTO Karatay Üniversitesi ile Aselsan Konya Stratejik İş Birliği Başlattı Haber

KTO Karatay Üniversitesi ile Aselsan Konya Stratejik İş Birliği Başlattı

Protokol töreni, 8. Konya Savunma Sanayi Tedarikçi Buluşmaları kapsamında; İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Konya Valisi İbrahim Akın, KTO Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Öztürk, KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç, ASELSAN Konya Yönetim Kurulu Başkan V. İbrahim Koyuncu ve ASELSAN Konya Genel Müdürü Serhan Özsoy’un teşrifleri ile gerçekleşti. “Yerli ve Millî Savunma Sanayimizin Gelişimine Katkı Sunacak Projeleri Desteklemeye Devam Edeceğiz” KTO Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Öztürk, törende iş birliği protokolünün önemine değinerek şu ifadeleri kullandı: “Üniversite-sanayi iş birlikleri, ülkemizin teknolojik bağımsızlığı ve sürdürülebilir kalkınması açısından büyük önem taşıyor. Bu protokol, bilgiyle üretimi buluşturan güçlü bir adım olmuştur. Akademisyenlerimiz ile ASELSAN Konya’nın AR-GE ekiplerinin ortak projelerde yer alması, öğrencilerimize yeni staj ve uygulamalı eğitim olanakları sunacaktır. KTO Karatay Üniversitesi olarak, yerli ve millî savunma sanayimizin gelişimine katkı sunacak projeleri desteklemeye ve nitelikli insan kaynağı yetiştirmeye devam edeceğiz.” “Ülkemizin Savunma Sanayi Hedeflerine Katkı Sağlamaktan Gurur Duyuyoruz” KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç, protokolün uygulamalı eğitim vizyonu açısından stratejik bir adım olduğunu belirterek; “ASELSAN Konya ile kurduğumuz bu iş birliği, akademik bilgi birikimini üretim sahasına taşıyan güçlü bir modeldir. Üniversitemiz bünyesindeki araştırma merkezlerinin yetkinliği, ASELSAN Konya’nın teknoloji altyapısı ile birleşerek savunma sanayine yenilikçi çözümler sunacaktır. Bu protokol, öğrencilerimizin sektörel deneyim kazanmalarına olanak tanırken, akademisyenlerimizin araştırma çıktılarını somut projelere dönüştürmelerine zemin hazırlayacaktır. KTO Karatay Üniversitesi olarak, ülkemizin savunma sanayinde yerli ve millî hedeflerine katkı sağlayan tüm girişimlerin paydaşı olmaktan gurur duyuyoruz” şeklinde konuştu. Tören, protokol imzalarının ardından hatıra fotoğrafı çekimi ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın KTO Karatay Üniversitesi standını ziyaretiyle tamamlandı.

CW Enerji HIT-30 Desteğiyle Güneş Hücresi Teknolojisinde Türkiye’yi Dünya Sahnesine Taşıdı Haber

CW Enerji HIT-30 Desteğiyle Güneş Hücresi Teknolojisinde Türkiye’yi Dünya Sahnesine Taşıdı

Güneş enerjisi sektörünün öncülerinden CW Enerji iştiraki CW SolarCell’in geliştirdiği TOPCon High Effiency güneş hücresiyle uluslararası arenada dikkat çeken bir başarı elde etti. Firmanın geliştirdiği güneş hücresi, dünyanın en prestijli fotovoltaik laboratuvarlarından biri olan Fraunhofer ISE tarafından test edilerek %25,03 verimlilik onayı alma başarısı gösterdi. Testler, IEC 60904 standartlarına uygun olarak, AAA sınıfı solar simülatör ve EA & ILAC uluslararası akreditasyon sistemleri çerçevesinde gerçekleştirildi. Elde edilen bu sonuç, Türkiye’nin güneş enerjisi teknolojilerinde ulaştığı seviyeyi tescillerken, CW Enerji’yi dünya ligine taşıyan önemli bir kilometre taşı oldu. Tarık Sarvan: Türkiye’yi güneş hücresi teknolojilerinde resmi olarak dünya ligine taşıdık Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, bu başarının Türkiye’nin güneş teknolojilerinde geldiği noktayı tüm dünyaya gösterdiğini söyledi. Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Yüksek Teknoloji Yatırım Programı (HIT-30) kapsamında aldıkları destekle hayata geçirdikleri güneş hücresi üretim tesislerinin Türkiye'nin ve Avrupa'nın en büyük tesisi konumunda bulunduğunu belirten Sarvan, “Hücre yatırımımızı aldığımız destekle hızlı bir şekilde devreye almamızın ardından Fraunhofer ISE test sonuçlarına göre %25 üzeri verimliliğe çıkarak Türkiye'yi dünya yarışına soktuk. Bu başarıda yerli üretimi ve teknolojik gelişimi teşvik eden HIT-30 programının büyük katkısı bulunuyor. Sağlanan bu destek yalnızca tesisin hayata geçmesini hızlandırmakla kalmadı, aynı zamanda ülkemizin yenilenebilir enerji alanındaki rekabet gücünü de önemli ölçüde artırdı. Bu sonuç, Cumhurbaşkanlığımızın yüksek teknolojiye dayalı üretim vizyonunun ne kadar güçlü ve yerinde bir strateji olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen bu vizyoner yaklaşım, Türkiye’nin sadece enerji alanında değil, teknoloji ve sanayi yatırımlarında da dünya sahnesinde söz sahibi bir ülke olmasının önünü açıyor. Bizler de CW Enerji olarak, bu vizyon doğrultusunda üretim gücümüzü artırarak ülkemizin hedeflerine katkı sağlamaktan büyük onur duyuyoruz” dedi. Türkiye’yi güneş hücresi teknolojilerinde resmi olarak dünya ligine taşıdık Sarvan, çalışmalarıyla Türkiye’nin enerji teknolojilerinde küresel ölçekte söz sahibi olmasını hedeflediklerini vurgulayarak, “Her adımımızda daha yüksek verimlilik, daha sürdürülebilir üretim ve daha güçlü bir teknoloji altyapısı için çalışıyoruz. Fraunhofer testlerindeki onay çabalarımızın uluslararası alanda da karşılık bulduğunun bir kanıtı. Bu başarı, Türkiye’nin yerli mühendislik gücüyle dünya standartlarında ürünler geliştirebileceğini gösteriyor. Bu sonuç ile Türkiye’yi güneş hücresi teknolojilerinde resmi olarak dünya ligine taşıdık. Amacımız ülkemizin enerji alanındaki rekabet gücünü kalıcı şekilde artırmak” diye konuştu. AR-GE çalışmaları kapsamında geliştirilen yeni nesil yüksek verimli güneş hücrelerinde %25'in üzerinde verim seviyesine ulaştıkları için mutlu ve gururlu olduklarını belirten Sarvan, bu hücreleri önümüzdeki günlerde tekrar Fraunhofer ISE’ye göndererek uluslararası sertifikasyon sürecinin başlatılacağını kaydetti. Türkiye’yi geleceğin enerji ligine taşımak için var gücümüzle çalışacağız Sarvan, CW Enerji’nin global rekabette Türkiye’yi lider ülkeler arasına taşıma kararlılığında olduğunun altını çizerek, “Yerli mühendislik gücümüz, modern üretim altyapımız ve güçlü AR-GE yatırımlarımızla global fotovoltaik rekabette lider ülkeler arasında yer alma vizyonunu hızla gerçekleştiriyoruz. Türkiye’de ürettiğimiz yüksek verimli güneş hücreleriyle, ülkemizin güneşten elektrik üretimine katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz. Güneş teknolojilerinde artık sadece takip eden değil, yön veren ülke konumundayız. CW Enerji olarak enerjimizle, bilgimizle ve vizyonumuzla Türkiye’yi geleceğin enerji ligine taşımak için var gücümüzle çalışacağız” dedi. CW Enerji Hakkında Sürdürülebilir enerjinin her alanında var olma hedefini daima diri tutan CW Enerji, güneş enerji santralleri (GES) teknik danışmanlığı başta olmak üzere; GES projelendirme, sistem tasarımı, lisanslı/lisanssız santral kurulumları, lisans alımı ve işletme gibi talep veya ihtiyaçlara ticari olarak karşılık verir. Ayrıca, lisanssız üretim yönetmeliğine uygun olarak projelerin planlanması, projelendirilmesi, finansman temininde danışmanlık desteği ve uygulama sonrasında teknik bakım/onarım gibi geniş yelpazede çözümler sunarak sektöre değer katar. CW Enerji, endüstriyel kurulumların yanı sıra evsel çatı kurulumlarında da çözüm sunmaktadır. Ürün ve hizmet portföyü ile; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, şebeke bağlantılı (On Grid), şebekeden bağımsız (Off Grid) ve hibrit sistemleri kapsamaktadır. Elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, yeni nesil TopCon N-Type güneş panelleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle çeşitlenmektedir. Yenilenebilir enerji teknolojilerinde üretim gücünü daha da pekiştiren CW Enerji, ayrıca alüminyum üretim fabrikasını faaliyete geçirerek güneş paneli çerçeve ve konstrüksiyon sistemlerinde dışa bağımlılığı azaltmış; ardından hayata geçirdiği hücre üretim tesisiyle panel üretim sürecinin en kritik aşamasını da bünyesine katmıştır. Bu iki büyük üretim yatırımı, CW Enerji’nin entegre yapısını güçlendirerek, ileri teknolojiyle donatılmış, yüksek kapasiteli üretim altyapısıyla global pazarlarda rekabet gücünü önemli ölçüde artırmıştır.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.