Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknoloji Altyapısı

Kapsül Haber Ajansı - Teknoloji Altyapısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji Altyapısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

COP31’in Master Partner’ı Türk Telekom, Türkiye’nin İklim Eylemine Güç Katıyor Haber

COP31’in Master Partner’ı Türk Telekom, Türkiye’nin İklim Eylemine Güç Katıyor

Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefiyle sürdürülebilirlik ilkelerini iş stratejisinin merkezine yerleştiren Türk Telekom, Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve küresel iklim gündeminin en önemli buluşmalarından biri olan COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda en üst düzey sponsorluk kategorisi olan “Master Partner” olarak yer alacak. Türk Telekom aynı zamanda COP31 “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olarak organizasyonun teknoloji altyapısını uçtan uca üstlenecek. 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’de güçlü dijital altyapısını ve teknoloji birikimini organizasyonun hizmetine sunacak olan Türk Telekom, Türkiye’nin iklim diplomasisindeki bu önemli buluşmanın kesintisiz ve güçlü bir teknoloji altyapısıyla gerçekleştirilmesine katkı sağlayacak. Türk Telekom, “Yarına Sözümüz Var” yaklaşımı doğrultusunda üstlendiği bu sorumlulukla teknolojiyi çevresel ve toplumsal faydaya dönüştürme vizyonunu COP31’e taşıyacak. Dijitalleşme ve teknoloji alanındaki yetkinliklerini Türkiye’nin sürdürülebilir gelecek hedefleri doğrultusunda kullanarak küresel iklim mücadelesine katkı sunacak. Türk Telekom’un COP31 kapsamında üstleneceği bu önemli rol ve organizasyona sunacağı teknoloji desteği, COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin’in bir araya geldiği görüşmeyle kamuoyuna duyuruldu. Görüşmede, Türkiye’nin COP31 ev sahipliği vizyonu, Türk Telekom’un COP31 “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olarak organizasyona sağlayacağı uçtan uca teknoloji altyapısı ve şirketin sürdürülebilirlik alanındaki çalışmaları ele alındı. COP31 alanındaki dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında Ankara’dan Antalya’ya Türk Telekom’un 5G teknolojisiyle canlı bağlantı gerçekleştirildi. Bakan Kurum ve Şahin, görüşme sırasında Türk Telekom’un 5G teknolojisiyle Ankara’daki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan Antalya’daki COP31’in gerçekleştirileceği alana canlı bağlantı yaparak organizasyon alanındaki, fiber internet, mobil iletişim ve dijital dönüşüm çalışmalarındaki son durum hakkında bilgi aldı. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefiyle sürdürülebilirlik ilkelerini iş stratejisinin merkezine yerleştiren Türk Telekom, Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 31’inci Oturumu’nda (COP31) en üst düzey sponsorluk kategorisi olan “Master Partner” olarak yer alacak. Türk Telekom, aynı zamanda COP31 “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olarak güçlü dijital altyapısı ve teknoloji birikimini COP31’in hizmetine sunarak organizasyonun teknoloji altyapısını uçtan uca üstlenecek. Konferansın dijital ve teknolojik omurgasını oluşturacak Türk Telekom, COP31’in kesintisiz ve güçlü bir teknoloji altyapısıyla gerçekleştirilmesine katkı sunarken, sürdürülebilirlik yaklaşımını ve teknoloji gücünü küresel iklim gündeminin en önemli buluşmalarından birine taşıyacak. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “COP31 sürecinde kamu, özel sektör, finans ve sivil toplumu aynı masada buluşturarak iklim eylemindeki kararlılığımızı somut iş birlikleriyle taçlandırıyoruz. Bu kapsamda ülkemizin dijital dönüşümünün öncülerinden Türk Telekom, COP31'in "Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji Partneri" oldu. Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin ile görüşerek bu süreçte birlikte neler yapabileceğimizi ele aldık. COP31'de teknolojinin ve dijital dönüşümün iklim eylemine sunacağı katkıyı önemsediğimizi; Türk Telekom'un da bu sürece ortak olmasından duyduğumuz memnuniyeti aktardık. COP31'de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız” dedi. “Yarına Sözümüz Var anlayışıyla sürdürülebilir bir gelecek için çalışıyoruz” Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom olarak, teknoloji gücümüzü ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Taraflar Konferansı’nın 31’inci Oturumu’na (COP31) taşımaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Dünyanın en önemli iklim buluşmalarından biri olan COP31’de Master Partner olarak yer alırken, COP31 “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olarak organizasyonun teknoloji altyapısını da uçtan uca üstleneceğiz. Güçlü dijital altyapımızı ve teknoloji birikimimizi COP31’in hizmetine sunarak bu önemli organizasyonun dijital ve teknolojik omurgasını oluşturacağız. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla sürdürülebilirlik ilkelerini iş stratejimizin merkezine yerleştiriyoruz. Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğuna öncülük ederken, teknolojiyi topluma ve çevreye değer katacak sürdürülebilir bir geleceğin anahtarı olarak konumlandırıyoruz. Son dört yıldır sektörümüzün yatırım lideri olarak dijital geleceğin inşasına yönelik çalışmalarımızı sürdürürken, her adımımızı daha yeşil, daha adil ve daha yaşanabilir bir dünya hedefiyle atıyoruz. ‘Yarına Sözümüz Var’ yaklaşımımız doğrultusunda bugün attığımız her adımın yarının dünyasında bir karşılığı olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz. COP31 kapsamında üstlendiğimiz bu sorumluluğu, Türkiye’nin teknoloji gücünü ve sürdürülebilirlik vizyonunu küresel ölçekte ortaya koymak açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Güçlü altyapımız ve teknoloji birikimimizle Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine ve küresel iklim mücadelesine katkı sunmaya, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğuyla çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Sürdürülebilirlik performansını güçlendiriyor Türk Telekom, sürdürülebilirliği iş stratejisinin temel unsurlarından biri olarak konumlandırarak çevresel sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Veri yönetişimi ve finansal analizlerle güçlendirdiği stratejisi kapsamında iklim değişikliğinin iş süreçleri üzerindeki potansiyel etkilerini sayısallaştıran Türk Telekom, risk ve fırsat analizlerini finansal tablolarına yansıtarak kurumsal karar alma süreçlerini bu verilerle şekillendiriyor. Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, akıllı şehir uygulamaları, yeni nesil yeşil şebeke teknolojileri, dijital kapsayıcılık ve çalışan gönüllülüğü gibi alanlarda çalışmalar yürüten Türk Telekom, sürdürülebilirlik performansını uluslararası değerlendirmelerde de güçlendiriyor. CDP İklim Değişikliği Programı’nda “A” notunu koruyarak Global A Listesi’nde yer alan Türk Telekom, ilk kez raporlama yaptığı CDP Su Güvenliği Programı’nda ise “A-” notu aldı. BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’nde de yer alan Türk Telekom, yenilenebilir enerji yatırımlarını hız kesmeden sürdürüyor. Sivas’ta devreye aldığı 128 MWp kapasiteli Güneş Enerjisi Santrali’nin ardından Malatya ve Ağrı’da gerçekleştireceği yatırımlarla toplam yenilenebilir enerji kapasitesini 530 MWp’e çıkarmayı ve yıllık yaklaşık 800 GWh enerjiyi yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyor. İklim kriziyle mücadelede teknoloji ve altyapı gücünü sürdürülebilirlik yaklaşımıyla birleştiren Türk Telekom, 2030 yılına kadar emisyonlarını yüzde 45 azaltmayı, 2050 yılında ise “Net Sıfır”a ulaşmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Spark Connect Yeni Yatırım Turunda Paradan Fazlasını Arıyor Haber

Spark Connect Yeni Yatırım Turunda Paradan Fazlasını Arıyor

Yeni turda belirleyici kriter yalnızca sermaye değil; dağıtım gücü, kullanıcı erişimi ve sektörel uzmanlık olacak. Elektrikli araç şarjı odağıyla 2022 yılında Çağan Koyun tarafından kurulan Spark Connect, geride kalan dört yıl içerisinde farklı mobilite servislerinin tek dijital deneyim altında bir araya gelebildiği kapsamlı bir SuperApp altyapısına dönüştü. KOBIL Ventures'ın yatırımıyla ürün ve güvenlik katmanını geliştiren şirket; elektrikli araç şarjı, otopark, araç kiralama, sigorta, kimlik ve ödeme hizmetleri başta olmak üzere farklı dikeylerde ürün entegrasyonlarına devam ediyor. Mevcut altyapısıyla ve Gireve entegrasyonuyla Türkiye ve Avrupa’da geniş bir şarj ağına erişim sunan Spark Connect, yeni yatırım döneminde bu dağıtım modelini mobilitenin diğer alanlarına da taşımayı hedefliyor. Finansal Yatırımcı Değil, Büyümeyi Destekleyecek Farklı Kabiliyetler Spark Connect, klasik bir finansman turundan farklı olarak yatırımcı tabanını yalnızca finansal katkı üzerinden genişletmek yerine; platforma yeni kullanıcı kanalları, teknoloji altyapısı ve yeni pazarlara giriş imkânı sağlayabilecek stratejik oyuncuları dahil etmeyi planlıyor. Her ortağın Spark Connect’e yalnızca sermaye değil, sektörel uzmanlık, dağıtım ağı ve pazara erişim gibi farklı kabiliyetler kazandırması ve bu kurulan ekosistemin herkes tarafından sahiplenilmesi hedefleniyor. Sürecin vizyonunu değerlendiren Spark Connect Kurucusu Çağan Koyun, büyüme yaklaşımını şu sözlerle özetliyor“Bir startup için sermaye elbette önemli. Ancak geldiğimiz noktada yeni turun kriterinin yalnızca ticket size olmasını istemiyoruz. Dağıtım, hizmet, kullanıcı erişimi ve sektörel uzmanlık bizim için en az sermaye kadar değerli. Platformumuzda kalabalık bir finansal yatırımcı listesi oluşturmak yerine, vizyonumuzu paylaşan ve birbirini tamamlayan güçlü stratejik ortaklarla ekosistemi büyütmek ve güçlü bir zemin inşaa etmek istiyoruz.” Kullanıcı Deneyimini Tekilleştiren MiniApp Ekosistemi Türkiye’de yeni nesil mobilite ekosistemi büyürken kullanıcı deneyimi; şarj, otopark, kiralama ve sigorta gibi servisler arasında parçalanmış durumda. Spark Connect’in temel hedefi, farklı dijital kanallardaki bu servisleri kullanıcı adına tek bir dağıtım ve işlem katmanında birleştirmek. Planlanan açık ekosistem yapısında stratejik ortaklar, kendi servislerini MiniApp modeli üzerinden doğrudan Spark Connect kullanıcılarına sunabilecek. Yatırımcılık bu sistemde yalnızca bir teknoloji şirketinden hisse almak anlamına gelmeyecek; şarj eden, park eden veya seyahat eden kullanıcının yolculuğunda birlikte değer üreten aktif bir ticari ortaklığa dönüşecek. Kullanıcılar da Gelecekte Spark Connect’in Ortakları Arasında Yer Alabilecek Yeni yatırım turundan sağlanacak kaynağın; Türkiye’de kullanıcı büyümesi, yeni mobilite servislerinin entegrasyonu, MiniApp ekosisteminin genişletilmesi ve Avrupa pazarına hazırlık süreçlerinde kullanılması planlanıyor. Kurumsal stratejik ortaklıkların yanı sıra Spark Connect, büyüme hikâyesinin merkezindeki kullanıcılarını da platforma ortak edebilecek modelleri değerlendiriyor. Mevzuat ve düzenleyici gerekliliklerin uygun olması halinde, ilerleyen dönemlerde kullanıcıların da katılım gösterebileceği yenilikçi yatırım yapılarının kurgulanması hedefleniyor. Koyun, bu yaklaşımı şu sözlerle açıklıyor: “Bir platformun değerini yalnızca yatırımcılar oluşturmuyor. Doğru hukuki yapı kurulabilirse, Spark Connect’i kullanan insanların platformun geleceğine de ortak olabilmesini anlamlı buluyoruz.” Sürecin odağının teknoloji geliştirmekten ekosistem büyümesine kaydığını vurgulayan Çağan Koyun, yeni dönemi şu sözlerle özetliyor:“İlk yatırımımız teknolojiyle birlikte ürünü inşa etmek içindi. Yeni turumuz, o teknolojinin üzerinde ekosistemi birlikte büyüteceğimiz ortakları bulmak ve kullanıcıya sunmak için.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Havacılık Motorlarında Yeni Dönem: TEI TEKNOLOJİ Çatısı Kuruluyor Haber

Havacılık Motorlarında Yeni Dönem: TEI TEKNOLOJİ Çatısı Kuruluyor

Türkiye'nin havacılık motorları alanındaki mühendislik kapasitesini daha etkin değerlendirmek, geliştirme süreçlerini hızlandırmak ve uzmanlaşmayı güçlendirmek amacıyla önemli bir yeniden yapılanma hayata geçiriliyor. TEI bünyesinde yürütülen, fikri ve sınai hakları Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığına (SSB) ait olan TF35000, TS3000 motor projeleri, malzeme geliştirme çalışmaları ile TRMOTOR bünyesinde yürütülen yardımcı güç ünitesi ve motor programları, TRMOTOR'un yeni ünvanı olan "TEI TEKNOLOJİ" çatısı altında yeniden yapılandırılacak. Bugüne kadar TEI bünyesinde TF35000 ve TS3000 programlarında görev yapan mühendislik ve diğer teknik ekipler de kurumsal bilgi birikiminin ve proje sürekliliğinin korunması amacıyla çalışmalarını, TEI TEKNOLOJİ bünyesinde sürdürecek. - Motor geliştirme çalışmaları TEI TEKNOLOJİ'de buluşacak Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ), GE Aerospace, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) ve Türk Hava Kurumu (THK) ortaklığında 1985'te kurulan TEI, Türkiye'nin havacılık motorları alanındaki en köklü mühendislik ve üretim kuruluşlarından biri olarak öne çıkıyor. Kuruluşundan bu yana üretim, montaj, test ve mühendislik altyapısını sürekli geliştiren TEI, bugün CFM LEAP, GE Aerospace GEnx ve GE9X başta olmak üzere, dünyanın en yaygın sivil ve askeri havacılık motoru programlarının önemli tedarikçileri arasında yer alıyor, 50'den fazla motor programı için üretim gerçekleştiriyor. Uluslararası programlarda kazandığı üretim kültürü ve mühendislik tecrübesini milli projelere de taşıyan TEI, Türk savunma sanayisinin ihtiyaç duyduğu kritik motor teknolojilerinin geliştirilmesi ve üretilmesinde önemli sorumluluk üstleniyor. Havacılık motorları ve güç sistemleri alanında yerli ve milli çözümler geliştirmek amacıyla 2017 yılında kurulan TRMOTOR da gaz türbinli motorlar ve yardımcı güç ünitesi sistemlerine yönelik yürüttüğü çalışmalarla, Türkiye'nin özgün motor geliştirme ekosisteminin önemli aktörlerinden biri haline geldi. Şirket, güçlü teknoloji altyapısı, yetişmiş insan kaynağı ve geliştirdiği mühendislik yetkinlikleriyle son yıllarda yürütülen özgün motor projelerine önemli katkılar sağladı. SSB'ye ait fikri ve sınai haklarla yürütülen motor ve malzeme geliştirme çalışmaları, TRMOTOR'un yardımcı güç ünitesi ve motor programlarıyla birlikte, TEI TEKNOLOJİ çatısı altında buluşacak. Yeni yapılanmayla birlikte, özgün motor geliştirme faaliyetleri tek bir organizasyon yapısı olacak TEI TEKNOLOJİ içinde yürütülerek mühendislik kaynaklarının daha etkin değerlendirilmesi, proje yönetiminde çevikliğin artırılması ve geliştirme süreçlerinin hızlandırılması hedefleniyor. - Geliştirme faaliyetlerinin ana omurgası olacak TEI TEKNOLOJİ bünyesinde yürütülecek programlar, Türkiye'nin yeni nesil havacılık motorları alanındaki geliştirme faaliyetlerinin ana omurgasını oluşturacak. Yeni organizasyon modeliyle birlikte, mühendislik ekipleri ortak teknik hedefler doğrultusunda çalışacak. Bilgi paylaşımı, proje koordinasyonu ve geliştirme süreçleri de tek bir yapı içinde daha etkin şekilde yönetilecek. Yeni yapılanma kapsamında, TS1400 ve PD170 motor programları TEI bünyesinde yürütülmeye devam edecek. Böylece söz konusu motorların üretim, teslimat, platform entegrasyonu ve kullanıcı ihtiyaçlarının kesintisiz şekilde karşılanması sağlanacak. TEI'nin Parça ve Modül İmalatı, Servis ve Ürün Desteği başta olmak üzere, mevcut ana faaliyet alanlarında da herhangi bir değişiklik olmayacak. Taraflar, SSB tarafından yürütülen TF35000 ve TS3000 programlarının, TEI TEKNOLOJİ'ye sorunsuz ve zamanında devredilmesi konusunda mutabakata varırken, geçiş süreci boyunca proje takvimlerinin, teknik faaliyetlerin ve mevcut yükümlülüklerin kesintisiz şekilde yürütülmesi esas alınacak. Yeni organizasyon modeliyle birlikte TEI, üretim, teslimat, ürün desteği, olgunlaşmış motor programları ve uluslararası iş birliklerine odaklanacak. TEI TEKNOLOJİ ise özgün motor geliştirme, yardımcı güç üniteleri, malzeme geliştirme ve ileri AR-GE faaliyetlerinde uzmanlaşacak. - GE Aerospace ortaklığı aynı şekilde devam edecek Yeni yapılanma, TEI'nin mevcut ortaklık yapısını veya uluslararası faaliyetlerini etkilemeyecek. TEI ile GE Aerospace arasında 41 yıldır başarıyla sürdürülen stratejik ortaklık, aynı yapıyla devam edecek. Bu doğrultuda TEI, uluslararası sivil ve askeri motor programlarındaki üretim sorumluluklarını sürdürürken, küresel tedarik zincirindeki güçlü konumunu koruyacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Best Brands Grup Enerji 9 İlde 14 Araç Muayene İstasyonunun İşletmesini Üstlenecek Haber

Best Brands Grup Enerji 9 İlde 14 Araç Muayene İstasyonunun İşletmesini Üstlenecek

Araç muayene hizmetlerinde yeni dönemin önemli adımlarından biri atıldı. TURKA Araç Muayene İstasyonları tarafından 11 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilen imza töreniyle birlikte, Best Brands Grup Enerji bünyesinde faaliyet gösteren Beste Araç Muayene İstasyonları ve ESBİ Araç Muayene İstasyonları, Ağustos 2027 tarihinden itibaren Ağrı, Ardahan, Bilecik, Bitlis, Erzurum, Eskişehir, Iğdır, Kars ve Van’da yer alan toplam 14 araç muayene istasyonunun alt işletmeciliğini üstlenecek. Best Brands Grup Enerji Yatırım A.Ş., geçtiğimiz aylarda TURKA Araç Muayene İstasyonları Yapım ve İşletim A.Ş. ile yürütülecek iş birliği kapsamında yüzde 100 bağlı ortaklığı olan Beste Araç Muayene İstasyonları A.Ş. ve ESBİ Araç Muayene İstasyonları A.Ş unvanlı şirketlerin kuruluşunu tamamlamıştı. Söz konusu iş birliği kapsamında Best Brands Grup Enerji, araç muayene hizmetlerinin kesintisiz, güvenilir ve yüksek kalite standartlarında yürütülmesine katkı sağlayacak. Şirket, devralacağı istasyonlarda operasyonel verimlilik, müşteri memnuniyeti, dijitalleşme ve sürdürülebilir hizmet anlayışını önceliklendirerek çalışmalarını sürdürecek. “Araç muayene istasyonları ile hizmet portföyümüz güçlenecek” Best Brands Grup Enerji'nin bağlı bulunduğu Sürkit Holding CEO’su Aziz Hasan Sürkit, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, araç muayene sektörünün trafik güvenliği açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirterek, iş birliğini şirketin hizmet portföyünü güçlendiren önemli bir adım olarak değerlendirdi. Sürkit, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye genelinde milyonlarca araç sahibine hizmet veren araç muayene sisteminin yeni döneminde yer almaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. TURKA Araç Muayene İstasyonları ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği kapsamında 9 ilde 14 istasyonun işletimini üstleneceğiz. Araç muayene sektörü, trafik güvenliği ve çevre standartları açısından kritik bir alt yapı hizmeti. Bu nedenle 9 ilde 14 istasyonun işletmesini üstlenmek, sadece ticari bir yatırım değil, aynı zamanda kamu hizmeti niteliği taşıyan stratejik bir operasyonun parçası olmak anlamına geliyor. Hizmet kalitesini, operasyonel mükemmeliyeti ve müşteri memnuniyetini odağımıza alarak güçlü bir hazırlık süreci yürütüyoruz. Önümüzdeki dönemde insan kaynağı, teknoloji altyapısı ve operasyonel süreçlere yönelik yatırımlarımızla araç muayene hizmetlerinin etkin ve verimli şekilde sürdürülmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GÜBRETAŞ, Yarımca Tesislerinde Hissedarlarını Ağırladı Haber

GÜBRETAŞ, Yarımca Tesislerinde Hissedarlarını Ağırladı

Şirketin hissedarlarına yönelik olarak düzenlediği Yarımca Tesisleri ziyareti, tesislerin mevcut faaliyetlerinin yanı sıra sahip olduğu köklü tarihsel mirası da yakından tanıma fırsatı sundu. Ziyaret kapsamında katılımcılar, tesislerin üretim süreçleri, operasyonel faaliyetleri, teknoloji altyapısı ve devam eden yatırım projeleri hakkında yetkililerden detaylı bilgi aldı. Program boyunca üretim sahaları gezilerek yürütülen çalışmalar yerinde incelendi; iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları, çevresel sürdürülebilirlik çalışmaları ve verimlilik artırıcı projeler hakkında bilgilendirme yapıldı. Program kapsamında hissedarlar, Yarımca Tesisleri'nin kuruluşundan günümüze uzanan gelişim süreci hakkında bilgilendirildi. Türkiye sanayisinin gelişiminde önemli bir yere sahip olan tesislerin, yıllar boyunca ülke ekonomisine ve tarım sektörünün dönüşümüne sağladığı katkılar katılımcılarla paylaşıldı. Tarihsel süreç içerisinde birçok teknolojik yeniliğe ve kapasite artışına ev sahipliği yapan Yarımca Tesisleri ve Limanı’nın bugün de modern üretim anlayışıyla faaliyetlerini sürdürdüğü vurgulandı. Katılımcılar, hem tesislerin tarihsel gelişimine tanıklık etme hem de günümüzdeki faaliyetlerini yakından gözlemleme imkânı buldu. Karşılıklı görüş alışverişiyle zenginleşen program, hissedarların şirketin değerleri, kurumsal mirası ve geleceğe yönelik vizyonu hakkında daha kapsamlı bir bakış açısı edinmesine katkı sağladı. GÜBRETAŞ 70 yılı aşan köklü geçmişinden aldığı güç ve Tarım Kredi ile sağladığı güçlü sinerji ile geleceğe değer katmaya devam ederken, hissedarlarıyla kurduğu güçlü iletişimi ve şeffaf yönetim anlayışını sürdürmeyi hedeflemektedir. Karşılıklı görüş alışverişinin ön plana çıktığı program, güçlü kurumsal iletişim ve paydaş katılımı açısından önemli bir platform oluşturdu. GÜBRETAŞ hissedarları ile açık ve etkin iletişimi sürdürmeye, faaliyetleri hakkında düzenli bilgilendirme yapmaya ve tüm paydaşlarıyla birlikte tarımsal üretime sürdürülebilir değer yaratmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuveyt Türk, Veri Merkezlerinde Avrupa Standartlarında Operasyon Kalitesini Tescilledi Haber

Kuveyt Türk, Veri Merkezlerinde Avrupa Standartlarında Operasyon Kalitesini Tescilledi

Türkiye’nin öncü katılım finans kuruluşu Kuveyt Türk, veri merkezi operasyonlarında uluslararası standartlara uyumunu bir üst seviyeye taşıyarak TS EN 50600-3 Operasyon Sertifikasyon sürecini başarıyla tamamladı. Bu kapsamda, kurum bünyesindeki veri merkezleri için TSE Veri Merkezi Operasyon Belgesi almaya hak kazandı. Bu sertifikayla birlikte Kuveyt Türk, tüm bankalar arasında bu belgeyi alan ikinci banka, katılım finans kuruluşları arasında ise ilk kurum olarak teknoloji altyapısı ve operasyon yönetimindeki öncü konumunu güçlendirdi. TS EN 50600-3 standardı, veri merkezlerinin günlük işletme süreçlerinin profesyonel, güvenli, sürdürülebilir ve Avrupa standartlarına uygun şekilde yürütüldüğünü belgeleyen en önemli operasyon standartları arasında yer alıyor. “İş sürekliliği ve risk yönetiminde güçlü yatırım” Kuveyt Türk Bankacılık Servis Grubundan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İrfan Yılmaz, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti: “Dijital bankacılıkta güçlü müşteri deneyiminin temelinde, kesintisiz çalışan güvenilir teknoloji altyapıları yer alıyor. Veri merkezlerimiz için aldığımız TS EN 50600-3 Operasyon Belgesi, yalnızca altyapı kalitemizi değil; günlük operasyon süreçlerimizin Avrupa standartlarında, güvenli ve sürdürülebilir şekilde yönetildiğini de tescilliyor. Bu hizmet, teknoloji yatırımlarımızın iş sürekliliği, risk yönetimi ve sürdürülebilirlik odağında ne kadar güçlü bir zemine oturduğunu göstermesi açısından son derece önemli.” Bu sertifika; yalnızca fiziksel altyapının değil, veri merkezlerindeki operasyonel süreç yönetimi, iş sürekliliği, kesintisiz hizmet, risk yönetimi, enerji verimliliği, yaşam döngüsü yönetimi ve değişiklik süreçlerinin de yüksek standartlarda yönetildiğini ortaya koyuyor. Sürdürülebilir ve verimli veri merkezi yönetimi TS EN 50600-3 standardı, veri merkezlerinin yalnızca bugünkü performansını değil, uzun vadeli sürdürülebilirlik ve kaynak kullanım verimliliğini de esas alıyor. Bu çerçevede Kuveyt Türk’ün veri merkezleri, enerji kullanımı, operasyonel disiplin ve süreç sürekliliği açısından Avrupa standartları seviyesinde tescillenmiş oldu. Bu sertifikasyon Kuveyt Türk’ün dijital bankacılık, açık bankacılık, yapay zekâ ve kritik finansal sistemler için kullandığı veri altyapısının güvenilirliğini daha da güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom Dijital Geleceği İnşa Edecek  Girişimleri Bekliyor  Haber

Türk Telekom Dijital Geleceği İnşa Edecek Girişimleri Bekliyor 

Türk Telekom Ventures’ın girişimlere sunduğu kapsamlı hızlandırma programı PİLOT’un 14. dönem başvuruları devam ediyor. Programa kabul edilen ekipler; nakit desteği, Türkiye ve globalde 450'yi aşkın konu uzmanı mentöre, yatırımcı ağına ve iş bağlantılarına erişim, alanında uzman kişilerle kahve sohbetleri, girişimlere özel mobil iletişim paketi, ücretsiz ofis ve güçlü teknoloji altyapısı gibi imkanlarla destekleniyor. 12 haftalık maratonu başarıyla tamamlayan girişimleri ise TT Ventures yatırımı ve ABD’deki özel programa katılarak global pazarlarda güçlenme ve müşterilere erişim, TT Ventures’ın global oyuncularla iş birlikleri ile global yatırımcılardan yatırım alma fırsatı bekliyor. Türkiye’nin girişim ekosistemini güçlendirme ve dijital geleceğe yön verecek girişimleri destekleme vizyonuyla hareket eden TT Ventures PİLOT hızlandırma programında, geleceğin yerli ‘unicorn’ adayları aranıyor. Teknoloji odaklı girişimlerini küresel ölçeğe taşımak isteyen girişimciler, 14. dönem başvurularını 17 Mayıs tarihine kadar TT Ventures’ın internet sitesi (https://ttventures.com.tr/pilot) üzerinden tamamlayabiliyor. Girişimlere hem Türkiye hem ABD olmak üzere tüm global pazarların kapıları açılıyor PİLOT girişim hızlandırma programına kabul edilen girişimler, nakit desteğinin yanı sıra Türk Telekom’un sunduğu geniş iş ağına ve alanında uzman 450’den fazla mentöre erişim imkanı elde ediyor. 12 haftalık yoğun eğitim ve gelişim sürecini başarıyla tamamlayan girişimler, TT Ventures’tan yatırım alma ve ABD’de düzenlenen girişimlere özel tasarlanmış tamamlayıcı programa katılarak dünya sahnesine çıkma fırsatı yakalıyor. Program kapsamında girişimlere ayrıca TT Ventures’ın Türkiye ve ABD’deki ofislerinde çalışma, teknoloji altyapısı ve mobil iletişim desteği gibi kapsamlı imkanlar da sunuluyor. TT Ventures tarafından geliştirilen global iş birlikleri sayesinde girişimler sunumlarını global yatırımcılara ve global şirketlere yaparak onlardan yatırım alma ve iş birlikleri geliştirme imkanlarını elde ediyor. Mezun girişimlerin portföy değeri 600 milyon doları aştı Bugüne kadar 131 girişime toplamda 3,2 milyon dolarlık nakit ve yatırım desteği sağlayan PİLOT, Türkiye’nin en köklü kurumsal girişimcilik programlarından biri olarak öne çıkıyor. Programdan mezun olan 78 girişim, ekosistemdeki yatırımcılardan aldıkları toplamda 58 milyon dolarlık yatırım ile büyüme yolculuklarını sürdürürken, mezunların toplam portföy değeri 600 milyon dolar barajını aştı. PİLOT, 14. döneminde de yerli teknoloji ekosistemini güçlendirecek ve dünyaya açılacak yeni başarı hikayelerini belirlemeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuveyt Türk API Market Yenilendi! Haber

Kuveyt Türk API Market Yenilendi!

Türkiye’nin öncü katılım finans kuruluşu Kuveyt Türk, açık bankacılık ve dijital entegrasyon alanındaki yetkinliğini güçlendiren API servisleri ve yenilenen API Market altyapısıyla kurumların ve fintek ekosisteminin operasyonel süreçlerini hızlandırmaya devam ediyor. Para transferinden hesap hareketlerine kadar uzanan geniş kapsamlı hizmet setiyle bugün 455 farklı API ile sektörde güçlü bir teknoloji altyapısı sunan Kuveyt Türk, bugün onlarca aktif entegrasyon ile iş ortaklarına kesintisiz ve ölçeklenebilir çözümler sağlıyor. Yenilenen Kuveyt Türk API Market, daha dinamik, kullanıcı dostu ve teknolojik yapısıyla geliştiriciler, fintekler, bankalar ve tüzel şirketler için açık bankacılık süreçlerini daha erişilebilir ve hızlı hale getiriyor. Platform üzerinden sunulan API servisleri sayesinde kullanıcılar, finansal işlemlerini kendi sistemlerine entegre ederek süreçlerini dijital ortamda daha etkin şekilde yönetebiliyor. “Teknoloji odaklı vizyonumuzun göstergesi” Kuveyt Türk Dijital Bankacılık ve Ödeme Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Okan Acar, “Açık bankacılığı, finansal hizmetlerin daha erişilebilir, hızlı ve entegre sunulmasını sağlayan stratejik bir dönüşüm alanı olarak görüyoruz. Yenilediğimiz API Market ve güçlü API altyapımız ile iş ortaklarımızın ve müşterilerimizin kendi sistemleri üzerinden finansal süreçlerini kolaylıkla yönetebilmelerine imkân tanıyoruz. 455 API ve artan entegrasyon sayımız, bu alandaki teknoloji odaklı yaklaşımımızın somut bir göstergesi. Önümüzdeki dönemde API sayımızı artırmaya, yapay zekâ destekli yeni çözümler geliştirerek açık bankacılık ekosistemine yenilikçi katkılar sunmaya devam edeceğiz” dedi. API ekosistemiyle öne çıkan finansal kuruluş Kuveyt Türk, farklı iş ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği API çözümleriyle Türkiye’de öne çıkan finansal kuruluşlar arasında yer alıyor. Gün geçtikçe artan entegrasyon sayısı, Kuveyt Türk’ün geliştirici ve iş ortakları nezdinde tercih edilen bir teknoloji çözüm ortağı olduğunu gösteriyor. Yenilenen API Market platformu, daha modern bir arayüz, gelişmiş özellikler ve kullanıcı odaklı bir deneyim sunarken kullanıcıların ihtiyaç duydukları API’lere daha hızlı erişebilmesini, dokümantasyon süreçlerini kolaylıkla yönetebilmesini ve entegrasyon süreçlerini daha kısa sürede tamamlayabilmesini sağlıyor. Teknik destek ve entegrasyon taleplerine hızlıca yanıt veren sistem, güçlü IT ve iş birimi ekipleri ile uçtan uca destek sunuyor. Süreçler daha hızlı ve güvenli Kuveyt Türk API servisleri, kurumların finansal işlemlerini kendi altyapıları üzerinden gerçekleştirmesine imkân tanıyarak operasyonel verimliliği artırıyor. Özellikle tüzel müşteriler, API entegrasyonları sayesinde para transferi, hesap hareketlerini görüntüleme gibi ihtiyaçlarını şubeye gitmeden doğrudan kendi sistemleri üzerinden karşılayabiliyor. API entegrasyonlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, manuel işlem ihtiyacı azalırken süreçler daha hızlı, güvenli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşuyor. İhtiyaçlarına uygun API’ler sayesinde müşteri kazanımı arttı Son dönemde müşteri ve iş ortaklarının API servislerine göre banka tercihi yaptığı içgörüsünden yola çıkan Kuveyt Türk, geliştirdiği yenilikçi API’ler ile yeni müşteri kazanımı oranlarında başarılı sonuçlar elde etti. Müşteri sayısı, API kalitesi ve sayısıyla bağlantılı oranda artış gösterdi. Bunlara ek olarak kolay ve yenilikçi uygulamalarla müşterilerin ihtiyaçlarına uygun geliştirilen çözümler sayesinde müşteri deneyimi ve bağlılığında da önemli avantajlar yakalandı. Kuveyt Türk, teknoloji odaklı çözümleriyle müşterilerin başarılı çözüm ortağı olmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel M&A’de 4,8 Trilyon Dolarlık Sıçrama Haber

Küresel M&A’de 4,8 Trilyon Dolarlık Sıçrama

Yapay zeka odaklı teknoloji anlaşmaları ve ileri imalat sektörü, yıl boyunca işlem değerlerindeki sert artışa öncülük etti. Bain & Company’nin “2025’te Birleşme ve Satın Almalar: Büyük Toparlanmanın Ardındaki Gerçekler” raporunda açıkladığı verilere göre küresel birleşme ve satın almaların (M&A) 2025’te güçlü bir ivme yakalayarak, 4,8 trilyon dolara ulaşan toplam işlem değeri ile tarihin en yüksek ikinci seviyesine çıkması bekleniyor. Bu rakam, 2024’e kıyasla %36’lık bir artışa işaret ediyor. Bu yıl gerçekleşen 5 milyar dolar ve üzerindeki mega işlemler, M&A piyasasındaki bu yeniden yükselişin temel itici gücü oldu. M&A’ye genellikle seyrek şekilde katılan “nadir alıcılar”, uzun süre bekledikten sonra büyük ölçekli hamlelerle sürece yeniden dahil oldu. Buna karşılık, toplam işlem sayısının 2025 boyunca yalnızca %5 artması dikkat çekiyor. 5 milyar dolar üzerindeki işlemler, stratejik işlem değerindeki artışın %75’ini oluşturdu. Bu büyük ölçekli anlaşmaların yaklaşık %60’ı nadir işlem yapan alıcılar tarafından gerçekleşirken, yaklaşık %40’ı alıcı şirketin piyasa değerinin %50’sinden fazlasına denk gelen dönüştürücü nitelikteki işlemlerdi. Bain'in analizine göre, bu tip büyük ölçekli birleşmeler yüksek risk barındırmakla birlikte doğru yönetildiğinde yüksek ödül potansiyeli de sunuyor; bu nedenle şirket liderlerinin stratejik uyum, entegrasyon ve organizasyonel yönetim süreçlerine eskisinden daha fazla odaklanması gerekiyor. Yapay zeka odaklı anlaşmalarla ivme kazanan teknoloji alanındaki birleşme ve satın alımlar, yılın işlem aktivitesindeki artışa öncülük etti. Bununla birlikte Bain'in raporu, M&A piyasasındaki toparlanmanın sektörler, coğrafyalar ve alıcı türleri genelinde dengeli ve yaygın olduğunu; tüm bölgelerde ve tüm sektörlerde işlem değerlerinin çift haneli oranlarda arttığını gösteriyor. Onur Candar "Bu yeniden canlanan ivme, Türkiye’deki şirketler açısından kayda değer stratejik etkiler yaratıyor. Geçtiğimiz yıl, geçmişte sınırlı işlem tecrübesi olan kurumların dahi kendilerini farklılaştırmak ve konumlarını güçlendirmek adına daha cesur adımlar attığını gözlemledik. Sağlam bir stratejik tezle desteklenen büyük ölçekli işlemler, şirketlerin iş yapış biçimlerini yeniden şekillendiriyor ve yeni büyüme alanları açıyor. Buna karşılık, bu temelden yoksun işlemler ise değer kaybı riskini beraberinde getiriyor. Özellikle, işlemin temel değer sürücülerini yatırım tezinin temellerini net olarak tanımlamadan yüzeysel sinerjilere odaklanmak önemli hatalara yol açabiliyor. Bu nedenle, ortak vizyon, hedef işletim modeli, karar alma mekanizmaları, icra disiplini ve kültür gibi kritik unsurlarda erken ve güçlü bir uyum oluşturmak, Türk şirketleri için sürdürülebilir değer yaratımını güvence altına almak açısından stratejik önem taşıyor." Teknoloji ve ileri imalat toparlanmanın lokomotifi oldu Teknoloji alanındaki birleşme ve satın alımlar 2025’te güçlü bir şekilde geri döndü; yılbaşından bu yana teknoloji alanındaki işlem değeri %76 artarak 478 milyar dolara ulaştı. 500 milyon dolar üzerindeki stratejik teknoloji işlemlerinin neredeyse yarısının yapay zeka odaklı şirketleri veya yapay zeka getirisi sağlayacak anlaşmaları kapsaması dikkat çekti. İmalat sektörü de M&A aktivitesinin öne çıkan sürükleyici alanlarından biri oldu; imalat sektöründeki yılbaşından bu yana toplam işlem değeri %38 artarak 717 milyar dolara yükseldi. Toparlanma küresel ölçekte etkili oldu. ABD hedefli işlemler, toplam stratejik işlem değerinin neredeyse yarısını oluşturarak 2025’teki M&A büyümesinin ana kaynağı oldu. İkinci büyük pazar olan Çin’de işlem adedi rekor seviyeye ulaştı ve bunun %80’den fazlası Çin iç pazarında gerçekleşti. Japonya’da toplam M&A işlem değeri iki katına çıkarak ülkeyi bu yıl dünyanın üçüncü büyük M&A pazarı yaptı; işlem adedinde de çift haneli artış görüldü. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde mega işlemler değer artışını desteklese de toplam işlem adedi %7 geriledi. 2025 yılında toplam işlem değerindeki %36 artışla paralel şekilde bütün alıcı kategorilerinde aktivite belirgin biçimde yükseldi: stratejik işlemlerde değer %38 arttı; finansal yatırımcılar tarafında %31; girişim sermayesi işlemlerinde ise %28 büyüme yaşandı. Bain & Company Türkiye Ortaklarından Armando Guastella, M&A sektöründeki gelişmeler hakkındaki değerlendirmesinde şunları söyledi:"Türkiye pazarında, sektör fark etmeksizin şirketler stratejilerini yeniden tasarlama ihtiyacını giderek daha net görüyor. Bu durumun başlıca nedenleri, teknolojinin rekabet dinamiklerini kökten dönüştürmesi ve artan iş gücü maliyetleri dahil olmak üzere makroekonomik baskıların Türkiye’nin geçmişte sahip olduğu maliyet avantajını zayıflatması. Bu avantajın zayıflamasıyla birlikte, birçok Türk şirketi ve holding grubu portföylerini yeniden konumlandırmak ve bölgedeki rollerini tanımlamak için aktif olarak yeniden konumlanma arayışında. Alıcılar ve satıcılar açısından değerlemelere yönelik güvenin güçlenmesi, stratejik yatırımcıları M&A’yi yeniden büyüme gündemlerinin merkezine almaya yöneltiyor. Bu yaklaşım, M&A'yi sadece bir büyüme aracı olmaktan çıkararak portföy dönüşümünü yönetmek için kritik bir kurumsal yetkinliğe dönüştürüyor. 300’den fazla M&A yöneticisiyle yaptığımız araştırma da bu dönüşümü açık biçimde ortaya koyuyor: Teknoloji kaynaklı dönüşümler ve M&A’nin merkezi rolü, birlikte Türkiye genelinde stratejik yeniden konumlandırmayı hızlandırıyor." Regülasyon gevşemesi ve düşen maliyetler toparlanmayı hızlandırdı Bain’in analizine göre şirketler, değişen karlılık havuzlarına uyum sağlamak ve büyümek için satın almalara yönelirken birçok destekleyici unsur bu yıl devreye girdi. Pandemi sonrasında M&A’yi zorlayan faktörler büyük ölçüde hafifledi; düzenlemelerde ve sermaye maliyetlerinde gevşeme görüldü. Alıcı-satıcı değerleme makası da daraldı; çarpanlar 11,6x EV/EBITDA seviyesine yükselse de birçok sektörde hala 2021 zirvesinin altında bulunuyor. Ayrıca, mevcut stratejik ortamda beklemenin artık daha az mantıklı olduğu yönündeki farkındalık arttı. Yapay zekanın sektörler üzerindeki dönüştürücü etkisi, harekete geçme baskısını daha da artırıyor. Bain’in araştırmasına göre 300’den fazla M&A yöneticisinin %85’ten fazlası, teknoloji ve stratejideki değişimlere paralel şekilde M&A fırsat havuzlarını güncellediklerini ifade ediyor. Ticaret gerilimleri ve tarifelerdeki belirsizlikler M&A ivmesini durdurmadı Tarifeler ve küresel ticaretteki dalgalanmalar, nisan ayında görülen kısa süreli geri çekilme dışında işlem aktivitesini önemli ölçüde etkilemedi. 2025’te sınır ötesi işlem oranlarında anlamlı bir değişiklik yaşanmadı. Bain’in araştırmasına göre M&A yöneticilerinin yarısından azı ticaret kısıtlamalarının genel işlem planlarını etkileyeceğini belirtirken, %70’i ticaret politikalarının varlık satışları üzerinde etkisi olmayacağını düşünüyor. Bununla birlikte, post-küreselleşme eğilimlerinin zaman içinde daha belirgin etkiler yaratması bekleniyor. ABD dışındaki şirketlerin ABD’deki varlıklara olan iştahının azalması ve ABD’li şirketlerin tarifeler nedeniyle daha fazla yerel alıma yönelmesi bunun ilk işaretleri arasında. Küresel ticaretin bölgesel eksenlerde yeniden şekillenmesiyle birlikte M&A, şirketlere yeni pazarlara erişim ve esneklik sağlayan önemli bir araç haline geliyor. Şirketlerin M&A’ye ayırdığı sermaye 10 yılın en düşük seviyesine indi Post-küreselleşme dinamikleri ve korumacı politikalar, şirketlerin sermaye tahsislerini de etkiliyor. Tedarik zincirlerini güçlendirme, yapay zeka yatırımları, otomasyon ve teknoloji altyapısı gibi alanlara olan ihtiyaç arttıkça, M&A yöneticilerinin sermaye kullanımında daha sıkı incelemeyle karşılaşması muhtemel. Bu durum, işlemler için yatırım geri dönüşü beklentilerinin de yükselmesine neden olabilir. Her ne kadar 2025’te M&A aktivitesi güçlense de şirketlerin M&A’ye ayırdığı sermayenin toplam içindeki payı 10 yılın en düşük seviyesine indi. S&P Dünya Endeksi’ndeki yaklaşık 700 şirketin nakit harcamalarının yalnızca %7’si M&A’ye ayrıldı; oysa bu oran son dokuz yılda %9–17 aralığında seyretmişti. Bain’e göre teknoloji altyapısı, robotlar, yapay zeka çözümleri, fabrika yatırımları ve enerji projeleri gibi yeni öncelikler M&A’nin payını daraltıyor. Yapay zeka, M&A süreçlerinin merkezine yerleşiyor Yapay zekanın hızlı gelişimi, M&A süreçlerinde de kendini güçlü şekilde hissettirdi. Stratejik alıcıların %75’i hedef şirketlerin yapay zeka etkisini değerlendirdi ve en az %20’si bu inceleme sonucunda işlemden vazgeçti. M&A profesyonelleri arasında yapay zeka kullanımı ise iki katından fazla artarak %45 seviyesine yükseldi. Yapay zeka hala en çok işlem bulma ve tarama aşamalarında kullanılsa da entegrasyonun planlanması ve uygulanması gibi alanlarda da hızla yaygınlaşıyor. Bain’in analizine göre 2025’te 1 milyar dolar üzerindeki işlemlerin %60’ı kapsam genişletme (scope) niteliğindeydi ve bu oran tüm zamanların en yüksek seviyesi oldu. Şirketler mevcut işlerini büyütmekten ziyade, yeni pazar ve müşteri segmentlerine erişmek için M&A’yi tercih etti. Geleneksel olarak ölçek odaklı olan finansal hizmetler ve ileri imalat sektörlerinde dahi kapsam genişletme eğilimi belirgin şekilde yükseldi. 2026’ya bakış Bain & Company, önümüzdeki günlerde ayında yayınlayacağı 2026 Küresel M&A Raporu’yla önümüzdeki yılın M&A trendlerine dair kapsamlı bir analiz sunacak. Raporda, başlıca sektörlerde detaylı değerlendirmeler, M&A beklentileri ve ABD, Avustralya, Brezilya, Kanada, Fransa, Almanya, İspanya, Hindistan, İtalya, Japonya, Singapur ve Birleşik Krallık’tan 300’den fazla M&A uzmanının görüşlerinin yer aldığı M&A Uygulayıcıları 2026 Görünüm Araştırması’nın sonuçları bulunacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.