Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknoloji Geliştirme

Kapsül Haber Ajansı - Teknoloji Geliştirme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji Geliştirme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Temiz Sanayi Dönüşümüne Yönelik Yatırımların Önünü Açmak için Önemli Buluşma Haber

Türkiye’nin Temiz Sanayi Dönüşümüne Yönelik Yatırımların Önünü Açmak için Önemli Buluşma

Türkiye’de, derin karbonsuzlaştırılmış sanayi ürünlerinin üretimini hedefleyen, ticari ölçekli 13 temiz üretim projesinden oluşan yeni bir proje portföyü şekilleniyor. Bugün Ankara’da bir araya gelen üst düzey kamu, sanayi ve finans sektörü temsilcileri, uygun finansman ve politika koşullarının sağlanması halinde bu projelerin yatırım aşamasına ilerleyebileceği konusunda bilgilendirildi. Enerji yoğun sektörlerden, finans kuruluşlarından ve kamu kurumlarından 40’ı aşkın üst düzey temsilci, düşük karbonlu çelik, çimento, alüminyum ve gübre projelerinin nihai yatırım kararına (FID) ulaşabilmesi için gerekli koşulları değerlendirmek üzere Build Clean Now Türkiye Çalıştayı’nda bir araya geldi. Çalıştay, Sanayi Dönüşümü Hızlandırıcısı (ITA) tarafından, Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile yakın koordinasyon içerisinde ve Boston Consulting Group’un (BCG) desteğiyle gerçekleştirildi. Bu dört sektör, yılda yaklaşık 110 milyon ton CO₂ eşdeğeri sera gazı emisyonuna neden oluyor. Bu miktar, Türkiye’nin toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık altıda birine karşılık geliyor. Söz konusu sektörler aynı zamanda, Avrupa Birliği’ne ithal edilen ürünlerin içerdiği karbonu fiyatlandıran Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM) kapsamında yer alıyor. Bu durum, söz konusu sektörlerin dönüşümünü Türkiye’nin ihracatta rekabet gücünü koruması açısından kritik hale getiriyor. Türkiye sanayisi için 71 milyar dolarlık yatırım fırsatı “Türkiye’nin Temiz Sanayi Fırsatı” başlıklı açılış konuşmasında Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü, çelik, çimento, alüminyum ve gübre sektörlerinin temiz dönüşümü için yaklaşık 71 milyar ABD doları tutarında yatırım gerektiğini belirtti. “Yeşil dönüşümü bir maliyet olarak değil; yeni yatırımlar, teknoloji geliştirme, pazar çeşitlendirmesi ve sürdürülebilir büyüme için bir fırsat olarak görüyoruz” diyen Gönüllü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile Sanayi Dönüşümü Hızlandırıcısı arasında geliştirmeyi öngördüğümüz ITA Türkiye Programı’nı, sanayimizin rekabet gücünü koruyacak, yeni yatırım alanları açacak ve Türkiye’nin küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendirecek stratejik bir iş birliği olarak değerlendiriyoruz. Amacımız yalnızca desteklenen proje sayısını artırmak değil, yatırım kararlarını kolaylaştıran ve özel sektörü harekete geçiren kalıcı sonuçlar elde etmektir.” Gönüllü, Türkiye Sanayide Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu’nun (TIDIP), 2030 yılına kadar 5 milyar avronun üzerinde yatırımı desteklemeyi ve yıllık sera gazı emisyonlarını 20 milyon ton CO₂ eşdeğeri azaltmayı hedeflediğini belirtti. Ayrıca ITA Türkiye Programı’nın mevcut politika ve finansman araçlarını tamamlayıcı nitelikte olacağını ifade etti. Temiz sanayi yatırımları gelişmekte olan ekonomilere yayılıyor Çalıştayın açılışında konuşan Mission Possible Partnership CEO’su ve Sanayi Dönüşümü Hızlandırıcısı (ITA) İcra Direktörü Faustine Delasalle, Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısının ve yenilenebilir enerji potansiyelinin, temiz sanayi yatırımlarını çekme konusunda ülkeye önemli avantajlar sağladığını belirtti. Delasalle, dünya genelinde yaklaşık 1.000 temiz sanayi projesinin geliştirme aşamasında olduğunu, 160’tan fazla projenin ise nihai yatırım kararına (FID) ulaşarak faaliyete geçtiğini veya uygulama aşamasında bulunduğunu ifade etti. 2026 yılının ilk yarısında 19 ticari ölçekli projenin nihai yatırım kararına ulaştığını belirten Delasalle, bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre iki katına çıktığını vurguladı. “Sanayide derin karbonsuzlaşma artık yalnızca bir hedef değil; dünya genelinde ticari ölçekte gerçekleşen ve gelişmekte olan ekonomilere yayılan bir dönüşüm” diyen Faustine Delasalle, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye gibi güçlü sanayi temellerine ve önemli bir yenilenebilir enerji potansiyeline sahip ülkeler, enerji yoğun sanayi yatırımlarını çekme konusunda büyük rekabet avantajlarına sahip. Türkiye’de hâlihazırda sınırlı sayıda olan derin karbonsuzlaşma projelerinin, uygun yatırım koşullarının sağlanması halinde hızla artabileceğine inanıyoruz.” Delasalle, ITA’nın Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve yerel uygulama ortağı Boston Consulting Group (BCG) ile başlattığı çalışmaların, önümüzdeki yıllarda temiz sanayi yatırımlarını hızlandırmaya yönelik ortak önceliklerin belirlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Talep, finansman, düzenlemeler ve altyapı bir araya gelmeli ITA ve BCG’nin sanayi sektörüyle birlikte yürüttüğü kapsamlı analiz, temiz sanayi projelerinin hayata geçirilebilmesi için gerekli dört temel koşulu ortaya koydu. BCG Yönetici Direktörü ve Ortağı Batu Yiğit, “Temiz sanayi yatırımlarının hayata geçebilmesi için dört temel unsurun bir araya gelmesi gerekiyor: talep, uygun bir düzenleyici çerçeve, güçlü değer zincirleri ve altyapı” dedi. Yiğit, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu unsurlardan herhangi birinin eksik olması, yatırımların ilerlemesini zorlaştırıyor. Özellikle ortak altyapı yatırımlarında kamu-özel sektör iş birliği kritik önem taşıyor.” BCG Proje Lideri Betül Çahan, ekibin karşılaşılan engelleri belirlemek amacıyla yaklaşık 20 şirketle görüşmeler gerçekleştirdiğini belirtti. Çahan, “Görüşmelerimiz, temiz sanayi yatırımlarının önündeki en önemli engellerden birinin düşük karbonlu ürünlere yönelik yeterli ve sürdürülebilir talebin bulunmaması olduğunu gösteriyor” dedi. Çahan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uzun vadeli alım garantileri, uygun finansman ve ortak altyapı çözümleri olmadan büyük ölçekli projeleri hayata geçirmek zorlaşıyor. Amacımız, sanayinin ihtiyaçlarından hareketle uygulanabilir çözümler geliştirmek.” Faustine Delasalle moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Türkiye’de Nihai Yatırım Kararına Giden Yol Haritası” başlıklı üst düzey panelde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü Metal Sanayi ve Kritik Malzemeler Dairesi Başkanı Ahmet Türkarslan, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye Ofisi Başkan Yardımcısı Mehmet Üvez ve Limak Çimento Grup Proses Direktörü Sabri Trabelsi bir araya geldi. Kapanış oturumunda ise ITA ve BCG, proje geliştiricilerinden elde edilen bulguları ve yatırımların hızlandırılmasına yönelik seçenekleri paylaştı. Türkiye’de giderek büyüyen proje portföyü ITA’nın sanayi şirketleri ve proje geliştiricileriyle yürüttüğü çalışmalar sonucunda aşağıdaki projeler tespit edildi: Ticari ölçekli üç temiz sanayi projesiİki pilot ve araştırma-geliştirme (Ar-Ge) ölçeğinde projelerHayata geçirilme potansiyeli bulunan 10 ilave projeSanayi kaynaklı emisyonları kısmen azaltmak amacıyla olgunlaşmış ve ticari olarak kendini kanıtlamış teknolojileri kullanan 116 düşük karbonlu proje Öneriler Antalya'da düzenlenecek COP31'de sunulacak Çalıştaydan elde edilen bulgular, ITA ve BCG tarafından yürütülen araştırmalarla birleştirilerek Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında yayımlanması planlanan Türkiye Değerlendirme Bilgi Notu’nda (Türkiye Insights Briefing) ele alınacak. Söz konusu bilgi notunda, Türkiye’deki temiz sanayi projelerinin karşılaştığı engeller, projelerin ihtiyaç duyduğu finansman koşulları ve yatırımları hızlandırmaya yönelik somut adımlar ortaya konulacak. Türkiye, ITA’nın diğer ülkelerde edindiği deneyimlerden de yararlanacak. Brezilya’da ITA, düşük emisyonlu gübre üretimini desteklemeye yönelik politika tedbirlerinin geliştirilmesine katkı sağlarken, Hindistan’da hidrojen bazlı çelik ve e-metanol projeleri için yeni piyasa mekanizmaları geliştiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji’den Yenilenebilir Enerjinin Geleceğine Akademik Katkı Haber

CW Enerji’den Yenilenebilir Enerjinin Geleceğine Akademik Katkı

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen enerji şirketlerinden CW Enerji, üniversitelerle gerçekleştirdiği iş birlikleriyle AR-GE, inovasyon ve teknoloji geliştirme çalışmalarını güçlendirmeyi hedefliyor. Bu doğrultuda CW Enerji ile Alanya Üniversitesi, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ve Süleyman Demirel Üniversitesi arasında yenilenebilir enerji teknolojileri, mühendislik, AR-GE, inovasyon ve teknoloji geliştirme alanlarında iş birliğini güçlendirmek amacıyla protokol imzalandı. İmzalanan protokoller ile üniversitelerin akademik bilgi birikimi ve bilimsel altyapısının sanayinin teknik bilgi ve deneyimiyle buluşturulması amaçlanıyor. Bu doğrultuda yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesi, ortak projelerin hayata geçirilmesi ve bilimsel çalışmaların uygulamaya dönüştürülmesi hedefleniyor. Yenilenebilir enerji ve teknoloji alanında ortak projeler geliştirilecek CW Enerji, yurt dışında yürüttüğü uluslararası teknoloji ve AR-GE çalışmalarının yanı sıra, Türkiye’deki üniversitelerle gerçekleştirdiği iş birlikleriyle de teknoloji geliştirme çalışmalarını güçlendiriyor. İş birlikleri kapsamında yenilenebilir enerji teknolojileri başta olmak üzere enerji depolama sistemleri, akıllı enerji yönetimi, nesnelerin interneti, gömülü sistemler, veri analitiği ve dijital dönüşüm uygulamaları üzerine ortak çalışmalar gerçekleştirilecek. Protokoller ile AR-GE ve inovasyon alanındaki ortak çalışmaların artırılması, enerji verimliliğini ve sürdürülebilirliği destekleyen yenilikçi çözümlerin hayata geçirilmesi amaçlanıyor. Ayrıca ulusal ve uluslararası destek programlarına yönelik hazırlanacak ortak projelerle üniversitelerin akademik birikimi ile CW Enerji’nin AR-GE kapasitesinin bir araya getirilmesi planlanıyor. İmzalanan protokollerin akademik çalışmaların sanayi uygulamalarıyla bütünleştirilmesine, yenilenebilir enerji alanında teknolojik gelişimin desteklenmesine ve üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Protokoller kapsamında ortak ürün tasarımı, prototip geliştirme, test ve doğrulama süreçleri ile pilot uygulamalara yönelik çalışmalar yürütülmesi planlanıyor. Üniversite bünyesinde geliştirilen teknolojilerin sanayiye kazandırılması, patent, faydalı model ve lisanslama süreçlerinin desteklenmesi de iş birliğinin öncelikli hedefleri arasında bulunuyor. İş birliği çerçevesinde güneş paneli ve güneş hücresi teknolojilerinin geliştirilmesi, ürün verimliliklerinin artırılması, üretim süreçlerinin optimize edilmesi, maliyetlerin azaltılması ve yeni nesil güneş enerjisi teknolojilerine yönelik ortak Ar-Ge projelerinin geliştirilmesi üzerinde durulacak. Tarık Sarvan: Bilgi birikiminin katma değerli ürün ve teknolojilere dönüşmesini amaçlıyoruz Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, yenilenebilir enerji sektöründe sürdürülebilir büyümenin temelinde teknoloji, inovasyon ve güçlü AR-GE çalışmalarının yer aldığını belirterek, bu düşünceyle üniversite-sanayi iş birliklerine büyük önem verdiklerini söyledi. Sarvan, “Enerji sektörü teknolojinin hızla geliştiği ve sürekli yenilik gerektiren stratejik alanların başında geliyor. Biz de CW Enerji olarak üretim gücümüzü, mühendislik kabiliyetlerimizi ve AR-GE altyapımızı sürekli geliştirerek bu dönüşümün önemli bir parçası olmayı hedefliyoruz. Üniversitelerimizin sahip olduğu akademik bilgi birikimini sanayideki deneyimimizle bir araya getirmenin, yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesi açısından son derece kıymetli olduğuna inanıyoruz. İmzaladığımız bu protokollerle bilimsel çalışmaların sanayiye aktarılmasını, ortak projelerin geliştirilmesini ve ortaya çıkan bilgi birikiminin katma değerli ürün ve teknolojilere dönüşmesini amaçlıyoruz” dedi. Nitelikli insan kaynağına ve yerli teknolojiye katkı sağlayacak Yerli ve milli enerji teknolojilerinin geliştirilmesini öncelikleri arasında gördüklerini vurgulayan Sarvan, üniversitelerle gerçekleştirilen iş birliklerinin hem sektörün gelişimine hem de nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sağlayacağını dile getirdi. Sarvan, “Güneş enerjisi teknolojilerinden enerji depolama sistemlerine, akıllı enerji yönetiminden dijital dönüşüm uygulamalarına kadar geniş bir alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu süreçte üniversitelerimizle kurduğumuz güçlü bağların AR-GE ve inovasyon kapasitemizi destekleyeceğine inanıyoruz. Amacımız ülkemizin enerji teknolojilerindeki yetkinliğini artırmak, dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlamak ve uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzü destekleyecek yenilikçi çözümler geliştirmek. Aynı zamanda gençlerimizin bilimsel araştırmalara, uygulamalı projelere ve teknoloji geliştirme süreçlerine daha fazla dahil olmasını önemsiyoruz. CW Enerji olarak üniversite-sanayi iş birliklerini güçlendirmeye, bilgi ve teknolojiyi üretimle buluşturmaya ve ülkemizin sürdürülebilir enerji geleceğine katkı sunmaya devam edeceğiz” diye konuştu. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, yüksek teknolojiye dayalı üretim altyapısı ve uluslararası pazarlardaki faaliyetleriyle Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

IC Holding, COP31 İklim Destekçisi Oldu Haber

IC Holding, COP31 İklim Destekçisi Oldu

Türkiye’nin ev sahipliğinde 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın İklim Destekçileri arasında yer alan IC Holding, farklı sektörlerdeki deneyimini küresel iklim gündemine taşıyacak. Enerji, inşaat, altyapı, turizm, gayrimenkul ve sanayi alanlarında faaliyet gösteren Holding, grup şirketlerinin ve İbrahim Çeçen Vakfı’nın çalışmalarını paylaşarak, yeni iş birliği olanaklarını değerlendirecek. COP31 Başkanlığı'nın Eylem Gündemi kapsamında ortaya koyduğu “35by35” küresel hedefi, elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının 2035 yılına kadar yüzde 35'e çıkarılmasını öngörüyor. Elektrifikasyonun hızlanması, artan elektrik ihtiyacının düşük karbonlu ve güvenilir kaynaklardan karşılanmasını daha da önemli hale getiriyor. IC Holding, bu dönüşümde yenilenebilir enerji yatırımlarını, uzun vadede tamamlayıcı bir rol üstlenebilecek küçük modüler reaktörler (SMR) ve ileri nükleer teknolojilere yönelik çalışmalarıyla birlikte değerlendiriyor. Can Çaka: “Enerji dönüşümünün geleceğinde teknoloji geliştirme kapasitesi belirleyici olacak” IC Holding CEO'su Can Çaka, enerji dönüşümünde güvenilir ve düşük karbonlu üretim kadar teknoloji geliştirmenin de önem kazandığını belirterek şunları söyledi: “IC Holding olarak mühendislik birikimimizi yenilenebilir enerji yatırımları ve ileri nükleer teknoloji çalışmalarımızla bir araya getiriyoruz. Özellikle küçük modüler reaktörler ve dördüncü nesil nükleer teknolojilerde uluslararası iş birliklerimizi Türkiye'nin akademik ve sanayi kapasitesiyle buluşturarak kalıcı bir ekosistem oluşturmayı hedefliyoruz. COP31'i bu vizyonumuzu küresel paydaşlarla paylaşmak ve yeni iş birlikleri geliştirmek ve bu alanda nitelikli insan kaynağı yetiştirmeye yönelik girişimlerimizi uluslararası düzeyde görünür kılmak açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz.” Enerji dönüşümünde geleceğin teknolojilerinin tohumları bugünün yatırımlarıyla atılıyor IC Holding, enerji dönüşümünün uzun vadeli ihtiyaçlarına yönelik ileri nükleer teknoloji çalışmalarını IC Nükleer Teknoloji liderliğinde sürdürüyor. ARC Clean Technology ile yürütülen stratejik iş birliği kapsamında, sodyum soğutmalı dördüncü nesil reaktör teknolojisinin Türkiye’de ve bölgede uygulanabilirliğine yönelik araştırma ve geliştirme çalışmaları yürütülüyor; uzun vadeli sanayileşme yol haritası üzerinde çalışılıyor. İstanbul Teknik Üniversitesi ile yürütülen çalışmalar ise yerli reaktör geliştirme kapasitesini güçlendirmeyi ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesini hedefliyor. Holding, geleceğin enerji teknolojilerine yönelik çalışmalarını mevcut yenilenebilir enerji yatırımlarıyla da tamamlıyor. Grubun yenilenebilir enerji şirketi IC Enterra, 2025 yılında 1,25 milyar kWh elektrik üretti. Sürdürülebilirlik yaklaşımını altyapı operasyonlarına da taşıyan IC Holding, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün elektrik tüketimini I-REC sertifikalarıyla yenilenebilir enerji üretimiyle eşleştirirken, köprü, otoyol ve tünel hidrant hatlarını yenileme çalışmalarıyla yılda yaklaşık 8.500 metreküp su tasarrufu sağladı. İbrahim Çeçen Vakfı, sürdürülebilir dönüşümün insan odaklı boyutunu COP31'e taşıyor IC Holding, enerji ve teknoloji dönüşümünü nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi ve kapsayıcı kalkınmayla birlikte ele alıyor. Bu doğrultuda İbrahim Çeçen Vakfı, eğitimde fırsat eşitliği ve gençlerin geleceğin yetkinlikleriyle buluşturulması odağındaki 22 yıllık sosyal etki deneyimini COP31'in Gençlik ve Eğitim gündemine taşıyacak. Bugüne kadar 20 binin üzerinde burs sağlayan Vakıf; Kariyer Köprüsü, Zirvenin Şefleri, Yaşam Atölyeleri ve Yaşama İlk Adım gibi programlarıyla gençlerin, kadınların ve çocukların gelişimini destekliyor. Vakıf, COP31 kapsamında eğitimden iş hayatına geçişi destekleyen çalışmalarını ve kapsayıcı kalkınmaya ilişkin deneyimlerini uluslararası paydaşlarla paylaşacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA ve İTÜ ARI Teknokent'ten Teknoloji Girişimcilerine Finansal Okuryazarlık ve Yatırıma Hazırlık Desteği Haber

Garanti BBVA ve İTÜ ARI Teknokent'ten Teknoloji Girişimcilerine Finansal Okuryazarlık ve Yatırıma Hazırlık Desteği

Girişimcilik ekosisteminde yapay zekâ başta olmak üzere yeni teknolojilerin etkisiyle hızlı bir dönüşüm yaşanırken, teknoloji girişimlerinin finansal okuryazarlıklarını geliştirmeleri ve yatırım süreçlerine hazırlanmaları da giderek daha fazla önem kazanıyor. Garanti BBVA ve İTÜ ARI Teknokent iş birliğiyle 22 Eylül'de gerçekleştirilen “Ask Me Anything: Finansal Okuryazarlık ve Yatırıma Hazırlık” etkinliğinde, girişimcilik yolculuğunun finansal boyutu teknoloji girişimleri odağında ele alındı. Etkinlikte girişimcilerin finansal okuryazarlıklarını geliştirmeleri, yatırım süreçlerine daha hazırlıklı olmaları ve büyüme yolculuklarında ihtiyaç duyabilecekleri finansal çözümleri daha iyi değerlendirebilmeleri üzerine bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştirildi. Teknoloji girişimcileri için bütünsel bir yaklaşım Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya, etkinlikte yaptığı konuşmada finansal okuryazarlık ve yatırıma hazırlığın girişimcilik yolculuğundaki önemine dikkat çekerek, “İyi bir fikri, iyi bir teknolojiyi sürdürülebilir bir işe dönüştürmek için yalnızca ürünü değil, işin finansal tarafını da iyi yönetmek gerekiyor. Biz de Garanti BBVA olarak girişimcilere ‘Bizde ne var?’ diye değil, ‘Senin bugün neye ihtiyacın var?’ diye bakıyoruz. ‘İlerleme isteğinde yanındayız’ derken de tam olarak bunu kastediyoruz. Girişimcilere desteğimizi yalnızca finansmanla sınırlamıyor; teknoloji girişimcilerine özel hizmet modelimiz ve 2015 yılından bu yana devam eden Garanti BBVA Partners Tech programımızla ihtiyaçlarına bütünsel olarak yaklaşıyoruz. İTÜ ARI Teknokent ile iş birliğimizi de bu yaklaşımın önemli bir parçası olarak görüyoruz. ‘Birlikte yaparız’ anlayışıyla girişimcilerle bir araya gelmeyi, ihtiyaçlarını dinlemeyi, bilgi ve deneyim paylaşmayı çok değerli buluyoruz,” dedi. Girişimcilere özel hizmet modeli Garanti BBVA, teknoloji girişimlerinin farklılaşan nakit akışları, büyüme hızları ve finansman ihtiyaçlarından hareketle girişimcilere özel bankacılık hizmetleri sunuyor. İstanbul İstinye Park ve Ankara Bilkent şubelerinde yalnızca teknoloji girişimcilerine hizmet veren Müşteri İlişkileri Yöneticileri aracılığıyla girişimlerin ihtiyaçlarına uygun bankacılık çözümleri sunulurken, girişimlerin iş yapış biçimleri ve büyüme ihtiyaçları da yakından takip ediliyor. Kredi Garanti Fonu iş birliğiyle hayata geçirilen Tematik Destek Programı kapsamında ise teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren ve kuruluş tarihinden itibaren en fazla üç yıl geçmiş yeni teknoloji girişimcilerine 1 milyon TL'ye, KOBİ'lere ise 10 milyon TL'ye kadar kredi imkânı veriliyor. Girişimcilik ekosistemine yönelik Garanti BBVA Partners Tech programı kapsamında ise teknoloji girişimlerine mentorluk, eğitim, ofis alanı, iletişim ve iş geliştirme desteği sunulurken, girişimciler bankanın kurumsal bilgi birikimi ve geniş ağıyla da buluşturuluyor. 2015 yılında başlayan program kapsamında bugüne kadar yaklaşık 65 girişimin gelişim yolculuğuna eşlik edildi. Programın 10. döneminde Eriklabs, Text2Test, Rudiq, Freya ve Fraud.com desteklenen girişimler arasında yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

49 Bin Öğrenci DENEYAP Teknoloji Atölyeleri İçin Ter Dökecek Haber

49 Bin Öğrenci DENEYAP Teknoloji Atölyeleri İçin Ter Dökecek

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, TÜBİTAK ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) iş birliğiyle yürütülen DENEYAP Türkiye kapsamında, önceki aşamaları başarıyla tamamlayan 49 bin 52 aday öğrenci, 20 Eylül’de uygulama sınavına katılacak. İki yılda bir gerçekleştirilen DENEYAP Öğrenci Seçme Sürecinin son aşaması olan uygulama sınavı, Türkiye’nin 81 ilinde 114 merkezde eş zamanlı olarak düzenlenecek. İstanbul’da ise 8 bin 400’den fazla öğrenci, 12 farklı merkezde DENEYAP Teknoloji Atölyelerine kabul edilmek için yeteneklerini ortaya koyacak. Öğrenciler Projelerini Tasarlayıp Jüriye Sunacak Uygulama sınavında öğrencilerin yalnızca teorik bilgileri değil; problem çözme, yaratıcı ve özgün düşünme, yenilikçi çözüm geliştirme, proje tasarlama ve kendini ifade etme becerileri de değerlendirilecek. Aday öğrenciler, sınav günü kendilerine verilen tema doğrultusunda özgün bir proje tasarlayacak ve hazırladıkları projeyi jüri üyelerine sunacak. Böylece öğrencilerin bir fikri projeye dönüştürme süreçlerindeki yaklaşım ve becerileri değerlendirilecek. Sınav, lise ve ortaokul öğrencileri için iki ayrı seansta gerçekleştirilecek. Lise grubu 08.00–13.00, ortaokul grubu ise 13.30–18.30 saatleri arasında uygulama sınavına katılacak. Başarılı Öğrencilere 36 Ay Ücretsiz Teknoloji Eğitimi Uygulama sınavını başarıyla tamamlayarak belirlenen kontenjanlar dahilinde DENEYAP Teknoloji Atölyelerine kabul edilen öğrenciler, 36 ay boyunca ücretsiz teknoloji eğitimi alma fırsatı elde edecek. DENEYAP Teknoloji Atölyeleri ile gençlerin teknoloji geliştirme ve üretme yetkinliklerinin artırılması; problem çözebilen, yaratıcı ve eleştirel düşünebilen, yenilikçi fikirlerini projelere dönüştürebilen bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlanması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Daiichi, Türk Mühendisliğinin Gücünü IAA TRANSPORTATION 2026’da Dünya Otomotiv Sektörüne Taşıyor Haber

Daiichi, Türk Mühendisliğinin Gücünü IAA TRANSPORTATION 2026’da Dünya Otomotiv Sektörüne Taşıyor

Türkiye'nin otomotiv alanında mühendislik ve teknoloji geliştirme yetkinliğini uluslararası arenaya taşıyan Daiichi Elektronik, fuar boyunca yeni projeler ve iş birlikleri için global araç üreticileriyle görüşmeler gerçekleştiriyor. Araç elektroniğinde yenilikçi ürün portföyü Daiichi Elektronik; kokpit elektroniği(IVI, Cluster, DCU, HPC, display), gövde elektroniği (body control units, ECU), kamera sistemleri, ses sistemleri ve bağlantılı araç teknolojileri (TCU) geliştirmesini ve üretimini yapmaktadır. Binek ve ticari araçlar için sunulan bu çözümler, sürücü deneyiminden araç içi elektronik mimariye uzanan tüm ihtiyaçlara yanıt vermektedir. Binek ve ticari araçlar için geliştirilen bu teknolojiler, sürücü ve yolcu deneyimini iyileştirirken araçların elektronik sistemlerinin daha entegre, akıllı ve bağlantılı hale gelmesine katkı sağlıyor. Donanım ve yazılım geliştirme, sistem entegrasyonu, test ve doğrulama yetkinliklerini aynı çatı altında birleştiren Daiichi, küresel araç üreticilerinin ihtiyaçlarına özel çözümler geliştirerek projelerini tasarım aşamasından seri üretime kadar taşıyor. Daiichi, fuarda özellikle yazılım tanımlı araçlar (SDV), dijital kokpit sistemleri ve bağlantılı mobilite teknolojilerindeki mühendislik yetkinliklerini ön plana çıkarıyor. Küresel ölçekte mühendislik ve üretim gücü Daiichi'nin paylaştığı güncel verilere göre şirketin teknolojileri 45'ten fazla araç modelinde yer alıyor ve dünya genelinde 20 milyonu aşkın kullanıcıya ulaşıyor. Türkiye'deki Ar-Ge ve mühendislik birikimini uluslararası faaliyetleriyle bütünleştiren şirket, Doğan Holding ve Karel Elektronik ile oluşturduğu teknoloji ve üretim ekosisteminden aldığı güçle global otomotiv projelerinde çalışmalarını sürdürüyor. Ömer Tunç Akdeniz: "Türk mühendisliğini global otomotiv dünyasıyla buluşturuyoruz" IAA TRANSPORTATION 2026 kapsamında değerlendirmelerde bulunan Daiichi Elektronik Genel Müdürü Ömer Tunç Akdeniz, fuarın müşteri ilişkilerini geliştirmek ve yeni projeleri değerlendirmek için önemli bir buluşma noktası olduğunu belirterek şunları söyledi: "IAA TRANSPORTATION'da Türkiye'yi otomotiv elektroniği alanında temsil etmekten büyük gurur duyuyoruz. Burada yalnızca geliştirdiğimiz ürünleri sergilemiyor, aynı zamanda mühendislik yetkinliklerimizi küresel araç üreticileriyle buluşturuyoruz. Bugün 45'ten fazla araç modelinde kullanılan teknolojilerimizle dünya genelinde 20 milyonu aşkın insanın mobilite deneyimine katkı sağlıyoruz. Bu başarıyı daha ileri taşımak için mevcut müşterilerimizle ilişkilerimizi güçlendirirken yeni projeler ve iş birliklerine odaklanıyoruz. Doğan Holding'in desteği, Karel Elektronik'in üretim kabiliyetleri ve Daiichi'nin mühendislik uzmanlığını bir araya getirerek dijital kokpit, yazılım tanımlı araçlar ve yeni nesil araç elektroniği alanlarındaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hedefimiz, Türkiye'de geliştirdiğimiz teknolojilerle küresel otomotiv sektöründe daha fazla projede yer almak ve uluslararası pazardaki varlığımızı güçlendirmek." Daiichi, 20 Eylül Pazar gününe kadar devam edecek IAA TRANSPORTATION 2026 boyunca ziyaretçilerini Salon 11, F08 numaralı standında ağırlamaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Disera’ya 10 Milyon ABD Doları Yatırım Haber

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Disera’ya 10 Milyon ABD Doları Yatırım

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde Dünya Bankası’ndan sağlanan kaynakla kurulan Türkiye Yeşil Fonu’nun 10 milyon ABD doları tutarındaki üçüncü yatırımını, Disera Tıbbi Malzeme Lojistik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye gerçekleştirdi. Tamamı sermaye artırımı yoluyla sağlanan ve doğa pozitif üretime katkı sunan bu yatırımla Disera’nın yeşil dönüşüm ve büyüme stratejilerinin desteklenmesi hedefleniyor. Türkiye Yeşil Fonu ile Türkiye’nin kalkınma planı doğrultusunda büyüme ve gelişme potansiyeli taşıyan alanlarda katma değer sağlayan firmalara orta-uzun vadeli yatırımlar yaparak sera gazı salımlarının azaltılması ile Türkiye ekonomisinin yeşil ve kapsayıcı dönüşümü amaçlanıyor. AB Yeşil Mutabakatı kapsamına giren sektörlerde faaliyet gösteren verimli üretim süreçlerine sahip firmaların çevre dostu üretimi desteklenirken eş zamanlı olarak Türkiye Yeşil Fonu ile sermaye piyasalarının iklim finansmanı odağında derinleşmesinde ve çeşitlenmesinde etkin rol üstlenilerek özel sermayenin harekete geçirilmesi hedefleniyor. 30 yılı aşkın tecrübesiyle tıbbi malzeme sektörünün önde gelen oyuncularından biri olan Disera, bu ortaklık kapsamında karbon ayak izini azaltmaya, yenilenebilir enerji kullanımını artırmaya, üretim verimliliğini geliştirmeye ve atık ile su yönetimini güçlendirmeye yönelik projeleri hayata geçirecek. Yatırım aynı zamanda, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Hedefi doğrultusunda sanayide yeşil dönüşümün kapsayıcı bir anlayışla hızlandırılmasına yönelik önemli bir adım niteliği taşıyor. Anlaşmaya dair değerlendirmelerde bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “75 yılı aşkın süredir ülkemizin ve sanayimizin çok yönlü kalkınması için pek çok ilke imza atmanın gururunu yaşadık. Bunlardan birini de kalkınma ve yatırım bankacılığı alanındaki uzmanlığımızı birleştirerek kurduğumuz Türkiye Yeşil Fonu oluşturuyor. Dünya Bankası ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizin önemli bir adımı olan Türkiye Yeşil Fonu kapsamında ortak çalışmalarımızı güçlendirirken, ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik katkımızı da kararlılıkla artırıyoruz. Disera ile sağladığımız bu iş birliğinin, sanayimizin yeşil dönüşümüne ivme kazandırmanın yanı sıra tıbbi cihaz düzenlemeleri prensiplerine uygun çevre dostu ürünlerle toplum sağlığını da ileriye taşımaya yönelik bir adım olduğuna inanıyoruz. Bu kıymetli anlaşmanın Disera başta olmak üzere tüm paydaşlarımız ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.” dedi. Türkiye Yeşil Fonu’nun Disera Tıbbi Malzeme Lojistik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye yaptığı yatırımın şirketin sürdürülebilirlik vizyonuyla güçlü bir uyum içinde olduğunu belirten Disera A.Ş. Genel Müdürü Kenan Deniz Büyükakman, “Bu yatırım, sürdürülebilir üretim ve büyüme hedeflerimize duyulan güvenin önemli bir göstergesidir. Türkiye Yeşil Fonu ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde çevresel etkimizi azaltırken üretim ve ihracat kapasitemizi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.” açıklamasını yaptı. Maxis Girişim Sermayesi Genel Müdürü Özgür Temel, Türkiye Yeşil Fonu’nun, karbonsuzlaşma ve kapsayıcı dönüşüm hedefleri doğrultusunda şirketlerin yeşil dönüşüm süreçlerini desteklemeye devam ettiğini belirterek, Disera’ya gerçekleştirilen yatırımın Fon’un sağlık sektöründeki ilk yatırımı olma özelliğini taşıdığını aktardı. Yaklaşık 30 yıllık sektörel deneyimi, tıbbi cihaz alanındaki uzmanlığı ve teknoloji geliştirme kabiliyetiyle sağlık sektöründe önemli bir konuma sahip olan Disera’nın bugüne kadar yenilenebilir enerji ve ileri teknoloji alanlarında attığı adımların önemini vurgulayan Temel, bu adımların önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan yeşil dönüşüm yatırımları için sağlam bir temel oluşturduğuna dikkat çekti. Temel, “Bu yatırımla Disera’nın büyüme hedeflerine katkı sağlarken enerji ve kaynak verimliliğinin artırılmasını, çevresel etkinin azaltılmasını ve sürdürülebilirlik yaklaşımının şirketin gelecek dönem yatırımlarında daha da güçlendirilmesini hedefliyoruz. Disera yatırımının, sağlık sektöründe büyüme ve yeşil dönüşümün birlikte ilerlemesine yönelik önemli bir örnek teşkil edeceğine inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Jean-Christophe Carret ise “İklim eylemi ve sürdürülebilir büyüme için özel sektör sermayesinin harekete geçirilmesi, Türkiye’nin yeşil dönüşümünün hızlandırılması açısından kritik önem taşımaktadır. Türkiye Yeşil Fonu aracılığıyla Disera’ya yapılan yatırım, yenilikçi finansman mekanizmalarının şirketlerin çevresel ayak izlerini azaltmalarına yardımcı olurken aynı zamanda rekabet güçlerini artırabileceğini, istihdam yaratabileceğini ve kapsayıcı büyümeyi destekleyebileceğini göstermektedir. Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefine katkı sağlayan ve sağlık sektöründe daha sürdürülebilir üretim uygulamalarının yaygınlaşmasını destekleyen bu iş birliğini desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Bu yatırımın yeşil ve dayanıklı kalkınma alanında özel sektör tarafından yapılacak ilave yatırımları teşvik etmesini ümit ediyoruz.” dedi. Hâlihazırda Disera’nın yatırımcısı olan Azimut LCP I Özel Sermaye Fonu adına değerlendirmelerde bulunan Azimut Portföy Genel Müdürü Murat Salar, şunları söyledi: “Portföy yönetim sektörünün en büyük bağımsız şirketi olan Azimut Portföy’de, alternatif yatırım fonlarını da stratejik önceliklerimiz arasına aldık. Yönetmekte olduğumuz 13 milyar ABD doları varlık büyüklüğü yanında, alternatif fonlarda da kısa sürede 1 milyar ABD doları büyüklüğe ulaşmayı hedefliyoruz. Türkiye’de özel sermaye alanındaki stratejik ortağımız Lycian Capital Partners ile kurduğumuz LCP I GSYF, 3 milyar TL’yi aşkın fon büyüklüğüne ulaşırken, Fon’un ilk yatırımı olan Disera’nın bugüne kadar sergilediği performans, Azimut Grubu’nun Türkiye reel sektörüne ve özel sermaye piyasasına duyduğu güveni daha da pekiştirdi. TSKB’nin ana yatırımcısı olduğu Türkiye Yeşil Fonu’nu Disera’nın yeni yatırımcısı ve ortağımız olarak aramızda görmekten büyük memnuniyet duyuyor, bu ortaklığın Disera’nın büyüme yolculuğuna ivme kazandıracağına inanıyoruz.” Lycian Capital Partners Yönetici Ortağı Gökhan Arıkoç ise şunları ekledi: “Lycian Capital olarak önceliğimiz, portföy şirketlerimize uzun vadeli ve sürdürülebilir değer katmak. Yeşil dönüşümü de değer yaratma stratejimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Disera’yı kendi alanında küresel bir oyuncu haline getirme hedefimizde, TSKB’nin ana yatırımcısı olduğu Türkiye Yeşil Fonu gibi vizyonumuzu paylaşan güçlü bir kurumsal yatırımcıyı ortaklarımız arasına katmaktan memnuniyet duyuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji’den Tarımsal Sulamada Yerli ve Milli Teknoloji Hamlesi Haber

CW Enerji’den Tarımsal Sulamada Yerli ve Milli Teknoloji Hamlesi

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, tarım sektörüne özel geliştirdiği sistemlerle de dikkat çekmeye devam ediyor. Firma, tarımsal üretimde enerji maliyetlerini azaltacak ve sulama verimliliğini artıracak yeni nesil güneş paneli çözümünü hayata geçirdi. CW Enerji’nin yerli üretim gücü ve Türk mühendisliğiyle geliştirilen AgriFlow güneş paneli, tarımsal sulama sistemlerinin ihtiyaçlarına özel olarak tasarlandı. Yeni nesil Triple Cut hücre teknolojisi ve yüksek çalışma gerilimi sayesinde AgriFlow; güneş henüz tam yükselmeden enerji üretmeye başlar, gün batımına doğru ışık azalırken de üretimini sürdürmeye yardımcı olur. Konu hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, tarım sektörüne yönelik sundukları çözümlerle de sürdürülebilir geleceğe katkı sağladıklarını söyledi. Bu kapsamda, tarımsal sulamada enerji verimliliğini artıracak yeni nesil güneş paneli teknolojisini geliştirdiklerini belirten Sarvan, “Geliştirilen AgriFlow güneş paneli, tarımsal üretimde sulama süreçlerinin daha verimli yürütülmesine katkı sağlayacak özelliklerle geliştirildi. Yeni nesil tarımsal sulama paneli, paneller arasındaki akıllı seri ve paralel bağlantı mimarisi sayesinde sulama sisteminin ihtiyaç duyduğu çalışma gerilimini daha etkin şekilde sağlıyor. Bu sayede özellikle güneş ışınımının düşük olduğu sabah ve akşam saatlerinde sulama sisteminin daha erken devreye girmesi ve daha uzun süre çalışması mümkün hale gelirken, günlük etkin sulama süresi de artırılıyor” dedi. Enerji verimliliğini artıran çözümler geliştiriyor Tarım sektöründe enerji verimliliğini artıran çözümler geliştirmenin sürdürülebilir gelecek açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Sarvan, “Harici yükseltici dönüştürücü ihtiyacını azaltan yenilikçi yapı, sistem maliyetlerinin düşürülmesine, enerji kayıplarının azaltılmasına ve tarımsal sulama sistemlerinin güvenilirliğinin artırılmasına katkı sunuyor. Farklı çalışma gerilimi ihtiyaçlarına uyum sağlayabilen esnek bağlantı yapısıyla geliştirilen çözüm, sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekleyen yüksek verimli bir güneş enerjisi altyapısı sunuyor. Tarımsal sulama uygulamaları için geliştirilen bu yenilikçi güneş panelleri, sahip olduğu bağlantı esnekliği sayesinde yalnızca sulama sistemleriyle sınırlı kalmayıp, farklı alanlardaki yüksek verimli güneş enerjisi sistemleri için güçlü bir teknoloji altyapısı oluşturma potansiyeli taşıyor” diye konuştu. AgriFlow güneş paneliyle sulamada daha uzun enerji üretimi Tarımsal sulama sistemlerinin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen CW Enerji AgriFlow güneş panelinin, yerli üretim gücü ve Türk mühendisliğini ileri hücre teknolojisiyle buluşturduğuna dikkat çeken Sarvan, yeni nesil Triple Cut hücre teknolojisi ve yüksek çalışma gerilimi sayesinde AgriFlow’un, güneş henüz tam yükselmeden enerji üretimine katkı sağlamaya başlarken, gün batımına doğru ışınımın azaldığı saatlerde de üretimin daha uzun süre devam etmesini desteklediğini kaydetti. Sarvan, “Bulut geçişleri, tozlanma ve kısmi gölgelenme gibi değişken çevresel koşullarda enerji üretim sürekliliğini destekleyen panel, daha az panelle daha uzun sulama süresi, daha verimli enerji kullanımı ve tarımsal üretimde daha yüksek verimlilik sunarak çiftçilerin güneş enerjisinden gün boyunca daha etkin şekilde faydalanmasına olanak tanıyor. Böylece AgriFlow, Türk mühendisliğinin gücünü tarım sektörünün geleceğiyle buluşturan yenilikçi bir teknoloji olarak öne çıkıyor ve firmamızın yenilikçi yaklaşımını, teknoloji geliştirme kabiliyetini ve sürdürülebilir tarıma sunduğu katkıyı güçlü şekilde yansıtıyor” dedi. Hem tarımsal üretime hem de ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı Türkiye'nin enerji teknolojilerinde yalnızca üretici değil aynı zamanda teknoloji geliştiren bir ülke olma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini dile getiren Sarvan, "Tam entegre üretim altyapımız, güçlü AR-GE ekibimiz ve yerli ve milli üretim anlayışımızla geliştirdiğimiz yeni nesil tarımsal sulama panelimiz, çiftçilerimizin enerji maliyetlerini azaltırken sulama sistemlerinin çalışma performansını da önemli ölçüde artırıyor. Güneş enerjisinden en yüksek verimin alınmasını sağlayan bu teknolojiyle hem tarımsal üretime hem de ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sunuyoruz" diye konuştu. Paneller uzun yıllar güvenle kullanılabilir CW Enerji'nin yüksek kalite standartlarında ürettiği güneş panellerinin yalnızca yüksek enerji üretimiyle değil, dayanıklılığıyla da öne çıktığını belirten Sarvan, zorlu iklim koşullarına karşı yüksek direnç gösteren panellerin uzun yıllar güvenle kullanılabildiğini ifade etti. Sarvan, “Üretimini kendi tesislerimizde gerçekleştirdiğimiz güneş panellerimiz yüksek verimlilik, uzun ömür ve güvenilir performans özellikleriyle dikkat çekiyor. Yerli ve milli üretim gücümüz sayesinde kaliteyi sürekli kontrol altında tutarken müşterilerimize sürdürülebilir ve güvenilir enerji çözümleri sunuyoruz. Tarım sektöründe kullanılan sistemlerde dayanıklılık ve kesintisiz performans büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz ürünlerimiz uzun yıllar yüksek performansla çalışacak şekilde tasarlanıyor" dedi Sarvan, "AR-GE çalışmalarımızı yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil geleceğin enerji teknolojilerine de yön verecek çözümler geliştirmek amacıyla sürdürüyoruz. Tarımsal sulama için geliştirdiğimiz bu yenilikçi panel teknolojisi, farklı uygulama alanlarında da yüksek verimli güneş enerjisi sistemlerinin yaygınlaşmasına katkı sağlayacak önemli bir altyapı niteliği taşıyor. Yerli mühendislik gücümüz ve üretim kabiliyetimizle enerji dönüşümüne değer katmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Sarvan: Amacımız üreticilerimizi iklim koşullarına karşı daha dirençli hale getirmek Tarımda verimliliğin artırılmasının yanı sıra sürdürülebilir üretim anlayışının da büyük önem taşıdığını belirten Sarvan, iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadelede yenilenebilir enerji teknolojilerinin tarım sektöründeki rolünün her geçen gün daha da arttığını söyledi. Sarvan, şunları kaydetti: "Tarım alanında geliştirdiğimiz çözümlerle çiftçilerimizin ve tarım işletmelerinin verimliliğini artırmayı hedefliyoruz. Özellikle iklim değişikliği ve giderek artan kuraklık tehdidi karşısında yenilenebilir enerji temelli teknolojiler tarım sektörü için stratejik bir öneme sahip. Yeni nesil güneş paneli teknolojimiz sayesinde sulama sistemleri günün daha uzun bir bölümünde verimli şekilde çalışabilirken, enerji kayıpları da minimum seviyeye indiriliyor. Düşük bakım ihtiyacı, uzun kullanım ömrü, yüksek verimlilik ve dayanıklı yapısıyla geliştirilen sistemlerimiz, üreticilerimize ekonomik ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Enerji maliyetlerinin her geçen gün arttığı günümüzde çiftçilerimizin üzerindeki yükü hafifletecek teknolojiler geliştirmeyi öncelikli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Amacımız, tarımın geleceğini güvence altına almak, üreticilerimizi iklim koşullarına karşı daha dirençli hale getirmek ve yerli ve milli üretim gücümüzle ülkemizin sürdürülebilir tarım hedeflerine katkı sağlamayı sürdürmektir" dedi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eutelsat ve Polonya’dan IRIS² Uydu İş Birliği Haber

Eutelsat ve Polonya’dan IRIS² Uydu İş Birliği

Eutelsat ile Polonya, Avrupa Birliği’nin güvenli uydu haberleşme altyapısı IRIS² kapsamında stratejik iş birliğine gidiyor. Anlaşmayla Polonyalı şirketlere IRIS² kullanıcı terminallerini geliştirme ve test etme imkânı sunulacak. Taraflar ayrıca sistem devreye girene kadar Polonya’ya 2 Gbps’ye kadar öncelikli OneWeb kapasitesi ayrılmasını görüşecek. Avrupa’nın güvenli ve bağımsız uydu haberleşme altyapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalarda yeni bir adım atıldı. Eutelsat ile Polonya, Avrupa Birliği’nin IRIS² programındaki iş birliğini derinleştirmek amacıyla stratejik bir Mutabakat Zaptı imzaladı. Varşova’da gerçekleştirilen imza töreninde anlaşmaya Eutelsat CEO’su Jean-François Fallacher ile Polonya İçişleri ve İdare Bakanlığı Devlet Sekreteri Tomasz Szymański imza attı. Törene Avrupa Birliği Savunma ve Uzay Komiseri Andrius Kubilius ile Polonya İçişleri ve İdare Bakanı Marcin Kierwiński de katıldı. Polonya’nın IRIS² programındaki rolü güçlenecek İmzalanan mutabakat, Polonya’nın Avrupa’nın yeni nesil güvenli uydu iletişim sistemindeki rolünü artırmayı amaçlıyor. Taraflar, Avrupa’nın güvenli, dayanıklı ve egemen bağlantı kapasitesini geliştirmek için özellikle IRIS² sisteminin alçak Dünya yörüngesi bileşenine odaklanacak. Anlaşma, aynı tarihte Avrupa Komisyonu ile Polonya arasında imzalanan ve ülkenin IRIS² programına ilave yatırım yapmasını öngören düzenlemeyi de tamamlayıcı nitelik taşıyor. Böylece Polonya’nın programa katkısı yalnızca finansmanla sınırlı kalmayacak. Ülkenin uzay ve teknoloji şirketleri, IRIS²’nin geliştirilmesi sürecinde endüstriyel, teknik ve operasyonel faaliyetlere de doğrudan katılabilecek. Polonyalı şirketler Eutelsat tesislerinden yararlanacak İş birliği kapsamında Eutelsat, Polonya’daki uzay teknolojileri şirketlerine kendi tesislerine erişim imkânı sağlayacak. Polonyalı firmalar, gelecekte IRIS² sisteminde kullanılacak kullanıcı terminallerini bu merkezlerde geliştirebilecek, test edebilecek ve doğrulama çalışmalarını gerçekleştirebilecek. Bu uygulamayla Polonya’daki şirketlerin Avrupa’nın güvenli uydu haberleşme ekosistemine daha hızlı entegre edilmesi hedefleniyor. Çalışmaların ayrıca ülkenin uzay sanayisindeki teknik kapasiteyi ve yenilikçi ürün geliştirme kabiliyetini güçlendirmesi bekleniyor. Eutelsat ile Polonyalı kurumlar, güvenli uydu haberleşmesinin geliştirilmesinin yanı sıra IRIS²’nin alçak Dünya yörüngesi altyapısının konuşlandırılması ve gelecekteki teknolojik gelişimi konusunda da iş birliği yapacak. Polonya’ya 2 Gbps’ye kadar OneWeb kapasitesi gündemde Mutabakatın dikkat çeken başlıklarından biri de IRIS² hizmete girmeden önce Polonya’nın mevcut OneWeb altyapısından yararlanması oldu. Taraflar, Polonya üzerinde 2 Gbps’ye kadar ayrılmış ve önceliklendirilmiş OneWeb alçak Dünya yörüngesi kapasitesi sağlanması için görüşmelere başlayacak. Bu konuda ticari anlaşmanın Haziran 2027’ye kadar tamamlanması hedefleniyor. Anlaşmaya varılması halinde Polonya, IRIS² tamamen faaliyete geçmeden önce düşük gecikmeli ve kesintilere karşı dayanıklı uydu bağlantısına erişebilecek. OneWeb’in hâlihazırda çalışan LEO ağı, bu süreçte mevcut sistem ile Avrupa’nın gelecekteki egemen uydu haberleşme altyapısı arasında bir geçiş çözümü görevi görecek. Güvenli LEO bağlantısı stratejik kabiliyete dönüştü Eutelsat CEO’su Jean-François Fallacher, güvenli alçak Dünya yörüngesi bağlantısının Avrupa için stratejik bir kabiliyet hâline geldiğini belirtti. Polonya ile imzalanan mutabakatın yeni nesil güvenli uydu iletişimi konusundaki ortak iradeyi yansıttığını ifade eden Fallacher, OneWeb’in mevcut operasyonel kapasitesi ile IRIS²’nin gelecekte sunacağı imkânların bir araya getirileceğini söyledi. Bu yaklaşımın Polonya’ya kısa vadede somut bağlantı avantajları sağlayacağını belirten Fallacher, anlaşmanın aynı zamanda Avrupa’nın güvenli ve dayanıklı uydu haberleşme mimarisinin kurulmasına katkıda bulunacağını vurguladı. Eutelsat, IRIS²’nin LEO bileşeninde öncü rol üstleniyor Eutelsat, IRIS² programının hayata geçirilmesinde görev alan SpaceRISE konsorsiyumu içinde bulunuyor. Şirket, konsorsiyum kapsamında IRIS² uydu takımının alçak Dünya yörüngesi bileşeninin konuşlandırılmasına ve işletilmesine liderlik ediyor. Polonya ile imzalanan mutabakat da ülkenin Avrupa Birliği Güvenli Bağlantı Programı’na katılımının uygulama adımlarından birini oluşturuyor. İş birliğinin öne çıkan başlıkları Başlık Planlanan çalışma IRIS² iş birliği Polonya’nın güvenli Avrupa uydu altyapısına katılımının güçlendirilmesi Teknoloji geliştirme IRIS² kullanıcı terminallerinin geliştirilmesi ve doğrulanması Tesislere erişim Polonyalı uzay şirketlerinin Eutelsat test imkânlarından yararlanması OneWeb kapasitesi Polonya’ya 2 Gbps’ye kadar ayrılmış ve öncelikli LEO kapasitesi Ticari anlaşma hedefi Haziran 2027 Eutelsat’ın görevi IRIS²’nin LEO bileşeninin konuşlandırılması ve işletilmesine liderlik Eutelsat-Polonya iş birliği, Avrupa’nın kritik haberleşme altyapısında dışa bağımlılığı azaltmayı, teknolojik liderliğini güçlendirmeyi ve stratejik özerkliğini geliştirmeyi amaçlayan IRIS² programı açısından yeni bir aşamayı temsil ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.