Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknoloji Geliştirme

Kapsül Haber Ajansı - Teknoloji Geliştirme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji Geliştirme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Disera’ya 10 Milyon ABD Doları Yatırım Haber

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Disera’ya 10 Milyon ABD Doları Yatırım

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde Dünya Bankası’ndan sağlanan kaynakla kurulan Türkiye Yeşil Fonu’nun 10 milyon ABD doları tutarındaki üçüncü yatırımını, Disera Tıbbi Malzeme Lojistik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye gerçekleştirdi. Tamamı sermaye artırımı yoluyla sağlanan ve doğa pozitif üretime katkı sunan bu yatırımla Disera’nın yeşil dönüşüm ve büyüme stratejilerinin desteklenmesi hedefleniyor. Türkiye Yeşil Fonu ile Türkiye’nin kalkınma planı doğrultusunda büyüme ve gelişme potansiyeli taşıyan alanlarda katma değer sağlayan firmalara orta-uzun vadeli yatırımlar yaparak sera gazı salımlarının azaltılması ile Türkiye ekonomisinin yeşil ve kapsayıcı dönüşümü amaçlanıyor. AB Yeşil Mutabakatı kapsamına giren sektörlerde faaliyet gösteren verimli üretim süreçlerine sahip firmaların çevre dostu üretimi desteklenirken eş zamanlı olarak Türkiye Yeşil Fonu ile sermaye piyasalarının iklim finansmanı odağında derinleşmesinde ve çeşitlenmesinde etkin rol üstlenilerek özel sermayenin harekete geçirilmesi hedefleniyor. 30 yılı aşkın tecrübesiyle tıbbi malzeme sektörünün önde gelen oyuncularından biri olan Disera, bu ortaklık kapsamında karbon ayak izini azaltmaya, yenilenebilir enerji kullanımını artırmaya, üretim verimliliğini geliştirmeye ve atık ile su yönetimini güçlendirmeye yönelik projeleri hayata geçirecek. Yatırım aynı zamanda, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Hedefi doğrultusunda sanayide yeşil dönüşümün kapsayıcı bir anlayışla hızlandırılmasına yönelik önemli bir adım niteliği taşıyor. Anlaşmaya dair değerlendirmelerde bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “75 yılı aşkın süredir ülkemizin ve sanayimizin çok yönlü kalkınması için pek çok ilke imza atmanın gururunu yaşadık. Bunlardan birini de kalkınma ve yatırım bankacılığı alanındaki uzmanlığımızı birleştirerek kurduğumuz Türkiye Yeşil Fonu oluşturuyor. Dünya Bankası ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizin önemli bir adımı olan Türkiye Yeşil Fonu kapsamında ortak çalışmalarımızı güçlendirirken, ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik katkımızı da kararlılıkla artırıyoruz. Disera ile sağladığımız bu iş birliğinin, sanayimizin yeşil dönüşümüne ivme kazandırmanın yanı sıra tıbbi cihaz düzenlemeleri prensiplerine uygun çevre dostu ürünlerle toplum sağlığını da ileriye taşımaya yönelik bir adım olduğuna inanıyoruz. Bu kıymetli anlaşmanın Disera başta olmak üzere tüm paydaşlarımız ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.” dedi. Türkiye Yeşil Fonu’nun Disera Tıbbi Malzeme Lojistik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye yaptığı yatırımın şirketin sürdürülebilirlik vizyonuyla güçlü bir uyum içinde olduğunu belirten Disera A.Ş. Genel Müdürü Kenan Deniz Büyükakman, “Bu yatırım, sürdürülebilir üretim ve büyüme hedeflerimize duyulan güvenin önemli bir göstergesidir. Türkiye Yeşil Fonu ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde çevresel etkimizi azaltırken üretim ve ihracat kapasitemizi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.” açıklamasını yaptı. Maxis Girişim Sermayesi Genel Müdürü Özgür Temel, Türkiye Yeşil Fonu’nun, karbonsuzlaşma ve kapsayıcı dönüşüm hedefleri doğrultusunda şirketlerin yeşil dönüşüm süreçlerini desteklemeye devam ettiğini belirterek, Disera’ya gerçekleştirilen yatırımın Fon’un sağlık sektöründeki ilk yatırımı olma özelliğini taşıdığını aktardı. Yaklaşık 30 yıllık sektörel deneyimi, tıbbi cihaz alanındaki uzmanlığı ve teknoloji geliştirme kabiliyetiyle sağlık sektöründe önemli bir konuma sahip olan Disera’nın bugüne kadar yenilenebilir enerji ve ileri teknoloji alanlarında attığı adımların önemini vurgulayan Temel, bu adımların önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan yeşil dönüşüm yatırımları için sağlam bir temel oluşturduğuna dikkat çekti. Temel, “Bu yatırımla Disera’nın büyüme hedeflerine katkı sağlarken enerji ve kaynak verimliliğinin artırılmasını, çevresel etkinin azaltılmasını ve sürdürülebilirlik yaklaşımının şirketin gelecek dönem yatırımlarında daha da güçlendirilmesini hedefliyoruz. Disera yatırımının, sağlık sektöründe büyüme ve yeşil dönüşümün birlikte ilerlemesine yönelik önemli bir örnek teşkil edeceğine inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Jean-Christophe Carret ise “İklim eylemi ve sürdürülebilir büyüme için özel sektör sermayesinin harekete geçirilmesi, Türkiye’nin yeşil dönüşümünün hızlandırılması açısından kritik önem taşımaktadır. Türkiye Yeşil Fonu aracılığıyla Disera’ya yapılan yatırım, yenilikçi finansman mekanizmalarının şirketlerin çevresel ayak izlerini azaltmalarına yardımcı olurken aynı zamanda rekabet güçlerini artırabileceğini, istihdam yaratabileceğini ve kapsayıcı büyümeyi destekleyebileceğini göstermektedir. Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefine katkı sağlayan ve sağlık sektöründe daha sürdürülebilir üretim uygulamalarının yaygınlaşmasını destekleyen bu iş birliğini desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Bu yatırımın yeşil ve dayanıklı kalkınma alanında özel sektör tarafından yapılacak ilave yatırımları teşvik etmesini ümit ediyoruz.” dedi. Hâlihazırda Disera’nın yatırımcısı olan Azimut LCP I Özel Sermaye Fonu adına değerlendirmelerde bulunan Azimut Portföy Genel Müdürü Murat Salar, şunları söyledi: “Portföy yönetim sektörünün en büyük bağımsız şirketi olan Azimut Portföy’de, alternatif yatırım fonlarını da stratejik önceliklerimiz arasına aldık. Yönetmekte olduğumuz 13 milyar ABD doları varlık büyüklüğü yanında, alternatif fonlarda da kısa sürede 1 milyar ABD doları büyüklüğe ulaşmayı hedefliyoruz. Türkiye’de özel sermaye alanındaki stratejik ortağımız Lycian Capital Partners ile kurduğumuz LCP I GSYF, 3 milyar TL’yi aşkın fon büyüklüğüne ulaşırken, Fon’un ilk yatırımı olan Disera’nın bugüne kadar sergilediği performans, Azimut Grubu’nun Türkiye reel sektörüne ve özel sermaye piyasasına duyduğu güveni daha da pekiştirdi. TSKB’nin ana yatırımcısı olduğu Türkiye Yeşil Fonu’nu Disera’nın yeni yatırımcısı ve ortağımız olarak aramızda görmekten büyük memnuniyet duyuyor, bu ortaklığın Disera’nın büyüme yolculuğuna ivme kazandıracağına inanıyoruz.” Lycian Capital Partners Yönetici Ortağı Gökhan Arıkoç ise şunları ekledi: “Lycian Capital olarak önceliğimiz, portföy şirketlerimize uzun vadeli ve sürdürülebilir değer katmak. Yeşil dönüşümü de değer yaratma stratejimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Disera’yı kendi alanında küresel bir oyuncu haline getirme hedefimizde, TSKB’nin ana yatırımcısı olduğu Türkiye Yeşil Fonu gibi vizyonumuzu paylaşan güçlü bir kurumsal yatırımcıyı ortaklarımız arasına katmaktan memnuniyet duyuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji’den Tarımsal Sulamada Yerli ve Milli Teknoloji Hamlesi Haber

CW Enerji’den Tarımsal Sulamada Yerli ve Milli Teknoloji Hamlesi

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, tarım sektörüne özel geliştirdiği sistemlerle de dikkat çekmeye devam ediyor. Firma, tarımsal üretimde enerji maliyetlerini azaltacak ve sulama verimliliğini artıracak yeni nesil güneş paneli çözümünü hayata geçirdi. CW Enerji’nin yerli üretim gücü ve Türk mühendisliğiyle geliştirilen AgriFlow güneş paneli, tarımsal sulama sistemlerinin ihtiyaçlarına özel olarak tasarlandı. Yeni nesil Triple Cut hücre teknolojisi ve yüksek çalışma gerilimi sayesinde AgriFlow; güneş henüz tam yükselmeden enerji üretmeye başlar, gün batımına doğru ışık azalırken de üretimini sürdürmeye yardımcı olur. Konu hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, tarım sektörüne yönelik sundukları çözümlerle de sürdürülebilir geleceğe katkı sağladıklarını söyledi. Bu kapsamda, tarımsal sulamada enerji verimliliğini artıracak yeni nesil güneş paneli teknolojisini geliştirdiklerini belirten Sarvan, “Geliştirilen AgriFlow güneş paneli, tarımsal üretimde sulama süreçlerinin daha verimli yürütülmesine katkı sağlayacak özelliklerle geliştirildi. Yeni nesil tarımsal sulama paneli, paneller arasındaki akıllı seri ve paralel bağlantı mimarisi sayesinde sulama sisteminin ihtiyaç duyduğu çalışma gerilimini daha etkin şekilde sağlıyor. Bu sayede özellikle güneş ışınımının düşük olduğu sabah ve akşam saatlerinde sulama sisteminin daha erken devreye girmesi ve daha uzun süre çalışması mümkün hale gelirken, günlük etkin sulama süresi de artırılıyor” dedi. Enerji verimliliğini artıran çözümler geliştiriyor Tarım sektöründe enerji verimliliğini artıran çözümler geliştirmenin sürdürülebilir gelecek açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Sarvan, “Harici yükseltici dönüştürücü ihtiyacını azaltan yenilikçi yapı, sistem maliyetlerinin düşürülmesine, enerji kayıplarının azaltılmasına ve tarımsal sulama sistemlerinin güvenilirliğinin artırılmasına katkı sunuyor. Farklı çalışma gerilimi ihtiyaçlarına uyum sağlayabilen esnek bağlantı yapısıyla geliştirilen çözüm, sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekleyen yüksek verimli bir güneş enerjisi altyapısı sunuyor. Tarımsal sulama uygulamaları için geliştirilen bu yenilikçi güneş panelleri, sahip olduğu bağlantı esnekliği sayesinde yalnızca sulama sistemleriyle sınırlı kalmayıp, farklı alanlardaki yüksek verimli güneş enerjisi sistemleri için güçlü bir teknoloji altyapısı oluşturma potansiyeli taşıyor” diye konuştu. AgriFlow güneş paneliyle sulamada daha uzun enerji üretimi Tarımsal sulama sistemlerinin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen CW Enerji AgriFlow güneş panelinin, yerli üretim gücü ve Türk mühendisliğini ileri hücre teknolojisiyle buluşturduğuna dikkat çeken Sarvan, yeni nesil Triple Cut hücre teknolojisi ve yüksek çalışma gerilimi sayesinde AgriFlow’un, güneş henüz tam yükselmeden enerji üretimine katkı sağlamaya başlarken, gün batımına doğru ışınımın azaldığı saatlerde de üretimin daha uzun süre devam etmesini desteklediğini kaydetti. Sarvan, “Bulut geçişleri, tozlanma ve kısmi gölgelenme gibi değişken çevresel koşullarda enerji üretim sürekliliğini destekleyen panel, daha az panelle daha uzun sulama süresi, daha verimli enerji kullanımı ve tarımsal üretimde daha yüksek verimlilik sunarak çiftçilerin güneş enerjisinden gün boyunca daha etkin şekilde faydalanmasına olanak tanıyor. Böylece AgriFlow, Türk mühendisliğinin gücünü tarım sektörünün geleceğiyle buluşturan yenilikçi bir teknoloji olarak öne çıkıyor ve firmamızın yenilikçi yaklaşımını, teknoloji geliştirme kabiliyetini ve sürdürülebilir tarıma sunduğu katkıyı güçlü şekilde yansıtıyor” dedi. Hem tarımsal üretime hem de ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı Türkiye'nin enerji teknolojilerinde yalnızca üretici değil aynı zamanda teknoloji geliştiren bir ülke olma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini dile getiren Sarvan, "Tam entegre üretim altyapımız, güçlü AR-GE ekibimiz ve yerli ve milli üretim anlayışımızla geliştirdiğimiz yeni nesil tarımsal sulama panelimiz, çiftçilerimizin enerji maliyetlerini azaltırken sulama sistemlerinin çalışma performansını da önemli ölçüde artırıyor. Güneş enerjisinden en yüksek verimin alınmasını sağlayan bu teknolojiyle hem tarımsal üretime hem de ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sunuyoruz" diye konuştu. Paneller uzun yıllar güvenle kullanılabilir CW Enerji'nin yüksek kalite standartlarında ürettiği güneş panellerinin yalnızca yüksek enerji üretimiyle değil, dayanıklılığıyla da öne çıktığını belirten Sarvan, zorlu iklim koşullarına karşı yüksek direnç gösteren panellerin uzun yıllar güvenle kullanılabildiğini ifade etti. Sarvan, “Üretimini kendi tesislerimizde gerçekleştirdiğimiz güneş panellerimiz yüksek verimlilik, uzun ömür ve güvenilir performans özellikleriyle dikkat çekiyor. Yerli ve milli üretim gücümüz sayesinde kaliteyi sürekli kontrol altında tutarken müşterilerimize sürdürülebilir ve güvenilir enerji çözümleri sunuyoruz. Tarım sektöründe kullanılan sistemlerde dayanıklılık ve kesintisiz performans büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz ürünlerimiz uzun yıllar yüksek performansla çalışacak şekilde tasarlanıyor" dedi Sarvan, "AR-GE çalışmalarımızı yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil geleceğin enerji teknolojilerine de yön verecek çözümler geliştirmek amacıyla sürdürüyoruz. Tarımsal sulama için geliştirdiğimiz bu yenilikçi panel teknolojisi, farklı uygulama alanlarında da yüksek verimli güneş enerjisi sistemlerinin yaygınlaşmasına katkı sağlayacak önemli bir altyapı niteliği taşıyor. Yerli mühendislik gücümüz ve üretim kabiliyetimizle enerji dönüşümüne değer katmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Sarvan: Amacımız üreticilerimizi iklim koşullarına karşı daha dirençli hale getirmek Tarımda verimliliğin artırılmasının yanı sıra sürdürülebilir üretim anlayışının da büyük önem taşıdığını belirten Sarvan, iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadelede yenilenebilir enerji teknolojilerinin tarım sektöründeki rolünün her geçen gün daha da arttığını söyledi. Sarvan, şunları kaydetti: "Tarım alanında geliştirdiğimiz çözümlerle çiftçilerimizin ve tarım işletmelerinin verimliliğini artırmayı hedefliyoruz. Özellikle iklim değişikliği ve giderek artan kuraklık tehdidi karşısında yenilenebilir enerji temelli teknolojiler tarım sektörü için stratejik bir öneme sahip. Yeni nesil güneş paneli teknolojimiz sayesinde sulama sistemleri günün daha uzun bir bölümünde verimli şekilde çalışabilirken, enerji kayıpları da minimum seviyeye indiriliyor. Düşük bakım ihtiyacı, uzun kullanım ömrü, yüksek verimlilik ve dayanıklı yapısıyla geliştirilen sistemlerimiz, üreticilerimize ekonomik ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Enerji maliyetlerinin her geçen gün arttığı günümüzde çiftçilerimizin üzerindeki yükü hafifletecek teknolojiler geliştirmeyi öncelikli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Amacımız, tarımın geleceğini güvence altına almak, üreticilerimizi iklim koşullarına karşı daha dirençli hale getirmek ve yerli ve milli üretim gücümüzle ülkemizin sürdürülebilir tarım hedeflerine katkı sağlamayı sürdürmektir" dedi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eutelsat ve Polonya’dan IRIS² Uydu İş Birliği Haber

Eutelsat ve Polonya’dan IRIS² Uydu İş Birliği

Eutelsat ile Polonya, Avrupa Birliği’nin güvenli uydu haberleşme altyapısı IRIS² kapsamında stratejik iş birliğine gidiyor. Anlaşmayla Polonyalı şirketlere IRIS² kullanıcı terminallerini geliştirme ve test etme imkânı sunulacak. Taraflar ayrıca sistem devreye girene kadar Polonya’ya 2 Gbps’ye kadar öncelikli OneWeb kapasitesi ayrılmasını görüşecek. Avrupa’nın güvenli ve bağımsız uydu haberleşme altyapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalarda yeni bir adım atıldı. Eutelsat ile Polonya, Avrupa Birliği’nin IRIS² programındaki iş birliğini derinleştirmek amacıyla stratejik bir Mutabakat Zaptı imzaladı. Varşova’da gerçekleştirilen imza töreninde anlaşmaya Eutelsat CEO’su Jean-François Fallacher ile Polonya İçişleri ve İdare Bakanlığı Devlet Sekreteri Tomasz Szymański imza attı. Törene Avrupa Birliği Savunma ve Uzay Komiseri Andrius Kubilius ile Polonya İçişleri ve İdare Bakanı Marcin Kierwiński de katıldı. Polonya’nın IRIS² programındaki rolü güçlenecek İmzalanan mutabakat, Polonya’nın Avrupa’nın yeni nesil güvenli uydu iletişim sistemindeki rolünü artırmayı amaçlıyor. Taraflar, Avrupa’nın güvenli, dayanıklı ve egemen bağlantı kapasitesini geliştirmek için özellikle IRIS² sisteminin alçak Dünya yörüngesi bileşenine odaklanacak. Anlaşma, aynı tarihte Avrupa Komisyonu ile Polonya arasında imzalanan ve ülkenin IRIS² programına ilave yatırım yapmasını öngören düzenlemeyi de tamamlayıcı nitelik taşıyor. Böylece Polonya’nın programa katkısı yalnızca finansmanla sınırlı kalmayacak. Ülkenin uzay ve teknoloji şirketleri, IRIS²’nin geliştirilmesi sürecinde endüstriyel, teknik ve operasyonel faaliyetlere de doğrudan katılabilecek. Polonyalı şirketler Eutelsat tesislerinden yararlanacak İş birliği kapsamında Eutelsat, Polonya’daki uzay teknolojileri şirketlerine kendi tesislerine erişim imkânı sağlayacak. Polonyalı firmalar, gelecekte IRIS² sisteminde kullanılacak kullanıcı terminallerini bu merkezlerde geliştirebilecek, test edebilecek ve doğrulama çalışmalarını gerçekleştirebilecek. Bu uygulamayla Polonya’daki şirketlerin Avrupa’nın güvenli uydu haberleşme ekosistemine daha hızlı entegre edilmesi hedefleniyor. Çalışmaların ayrıca ülkenin uzay sanayisindeki teknik kapasiteyi ve yenilikçi ürün geliştirme kabiliyetini güçlendirmesi bekleniyor. Eutelsat ile Polonyalı kurumlar, güvenli uydu haberleşmesinin geliştirilmesinin yanı sıra IRIS²’nin alçak Dünya yörüngesi altyapısının konuşlandırılması ve gelecekteki teknolojik gelişimi konusunda da iş birliği yapacak. Polonya’ya 2 Gbps’ye kadar OneWeb kapasitesi gündemde Mutabakatın dikkat çeken başlıklarından biri de IRIS² hizmete girmeden önce Polonya’nın mevcut OneWeb altyapısından yararlanması oldu. Taraflar, Polonya üzerinde 2 Gbps’ye kadar ayrılmış ve önceliklendirilmiş OneWeb alçak Dünya yörüngesi kapasitesi sağlanması için görüşmelere başlayacak. Bu konuda ticari anlaşmanın Haziran 2027’ye kadar tamamlanması hedefleniyor. Anlaşmaya varılması halinde Polonya, IRIS² tamamen faaliyete geçmeden önce düşük gecikmeli ve kesintilere karşı dayanıklı uydu bağlantısına erişebilecek. OneWeb’in hâlihazırda çalışan LEO ağı, bu süreçte mevcut sistem ile Avrupa’nın gelecekteki egemen uydu haberleşme altyapısı arasında bir geçiş çözümü görevi görecek. Güvenli LEO bağlantısı stratejik kabiliyete dönüştü Eutelsat CEO’su Jean-François Fallacher, güvenli alçak Dünya yörüngesi bağlantısının Avrupa için stratejik bir kabiliyet hâline geldiğini belirtti. Polonya ile imzalanan mutabakatın yeni nesil güvenli uydu iletişimi konusundaki ortak iradeyi yansıttığını ifade eden Fallacher, OneWeb’in mevcut operasyonel kapasitesi ile IRIS²’nin gelecekte sunacağı imkânların bir araya getirileceğini söyledi. Bu yaklaşımın Polonya’ya kısa vadede somut bağlantı avantajları sağlayacağını belirten Fallacher, anlaşmanın aynı zamanda Avrupa’nın güvenli ve dayanıklı uydu haberleşme mimarisinin kurulmasına katkıda bulunacağını vurguladı. Eutelsat, IRIS²’nin LEO bileşeninde öncü rol üstleniyor Eutelsat, IRIS² programının hayata geçirilmesinde görev alan SpaceRISE konsorsiyumu içinde bulunuyor. Şirket, konsorsiyum kapsamında IRIS² uydu takımının alçak Dünya yörüngesi bileşeninin konuşlandırılmasına ve işletilmesine liderlik ediyor. Polonya ile imzalanan mutabakat da ülkenin Avrupa Birliği Güvenli Bağlantı Programı’na katılımının uygulama adımlarından birini oluşturuyor. İş birliğinin öne çıkan başlıkları Başlık Planlanan çalışma IRIS² iş birliği Polonya’nın güvenli Avrupa uydu altyapısına katılımının güçlendirilmesi Teknoloji geliştirme IRIS² kullanıcı terminallerinin geliştirilmesi ve doğrulanması Tesislere erişim Polonyalı uzay şirketlerinin Eutelsat test imkânlarından yararlanması OneWeb kapasitesi Polonya’ya 2 Gbps’ye kadar ayrılmış ve öncelikli LEO kapasitesi Ticari anlaşma hedefi Haziran 2027 Eutelsat’ın görevi IRIS²’nin LEO bileşeninin konuşlandırılması ve işletilmesine liderlik Eutelsat-Polonya iş birliği, Avrupa’nın kritik haberleşme altyapısında dışa bağımlılığı azaltmayı, teknolojik liderliğini güçlendirmeyi ve stratejik özerkliğini geliştirmeyi amaçlayan IRIS² programı açısından yeni bir aşamayı temsil ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İleri Nükleer Teknolojilerde Türk-Fransız İş Birliği Haber

İleri Nükleer Teknolojilerde Türk-Fransız İş Birliği

ThorAtom ve INFINITIX arasındaki iyi niyet protokolü, İstanbul’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle, Ankara Sanayi Odası ve Nükleer Sanayi Derneği tarafından düzenlenen 12. Nükleer Santraller Zirvesi – NPPES kapsamında İstanbul’da imzalandı. İmza törenine, FİGES ve ThorAtom Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tarık Öğüt ile INFINITIX Kurucusu ve Başkanı Jean-Luc Alexandre katıldı. EMEA Bölgesi için güçlü bir teknoloji geliştirme kapasitesi oluşturmayı hedefliyoruz FİGES ve ThorAtom Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tarık Öğüt, iş birliğine ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “FİGES Grup şirketi ThorAtom olarak Türkiye’de 4. nesil nükleer reaktörler geliştiren tek özel şirketiz. INFINITIX ile gerçekleştirdiğimiz bu stratejik iş birliği, geliştirdiğimiz teknolojilerin hayata geçirilme sürecini hızlandıracak ve hedeflerimize daha etkin şekilde ulaşmamıza katkı sağlayacak. İş birliğimiz kapsamında ergimiş tuz reaktörleri ekosistemi, ileri nükleer yakıt altyapıları, yakıt çevrimi ve sürdürülebilirlik çözümleri üzerinde çalışacağız. Hedefimiz, başta Türkiye olmak üzere Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde küçük modüler reaktör (SMR) ölçeğinde ergimiş tuz reaktörleri alanında güçlü bir teknoloji geliştirme kapasitesi oluşturmak.” “Türkiye’nin nükleer teknoloji merkezi olma potansiyeline inanıyoruz” INFINITIX Kurucusu ve Başkanı Jean-Luc Alexandre ise iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “İleri nesil ergimiş tuz reaktörlerinin geliştirilmesine odaklanan Türkiye’deki öncü aktörlerden ThorAtom ile iş birliği yapmaktan memnuniyet duyuyoruz. Türkiye’nin bölgesel bir ileri nükleer teknoloji merkezi olma potansiyeline inanıyoruz. Bu iş birliğinin uzun vadede önemli teknolojik ve endüstriyel çıktılar üretmesini bekliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karel’in Bağlı Ortaklığı Daiichi’den Otomotiv Elektroniğinde 100 Milyon Dolarlık Yeni İş Hacmi Haber

Karel’in Bağlı Ortaklığı Daiichi’den Otomotiv Elektroniğinde 100 Milyon Dolarlık Yeni İş Hacmi

Karel’in bağlı ortaklığı Daiichi Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş., otomotiv elektroniği alanındaki büyüme hedefleri doğrultusunda önemli bir iş birliğine daha imza attı. Daiichi; küresel ölçekte faaliyet gösteren lider bir otomotiv orijinal ürün üreticisi (OEM) ile araç bileşenlerinin geliştirilmesi, doğrulanması (validasyon) ve seri üretimini kapsayan yeni bir proje için nominasyon aldı. Yaklaşık 5 yıllık dönem için toplam 100 milyon dolar seviyesinde iş hacmi oluşturması beklenen iş birliği kapsamında Daiichi; otomotiv elektroniği alanındaki mühendislik deneyimi, teknoloji geliştirme yetkinliği ve proje yönetimi kabiliyetiyle sürece katkı sağlayacak. Otomotiv teknolojilerinde güçlü mühendislik ve teknoloji yetkinliği Karel’in teknoloji geliştirme, mühendislik ve elektronik alanındaki birikiminin farklı sektörlerde değer yaratma potansiyelini ortaya koyan bu gelişmeyle ilgili Karel Genel Müdürü Altay Doğu şu açıklamayı yaptı: “Karel olarak uzun yıllardır geliştirdiğimiz mühendislik yetkinliğimizi ve teknoloji geliştirme gücümüzü farklı sektörlerde değer yaratacak şekilde büyütmeye devam ediyoruz. Daiichi’nin otomotiv elektroniği alanında aldığı bu yeni proje; mühendislik birikimimizin, kalite yaklaşımımızın ve teknoloji yetkinliklerimizin farklı pazarlarda yeni fırsatlara dönüşme potansiyelini ortaya koyuyor. Önümüzdeki 5 yılda 100 milyon dolarlık iş hacmi yaratmasını öngördüğümüz bu stratejik iş birliğiyle, Daiichi’nin otomotiv elektroniği alanındaki konumunu güçlendirmeyi ve Karel’in teknoloji, mühendislik ve inovasyon odaklı büyüme yolculuğuna katkı sağlamayı hedefliyoruz. Otomotiv teknolojilerinde elektronik sistemlerin dönüşümü; güçlü Ar-Ge altyapısı, uzmanlık ve yüksek kalite standartları gerektiriyor. Biz de sahip olduğumuz yetkinliklerimizle; 40 yıldır yaptığımız gibi Türkiye’de ve dünyada farklı sektörlerdeki iş ortaklarımız için küresel standartlarda, değer yaratan çözümler geliştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

12. Nükleer Santraller Zirvesi 30 Haziran’da Başlıyor Haber

12. Nükleer Santraller Zirvesi 30 Haziran’da Başlıyor

Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Nükleer Sanayi Derneği (NSD) tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen 12. Nükleer Santraller Zirvesi - NPPES, Türkiye, Balkanlar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın en büyük nükleer enerji buluşması olarak sektörün tüm paydaşlarını 30 Haziran – 1 Temmuz 2026 tarihlerinde İstanbul’da bir araya getirecek. Karar vericiler, kamu temsilcileri, uluslararası teknoloji sağlayıcıları, yerli sanayi kuruluşları, akademisyenler ve nükleer enerji uzmanlarının katılımıyla gerçekleşecek NPPES’i binin üzerinde katılımcının ziyaret etmesi bekleniyor. COP31 öncesinde gerçekleştirilecek zirvede, nükleer enerjinin küresel iklim hedeflerine ulaşmadaki rolü, küçük modüler reaktörler (SMR), nükleer tedarik zincirleri ve Türkiye’nin nükleer teknoloji geliştirme vizyonu masaya yatırılacak. Fuar alanında ise nükleer enerjinin global alandaki önemli oyuncuları en yeni teknolojik çözümlerini sergileyecek. Kanada ile nükleer tedarik zinciri iş birlikleri masaya yatırılacak Türkiye’nin ikinci nükleer santral projesiyle yakından ilgilenen Kanadalı sektör temsilcilerinin yoğun katılım göstereceği NPPES'te, Kanada’nın geliştirdiği CANDU reaktör teknolojisine yönelik özel bir ‘CANDU Tedarik Zinciri Toplantısı’ düzenlenecek. Ayrıca Kanada Nükleer Derneği ile Nükleer Sanayi Derneği’nin gerçekleştireceği iş birliği oturumunda, Türkiye ve bölge ülkelerindeki nükleer enerji projelerinde ortaya çıkan yeni fırsatlar ve tedarik zinciri olanakları değerlendirilecek. Türk sanayicilerine nükleer enerjide tedarikçi olma fırsatı sunuyor NPPES’in Türk sanayisi için stratejik önem taşıdığına dikkat çeken Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç şunları aktardı: “Nükleer enerji projeleri yalnızca enerji üretimi açısından değil, yüksek teknolojiye dayalı sanayi ekosisteminin gelişimi açısından da büyük önem taşıyor. NPPES, nükleer güç santrali projelerinde yerli tedarik oranını artırmayı amaçlayan ASO Nükleer Sanayi Kümelenmesi (NÜKSAK) üyelerimiz başta olmak üzere Türk sanayicileri için önemli fırsatlar sunuyor. Zirve, Türk sanayicilerinin yalnızca Türkiye’deki değil, Avrupa, Afrika ve Ortadoğu’daki yeni nükleer enerji yatırımlarında da tedarikçi olarak konumlanmasına zemin hazırlıyor. Kurulacak iş birlikleri ve uluslararası temaslar sayesinde yerli firmalarımızın küresel nükleer tedarik zincirlerinden daha fazla pay almasına ve rekabet gücünü artırmasına katkı sunuyor.” Türkiye nükleer enerjide bölgesel üs olma yolunda Nükleer Santraller Zirvesi’nin bu yıl birçok ülkenin sektörel derneği tarafından desteklendiğine dikkat çeken Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi; “Kanada, Kore, İtalya, Bulgaristan ve Çin'in önde gelen nükleer enerji kuruluşlarının NPPES'i desteklemesi, Türkiye’nin uluslararası nükleer ekosistemde giderek daha görünür bir konuma geldiğini gösteriyor. Türkiye'nin hedefi yalnızca nükleerden enerji üreten bir ülke olmak değil; teknoloji geliştiren, yüksek katma değerli üretim yapan ve bölgesel nükleer tedarik zincirlerinin önemli oyuncularından biri haline gelmek. NPPES, bu hedef doğrultusunda uluslararası iş birliklerinin ve yeni yatırım fırsatlarının şekillendiği önemli bir platform olmayı 12 yıldır sürdürüyor. COP31’e giden süreçte net sıfır emisyonlu bir gelecek inşa etmek istiyorsak, tüm düşük karbonlu enerji kaynaklarını birlikte değerlendirmek zorundayız. Nükleer enerji; yenilenebilir kaynakların tamamlayıcısı olarak, sanayinin rekabetçiliğini artıran, enerji arz güvenliğini güçlendiren ve iklim hedeflerine ulaşmayı mümkün kılan stratejik bir alan. NPPES’te, Türkiye’nin bu dönüşümde nasıl daha güçlü bir rol üstlenebileceğini tüm paydaşlarla birlikte değerlendireceğiz.” Zirve’deki oturumlardan bazıları şöyle; Teknoloji Kullanan Bir Ülkeden Teknoloji Geliştiren Bir Ülkeye: Türkiye’nin Ulusal Nükleer Reaktör Girişimi, COP31’e Giden Yolda: Küresel Net Sıfır Hedeflerine Ulaşmada Nükleer Enerjinin Vazgeçilmez Rolü, Küresel Nükleer Enerji Büyümesini Desteklemek İçin Nükleer Tedarik Zincirlerinde Ortak İş Birliği, Nükleer Projelerde Risklerin Azaltılması ve Yeni Nesil Finansman Mekanizmalarının Değerlendirilmesi, Gelişmiş Reaktörler ve 4. Nesil Reaktör Teknolojileri. INPPES Fuarcılık tarafından hayata geçirilen 12. Nükleer Santraller Zirvesi, bu yıl Kanada Nükleer Derneği (CNA), Yeni Nükleer İzleme Enstitüsü (New Nuclear Watch Institute - NNWI), Kore Uluslararası İş Birliği Nükleer Derneği (KNA), İtalyan Nükleer Derneği (AIN), Bulgar Atom Forumu (BULATOM) ve Çin Nükleer Enerji Derneği tarafından resmi olarak da destekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Dönüşümünün Kazananı Türkiye Olabilir Mi? Haber

Enerji Dönüşümünün Kazananı Türkiye Olabilir Mi?

Dünya enerji sektöründe uzun yıllardır üretim kapasitesi konuşuluyordu. Ancak bugün tablo değişiyor. Yapay zekâ yatırımlarının hızlandırdığı veri merkezi projeleri, elektrikli ulaşımın yaygınlaşması, yenilenebilir enerji santrallerindeki büyüme ve mevcut şebekelerin yenilenme ihtiyacı; enerji sektöründe üretim kadar iletim, dağıtım ve depolama yatırımlarını da gündemin merkezine taşıyor. Enerji sektöründe yaşanan bu dönüşümün yalnızca enerji şirketlerini değil, sanayi üreticilerini de yakından ilgilendirdiğini belirten Girişim Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Behiç Harmanlı, dünyanın yeni bir yatırım döngüsüne girdiğini söyledi. “Bugün dünyanın birçok ülkesinde enerji yatırımlarının önündeki temel sorun finansman değil, ekipman ve mühendislik kapasitesine erişim. Güç trafolarından şalt sistemlerine, enerji depolama çözümlerinden yüksek gerilim ekipmanlarına kadar çok geniş bir alanda ciddi bir talep oluşmuş durumda. Üstelik bu ekipmanlar artık akıllı sistemlerle donatılıyor; uzaktan izleme ve kontrol imkânı sunan bu çözümleri biz de projelerimizde aktif biçimde kullanıyoruz. Bu da talebi yalnızca donanımla sınırlı kalmaktan çıkarıp teknolojiyle birlikte şekillenen bir boyuta taşıyor. Bu durum, güçlü üretim altyapısına sahip ülkeler için önemli fırsatlar yaratıyor” dedi. “TÜRKİYE İÇİN TARİHİ BİR SANAYİ PENCERESİ AÇILDI” Türkiye’nin son yıllarda enerji ekipmanları üretiminde önemli bir birikim oluşturduğunu ifade eden Harmanlı, enerji dönüşümünün yalnızca elektrik üretiminden ibaret olmadığını söyledi. “Bugün dünyada güneş santrali kurmak kadar o enerjiyi taşıyacak trafoyu, yönetecek şalt sistemini ve depolayacak batarya altyapısını üretmek de stratejik hale geldi. Enerji dönüşümünün görünmeyen tarafı aslında burada yaşanıyor. Türkiye’nin önünde de tam bu noktada önemli bir fırsat bulunuyor.” Küresel ölçekte enerji altyapısına yönelik yatırımların hızlanmasının, yüksek katma değerli sanayi üretimi açısından yeni bir dönem başlattığını vurgulayan Harmanlı, Türk şirketlerinin artık yalnızca bölgesel değil küresel projelerde de daha fazla rol üstlenmeye başladığını ifade etti. “ARTIK SADECE ENERJİ ÜRETMEK YETMİYOR” Özellikle enerji depolama sistemlerinin önümüzdeki dönemin en kritik yatırım alanlarından biri olacağını belirten Harmanlı, şunları söyledi: “Yenilenebilir enerji yatırımları büyüdükçe depolama teknolojilerinin önemi de artıyor. Artık sadece enerji üretmek yeterli değil; onu doğru zamanda kullanabilmek ve şebekeyi dengede tutabilmek gerekiyor. Bu nedenle batarya sistemleri, enerji yönetim yazılımları ve depolama çözümleri enerji sektörünün yeni büyüme alanları arasında yer alıyor.” Bu kapsamda grup bünyesinde son yıllarda gerçekleştirilen yatırımların önemli bölümünün enerji altyapısı ve depolama teknolojilerine odaklandığını belirten Harmanlı, güneş paneli üretiminden batarya sistemlerine, güç trafolarından yüksek gerilim ekipmanlarına kadar uzanan entegre üretim yapısının geleceğin ihtiyaçları dikkate alınarak şekillendirildiğini söyledi. REKABET ARTIK FİYATTA DEĞİL, KAPASİTEDE Küresel enerji dönüşümünün yeni bir tedarikçi haritası oluşturduğunu vurgulayan Harmanlı, sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki dönemde enerji sektöründe rekabet yalnızca maliyet üzerinden yürümeyecek. Üretim kapasitesi, mühendislik gücü, teslim kabiliyeti ve teknoloji geliştirme yeteneği belirleyici olacak. Türkiye’nin bu alandaki sanayi altyapısının çok daha görünür hale geleceğine inanıyoruz. Biz de yaptığımız yatırımlarla bu yeni döneme hazırlanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WEC Türkiye ve EPRI İş Birliğinde Nükleer Enerji Çalıştayı Gerçekleştirildi Haber

WEC Türkiye ve EPRI İş Birliğinde Nükleer Enerji Çalıştayı Gerçekleştirildi

İstanbul Gelişim Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, kamu kurumları, özel sektör temsilcileri ve uluslararası kuruluşlardan katılımcılar yer aldı. Çalıştayda Türkiye’nin nükleer enerji programına ilişkin farklı başlıklar ele alındı. Açılış konuşmasını WEC Türkiye Genel Sekreteri Mehmet Ertürk yaptı. Ertürk, Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecinde nükleer enerjinin artan enerji talebi, sanayinin dönüşümü ve kesintisiz enerji ihtiyacı açısından önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Nükleer enerjinin yalnızca üretim kapasitesi değil, aynı zamanda teknoloji geliştirme, sanayi altyapısı ve yerli tedarik zinciri açısından da stratejik bir alan olduğunu vurguladı. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Projeleri Koordinatörü Volkan Türkeş, Türkiye’nin nükleer enerji programına ilişkin mevcut durum ve hedeflere dair bilgi paylaştı. Türkiye’nin nükleer kapasitesinin 2035 yılına kadar 7,2 GW’a, 2050 yılına kadar ise 20 GW’a ulaşmasının hedeflendiği aktarıldı. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin tamamlandığında Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yaklaşık %10’unu karşılamasının beklendiği belirtildi. EPRI adına gerçekleştirilen sunumlarda, Nükleer Geliştirme (Nuclear Development) Başkan Yardımcısı Steve Chengelis, International Director Maria Martin, EPRI Avrupa Nükleer Programlar Lideri Xavier Jardí ve Gelişmiş Nükleer Teknolojiler Programı (Advanced Nuclear Technology Program) Yöneticisi Hasan Charkas, nükleer enerjide küresel iş birliği, tedarik zinciri dinamikleri ve yeni nesil nükleer projelerin planlama süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, Dünya Bankası Kıdemli Enerji Ekonomisti Claire Nicolas finansal modeller ve yatırım yapıları üzerine değerlendirmelerini paylaştı. Farklı paydaşları bir araya getiren çalıştay, nükleer enerji alanında bilgi paylaşımına ve sektörün gelişimine yönelik başlıkların ele alınmasına olanak sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.