Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknoloji Sektörü

Kapsül Haber Ajansı - Teknoloji Sektörü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji Sektörü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bain & Company: Üçlü Şok, Küresel Özel Sermaye Piyasasındaki Toparlanmayı Sekteye Uğrattı Haber

Bain & Company: Üçlü Şok, Küresel Özel Sermaye Piyasasındaki Toparlanmayı Sekteye Uğrattı

Teknoloji sektörü satın alma işlemlerinin toplam değeri üç ayda yüzde 70 gerilerken, sektörde satılmayı bekleyen şirket sayısı 33 bine ulaştı. Rapora göre belirsizlik ortamından güçlü çıkacak fonlar, yapay zekâ destekli değer yaratımına ve operasyonel dönüşüme odaklananlar olacak. Yılın başında küresel özel sermaye (Private Equity- PE) piyasalarında oluşan iyimser hava uzun sürmedi. Bain & Company tarafından yayımlanan 2026 Özel Sermaye Yarıyıl Raporu, sektörün son 18 ayda adeta aynı döngüyü tekrar yaşadığını ortaya koyuyor. Geçtiğimiz yıl gümrük tarifelerinin yarattığı belirsizlik nedeniyle kesintiye uğrayan toparlanma, bu yıl da farklı nedenlerle yeniden durma noktasına geldi. Rapora göre özel sermaye piyasalarında son dönemde yaşanan üç büyük şok, yatırım iştahını önemli ölçüde zayıflattı. Yapay zekâ kaynaklı teknoloji değerleme düzeltmeleri, özel kredi piyasalarında yaşanan baskılar ve İran kaynaklı jeopolitik gerilimin tetiklediği enerji fiyat artışları; satın alma işlemleri, çıkış faaliyetleri ve fon toplama süreçlerinde yeniden yavaşlamaya neden oldu. Bain’in analizleri, yıl ortasına gelindiğinde yatırımcıların daha temkinli davranmaya başladığını, alıcı ve satıcı beklentileri arasındaki fiyat farklarının yeniden açıldığını ve çıkış piyasalarında oluşan toparlanma sinyallerinin zayıfladığını gösteriyor. Buna rağmen rapor, finansal sistemin temel dinamiklerinde yapısal bir bozulma olmadığına dikkat çekiyor. Küresel ekonomi büyümeye devam ederken, borçlanma piyasaları açık kalmayı sürdürüyor ve özel sermaye sektörünün elinde halen büyük miktarda kullanılmamış yatırım sermayesi bulunuyor. Bain & Company Türkiye Yönetici Ortağı Onur Candar raporla ilgili değerlendirmesinde şöyle konuştu: “Fon yöneticileri (GP’ler) üzerinde şirket satın alma ve elden çıkarma yönündeki baskı artarken, 2026 yılının ikinci yarısında satın alma işlemlerini yeniden canlandırmak için piyasa güveninde sadece mütevazı bir iyileşme yeterli olacaktır. Ancak, sürdürülebilir bir toparlanma, son çeyreklerde gördüğümüz kısa süreli toparlanmalardan daha kalıcı bir piyasa dengesi gerektirecektir. Belirsizlik sektör üzerinde baskı yaratmaya devam ederken, en iyi performansı gösterecek konumda olan firmalar, bugün kontrol edebilecekleri konulara odaklananlardır; operasyonel performansı güçlendirmek, yapay zekayı değer yaratma gündemine dahil etmek ve portföy yönetimine disiplinli bir yaklaşım sergilemek öncelik olmalıdır. Özel sermaye, başarının giderek stratejik odaklanma ve somut değer yaratma becerisine bağlı olduğu, daha zorlu ve rekabetçi bir döneme girmiştir.” Teknoloji işlemlerinde yüzde 70'lik gerileme Raporun dikkat çekici bulgularından biri teknoloji sektöründeki sert yavaşlama oldu. Yapay zekânın yazılım şirketlerinin iş modelleri üzerindeki etkisine ilişkin belirsizlikler nedeniyle teknoloji sektöründe büyük ölçekli satın alma işlemleri önemli ölçüde azaldı. Sonuç olarak teknoloji sektörü satın alma işlemlerinin toplam değeri 2025'in son çeyreği ile 2026'nın ilk çeyreği arasında yüzde 70 geriledi. Bain’in MSCI iş birliğiyle gerçekleştirdiği analiz, yazılım şirketlerinde yaşanan ve sektörde "SaaSpocalypse" olarak adlandırılan değerleme düzeltmesinin özel piyasalara da yansıdığını ortaya koyuyor. Ancak etki halka açık piyasalara kıyasla daha sınırlı kaldı. Mart 2026 itibarıyla özel sermaye portföylerindeki yazılım şirketlerinin değerlemeleri ortalama yüzde 8 gerilerken, Avrupa’daki düşüş yüzde 4,2, ABD’de ise yüzde 8,9 seviyesinde gerçekleşti. Rapora göre yatırımcılar artık yapay zekâ kaynaklı dönüşüme karşı daha dayanıklı iş modellerine sahip sektörlere yönelmeye başlıyor. Bu durum, teknoloji yatırımlarında seçiciliğin önümüzdeki dönemde daha da artacağına işaret ediyor. Özel sermaye tarihinin en pahalı dönemlerinden biri yaşanıyor Bain’in satın alma çarpanları ile finansman maliyetlerini birlikte değerlendirdiği analiz, sektörün tarihindeki en pahalı yatırım ortamlarından birinde faaliyet gösterdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre geçmişte daha yüksek faiz oranlarının ya da daha yüksek satın alma çarpanlarının görüldüğü dönemler oldu. Ancak her iki göstergenin aynı anda bu kadar yüksek seviyelerde bulunduğu dönemlerin sayısı oldukça sınırlı. Bu durum yatırımcıları yalnızca finansal mühendislikle değil, operasyonel performans ve kârlılık artışıyla değer yaratmaya zorluyor. Bain’in "12 yeni 5’tir" yaklaşımı da bu değişimi ortaya koyuyor. Bu yaklaşıma göre yaklaşık on yıl önce yatırımcılara güçlü getiri sağlayabilmek için yıllık yüzde 5 EBITDA büyümesi yeterli olurken, bugün aynı sonucu elde etmek için yüzde 10 ila 12 arasında büyüme gerekiyor. 33 bin şirket satılmayı bekliyor Rapor, özel sermaye sektörünün karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan birinin çıkış piyasalarındaki durgunluk olduğunu da ortaya koyuyor. Son dört yıldır yatırımcılara yapılan sermaye geri dönüşleri tarihsel ortalamaların altında kalırken, portföy şirketlerinde elde tutma süresi yaklaşık yedi yıla kadar yükseldi. Bugün özel sermaye fonlarının portföylerinde satılmayı bekleyen yaklaşık 33 bin şirket bulunuyor. Bu durum hem likidite baskısını artırıyor hem de fonların yeni yatırımlar için kaynak yaratmasını zorlaştırıyor. Buna rağmen Bain’in MSCI verilerine dayanan analizi, piyasadaki tüm tartışmalara rağmen özel sermaye değerlemelerinin büyük ölçüde geçerliliğini koruduğunu gösteriyor. Verilere göre satın alma fonlarının portföylerindeki şirketlerin yaklaşık yüzde 75’i, satış öncesindeki son değerlemelerinin üzerinde fiyatlarla elden çıkarılıyor. Yapay zekâ yeni değer yaratma aracı haline geliyor Raporun en önemli mesajlarından biri ise yapay zekânın artık yalnızca bir teknoloji yatırımı değil, özel sermaye fonları için temel bir değer yaratma aracı haline gelmiş olması. Bain & Company Ortaklarından Armando Guastella raporla ilgili şunları söyledi: “Yapay zekâ, özel sermaye sektöründe hızla en güçlü değer yaratma araçlarından biri haline geliyor. Günümüz koşullarında harekete geçmemek artık tarafsız bir tercih değil, stratejik bir karar niteliği taşıyor. En büyük etkiyi yaratan şirketler, iş akışlarını yapay zekâ etrafında yeniden tasarlıyor, veri altyapılarını güçlendiriyor ve iş performansını temelden iyileştiren kullanım örneklerini ölçeklendiriyor. Bu dönemden en güçlü çıkan firmalar, durgunluğu yeni rekabet avantajları oluşturmak için kullananlar olacaktır. Bir sonraki yatırım döngüsünde, yapay zekâ yetkinlikleri, pazar liderleri ile diğer oyuncular arasındaki temel fark yaratıcı unsur olacaktır.” Rapora göre mevcut ortamdan güçlenerek çıkacak fonlar dört temel alanda farklılaşacak: yeni yatırım yaklaşımına uyum sağlamak, yapay zekâyı değer yaratımının merkezine yerleştirmek, portföy yönetiminde operasyonel disiplini artırmak ve kaynaklarını en yüksek potansiyele sahip şirketlere yönlendirmek. Bain, özel sermaye sektöründe yeni büyüme dalgasının önünde yapısal bir engel bulunmadığını vurgularken, piyasalarda güvenin yeniden tesis edilmesi halinde 2026'nın ikinci yarısında işlem hacimlerinde yeniden hareketlenme görülebileceğini belirtiyor. Ancak rapora göre bundan sonraki dönemde başarılı olacak oyuncular, piyasa koşullarının düzelmesini bekleyenler değil; belirsizlik dönemini rekabet avantajına dönüştürebilenler olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bilkom, Kadın Yönetici Oranında Küresel Ortalamanın İki Katını Aştı Haber

Bilkom, Kadın Yönetici Oranında Küresel Ortalamanın İki Katını Aştı

Küresel teknoloji sektörü, kadın temsiliyetinde kritik bir dönemeçten geçiyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu, STEM (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) alanlarında kadın istihdamının %29,2 ile sınırlı kaldığını gösteriyor. Yönetim kademesine çıkıldığında bu oran daha da düşüyor. Deloitte verilerine göre, büyük teknoloji şirketlerinde kadın liderlerin oranı küresel ölçekte yaklaşık %25 seviyesinde seyrediyor. Teknik uzmanlık gerektiren alanlarda eşitsizlik daha da derinleşiyor. WEF verileri, yapay zeka ve yazılım mühendisliği gibi kritik rollerde kadın temsilinin %12’ye kadar gerilediğini ortaya koyarken, Eurostat Avrupa’daki ICT uzmanları arasında kadın oranının %19,4 olduğunu bildiriyor. Türkiye’deki tablo ise yüksek bir potansiyele rağmen benzer bir duruma işaret ediyor. TÜBİSAD ve Deloitte iş birliğiyle hazırlanan Teknoloji Sektöründe Kadın Raporu, teknoloji odaklı kadın istihdamının yaklaşık %30 seviyesinde olduğunu ortaya koyuyor. Yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranının %68,9 olduğunu gösteren TÜİK’in İstatistiklerle Kadın araştırması ise değerlendirilmeyi bekleyen önemli bir nitelikli iş gücü potansiyeline dikkat çekiyor. Sektör Ortalamalarının Ötesine Geçen Bir Temsiliyet Modeli Bilkom, bu küresel ve yerel tablo içinde ortalamaları belirgin biçimde aşan bir yaklaşım sergiliyor. Şirkette kadın çalışan oranı %58 seviyesine ulaşırken, yönetim kademesindeki %62’lik kadın temsili teknoloji sektöründe nadir görülen bir tabloya işaret ediyor. Bu oran, küresel teknoloji şirketlerindeki yaklaşık %25’lik liderlik ortalamasının iki katından fazlasına karşılık geliyor ve stratejik karar alma süreçlerinde kadınlara güçlü bir temsiliyet zemini oluşturuyor. Kurumsal kültürün etkisi çalışan deneyimine de yansıyor. Bilkomlu kadın profesyonellerin %80’i kariyer yolunun açık olduğunu ve ilerlemek için önünde bir engel olmadığını düşünüyor. Bu veri, şirketin eşitlikçi yaklaşımının istatistiklerin ötesinde eşitlik algısı düzeyinde de karşılık bulduğunu gösteriyor. Sürdürülebilir Eşitlik İçin Sistematik İnsan Kaynakları Yaklaşımı Bilkom’un ulaştığı yüksek temsiliyet oranları, kurumsal ölçekte tasarlanmış bir insan kaynakları yaklaşımının sonucu. Koç Holding liderliğinde yürütülen “Ülkem İçin Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum” programıyla uyumlu hareket eden Bilkom, eşitliği kültürel bir değer olmanın ötesine taşıyarak operasyonel bir prensip haline getiriyor. Liderlik rollerine yönelik yedekleme planlarında kadın adayların bulunmasını zorunlu kılan Bilkom, işe alım ve yönetici atamalarında çeşitliliği stratejik bir performans göstergesi olarak ele alıyor. Bu yaklaşım, temsiliyetin yalnızca mevcut tabloyu değil, gelecekteki organizasyon yapısını da şekillendirmesini sağlıyor. Bilkom, 2026 vizyonu kapsamında teknoloji ekosistemindeki öncü konumunu korumayı ve kadınların liderlikteki rolünü daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Eşitlikçi temsiliyetin rekabet gücü ve sürdürülebilir kurumsal başarı açısından kritik olduğunu vurgulayan Bilkom İnsan Kaynakları Direktörü Gamze Yücel Genç, şu değerlendirmede bulundu: “Bilkom için kurumsal performansın ayrılmaz bir parçası olan çeşitliliğin karar alma süreçlerini zenginleştirdiğine ve sürdürülebilir başarının temelini oluşturduğuna inanıyoruz. Bu nedenle Bilkom’da kapsayıcı liderliği bir hedeften ziyade organizasyonumuzun işleyiş biçimi olarak konumlandırıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çalışanların %48’inin En Büyük Stres Kaynağı   Fiziksel Sağlık ve Uyku Oldu Haber

Çalışanların %48’inin En Büyük Stres Kaynağı Fiziksel Sağlık ve Uyku Oldu

Meditopia’nın veri odaklı wellbeing yaklaşımıyla hazırlanan ve iş dünyasının fiziksel ve ruhsal röntgenini çeken rapora göre, Türkiye’deki çalışanların genel esenlik skoru 100 üzerinden 54,8 ile kırılgan bir dengede kalırken, yıl boyunca çalışanların en sık hissettiği baskın duygu ‘yorgunluk’ oldu. Rapor, çalışanların %48’inin en büyük stres kaynağı olarak fiziksel sağlık ve uykuyu gördüğünü ortaya koyarken, Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi bu tablonun çalışanların fiziksel sağlık açısından daha fazla desteklenmeye ihtiyaç duyduğunu gösterdiğini vurguluyor. Günümüz iş dünyasında wellness, insan kaynakları stratejilerinin merkezine yerleşirken, çalışanların dayanıklılığını korumak kurumlar için artık ertelenemez bir öncelik haline geldi. Meditopia, 2025 yılının tamamını kapsayan verilerle hazırladığı Çalışan Wellbeing Raporu ile Türkiye’deki çalışanların bütüncül iyi oluş durumuna dair en güncel tabloyu ortaya koydu. Farklı sektörlerden 15 binden fazla çalışanın katılım sağladığı raporun sonuçlarına göre, çalışanların genel iyi oluş seviyesinin azaldığı görülüyor. Son çeyrekte genel esenlik puanı, yıl ortalaması olan 54,8’nin üstüne çıkarak 56,9 olan yüksek olduğu için ilk üç çeyrekten daha iyi geçmiş. 100 puan üzerinden yapılan analizlerde, 65,6 puanla stres ve 62,9 puanla kaygı indekslerinin yüksek seviyelerde seyrettiği, yıl boyunca çalışanların en baskın duygusunun ise %37 ile yorgunluk olduğu öne çıkıyor. Bu yorgunluğa, çalışanların günlük hayatını doğrudan etkileyen fiziksel ağrılar ve bedensel zorlanmalar da eşlik ediyor. Uyku skorunun 50,4 puan ile skalanın ortasında kalması, zihinsel yükle birlikte fiziksel toparlanmanın da yetersiz kaldığını gösteriyor. Buna karşın raporda her 10 çalışandan 6’sının 2026 yılına dair umutlu olması dikkat çekiyor. Raporun ortaya koyduğu bu tablo, çalışanların fiziksel sağlığına dair verilerin ayrıca ele alınması gerektiğini de açıkça ortaya koyuyor. Çalışanların Yarısı Hiç Egzersiz Yapmıyor Rapor, çalışanların fiziksel sağlığına dair endişe verici bir tabloyu da gözler önüne seriyor. Verilere göre çalışanların %81’i fiziksel ağrı ya da rahatsızlık hissettiğini belirtirken, %54’ü hiç egzersiz yapmadığını ifade ediyor. Hareket indeksinin 36,8 puanla tüm esenlik parametreleri arasında en düşük skora sahip olması, çalışanların motivasyon eksikliği ve zaman bulamama gibi nedenlerle fiziksel sağlıklarını geri plana attığını gösteriyor. Diğer yandan çalışanların %65’inin bireysel antrenmanlar yerine grup egzersizlerini daha motive edici bulması, spor topluluklarının ve birlikte hareket etmeyi teşvik eden yapıların fiziksel aktiviteyi artırmada kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Rapora göre hareketsizlik, orta seviyede kalan uyku kalitesini de olumsuz etkileyerek çalışanların genel esenlik dengesini daha da kırılgan hale getiriyor. Duyguların Kontrolü İş Hayatının Elinde Araştırma, iş yaşamının çalışanların duygu durumu üzerindeki belirleyici etkisini net bir şekilde ortaya koyuyor. Çalışanların %70’i duygu durumlarını en çok iş ve eğitim hayatının etkilediğini belirtirken, bu oranın aile ve ilişkilerin dahi önüne geçtiği görülüyor. Bu tablo, iş-özel yaşam dengesinde yaşanan bozulmaların çalışanların ruh haline doğrudan yansıdığını gösteriyor. Sektörel wellbeing skorlarına bakıldığında, teknoloji sektörü 64,7 puanla Türkiye genel ortalamasının üzerinde seyrederek iyi seviyedeki tek alan olarak öne çıkıyor. E-ticaret sektörü ise 51,9 wellbeing skoru ile ortalamanın altında seyrederek, çalışan tükenmişliğinin daha yoğun hissedildiği sektörler arasında yer alıyor. “Çalışan Sağlığı ve İyi Oluş, Kurum Kültürünün Ayrılmaz Bir Parçası” 2025 Çalışan Wellbeing Raporu’nun sonuçlarını değerlendiren Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi, “2025 raporumuz, iş dünyasında çalışanların iyi oluşuna dair önemli bir tabloyu ortaya koyuyor. Yıl boyunca yorgunluk, stres ve kaygının öne çıktığını görüyoruz. Buna rağmen çalışanların %58’inin 2026 yılına umutla bakması, doğru adımlar atıldığında iyileşmenin mümkün olduğuna işaret ediyor. Bugün wellbeing, şirketler için artık ‘olsa güzel olur’ denilen bir yan hak değil, çalışan bağlılığını ve kurumsal sürdürülebilirliği doğrudan etkileyen stratejik bir öncelik haline geliyor. Çalışanların kariyer hedeflerinin yanı sıra uyku düzenini, stres seviyesini ve fiziksel sağlığını da bütüncül biçimde destekleyen kurumlar, geleceğin rekabetçi iş dünyasında fark yaratıyor. Raporumuzda yer alan veriler de bunu doğruluyor ve WellnessPass kullanan çalışanların hareket indeksi skorunun kullanmayanlara kıyasla %48 daha yüksek olması, hareketli bir yaşamı teşvik eden yan hakların çalışanların günlük hayatında somut ve olumlu etkiler yarattığını gösteriyor. Meditopia olarak vizyonumuz, teknolojinin ve verinin gücünü kullanarak kurumlara çalışanlarının ihtiyaçlarını daha iyi anlama ve onlara kişiselleştirilmiş, erişilebilir iyi oluş çözümleri sunma imkanı sağlamak. Amacımız, sadece zor dönemlerde değil, her gün desteklenen ve sürdürülebilir bir iyi oluş kültürünün kurumların doğal bir parçası haline gelmesine katkı sağlamak.” açıklamasında bulundu.

17 Ülkeden Temsilciler Endonezya’da Nükleer Sanayinin Gelişimini Görüştü Haber

17 Ülkeden Temsilciler Endonezya’da Nükleer Sanayinin Gelişimini Görüştü

“Her şey atomla başlar” sloganıyla açılışı yapılan forum, nükleer endüstri, teknoloji sektörü, tıp, eğitim ve bilimsel kuruluşlardan 150’yi aşkın katılımcıyı bir araya getirdi. Katılımcılar, yüksek teknoloji endüstrilerinin gelişimi ile kadınların ekonomik dönüşümün tüm alanlarına katkısını masaya yatırdı. Endonezya nükleer endüstrisi uzmanları, en gelişmiş bilgi ve teknolojilerin Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’dan geldiğini vurguladı. Forum kapsamında yüksek nitelikli insan sermayesinin geliştirilmesi, yeşil ekonomi, nükleer teknolojiler ve nükleer tıp konuları ele alındı. Rosatom İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Tatyana Terenteva forumda yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bu yıl Eylül ayında, sanayi ve teknolojide kadınları desteklemeye yönelik en iyi uygulamalara ilişkin uluslararası bir inceleme sunduk. Bu rapor 16 ülkeyi kapsıyordu. Bugün Cakarta’daki konseyin kapanış toplantısında, Kırgızistan, Belarus, Namibya ve Tanzanya’nın katılımıyla üye sayısı 20’ye çıktı. Gelecek yıl bu yeni ülkelerdeki yüksek teknoloji sektörlerinde kadınları desteklemeye yönelik analitik verileri içeren dört yeni bölüm ekleyeceğiz.” Foruma katılan ve bölgesel iş birliğine dair değerlendirmede bulunan NUTEK Enerji Yönetim Kurulu Başkanı ve WiN Türkiye (NÜKAD) Başkanı Bahire Gül Göktepe: “WiN Türkiye Nükleer Alanda Kadınlar olarak STEM’de (Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) Türk kızlarının teşvik için 4 yapraklı yonca modeliyle tasarladığımız projeyi en kısa zamanda daha aktif hale getirmeyi hedefliyoruz. Halen inşası devam eden Akkuyu Nükleer Santrali, Türkiye, Rusya, Avrasya ve Orta Asya ülkelerinde nükleer enerji ve endüstri alanında çalışan kadınlar arasında güçlü bir iletişim köprüsü oluşturmuştur.” dedi. Forumun ilk gününde, Endonezya Savunma Üniversitesi’nde “STEM Alanlarında Kadınlar” başlıklı uluslararası bir mentorluk oturumu düzenlendi. Yedi farklı Endonezya üniversite ve kolejinden 180’den fazla STEM öğrencisi, uzmanlarla açık ve eşit bir diyalog yürüttü. Rosatom Kadınlar Topluluğu Başkanı Alexandra Ryabykh, forumun çekirdek temalarını şöyle özetledi: “Yüksek teknolojide kadınların güçlendirilmesi, yeşil enerjinin geliştirilmesi, tıpta yeniliklerin teşviki ve genç kuşakların STEM alanlarına dâhil edilmesi diyaloğumuzun temel konularıdır. Ayrıca bu yıl, Uluslararası Sanayi ve Teknolojide Kadınları Destekleme ve Geliştirme Konseyi başkanlığının Endonezya’dan Kazakistan’a devri de önemli bir dönüm noktası oldu.”

Redington Türkiye ve İstinye Üniversitesi’nden Teknoloji Odaklı İş birliği Haber

Redington Türkiye ve İstinye Üniversitesi’nden Teknoloji Odaklı İş birliği

İstinye Üniversitesi ve Redington Türkiye, teknoloji alanında güçlü bir iş birliği protokolüne imza attı. Protokol, İstinye Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş ve Redington Türkiye Satış Direktörü Bora İncir tarafından imzalandı. Bu stratejik ortaklık siber güvenlik, yapay zekâ, büyük veri ve bulut bilişim gibi kritik alanlarda akademi ile sektör arasındaki etkileşimi güçlendirmeyi amaçlıyor. İş birliği kapsamında, öğrencilerin sektörel deneyim kazanmasını sağlayacak markalı dersler, akademik projeler ve ortak araştırmalar hayata geçirilerek teknoloji alanında yetkin insan kaynağı yetiştirilmesine katkı sunulacak. Redington Türkiye, teknoloji sektörü ve akademi arasında köprü kuruyor İmzalanan protokol çerçevesinde, İstinye Üniversitesi akademik müfredatına Redington markalı bir ders dahil edilecek. Bu ders ile öğrenciler, siber güvenlik, yapay zekâ ve veri analizi gibi kritik alanlarda sektörel bilgi ve deneyim kazanma fırsatı elde edecekler. Ayrıca, ilerleyen süreçte iş birliği kapsamı genişletilerek sektörel projeler, atölye çalışmaları, seminerler ve Ar-Ge projeleri de hayata geçirilmesi planlanıyor. İş birliğinin yalnızca akademik ve sektörel projelerle sınırlı kalmayacağını belirten İstinye Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, ortak çalışmalarla sürdürülebilir bir etki yaratmanın gerekliliğini ifade etti: "Çağımız bilgi ve iş birliği çağı. Üniversiteler ile özel sektör arasındaki ortak çalışmalar, yalnızca eğitim değil, aynı zamanda topluma katkı açısından da kritik öneme sahip. Redington Türkiye ile olan iş birliğimiz, bu anlamda öğrencilerimiz ve akademisyenlerimiz için büyük bir fırsat sunarken, toplumsal sorumluluk projelerine de katkı sağlayacaktır." Bora İncir: “Küresel bilgi birikimimizi ve inovasyon gücümüzü gençlerle buluşturuyoruz” Teknoloji dünyası hızla gelişirken, akademi ve sektör arasındaki iş birliklerinin büyük önem taşıdığını belirten Redington Türkiye Satış Direktörü Bora İncir, "İstinye Üniversitesi ile gerçekleştirdiğimiz bu stratejik ortaklık, genç yetenekleri geleceğin dijital dönüşümüne hazırlamak adına kritik bir adım. Siber güvenlik, yapay zekâ, büyük veri ve bulut bilişim gibi alanlarda sağlayacağımız eğitim ve projelerle, öğrencilerin sadece teorik bilgiyle değil, aynı zamanda sektörel deneyimle de donanmasını hedefliyoruz. Redington Türkiye olarak, küresel bilgi birikimimizi ve inovasyon gücümüzü gençlerle buluşturmanın gururunu yaşıyoruz" dedi.  Bu stratejik iş birliği, İstinye Üniversitesi öğrencilerine Redington Türkiye'nin küresel ağı, sektörel uzmanlığı ve ileri teknolojiye dayalı projeleriyle buluşma fırsatı sunarken, akademi ve iş dünyası arasındaki etkileşimi de güçlendirecek. Yapay zekâ, büyük veri, siber güvenlik ve dijital dönüşüm gibi alanlarda geliştirilecek ortak projeler, öğrencilerin teorik bilgilerini pratiğe dönüştürmelerini sağlayacak ve kariyer yollarını şekillendirmelerine destek olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.