Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknoloji Şirketleri

Kapsül Haber Ajansı - Teknoloji Şirketleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji Şirketleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Yapay Zeka Zirvesi İçin Geri Sayım Başladı! Haber

Türkiye Yapay Zeka Zirvesi İçin Geri Sayım Başladı!

Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI) tarafından düzenlenen ve geçtiğimiz sekiz yılda binlerce katılımcı ve yüzlerce konuşmacıyı bir araya getiren Türkiye Yapay Zeka Zirvesi, bu yıl yapay zekadaki yeni dönüşüm dönemine odaklanıyor. Yapay zeka artık yalnızca yanıt veren, içerik üreten ya da öneriler sunan bir teknoloji değil; görev alıyor, planlıyor, farklı araçları kullanıyor, süreçleri takip ediyor ve giderek daha fazla işi yürütebiliyor. Yapay zekanın kullandığımız bir teknolojiden süreçlerin aktif bir parçasına dönüştüğü bu yeni dönemden hareketle belirlenen Zirve’nin “Ajanlar Aramızda” teması kapsamında, yapay zeka ajanlarının iş yapış biçimlerini, kurumları ve gündelik yaşamı nasıl değiştirmeye başladığı; beraberinde getirdiği yeni olanaklar, sorular ve sorumluluklarla ele alınacak. Üç sahnede yapay zekanın yeni dönemi Zirvenin 11 Kasım’daki fiziksel günü Wyndham Grand İstanbul Levent’te gerçekleştirilecek. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi Vizyon, Etki ve İnovasyon olmak üzere üç farklı sahnede paralel oturumlar düzenlenecek. Vizyon Sahnesi yapay zekadaki küresel gelişmelere, stratejik öngörülere ve geleceği şekillendirecek yeni yaklaşımlara odaklanırken; Etki Sahnesi yapay zekanın farklı sektörlerde yarattığı iş sonuçlarını, kullanım alanlarını ve kurumların dönüşüm deneyimlerini gündeme taşıyacak. İnovasyon Sahnesi ise girişimler, yeni ürün ve teknolojiler ile geleceğin uygulamalarına ayrılacak. Yapay zeka ajanlarından kuantuma uzanan geniş bir gündem Zirve programında yapay zeka ajanlarının yanı sıra üretken yapay zeka, siber güvenlik, kuantum teknolojileri ve yapay zekanın bireysel kullanımındaki yeni eğilimler de ele alınacak. Finans, sağlık, üretim, perakende, ulaşım, enerji ve akıllı şehirler gibi farklı alanlarda yapay zekanın yarattığı değişim; kurumsal dönüşüm, yeni kullanım alanları, gerçek uygulamalar ve teknolojinin günlük hayata etkileri üzerinden tartışılacak. Yapay zeka ekosistemi İstanbul’da buluşacak Zirvenin fuaye alanında farklı sektörlerden kurumlar, teknoloji şirketleri ve girişimler stantlarıyla yer alacak. Katılımcılar burada yapay zeka alanındaki yeni ürünleri, uygulamaları ve farklı sektörlerden kullanım örneklerini yakından inceleyebilecek; teknoloji sağlayıcıları, girişimler, yatırımcılar ve farklı sektörlerden profesyonellerle bir araya gelerek yeni bağlantılar ve iş birlikleri geliştirebilecek. Zirve 12 Kasım’da online ve ücretsiz devam edecek Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nin ikinci günü 12 Kasım’da online olarak gerçekleştirilecek. Programda uluslararası oturumların yanı sıra yapay zekanın güncel kullanım alanlarına ve teknoloji dünyasındaki yeni gelişmelere odaklanan içerikler yer alacak. İkinci gün kapsamında TRAI Akademi ve teknoloji şirketlerinin eğitim ve uygulama odaklı oturumları da programda bulunacak. 12 Kasım Zirve programı online, ücretsiz ve katılım sınırı olmadan takip edilebilecek. İlk gün 420’den fazla kurum ve 2000’in üzerinde katılımcı bir araya gelecek 2018’den bu yana her yıl düzenlenen Türkiye Yapay Zeka Zirvesi, dokuzuncu yılında da yapay zeka ekosisteminin farklı kesimlerini aynı platformda buluşturacak. 11 Kasım’daki fiziksel günde 420’den fazla kurumdan 2000’in üzerinde katılımcının bir araya gelmesi beklenirken, iki günlük programda 65+ oturum ve 110+ konuşmacı yer alacak. “Ajanlar Aramızda” temasıyla şekillenecek Zirve, yapay zekayla çalışmanın yeni dönemini anlamak, tartışmak ve deneyimlemek üzere 11–12 Kasım’da gerçekleştirilecek. TRAI Yapay Zeka Araştırması’nın 2026 sonuçları Zirve’de açıklanacak TRAI, geçtiğimiz yıl olduğu gibi Türkiye’de kurumların yapay zeka kullanımını inceleyen araştırmasının 2026 sonuçlarını da Zirve’de açıklayacak. TRAI Yapay Zeka Araştırması, kurumların yapay zeka stratejilerinden kullanım alanlarına ve uygulama düzeylerine kadar Türkiye’deki güncel tabloyu ortaya koyacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Grubu İştiraki Ödüyo, Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye 2026’da Türkiye’nin Hızlı Büyüyen Teknoloji Şirketleri Arasında Haber

QNB Grubu İştiraki Ödüyo, Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye 2026’da Türkiye’nin Hızlı Büyüyen Teknoloji Şirketleri Arasında

Finansal teknoloji alanında işletmelerin tahsilat, ödeme ve finansal operasyonlarını dijitalleştiren çözümler geliştiren QNB Grubu iştiraki Ödüyo, Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye 2026 kapsamında Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketleri arasında yer aldı. Ödüyo’nun bu başarısı, şirketin finansal teknolojiler alanında geliştirdiği çözümlerle büyümesini ve teknoloji odaklı iş modelini ölçeklendirme yolculuğunu ortaya koydu. Kendine özgü teknolojileri ile bir tüketici problemini çözerek, geliştirdiği teknolojisini şirketinin gelirlerinde anlamlı bir büyüklüğe ulaştıran, teknoloji odaklı ürünler veya hizmetler imal ederek girişimciliği yücelten kurumların bir araya geldiği ve ödüllendirildiği Deloitte Teknoloji Fast 50 programı, 2006 yılından beri Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji firmalarını belirliyor. Bu yıl 21’incisi düzenlenen programda listeye giren şirketler ayrıca Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’nın en hızlı büyüyen 500 şirketini belirleyen “Deloitte Technology Fast 500 EMEA” programına doğrudan aday olma hakkı kazanıyor. Ödüyo’nun Büyüme Yolculuğuna Deloitte İmzası QNB Grubu iştiraki olarak finansal teknoloji alanındaki faaliyetlerini sürdüren Ödüyo’nun Fast 50 listesinde yer almasıyla birlikte, şirketin finansal teknoloji ekosistemindeki büyüme ivmesi, uluslararası ölçekte kabul gören bir program tarafından da görünür hale gelmesine katkı sağladı. İşletmelerin tahsilat süreçlerinden açık bankacılık ve ödeme sistemlerine kadar finansal operasyonlarını daha kolay, hızlı ve dijital şekilde yönetmelerine yönelik çözümler sunan Ödüyo, teknoloji altyapısını geliştirerek farklı ölçeklerdeki işletmelerin finansal süreçlerine değer katmaya odaklanıyor. “Büyümeyi Yalnızca Bir Sonuç Değil, Müşterilerimiz İçin Yarattığımız Değerin Göstergesi Olarak Görüyoruz” Ödüyo Genel Müdürü Erman Yapıcı, Fast 50 başarısının Ödüyo’nun büyüme hikâyesinde önemli bir kilometre taşı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye 2026 kapsamında Türkiye’nin hızlı büyüyen teknoloji şirketleri arasında yer almak bizim için çok kıymetli bir başarı. Ödüyo olarak çıktığımız bu yolda yalnızca teknoloji geliştirmeyi değil, işletmelerin finansal operasyonlarını daha kolay, güvenli ve verimli hale getirmeyi hedefledik. Bugün ulaştığımız noktada büyümemizin arkasında; müşterilerimizin ihtiyaçlarını doğru anlamak, teknolojiyi bu ihtiyaçlara göre geliştirmek ve güçlü bir ekip kültürü oluşturmak var. Fast 50’de yer almamız, bu yaklaşımın ve ortaya koyduğumuz emeğin önemli bir karşılığı. İşletmelerin finansal operasyonlarını daha verimli, daha güvenli ve daha kolay yönetebilmeleri için yenilikçi çözümler geliştirmeye, finansın dijital dönüşümüne değer katmaya devam edeceğiz.” Ödüyo, geliştirdiği finansal teknoloji çözümleriyle şirketlerin finansal süreçlerini daha kolay ve verimli yönetmelerine katkı sunmayı sürdürüyor. Ödüyo Hakkında: QNB Grubu iştiraki Ödüyo B2B tahsilat, Gateway, Fiziki POS ve Açık Bankacılık alanlarında geliştirdiği yenilikçi çözümlerle işletmelerin ve eğitim kurumlarının ödeme süreçlerini dijitalleştiren bir finansal teknoloji şirketidir. Kurumların tahsilat operasyonlarını daha hızlı, güvenli ve verimli hale getirmeyi hedefleyen Ödüyo, ödeme alma süreçlerini tek merkezden yönetilebilir bir yapıya dönüştürmektedir. Geliştirdiği altyapılar sayesinde işletmeler; linkle ödeme alma, fiziki POS çözümleri, açık bankacılık entegrasyonları ve gelişmiş B2B tahsilat sistemleri üzerinden tüm finansal akışlarını kolayca yönetebilmektedir. QNB eSolutions çatısı altında faaliyetlerini sürdüren Ödüyo Finansal Teknoloji A.Ş., ödeme teknolojileri alanında yeni nesil çözümler geliştirmeye devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kamu, Belediyeler ve Teknoloji Dünyası Smartkent 2027’de Buluşacak Haber

Kamu, Belediyeler ve Teknoloji Dünyası Smartkent 2027’de Buluşacak

28–30 Ocak 2027 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde, ATRAX 2027 kapsamında gerçekleştirilecek SMART KENT; kamu kurumlarını, belediyeleri, belediye iştiraklerini, teknoloji şirketlerini, girişimleri, teknokentleri, yatırımcıları, proje geliştiricileri, akademisyenleri ve sektör profesyonellerini buluşturacak. KENTSEL TEKNOLOJİLER İÇİN ÖZGÜN BİR BULUŞMA MODELİ SMARTKENT, yalnızca ürünlerin sergilendiği bir fuar alanı olarak değil; şehirlerin ihtiyaçlarının, projelerinin ve çözüm arayışlarının doğrudan teknoloji sağlayıcılarla buluşacağı özgün bir iş birliği platformu olarak tasarlanıyor. Organizasyon kapsamında; akıllı şehir hizmetleri, kentsel teknolojiler, mobilite ve ulaşım sistemleri, enerji ve akıllı altyapı, yapay zekâ ve veri yönetimi, güvenlik teknolojileri, çevre, atık ve sürdürülebilirlik çözümleri, dijital belediyecilik uygulamaları, vending ve self-servis sistemleri, kamusal alan ve vatandaş odaklı hizmet teknolojileri başta olmak üzere şehir yaşamını daha verimli, güvenli, erişilebilir ve sürdürülebilir hâle getiren çözümler ele alınacak. KAMU, YEREL YÖNETİMLER VE ÖZEL SEKTÖR AYNI PLATFORMDA SMARTKENT’in en önemli hedeflerinden biri; şehirlerin karar vericileri ile çözüm geliştiren teknoloji ekosistemi arasında doğrudan ve sürdürülebilir bağlantılar kurulmasını sağlamak. Bakanlıklar, kamu kurumları, belediyeler ve belediye iştirakleri; ihtiyaçlarını, önceliklerini, devam eden çalışmalarını ve planlanan projelerini paylaşabilecek. Teknoloji şirketleri, üreticiler, girişimler ve uygulayıcı firmalar ise bu projelere yönelik ürün, hizmet ve iş birliği modellerini sunabilecek. Böylece SMARTKENT; kamunun ihtiyaçlarını, belediyelerin projelerini ve özel sektörün teknoloji üretme gücünü ortak bir zeminde buluşturacak. PROJELER VE ÇÖZÜMLER B2B–B2G PROGRAMINDA EŞLEŞECEK SMARTKENT kapsamında uygulanacak ATRAX Proje–Çözüm B2B & B2G Programı, organizasyonun en önemli bileşenlerinden biri olacak. Program aracılığıyla belediyeler, kamu kurumları, yatırımcılar ve proje sahipleri; planlanan veya devam eden projelerini sisteme sunabilecek. Katılımcı teknoloji şirketleri ve çözüm sağlayıcılar ise bu projelere yönelik ürünlerini, teknolojilerini ve uygulama önerilerini paylaşabilecek. Proje ve çözüm başlıkları doğrultusunda yapılacak eşleştirmelerin ardından, karşılıklı onay veren taraflar fuar süresince planlı görüşmeler gerçekleştirecek. Programın; belediye ve kamu projelerinin görünürlük kazanmasına, ihtiyaca uygun teknoloji ve çözüm ortaklarının belirlenmesine, yeni B2B ve B2G bağlantılarının kurulmasına, kamu–özel sektör iş birliklerinin geliştirilmesine, projelerin doğru paydaşlarla daha hızlı buluşmasına katkı sağlaması hedefleniyor. B2B–B2G Programı herhangi bir satın alma veya ihale taahhüdü oluşturmayacak; taraflar arasında tanışma, bilgi paylaşımı ve potansiyel iş birlikleri için profesyonel bir zemin sağlayacak. PROJELER, BİLGİ VE DENEYİM PAYLAŞILACAK SMARTKENT süresince sergi alanının yanı sıra konferanslar, paneller, özel oturumlar, proje sunumları ve iş birliği görüşmeleri düzenlenecek. Urban Wellness Talks – Orange Stage programında; şehirlerin dijital dönüşümü, akıllı belediyecilik, sürdürülebilir altyapı, veri yönetimi, mobilite, enerji, güvenlik ve vatandaş odaklı hizmetler alanındaki güncel gelişmeler ele alınacak. Belediyeler ve kamu kurumları örnek projelerini ve iyi uygulamalarını paylaşırken; teknoloji şirketleri ve girişimler geliştirdikleri yeni çözümleri karar vericilere tanıtma fırsatı bulacak. ŞEHİRLERİN İHTİYAÇLARIYLA TEKNOLOJİNİN GÜCÜNÜ BULUŞTURUYORUZ Tureks Uluslararası Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Nergis ASLAN, SMARTKENT’in vizyonuna ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Akıllı şehir dönüşümü yalnızca teknoloji satın almakla değil; şehirlerin gerçek ihtiyaçlarının doğru belirlenmesi ve bu ihtiyaçların uygun çözümlerle buluşturulmasıyla mümkündür. SMARTKENT’i kamu kurumlarının, belediyelerin ve teknoloji ekosisteminin doğrudan iletişim kurabileceği, projelerini paylaşabileceği ve yeni iş birlikleri geliştirebileceği özgün bir platform olarak hazırlıyoruz. Hedefimiz, teknoloji sunumlarının ötesine geçerek şehirler için uygulanabilir ve sürdürülebilir iş birliklerinin önünü açmak.” ATRAX’IN URBAN WELLNESS VİZYONU İÇİNDE YER ALACAK SMART KENT, şehirlerin ve yaşam alanlarının geleceğine odaklanan ATRAX 2027’nin “Urban Wellness – Kentsel Mutluluk” vizyonu kapsamında gerçekleştirilecek. ATRAX’ın eğlence, rekreasyon, park, spor ve aktif yaşam çözümleri; AQUALAND’in havuz, su, spa, wellness ve açık alan yaşamı; EVENT ARENA’nın etkinlik, kültür ve deneyim teknolojileriyle birlikte SMARTKENT, şehir yaşamının teknolojik dönüşümünü temsil edecek. Birbirini tamamlayan bu uzmanlık alanları; daha yaşanabilir, güvenli, verimli, sosyal ve insan odaklı şehirler için bütünleşik bir çözüm ekosistemi oluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA Yatırım’dan Global Piyasaları Takip Eden Yatırımcılara Tavsiyeler Haber

Garanti BBVA Yatırım’dan Global Piyasaları Takip Eden Yatırımcılara Tavsiyeler

Garanti BBVA Yatırım, eTrader üzerinden yatırımcılara yurt dışı piyasalara yönelik yeni bir hizmet sunuyor. Yurt dışı model portföylerin yanı sıra uzman araştırma ekibi tarafından Avrupa ve ABD piyasalarının açık olduğu saatlerde hazırlanan yatırım tavsiyeleri, eTrader bildirimleri ile kullanıcılara seans kapanışına kadar ulaştırılıyor. Böylece yatırımcılar, gün boyu tek başına haber akışını takip etmek yerine, Garanti BBVA Yatırım uzmanlarının değerlendirmeleriyle yurt dışı piyasalardaki gelişmeleri piyasa saatleri içinde yakından izleyebiliyor, araştırmalarını destekleyerek aksiyonlarını şekillendirebiliyor. Bu hizmet, özellikle saat farkı nedeniyle ABD piyasalarını akşam saatlerinde takip etmekte zorlanan yatırımcılara kolaylık sağlıyor. Yatırımcılar, böylece uzman görüşlerine doğrudan ulaşarak piyasa araştırmalarını destekleyebiliyor ve global piyasalardaki gelişmeleri daha kolay takip edebiliyor. Hizmet aynı zamanda yatırımcıların portföylerini coğrafi olarak çeşitlendirmelerine ve küresel piyasalardaki fırsatları takip etmelerine katkı sağlıyor. Garanti BBVA Yatırım Genel Müdürü Hülya Türkmen, yeni hizmete ilişkin değerlendirmesinde şu açıklamalarda bulundu: “Uzun süredir yatırımcılarımızın karar süreçlerini destekleyen araştırma raporları ve öneriler sunuyoruz. Son dönemde teknoloji şirketleri, yapay zekâ temalı hisseler ve dolar bazlı yatırım fırsatlarına yönelik ilginin artmasıyla birlikte, global piyasaların da yatırımcıların gündeminde daha fazla yer aldığını görüyoruz. Müşterilerimizden gelen geri bildirimler doğrultusunda bu deneyimi yurt dışı piyasalara da taşıdık. Böylece yatırımcılarımız, Avrupa ve özellikle ABD piyasalarındaki gelişmeleri saat farkına takılmadan takip edebiliyor. Sene başından bu yana paylaştığımız önerilerimizin %65 başarı oranına ulaşması da önemli bir sonuç. Yatırımcılarımızın dünyanın farklı piyasalarındaki gelişmeleri takip etmelerini kolaylaştıran, güvenilir bir finansal yol arkadaşı olmaya ve kapsamlı bir yatırım deneyimi sunmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Z Kuşağının Yedi Aylık İşlem Hacmi Yaklaşık 80 Milyar Dolara Ulaştı Haber

Z Kuşağının Yedi Aylık İşlem Hacmi Yaklaşık 80 Milyar Dolara Ulaştı

Binance Research tarafından yayımlanan yeni rapor, Z kuşağının küresel yatırım piyasalarındaki ağırlığının hızla arttığını ortaya koydu. Rapora göre Z kuşağı, Ocak-Temmuz 2026 döneminde geleneksel finansla bağlantılı ürünlerde yaklaşık 80 milyar dolarlık işlem hacmine katkıda bulundu. Bu kuşağın söz konusu ürünlere yeni katılan kullanıcılar içindeki payı da aynı dönemde yüzde 41’den yüzde 47’ye çıktı. Z kuşağı halen doğrudan hisse senedi ve tokenize hisse senedi ürünü kullanıcılarının yüzde 44’ünü, geleneksel finans varlıklarına dayalı sürekli vadeli işlem ürünü kullanıcılarının ise yüzde 45’ini oluşturuyor. Her üç ürün grubunu da kullanan yatırımcılar arasında Z kuşağının payı yüzde 48’e ulaşıyor. Yüksek büyümeye rağmen daha seyrek işlem yapıyorlar Rapor, genç yatırımcıların yüksek riskli ve spekülatif işlemlere daha fazla yöneldiği yönündeki yaygın algıyı desteklemiyor. Z kuşağı, yüzde 5,9 ile kaldıraçlı ETF işlem hacminde bütün kuşaklar arasındaki en düşük paya sahip bulunuyor. Raporda “yeni nesil yatırımcılar” olarak tanımlanan kullanıcılar günde ortalama 2,6 işlem gerçekleştiriyor. Genel kullanıcı kitlesinde ise bu ortalama 3,0 seviyesinde. Bu veriler, Z kuşağındaki büyümenin daha sık veya daha yüksek riskli işlem yapma eğiliminden kaynaklanmadığını gösteriyor. Yüzde 77’si yatırım öncesinde finans eğitimi alıyor Raporda incelenen Z kuşağı yatırımcılarının yüzde 77’si, yatırım yapmaya başlamadan önce bir tür örgün veya yapılandırılmış finans eğitimi aldığını belirtiyor. Z kuşağında üniversite yıllarında veya erken yetişkinlik döneminde yatırım yapmaya başlayanların oranı yüzde 30’a ulaşıyor. Y kuşağında aynı yaşam evresinde yatırıma başlayanların oranı ise yüzde 15’te kalıyor. Buna göre Z kuşağında erken dönemde yatırıma başlayanların oranı, bir önceki kuşağın iki katına çıkıyor. İlk tercihler yapay zekâ ve teknoloji şirketleri Genç yatırımcıların ilk işlemlerinde daha yerleşik küresel varlıklara yöneldiği görülüyor. NVIDIA, Micron, Tesla ve Apple hisseleri ile Nasdaq-100 ETF’si, Z kuşağının ilk tercihlerinde öne çıkıyor. Bu tercihler, genç yatırımcıların yapay zekâ, yarı iletkenler ve küresel teknoloji gibi uzun vadeli temalara ilgi gösterdiğine işaret ediyor. Küresel piyasalara erişim gelişmekte olan ülkelerden büyüyor Raporda incelenen geleneksel finans bağlantılı ürün kullanıcılarının tüm kuşaklar genelinde yüzde 90’dan fazlası gelişmekte olan piyasalarda bulunuyor. Z kuşağı yatırımcıları arasında bu oran yüzde 95’e yükseliyor. Araştırma ayrıca genç, gelişmekte olan bir piyasada yaşayan, 2.000 doların altında hisse senedi varlığı bulunan ve ABD hisse senedi piyasalarına ilk kez erişen belirgin bir kullanıcı grubuna dikkat çekiyor. Doğrudan hisse senedi ürünü kullanıcılarının yüzde 13’ü bu profilin bütün özelliklerini taşıyor. Bulgular, küresel piyasalara erişimin gelişmekte olan ekonomilerdeki genç yatırımcılar aracılığıyla genişlediğini gösteriyor. Z kuşağı bu piyasalara önceki kuşaklardan daha erken girerken, finans eğitimi, işlem sıklığı ve risk tercihlerinde daha yapılandırılmış bir yatırımcı profili ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Çağında Enerji Yönetimi: EY Geleceğin Stratejilerini Açıkladı Haber

Yapay Zekâ Çağında Enerji Yönetimi: EY Geleceğin Stratejilerini Açıkladı

Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY’ın Yapay Zekâ ve Enerji: Karşılıklı Etkileşim başlıklı raporu yayımlandı. EY Europe Central Energy Center'ın araştırmalarına, EY'ın yapay zekâ alanındaki deneyimlerine ve enerji sektöründeki tecrübelerine dayanan rapor, bu ikili dönüşümle karşı karşıya kalan şirketler ve liderler için önemli içgörüler sunuyor. Rapor, şirketlerin yapay zekâ odaklı verimliliği nasıl artırabileceğini, dijital büyüme için enerjiyi nasıl güvence altına alabileceğini ve yapay zekâ ile enerjinin birbirinden ayrılamaz olduğu bir gelecek için nasıl dayanıklı stratejiler geliştirebileceği hakkında önemli ipuçları veriyor. Veri merkezleri küresel elektrik tüketiminin yaklaşık %1,5’ini oluşturuyor Rapora göre yapay zekâ; enerji üretimi ve dağıtımından şebeke yönetimine kadar birçok alanda operasyonel verimliliği artırırken, veri merkezlerinin hızla büyümesi elektrik talebini de oldukça yüksek seviyelere taşıyor. Yapay zekâ odaklı tipik bir veri merkezi, yaklaşık 100 bin hanenin tüketimi kadar elektrik kullanırken, hâlihazırda inşa edilmekte olan en büyük veri merkezlerinin bunun 20 katına kadar enerji tüketeceği öngörülüyor. Küresel elektrik tüketiminin yaklaşık %1,5’ini oluşturan veri merkezlerinin enerji ihtiyacı, yıllık yaklaşık %12 oranında artıyor. Rapor, veri merkezi yatırımlarındaki artış ve yapay zekâ odaklı harcamaların, özellikle ABD’de iş yatırımlarının ve gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) büyümesinin itici güçlerinden biri haline geldiğini gösteriyor. Yapay zekâ, iş gücünün yetkinliklerini ölçeklendirerek yeni iş birliği ve karar alma biçimlerini destekliyor. Petrol, gaz ve elektrik hizmetleri sektörlerinde çalışanların günlük yapay zekâ kullanım düzeyi; teknoloji ve bankacılık sektörlerine kıyasla henüz daha düşük olsa da, bu sektörlerin de yapay zekâ uygulamalarının hayata geçirilmesi açısından geniş bir potansiyeli bulunuyor. Büyük teknoloji şirketleri yapay zekâya milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor Büyük teknoloji şirketleri, yapay zekânın üretkenliği önemli ölçüde artıracağı ve insanların çalışma ile değer yaratma biçimlerini yeniden şekillendireceği beklentisiyle bu alana yüz milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. 2020-2025 yılları arasında beş büyük teknoloji şirketinin toplam sermaye harcamalarının %280’den fazla arttığı tahmin ediliyor. Bu yatırımların giderek daha büyük bir bölümü yeni veri merkezlerine yönlendiriliyor. Küresel veri merkezi yatırımlarının 2025-2030 döneminde 7 trilyon dolara ulaşabileceği ve dünya genelinde 2.000’den fazla yeni veri merkezinin devreye alınabileceği öngörülüyor. 2025 yılı sonu itibarıyla dünya genelinde yaklaşık 12 bin veri merkezi bulunurken, bunların yaklaşık %45’i ABD’de, %27’si ise Avrupa’da yer alıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, küresel kurulu veri merkezi kapasitesinin 2020-2025 döneminde yıllık ortalama %13 büyüyerek 60 GW’tan 114 GW’a yükseldiği görülüyor. IEA’nın temel senaryosuna göre, bu büyümenin on yılın sonuna doğru daha da hızlanması ve yıllık ortalama %15 seviyesine ulaşması bekleniyor. Bu doğrultuda, toplam kurulu veri merkezi kapasitesinin 2030 yılına kadar 226 GW’a çıkabileceği öngörülüyor. Günümüzde veri merkezleri, küresel elektrik tüketiminin yaklaşık %1,5’ini oluşturuyor. En yüksek oran ABD’de görülüyor; burada veri merkezleri toplam elektrik talebinin yaklaşık %4,5’ini oluşturuyor. Veri merkezlerinin, 2025-2030 döneminde küresel elektrik talebindeki artışın yaklaşık %7’sini, daha geniş bir perspektifte değerlendirildiğinde ise 2025-2035 dönemindeki artışın yaklaşık %9’unu oluşturabileceği öngörülüyor. Jeopolitik gerilimler belirsizlik oluşturuyor Veri merkezlerinin gelecekteki elektrik talebine ilişkin projeksiyonları önemli ölçüde belirsizlik içeriyor. Düşük karbonlu ve maliyeti öngörülebilir enerji kapasitesine ve şebeke altyapısına erişim, yapay zekâ çiplerinin bulunabilirliği, donanım ve modellerde sağlanacak verimlilik artışları, spekülatif proje duyuruları ve yapay zekâ pazarındaki değişimler gibi birbiriyle bağlantılı birçok faktöre bağlı olabilir. Ayrıca, jeopolitik gerilimler de ek bir belirsizlik katmanı oluşturuyor. Bu gerilimler, kritik bileşenlere yönelik tedarik zincirlerini aksatma ve piyasa dinamiklerini yeniden şekillendirme riski taşıyor. Orta Doğu’da son dönemde yaşanan gerilimlerin tırmanması, uzun süreli belirsizliklerin hâlihazırda kısıtlı olan bellek çipleri ve veri depolama cihazları arzını daha da sıkılaştırabileceğine yönelik yatırımcı endişelerini artırdığı görülüyor. Avrupa’nın veri merkezi ekosistemi köklü değişimlerle şekillenebilir Avrupa’nın veri merkezi ekosistemi, hem kapasitedeki önemli büyüme hem de coğrafi dağılımdaki köklü değişimlerle şekillenen dönüştürücü bir on yıla giriyor. Geleneksel veri merkezlerinde arazi ve enerji kısıtlarının artmasıyla birlikte, işletmeciler ve yatırımcılar giderek daha fazla şebeke kapasitesi, uygun arazi imkânı ve daha düşük işletme maliyetleri sunan yeni lokasyonlara yöneliyor. Bu eğilim, son kullanıcılara yakınlığın daha az önem taşıdığı ve maliyet verimliliğinin öncelik kazandığı makine öğrenimini destekleyen uzak veri merkezlerinde özellikle belirgin şekilde görülüyor. Avrupa’nın geleneksel veri merkezi merkezleri dışında kalan ülkelerin, yeni yatırımlardan giderek daha fazla pay alması beklenirken, Orta Avrupa bölgesi bu büyümeden en fazla fayda sağlayacak bölgeler arasında yer alıyor. Orta Avrupa, veri merkezlerinin yaklaşık %63’ünü barındırıyor. Bölgenin enerji yelpazesinin yaklaşık %65’i hâlihazırda yenilenebilir enerji, nükleer enerji ve hidroelektrik gibi güvenilir düşük karbonlu kaynaklardan sağlanıyor. Bu durum, enerji yoğun veri merkezi yatırımlarının büyümesi açısından bölgeye önemli bir yapısal avantaj kazandırıyor. Veri merkezlerinin Orta Avrupa bölgesine giderek daha fazla yayılmasıyla birlikte, veri merkezlerinin ulusal elektrik talebi içindeki payının 2035 yılına kadar %2 ile %14 arasında yükselmesi bekleniyor. En yüksek yoğunlaşmanın ise Nordik ülkelerde görülmesi öngörülüyor. Norveç'te veri merkezlerinin toplam elektrik talebinin yaklaşık %9'unu oluşturabileceği tahmin edilirken, bu oranın Danimarka'da yaklaşık %13'e, İsveç'te ise aynı dönemde %8'in üzerine çıkabileceği öngörülüyor. EY Türkiye Enerji Sektör Lideri ve EY-Parthenon Şirket Ortağı Cem Çamlı, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Yapay zekâ günümüzde yalnızca dijital dönüşümün değil, enerji dönüşümünün de temel belirleyicilerinden biri. Bu ilişki tek yönlü olmamakla birlikte yapay zekâ; enerji sektörünü daha verimli, güvenilir ve sürdürülebilir hale getiriyor. Aynı zamanda yapay zekâ da büyümesini sürdürebilmesi için güçlü enerji altyapısına ihtiyaç duyuyor. Yapay zekâ ve enerjideki gelecek risk ve fırsatların bir arada ele alındığı raporumuza göre; sektörler arası koordinasyonu erkenden sağlayan, altyapı planlamasını uyumlaştıran ve yönetişim modellerini modernize eden enerji şirketleri; yapay zekânın sunduğu üretkenlik kazanımlarından çok daha etkili biçimde yararlanacak. Aynı zamanda erişilebilir maliyetli, güvenilir ve düşük karbonlu bir enerji sisteminin gelişimini destekleme konusunda avantajlı konumda olacak. Yapay zekâ yatırımlarını konuşurken sadece işlem kapasitesini değil, bu dönüşümü mümkün kılacak enerji ekosistemini de konuşmamız gerekiyor. Önümüzdeki yıllarda ülkelerin ve şirketlerin rekabet gücü; güvenilir enerji altyapısı, dijital yetkinlikler ve sürdürülebilirlik hedeflerini aynı strateji altında buluşturabilme becerisiyle şekilleneceğinin de altını çizmeliyiz. Bu ekosistemde, teknoloji şirketlerinden enerji sektörüne, yatırımcılardan politika yapıcılara kadar tüm paydaşların ortak hareket etmesi gerekiyor." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuveyt Türk Lonca Girişimcilik Merkezi, 5 Girişimi London Tech Week’e Taşıdı Haber

Kuveyt Türk Lonca Girişimcilik Merkezi, 5 Girişimi London Tech Week’e Taşıdı

Türkiye’nin öncü katılım finans kuruluşu Kuveyt Türk bünyesindeki Lonca Girişimcilik Merkezi, girişimlerin global pazarlara açılmasını destekleyen Lonca Global Programı kapsamında önemli bir adım daha attı. Program çerçevesinde yapılan açık çağrı sonrası seçilen 5 girişim, 8–12 Haziran 2026 tarihlerinde Londra’da düzenlenen London Tech Week’te global yatırımcılar, teknoloji şirketleri ve iş ortaklarıyla bir araya gelerek uluslararası iş birlikleri geliştirme fırsatı yakaladı. Dünyanın en prestijli teknoloji etkinliklerinden biri olan London Tech Week’te Lonca Girişimcilik Merkezi tarafından yapılan değerlendirmeyi kazanan Odito, Visiomex, Marqby, Compuvi ve Vendorside ülkemizi temsil etti. 9 Haziran günü girişimlerin katılımıyla hazırlanan sahnede Kuveyt Türk Dijital Bankacılık Grup Müdürü Emre Memiş, Lonca Global programının stratejik hedeflerini ve ekosisteme yönelik gelecek vizyonunu katılımcılarla paylaştı. Sonrasında ise 5 girişim sırayla sahne alarak global katılımcılara sunumlarını ve konuşmalarını gerçekleştirdi. Etkinlik boyunca üniversiteler ve ekosistemdeki diğer girişimcilik merkezleriyle yoğun network çalışmaları yürütüldü. Etkinlik alanında ürün ve hizmetlerini sergileyen girişimler uluslararası ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Ayrıca Lonca’nın kendi kurumsal standında da hafta boyunca önemli küresel ekosistem partnerleriyle stratejik iş birliği görüşmeleri yapıldı. “Girişimlerimizi global sahneye taşıdık” Kuveyt Türk Dijital Bankacılık ve Ödeme Sistemlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Okan Acar, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Kuveyt Türk bünyesindeki Lonca Girişimcilik Merkezimiz ile girişimlerin yalnızca büyümesini ve ölçeklenmesini değil, aynı zamanda global ölçekte değer üreten yapılar haline gelmesini hedefledik. Bu doğrultuda hayata geçirdiğimiz Lonca Global Programı ile girişimlerimizi dünyanın en önemli teknoloji etkinliklerinden birine taşıdık. London Tech Week, bu anlamda girişimlerimiz için son derece önemli bir fırsat sundu. Seçilen girişimlerimizin burada kurdukları bağlantılar, elde ettikleri deneyim ve görünürlük, onların global büyüme yolculuğuna önemli katkı sağlayacak. Biz bu tür fırsatları girişimcilerimizin uluslararası pazarlarda başarı elde etmesi kadar ülkemizin teknoloji üretme kapasitesi ve ihracatının güçlenmesine katkı sağlayan stratejik bir dönüşüm olarak görüyoruz. Hedefimiz; Türkiye'de geliştirilen yenilikçi teknolojilerin dünya pazarlarında karşılık bulmasına, küresel ölçekte değer üretmesine ve ülkemizin yüksek katma değerli teknoloji ihracatına daha fazla katkı sunmasına destek olmak. Önümüzdeki dönemde de girişimcilerimizin uluslararası pazarlarda daha güçlü yer alması için desteklerimizi artırarak sürdüreceğiz.” Girişimlere uçtan uca global destek Lonca Global Programı kapsamında seçilen girişimlere, etkinlik öncesinde küresel pazara hazırlık, hızlandırma ve sunum pratiklerini kapsayan yoğun bir hazırlık desteği sunuldu. Etkinlik süresince de girişimcilere ücretsiz stant imkânı sağlandı. Bunun yanı sıra, ulaşım ve konaklama giderleri için hibe desteği sunularak girişimlerin global sahnede yer alması kolaylaştırıldı. Bu destek modeliyle Lonca, girişimlerin yalnızca yerel pazarda büyümesini değil, uluslararası ekosistemde aktif rol almasını ve sürdürülebilir bir şekilde ölçeklenmesini de hedefledi. Lonca’dan globale uzanan büyüme yolculuğu 2017 yılından bu yana teknoloji odaklı girişimlerin büyüme yolculuğuna destek veren Lonca Girişimcilik Merkezi, bugüne kadar farklı sektörlerden çok sayıda girişimin gelişimine katkı sağladı. Lonca, sunduğu hibe desteği, mentorluk, teknik altyapı ve iş birliği fırsatlarının yanı sıra, yeni dönemde global açılım odaklı programlarıyla girişimlerin uluslararası sahnede yer almasını desteklemeye devam ediyor. London Tech Week katılımı da bu vizyonun önemli bir parçası olarak konumlanırken Lonca Girişimcilik Merkezi, girişimlerini global ekosistemin aktif bir oyuncusu haline getirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026'nın ABD'de Okuyan En Başarılı 25 Türk Öğrencisi Açıklandı Haber

2026'nın ABD'de Okuyan En Başarılı 25 Türk Öğrencisi Açıklandı

StudyinAmerica.com Kurucusu Tamer Türkman, “Bu gençler, Türkiye'nin küresel başarı hikâyesinin temsilcileridir… Türkiye'nin insan kaynağının dünya ölçeğinde ne kadar güçlü olduğunun en somut göstergelerinden biridir. Bu araştırma diğer gençlere de ilham kaynağı oluyor” diyor. Türkiye'nin yetiştirdiği genç yetenekler, dünyanın en prestijli üniversitelerinde elde ettikleri akademik ve bilimsel başarılarla uluslararası arenada adlarından söz ettirmeye devam ediyor. StudyinAmerica.com Eğitim Danışmanlığı tarafından geleneksel olarak hazırlanan "ABD'de Okuyan En Başarılı 25 Türk Öğrenci" listesi açıklandı. Listede 2026 yılında da yalnızca akademik başarılarıyla değil; araştırmaları, girişimleri, sosyal sorumluluk çalışmaları ve liderlik özellikleriyle fark yaratan Türk öğrencileri buluştu. Dünyanın en iyi şirketleri ve araştırma merkezlerinde işe girdiler Harvard'dan Stanford'a, MIT'den Princeton'a dünyanın en saygın yükseköğretim kurumlarında eğitim gören Türk öğrenciler, mezuniyetlerini yüksek onur dereceleriyle tamamlarken, birçok alanda uluslararası düzeyde ses getiren çalışmalara imza attı. Bu yıl listeye giren öğrenciler arasında; kanser tedavilerine yönelik araştırmalarda görev alan, yapay zekâ tabanlı girişimiyle uluslararası yatırımcıların dikkatini çeken, makine öğrenmesi, astrofizik, quantum, moleküler biyoloji ve teorik bilgisayar bilimi gibi çalışmalarıyla araştırma fonları kazananlar bulunuyor. Ayrıca biyomedikal teknolojiler geliştiren, sürdürülebilirlik projelerine liderlik eden ve dünyanın önde gelen teknoloji şirketleri ve araştırma merkezlerinden iş teklifi alan gençler yer alıyor. Listede farklı kıstaslar dikkate alınıyor Öğrenciler sadece akademik performanslarıyla değil topluma sağladıkları katkılarla da örnek gösteriliyor. Liste, yalnızca not ortalamasını değil; araştırma üretkenliğini, liderlik becerilerini, gönüllülük faaliyetlerini ve küresel ölçekte oluşturdukları etkiyi de dikkate alıyor. Türkiye'nin küresel başarı hikâyesinin temsilcileri StudyinAmerica.com Kurucusu Tamer Türkman, her yıl açıklanan listenin yalnızca bireysel başarıları değil, Türkiye'nin uluslararası akademik alandaki potansiyelini de ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: "Bugün dünyanın en güçlü üniversitelerinde eğitim gören Türk öğrenciler, yalnızca diploma alan gençler değil; geleceğin bilim insanları, teknoloji liderleri, girişimcileri ve karar vericileri olarak yetişiyor. Laboratuvarlarda yürüttükleri araştırmalar, geliştirdikleri projeler ve uluslararası başarılarıyla hem üniversitelerini hem de ülkelerini en iyi şekilde temsil ediyorlar. Bu tablo, Türkiye'nin insan kaynağının dünya ölçeğinde ne kadar güçlü olduğunun en somut göstergelerinden biridir” dedi. Gençler için ilham kaynağı Türkman "Listeye giren öğrencilerimiz, 4.00 üzerinden en az 3.70 not ortalamasıyla mezun olmanın yanında, araştırma projeleri, sosyal sorumluluk faaliyetleri, liderlik rolleri ve staj deneyimleriyle de örnek bir profil ortaya koyuyor. Pek çoğu mezun olmadan dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden, araştırma merkezlerinden ve lisansüstü programlardan kabul aldı. Onların başarıları, kendilerinden sonra ABD'de eğitim almayı hedefleyen gençler için de güçlü bir ilham kaynağı oluşturuyor " şeklinde konuştu. ABD’de Okuyan En Başarılı 25 Türk Öğrenci Listesi: Alin Aşım Harvard University Hüseyin Yağız Devre Princeton University İdil Seçil University of Pennsylvania Ege Turan Stanford University Dafne Sarfati Columbia University Batuhan Sarıdede Dartmouth University Ümran Serra Koca California Institute of Technology (CALLTECH) Faruk Öztok Harvard University Derin Arat Princeton University Yaman Bora Otuzbir Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) Handan Dilara Bıkmaz Yale University Sedik Sadık Harvard University Mayra Çoruh Pomona College Derin Algül Duke University Lara Danışman Princeton University Alp Aygen Georgetown University Beril Aydın Johns Hopkins University Yaman Bora Akbaş Georgia Tech Lara Buruk University of Chicago Arda Kaz UC Berkeley Yasemin Yüksel Columbia University Ata Güvendi Northwestern University Deniz Oray Boston University Öncel Aldanmaz Claremont McKenna College Elif Uzelli Tufts University Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknoloji Sektörü, 2026’da Hiper-Hızlı Bir Yapay Zekâ Dönemine Giriyor Haber

Teknoloji Sektörü, 2026’da Hiper-Hızlı Bir Yapay Zekâ Dönemine Giriyor

Araştırma, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında inovasyona öncelik vererek büyümeyi hızlandırabileceklerine dikkat çekiyor. Aynı zamanda stratejik ortaklıklarla büyük ölçekte yapay zekâ uygulamalarının iş modellerine entegre edilmesi de sektörde büyümeyi hızlandırabilen bir diğer faktör olarak ön plana çıkıyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında büyümeyi ve operasyonel verimliliği artırmak için odaklanabileceği kritik alanları ele aldığı “Teknoloji Şirketleri için En Büyük 10 Fırsat” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırma, teknoloji sektörünün hiper-hızlı bir yapay zekâ dönemine girdiğini ortaya koyarken, bu yeni dönemde lider konumda olmak isteyen şirketlere net bir yol haritası sunuyor. Araştırmaya göre; 2026’da başarıyı belirleyen temel unsur günümüz iş dünyasında hızlı aksiyon almak olacak. Yapay zekâ odaklı inovasyonun ivme kazanmasıyla birlikte teknoloji şirketlerinin; stratejik iş birlikleri yoluyla daha hızlı büyüme ve verimlilik elde etmesi öne çıkıyor. Aynı zamanda belirli amaçlar doğrultusunda otonom karar alabilen yapay zekâ sistemleri (Agentic AI), platformlar ve bulut sistemleri arasında birlikte çalışabilirlik ile fiziksel yapay zekâ ve robotik çözümler, yeni rekabet avantajlarının merkezinde yer alıyor. EY araştırmasında, yapay zekânın hız kazanmasıyla birlikte güvenilir yapay zekânın artık yalnızca bir uyum başlığı değil, gelir ve itibarın korunması açısından operasyonel bir zorunluluk haline geldiği vurgulanıyor. Bu kapsamda, yönetişimin iş süreçlerine entegre edilmesi, liderlerin daha etkin bir rol üstlenmesi ve güçlü veri altyapılarının oluşturulması kritik önem taşıyor. EY, 2026’da teknoloji şirketlerinin göz önünde bulundurması gereken 10 fırsat alanını şöyle sıralıyor: 1. Hiper-hızlı yapay zekâ döneminde stratejik iş birlikleriyle büyüme hızlandırılmalı Yapay zekâ odaklı stratejik iş birlikleri, birleşme-satın alma işlemleri veya ortak girişim yaklaşımları ile, teknoloji şirketlerinin daha hızlı ölçeklenmesini sağlayacak. Yönetişimden ödün vermeden, stratejik iş birliklerini güçlendiren teknoloji şirketleri, değişen regülasyonlara daha çevik uyum sağlayarak sürdürülebilir rekabet avantajı elde edebilir. 2. Platformlar arası entregre çalışabilirlik ve fiziksel yapay zekâya geçiş önceliklendirilmeli Ürünlere entegre yapay zekâ artık standart hale gelirken, platformlar ve bulutlar arasında sorunsuz çalışan sistemler fark yaratıyor. Yapay zekâ, robotik ve otonom çözümlerle birleşen bu yaklaşım, yazılım ile fiziksel dünyayı yakınlaştırarak yeni büyüme alanları sunma fırsatı taşıyor. Bu yetkinliklere yatırım yapan teknoloji şirketleri rekabet avantajı elde edebilir. 3. Güvenli ve güvenilir yapay zekâ operasyonel hale getirilmeli Yapay zekânın yaygınlaşması arttıkça güvenilirlik ve etiklik konuları tercih olmanın ötesine geçerek operasyonel gereklilik haline geliyor. Teknoloji şirketlerinin; iş akışlarına ve risklere en yakın konumda bulunan fonksiyonları güçlendirerek, sınırları tanımlama, risk alanlarını belirleme ve güvenilirlik uygulamalarını günlük operasyonlara entegre etme modeline yönelmesi gerekiyor. Güçlü sınırlar olmadan, şirketler zincirleme başarısızlığa yol açabilecek ve iş hedeflerini sekteye uğratabilecek risklerle karşı karşıya kalıyor. İş fonksiyonlarının güçlendirilmesi ve yönetişimin günlük süreçlere entegre edilmesi, bu büyümenin sürdürülebilir şekilde yönetilmesini sağlayabilir. Bunu başaran teknoloji şirketleri, mevzuata ve itibara ilişkin riskleri azaltırken operasyonel verimliliği artırabilir. 4. Yapay zeka döneminde ticari konulara ilişkin strateji yeniden ele alınmalı Yapay zekâ temelli şirketler, yazılımların fiyatlandırılması, hazırlanması ve satın alınması süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Geleneksel modeller yerini sonuç ve değer odaklı fiyatlandırmaya bırakıyor. Müşteriler artık erişimden çok sorunsuz deneyimler ve ölçülebilir fayda bekliyor. Araştırmaya göre; 2026’da lider şirketlerin, fiyatlandırmayı doğrudan sağlanan çıktı ve değerle ilişkilendiren modellerle öne çıkacağı öngörülüyor. Bu sonuç odaklı modeller, müşteriler için tercih edilen bir satın alma deneyimi sunmayı hedefliyor. 5. Esneklik için yapay zekâ model seçimi optimize edilmeli Açık ve kapalı yapay zekâ modelleri arasındaki doğru denge, maliyet, performans ve uyum açısından kritik hale geliyor. Açık model ekosistemi hızla gelişerek daha düşük giriş bariyerleri, daha hızlı süreçler ve çoğu zaman maliyetin çok küçük bir kısmıyla iş akışlarına derin bir entegrasyon potansiyeli sunuyor. Kapalı modeller ise daha yüksek maliyetler, tedarikçiye bağımlılık ve yerelleştirme veya uyum açısından daha sınırlı esneklik gibi riskleri beraberinde getirebiliyor. 2026’da bu modelleri iş operasyonları ve regülasyon ihtiyaçlarına göre doğru yöneten teknoloji şirketleri, hız ve esneklik avantajı elde edebilir. 6. Dijital egemenlik odaklı tasarım ve etkin iş gücü modeli benimsenmeli Regülasyonlar ve jeopolitik gelişmeler, yapay zekâda yerelleşmeyi zorunlu kılıyor. Avrupa Birliği’nin Dijital Piyasalar Yasası (DMA), Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Yapay Zekâ Yasası gibi düzenlemeler şirketlerin planlarını etkilerken, dijital egemenlik yaklaşımı daha çok önem kazanıyor. Bu konu; yeteneklerin nerede konumlandığını, hesaplama süreçlerinin nerede gerçekleştiğini ve temel modellerin ulusal değerleri, etik yaklaşımları ve gelenekleri nasıl yansıttığını kapsıyor. Stratejilerine farklı bölgesel perspektifleri ve regülasyon gerekliliklerini entegre eden şirketler, hızdan ödün vermeden uyum sağlayarak, giderek farklılaşan bu ortamda küresel ölçekte büyümeyi sürdürebilebilir. 7. Yapay zekâ zorlukları, alanında uzmanlarla yönetilmeli Yapay zekâ uygulamaları karmaşıklaştıkça, ilgili uzmanların doğrudan iş birimlerinde görev alması önem kazanıyor. Teknik yetkinliğin doğrudan iş birimlerine veya proje ekiplerine dahil edilmesi, bu teknolojinin kullanımını hızlandırırken uygulama kalitesini ve sürekliliği artırıyor. Bu rolleri değeri en üst düzeye çıkaracak şekilde yapılandıran teknoloji şirketleri, avantaj elde edebilir. 8. Dijital altyapı ve yapay zekâ dönemi için vergi stratejisi yeniden ele alınmalı Küresel ölçekte büyüyen teknoloji şirketleri için vergi, stratejik bir karar alanı haline geliyor. Nerede yatırım yapılacağı, fikri mülkiyet sahipliğinin nasıl yapılandırılacağı ve maliyetler ile kârların sınırlar arasında nasıl dağıtılacağına ilişkin kararların proaktif olarak değerlendirilmesi önem kazanıyor. Bu doğrultuda, vergi stratejisinin dijital dönüşümün temeline entegre edilmesi gerekiyor. Vergi yaklaşımını dijital dönüşümün merkezine yerleştiren şirketler, büyüme sürecinde uyum ve çeviklik sağlayabilir. 9. AI destekli FinOps (Financial Operations) yaklaşımlarıyla finans fonksiyonu, stratejik bir itici güce dönüştürülmeli Yapay zekâ destekli FinOps (Financial Operations) yaklaşımları, finans fonksiyonunu raporlamanın ötesine taşıyor. Gerçek zamanlı görünürlük ve akıllı kaynak yönetimi, daha hızlı ve isabetli karar almayı mümkün kılıyor. Doğru şekilde hayata geçirildiğinde finans, bir raporlama fonksiyonu olmaktan çıkarak marj artışını destekleyen, sermaye kullanımını optimize eden ve kurum genelinde karar süreçlerini iyileştiren stratejik bir itici güç haline geliyor. 10. Yapay zekâ çağında, kurumsal güvenlik yeniden gözden geçirilmeli Teknoloji şirketlerinin, temel güvenlik seviyesinin ötesine geçerek daha proaktif ve yapay zekâ destekli siber güvenlik ve veri güvenliği yaklaşımlarını benimsemesi gerekiyor. Bu kapsamda; iyileştirme hizmet seviyesi anlaşmalarının haftalardan saatlere indirilmesi, siber tehdit tespiti ile müdahalesinin otomatikleştirilmesi ve sürekli kimlik doğrulamanın entegre edilmesi gibi alanlar öne çıkıyor. Kimlik, veri ve yapay zekâ modellerini bütüncül şekilde koruyan teknoloji şirketleri, büyümeyi kesintisiz ve güvenli biçimde sürdürebilir. EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı, Telekomünikasyon, Medya ve Teknoloji Sektör Lideri Emre Beşli araştırma ile ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu: “Teknoloji sektörü, 2026 yılında yapay zekânın hızla yaygınlaştığı ve ölçülebilir değer üretmenin her zamankinden daha kritik hale geldiği bir döneme giriyor. Teknoloji şirketleri bugün yapay zekânın potansiyelini konuşmaktan çok, bu potansiyeli güvenli ve güvenilir şekilde nasıl hayata geçireceklerine ve etkili çözümlerle nasıl sürdürülebilir değer elde edebileceklerine odaklanıyor. Öte yandan “dijital egemenlik” kavramı da belirleyici bir unsur olarak hayatımıza girdi. Üst yönetim gündeminde artık ‘yapabilir miyiz?’ sorusunun yerini, ‘nasıl daha hızlı ve etkili uygularız?’ sorusu almış durumda. Otonom sistemlerin operasyonel süreçleri desteklediği, liderlerin ise stratejik yönlendirmeye odaklandığı bu yeni iş modelinin, rekabet avantajının temelini oluşturacağını söylemek mümkün. Araştırmamızda ortaya koyduğumuz fırsatlar, teknoloji şirketlerinin deneme ve pilot süreçlerden operasyonel olgunluğa geçişini desteklerken; yapay zekâ temelli stratejileri benimseyen, yönetişimi dönüştüren ve iş modellerini yeniden kurgulayan şirketlerin kazanan konumda olacağına işaret ediyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.