Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknoloji Şirketleri

Kapsül Haber Ajansı - Teknoloji Şirketleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji Şirketleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Teknoloji Sektörü, 2026’da Hiper-Hızlı Bir Yapay Zekâ Dönemine Giriyor Haber

Teknoloji Sektörü, 2026’da Hiper-Hızlı Bir Yapay Zekâ Dönemine Giriyor

Araştırma, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında inovasyona öncelik vererek büyümeyi hızlandırabileceklerine dikkat çekiyor. Aynı zamanda stratejik ortaklıklarla büyük ölçekte yapay zekâ uygulamalarının iş modellerine entegre edilmesi de sektörde büyümeyi hızlandırabilen bir diğer faktör olarak ön plana çıkıyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında büyümeyi ve operasyonel verimliliği artırmak için odaklanabileceği kritik alanları ele aldığı “Teknoloji Şirketleri için En Büyük 10 Fırsat” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırma, teknoloji sektörünün hiper-hızlı bir yapay zekâ dönemine girdiğini ortaya koyarken, bu yeni dönemde lider konumda olmak isteyen şirketlere net bir yol haritası sunuyor. Araştırmaya göre; 2026’da başarıyı belirleyen temel unsur günümüz iş dünyasında hızlı aksiyon almak olacak. Yapay zekâ odaklı inovasyonun ivme kazanmasıyla birlikte teknoloji şirketlerinin; stratejik iş birlikleri yoluyla daha hızlı büyüme ve verimlilik elde etmesi öne çıkıyor. Aynı zamanda belirli amaçlar doğrultusunda otonom karar alabilen yapay zekâ sistemleri (Agentic AI), platformlar ve bulut sistemleri arasında birlikte çalışabilirlik ile fiziksel yapay zekâ ve robotik çözümler, yeni rekabet avantajlarının merkezinde yer alıyor. EY araştırmasında, yapay zekânın hız kazanmasıyla birlikte güvenilir yapay zekânın artık yalnızca bir uyum başlığı değil, gelir ve itibarın korunması açısından operasyonel bir zorunluluk haline geldiği vurgulanıyor. Bu kapsamda, yönetişimin iş süreçlerine entegre edilmesi, liderlerin daha etkin bir rol üstlenmesi ve güçlü veri altyapılarının oluşturulması kritik önem taşıyor. EY, 2026’da teknoloji şirketlerinin göz önünde bulundurması gereken 10 fırsat alanını şöyle sıralıyor: 1. Hiper-hızlı yapay zekâ döneminde stratejik iş birlikleriyle büyüme hızlandırılmalı Yapay zekâ odaklı stratejik iş birlikleri, birleşme-satın alma işlemleri veya ortak girişim yaklaşımları ile, teknoloji şirketlerinin daha hızlı ölçeklenmesini sağlayacak. Yönetişimden ödün vermeden, stratejik iş birliklerini güçlendiren teknoloji şirketleri, değişen regülasyonlara daha çevik uyum sağlayarak sürdürülebilir rekabet avantajı elde edebilir. 2. Platformlar arası entregre çalışabilirlik ve fiziksel yapay zekâya geçiş önceliklendirilmeli Ürünlere entegre yapay zekâ artık standart hale gelirken, platformlar ve bulutlar arasında sorunsuz çalışan sistemler fark yaratıyor. Yapay zekâ, robotik ve otonom çözümlerle birleşen bu yaklaşım, yazılım ile fiziksel dünyayı yakınlaştırarak yeni büyüme alanları sunma fırsatı taşıyor. Bu yetkinliklere yatırım yapan teknoloji şirketleri rekabet avantajı elde edebilir. 3. Güvenli ve güvenilir yapay zekâ operasyonel hale getirilmeli Yapay zekânın yaygınlaşması arttıkça güvenilirlik ve etiklik konuları tercih olmanın ötesine geçerek operasyonel gereklilik haline geliyor. Teknoloji şirketlerinin; iş akışlarına ve risklere en yakın konumda bulunan fonksiyonları güçlendirerek, sınırları tanımlama, risk alanlarını belirleme ve güvenilirlik uygulamalarını günlük operasyonlara entegre etme modeline yönelmesi gerekiyor. Güçlü sınırlar olmadan, şirketler zincirleme başarısızlığa yol açabilecek ve iş hedeflerini sekteye uğratabilecek risklerle karşı karşıya kalıyor. İş fonksiyonlarının güçlendirilmesi ve yönetişimin günlük süreçlere entegre edilmesi, bu büyümenin sürdürülebilir şekilde yönetilmesini sağlayabilir. Bunu başaran teknoloji şirketleri, mevzuata ve itibara ilişkin riskleri azaltırken operasyonel verimliliği artırabilir. 4. Yapay zeka döneminde ticari konulara ilişkin strateji yeniden ele alınmalı Yapay zekâ temelli şirketler, yazılımların fiyatlandırılması, hazırlanması ve satın alınması süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Geleneksel modeller yerini sonuç ve değer odaklı fiyatlandırmaya bırakıyor. Müşteriler artık erişimden çok sorunsuz deneyimler ve ölçülebilir fayda bekliyor. Araştırmaya göre; 2026’da lider şirketlerin, fiyatlandırmayı doğrudan sağlanan çıktı ve değerle ilişkilendiren modellerle öne çıkacağı öngörülüyor. Bu sonuç odaklı modeller, müşteriler için tercih edilen bir satın alma deneyimi sunmayı hedefliyor. 5. Esneklik için yapay zekâ model seçimi optimize edilmeli Açık ve kapalı yapay zekâ modelleri arasındaki doğru denge, maliyet, performans ve uyum açısından kritik hale geliyor. Açık model ekosistemi hızla gelişerek daha düşük giriş bariyerleri, daha hızlı süreçler ve çoğu zaman maliyetin çok küçük bir kısmıyla iş akışlarına derin bir entegrasyon potansiyeli sunuyor. Kapalı modeller ise daha yüksek maliyetler, tedarikçiye bağımlılık ve yerelleştirme veya uyum açısından daha sınırlı esneklik gibi riskleri beraberinde getirebiliyor. 2026’da bu modelleri iş operasyonları ve regülasyon ihtiyaçlarına göre doğru yöneten teknoloji şirketleri, hız ve esneklik avantajı elde edebilir. 6. Dijital egemenlik odaklı tasarım ve etkin iş gücü modeli benimsenmeli Regülasyonlar ve jeopolitik gelişmeler, yapay zekâda yerelleşmeyi zorunlu kılıyor. Avrupa Birliği’nin Dijital Piyasalar Yasası (DMA), Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Yapay Zekâ Yasası gibi düzenlemeler şirketlerin planlarını etkilerken, dijital egemenlik yaklaşımı daha çok önem kazanıyor. Bu konu; yeteneklerin nerede konumlandığını, hesaplama süreçlerinin nerede gerçekleştiğini ve temel modellerin ulusal değerleri, etik yaklaşımları ve gelenekleri nasıl yansıttığını kapsıyor. Stratejilerine farklı bölgesel perspektifleri ve regülasyon gerekliliklerini entegre eden şirketler, hızdan ödün vermeden uyum sağlayarak, giderek farklılaşan bu ortamda küresel ölçekte büyümeyi sürdürebilebilir. 7. Yapay zekâ zorlukları, alanında uzmanlarla yönetilmeli Yapay zekâ uygulamaları karmaşıklaştıkça, ilgili uzmanların doğrudan iş birimlerinde görev alması önem kazanıyor. Teknik yetkinliğin doğrudan iş birimlerine veya proje ekiplerine dahil edilmesi, bu teknolojinin kullanımını hızlandırırken uygulama kalitesini ve sürekliliği artırıyor. Bu rolleri değeri en üst düzeye çıkaracak şekilde yapılandıran teknoloji şirketleri, avantaj elde edebilir. 8. Dijital altyapı ve yapay zekâ dönemi için vergi stratejisi yeniden ele alınmalı Küresel ölçekte büyüyen teknoloji şirketleri için vergi, stratejik bir karar alanı haline geliyor. Nerede yatırım yapılacağı, fikri mülkiyet sahipliğinin nasıl yapılandırılacağı ve maliyetler ile kârların sınırlar arasında nasıl dağıtılacağına ilişkin kararların proaktif olarak değerlendirilmesi önem kazanıyor. Bu doğrultuda, vergi stratejisinin dijital dönüşümün temeline entegre edilmesi gerekiyor. Vergi yaklaşımını dijital dönüşümün merkezine yerleştiren şirketler, büyüme sürecinde uyum ve çeviklik sağlayabilir. 9. AI destekli FinOps (Financial Operations) yaklaşımlarıyla finans fonksiyonu, stratejik bir itici güce dönüştürülmeli Yapay zekâ destekli FinOps (Financial Operations) yaklaşımları, finans fonksiyonunu raporlamanın ötesine taşıyor. Gerçek zamanlı görünürlük ve akıllı kaynak yönetimi, daha hızlı ve isabetli karar almayı mümkün kılıyor. Doğru şekilde hayata geçirildiğinde finans, bir raporlama fonksiyonu olmaktan çıkarak marj artışını destekleyen, sermaye kullanımını optimize eden ve kurum genelinde karar süreçlerini iyileştiren stratejik bir itici güç haline geliyor. 10. Yapay zekâ çağında, kurumsal güvenlik yeniden gözden geçirilmeli Teknoloji şirketlerinin, temel güvenlik seviyesinin ötesine geçerek daha proaktif ve yapay zekâ destekli siber güvenlik ve veri güvenliği yaklaşımlarını benimsemesi gerekiyor. Bu kapsamda; iyileştirme hizmet seviyesi anlaşmalarının haftalardan saatlere indirilmesi, siber tehdit tespiti ile müdahalesinin otomatikleştirilmesi ve sürekli kimlik doğrulamanın entegre edilmesi gibi alanlar öne çıkıyor. Kimlik, veri ve yapay zekâ modellerini bütüncül şekilde koruyan teknoloji şirketleri, büyümeyi kesintisiz ve güvenli biçimde sürdürebilir. EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı, Telekomünikasyon, Medya ve Teknoloji Sektör Lideri Emre Beşli araştırma ile ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu: “Teknoloji sektörü, 2026 yılında yapay zekânın hızla yaygınlaştığı ve ölçülebilir değer üretmenin her zamankinden daha kritik hale geldiği bir döneme giriyor. Teknoloji şirketleri bugün yapay zekânın potansiyelini konuşmaktan çok, bu potansiyeli güvenli ve güvenilir şekilde nasıl hayata geçireceklerine ve etkili çözümlerle nasıl sürdürülebilir değer elde edebileceklerine odaklanıyor. Öte yandan “dijital egemenlik” kavramı da belirleyici bir unsur olarak hayatımıza girdi. Üst yönetim gündeminde artık ‘yapabilir miyiz?’ sorusunun yerini, ‘nasıl daha hızlı ve etkili uygularız?’ sorusu almış durumda. Otonom sistemlerin operasyonel süreçleri desteklediği, liderlerin ise stratejik yönlendirmeye odaklandığı bu yeni iş modelinin, rekabet avantajının temelini oluşturacağını söylemek mümkün. Araştırmamızda ortaya koyduğumuz fırsatlar, teknoloji şirketlerinin deneme ve pilot süreçlerden operasyonel olgunluğa geçişini desteklerken; yapay zekâ temelli stratejileri benimseyen, yönetişimi dönüştüren ve iş modellerini yeniden kurgulayan şirketlerin kazanan konumda olacağına işaret ediyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2025 Yılında Küresel Halka Arz Piyasasında Gelirlerde %39’luk Artış  Haber

2025 Yılında Küresel Halka Arz Piyasasında Gelirlerde %39’luk Artış 

EY’ın yayımladığı Küresel Halka Arz Trendleri Raporu’na göre, 2025 yılında 171,8 milyar dolar gelir ile toplam 1293 adet işlem gerçekleşti. 2024 yılına kıyasla, küresel işlem sayısı yaklaşık seviyelerde kalmasına rağmen, gelirlerde %39’luk kayda değer bir artış yaşandı. Bu artış, küresel çapta yatırımcı güveninin yeniden tesis edildiğini ve daha yüksek değerli halka arzlara doğru bir kayma olduğunu işaret ediyor. Uluslararası danışmanlık, güvence, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY, Küresel Halka Arz Trendleri 2025 Raporu’nu yayımladı. Rapora göre; 2025 yılında küresel piyasalarda, yapay zekâ (YZ) odaklı şirketler öne çıkarken, değerleme endişeleri de talepleri şekillendirdi. Küresel halka arz (IPO) piyasalarını son yıllarda şekillendiren makro belirsizliklere ve jeopolitik gerginliklere rağmen, 2025’te istikrar ve denge öne çıktı. Rapora göre; 2025 yılında küresel halka arz piyasalarında toplamda 1293 işlem, 171,8 milyar dolarlık gelir topladı; halka arz sayısı 2024’teki işlem sayısına göre büyük ölçüde aynı seviyelerde kalmasına rağmen, gelirlerde %39’luk kayda değer bir artış gerçekleşti. Bu toparlanma, yatırımcı güveninin yeniden tesis edildiğini, değerli ve daha yüksek kaliteli arzlara doğru bir kaymayı gösteriyor. Bunun yanı sıra, 2025’te halka arz ortamı, piyasa dinamiklerinin giderek karmaşıklaştığı, daha hızlı, oynak ve birbirine bağlı (NAVI) etkenler tarafından şekillendirildi. Önümüzdeki yıllar için, küresel halka arz piyasalarında temkinli bir iyimserlik hâkim ve işlemlerde istikrarlı bir artış potansiyeli söz konusu. Yapay zekâ şirketleri başı çekti Rapora göre; 2025’te küresel hisse senedi piyasaları dayanıklılık gösterdi; gelirlerde, ABD’deki büyük ölçekli teknoloji ve yapay zekâ şirketleri başı çekti. S&P 500 ve Nasdaq gibi büyük endeksler, önde gelen teknoloji şirketlerinin güçlü kârları ve nakit akışı üretimi ile, enflasyondaki olumlu gelişmelerden pozitif etkilendi. Oynaklık dönemsel olarak arttı; faiz beklentilerindeki değişimler, süregelen jeopolitik gerilimler, ticaret ve gümrük riskleri ile yapay zekâ değerlemelerine ilişkin tartışmalar bu oynaklığı tetikledi. Bu ortamda yatırımcılar; güçlü bilançolara, sürdürülebilir nakit akışlarına ve makro belirsizlik dönemlerinde yön bulma becerisini kanıtlamış şirketlere yöneldi. Türkiye’nin de içinde yer aldığı EMEIA Bölgesi işlem sayısında lider konumda Bölgesel performanslara bakıldığında, Türkiye’nin de içinde bulunduğu EMEIA Bölgesi (Avrupa, Ortadoğu, Hindistan ve Afrika), işlem sayısında küresel IPO aktivitelerine liderlik ederek toplamın %42’sini oluşturdu. Bölge, 2024’e kıyasla gelirlerde düşüş yaşasa da, işlem sayısında hem Amerika kıtasının hem de Asya-Pasifik’in önünde yer aldı. Avrupa bölgesi genelinde işlem sayısı 131’den 105’e düşerek %20 geriledi; getiriler ise %10 azalarak 17,3 milyar dolara indi. Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinde ise Suudi Arabistan, hem işlem sayısı hem de getirilerde bölgenin lideri olmaya devam etti. Amerika kıtası, hem işlem sayısı hem de getirilerde EMEIA ve Asya-Pasifik’in gerisinde kalsa da ABD küresel ölçekte halka arzlarda aktif merkezlerden biri olmayı sürdürdü. Ülke bazında bakıldığında, işlem sayısında Hindistan liderliğe yükseldi; onu ABD ve Çin izledi. İşlem gelirleri açısından ise ABD ilk sırada yer alırken, onu Çin ve Hindistan takip etti. Küresel ölçekte 2025’te sanayi (endüstriyel) sektörü %22, teknoloji-medya-telekomünikasyon (TMT) ise %21 payla IPO gelirlerine göre öne çıkan sektörler oldu; ancak sektörel dağılım bölgelere göre farklılık gösterdi. ABD’de TMT, gelirlerin neredeyse %40’ını topladı; bunun büyük kısmı yapay zekâ altyapısını destekleyen şirketlerden geldi. Buna karşılık Avrupa’da sanayi, finansal hizmetler, gayrimenkul-konaklama ile tüketici sektörlerini içeren daha çeşitli bir dağılım görüldü. Asya-Pasifik’te ise robotik, mobilite ve endüstriyel alanlarda yapay zekâ sistemleri geliştiren büyük işlemler öne çıktı. Yapay zekânın dönüştürücü potansiyeli ve değerleme tartışması sürüyor Yapay zekânın dönüştürücü etkisi açık olsa da mevcut değerlemeler, “balon etkisine” girilip girilmediğine dair tartışmaları da tetikledi. Bu tartışma, özellikle yapay zekâ şirketlerinin hisse senedi performansını belirgin şekilde etkileyerek piyasa duyarlılığının merkezine yerleşti. ABD’de büyük teknoloji şirketleri, 2025’te S&P 500’ün kazançlarının yaklaşık yarısını oluşturdu; birkaç mega ölçekli yapay zekâ şirketi endeks artışının üçte birini oluşturdu. Bu yoğunlaşma yapay zekânın potansiyelini gösterirken, aynı zamanda hassasiyeti de artırıyor; sadece birkaç şirketin değerlemesindeki küçük değişimler bile geniş varlık sınıflarını etkileyebiliyor. Küresel IPO piyasasında 2026 için temkinli iyimserlik hâkim Önümüzdeki dönem için küresel IPO piyasalarında temkinli bir iyimserlik hâkim. Çeviklik ve hazırlığı önceliklendiren şirketler başarılı bir şekilde konumlanabilir. Daha öngörülebilir para politikaları, genişleyen yatırımcı talebi ve iyileşen makroekonomik göstergeler bu tabloyu destekleyebilir. Yapay zekâ ve teknoloji yatırımlarındaki ivmenin sürmesi bekleniyor; bu da ölçeklenebilir iş modellerine, güçlü temellere ve ticarileşme yol haritaları net olan şirketlere sermaye akışını artırabilir. Şirketlerin altyapı yatırımları, değerleme disiplini ve piyasa absorpsiyon kapasitesi gibi zorlukları yönetmesi gerekebilir. IPO adaylarının yönetişimi güçlendirme, finansal raporlamayı iyileştirme, iç kontrolleri sağlamlaştırma ve stratejik netliği artırma konusunda proaktif olması şart. EY Türkiye Ülke Başkanı Metin Canoğulları, halka arz piyasasına dair şu değerlendirmelerde bulundu: “2025, küresel halka arz piyasalarının uzun bir belirsizlik döneminin ardından yeniden denge bulduğu bir yıl oldu. ABD, Hindistan ve Çin halka arzlarda liderliklerini sürdürdü. Türkiye açısından baktığımızda ise, 2025 yılında toplam 18 halka arz gerçekleşti ve 45 milyar liralık gelir toplandı. 2024 yılında 30’dan fazla gerçekleşen halka arz sayısına göre 2025 yılında işlem sayısı ve gelirlerde gerileme görüldü. 2026’da ise küresel ölçekte temkinli bir iyimserlik hâkim. Güçlü iç talep, sağlam bankacılık sistemi ve dijitalleşme yatırımları sermaye piyasaları için önemli bir potansiyel oluşturuyor. Bu durum, önümüzdeki döneme dair umut verici sinyaller veriyor. Özellikle teknoloji, finansal hizmetler, enerji ve tüketici sektörlerinde halka arz ilgisinin artarak devam edeceğini öngörüyoruz. Türkiye’de de makroekonomik istikrarın güçlenmesi, enflasyonla mücadelede ilerleme ve yatırımcı güveninin artması hâlinde, halka arz piyasasının daha geniş bir ivme yakalaması mümkün. Hazırlığını erken yapan, hızlı değişimlere karşı çevik hareket eden, finansal raporlamasını güçlendiren, yönetişim standartlarını yükselten ve büyüme stratejisini netleştiren şirketler, bu yılın kazananları arasında yer alabilir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceği Üretenler TEKNOFEST’te Buluşuyor Haber

Geleceği Üretenler TEKNOFEST’te Buluşuyor

Fikirleri projeye, projeleri geleceğe dönüştürmek isteyenler için yarışma başvuruları 20 Şubat’a kadar devam ediyor! Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST, 2026 yılında binlerce yıllık tarihi ve köklü medeniyet mirasıyla öne çıkan Şanlıurfa’da düzenlenecek. 30 Eylül - 4 Ekim tarihleri arasında GAP Havalimanında gerçekleşecek TEKNOFEST 2026, bilimi ve teknolojiyi tarihin sıfır noktası Şanlıurfa’da milyonlarla buluşturacak. Her yıl yenilenen yarışma kategorileriyle dikkat çeken TEKNOFEST, dünyanın en büyük ödüllü teknoloji yarışmalarına bu yıl da ev sahipliği yapıyor. 2026 yılında 52 yarışma ve 127 alt kategoride düzenlenecek TEKNOFEST Teknoloji Yarışmaları için başvurular, 20 Şubat’a kadar devam ediyor. Tarihin Kalbinden Geleceğin Zihinlerine; 52 Farklı Yarışma TEKNOFEST Şanlıurfa’da! TEKNOFEST 2026’da, gençlerin büyük bir ilgiyle takip ettiği “Roket Yarışması, Tarım Teknolojileri Yarışması, İnsansız Hava Araçları Yarışmaları, Çelikkubbe Hava Savunma Sistemleri Yarışması, Sağlıkta Yapay Zeka Yarışması ve Güvenli Uydu Haberleşmesi Yarışması” gibi pek çok alanda toplam 52 farklı kategoride teknoloji yarışması düzenlenecek. Bu yıl ise önceki yıllardan farklı olarak “Elektronik Harp Yarışması, İleri Otonom Sistemler Tasarım ve Operasyon Yarışması, TEKNOFEST Maden Teknolojileri Yarışması, FPV Drone İzleme (Tracking) Yarışması ve İnsanlık Yararına Teknolojiler Yarışması” ilk kez başvuruya açılarak teknoloji tutkunlarına yeni ufuklar ve güçlü deneyim fırsatları sunacak. 2018’den bugüne 4 Milyonu aşkın Hayal, Geleceğin Teknolojisine Dönüştü! 2018 yılından bu yana inovasyonun, üretmenin ve geleceği şekillendiren fikirlerin buluşma noktası olan TEKNOFEST, bugüne kadar 4 milyonun üstünde başvuruya ev sahipliği yaptı. TEKNOFEST 2026’da ise ilkokuldan lisansüstüne kadar her eğitim seviyesinden binlerce genç, hayallerini projeye dönüştürmek için farklı kategorilerdeki teknoloji yarışmalarına başvurma imkanı yakalayacak. Geleceğin mimarları arasında yer almak ve teknolojinin öncüleri arasına adını yazdırmak isteyenler, başvurularını hemen yapabilir. T3 Vakfı ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ana yürütücülüğünde, Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketleri, kamu, medya kuruluşları ve üniversitelerin destekleriyle düzenlenen dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST, 2026 yılında Şanlıurfa’da teknoloji severlerle buluşmaya hazırlanıyor. Festival coşkusunu ülkemizin her köşesine ulaştıran ve "ilklerin tek festivali" TEKNOFEST’in teknoloji yarışmalarına katılmak için www.teknofest.org adresinden başvurularınızı yapabilirsiniz.

Moscow Startup Summit yarının teknolojilerine ışık tuttu Haber

Moscow Startup Summit yarının teknolojilerine ışık tuttu

Zirve, 40 ülkeden gelen önde gelen uluslararası uzmanları ve teknoloji şirketi temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinliğin iş programı kapsamında startup sunumları (pitch session), sergiler ve uluslararası hızlandırma programı Sber500’ün demo günü öne çıkan bölümler arasında yer aldı. İki gün süren zirvede yapay zekâ, sürdürülebilir kalkınma ve teknolojik girişimcilik temalarında 60’tan fazla panel ve oturum gerçekleştirildi. Çin, Hindistan, Brezilya, Türkiye, Endonezya, Vietnam, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer ülkelerden katılımcılar, küresel ekonomik zorlukları ve hızla değişen teknolojik gerçekliğe uyum stratejilerini tartıştı. Zirve, Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin ve Sber CEO’su Herman Gref’in katıldığı açılış oturumu ile başladı. Oturumda, insan odaklı teknolojiler, mega kentlerin geleceği ve dijital ekosistemlerin modern yaşamı nasıl dönüştürdüğü konuları ele alındı. Uluslararası ana konuşmacılar arasında 2024 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Daron Acemoğlu, üç Oscar ödüllü yönetmen Oliver Stone ve gelecek odaklı dönüşüm uzmanı Selina Neri yer aldı. Konuşmalarda, küresel teknolojik gelişimin temel başlıkları ele alındı; yapay zekânın geleceği ve toplumsal etkileri, dijital çağda eğitim ve kariyerin yeni modelleri ile girişimcilikte yaratıcılığın rolü üzerine odaklanıldı. Zirvenin merkezinde hem Rusya’dan hem uluslararası yaklaşık 100 projenin yer aldığı büyük ölçekli startup sergisi yer aldı. Dikkat çeken örnekler arasında şunlar öne çıktı: Gumich, Gorodovoy adlı robotik teknoloji kompleksini tanıttı.AI Deepfake, sahte dijital içeriklerin yayılmasını önlemeye yönelik geliştirdiği araçlarla etkinlikte yer aldı.TUBOT, boru hatlarının teşhis, onarım ve temizliğinde kullanılan boru içi robotlarını sundu.Cyberly, anksiyete bozuklukları ve fobilerin önlenmesi ve tedavisinde kullanılmak üzere yenilikçi bir VR tabanlı terapi platformu tanıttı.ONSINT, geliştirdiği yüksek yerelleştirme oranına sahip yerli üretim bir endüstriyel 3D yazıcı ile etkinliğe katıldı.ExoAtlet, alt ekstremite rahatsızlığı olan hastaların rehabilitasyonu için tıbbi bir egzoskeleton tanıttı.Titan Power Solution, süper kapasitör tabanlı bir enerji depolama sistemi — yüksek güçlü ve rejeneratif şarj özelliğine sahip verimli bir cihaz — sundu. Uluslararası katılımcılar, özellikle yapay zekâ ve makine öğrenimi çözümleri, yeşil teknolojiler ve kentsel dijitalleşme alanlarına yoğun ilgi gösterdi. Sergilenen projeler arasında, vinçler ve madencilik ekskavatörleri dahil olmak üzere endüstriyel makinelerin uzaktan çalıştırılmasını sağlayan bir VR tabanlı sistem geliştiren Virsine Innovations gibi küresel ölçekte büyümekte olan Rus girişimler de vardı. Ayrıca İran, BAE, Hindistan, Pakistan ve diğer ülkelerden startup’lar da zirvede yer aldı. Moscow Startup Summit yeni iş birliklerine kapı araladı Zirve, Rus ve uluslararası şirketler arasında stratejik ortaklıkların kurulduğu önemli bir platform haline geldi. Öne çıkan duyurulardan biri, Moskova İnovasyon Kümelenmesi (Moscow Innovation Cluster) ile SberCity iş birliğinde geliştirilecek olan, Avrupa’nın inşaat sektöründeki inovasyonlar için en büyük test alanının oluşturulmasıydı. Etkinlikte ayrıca teknoloji sektöründe önemli yatırım anlaşmaları da açıklandı. KAMA FLOW (ana yatırımcı) ve Osnova Capital’ın yer aldığı bir konsorsiyum, madencilik endüstrisine yönelik yazılım çözümleri geliştiren Piklema Group’a 1 milyar ruble yatırım yaptığını duyurdu. Bunun yanında, Friendly VC adlı girişim sermayesi fonu, akıllı yaya geçidi sistemi iCrossWalk’un geliştiricisi SmartSee’ye 50 milyon ruble yatırım planlarını açıkladı. Startup Summit Ödülleri sahiplerini buldu Moscow Startup Summit, teknoloji ve inovasyonda öne çıkan başarıları onurlandırmak amacıyla verilen ve Moskova Hükümeti ile Sber tarafından oluşturulan Startup Summit Ödülleri ile sona erdi. İki günlük etkinliğin doruk noktası olan ödül töreni, Rusya’nın inovasyon ekosisteminin ölçeğini gözler önüne serdi. 79 Rus bölgesinden 1.700’ün üzerinde başvuru alındı; bunların 370’i En İyi Yapay Zekâ Çözümü, 160’tan fazlası ise En İyi Kentsel İnovasyon kategorisindeydi. Kazananlar; girişimler, risk sermayesi yatırımcıları, şirketler, bölgeler ve üniversiteler ile teknolojik girişimciliği teşvik eden medya kuruluşları olmak üzere beş ana alanda toplam 17 kategoride ödüllendirildi. Moscow Startup Summit, Moskova Hükümeti ve Sber tarafından organize edildi. Etkinlik, girişim sermayesi fonları, teknoloji şirketleri ve araştırma kurumlarından 5.000’in üzerinde katılımcıyı bir araya getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.