Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknoloji Transferi

Kapsül Haber Ajansı - Teknoloji Transferi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji Transferi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Singapur Hava Trafiğinde Yeni Dönem: Yılda 1 Milyon Uçuş Yapay Zekâyla Yönetilecek Haber

Singapur Hava Trafiğinde Yeni Dönem: Yılda 1 Milyon Uçuş Yapay Zekâyla Yönetilecek

Singapur Sivil Havacılık Otoritesi, hızla büyüyen hava trafiğini yönetebilmek amacıyla yeni nesil hava trafik yönetim sisteminin geliştirilmesi için Thales’i seçti. Yapay zekâ ve gelişmiş siber güvenlik teknolojileriyle desteklenecek sistemin, 2030 yılına kadar hizmete alınması ve yılda bir milyon uçak hareketini yönetmesi hedefleniyor. Singapur, bölgesel hava trafiğinde beklenen büyümeye hazırlanmak için hava trafik kontrol altyapısını kapsamlı biçimde yenilemeye hazırlanıyor. Singapur Sivil Havacılık Otoritesi (CAAS), ülkenin yeni nesil Hava Trafik Yönetim Sistemi’nin geliştirilmesi ve hava trafik kontrol radarlarının tedarik edilmesi için Fransız teknoloji şirketi Thales ile anlaşma imzaladı. NexGen ATMS adı verilen sistem, Singapur’da halen kullanılan LORADS III altyapısının yerini alacak. Projenin 2030 yılında operasyonel kullanıma geçmesi planlanıyor. Yeni sistemin tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte Singapur hava trafik kontrol birimlerinin, yılda bir milyon uçak hareketini güvenli ve verimli şekilde yönetebilmesi hedefleniyor. Hava trafik kontrolünde yapay zekâ dönemi NexGen ATMS’nin temelinde Thales tarafından geliştirilen TopSky – ATC One çözümü yer alacak. Yeni nesil otomasyon platformu; hava trafik kontrolörlerine gerçek zamanlı karar destek araçları, sadeleştirilmiş operasyon süreçleri ve gelişmiş bir insan-makine arayüzü sunacak. Sistemin yüksek düzeyde otomasyona sahip olması, kontrolörlerin operasyonel yükünü azaltırken kritik kararların daha hızlı ve daha güvenilir biçimde alınmasına yardımcı olacak. Platform bünyesinde kullanılacak TopSky – Sequencer çözümü ise yapay zekâ desteğiyle uçakların kalkış ve varış sıralamalarını optimize edecek. Böylece havaalanı ve çevresindeki trafik akışının daha düzenli hâle getirilmesi, yoğun saatlerde oluşabilecek gecikmelerin azaltılması planlanıyor. Yapay zekâ destekli sıralama sisteminin yalnızca operasyonel verimlilik sağlaması beklenmiyor. Daha düzenli yaklaşma ve kalkış süreçleri sayesinde uçakların havada bekleme sürelerinin, yakıt tüketiminin ve buna bağlı karbon emisyonlarının da azaltılması amaçlanıyor. İki yeni nesil radar kurulacak Proje yalnızca yazılım ve hava trafik yönetim altyapısıyla sınırlı kalmayacak. Thales, Singapur’un hava sahası gözetleme kapasitesini artırmak amacıyla iki yeni nesil hava trafik kontrol radarı da kuracak. Radarların, zorlu hava koşullarında dahi uçakların kesintisiz biçimde tespit edilmesini sağlayacak şekilde tasarlandığı belirtildi. Haftanın yedi günü, günün 24 saati çalışacak sistemler, NexGen ATMS mimarisine doğrudan entegre edilecek. Radarlar ile radar dışı gözetleme kaynaklarından elde edilen bilgilerin aynı platformda birleştirilmesiyle hava trafik kontrolörlerine daha kapsamlı ve güncel bir hava sahası görünümü sunulacak. Bu entegrasyonun durumsal farkındalığı güçlendirmesi ve uçuşların daha hassas verilerle yönetilmesini sağlaması bekleniyor. Siber güvenlik yeni sistemin merkezinde olacak Hava trafik kontrol altyapıları, ülkelerin kritik tesisleri arasında bulunuyor. Bu nedenle NexGen ATMS’nin siber güvenlik bileşenleri, projenin öncelikli alanlarından biri olarak belirlendi. Yeni platform, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ile Singapur’un ulusal siber güvenlik standartlarına uyumlu teknolojilerle korunacak. Sistemin açık mimariye sahip olması ise gelecekte ortaya çıkabilecek yeni ihtiyaçlara daha hızlı uyum sağlanmasına imkân verecek. Açık mimari sayesinde sisteme yeni teknolojiler, yazılım güncellemeleri ve üçüncü taraf çözümleri entegre edilebilecek. Böylece 2030 yılında hizmete alınacak altyapının, ilerleyen yıllarda değişen hava trafik yönetimi ihtiyaçlarına göre geliştirilebilmesi amaçlanıyor. Singapurlu uzmanlar Fransa’daki proje ofisine katılacak Anlaşmanın önemli unsurlarından birini de bilgi ve teknoloji transferi oluşturuyor. Proje kapsamında CAAS personeli, Fransa’daki proje ofisinde yürütülen çalışmalara doğrudan katılacak. Singapur’da hayata geçirilecek yerelleştirme projeleriyle birlikte ülkenin yeni sistemin kurulumu, işletilmesi ve gelecekte geliştirilmesi konusunda kendi teknik kapasitesini artırması hedefleniyor. Bu yaklaşım, projenin yalnızca yeni bir teknolojik sistemin satın alınmasından ibaret olmadığını; uzun vadeli uzmanlık ve insan kaynağı oluşturma programı niteliği taşıdığını gösteriyor. Thales ve CAAS iş birliği yeni aşamaya taşınıyor Thales Uluslararası Geliştirmeden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Pascale Sourisse, NexGen ATMS projesinin Singapur’un hava trafik yönetiminde yeni bir dönemi temsil ettiğini belirtti. Thales ile CAAS arasında LORADS III projesine dayanan uzun süreli bir iş birliği bulunduğuna dikkat çeken Sourisse, geçmiş projelerde edinilen deneyimin yeni sistemin geliştirilmesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Yeni hava trafik yönetim altyapısının, uçuş sayılarındaki büyümeyi desteklerken Singapur’un Asya-Pasifik bölgesindeki önemli havacılık merkezlerinden biri olma konumunu da güçlendirmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TURKCOMPOSITE 2026 Kompozit Sektörünü Küresel Vitrine Taşıyacak Haber

TURKCOMPOSITE 2026 Kompozit Sektörünü Küresel Vitrine Taşıyacak

Türkiye’nin kompozit malzeme ve teknolojileri alanındaki en kapsamlı organizasyonu olan Uluslararası Kompozit Fuarı TURKCOMPOSITE 2026, çok daha güçlü bir organizasyon yapısıyla sektöre ve dünyaya kapılarını açmaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin destekleriyle gerçekleştirilecek fuar, 21-23 Ekim2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi 9 ve 10. salonlar ile fuaye alanında, 15 bin m²’lik alanda düzenlenecek. TURKCOMPOSITE2026 kapsamında yüzde 30’u yabancı katılımcı olmak üzere 500’den fazla markanın yine yüzde 30’u yabancı ziyaretçi olmak üzere 4 bini aşkın uluslararası ziyaretçi ile bir araya gelmesi bekleniyor. “Meet4Composite” sloganıyla hayata geçirilecek etkinlik, katılımcılara hammadde, yarı mamul, nihai ürünler, laboratuvar sistemleri ve üretim teknolojileri gibi birçok alanda kapsamlı bir platform sunacak. Yeni Organizasyon, Yeni Vizyon Kompozit Sanayicileri Derneği desteğiyle düzenlenen; Türk Havacılık Uzay Sanayii(TUSAŞ), Roketsan, Baykar Teknoloji gibi önde gelen kurumların da katılım göstereceği fuar, önceki yıllardan farklı olarak 20 yılı aşkın sektörel deneyime sahip CNG Expo tarafından organize ediliyor. Bu iş birliği ile fuarın organizasyon yapısı tamamen yenileniyor. Bu değişim sayesinde hem ziyaretçi deneyimi hem de uluslararası tanıtım stratejileri büyük ölçüde güçlendirilerek, Türk kompozit sektörünün uluslararası bilinirliği ve prestijinin artırılması hedefleniyor. Kompozit Sanayicileri Derneği ve Türk firmalarının her yıl Fransa’daki JEC World ve ABD’deki CAMX gibi dünyanın önde gelen fuarlarında başarıyla yer aldığını söyleyen CNG Expo Yönetim Kurulu Başkanı Başkanı Cengiz Yaman, artık hedefin bu global etkiyi TURKCOMPOSITE Fuarı ile Türkiye’ye taşımak ve ülkemizi kompozit alanında bölgesel bir merkez haline getirmek olduğunu söyledi. TURKCOMPOSITE 2026’nın yalnızca bir ürün sergileme platformu değil; aynı zamanda bilgi paylaşımı, teknoloji transferi ve uluslararası iş birliği fırsatlarının buluşma noktası olduğunu kaydeden Yaman, “Yenilenen organizasyon yapısıyla fuar, bu yıl Türk kompozit sektörünü küresel vitrine taşıma yolunda güçlü bir adım olarak konumlanıyor” dedi. Türk Kompozit Sektörü Güçleniyor Türk kompozit sektörü, son yıllarda inşaat, otomotiv, havacılık ve savunma sanayi başta olmak üzere birçok stratejik alanda güçlü bir büyüme sergiliyor.2024 itibarıyla 2 milyar doları aşan pazar büyüklüğünün önümüzdeki beş yıl içinde 7 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Uluslararası standartlarda üretim yapan sektör, yüksek mühendislik ve tasarım kabiliyetleri sayesinde Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya pazarlarında rekabet gücünü artırıyor. Geleneksel kompozit ürünlerin yanı sıra karbon fiber takviyeli polimerler (CFRP), aramid fiberler ve nano-kompozitler gibi ileri teknoloji ürünlere yönelen sektör; hafiflik, dayanıklılık ve yüksek performans özellikleriyle öne çıkıyor. Kompozit ürünlerin ihracatı 2024’te 2 milyar doları aşarak Türkiye’nin yüksek teknolojili ihracatında önemli bir paya ulaştı. Türk kompozit sektörü, artan teknoloji yatırımlarıyla Kuzey Amerika, Batı Avrupa, Hindistan, Güneydoğu Asya ve MENA bölgesindeki varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hepa Türkiye Desteğiyle, Macaristan - Türkiye İş Birliklerinde Hasat Zamanı Haber

Hepa Türkiye Desteğiyle, Macaristan - Türkiye İş Birliklerinde Hasat Zamanı

HEPA Türkiye'nin katkılarıyla hayata geçirilen iki yeni proje, tarım ve havacılık alanlarında Türkiye ile Macaristan arasındaki iş birliğinin somut çıktıları olarak öne çıkıyor. Macaristan'ın yüksek verimli buğday tohumları Türkiye'de üretime kazandırılırken, Macar teknolojisiyle geliştirilen Airbus A320 uçuş simülatörü İstanbul'daki AFA Flight Academy'de havayolu pilotlarının eğitimine katkı sağlayacak. Macar Tohumları Türkiye Toprağına Uyum Sağladı Macaristan'ın köklü tohumculuk şirketlerinden Istroseed ile Türkiye’nin özel ürünleriyle sektörde öne çıkan markası Ayan Tohumculuk arasında kurulan iş birliği kapsamında önemli bir aşama kaydedildi. Istroseed'e ait iki farklı buğday çeşidi için Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı'na tescil ve ön üretim izni başvuruları tamamlandı. Çoğaltma çalışmalarının başarıyla sürdürdüğü projede , şimdiden her bir çeşitte yaklaşık 120 dönümlük üretim alanına ulaşıldı. Önümüzdeki yıllarda üretim kapasitesinin katlanarak artması hedeflenirken, HEPA Türkiye ve Istroseed yetkililerinin gerçekleştirdiği saha ziyaretleri de, tohumların Türkiye'nin iklim ve toprak koşullarına uyum sağladığını ortaya koydu. Elde edilen yüksek verim ve olumlu sonuçların, iki ülke arasındaki tarımsal ticareti çok daha ileri bir noktaya taşıması bekleniyor. Simnest Airbus A320 Simülatörü, Türk Pilotlarını Eğitecek HEPA Türkiye’nin katkı sunduğu bir diğer önemli iş birliği ise havacılık sektöründe hayata geçiriliyor. Havacılık sektöründe de teknoloji transferi odaklı bir adım atıldı. Macaristan merkezli Simnest tarafından geliştirilen ve yüksek teknolojisiyle öne çıkan Airbus A320 uçuş simülatörü, Türkiye’ye gerçekleştirilen ilk satış kapsamında İstanbul’daki AFA Flight Academy’ye teslim ediliyor. Kurulumu kısa sürede tamamlanacak olan simülatör, havayolu pilotlarının simülasyon eğitimlerinde aktif rol oynayacak. Türkiye ile Macaristan arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlendirme vizyonuyla hareket eden HEPA Türkiye, hayata geçirdiği bu stratejik iş birlikleriyleiki ülke arasındaki ticaret hacminin artışına yön vermeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DESAN Malezya İçin İnşa Ettiği İkinci Geminin Kızağa Koyma Törenini Gerçekleştirdi Haber

DESAN Malezya İçin İnşa Ettiği İkinci Geminin Kızağa Koyma Törenini Gerçekleştirdi

İnşası DESAN bünyesinde faaliyet gösteren ATLAS Tersanesi’nde yürütülen geminin “Kızağa Koyma” törenine, DESAN Tersanesi üst yönetimi yanında Malezya İstanbul Konsolosu Ahmad Amiri Abu Bakar, Malezya İçişleri Bakanlığı temsilcisi Shah Rizan bin Mohamad Sirat ve Sahil Güvenlik Komutanlığı temsilcisi Tuğamiral Zulinda binti Ramly katıldı. DESAN Tersanesi Yönetim Kurulu Başkanı Cenk İsmail Kaptanoğlu, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Şubat ayında sac kesimini gerçekleştirdiğimiz ikinci gemimizin bugün kızağa koyma törenini başarıyla tamamlamaktan gurur duyuyoruz. DESAN olarak üstlendiğimiz tüm ulusal ve uluslararası projelerde en önemli önceliğimiz; taahhüt ettiğimiz işleri zamanında ve belirlenen bütçe sınırları içerisinde, en yüksek kalitede teslim etmektir. Malezya Sahil Güvenlik Komutanlığı için inşa ettiğimiz bu ikinci gemide de aynı disiplin ve kararlılıkla ilerliyoruz. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki her iki gemimizin inşası da planlanan takvimin önünde ilerlemekte olup, bu başarı DESAN ekibinin, iş ortaklarımızın ve proje paydaşlarımızın özverili çalışmalarının bir sonucudur. Bu proje, Türkiye ile Malezya arasında savunma sanayii, teknoloji transferi, insan kaynağı gelişimi ve sürdürülebilir endüstriyel iş birliğini kapsayan uzun vadeli stratejik ortaklığın önemli bir aşaması ve somut bir göstergesidir. Ayrıca Malezya’da devam eden tersane yatırımımız ve bu kapsamda geliştirilecek yetenekler, güçlü bir iş birliği modelinin temelini oluşturmaktadır. Türkiye'nin mühendislik birikimini ve savunma sanayiindeki yetkinliklerini Malezya'nın hizmetine sunarken, önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki stratejik iş birliğini yeni projeler ve yeni başarı hikâyeleriyle daha ileri seviyelere taşımaya kararlıyız.” Mavi Vatan Teknolojisi Malezya Denizlerinde 99 metrelik uzunluğu, 11 ton kapasiteli helikopter platformu, revir / sağlık hizmetleri, 45 kişilik nezaret odası, 70 personel ve 30 yolcu kapasitesi ile Malezya Sahil Güvenlik Komutanlığı envanterindeki en büyük platform olacak Gemi, açık denizlerde deniz güvenliği, sınır aşan suçlarla mücadele, kaçakçılık ve yasadışı balıkçılıkla mücadele gibi alanlarda kritik bir rol oynayacak. DESAN tarafından Türkiye’de inşa edilen gemideki dört adet hızlı müdahale botu ve iki adet dikey iniş-kalkış yapabilen İnsansız Hava Aracı yanında proje kapsamında bir adet de insansız/otonom su üstü aracı (Unmanned Surface Vehicle – USV) yer alacak. Ayrıca, ilk gemideki işbirliği doğrultusunda, Türk savunma sanayiinin öncü firmaları ASELSAN ve HAVELSAN’ın katkılarıyla; silah sistemleri, elektronik ve muhabere sistemleri gibi ileri teknoloji bileşenleri projeye entegre edilecek. DESAN gemiyi 24 ay içerisinde tamamlayarak 2027 yılı sonuna kadar Malezya Sahil Güvenlik Komutanlığı'na teslim edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa, Türkiye Ve Azerbaycan Arasında Yeni İş Birliği Köprüsü Haber

Avrupa, Türkiye Ve Azerbaycan Arasında Yeni İş Birliği Köprüsü

Artkim Group, kimya, kompozit ve üretim teknolojileri alanlarında düzenlediği uluslararası fuar ve etkinliklerle sektörleri bir araya getirirken; IMBEO ise Avrupa başta olmak üzere farklı coğrafyalarda kurduğu iş geliştirme ağlarıyla şirketlerin yeni pazarlara erişimine katkı sağlıyor. Bu iş birliğiyle taraflar, başta Turkchem Eurasia olmak üzere Artkim Group’un uluslararası platformlarını daha güçlü bir bölgesel iş geliştirme zeminine dönüştürmeyi hedefliyor. Avrupa, Türkiye, Azerbaycan ve Orta Asya hattında kurulacak yeni bağlantılarla; şirketlerin yalnızca fuar katılımı değil, yeni iş ortaklıkları, yatırım temasları ve teknoloji odaklı iş birlikleri geliştirmesi amaçlanıyor. İş birliği kapsamında Turkchem Eurasia başta olmak üzere sektörel platformlar, B2B görüşmeler, iş geliştirme projeleri ve yeni nesil networking çalışmalarıyla şirketlerin bölgesel pazarlara erişimini destekleyecek ortak adımların hayata geçirilmesi planlanıyor. Böylece Avrupa’nın bilgi ve teknoloji birikimi, Türkiye’nin üretim gücü ve Azerbaycan’ın stratejik konumu arasında daha somut ve sürdürülebilir bir iş birliği köprüsü kurulması hedefleniyor. KİMYA VE İLERİ MALZEMEDE ÜÇLÜ HAT BÖLGESEL BÜYÜMENİN YENİ MERKEZİ OLUYOR Kimya sanayisinin artık yalnızca ürün ticaretinden ibaret olmadığını, teknoloji, bilgi paylaşımı ve yatırım iş birliklerinin sektörün geleceğini şekillendirdiğini belirten Artkim Group Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler, "Avrupa'nın mühendislik ve inovasyon gücü ile Türkiye'nin üretim kapasitesi ve Azerbaycan'ın bölgesel avantajları birbirini tamamlayan güçlü bir yapı oluşturuyor. Özellikle kimya, kompozit ve ileri malzeme teknolojileri gibi alanlarda bu iş birliklerinin çok daha fazla önem kazanacağını düşünüyoruz. Şirketler artık yalnızca yeni müşteriler değil, yeni iş ortakları ve yeni büyüme alanları arıyor. Önümüzdeki dönemde Avrupa, Türkiye ve Azerbaycan hattının yalnızca ticaret değil, yatırım, teknoloji transferi ve sanayi iş birlikleri açısından da daha güçlü bir merkez haline geleceğine inanıyoruz" dedi. YENİ EKOSİSTEM ŞİRKETLERE HEM TEKNOLOJİ HEM YENİ PAZAR ERİŞİMİ SAĞLIYOR Avrupa, Türkiye ve Azerbaycan hattında gelişen yeni iş birliklerinin yalnızca ticari değil, teknolojik ve stratejik bir değer de oluşturduğunu belirten IMBEO ve Composites Lounge Kurucusu İlkay Özkısaoğlu, "Bugün şirketler yalnızca yeni pazarlar aramıyor, aynı zamanda güvenilir iş ortakları ve güçlü ekosistemler oluşturmayı hedefliyor. Avrupa ile Türkiye arasında kurulan sanayi ve teknoloji köprüleri, Azerbaycan ve Hazar Bölgesi'ni de kapsayan daha geniş bir iş birliği alanı yaratıyor. Kimya, kompozit, mühendislik ve ileri üretim teknolojileri alanlarında oluşan bu yeni yapı; bilgi transferini hızlandırırken şirketlere yeni pazarlara erişim imkânı da sunuyor. Önümüzdeki dönemde bu iş birliklerinin bölgesel yatırım hareketliliği ve sanayi projeleri açısından önemli sonuçlar doğuracağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. TÜRK SANAYİSİNİN KÜRESEL ETKİSİNİ ARTIRACAK ADIMLAR Kimya, kompozit ve üretim teknolojileri alanlarında geliştirilen bölgesel iş birliklerinin önümüzdeki dönemde yeni yatırım projeleri, ortak üretim modelleri ve ticaret hacmi üzerinde etkili olması bekleniyor. Artkim Group ise uluslararası organizasyonları ve iş geliştirme faaliyetleriyle Türk sanayisinin yeni pazarlara erişimini destekleyen çalışmalarını sürdürmeyi ve farklı coğrafyalar arasında kalıcı iş birliklerinin oluşmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kütahya Blueberry Üretiminde Uluslararası Tarım Üssü Olmaya Hazırlanıyor Haber

Kütahya Blueberry Üretiminde Uluslararası Tarım Üssü Olmaya Hazırlanıyor

Kütahya Ticaret Borsası (KÜTBO) ile Hollanda Büyükelçiliği iş birliğinde hayata geçirilen “Blueberry / Yaban Mersini Yetiştiriciliği” odaklı proje, Türkiye’de tarım alanında son dönemin en dikkat çekici uluslararası iş birliklerinden biri olarak öne çıkıyor. Proje; eğitim, teknoloji transferi, yatırım, ihracat, sözleşmeli üretim ve yüksek katma değerli tarım modeliyle Kütahya’yı yeni nesil tarımın merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyor. Kütahya’da düzenlenen “Yaban Mersini (Blueberry) Yetiştiriciliği Eğitimi ve Uluslararası İş Birliği Buluşması”, projenin kamuoyuna açık en kapsamlı adımı oldu. Programa; Kütahya Valisi Musa Işın, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, KÜTBO Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gültekin, KÜTBO Onursal Başkanı Nafi Güral, Hollanda Ticaret Müsteşarı Niels Veenis, Hollanda Büyükelçiliği Tarım Müşaviri Yardımcısı Uğur Işın, Hollandalı sektör temsilcileri, yatırımcılar, üreticiler ve çok sayıda davetli katıldı. Toplantıda blueberry üretiminin yalnızca alternatif bir tarım ürünü değil; yüksek gelir sağlayan, ihracat potansiyeli taşıyan ve modern teknolojiyle desteklenen stratejik bir üretim modeli olduğu vurgulandı. Yapılan değerlendirmelerde Kütahya’nın, klasik tarım anlayışından yüksek katma değerli üretime geçişte önemli bir merkez olabileceği ifade edildi. Projede öne çıkan en önemli başlıklardan biri ise Hollanda’nın ileri tarım teknolojilerinin Kütahya’ya adapte edilmesi oldu. Hollandalı uzmanlar tarafından üreticilere; modern blueberry yetiştiriciliği, doğru çeşit seçimi, yüksek verim teknikleri, sulama yönetimi, iklim ve toprak optimizasyonu, kontrollü tarım uygulamaları, hasat sonrası depolama, paketleme süreçleri ve ihracata uygun kalite standartları konusunda kapsamlı eğitimler verildi. Yetkililer, projenin temel hedeflerinden birinin Hollanda’nın üretim modeli ile Türkiye’nin güçlü tarımsal potansiyelini bir araya getirmek olduğunu belirtti. Dünyanın en büyük ikinci tarım ihracatçısı konumundaki Hollanda’nın başarısının arkasında teknoloji, planlama, lojistik, soğuk zincir ve örgütlü üretim sistemi bulunduğuna dikkat çekildi. KÜTBO Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gültekin, sürecin uzun süredir planlandığını belirterek Yeni Zelanda’daki başarılı örneklerin de incelendiğini ifade etti. Gültekin, “Hollandalı yetkililer projeye ve Kütahya’nın potansiyeline oldukça olumlu yaklaştı. Bu iş birliği yalnızca üretim değil, aynı zamanda bilgi ve teknoloji paylaşımı açısından da büyük önem taşıyor” dedi. KÜTBO Onursal Başkanı Nafi Güral ise projenin yalnızca tarımsal değil, aynı zamanda stratejik bir kalkınma modeli olduğuna dikkat çekti. Güral, “Yıllardır Kütahya’nın üretim gücüne, toprağına ve insan kaynağına inanıyoruz. Blueberry yatırımıyla birlikte yalnızca yeni bir tarım ürününü değil; teknolojiyle desteklenen, ihracat odaklı ve yüksek katma değer üreten yeni bir tarım vizyonunu Kütahya’ya kazandırmayı hedefliyoruz. Hollanda ile kurulan bu iş birliği sayesinde üreticilerimizin dünya standartlarında üretim yapabilmesi ve uluslararası pazarlara erişebilmesi için önemli bir adım atıyoruz. Biz bu projeyi sadece ekonomik değil; kırsal kalkınma, istihdam ve sürdürülebilir üretim açısından da stratejik bir yatırım olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı. Kütahya Valisi Musa Işın ise kentte yaklaşık 306 bin hektarlık tarım arazisi bulunduğunu belirterek, bölgenin iklim yapısının blueberry üretimi için uygun olduğunu söyledi. Yüksek katma değerli ürünlerin kırsal kalkınma açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Işın, yatırım ve üretim süreçlerinde gerekli desteğin sağlanacağını ifade etti. Toplantıda yalnızca eğitim süreçleri değil, doğrudan ticari iş birlikleri de gündeme geldi. Hollandalı firmalar ile üreticiler arasında gerçekleştirilen B2B görüşmelerde; fide ve teknik ekipman tedariki, üretim altyapısı, lojistik zinciri, paketleme sistemleri ve Avrupa’ya ihracat modelleri üzerine kapsamlı temaslar gerçekleştirildi. Programın dikkat çeken başlıklarından biri de sözleşmeli üretim modeli oldu. Hollandalı firmaların üreticiye fide, teknik danışmanlık, üretim planlaması ve satın alma garantisi sunduğu sistemin Türkiye’de de uygulanabileceği belirtilirken, bu modelin üretici açısından önemli bir güven ortamı oluşturacağı ifade edildi. Uzmanlar, blueberry üretiminin saksılı sistemlerle yapılabilmesinin önemli avantajlar sunduğunu belirtti. Bu yöntem sayesinde küçük ve parçalı arazilerde dahi verimli üretim yapılabileceği, ayrıca hastalık durumunda bitkinin kolayca değiştirilebilmesinin üretici açısından önemli kolaylık sağladığı vurgulandı. Kadın kooperatiflerinin projeye dahil edilmesi konusu da toplantının öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Kadınların üretim süreçlerinde daha aktif rol alması ve kırsal ekonomiye daha güçlü şekilde katılması için çalışmalar yapılacağı belirtildi. Toplantıda Türkiye’nin blueberry üretimindeki avantajlarına da dikkat çekildi. Erkenci ve geç çeşitler sayesinde üretim sezonunun uzun bir döneme yayılabildiği, Türkiye’nin iklim avantajıyla dünya pazarında güçlü bir konuma ulaşabileceği belirtildi. Önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde Türkiye’nin dünya blueberry pazarında ilk 10 üretici ülke arasına girebileceği ifade edildi. KÜTBO yetkilileri, Kütahya’daki tarım arazilerinin yalnızca yüzde 1’lik kısmının blueberry üretimine ayrılması durumunda dahi yüz milyonlarca euroluk ekonomik hacim oluşabileceğine dikkat çekti. Modern sera yatırımları, kontrollü üretim alanları, demo bahçeler ve uygulamalı eğitim merkezleriyle Kütahya’nın Türkiye’nin önemli blueberry üretim merkezlerinden biri haline getirilmesinin hedeflendiği belirtildi. Toplantının sonunda taraflar, Türkiye ile Hollanda arasındaki tarımsal iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da güçleneceği konusunda görüş birliğine vardı. Türkiye’nin üretim gücü ile Hollanda’nın teknoloji, know-how ve küresel pazarlama ağının birleşmesiyle güçlü bir tarım modeli oluşturulabileceği vurgulandı. Projeyle birlikte; gençlerin tarımda tutulması, modern üretim modellerinin yaygınlaştırılması, kooperatifleşmenin güçlendirilmesi ve yüksek katma değerli ürünlere yönelim konusunda ortak çalışmaların devam edeceği ifade edildi. Kütahya’nın önümüzdeki dönemde yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa pazarında da adı anılan önemli bir blueberry üretim merkezi haline gelmesi hedefleniyor.

Anadolu Savunma SAHA Expo’yaSEYİT 4x4 ve KLTV ile Katıldı Haber

Anadolu Savunma SAHA Expo’yaSEYİT 4x4 ve KLTV ile Katıldı

Anadolu Savunma, 5-9 Mayıs tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen SAHA Expo Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayii Fuarı’nda SEYİT 4x4 ve Kia ile yapılan iş birliği kapsamında KLTV (hafif taktik araç) modellerini tanıtıyor. Anadolu Savunma, fuar kapsamında sergilediği araçlarla savunma sanayiindeki teknolojik yetkinliğini ve ürün geliştirme kabiliyetini bir kez daha ortaya koyuyor. Anadolu Isuzu’nun tamamen yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği SEYİT 4x4 ile farklı görev ihtiyaçlarına yanıt veren KLTV, ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor. SEYİT 4x4 teknik özellikleriyle ilgi odağı oldu Anadolu Savunma’nın tamamen yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği aracı SEYİT 4x4, sahip olduğu teknik özelliklerle fuarın öne çıkan modellerinden biri oldu. Zorlu arazi şartları için geliştirilen SEYİT 4x4, entegre sistemleri, kolay idamesi ve görev esnekliğiyle sahada üstün bir çözüm olarak öne çıkıyor. Araç, taktik görevlerde yüksek performans gösteriyor; hava, deniz, kara ve demiryoluyla kolaylıkla nakledilebiliyor. SEYİT 4x4, birliklerin hızlı konuşlanmasına da önemli bir katkı sağlıyor. 22.500 kg azami yüklü ağırlığıyla öne çıkan SEYİT 4x4; 285 beygir gücündeki motoru, otomatik şanzımanı, %60 tırmanma ve %30 yan eğim kabiliyeti, 1 metre derin sudan geçiş kabiliyetleriyle üstün arazi performansını sunarken, -35°C/+55°C sıcaklıklarda operasyonel görevlerini yerine getirebilmesi, yoğun toz ve kumlu ortamlara özel dizayn edilen filtre sistemleri gibi özellikleriyle farklı coğrafyalarda etkin görev yapabiliyor. KLTV sunduğu esnek çözümlerle öne çıktı Anadolu Savunma’nın SAHA Expo’da tanıttığı bir diğer model olan KLTV ise fuarda, çok amaçlı hafif taktik araç segmentinde sunduğu esnek çözümlerle öne çıkıyor. Silah taşıma, keşif, personel nakli ve lojistik destek gibi farklı görevlerde etkin performans sunan KLTV, modüler gövde yapısı sayesinde zırhlı veya zırhsız farklı konfigürasyonlara uyarlanabiliyor. 225 beygir güç ve 500 Nm tork üreten güçlü motoru, otomatik şanzımanı ve bağımsız süspansiyon sistemi ile zorlu arazi ve iklim koşullarında yüksek hareket kabiliyeti sağlayan araç, %60 dik eğim ve %40 yan eğim performansıyla dikkat çekiyor. Sökülebilir zırh kiti, balistik koruma seçenekleri ve gelişmiş sistem entegrasyonu sayesinde operasyonel esnekliği artıran KLTV, ergonomik kabini ve dijital donanımlarıyla modern sahaların dinamik ihtiyaçlarına güçlü bir yanıt veriyor. SAHA Expo 2026 milli üretim gücünü temsil eden firmalar ile sanayi liderlerini buluşturuyor. Türkiye ve Avrupa'nın en büyük sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul tarafından düzenlenen SAHA Expo 2026, bu yıl 120'den fazla ülkeden 1.500'ün üzerinde katılımcıyı ağırlıyor. Hem milli üretim gücünü temsil eden öncü firmaları hem de dünyanın önde gelen sanayi liderlerini aynı çatı altında buluşturan SAHA Expo 2026, küresel ölçekte stratejik ortaklıklar, teknoloji transferi ve endüstriyel iş birliği için eşsiz fırsatlar sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otokar, Asya-Pasifik’teki İddiasını DSA 2026’da Pekiştiriyor Haber

Otokar, Asya-Pasifik’teki İddiasını DSA 2026’da Pekiştiriyor

Türkiye'nin kara araçları ihracat lideri Otokar, kara sistemleri alanındaki ürün ve kabiliyetlerini küresel ölçekte sergilemeye devam ediyor. Malezya Savunma Bakanlığı'nın ev sahipliğinde 20–23 Nisan tarihlerinde Kuala Lumpur'daki Malezya Uluslararası Ticaret ve Sergi Merkezi'nde (MITEC) gerçekleşecek DSA 2026’da Otokar, dünyaca tanınan 4x4 Taktik Tekerlekli Komuta Kontrol Zırhlı Aracı COBRA II’nin sağdan direksiyonlu versiyonunu ve ARMA 6x6 Zırhlı Muharebe Aracı'nı sergileyecek. Uzun yıllardır NATO ve Birleşmiş Milletler’in kara araçları tedarikçileri arasında yer alan Otokar’ın 33 binden fazla askeri aracı, yaklaşık 50 ülkede 80’in üzerinde son kullanıcının envanterinde aktif olarak görev yapıyor. Farklı coğrafyalarda elde ettiği deneyimi araç geliştirme çalışmalarına yansıtan Otokar, Asya-Pasifik bölgesindeki varlığını artırmayı hedefliyor. "MALEZYA İÇİN HAZIRIZ" Asya-Pasifik bölgesinin Otokar için stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Askeri Araçlar Genel Müdür Yardımcısı Sedef Vehbi; “Küresel ölçekteki bilgi birikimimizi Malezya'nın savunma gereksinimlerine en uygun şekilde yansıtmak için hazırız. Askeri araçlarımız halihazırda dünya genelinde yaklaşık 50 ülkede görev yapıyor; bu deneyimi bölgenin güvenliğine değer katacak çözümlere dönüştürmeye kararlıyız" dedi. Otokar'ın modüler yapıya sahip geniş ürün gamı ve güçlü Ar-Ge kabiliyetiyle Asya-Pasifik bölgesindeki beklentileri karşılayabileceğini vurgulayan Sedef Vehbi şöyle konuştu: "İleri teknolojiye sahip kara platformlarımız, sahada kendini kanıtlamış yetkinliğimizin yanı sıra teknoloji transferi ve yerelleştirme kabiliyetimizle bölgedeki varlığımızı artırmayı hedefliyoruz. Yerel iş ortağımız Boustead Holdings Berhad ile güçlü bir sinerji oluşturacağımıza inanıyoruz. Malezya Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerinin ihtiyaçlarını karşılamaya hazırız." COBRA II: FARKLI GÖREVLER İÇİN MODÜLER PLATFORM Türkiye'de ve ihracat pazarlarında; sınır güvenliği, iç güvenlik ve barışı koruma operasyonları dahil olmak üzere birçok görevde başarıyla kullanılan ve dünya genelinde 20’den fazla son kullanıcı envanterinde aktif olarak görev yapan COBRA II, yüksek koruma seviyesi, üstün hareket kabiliyeti, geniş iç hacmi ve yüksek taşıma kapasitesiyle öne çıkıyor. COBRA II, balistik, mayın ve EYP tehditlerine karşı yüksek seviyede koruma sağlıyor. En zorlu arazi ve iklim koşullarında yüksek performans sunan araç, farklı görev ihtiyaçlarına etkin şekilde uyum sağlıyor. Geniş silah sistemi entegrasyonu ve görev ekipmanı opsiyonları ile öne çıkan COBRA II, modüler yapısı sayesinde Zırhlı Personel Taşıyıcı, Silah Platformu, Keşif ve Gözetleme Aracı, Komuta Kontrol Aracı, İç Güvenlik/Devriye Aracı ve Zırhlı Ambulans gibi farklı görevlerde kullanılabiliyor. DSA 2026 süresince COBRA II’nin sağdan direksiyonlu versiyonu sergilenecek. MODÜLER GÜÇ: ARMA 6x6 Otokar'ın çok tekerlekli zırhlı muharebe aracı ARMA 6x6, üstün hareket kabiliyeti ile yüksek seviyede mayın ve balistik korumayı bir arada sunarken, orta ve yüksek kalibre silah sistemlerinin entegrasyonuna imkân sağlayan modüler bir platform. En zorlu arazi ve iklim koşullarında etkin şekilde görev icra edebilen ARMA, operasyonel ihtiyaçlar doğrultusunda farklı silah sistemleri ile konfigüre edilebiliyor. Araç; zırhlı personel taşıyıcı, zırhlı muharebe aracı, komuta kontrol ve KBRN keşif aracı gibi farklı görevlerde kullanılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

STM’nin Milli Teknolojileri Latin Amerika Sahnesine Çıkıyor Haber

STM’nin Milli Teknolojileri Latin Amerika Sahnesine Çıkıyor

Türkiye’nin “tam bağımsız savunma sanayii” hedefleri doğrultusunda, küresel pazarda ihracat odaklı büyümesini sürdüren STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş, milli teknolojilerini yurt dışına taşımaya devam ediyor. STM, Latin Amerika’nın en prestijli savunma buluşmalarından biri olan, 33 farklı ülkeden 300’den fazla katılımcıyı ağırlayacak Uluslararası Havacılık ve Uzay Fuarı, FIDAE 2026’ya katılarak, bölgedeki stratejik varlığını pekiştirmeyi ve yeni iş birliği kapılarını aralamayı hedefliyor. 7-12 Nisan tarihleri arasında Şili’nin başkenti Santiago’da düzenlenecek fuarda STM; askeri denizcilik alanında; ana yüklenicisi olduğu ve Türk Donanması’na teslimini gerçekleştirdiği, MİLGEM İstif Sınıfı projesinin ilk gemisi, Türkiye’nin ilk milli fırkateyni TCG İSTANBUL (F-515), Pakistan Donanması için inşa edilen ve 2018’de teslim edilen Pakistan Denizde İkmal Tankeri (PNFT), STM-MPAC Hücumbot ve İnsansız Otonom Sualtı Aracı STM NETA’nın maketlerini fuarda katılımcıların beğensine sunacak. Taktik insansız hava araçlarında ise; dört farklı kıtada 15 ülkeye ihraç edilen Türkiye’nin ilk milli vurucu İHA’sı KARGU, Türkiye’nin envanterinde bulunan ve ihraç edilen; Gözcü İHA TOGAN ve Mühimmat Bırakan İHA BOYGA da Şili’de olacak. Güleryüz: 44 Askeri Gemi Projesindeki Tecrübemizi Latin Amerika’ya Taşıyoruz STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, Türkiye’nin savunma sanayiindeki yetkinliğini ekonomik bir katma değere dönüştüren ihracat başarılarına dikkat çekerek şunları kaydetti: “STM olarak, ciromuzun önemli bir kısmını ihracat başarılarımızla şekillendirirken, Türk mühendisliğinin gücünü dünyanın dört bir yanına taşımaya devam ediyoruz. Latin Amerika, büyüme hedeflerimiz arasında yer alan ve teknolojik çözümlerimize ilginin her geçen gün arttığı stratejik bir bölge. Şili’de düzenlenen FIDAE 2026’yı, sadece ürünlerimizi sergilediğimiz bir platform olarak değil; aynı zamanda bölge ülkeleriyle teknoloji transferi ve yerel üretim odaklı, uzun vadeli ortaklıklar kuracağımız bir organizasyon olarak görüyoruz. Bugüne kadar yurt içi ve yurt dışında; 11 farklı tersanede 44 askeri gemi platformunun inşasını ve yönetimini gerçekleştiren STM, küresel arenadaki rüştünü Portekiz, Ukrayna, Malezya ve Pakistan gibi stratejik pazarlarda kanıtlamıştır. Bu derin tecrübeyi ve NATO standartlarındaki mühendislik kabiliyetimizi, Latin Amerika’nın savunma ihtiyaçlarına yönelik yeni iş birliği kapılarını aralamak için Şili’ye taşımayı amaçlıyoruz.” STM – FIDAE - 2026 Stand Bilgileri: Stant No: D-116 Tarih: 7-12 Nisan 2026 Yer: Santiago, Şili Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.