Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknoloji Yatırımı

Kapsül Haber Ajansı - Teknoloji Yatırımı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji Yatırımı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Setur ve Move’dan Seyahat Teknolojilerinde Stratejik İş Birliği Haber

Setur ve Move’dan Seyahat Teknolojilerinde Stratejik İş Birliği

Turizm sektöründeki değişen müşteri beklentilerine teknoloji yatırımlarıyla yanıt veren Setur, dünyadaki AI ve TravelTech dönüşümünü yalnızca takip etmekle kalmıyor; global teknoloji ortaklıklarıyla Türkiye'ye taşıyor ve acentelerini bu dönüşümün bir parçası haline getiriyor. Dijital dönüşümü müşteri deneyiminin ve gelecekteki büyümenin temel bileşeni olarak konumlandıran şirket; çalışanlarının yapay zekâ yetkinliklerinin geliştirilmesine yaptığı yatırımlar, kurum içinde oluşturulan "AI-first" (yapay zekâ öncelikli) çalışma kültürü ve Microsoft başta olmak üzere alanında öncü teknoloji şirketleriyle kurduğu iş birlikleriyle bu stratejiyi destekliyor. Setur, bu güçlü vizyonun en yeni adımı olarak, global TravelTech lideri Move ile hayata geçirdiği "holidayheroes" projesiyle dünyanın öncü seyahat teknolojilerini yetkili acentelerinin kullanımına sunuyor. "Düşünceden Rezervasyona" (From Intent to Booking) yeni dönem Günümüzde seyahat edenlerin davranışları hızla değişiyor. Tüketiciler artık yalnızca belirli bir uçuş veya otel aramaktan ziyade; kişiselleştirme, hız ve esneklik bekliyor. "Şu tarihte Paris'e gitmek istiyorum" şeklindeki geleneksel talepler, yerini "Sonbaharda bütçeme uygun kısa bir Avrupa tatili yapmak istiyorum" gibi ani ilhamlarla başlayan henüz netleşmemiş fikirlere bırakıyor. İşte tam bu noktada devreye giren holidayheroes by Setur, seyahat planlamasını geleneksel bir rezervasyon platformu olmanın ötesine taşıyor. Platform, müşterinin henüz tam olarak şekillenmemiş, spontane gelişmiş tatil fikrini akla ilk düştüğü andan itibaren ele alıyor; yapay zekâ destekli keşiften ulaşım ve konaklama seçeneklerinin taranmasına, dinamik paketlemeden kişiselleştirilmiş canlı tekliflere kadar her aşamayı kolaylaştırarak, bu süreci gerçek zamanlı ve doğrudan sonuca götüren bir seyahat deneyimine dönüştürüyor. holidayheroes by Setur ile acentelerin satış gücü büyüyor Setur, dijital dönüşümü yalnızca kendi organizasyonunda gerçekleştirmiyor, iş ortaklarıyla birlikte büyütüyor. Holidayheroes by Setur ile Move'un global teknoloji yetkinliği; Setur'un seyahat uzmanlığı, pazar bilgisi ve dağıtım gücüyle birleşiyor. Bu güçlü formül; acentelerin yeni nesil teknolojilere erişimini kolaylaştırıyor, satış yetkinliklerini geliştiriyor ve müşterilerine sundukları kişiselleştirilmiş deneyimle rekabet güçlerini artırıyor. holidayheroes’un Setur’un yetkili acente ağı içerisinde hayata geçirilmesi, Setur ve Move arasındaki stratejik iş birliğinde önemli bir kilometre taşını temsil ediyor. Tek seferlik bir ürün iş birliğinin ötesinde, iki şirket; yapay zekâ destekli seyahat teknolojilerinin daha fazla değer yaratabileceği yeni kullanım alanlarını, yetkinlikleri, kanalları ve fırsatları birlikte değerlendirerek iş birliklerini geliştirmeyi hedefliyor. Bu iş birliği; pazar dinamikleri, müşteri ihtiyaçları ve seyahat ekosisteminde ortaya çıkan yeni fırsatlar doğrultusunda gelişmeye devam etmesi amaçlanıyor. Sektörü bir adım ileri taşıyacak uzun soluklu bir yolculuğun başlangıcı Move ile başlayan iş birliğini değerlendiren Setur Genel Müdür Yardımcısı Koray Küçükyılmaz süreci şu sözlerle anlattı: “Seyahat sektörünün geleceğinin, insan uzmanlığı ile teknolojinin birlikte yarattığı deneyimde şekilleneceğine inanıyoruz. Setur olarak yapay zekâ ve dijital dönüşümü yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, büyüme stratejimizin merkezinde görüyoruz. holidayheroes by Setur ile bu vizyonu acente ekosistemimize de taşıyoruz. Move’un global teknoloji yetkinliğini; Setur’un köklü seyahat uzmanlığı, Türkiye pazarındaki deneyimi ve güçlü dağıtım ağıyla bir araya getirerek acentelerimizin yeni nesil seyahat satışına hazırlanmasını hedefliyoruz. Müşterilerimize daha hızlı, kişiselleştirilmiş ve zengin bir deneyim sunmamızı sağlayacak bu iş birliğini, sektörde dönüştürücü etki yaratacak uzun vadeli bir yolculuğun başlangıcı olarak görüyoruz.” İş birliğinin teknoloji ortağı Move CEO’su Erez Bousso ise Türkiye pazarının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye’nin son derece dinamik ve güçlü seyahat pazarı, Setur’un derin sektörel deneyimi ve geniş acente ağı ile birleştiğinde holidayheroes için güçlü bir ortam oluşturuyor. Setur ile ortak vizyonumuz; yapay zekâ destekli teknolojileri seyahat profesyonellerinin günlük satış deneyiminin doğal bir parçası haline getirerek global TravelTech yetkinliklerini yerel uzmanlıkla buluşturmak ve seyahat deneyimini birlikte ileri taşımak.” İlk lansman İstanbul Turizm Fuarı'nda Setur’un teknoloji yatırımlarının ve Move ile kurulan stratejik iş birliğinin detayları, ilk olarak 24-25 Eylül tarihlerinde düzenlenecek olan İstanbul Turizm Fuarı'nda sektörle paylaşılacak. Fuarın ilk gününde Setur Genel Müdür Yardımcısı Koray Küçükyılmaz ve Holidayheroes (Move) yetkililerinin katılımıyla özel bir oturum gerçekleştirilecek. Yeni nesil seyahat platformu, ardından 26-28 Ekim tarihlerinde Antalya Turizm Fuarı’nda da sektör profesyonellerine tanıtılmaya devam edecek. SETUR HAKKINDA 1965 yılında Koç Topluluğu bünyesinde kurulan Setur, turizm alanında yurt içi ve yurt dışına dönük tur operatörlüğü ile otel satışı, IATA uçak bileti satışı, vize hizmetleri, kongre ve seminer organizasyonları ve yurt dışı eğitim başlıklarında hizmetler sunuyor. Duty Free işletmeciliğinde Türkiye’nin lider ve en yaygın markası olan Setur Duty Free, kara sınırları, deniz limanları ve havalimanlarıyla 25 bölgeye yayılan yaklaşık 22 bin metrekarelik alanda, 64 mağaza işletmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akdenizrack Otomatik Depolamaya 50 Milyon TL Yatırdı Haber

Akdenizrack Otomatik Depolamaya 50 Milyon TL Yatırdı

Türkiye’de depo yatırımlarının odağı, yalnızca daha fazla ürün depolayabilmekten çıkıp aynı alanı daha hızlı ve daha az insan müdahalesiyle yönetebilmeye doğru kayıyor. E-ticaretin büyümesiyle hızlanan bu dönüşüm, yüksek işçilik ve metrekare maliyetleriyle birlikte otomatik depolama sistemlerine olan ilgiyi de artırıyor. Akdenizrack, bu değişimin Türkiye’deki karşılığını yerli mühendislik ve yazılım altyapısıyla geliştirdiği “karanlık depo” sistemleriyle büyütmeye hazırlanıyor. AkdenizRack, otomatik depolama teknolojisinin geliştirilmesi için 50 milyon TL yatırım yaptı. Yaklaşık bir yıllık Ar-Ge çalışmasının ardından geliştirilen sistemde Akdenizrack’in mühendislik ve yazılım ekipleri görev aldı. Şirketin bugün 55 mühendisten oluşan teknik kadrosuna 70 kişilik saha ekibi eşlik ediyor. Akdenizrack Yönetim Kurulu Başkanı Saniye Kurt, şirketin otomasyon alanındaki dönüşümünü şöyle anlatıyor: “Kendi yazılım ekibimizle yaklaşık bir yıllık AR-GE çalışmamızın ardından ürün ortaya çıktı. Geçen yıl 12 milyon dolar olan ciromuzu bu yıl akıllı depo projelerimizin katkısıyla yüzde 40 artırmayı hedefliyoruz. Bu yıl bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz karanlık depo projelerinin hacmi 17 milyon dolar. Bu depo projelerinin Türkiye’de yaygınlaşmasıyla birlikte ihracat ve iç pazarın payımızın yüzde 50, yüzde 50 olmasını planlıyoruz.” Aynı alanda daha fazla depolama Akdenizrack’in geliştirdiği sistemin temelinde, depolama alanının yalnızca raf kapasitesi üzerinden değil, operasyonun tamamı üzerinden verimli kullanılması bulunuyor. Robotik sistemler ürünlerin depoya alınmasından sevkiyata hazırlanmasına kadar geçen süreçte insan müdahalesini azaltırken, depo içerisindeki hareketlerin de yazılım üzerinden yönetilmesini sağlıyor. Sistemin mevcut depo yönetim yazılımlarıyla entegre çalışabildiğini belirten şirket, sipariş geldiğinde ürünün konumunu belirleyen yazılımın robotik sisteme ilgili ürünü alarak bantlara ve sevkiyat hattına yönlendirme komutu verdiğini aktarıyor. Böylece siparişten sevkiyata kadar olan süreçte insan müdahalesi minimuma indiriliyor. Bu yapı özellikle ürün çeşidinin yüksek olduğu depolarda önem kazanıyor. Sistem, binlerce farklı ürünün bulunduğu yapılarda hangi ürünün hangi şubeye gönderileceği, hangi şubenin daha fazla sipariş verdiği, ürünlerin hangi sırayla konumlandırılması gerektiği ve sezonluk ürünlerin önceliği gibi verileri değerlendirerek depo içindeki trafiği sürekli güncelliyor. Trafik yönetimi de şirketin üzerinde yoğunlaştığı Ar-Ge alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Depolama yüksekliği 40 metreye çıkabiliyor Otomatik sistemlerin ekonomik karşılığını yalnızca işçilik tasarrufu oluşturmuyor. Depolama yüksekliğinin artması, aynı metrekare içerisinde daha fazla ürün tutulmasına imkan sağlıyor. Akdenizrack’in sistemlerinde depolama yüksekliği 40 metreye kadar çıkabiliyor. Forkliftlerin erişim yüksekliği ise yaklaşık 15 metreyle sınırlı. Şirketin devam eden projelerinden birinde ulaşılan yükseklik 27 metre. Saniye Kurt, sistemin alan kullanımına etkisini şöyle açıklıyor: “Hızın öne çıktığı akıllı depoların bir diğer avantajı ise mevcut alanın daha verimli kullanılması. Sistemlerde depolama yüksekliği 40 metreye kadar çıkabiliyor. Forkliftlerin erişim yüksekliği yaklaşık 15 metre ile sınırlı. Bizim şu anda devam eden projelerimizin birinde ise 27 metre yüksekliğe ulaştık. Bu sistem sayesinde koridorlar daralıp, depolama yükseklikleri artıyor. Daha fazla alan verimli kullanılıyor.” Yatırımın geri dönüşü vardiya sayısıyla değişiyor Akdenizrack’in hesaplamalarına göre otomatik depolama sisteminin yatırım geri dönüş süresi, işletmenin çalışma modeline göre değişiyor. Üç vardiyalı çalışan bir fabrikada sistem yaklaşık 1,5 yılda, tek vardiyalı bir işletmede ise yaklaşık dört yılda kendini amorti edebiliyor. Şirket, yabancı teknoloji sağlayıcılarına kıyasla daha düşük yatırım maliyetinin bu süreyi kısaltan unsurlardan biri olduğunu belirtiyor. Bu nedenle otomatik depolama yatırımı, yalnızca yeni bir teknoloji yatırımı olarak değil; işçilik, forklift kullanımı, depo alanı ve operasyon hızını birlikte etkileyen bir kapasite yatırımı olarak değerlendiriliyor. “İnsansız depo” rekabet avantajından zorunluluğa dönüşüyor Türkiye’de otomatik depolamaya yönelik ilginin temelinde yalnızca teknoloji merakı bulunmuyor. Yükselen işçilik maliyetleri, metrekare başına artan depolama maliyetleri ve tüketicinin daha hızlı teslimat beklentisi, insan müdahalesini azaltan sistemleri işletmeler açısından giderek daha önemli hale getiriyor. Şirket, pandemi sonrasında e-ticaretin hızlanmasıyla birlikte Türkiye’de otomatik depo ihtiyacının arttığını, buna karşın bu sistemlerin önemli bölümünün yurtdışından tedarik edildiğini gözlemleyerek kendi çözümünü geliştirme kararı aldı. Amaç, Avrupa’daki çözümlere kıyasla daha ulaşılabilir maliyetlerle Türkiye’de geliştirilen otomatik depolama teknolojisini yaygınlaştırmak. Türkiye’de üretilen parçaların payı artacak Akdenizrack’in otomatik depolama yatırımı yalnızca yazılım ve robotik sistemlerle sınırlı değil. Şirket, teknolojinin üretim tarafında da yerlilik oranını artırmaya hazırlanıyor. Bugün otomatik depolama sisteminin beş ana bileşeninden dördü Türkiye’de üretilebiliyor. Yurtdışından tedarik edilen crane ve asansörlerin Türkiye’de üretilmesine yönelik çalışmalar ise şirketin 2027 gündeminde bulunuyor. Üretim altyapısının büyütülmesi ve yazılım yatırımlarının artırılması da bu dönemin öncelikleri arasında yer alıyor. Saniye Kurt, otomatik depolama sistemlerinde Türkiye’deki üretim kabiliyetinin artırılmasının hem teknolojiye erişim hem de satış sonrası hizmetler açısından önem taşıdığını belirterek, “Yerli üretim tarafında altyapımızı daha da güçlendirmek istiyoruz. Özellikle bugün yurtdışından tedarik ettiğimiz crane ve asansörleri de Türkiye’de üretilebilir hale getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Akdenizrack’in büyüme rotası değişiyor 1999 yılında İkitelli’de Temesist’te sektöre adım atan Saniye Kurt’un yönetimindeki Akdenizrack, bugün 55 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Şirketin satışlarının yüzde 80’i ihracat, yüzde 20’si iç pazardan oluşuyor. Şirket, 2026’da akıllı depo projelerinin katkısıyla yüzde 40 büyümeyi hedeflerken, Türkiye’de otomatik depolama sistemlerinin yaygınlaşmasıyla ihracat ve iç pazarın payını yüzde 50–50 seviyesine taşımayı planlıyor. Saniye Kurt, şirketin yeni teknoloji alanındaki yönünü şöyle özetliyor: “Geçmişte söz konusu sistemler ağırlıklı olarak İspanya, Almanya ve Japonya’dan tedarik edildi. Bizim hedefimiz, Türkiye’de akıllı depo kurulumlarını artırmak ve klasik – yarı otomatik depo kurulumunda yurt dışında yakaladığımız büyüme ivmesini, bu yeni nesil depolama teknolojileriyle iç pazara da taşımak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor Haber

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor

EHKİB bünyesinde faaliyet gösteren Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitesi’nin çalışmaları sonucunda hayata geçirilen proje kapsamında hazır giyim firmalarının dijital altyapıları, üretim süreçleri, veri kullanım kapasiteleri ve yapay zekâ uygulamalarına hazırlık seviyelerinin analiz edilmesi; firmaların dijital olgunluk düzeylerine göre özel danışmanlık programlarının oluşturulması hedefleniyor. Bağcı: “Dijital dönüşümü sektörümüz için bir verimlilik ve rekabetçilik programı olarak görüyoruz” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, küresel hazır giyim sektöründe rekabet koşullarının hızla değiştiğini, fiyat kadar hız, esneklik, verimlilik, izlenebilirlik ve veri kullanım kabiliyetinin de belirleyici hale geldiğini söyledi. Bağcı, “Hazır giyim sektörü emek yoğun yapısıyla birlikte teknolojinin çok hızlı dönüştürdüğü sektörlerin başında geliyor. Artan üretim maliyetleri ve küresel rekabet nedeniyle verimlilik artık sektörümüz açısından bir tercih değil, zorunluluk. Dijital dönüşümü yalnızca yeni yazılımlar kullanmak ya da üretime yeni teknolojiler eklemek olarak değerlendirmiyoruz. Asıl dönüşüm; üretimden elde edilen veriyi doğru okuyabilmek, kayıpları ölçebilmek, maliyetleri gerçek zamanlı takip edebilmek ve bu verileri karar alma süreçlerine aktarabilmek. Birliğimiz bünyesinde oluşturduğumuz Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitemiz sektörümüzün dönüşüm ihtiyaçlarını yakından takip ediyor. UR-GE projemizi de bu anlayışla kurguluyoruz.” dedi. Her firmaya aynı reçete yerine firmaya özel dijital dönüşüm yol haritası Başkan Bağcı, “İhtiyaç analizinin ardından firma özelinde SIRI Dijital Olgunluk Değerlendirmesi yapılacak. Firmaların dijital dönüşüm yolculuğuna nereden başlamaları gerektiğini gösteren değerlendirme ve yol haritası aracı olan SIRI kapsamında, her firma için dijital olgunluk değerlendirme raporu oluşturulacak. Firmalarımızın dijitalleşme konusunda aynı noktada olmadığının farkındayız. Bir firmamız üretim kayıtlarını ağırlıklı olarak Excel üzerinden takip ederken başka bir firmamız entegre sistemlerle üretim verisini anlık izleyebiliyor. Dolayısıyla herkese aynı çözümü sunmak yerine firmalarımızı dijital olgunluk seviyelerine göre gruplandırmayı hedefliyoruz. İhtiyaç analizi sonrasında her firmamız için kendi üretim yapısına, altyapısına ve önceliklerine uygun bir SIRI Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ Yol Haritası oluşturulmasını planlıyoruz.” dedi. Proje kapsamında firmaların “başlangıç”, “orta” ve “ileri” olmak üzere üç farklı dijital olgunluk seviyesinde değerlendirilmesi öngörülüyor. Bu sınıflandırma doğrultusunda firmalara farklılaştırılmış danışmanlık programları sunulması planlanıyor. Tasarımdan kalite kontrole yapay zekâ kullanım alanları belirlenecek Hazır giyim sektöründe yapay zekânın yalnızca tasarım ve pazarlamada değil, üretimin birçok aşamasında önemli fırsatlar sunduğuna işaret eden Çağlar Bağcı, projenin temel hedeflerinden birinin firmalar için doğru yapay zekâ kullanım alanlarını belirlemek olduğunu dile getirdi. Bağcı, “Yapay zekâyı moda sektöründe yalnızca görsel veya tasarım üreten bir teknoloji olarak görmemeliyiz. Üretim planlama, talep tahmini, kalite kontrol, stok optimizasyonu, maliyet ve kârlılık analizi, termin yönetimi, satış ve pazarlama gibi çok geniş bir alanda kullanma potansiyelimiz bulunuyor. Ancak yapay zekâdan verim alabilmenin ön koşulu doğru ve kullanılabilir veriye sahip olmak. Bu nedenle önce firmalarımızın veri altyapısını ve süreçlerini analiz edeceğiz, ardından yapay zekânın hangi operasyonlarda gerçek anlamda değer yaratabileceğini ortaya koyacağız.” diye konuştu. “UR-GE desteği firmalarımızın dönüşüm maliyetini önemli ölçüde azaltıyor” Firmaların dijital dönüşüm süreçlerinde yatırım ve danışmanlık maliyetlerini de göz önünde bulundurduğuna işaret eden Başkan Bağcı, UR-GE projelerinin sunduğu destek mekanizmasının özellikle KOBİ niteliğindeki ihracatçı firmalar açısından önemli bir fırsat olduğunu vurguladı. Bağcı, “Firmalarımız doğal olarak projeye katılmadan önce sağlayacağı faydanın yanında maliyetini de değerlendiriyor. UR-GE’nin en önemli avantajlarından biri burada ortaya çıkıyor. Proje kapsamında gerçekleştirilecek ihtiyaç analizi, danışmanlık, eğitim ve yurt dışı pazarlama gibi destek kapsamındaki faaliyetlerin giderleri Ticaret Bakanlığımız tarafından yüzde 75 oranında destekleniyor. Dolayısıyla firmalarımız, tek başlarına gerçekleştirmeleri halinde çok daha yüksek bütçeler ayırmaları gereken çalışmalara UR-GE çatısı altında önemli bir maliyet avantajıyla erişebiliyor.” dedi. “Teknoloji yatırımı yapmadan önce doğru yatırımın ne olduğunu belirlemek gerekiyor” Projenin doğrudan makine veya yazılım yatırımı sağlamaktan ziyade firmaların doğru teknoloji yatırımlarına hazırlanmasına odaklanacağını aktaran EHKİB Yapay Zekâ, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ertan Aslan, yanlış veya ihtiyaçlarla örtüşmeyen teknoloji yatırımlarının firmalara ek maliyet oluşturabileceğine dikkat çekti. Aslan, “Firmalarımıza ‘şu makineyi alın, bu yazılımı kullanın’ demek yerine öncelikle hangi sorunu çözmeleri gerektiğini ortaya koymak istiyoruz. Mevcut sistemler daha verimli kullanılabilir mi, hangi süreçler dijitalleştirilmeli, hangi veriler toplanmalı, sistemler arasında nasıl entegrasyon kurulmalı, yapılacak yatırım ne kadar sürede geri dönecek? Bunların cevaplarını ortaya koyduktan sonra teknoloji yatırımına yönelmek çok daha sağlıklı. Firmalarımızın dijital dönüşüm bütçelerini doğru alanlara yönlendirmelerine rehberlik etmeyi amaçlıyoruz.” dedi. Dijital dönüşüm ihracatla buluşacak Projenin önemli ayaklarından birinin de yapay zekâ destekli hedef pazar ve potansiyel alıcı analizleri olacağını belirten Ertan Aslan, dijital dönüşümün şirket içi verimlilik artışıyla sınırlı tutulmayacağını kaydetti. Katılımcı firmaların ürün grupları, fiyat seviyeleri, üretim kapasiteleri, minimum sipariş miktarları, termin kabiliyetleri, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansları ve üretim teknolojileri gibi kriterlerin analiz edilmesinin planlandığını aktaran Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dijitalleşmeyi ihracattan bağımsız düşünmüyoruz. Proje kapsamında firmalarımıza sunulacak danışmanlık hizmetleri çerçevesinde, yapay zekâ ve veri analitiği destekli yöntemlerden yararlanılarak her firmanın ürün grupları, üretim kapasitesi, fiyat seviyesi, minimum sipariş miktarı, termin kabiliyeti, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansı ve üretim teknolojileri doğrultusunda hedef pazar ve potansiyel alıcı analizlerinin gerçekleştirilmesini planlıyoruz. Bu danışmanlık çalışmaları sonucunda her firma için bir ‘Dijital Tedarikçi Profili’ oluşturulmasını hedefliyoruz. Böylece üreticilerimizin yalnızca ne ürettiklerini değil; üretim kabiliyetlerini, hız ve esnekliklerini, sürdürülebilirlik performanslarını ve teknolojik altyapılarını da uluslararası alıcılara daha etkin biçimde anlatabilmelerine katkı sağlayacağız.” Uluslararası teknoloji merkezleri ve iyi uygulamalar incelenecek UR-GE Projesi kapsamında firmaların dünyadaki teknolojik gelişmeleri yerinde takip etmelerine yönelik faaliyetlerin de planlandığını ifade eden Ertan Aslan, akıllı üretim, dijitalleşme, yapay zekâ ve üretim teknolojileri alanındaki uluslararası fuarlar, teknoloji merkezleri ve başarılı uygulama örneklerinin incelenmesinin yurt dışı pazarlama faaliyetleri içerisinde değerlendirileceğini belirtti. Aslan sözlerini şöyle tamamladı: “Dünyada hazır giyim üretiminin nereye gittiğini, yapay zekânın fabrikalarda nasıl kullanıldığını, otomasyon ve veri analitiğinin üretim süreçlerini nasıl değiştirdiğini yerinde görmek son derece önemli. Projemizin sonunda firmalarımızın sadece daha fazla dijital araç kullanan değil; verisini yöneten, maliyetlerini ve kayıplarını ölçen, üretimini optimize eden, doğru teknoloji yatırımını planlayan ve yapay zekâyı doğru operasyonlara entegre edebilen işletmelere dönüşmesini hedefliyoruz. Türk hazır giyim sektörünün gelecekteki rekabet gücünün teknoloji, sürdürülebilirlik, tasarım ve yüksek katma değer ekseninde şekilleneceğine inanıyoruz.” Projede yer almak isteyen firmaların, “Katılımcı Şirket Talep Yazısı” formunu doldurup imzalı ve kaşeli halini firma imza sirküleri fotokopisi ile en geç 11 Eylül 2026 Cuma günü mesai bitimine kadar Birliğin konfeksiyon@eib.org.tr e-posta adresine iletmeleri gerekmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerin yeni rekabet alanı: Karar Zekâsı Haber

Şirketlerin yeni rekabet alanı: Karar Zekâsı

PreDeciders, Karar Zekâsı'nı şirketlerin önemli hamleleri henüz şekillenirken devreye giren bir yönetim ve danışmanlık modeli olarak ele alıyor. Modelin çıkış noktası basit: Kritik kararların başarısını yalnızca eldeki veri ya da tek bir uzmanlık alanı belirlemiyor. Teknik gerçeklik, kurumun taşıyabileceği vaat, itibar ve paydaş etkisi, zamanlama ve organizasyonun hazırlığı aynı karar içinde birbirini etkiliyor. Bu nedenle PreDeciders bir kararın yönetim adına verilmesini değil, karar kesinleşmeden önce arkasındaki varsayımların, seçeneklerin, çelişkilerin ve gerekli koşulların görünür hâle gelmesini hedefliyor. Karar henüz oluşuyorsa olası yolların şekillendirilmesine, yön belirginleşmişse uygulama başlamadan önce sınanmasına odaklanıyor. Kararın sahibi değişmiyor; ancak yönetimin karar verirken gördüğü alan genişliyor. Karardan önceki üç kritik katman: PreDucation, Pressure Test ve Decision Positioning PreDucation, ekipleri yalnızca alınmış kararları uygulayan yapılardan çıkarıp, karar henüz oluşurken sürece daha güçlü katkı verebilecek hâle getirmeyi amaçlıyor. Buradaki hedef klasik bir eğitim programı sunmak değil; çalışanların ve yönetim ekiplerinin doğru soruları daha erken sorabilmelerini, varsayımları fark edebilmelerini ve kendi uzmanlıklarını karar sürecine brief oluştuktan sonra değil, karar şekillenirken taşıyabilmelerini sağlamak. Pressure Test, önemli bir hamlenin geri dönüşü pahalı hâle gelmeden önce sınanması anlamına geliyor. Bir pazar girişi, teknoloji yatırımı, lansman, ortaklık ya da konumlandırma kararı teknik olarak mümkün olabilir ancak bu tek başına yeterli olmayabilir. Kurum gerçekten hazır mı? Verilecek vaat taşınabilir mi? Farklı ekipler aynı varsayımla mı hareket ediyor? Zamanlama doğru mu? Pressure Test, kararı yavaşlatmak için değil; kararın çalışması için hangi koşulların gerçekten doğru olması gerektiğini ortaya çıkarmak için kullanılıyor. Decision Positioning ise bu sürecin sonunda tartışmayı somut bir yönetim pozisyonuna dönüştürüyor. Amaç yalnızca yeni sorular veya ilginç içgörüler bırakmak değil; hangi yönde ilerlenebileceğini, neden, hangi koşullarla, hangi riskler kabul edilerek ve hangi sırayla hareket edilmesi gerektiğini netleştirmek. Sonuç bazı durumlarda "ilerleyin", bazı durumlarda "şu koşullarla ilerleyin", "önce bunu değiştirin" ya da "henüz değil" olabilir. Esas değer, yönetimin uygulamaya geçmeden önce arkasında durabileceği daha açık ve savunulabilir bir karar pozisyonu oluşturmak. Karar Zekâsı'nın ardındaki teknoloji: PreD Agents PreDeciders'ın modelindeki teknoloji katmanını ise şirketlere özel geliştirilen PreD Agents oluşturuyor. Bu yapay zekâ aracıları karar vericinin yerine geçmek için değil, kurumun kendi uzmanlığını, soru sorma biçimini ve karar öncesi düşünme disiplinini daha sistematik ve sürekli erişilebilir hâle getirmek için tasarlanıyor. PreD Agents; kurumun stratejileri, politikaları, geçmiş kararları, sektör bağlamı ve kendi terminolojisiyle birlikte ilgili uzmanların soru setleri, risk işaretleri, varsayımları ve kritik eşikleri üzerinden yapılandırılabiliyor. Bir karar üzerinde çalışırken doğru soruları gündeme getirebiliyor, eksik bilgiyi ve görünmeyen varsayımları işaretleyebiliyor, farklı seçenekler arasındaki trade-off'ları görünür hâle getirebiliyor ve mesele belirli bir karmaşıklık seviyesine ulaştığında ilgili insan uzmanlığının devreye girmesini sağlayabiliyor. Buradaki amaç kararları yapay zekâya devretmek değil. PreD Agents'ın değeri, bugün çoğu zaman belirli kişilerin deneyiminde veya belirli toplantıların içinde kalan mesleki muhakemenin kurumun karar süreçlerine daha erken ve daha düzenli biçimde taşınabilmesinde yatıyor. Stratejiden Sorumlu Kurucu Ortak K. Gönenç Atakan, Karar Zekâsı'nın ve bu yaklaşımı kurum içinde sürekli erişilebilir kılacak altyapının şirketler ve özellikle de iletişim alanında çalışan ajanslar açısından giderek daha önemli bir rekabet alanına dönüşeceğini söylüyor: "Şirketlerin büyük bölümü bugün aynı verilere, benzer teknoloji araçlarına ve giderek aynı yapay zekâ kapasitesine erişebiliyor. Bu nedenle farkı yalnızca kimin daha fazla bilgiye sahip olduğu yaratmayacak. Asıl fark, kurumların hangi anda hangi soruyu sorduğunda, hangi varsayımdan şüphelendiğinde ve kendi uzmanlığını karar şekillenirken ne kadar erken devreye sokabildiğinde ortaya çıkacak. Biz Karar Zekâsı'nı tam olarak bu kapasiteyle ele alıyoruz; daha fazla veri değil, daha iyi muhakemenin kararın içine daha erken girmesi..." Teknolojiden Sorumlu Kurucu Ortak Ulaş Can Cengiz ise PreD Agents'ın teknoloji yaklaşımını şöyle anlatıyor: "Bir yapay zekâ aracısını (agent) karar vericinin yerine koymak teknik olarak yapılabilir ama bizim kurmaya çalıştığımız sistem açısından yanlış hedef olur. Değerli olan, sistemin her soruya cevap vermesi değil hangi sorunun henüz sorulmadığını, hangi bilginin eksik olduğunu, hangi varsayımın sınanması gerektiğini ve hangi noktada insan uzmanlığının devreye girmesi gerektiğini anlayabilmesidir. PreD Agents'ı kurumların kendi bilgi ve uzmanlığını ölçekleyen bir karar altyapısı olarak düşünüyoruz. Teknoloji altyapısı kadar muhakeme altyapısı da önemli hale gelecek. Teknoloji burada muhakemenin yerine geçmiyor; onu daha doğru anda erişilebilir hâle getiriyor." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam’ın Dijital Dönüşüm Projesine  Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Ödül Haber

Şişecam’ın Dijital Dönüşüm Projesine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Ödül

Cam ve kimyasallar sektörlerinin küresel oyuncusu Şişecam’ın elyaf iş kolu, üretim süreçlerinde hayata geçirdiği yenilikçi dijital dönüşüm uygulamalarıyla önemli bir başarıya imza attı. Şişecam’ın “Cam Elyaf Üretiminde Verim Artışı” projesi, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından düzenlenen 11. Verimlilik Proje Ödülleri kapsamında Dijital Dönüşüm Kategorisi’nde Birincilik Ödülü kazandı. Ödül, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tarafından Şişecam Üretim Genel Müdür Yardımcısı Beytullah Şahin’e takdim edildi. Türkiye’nin 49 ilinden başvuran toplam 451 nitelikli projenin değerlendirildiği yarışmada birincilik elde eden proje; dijital teknolojilerin üretim süreçlerine uçtan uca entegre edilmesi, operasyonel verimliliğin artırılması, kaynak kullanımının optimize edilmesi ve sürdürülebilir üretime sağladığı katkılarla öne çıktı. Şişecam’ın dijitalleşme ve verimlilik odaklı yaklaşımı, şirketin üretim operasyonlarında elde ettiği somut kazanımların yanı sıra sektördeki dönüşüme de örnek teşkil ediyor. Bu prestijli ödül, Şişecam’ın köklü inovasyon kültürünün, geleceğe yön veren dijital dönüşüm vizyonunun ve sürekli gelişim anlayışının önemli bir göstergesi niteliğini taşıyor. Güçlü ekip çalışması, disiplinler arası iş birliği ve ortak hedeflere odaklanan yaklaşım sayesinde hayata geçirilen proje, üretim hatlarında verimliliği artırmanın ötesinde Şişecam’ın operasyonel mükemmellik hedeflerine ve sürdürülebilirlik taahhütlerine de önemli katkılar sunuyor. Şişecam, dijitalleşmeyi yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil; çevresel etkileri azaltan, kaynak verimliliğini artıran ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen stratejik bir dönüşüm aracı olarak konumlandırmaya devam ediyor. Endüstriyel Üretime Katma Değer Sağlıyor Cam elyafı üretiminde ileri teknoloji çözümleriyle küresel ölçekte faaliyet gösteren Şişecam, otomotivden rüzgâr enerjisine, inşaattan savunma sanayisine kadar birçok stratejik sektöre yüksek performanslı ürünler sunuyor. Operasyonel verimlilik, teknoloji odaklı gelişim ve sürdürülebilir üretim yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdüren Şişecam, endüstriyel üretimde katma değer yaratmaya ve sektörün dönüşümüne katkı sağlamaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savunma Sanayisinde Büyüyen Yatırımlar Yeni Projeleri Beraberinde Getiriyor Haber

Savunma Sanayisinde Büyüyen Yatırımlar Yeni Projeleri Beraberinde Getiriyor

Endüstriyel tesisler ve yüksek teknoloji yatırımlarında anahtar teslim projeler üstlenen Sintek Heavy Industries, Ankara’da hayata geçirilecek yeni bir teknoloji yatırımı için savunma sanayisinde faaliyet gösteren, Türkiye’nin önde gelen kuruluşları arasında yer alan bir şirketle sözleşme imzaladı. Savunma sanayisinde faaliyet gösteren, Türkiye’nin önde gelen kuruluşları arasında yer alan bir şirketle imzalanan sözleşme kapsamında Sintek Heavy Industries; inşaat, mimari, mekanik, elektrik ve havalandırma işlerinden oluşan taahhüdünü anahtar teslim olarak üstlenecek. 14 ayda tamamlanması planlanan proje, savunma sanayisine yönelik yeni teknoloji yatırımının altyapısına katkı sağlayacak. Yüksek mühendislik disiplini, endüstriyel tesis deneyimi ve güçlü saha uygulama kabiliyetiyle faaliyetlerini sürdüren Sintek Heavy Industries, bu projeyle birlikte stratejik sektörlerdeki konumunu daha da pekiştiriyor. Şirket, Türkiye’de geliştirdiği mühendislik ve taahhüt birikimini; yüksek hassasiyet, güçlü proje yönetimi ve disiplinler arası koordinasyon gerektiren savunma sanayi yatırımlarına taşıyarak, yüksek katma değerli alanlarda çözüm ortağı olma hedefini güçlendiriyor. SAVUNMA SANAYİ YATIRIMLARINDA YENİ SÖZLEŞME Haziran ayı sonu itibarıyla, ülkemizin önde gelen savunma sanayi kuruluşlarından biriyle yeni teknoloji yatırımı kapsamında sözleşme imzalayan Sintek Heavy Industries, 14 ay içerisinde tamamlanması planlanan projeyle Türkiye'nin gelişmekte olan savunma sanayisine katkı sunmayı hedefliyor. Şirket; inşaat, mimari, mekanik, elektrik ve havalandırma işlerinden oluşan taahhüdünü anahtar teslim olarak hayata geçirecek. SİNTEK HEAVY INDUSTRIES SAVUNMA SANAYİSİNDEKİ VARLIĞINI GÜÇLENDİRİYOR Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sintek Heavy Industries Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özkan, "Savunma sanayisi yalnızca üretim kapasitesiyle değil; mühendislik yetkinliği, kalite standartları, zaman yönetimi ve disiplinler arası koordinasyon açısından da yüksek uzmanlık gerektiren stratejik alanların başında geliyor. Farklı sektörlerde edindiğimiz mühendislik, uygulama ve taahhüt deneyimini, savunma sanayisindeki bu projeyle birlikte stratejik yatırımlara aktarıyoruz. Özellikle yüksek hassasiyet gerektiren yatırımlarda; inşaat, mekanik ve elektrik altyapılarını eş zamanlı planlayabilen ve uygulayabilen, anahtar teslim proje yönetimi gerçekleştirebilen bir yapıya sahibiz. Türkiye'de büyüyen savunma sanayisi ekosisteminin ihtiyaç duyduğu yeni yatırım ve altyapı projelerinde yer almayı, yüksek katma değerli alanlarda çözüm ortağı olmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de mühendislik gücümüzü, proje yönetimi kabiliyetimizi ve uluslararası uygulama deneyimimizi savunma sanayisi başta olmak üzere stratejik sektörlerde üstleneceğimiz yeni projelerle büyütmeyi sürdüreceğiz" ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savunma Sanayisinde Büyüyen Yatırımlar Yeni Projeleri Beraberinde Getiriyor Haber

Savunma Sanayisinde Büyüyen Yatırımlar Yeni Projeleri Beraberinde Getiriyor

Savunma sanayisinde faaliyet gösteren, Türkiye’nin önde gelen kuruluşları arasında yer alan bir şirketle imzalanan sözleşme kapsamında Sintek Heavy Industries; inşaat, mimari, mekanik, elektrik ve havalandırma işlerinden oluşan taahhüdünü anahtar teslim olarak üstlenecek. 14 ayda tamamlanması planlanan proje, savunma sanayisine yönelik yeni teknoloji yatırımının altyapısına katkı sağlayacak. Yüksek mühendislik disiplini, endüstriyel tesis deneyimi ve güçlü saha uygulama kabiliyetiyle faaliyetlerini sürdüren Sintek Heavy Industries, bu projeyle birlikte stratejik sektörlerdeki konumunu daha da pekiştiriyor. Şirket, Türkiye’de geliştirdiği mühendislik ve taahhüt birikimini; yüksek hassasiyet, güçlü proje yönetimi ve disiplinler arası koordinasyon gerektiren savunma sanayi yatırımlarına taşıyarak, yüksek katma değerli alanlarda çözüm ortağı olma hedefini güçlendiriyor. SAVUNMA SANAYİ YATIRIMLARINDA YENİ SÖZLEŞME Haziran ayı sonu itibarıyla, ülkemizin önde gelen savunma sanayi kuruluşlarından biriyle yeni teknoloji yatırımı kapsamında sözleşme imzalayan Sintek Heavy Industries, 14 ay içerisinde tamamlanması planlanan projeyle Türkiye'nin gelişmekte olan savunma sanayisine katkı sunmayı hedefliyor. Şirket; inşaat, mimari, mekanik, elektrik ve havalandırma işlerinden oluşan taahhüdünü anahtar teslim olarak hayata geçirecek. SİNTEK HEAVY INDUSTRIES SAVUNMA SANAYİSİNDEKİ VARLIĞINI GÜÇLENDİRİYOR Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sintek Heavy Industries Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özkan, "Savunma sanayisi yalnızca üretim kapasitesiyle değil; mühendislik yetkinliği, kalite standartları, zaman yönetimi ve disiplinler arası koordinasyon açısından da yüksek uzmanlık gerektiren stratejik alanların başında geliyor. Farklı sektörlerde edindiğimiz mühendislik, uygulama ve taahhüt deneyimini, savunma sanayisindeki bu projeyle birlikte stratejik yatırımlara aktarıyoruz. Özellikle yüksek hassasiyet gerektiren yatırımlarda; inşaat, mekanik ve elektrik altyapılarını eş zamanlı planlayabilen ve uygulayabilen, anahtar teslim proje yönetimi gerçekleştirebilen bir yapıya sahibiz. Türkiye'de büyüyen savunma sanayisi ekosisteminin ihtiyaç duyduğu yeni yatırım ve altyapı projelerinde yer almayı, yüksek katma değerli alanlarda çözüm ortağı olmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de mühendislik gücümüzü, proje yönetimi kabiliyetimizi ve uluslararası uygulama deneyimimizi savunma sanayisi başta olmak üzere stratejik sektörlerde üstleneceğimiz yeni projelerle büyütmeyi sürdüreceğiz" ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Projeleri Neden Başarısız Oluyor? Haber

Yapay Zeka Projeleri Neden Başarısız Oluyor?

Yapay zeka, küresel ekonomik genişlemenin ana itici güçlerinden birine dönüşüyor. Kullanım alanları hızla çeşitlenirken, Morgan Stanley 2028 yılına kadar dünya genelinde yapay zeka çağını destekleyecek yeni veri merkezlerinin inşasına 2,9 trilyon dolarlık yatırım yapılacağını öngörüyor. Ancak yapay zeka yatırımları küresel ölçekte rekor hızla artarken, kurumların teknoloji altyapılarında yıllar içinde biriken yapısal yük de büyümeyi sürdürüyor. Yapay zeka yatırımlarının artan ivmesi, kurumların uzun süredir biriktirdiği bu yapısal sorunları perdeleyebiliyor. Finansal tablolarda görünmeyen ancak çevikliği, inovasyon kapasitesini ve dönüşüm hızını doğrudan etkileyen bu sorunlar, artık “dijital borç” kavramıyla tanımlanıyor. Dijital borç; yalnızca eski kod yapılarından değil, yıllar içinde birbirinden bağımsız biçimde devreye alınmış platformlardan, tamamlanmamış entegrasyonlardan, mükerrer araçlardan, veri silolarından ve bu yapılar üzerinde şekillenmiş kırılgan iş süreçlerinden besleniyor. Görünmeyen yükler yeni yatırımların etkisini sınırlıyor Kurumsal kaynak planlama (ERP) pazarının liderlerinden Industrial Application Software (IAS) CTO’su Bahtiyar Tan, kurumların yapay zekaya yönelik artan ilgisinin, temel dijital mimarinin önemini gölgede bırakmaması gerektiğinin altını çiziyor: “Bugün birçok kurum hız ve ölçek avantajı elde etmek için yeni teknolojilere yöneliyor. Ancak birbirleriyle konuşmayan sistemlerin, düşük veri kalitesinin ve geçmişten taşınan yapısal yüklerin üzerine yapay zeka katmanı eklemek; dışarıdan güçlü görünen ama içeride sürdürülebilirliği zayıf bir yapı kurmak anlamına geliyor. Yapay zeka projelerinde kalıcı başarı, önce verinin niteliğine, ardından bu veriyi taşıyan dijital omurganın dayanıklılığına bağlı.” Yapay zeka çağında şirketlerin karşı karşıya olduğu temel sorunlardan biri, yeni yatırım bütçelerinin önemli bir bölümünün yeni değer üretmek yerine geçmişte alınmış dağınık kararların sonuçlarını taşımaya ayrılması. McKinsey verileri, dijital borcun ana kaynaklarından biri olan teknik borcun günümüzde şirketlerin BT bilançolarının yaklaşık yüzde 40’ını oluşturduğunu ortaya koyuyor. Accenture ise entegre olmayan sistemler ile düşük veri kalitesinin kurumlara yıllık ortalama 12,9 milyon dolar maliyet yarattığına işaret ediyor. Bu tablo, yapay zekaya ayrılan bütçelerin tek başına dönüşüm başarısını garanti etmediğini gösteriyor. CEO’ların yüzde 94’ünün, 2026’da somut sonuç alınamasa bile yapay zeka yatırımlarını sürdürme niyetinde olması, kurumların bu alandaki kararlılığını ortaya koyarken, aynı zamanda dijital borcun artması riskini ve buna bağlı altyapı hazırlığının önemini daha da artırıyor. Güçlü dijital omurganın doğrudan rekabet avantajını etkileyen yapısal bir unsur olduğuna dikkat çeken Tan, “Kurumlar için kritik soru, bugünün teknoloji yatırımının yarın için stratejik bir varlığa mı yoksa yönetilmesi zor yeni bir yükümlülüğe mi dönüşeceğidir. Bir yapının neden o şekilde kurulduğunu anlamadan yapılan radikal müdahaleler, bazı sorunları çözerken daha büyük kırılganlıklar da yaratabilir” dedi. Yapay zekada sürdürülebilir değer için planlı dönüşüm şart IAS’a göre yapay zekadan gerçek ve sürdürülebilir değer üretmenin yolu, onu tekil bir teknoloji yatırımı olarak ele almak yerine kurumun tamamına yayılan bütünsel bir dijital omurga üzerinde konumlandırmaktan geçiyor. Bu bütüncül yaklaşım, ani ve parçalı müdahaleler yerine mevcut yapıyı anlayan, veri bütünlüğünü önceleyen ve sistemler arası entegrasyonu esas alan planlı dönüşüm adımlarını gerekli kılıyor. Dönüşümün heves ve aceleyle değil mimari farkındalıkla yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Tan, “Yapay zeka yatırımlarının çarpık dijitalleşmeyi derinleştirmemesi için kurumların planlı bir dönüşüm yaklaşımı benimsemeleri gerekiyor. Yapay zekanın gerçek değeri ancak sağlam bir temel üzerinde yükseldiğinde sürdürülebilir rekabet avantajına dönüşebiliyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.