Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknolojik Dönüşüm

Kapsül Haber Ajansı - Teknolojik Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknolojik Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadınlar ve Engelli Bireyler Dijital Ekonomiye Liderler Enstitüsü İle Hazırlanıyor Haber

Kadınlar ve Engelli Bireyler Dijital Ekonomiye Liderler Enstitüsü İle Hazırlanıyor

Teknolojik dönüşüm, üretimin yalnızca fabrikalarda ya da büyük işletmelerde yapılabildiği geleneksel modeli de değiştiriyor. Masaüstü üretim teknolojilerinin yaygınlaşması, özellikle çalışma hayatına farklı nedenlerle sınırlı katılabilen gruplar açısından yeni gelir modellerini gündeme getiriyor. Bu alanda çalışma yürüten Liderler Enstitüsü, ev kadınları ve engelli bireylerin dijital üretim araçlarını kullanabilmelerine yönelik Adana'da tamamen üctetsiz bir eğitim programı gerçekleştirdi. 10 kişinin katıldığı 40 saatlik programda 3D yazıcıların kullanımı, tasarımların ürüne dönüştürülmesi, ham madde bilgisi ve üretim süreçlerinin yanı sıra e-ticaret, ürün fiyatlandırma, kârlılık hesabı, dijital pazarlama ve ürünlerin internet üzerinden satışa hazırlanması gibi başlıklar ele alındı. Eğitimlerin uygulama bölümünde katılımcılar kendi tasarımlarını 3D yazıcılarda üretti. İstanbul Lider Koleji Adana Kampüsü'nde daha önce 3D yazıcı ve robotik kodlama eğitimi alan öğrenciler de program sırasında katılımcılarla deneyimlerini paylaştı. "Mesele yalnızca teknolojiyi öğretmek değil" Liderler Enstitüsü'nün kurucusu Filiz Kepme, teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte üretime katılmanın biçiminin de değiştiğine dikkat çekti. Kepme, özellikle evden çıkma veya düzenli bir iş ortamında çalışma imkânı sınırlı olan kişilerin üretim sürecinin dışında kalmak zorunda olmadığını belirterek, yeni nesil teknolojilerin doğru eğitim modelleriyle ekonomik katılım açısından önemli bir araç haline gelebileceğini ifade etti. Programın yalnızca 3D yazıcı kullanmayı öğretmek üzere kurgulanmadığını vurgulayan Kepme, bir ürünün fikir aşamasından satışına kadar geçen bütün sürecin katılımcılar tarafından görülmesini amaçladıklarını söyledi. Kepme, katılımcıların eğitim boyunca önce teknolojiyi ve üretim yöntemlerini tanıdığını, ardından kendi ürünlerini ortaya çıkardığını belirterek, üretimin tek başına yeterli olmadığına dikkati çekti. Bir kişinin ürettiği ürünü nasıl fiyatlandıracağını, maliyetini ve kârını nasıl hesaplayacağını, hangi satış kanallarını kullanabileceğini ve ürünü tüketiciye nasıl ulaştıracağını da bilmesi gerektiğini dile getirdi. Özellikle dijital pazar yerlerinin küçük ölçekli üreticilere geçmişe kıyasla daha geniş bir hareket alanı sağladığını belirten Kepme, evde veya küçük bir çalışma alanında başlayan üretimin doğru planlandığında ekonomik değere dönüştürülebileceğini ifade etti. Kepme, kadınların ve engelli bireylerin ekonomik hayata katılımında yalnızca istihdam odaklı modellerin düşünülmemesi gerektiğini, kişilerin kendi üretimlerini ve gelir modellerini oluşturabilecekleri alternatiflerin de geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Bu tür eğitimlerin sosyal destek yaklaşımının ötesine geçmesi gerektiğini kaydeden Kepme, temel hedeflerinin katılımcıların bir başkasına bağımlı olmadan üretim yapabilecek becerilere ulaşması olduğunu söyledi. Teknolojiye erişimin tek başına yeterli olmadığını, teknolojiyle ne üretileceğinin ve üretilen değerin ekonomik sisteme nasıl dahil edileceğinin de öğretilmesi gerektiğini vurguladı. Üretimden satışa kadar süreci öğrendiler Programın sonunda katılımcılar, eğitim boyunca geliştirdikleri tasarımları 3D yazıcılarda basarak ilk ürünlerini hazırladı. Eğitime katılan 36 yaşındaki Ahmet Dönmez de program sayesinde uzun süredir ilgi duyduğu 3D yazıcı teknolojisini uygulamalı olarak öğrenme imkânı buldu. Kendisine bir 3D yazıcı da verilen Dönmez, bundan sonraki süreçte farklı ürünler geliştirerek bunları internet üzerinden satışa sunmayı planladığını belirtti. Katılımcılardan Duygu Canımoğlu Giriş ise eğitimde öğrendiği üretim yöntemlerini ilerleyen dönemde aile bütçesine ek gelir sağlayabilecek bir faaliyete dönüştürmeyi hedeflediğini söyledi. Eğitmen Tolga Tekin de programda yalnızca cihaz kullanımına odaklanmadıklarını belirtti. Katılımcılara ham maddeden üretime, kâr marjlarının hesaplanmasından satış platformlarının kullanımına kadar farklı başlıklarda eğitim verildiğini aktaran Tekin, ürünlerin dijital ortamda pazarlanmasında kullanılacak fotoğraf ve video içeriklerinin hazırlanmasına ilişkin çalışmaların da programa dahil edildiğini kaydetti. Liderler Enstitüsü, benzer çalışmalarla teknolojiye erişimi üretim ve ekonomik katılımla birleştiren eğitim modellerini farklı gruplara ulaştırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksigorta’ya "Future of Work” Ödülü Haber

Aksigorta’ya "Future of Work” Ödülü

Çalışan gelişimini geleceğin çalışma dünyasının ihtiyaçları doğrultusunda ele alan Aksigorta, farklı uzmanlık alanları arasında bilgi paylaşımını ve iş birliğini güçlendiren uygulamalarına bir yenisini ekledi. “Sigortacılık Okulu”, çalışanların yalnızca kendi görev alanlarına ilişkin bilgi ve yetkinliklerini değil, sigortacılığın farklı disiplinlerini ve uçtan uca değer zincirini anlamalarını destekliyor. Sigortacılığa bütünsel bakış kazandırıyor Sigortacılık Okulu ile şirket genelinde ortak bir sigortacılık dili oluşturulması, teknik uzmanlığın güçlendirilmesi ve çalışanların sigortacılık süreçlerine uçtan uca hâkimiyet kazanması hedefleniyor. Program, farklı fonksiyonlarda görev yapan çalışanların birbirlerinin iş alanlarını daha iyi anlamalarına ve iş süreçlerine daha bütünsel bir perspektiften yaklaşmalarına da katkı sağlıyor. Akademik dünyanın bilgi birikimini Aksigorta’nın sektör deneyimiyle bir araya getiren program kapsamında çalışanlar, kendi uzmanlık alanlarının ötesine geçerek sigortacılığın farklı alanlarına ilişkin bilgi edinme fırsatı buluyor. Böylece teknik bilgi ve uzmanlığın yanı sıra farklı disiplinler arasında bağlantı kurma, değişen sektör dinamiklerini anlama ve yeni çalışma modellerine uyum sağlama gibi geleceğin yetkinliklerinin geliştirilmesi destekleniyor. Geleceğin sigortacılık yetkinliklerine yatırım Sigortacılık Okulu’nun Future of Work programının “Best Program for Upskilling Employees” kategorisinde Brandon Hall Group 2026 HCM Excellence Awards tarafından bronz ödüle layık görülmesi, Aksigorta’nın çalışan gelişimini yalnızca bugünün ihtiyaçları üzerinden değil, geleceğin çalışma dünyasını da gözeterek ele alan yaklaşımının uluslararası ölçekte takdir edildiğini ortaya koyuyor. Program, çalışanların sigortacılık bilgisini derinleştirmenin yanı sıra şirket genelinde ortak bir bilgi birikiminin güçlenmesine katkı sağlıyor. Aksigorta, bu yaklaşımıyla değişen müşteri beklentileri, teknolojik dönüşüm ve sektör dinamikleri karşısında geleceğe hazır, çevik ve farklı disiplinler arasında güçlü iş birliği kurabilen bir insan kaynağı oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

66 Yıllık Dünya Kongresi İlk Kez Türkiye’de Düzenleniyor Haber

66 Yıllık Dünya Kongresi İlk Kez Türkiye’de Düzenleniyor

Dünya genelinde yaklaşık 1,6 milyar sığır bulunurken, Türkiye’de sığır varlığı 2025 yılı sonunda 17,5 milyonu aştı. Bu büyüklük, yalnızca sığır sağlığını değil; hayvancılığın sürdürülebilirliği, gıda güvenliği ve üretimin devamlılığı açısından da önemli bir başlık haline getiriyor. Sınır aşan hayvan hastalıkları, iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç küresel risklerin başında gelirken, yeni teknolojiler ve yapay zekâ destekli yetiştiricilik uygulamaları da bu sorunlara yönelik çözüm arayışlarının önemi bir parçası haline geliyor. Sığır sağlığının geleceğini belirleyen bu gündem Eylül ayında İstanbul’a taşınacak. Dünyanın sığır ve diğer geviş getiren hayvan sağlığı alanındaki en önemli bilimsel buluşması olan 33. Dünya Buiatri Kongresi (WBC 2026), 6-10 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. İlk kez 1960 yılında düzenlenen kongre, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’ye gelecek. 84 ülkeden yaklaşık 3500 veteriner hekim, bilim insanı, akademisyen ve sektör temsilcisinin katılması beklenen kongrede, hayvan sağlığının güncel sorunlarının yanı sıra hayvancılığın geleceğini şekillendiren bilimsel ve teknolojik gelişmeler de ele alınacak. TÜRKİYE’Yİ KÜRESEL BİLİM DÜNYASIYLA BULUŞTURACAĞIZ Kongrenin 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenleneceğine dikkat çeken 33. Dünya Buiatri Kongresi Başkanı Prof. Dr. Hasan Batmaz: “Türkiye, güçlü hayvan varlığı, gelişen modern çiftlikleri ve gıda işletmeleriyle ruminant sağlığı açısından önemli bir potansiyele sahip. İlk kez 1960 yılında düzenlenen ve her iki yılda bir gerçekleştirilen Dünya Buiatri Kongresi’ne Türkiye’de ilk kez ev sahipliği yapacak olmak bizim için büyük bir mutluluk ve sorumluluk. Kongremizde sığır sağlığı, hastalıkları ve yönetiminin yanı sıra insan ve çevre sağlığını etkileyen konuları da ele alacağız. ‘Hayvanlar ve Çevre için Küresel Çözümler’ yaklaşımıyla dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını ve sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturacağız. Kongrenin sığır ile birlikte koyun, keçi, manda ve deve sağlığı alanındaki küresel gelişmeleri ortaya koymasını, katılımcılara ve sektöre değerli bilgiler ve yeni deneyimler sunmasını hedefliyoruz” dedi. ŞAP HASTALIĞINDA YENİ AŞI TEKNOLOJİLERİ MASADA Kongrenin önemli gündemlerinden biri, sınır aşan hayvan hastalıklarının başında gelen şap hastalığı olacak. Hastalığın kontrolünden yeni nesil aşılara uzanan gelişmeler, alanında uluslararası çalışmalarıyla öne çıkan uzmanlar tarafından ele alınacak. Avrupa Şap Hastalığının Kontrolü Komisyonu (EuFMD) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Fabrizio Rosso ise şap hastalığıyla mücadeleyi küresel yaklaşımlardan yerel uygulamalara uzanan boyutlarıyla değerlendirecek. Böylece kongrede şap hastalığına karşı hem yeni bilimsel çalışmalar hem de küresel mücadele stratejileri İstanbul’da tartışılacak. KUŞ GRİBİNİN SIĞIRLARDA GÖRÜLMESİ YENİ RİSKLERİ GÜNDEME TAŞIDI Son dönemde hayvan sağlığı alanında dünya gündemine giren gelişmelerden biri olan kuş gribinin süt sığırlarında görülmesi, kongrede ele alınacak dikkat çekici konular arasında yer alıyor. Prof. Dr. Juergen Richt, kuşlardan sığırlara uzanan influenza virüslerinin değişen konak yapısını ve bunun hayvan sağlığı açısından ortaya çıkardığı yeni riskleri değerlendirecek. Bilimsel programda ayrıca kuş gribi virüsünün çiğ sütte inaktivasyonuna ilişkin araştırma da yer alıyor. Bu gelişmeler, hayvanlarda ortaya çıkan hastalıkların yalnızca çiftliklerle sınırlı kalmadığını; gıda güvenliği ve toplum sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ANTİBİYOTİK DİRENCİ HAYVAN VE İNSAN SAĞLIĞININ ORTAK SORUNU Hayvancılıkta antibiyotiklerin kullanımı ve buna bağlı gelişen antimikrobiyal direnç, kongrenin önemli gündemlerinden biri olacak. Antibiyotiklere direnç geliştiren bakteriler yalnızca hayvan sağlığını değil, gıda güvenliği ve insan sağlığını da ilgilendiren küresel bir sorun olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle antibiyotiklerin doğru ve kontrollü kullanımı, insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık – One Health” yaklaşımının da temel başlıkları arasında yer alıyor. Kongrede Prof. Dr. Theo Lam, süt sığırcılığında antimikrobiyal kullanımın mevcut uygulamalarını ve gelecekte karşılaşılacak sorunları ele alacak. TEK SAĞLIK: İNSAN, HAYVAN VE ÇEVRE AYNI ÇERÇEVEDE Kongrenin uluslararası konuşmacıları arasında Türkiye’den dünyaca tanınan immünoloji uzmanı Prof. Dr. Cezmi Akdiş de yer alacak. Akdiş, insan vücudunun dış çevreyle temas ettiği koruyucu bariyerlerdeki bozulmanın alerjik ve otoimmün hastalıklarla ilişkisini, insan, hayvan ve çevre sağlığını bir bütün olarak ele alan Tek Sağlık yaklaşımı çerçevesinde değerlendirecek. Kongrede ayrıca antibiyotik kullanımının azaltılmasına yönelik yeni yaklaşımlar ve sığırlarda görülen dirençli bakterilere ilişkin güncel araştırmalar da paylaşılacak. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ HAYVANCILIĞI DA DÖNÜŞTÜRÜYOR Küresel ısınmanın hayvancılık üzerindeki etkileri WBC 2026’nın önemli gündemlerinden biri olacak. Kongrede artan sıcaklıkların hayvan sağlığı, refahı ve üretim üzerindeki etkilerinin yanı sıra hayvancılığın çevresel sürdürülebilirliği de ele alınacak. Bilimsel programda sıcaklık stresinden enterik metan emisyonlarının azaltılmasına kadar iklim ve hayvancılık ilişkisine yönelik güncel araştırmalar paylaşılacak. YAPAY ZEKÂ VE ROBOTLAR HAYVANCILIĞI DÖNÜŞTÜRÜYOR Hayvancılıktaki teknolojik dönüşüm de kongrenin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Prof. Dr. Trevor DeVries, robotik sağım sistemlerinin sürü yönetimine etkilerini aktaracak. Kongrede ayrıca sensörlerle hayvan sağlığının izlenmesi, veriye dayalı klinik karar süreçleri ve yapay zekâ çağında hayvan refahı gibi yeni nesil uygulamalar tartışılacak. BİLİMSEL BİLGİ SAHAYA TAŞINACAK WBC 2026’da bilimsel oturumların yanı sıra uygulamaya dönük workshoplar da gerçekleştirilecek. Süt sığırlarında fertilite programları, doğum ve yeni doğan buzağıların yönetimi ve ultrasonla tanı gibi konularda gerçekleştirilecek çalışmalarla güncel bilimsel yaklaşımlar saha uygulamalarıyla buluşturulacak. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilirken; dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanları, veteriner hekimler ve sektör temsilcilerini sığır ve geviş getiren hayvan sağlığının geleceği için İstanbul’da bir araya getirecek. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi’nin bilimsel programında 59 çağrılı konuşma, 220 sözlü ve 589 poster bildirinin yanı sıra özel sektör tarafından gerçekleştirilecek 11 özel sunum ve 3 uygulamalı workshop yer alacak. 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenlenecek Dünya Buiatri Kongresi, dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını, veteriner hekimleri ve sektör temsilcilerini sığır ve diğer geviş getiren hayvanların sağlığının geleceğini konuşmak üzere İstanbul’da buluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

84 Ülkeden 3.500 Uzman WBC 2026 İçin İstanbul’da Buluşuyor Haber

84 Ülkeden 3.500 Uzman WBC 2026 İçin İstanbul’da Buluşuyor

84 ülkeden yaklaşık 3500 veteriner hekim, bilim insanı, akademisyen ve sektör temsilcisinin katılması beklenen kongrede, hayvan sağlığının güncel sorunlarının yanı sıra hayvancılığın geleceğini şekillendiren bilimsel ve teknolojik gelişmeler de ele alınacak. TÜRKİYE’Yİ KÜRESEL BİLİM DÜNYASIYLA BULUŞTURACAĞIZ Kongrenin 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenleneceğine dikkat çeken 33. Dünya Buiatri Kongresi Başkanı Prof. Dr. Hasan Batmaz: “Türkiye, güçlü hayvan varlığı, gelişen modern çiftlikleri ve gıda işletmeleriyle ruminant sağlığı açısından önemli bir potansiyele sahip. İlk kez 1960 yılında düzenlenen ve her iki yılda bir gerçekleştirilen Dünya Buiatri Kongresi’ne Türkiye’de ilk kez ev sahipliği yapacak olmak bizim için büyük bir mutluluk ve sorumluluk. Kongremizde sığır sağlığı, hastalıkları ve yönetiminin yanı sıra insan ve çevre sağlığını etkileyen konuları da ele alacağız. ‘Hayvanlar ve Çevre için Küresel Çözümler’ yaklaşımıyla dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını ve sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturacağız. Kongrenin sığır ile birlikte koyun, keçi, manda ve deve sağlığı alanındaki küresel gelişmeleri ortaya koymasını, katılımcılara ve sektöre değerli bilgiler ve yeni deneyimler sunmasını hedefliyoruz” dedi. ŞAP HASTALIĞINDA YENİ AŞI TEKNOLOJİLERİ MASADA Kongrenin önemli gündemlerinden biri, sınır aşan hayvan hastalıklarının başında gelen şap hastalığı olacak. Hastalığın kontrolünden yeni nesil aşılara uzanan gelişmeler, alanında uluslararası çalışmalarıyla öne çıkan uzmanlar tarafından ele alınacak. Avrupa Şap Hastalığının Kontrolü Komisyonu (EuFMD) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Fabrizio Rosso ise şap hastalığıyla mücadeleyi küresel yaklaşımlardan yerel uygulamalara uzanan boyutlarıyla değerlendirecek. Böylece kongrede şap hastalığına karşı hem yeni bilimsel çalışmalar hem de küresel mücadele stratejileri İstanbul’da tartışılacak. KUŞ GRİBİNİN SIĞIRLARDA GÖRÜLMESİ YENİ RİSKLERİ GÜNDEME TAŞIDI Son dönemde hayvan sağlığı alanında dünya gündemine giren gelişmelerden biri olan kuş gribinin süt sığırlarında görülmesi, kongrede ele alınacak dikkat çekici konular arasında yer alıyor. Prof. Dr. Juergen Richt, kuşlardan sığırlara uzanan influenza virüslerinin değişen konak yapısını ve bunun hayvan sağlığı açısından ortaya çıkardığı yeni riskleri değerlendirecek. Bilimsel programda ayrıca kuş gribi virüsünün çiğ sütte inaktivasyonuna ilişkin araştırma da yer alıyor. Bu gelişmeler, hayvanlarda ortaya çıkan hastalıkların yalnızca çiftliklerle sınırlı kalmadığını; gıda güvenliği ve toplum sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ANTİBİYOTİK DİRENCİ HAYVAN VE İNSAN SAĞLIĞININ ORTAK SORUNU Hayvancılıkta antibiyotiklerin kullanımı ve buna bağlı gelişen antimikrobiyal direnç, kongrenin önemli gündemlerinden biri olacak. Antibiyotiklere direnç geliştiren bakteriler yalnızca hayvan sağlığını değil, gıda güvenliği ve insan sağlığını da ilgilendiren küresel bir sorun olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle antibiyotiklerin doğru ve kontrollü kullanımı, insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık – One Health” yaklaşımının da temel başlıkları arasında yer alıyor. Kongrede Prof. Dr. Theo Lam, süt sığırcılığında antimikrobiyal kullanımın mevcut uygulamalarını ve gelecekte karşılaşılacak sorunları ele alacak. TEK SAĞLIK: İNSAN, HAYVAN VE ÇEVRE AYNI ÇERÇEVEDE Kongrenin uluslararası konuşmacıları arasında Türkiye’den dünyaca tanınan immünoloji uzmanı Prof. Dr. Cezmi Akdiş de yer alacak. Akdiş, insan vücudunun dış çevreyle temas ettiği koruyucu bariyerlerdeki bozulmanın alerjik ve otoimmün hastalıklarla ilişkisini, insan, hayvan ve çevre sağlığını bir bütün olarak ele alan Tek Sağlık yaklaşımı çerçevesinde değerlendirecek. Kongrede ayrıca antibiyotik kullanımının azaltılmasına yönelik yeni yaklaşımlar ve sığırlarda görülen dirençli bakterilere ilişkin güncel araştırmalar da paylaşılacak. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ HAYVANCILIĞI DA DÖNÜŞTÜRÜYOR Küresel ısınmanın hayvancılık üzerindeki etkileri WBC 2026’nın önemli gündemlerinden biri olacak. Kongrede artan sıcaklıkların hayvan sağlığı, refahı ve üretim üzerindeki etkilerinin yanı sıra hayvancılığın çevresel sürdürülebilirliği de ele alınacak. Bilimsel programda sıcaklık stresinden enterik metan emisyonlarının azaltılmasına kadar iklim ve hayvancılık ilişkisine yönelik güncel araştırmalar paylaşılacak. YAPAY ZEKÂ VE ROBOTLAR HAYVANCILIĞI DÖNÜŞTÜRÜYOR Hayvancılıktaki teknolojik dönüşüm de kongrenin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Prof. Dr. Trevor DeVries, robotik sağım sistemlerinin sürü yönetimine etkilerini aktaracak. Kongrede ayrıca sensörlerle hayvan sağlığının izlenmesi, veriye dayalı klinik karar süreçleri ve yapay zekâ çağında hayvan refahı gibi yeni nesil uygulamalar tartışılacak. BİLİMSEL BİLGİ SAHAYA TAŞINACAK WBC 2026’da bilimsel oturumların yanı sıra uygulamaya dönük workshoplar da gerçekleştirilecek. Süt sığırlarında fertilite programları, doğum ve yeni doğan buzağıların yönetimi ve ultrasonla tanı gibi konularda gerçekleştirilecek çalışmalarla güncel bilimsel yaklaşımlar saha uygulamalarıyla buluşturulacak. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilirken; dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanları, veteriner hekimler ve sektör temsilcilerini sığır ve geviş getiren hayvan sağlığının geleceği için İstanbul’da bir araya getirecek. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi’nin bilimsel programında 59 çağrılı konuşma, 220 sözlü ve 589 poster bildirinin yanı sıra özel sektör tarafından gerçekleştirilecek 11 özel sunum ve 3 uygulamalı workshop yer alacak. 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenlenecek Dünya Buiatri Kongresi, dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını, veteriner hekimleri ve sektör temsilcilerini sığır ve diğer geviş getiren hayvanların sağlığının geleceğini konuşmak üzere İstanbul’da buluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor Haber

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor

Türkiye sanayisinde verimlilik, maliyet yönetimi ve teknolojik dönüşüm öne çıkıyor. TÜİK verilerine göre Haziran 2026'da sanayi üretimi yıllık yüzde 1,4, imalat sanayi üretimi yüzde 1,5 geriledi. Aylık bazda toplam sanayi üretimi yüzde 0,1 artarken imalat sanayi üretimi değişmedi. İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI da Haziran 2026'da 47,1'e gerileyerek 50 eşik değerinin altında kaldı ve sektördeki zayıflama üst üste 27. aya taşındı. Raporda yeni siparişlerdeki düşüş, fiyat baskıları ve jeopolitik gelişmeler öne çıktı. Yatırım kararlarında verimlilik öne çıkıyor Sanayi üretimindeki dalgalanmaların yatırım kararlarını daha seçici hale getirdiğini belirten GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, üreticilerin kapasite artışının yanı sıra verimlilik ve rekabet avantajını da gözettiğini söyledi. “Maliyet ve finansman koşullarının daha belirleyici olduğu bu dönemde üreticiler, yatırımlarının geri dönüşüne, üretim kalitesine ve operasyonel verimliliğe odaklanıyor. Teknoloji yatırımları artık yalnızca kapasite artıran değil, rekabet gücünü koruyan stratejik bir araç haline geliyor.” Takım tezgâhları üretimin dönüşümünü hızlandırıyor Üretimde verimlilik, hassasiyet ve otomasyon ihtiyacının artmasıyla birlikte takım tezgâhlarının sanayinin teknolojik dönüşümündeki rolünün güçlendiğini vurgulayan Çetinkaya, CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümlerin üreticilerin rekabet gücünü doğrudan etkilediğine dikkat çekti. “Takım tezgâhlarını yalnızca üretim yapan makineler olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bunlar, sanayinin üretim kabiliyetini belirleyen temel teknolojiler arasında yer alıyor. CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümler sayesinde üreticiler daha yüksek hassasiyetle, daha kısa çevrim süreleriyle ve daha düşük hata oranlarıyla üretim gerçekleştirebiliyor. Özellikle otomotiv, savunma ve havacılık, kalıpçılık ve genel makine imalatı gibi yüksek hassasiyet gerektiren sektörlerde bu teknolojiler, üretim kalitesinin ve rekabet gücünün önemli belirleyicilerinden biri haline geliyor.” Önümüzdeki dönemde üretim teknolojilerindeki dönüşümün yalnızca makine yatırımlarıyla sınırlı kalmayacağını, makinelerin birbirleriyle iletişim kurabildiği, üretim verilerinin anlık olarak takip edilebildiği ve bakım süreçlerinin daha öngörülebilir hale geldiği entegre üretim sistemlerinin daha fazla önem kazanacağını ifade eden Gökhan Çetinkaya, “Sanayide dijitalleşme artık tek başına bir teknoloji tercihi olmaktan çıktı. Üreticiler için verimlilik, kalite, enerji kullanımı, bakım ve kaynak yönetiminin birlikte ele alındığı bütünsel bir dönüşümden söz ediyoruz. Yapay zekâ ve veri analitiğinin üretim süreçlerine daha fazla entegre olmasıyla birlikte, önümüzdeki dönemde makinelerden elde edilen verinin üretim kararlarında daha etkin kullanıldığı bir yapıya geçiş hızlanacak.” ifadelerini kullandı. Üreticilere uçtan uca çözümler sunmaya odaklanıyoruz 2026'nın ikinci yarısında üreticilerin yatırım kararlarında verimlilik, teknoloji ve operasyonel sürdürülebilirliğin daha fazla öne çıkmasını beklediklerini belirten Çetinkaya, GNC Makina'nın yılın kalan döneminde de üreticilerin teknolojiye erişimini kolaylaştıracak çözümler geliştirmeye devam edeceğini söyledi. “2026'nın ikinci yarısında sanayicilerin yatırım kararlarında verimlilik ve teknolojik yetkinliğin daha fazla öne çıkacağını düşünüyoruz. Biz de GNC Makina olarak üreticilerin ihtiyaçlarını yakından takip ederek doğru teknolojiye, doğru çözüme ve güçlü teknik desteğe erişimini kolaylaştırmaya devam edeceğiz. Üretimin geleceğinin teknoloji, güçlü iş birlikleri ve nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inanıyor; Türkiye sanayisinin rekabet gücünü artıracak yatırımlara katkı sunmayı sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor Haber

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor

Türkiye sanayisinde verimlilik, maliyet yönetimi ve teknolojik dönüşüm öne çıkıyor. TÜİK verilerine göre Haziran 2026'da sanayi üretimi yıllık yüzde 1,4, imalat sanayi üretimi yüzde 1,5 geriledi. Aylık bazda toplam sanayi üretimi yüzde 0,1 artarken imalat sanayi üretimi değişmedi. İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI da Haziran 2026'da 47,1'e gerileyerek 50 eşik değerinin altında kaldı ve sektördeki zayıflama üst üste 27. aya taşındı. Raporda yeni siparişlerdeki düşüş, fiyat baskıları ve jeopolitik gelişmeler öne çıktı. Yatırım kararlarında verimlilik öne çıkıyor Sanayi üretimindeki dalgalanmaların yatırım kararlarını daha seçici hale getirdiğini belirten GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, üreticilerin kapasite artışının yanı sıra verimlilik ve rekabet avantajını da gözettiğini söyledi. “Maliyet ve finansman koşullarının daha belirleyici olduğu bu dönemde üreticiler, yatırımlarının geri dönüşüne, üretim kalitesine ve operasyonel verimliliğe odaklanıyor. Teknoloji yatırımları artık yalnızca kapasite artıran değil, rekabet gücünü koruyan stratejik bir araç haline geliyor.” Takım tezgâhları üretimin dönüşümünü hızlandırıyor Üretimde verimlilik, hassasiyet ve otomasyon ihtiyacının artmasıyla birlikte takım tezgâhlarının sanayinin teknolojik dönüşümündeki rolünün güçlendiğini vurgulayan Çetinkaya, CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümlerin üreticilerin rekabet gücünü doğrudan etkilediğine dikkat çekti. “Takım tezgâhlarını yalnızca üretim yapan makineler olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bunlar, sanayinin üretim kabiliyetini belirleyen temel teknolojiler arasında yer alıyor. CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümler sayesinde üreticiler daha yüksek hassasiyetle, daha kısa çevrim süreleriyle ve daha düşük hata oranlarıyla üretim gerçekleştirebiliyor. Özellikle otomotiv, savunma ve havacılık, kalıpçılık ve genel makine imalatı gibi yüksek hassasiyet gerektiren sektörlerde bu teknolojiler, üretim kalitesinin ve rekabet gücünün önemli belirleyicilerinden biri haline geliyor.” Önümüzdeki dönemde üretim teknolojilerindeki dönüşümün yalnızca makine yatırımlarıyla sınırlı kalmayacağını, makinelerin birbirleriyle iletişim kurabildiği, üretim verilerinin anlık olarak takip edilebildiği ve bakım süreçlerinin daha öngörülebilir hale geldiği entegre üretim sistemlerinin daha fazla önem kazanacağını ifade eden Gökhan Çetinkaya, “Sanayide dijitalleşme artık tek başına bir teknoloji tercihi olmaktan çıktı. Üreticiler için verimlilik, kalite, enerji kullanımı, bakım ve kaynak yönetiminin birlikte ele alındığı bütünsel bir dönüşümden söz ediyoruz. Yapay zekâ ve veri analitiğinin üretim süreçlerine daha fazla entegre olmasıyla birlikte, önümüzdeki dönemde makinelerden elde edilen verinin üretim kararlarında daha etkin kullanıldığı bir yapıya geçiş hızlanacak.” ifadelerini kullandı. Üreticilere uçtan uca çözümler sunmaya odaklanıyoruz 2026'nın ikinci yarısında üreticilerin yatırım kararlarında verimlilik, teknoloji ve operasyonel sürdürülebilirliğin daha fazla öne çıkmasını beklediklerini belirten Çetinkaya, GNC Makina'nın yılın kalan döneminde de üreticilerin teknolojiye erişimini kolaylaştıracak çözümler geliştirmeye devam edeceğini söyledi. “2026'nın ikinci yarısında sanayicilerin yatırım kararlarında verimlilik ve teknolojik yetkinliğin daha fazla öne çıkacağını düşünüyoruz. Biz de GNC Makina olarak üreticilerin ihtiyaçlarını yakından takip ederek doğru teknolojiye, doğru çözüme ve güçlü teknik desteğe erişimini kolaylaştırmaya devam edeceğiz. Üretimin geleceğinin teknoloji, güçlü iş birlikleri ve nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inanıyor; Türkiye sanayisinin rekabet gücünü artıracak yatırımlara katkı sunmayı sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Kalkınmasında Gençlere Özel Sektör Desteği Öne Çıkıyor Haber

Türkiye’nin Kalkınmasında Gençlere Özel Sektör Desteği Öne Çıkıyor

Türkiye’de 15-24 yaş grubundaki genç işsizlik oranı 2025 yılında yüzde 15,3 olurken, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 23,3 olarak gerçekleşti. Bu tablo, gençlerin ekonomik hayata daha güçlü katılımı için özel sektörün üstlenebileceği rolü yeniden gündeme taşıyor… Türkiye’nin sahip olduğu genç nüfus, ekonomik ve sosyal kalkınmanın önemli dinamiklerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak genç nüfus avantajının sürdürülebilir ekonomik değere dönüşmesi, gençlerin eğitimden istihdama, girişimcilikten teknolojiye kadar farklı alanlarda desteklenmesini gerektiriyor. TÜİK verilerine göre 2025 yılında 15-24 yaş grubundaki gençlerin istihdam oranı yüzde 40,3’e yükseldi. Aynı yaş grubunda genç işsizlik oranı yüzde 15,3 olurken, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 23,3 seviyesinde gerçekleşti. Genç kadınlarda bu oranın yüzde 30,9’a çıkması ise genç kadınların iş gücüne katılımını artıracak mekanizmaların önemini ortaya koyuyor. Bu süreçte kamu politikalarının yanı sıra özel sektörün de sorumluluğu giderek artıyor. Şirketlerin gençlere yönelik staj ve istihdam imkanlarını genişletmesi, mesleki gelişimi desteklemesi, mentorluk programları oluşturması ve genç girişimcilere alan açması, Türkiye’nin nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesine katkı sağlayabilir. Mehmet Konuralp Yılmaz, gençlerin ekonomik hayata katılımının yalnızca istihdam rakamları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, gençlerin fikir üreten, girişim geliştiren ve ekonomik değer yaratan aktörler olarak desteklenmesinin önemini ortaya koyuyor. Gençlerin iş dünyasına geçişi güçlendirilmeli Eğitim ile iş dünyası arasındaki bağın güçlendirilmesi, gençlerin kariyer yolculuğunda önemli bir rol oynuyor. Üniversite döneminde edinilen teorik bilginin sektör deneyimiyle desteklenmesi, gençlerin iş hayatına daha hazırlıklı başlamasını sağlarken şirketlerin de ihtiyaç duyduğu yetkinliklere sahip insan kaynağına erişimini kolaylaştırıyor. Bu noktada özel sektörün üniversiteler, meslek kuruluşları ve gençlik platformlarıyla geliştireceği iş birlikleri önem kazanıyor. Staj, mentorluk, proje bazlı çalışmalar ve işbaşı eğitimleri gibi uygulamalar, gençlerin çalışma hayatıyla daha erken tanışmasına olanak sağlıyor. TÜİK’in 2025 verileri, gençlerin istihdamında hizmet sektörünün yüzde 57,9 ile ilk sırada bulunduğunu, bunu yüzde 30,5 ile sanayi ve yüzde 11,6 ile tarım sektörünün izlediğini gösteriyor. Bu dağılım, gençlerin farklı sektörlerde ihtiyaç duyulan becerilerle daha erken buluşturulmasının önemini ortaya koyuyor. Yılmaz’ın değerlendirmeleri doğrultusunda, gençlerin yalnızca mevcut iş gücü ihtiyacını karşılayacak kişiler olarak değil, geleceğin girişimcileri, yöneticileri ve üreticileri olarak ele alınması gerekiyor. Bu yaklaşım, gençlerin kariyer planlamasının yanı sıra Türkiye’nin uzun vadeli insan kaynağı politikaları açısından da önem taşıyor. Genç girişimciler için yeni fırsat alanları gerekiyor Türkiye’nin kalkınma hedefleri açısından genç girişimciliğin desteklenmesi de kritik başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Teknoloji ve dijitalleşmenin iş modellerini hızla değiştirdiği bir dönemde gençlerin yeni fikirler geliştirmesi ve bu fikirleri ekonomik değere dönüştürebilmesi, Türkiye’nin rekabet gücüne katkı sağlayabilir. Genç girişimcilerin fikirlerini hayata geçirebilmesi için finansmana erişimin yanı sıra deneyim paylaşımı, mentorluk, iş bağlantıları ve pazar erişimi gibi alanlarda da destek mekanizmalarının geliştirilmesi gerekiyor. Özel sektörün sahip olduğu bilgi birikimi ve iş bağlantıları, bu noktada genç girişimciler için önemli bir kaynak oluşturabilir. Mehmet Konuralp Yılmaz’ın hem iş dünyasındaki deneyimi hem de Nefa Gençlik ve Ticaret Platformu çatısı altında gençlerle yürüttüğü çalışmalar, gençlerin ticaret ve girişimcilik ekosistemiyle daha güçlü bağlar kurmasının önemini ortaya koyuyor. Teknolojik Dönüşüm Gençler İçin Fırsata Dönüştürülmeli Yapay zekâ ve dijital teknolojiler, çalışma hayatında yeni mesleklerin ve iş modellerinin ortaya çıkmasına neden olurken, gençlerin bu dönüşümün aktif bir parçası haline gelmesi önem taşıyor. Gençlerin yalnızca teknolojiyi kullanan değil, teknoloji üreten ve yeni iş modellerine dönüştüren bir nesil olarak yetişmesi, Türkiye'nin küresel rekabetteki konumunu güçlendirebilecek unsurlar arasında yer alıyor. Bu nedenle özel sektörün teknoloji eğitimleri, girişimcilik programları ve yenilikçi projeler aracılığıyla gençlerin gelişimine katkı sunması önem taşıyor. Bu dönüşüm aynı zamanda özel sektör açısından da yeni bir sorumluluk alanı yaratıyor. Şirketlerin gençlerin teknolojiye erişimini artırması, dijital becerilerini geliştirmesine destek olması ve yenilikçi fikirlerini hayata geçirebilecekleri ortamlar oluşturması, geleceğin iş dünyasının şekillenmesine katkı sağlayabilir. Özel Sektörün Gençlere Yatırımı Türkiye’nin Geleceğine Yatırım Türkiye’nin genç nüfusunu ekonomik güce dönüştürmesi, gençlerin sahip olduğu potansiyelin doğru kanallarla desteklenmesine bağlı. Bu noktada özel sektörün rolü yalnızca istihdam yaratmakla sınırlı kalmıyor; gençlerin bilgi, beceri ve deneyim kazanabileceği bir ekosistemin oluşturulması da iş dünyasının sorumluluk alanlarından biri haline geliyor. Özellikle gençlerin iş gücüne katılımında kadın-erkek arasındaki fark, öncelikli alanlardan biri olarak dikkat çekiyor. 2025 yılında 15-24 yaş grubundaki genç erkeklerin istihdam oranı yüzde 53 olurken, genç kadınlarda bu oran yüzde 26,7 olarak gerçekleşti. Benzer şekilde genç kadınlarda işsizlik oranı yüzde 22,1 seviyesinde bulunuyor. Bu tablo, özel sektörün gençlere yönelik politikalarının yalnızca istihdam yaratmakla sınırlı kalmaması; fırsat eşitliği, yetenek gelişimi ve kadınların iş gücüne katılımı gibi başlıkları da kapsaması gerektiğine işaret ediyor. Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve Nefa Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu Mehmet Konuralp Yılmaz’ın yaklaşımı da özel sektörün gençlerin gelişiminde daha aktif rol üstlenmesi gerektiğine işaret ediyor. Gençlerin ekonomik hayatın aktif aktörleri haline gelmesi, bireysel kariyer fırsatlarının yanı sıra Türkiye’nin uzun vadeli kalkınma hedeflerine de katkı sağlayabilir. Türkiye’nin kalkınmasında gençlerin potansiyelini ortaya çıkarmak, yalnızca gençlere fırsat sunmak değil; ülkenin gelecekteki üretim, girişimcilik ve inovasyon kapasitesine yatırım yapmak anlamına geliyor. Gençlerin sahip olduğu potansiyelin eğitim, istihdam, girişimcilik ve teknoloji ekseninde desteklenmesi, özel sektörün bugün atacağı adımların Türkiye’nin yarınki ekonomik gücüne dönüşmesini sağlayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye İş Bankası Müzesi’ne  Yaz Döneminde İlgi Büyük Haber

Türkiye İş Bankası Müzesi’ne Yaz Döneminde İlgi Büyük

1892’de postane olarak inşa edilen, 1928’den itibaren İş Bankası şubesi olarak hizmet veren ve 2007’de müzeye dönüştürülen tarihi bina, Banka’nın 100. yılı olan 2024’teki yenilenmenin ardından modern tasarımıyla dikkat çekiyor. Müzenin kalıcı sergisi İş’in 100 Yılı, giriş katında Banka’nın kuruluş öyküsü, Cumhuriyet’in iktisadi bağımsızlık hedefi, Anadolu’daki şube ağının genişlemesi ve İzmir İktisat Kongresi’ne ait ilk kez sergilenen fotoğraflarla ziyaretçilerini karşılıyor. Üst katta ise teknolojik dönüşüm, günümüz bankacılığı, eğitim, çevre, spor ve kültür-sanat projeleri ele alınıyor.“Karadeniz Vapuru 100 Yaşında” Sergisini Görmek İçin Son Günler: 30 Ağustos’a Kadar Ziyaret Edilebilir Cumhuriyet’in dünyaya açılan ilk projelerinden biri olan Karadeniz Vapuru’nun tarihi yolculuğu, 100. yılında Türkiye İş Bankası Müzesi’nde sergilenmeye devam ediyor. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının vizyonuyla yüzen bir sergi salonuna dönüştürülen ve 12 Haziran 1926’da Galata Rıhtımı’ndan demir alan Karadeniz Vapuru; 86 gün süren seyrinde 12 Avrupa ülkesinin 15 limanını ziyaret etmiş, yaklaşık 65 bin kişiyi ağırlamış ve İş Bankası’nın ilk "seyyar şube" uygulamasına ev sahipliği yapmıştı. Türkiye’nin o dönemki sanayi ve kültür birikimini bu özel yolculuk üzerinden anlatan Karadeniz Vapuru 100 Yaşında sergisi, 30 Ağustos Pazar gününe kadar Eminönü’ndeki Türkiye İş Bankası Müzesi’nde, Kiralık Kasa Dairesi içerisinde ücretsiz görülebilir.Çocuklar İçin Ücretsiz Atölyeler Türkiye İş Bankası Müzesi, yaz boyunca minik ziyaretçilerini de unutmadı. Yıl boyunca düzenlenen ücretsiz atölye çalışmaları kapsamında, Ağustos ayı boyunca çocuklar için Benim Müzem, Şık Kediler ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın ruhunu yansıtan Zafer Feneri gibi yaratıcı etkinlikler devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.