Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknolojik Dönüşüm

Kapsül Haber Ajansı - Teknolojik Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknolojik Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor Haber

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor

Türkiye otomotiv sanayisi, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında teknolojik dönüşüm, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda gelişimini sürdürüyor. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre sektör, 2026 yılının ilk dokuz ayında 31,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek Türkiye'nin ihracatındaki lider konumunu korudu. [1] Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verileri ise üye kuruluşların 18 Ar-Ge merkeziyle 2025 yılında yaklaşık 294 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. [2] Türkiye'nin üretim ve teknoloji alanındaki gelişimi, otomotiv sanayisinin geleceğinde verimlilik ve inovasyonun önemini artırıyor. Dünyanın önde gelen bağımsız madeni yağ üreticilerinden FUCHS, geliştirdiği ileri teknoloji çözümlerle otomotiv sektörünün değişen ihtiyaçlarına yanıt verirken daha verimli ve sürdürülebilir üretim süreçlerini destekliyor. Otomotivde rekabetin yeni anahtarı: Teknoloji ve verimlilik Otomotiv endüstrisinde yaşanan teknolojik gelişmeler, yalnızca araçların tasarımını ve performansını değil, üretimden kullanıma kadar tüm değer zincirini yeniden şekillendiriyor. Daha düşük enerji tüketimi, daha uzun ekipman ömrü, daha az kaynak kullanımı ve yüksek operasyonel verimlilik, sektörün öncelikli hedefleri arasında bulunuyor. Bu dönüşümde madeni yağ teknolojileri de önemli bir rol üstleniyor. Motorlarda ve mekanik sistemlerde sürtünmenin azaltılması, aşınmanın önlenmesi ve enerji kayıplarının sınırlandırılması, hem araç performansına hem de kaynak verimliliğine katkı sağlıyor. Elektrikli mobilite, yeni nesil teknolojilere olan ihtiyacı artırıyor Otomotiv sanayisindeki dönüşümün önemli başlıklarından birini elektrikli mobilite oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Global EV Outlook 2026 raporuna göre, dünya genelinde elektrikli otomobil satışları 2025 yılında yüzde 20 artarak 20 milyonu aştı. Böylece elektrikli otomobiller, küresel yeni otomobil satışlarının yaklaşık dörtte birini oluşturdu. [3] Elektrikli araçların yaygınlaşması, otomotiv endüstrisinde yalnızca güç aktarma sistemlerini değil, madeni yağ ve ısı yönetimi teknolojilerini de dönüştürüyor. Geleneksel içten yanmalı motorlardan farklı teknik gereksinimlere sahip elektrikli araçlarda, özel olarak geliştirilen madeni yağlar ve soğutma sıvıları, sistemlerin güvenilir ve verimli çalışmasına katkı sağlıyor. FUCHS, elektrikli araçlara yönelik geliştirdiği yenilikçi madeni yağ teknolojileriyle otomotiv endüstrisinin dönüşümünü destekliyor. Araç teknolojilerindeki dönüşümün yanı sıra otomotiv üretim tesislerinde kullanılan endüstriyel yağlar, metal işleme sıvıları ve özel uygulama yağları da üretim süreçlerinde ekipmanların güvenilir çalışmasına, kullanım ömürlerinin uzatılmasına ve operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Sürdürülebilir üretimin temelinde inovasyon var FUCHS, araştırma ve geliştirme çalışmalarında ürün performansının artırılmasının yanı sıra enerji, kaynak ve maliyet verimliliğinin iyileştirilmesine odaklanıyor. Otomotiv üreticileri ve sanayi kuruluşlarının farklı ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen madeni yağ teknolojileri, ekipmanların kullanım ömrünün uzatılmasına ve üretim süreçlerinde operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türk otomotiv sanayisinin yüksek katma değerli üretim ve teknolojik dönüşüm hedefleri önem kazanırken, yenilikçi madeni yağ teknolojileri de daha verimli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir üretim ekosisteminin tamamlayıcı unsurları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor Haber

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor

Türkiye otomotiv sanayisi, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında teknolojik dönüşüm, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda gelişimini sürdürüyor. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre sektör, 2026 yılının ilk dokuz ayında 31,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek Türkiye'nin ihracatındaki lider konumunu korudu. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verileri ise üye kuruluşların 18 Ar-Ge merkeziyle 2025 yılında yaklaşık 294 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. Türkiye'nin üretim ve teknoloji alanındaki gelişimi, otomotiv sanayisinin geleceğinde verimlilik ve inovasyonun önemini artırıyor. Dünyanın önde gelen bağımsız madeni yağ üreticilerinden FUCHS, geliştirdiği ileri teknoloji çözümlerle otomotiv sektörünün değişen ihtiyaçlarına yanıt verirken daha verimli ve sürdürülebilir üretim süreçlerini destekliyor. Otomotivde rekabetin yeni anahtarı: Teknoloji ve verimlilik Otomotiv endüstrisinde yaşanan teknolojik gelişmeler, yalnızca araçların tasarımını ve performansını değil, üretimden kullanıma kadar tüm değer zincirini yeniden şekillendiriyor. Daha düşük enerji tüketimi, daha uzun ekipman ömrü, daha az kaynak kullanımı ve yüksek operasyonel verimlilik, sektörün öncelikli hedefleri arasında bulunuyor. Bu dönüşümde madeni yağ teknolojileri de önemli bir rol üstleniyor. Motorlarda ve mekanik sistemlerde sürtünmenin azaltılması, aşınmanın önlenmesi ve enerji kayıplarının sınırlandırılması, hem araç performansına hem de kaynak verimliliğine katkı sağlıyor. Elektrikli mobilite, yeni nesil teknolojilere olan ihtiyacı artırıyor Otomotiv sanayisindeki dönüşümün önemli başlıklarından birini elektrikli mobilite oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Global EV Outlook 2026 raporuna göre, dünya genelinde elektrikli otomobil satışları 2025 yılında yüzde 20 artarak 20 milyonu aştı. Böylece elektrikli otomobiller, küresel yeni otomobil satışlarının yaklaşık dörtte birini oluşturdu. Elektrikli araçların yaygınlaşması, otomotiv endüstrisinde yalnızca güç aktarma sistemlerini değil, madeni yağ ve ısı yönetimi teknolojilerini de dönüştürüyor. Geleneksel içten yanmalı motorlardan farklı teknik gereksinimlere sahip elektrikli araçlarda, özel olarak geliştirilen madeni yağlar ve soğutma sıvıları, sistemlerin güvenilir ve verimli çalışmasına katkı sağlıyor. FUCHS, elektrikli araçlara yönelik geliştirdiği yenilikçi madeni yağ teknolojileriyle otomotiv endüstrisinin dönüşümünü destekliyor. Araç teknolojilerindeki dönüşümün yanı sıra otomotiv üretim tesislerinde kullanılan endüstriyel yağlar, metal işleme sıvıları ve özel uygulama yağları da üretim süreçlerinde ekipmanların güvenilir çalışmasına, kullanım ömürlerinin uzatılmasına ve operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Sürdürülebilir üretimin temelinde inovasyon var FUCHS, araştırma ve geliştirme çalışmalarında ürün performansının artırılmasının yanı sıra enerji, kaynak ve maliyet verimliliğinin iyileştirilmesine odaklanıyor. Otomotiv üreticileri ve sanayi kuruluşlarının farklı ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen madeni yağ teknolojileri, ekipmanların kullanım ömrünün uzatılmasına ve üretim süreçlerinde operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türk otomotiv sanayisinin yüksek katma değerli üretim ve teknolojik dönüşüm hedefleri önem kazanırken, yenilikçi madeni yağ teknolojileri de daha verimli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir üretim ekosisteminin tamamlayıcı unsurları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

n11’in Yeni CEO’su Seydi Eren Ünlü Oldu Haber

n11’in Yeni CEO’su Seydi Eren Ünlü Oldu

Daha önce n11’de Satış Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüten Ünlü, profesyonel kariyerinde yeni bir sayfa açmak üzere görevinden ayrılan Nihal Dindar Akın’dan koltuğu devralarak 12 Ekim 2026 itibarıyla yeni görevine başlayacak. Nihal Dindar Akın, dört yıl boyunca şirketin dönüşümüne liderlik etmişti. DMSF Holding Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Yönetim Kurulu olarak, Sayın Nihal Dindar Akın’a son dört yılda sergilediği liderlik ve sunduğu değerli katkılar için teşekkürlerimizi sunuyoruz. Kendisinin liderliğinde şirketimiz; Türkiye e-ticaret pazarındaki konumunu güçlendiren ve gelecekteki büyümesi için sağlam bir temel oluşturan kapsamlı bir stratejik, ticari, operasyonel ve teknolojik dönüşüm sürecini tamamladı. DMSF Holding Yönetim Kurulu olarak, şirketi zorlu dönemlerden geçirerek n11’i bir sonraki gelişim aşamasına hazırlama yolunda gösterdiği emeğe büyük değer veriyoruz.” 5 Yılda 1 Milyar Dolarlık Yatırım ve 5 Kat Büyüme Hedefi Önümüzdeki beş yıllık dönemde iş hacmini beş katına çıkarmayı ve toplam yatırımlarını 1 milyar dolara ulaştırmayı hedefleyen n11, yeni gelişim aşamasında depolama tesisleriyle kendi altyapısını geliştirmek, ihracatı artırmak ve son kullanıcıya en iyi hizmeti sunmak gibi iddialı hedefler doğrultusunda ilerleyecek. n11’in üst yönetim yapısındaki bu değişim ile şirketin stratejik önceliklerini kararlılıkla sürdürmesini desteklemesi ve bir sonraki büyüme evresini hızlandırması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası Liderleri New York’ta Küresel Sürdürülebilirlik Gündemine Katkı Sundu Haber

İş Dünyası Liderleri New York’ta Küresel Sürdürülebilirlik Gündemine Katkı Sundu

Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu Haftası, dünya liderlerinin yanı sıra iş dünyası, kamu, Birleşmiş Milletler ve sivil toplum temsilcilerini New York’ta bir araya getirdi. Hafta boyunca sürdürülebilir büyüme, iklim eylemi, insan hakları, finansman ve teknolojik dönüşüm gibi küresel gündemin öncelikli başlıkları farklı platformlarda ele alındı. Bu gündemin iş dünyası boyutunun öne çıktığı buluşmalardan biri de UN Global Compact Liderler Zirvesi 2026 oldu. İki gün süren Zirve, 750’yi aşkın iş dünyası lideri, yatırımcı, politika yapıcı, Birleşmiş Milletler temsilcisi ve sürdürülebilirlik uzmanını bir araya getirdi. Liderler Zirvesi’nde sürdürülebilir büyüme ve dayanıklılık gündemdeydi “Sürdürülebilir Büyümeyi ve Dayanıklılığı Sağlamak” odağında gerçekleştirilen Liderler Zirvesi’nde, jeopolitik belirsizlikler, ekonomik dalgalanmalar ve hızlanan teknolojik dönüşüm karşısında şirketlerin dayanıklılığını nasıl güçlendirebileceği ve sürdürülebilirlik taahhütlerini nasıl ölçülebilir sonuçlara dönüştürebileceği tartışıldı. 20’yi aşkın oturum ve 175 konuşmacının yer aldığı Zirve; liderlik ve iş etiği, iklim ve doğa, insan hakları ve insana yakışır iş, sürdürülebilir finans ve sermaye, kolektif eylem ve sistem değişikliği ile politika, satın alma ve tedarik zincirleri olmak üzere altı ana başlık etrafında şekillendi. Zirve’nin ilk gününde şirketlerin sürdürülebilirliği risk yönetimi, iş stratejisi, yatırım kararları ve operasyonlarına nasıl entegre edebileceğine odaklanılırken; insan hakları durum tespiti, temiz enerji dönüşümü ve yapay zekânın sorumlu kullanımı da gündeme taşındı. İkinci gün ise şirketlerin kendi operasyonlarının ötesine geçilerek sürdürülebilir dönüşümü hızlandıran veya sınırlayan politika, finansman, piyasa yapıları ve tedarik zincirleri ele alındı. İklim ve doğa dönüşüm planlarından toplumsal cinsiyet eşitliği ve insana yakışır ücrete, sürdürülebilir finanstan satın alma ve tedarik zincirlerine kadar farklı alanlarda şirketlerin tek başına çözemeyeceği sorunlar karşısında kolektif eylem ve iş birliğinin önemi öne çıktı. Türkiye’den iş dünyası liderleri küresel gündeme katkı sundu Türkiye’den iş dünyası temsilcileri, UN Global Compact Liderler Zirvesi ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Haftası boyunca farklı üst düzey toplantı ve oturumlarda yer aldı. Zurich Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Liderler Zirvesi’nde risk yönetimi ve uzun vadeli değer yaratmaya odaklanan oturumda; Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sinem Edige ise temiz enerji dönüşümünün hızlandırılmasının ele alındığı oturumda konuşmacı olarak yer aldı. Smart Güneş Teknolojileri CEO’su Halil Demirdağ, belirsizlik dönemlerinde iş dünyası liderliğinin ele alındığı oturuma; DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam ise tedarik zincirlerindeki zorlukların büyüme ve fırsata dönüştürülmesine odaklanan oturuma konuşmacı olarak katıldı. BM Genel Merkezi’nde davete özel olarak düzenlenen Private Sector Forum’a ise Türkiye’den Aydem Enerji CEO’su Serdar Marangoz, Borusan Holding CEO’su Özgür Günaydın ve Smart Güneş Teknolojileri CEO’su Halil Demirdağ katıldı. İş dünyası, kamu ve Birleşmiş Milletler’den üst düzey liderlerin yer aldığı forumda küresel gelişmeler karşısında özel sektörün rolü ele alındı. BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri’nin 15. yılı kapsamında ILO Ofisi’nde gerçekleştirilen CEO to Executive Roundtable on Human Rights toplantısına Borusan Holding CEO’su Özgür Günaydın ve Zurich Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız katıldı. Toplantıda insan haklarının şirketlerin dayanıklılığı ve uzun vadeli değer yaratımındaki rolü ile insan hakları taahhütlerinin iş stratejilerine ve operasyonlara yansıtılması değerlendirildi. UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele ve DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam da BM Genel Merkezi’nde kamu ve özel sektörden üst düzey temsilcilerle sürdürülebilir satın almanın daha dirençli, kapsayıcı ve rekabetçi tedarik zincirleri oluşturmadaki rolünün ele alındığı, açılış konuşmalarını T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın gerçekleştirdiği High-Level Forum on Sustainable Procurement’a katılım gösterdi. COP31 öncesinde iş dünyasının öncelikleri New York’ta ele alındı New York’taki haftanın UN Global Compact Türkiye açısından öne çıkan gündemlerinden biri de Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 oldu. UN Global Compact Türkiye, 21 Eylül’de UN Global Compact Merkez Ofisi’nde “Taahhütten Eyleme: COP31 için İş Dünyasının Öncelikleri ve İş Birlikleri” başlıklı davete özel yuvarlak masa toplantısını gerçekleştirdi. UN Global Compact ile 10’dan fazla ülke ağının iş birliğinde düzenlenen toplantı, farklı ülke ve sektörlerden iş dünyası liderleri ile kamu, Birleşmiş Milletler ve COP31 paydaşlarını bir araya getirdi. Toplantının açılışında UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele, UN Global Compact Genel Sekreter Yardımcısı Melissa Powell ve Avustralya İklim Değişikliği, Enerji, Çevre ve Su Bakanlığı Net Sıfır Yol Haritaları Birimi Başkanı Amanda Wormald katılımcılara hitap etti. Yuvarlak masa tartışmaları ise UN Global Compact Enerji ve Denizcilik Bölümü Başkanı Erik Giercksky moderasyonunda gerçekleştirildi. COP31’in taahhütlerin somut uygulamalara dönüştüğü bir “Uygulama COP’u” olmasına katkı sunmayı amaçlayan toplantıda; COP31 yolunda iş dünyasının öncelikleri, taahhütlerden uygulamaya geçiş ile COP31’e yönelik öncelik ve perspektifler olmak üzere üç ana başlık ele alındı. Toplantı, farklı pazarlardaki iş dünyası deneyimlerinin küresel iklim gündemiyle buluşturulması ve COP31’e giden süreçte uygulamayı hızlandıracak iş birliklerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir diyalog zemini oluşturdu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadınlar ve Engelli Bireyler Dijital Ekonomiye Liderler Enstitüsü İle Hazırlanıyor Haber

Kadınlar ve Engelli Bireyler Dijital Ekonomiye Liderler Enstitüsü İle Hazırlanıyor

Teknolojik dönüşüm, üretimin yalnızca fabrikalarda ya da büyük işletmelerde yapılabildiği geleneksel modeli de değiştiriyor. Masaüstü üretim teknolojilerinin yaygınlaşması, özellikle çalışma hayatına farklı nedenlerle sınırlı katılabilen gruplar açısından yeni gelir modellerini gündeme getiriyor. Bu alanda çalışma yürüten Liderler Enstitüsü, ev kadınları ve engelli bireylerin dijital üretim araçlarını kullanabilmelerine yönelik Adana'da tamamen üctetsiz bir eğitim programı gerçekleştirdi. 10 kişinin katıldığı 40 saatlik programda 3D yazıcıların kullanımı, tasarımların ürüne dönüştürülmesi, ham madde bilgisi ve üretim süreçlerinin yanı sıra e-ticaret, ürün fiyatlandırma, kârlılık hesabı, dijital pazarlama ve ürünlerin internet üzerinden satışa hazırlanması gibi başlıklar ele alındı. Eğitimlerin uygulama bölümünde katılımcılar kendi tasarımlarını 3D yazıcılarda üretti. İstanbul Lider Koleji Adana Kampüsü'nde daha önce 3D yazıcı ve robotik kodlama eğitimi alan öğrenciler de program sırasında katılımcılarla deneyimlerini paylaştı. "Mesele yalnızca teknolojiyi öğretmek değil" Liderler Enstitüsü'nün kurucusu Filiz Kepme, teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte üretime katılmanın biçiminin de değiştiğine dikkat çekti. Kepme, özellikle evden çıkma veya düzenli bir iş ortamında çalışma imkânı sınırlı olan kişilerin üretim sürecinin dışında kalmak zorunda olmadığını belirterek, yeni nesil teknolojilerin doğru eğitim modelleriyle ekonomik katılım açısından önemli bir araç haline gelebileceğini ifade etti. Programın yalnızca 3D yazıcı kullanmayı öğretmek üzere kurgulanmadığını vurgulayan Kepme, bir ürünün fikir aşamasından satışına kadar geçen bütün sürecin katılımcılar tarafından görülmesini amaçladıklarını söyledi. Kepme, katılımcıların eğitim boyunca önce teknolojiyi ve üretim yöntemlerini tanıdığını, ardından kendi ürünlerini ortaya çıkardığını belirterek, üretimin tek başına yeterli olmadığına dikkati çekti. Bir kişinin ürettiği ürünü nasıl fiyatlandıracağını, maliyetini ve kârını nasıl hesaplayacağını, hangi satış kanallarını kullanabileceğini ve ürünü tüketiciye nasıl ulaştıracağını da bilmesi gerektiğini dile getirdi. Özellikle dijital pazar yerlerinin küçük ölçekli üreticilere geçmişe kıyasla daha geniş bir hareket alanı sağladığını belirten Kepme, evde veya küçük bir çalışma alanında başlayan üretimin doğru planlandığında ekonomik değere dönüştürülebileceğini ifade etti. Kepme, kadınların ve engelli bireylerin ekonomik hayata katılımında yalnızca istihdam odaklı modellerin düşünülmemesi gerektiğini, kişilerin kendi üretimlerini ve gelir modellerini oluşturabilecekleri alternatiflerin de geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Bu tür eğitimlerin sosyal destek yaklaşımının ötesine geçmesi gerektiğini kaydeden Kepme, temel hedeflerinin katılımcıların bir başkasına bağımlı olmadan üretim yapabilecek becerilere ulaşması olduğunu söyledi. Teknolojiye erişimin tek başına yeterli olmadığını, teknolojiyle ne üretileceğinin ve üretilen değerin ekonomik sisteme nasıl dahil edileceğinin de öğretilmesi gerektiğini vurguladı. Üretimden satışa kadar süreci öğrendiler Programın sonunda katılımcılar, eğitim boyunca geliştirdikleri tasarımları 3D yazıcılarda basarak ilk ürünlerini hazırladı. Eğitime katılan 36 yaşındaki Ahmet Dönmez de program sayesinde uzun süredir ilgi duyduğu 3D yazıcı teknolojisini uygulamalı olarak öğrenme imkânı buldu. Kendisine bir 3D yazıcı da verilen Dönmez, bundan sonraki süreçte farklı ürünler geliştirerek bunları internet üzerinden satışa sunmayı planladığını belirtti. Katılımcılardan Duygu Canımoğlu Giriş ise eğitimde öğrendiği üretim yöntemlerini ilerleyen dönemde aile bütçesine ek gelir sağlayabilecek bir faaliyete dönüştürmeyi hedeflediğini söyledi. Eğitmen Tolga Tekin de programda yalnızca cihaz kullanımına odaklanmadıklarını belirtti. Katılımcılara ham maddeden üretime, kâr marjlarının hesaplanmasından satış platformlarının kullanımına kadar farklı başlıklarda eğitim verildiğini aktaran Tekin, ürünlerin dijital ortamda pazarlanmasında kullanılacak fotoğraf ve video içeriklerinin hazırlanmasına ilişkin çalışmaların da programa dahil edildiğini kaydetti. Liderler Enstitüsü, benzer çalışmalarla teknolojiye erişimi üretim ve ekonomik katılımla birleştiren eğitim modellerini farklı gruplara ulaştırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksigorta’ya "Future of Work” Ödülü Haber

Aksigorta’ya "Future of Work” Ödülü

Çalışan gelişimini geleceğin çalışma dünyasının ihtiyaçları doğrultusunda ele alan Aksigorta, farklı uzmanlık alanları arasında bilgi paylaşımını ve iş birliğini güçlendiren uygulamalarına bir yenisini ekledi. “Sigortacılık Okulu”, çalışanların yalnızca kendi görev alanlarına ilişkin bilgi ve yetkinliklerini değil, sigortacılığın farklı disiplinlerini ve uçtan uca değer zincirini anlamalarını destekliyor. Sigortacılığa bütünsel bakış kazandırıyor Sigortacılık Okulu ile şirket genelinde ortak bir sigortacılık dili oluşturulması, teknik uzmanlığın güçlendirilmesi ve çalışanların sigortacılık süreçlerine uçtan uca hâkimiyet kazanması hedefleniyor. Program, farklı fonksiyonlarda görev yapan çalışanların birbirlerinin iş alanlarını daha iyi anlamalarına ve iş süreçlerine daha bütünsel bir perspektiften yaklaşmalarına da katkı sağlıyor. Akademik dünyanın bilgi birikimini Aksigorta’nın sektör deneyimiyle bir araya getiren program kapsamında çalışanlar, kendi uzmanlık alanlarının ötesine geçerek sigortacılığın farklı alanlarına ilişkin bilgi edinme fırsatı buluyor. Böylece teknik bilgi ve uzmanlığın yanı sıra farklı disiplinler arasında bağlantı kurma, değişen sektör dinamiklerini anlama ve yeni çalışma modellerine uyum sağlama gibi geleceğin yetkinliklerinin geliştirilmesi destekleniyor. Geleceğin sigortacılık yetkinliklerine yatırım Sigortacılık Okulu’nun Future of Work programının “Best Program for Upskilling Employees” kategorisinde Brandon Hall Group 2026 HCM Excellence Awards tarafından bronz ödüle layık görülmesi, Aksigorta’nın çalışan gelişimini yalnızca bugünün ihtiyaçları üzerinden değil, geleceğin çalışma dünyasını da gözeterek ele alan yaklaşımının uluslararası ölçekte takdir edildiğini ortaya koyuyor. Program, çalışanların sigortacılık bilgisini derinleştirmenin yanı sıra şirket genelinde ortak bir bilgi birikiminin güçlenmesine katkı sağlıyor. Aksigorta, bu yaklaşımıyla değişen müşteri beklentileri, teknolojik dönüşüm ve sektör dinamikleri karşısında geleceğe hazır, çevik ve farklı disiplinler arasında güçlü iş birliği kurabilen bir insan kaynağı oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

66 Yıllık Dünya Kongresi İlk Kez Türkiye’de Düzenleniyor Haber

66 Yıllık Dünya Kongresi İlk Kez Türkiye’de Düzenleniyor

Dünya genelinde yaklaşık 1,6 milyar sığır bulunurken, Türkiye’de sığır varlığı 2025 yılı sonunda 17,5 milyonu aştı. Bu büyüklük, yalnızca sığır sağlığını değil; hayvancılığın sürdürülebilirliği, gıda güvenliği ve üretimin devamlılığı açısından da önemli bir başlık haline getiriyor. Sınır aşan hayvan hastalıkları, iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç küresel risklerin başında gelirken, yeni teknolojiler ve yapay zekâ destekli yetiştiricilik uygulamaları da bu sorunlara yönelik çözüm arayışlarının önemi bir parçası haline geliyor. Sığır sağlığının geleceğini belirleyen bu gündem Eylül ayında İstanbul’a taşınacak. Dünyanın sığır ve diğer geviş getiren hayvan sağlığı alanındaki en önemli bilimsel buluşması olan 33. Dünya Buiatri Kongresi (WBC 2026), 6-10 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. İlk kez 1960 yılında düzenlenen kongre, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’ye gelecek. 84 ülkeden yaklaşık 3500 veteriner hekim, bilim insanı, akademisyen ve sektör temsilcisinin katılması beklenen kongrede, hayvan sağlığının güncel sorunlarının yanı sıra hayvancılığın geleceğini şekillendiren bilimsel ve teknolojik gelişmeler de ele alınacak. TÜRKİYE’Yİ KÜRESEL BİLİM DÜNYASIYLA BULUŞTURACAĞIZ Kongrenin 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenleneceğine dikkat çeken 33. Dünya Buiatri Kongresi Başkanı Prof. Dr. Hasan Batmaz: “Türkiye, güçlü hayvan varlığı, gelişen modern çiftlikleri ve gıda işletmeleriyle ruminant sağlığı açısından önemli bir potansiyele sahip. İlk kez 1960 yılında düzenlenen ve her iki yılda bir gerçekleştirilen Dünya Buiatri Kongresi’ne Türkiye’de ilk kez ev sahipliği yapacak olmak bizim için büyük bir mutluluk ve sorumluluk. Kongremizde sığır sağlığı, hastalıkları ve yönetiminin yanı sıra insan ve çevre sağlığını etkileyen konuları da ele alacağız. ‘Hayvanlar ve Çevre için Küresel Çözümler’ yaklaşımıyla dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını ve sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturacağız. Kongrenin sığır ile birlikte koyun, keçi, manda ve deve sağlığı alanındaki küresel gelişmeleri ortaya koymasını, katılımcılara ve sektöre değerli bilgiler ve yeni deneyimler sunmasını hedefliyoruz” dedi. ŞAP HASTALIĞINDA YENİ AŞI TEKNOLOJİLERİ MASADA Kongrenin önemli gündemlerinden biri, sınır aşan hayvan hastalıklarının başında gelen şap hastalığı olacak. Hastalığın kontrolünden yeni nesil aşılara uzanan gelişmeler, alanında uluslararası çalışmalarıyla öne çıkan uzmanlar tarafından ele alınacak. Avrupa Şap Hastalığının Kontrolü Komisyonu (EuFMD) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Fabrizio Rosso ise şap hastalığıyla mücadeleyi küresel yaklaşımlardan yerel uygulamalara uzanan boyutlarıyla değerlendirecek. Böylece kongrede şap hastalığına karşı hem yeni bilimsel çalışmalar hem de küresel mücadele stratejileri İstanbul’da tartışılacak. KUŞ GRİBİNİN SIĞIRLARDA GÖRÜLMESİ YENİ RİSKLERİ GÜNDEME TAŞIDI Son dönemde hayvan sağlığı alanında dünya gündemine giren gelişmelerden biri olan kuş gribinin süt sığırlarında görülmesi, kongrede ele alınacak dikkat çekici konular arasında yer alıyor. Prof. Dr. Juergen Richt, kuşlardan sığırlara uzanan influenza virüslerinin değişen konak yapısını ve bunun hayvan sağlığı açısından ortaya çıkardığı yeni riskleri değerlendirecek. Bilimsel programda ayrıca kuş gribi virüsünün çiğ sütte inaktivasyonuna ilişkin araştırma da yer alıyor. Bu gelişmeler, hayvanlarda ortaya çıkan hastalıkların yalnızca çiftliklerle sınırlı kalmadığını; gıda güvenliği ve toplum sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ANTİBİYOTİK DİRENCİ HAYVAN VE İNSAN SAĞLIĞININ ORTAK SORUNU Hayvancılıkta antibiyotiklerin kullanımı ve buna bağlı gelişen antimikrobiyal direnç, kongrenin önemli gündemlerinden biri olacak. Antibiyotiklere direnç geliştiren bakteriler yalnızca hayvan sağlığını değil, gıda güvenliği ve insan sağlığını da ilgilendiren küresel bir sorun olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle antibiyotiklerin doğru ve kontrollü kullanımı, insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık – One Health” yaklaşımının da temel başlıkları arasında yer alıyor. Kongrede Prof. Dr. Theo Lam, süt sığırcılığında antimikrobiyal kullanımın mevcut uygulamalarını ve gelecekte karşılaşılacak sorunları ele alacak. TEK SAĞLIK: İNSAN, HAYVAN VE ÇEVRE AYNI ÇERÇEVEDE Kongrenin uluslararası konuşmacıları arasında Türkiye’den dünyaca tanınan immünoloji uzmanı Prof. Dr. Cezmi Akdiş de yer alacak. Akdiş, insan vücudunun dış çevreyle temas ettiği koruyucu bariyerlerdeki bozulmanın alerjik ve otoimmün hastalıklarla ilişkisini, insan, hayvan ve çevre sağlığını bir bütün olarak ele alan Tek Sağlık yaklaşımı çerçevesinde değerlendirecek. Kongrede ayrıca antibiyotik kullanımının azaltılmasına yönelik yeni yaklaşımlar ve sığırlarda görülen dirençli bakterilere ilişkin güncel araştırmalar da paylaşılacak. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ HAYVANCILIĞI DA DÖNÜŞTÜRÜYOR Küresel ısınmanın hayvancılık üzerindeki etkileri WBC 2026’nın önemli gündemlerinden biri olacak. Kongrede artan sıcaklıkların hayvan sağlığı, refahı ve üretim üzerindeki etkilerinin yanı sıra hayvancılığın çevresel sürdürülebilirliği de ele alınacak. Bilimsel programda sıcaklık stresinden enterik metan emisyonlarının azaltılmasına kadar iklim ve hayvancılık ilişkisine yönelik güncel araştırmalar paylaşılacak. YAPAY ZEKÂ VE ROBOTLAR HAYVANCILIĞI DÖNÜŞTÜRÜYOR Hayvancılıktaki teknolojik dönüşüm de kongrenin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Prof. Dr. Trevor DeVries, robotik sağım sistemlerinin sürü yönetimine etkilerini aktaracak. Kongrede ayrıca sensörlerle hayvan sağlığının izlenmesi, veriye dayalı klinik karar süreçleri ve yapay zekâ çağında hayvan refahı gibi yeni nesil uygulamalar tartışılacak. BİLİMSEL BİLGİ SAHAYA TAŞINACAK WBC 2026’da bilimsel oturumların yanı sıra uygulamaya dönük workshoplar da gerçekleştirilecek. Süt sığırlarında fertilite programları, doğum ve yeni doğan buzağıların yönetimi ve ultrasonla tanı gibi konularda gerçekleştirilecek çalışmalarla güncel bilimsel yaklaşımlar saha uygulamalarıyla buluşturulacak. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilirken; dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanları, veteriner hekimler ve sektör temsilcilerini sığır ve geviş getiren hayvan sağlığının geleceği için İstanbul’da bir araya getirecek. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi’nin bilimsel programında 59 çağrılı konuşma, 220 sözlü ve 589 poster bildirinin yanı sıra özel sektör tarafından gerçekleştirilecek 11 özel sunum ve 3 uygulamalı workshop yer alacak. 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenlenecek Dünya Buiatri Kongresi, dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını, veteriner hekimleri ve sektör temsilcilerini sığır ve diğer geviş getiren hayvanların sağlığının geleceğini konuşmak üzere İstanbul’da buluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

84 Ülkeden 3.500 Uzman WBC 2026 İçin İstanbul’da Buluşuyor Haber

84 Ülkeden 3.500 Uzman WBC 2026 İçin İstanbul’da Buluşuyor

84 ülkeden yaklaşık 3500 veteriner hekim, bilim insanı, akademisyen ve sektör temsilcisinin katılması beklenen kongrede, hayvan sağlığının güncel sorunlarının yanı sıra hayvancılığın geleceğini şekillendiren bilimsel ve teknolojik gelişmeler de ele alınacak. TÜRKİYE’Yİ KÜRESEL BİLİM DÜNYASIYLA BULUŞTURACAĞIZ Kongrenin 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenleneceğine dikkat çeken 33. Dünya Buiatri Kongresi Başkanı Prof. Dr. Hasan Batmaz: “Türkiye, güçlü hayvan varlığı, gelişen modern çiftlikleri ve gıda işletmeleriyle ruminant sağlığı açısından önemli bir potansiyele sahip. İlk kez 1960 yılında düzenlenen ve her iki yılda bir gerçekleştirilen Dünya Buiatri Kongresi’ne Türkiye’de ilk kez ev sahipliği yapacak olmak bizim için büyük bir mutluluk ve sorumluluk. Kongremizde sığır sağlığı, hastalıkları ve yönetiminin yanı sıra insan ve çevre sağlığını etkileyen konuları da ele alacağız. ‘Hayvanlar ve Çevre için Küresel Çözümler’ yaklaşımıyla dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını ve sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturacağız. Kongrenin sığır ile birlikte koyun, keçi, manda ve deve sağlığı alanındaki küresel gelişmeleri ortaya koymasını, katılımcılara ve sektöre değerli bilgiler ve yeni deneyimler sunmasını hedefliyoruz” dedi. ŞAP HASTALIĞINDA YENİ AŞI TEKNOLOJİLERİ MASADA Kongrenin önemli gündemlerinden biri, sınır aşan hayvan hastalıklarının başında gelen şap hastalığı olacak. Hastalığın kontrolünden yeni nesil aşılara uzanan gelişmeler, alanında uluslararası çalışmalarıyla öne çıkan uzmanlar tarafından ele alınacak. Avrupa Şap Hastalığının Kontrolü Komisyonu (EuFMD) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Fabrizio Rosso ise şap hastalığıyla mücadeleyi küresel yaklaşımlardan yerel uygulamalara uzanan boyutlarıyla değerlendirecek. Böylece kongrede şap hastalığına karşı hem yeni bilimsel çalışmalar hem de küresel mücadele stratejileri İstanbul’da tartışılacak. KUŞ GRİBİNİN SIĞIRLARDA GÖRÜLMESİ YENİ RİSKLERİ GÜNDEME TAŞIDI Son dönemde hayvan sağlığı alanında dünya gündemine giren gelişmelerden biri olan kuş gribinin süt sığırlarında görülmesi, kongrede ele alınacak dikkat çekici konular arasında yer alıyor. Prof. Dr. Juergen Richt, kuşlardan sığırlara uzanan influenza virüslerinin değişen konak yapısını ve bunun hayvan sağlığı açısından ortaya çıkardığı yeni riskleri değerlendirecek. Bilimsel programda ayrıca kuş gribi virüsünün çiğ sütte inaktivasyonuna ilişkin araştırma da yer alıyor. Bu gelişmeler, hayvanlarda ortaya çıkan hastalıkların yalnızca çiftliklerle sınırlı kalmadığını; gıda güvenliği ve toplum sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ANTİBİYOTİK DİRENCİ HAYVAN VE İNSAN SAĞLIĞININ ORTAK SORUNU Hayvancılıkta antibiyotiklerin kullanımı ve buna bağlı gelişen antimikrobiyal direnç, kongrenin önemli gündemlerinden biri olacak. Antibiyotiklere direnç geliştiren bakteriler yalnızca hayvan sağlığını değil, gıda güvenliği ve insan sağlığını da ilgilendiren küresel bir sorun olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle antibiyotiklerin doğru ve kontrollü kullanımı, insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık – One Health” yaklaşımının da temel başlıkları arasında yer alıyor. Kongrede Prof. Dr. Theo Lam, süt sığırcılığında antimikrobiyal kullanımın mevcut uygulamalarını ve gelecekte karşılaşılacak sorunları ele alacak. TEK SAĞLIK: İNSAN, HAYVAN VE ÇEVRE AYNI ÇERÇEVEDE Kongrenin uluslararası konuşmacıları arasında Türkiye’den dünyaca tanınan immünoloji uzmanı Prof. Dr. Cezmi Akdiş de yer alacak. Akdiş, insan vücudunun dış çevreyle temas ettiği koruyucu bariyerlerdeki bozulmanın alerjik ve otoimmün hastalıklarla ilişkisini, insan, hayvan ve çevre sağlığını bir bütün olarak ele alan Tek Sağlık yaklaşımı çerçevesinde değerlendirecek. Kongrede ayrıca antibiyotik kullanımının azaltılmasına yönelik yeni yaklaşımlar ve sığırlarda görülen dirençli bakterilere ilişkin güncel araştırmalar da paylaşılacak. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ HAYVANCILIĞI DA DÖNÜŞTÜRÜYOR Küresel ısınmanın hayvancılık üzerindeki etkileri WBC 2026’nın önemli gündemlerinden biri olacak. Kongrede artan sıcaklıkların hayvan sağlığı, refahı ve üretim üzerindeki etkilerinin yanı sıra hayvancılığın çevresel sürdürülebilirliği de ele alınacak. Bilimsel programda sıcaklık stresinden enterik metan emisyonlarının azaltılmasına kadar iklim ve hayvancılık ilişkisine yönelik güncel araştırmalar paylaşılacak. YAPAY ZEKÂ VE ROBOTLAR HAYVANCILIĞI DÖNÜŞTÜRÜYOR Hayvancılıktaki teknolojik dönüşüm de kongrenin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Prof. Dr. Trevor DeVries, robotik sağım sistemlerinin sürü yönetimine etkilerini aktaracak. Kongrede ayrıca sensörlerle hayvan sağlığının izlenmesi, veriye dayalı klinik karar süreçleri ve yapay zekâ çağında hayvan refahı gibi yeni nesil uygulamalar tartışılacak. BİLİMSEL BİLGİ SAHAYA TAŞINACAK WBC 2026’da bilimsel oturumların yanı sıra uygulamaya dönük workshoplar da gerçekleştirilecek. Süt sığırlarında fertilite programları, doğum ve yeni doğan buzağıların yönetimi ve ultrasonla tanı gibi konularda gerçekleştirilecek çalışmalarla güncel bilimsel yaklaşımlar saha uygulamalarıyla buluşturulacak. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilirken; dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanları, veteriner hekimler ve sektör temsilcilerini sığır ve geviş getiren hayvan sağlığının geleceği için İstanbul’da bir araya getirecek. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi’nin bilimsel programında 59 çağrılı konuşma, 220 sözlü ve 589 poster bildirinin yanı sıra özel sektör tarafından gerçekleştirilecek 11 özel sunum ve 3 uygulamalı workshop yer alacak. 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenlenecek Dünya Buiatri Kongresi, dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını, veteriner hekimleri ve sektör temsilcilerini sığır ve diğer geviş getiren hayvanların sağlığının geleceğini konuşmak üzere İstanbul’da buluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor Haber

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor

Türkiye sanayisinde verimlilik, maliyet yönetimi ve teknolojik dönüşüm öne çıkıyor. TÜİK verilerine göre Haziran 2026'da sanayi üretimi yıllık yüzde 1,4, imalat sanayi üretimi yüzde 1,5 geriledi. Aylık bazda toplam sanayi üretimi yüzde 0,1 artarken imalat sanayi üretimi değişmedi. İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI da Haziran 2026'da 47,1'e gerileyerek 50 eşik değerinin altında kaldı ve sektördeki zayıflama üst üste 27. aya taşındı. Raporda yeni siparişlerdeki düşüş, fiyat baskıları ve jeopolitik gelişmeler öne çıktı. Yatırım kararlarında verimlilik öne çıkıyor Sanayi üretimindeki dalgalanmaların yatırım kararlarını daha seçici hale getirdiğini belirten GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, üreticilerin kapasite artışının yanı sıra verimlilik ve rekabet avantajını da gözettiğini söyledi. “Maliyet ve finansman koşullarının daha belirleyici olduğu bu dönemde üreticiler, yatırımlarının geri dönüşüne, üretim kalitesine ve operasyonel verimliliğe odaklanıyor. Teknoloji yatırımları artık yalnızca kapasite artıran değil, rekabet gücünü koruyan stratejik bir araç haline geliyor.” Takım tezgâhları üretimin dönüşümünü hızlandırıyor Üretimde verimlilik, hassasiyet ve otomasyon ihtiyacının artmasıyla birlikte takım tezgâhlarının sanayinin teknolojik dönüşümündeki rolünün güçlendiğini vurgulayan Çetinkaya, CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümlerin üreticilerin rekabet gücünü doğrudan etkilediğine dikkat çekti. “Takım tezgâhlarını yalnızca üretim yapan makineler olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bunlar, sanayinin üretim kabiliyetini belirleyen temel teknolojiler arasında yer alıyor. CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümler sayesinde üreticiler daha yüksek hassasiyetle, daha kısa çevrim süreleriyle ve daha düşük hata oranlarıyla üretim gerçekleştirebiliyor. Özellikle otomotiv, savunma ve havacılık, kalıpçılık ve genel makine imalatı gibi yüksek hassasiyet gerektiren sektörlerde bu teknolojiler, üretim kalitesinin ve rekabet gücünün önemli belirleyicilerinden biri haline geliyor.” Önümüzdeki dönemde üretim teknolojilerindeki dönüşümün yalnızca makine yatırımlarıyla sınırlı kalmayacağını, makinelerin birbirleriyle iletişim kurabildiği, üretim verilerinin anlık olarak takip edilebildiği ve bakım süreçlerinin daha öngörülebilir hale geldiği entegre üretim sistemlerinin daha fazla önem kazanacağını ifade eden Gökhan Çetinkaya, “Sanayide dijitalleşme artık tek başına bir teknoloji tercihi olmaktan çıktı. Üreticiler için verimlilik, kalite, enerji kullanımı, bakım ve kaynak yönetiminin birlikte ele alındığı bütünsel bir dönüşümden söz ediyoruz. Yapay zekâ ve veri analitiğinin üretim süreçlerine daha fazla entegre olmasıyla birlikte, önümüzdeki dönemde makinelerden elde edilen verinin üretim kararlarında daha etkin kullanıldığı bir yapıya geçiş hızlanacak.” ifadelerini kullandı. Üreticilere uçtan uca çözümler sunmaya odaklanıyoruz 2026'nın ikinci yarısında üreticilerin yatırım kararlarında verimlilik, teknoloji ve operasyonel sürdürülebilirliğin daha fazla öne çıkmasını beklediklerini belirten Çetinkaya, GNC Makina'nın yılın kalan döneminde de üreticilerin teknolojiye erişimini kolaylaştıracak çözümler geliştirmeye devam edeceğini söyledi. “2026'nın ikinci yarısında sanayicilerin yatırım kararlarında verimlilik ve teknolojik yetkinliğin daha fazla öne çıkacağını düşünüyoruz. Biz de GNC Makina olarak üreticilerin ihtiyaçlarını yakından takip ederek doğru teknolojiye, doğru çözüme ve güçlü teknik desteğe erişimini kolaylaştırmaya devam edeceğiz. Üretimin geleceğinin teknoloji, güçlü iş birlikleri ve nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inanıyor; Türkiye sanayisinin rekabet gücünü artıracak yatırımlara katkı sunmayı sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.