Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tekstil Sektörü

Kapsül Haber Ajansı - Tekstil Sektörü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tekstil Sektörü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Modal İplik Neden Bu Kadar Tercih Ediliyor? Tekstil Dünyasında Yükselen Kumaş Türü Dikkat Çekiyor Haber

Modal İplik Neden Bu Kadar Tercih Ediliyor? Tekstil Dünyasında Yükselen Kumaş Türü Dikkat Çekiyor

Özellikle “modal kumaş nedir”, “modal iplik özellikleri”, “modal kumaş terletir mi” ve “modal mı pamuk mu” gibi aramalar Google’da hızla yükselirken, kullanıcılar bu özel tekstil ürününü daha yakından araştırmaya başladı. Giyim sektöründen ev tekstiline kadar geniş kullanım alanına sahip olan modal iplik, hem konfor hem de estetik açısından birçok avantaj sunuyor. Uzmanlara göre doğal kaynaklardan üretilmesi ve cilt dostu yapısı nedeniyle modal kumaşlara olan ilgi her geçen yıl daha da artıyor. Modal İplik Nedir? Modal iplik, genellikle kayın ağacından elde edilen selüloz bazlı liflerden üretilen yarı sentetik bir tekstil hammaddesi olarak biliniyor. Doğal kökenli olması sayesinde hem çevre dostu hem de konforlu bir kullanım sunan modal kumaşlar, özellikle son dönemde sürdürülebilir tekstil trendlerinin merkezinde yer alıyor. Tekstil üreticileri, modal ipliğin yumuşak yapısı sayesinde premium kalite ürünlerde sıkça tercih edildiğini belirtiyor. Özellikle iç giyim, pijama, tişört ve spor giyim ürünlerinde modal kumaş kullanımı dikkat çekici seviyelere ulaşmış durumda. Modal Kumaşın Özellikleri Neler? Modal kumaşın en dikkat çeken özelliklerinden biri, son derece yumuşak bir dokuya sahip olmasıdır. Ciltle temas ettiğinde ipeksi bir his bırakan modal kumaşlar, hassas cilt yapısına sahip kişiler tarafından da sıkça tercih ediliyor. Bunun yanında modal iplik yüksek nem emme kapasitesiyle de öne çıkıyor. Terlemeyi azaltan ve hava geçirgenliği sağlayan yapısı sayesinde özellikle yaz aylarında konforlu bir kullanım sunuyor. Google aramalarında sıkça araştırılan “modal kumaş terletir mi?” sorusuna uzmanlar genellikle “hayır” yanıtını veriyor. Modal kumaşın dayanıklı yapısı da önemli avantajlar arasında yer alıyor. Doğru kullanımda uzun süre formunu koruyabilen bu kumaş türü, sık yıkamaya karşı da direnç gösterebiliyor. Bu özellik, modal kumaşların günlük kullanım için ideal hale gelmesini sağlıyor. Modal İplik Neden Bu Kadar Popüler Oldu? Son yıllarda tüketicilerin doğal ve kaliteli kumaşlara yönelmesi, modal ipliğin popülerliğini ciddi şekilde artırdı. Özellikle hızlı moda sektöründe rahatlık ve sürdürülebilirlik kavramlarının öne çıkmasıyla birlikte modal kumaşlar daha fazla tercih edilmeye başladı. Moda markaları, modal kumaşı hem şık görünümü hem de konforlu yapısı nedeniyle koleksiyonlarında daha sık kullanıyor. Yumuşak doku ve hafiflik hissi, kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen faktörler arasında gösteriliyor. Ayrıca modal kumaşın parlak ve canlı renkleri daha uzun süre koruyabilmesi de tercih sebepleri arasında yer alıyor. Bu durum özellikle premium tekstil ürünlerinde modal kullanımını artırıyor. Modal Kumaş mı Pamuk mu? Google’da en fazla araştırılan konular arasında “modal mı daha iyi pamuk mu?” sorusu bulunuyor. Uzmanlara göre her iki kumaşın da farklı avantajları bulunuyor. Pamuk doğal yapısıyla öne çıkarken, modal kumaş daha yumuşak ve esnek bir kullanım sunabiliyor. Modal kumaşlar genellikle daha akışkan ve hafif yapıya sahip olurken, pamuklu kumaşlar daha klasik bir kullanım deneyimi sunuyor. Özellikle spor giyim ve ev giyim ürünlerinde modal kumaşların daha fazla tercih edildiği görülüyor. Bunun yanında modal kumaşların kırışmaya karşı daha dirençli olması da kullanıcıların dikkatini çeken önemli detaylardan biri olarak gösteriliyor. Modal İplik Hangi Alanlarda Kullanılıyor? Tekstil sektöründe modal iplik kullanım alanı oldukça geniş bir yapıya sahip. İç giyim ürünlerinden yatak tekstiline, spor kıyafetlerinden günlük giyime kadar birçok alanda modal kumaş tercih ediliyor. Özellikle kaliteli pijama takımları, yumuşak tişörtler ve premium ev tekstili ürünlerinde modal iplik kullanımının arttığı belirtiliyor. Hafif yapısı sayesinde yazlık ürünlerde de sıkça tercih edilen modal kumaşlar, kullanıcı konforunu ön plana çıkarıyor. Moda uzmanları, önümüzdeki yıllarda sürdürülebilir tekstil anlayışının güçlenmesiyle birlikte modal iplik kullanımının daha da yaygınlaşacağını ifade ediyor. Sürdürülebilir Tekstil Trendinde Modal İpliğin Yeri Büyüyor Çevre dostu üretim süreçlerine olan ilginin artmasıyla birlikte modal iplik, sürdürülebilir moda anlayışının önemli parçalarından biri haline geldi. Doğal hammaddelerden elde edilmesi ve uzun ömürlü kullanım sunması, çevre bilincine sahip tüketicilerin modal kumaşlara yönelmesini sağlıyor. Ayrıca modal iplik üretiminde, pamuktan daha az su tüketiliyor. Bu da modal ipliğin sürdürülebilirlik konusundaki önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Tekstil sektöründeki dönüşümle birlikte kullanıcıların yalnızca şıklık değil, aynı zamanda sağlık ve konfor odaklı tercihler yaptığı görülüyor. Modal kumaşlar da sunduğu nefes alabilir yapı, yumuşaklık ve dayanıklılıkla modern tekstil dünyasında öne çıkmaya devam ediyor.

İş Dünyası ve Akademi Sürdürülebilirlik İçin Buluştu Haber

İş Dünyası ve Akademi Sürdürülebilirlik İçin Buluştu

Üretim ve enerji sektörlerinde sürdürülebilir çözümleri masaya yatırmak amacıyla Yeşil İş Platformu tarafından düzenlenen “COP31’e Doğru: Adana” isimli Adana Sürdürülebilirlik Konferansı, 13 Mayıs günü Adana Divan Otel’de yoğun bir katılımla gerçekleşti. Alanında uzman konuşmacıların paylaşımlarıyla dikkat çeken iki oturumlu konferanslarda “Enerjide Sürdürülebilirlik” ve “Üretimde Sürdürülebilirlik” başlıkları vizyoner bakış açılarıyla sunuldu. Açılış konuşmalarında sanayi ve üniversite iş birlikleri vurgusu Konferansın açılış konuşmalarını Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç ve Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen yaptı. Kıvanç: “Doğaya sırtını dönen, geleceğe yürüyemez” Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç: “Dünya, tarihin en hızlı ve zorunlu dönüşümlerinden birini yaşıyor. ‘İkiz Dönüşüm’ dediğimiz dijitalleşme ve yeşil dönüşümü bir bütün olarak ele almak zorundayız. Adana Sanayi Odası olarak, Adana Sanayi Kampüsü'nü hayata geçirdik. Model Fabrika ile yalın üretim ve verimlilik artışı sağlıyoruz. Sürdürülebilirlik Merkezimiz ile firmalarımızın yeşil dönüşüm yol haritalarını çiziyoruz. Enerji Verimliliği Merkezimiz ile enerjiyi, en akılcı şekilde yönetmenin yollarını gösteriyoruz. COP31’e giden bu süreç, küresel ticaretin kurallarının yeniden yazıldığı bir ‘ekonomik anayasa’ sürecidir. Unutmayalım ki; doğaya sırtını dönen bir sanayi, geleceğe yürüyemez.” Sözen: “Su ayak izi belgesini alan ilk üniversite ATÜ’dür” Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen: “Kaynakları sınırsızmış gibi kullanan geleneksel kalkınma anlayışı artık sürdürülebilir değildir. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi olarak kurduğumuz Sürdürülebilirlik Kampüs Koordinatörlüğümüz ile karbon ve su ayak izi hesaplamaları, enerji verimliliği, yeşil kampüs uygulamaları, sürdürülebilirlik eğitimleri, kamu sanayi üniversitesi iş birlikleri gibi alanlarda çalışmalar yürütmekteyiz. ATÜ, ISO 14046 Standardı kapsamında yürütülen doğrulama sürecini başarıyla tamamlayarak da dünyada su ayak izi belgesi alan ilk üniversite oldu. ATÜ olarak sürdürülebilirliği bölgesel bir dönüşüm hareketine dönüştürmeye çalışıyoruz.” Birinci Oturum: Enerjide Sürdürülebilirlik Moderatörlüğünü Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak’ın üstlendiği “Enerjide Sürdürülebilirlik” başlıklı ilk oturumda konuşmacılar, enerji verimliliği, yenilenebilir kaynaklar ve karbonsuzlaşma stratejileri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Oturuma; Mars Enerji CEO’su ve Lisanssız Elektrik Üretim Derneği Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu, ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı ve Beta Enerji ve Teknoloji Sürdürülebilirlik Lideri Ayşegül Yılmaztürk katıldı. Oturum sonunda öğrencilerin soruları yanıtlandı. Kavak: “Büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz” Escarus Genel Müdürü ve TSKB Sürdürülebilirlik Danışmanı Dr. Kubilay Kavak Dr. Kubilay Kavak: “Paul Kalanithi'ye ait muazzam bir cümle var: ‘Yıkıcı bir umutsuzluk kadar kötü olan tek şey gerçek dışı bir iyimserliktir.’ Tam da bu sözün işaret ettiği hakikate tekabül eden bir dönemdeyiz. İklim meseleleri tartışılırken İran ile Amerika-İsrail bloğu savaşa tutuştu. Böylesine bir dönemde ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapması çok değerli. Ekonomist Dergisi ‘Küresel enerji piyasaları bir krizin eşiğinde’ diye bir başlık attı. Financial Times, ‘Küresel gıda krizi kapıda’ diye bir manşet attı. Yeni çağın petrolü büyük olasılıkla kritik mineraller olacak. Büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz. Konu sadece yeşil dönüşüm değil; konu bir de dijital dönüşüm bu ikisi birbirini besleyerek birbiriyle iç içe girerek gidiyor. Hem Türkiye'de hem dünyada konuştuğumuz konuların çehresi çok değişiyor.” Kıroğlu: “Talep, elektrik üretim artışının 4-5 katı” Mars Enerji CEO’su ve Lisanssız Elektrik Üretim Derneği Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu: “Türkiye’nin şu an %40’a yakın enerji kaynaklarını kullanabiliyor olması, Hürmüz gibi enerji krizlerini ülkemizin çok hafif etkilerle atlatmasını sağlıyor. Elektrik tüketiminde çok ciddi bir artış var, bu dönemi bir devrim gibi hissedebiliyorum. Şu anda dünyadaki elektrik tüketiminin %1-2’si yapay zekâ tarafından harcanmaya başladı. Özellikle Türkiye’de bireysel yapay zekâ kullanımı, kurumsal kullanımının 3 katı seviyesinde. Bu kapsamda veri merkezlerinin büyüklüğünün 2033 yılında kadar 836 milyar dolara çıkması bekleniyor. Dünyada yapay zekânın gelişmesindeki en önemli risk faktörü yapay zekânın ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayamamak. Talep artışı elektrik üretim artışının 4-5 katı kadar. Bu da yapay zekânın gelişimindeki en önemli bariyer olarak ortaya çıkıyor.” Sarı: “Elinde alternatif enerji planı olan kazanacak” ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı: “Yeni bir dünyaya doğru dönüşümden geçiyoruz. Bu noktada elimizde karbon verisi var ve böylece süreçleri fırsata dönüştürebiliriz. Hepimiz karbon verisini ölçtükten sonra birtakım iyileştirmeler yapıyoruz. Bu nedenle en önemli taraf ölçümlerin doğru yapılması ve verileri dijital bir ortamda yönetebiliyor olmamız. 7 Mayıs’ta açıklanan son yönetmelikle şu ana kadar SKDM kapsamında yaptığımız Excel tabanlı raporlamalar bitti, resmi izleme planı, yıllık doğrulama ve üç katmanlı raporlama zorunlu oldu. Enerji verimliliği dediğimiz başlığın altında en önemli yapılması gereken şey, enerji verimlilik projeleri. Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar tam bir enerji savaşı. Yenilenebilir kaynaklarına yapılan yatırımlarla beraber elinde alternatif enerji planı olan ülkeler savaşları kazanacak.” Yılmaztürk: “Sürdürülebilirlik yönlendiricileri olmalı” Beta Enerji ve Teknoloji Sürdürülebilirlik Lideri Ayşegül Yılmaztürk: “Operasyonel süreçler sırasında sürdürülebilirlikten bahsetmek bazen gerçekten çok zor olabiliyor. Regülasyonlar da ayrıca zorlayabiliyor. Ticaret Bakanlığımız ve TÜBİTAK bu konularda son derece destekleyici davranıyor. Beta Enerji olarak 85’ten fazla ülkeye ihracat yaptığımız için tüm süreçlerin ana noktasına sürdürülebilirliği koyduk. Yeni fabrikamızda kuracağımız 8 megavatlık GES projemizle elektriğin tamamını oradan karşılamayı planlıyoruz. Bir projemiz en az altı aylık bir süreç üzerinden ilerliyor. Veri izleme ve ölçümleme sistemlerine sahip olmak çok kıymetli. Bunlar olmadan yapılan iyileştirme çalışması projelerinin hiçbir katkısı olduğunu düşünmüyorum. Şirketlerde özellikle sürdürülebilirlik yönlendiricilerinin bulundurulması gerekiyor çünkü o bilinci sağlamak da kolay değil.” İkinci Oturum: Üretimde Sürdürülebilirlik İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi, SURKAM Müdürü Prof. Dr. Rana Atabay Kuşçu yönetimindeki “Üretimde Sürdürülebilirlik” başlıklı ikinci oturumda ise yeşil üretim süreçleri ve döngüsel ekonomi üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Oturuma; Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Tuğçe Demirdelen, Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Çomu ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç katıldı. Oturum sonunda öğrencilerin soruları yanıtlandı ve toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi. Kuşçu: “İşin öznesi insan, üçüz dönüşüm şart” İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi, SURKAM Müdürü Prof. Dr. Rana Atabay Kuşçu: “Enerjideki rakamlar üretimdeki sürdürülebilirliği yakından ilgilendiriyor. Küresel enerji kaynaklı karbon emisyonları 2024 yılında yaklaşık 38 milyar tona ulaştı. Sanayiciye ve KOBİ’lere çok büyük görevler düşüyor. Sadece veriyi sağlıklı toplamak değil, güvenli depolamamız da gerekiyor. Burada işin öznesi insan… İnsanı dönüştürmeyi unuttuğumuz zaman dönüşümün eksik kalacağına inanıyorum. Üçüz dönüşüm şart. Hem üreticinin hem de tüketicinin alışkanlıklarını değiştirmesi gerekiyor. Türk milletinin kültüründe bu zaten var, onu hatırlayıp özümüze dönmemiz gerekiyor. Üniversite-sanayi iş birlikleri ise kimsenin içini tam dolduramadığı, olgunlaştırılması gereken bir başlık… En önemli eksik ise üniversite raporlarının çok uzun olması, sanayicilerin ise hap bilgilere ihtiyaç duyması. Bu noktada COP31 sürecinin bir kaldıraç olacağına inanıyorum.” Demirdelen: “Döngüsel ekonomi genlerimize var” Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Tuğçe Demirdelen: “İzleme sistemlerine geçtiğimiz dönemde ilk olarak kayıp kaçak enerjileri gözlemledik. Sanayi tarafında ise suyu az kullanma hedefimiz vardı. Su kıtlığı onu biraz hızlandırdı. Bu sene bol yağış alındı ama suyu koruyup tutmazsanız, buharlaşır. Tam da noktada su izleme sistemleri ile suyu ve atık suyu izlemeye başladık. Göstergelerimiz arttıkça arttı. Bunların sonucunda manuel cihazlarımızın bir kısmını izlenebilir hale getirdik ve akıllı makineler aldık fakat bu sefer de bilgi güvenliği konusu ortaya çıktı. Bizler bilgi güvenliğini sağlayamazsak, sürdürülebilirliği sağlayamayız. Biz ikiz dönüşümden bahsediyoruz, yeşil dönüşüm için dijital dönüşüm şart ama asıl mesele üçüz dönüşümde. İnsanı da dönüştürmemiz lazım. Şu anda serverlarımızı, bulutlarımızı geliştirmemiz gerekiyor. Döngüsel ekonomiye gelecek olursak biz Türk milleti olarak savaşlardan çıkan bir ulus olduğumuz için bu kavramı zaten uygulayan bir milletiz. Kavramın adı sonradan konuldu. Döngüsel ekonomi zaten bizim genlerimize var. Üniversite-sanayi iş birlikleri içinse öncü ekipler kurulması gerekiyor. Sahaları gezip, ziyaretler gerçekleştirilmesi de önemli. Bu noktada altyapılarla ilgili kamu bacağı da eklenmesi gerekiyor. Sürdürülebilirlik konusunda yaşama adım atan üniversite konusunu hayata geçirmemiz gerekiyor.” Çomu: “Mikro adımlarla makro hedeflere koşuyoruz” Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Çomu: “Sürdürülebilir tarım projelerimizden ilkini 2013 yılında Muş’ta başlattık. Bunu bugün bölgemizde Aladağ’da da yapıyoruz. Bir Ar-Ge merkezi kurduk ve elimizdeki kaynağı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz; bazıları biyobozunur ürünler gibi geleceğe hitap eden ürünler. Son 10 yıldır doğada çözünebilir ham maddeler üretmeye çalışıyoruz, son yıllarda bu durum ülkelerin politikası haline geldi. Biz de Çukurova’dan çıkan mısırdan plastik ham maddesi üretiyoruz. Türkiye’nin en büyük mısır yağı ihracatçısıyız, dünyada da ilk üçteyiz. Son 4-5 yılda çok büyük oranda enerji verimliliğine odaklandık. Önümüzdeki yıl sonunda tamamen güneş enerjisine geçmiş olacağız. Şu anda gelecek 50 yıla yatırım yapıyoruz, atık su artıma tesisi yapıyoruz. Hem yağ hem nişasta atıklarını işleyecek ayrıca biyogaz üretimi de yapacak. İşin özü mikro adımlarla makro hedeflere koşmaya çalışıyoruz.” Kıvanç: “Türkiye’de GES’i çatısına kuran ilk işletme biz olduk” Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç: Dünya üzerinde sürdürülebilirliği başlatan ve en önemli yerlere getiren sektör, tekstil sektörü oldu. Çünkü zorunlu tutulduğumuz ve baskı gördüğümüz alanlar oldu. Denetlemeler yapıldı ve dönüşüm sağlandı. Bu durum da verimlilik olarak bize geri döndü. Çevreyi korumaya başladık, 2011 yılında Japonya’dan getirilen panellerle Türkiye’de GES’i çatısına kuran ilk işletme biz olduk. Tekstil sektöründe minimum %25 geri dönüştürülmüş ham madde kullanmazsak markalar bizden ürün almıyorlar. 2030 yılında ise mutabakata göre ya %100 geri dönüştürülüş ya da %100 organik ham madde olmasını bekliyorlar, biz de bu hedefe doğru ilerliyoruz. Bizleri aslan terbiyecisi gibi terbiye ettiler. Biz sürdürülebilir üretim yaptıkça da bizi tercih ediyorlar. Bu noktada sürdürülebilirliğin de sürdürülebilir olması gerekiyor. Teknolojiyle entegre etmemiz gerekiyor; ölçemediğinizin hesabını veremezsiniz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı İlk Webinarı ile Başladı! Haber

Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı İlk Webinarı ile Başladı!

Tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmaların su tüketimini azaltarak su verimliliğini artırması ve döngüsel su kullanımı başta olmak üzere su yönetimi alanında bütüncül bir yaklaşım benimsemesi amacıyla hayata geçirilen “Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı”nın ilk webinarı gerçekleştirildi. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) tarafından, İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) stratejik ortaklığında, Beymen Group ve SANKO Holding sponsorluğunda düzenlenen program ile; eğitim, çalıştaylar, iyi uygulama paylaşımları ve teknik gezi ile sektörün su yönetimi alanındaki dönüşümüne katkı sağlanması hedefleniyor. “Tekstil Sektöründe Su Yönetiminde Küresel Trendler ve Markaların Üreticilerden Beklentileri” başlıklı ilk webinarda; tekstil sektöründe su yönetimine ilişkin küresel eğilimler, tedarik zincirindeki dönüşüm gereklilikleri, markaların üreticilerden beklentileri ve sürdürülebilir üretim perspektifleri çok paydaşlı bir bakış açısıyla ele alındı. Webinarın açılış konuşmaları; SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, İTHİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Tekstil Sektörü Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Sultan Tepe, Beymen Group CEO’su Elif Çapçı ve SANKO Holding CSO’su Enise Ademoğlu Matbay tarafından gerçekleştirildi. Konuk konuşmacı Prof. Dr. Mehmet Kitiş ise tekstil sektöründe su yönetimine yönelik küresel trendler, risk alanları ve sürdürülebilirlik eksenindeki dönüşüm başlıklarına dair kapsamlı bir çerçeve sundu. SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel yaptığı açılış konuşmasında; “Tekstil sektörü uzun yıllardır üretim gücü, ihracat kapasitesi ve yarattığı istihdamla ülkemizin en önemli sektörlerinden biri oldu. Ancak artık sektörlerin başarısı yalnızca ne kadar ürettikleriyle değil, kaynakları nasıl yönettikleriyle de ölçülüyor. Türkiye topraklarının yaklaşık yüzde 88’i çölleşme riski altında ve tekstil suyun en çok kullanıldığı sektörler arasında yer alıyor. Tekstilde su yönetimi yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, Türkiye’nin üretim gücünü, ihracat rekabetini ve küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendirecek stratejik bir dönüşüm alanı. Bu nedenle Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı’nı su verimliliğinden atıksu yönetimine, döngüsel su kullanımından iyi uygulama örneklerine kadar geniş bir çerçevede kurguladık” ifadelerini kullandı. İTHİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Tekstil Sektörü Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Sultan Tepe, konuşmasında tekstil sektörünün Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemine dikkat çekti. Üretimden ihracata, istihdamdan yarattığı katma değere kadar sektörün güçlü bir ekosistem oluşturduğunu belirten Tepe, sürdürülebilirlik ekseninde yaşanan dönüşümün merkezinde artık su yönetiminin yer aldığını ifade etti. Su kaynakları üzerindeki baskının her geçen gün arttığını vurgulayan Tepe, “Su artık yalnızca bir üretim girdisi değil, sektörün geleceğini belirleyen stratejik bir kaynak haline geldi. İklim krizi, artan regülasyonlar ve küresel markaların beklentileri doğrultusunda sürdürülebilir su yönetimi; rekabet gücü, tedarik zinciri dayanıklılığı ve marka itibarı açısından kritik önem taşıyor” dedi. “Geleceğin tekstili, suyu verimli kullanan tekstil olacaktır” değerlendirmesinde bulunan Tepe, Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı’nın yalnızca bir eğitim serisi değil; sektörün ortak akılla hareket ettiği, iyi uygulamaların yaygınlaştırıldığı ve sürdürülebilir üretim kültürünün güçlendirildiği önemli bir dönüşüm platformu olduğunu söyledi. “SU YÖNETİMİ ARTIK TEKSTİL SEKTÖRÜ İÇİN STRATEJİK BİR ALAN” Programın açılış konuşmasını Beymen Group CEO’su Elif Çapçı yaparken, Beymen Group olarak sürdürülebilirlik çalışmalarını “Beymen Promise” çatısı altında yürüttüklerini belirterek, “Dünyaya Sözümüz Var” yaklaşımıyla doğaya, topluma ve insana karşı sorumluluklarını işin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini ifade etti. Çapçı, tekstil sektöründe su yönetiminin artık yalnızca çevresel bir başlık olmadığını; üretimin sürekliliğini, tedarik zincirinin dayanıklılığını ve sektörün rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir konu haline geldiğini vurguladı. Su yönetimini konuşmanın aynı zamanda kaynak verimliliğini, maliyet yapısını ve sektörün gelecekteki varlık koşullarını konuşmak anlamına geldiğini belirten Çapçı, Beymen Group’un tedarikçiyi, üreticiyi ve müşteriyi dönüştürme gücüyle ekosistemin merkezinde kritik bir role sahip olduğuna dikkat çekti. Beymen Group olarak sürdürülebilirliği bir hedef değil, yarım asrı aşan mirasın getirdiği bir sorumluluk olarak gördüklerini ifade eden Çapçı, Türkiye’nin lüks moda ve yaşam stili destinasyonu olmanın gücü ve bilinciyle dönüşümü sahiplendiklerini; dokundukları tüm paydaşları bu dönüşümün bir parçası haline getirmek için kararlı ve somut adımlar attıklarını belirtti. İklim krizinin etkilerini artık çok daha somut ve ölçülebilir şekilde hissettiğimiz bir dönem yaşadığımızı vurgulayan SANKO Holding CSO’su Enise Ademoğlu Matbay sözlerini şöyle sürdürdü; “Aşırı hava olaylarının artması, su stresi ve kaynak baskısının derinleşmesi hem ülkemizde hem de küresel ölçekte ekonomik ve operasyonel riskleri artırıyor. Bilimsel veriler, bu risklerin yönetilmemesi halinde büyüme ve refah üzerinde ciddi kayıplar yaşanabileceğine işaret ediyor. Bu tablo, sürdürülebilirliği artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; iş dünyası için rekabetçiliği, tedarik zinciri dayanıklılığını ve finansmana erişimi belirleyen stratejik bir dönüşüm alanı haline getiriyor. Bu nedenle SANKO Holding olarak, atılacak her adımın, sadece bugünü değil geleceği de güvence altına alacak şekilde bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğine inanıyoruz.” Program 2026 boyunca eğitim, çalıştay, teknik gezi ve webinarlarla devam edecek Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı, 2026 yılı boyunca farklı içeriklerle devam edecek. Program kapsamında; 4 Haziran’da su verimliliği ve atık su geri kazanımı üzerine bir eğitim programı, 5 Haziran’da üretim süreçlerinde su tüketimini azaltma teknikleri ve global iyi uygulamalara odaklanan ilk çalıştay, 30 Haziran’da finansman kaynakları ve yeşil krediler konulu ikinci webinar, 17 Eylül’de mevzuat ve atık su geri kazanımı odağında ikinci çalıştay, 18 Eylül’de ileri atık arıtma ve geri kazanım uygulamalarına yönelik OSB teknik gezisi ve 5 Ekim’de dijital izleme, raporlama ve uluslararası iyi uygulamalar konulu üçüncü webinar gerçekleştirilecek. Program çıktıları arasında; eğitim ve etkinliklerden elde edilecek sektörel içgörüler, firmaların uygulamaya aldığı iyi örnekler, politika yapıcılara yönelik öneriler ve sektörel su yönetimi yaklaşımına katkı sağlayacak veri ve içerikler yer alıyor. Artan su stresi, dönüşen regülasyonlar ve sürdürülebilir üretim beklentileri doğrultusunda, tekstil sektöründe su yönetimi alanında ortak aklın güçlendirilmesi ve sektör paydaşları arasında daha etkili iş birlikleri geliştirilmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MG International Fragrance Company, İstanbul Karbon Zirvesi’nde Sürdürülebilirliği Duyularla Buluşturdu Haber

MG International Fragrance Company, İstanbul Karbon Zirvesi’nde Sürdürülebilirliği Duyularla Buluşturdu

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) tarafından düzenlenen 11. İKZ İstanbul Karbon Zirvesi, 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. “Karbonsuzlaşma Yolunda Sürdürülebilir Çözümler ve Yeşil Akçenin Gücü” temasıyla düzenlenen zirve; iş dünyası, akademi, kamu ve sivil toplum temsilcilerini sürdürülebilir gelecek hedefi etrafında bir araya getirdi. Uluslararası esans üreticisi MG International Fragrance Company zirvede “Koku Deneyim Sponsoru” olarak yer aldı. Karbon yönetiminden sürdürülebilir üretime kadar pek çok başlığın ele alındığı zirvede, farklı sektörlerden şirketler sürdürülebilirlik alanındaki yenilikçi çözümlerini paylaşırken, MG International Fragrance Company de tekstil ve esans teknolojilerinin geleceğine yönelik yaklaşımıyla dikkat çekti. Zirvede konuşmacı olarak yer alan MG International Genel Müdür Yardımcısı Bülent Konca, tekstil sektörü, karbon yönetimi ve tüketici beklentilerinin dönüşümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konca, sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; inovasyonu, ürün geliştirmeyi ve tüketici deneyimini şekillendiren stratejik bir dönüşüm alanı olduğunu vurguladı. Türk tüketicisinin tekstil ürünlerinde en çok temizlik, ferahlık ve uzun süre kalıcı koku beklentisine önem verdiğini belirten Konca, güven veren, ferahlatıcı ve iyi hissettiren kokuların tüketiciyle güçlü bir bağ kurduğunu ifade etti. Tekstil ve esans dünyasının artık birbirini tamamlayan iki önemli alan haline geldiğini belirten Konca, kokunun tekstil ürünlerinde yalnızca bir tamamlayıcı değil, deneyimi güçlendiren önemli bir unsur olduğunu vurguladı. Tekstil ve esansın kesişiminde gelişen yeni nesil inovasyonlara da değinen Konca, gelişmiş koku teknolojileri sayesinde tekstil ürünlerinin yalnızca temizlik değil, gün boyu devam eden duyusal bir deneyim sunduğunu belirtti. Kumaşlarla etkileşime giren yenilikçi sistemlerin uzun süre kalıcı etki yarattığını ifade eden Konca, tekstil dünyasında kokunun artık performans ve deneyimi bir araya getiren önemli bir unsur haline geldiğini aktardı Konca, şirketlerin geleceğe değer katabilmesi için inovasyon, teknoloji ve sürdürülebilirlik odağında bütüncül bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak, sürdürülebilirliği yalnızca üretim süreçlerinde değil, tüketicinin ürünle kurduğu duygusal bağda da ele almak gerektiğinin altını çizdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karbonsuz Karbon Zirvesinde Karbon Cimrileri Ödüllendirilecek Haber

Karbonsuz Karbon Zirvesinde Karbon Cimrileri Ödüllendirilecek

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (ÇŞİDB) ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ana desteğinde Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D), 11. İstanbul Karbon Zirvesi’nde iş dünyası, resmî erk, yerel yönetim, akademi, öğrenci,sivil toplum ve medyayı Karbonsuz Karbon Zirvesi’nde 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde İTÜ’de bir araya getirirken karbon cimrilerini ödüllendirecek. Karbonsuz karbon zirvesinde liderler ülkemiz ve gezegenimiz için konuşacak İTÜ Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkanı Prof.Dr.Filiz Karaosmanoğlu, 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde ST Climate desteğinde “Karbon Nötr” gerçekleştireceğimiz “Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” temalı 11.İstanbul Karbon Zirvesi açılışını İTÜ Rektörü Prof.Dr. Hasan Mandal ve ÇŞİDB Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan yapacak. Etkinliğimizin ikinci gününe Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Dr.Zafer Demircan’ın teşrifini bekliyoruz. ÇŞİDB İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Orhan Solak delegelere hitap ederken “Belirsizliğin Gölgesinde, İnkâr ve Şüpheye Rağmen İklim Teknolojileri ve Yenilikçi Finansman; Karbonsuzlaşma Yolunda Ülkemiz; Tekstil Sektörü ve Karbon Yönetimi; Karbon Yönetimi ve Endüstri; Karbon Yönetimi ve Enerji” adlı oturumlarımızda liderler ülkemiz ve gezegenimiz için konuşacak. Antalya’da Kasım 2026’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde zirvemiz ayrıcalıklı konumda bilgisini vererek 2048 Karbon Nötr hedefiyle ilerleyen İTÜ’nün 2025 UI GreenMetric sıralamasında “Dünyanın En Sürdürülebilir 25.; Avrupa’da 15.; Türkiye’de 1’inci, baharda ayrı güzel Ayazağa Yerleşkesi’ndeki konusunun ilki ve teki etkinlik için davetini sundu. SÜT-D karbon cimrilerini ödüllendirecek Faaliyetlerinde Türkiye karbon yönetimi kapasitesini artırma ile karbonsuzlaşma yolunda, sürdürülebilir yaşamda bilgi ve farkındalığı yaymanın öncelikli olduğunu vurgulayan Prof. Karaosmanoğlu, SÜT-D Küçük Karbon Kahramanı Ödülü ve SÜT-D Düşük Karbon Kahramanı Ödülü ile karbon cimrilerini, ödüllü zirvemizde ödüllendiriyoruz. SÜT-D’nin de ödülleri var.SÜT-D’nin Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği Geleceğe Yatırım Ödülleri-Sivil Toplum Etkinlik kategorisinde 2023 yılı birincisi İstanbul Karbon Zirve’miz ile 2021 yılı birincisi de SÜT-D Küçük Karbon Kahramanı Ödülü’müz gururlarımız. Beşiktaş Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) 2025-2026 Eğitim Yılı paydaş okulumuz. Zirvenin ilk gününde SÜT-D 2026 Düşük Karbon Kahramanı Beşiktaş Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) İpsiz Karbon Takımı Gösterisi, ikinci gününde, başvuru rekoru kırılan SÜT-D 2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödül Töreni’nde heyecan ve neşe eşliğinde umudumuzu, ülkemizin iklim değişikliği mücadelesi başarılarını, karbon cimrilerini alkışlayacağız, dedi. Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği(SÜT-D): Eylül 2013’te kurulan Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D),sürdürülebilir üretim ve tüketim konusunda toplumda güçlü etki yaratmak için faaliyetler yaparak, en iyi enerji, su, atık yönetimi ile kaynak verimli, mevcut en iyi teknolojilerin kullanılması; biyoçeşitlilik kaybı;çevre kirliliği ve iklim değişikliği ile mücadele edilmesi; insan ve doğa dostu sürdürülebilir yaşam kültürü ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığının artırılması için çalışarak bilgi ve kapasite oluşturmak hedefi ile 2013 yılında kamu, iş ve akademi temsilcilerince kuruldu. SÜT-D etkinliklerinde akademi, eğitim kurumları,iş dünyası, medya, resmi erk, sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimler ile yakın iş birliğinde olma, “Sürdürülebilirlik Yönetimi” sosyal ve teknik yönleriyle uğraş vermeyi öncelikli görmekte, bugün ve yarında insanoğlunun refah ve konforu için sivil toplum yeşil ve mavi gücünü sunmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Moda Endüstrisi 2026 Yılında Yeni Dünya’ya Odaklanacak Haber

Türk Moda Endüstrisi 2026 Yılında Yeni Dünya’ya Odaklanacak

Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Amerika Birleşik Devletleri’nde; 27 Nisan-1 Mayıs 2026 tarihlerinde Los Angeles Sektörel Ticaret Heyeti yapmak için harekete geçti. Dünya hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı 2024’te 612,2 milyar dolar seviyesine ulaştığını vurgulayan Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, ABD ve Avrupa Birliği ithalatında 2023 sonrası başlayan artış eğilimine rağmen Türkiye’nin hazır giyim ihracatındaki düşüşün devam ettiğini, bu daralmanın temel nedeninin artan üretim maliyetlerinin satış fiyatlarına yansıtılamaması ve enflasyon oranında artmayan döviz kuru olduğunu dile getirdi. Avrupa Birliği’ ne Çin’in konfeksiyon ihracatının 2025 yılının ilk yarısında yüzde 22’lik artışla 13,7 milyar avro, Bangladeş’in yüzde 15 artışla 10,5 milyar avro olduğunu, Hindistan, Pakistan, Vietnam, Kamboçya gibi konfeksiyon üreticisi ülkelerin hepsinin Avrupa Birliği’ne önemli artışlar yakaladığını anlatan Sertbaş, aynı dönemde Türkiye’nin AB’ne ihracatının yüzde 6,3’lük düşüşle 4,8 milyar avroya gerilediğini vurguladı. Toparlanma ümitlerimizi 2027 yılına erteledik “Hükümet yetkililerinin açıklamaları ve Orta Vadeli Program hedefleri tek haneli enflasyonun ancak 2027’de yakalanabileceğini gösteriyor” diyen Sertbaş, “Toparlanma ümitlerimizi 2027 yılına ertelemek zorunda kaldık. Hazır giyim sektörümüzün üretime devam etmesi, ihracat ve istihdamını koruması, 2026 yılını daha az yarayla kapatması için bugüne kadar yoğunlaşmadığımız ABD pazarına ağırlık verme kararı aldık. Sektörümüzün ihracatı 2025 yılının ocak – eylül döneminde Türkiye genelinde yüzde 6’lık kayıpla 13,5 milyar dolardan 12,7 milyar dolara düşerken ABD’ye ihracatımız seviyesini korudu. Firmalarımızı ABD pazarına yönelik düzenleyeceğimiz ticaret heyeti organizasyonuna katılmaya davet ediyoruz” dedi. Uğuz: “2026’da ABD’de iki milli katılım organizasyonuna devam edeceğiz” Türk moda endüstrisinin pazarlamasına destek olmak amacıyla 2025 yılında Almanya, Fransa, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 6 moda fuarına milli katılım organizasyonu gerçekleştirdikleri bilgisini veren EHKİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Dış Pazar Komitesi Başkanı Tala Uğuz, 2026 yılında da aynı tempoda çalışacaklarını vurguladı. 2026 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne 2026 yılında sektörel ticaret heyeti yanında iki fuara milli katılım organizasyonu yapacaklarını dile getiren Uğuz, “Ocak ve temmuz aylarında PV New York Fuarı’na Türkiye Milli Katılım Organizasyonu düzenlemek için çalışmalara başladık. Hazır giyim ihracatçısı firmalarımızı her üç organizasyonumuza da katılmaya davet ediyoruz” dedi. Hazır giyim sektörü 2022 yılında 722 bin kişiyi istihdam ederken, tekstil sektörü 496 bin kişiye iş olanağı sunuyordu. Son üç yılda konfeksiyon ve tekstil sektörlerindeki daralma hazır giyim sektöründe 182 bin, tekstil sektöründe 134 bin istihdam kaybına yol açtı. 2022 yılında iki sektörde 63 bin olan işletme sayısı da 55 bine geriledi. Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin Los Angeles Sektörel Ticaret Heyetine katılmak isteyen firmaların 14 Kasım 2025 Cuma gününe kadar konfeksiyon@eib.org.tr mail adresinden iletişime geçmeleri bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tekstil Sektörü GTMF 2025 ile Yeniden Canlanıyor Haber

Tekstil Sektörü GTMF 2025 ile Yeniden Canlanıyor

Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan'ın açılışını gerçekleştireceği fuar, 15 ülkeden 228 markayı ağırlayacak. Almanya, İsviçre, İtalya, Belçika, Çin ve Hindistan gibi ülkelerden gelen öncü makine üreticileri ile yerli firmalar, en yeni teknolojilerini tanıtacak. Yavaşlayan Üretime Teknolojiyle Can Suyu Küresel ölçekte zorlu piyasa koşullarıyla müc adele eden tekstil sektörü, üretim verimliliğini artırmak için yeniden teknolojiye sarılıyor. Gaziantep'teki fuar bu dönüşümün merkezinde yer alıyor GTMF 2025, sadece bir makine sergisi değil; aynı zamanda inovasyon, Ar-Ge ve teknoloji lansmanlarının buluşma noktası olacak. Boya, örgü, iplik, nonwoven, dokuma ve halı üretimine yönelik en güncel üretim teknolojileri ziyaretçilerle buluşacak. Katılımcılar, makineleri yerinde inceleyerek verimlilik, kalite ve enerji tasarrufu konularında doğrudan kazanım sağlayabilecek. Uluslararası Ziyaretçi Katılımı Bekleniyor Fuar, yalnızca Türkiye'den değil; Ortadoğu, Kuzey Afrika, Orta Asya ve Avrupa ülkelerinden de yoğun ilgi görüyor. Mısır, İran ve Özbekistan gibi tekstil üretim merkezlerinden satın almacı ve yatırımcıların fuara katılması bekleniyor. Gaziantep'in lojistik altyapısı, konaklama olanakları ve ulaşım kolaylığı, şehri uluslararası ziyaretçiler için cazip bir merkez haline getiriyor. GTMF 2025, Gaziantep'in sanayi vizyonunu küresel arenada güçlendirecek ve bölgesel ekonomiye stratejik katkılar sağlayacak. Sektör Temsilcilerinden Güçlü Destek Gaziantep Tekstil Makineleri Fuarı (GTMF 2025), yalnızca bir sektörel buluşma değil; aynı zamanda Gaziantep'in sanayi gücünü ve Türkiye'nin üretim vizyonunu yansıtan stratejik bir organizasyon olarak sektör temsilcilerinden tam destek alıyor. Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Mehmet Tuncay Yıldırım, fuarın hem şehir hem de sektör için taşıdığı önemi şu sözlerle vurguladı: "Gaziantep, tarih boyunca ticaretin merkezi olmuş bir kenttir. Artan sanayi kapasitemiz ve gelişen üretim altyapımızla Türkiye'nin parlayan yıldızıyız. GTMF 2025'in tekstil sektörüne değer katacağına yürekten inanıyor, bu önemli organizasyona destek vermekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Fuarlar, firmalarımızın yeni iş bağlantıları kurması, küresel pazarlara açılması ve sektörel trendleri yakından takip etmesi açısından hayati öneme sahiptir. Ayrıca fuarlar, kent ekonomisine de sosyal ve ticari anlamda ciddi katkılar sağlar. GTMF'nin üyele rimize ve tüm sektöre hayırlı olmasını diliyorum." Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Adnan Ünver ise, Gaziantep'in tekstil üretimindeki küresel rolüne dikkat çekerek şunları söyledi: "Gaziantep, parça halı, iplik, pp çuval, nonwoven kumaş, tekstil boyacılığı, triko örgü, konfeksiyon, penye ve kumaş gibi birçok alanda dünya çapında s öz sahibi bir üretim merkezidir. Türkiye'nin en fazla halı ihracatı yapan şehri olarak, kendi halı makinelerimizle üretim yapma hedefimiz doğrultusunda GTMF 2025'i çok değerli buluyoruz. Bu fuar, hem teknolojik dönüşüm hem de uluslararası iş birlikleri açısından sektörümüze büyük katkılar sağlayacaktır." Gaziantep OSB Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Şimşek, sanayicinin desteklenmesinin önemine dikkat çekerek şöyle konuştu: "Gaziantep OSB, 43 milyon metrekarelik alanıyla Türkiye'nin en büyük organize sanayi bölgesidir. 6. OSB'nin tamamlanmasıyla birlikte 350 bin kişilik istihdam hedefliyoruz. Bu ekonomik iklimde yatırım yapmak kolay değil; ancak biz sanayicinin önünü açmak, üreticiyi desteklemek zorundayız. GTMF 2025, yatırımcılarımızla teknoloji üreticilerini bir araya getirerek yeni iş birliklerinin önünü açacak. Gaziantep'e yakışır bir fuar olacak ve biz de bu sürece her türlü desteği vermeye hazırız." GAİB Koordinatör Başkanı Fikret Kileci de fuarın bölgesel ve uluslararası etkisine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: "GTMF 2025'in, tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmalarımıza yeni yatırım fırsatları sunacağına inanıyoruz. Fuarlar, sadece ticari değil; aynı zamanda sosyal ve kültürel etkileşim alanlarıdır. Ulusal ve uluslararası katılımcılarla kurulacak bağlantılar, Gaziantep'in sanayi kimliğini daha da güçlendirecek. Gaziantep Tekstil Makineleri Fuarı'na (GTM) destek olmaktan dolayı memnuniyet duyuyoruz." Gaziantep: Üretim, Teknoloji ve Kültürün Kesişim Noktası GTMF 2025, yalnızca bir fuar değil; üretimin, teknolojinin ve kültürel mirasın birleştiği bir sanayi yolculuğu olacak. Gaziantep'in tarihi dokusu, gastronomisi ve sanayi dinamizmiyle birleşen bu organizasyon, ziyaretçilere hem iş hem de keşif dolu bir deneyim sunacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Hazır Giyim ve Konfeksiyon sektörü AB Destekli Projeyle Dijital Dönüşüme Odaklanıyor Haber

Türk Hazır Giyim ve Konfeksiyon sektörü AB Destekli Projeyle Dijital Dönüşüme Odaklanıyor

Avrupa Birliği’nin (AB) Erasmus+ programı tarafından fonlanmaya hak kazanan ‘TechStyle: AI-Driven Circular and Regenerative Fashion in VET Education (Mesleki Eğitimde Yapay Zekâ Destekli Döngüsel ve Yenileyici Moda)’ projesi, sektörün dijital ve sürdürülebilir dönüşümüne öncülük edecek. Rekabet İçin Dijitalleşme Şart Türk ekonomisi dezenflasyon sürecinden geçerken, emek yoğun sektörler dünya pazarındaki rakipleriyle rekabette ayakta kalmak için yeni yöntemler arıyor. Türk hazır giyim ve konfeksiyon sektörü, yapay zekâyı tasarımdan üretime kadar tüm aşamalarda daha etkin kullanarak küresel rekabette güçlü kalmayı hedefliyor. “TechStyle, Yapay Zekâ ile Dönüşümü Hızlandıracak Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EHKİB) Başkanı Burak Sertbaş, projenin AB’nin Sürdürülebilir ve Döngüsel Tekstiller Stratejisi ve yapay zekâ düzenlemeleri ile uyumlu olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “TechStyle; hazır giyim ve konfeksiyon üretiminde hammadde tedariğini, atık azaltmayı ve üretim verimliliğini optimize eden yapay zekâ destekli çözümler sunarak dijital dönüşüme odaklanacak. Yapay zekâ girişimleriyle öne çıkan İsveç ve Fransa, sektörün köklü olduğu ancak daha fazla dijital ve yeşil inovasyona ihtiyaç duyan Yunanistan, İspanya, İtalya ve Türkiye ile en iyi uygulamaları paylaşacak.” 250.000 € bütçeli projenin iki yıl süreceğini belirten Sertbaş, “TechStyle ile EHKİB, iş gücünün dijital becerilerini geliştirerek sektörün veri odaklı, yapay zekâ destekli çözümlere geçişine rehberlik edecek. Bu proje, hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe sürdürülebilir dönüşüme güçlü katkı sağlayacak” dedi. Proje Kasım’da Fransa’da Başlıyor TechStyle Projesi, Kasım 2025’te Fransa’da düzenlenecek açılış toplantısıyla resmi olarak start alacak. Bu proje ile; Hazır giyim sektörünün yapay zekâ destekli modeller ve teknolojilerle entegrasyonu için mesleki eğitim programı hazırlanacak,Geliştirilen program TechStyle Platformu üzerinden partner ülkelerdeki firmalara sunulacak,Yerel düzeyde, özellikle kadınlar için yapay zekâ temelli girişimcilik becerilerine odaklanılacak, Ulusal düzeyde, hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün rekabet gücünü iyileştirerek ekonomik büyümeye ve ihracatın artmasına katkıda bulunulacak,AB Sürdürülebilir ve Döngüsel Tekstiller Stratejisi, yapay zekâ uygulamaları doğrultusunda sürdürülebilir, döngüsel bir ekonomi için sektörde yapay zekânın adaptasyonunu hızlandıracaktır. Bu sayede Ege Bölgesi’ndeki hazır giyim çalışanları, tasarımcılar, girişimciler ve yeni mezunlar AB düzeyinde geliştirilecek eğitimlerden doğrudan yararlanabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.