Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Telifsiz Haber

Kapsül Haber Ajansı - Telifsiz Haber haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Telifsiz Haber haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Transformatör Sektörü 10 Yılda 140 Milyar Dolar Büyüklüğe Ulaşacak Haber

Transformatör Sektörü 10 Yılda 140 Milyar Dolar Büyüklüğe Ulaşacak

Sönmez Trafo’nun 50. kuruluş yıldönümü kapsamında yarım asırlık yolculuğunun paylaşıldığı etkinlikte, Türkiye’nin enerji üretimi ve altyapısındaki rekabetçi karakteri masaya yatırıldı. Küresel büyüklüğü 70 milyar dolara ulaşan transformatör sektöründeki modern trendler ve yenilikçi teknolojiler hakkında uzman görüşlerinin ele alındığı organizasyonda, Sönmez Trafo'nun Dilovası’nda bulunan üretim tesislerine fabrika ziyareti de gerçekleştirildi. Önümüzdeki 10 yıl içinde küresel büyüklüğünün iki katına çıkması beklenen bu dev pazarda, uluslararası ziyaretçilere bir üretim üssü olarak Türkiye'nin güçlü altyapısı tanıtıldı. “Türkiye trafo sektörü güven veren bir çözüm ortağı” Sektörün küresel geleceğine dair görüşlerini paylaşan Sönmez Trafo CEO’su Oluş Sönmez, transformatörlerin enerji arz güvenliğindeki kritik rolünü şu sözlerle değerlendirdi: “Bugün dünya, enerji arz güvenliği ve sürdürülebilirlik ekseninde tarihi bir kırılma noktasından geçiyor. Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat hedefleri ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi regülasyonlar, artık sadece birer kural değil; tüm küresel enerji altyapısının yeni baştan inşa edilmesi için somut talimat niteliği taşıyor. Transformatörler işte bu devasa ekosistemde, elektriği bir noktadan diğerine taşırken onun ‘doğru dille’ konuşmasını sağlayan evrensel birer tercüman görevi görüyor. Önümüzdeki 10 yıl içinde trafo sektöründe küresel büyüklüğün 140 milyar dolar seviyelerine ulaşacak olması, yeşil ve dijital dönüşüm alanındaki girişimlerin bir sonucu olarak gerçekleşecek. Türkiye, sahip olduğu teknolojik adaptasyon yeteneğiyle bu dönüşümde sadece bir üretici değil, güven veren bir çözüm ortağı olmayı sürdürecek. 50 yıl önce başladığı yolculukta Sönmez Trafo da CERN’den İskandinavya’nın en zorlu coğrafyalarına kadar taşıdığı birikimle, bu değişimin tam merkezinde yer almaya devam edecek.” “Trafolar her iklimde ve en zorlu koşulda bir güven sembolü” Sektörün yüksek katma değerli üretim vizyonuna dikkat çeken Sönmez Trafo Co-CEO’su Oğuz Sönmez ise, Türkiye’nin bu alandaki rekabetçi gücünü şirketin yarım asırlık mirasıyla harmanladıklarını belirterek şunları kaydetti: “Enerji ekipmanları sektörü, artık sadece kapasite ve hızla değil, karbon ayak izi düşüklüğü ve verimliliği yüksek çözümlerle de şekilleniyor. Türkiye transformatör sektörü, büyük ölçekli üretimlerde sergilediği maliyet disiplini ve yüksek kalite standardıyla bugün küresel devlerle aynı ligde yer alıyor. Bir zamanlar demiryolu projelerinde sadece bakım ve onarım yapan bir yapıdan, bugün dünya raylarında imzası olan küresel bir oyuncuya dönüşmemiz, Türk sanayiinin ulaştığı noktanın en somut örneğidir. İsviçre merkezli PCS Holding ile 2023 yılında başlayan stratejik ortaklığımız da bu yerli mühendislik dehasına duyulan küresel güvenin bir tescilidir. Biz transformatörü sadece bakır ve çelikten ibaret bir cihaz olarak değil, her iklimde ve en zorlu koşulda bir güven sembolü olarak görüyoruz. 50. yılımızda hedefimiz, dijitalleşme ve Ar-Ge yatırımlarımızla raylı sistemler ve özel projelerdeki küresel öncülüğümüzü daha da pekiştirmek olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Üniversitesi, 12. Haliç Dostluk Kupası’nda Güçlü Performansıyla   Öne Çıktı Haber

Koç Üniversitesi, 12. Haliç Dostluk Kupası’nda Güçlü Performansıyla Öne Çıktı

Yarışın ardından ödül töreninde konuşan Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, “Bu yıl 12.sini düzenlediğimiz Haliç Dostluk Kupası yine son derece sportmen bir mücadeleye sahne oldu. İki üniversitemizin böyle bir geleneği olması gerçekten çok değerli. Bunu yaşattığınız için hepinize çok teşekkür ediyorum. Bu yıl yarışın Anneler Günü’ne denk gelmiş olmasından da ayrı bir mutluluk duyuyoruz. Bu vesileyle tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyor, onların emeklerini minnetle anıyorum” dedi. Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşe Başar ise kazanan ekibi tebrik ederek,“ Spor bizi birleştirdi, birleştirmeye devam edecek. Haliç'teki dostluğumuz çok kıymetli hepimiz için. Göstermiş olduğunuz emeğinizin karşılığında bugün burada var oldunuz, bu yarışa çıktınız. Bu her şeyden çok daha önemli bizim için. Ayrıca tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutlarım” dedi. Koç Üniversitesi ve Kadir Has Üniversitesi kürek takımları, “Haliç Dostluk Kupası” kapsamında bu yıl da Haliç’te yarıştı. 10 Mayıs 2026 Pazar günü gerçekleştirilen organizasyonda Koç Üniversitesi kürek takımı birincilik elde etti. Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü önünden başlayarak Rahmi M. Koç Müzesi önünde sona eren Haliç parkurundaki 2.100 metrelik yarış, izleyicilere çekişmeli anlar yaşattı. Genç sporcular, dakikada ortalama 36 kürek çekerek yüksek tempolu bir mücadele sergiledi. Koç Üniversitesi kürek takımı, 6 dakika 53 saniyelik derecesiyle yarışı birincilikle tamamladı. Koç Üniversitesi kürek takımı, antrenör Yalçın Fidancı yönetiminde; dümenci Beyza Ateş ve sporcular Arda Berat Çekeceker, Salihcan Kahraman, Çağlar Dayıoğlu, Berkay Öztürk, Emirhan Çakır, Çağan Dayıoğlu, Ozan Demir ve Burak Erten’den oluşan kadrosuyla güçlü bir performans sergiledi. Yarışın ardından Rahmi M. Koç Müzesi’nde düzenlenen ödül töreninde konuşan Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti şunları söyledi: “Öncelikle her iki takıma da tebrikler. İki üniversitemizin böyle bir geleneği olması gerçekten çok değerli. Bunu yaşattığınız için hepinize çok teşekkür ediyorum. Sporun içinde dostluk, rekabet, disiplin ve bolca adrenalin olan versiyonlarını her zaman ayrı bir keyifle izliyorum. Kürek de bunların en zarif olanlarından biri ve müthiş bir uyum işi. Aynı anda hareket etmek, aynı ritmi yakalamak, birbirine güvenmek… Bunlar sadece sporda değil, hayatta da en zor ve en değerli şeyler” dedi. Diğer taraftan, bu yıl yarışın Anneler Günü’ne denk gelmiş olmasından ayrı bir mutluluk duyduklarını kaydeden Prof. Dr. Metin Sitti: “Hepimizin hayatında ilk ritmi, ilk disiplini, ilk dayanıklılığı öğreten insanlar annelerimiz… Belki de bugün burada izlediğimiz o uyumun, o azmin ve o kararlılığın temelinde onların emeği var. Bu vesileyle tüm annelerimizin Anneler Günü’nü şimdiden kutluyor, onların emeklerini minnetle anıyorum.” dedi. Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşe Başar ise “Spor bizi birleştirdi, birleştirmeye devam edecek. Haliç'teki dostluğumuz çok kıymetli hepimiz için. Göstermiş olduğunuz emeğinizin karşılığında bugün burada var oldunuz, bu yarışa çıktınız. Bu her şeyden çok daha önemli bizim için. Çok teşekkür ederiz bize bugünü yaşattığınız için. Ev sahipliği için başta rektörümüz olmak üzere bütün Koç Üniversitesi mensuplarına çok teşekkür ederim. Bu vesileyle Anneler Günü’nü de kutlarım. Herkese güzel bir gün dilerim” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aile Şirketlerini Ekonomik Krizlerden Çok Ortaklar Arasındaki Çatışmalar Yıkıyor Haber

Aile Şirketlerini Ekonomik Krizlerden Çok Ortaklar Arasındaki Çatışmalar Yıkıyor

Türkiye’de ticari hayatın temel yapı taşlarından biri olan aile şirketlerinin, çoğu zaman ekonomik sorunlardan değil; ortaklar arasındaki hukuki ve yönetsel krizlerden dolayı ciddi dağılma süreçleri yaşadığına dikkat çeken Adana Barosu Ticaret Hukuku Komisyon Başkanı Av. Ali Mert Karakılçık, aile şirketlerinde yaşanan sorunların temelinde kurumsallaşma eksikliğinin bulunduğunu söyledi. Karakılçık yaptığı açıklamada, yıllarca emek verilerek büyütülen şirketlerin aile içi iletişim problemleri, kontrol mücadeleleri ve miras kaynaklı uyuşmazlıklar nedeniyle ağır dava süreçleriyle karşı karşıya kalabildiğini bildirdi. Şirketler büyüse bile karar alma mekanizmalarının çoğu zaman profesyonelleşmediğini, aile ilişkilerinin şirket yönetiminin önüne geçtiğini hatırlatan Karakılçık, özellikle ikinci ve üçüncü kuşak sonrasında “şirket içinde kim söz sahibi olacak” tartışmalarının ciddi krizlere dönüştüğünü kaydetti. Yönetim kurulunun oluşumu, şirket temsil yetkisi, kar payı dağıtımı, maaş ve huzur hakkı politikaları, şirket kaynaklarının kullanımı ve şirket içerisindeki güç dengelerinin aile şirketlerinde en sık tartışma konusu olan alanlar arasında yer aldığını kaydeden Karakılçık, bu tür uyuşmazlıkların şirketin sürdürülebilirliğini doğrudan tehdit ettiğini vurguladı. “Aile anayasası ve hissedarlar sözleşmesi şart” Aile şirketlerinin önemli bir kısmında yazılı ve bağlayıcı bir aile anayasası ya da hissedarlar sözleşmesi bulunmadığını belirten Karakılçık, şirketin geleceğine ilişkin temel ilkelerin önceden belirlenmemesinin, ortakların ilerleyen süreçlerde tamamen farklı pozisyonlar almasına neden olduğunu ifade etti. Özellikle kritik genel kurul toplantılarında, yıllarca birlikte hareket eden ortakların aniden karşı karşıya gelebildiğini belirten Karakılçık, bunun yönetim kurulunun değişmesine ve şirket kontrolünün kaybedilmesine kadar uzanan sonuçlar doğurabildiğini söyledi. “Üçüncü kişilerin şirkete girişi büyük krizlere yol açabiliyor” Şirket esas sözleşmelerinde, ortaklığa yabancı üçüncü kişilerin girişini engelleyen güçlü bağlam hükümlerinin çoğu zaman bulunmadığını kaydeden Karakılçık, özellikle miras intikalleri, boşanma süreçleri veya hisse satışları sonrasında şirket yapısına dışarıdan kişilerin dahil olmasının aile şirketlerinde geri dönüşü zor çatışmalar yarattığını ifade etti. Bir ortağın hissesini diğer ortakların istemediği üçüncü kişilere devretmesinin, yıllarca korunmaya çalışılan şirket dengesini tamamen bozabildiğini dile getiren Karakılçık, esas sözleşmelerinin yalnızca şekli bir metin olarak değil, şirketin geleceğini koruyan stratejik bir güvenlik mekanizması olarak değerlendirilmesi gerektiğini aktardı. “Miras süreçleri şirketleri derinden sarsabiliyor” Miras süreçlerinin aile şirketlerini en fazla sarsan alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Karakılçık, şirket hisselerinin mirasçılar arasında paylaşılması, tereke temsilcisi atanması, genel kurulda oy kullanma yetkileri ve şirket yönetimine müdahale tartışmalarının çoğu zaman şirket faaliyetlerini doğrudan etkileyebildiğini belirtti. Gerekli hukuki planlama yapılmadığında, şirket ortaklarının hiç istemediği kişilerin dolaylı şekilde şirket yönetim süreçlerine dahil olabildiğini ifade eden Karakılçık, bunun aile şirketlerinde yeni krizlerin kapısını araladığını söyledi. En sık açılan davalara dikkat çekti Aile şirketlerinde ortaklar arasında açılan davalar incelendiğinde belirli dava türlerinin sürekli tekrar ettiğini vurgulayan Karakılçık, genel kurul çağrı kayyımı davaları, bilgi alma ve inceleme hakkına ilişkin davalar, özel denetçi atanması davaları, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu davaları ile şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine ilişkin davaların en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar arasında yer aldığını belirtti. Bu davaların yalnızca hukuki bir uyuşmazlık olmadığını ifade eden Karakılçık, aynı zamanda şirket içerisindeki güven ilişkisinin tamamen ortadan kalktığını gösteren ciddi krizler olduğunu dile getirdi. “Uyuşmazlık çıkmadan önlem alınmalı” Aile şirketlerinde uyuşmazlık çıktıktan sonra çözüm aramak yerine, uyuşmazlık çıkmasını önleyecek hukuki altyapının önceden kurulmasının büyük önem taşıdığını belirten Karakılçık, güçlü bir esas sözleşme, dengeli bir hissedarlar sözleşmesi, miras ve pay devrine ilişkin koruyucu hükümler, profesyonel yönetim anlayışı ve kurumsallaşma adımlarının artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini sözlerine ekledi. Karakılçık, “Aile şirketlerinde en büyük risk çoğu zaman ekonomik krizler değil, önceden öngörülmeyen ortaklık krizleridir.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Denizli'de 38. Uluslararası Amatör Tiyatro Festivali başladı Haber

Denizli'de 38. Uluslararası Amatör Tiyatro Festivali başladı

Denizli Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 9–17 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek festival, 4’ü yurtdışından olmak üzere toplam 28 tiyatro grubunu Denizlililerle buluşturacak. Denizli Büyükşehir Belediyesinin 9–17 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenleyeceği 38. Uluslararası Amatör Tiyatro Festivali kortejle başladı. Denizli Valiliği yanındaki Atatürk Anıtı önünde başlayan programa, Büyükşehir Belediye Başkanvekili Ali Marım, Genel Sekreter Yardımcısı Özgür Başkurt, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, davetliler ve tiyatro grupları katıldı. Denizli Büyükşehir Belediyesi Bandosu eşliğinde başlayan kortej yürüyüşü, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı boyunca ilerleyerek Delikliçınar Meydanı’nda son buldu. Kent sakinlerinin yoğun ilgi gösterdiği yürüyüşte sokaklar adeta açık hava sahnesine dönüştü. Karabağlar Belediyesi Kent Tiyatrosu Çağdaş Sirk Sanatları Atölyesi ekibinin tahta bacak gösterileri, akrobatik performansları ve kostümlü karakterleri korteje ayrı bir renk kattı. Yerli ve yabancı tiyatro grupları da yürüyüş boyunca yaptıkları performanslarla festivale davet çağrısı yaptı. Tiyatronun büyüsü sokaklara taştı Kortejin ardından konuşan Başkanvekili Ali Marım, festivalin Denizli’nin kültürel yaşamına önemli katkı sunduğunu vurguladı. Marım konuşmasında, tiyatronun yalnızca bir sahne sanatı değil aynı zamanda toplumları birleştiren güçlü bir ifade alanı olduğuna dikkat çekerek, “Amatör ruhla yapılan her sahne, aslında büyük bir emeğin, inancın ve kültürel paylaşımın ürünüdür. Denizli, sanatı destekleyen ve sahiplenen bir şehir olarak bu büyük buluşmaya ev sahipliği yapmaktan gurur duyuyor” mesajını verdi. Marım, festivalin kente uluslararası bir kültür köprüsü kurduğunu da ifade ederek tüm katılımcılara teşekkür etti. Açılış oyunu ‘Sığıntılar’ büyük beğeni topladı Konuşmanın ardından Marım, festivalde yer alan tiyatro gruplarının temsilcilerini kabul ederek ekiplerle tek tek görüştü. Festivalin açılış perdesi ise Denizli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından sahnelenen, sezonun dikkat çeken yapımlarından “Sığıntılar” adlı oyunla DBB Kongre ve Kültür Merkezi Fatma Yıldız Salonu’nda açıldı. Oyun, izleyicilerden yoğun ilgi ve alkış aldı. Festival boyunca Denizli’nin farklı noktalarında sahnelenecek oyunlarla kent, bir hafta boyunca tiyatronun evrensel diliyle buluşmaya devam edecek. Tiyatro tutkunları, festival programı ve izlemek istedikleri oyunların e-biletlerine https://ebilet.denizli.bel.tr/ adresinden online olarak ulaşabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Sanatın Kalbi 6. Kez İstanbul’da Atacak!  Haber

Dijital Sanatın Kalbi 6. Kez İstanbul’da Atacak! 

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Türk Telekom ve PASHA Bank ana sponsorluğunda, Mezo tarafından hayata geçirilen festival bu yıl “RETELL” (Yeniden Anlat) teması ile düzenlenecek. Yurt içinden ve yurt dışından dijital sanatın sınırlarını zorlayan sanatçıları, eserleri, yeni anlatıları ve cesur fikirleri sanatseverler ile buluşturacak olan IDAF; çocuk ve gençlik atölyelerine, tiyatrolara, dijital şovlara, robot gösterilerine, panellere, görsel ve işitsel performanslara da ev sahipliği yapacak. DİJİTAL SANATIN KALBİ 6. KEZ İSTANBUL’DA ATACAK! T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Türk Telekom ve PASHA Bank ana sponsorluğunda, Mezo tarafından düzenlenen İstanbul Dijital Sanat Festivali, bu yıl altıncı kez kapılarını açacak. 3-7 Haziran tarihleri arasında AKM’de gerçekleşecek festival, dijital sanatlar alanında önemli isimlere, ulusal ve uluslararası toplam 70 sanatçıya ev sahipliği yapacak. SANATI VE YAPAY ZEKAYI MERKEZİNE ALACAK! Afrika’dan Asya’ya uzanan farklı coğrafyalardan üretimleri bir araya getirerek ziyaretçileri deneyimsel ve beklenmedik anlatımlarla buluşturmayı amaçlayan festival, bu yıl “Retell” (Yeniden Anlat) temasıyla düzenlenecek. Sanatı ve yapay zekayı merkezine adan IDAF, sanatseverlerin bireysel yaratıcılığı ve kolektif hafızayı daha kapsayıcı bir bakış açısıyla yeniden düşünmesini sağlayacak. Festivalin altıncı edisyonunda yapay zekâ, sadece bir teknoloji olarak değil; sanatçılar için yeniden yorumlama, düşünme ve üretme biçimlerini dönüştüren bir araç olarak ele alınacak. Aynı zamanda sanatın, toplumsal değerleri sorgulayan ve yeniden şekillendiren rolüne de odaklanacak olan festival “Değer nedir, kim için ve nasıl üretilir?” gibi sorular üzerinden yapay zekânın yeni toplumsal anlatıdaki yerini de tartışmaya açacak. Direktörlüğünü Dr. Nabat Garakhanova’nın artistik direktörülüğünü Esra Özkan üstlendiği festivalin küratörlüğünü ise Evgeniya Romanidi, Gonzalo Herrero Delicado, Burcu Öztürkler, Ozan Turkkan,İsmail Erim Gülaçtı ve Türkiye’nin ilk yapay zeka küratörü olan Avind yapacak. HERKESE AÇIK VE ÜCRETSİZ! Bu yıl da herkese açık ve ücretsiz olacak festivalde işitsel ve görsel performansların, masterclassların, tiyatroların yanı sıra; pek çok konuda panel ve atölyeler gerçekleştirilecek. DR. NABAT GARAKHANOVA: KOLEKTİF BİR ÜRETİM VE DİYALOG ALANI YARATMAYA DEVAM EDECEĞİZ MEZO Dijital Yönetim Kurulu Başkanı ve Dijital Dönüşüm Uzmanı Dr. Nabat Garakhanova festivalle ilgili olarak “Altıncı yılımıza ulaşmak, dijital sanatın Türkiye’de ve uluslararası alanda nasıl güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. İstanbul Dijital Sanat Festivali olarak yalnızca teknolojiyi sergileyen değil, aynı zamanda onunla düşünen, sorgulayan ve yeni anlatılar kuran bir platform olmayı önemsiyoruz. Türkiye’nin uluslararası ölçekte ilk ve tek dijital sanat festivali olarak, farklı coğrafyalardan sanatçıları bir araya getirerek kolektif bir üretim ve diyalog alanı yaratmaya devam edeceğiz.” diyor. Festivalin sponsorları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı, Turkish Airlines, Yıldız Teknik Üniversitesi, Onvo, Akın Robotics, Esas Holding, DİSAD(Dijital Sanat Derneği), Meta Yapı, Mayer, Monster, Sultangazi Belediyesi, Allnjoy, Omni Event, Dewards, Adinteraction, FH İletişim, Gauss, Pakala,Node Media Lab, Ars Electronica, TODA, Artvive yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aydın Kültür Yolu Festivali’nde Geleneksel El Sanatları İlgi Odağı Oldu Haber

Aydın Kültür Yolu Festivali’nde Geleneksel El Sanatları İlgi Odağı Oldu

İNCE İŞÇİLİĞİN ZARAFETİ SANATSEVERLERLE BULUŞTU Tekstil Park Sanat Galerisi’nde gerçekleştirilen “Tel Kırma Atölyesi”, Anadolu’nun özellikle Batı Karadeniz bölgesinde gelişen geleneksel el sanatlarından birini sanatseverlerle buluşturdu. İnce metal tellerin özel bir teknikle kumaş üzerine işlenmesine dayanan tel kırma sanatı; estetik anlayışı, yöresel kimliği ve zanaatkârlık geleneğini yansıtan özgün bir ifade biçimi olarak ele alındı. Tekstil Park Sanat Galerisi’nde gerçekleştirilen “Hesap İşi Atölyesi” ise Türk işlemeciliğinin en nadide örneklerinden birini katılımcılarla buluşturdu. Sayılabilen kumaşlar üzerine ipliklerin titizlikle hesaplanarak işlendiği bu teknik; kusursuz simetrisi, geometrik desen yapısı ve ince işçiliğiyle dikkat çekti. Osmanlı döneminde altın çağını yaşayan hesap işi, kültürel mirasın zarif bir yansıması olarak öne çıktı. Yine aynı mekânda düzenlenen “Türk İşi Atölyesi”, Osmanlı’dan günümüze uzanan köklü bir nakış geleneğini gün yüzüne çıkardı. Sim, sırma ve renkli ipliklerle oluşturulan kabartmalı yüzey etkisiyle dikkat çeken bu teknik, estetik olduğu kadar sembolik anlamlar da barındıran motifleriyle katılımcılara aktarıldı. Aydın Kültür Yolu Festivali, geleneksel sanatları ve kültürel değerleri yaşatarak sanatseverleri kültürel mirasın izinde buluşturmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Çağında Güvenli Bilgi Yönetiminin Rotası İstanbul’da Çizilecek Haber

Yapay Zeka Çağında Güvenli Bilgi Yönetiminin Rotası İstanbul’da Çizilecek

“Elevate Together” mottosu ve “Secure Information Management for AI” temasıyla düzenlenecek etkinlik, 800’e yakın üst düzey yönetici, karar verici ve dijital lideri bir araya getirecek. Yapay zeka çağında dönüşüm gündemine yön vermeyi hedefleyen etkinliğin ev sahipliğini OpenText Türkiye & Azerbaycan Genel Müdürü Hülya Güven yapacak. Etkinlikte dijital yapısal dönüşüm alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Klemens Skibicki gibi birçok konuşmacı yer alacak. Bilgiyi yeniden tasarlayan dünyanın önde gelen bilgi yönetimi yazılımı ve hizmetleri şirketlerinden OpenText, yapay zeka çağında kurumların dönüşüm yolculuğunu ve güvenli bilgi yönetimi ihtiyaçlarını ele alacağı “OpenText Summit Türkiye 2026” etkinliği için geri sayıma başladı. Veriyi yalnızca depolayan değil, anlamlandırarak stratejik bilgiye dönüştüren yaklaşımını “Elevate Together” mottosu ve “Secure Information Management for AI” temasıyla OpenText Summit Türkiye 2026’a taşıyacak olan OpenText, kurumların yapay zeka odağında servis yönetimi, siber güvenlik ve bilgi yönetimi gibi tüm ihtiyaçlarını uçtan uca karşılayan çözüm yaklaşımını, “Bilgiyi Yapay Zeka ile Yeniden Tasarlamaya’ kararlılığını ortaya koyacak. İşletmelerin yapay zekayı güvenli, kontrollü ve sürdürülebilir şekilde hayata geçirebilmeleri için gerekli bütünsel yaklaşımın güçlü bir perspektifle ele alınacağı etkinlik, 13 Mayıs 2026 Çarşamba günü Wyndham Grand İstanbul Levent’te düzenlenecek. Finans, bankacılık, sigorta, telekomünikasyon, enerji, üretim ve kamu gibi kritik sektörlerden yaklaşık 800 üst düzey yönetici ve C-Level karar vericinin katılımının beklendiği etkinlik, iş dünyasının yapay zeka çağındaki dönüşüm gündemine ışık tutacak. Dijital dönüşümün geleceği, yapay zekanın iş dünyasına etkileri ve kurumların veriden nasıl güvenli ve sürdürülebilir değer üretebileceği, alanında uzman isimler tarafından kapsamlı şekilde ele alınacak. Katılımcılar; müşteri başarı hikâyelerinden gerçek kullanım senaryolarına, canlı demolar ve birebir uzman görüşmelerine uzanan zengin içerik akışıyla teknolojiyi doğrudan deneyimleme fırsatı bulacak. OpenText Türkiye’de yeni dönem OpenText Summit Türkiye 2026, aynı zamanda şirketin Türkiye yapılanmasında yeni dönemin stratejik önceliklerinin paylaşılacağı önemli bir platform olacak. Geçtiğimiz aylarda OpenText Türkiye & Azerbaycan Genel Müdürü olarak atanan Hülya Güven, etkinlik kapsamında OpenText’in Türkiye pazarına yönelik vizyonunu, yapay zeka odağında şekillenen büyüme stratejisini ve önümüzdeki döneme ilişkin önceliklerini aktaracak. Etkinlikte ayrıca OpenText VP Sales Sandra Tiskens, OpenText RVP Solutions Consulting Karim Rizkallah, OpenText RVP Business Value Consulting Garen Yacoubian ve dijital yapısal dönüşüm alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Klemens Skibicki konuşmacılar arasında yer alacak. Program kapsamında yapay zekanın dönüştürücü gücü, kurumların güvenli bilgi yönetimiyle rekabet avantajı yaratma yolları ve dijital bağlantılı çağda insanın dönüşüm yolculuğu farklı perspektiflerle ele alınacak. Ayrıca Google Cloud Türkiye Ülke Müdürü Önder Güler; OpenText Türkiye & Azerbaycan Genel Müdürü Hülya Güven ile birlikte sahnede teknolojinin geleceğine dair özel bir sohbet gerçekleştirecekler. Yapay zeka odağında OpenText Aviator deneyimi ve müşteri başarı hikâyeleri Bilgi yönetimi yazılımı ve hizmetleri alanında dünyanın en büyük 10 yazılım şirketinden biri olan OpenText’in özellikle son dönemde ivme kazanan Content çözümleri etkinlikte öne çıkan başlıklar arasında yer alırken; katılımcılar OpenText’in yapay zeka çözümü Aviator’ı OpenText Aviator Playground alanında birebir deneyimleme fırsatı bulacaklar. Ayrıca müşteri başarı hikâyeleri, gerçek kullanım senaryoları ve uzman oturumları da etkinlik akışında yer alacak. OpenText Summit Türkiye 2026’da Paralel oturumlarda ise Observability & Service Management HUB, Content HUB ve Cybersecurity HUB başlıkları altında kurumların teknoloji önceliklerine yönelik özel içerikler paylaşılacak. OpenText’in Türkiye’de güçlü olduğu servis yönetimi alanının yanı sıra, son dönemde büyümesini hızlandırdığı içerik yönetimi ve siber güvenlik çözümleri de etkinliğin öne çıkan başlıkları arasında olacak. Kamu ve özel sektörden yöneticiler, karar vericiler ve dijital liderleri bir araya getirecek OpenText Summit Türkiye 2026, yapay zeka çağında güvenli bilgi yönetiminin kurumlar için nasıl rekabet avantajına dönüşebileceğini kapsamlı bir bakış açısıyla ele alacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Bulgaristan Yatırım Fırsatları Forumu” İş Dünyasını Bursa’da Buluşturacak Haber

“Bulgaristan Yatırım Fırsatları Forumu” İş Dünyasını Bursa’da Buluşturacak

Bulgaristan Kökenli Yönetici, Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KIRCAALİSİAD), Türkiye ve Bulgaristan arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik kapsamlı çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. KIRCAALİSİAD ile Bulgaristan Ankara Büyükelçiliği iş birliğinde, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine katkı sunmak amacıyla “Bulgaristan Yatırım Fırsatları Forumu” düzenleniyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) ev sahipliğinde gerçekleştirilecek forum, 14 Mayıs 2026 Perşembe günü saat 14.00’te BTSO Çok Amaçlı Salon’da yapılacak. Bulgaristan’daki yatırım fırsatlarının kapsamlı şekilde ele alınacağı forumda; sanayi, yatırım, teknoloji, yerel yönetimler ve ekonomik kalkınma alanlarında önemli isimler iş dünyası temsilcileriyle bir araya gelecek. Program kapsamında; iki ülke arasındaki ekonomik iş birliklerinin geliştirilmesi, yatırım süreçlerinin kolaylaştırılması, bölgesel kalkınma fırsatları ve yeni ticaret bağlantıları gibi stratejik başlıklar masaya yatırılacak. Üst Düzey Katılım Forumun konuşmacıları arasında; Bulgaristan Ankara Büyükelçisi Anguel Tcholakov, Sviştov Belediye Başkanı Dr. Genço Bojinov Gençev, Endüstriyel Teknoloji Parkı Müdürü Dr. Krasimir Ivanov Stefanov, Sviştov Belediyesi Yenilik ve Ekonomik Kalkınma Dairesi Başkanı Yanka Petkova Nikolova, Bulgaristan Bursa Başkonsolosu Momchil Rusinov ve Bulgaristan Bursa Ticaret Ateşesi Borislav Petkov yer alacak. Alanlarında önemli görevler üstlenen konuşmacılar, Bulgaristan’daki yatırım ortamı, teşvik mekanizmaları, sanayi altyapısı, teknoloji odaklı büyüme alanları ve yerel iş birliği modellerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunacak. Türkiye - Bulgaristan Ticari İlişkilerine Katkı Sağlayacak KIRCAALİSİAD tarafından yapılan açıklamada, forumun yalnızca bir yatırım tanıtım organizasyonu olmadığı, aynı zamanda Türkiye ile Bulgaristan arasında sürdürülebilir ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik önemli bir platform niteliği taşıdığı vurgulandı. Açıklamada, Bulgaristan’ın Avrupa Birliği pazarına açılan stratejik konumu, gelişen sanayi altyapısı ve yatırım olanaklarının Türk iş dünyası açısından önemli fırsatlar sunduğuna dikkat çekilirken; Bursa iş dünyasının bu fırsatları daha yakından değerlendirmesinin hedeflendiği ifade edildi. KIRCAALİSİAD yetkilileri, iş insanları, sanayiciler, yatırımcılar ve sektör temsilcilerini bu önemli programa davet ederek, forumun yeni iş birliklerine ve somut ekonomik projelere zemin hazırlayacağına inandıklarını belirtti. Güçlü Ekonomik Köprü Vurgusu KIRCAALİSİAD, kuruluşundan bu yana Türkiye ile Bulgaristan arasında ekonomik, ticari ve sosyal ilişkilerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirterek, “Bulgaristan Yatırım Fırsatları Forumu”nun da bu vizyonun önemli bir parçası olduğunu ifade etti. İki ülke arasındaki ticaret hacminin daha ileri seviyelere taşınması, yatırımcılar arasında doğrudan temasların artırılması ve bölgesel ekonomik entegrasyonun güçlendirilmesi hedefiyle gerçekleştirilecek forumun, iş dünyası açısından önemli kazanımlar sağlaması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yemeği Kesmek Depresyona Sürüklüyor! Haber

Yemeği Kesmek Depresyona Sürüklüyor!

Beslenme uzmanlarının ve hekimlerin yalnızca yasaklayıcı bir yaklaşım benimsememesi gerektiğini dile getiren Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Dahiliyeciler için de diyetisyenler ve beslenme uzmanları için de aynı şey geçerli; sadece yemeği keserek hastanın depresyona girmesine sebep olmayalım. Biraz hastanın psikolojisini anlamak gerekiyor. İnsanın ruh sağlığı yerinde olmayınca diyetine sadık kalmıyor.” dedi. Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "III. Ulusal Beslenme ve Diyetetikte Güncel Yaklaşımlar Kongresi," "Bilimden Kliniğe Metabolik Sağlık" temasıyla NP Sağlık Yerleşkesi İbn-i Sina Oditoryumu'nda alanında uzman akademisyenleri ve klinisyenleri bir araya getirdi. Kongrenin açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin ve Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaptı. Prof. Dr. Tarhan: “Yeme bozukluğunda, aç olmadan yiyor kişi” Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, açılışta yaptığı konuşmada, Türkiye’nin obezite sıralamasında dünyada ilk sıralarda yer almasının dikkat çekici olduğunu ifade ederek, obezitenin yalnızca yanlış beslenme alışkanlıklarıyla açıklanamayacağını, psikolojik etkenlerin de önemli rol oynadığını kaydetti. Yeme bozuklukları ile bağımlılık mekanizmalarının beyinde benzer süreçlerle ilişkili olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, beyindeki ödül sisteminin bu süreçte belirleyici rol oynadığını kaydederek, şunları söyledi: “Beyindeki ödül sistemi, ‘ödül yetmezliği sendromu’ diye geçiyor bağımlılığın aslında nörobiyolojik karşılığı, patofizyolojisi. Ödül yetmezliği sendromunda beyindeki dopamin yetersizliği oluyor. Özellikle yeme bozukluğunda da o ‘duygusal yeme’ dedikleri, ‘duygusal açlık’ dedikleri yeme bozukluğunda, aç olmadan yiyor kişi. Bir şeye üzülünce yiyor, neşelenince yiyor.” Duygusal yeme sadece fiziksel açlıkla ilgili değil Duygusal yemenin yalnızca fiziksel açlıkla ilgili olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, yıllar önce karşılaştığı bir hastanın yaşadıklarını örnek gösterdi. Depresyon sürecindeki hastanın yemek yemeye adeta bir yaşam anlamı yüklediğini anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Hatta unutmam, bir hasta vardı; depresyondaydı, bayağı bir kiloluydu. Bir ara dahiliyeciye gitmiş; ‘onu yeme, bunu yeme, şunu yeme’ demişler. Adam demiş ki; ‘Doktor Bey, benim bu kadar yemem senin için neden önemli? Ben yemeyeceksem niye yaşayayım ki?’ Düşünün, yemeye öyle bir anlam yüklemiş ki, yemek onun için bir yaşam sebebi.” diye konuştu. Yeme alışkanlıklarının bir anda terk edilmesi psikolojik etkilere neden oluyor Prof. Dr. Tarhan, uzun yıllar boyunca süren yeme alışkanlıklarının bir anda terk edilmesinin kişide ciddi psikolojik etkiler oluşturabileceğini belirterek, bunun bazı bireylerde “narsistik yaralanma”ya yol açabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, “Bir kimseye senelerce yaptığı bir alışkanlığı tıbbi nedenlerle terk etmesini söylemek, ödül davranışını terk etmek gibi oluyor ve bunu terk etmeyle ‘narsistik yaralanma’ yaşıyor. Yani sevgi yatırımı yemeğe yapmış, bedenine yapmış, duygusal yatırımını buna yapmış. Onu elinden aldığınızda birdenbire narsistik yaralanma yaşıyor ve depresyona giriyor. Böyle durumlar duygusal yeme bozukluğunun arka planındaki nedenler.” şeklinde konuştu. Beslenme uzmanları yalnızca yasaklayıcı yaklaşım benimsememeli Beslenme uzmanlarının ve hekimlerin yalnızca yasaklayıcı bir yaklaşım benimsememesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Dahiliyeciler için de diyetisyenler ve beslenme uzmanları için de aynı şey geçerli; sadece yemeği keserek hastanın depresyona girmesine sebep olmayalım. Nasıl yaparsınız bilmiyorum ama ona öyle bir şekilde yaklaşmalı ki; ‘kibrit kutusu kadar peynir’ gibi klasik örneklerin dışındaki daha ustaca yöntemlerle onu ikna etmek gerekiyor. Biraz hastanın psikolojisini anlamak gerekiyor. Önce insan, sonra hasta. İnsanın ruh sağlığı yerinde olmayınca diyetine sadık kalmıyor.” dedi. Kongrede yeme bozuklukları, beslenme alışkanlıkları ve davranış kalıplarının ele alınmasının önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, genç diyetisyen adaylarının duygusal yemenin bağımlılık boyutunu da dikkate almaları gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin: “Beslenme konusu günümüzde çok daha kritik bir noktaya geldi” Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin de bilimsel etkinliklerin sürdürülebilir olmasının önemine dikkat çekerek, “Bugün üçüncüsünü yaptığımız kongremizde bir aradayız. Rakam sayısı arttıkça mutlu oluyorum çünkü bu tür kongrelerin sürekliliği hem kurum için hem ülkemiz için hem bilim için hem dünya için çok büyük katkıları olan yaklaşımlar.” diye konuştu. dedi. Prof. Dr. Ertekin, beslenme konusunun günümüzde çok daha kritik bir noktaya geldiğini ifade ederek, özellikle pandemi sonrasında insanların yaşam biçimlerinin değiştiğini, hareketsiz yaşamın ve işlenmiş gıda tüketiminin yaygınlaşmasının obezite oranlarını artırdığını söyledi. Dünya nüfusunun yüzde 30-35’i obez Dünya genelindeki obezite verilerine de dikkat çeken Prof. Dr. Ertekin, “Dünya nüfusunu da çok kabaca 8.3 milyar gibi düşünürsek, bunun yüzde 30-35’inin fazla kilolu ve obez olduğu söyleniyor. 1 milyardan fazla obez insan var ve bu sayı gittikçe artıyor.” dedi. Çocukluk çağı obezitesindeki artışın da endişe verici boyutlara ulaştığını ifade eden Prof. Dr. Ertekin, “Bizim mesleğe ilk başladığımız yıllarda gebelik diyabeti diyebildiğimiz bir kavram doğru dürüst yokken şimdi sayıları çok arttı. Ufak çocuklar en büyük sıkıntıyı çekenler. 5-19 yaş arasında son 2-3 yıl içinde 177 milyondan fazla çocuğun obez olduğunu görmeye başladık.” ifadesinde bulundu. Obeziteyle mücadelenin bilimsel çalışmalar ve topluma yönelik bilinçlendirme faaliyetleriyle mümkün olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Ertekin, beslenme alanındaki uzmanların önemli bir sorumluluk taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Müge Arslan: “Kongre farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getiriyor” Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, kongrenin bilimsel ve pratik boyutuna dikkat çekerek, “Bu yıl ‘Bilimden Kliniğe Metabolik Sağlık’ temasıyla düzenlediğimiz kongremiz yalnızca bilimsel verilerin paylaşımı değil, aynı zamanda bilimin pratiğe dönüşümüne de odaklanmaktadır. Kongremiz; diyabet, obezite, kardiyometabolik risk faktörleri, fonksiyonel besinler, nütrigenetik gibi önemli bilimsel verilerin paylaşımının yanı sıra aynı zamanda klinik uygulamaları ve çoklu çözüm önerilerini de içermektedir.” dedi. Kongrenin Türkiye’de bir ilke de ev sahipliği yaptığını ifade eden Prof. Dr. Arslan, “Ayrıca buradan büyük bir onur ve mutlulukla şunu da paylaşmak isterim; kongremiz Türkiye'de bir ilk olma özelliğine de sahiptir. Çünkü ‘Gelecekten Geleneğe Anadolu Mutfağı'na Sağlıklı Dönüşümler’ workshopu’yla ülkemizde ilk kez Anadolu mutfağını bilimsel donelerle ele alan kongre olma özelliğine de sahip. Bu nedenle ayrıca bu kongreyle sizlerle buluşmasına vesile olduğumuz için büyük bir mutluluk duyduğumu da dile getirmek isterim.” ifadesinde bulundu. Kongrenin farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getireceğini belirten Prof. Dr. Arslan, “Bu kongrenin hem sahada aktif olarak çalışan hekim, hemşire, diyetisyen hem de aynı zamanda bilimsel arenada aktif olarak çalışan bilim insanı ve öğrencilerin bir araya geldiği, önemli iş birliklerinin oluştuğu ve aynı zamanda kuvvetli bilimsel bağlantıların oluştuğu kıymetli bir kongre olacağı kanısındayım.” diye konuştu. Kongre 2 gün sürüyor Kongrenin açılışının ardından Prof. Dr. Ömer Faruk Doğan, Prof. Dr. Gül Kızıltan’ın Oturum Başkanlarında düzenlenen “Metabolik Riskten Çözüme: Obezite” konulu oturumda Prof. Dr. Bülent Yardımcı “Obezite ve Kronik İnflamasyon”, Dr. Öğr. Üyesi Z. Begüm Kalyoncu Atasoy “Obezitede Kişiselleştirilmiş Tedavi: Epigenetik Perspektifler”, Prof. Dr. Mahir Özmen “Obezite Metabolik Hastalık Varlığında; Neden, Kime, Hangi Cerrahi Müdahale?” ve Doç. Dr. Orçun Yalav “Obezite Tedavisinde Yeni Ufuklar. GLP-1 Analogları ve Metabolik Cerrahi” konusunu ele aldı. Oturum başkanlıklarını Prof. Dr. Mahir Özmen ve Prof. Dr. Müge Arslan’ın yaptığı “Kardiyometabolik Risk Yönetiminde Multidisipliner Yaklaşımlar” oturumunda da Prof. Dr. Ömer Faruk Doğan “Kardiyometabolik Sağlığın Haritası: Risk Faktörleri ve Güncel Veriler”, Doç. Dr. Tuğçe AYTULU “Kardiyometabolik Riskleri Azaltmada Yaşam Tarzı Stratejileri” ve Uzm. Dr. Füsun Helvacı da “Kardiyometabolik Risk Yönetiminde Endotel Disfonksiyon” konusunda konuştu. Prof. Dr. Müge Arslan ve Doç. Dr. Orçun Yalav’ın Oturum Başkanları olduğu “Diyabette Beslenme Araştırmalarında Yeni Ufuklar” başlıklı oturumda da Prof. Dr. Gül Kızıltan “Makrobesin Dengesi ve Glisemik Kontrol: Karbonhidratın Gücü ve Alternatif Yaklaşımlar”, Dr. Öğr. Üyesi Tuğçe Özlü Karahan “Bitkisel Temelli Diyetler ve Diyabet: Prognoz ve Klinik Sonuçlar”, Dr. Öğr. Üyesi Vahibe Uluçay Kestane de “Diyabette Mitokondriyal Disfonksiyon: Beslenme Temelli Yaklaşımlar” konularını ele aldı. Alanında uzman konuşmacılar, güncel bilimsel verileri paylaşıyor Kongrenin ikinci gününde öne çıkan konular arasında, metabolik mikrobiyota ve sistemik inflamasyon ilişkisi, yağ, ağrı ve inflamasyon, inflamasyon, obezite ve antiaging gibi başlıklar yer aldı. Alanında uzman konuşmacılar, güncel bilimsel verileri paylaşarak, klinik uygulamalara ışık tuttular. Prof. Dr. Ömer Faruk Doğan ve Prof. Dr. Gül Kızıltan’ın Oturum Başkanları olduğu oturumda Prof. Dr. Aytaç Atamer “Metabolilk Sağlıkta mikrobiyata ve Sistemik İnflamasyon İlişkisi”, Dr. Dyt. Dilek Doğan “Yağ, Ağrı ve İnflamasyon: Beslenme Perspektifinde Lipödemi Anlamak ve Yönetmek”, Dr. Öğr. Üyesi Fulya Çakıloğlu Barbaros “İnflamasyon, Obezite ve Antiaging” ve Doç. Dr. Nazlı Batar “Hücresel Yaşlanmayı Beslenme İle Yavaşlatmak: Longevity ve İnflamaging Üzerine” konularını ele aldı. Doç. Dr. Nazlı Batar ve Doç. Dr. Tuğçe Aytulu’nun Oturum Başkanları olduğu oturumda da vaka sunumları gerçekleştirildi. Dr. Dyt. Olcay Barış (Bariyatrik Cerrahi), Uzm. Dyt. Handan Doğan Kavuştu (GLP-1 Kullanımı) ve Dr. Dyt. Dilek Doğan (Lipödem) konularında deneyimlerini paylaştı. Kongre kapsamında ayrıca, "Gelecekten Geleceğe Anadolu Mutfağında Sağlıklı Dönüşümler" temalı bir workshop düzenlendi. Workshop'ta, Anadolu mutfağının geleneksel lezzetleri ile güncel bilimsel veriler bir araya getirilerek, sağlıklı beslenme konusunda pratik bilgiler sunuldu. Kongre, beslenme ve diyetetik alanındaki uzmanları, akademisyenleri ve öğrencileri bir araya getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.