Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Telifsiz Haber

Kapsül Haber Ajansı - Telifsiz Haber haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Telifsiz Haber haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Garanti BBVA Portföy’e Yeni Bir Ödül Daha Haber

Garanti BBVA Portföy’e Yeni Bir Ödül Daha

Geniş fon evreni, yenilikçi ürün stratejisi ve yatırımcı odaklı yaklaşımıyla güçlü seyrini sürdüren Garanti BBVA Portföy, son dönemde özellikle teknoloji temalı fonların performansıyla dikkat çekiyor. Garanti BBVA Portföy, uluslararası finans dünyasının saygın yayınlarından Global Banking & Finance Review tarafından düzenlenen 2026 ödüllerinde “Türkiye’nin En İyi Portföy Yönetim Şirketi 2026” ödülüne layık görüldü. Yatırım fonlarındaki ürün çeşitliliği, yenilikçi ürün stratejisi, yatırımcı odaklı hizmet modeli ve erişilebilirlik gibi öne çıkan kriterler doğrultusunda değerlendirilen Garanti BBVA Portföy, aynı ödülü 2025 yılının ardından 2026 yılında da kazanarak bu başarıya üst üste ikinci kez imza attı. “Yatırımcılarımızı geleceğin temalarıyla buluşturuyoruz.” Garanti BBVA Portföy Genel Müdürü Eyüp Gülsün, ödüle ve şirketin performansına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Global Banking & Finance Review 2026 ödüllerinde üst üste ikinci kez ödül almamız, Garanti BBVA Portföy’ün güçlü marka değerinin, güvenilirliğinin ve uluslararası ölçekteki başarısının önemli bir göstergesi. Yatırımcılarımızın farklı beklenti ve finansal hedeflerine yanıt verebilecek geniş bir fon evreni sunuyor; ürün çeşitliliğimiz, yenilikçi yaklaşımımız ve yatırımcı odaklı hizmet modelimizle birikimlerini profesyonel yönetim anlayışıyla değerlendirmelerine katkı sağlıyoruz. Son dönemde özellikle yapay zekâ, yarı iletkenler ve blockchain gibi alanlar küresel piyasalarda öne çıkarken teknoloji sektörüne yönelik yatırımcı ilgisi de artış gösteriyor. Biz de Garanti BBVA Portföy olarak, piyasaları yakından takip eden uzman kadromuzla teknoloji temasına odaklanan fonlarımızı titizlikle yönetiyor; yatırımcılarımızı geleceğin büyüme potansiyeli taşıyan fonlarımızla buluşturmayı sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde de yatırımcılarımızın birikimlerine değer katmak, sürdürülebilir performans sunmak ve yenilikçi yatırım çözümleri geliştirmek için çalışmaya devam edeceğiz.” *Global Banking & Finance Review 2026 ödüllerinde yatırım fonları çeşitliliği ile yenilikçi ürün stratejisi, yatırımcı odaklı hizmet modeli ve kolay erişilebilirlik gibi öne çıkan veriler esas alınarak portföy yönetimi sektöründe Garanti Portföy Yönetimi A.Ş. “Türkiye’nin En İyi Portföy Yönetim Şirketi” olarak belirlenmiştir. Teknoloji temalı fonlar getiri performansıyla dikkat çekiyor Garanti BBVA Portföy’ün yapay zekâ, yarı iletken teknolojileri, blockchain ekosistemi ve dijital dönüşüm gibi küresel piyasalarda öne çıkan temalara erişim sağlayan teknoloji fonları, şirketin fon evrenindeki alternatifler arasında yer alıyor. Örneğin, Garanti Portföy Yönetimi A.Ş.’nin kurucusu olduğu Garanti Portföy Yarı İletken Teknolojileri Değişken Fon (YIT), Garanti Portföy Blockchain Teknolojileri Değişken Fon (GBV) ve Garanti Portföy Yabancı Teknoloji Hisse Senedi Fonu (GUH), yatırımcılara küresel teknoloji ekosistemindeki farklı büyüme hikâyelerine fonlar aracılığıyla ulaşma imkânı sunuyor. TEFAS verilerine göre, 08 Haziran 2026 itibarıyla son bir yılda Garanti Portföy Yarı İletken Teknolojileri Değişken Fon (YIT) yüzde 146, Garanti Portföy Yabancı Teknoloji Hisse Senedi Fonu (GUH) yüzde 103, Garanti Portföy Blockchain Teknolojileri Değişken Fon (GBV) ise yüzde 93 getiri sağladı (Kaynak: TEFAS, 08.06.2026 tarihli verilere göre). Böylece teknoloji temalı fonlar, Garanti BBVA Portföy’ün 2026 yılında da devam eden performansının dikkat çeken örnekleri arasında yer aldı. Fonların geçmiş dönem performansları gelecek dönem için gösterge niteliğinde değildir. Geniş fon evreni ve dijital erişimle yatırımcı deneyimini güçlendiriyor Garanti BBVA Portföy, kıymetli madenler fonlarından para piyasası fonlarına, hisse senedi fonlarından tematik fonlara uzanan geniş ürün yelpazesiyle yatırımcıların birikimlerini farklı stratejilerle değerlendirebilmelerine olanak sağlıyor. Şirket, fon evrenini çeşitlendirmeye ve yenilikçi yatırım çözümleri geliştirmeye devam ederken, dijital kanallar üzerinden kolay erişilebilir fon çözümleri, anlaşılır yatırım içerikleri ve yatırımcı odaklı hizmet modeliyle yatırımcı deneyimini güçlendirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tck by Kıraç  A.Ş., Yeni Yatırım Rotasını Bursa Başköy Olarak Açıkladı! Haber

Tck by Kıraç A.Ş., Yeni Yatırım Rotasını Bursa Başköy Olarak Açıkladı!

Türkiye sanayisinde katma değerli üretim ve teknoloji odaklı büyüme ivmesi hız kesmeden devam ediyor. Altyapıdan savunma sanayisine kadar kritik sektörlerde stratejik üretim gerçekleştiren Tck by Kıraç A.Ş., küresel pazarda bölgesel bir üretim merkezi olma vizyonu doğrultusunda dev bir adım daha attı. Şirket, yaklaşık 1,35 milyar TL yatırımlarla tamamlanan Bozüyük Üretim Kampüsü’nde seri üretime geçerken, eş zamanlı olarak Bursa Başköy’de kurulması planlanan yeni üretim tesisi için çalışmaları başlattı. Robotik otomasyon sistemleri, dijital üretim altyapıları ve ileri galvaniz teknolojileriyle donatılan Bozüyük tesisi, Türkiye’nin sanayi gücünü artırmanın yanı sıra; Avrupa, Balkanlar, Körfez Bölgesi, Türk Cumhuriyetleri ve küresel savunma sanayi ekosistemine yönelik yüksek teknoloji ihracatının da yeni üssü olacak. Serkan Malçok: "Günü Değil, Nesiller Boyu Sürecek Bir Sanayi Hikâyesini Planlıyoruz" Yatırım hamleleri ve şirketin küresel vizyonuna dair stratejik açıklamalarda bulunan Tck by Kıraç A.Ş. Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serkan Malçok, Bozüyük yatırımının bir final değil, yeni nesil bir başlangıç olduğunu vurguladı. Malçok, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti: “Bozüyük yatırımımız bizim için bir final değil, yeni bir başlangıçtır. Çünkü biz günü değil geleceği planlıyor, kısa vadeli değil nesiller boyu sürecek bir sanayi hikâyesi inşa ediyoruz. Türkiye’nin üretim gücüne, mühendisliğine ve sanayi potansiyeline inanıyoruz. Katma değerli üretim, ileri teknoloji, ihracat ve sürdürülebilirlik ekseninde büyümeye devam edeceğiz.” Küresel Tedarik Zincirinde İleri Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Dönemi İzlenebilir üretim süreçleri ve sürdürülebilirlik odağıyla faaliyetlerini yürüten Tck by Kıraç A.Ş., geniş ürün yelpazesi ve gelişmiş mühendislik kabiliyetleriyle uluslararası projelerde küresel bir oyun kurucu olmayı hedefliyor. Şirket; Ar-Ge gücünü ve yatırım stratejisini özellikle can güvenliğini ön plana çıkaran yol güvenliği sistemleri, motosiklet dostu bariyer teknolojileri ve gürültü önleme sistemleri üzerinde yoğunlaştırıyor. Eş zamanlı olarak yeşil enerji dönüşümüne de yön veren marka, enerji altyapı çelikleri ile güneş enerjisi taşıyıcı sistemlerinin yanı sıra galvanizli çelik çözümleri ve savunma sanayisine yönelik gerçekleştirdiği özel stratejik üretimlerle küresel ölçekteki rekabetçi gücünü her geçen gün pekiştiriyor. Hedef, Türkiye’den Dünyaya Açılan Küresel Bir Sanayi Markası Olmak Bursa Başköy yatırımının da hayata geçmesiyle birlikte üretim kapasitesini ve ihracat hacmini katlamayı hedefleyen Tck by Kıraç A.Ş., sadece bir üretici değil, küresel ölçekte bir teknoloji şirketi olma yolunda ilerliyor. Şirketin vizyonunun çelik üretiminin çok ötesinde olduğunu belirten Serkan Malçok, sözlerini şöyle tamamladı: “Biz yalnızca çelik üretmiyoruz. Daha güvenli yollar, daha güçlü enerji altyapıları ve daha stratejik savunma projeleri için çözümler geliştiriyoruz. Amacımız, Türkiye’de doğan bir sanayi markasını dünya ölçeğinde rekabet eden bir teknoloji ve üretim şirketine dönüştürmektir. Bugünü değil, geleceği üretiyoruz.” Bozüyük’te devreye alınan yeni nesil tesis ve Bursa Başköy’de yükselmeye hazırlanan stratejik hamle, Türkiye sanayisinin küresel pazardaki ağırlığını artıracak yeni bir başarı hikayesi olarak kayıtlara geçiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Škoda’nın Yeni Elektrikli Modeli Epiq’in Üretimi Başladı Haber

Škoda’nın Yeni Elektrikli Modeli Epiq’in Üretimi Başladı

Günlük kullanım için tasarlanan Epiq, elektrifikasyonun yaygınlaşması konusunda önemli bir rol oynayacak. Bu yeni model, önümüzdeki yılın ikinci yarısından itibaren Türkiye’de de satışa sunulacak. Elektrikli ürün gamının önemli oyuncularından biri Markanın yeni MEB+ platformu üzerine geliştirilen ilk modeli olan Epiq, aynı zamanda Škoda’nın yeni Modern Solid tasarım dilini tamamen yansıtan ilk otomobil olarak öne çıkıyor. Epiq, yakın zamanda tanıtılacak yeni nesil elektrikli SUV modeli Škoda Peaq ile birlikte markanın elektrikli mobilite stratejisinin temel taşlarından biri olacak. Böylece markanın Enyaq ve Elroq modelleriyle yakaladığı başarı çıtasını daha da yukarıya taşıyacak. Yeni Epiq, üst segment modellerde sunulan birçok gelişmiş güvenlik ve sürüş destek sistemini de bünyesinde barındırıyor. 85 kW ile 155 kW arasında değişen güç seçenekleri ve farklı batarya alternatifleriyle sunulacak model, farklı kullanıcı beklentilerine cevap verecek şekilde geliştirildi. Yaklaşık 440 kilometreye varan sürüş menzili sunan Epiq, şehir içi kullanımın yanı sıra günlük ulaşım ihtiyaçları ve uzun yolculuklar için de pratik bir elektrikli mobilite çözümü olarak öne çıkıyor. İspanya’daki modern üretim merkezi Pamplona yakınlarında bulunan Volkswagen Navarra fabrikası, Volkswagen Grubu’nun önemli üretim merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Yaklaşık 5 bin çalışanın görev yaptığı tesis, günlük 1.400’ün üzerinde araç üretim kapasitesine sahip. Grup içinde farklı modellerin üretimine ev sahipliği yapan tesis, içten yanmalı motorlu ve elektrikli araçları aynı üretim hattında üretebilen esnek yapısıyla dikkat çekiyor. Bu tesisten her 54.6 saniyede bir araç banttan iniyor. Epiq’in İspanya’da üretilmesiyle birlikte Škoda, Çek Cumhuriyeti’ndeki üretim tesislerinde yüksek talep gören diğer modeller için kapasite yaratırken, Avrupa pazarındaki elektrikli araç talebine daha hızlı yanıt verebilmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BES’te 18 Yaş Altı Sözleşme Sayısı 2 Milyona Dayandı Haber

BES’te 18 Yaş Altı Sözleşme Sayısı 2 Milyona Dayandı

Sektörün öncü ve yenilikçi markası Katılım Emeklilik, çocukların birikimleriyle büyümesine katkı sağlarken, ailelerin tasarruf bilincini de desteklemeye devam ediyor. 2021 yılında yapılan yasal düzenlemeyle hayata geçen 18 yaş altı BES sayesinde, aradan geçen 5 yılda yaklaşık 2 milyon çocuk erken yaşta tasarrufla tanıştı. 0-4 yaş arası küçük katılımcı sayısının 337 bine ulaştığı bu dinamik pazarda, ailelerin tasarruf kararlarını özellikle çocukların okul öncesi ve ilköğretim başlangıç döneminde daha sistematik bir şekilde ele aldığı görülüyor. Emeklilik Gözetim Merkezi’nin (EGM) verilerine göre, 2026 Mayıs itibarıyla BES sistemine giren çocukların sayısı 1 milyon 700 bini geçti. Toplam sözleşme sayısı da 1 milyon 965 bine ulaştı. 18 yaş altı BES’teki toplam fon tutarı 82,6 milyarı aşarken; devlet katkısı da 18,9 milyar lirayı geçti. Sıfır yaş katılımcılarda 21.841 olan BES sözleşme sayısı, 4 yaş itibarıyla 102.522 seviyesine ulaşarak hızlı bir artış gösterdi. BES’i en çok tercih edenler 123 bin 143 çocukla 8 yaş grubu olurken, sistemdeki 5-10 yaş grubu çocukların toplam sayısı 720.805’e ulaştı. Katılım Emeklilik, 200 bin Erken BES sözleşmesi ile sektördeki toplam 18 yaş altı BES hacminin yüzde 10,14’üne hizmet veriyor. Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek, 18 yaş altı BES planının önemine vurgu yaparak şunları söyledi: “Erken BES, bugünün küçük katılımcılarını değil, yarının ana yatırımcı kitlesini oluşturuyor. Bu nedenle bu alanı sadece büyüme değil, kültürel dönüşüm alanı olarak da görüyoruz. 18 yaş altı BES sayesinde tasarruf, sonradan öğrenilen bir davranış olmaktan çıkıp hayatın doğal bir parçası haline geliyor. Çocukların tasarruflarıyla büyümelerine ve finansal özgürlük yolculuklarında yanlarında olmaktan çok mutluyuz.” Katılım Emeklilik 2026’da da fon performansıyla öne çıkıyor Türkiye’de Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES) toplam fon büyüklüğü 15 Mayıs 2026 itibarıyla 2 trilyon 506 milyar TL’yi aşarken, Emeklilik Gözetim Merkezi verilerine göre sistem son bir yılda yüzde 70 büyüme kaydetti. Aynı dönemde Katılım Emeklilik ise sektör ortalamasının çok üzerinde bir performans sergileyerek fon büyüklüğünü yüzde 90 artırdı ve 78,4 milyar TL seviyesine ulaştı. Katılım Emeklilik, güçlü fon performansını 2026 yılında da sürdürmeye devam ediyor. Şirketin Katılım Emeklilik Teknoloji Sektörü Katılım Emeklilik Fonu (KSH), yılın ilk dört ayında tüm BEFAS fonları arasında yüzde 33,89 getiri oranıyla en yüksek performansı gösteren fon oldu. Ayrıca Ocak-Nisan döneminde en yüksek getiri sağlayan ilk 10 fon arasında Katılım Emeklilik’e ait üç fon yer aldı. İlgili dönemde Katılım Emeklilik Katılım Hisse Senedi Emeklilik Fonu (KEH) yüzde 31,94 getiri sağlarken, Katılım Emeklilik OKS Agresif Katılım Değişken Emeklilik Fonu (KEZ) de yüzde 28,98’lik performans gösterdi. Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek, şirketin fon performansına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yatırımcılarımızın güveni, doğru fon yönetimi yaklaşımımız ve yenilikçi ürünlerimiz bu büyümenin en önemli unsurlarını oluşturuyor. 2025 BES fon şampiyonu olarak 2026 yılında da katılımcılarımıza kazandırmaya devam ediyoruz. KSH Teknoloji Fonu’muzun yılın ilk dört ayında tüm BEFAS fonları arasında en yüksek getiriyi sağlaması ve en yüksek getirili ilk 10 fon arasında üç fonumuzun yer alması, fon yönetimindeki güçlü performansımızı ortaya koyuyor. Yüzde 100 faizsiz ilkelere sahip 20 fonumuzla müşterilerimizi farklı risk ve getiri beklentilerine uygun çözümlerle buluşturuyoruz.” Katılım Emeklilik ilk çeyrekte varlıklarını %83 artırdı Katılım Emeklilik, 2026 yılının ilk çeyreğine ait bilanço sonuçlarını da açıkladı. Şirket, bir önceki yılın aynı dönemine göre varlıklarını ve prim üretimini artırarak finansal gücünü pekiştirmeye devam etti. Açıklanan verilere göre Katılım Emeklilik, 2026 yılının ilk çeyreğinde BES fonlarıyla birlikte toplam varlıklarını geçen yılın aynı dönemine göre %83’ün üzerinde bir artışla 79 milyar TL seviyesine yükseltti. Katılım Emeklilik, 72 milyon TL olan ödenmiş sermayesini de 1 milyar TL’ye yükseltti. Sermaye artışıyla, Katılım Emeklilik, katılım segmentinde 1. sıraya yerleşirken, genel sigortacılık sektöründe de üst sıralara çıktı. Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek, şirketin finansal sağlamlığı ve operasyonel verimliliğine dikkat çekerek şunları söyledi: “2026 yılına, sürdürülebilir büyüme ve operasyonel verimlilik odaklı stratejilerimiz doğrultusunda güçlü bir başlangıç yaptık. Toplam varlıklarımız BES fonlarıyla birlikte 79 milyar TL seviyesine ulaşırken, prim üretiminde yakaladığımız dengeli ivme, katılımcılarımızın bize duyduğu güvenin en net göstergesidir. Faizsiz sigortacılık prensiplerimizden ödün vermeden, dijitalleşme ve doğru risk yönetimiyle paydaşlarımıza değer üretmeye devam ediyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akkuyu NGS’de Yakıt Yükleme Provası Başarıyla Tamamlandı Haber

Akkuyu NGS’de Yakıt Yükleme Provası Başarıyla Tamamlandı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Akkuyu NGS’de önemli aşamalardan birinin daha geride bırakıldığın ifade ederek “Her aşaması titizlikle yürütülen çalışmalarla Akkuyu NGS’yi adım adım işletmeye hazırlıyoruz. 2026 sonuna kadar santralimizin birinci ünitesinden ilk elektrik üretimini gerçekleştirerek Türkiye’nin nükleer enerjide yeni bir döneme geçmesini hedefliyoruz.” dedi. 163 Temsili Yakıt Demeti Akkuyu NGS'nin devreye alma programındaki kritik aşamalardan biri olan yükleme işlemi kapsamında, toplam 163 adet temsili nükleer yakıt demeti reaktör basınç kabına yerleştirildi. Uzman ekipler tarafından yürütülen çalışmalar, 5 gün boyunca kesintisiz şekilde sürdü. Nükleer Düzenleme Kurumunun gözetimi altında uluslararası güvenlik gerekliliklerine uyumlu şekilde yürütülen operasyonla tesisin mekanik, hidrolik, termal sistemleri ile yapısal dayanıklılığı test edildi. Sırada Soğuk ve Sıcak Testler Var Temsili yakıt yükleme operasyonunun tamamlanmasının ardından reaktörün üst kısmına ait ekipmanların montaj çalışmalarına geçilecek. Bu çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte ise 1. güç ünitesini devreye alma sürecindeki aşamalardan biri olan reaktör tesisinin soğuk ve sıcak testleri gerçekleştirilecek. “Akkuyu NGS’yi adım adım işletmeye hazırlıyoruz” Konuyla ilgili resmi sosyal medya hesabından videolu bir açıklama yapan Bakan Bayraktar, “Akkuyu Nükleer Güç Santralimizin birinci ünitesinde, devreye alma takviminin en önemli aşamalarından birini daha başarıyla tamamladık. Yıl sonuna kadar santralden ilk elektrik üretimini gerçekleştirerek Türkiye’nin nükleer enerjide yeni bir döneme geçmesini hedefliyoruz. Sıfır emisyonlu, kesintisiz ve çevre dostu nükleer enerjiyi, ülkemizin enerji sepetindeki en güçlü kaynaklardan biri haline getireceğiz. Bu güçlü vizyonla yalnızca Akkuyu ile kalmayarak Sinop ve Trakya’da planladığımız yeni santrallerin yanı sıra küçük modüler reaktörleri de üretim portföyümüze ekleyeceğiz. 2050 yılına kadar nükleer kapasitemizi 20.000 megavata ulaştırarak enerjide tam bağımsız Türkiye hedefine kararlılıkla yürüyeceğiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TASECS’ten Dijital Dönüşüm Hamlesi Haber

TASECS’ten Dijital Dönüşüm Hamlesi

Dassault Systèmes, Türk havacılık ve savunma sanayisi tedarikçisi TASECS'in İklimlendirme Sistemleri (ECS) tasarım ve geliştirme süreçlerini iyileştirmek için 3DEXPERIENCE platformunu kullandığını duyurdu. 2019 yılında kurulan bir TUSAŞ iştiraki olan TASECS, askeri ve sivil hava platformları için milli ve yenilikçi çözümler kullanarak iklimlendirme sistemleri tasarlayıp üretmeye odaklanıyor. Küresel çapta havacılık ve savunma sanayisi tedarikçilerine ECS sunma konusunda uzmanlaşan şirket için 3DEXPERIENCE platformunu kullanmak, inovasyon ve sürdürülebilirlik yolculuğunda atılmış büyük bir adımı temsil ediyor. Platform tabanlı tasarıma geçişini hızlandırmak amacıyla Ürün Yaşam Döngüsü Yönetimi (PLM) yetenekleri ve tek bir veri kaynağı sunan entegre bir çözüm arayan TASECS, bu doğrultuda 3DEXPERIENCE platformunu kullanmaya başlayarak kurum içindeki bilgi akışını standart hale getirdi. Havacılık ve savunma sanayisi tedarikçilerine özel olarak tasarlanan platform sayesinde şirket, teklif aşamasından teslimata kadar uzanan süreçte verimliliğini artırmak için Dassault Systèmes’in "Engineered to Fly" (Uçmak İçin Tasarlandı) endüstri çözümünden yararlanıyor. Bu yeni sistem, şirketin önceki çalışma yöntemlerine kıyasla %30 zaman tasarrufu elde etmesini ve operasyonel verimliliğini gözle görülür biçimde artırmasını sağlıyor. TASECS, platformun sunduğu iş birliği ortamından yararlanarak sektörün yasal gereksinimlerine tam uyum sağlarken iklimlendirme sistemlerinin konseptten teslimata kadar olan geliştirme sürecini de kolaylaştırıyor. Kabin içi hava sirkülasyonu, sıcaklık kontrolü ve basınçlandırma gibi işlevleri barındıran bu sistemler, havacılık uygulamalarında hem yolcu konforunu hem de operasyonel güvenliği sağlamak için büyük önem taşıyor. 3DEXPERIENCE platformunun entegre tasarım, simülasyon ve yaşam döngüsü yönetimi yetenekleri TASECS'e operasyonel verimliliği artırmak, maliyetleri düşürmek ve inovasyonu teşvik etmek için gereken tüm araçları sunuyor. TASECS Ürün Müdürü Gülden Şenaltun konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: "Dassault Systèmes’in 3DEXPERIENCE platformuna geçerek tasarım ve geliştirme süreçlerimizi hızlandırıyor, ekipler arası iş birliğini güçlendiriyor ve en yüksek güvenlik ve sürdürülebilirlik standartlarına uyum sağlıyoruz. 3DEXPERIENCE platformu, havacılık ve savunma sanayisindeki müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarını karşılayan yeni nesil İklimlendirme Sistemleri tasarlamamız için bize güç veriyor." Dassault Systèmes Türkiye Ülke Müdürü Hakan Kul ise şunları söyledi: "TASECS’in 3DEXPERIENCE platformunu bu denli başarılı bir şekilde kullanması, Türkiye'nin havacılık ve savunma sanayisinde giderek büyüyen rolünü de gözler önüne seriyor. Türkiye'deki müşterilerimizi her zaman desteklemeye ve çözümlerimiz aracılığıyla yepyeni inovasyon ve verimlilik seviyelerine ulaşmalarına yardımcı olmaya kararlıyız." TASECS artık 3DEXPERIENCE platformuyla sistem tasarımında yepyeni olasılıkları keşfedebiliyor. Şirket, sunduğu çözümlerin hem en ileri teknolojiye sahip hem de çevre dostu olmasını güvence altına almak için iklimlendirme sistemlerinin geliştirilme biçimini baştan aşağı iyileştiriyor ve performanslarını optimize ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÇEVKO Vakfı Söyleşisi’nde Döngüsel Ekonomi, Sıfır Atık ve Yapay Zekâ Gündemi Ele Alındı Haber

ÇEVKO Vakfı Söyleşisi’nde Döngüsel Ekonomi, Sıfır Atık ve Yapay Zekâ Gündemi Ele Alındı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlenen 2026 yılı söyleşilerinin üçüncüsü yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği çevrim içi söyleşinin açılışını ÇEVKO Vakfı adına Kurumsal İletişim, Eğitim ve Yeşil Nokta Kıdemli Müdürü Hülya Ataman yaptı. Söyleşinin konuşmacıları; ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Ataşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Çiğdem Kara, Diageo Türkiye Sürdürülebilirlik Müdürü Ezgi Berfin Çamkeser, İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Can Burak Nalbantoğlu ve Hacettepe Üniversitesi İklim Elçisi İpek Güzey oldu. Mete İmer: “Döngüsel ekonomiye geçiş, sürdürülebilir kalkınma için kritik” ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, iklim krizinin tüm hızıyla sürdüğünü belirterek, doğrusal ekonominin doğal kaynaklar, emisyonlar ve atık yönetimi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu vurguladı. Döngüsel ekonomiye geçişin hem iklim kriziyle mücadele hem de sürdürülebilir ekonomik gelişme açısından önemli olduğunu ifade eden İmer, küresel ekonominin yalnızca yaklaşık yüzde 7’sinin döngüsel durumda olduğuna dikkat çekti. Mete İmer, ürünlerin tasarım aşamasından itibaren daha az atık üretecek, onarılabilir, uzun ömürlü ve yeniden kullanılabilir şekilde planlanması gerektiğini belirterek, sanayi kuruluşları, akademi, belediyeler ve gençlerin ortak sorumluluğuna işaret etti. 5 Haziran Dünya Çevre Günü ve çevre haftasının farkındalık açısından önemine değinen Mete İmer, COP31’in de tek başına tüm sorunları çözmeyecek olsa da önemli bir kilometre taşı olduğunu söyledi. Çiğdem Kara: “Yerel yönetimler uygulamanın tam sahasında” Ataşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Çiğdem Kara, ilçe belediyelerinin vatandaşla doğrudan temas eden kurumlar olarak COP31 sürecinde kritik paydaşlar olduğunu söyledi. Ataşehir Belediyesi’nin 2019’da Belediye Başkanları Sözleşmesi’ni imzalayarak 2030’a kadar yüzde 40 emisyon azaltım hedefi belirlediğini aktaran Kara, 2021’de Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı, 2022’de İklim Uyum Eylem Planı hazırladıklarını belirtti. Çiğdem Kara, 2026 başında İSTAÇ iş birliğiyle daha bütüncül yeni bir SECAP çalışmasına başladıklarını vurgulayarak, “Bu çalışmanın bir rapor olarak kalmasını istemiyoruz; eylemlerin ilçemizde etkisini görebileceğimiz uygulanabilir bir yol haritasına dönüşmesini istiyoruz” dedi. Yeni çalışmada enerji yoksulluğu, iklim adaleti, kırılgan gruplar ve mekânsal özelliklerin de dikkate alınacağını ifade etti. Ataşehir’de hava kalitesinin 2015’ten bu yana izlendiğini belirten Çiğdem Kara, PM2.5, PM10, azot dioksit, kükürt dioksit, ozon ve karbonmonoksit ölçümlerinin yapıldığını söyledi. Sıfır atık belgeleri, 300 konut ve üzeri sitelerle yürütülen çalışmalar, atık yağ, pil ve elektronik atık kampanyaları, çevre gönüllüleri projesi, okul eğitimleri ve İstanbul Kalkınma Ajansı destekli İnovatif Çevre Eğitim Merkezi de Kara’nın öne çıkardığı uygulamalar arasında yer aldı. Merkezde 7-10 yaş arası öğrencilere ekosistem temelli eğitimler verildiği; aquaponik sistem, yağmur suyu hasadı ve damla sulama uygulamalarının deneyimletildiği aktarıldı. Ezgi Berfin Çamkeser: “Sürdürülebilirliği tohumdan kadehe yönetiyoruz” Diageo Türkiye Sürdürülebilirlik Müdürü Ezgi Berfin Çamkeser, COP31’in aksiyon ve konsensüs başlıkları açısından iş dünyası için kritik olduğunu belirtti. Diageo Türkiye’de sürdürülebilirliğin “tohumdan kadehe” uzanan uçtan uca bir süreç olarak ele alındığını ifade eden Çamkeser, iklim krizine duyarlı hammaddelerden anason için Ege Üniversitesi iş birliğiyle beş yıl sonunda üç farklı tohum geliştirildiğini, son bir yılda ise 24 bin dekarlık alanda 200’e yakın çiftçiye destek sağlandığını söyledi. Su kullanımında 2020 baz yılına kıyasla 2030’a kadar yüzde 40 azaltım hedeflediklerini belirten Çamkeser, 2025 sonu itibarıyla distilasyonda yüzde 12, şişelemede yüzde 27 azaltım sağlandığını aktardı. İleri arıtma yatırımlarıyla aylık 1,000 metreküpten fazla suyu yeniden kullanma kapasitesine ulaşıldığını, Tarsus’taki adyabatik soğutma kuleleriyle yıllık yaklaşık 40 milyon litre su tasarrufu sağlayabilecek altyapı kurulduğunu söyledi. Sera gazı emisyonlarında 2022 baz yılına göre 2030’da kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 50 azaltmayı hedeflediklerini belirten Çamkeser, elektrikli kazanlar, katı atık kazanları ve biyogaz yatırımlarını örnek gösterdi. 2025’te Alaşehir’de anason cibrelerinden elde edilen buharla yaklaşık 465 ton emisyonun önlendiğini; 2022-2025 arasında biyogaz tesislerinden 153 bin MWh enerji elde edildiğini ve bunun toplam aynı dönemdeki toplam doğal gaz kullanımının yüzde 47’sine karşılık geldiğini aktardı. Can Burak Nalbantoğlu: “Veri merkezlerinin enerji ve su tüketimi COP31 gündemine girmeli” İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Can Burak Nalbantoğlu, yapay zekâ ve dijital dönüşümün sürdürülebilirlik açısından yeni bir tartışma alanı yarattığını söyledi. Bir Google aramasında yaklaşık 0,3 watt-saat, ChatGPT aramasında ise yaklaşık 2,9 watt-saat enerji harcandığını belirterek arada yaklaşık 10 kat fark bulunduğuna dikkat çekti. 2030’da veri merkezlerinin enerji tüketiminin bugünkünün iki katına çıkmasının beklendiğini ifade eden Nalbantoğlu, veri merkezlerinin enerji kaynağı, su tüketimi, soğutma sistemleri ve yer seçimi konusunda şeffaf raporlama ve politika çerçevesine ihtiyaç olduğunu vurguladı. Yapay zekânın reddedilmesi yerine rota optimizasyonu, üretim verimliliği ve enerji tasarrufu gibi alanlarda doğru kullanılması gerektiğini belirten Nalbantoğlu, Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelinin fırsat sunduğunu ancak su riski nedeniyle bölgesel planlamanın kritik olduğunu söyledi. Verimlilik paradoksu üzerinden bakıldığında gelişen teknoloji ile birlikte çip ve işlem maliyetleri düşmekte ve daha verimli bir enerji tüketimi gerçekleşirken, AI araçları daha erişilebilir olduğu için daha fazla kullanılmakta ve bu da enerji tüketimini arttırmaktadır. Bu noktada enerji tüketimi konusundaki verimlilik çalışmaları daha farklı alanlarda yürütülerek karbon emisyonu için dengeleme yapılabilir. İpek Güzey: “Gençler iklim politikalarının izleyicisi değil, aktif paydaşı olmalı” Hacettepe Üniversitesi çevre mühendisliği öğrencisi ve iklim elçisi İpek Güzey, iklim elçilerinin üniversiteler tarafından yürütülen başvuru ve değerlendirme süreçleriyle seçildiğini belirterek, COP31’e sahada ve dijital ortamda hazırlandıklarını aktardı. Gaziantep’te eğitim kampı gerçekleştirildiğini ve çevrim içi eğitimlerin sürdüğünü söyleyen Güzey, gıda güvencesi, dirençli kentler, okyanuslar ve doğa temelli çözümler gibi başlıklarda kapasite geliştirdiklerini ifade etti. Teknolojinin doğru kullanıldığında iklim krizinin çözümünde önemli bir araç olabileceğini vurgulayan Güzey, Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından geliştirilen beta aşamasındaki Environment GPT platformunu örnek verdi. Platformun IPCC, WHO ve FAO gibi güvenilir kuruluşların raporlarına dayandığını, yanıtlarında kaynak bilgisinin yanı sıra enerji tüketimi, karbon emisyonu ve su ayak izi verilerini de gösterebildiğini belirtti. Güzey, “İklim politikalarının yalnızca izleyicisi değil, aynı zamanda aktif paydaşları gençler olmalıdır” dedi. Söyleşinin sonunda Celal Toprak, COP31’e ilişkin görüş ve önerilerin ÇEVKO Vakfı ile paylaşılması çağrısını yineledi. ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer ise tüm konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür ederek söyleşi serisinin devam edeceğini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

13,8 Milyar Dolarlık Kimya İhracatının Geleceği "Ne Üretmeliyiz Zirvesi"nde Konuşulacak Haber

13,8 Milyar Dolarlık Kimya İhracatının Geleceği "Ne Üretmeliyiz Zirvesi"nde Konuşulacak

Kimya sanayinin en dinamik alanlarından biri olan kozmetik sektörü ise üretim kapasitesi, ihracat performansı ve değişen tüketici beklentilerine uyum kabiliyetiyle büyümesini devam ettiriyor. Artan küresel rekabet, ihracat pazarlarındaki dönüşüm, değişen tüketici beklentileri ve sürdürülebilir üretim anlayışı sektörün geleceğini şekillendirirken, üreticiler için "Ne Üretmeliyiz?" sorusu her zamankinden daha kritik hale geliyor. Bu kapsamda Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği (KÜAD) tarafından düzenlenen 4. Kozmetikte Gelecek: Ne Üretmeliyiz Zirvesi, 18 Haziran 2026 tarihinde İstanbul Ataşehir'deki Selectum City Otel'de gerçekleştirilecek. Sektörün önde gelen temsilcilerini bir araya getirecek zirvede, kozmetik pazarının geleceğine yön verecek gelişmeler masaya yatırılacak. KÜAD tarafından düzenlenen ve 500'den fazla sektör profesyonelinin katılımının beklendiği zirve; insan ve çevre sağlığını merkeze alan yüksek katma değerli kozmetik ürünlerin geliştirilmesine katkı sağlamayı, sektörün uluslararası rekabet gücünü artırmayı, bilgi paylaşımını güçlendirmeyi ve kozmetik ekosisteminin sürdürülebilir gelişimini desteklemeyi amaçlıyor. Sektörün önde gelen temsilcilerini bir araya getirecek program kapsamında tiyatro sanatçısı Ali Poyrazoğlu da keynote konuşmacı olarak sahne alacak. Poyrazoğlu, değişim, yaratıcılık ve geleceği öngörme becerisinin iş dünyasındaki önemini kendi deneyimleri üzerinden katılımcılarla paylaşacak. VERİ, TREND VE TÜKETİCİ İÇGÖRÜLERİ AYNI SAHNEDE Zirvenin açılış konuşmaları Zirve Başkanı Ü. Belgin Sile ve KÜAD Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Arslan tarafından gerçekleştirilecek. "Veriden Değere: Kozmetik Sektöründe Trendler" başlıklı ilk oturumda NielsenIQ'dan Merve Gökmen ve Pınar Köseoğlu, Deloitte Türkiye'den Hakan Göl ile WGSN'den Melisa Özlüer; tüketici eğilimlerinden küresel güzellik pazarındaki gelişmelere kadar sektörün bugünü ve geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunacak. "Kozmetikte Dönüşüm: Üretimden Tüketici Deneyimine" başlıklı ikinci oturumda ise Ashland'dan Şebnem Çakır, Koroplast'tan Ersen Yılmaz ve sektör temsilcileri; sürdürülebilirlik, inovasyon, ambalaj çözümleri ve tüketici deneyimi ekseninde sektörün dönüşümünü ele alacak. KOZMETİĞİN GELECEĞİNE SANAT VE YARATICILIK PERSPEKTİFİ Zirvenin dikkat çeken bölümlerinden biri olan keynote oturumunda, MG International Fragrance Company sponsorluğunda tiyatro sanatçısı Ali Poyrazoğlu katılımcılarla bir araya gelecek. "Kozmetiğin Yeni Rafları" oturumunda Hepsiburada'dan Engin Çağın ve ebebek'ten Can Karadeniz değişen tüketici davranışları ve yeni nesil satış kanallarını ele alırken, KÜAD Talks Stage'de teknoloji, dijital dönüşüm ve perakende ekosisteminin kozmetik sektörüne etkileri farklı sektörlerden uzman isimlerin katılımıyla değerlendirilecek. BUGÜN SADECE NE ÜRETTİĞİMİZ DEĞİL, NASIL FARKLILAŞTIĞIMIZ DA ÖNEM TAŞIYOR Kozmetik sektöründe rekabetin artık yalnızca ürün geliştirme ile sınırlı olmadığını belirten KÜAD Zirve Başkanı Ü. Belgin Sile: "Kozmetik sektörü bugün çok boyutlu bir dönüşümden geçiyor. Tüketiciler artık yalnızca ürünün içeriğine değil; markanın değerlerine, sürdürülebilirlik yaklaşımına, dijital dünyadaki görünürlüğüne ve sunduğu deneyime de bakıyor. Bu nedenle sektörümüz için kritik soru yalnızca 'Ne üretmeliyiz?' değil, aynı zamanda 'Nasıl farklılaşmalı ve nasıl değer yaratmalıyız?' sorusudur. Ne Üretmeliyiz Zirvesi ile amacımız; sektörün geleceğine yön verecek fikirleri, farklı bakış açılarını ve iş birliği fırsatlarını aynı platformda buluşturarak Türk kozmetik sektörünün uluslararası rekabet gücüne katkı sağlamaktır" Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.