Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tema Vakfı

Kapsül Haber Ajansı - Tema Vakfı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tema Vakfı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TEMA Vakfı’ndan Orman ve Su Uyarısı Haber

TEMA Vakfı’ndan Orman ve Su Uyarısı

Ormanlar ve su varlıkları, yaşamın sürekliliğini sağlayan ekosistemlerin temelini oluştururken, ekonomik yaşamın görünmez altyapısını ve toplumsal refahın güvencesini de sağlıyor. Ancak bugün, gezegenimizin yaşanabilirliği için vazgeçilmez olan bu doğal varlıklar hiç olmadığı kadar baskı altında. Artan nüfus ve insan kaynaklı iklim krizinin etkileri, ormanlar ile su varlıklarını giderek daha kırılgan hale getiriyor. Büyük resme baktığımızda ise acilen önleyici adımların atılması gerekiyor. Birleşmiş Milletler bu yıl, Ormancılık Haftası’nın da başlangıcı olan 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nün temasını "Ormanlar ve Ekonomiler", 22 Mart Dünya Su Günü’nün temasını ise "Su ve Cinsiyet" olarak belirledi. Bu iki tema, ormanlar ve su varlıklarının doğal sistemlerin bir parçası olduğunu yeniden hatırlatırken, toplumsal eşitliğin ve ekonomik refahın temelini de oluşturduklarına dikkat çekiyor. Dünyada 45 milyon insan geçimini ormanlardan sağlıyor Karbon depolamadan iklimin düzenlenmesine, toprağın korunmasından su üretimine kadar sayısız ekosistem hizmeti sunan ormanlar, aynı zamanda insan refahı ve ekonomik yaşamın ana bileşenlerinden biri. Dünya genelinde 45 milyon insan geçimini doğrudan ormanlardan sağlarken, milyarlarca insanın yaşamı, ormanların sağladığı gıdaya ve düzenlediği su döngüsüne bağlı olarak sürüyor. Tüm bu hizmetlerin ekonomik karşılığını hesaplamak ise mümkün bile değil. Ancak küresel ölçekte orman kaybı hız kesmeden devam ediyor. 1990–2025 yılları arasında dünyada yaklaşık 489 milyon hektar orman alanı yok edildi. Son 10 yılda ise her yıl yaklaşık 11 milyon hektar, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi kadar, doğal orman alanı kaybedildi. Yangınların yol açtığı tahribatlar giderek artarken son 20 yılda yangınlardan zarar gören orman alanı iki katına çıktı. Orman kaybı su güvencesini de zayıflatıyor Ormanların zayıflaması sadece ekolojik bir kayıp değil, su güvenliği açısından da ciddi bir risk oluşturuyor. Çünkü ormanlar su döngüsünün önemli bir parçasını oluşturuyor; havzaları koruyor, yağışları ve suyun kalitesini artırıyor, kuraklık ve taşkın riskini azaltıyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, ormanların korunmasının yaşamın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekerek şunları söyledi: "Ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret olmayan; suyun sürekliliğini sağlayan, ekonomiyi ayakta tutan ve yaşamı mümkün kılan doğal sistemlerdir. Ormanlar zayıfladığında su güvenliği de zayıflar. Bu nedenle ormanları korumak, suyu ve yaşamın devamlılığını da korumak demektir." Su yoksunluğu en çok kadınları ve çocukları etkiliyor Suyun coğrafi bölgelere ve ülkelere dağılımı konusunda görülen eşitsizlikler ise toplumsal yaşamda daha da derinleşiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada kadınlar ve kız çocukları her gün yaklaşık 250 milyon saatlerini su bulmak ve taşımak için harcıyor. Bu durum eğitimden kopuş, ekonomik dışlanma ve zaman yoksulluğu gibi eşitsizlikleri derinleştiren sonuçlar doğuruyor. İklim krizinin etkileriyle artan kuraklık, su kıtlığı ve aşırı hava olayları da özellikle kırılgan toplulukların yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor. Bu duruma ilişkin değerlendirmede bulunan Deniz Ataç, "Su yoksunluğu, bir eşitsizlik krizidir. Suya erişimin zorlaştığı her yerde bakım yükünü en çok kadınlar ve kız çocukları üstleniyor; eğitimden, çalışma hayatından ve yaşam fırsatlarından feragat etmek zorunda kalıyorlar. Oysa suya erişim bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır. Aynı iklim koşullarına sahip toplumlar arasında suya erişim yönetsel nedenlerle üç kata kadar değişebiliyorsa bu bize su yoksunluğunun çözümünde sadece altyapıya değil, adil ve katılımcı yönetime de odaklanmamız gerektiğini gösterir." ifadelerini kullandı. Dünya "su iflası" riskiyle karşı karşıya Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü tarafından yayımlanan yeni bir rapor ise dünyanın artık, “küresel su iflası” olarak tanımlanan yeni bir döneme girdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre insanlık nehirleri, gölleri ve yer altı su varlıklarını doğanın kendini yenileyebileceğinden çok daha hızlı tüketiyor ve birçok su sistemi geri dönülmesi zor bir eşik noktasına yaklaşıyor. Ataç, endişe verici bu tabloya karşı uyarıda bulundu: "Tatlı su varlığı azalan Dünyamız küresel bir su iflası riskiyle karşı karşıya. Ormanları korumadan ise su güvencesini sağlamak mümkün değil." "Doğal varlıkların korunması, birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün" Deniz Ataç, su güvencesinin sağlanabilmesi için suyun alınıp satılan bir kaynak olarak görülmesinden vazgeçilmesinin, orman ekosistemlerinin korunmasının, su havzalarının bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesinin ve suya erişimin temel bir insan hakkı olarak ele alınmasının büyük önem taşıdığını söyledi: "İklim krizine karşı yaşanabilir bir gelecek için orman kaybını durduracak politikaların güçlendirilmesi, su varlıklarının doğanın yenilenme kapasitesini gözeten bir anlayışla yönetilmesi ve su yönetiminde kadınların ve yerel toplulukların karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanması gerekiyor. Doğal varlıkların korunması, su güvencesinin sağlanması ve toplumsal eşitsizliklerin azaltılması ancak birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tüketicinin Güveni Doğuş Çay’a Ödül Getirdi Haber

Tüketicinin Güveni Doğuş Çay’a Ödül Getirdi

HALK JÜRİSİ, OYLARIYLA “EN İTİBARLI ÇAY, DOĞUŞ ÇAY” DEDİ Doğuş Çay, 2025 yılının ‘En İtibarlı Çay Markası’ oldu! Türkiye’nin en büyük özel sektör çay üreticisi Doğuş Çay, pazarlama ve iletişim ekosisteminin en prestijli ödül platformlarından biri olan The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri’nde ‘Yılın En İtibarlı Çay Markası’ ödülüne layık görüldü. Marketing Türkiye ile Akademetre iş birliğiyle 12’ncisi gerçekleştirilen The ONE Awards’ta 2025 yılı boyunca 73 kategoride itibarını en çok artıran markalar; İstanbul, Ankara, Bursa, Erzurum, İzmir, Balıkesir, Adana, Samsun, Kayseri, Trabzon, Gaziantep ve Malatya’dan olmak üzere 12 ilde toplam 1.200 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda verildi. Bu kapsamda ‘Yılın İtibarlıları’ seçilen markalar ödüllerini, 2 Şubat 2026 akşamı Divan Kuruçeşme’de düzenlenen törenle aldı. Batallı: “İtibarın değeri, tüketicilerimizden bizzat geldiğinde anlamını buluyor” Doğuş Çay’ın çay, şeker, salça ve cips gibi farklı kategorilerde; yaş çay yaprağından şeker pancarına, patatesten domates ve mısıra yılda yaklaşık 2 milyon ton ürünü satın alıp işleyerek ekonomiye kazandıran güçlü bir tarım şirketi olduğunu hatırlatan Doğuş Çay’ın Yönetim Kurulu Üyesi Harika Karakan Batallı, “Bu değerli ödüle, özellikle halkımızın oylarıyla layık görülmekten onur duyuyoruz. Doğuş Çay’ı bugün özel sektördeki en büyük çay üreticisi olarak 41’inci yılına taşıyan gücün arkasında da tüketicilerimizle kurduğumuz samimiyet ve bağlılık var. İtibarın asıl değeri, ürünlerimizi bizzat deneyimleyerek markamıza güven duyan tüketicilerimizden geldiğinde anlamını buluyor. Yılda 70 bin çiftçiyle çalışarak sahada kazandığımız deneyimle bugün, değişen tüketici tercihleri karşısında doğru stratejiler belirliyor, beklentilerin üzerinde ürünler geliştiriyoruz. Bu yıl TEMA Vakfı ile birlikte 10’uncu yılına giren sürdürülebilir çay tarımı uygulamalarımızla çayın geleceği için de yatırım yapıyoruz. Çevreyi ve sağlığı gözeten, katma değer yaratan yeni lezzetler sunarak bu topraklara hizmet vermeye devam edeceğiz” değerlendirmesini yaptı. Batallı’dan “Doğuş Çay bir film olsaydı, ne olurdu?” sorusuna anlamlı yorum Bu yılki konsepti kapsamında ödül alan marka yöneticilerinin “Markalar bir film olsaydı ne olurdu?” sorusunu yanıtladığı The One Awards’ta Batallı; “Doğuş Çay olarak azmimiz ve çalışkanlığımızla bitmeyen bir dizi olurduk. Çocukluğumuzda başlayan ve bugün de aile hayatını en iyi şekilde yansıtan ‘Bizimkiler’ dizisiyle devam etmek isterdik” yanıtıyla beğeni topladı. Başarının bütünleşik pazarlama yaklaşımıyla ‘kolektif bir çalışmanın’ ürünü olarak ödüllendirildiği törende, Doğuş Çay’ın bu ödülü alma sürecinde önemli destekçileri arasında yer alan paydaşlarından PR ajansı HK PR Danışmanlık, kreatif ajansı İstanbul Sanat ve dijital ajansı Adinteraction da yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir Projesi Tamamlandı Haber

İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir Projesi Tamamlandı

Avrupa Birliği’nin finanse ettiği, Türkiye Belediyeler Birliği ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı’nın lider kurum olduğu ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yürütülen Sivil Katılım Projesi kapsamında uygulanan proje, Eskişehir’de düzenlenen toplantıyla tamamlandı. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç ve UNDP Sivil Katılım Proje Müdürü ve Baş Teknik Danışmanı Neslihan Yumukoğlu Cankara’nın katıldığı kapanış toplantısında, büyükşehir ve ilçe belediyeleri ile TEMA Vakfı çalışanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve basın mensupları da yer aldı. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda bir yaşam meselesi olduğunu vurgulayarak krizle mücadelede yerel yönetimler, sivil toplum ve halkın birlikte hareket etmesinin çok önemli olduğuna dikkat çekerek Deniz Ataç konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "İklim değişikliği artık uzak bir risk değil; kentlerimizin bugününü ve geleceğini, su varlıklarımızdan sağlığa kadar yaşamın her alanını doğrudan etkileyen bir gerçeklik. İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir projesiyle, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere yerel yönetimler, sivil toplum ve Eskişehir halkının katılımıyla, iklim risklerini birlikte anlamaya ve çözüm yollarını ortak akılla tartışmaya imkân tanıyan güçlü bir zemin oluşturduk. Proje kapsamında iklim risk haritaları geliştirerek 26 kişiye konu özelinde teknik eğitimler verildi. Ortaya çıkan bu birikim, yalnızca raporlarda kalan bir çıktı değil; kentin ortak hafızasında karşılık bulan, yerel düzeyde birlikte çözüm üretme kapasitesini güçlendiren önemli bir adımdır. Bu çalışma bir son değil; Eskişehir’in iklim değişikliğine uyum sürecinde daha katılımcı, daha kapsayıcı ve daha dayanıklı adımlar atabilmesi için güçlü bir başlangıçtır. Bu süreçte emeği geçen tüm belediyelere, paydaşlara, uzmanlara ve Eskişehir halkına gönülden teşekkür ediyorum." Sivil Katılım Projesi kapsamında hayata geçirilen projenin önemine vurgu yapan UNDP Sivil Katılım Proje Müdürü ve Baş Teknik Danışmanı Neslihan Yumukoğlu Cankara ise, “TEMA Vakfı ve Büyükşehir Belediyesi yöneticilerimize bu kıymetli projeyi başarıyla tamamladıkları için teşekkür ediyor, kendileriyle gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum. İklim değişikliğini artık yalnızca çevresel bir sorun olarak değil; iklim adaleti ve insan hakları meselesi olarak ele alıyoruz. Bu nedenle katılımcılık, kapsayıcılık ve kimseyi geride bırakmama ilkesiyle hareket ediyoruz. Eskişehir’in güçlü bir aktif yurttaşlık kültürüne sahip olması önemli bir avantajdır. Vatandaşları ve sivil toplumu karar alma süreçlerine planlama aşamasından itibaren dahil edebilirsek, kentlerimizi afetlere karşı daha dirençli hâle getirebiliriz. Bu anlayışı yerel yönetimlere entegre etmek ve desteklemek için çalışmalarımıza devam edeceğiz.” dedi. Eskişehir’in iklim değişikliğine uyum kapasitesini ve direncini artırmayı hedefleyen projenin kapanış toplantısında konuşan Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe de, “Su kaynakları, Seyitgazi için stratejik bir mesele hâline gelmiştir. 670 bin dekar ekilebilir alanımız olmasına rağmen yalnızca 180 bin dekar sulanabilmektedir. Barajlarımızdaki doluluk oranları oldukça düşüktür ve yeraltı su seviyeleri her yıl gerilemektedir. Bu tablo, gelecekte ciddi bir içme suyu riskiyle karşı karşıya kalabileceğimizi göstermektedir. Ayrıca bölgemiz için önemli olan madencilik faaliyetlerinin, özellikle bor madeni başta olmak üzere, çevreyle uyumlu ve sıkı denetim altında yürütülmesi gerekmektedir. Tarımda hâlen yaygın olan vahşi sulama yöntemleri ise su kaynaklarımız üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Sürdürülebilir tarım ve suyun verimli kullanımı artık bir zorunluluktur. İklim değişikliğiyle mücadele; yerel yönetimler, sivil toplum ve vatandaşların birlikte hareket etmesiyle mümkündür. Seyitgazi Belediyesi olarak bu konuda her türlü iş birliğine açık olduğumuzu ifade etmek isterim. Bu anlamlı panelin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sözlerimi şu ifadeyle tamamlıyorum: Geleceğe bırakacağımız en büyük miras; doğasıyla uyumlu, kaynaklarını akılcı kullanan bir yaşamdır.” ifadelerini kullandı. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise, “Öncelikle Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile birlikte hareket etmemizin son derece olumlu sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Eskişehirimiz zaten yıllardır bu tür konularda resmi kurumlar ve çevre örgütleriyle birlikte hareket eden bir kenttir. Bildiğiniz gibi Alpu Ovası’nda planlanan termik santral, Büyükşehir ve Tepebaşı Belediyelerimizin öncülüğünde, yoğun bir mücadelenin ardından Eskişehir için bertaraf edilmiştir. Ancak ne yazık ki bu açgözlü anlayışın durmaya niyeti yok. Bu anlayış, yerin üstünü tahrip edenlerin şimdi gözünü yerin altına diktiğini açıkça göstermektedir. Şimdi de Bozdağ’da, Alpagut’ta altın arama faaliyetleri gündemde. Daha önceden Sivrihisar’da devam eden projeler var; buna rağmen bu mücadeleyi birlikte sürdürmeye kararlıyız. Bugün dünyanın önünde duran çok net birkaç temel sorun var: iklim krizi, enerji, kuraklık, güvenli gıdaya erişim ve deprem gibi afetler. Bunlarla mücadele etmek yalnızca yerel yönetimlerin değil, tüm dünyanın ortak sorumluluğudur. Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir arıza nedeniyle su kesintisi oldu ve Eskişehir adeta ayağa kalktı. İnsanlar sorunun boyutunu bilmediği için tepkiler yöneticilere kadar ulaştı. Ben de şunu söyledim: Sizde su yoksa bende de yok. Elbette eleştiri haktır. Ancak kuraklığın ne kadar ciddi ve kalıcı bir tehdit olduğunu da görmek zorundayız. Suyumuzu ve enerjimizi tasarruflu kullanmak artık bir tercih değil, zorunluluktur. İnsanlar bugün inanıyor, yarın vazgeçiyor. Oysa bu mücadele süreklilik ister. Biz bu kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Özellikle TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanımızın da Eskişehir’in bir çocuğu olarak bu süreçte kolları sıvaması; Birleşmiş Milletler temsilcileri, milletvekillerimiz, belediyelerimiz, basın ve halkımızla birlikte hareket etmemiz bizlere umut veriyor. Hep birlikte farkındalığı büyütecek ve en doğru sonucu alacağız. Başarımız daim, yolumuz açık olsun.” dedi. İklim krizine dikkat çeken Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, “Bugün çok uzun yıllardır herkesin konuştuğu ama sadece konuştuğu bir konuda ortak iş yapmanın sonucunu alıyoruz. TEMA Vakfı’nın öncülüğünde Büyükşehir Belediyemiz ile beraber gerçekleştirilen bu eğitim süreci ve çalışma bir ete kemiğe büründü. İklim krizi, doğal afet gibi her gün konuştuğumuz ama her gün daha çok oluşmasına katkı sunduğumuz noktada neler yapabilirizi anlıyoruz, çalışıyoruz ve bundan sonra nasıl ilerleyeceğimiz, nasıl çözüm getireceğimiz konusunda uzmanlaşma durumundayız. Türkiye yıllardır bu krizi bekliyor. Aralık ayının sonu ve hala Eskişehir'de kar yağmadı. Kar yağmaması arkasından başka sorunlar da getiriyor. Bu nedenle katılımcı bir anlayışla, bütünsel bir bakışla Eskişehir'in tamamında birlikte hareket edersek sonuç alınacağına inanıyorum. Çalışan bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum. Özellikle koordinasyon konusunda Tema vakfımıza çok teşekkür ediyorum ve bundan sonraki çalışmalarda da başarılar diliyorum. Biz Odunpazarı Belediyesi olarak üstümüze hangi görev düşüyorsa yerine getirmeye hazırız. Hepinize saygılar sunuyorum.” diye konuştu. CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, “Cumhuriyet Halk Partili belediyelerimizde iklim ve çevre konusunda güçlü bir irade bulunmaktadır. Bu noktada başta Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak üzere, bu alanda yıllardır kararlılıkla yürütülen çalışmalar için kendilerine özellikle teşekkür ediyorum. TEMA Vakfı’na, yalnızca Eskişehir’de değil, ülkemizin dört bir yanında çevre ve iklim konusunda yürüttükleri duyarlı ve örnek çalışmalar için şükranlarımı sunuyorum. Aynı şekilde özellikle UNDP başta olmak üzere, bu alanda ortaya koydukları değerli katkılar ve iş birlikleri için teşekkür ediyorum. Bir milletvekili ve siyasetçi olarak, bu tür bilimsel, katılımcı ve yol gösterici çalışmaları her zaman destekleyeceğimizi ifade etmek isterim. İlk adımı atan, sorumluluk alan ve çözüm üreten her çalışmanın yanında olmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. Son olarak konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce de şu ifadeleri kullandı: “Hazırlanan bu raporu, Eskişehir’in iklimle ilgili geleceğini şekillendiren, bilimsel verilere dayalı güçlü bir yol haritası olarak görüyoruz. Yerel yönetimler ile sivil toplumun iş birliğiyle ve uzman katkılarıyla hazırlanmış olması, raporu son derece kıymetli kılmaktadır. Eskişehir, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 kuraklık haritasına göre şiddetli kuraklık riski altındadır. 15 Ağustos 2023’te Sarıcakaya’da kırılan Türkiye sıcaklık rekoru da bu riskin somut bir göstergesidir. Bu gerçekler, iklim çalışmalarına çok daha fazla önem vermemiz gerektiğini ortaya koymaktadır. Kentte iklim farkındalığının ve katılım isteğinin yüksek olması büyük bir avantajdır. Bu raporu bir kapanış değil, yeni bir başlangıç olarak görmeli; yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları çalışmalarını bu doğrultuda sürdürmelidir. Şehirde yaşayan tüm paydaşların sürece aktif katkı sunması büyük önem taşımaktadır. Bu raporun hazırlanmasında emeği geçen TEMA Vakfı’na, uzmanlara, Odunpazarı, Tepebaşı ve Seyitgazi Belediyelerine ve Büyükşehir Belediyemizin tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum. Biz bu raporla çalışmaya kararlıyız ve Eskişehir halkıyla birlikte bu süreci ilerletmeye hazırız.” ESKİŞEHİR İÇİN KURAKLIK VE AŞIRI SICAKLAR YÜKSEK RİSK Konuşmaların ardından TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Eylem Tuncaelli ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Veri Bilimci Dr. Vural Yıldırım projeye dair teknik sunumlar gerçekleştirdi. İklim değişikliğiyle mücadelenin artık herkesin meselesi olduğunu vurgulayan Tuncaelli, "Kentlerde iklim değişikliğine karşı kalıcı ve etkili çözümler üretebilmek için halkın karar alma mekanizmalarına aktif katılımı çok önemli. Bu anlayışla yaklaşık bir yıldır Eskişehir özelinde yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bu süreçte şanslıydık; çünkü Eskişehir güçlü ve örgütlü bir sivil topluma sahip. Projede, bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz toplantılarda, sivil katılım açısından son derece kıymetli çıktılar elde ettik. Proje kapsamında yürüttüğümüz anket çalışmaları, iklim değişikliği farkındalığının kent genelinde yüzde 12 oranında arttığını ortaya koydu. Ancak bizim için asıl önemli olan şu: Bu proje bir sonuç değil; gerçek farkındalık ve dönüşüm bundan sonra atılacak adımlarla güçlenecek." dedi. Vural Yıldırım ise proje kapsamında 2020- 2030 yılları arasında Eskişehir için kuraklığın çok büyük bir tehlike olduğunu belirterek, "İnönü ve Seyitgazi ilçeleri kuraklık açısından yüksek riskli ilçeler. Bununla birlikte orman yangınları açısından da Seyitgazi, Han ve Mihalıcçık ilçeleri çok yüksek riskli bölgelerimiz. Aşırı sıcaklar da Sivrihisar, Günyüzü, Mihalıcçık başta olmak üzere tüm ilçelerde yüksek ve çok yüksek risk olarak karşımıza çıkıyor." şeklinde konuştu. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN RİSKLERİNİ ANLAMAK VE BİRLİKTE YÖNETMEK Proje kapsamında Eskişehir il sınırları içerisinde kuraklık, orman yangınları, sel ve aşırı sıcaklıklar gibi iklim kaynaklı tehlikelere yönelik, 2030 yılına kadar uzanan ve 1x1 km çözünürlüklü aylık tehlike ve risk haritaları hazırlandı. Bu bilimsel veriler doğrultusunda oluşturulan değerlendirme ve öneri raporu da yıl sonunda tamamlandı. Proje süresince sivil toplum kuruluşları, Kent Konseyi ve Mahalle Meclisleri ile çeşitli çalıştaylar düzenlendi; alanında uzman isimlerin katılımıyla panel ve halk toplantıları gerçekleştirildi. Ayrıca proje kapsamında kurulan İklim Eylem Merkezi ile iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım daha atıldı. Büyükşehir Belediyesinin ilgili birimlerine yönelik geliştirilen teknik eğitimlerle kurumsal kapasite güçlendirildi. Farkındalık çalışmalarının etkisini ölçmek için proje başlangıcında ve kapanışında yapılan iki ayrı saha araştırmasıyla Eskişehir halkının iklim değişikliğine dair bilgi düzeyi, algısı ve günlük yaşam alışkanlıklarındaki değişim analiz edildi. Elde edilen bulgular, projenin kent genelinde iklim değişikliği farkındalığının artmasına katkı sağladığını ortaya koydu.

Beykoz Kundura ve Institut Français Ortaklığında İstanbul CinéCollective Başvuruları Başladı Haber

Beykoz Kundura ve Institut Français Ortaklığında İstanbul CinéCollective Başvuruları Başladı

İstanbul CinéCollective, ilk ya da ikinci uzun metrajlı kurmaca, belgesel veya hibrit film projelerini geliştiren sinemacılar için açık çağrısını duyurdu. Institut Français ve Beykoz Kundura ortaklığıyla hayata geçirilen uluslararası konuk sanatçı programı ve atölye çalışması, 2026 edisyonunda İstanbul Film Festivali ve Köprüde Buluşmalar iş birliğiyle gerçekleştirilecek. Türkiye’den ve komşu ülkelerden yükselen sinemacıları Fransa’dan ve bölgeden önemli sinema profesyonelleriyle bir araya getiren İstanbul CinéCollective, proje geliştirme süreçlerini derinleştirmeyi ve bölgesel ölçekte iş birliklerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Katılımcılar; birebir mentorluklar, grup çalışmaları ve kolektif değerlendirme oturumları aracılığıyla projelerinin sanatsal ve yapım aşamalarını geliştirme imkânı bulurken, ortak yapım ve uzun vadeli iş birlikleri için de yeni bağlar kuruyor. Geleneksel atölye yapılarının ötesine geçen İstanbul CinéCollective, katılımcılar arasında bir topluluk oluşturmayı ve paylaşım odaklı bir üretim ortamı yaratmayı merkezine alıyor. Fikirlerin birlikte tartışıldığı ve zenginleştirildiği bu süreç, farklı ülkelerden sinemacılar arasında kalıcı ilişkilerin kurulmasını destekliyor. Program kapsamında belgesel ve kurmaca projeler için iki ayrı çalışma grubu oluşturulurken, tanınmış yönetmenlerin katılımıyla gerçekleşecek ustalık sınıfları (masterclass) tüm katılımcılara açık olarak planlanıyor. Ayrıca, anlatı kalıplarının ötesine geçen hibrit projelere özel bir önem veriliyor. Program Neler Sunuyor? Nisan 2026’da Beykoz Kundura’da gerçekleştirilecek bir haftalık kapasite geliştirme programı; proje yazımı, sunum (pitching) materyalleri ve sektörle buluşma süreçlerine odaklanan atölyeler, söyleşiler ve uluslararası paylaşımlar içeriyor. Katılımcılar ayrıca İstanbul Film Festivali kapsamında düzenlenen Köprüde Buluşmalar’a davet edilerek, bölgesel ve uluslararası karar vericilerle doğrudan temas kurma fırsatı yakalıyor. Kimler Başvurabilir? İstanbul CinéCollective; belgesel, kurmaca veya hibrit alanda üretim yapan, yaratıcı yöntemlerini derinleştirmek isteyen sinemacılara açık. Açık çağrı kapsamında katılımcılar; projelerin sanatsal niteliği, bölgesel gelişim potansiyeli ve sinemacıların programa olan motivasyonları doğrultusunda belirlenecek. Program; Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, İran ve Türkiye vatandaşı sinemacıların başvurularına açık. Program Bilgileri Tarih: 8–13 Nisan 2026 Mekân: Beykoz Kundura, İstanbul Kategori: Belgesel / Kurmaca / Hibrit Film Önemli Tarihler Başvuru Dönemi: 15 Aralık – 17 Şubat Seçilen Projelerin Açıklanması: 24 Şubat Konuk Sanatçı Programı: 8–13 Nisan 2026 Katılım ücretsiz olup; konaklama, atölye programı ve program süresince ulaşım masrafları İstanbul CinéCollective tarafından karşılanıyor.

Kuraklık Ustaları Projesi Tamamlandı Haber

Kuraklık Ustaları Projesi Tamamlandı

Konya’da gerçekleştirilen kapanış toplantısında TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Eylem Tuncaelli ile TEMA Vakfı Konya İl Temsilcisi Mehmet Emin Yıldırım’ın açış konuşmalarının ardından, tarımın iklim değişikliği ve kuraklıkla ilişkisi ele alındı. Projede danışman olarak görev alan Prof. Dr. Erhan Akça, saha çalışmalarında öğrenilen kadim bilgileri ve bu bilgilerin günümüz teknolojileriyle nasıl uygulanabileceğine dair örnekleri paylaştı. Ankara’daki kapanış toplantısında ise Eylem Tuncaelli’nin yanı sıra Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Mekin Tüzün, TEMA Vakfı Danışmanı Dr. Hikmet Öztürk ve TEMA Vakfı Ankara İl Temsilcisi Nevzat Özer açış konuşmalarını gerçekleştirdi. Tüzün, konuşmasında kuraklık ve iklim değişikliğiyle mücadelede, yerel bilgiye ve geleneksel yöntemlere dayanan çözümlerin önemine dikkat çekti. TEMA Vakfı Danışmanı Dr. Hikmet Öztürk ise proje kapsamında deneyimli çiftçilerle gerçekleştirilen saha görüşmelerinden edinilen bilgilerin, kuraklık ve iklim değişikliği karşısında hangi üretim uygulamalarının neden işe yaradığını anlamak açısından önemli bir rehber oluşturduğunu vurguladı. Öztürk, geçmişte kuraklıkla baş etmek için geliştirilen bu uygulamaların, bugünün bilimsel bilgisiyle birlikte ele alındığında çiftçiler için somut ve uygulanabilir çözümler ürettiğini ifade etti. Toplantılarda, iki yıl süren saha çalışmalarından elde edilen bulgular, geliştirilen eğitim modülleri ve yerel deneyime dayanan, kuraklığa uyum için yol gösterici nitelikteki proje çıktıları katılımcılarla paylaşıldı. "Yerel bilgi, iklim krizine karşı en güçlü dayanaklardan biri" Toplantılarda konuşan TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Eylem Tuncaelli, iklim krizinin tarımı doğrudan etkilediğini vurgulayarak yerelde deneyime dayanan bilginin bu süreçte taşıdığı kritik öneme dikkat çekti. Tuncaelli, Kuraklık Ustaları Projesi ile yalnızca geçmişten gelen bilgilerin kayıt altına alınmadığını; aynı zamanda bu bilginin genç çiftçiler için uygulanabilir, güncel ve yol gösterici bir kaynağa dönüştürüldüğünü söyledi. Topraktan öğrenilen bilgi, geleceğin tarımına rehber oldu Proje süresince Konya’nın Karapınar, Ereğli ve Beyşehir ilçelerinde genç çiftçilere yönelik eğitimler düzenlendi; 70 yaş üzeri deneyimli çiftçilerle yapılan görüşmelerle kuraklığa dirençli geleneksel üretim pratikleri kayıt altına alındı. Bu bilgiler, agroekolojik yaklaşımlarla birleştirilerek kapsamlı bir eğitim modülü haline getirildi. Proje kapsamında ayrıca Yerel Arazi Kullanımı Uygulamaları El Kitabı, Genç Çiftçilerin Kuraklık ve İklime Uyum Algısı Raporu ve Kurak Bölgeler İçin Dayanıklı Tarım Kılavuzu olmak üzere üç önemli rapor hazırlandı ve kamuoyuyla paylaşıldı. Hazırlanan bu yayınlar, kurak bölgelerde tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini desteklemeyi, çiftçilerin iklim değişikliğine uyum kapasitesini güçlendirmeyi ve karar vericiler için yol gösterici bir çerçeve sunmayı amaçlıyor. Kadim bilgi, TEMA Akademi ile yaygınlaştırılacak TEMA Vakfı, proje kapsamında üretilen çıktıların önümüzdeki dönemde de doğa dostu tarım uygulamalarına yol gösterici nitelikte olduğunu vurguladı. Kapanış toplantılarında, proje süresince geliştirilen eğitim içeriklerinin Vakfın eğitim platformu TEMA Akademi aracılığıyla daha geniş kitlelere ulaştırılacağı da paylaşıldı. Böylece Kuraklık Ustaları Projesi kapsamında üretilen bilgi ve deneyimin, yalnızca proje sahasıyla sınırlı kalmayarak Türkiye genelinde yaygınlaştırılması hedefleniyor. Vakıf, Kuraklık Ustaları Projesi ile yerel bilgiye dayalı üretim pratiklerinin güçlendirilmesine, kuraklığa dirençli tarım yöntemlerinin yaygınlaştırılmasına ve iklim krizine karşı daha dayanıklı bir tarım sistemi oluşturulmasına katkı sunmayı amaçlıyor.

ISK-SODEX-2025’te 48 Ton CO₂e’lik Karbon Ayak İzi Nötr Hale Getirildi Haber

ISK-SODEX-2025’te 48 Ton CO₂e’lik Karbon Ayak İzi Nötr Hale Getirildi

Bu yıl 22–25 Ekim 2025 tarihleri arasında yaşamsal döngü ana temasıyla düzenlenen ISK-SODEX-2025, sürdürülebilirlik hedeflerini karbon sertifikası ile güçlendirdi. İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşen etkinliğin organizasyonel faaliyetleri kaynaklı karbon ayak izi, uluslararası yöntemlerle hesaplandı. Toplam 48 ton CO₂e (Karbondioksit eşdeğerleri) olarak belirlenen emisyon, Hannover Messe Fuarcılık tarafından alınan karbon sertifikası ile tamamen nötr hale getirildi. Elde edilen bulgular, fuarın çevresel etkisini ölçen ve bunu veri temelli bir yönetim anlayışına dönüştüren referans niteliğinde bir çalışma ortaya koyuyor. ISK-SODEX bu çalışmayla hem sektör profesyonellerinin farkındalığını artırmayı hem de enerji ve kaynak kullanımına ilişkin sürdürülebilirlik kültürünü güçlendirmeyi hedefliyor. Bu öncü uygulama, ISK-SODEX-2025’i iklimlendirmede bölgenin lider fuarı olmasının ötesine taşırken; şeffaf raporlama, karbon sertifikası ve aynı zamanda doğaya sağlanan somut katkılar ile güçlenen çok boyutlu bir sürdürülebilirlik modeli ortaya koyuyor. Bu inisiyatif ayrıca Deutsche Messe AG ve Hannover Messe Fuarcılığın da sürdürülebilirlik politikaları ile tam uyum içinde ilerliyor. 800 fidanla doğaya somut destek ISK-SODEX’in veri temelli sürdürülebilirlik yaklaşımı, hesaplama ve raporlama ile sınırlı kalmayarak doğaya katma değeri yüksek bir katkıya dönüştü. Bu çalışmaların devamı olarak TEMA Vakfı’na 800 adet fidan bağışında bulunuldu. Bilimsel hesaplamalara göre bu fidanlar 10 yaşına ulaştığında bir yılda 48,48 ton CO₂e karbonu atmosferden uzaklaştırabilecek kapasiteye sahip olacak. Böylece fuarın sürdürülebilirlik vizyonu, ölçülebilir veriler ve öte yandan ekosisteme sağlanan kalıcı bir katkıyla bütüncül bir yapının altını çiziyor. Kapsamlı bir sürdürülebilirlik vizyonu ISK-SODEX Karbon Ayak İzi Raporu’nda hesaplamalar, uluslararası geçerliliğe sahip GHG Protocol yöntemlerine göre gerçekleştirildi; raporlamada ISO 14064-1:2018 standardı esas alındı. Etkinliğin ulaşım, konaklama, jeneratör kullanımı, elektrik tüketimi ve satın almalardan kaynaklanan toplam karbon ayak izi 572 bin 802,5 kg CO₂e olarak belirlendi. Bu değer fuarı ziyaret eden ziyaretçi baz alındığında kişi başı 7,2 kg CO₂e salıma denk geliyor. Hesaplanan toplam miktar, 10 yaşındaki 9 bin 475 ağacın bir yılda absorbe edebileceği karbon miktarıyla eşdeğer seviyede bulunuyor. Emisyonların en büyük bölümü, yüzde 91,4’ü ulaşım, yüzde 7,6’sı ise jeneratör kullanımından kaynaklandı. Bu dağılım, etkinliğin organizasyonel kontrolü dışında kalan ziyaretçi ve katılımcı ulaşımının toplam emisyonu ne denli yükselttiğini ortaya koyuyor. Toplam karbon ayak izinin 572 bin 802,5 kg CO₂e gibi bir seviyeye ulaşmasında en büyük payın ulaşım kaynaklı olduğunu net biçimde gösteriyor. Dolayısıyla karbon nötr hale getirilen 48 tonluk değer yalnızca organizasyonel faaliyetlere karşılık geliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“81 İlde 81 Orman” Projesi Kilis İle Devam Ediyor Haber

“81 İlde 81 Orman” Projesi Kilis İle Devam Ediyor

Toprağı koruyan, su varlıklarını besleyen, havayı temizleyen ve sayısız canlıya ev sahipliği yapan ormanlar, ekosistemin kritik bir parçası. Bu yüzden küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği, orman yangınları, kontrolsüz kentleşme ve insan faaliyetleri gibi nedenlerle zarar gören ormanları ve doğayı korumaya; yaşanabilir bir geleceğe katkı sunmaya yönelik her çaba çok kıymetli. Türkiye İş Bankası, Orman Genel Müdürlüğü ve TEMA Vakfı iş birliğiyle ilk olarak 2008–2017 yılları arasında gerçekleştirilen 81 İlde 81 Orman projesi, 2024’te yeniden hayata geçirildi. Bankanın ikinci yüzyılının ilk yılında da devam eden projeyle bugüne kadar 17 ilde dikim törenleri gerçekleşti. 81 ilin tamamında yeni fidanları toprakla buluşturmayı amaçlayan proje ile beş yıl içinde toplam 2,2 milyon fidan dikilecek ve sonraki üç yıl boyunca ağaçlandırma sahalarının düzenli bakımları yapılacak. 2025 sonbahar sezonundaki dikim törenlerinden dördüncüsünün gerçekleştiği Kilis’te tören, Musabeyli ilçesindeki Yedigöz köyü, Afrinçayı Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde düzenlendi. Törene Kilis Orman İşletme Müdür Vekili Cem Mete Yılmaz, Türkiye İş Bankası Kilis Şube Müdürü Mahmut Dalcı, TEMA Vakfı Projeler ve Kurumsal İş Birliği Bölüm Başkan Yardımcısı Mehtap Kızılkaya’nın yanı sıra Kilisli öğrenciler ve bölge halkı katıldı. Kilis’te 50 bin fidan toprakla buluştu 81 İlde 81 Orman projesiyle yüzde 21’i ormanlık alanlardan oluşan Kilis’in Musabeyli ilçesindeki Yedigöz köyünde yer alan 38 hektarlık alanda 50 bin fidan toprakla buluştu. Projenin 2008-2017 yılları arasında gerçekleşen ilk aşamasında, 2008 yılında Kilis’in Musabeyli ilçesine bağlı Yedigöz Köyü Kayaaltı mevkiinde yapılan dikimlerde 30 bin fidan toprakla buluşmuştu. Düzenli bakımı yapılan bu alanda zamanla çeşitli canlı türleriyle ekosistem gelişmeye başladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.