Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Temiz Enerji

Kapsül Haber Ajansı - Temiz Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Temiz Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TSKB ve JBIC Arasında Dev Anlaşma Haber

TSKB ve JBIC Arasında Dev Anlaşma

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde temin edilen kaynakla Türkiye genelinde sera gazı emisyonlarının azaltılmasını amaçlayan yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, su ve atık yönetimi yatırımları ile diğer yeşil yatırımlara finansman sağlanacak. TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, sağlanan kredinin JBIC ile bugüne kadar imzalanan en yüksek tutarlı kredi olduğunu belirterek, “COP31 Zirvesi’ne hazırlanan Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ve düşük karbonlu ekonomiye geçişine JBIC GREEN 4 kredisiyle katkı sağlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz” dedi. Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması için yeşil dönüşümü desteklemeyi sürdüren Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), uzun soluklu iş ortağı Japonya Uluslararası İş Birliği Bankası (JBIC) ile yürüttüğü iş birliğine bir yenisini daha ekledi. Daha önce 2015, 2022 ve 2023 yıllarında JBIC ile hayata geçirilen GREEN kredi anlaşmalarının devamı niteliğindeki bu yeni finansmanla birlikte 350 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 4 kredi anlaşması imzalandı. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğüyle sağlanan söz konusu kredi, Türkiye genelinde sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sunacak yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, su ve atık yönetimi yatırımları ile diğer yeşil yatırımların finansmanında kullanılacak. Anlaşmaya JBIC’in yanı sıra temsilci banka olarak MUFG Bank, Ltd. de destek veriyor. TSKB, Samuray Bonoları ihracı aracılığıyla Japon sermaye piyasalarında başlattığı işlemlerini 1999 Marmara depreminden etkilenen firmaların desteklenmesi amacıyla 2000 yılında JBIC ile imzaladığı ilk kredi anlaşmasıyla pekiştirirken, iki kurum arasındaki stratejik ortaklığın da temellerini attı. TSKB ve JBIC arasındaki güçlü iş birliği, ilerleyen yıllarda sürdürülebilir kalkınma odağında derinleşerek devam etti. Bu kapsamda, Türkiye’de sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlamak amacıyla 150 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 1 kredi anlaşması 2015 yılında hayata geçirildi. Bunu, 2022 yılında imzalanan 220 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 2 kredi anlaşması izledi. 2023 yılında ülkemizin doğu ve güneydoğu bölgelerinde yaşanan deprem felaketinin ardından ise iki kurum arasındaki köklü iş birliğinin ve Türkiye ile Japonya arasındaki dayanışmanın bir göstergesi olarak temin edilen 200 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 3 kredisiyle, depremden etkilenen firmaların yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımları desteklendi. TSKB, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecine katkı sağlamayı kararlılıkla sürdürüyor. 2015, 2022 ve 2023 yıllarında hayata geçirilen GREEN kredilerinin devamı niteliğindeki bu anlaşmayla birlikte TSKB’nin JBIC’ten son 10 yılda sağladığı toplam finansman tutarı yaklaşık 1,2 milyar dolar seviyesine ulaştı. JBIC ile imzalanan kredi anlaşması hakkında değerlendirmede bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “JBIC ile 2000 yılından bu yana başarıyla sürdürdüğümüz stratejik ortaklığımızı, Türkiye ve Japonya’nın birbirlerine destek olma konusunda uzun yıllara dayanan güçlü iş birliği geçmişinden aldığımız güçle 350 milyon dolarlık bu yeni anlaşmayla bir üst seviyeye taşımaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. JBIC’ten temin edilen en yüksek montanlı kredi olma özelliğini taşıyan GREEN 4 kredisi, ülkemizin enerji politikaları, 2053 net sıfır emisyon hedefi ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş hedefleriyle de bütünlük gösteriyor. Bu kaynakla yenilenebilir enerjiden su yönetimine kadar geniş bir yelpazedeki yeşil yatırımları destekleyerek ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkımızı daha da büyüteceğiz. Türkiye, Paris Anlaşması kapsamındaki Ulusal Katkı Beyanı (NDC) çerçevesinde 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını mevcut artış senaryosuna göre %41 azaltmayı hedeflerken, yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, enerji verimliliği, yeşil sanayi dönüşümünü öncelikli alanlar arasında konumlandırıyor. Bu kaynakla yenilenebilir enerjiden su ve atık yönetimine kadar geniş bir yelpazedeki yeşil yatırımları destekleyerek ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkımızı daha da büyüteceğiz. COP31 Zirvesi’ne hazırlanan Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ve düşük karbonlu ekonomiye geçişine JBIC GREEN 4 kredisiyle değer yaratmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu yeni finansman ile Türkiye’nin COP31 Eylem Gündem’indeki önceliklerine, özellikle temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme ve iklim eylemi uygulama mekanizması eylemlerine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Hazine ve Maliye Bakanlığımız garantörlüğü altında değerli iş ortağımız JBIC ile imzaladığımız bu yeni anlaşmayla sürdürülebilir kalkınma rotasında ülkemiz için güçlü bir adım daha attık. Bu kapsamda, GREEN 4 kredimiz için Hazine ve Maliye Bakanlığı’na değerli desteklerinden dolayı en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi. JBIC Genel Direktörü Hiroyuki Suzuki anlaşma hakkında şu açıklamaları yaptı: “GREEN 4 kredisi, JBIC ve TSKB arasında süregelen iş birliği temelinde gelişen uzun soluklu ve yakın ortaklığı yansıtıyor. JBIC olarak, TSKB’nin finansman faaliyetleri aracılığıyla Türkiye’de sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesinde üstlendiği önemli rolü büyük bir takdirle karşılıyoruz. Bu kredinin, Türkiye’de yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve çevresel açıdan sürdürülebilir diğer yatırımların teşvik edilmesine katkı sağlaması, ülkenin enerji güvenliğini güçlendirmesi ve Japon şirketlerinin uzmanlık ve teknolojileriyle iş birliği fırsatları yaratmasını bekliyoruz. Japonya’nın politika odaklı finans kuruluşu olarak JBIC’in Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik çabalarını desteklemek ve Japonya ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkileri daha da güçlendirmek amacıyla TSKB ile yakın iş birliği içinde çalışmaya devam edeceğini paylaşmak isteriz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Güneş Panelleri Doğayı Kirletiyor” İddiaları Gerçeği Yansıtmıyor Haber

“Güneş Panelleri Doğayı Kirletiyor” İddiaları Gerçeği Yansıtmıyor

ODTÜ GÜNAM Silisyum PV Birimi Koordinatörü Prof. Dr. Raşit Turan, güneş enerjisi sistemleri hakkında kamuoyunda dile getirilen “çevreyi kirletiyor” iddialarının bilimsel gerçeklerle örtüşmediğini söyledi. Turan, modern güneş panellerinin büyük bölümünün silisyum tabanlı olduğunu ve kullanılan malzemelerin doğaya zararlı olmadığını vurguladı. Dünyada kullanılan güneş panellerinin yüzde 95’inden fazlasının silisyum tabanlı hücrelerden oluştuğunu belirten Turan, silisyumun doğada en yaygın bulunan elementlerden biri olduğuna dikkat çekti. Turan, “Silisyum güneş hücreleri tellerle birbirine bağlanarak iki cam arasına ya da cam ile polimer tabanlı bir başka tabaka arasına sabitlenir. Silisyum, yer kabuğunun %25 ini oluşturan SiO2 malzemesinden elde edilir ve zehirli değildir. Silisyum dışında alüminyum, gümüş, cam ve polimer gibi malzemeler kullanılır. Bu malzemelerin hiç birisi zehirli değildir” dedi. Günümüzde kullanılan modern fotovoltaik panellerin herhangi bir madde salımı yapmadığını ve çalışırken hava, su veya toprak kirliliği oluşturmadığını ifade eden Turan, güneş panellerinin zehirli olduğuna dair iddiaların yanıltıcı olduğunu kaydetti. Turan, “Şu anda yaygın kullanımı olmayan CdTe ince film panellerde yer alan Cd elementi bu yönde bir algı oluşturmuştur. Ancak, mevcut Si tabanlı panellerde bu element kullanılmadığından herhangi bir tehlike söz konusu değildir” dedi. Turan, güneş panellerinin fosil yakıtlı enerji kaynaklarıyla kıyaslandığında çevresel etkilerinin son derece düşük olduğuna dikkat çekerek, “Paneller güneşin altında sessizce enerji üretir, atık üretmez, herhangi bir gaz salımı yapmaz. Bugün dünyada hiçbir enerji üretim teknolojisi çevre dostluğu açısından güneş enerjisiyle yarışabilecek seviyede değildir” diye konuştu. Temiz enerji dönüşümünün merkezinde güneş var Küresel enerji dönüşümünde güneş enerjisinin kritik rol üstlendiğinin altını çizen Turan, Türkiye’nin de bu alanda büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Turan, Türkiye’nin sahip olduğu yüksek güneşlenme süresi ve coğrafi avantaj sayesinde Avrupa’nın en önemli güneş enerjisi merkezlerinden biri olabileceğini belirterek, şunları kaydetti: “Türkiye güneşlenme süresiyle son derece güçlü bir potansiyele sahip. Bu potansiyelin doğru yatırımlarla değerlendirilmesi hem enerji ithalatının azaltılmasına hem de ekonomik kalkınmaya önemli katkı sağlayacaktır. Bunun yanında güneş teknolojileri, ileri malzeme teknolojileri, enerji depolama ve yüksek teknoloji üretimi gibi birçok alanı besleyen büyük bir ekosistem oluşturuyor. Bu alanda Türkiye’nin önünde önemli bir fırsat durmaktadır. Ülkemizin yalnızca kullanıcı değil teknoloji geliştiren ve ihraç eden bir ülke olması mümkündür. Son yıllarda meydana gelene gelişmeler Türkiye’nin bu yönde ilerlemesini desteklemektedir. Kısacası; dünyanın geleceği için temiz enerjiye geçiş hızlanmalı. Güneş enerjisi de bu dönüşümün en güçlü aktörlerinden biri. Sessiz, temiz ve sürdürülebilir yapısıyla gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmanın anahtarlarından biri olacaktır” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UN Global Compact Türkiye’den Dünya Çevre Günü’nde İş Dünyasına Çağrı Haber

UN Global Compact Türkiye’den Dünya Çevre Günü’nde İş Dünyasına Çağrı

Küresel veriler, iklim eyleminde zaman kaybetmeden ilerlenmesi gereken bir dönemde olduğumuzu ortaya koyuyor. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) State of the Global Climate 2025 raporuna göre 2015–2025 arasındaki dönem kayıtlardaki en sıcak 11 yıl oldu. 2025 yılında küresel sıcaklık sanayi öncesi dönemin yaklaşık 1,43°C üzerinde seyretti. Artan sıcaklıklar; su stresi, gıda güvenliği, altyapı baskısı, enerji talebi ve tedarik zinciri kesintileri gibi başlıkları şirketler için daha görünür hale getiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Global Energy Review 2026 raporuna göre küresel enerji kaynaklı CO₂ emisyonları 2025’te yüzde 0,4 arttı. UNEP’in Emissions Gap Report 2025 raporu, mevcut politikalarla dünyanın bu yüzyıl sonuna kadar yaklaşık 2,8°C’lik bir ısınma patikasında ilerlediğini ortaya koyuyor. Küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlandırabilmek için küresel emisyonların 2035’e kadar 2019 seviyelerine göre yüzde 55 azaltılması gerekiyor. Mevcut gidişat ile bilimsel hedefler arasındaki bu fark, iklim eyleminde daha hızlı ve kararlı adımlar atılması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu dönüşümde iş dünyasına da önemli bir rol düşüyor. Küresel sera gazı emisyonlarının önemli bir bölümü iş dünyasının faaliyetleri ve değer zincirlerinden kaynaklanırken, şirketler aynı zamanda düşük karbonlu teknolojilere yatırım yapma, inovasyonu hızlandırma ve tedarik zincirlerini dönüştürme kapasitesi ile dönüşümü hızlandırma gücüne sahip aktörler olarak öne çıkıyor. Bu süreçte şirketlerin enerji kullanımı, üretim süreçleri, satın alma kararları, tedarik zinciri yönetimi, yatırım planları ve kaynak verimliliği gibi alanlarda atacağı adımlar küresel iklim hedeflerine ulaşılmasında önemli bir rol oynayacak. COP31 Türkiye iş dünyasının küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesi için önemli bir fırsat sunuyor Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi, iklim kanunu çalışmaları, emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, sürdürülebilirlik raporlaması standartları ve Avrupa Yeşil Mutabakatı başta olmak üzere küresel düzenleyici gelişmeler, şirketlerin düşük karbonlu ekonomiye geçişini artık ertelenemez bir rekabet meselesi haline getiriyor. COP31, bu dönüşümün hızlandırılması ve Türkiye iş dünyasının küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesi için önemli bir fırsat sunuyor. COP31’in “Uygulama COP’u” olarak konumlandırılması; verilen hedeflerin nasıl hayata geçirileceğinin tartışıldığı ve somut ilerleme için tüm paydaşların birlikte çalışacağı bir süreci tanımlıyor. COP31'in ana gündem maddeleri olan sıfır atık, gıda güvenliği, yeşil sanayileşme, temiz enerji geçişi ve iklim uyumu; önümüzdeki dönemde odaklanmamız gereken alanları ortaya koyuyor. Bu alanlarda şirketlerimiz taahhütlerini güçlendirerek, ilerlemeyi şeffaf raporlayarak, inovasyonla dönüşümü ölçeklendirerek ve tüm değer zincirine yayarak küresel rekabet güçlerini artırabilir. İş birliği, dönüşümün hızını ve etkisini artıracak İklim krizi, hiçbir kurumun tek başına çözebileceği bir sorun değil. COP31’e giden süreçte kamu, özel sektör, finans kuruluşları, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler ekosistemi arasında kurulacak güçlü iş birlikleri, Türkiye’nin iklim eylemine katkısını artırmak açısından kritik önem taşıyor. Hedefleri uygulamaya geçirme zamanı Bilim temelli hedefler, şirketlerin iklim taahhütlerini ölçülebilir ve izlenebilir azaltım patikalarına dönüştürmesi açısından önemli bir araç sunuyor. Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi), şirketlerin sera gazı emisyon azaltım hedeflerini iklim bilimiyle uyumlu şekilde belirlemelerine ve doğrulatmalarına imkan sağlıyor. SBTi verilerine göre dünya genelinde 11 binden fazla şirketin hedefleri doğrulanmış durumda. Türkiye’de de 100’e yakın şirketin SBTi sürecine dahil olması ve bu sayının giderek artması, iş dünyasında bilim temelli iklim hedeflerine yönelik ilginin güçlendiğini gösteriyor. UN Global Compact Türkiye, şirketleri bilim temelli iklim hedeflerini belirleme, uygulamaya taşıma, ilerlemeyi izleme ve paydaşlarla iş birliğini güçlendirme süreçlerinde desteklemeye devam ediyor. Hızlandırma programları, eğitimler, kaynaklar, küresel ve yerel deneyim paylaşımı ağları ile iş dünyasının iklim eylemine katkısını artırmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam’ın Enerji Dönüşümünde Önemli Adım Haber

Şişecam’ın Enerji Dönüşümünde Önemli Adım

Türkiye İş Bankası iştiraklerinden İş Enerji tarafından Şişecam için tesis edilen Manisa Güneş Enerji Santrali (GES) yatırımı başarı ile devreye alındı. Öz tüketime yönelik, 20 MW kurulu güce sahip olan bu santral ile Şişecam’ın GES kurulu gücü iki katına çıkarak 45 MW’a ulaştı. Türkiye’nin global şirketlerinden ve başta gelen küresel cam üreticilerinden biri olan Şişecam, enerji dönüşümüne yönelik yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Şirket, daha önce 7 farklı tesisinde devreye aldığı toplam 25 MW kurulu güce sahip öz tüketim amaçlı GES yatırımlarına, İş Enerji iş birliğiyle Manisa’da hayata geçirdiği 20 MW kapasiteli yeni santrali ekledi. Bu yatırımın tamamlanmasıyla Şişecam’ın toplam GES kurulu gücü yaklaşık 2 katına çıkarak 45 MW’a ulaştı. Şişecam’ın enerji dönüşüm stratejisinin parçası olarak, farklı lokasyonlarda İş Enerji iş birliği ile hayata geçirilecek ilave rüzgâr ve güneş enerji santralleriyle yenilenebilir enerji üretim kapasitesinin, 2027 yılına kadar devreye alınacak 100 MW’ı aşan ek kapasite ile desteklenmesi hedefleniyor. Enerji dönüşümünde kesintisiz ilerleme Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, GES yatırımlarının şirketin enerji dönüşümündeki stratejik önemini şu sözlerle değerlendirdi: “GES projelerimiz, enerji dönüşüm stratejimizin temel unsurları arasında yer alıyor. İş Enerji ile birlikte hayata geçirdiğimiz Manisa GES projesi de sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm yolculuğumuzda attığımız güçlü adımlardan biri. Küresel jeopolitiğin ortaya çıkardığı güncel gelişmeler de bu santrallerin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Şişecam olarak üretimde elektrifikasyon oranını artırmayı, karbon emisyonlarımızı azaltmayı ve bu amaçla yenilenebilir enerji kullanımını artırmayı stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Yeşil dönüşümde hız kesmeyerek, yenilenebilir enerjiye yatırım yapmaya devam edeceğiz. Bu alandaki yatırımlarımızın kapsamı ve çeşitliliği artarak devam edecek.” Yücel, ulusal ve uluslararası enerji politikalarının da bu dönüşümü desteklediğini vurgulayarak şunları söyledi: “Türkiye’de hayata geçirilmesi planlanan Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi ve AB’nin kar8bon düzenlemeleri, şirketlerin enerji dönüşümünü hızlandıran temel araçlar arasında yer alıyor. Müşterilerimizin sürdürülebilir ürünler ve düşük karbonlu üretim süreçlerine yönelik beklentilerinin hızla artması da bu alandaki yatırımlarımızı yalnızca çevresel değil; aynı zamanda ticari ve stratejik bir gereklilik haline getiriyor. Sürdürülebilirlik, değer zincirinin tamamında rekabetçiliği belirleyen temel unsurlardan biri durumunda. Şişecam olarak değişen müşteri beklentilerine yanıt vermek ve regülasyonlara proaktif şekilde uyum sağlamak adına enerji dönüşümünde aktif rol almaya, İş Enerji gibi güçlü iş ortaklarıyla projelerimizi hayata geçirmeye ve doğal kaynaklardan enerji üretimine odaklanmaya devam edeceğiz.” İş Enerji Genel Müdürü Kayahan Karadaş ise konu ile alakalı olarak şunlara değindi: “Türkiye’nin sanayi dönüşümünde yenilenebilir enerji yatırımlarının kritik bir rol üstlendiğine inanıyoruz. Bu vizyon ile Manisa’da hayata geçirdiğimiz öz tüketim güneş enerjisi santrali projesi, temiz enerji üretiminin yanı sıra sanayimizin rekabet gücünü ve enerji bağımsızlığını destekleyen önemli bir adım niteliğinde. İş Enerji olarak sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda uzun vadeli ekonomik değer yaratmanın temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. İş Bankası Grubu’nun sürdürülebilir kalkınma vizyonuyla uyumlu şekilde, Türkiye’nin enerji dönüşümünü hızlandıracak, karbon ayak izini azaltacak ve reel sektörün yeşil dönüşümünü destekleyecek projeler geliştirmeye devam ediyoruz. Şişecam ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, yenilenebilir enerjinin sanayide daha yaygın kullanımına yönelik güçlü bir örnek oluştururken, ülkemizin düşük karbonlu geleceğine katkı sunma hedefimizin de somut bir yansımasıdır.” Karbon salımını yılda 28 bin ton azaltma hedefi Şişecam’ın 2025 yılında öz tüketim tesislerinden ürettiği elektriğin toplam küresel tüketimi içindeki oranı yüzde 51’e ulaştı. Mevcut GES yatırımlarına Manisa’da devreye aldığı yeni kapasiteyi de ekleyerek yıllık yaklaşık 66 GWh yenilenebilir enerji üretmeyi hedefleyen Şişecam bu üretimle, global elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 2’sini karşılayarak yıllık yaklaşık 28 bin ton karbon salımının önüne geçecek. Şişecam’ın GES yatırımları, karbon nötr üretim yolculuğunun temel yapı taşları arasında yer alırken; şirketin enerji maliyetlerini daha etkin yönetmesine ve konjonktürün de belirginleştirdiği riskleri azaltmasına önemli katkı sağlıyor. Sürdürülebilirlik alanındaki güçlü performansını uzun yıllardır istikrarlı şekilde sürdüren Şişecam, bu yaklaşımının bir yansıması olarak 2016 yılından bu yana BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji ve Kemal Uğurlu Tekstil’den Güneş Enerjisinde Güç Birliği Haber

CW Enerji ve Kemal Uğurlu Tekstil’den Güneş Enerjisinde Güç Birliği

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, sürdürülebilir enerji yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Firma, Kemal Uğurlu Tekstil’in çatısına 3332,91 kWp kurulu güce sahip güneş enerji santralinin (GES) kurulumunu tamamladı. CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, yenilenebilir enerji yatırımlarının hem çevresel hem de ekonomik açıdan büyük önem taşıdığını vurguladı. Yılmaz, “Kemal Uğurlu Tekstil ile de güzel bir projeyi hayata geçirdik. Proje kapsamında Kemal Uğurlu Tekstil’in çatısına 3332,91 kWp kurulu güce sahip güneş enerji santralinin kurulumunu tamamladık. Proje ile yılda yaklaşık 384 ağacın atmosferden uzaklaştırdığı karbon miktarına karşılık gelen 2.546.877 kg karbondioksit salınımını önlenecek. Hayata geçirdiğimiz bu proje sürdürülebilir üretim anlayışının somut bir örneğini oluşturuyor. Güneş enerjisi santrali sayesinde işletmenin enerji maliyetleri düşerken, karbon salınımının azaltılmasına da önemli katkı sağlanacak. CW Enerji olarak sanayinin farklı alanlarında yenilenebilir enerji çözümlerimizi yaygınlaştırmaya ve ülkemizin temiz enerji dönüşümüne destek olmaya devam edeceğiz” dedi. Volkan Yılmaz: İş ortaklarımızın sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına katkı sunuyoruz Yenilenebilir enerji yatırımlarının hem çevresel sürdürülebilirlik hem de ekonomik verimlilik açısından kritik bir rol oynadığını ifade eden Yılmaz, güneş enerjisinin karbon salımını azaltmada önemli bir araç olduğuna dikkat çekti. Yılmaz, “Hayata geçirdiğimiz her projeyle ülkemizin yenilenebilir enerji kapasitesini güçlendirirken, iş ortaklarımızın sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına katkı sunuyoruz. Güneş enerjisi yatırımları, şirketlerin enerji giderlerini azaltırken çevresel etkilerini de minimize etmelerine olanak tanıyor. Türkiye’nin yüksek güneş enerjisi potansiyelini en etkin şekilde değerlendirmek adına AR-GE ve üretim altyapımızı sürekli geliştiriyoruz. Yerli üretim gücümüzle ekonomiye değer katarken, enerji arz güvenliğine de destek sağlıyoruz. Önümüzdeki süreçte de temiz enerji dönüşümüne liderlik edecek projelerimizi artırmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. Güneş enerjisinin yaygınlaşmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz Firmaların yenilenebilir enerjiye yönelmesinin Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından da büyük önem taşıdığını belirten Yılmaz, şunları kaydetti: “Sanayi kuruluşlarının temiz enerji yatırımlarına yönelmesi hem çevresel sorumlulukların yerine getirilmesi hem de rekabet gücünün artırılması açısından kritik bir adım. Biz de CW Enerji olarak, çözümlerimizle işletmelerin bu dönüşüm sürecine kolay ve verimli şekilde adapte olmalarını sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de farklı sektörlerde hayata geçireceğimiz projelerle güneş enerjisinin yaygınlaşmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz.” Geleceğe daha güçlü ve sorumlu bir şekilde ilerlemeyi hedefliyoruz Kemal Uğurlu Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Uğurlu da, hayata geçirilen GES projesinin şirketin sürdürülebilirlik vizyonu açısından önemli bir adım olduğunu söyledi. Kemal Uğurlu Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Uğurlu, “Enerji maliyetlerini düşürmenin yanı sıra çevresel sorumluluklarımızı yerine getirmek adına bu yatırımı hayata geçirdik. CW Enerji iş birliğiyle kurulan güneş enerji santrali sayesinde hem üretim süreçlerimizi daha çevreci hale getiriyoruz hem de karbon ayak izimizi azaltıyoruz. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarımıza devam etmeyi planlıyoruz” diye konuştu. Yenilenebilir enerji yatırımlarının uzun vadede şirketin rekabet gücünü artıracağını dile getiren Uğurlu, “Sürdürülebilirlik artık sadece bir tercih değil, aynı zamanda iş yapış biçimimizin temel bir parçası. Bu doğrultuda attığımız her adım, hem çevreye duyarlı üretim anlayışımızı güçlendiriyor hem de müşterilerimize daha sürdürülebilir ürünler sunmamıza olanak tanıyor. GES yatırımımızla birlikte enerji verimliliğimizi artırırken, geleceğe daha güçlü ve sorumlu bir şekilde ilerlemeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji Plus Bayi Ağı Kahramanmaraş Elbistan’da Büyümeye Devam Ediyor Haber

CW Enerji Plus Bayi Ağı Kahramanmaraş Elbistan’da Büyümeye Devam Ediyor

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, yenilenebilir enerji sektöründeki güçlü büyümesini sürdürüyor. Firmanın Türkiye genelinde yaygınlaşan CW Enerji Plus Bayi yapılanması kapsamında Kahramanmaraş Elbistan’da hizmet vermeye başlayan yeni Plus Bayisi, bölgedeki müşterilere daha hızlı, profesyonel ve kapsamlı çözümler sunmayı hedefliyor. CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, sürdürülebilir enerji yatırımlarının her geçen gün daha fazla önem kazandığını belirterek, CW Enerji’nin geliştirdiği Plus Bayi konseptinin hem iş ortaklarına hem de son kullanıcılara büyük avantajlar sağladığını ifade etti. Sarvan, “CW Enerji olarak yalnızca güneş paneli üretmiyor, aynı zamanda Türkiye’nin enerji dönüşümüne yön veren güçlü bir ekosistem oluşturuyoruz. Plus Bayi ağımız sayesinde müşterilerimize daha hızlı hizmet, güçlü teknik destek ve profesyonel proje yönetimi sunuyoruz” dedi. Kahramanmaraş Elbistan’da faaliyete başlayan yeni Plus Bayi ile birlikte bölgedeki işletmelerin ve bireysel kullanıcıların güneş enerjisi çözümlerine daha kolay erişebileceğini söyleyen Sarvan, “Güneş enerjisi artık sadece bir yatırım değil, aynı zamanda geleceğe yapılan stratejik bir adımdır. Enerji maliyetlerinin sürekli arttığı günümüzde, CW Enerji’nin yüksek verimli güneş panelleri sayesinde işletmeler önemli ölçüde tasarruf sağlıyor. Kahramanmaraş Elbistan Plus Bayimiz ile müşterilerimize keşif, projelendirme, kurulum ve satış sonrası destek süreçlerinde çok daha hızlı ve etkin hizmet sunacağız” dedi. Tarık Sarvan: İşletmelerin enerji maliyetlerini azaltmayı hedefliyoruz Sarvan, CW Enerji Plus Bayi yapılanmasının yalnızca ticari bir iş ortaklığı olmadığını, uzun vadeli güçlü bir çözüm ortaklığı modeli sunduğunu belirterek, Plus Bayilerin CW Enerji’nin kalite anlayışını ve kurumsal gücünü sahada temsil ettiğini kaydetti. Sarvan, “Teknik altyapısı güçlü, müşteri memnuniyetini ön planda tutan bu yapılanmamız sayesinde kullanıcılarımız güvenilir ve sürdürülebilir enerji çözümlerine ulaşabiliyor. Kahramanmaraş Elbistan’ın gelişen sanayisi, tarımsal üretim kapasitesi ve artan enerji ihtiyacıyla yenilenebilir enerji yatırımları açısından büyük bir potansiyele sahip olduğuna inanıyoruz. Yeni Plus Bayimiz ile birlikte bölgede güneş enerjisi kullanımını daha yaygın hale getirerek hem işletmelerin enerji maliyetlerini azaltmayı hem de çevre dostu üretim anlayışına katkı sunmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Tarık Sarvan, CW Enerji’nin sadece bayi yapılanmasıyla değil, üretim gücüyle de sektörde fark oluşturduğunu belirterek, “Bugün geldiğimiz noktada yerli ve milli üretim gücümüzle Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sunuyoruz. Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren güneş hücresi fabrikamız, alüminyum üretim tesisimiz ve EVA-EPE-POE üretimimiz sayesinde üretim süreçlerimizi daha entegre ve sürdürülebilir bir yapıya taşıyoruz. Bu yatırımlarımız ile dışa bağımlılığı azaltırken aynı zamanda iş ortaklarımıza daha güçlü, daha hızlı ve daha rekabetçi çözümler sunabiliyoruz” dedi. Bölgesel kalkınmaya katkı Kahramanmaraş Elbistan’da hayata geçirilen yeni yapılanmanın bölgesel kalkınmaya da katkı sağlayacağını ifade eden Sarvan, güneş enerjisinin çevre dostu yapısıyla karbon salımını azaltırken aynı zamanda ekonomik avantajlar sunduğuna dikkat çekerek, şunları kaydetti: “CW Enerji olarak yüksek teknolojiye sahip ürünlerimiz, güçlü mühendislik altyapımız ve yaygın bayi ağımızla Türkiye’nin dört bir yanında temiz enerji dönüşümünü desteklemeye devam edeceğiz. Yeni CW Enerji Kahramanmaraş Elbistan Plus Bayisi ile birlikte bölgede teknik destek, proje geliştirme, satış sonrası hizmetler ve anahtar teslim güneş enerji sistemleri alanında daha güçlü bir hizmet ağı oluşturuyoruz. Böylece müşterilerimiz enerji maliyetlerini düşürürken sürdürülebilir üretim anlayışına da katkı sağlayabilecek.” CW Enerji Plus Bayi Hakkında Yeni sistem; teknik ve operasyonel destek, avantajlı tedarik koşulları, eğitim programları ve ortak pazarlama faaliyetleri gibi birçok fırsatı bir arada sunuyor. Bu sayede CW Plus Bayileri, CW Enerji’nin güçlü markası altında çok daha etkin, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde hizmet verebilecek. Yeni bayilik sistemi kapsamında CW Plus Bayileri, CW Enerji’nin çatısı altında belirli ürün gruplarının satış, pazarlama ve satış sonrası destek hizmetlerini yürütme yetkisine sahip olacak. Bu ürün grupları arasında; güneş panelleri, ısı pompaları, on-grid ve off-grid inverter çözümleri, sulama sistemleri için geliştirilen inverterler, kolay yaşam ürünleri, lityum enerji depolama sistemleri, esnek paneller, solar akıllı ev çözümleri ve beyaz eşya ürünleri gibi birçok ürün gamı yer alıyor. Geniş ürün yelpazesi sayesinde CW Plus Bayileri, farklı ihtiyaçlara uygun, yenilikçi ve entegre çözümleri yerel pazarlarda müşterileriyle buluşturma imkânına sahip olacak. CW Enerji, CW Plus’ın Yanı Sıra 6 Farklı Bayi Modeli Daha Sunuyor CW Enerji’nin bayilik sistemindeki dönüşüm sadece CW Plus Bayiliği modeliyle sınırlı kalmıyor; farklı müşteri ihtiyaçlarına ve kullanım alanlarına göre şekillendirilmiş özel konsept bayilik yapıları da oluşturulmuş durumda. CW Enerji bayilik konsepti; on-grid ve off-grid sistemler, akıllı yaşam ürünleri, lityum depolama çözümleri, sulama inverterleri, esnek paneller ve solar akıllı ev çözümleriyle geniş bir ürün gamını kapsıyor. CW Enerji PV Home Solutions konsepti, beyaz eşya ve solar akıllı ev sistemlerinin yanı sıra güneş paneli ürünlerini içeren bir yapıda konumlanıyor. CW Agri bayilik modeli ise özellikle tarımsal uygulamalara yönelik solar sulama inverterleri, off-grid çözümler, lityum bataryalar ve panel ürünleri ile farklı enerji ihtiyaçlarına odaklanıyor. Enerji depolama alanına odaklanan CW Storage konsepti; forklift, transpalet, golf aracı ve temizlik aracı gibi araçlara yönelik özel lityum batarya çözümleriyle ön plana çıkıyor. CW Marine konsepti, denizcilik sektörüne yönelik esnek paneller, özel tasarım güç üniteleri ve off-grid çözümlerle donatılmış yapısıyla öne çıkarken; CW Heat Pump konsepti ise ev tipi, havuz tipi ve endüstriyel tip ısı pompalarıyla sürdürülebilir ısıtma, soğutma ve sıcak su ihtiyacını karşılamaya yönelik çözümler sunuyor.Bu konsept çeşitliliği sayesinde CW Enerji, farklı sektörlerdeki enerji ihtiyaçlarını karşılayan, esnek ve kapsayıcı bir bayi ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. CW Enerji, önümüzdeki dönemde bu yapıyı Türkiye geneline yayarak, 81 ilin tamamında ve yurt dışında da tüm bayi konseptleriyle yer alarak sürdürülebilir enerji çözümlerini her coğrafyaya ulaştırmayı hedeflemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Elektrikli Araç Dönüşümü Güç Kazandı Haber

Türkiye’de Elektrikli Araç Dönüşümü Güç Kazandı

Türkiye’de şehirleşme oranı hızla artarken kentler hem karbon salımının merkezinde hem de enerji dönüşümünün en büyük fırsat alanında konumlanıyor. Temiz enerji dönüşümüne katkı sunan küresel enerji düşünce kuruluşu Ember tarafından hazırlanan “2025 Türkiye Elektrikli Araç Ekosistemi ve Şarj Altyapısı Dönüşümü Raporu” elektrikli mobilitenin ulaşım alışkanlıklarının ötesine geçerek Türkiye’nin genel enerji dengesi ve tüketim yapısında stratejik bir dönüşüm yarattığını gözler önüne seriyor. Siemens Türkiye de raporda yer alan verilerin, elektrikli mobilitenin enerji sistemi ve şehir yaşamı üzerindeki etkisini daha görünür hale getirdiğine dikkat çekiyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’de elektrikli araç ekosistemi hem toplam enerji tüketimi hem de kullanım yoğunluğu açısından güçlü bir büyüme sergiledi. Tartışmalar artık yalnızca kurulan istasyon sayısına değil, şarj işlemlerinin enerji sistemine etkisine ve toplam tüketim ölçeğine odaklanıyor. 2025 yılında elektrikli araçların gerçekleştirdiği toplam elektrik tüketimi 460 MWh seviyesine ulaştı. Bu değer, yaklaşık 166 bin hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor. Aynı yıl içinde gerçekleşen toplam şarjlanma sayısının 21,7 milyonun üzerine çıkması ise elektrikli araçların artık günlük yaşamın organik bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Siemens eMobility de 2025 boyunca yürüttüğü faaliyetlerle 26 bin ton CO₂ salımının önlenmesine katkı sağlarken, 1200’ün üzerinde şarj noktasıyla Türkiye’deki elektrikli araç altyapısının enerjilendirilmesinde önemli bir rol üstleniyor. “eMobilite, enerji sisteminin merkezi bir bileşeni haline geliyor” Rapordaki verilerle ilgili olarak açıklamada bulunan Siemens Türkiye eMobility Yöneticisi Rıfkı Çolak, “2025 verileri, elektrikli mobilitenin ulaşım alışkanlıklarının ötesine geçerek Türkiye’nin genel enerji dengesi ve tüketim yapısını dönüştüren stratejik bir unsur haline geldiğini açıkça gösteriyor. Tartışmalar artık yalnızca kurulan istasyon sayısına değil, şarj işlemlerinin enerji sistemine etkisine ve toplam tüketim ölçeğine odaklanıyor. Bu veriler, eMobilite’nin enerji şebekesi ve şehir planlamasında merkezi bir bileşen haline geldiğini göstermesi açısından kritik önem taşıyor. Siemens eMobility’nin 2025 boyunca yürüttüğü operasyonel faaliyetler, geliştirdiği enerji verimli çözümler ve yüksek performanslı şarj teknolojileri sayesinde yalnızca bir yıl içinde 26 bin ton CO₂ salımının oluşması engellendi. Siemens olarak 1200’ün üzerinde şarj noktasıyla ülke genelindeki elektrikli araç altyapısının enerjilendirilmesinde önemli bir paya sahibiz. Bu geniş kapsamlı enerji sağlama kapasitesi, Türkiye’de hızla büyüyen elektrikli araç ekosisteminin sürdürülebilir şekilde desteklenmesini ve günlük yaşamla uyumlu bir yapıda ilerlemesini mümkün kılıyor. Sahadaki bu sonuçlar, geliştirilen teknolojilerin ve operasyonel mükemmeliyet yaklaşımının etkisini somut biçimde ortaya koyuyor. Türkiye’de eMobilite ekosistemi hızla büyürken gerçek fark, istasyonların sayısından çok, her bir istasyonun kesintisiz ve verimli çalışabilmesinde ortaya çıkıyor” dedi. Türkiye’deki şarj istasyonlarının toplam kurulu gücü de yaklaşık 3 GW seviyesine ulaşmış durumda. Bu değer, Türkiye’nin toplam kurulu gücü olan 125 GW’ın yaklaşık yüzde 2,5’ine karşılık geliyor. Bu durum şarj altyapısının ulusal enerji sistemi içinde artık ölçülebilir, görünür ve planlamada dikkate alınması gereken bir büyüklüğe eriştiği görülüyor. Türkiye, Elektrikli Araç Satışlarında Avrupa ile Uyumlu Gidiyor Rapora göre Türkiye, elektrikli araç satışlarında Avrupa ile paralel, bazı segmentlerde ise daha hızlı bir büyüme yakaladı. 2025 yılında Türkiye’de satılan yeni otomobillerin yüzde 17’si tamamen elektrikli araçlardan oluştu. Bir önceki yıl bu oran yüzde 10 seviyesindeydi. Böylece yalnızca bir yılda dikkat çekici bir artış kaydedildi. Avrupa Birliği’nde de aynı dönemde elektrikli araç payı yüzde 14’ten yüzde 17’ye yükseldi. Bu tablo, Türkiye’nin elektrikli mobilite dönüşümünde Avrupa ile benzer bir düzeyde ilerlediğini gösteriyor. Türkiye’nin bu performansı küresel ölçekte de dikkat çekiyor. 2024 yılında dünya elektrikli araç satış sıralamasında 9. sırada yer alan Türkiye, 2025’te 4. sıraya yükseldi. Bu yükseliş, yalnızca iç pazardaki büyümeyi değil, Türkiye’nin küresel eMobilite dönüşümünde hızla güçlenen bir oyuncu haline geldiğini de gösteriyor. Teknolojik yatırımların artması, şarj altyapısının genişlemesi ve tüketicilerin daha bilinçli tercihler yapması bu büyümenin temel unsurları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.