Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Temiz Enerji

Kapsül Haber Ajansı - Temiz Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Temiz Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sungrow, Sürdürülebilir Büyümede Küresel Liderler Arasında Haber

Sungrow, Sürdürülebilir Büyümede Küresel Liderler Arasında

TIME ve Statista iş birliğiyle hazırlanan araştırma; şirketlerin finansal büyüme performansını, çevresel etki, kaynak verimliliği ve sürdürülebilirlik uygulamalarıyla birlikte ele alarak uzun vadeli değer yaratma kapasitelerini değerlendiriyor. Sungrow, bu kapsamlı analizde 14’üncü sırada yer alarak, temiz enerji teknolojileri alanındaki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. Düşük karbon ayak izi, düşük su tüketimi ve atık üretim oranları ile yüksek yenilenebilir enerji kullanımı gibi çevresel göstergelerin; finansal istikrar ve uzun vadeli büyüme performansıyla birlikte değerlendirildiği sıralamada Sungrow, temiz enerji teknolojileri alanında faaliyet gösteren global üreticiler arasında kendi kategorisinde ilk sırada yer aldı. Herkes İçin Temiz Enerji Vizyonuyla Sürdürülebilir Büyüme Sungrow’un bu başarısı; şirketin “Herkes için temiz enerji” vizyonu doğrultusunda şekillenen uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejisinin somut bir yansıması niteliği taşıyor. Yüksek verimlilik sunan güneş enerjisi güç dönüştürücüleri (PV invertörler) ve enerji depolama sistemleri (ESS) ile Sungrow, üretimden ürün yaşam döngüsüne kadar uzanan sorumlu bir iş yaklaşımı benimsiyor. Şirket, temiz enerjiyi daha erişilebilir, ölçeklenebilir ve güvenilir hâle getirmeyi hedefleyen bu vizyon doğrultusunda sürdürülebilirlik dönüşümünü net hedefler ve ölçülebilir adımlarla sürdürüyor. Bu kapsamda Sungrow; 2028 yılı itibarıyla operasyonel seviyede karbon nötrlüğe ulaşmayı, 2038’de tedarik zinciri genelinde karbon nötrlüğü sağlamayı ve 2048’de tüm değer zincirinde net sıfır emisyona ulaşmayı hedefleyen uzun vadeli bir yol haritası izliyor. Şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımı; MSCI ESG AAA derecelendirmesi, EcoVadis Altın Madalya, RE100 ve EP100 taahhütleri ile Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) üyeliği gibi uluslararası platformlar tarafından da teyit ediliyor. Bugüne kadar küresel ölçekte 870 GW’ı aşan kurulu güce sahip güneş enerjisi güç dönüştürücüleri ile enerji dönüşümüne katkı sağlayan Sungrow, müşterileriyle birlikte yıllık yüz milyonlarca ton karbon emisyonunun önlenmesine destek oluyor. Yüksek verimlilik sunan PV invertör ve enerji depolama çözümleriyle Sungrow, sürdürülebilir büyümeyi küresel enerji dönüşümünün ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırmayı sürdürüyor. Net Sıfır Hedefine Doğru Somut Adımlar Sungrow, net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda operasyonlarını kararlılıkla dönüştürmeye devam ediyor. Şirket genelinde kullanılan elektriğin %70’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanırken, üretim süreçlerinde çevresel etkiyi azaltmaya yönelik sistematik bir yaklaşım uygulanıyor. Sungrow’un tüm üretim tesisleri, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi sertifikalarına sahip bulunuyor. Ayrıca, Çevresel Ürün Beyanı (Environmental Product Declaration – EPD) ve ürün karbon ayak izi sertifikaları ile belgelenmiş inverter ve enerji çözümleriyle çevresel performansını ürün seviyesinde de ortaya koyuyor. Şirket, üretim süreçlerinde oluşan tehlikesiz atıkların %90’ını geri dönüştürerek döngüsel ekonomi yaklaşımını operasyonel düzeyde hayata geçiriyor. Sungrow, 2024 yılında hayata geçirdiği Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) Gelişim Merkezi ile; Strateji ve Sürdürülebilirlik Komitesi ile Sürdürülebilirlik Yönetim Ofisi’nin rehberliğinde politika geliştirme, hedef belirleme ve uygulama süreçlerini tek bir yapı altında topladı. ESG Gelişim Merkezi; Üstün Yönetişim, Net Sıfıra Doğru, Çevre Dostu Gelişim, Karşılıklı Fayda Sağlayan İş Birlikleri ile Çeşitlilik ve Kapsayıcılık olmak üzere beş temel stratejik önceliği Sungrow’un tüm operasyonlarına entegre ederek sürdürülebilir büyümenin kurumsal altyapısını güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rüzgar Rekoru 23 Milyon Haneyi Aydınlattı! Haber

Rüzgar Rekoru 23 Milyon Haneyi Aydınlattı!

İngiltere'nin rüzgar enerjisi kapasitesi, 5 Aralık tarihinde saat 17:30'da sona eren yarım saatlik dilimde 23.825 MW seviyesine ulaşarak yeni bir zirve kaydetti. Bu rekor üretim, o anki toplam elektrik talebinin %47,4'ünü tek başına karşılayarak 23 milyondan fazla eve temiz enerji sağladı. Bir önceki rekor, 11 Kasım'da talebin %43,6'sını karşılayan 22.711 MW ile kırılmıştı. 25 Yıllık Bir Serüven: 4 MW'tan 16,1 GW'a İngiltere'nin deniz üstü (offshore) rüzgar enerjisindeki başarısı, çeyrek asırlık bir gelişim sürecine dayanıyor: Milat (2000 Yılı): Northumberland açıklarında sadece iki adet 2 MW'lık türbinle başlayan yolculuk, o dönemde toplamda yalnızca 3.000 haneye güç verebiliyordu. Bugünkü Ölçek: Günümüzde Büyük Britanya genelinde 47 deniz üstü rüzgar çiftliği faaliyet gösteriyor. Devasa Kapasite: Toplam kapasite, 10'u yüzer ünite olmak üzere 2.878 türbin ile 16,1 GW seviyesine ulaştı. Dünya Liderliği: İngiltere, dünyanın en büyük beş rüzgar çiftliğinden birine ev sahipliği yapıyor; örneğin Hornsea 2, tek başına 1,4 milyondan fazla haneyi besleyebiliyor. 2030 Hedefleri: Kapasite Katlanacak İşçi Partisi hükümeti, temiz enerji dönüşümünü hızlandırmak için agresif hedefler belirledi: Deniz Üstü Rüzgar: 15 GW olan mevcut kapasitenin 2030'a kadar 60 GW'a çıkarılması planlanıyor. Karasal Rüzgar: 15 GW'tan 30 GW'a yükseltilmesi hedefleniyor. İstihdam: Bu büyümenin 2030'a kadar toplamda rüzgar sektöründe yaklaşık 145.000 yeni iş kolu yaratması bekleniyor. Yatırım: Temiz enerji endüstrilerine yapılan yıllık ulusal yatırım beklentileri 2035'e kadar 40,5 milyar dolara tırmanıyor. Rüzgar Rekoru Yeşil Hidrojeni Ateşliyor Burghley Capital analizlerine göre, rüzgar enerjisindeki bu operasyonel başarılar "yeşil hidrojen" ekonomisini daha karlı hale getiriyor. Burghley Capital Direktörü James Barker, hidrojenin sloganlarla değil, "kitleri çalıştıracak kadar sık ve ucuz temiz elektrik" mevcut olduğunda ölçeklenebileceğini vurguluyor. Pazar Büyümesi: Küresel yeşil hidrojen pazar değerinin 2024'teki 10,2 milyar dolardan 2030'a kadar 151,9 milyar dolara çıkması öngörülüyor. Verimlilik: Deniz üstü rüzgar enerjisiyle beslenen elektrolizörlerin, %60-70 civarındaki kapasite faktörleriyle yüksek kullanım oranlarını desteklediği belirtiliyor. İngiltere'nin rüzgar rekoru, sadece teknik bir başarı değil; şebeke dayanıklılığının ve planlama, liman yönetimi ve ağ altyapısının tek bir sistem olarak çalışmasının bir sonucudur. Ancak uzmanlar uyarıyor: Rekorlar tek başına yeterli değil; asıl başarı bu zirvelerin ne sıklıkla tekrarlanabildiğinde saklı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rönesans Yenilenebilir Enerji ‘Gökçedağ RES’i Satın Aldı Haber

Rönesans Yenilenebilir Enerji ‘Gökçedağ RES’i Satın Aldı

Zorlu Enerji tarafından işletilen Gökçedağ Rüzgâr Enerji Santrali (RES), Rönesans Yenilenebilir Enerji tarafından satın alındı. Söz konusu işlemle Rönesans’ın yenilenebilir enerjideki toplam kurulu gücü 577 MW’a ulaştı. Rönesans’ın, bu işlemle iki yıl önce 166 MW olan kurulu gücü yaklaşık 3,5 katına çıkmış oldu. Rönesans, yenilenebilir enerji portföyünü güçlendirmeye devam ediyor. Türkiye’nin temiz enerji dönüşümüne katkı sunma, sürdürülebilir ve yerli enerji üretimini artırma hedefi doğrultusunda büyümesini kararlılıkla sürdüren Rönesans’ın grup şirketlerinden Rönesans Yenilenebilir Enerji, toplam 135 MW lisanslı bağlantı kapasitesine sahip Gökçedağ RES’i satın aldı. 2,5 MW kapasiteli rüzgar türbinlerinden oluşan Gökçedağ RES, güçlü rüzgâr potansiyeli sayesinde yüksek ve sürdürülebilir enerji üretimi imkânı sunan stratejik bir yenilenebilir enerji yatırımı olarak öne çıkıyor. HEDEFİMİZE BİR ADIM DAHA YAKLAŞTIK Rönesans Holding Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp; “Gökçedağ Rüzgâr Enerji Santrali’nin satın alınmasıyla birlikte, tamamı yeşil enerjiden oluşan kurulu gücümüz 577 MW’a ulaşırken, yenilenebilir enerji proje portföyümüz 1.400 MW seviyesine yükseldi. Son iki yıl içinde yenilenebilir enerji kapasitemizi yaklaşık 3,5 katına çıkardık. İnşa halinde olan ve geliştirmekte olduğumuz 8 yeni yatırımımız bulunuyor. 2028 yılına kadar yeşil enerji alanında 2 GW’lık yatırım gerçekleştirmeyi ve Türkiye’nin en büyük üç yeşil enerji oyuncusundan biri olmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlamaktan ve daha temiz, daha dayanıklı bir gelecek inşa etmekten gurur duyuyoruz” dedi. İLK GÜNDEN İTİBAREN GELİR ÜRETEN STRATEJİK VARLIK Devralındığı ilk günden itibaren gelir üreten bir varlık niteliği taşıyarak Rönesans’a operasyonel ve finansal katkı sağlayacak Gökçedağ RES, mevcut altyapının etkin kullanımı sayesinde, ilave şebeke yatırımı gerektirmeden kapasite artışı ve yeni proje geliştirme potansiyeli taşıyor. Santralin tüm bakım ve işletme faaliyetlerini bünyesine alarak operasyonel verimliliği artırmayı hedefleyen Rönesans, türbin yenileme (repowering) ve kapasite artışı yatırımlarıyla mevcut altyapıyı en verimli şekilde değerlendirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda, türbinlerin bir kısmının daha büyük ve verimli yeni nesil türbinlerle değiştirilmesiyle Türkiye’deki ilk ve en büyük türbin yenileme (repowering) projelerinden birinin hayata geçirilmesi hedefleniyor. Lisans kapsamında izin verilen kapasite artışı, mekanik güç yükseltimi uygulamaları sayesinde santralin kurulu gücünün artırılması; buna paralel olarak yıllık enerji üretiminin de önemli ölçüde yükseltilmesi planlanıyor. UZUN VADELİ, GÜÇLÜ YATIRIM PROFİLİ Gökçedağ RES, uzun vadeli lisans süresi ve istikrarlı üretim yapısıyla güçlü bir yatırım profili sunuyor. Proje, geçmişte uluslararası finans kuruluşlarının desteğiyle hayata geçirilmiş olmasıyla da Türkiye yenilenebilir enerji sektöründe önemli bir kilometre taşı olarak konumlanıyor.

Yenilenebilir Enerjinin Geleceği   Siber Güvenlikten Geçiyor  Haber

Yenilenebilir Enerjinin Geleceği  Siber Güvenlikten Geçiyor 

Siber güvenlik şirketi ESET, yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren KOBİ’ler için siber güvenliğin artık bir seçenek değil, zorunluluk olduğunu vurguladı. Yenilenebilir enerji sektörü hızlı ilerliyor. Dünya çapında, küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler), güneş enerjisi girişimlerinden topluluk rüzgâr enerjisi geliştiricilerine ve dijital şebeke yenilikçilerine kadar temiz enerjiye geçişi destekleyen yeniliklere öncülük ediyor. Ölçeklendirme yarışında, bu firmaların çoğu kendilerini ve icatlarını tehlikeli bir şekilde riske atıyor. Bir proje geliştiricisine veya hizmet sağlayıcısına yönelik tek bir siber saldırı, finansmanı durdurabilir, kurulumları geciktirebilir ve tüm ekosistemdeki güveni sarsabilir. Enerji sektöründeki siber güvenlik endişeleri büyük kamu hizmetleri etrafında dönüyor ve öncelikle operasyonel teknoloji (OT) risklerine odaklanıyor. Bu anlaşılabilir bir durum çünkü şebeke düzeyinde bir ihlal kaosa neden olur. Bunun en belirgin örneği 2015 yılında Ukrayna'da elektrik şebekesini bozmak için tasarlanmış bilinen bir kötü amaçlı yazılım saldırısıydı. Bu olay, kullanılan kötü amaçlı yazılımın adı olan Industroyer olarak anılır ve endüstriyel kontrol sistemlerini enfekte etmek için özel olarak yazılmış kötü amaçlı yazılımların bir örneğidir. Ancak dikkatler kontrol odaları ve trafo merkezlerine odaklanırken sektörün gerçek zayıf noktası potansiyel olarak gözden kaçırılmaktadır: Sektöre hayati hizmetler sunan KOBİ'lerin BT sistemleri. Bu şirketler tamamen e-posta sunucularına, bulut platformlarına ve müşteri veri tabanlarına bağımlıdır. Bu nedenle saldırganlar, bu şirketleri saldırı için en kolay yol olarak görebilirler. Yenilenebilir enerji alanında yenilik yapan KOBİ'ler benzersiz zorluklarla karşı karşıyadır. Çoğu, ürün ve hizmetlerin yeterince güvenli olmasını sağlayacak şirket içi siber güvenlik uzmanlığına sahip değildir ve işletmenin dayandığı daha düzenli BT hizmetlerinin güvenliğini sağlamaya da odaklanmamaktadır. Önce siber güvenlik Güçlü bir siber güvenlik duruşuna sahip olma ihtiyacını göz ardı etmenin sonucu yıkıcı olabilir; çalışanları kimlik bilgilerini vermeye ikna eden kimlik avı dolandırıcılığı, sessizce yayılan kötü amaçlı yazılım enfeksiyonları, projeleri durma noktasına getiren fidye yazılımı saldırıları ve hatta siber saldırganların şirketin müşterilerine sunduğu ürün ve hizmetlerin tedarik zincirini enfekte etme olasılığı. Yatırımcılar, ortaklar ve düzenleyiciler yakından izlerken basit yapılandırma hataları veya kazara veri sızıntıları bile büyük sonuçlara yol açabilir. Müşteriler, finansörler ve düzenleyiciler, temiz enerji şirketlerinin sadece sürdürülebilirlik değil, aynı zamanda mükemmel bir siber güvenlik duruşu sergilemelerini de giderek daha fazla bekliyor. Burada bir paradoks ortaya çıkıyor; yenilenebilir enerji sektöründeki KOBİ'ler inovasyona odaklanırken çoğu modern siber güvenlik araçlarını benimsemekte tereddüt ediyor. Bazıları maliyetlerden korkarken diğerleri operasyonların karmaşıklaşmasından endişe duyuyor. Ancak harekete geçmemenin riski çok daha büyük. Siber güvenlik, sadece büyük ve zengin kamu hizmetleri kuruluşlarının tekelinde olan bir alan olarak görülmemelidir. Günümüzün araçları, küçük şirketler için erişilebilir, ölçeklenebilir ve pratik olacak şekilde tasarlanmıştır. Şirketlerin içlerinde siber güvenlik konusunda uzman kaynakları bulunmadığı durumlarda, dış kaynaklı çözümler sunan çok sayıda şirket bulunmaktadır. Siber güvenlik için alınacak önlemler Siber güvenlik şirketi ESET, mütevazı adımların bile dayanıklılığı önemli ölçüde artırıp riski azaltabileceğini gördü. İşletmenizin bir sonraki ibret hikâyesi hâline gelmesini önlemek için öncelikle önleme odaklı bir zihniyet benimsemek çok önemlidir. ● En kritik güvenlik açıklarının hızla kapatılması için sağlam yama yönetimi uygulamak, ● Kimlik ve erişim politikalarını sıfır güven yaklaşımıyla güncellemek - ihlal olduğunu varsaymak, en az ayrıcalık politikalarını uygulamak, ● Çok faktörlü kimlik doğrulamayı uygulamak, ● Sunucular, dizüstü bilgisayarlar, bulut hizmetleri ve diğer cihazlar dâhil olmak üzere tüm cihazlara güvenilir güvenlik yazılımı yüklemek, ● En iyi uygulamalara göre hassas dosyaları yedeklemek ve geri yüklemenin denenmiş ve test edilmiş olmasını sağlamak, ● Paydaşlarla birlikte bir olay müdahale planı oluşturmak ve test etmek, ● Ağları ve uç noktaları, güvenlik ihlallerinin erken uyarı işaretleri için sürekli izlemek, ● Personele güncel siber güvenlik farkındalık eğitimi vermek ve kimlik avı simülasyonları gerçekleştirmek; çalışanlar hem şirketin en güçlü varlığı hem de en zayıf halkasıdır. İç uzmanlığa sahip olmayan firmalar için Yönetilen Tespit ve Müdahale (MDR) hizmetleri, uzman güvenlik analistleri tarafından 24 saat izleme ve hızlı müdahale sağlayarak olaylar meydana geldiğinde daha da büyümeden hızlı bir şekilde kontrol altına alınabilmesini sağlar. Güçlü siber güvenlik savunmaları, inovasyon ve büyümeden uzaklaştırmaz; aksine bunları mümkün kılar. KOBİ'lerin yatırımcıların güvenini kazanmasını, AB'nin NIS2 Direktifi gibi çerçeveler altında sıkılaşan düzenleyici gereklilikleri karşılamasını ve start-up'ları bu kadar değerli kılan çevikliği korumalarını sağlar. Şebeke daha akıllı ve daha bağlantılı hâle geldikçe BT ve kritik altyapı arasındaki sınır bulanıklaşıyor. Her KOBİ, daha büyük sistemde çok önemli bir rol oynar ve her boşluk önemli. Temiz enerji, teknolojiye, şebekeye ve geçişi destekleyen şirketlere duyulan güvene bağlıdır. BT veya OT'de siber güvenlik ikinci planda kalırsa bu güven kaybolacaktır. KOBİ'lerin zayıf halka olması için hiçbir mazeret yoktur. Doğru korumalarla, güvenli ve sürdürülebilir bir enerji geleceğinin dayanıklı omurgası olabilirler.

Eskişehir’e 30 Milyon Dolarlık GES Yatırımı Haber

Eskişehir’e 30 Milyon Dolarlık GES Yatırımı

İşletme ve bakım sorumluluğunu da YEO Teknoloji’nin üstlendiği santral, sanayide düşük karbonlu üretime geçişi hızlandıracak Global enerji teknolojileri ve yenilenebilir enerji şirketi YEO Teknoloji, sanayide enerji dönüşümünü hızlandıran önemli bir projeye daha imza attığını açıkladı. YEO Teknoloji, Ekinciler Demir Çelik’in İskenderun’daki tesislerinin enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde 35,2 MWp kapasiteli öz tüketime yönelik GES kuracak. 28 milyon USD yatırım büyüklüğüne ulaşacak olan proje, YEO Teknoloji’nin Energy Service Company (Enerji Hizmet Şirketi-ESCO) modeliyle hayata geçirilecek. İşletme ve bakım sorumluluğunu da YEO Teknoloji’nin üstlendiği santral, sanayide düşük karbonlu üretime geçişi hızlandıracak. ESCO portföyü 200 MW’ın üstüne çıkıyor Ekinciler Demir Çelik ile yapılan anlaşma kapsamında santralin mühendislik, tedarik, inşaat ve devreye alma süreçleri YEO Teknoloji tarafından gerçekleştirilecek. Enerji performans sözleşmesine dayalı olarak hayata geçirilen ESCO modeli ile enerji tüketiminde uzun vadeli, öngörülebilir ve maliyet açısından sürdürülebilir bir yapı oluşturuluyor. Daha önce de bu modelle Vodafone Türkiye ve MLP Care ile GES projeleri gerçekleştirmiş olan YEO Teknoloji, Ekinciler Demir Çelik anlaşması ile bu alanda hayata geçirilen üçüncü büyük ESCO yap–işlet–devret projesine de imza atmış oldu. YEO Teknoloji’nin yenilenebilir enerji yatırımları iştiraki CALL Energy’nin toplam ESCO portföyü bu projeyle birlikte 200 MW'ın üstüne taşınmış olup bu alandaki güçlü büyüme ivmesinin önümüzdeki dönemde de devam ettirilmesi hedefleniyor. YEO Teknoloji CEO’su Tolunay Yıldız söz konusu anlaşmayla ilgili şöyle konuştu: “Demir çelik sanayinin enerji dönüşümünde uzun vadeli, güvenilir ve ekonomik çözümler üretiyoruz. Ekinciler Demir Çelik ile hayata geçirdiğimiz bu yatırım hem yenilenebilir enerji kullanımını artıran hem de ülkemizin üretim gücünü daha sürdürülebilir hale getiren önemli bir adım oldu. YEO Teknoloji olarak ESCO yaklaşımımızla, enerjinin her koşulda erişilebilir ve verimli olmasını sağlamaya devam edeceğiz.” Ekinciler Demir Çelik Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Ekinci ise şunları söyledi: “YEO Teknoloji ile başlattığımız bu yatırım, üretim süreçlerimizi uzun vadeli bir temiz enerji altyapısına taşımamıza önemli katkı sağlayacak. Üretimimizde yenilenebilir enerji kullanımı hem maliyet yönetimi hem de çevresel sorumluluk açısından stratejik bir adım niteliği taşıyor. Ekinciler Demir Çelik olarak daha verimli, daha düşük karbonlu bir üretim modeli için kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz.” Sanayi için düşük karbonlu üretim modeli 35,2 MWp’lik GES’in devreye alınmasıyla Ekinciler’in yıllık enerji ihtiyacının önemli bir bölümü yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmış olacak. Santralin sağlayacağı yıllık yaklaşık 65 milyon kWh’lik temiz enerji üretimi, bölgedeki sürdürülebilir üretim modellerine örnek teşkil edecek.

Türk-Fransız Firmaları ‘Yeşil Enerji Forumu’da Bir Araya Geldi Haber

Türk-Fransız Firmaları ‘Yeşil Enerji Forumu’da Bir Araya Geldi

Türkiye ve Fransa arasındaki ekonomik ilişkileri yeşil dönüşüm odağında derinleştirmeyi amaçlayan Türk-Fransız Ticaret Derneği, kuruluşunun 140’ıncı yılı kapsamında Türk-Fransız Karbonsuzlaştırma ve Yeşil Enerji Forumu’nu İstanbul’da gerçekleştirdi.Saint-Gobain’in sponsorları arasında yer aldığı etkinlik, iki ülkenin sektör liderlerini, politika yapıcılarını ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. Forumda, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve uluslararası ortaklıklar gündeme alındı. Türk-Fransız Ticaret Derneği’nin ev sahipliğinde düzenlenen etkinlik, Türk-Fransız Ticaret Derneği Başkanı Franck Mereyde, Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Isabelle Dumont ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Zafer Demircan’ın katılımıyla gerçekleşti. Aydoğan: Daha düşük karbonlu bir yapılaşma modeline geçmek zorundayız. Forumun açılışında konuşan Saint-Gobain Türkiye CEO’su Aykut Aydoğan, Sürdürülebilir ve hafif inşaat alannda dünya lideri olarak Saint-Gobain’in karbonsuz üretim ve sürdürülebi lirlik alanında attığı adımları paylaştı. Aydoğan konuşmasında, “Karbonsuzlaşma artık yalnızca çevresel bir hedef değil; ekonomik rekabet gücünün ve toplumsal sorumluluğun da temel şartıdır. İklim krizinin giderek sertleşen etkileri karşısında, sanayi ve inşaat sektörleri başta olmak üzere tüm paydaşların düşük karbonlu üretim modellerine yönelmesi kaçınılmazdır. Daha verimli şehirler, daha dayanıklı yapılar ve döngüsel çözümler, sürdürülebilir bir gelecek için vazgeçilmezdir. Sürdürülebilirlik ise yalnızca kaynakların korunması değil, aynı zamanda gelecek nesillere güvenli ve sağlıklı yaşam alanları bırakma iradesidir. Bu yolculukta kurumların net sıfır taahhütleri, yenilikçi teknolojiler ve geri dönüştürülebilir malzemeler kritik rol oynamaktadır. İşte bu dönüşümde Saint-Gobain, hafif ve sürdürülebilir inşaat vizyonunun en güçlü savunucularından biri olarak öne ç? ?kmaktadır. Net sıfır karbon hedefiyle, enerji verimliliği sağlayan çözümler, geri dönüştürülmüş malzemeler ve düşük karbonlu üretim modelleriyle sektöre öncülük eden Saint-Gobain, daha iyi binalar ve daha sağlıklı yaşam alanlarıyla varoluş amacına hizmet etmektedir.” ifadelerini kullandı. Panellerde karbonsuz gelecek için iş birlikleri konuşuldu Forum kapsamında iki önemli panel düzenlendi. “Enerjinin Geleceği: Karbonsuzlaştırma, Verimlilik ve Sürdürülebilirlik” başlıklı ilk panelde sanayi ve teknoloji liderleri, enerji verimliliği ve dijitalleşmenin enerji yönetimindeki rolünü ele alındı. “Yeşil Finansman: Karbonsuzlaştırma ve Temiz Enerji Geçişini Hızlandırma” başlıklı ikinci panelde ise bankacılık ve kalkınma finansmanı temsilcileri, uluslararası ortaklıkların finansal boyutunu tartışıldı. Forum, Türkiye ve Fransa arasınd a yeşil enerji ve karbonsuzlaştırma alanında daha fazla ortak proje, teknoloji paylaşımı ve yatırım fırsatları yaratma hedefiyle sona erdi. 140 yıllık iş birliği gala ile taçlandı Forumun ardından Türk-Fransız Ticaret Derneği, Türkiye’deki 140’ıncı kuruluş yıldönümünü özel bir gala etkinliğiyle kutladı. Etkinlikte, Türkiye’deki Fransız ekonomik varlığının gelişimine katkı sağlayan kurumlara yönelik ödül töreni düzenlendi. Gecede, iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendiren ve sürdürülebilir büyümeye katkı sunan şirketler onurlandırıldı. Saint-Gobain, inovasyon ve sürdürülebilirlik alanındaki öncü çalışmalarıyla “En İnovatif Şirket” ödülüne layık görüldü. Ödül, Türk-Fransız Ticaret Derneği Başkanı Mr. Franck Mereyde ve Türkiye Cumuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay tarafından Saint-Gobain Tür kiye CEO’su Aykut Aydoğan’a takdim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

COP31 Ev Sahipliği, Türkiye’nin Enerji Dönüşümünde Stratejik Bir Aşama Haber

COP31 Ev Sahipliği, Türkiye’nin Enerji Dönüşümünde Stratejik Bir Aşama

TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden “Bu önemli organizasyonun rüzgar enerjisi sektörüne ve Türkiye’nin temiz enerji hedeflerine büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz.” dedi. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasında iklim politikası alanında son dönemde kaydettiği gelişmeler belirleyici oldu. Türkiye’nin yeni Ulusal Katkı Beyanı (NDC) geçtiğimiz günlerde yayımlanarak güncellenmiş; 2030 yılına yönelik karbon emisyon projeksiyonu güçlü şekilde aşağı yönlü revize edilmişti. Buna göre Türkiye, 2030 yılı için öngörülen emisyon artışından %41’e kadar azaltım taahhüt etmiş ve 2030 yılına ilişkin hedef değerini yaklaşık 500 milyon ton CO₂e seviyesine çekmiştir. Bu gelişme, Türkiye’nin iklim değişikliği alanında atmakta olduğu adımların uluslararası arenada karşılık bulduğunu göstermektedir. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi ve 2035 Yenilenebilir Enerji Yol Haritası, COP31 sürecinin temel politika eksenlerini oluşturacaktır. 2022 yılından bu yana yenilenebilir enerji projelerinin lisanssız üretim, YEKA mekanizması ve diğer yatırım modelleri ile desteklenmesi; rüzgar enerjisi sektörünün tedarik zincirinden sanayisine kadar güçlenmesi; ve Türkiye’nin 15 GW’a yaklaşan rüzgar kurulu gücü, Türkiye’yi Avrupa'nın önde gelen üretim merkezlerinden biri haline getirmiştir. COP31, bu birikimin küresel ölçekte tanıtılması ve yatırım fırsatlarının genişlemesi açısından stratejik bir eşiktir. İKLİM POLİTİKASINDA SON GELİŞMELER COP31 SÜRECİNİ GÜÇLENDİRİYOR Türkiye’nin COP31'e ev sahipliği yapmasında iklim değişikliği alanında yürütülen hazırlıkların ve politika dönüşümünün önemli bir etkisi bulunmaktadır. Bu kapsamda, Yeni Ulusal Katkı Beyanı’nın yayımlanması, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çalışmalarıyla yürürlüğe giren iklim kanunu ve buna bağlı olarak İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından uygulanacak ulusal ve yerel eylem planları, sera gazı azaltımı ve karbon fiyatlama faaliyetleri, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) çalışmalarının hızlanması, CBAM uyumu ve yeşil dönüşüm finansman mekanizmalarının çeşitlenmesi Türkiye’nin uluslararası iklim politikalarındaki konumunu güçlendirecektir. RÜZGAR ENERJİSİ DEĞER ZİNCİRİ VE 2035 YOL HARİTASI Türkiye’nin 2035 Yenilenebilir Enerji Planı doğrultusunda geliştirilen çerçeve, rüzgar enerjisinin enerji dönüşümündeki kritik rolünü ortaya koymaktadır. Türkiye’de türbin kuleleri, kanatları, jeneratörleri ve diğer ekipmanların üretildiği güçlü bir sanayi altyapısı bulunmaktadır. COP31, bu değer zincirinin uluslararası yatırımcılar ve karar vericiler tarafından daha yakından tanınmasını sağlayacak benzersiz bir fırsat sunmaktadır. Deniz üstü (offshore) rüzgar enerjisi özelinde ise konferans, daha çok gerekli teknoloji, finansman ve düzenleme modellerinin tartışılacağı stratejik bir vitrin niteliği taşıyacak. Bu alanda Türkiye’nin potansiyelinin uluslararası paydaşlarla değerlendirilmesi bekleniyor. ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNDE POLİTİKA VE PİYASA GELİŞİMİ Tüm dünyada hızlı bir dönüşümden geçen enerji piyasaları açısından yenilenebilir enerji yatırımlarının ölçeklenmesi ve düşük karbonlu sanayi dönüşümünün desteklenmesi kritik önem taşımaktadır. COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olması, enerji sektöründe; yeşil dönüşüm politikalarının güçlenmesi, finansman kaynaklarının çeşitlenmesi ve emisyon azaltım hedeflerinin daha somut bir çerçeveye oturması gibi alanlarda önemli etkiler yaratacaktır. Türkiye’de son dönemde gelişen rüzgar enerjisi değer zinciri, yerli üretim kapasitesi ve ihracat potansiyeli ile bu dönüşümün temel yapı taşlarından birini oluşturmaktadır. COP31, TÜRKİYE’NİN ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNÜN TEMEL UNSURU COP31’in Türkiye’de düzenlenmesiyle birlikte, yenilenebilir enerji ve rüzgar enerjisi yatırımlarının hızlanması beklenmektedir. TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden, COP31’in önemine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “COP31’in ülkemizde düzenlenecek olması, Türkiye’nin enerji dönüşümündeki kararlılığını uluslararası arenaya güçlü biçimde taşıyan tarihi bir adımdır. 2053 Net Sıfır Emisyon hedefimiz, yeni Ulusal Katkı Beyanı’mız ve 2035 Yenilenebilir Enerji Yol Haritası ile uyumlu şekilde gelişen rüzgar enerjisi sektörümüz COP31 sayesinde uluslararası yatırımcılar tarafından daha görünür hale gelecektir. TÜREB olarak bu sürece katkı sunmaya ve Türkiye’nin enerji dönüşümünü hızlandıracak iş birliklerini desteklemeye hazırız.” TÜRKİYE’NİN TEMİZ ENERJİ GELECEĞİNE YÖN VEREN BİR SÜREÇ COP31’in Türkiye’ye önemli kazanımlar sağlaması beklenmektedir. Konferansın hazırlık süreci, enerji arz güvenliğinden sanayinin karbonsuzlaşmasına; teknoloji transferinden uluslararası iş birliklerine kadar geniş bir yelpazede yeni fırsatlar oluşturacaktır. Türkiye’nin rüzgar enerjisi ekosistemi de bu süreçte güçlü bir şekilde konumlanacaktır.

Denizleasing ve Proparco 50 Milyon Euro Tutarında Yeşil Kredi Anlaşması İmzaladı Haber

Denizleasing ve Proparco 50 Milyon Euro Tutarında Yeşil Kredi Anlaşması İmzaladı

DenizLeasing, temin edilen kaynakla, temiz enerji yatırımlarını destekleyerek karbon salınımını azaltacak, yenilenebilir enerji üretimini genişletecek ve enerji verimliliğinin artırılmasına katkı sunacak yatırımlara uygun koşullarda finansman sağlayacak. DenizLeasing Genel Müdürü Burak Koçak konuyla ilgili değerlendirmesinde: “DenizLeasing olarak enerji verimliliği, karbon azaltımı ve çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan yatırımları desteklemek bizim için yalnızca finansal hedef değil, topluma karşı sorumluluğumuz. Paris Anlaşması’nın amaçlarıyla uyumlu şekilde Proparco ile gerçekleştirdiğimiz anlaşma da ülkemizin yeşil, düşük karbonlu ve sürdürülebilir ekonomiye geçiş sürecine, dolayısıyla iklim hedeflerine ulaşmasına katkı sunma vizyonumuzun somut bir göstergesi. Önümüzdeki dönemde de yeşil dönüşüm yolculuğunda işletmelerin yanında yer alarak, çevreyle uyumlu bir ekonomik büyümenin destekçisi olmaya devam edeceğiz” dedi. Proparco CEO Yardımcısı Djalal Khimdjee, konuyla ilgili değerlendirmesinde, “DenizLeasing iş birliğimizle, kapsayıcı ve güvenilir ekonomik büyümenin temel unsurlarından yeşil finansı destekleme konusundaki kararlılığımızı ortaya koyuyoruz. Aynı zamanda, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarına sağladığımız destekle, Türkiye’nin net sıfır emisyon hedeflerine de katkı sunuyoruz. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan ‘İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme’ ile ‘İklim Eylemi’ hedeflerine hizmet edecek 50 Milyon Euro tutarındaki bu proje kapsamında, uzun yıllara dayanan DenizBank ortaklığımızın DenizLeasing ile güçlenerek devam etmesinden ayrıca mutluluk duyuyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yüzde 60 Eğimli Arazide İlk Güneş Enerjisi Santrali Adana’da Haber

Yüzde 60 Eğimli Arazide İlk Güneş Enerjisi Santrali Adana’da

Türkiye’nin önde gelen mühendislik ve teknoloji şirketlerinden YEO Teknoloji, temiz enerjide mühendislik sınırlarını zorlayan önemli bir projeye daha imza attı. Adana’da bulunan 12 MW’lık İSKEN SUGES Faz-2 projesinde, Avrupa’da ilk kez yüzde 60 eğimli arazide çelik halatlar üzerine güneş enerjisi modülleri kullanıldı. İlk fazda yılda yaklaşık 35 GWh temiz enerji üretimi sağlanırken, yeni devreye alınan ikinci faz ile 17 GWh ek kapasite kazandırıldı. Böylece santral, toplamda yılda 52 GWh temiz enerji üreterek 15.600 tonun üzerinde karbon emisyonunun önlenmesine katkı sağlayacak. Zorlu arazide temiz enerji YEO Teknoloji, Türkiye’nin enerji dönüşüm yolculuğuna yenilikçi bir katkı daha sunuyor. YEO Teknoloji, İSKEN’in söz konusu santral yatırımında EPC çözüm ortağı (Mühendislik, Tedarik ve İnşaat) olarak konumlanarak anahtar teslimi yatırımı devreye alıyor. YEO Teknoloji, projenin mühendislik, tedarik, montaj ve devreye alma süreçlerini gerçekleştiriyor. Adana Yumurtalık’ta inşa edilen İSKEN SUGES Faz-2 (hibrit) Güneş Enerjisi Santrali, mühendislik yaklaşımıyla Avrupa’da bir ilk olma özelliği taşıyor. Proje kapsamında YEO Teknoloji mühendisleri, zemin dayanımı düşük ve eğimi yüksek bölgelerde klasik sistemlerin uygulanamadığı koşullarda özgün bir çözüm geliştirdi. YEO Teknoloji’nin EPC ve üretim gücüyle hayata geçirilen proje, zorlu arazi koşullarında enerjinin her koşulda üretilebileceğini kanıtlıyor. Toprakla uyumlu panel sistemi Projede önemli bir yenilikçi mühendislik sistemi daha kullanıldı. Agro-PV (Tarım-GES) sistemi aynı arazide enerji üretirken toprak ve bitkilerin büyümesine engel olmuyor. Yükseltilmiş paneller bitkilerin büyümesini engellemeyecek doğa dostu bir modelle inşa ediliyor. Böylece bulunduğu bölgede emisyonun azaltılmasına destek olurken mikro iklim dengesini de koruyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.