Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Temiz Enerji

Kapsül Haber Ajansı - Temiz Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Temiz Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Geleceğe Yeşil Işık Yak Projesi’nde Yeni Dönem Heyecanı Başladı Haber

Geleceğe Yeşil Işık Yak Projesi’nde Yeni Dönem Heyecanı Başladı

Yeni dönemde proje kapsamı öğretmen ve velileri de içine alacak şekilde genişlerken; öğretmenlerin çocuklarda ve gençlerde iklim kaygısını ve diğer iklim duygularını anlamalarını, bu duyguların umut ve yapıcı iklim eylemine dönüşmesini desteklemeye yönelik eğitimler de programda yer alıyor. Atölyeleri ve Meslek Lisesi Buluşmaları ile proje, Polat Enerji’nin santral bölgelerindeki öğrencilere ulaşarak geleceğin yeşil dünyasına yönelik farkındalık kazandırıyor. Projenin dördüncü yılında, gerçekleştirilen çalışmaları ve hedefleri değerlendirmek üzere Polat Enerji Stratejiden Sorumlu Direktörü (CSO) Aslı Kehale ve Yuvam Dünya Derneği Kurucu Başkanı Kıvılcım Pınar Eğilmez Kocabıyık açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki öncü şirketlerinden Polat Enerji ile topluma fayda sağlamayı amaçlayan Polat Vakfı iş birliğiyle 2023 yılında hayata geçirilen “Geleceğe Yeşil Işık Yak” projesi, ilkokul ve meslek lisesi öğrencilerinde sürdürülebilir bir geleceğe yönelik farkındalık yaratmaya devam ediyor. Öğrenciler, proje kapsamında hem yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarının önemini kavrıyor hem de çevreye duyarlı enerji üretimi konusunda bilinçleniyor. Grup çalışmalarıyla hazırladıkları rüzgâr türbini maketleri sayesinde rüzgârın gücünün enerjiye dönüşümünü gözlemleme ve deneyimleme fırsatı buluyorlar. Proje kapsamında uygulanan döngüsel model ise bu başarıyı pekiştiriyor: İlkokul öğrencilerinin atölyelerde kullandığı rüzgâr türbini maketleri, Manisa Polinas ve Kırşehir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından üretiliyor. Böylece meslek liseli gençler hem teknik becerilerini geliştiriyor hem de döner sermaye modeliyle kendi ekonomilerine ve okullarına katkı sağlıyor; projede "öğrenciden öğrenciye" uzanan bütünlüklü bir üretim ve öğrenme zinciri kesintisiz şekilde sürüyor. Gerçekleştirilen bağımsız Sosyal Etki Analizi sonuçları da projenin yarattığı somut değeri gözler önüne seriyor: Genel SROI (Sosyal Yatırım Getirisi) oranı 1,6 olarak gerçekleşirken; projeye yatırılan her 1 TL, toplumda 1,6 TL değerinde sosyal faydaya dönüşüyor. İlkokul bileşeninde bu oran 1,7'ye ulaşıyor. Atölyelere katılan ilkokul öğrencilerinin %99'u en az bir yeni çevre koruyucu davranışı benimserken, %81,3'ü öğrendiklerini ailesi ve arkadaşlarıyla paylaşarak bu bilinci evlerine taşıdı. Yeni eğitim-öğretim yılında proje kapsamında Yuvam Dünya Derneği tarafından düzenlenecek Enerji Atölyeleri ve Meslek Lisesi Buluşmalarına yaklaşık 2500 ilkokul ve 800 meslek lisesi öğrencisinin katılması planlanıyor. Ayrıca yeni dönemde proje kapsamı, öğretmen ve velileri de kapsayacak şekilde genişletildi. Öğretmenlere yönelik yüz yüze farkındalık eğitimleri ve özel olarak hazırlanan 'Doğa Etkinlikleri - Öğretmen El Kitabı' hayata geçirilirken, velilere yönelik ise çevrim içi farkındalık eğitimleri gerçekleştirilecek. Meslek lisesi öğrencilerimiz için ise teknik seminerlerin ötesine geçilerek Polat Enerji santrallerine saha ziyaretleri, teknik kariyer sohbetleri ve yeşil beceriler odağı artırılıyor. Böylece okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesi ve iklim değişikliği ile sürdürülebilir yaşam konusunda ortak bir farkındalık oluşturulması hedefleniyor. 2026-2027 eğitim-öğretim döneminde gerçekleştirilecek öğretmen ve veli eğitimleri ile ilkokul ve meslek lisesi atölyelerinin ilki 23 – 27 Kasım tarihleri arasında ilkokul ve meslek liseleri atölyeleri ila başlayacak, 30 Kasım’da ise yine Kırşehir’de “Veli Farkındalık” eğtimi ile devam edecek. Polat Enerji Stratejiden Sorumlu Direktörü (CSO) Aslı Kehale "Polat Enerji olarak sürdürülebilirliği yalnızca yenilenebilir enerji üretimiyle sınırlı bir faaliyet alanı olarak görmüyoruz. Bizim için sürdürülebilirlik; çevresel sorumluluklarımızın ötesine geçerek toplumsal gelişime katkı sağlamayı, gelecek nesillere yatırım yapmayı ve yarattığımız değeri toplumun tüm kesimlerine ulaştırmayı kapsıyor. Temiz enerji üreterek daha yaşanabilir bir dünyaya katkıda bulunurken, faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde toplumsal kalkınmayı desteklemeyi önceliklerimiz arasında tutuyoruz. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz 'Geleceğe Yeşil Işık Yak' projemizi, tek seferlik bir çalışma değil, ölçülebilir ve kalıcı fayda üreten uzun soluklu bir yatırım olarak ele alıyoruz. Sahadan elde ettiğimiz veriler de bu yaklaşımın somut karşılığını doğruluyor: Yaptırdığımız sosyal etki analizi sonucu elde edilen verilere göre, Projemize yapılan her 1 TL'lik yatırım toplumda 1,6 TL değerinde sosyal faydaya dönüşürken, atölyelerimize katılan çocuklarımızın yüzde 99'u çevre dostu yeni alışkanlıklar kazandığını bildiriyor. Yeni dönemde ise bu etki halkasını daha da genişletiyoruz. Öğrencilerimizin yanı sıra öğretmenlerimizi ve velilerimizi de kapsayan derinleştirilmiş modelimizle, ülkemizin temiz enerji dönüşümünün toplumsal ayağını güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” Dedi. Yuvam Dünya Derneği Kurucu Başkanı Kıvılcım Pınar Eğilmez Kocabıyık: “İklim krizi yalnızca çevresel değil, aynı zamanda bir eğitim krizidir. Bu krizle mücadelede çocukları ve gençleri yalnızca sorunlar hakkında bilgilendirmek yeterli değil; onları bilimsel bilgiyle, çözüm üretme becerileriyle ve harekete geçme kapasitesiyle güçlendirmemiz gerekiyor. Çünkü sürdürülebilir bir gelecek, temiz enerji teknolojileri kadar bu dönüşümü gerçekleştirecek insan kaynağının yetişmesine de bağlı. Bu nedenle iklim ve enerji okuryazarlığının erken yaşlardan itibaren kazandırılmasını ve özellikle mesleki eğitimde yeşil becerilerin geliştirilmesini çok önemsiyoruz. Yuvam Dünya olarak iki yıldır eğitim programlarını yürüttüğümüz Geleceğe Yeşil Işık Yak Projesi’nde hedefimiz, öğrencilerle başlayan öğrenme sürecini öğretmenleri ve aileleri de kapsayan bütüncül bir eğitim modeline dönüştürmek. Öğretmenlerimizin iklim krizini bilimsel temelleriyle kavramalarını, çocukların ve gençlerin yaşadığı iklim kaygısını ve diğer iklim duygularını anlayarak bu duyguları umut ve yapıcı iklim eylemine dönüştürmelerine rehberlik edebilmelerini destekleyeceğiz. Çünkü biliyoruz ki kalıcı dönüşüm, bilginin beceriye, farkındalığın davranışa ve kaygının eyleme dönüşmesiyle mümkün. Bu projeyle yalnızca iklim konusunda bilinçli değil, çözümün bir parçası olabilecek nesiller yetişmesine katkı sunmayı amaçlıyoruz.” Dedi. Geleceğe Yeşil Işık Yak projesi, 2023 yılından bu yana yenilenebilir enerji, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik gibi kavramların eğlenceli ve öğretici yöntemlerle ele alındığı Enerji Atölyeleri ve Meslek Lisesi Buluşmalarıyla 7.683 ilkokul, 1.934 lise öğrencisi ile 510 öğretmene ulaşıldı. Projeyle 3 yılda 8 farklı şehirde 117 okulda 242 atölye düzenlenirken, yaklaşık 162 saat eğitim verildi. Enerji Atölyelerinde ilgili kavramlar, eğlenceli oyunlar ve etkinlikler eşliğinde öğrencilere aktarılırken, atölye sonunda gerçekleştirilen maket çalışmasıyla rüzgâr türbinlerinin çalışma sistemi uygulamalı olarak gösterildi. İklim krizi ve sürdürülebilirlik kapsamında dünya genelindeki çalışmalar ve araştırmalar hakkında da bilgi verilen etkinliklerle öğrencilerin bu konularda farkındalık kazanması hedeflendi. Enerji Atölyeleri, 3 uzman eğitmen ve 1 yardımcı eğitmen rehberliğinde 58 gün boyunca gerçekleştirilirken, Meslek Lisesi Buluşmaları ise 15 gün boyunca, 1 uzman eğitmen ve 4 yardımcı eğitmenle gerçekleştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SİNTEK B.V.’Nin Hollanda’daki Genel Merkezi A+++ Enerji Sınıfına Ulaştı Haber

SİNTEK B.V.’Nin Hollanda’daki Genel Merkezi A+++ Enerji Sınıfına Ulaştı

Hollanda merkezli SİNTEK B.V.’nin Bussum kentindeki genel merkezi için 7 Ekim 2026 tarihinde kayda alınan enerji performans belgesi, şirketin enerji verimliliğine yönelik çalışmalarının sonuçlarını ortaya koyuyor. Isı pompası ve güneş panellerinin kullanıldığı genel merkezin enerji performansı hesaplamasında yenilenebilir enerji payı yüzde 71 olarak belirlendi. Şirketin projelerinde benimsediği verimlilik yaklaşımını kendi çalışma alanlarına da taşıyan uygulamalar, Avrupa’da enerji ihtiyacının azaltılması ve yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması yönündeki dönüşümle örtüşüyor. MEVCUT YAPILARIN DÖNÜŞÜMÜ AVRUPA’NIN GÜNDEMİNDE Enerji performans belgesi; yalıtım, ısıtma, sıcak su, havalandırma ve aydınlatma gibi unsurların standart kullanım ve iklim koşulları üzerinden değerlendirilmesine dayanıyor. A+++ sınıfı, genel merkezin bu hesaplama çerçevesinde yüksek enerji performansına ulaştığını gösteriyor. Böylece enerji verimliliğine yönelik uygulamaların sonuçları, ortak teknik ölçütlerle değerlendirilebiliyor. Belgeye göre genel merkezin yıllık hesaplanan birincil fosil enerji kullanımı metrekare başına 79,66 kWh seviyesinde bulunuyor. Bu değer, Hollanda’da konut dışı binaların enerji yenilemelerine yön veren gönüllü “Renovation Standard” kapsamında genel merkez için belirtilen yıllık metrekare başına 80 kWh sınırının altında kalıyor. Bu seviyenin 1935 yapımı bir çalışma alanında elde edilmesi, mevcut yapıların enerji performansının geliştirilmesi açısından da somut bir örnek oluşturuyor. AVRUPA’NIN ENERJİ VE İKLİM GÜNDEMİNDE VERİMLİLİK ÖNE ÇIKIYOR Avrupa Birliği’nin güncellenen Binaların Enerji Performansı Direktifi, 2050 yılına kadar sıfır emisyonlu bir bina stokuna ulaşılmasını hedefliyor. Mevcut yapıların enerji ihtiyacının azaltılması ve temiz enerji kaynaklarının kullanımının artırılması, bu hedefin temel unsurları arasında yer alıyor. Enerji performansının iyileştirilmesi, iklim hedeflerinin yanı sıra enerji giderlerinin ve ithal fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması açısından da önem taşıyor. Bu çerçevede SİNTEK B.V.’nin aldığı enerji belgesi, şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımının günlük faaliyetlerine yansımasını somut göstergelerle ortaya koyuyor. ENERJİ VERİMLİLİĞİNİ ÇALIŞMA KÜLTÜRÜMÜZÜN AYRILMAZ BİR PARÇASI OLARAK GÖRÜYORUZ SINTEK B.V. CEO’su İlker Bozkurt, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Enerji performansı, sürdürülebilirlik yaklaşımımızın ölçülebilir temel sonuçlarından biridir. Enerji verimliliğini, çalışma kültürümüzün ve sürdürülebilirlik yaklaşımımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Hollanda’daki genel merkezimizin A+++ enerji sınıfına ulaşması, bu alandaki çalışmalarımızın somut bir sonucudur. Sürdürülebilirlik yaklaşımımızı projelerimizin ötesine taşıyarak, faaliyet gösterdiğimiz her alanda daha verimli ve yenilikçi çözümler geliştirmeye devam ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji Türkiye’nin Dört Bir Yanını Güneş Enerjisiyle Buluşturuyor Haber

CW Enerji Türkiye’nin Dört Bir Yanını Güneş Enerjisiyle Buluşturuyor

Türkiye genelinde arazi ve çatı tipi GES projelerine imza atan CW Enerji, Konya’da bir firma için 6727,5 kWp gücündeki arazi güneş enerjisi santralinin kurulumunu tamamladı. Güneş enerji santralleri ile yılda yaklaşık 800 adet ağacın atmosferden uzaklaştırdığı miktara eşit olan 5.301.539 kg karbondioksit salınımı önlenecek. Konu hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, Türkiye’nin sahip olduğu yüksek güneş enerjisi potansiyelini ekonomik ve çevresel değere dönüştürmek amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini söyledi. Türkiye’nin dört bir yanında farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin arazi ve çatılarını güneş enerjisi santralleriyle buluşturduklarını belirten Yılmaz, “Her projeyi işletmenin enerji ihtiyacı, yatırım yapılacak alanın özellikleri ve bölgenin iklim koşulları doğrultusunda titizlikle planlıyoruz. Konya’da tamamladığımız 6.727,5 kWp gücündeki arazi GES projesiyle de bir işletmemizin daha temiz, sürdürülebilir ve yüksek verimli enerji üretimine geçişine katkı sağladık” dedi. Volkan Yılmaz: Ülkemizin yenilenebilir enerji kapasitesinin gelişimine destek oluyoruz Güneş enerjisi yatırımlarının işletmeler açısından yalnızca elektrik üretimi anlamına gelmediğine dikkat çeken Yılmaz, “Güneş enerjisi santralleri; enerji maliyetlerinin daha öngörülebilir hale gelmesine, işletmelerin karbon ayak izinin azaltılmasına ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasına önemli katkılar sağlıyor. Hayata geçirdiğimiz projelerle firmaların temiz enerjiye erişimini kolaylaştırırken, ülkemizin yenilenebilir enerji kapasitesinin gelişimine de destek oluyoruz. Arazilerden fabrika çatılarına kadar güneş enerjisine uygun her alanı çevresel ve ekonomik değer üreten bir yapıya dönüştürmeyi amaçlıyoruz” diye konuştu. Kalite ve yüksek verimlilik odaklı güneş panelleri CW Enerji güneş panellerinin kalite, dayanıklılık ve yüksek verimlilik odağıyla üretildiğini dile getiren Yılmaz, CW Enerji’nin hücreden panele uzanan üretim kabiliyetinin ürün performansına ve kalite kontrol süreçlerine önemli katkı sağladığını kaydetti. Yılmaz, “Güneş enerjisi santrallerinde uzun yıllar boyunca istikrarlı üretim sağlanabilmesi için panel kalitesi büyük önem taşıyor. CW Enerji olarak gelişmiş üretim altyapımız, mühendislik yetkinliğimiz ve titizlikle yürüttüğümüz kalite kontrol süreçlerimizle yüksek performanslı ve uzun ömürlü güneş panelleri üretiyoruz. Panellerimizi farklı iklim ve saha koşullarında verimli enerji üretimi sağlayacak şekilde geliştiriyoruz. Projelerimizde doğru ürün seçimini güçlü mühendislik, projelendirme ve uygulama kabiliyetiyle bir araya getiriyoruz” dedi. Kurulum öncesindeki keşif ve projelendirme çalışmalarından mühendislik, tedarik, montaj ve devreye alma süreçlerine kadar bütün aşamaları titizlikle yönettiklerini belirten Yılmaz, tamamlanan her projede güvenli, verimli ve sürdürülebilir enerji üretimini esas aldıklarını söyledi. Temiz enerji yatırımlarına devam Türkiye’nin güneş enerjisi potansiyelinin ekonomik kalkınma ve enerji bağımsızlığı açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Yenilenebilir enerji yatırımlarını artırmak, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek ve yerli üretim gücünü geliştirmek ülkemizin geleceği açısından büyük önem taşıyor. CW Enerji olarak teknoloji ve üretim gücümüzle Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sunmaya, daha fazla araziyi ve çatıyı güneş enerjisiyle buluşturmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bor Rezervimiz Füzyon Enerjisinde Türkiye’yi Öne Çıkarabilir Haber

Bor Rezervimiz Füzyon Enerjisinde Türkiye’yi Öne Çıkarabilir

Türkiye’nin dünya bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 70’ine sahip olması, proton-bor füzyonunu ülkemiz açısından stratejik bir alan haline getiriyor. Proton-bor füzyonu, yüksek enerji potansiyeli, nötron üretmemesi ve düşük radyoaktivite potansiyeli gibi özellikleriyle dikkat çekiyor. Füzyon sonucu ortaya çıkan alfa parçacıklarının başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmasına yönelik araştırmalar da sürüyor. Uzmanlara göre Türkiye; bor kaynakları, malzeme geliştirme ve sağlık uygulamaları alanlarında bu teknolojinin geleceğinde önemli bir rol üstlenebilir. Yeditepe Üniversitesi’nde 5-8 Ekim tarihleri arasında düzenlenen IWPROBONO Uluslararası Çalıştayı, proton-bor füzyonu alanında çalışan bilim insanlarını bir araya getirdi. Avrupa Birliği destekli COST CA21128 PROBONO Aksiyonu kapsamında gerçekleştirilen çalıştaya 23 ülkeden 85 araştırmacı katıldı. Çalıştayda proton-bor füzyonundaki bilimsel gelişmeler, teknolojik sorunlar ve gelecekteki kullanım alanları değerlendirildi. ‘Temiz ve Sürdürülebilir Enerji Potansiyeli Var’ Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi ve aynı zamanda Bor Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Büyük, proton-bor füzyonunun son yıllarda lazer ve manyetik teknolojilerdeki gelişmelerle birlikte deneysel olarak daha fazla araştırılmaya başlandığını söyledi. Füzyonun yoğun enerji üretme potansiyeline dikkat çeken Büyük, proton-bor reaksiyonunun nötron açığa çıkarmaması nedeniyle radyoaktivite açısından da önemli avantaj sunduğunu belirtti. Reaksiyon sonucunda ortaya çıkan alfa parçacıklarının yüklü olması sayesinde doğrudan elektrik üretiminin mümkün olabileceğini ifade eden Büyük, “Dünya temiz, yoğun ve sürdürülebilir enerji üretimine odaklanmış durumda. Proton-bor füzyonu bu açıdan önemli avantajlara sahip” dedi. ‘Türkiye Stratejik Yakıt Sağlayıcısı Olabilir’ Türkiye’nin bor rezervlerinin proton-bor füzyonunda önemli bir avantaj sağladığını vurgulayan Büyük, “Reaksiyonun ana kaynaklarından biri bor-11 izotopu. Dünyada yüzde 70 bor rezervine sahip olan ülkemiz için bu ciddi bir önem taşıyor. Sürdürülebilir enerji üretimi mümkün hale geldiğinde ve mevcut teknik zorluklar aşıldığında Türkiye, dünyadaki en önemli stratejik yakıt sağlayıcı ülkelerden biri olabilir” diye konuştu. Bu alandaki çalışmaların yüksek maliyetli altyapı ve tesis yatırımları gerektirdiğini belirten Büyük, Türkiye’nin özel sektör, üniversiteler ve kamu kurumları arasında ortak bir strateji oluşturmasının önemine dikkat çekti. ‘Sağlık Alanında Da Potansiyeli Var’ Proton-bor füzyonunun yalnızca enerji üretimiyle sınırlı olmadığını belirten Büyük, reaksiyon sonucu ortaya çıkan alfa parçacıklarının tıbbi uygulamalarda kullanılabileceğini söyledi. Büyük, “Proton-bor füzyonundan ortaya çıkan alfa parçacıklarının başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanımına yönelik ciddi bir potansiyel bulunuyor” dedi. Yeditepe Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İpek Karaaslan da Türkiye’nin bor kaynakları nedeniyle bu alandaki gelişmelerin dışında kalmaması gerektiğini söyledi. Karaaslan, proton-bor füzyonunun henüz deneysel aşamada olduğunu belirterek, Türkiye’nin özellikle proton ve bor içeren malzemelerin geliştirilmesi ile sağlık uygulamalarında önemli bir rol üstlenebileceğini ifade etti. ‘Enerji Krizlerinin Yaşandığı Dönemde Önemli’ Füzyon çalışmalarının teknik açıdan zorlu bir alan olduğunu belirten Karaaslan, dünyada enerji ihtiyacının arttığı ve karbon sıfır hedeflerinin öne çıktığı bir dönemde bu araştırmaların önem kazandığını söyledi. Türkiye’nin bor kaynaklarının bu alanda stratejik avantaj sağlayabileceğini belirten Karaaslan, “Ülkemizin bir bor ülkesi olduğunu düşünürsek bu çalışmaların içinde yer almamak büyük bir kayıp olur” dedi. ‘Çalışmalarımız Devam Etmektedir’ Çin merkezli ENN Grup çalışanı Dr. Bing Liu ise şirket olarak 2035 yılı itibarıyla ticari prototip ölçeğine geçmeyi hedeflediklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu aşamada yaklaşık birkaç metre ebatlarında olan reaktörün, bir normal mahalle içerisinde rahat ve güvenli bir şekilde temiz enerji üretimini sağlayabileceğini düşünüyoruz. Bu noktada gerekli çalışmalarımız devam etmektedir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

- Türkiye’nin Temiz Enerji Vizyonu İstanbul’da Masaya Yatırıldı Haber

- Türkiye’nin Temiz Enerji Vizyonu İstanbul’da Masaya Yatırıldı

YEO Teknoloji’nin ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirilen 16’ncı Dii Desert Energy Zirvesi, enerji sektörünün önde gelen yöneticilerini, yatırımcılarını ve uluslararası kuruluşların temsilcilerini bir araya getirdi. Zirvede enerji güvenliği, yenilenebilir enerji yatırımları, şebeke altyapısı, batarya depolama, yeşil hidrojen ve bölgeler arası enerji bağlantıları masaya yatırıldı. Dii Desert Energy Başkanı Paul van Son, Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes, YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Tolunay Yıldız ile Dii Desert Energy Araştırma Direktörü Chiara Aruffo’nun da aralarında bulunduğu konuşmacılar, Türkiye’nin Avrupa, Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika arasında bir temiz enerji merkezi olma potansiyeline dikkat çekti. Zirvede yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin coğrafi konumunun kalıcı ekonomik değere dönüşmesi için yenilenebilir enerji kapasitesinin güçlü şebekeler, enerji depolama sistemleri, teknoloji yatırımları ve sınır ötesi bağlantılarla desteklenmesi gerektiği vurgulandı. Türkiye daha büyük rol üstlenebilir Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes, Türkiye’nin Avrupa’nın enerji güvenliği açısından önemli bir ortak olduğunu belirtti. Orta Asya, Hazar Denizi ve Azerbaycan üzerinden geliştirilebilecek bağlantılar ile Doğu Akdeniz’deki hidrojen altyapısı girişimlerine dikkat çeken Matthes, elektrik, hidrojen ve enerji depolama çözümlerinin birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Türkiye ile Avrupa arasındaki iş birliğinin enerji üretimiyle sınırlı olmadığını belirten Matthes, Türkiye’deki üretim tesislerinin Avrupa’nın rüzgâr enerjisi sektörüne sağladığı katkıya işaret etti. Batarya sistemleri ve enerji dönüşümünün diğer kritik bileşenlerinde geliştirilecek üretim kapasitesinin bu ilişkiyi daha da güçlendirebileceğini söyledi. Dii Desert Energy Başkanı Paul van Son’un kıtalar ve enerji sistemleri arasındaki bağlantılara odaklanan değerlendirmeleri de temiz enerji dönüşümünde uluslararası iş birliğinin önemini ortaya koydu. Güvenli ve uygun maliyetli enerjiye erişim ile bölgeler arasında daha güçlü bağlantılar kurulması, zirvenin ortak gündem başlıkları arasında yer aldı. Enerji güvenliği ulusal güvenliğin parçası hâline geldi YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Tolunay Yıldız, enerji dönüşümünün sanayinin rekabet gücü ve hanelerin enerjiye erişimiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Enerji güvenliği artık bir ulusal güvenlik meselesi. Güvenli, temiz ve uygun maliyetli enerjiye ihtiyacımız var” dedi. Yerel temiz enerji üretiminin ithal yakıtlara bağımlılığı azaltabileceğini belirten Yıldız, komşu ülkelerle kurulacak güçlü bağlantıların arzın baskı altında kaldığı dönemlerde daha fazla seçenek sunacağını söyledi. Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynakları, güçlü sanayi altyapısı ve ticaret deneyimiyle bu dönüşümde önemli bir fırsata sahip olduğunu ifade etti. Yıldız, Türkiye’nin temiz enerji üretiminden ekipman imalatına ve mühendislik hizmetlerine kadar değer zincirinin tamamında rol üstlenebileceğini belirtti. Yeşil hidrojende merkez olma potansiyelinin hayata geçirilmesi için altyapının, standartların ve uzun vadeli alım anlaşmalarının geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Depolama yatırımları dönüşümün hızını belirleyecek Zirvede öne çıkan ortak başlıklardan biri, yenilenebilir enerji kapasitesindeki büyümenin güçlü bir şebeke altyapısıyla desteklenmesi oldu. Birçok pazarda enerji projelerinin şebeke bağlantı kapasitesi beklediğini belirten Yıldız, daha güçlü şebekelere, daha hızlı bağlantı süreçlerine ve akıllı dijital kontrol sistemlerine yatırım yapılması gerektiğini söyledi. Fabrikalara ve yerleşimlere yakın temiz enerji üretiminin batarya depolama sistemleriyle birleştirilmesinin önemine değinen Yıldız, bu yapıların ana şebekeye bağlanarak akıllı biçimde yönetilmesinin bütün sistemin güvenilirliğini artırabileceğini belirtti. Batarya depolamanın yenilenebilir elektriğin ihtiyaç duyulan zamanda kullanılmasını sağladığını ve şebekeye esneklik kazandırdığını ifade etti. Dii Desert Energy Araştırma Direktörü Chiara Aruffo da zirvede tanıtılan “Türkiye 2035 120+ GW Güneş ve Rüzgâr Geleceğine Yönelik Stratejik Yol Haritası” çalışmasının sonuçlarını paylaştı. Türkiye’nin 2035 yılı için belirlediği toplam 120 GW güneş ve rüzgâr kurulu güç hedefini değerlendiren Aruffo, depolamalı üretim, hibrit projeler ve öz tüketim yatırımlarıyla temel senaryonun üzerinde yaklaşık 50 GW ilave kapasite potansiyeli bulunduğunu aktardı. Bu potansiyelin gerçekleşme hızında şebeke yatırımlarının belirleyici olacağını vurguladı. Üretimden teknolojiye bütünleşik enerji yaklaşımı Tolunay Yıldız, YEO’nun temiz enerji üretimi, batarya sistemleri, dijital kontrol çözümleri, şebekeler ve trafo merkezlerini tek bir enerji ekosisteminin parçaları olarak ele aldığını belirtti. Avrupa ve Afrika’dan Orta Asya’ya uzanan 40 ülkedeki projelerde bu yetkinlikleri bir araya getirdiklerini ifade eden Yıldız, aynı uzmanlığın gelecekteki yeşil hidrojen projelerinin ihtiyaç duyacağı elektrik altyapısına da katkı sağlayabileceğini söyledi. Enerji dönüşümünün hedeflerle sınırlı kalmaması ve uygulanabilir projelere dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, İstanbul’daki zirveyi ortak hedeflerin somut adımlara dönüştürülmesi açısından önemli bir buluşma olarak değerlendirdi. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacak olmasının enerji dönüşümündeki rolünü güçlendirmek için önemli bir fırsat sunduğunu belirten Yıldız, İstanbul’da kurulan iş birliklerinin yeni projelerle sürdürülmesi çağrısında bulundu. REAP Battery fabrikasında buluştular Üç günlük zirve programı, katılımcıların YEO Teknoloji’nin Tuzla’daki REAP Battery fabrikasını ziyaret etmesiyle tamamlandı. Küresel enerji sektörünün temsilcileri, yıllık 5 GWh üretim kapasitesine sahip tesiste batarya enerji depolama sistemlerinin üretim süreçlerini, batarya yönetim sistemlerini, yazılım çözümlerini ve yerel mühendislik çalışmalarını yerinde inceledi. Fabrika ziyaretinde enerji depolamanın birkaç yıl öncesine kadar yenilenebilir enerji projelerini destekleyen ek bir çözüm olarak görüldüğü, bugün ise enerji sisteminin temel bileşenlerinden biri hâline geldiği vurgulandı. Batarya sistemlerinin arz ve talebi dengelemesi, şebeke kararlılığını desteklemesi ve yenilenebilir elektriğin ihtiyaç duyulan zamanda kullanılmasını sağlaması ele alındı. REAP Battery fabrikası, zirve boyunca tartışılan temiz enerji, depolama, şebeke ve dijital kontrol başlıklarının üretime ve teknolojiye dönüştüğü somut örneklerden biri olarak değerlendirildi. Katılımcılar, enerji dönüşümünün gerçek projeler, güvenilir teknoloji, nitelikli insan kaynağı ve uluslararası iş birlikleriyle ilerleyeceği mesajıyla İstanbul’dan ayrıldı. YEO Teknoloji’nin ev sahipliğinde başarıyla tamamlanan 16’ncı Dii Desert Energy Zirvesi, Türkiye’nin temiz enerji kaynaklarını sanayi, teknoloji ve mühendislik gücüyle birleştirmesi hâlinde Avrupa’nın enerji güvenliğinde daha büyük bir rol üstlenebileceğini ortaya koydu. Zirvede, bu rolün gelişmesi için üretim yatırımlarıyla birlikte şebeke kapasitesinin, enerji depolama altyapısının ve sınır ötesi bağlantıların güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Dii Desert Energy Liderlik Zirvesi hakkında 2010 yılından bu yana düzenlenen Dii Desert Energy Liderlik Zirveleri, MENA çöllerinden yerel pazarlara ve ihracata yönelik iklim nötr, düşük maliyetli ve güvenli enerji sağlanmasının önünü açıyor. Her yıl düzenlenen zirve; emisyonsuz enerji değer zinciri boyunca faaliyet gösteren sektör liderlerini, projeleri hayata geçiren geliştiricileri, enerji şirketlerini ve yatırımcıları bir araya getiriyor. Bu yönüyle Dii Zirvesi, sıfır emisyonlu enerji pazarlarının oluşturulmasını başlatma ortak hedefi etrafında şekillenen, sektördeki benzersiz üst düzey buluşmalardan biri olarak öne çıkıyor. Dii Desert Energy hakkında Dii Desert Energy, Dubai merkezli faaliyet gösteren bağımsız ve uluslararası bir düşünce kuruluşu ve sektör ağıdır. MENA bölgesindeki güçlü varlığıyla insanları, ülkeleri ve temiz enerji pazarlarını küresel ölçekte birbirine bağlayan Dii Desert Energy; çöllerden güvenli, uygun maliyetli, net sıfır veya negatif emisyonlu enerji sağlanmasının önünü açmayı amaçlıyor. Dii Desert Energy’nin 35 ülkeden 100’ün üzerinde şirket ve kuruluşu buluşturan platformu; üst düzey yöneticileri, kamu karar vericilerini, Ar-Ge kuruluşlarını ve akademik kurumları harekete geçiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bankacılık Sektöründen Enerjiye 1 Trilyon TL’yi Aşan Finansman Haber

Bankacılık Sektöründen Enerjiye 1 Trilyon TL’yi Aşan Finansman

TBB Başkanı Alpaslan Çakar, bankacılık sektörünün enerji sektörüne kullandırdığı kredilerin 1 trilyon TL’yi aştığını, proje finansmanında yenilenebilir enerjinin payının yüzde 53’e ulaştığını belirterek sektörün yeşil dönüşümün finansmanında daha fazla sorumluluk almaya hazır olduğunu söyledi. Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Dr. Fatih Birol ise COP31’in Türkiye için önemli bir fırsat olduğunu vurgulayarak, Antalya’da elektriğin küresel enerji sistemlerindeki payının 2035’e kadar yüzde 35’e çıkarılmasına yönelik güçlü bir uluslararası taahhüt hedeflendiğini ifade etti. Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Dr. Fatih Birol ise COP31’in Türkiye için önemli bir fırsat olduğunu vurgulayarak, Antalya’da elektriğin küresel enerji sistemlerindeki payının 2035’e kadar yüzde 35’e çıkarılmasına yönelik güçlü bir uluslararası taahhüt hedeflendiğini ifade etti. TBB Başkanı Alpaslan Çakar: “Bugün yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, enerji verimliliği, sanayimizin düşük karbonlu üretime geçişi ve yeni teknolojilere uyum, önümüzdeki dönemin önemli yatırım alanları olarak karşımıza çıkıyor. Enerjideki bu dönüşüm, çok büyük bir yatırım ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı, 2026 yılında küresel enerji yatırımlarının 3,4 trilyon dolara ulaşmasını, bunun yaklaşık 2,2 trilyon dolarının temiz enerji alanlarına yönelmesini bekliyor. Türk bankacılık sektörü olarak biz de bu alanda önemli bir sorumluluk üstleniyoruz. Yenilenebilir enerjiden enerji verimliliğine; sanayiden ulaşıma, inşaattan tarıma kadar farklı sektörleri destekleyen finansman araçlarımızla ülkemizin enerji dönüşümünün finansmanında aktif biçimde yer alıyoruz. Bugün itibarıyla bankacılık sektörümüzün enerji sektörüne kullandırdığı kredi miktarı 1 trilyon TL’nin üzerindedir. Proje finansmanı tarafında ise 695 milyar TL’lik enerji kredilerinin 347 milyar TL’lik bölümünü yenilenebilir enerji kredileri oluşturuyor. Bir başka ifadeyle, enerji sektörüne verilen her 100 TL’lik proje finansmanının 53 TL’si yenilenebilir enerjiye sağlanmış durumda. Bankacılık sektörü olarak daha fazla kaynağı yeşil ve sürdürülebilir yatırımlarla buluşturmayı, uluslararası finansman imkânlarını ülkemize kazandırmayı ve yeni finansman modelleri geliştirmeyi önceliklerimiz arasında görüyoruz. 1,5 derece hedefi için yıllık yaklaşık 7,8 trilyon dolarlık iklim yatırımına ihtiyaç duyulurken, küresel iklim finansmanı yaklaşık 2 trilyon dolar seviyesinde. Türk bankacılık sektörü olarak sermayeyi nitelikli ve sürdürülebilir yatırımlarla buluşturmada önemli bir rol üstleniyoruz. COP31’in yeni finansman modelleri ve iş birlikleri için önemli bir fırsat olduğuna inanıyoruz.” dedi. Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Dr. Fatih Birol: “COP31, Türkiye için muazzam bir fırsat. Antalya’da önemli kararların alınmasının yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadeleyi ve bu alanda atılabilecek somut adımları Türkiye kamuoyuna anlatmak için de önemli bir platform olacak. Elektrifikasyon konusunda Sayın Cumhurbaşkanımızın onayıyla Antalya’nın ana hedeflerinden biri, bugün dünyada yüzde 23 olan elektriğin enerji sistemlerindeki payını 2035 yılına kadar yüzde 35’e çıkarmak. Böyle bir karar alınması, piyasalara çok güçlü bir sinyal verecek: Gelecek elektrikte. Elektrifikasyon hedefinin arkasında çok uzun bir yatırım zinciri var. Türkiye’nin uluslararası temaslarında, Avustralya’yla birlikte ortaya koyduğu bu hedefin giderek daha geniş bir kabul gördüğünü görüyoruz. Antalya’da birçok ülkenin bu konuda taahhüt vermesini sağlayabilirsek, bu yalnızca Türkiye için değil, dünya için de önemli bir kazanım olacak ve Antalya yıllar boyunca hatırlanacak. Dünyada enerji yatırımlarının dağılımına baktığımızda çok önemli bir dönüşüm görüyoruz. Geçmişte yatırımların yüzde 40’ı yenilenebilir enerjiye, yüzde 60’ı fosil kaynaklara giderken, bu yıl tablo tam tersine döndü. Yenilenebilir enerji yatırımları çok hızlı büyüyor. Bunun iklim politikalarından bağımsız olarak teknolojiyle de güçlü bir ilişkisi var. Bu dönüşüm bana umut veriyor; çünkü Antalya’da güçlü bir taahhüt ortaya koyabilirsek, bu yatırımların daha da büyümesinin önünü açabiliriz.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji Yeşil Dönüşüme Güneş Enerjisiyle Katkı Sağlıyor Haber

CW Enerji Yeşil Dönüşüme Güneş Enerjisiyle Katkı Sağlıyor

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, hemen her sektörde firmaları güneş enerji santrali ile buluşturmaya devam ediyor. CW Enerji, Aksaray’da bir firma için 5513,22 kWp gücündeki arazi güneş enerji santrali kurulumu tamamladı. Güneş enerji santrali ile yılda yaklaşık 660 adet ağacın atmosferden uzaklaştırdığı miktara eşit olan 4.370.969 kg karbondioksit salınımı önlenecek. Konu hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, yenilenebilir enerji çözümleriyle Türkiye’nin dört bir yanında firmaların enerji ihtiyaçlarını karşılamaya devam ettiklerini söyledi. Yılmaz, “Güneş enerjisinin sunduğu ekonomik ve çevresel avantajları farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerle buluşturuyoruz. Hayata geçirdiğimiz her proje ile firmalarımızın enerji maliyetlerini daha etkin yönetmelerine katkı sağlarken, aynı zamanda sürdürülebilir üretim hedeflerini destekliyoruz. Bir firma için tamamladığımız toplam 5513,22 kWp gücündeki arazi tipi güneş enerji santrali de bu çalışmalarımızın önemli örneklerinden biri oldu” dedi. Firmaların enerji ihtiyacına güneşten katkı Güneş enerji santrallerinin işletmeler açısından uzun vadeli ve stratejik bir yatırım haline geldiğini belirten Yılmaz, enerji maliyetlerinin üretim yapan firmaların en önemli gider kalemleri arasında yer aldığını kaydetti. Yenilenebilir enerji yatırımlarının firmalara maliyet avantajının yanı sıra çevresel sürdürülebilirlik konusunda da önemli kazanımlar sunduğunu kaydeden Yılmaz, “Güneşten elde edilen temiz enerji sayesinde işletmeler, enerji ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılayabiliyor. Bu da hem enerji giderlerinin azaltılmasına hem de karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlıyor. Türkiye’nin yüksek güneş enerjisi potansiyelinin ekonomik değere dönüştürülmesi günümüzde oldukça önemli. Sanayiden tarıma, turizmden hizmet sektörüne kadar çok geniş bir alanda güneş enerjisine yönelik talebin arttığını görüyoruz. CW Enerji olarak projelendirmeden mühendisliğe, kurulumdan devreye almaya kadar bütün süreçlerde işletmelerimizin yanında yer alıyoruz. Firmaların kendi enerjilerini temiz ve sürdürülebilir kaynaklardan üretmelerine katkı sağlayarak enerji dönüşümünü desteklemeyi sürdüreceğiz” diye konuştu. Yılmaz, yenilenebilir enerji yatırımlarının yaygınlaşmasının Türkiye’nin enerji bağımsızlığı ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından da önemli olduğuna da dikkat çekerek, CW Enerji olarak teknolojik altyapıları ve üretim güçleriyle güneş enerjisini Türkiye’nin dört bir yanındaki daha fazla işletmeyle buluşturmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjinin Liderleri İstanbul’da Buluşuyor Haber

Enerjinin Liderleri İstanbul’da Buluşuyor

Dii Desert Energy Liderlik Zirvesi’nin bu yıl Türkiye’de düzenlenmesi bölge açısından büyük önem taşıyor. Avrupa ile Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye’yi kapsayan MENAT bölgesi arasındaki enerji bağlantılarını güçlendirmeyi amaçlayan zirve, Türkiye’nin kıtaları, enerji kaynaklarını ve büyüyen pazarları birbirine bağlayan stratejik konumuna dikkat çekecek. YEO Teknoloji, 16. Dii Desert Energy Liderlik Zirvesi’nin ülke ev sahibi olarak küresel enerji sektörünü İstanbul’da ağırlayacak; Türkiye’nin Avrupa ile MENAT bölgesi arasındaki “yeşil köprü” rolünü, yerli üretim gücünü ve temiz enerji alanındaki küresel vizyonunu uluslararası platforma taşıyacak. Kritik önemdeki yeni rapor kamuoyuyla paylaşılacak Dii Desert Energy, COP31 öncesinde zamanlı ve önemli bir katkı olarak hazırlanan “Türkiye 2035: 120+ GW Güneş ve Rüzgâr Geleceğine Yönelik Stratejik Yol Haritası” başlıklı çalışmayı kamuoyuyla paylaşacak. Türkiye’nin mevcut enerji karmasını ve düşük emisyonlu proje projeksiyonlarını değerlendiren çalışma, ülkenin bölgesel bir temiz enerji üretim, depolama ve iletim merkezine dönüşümünü ortaya koyuyor. Bu dönüşüm; Türkiye’nin geniş yenilenebilir enerji potansiyelinden yararlanarak net fosil enerji ithalatçısı konumundan, Avrupa pazarının enerji ihtiyacına katkı sağlayan stratejik bir temiz enerji ihracatçısına evrilmesini öngörüyor. Çalışma, uluslararası uzmanlar ve Türkiye’deki kilit paydaşlar tarafından hakem değerlendirmesinden geçirildi. Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes, “Hidroelektrik ve jeotermal enerjide dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alan Türkiye, jeostratejik konumunun sağladığı avantajla güneş enerjisi ve rüzgârda da küresel ölçekte güçlü bir üretici olma potansiyeline sahip. Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in bu gelişime ivme kazandırmasını bekliyoruz” dedi. UNIDO İklim ve Teknoloji Ortaklıkları Bölümü Başkanı Petra Schwager ise şunları söylüyor: “UNIDO’nun Sanayide Hidrojen Küresel Programı, temiz enerji dönüşümüne zamanlı bir katkı sunan Dii Desert Energy’nin bu yol haritasını memnuniyetle karşılıyor. Rapor, büyük ölçekli yenilenebilir enerji yatırımları ile yeşil hidrojenin gelişimi arasındaki sinerjiyi ortaya koyarak Türkiye’nin sanayide karbonsuzlaşmaya ve bölgesel enerji iş birliğine öncülük etme potansiyelini vurguluyor. COP31’e doğru ivme artarken bu yayın; iklim eylemini, rekabetçiliği ve sürdürülebilir sanayi gelişimini hızlandıracak uygulanabilir yollar arayan politika yapıcılar, sektör liderleri ve yatırımcılar için değerli öngörüler sunuyor.” “Türkiye 2035: 120+ GW Güneş ve Rüzgâr Geleceğine Yönelik Stratejik Yol Haritası” çalışması, 30 Eylül’de düzenlenecek zirvede Dii Desert Energy Araştırma Direktörü Dr. Chiara Aruffo ve Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes tarafından resmen tanıtılacak. 120 GW’lık temiz enerji hedefi Türkiye’nin yalnızca bir enerji geçiş koridoru değil; yenilenebilir enerji, enerji depolama, ileri teknolojiler ve üretim yetkinlikleriyle bölgesel bir temiz enerji merkezi olma potansiyeli, zirvenin temel gündem maddelerinden birini oluşturacak. Türkiye’nin 2035 yılına kadar toplam güneş ve rüzgâr kapasitesini 120 GW’ın üzerine çıkarma hedefi; şebeke yatırımları, bataryalı enerji depolama sistemleri ve sınır ötesi enerji bağlantılarıyla birlikte uluslararası bir perspektiften ele alınacak. Zirve; Dii Desert Energy Başkanı Paul van Son, Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes ile YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Tolunay Yıldız’ın açılış konuşmalarıyla başlayacak. Programda EBRD, Dünya Bankası, KfW IPEX-Bank, Masdar, Fraunhofer ISE, TÜREB, Sabancı Grubu, Enerjisa Üretim, Zorlu Enerji, Limak Enerji, Envision Energy, Siemens Energy, Bosch, thyssenkrupp Uhde, RWE, Kawasaki Heavy Industries, Med-TSO, CWP ve Smartenergy gibi uluslararası kurum ve şirketlerden üst düzey temsilcilerin katılacağı oturumlar yer alacak. Zirvede enerji güvenliği, uluslararası iş birliği, hidrojen ekonomisinin mevcut durumu, yapay zekâ ve veri merkezlerinin enerji sistemleri üzerindeki etkisi, jeopolitik gelişmeler ve enerji depolama teknolojilerinin yanı sıra birçok farklı konu ele alınacak. Küresel enerji liderleri REAP Battery Fabrikası’nda buluşacak Zirvenin ikinci gününde küresel enerji liderleri, YEO Teknoloji’nin Tuzla’daki REAP Battery Fabrikası’nda bir araya gelecek. Katılımcılar böylece Türkiye’nin enerji dönüşümündeki rolünü yalnızca konferans salonlarında tartışmakla kalmayacak, üretimin merkezinde yerinde deneyimleme fırsatı da bulacak. YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Tolunay Yıldız’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek programda, YEO Teknoloji İş Geliştirme ve Satıştan Sorumlu Başkan Yardımcısı Barış Esen, bataryalı enerji depolama sistemlerinde ulaşılan son kilometre taşlarını paylaşacak. YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi Mevhibe Canan Özsoy ise jeopolitik gelişmelerin enerji dönüşümü üzerindeki etkisinin ele alınacağı oturuma başkanlık edecek. Programın öne çıkan bölümlerinden biri, katılımcılara özel düzenlenecek REAP Battery Fabrikası gezisi olacak. Yaklaşık 5 GWh yıllık üretim kapasitesine sahip tesiste katılımcılar; ileri enerji depolama çözümlerinin tasarım ve üretimden sistem entegrasyonuna, küresel enerji projelerinde devreye alınmasına kadar uzanan uçtan uca yolculuğunu yerinde inceleyecek. REAP Battery; YEO Teknoloji’nin mühendislik, üretim, sistem entegrasyonu ve anahtar teslim EPC yetkinliklerini bir araya getiren entegre enerji ekosisteminin önemli bir bileşeni konumunda bulunuyor. Fabrika gezisi, Türkiye’nin enerji depolama teknolojileri açısından yalnızca büyüyen bir pazar olmadığını, aynı zamanda teknoloji geliştiren ve üreten bir merkez olma hedefini de uluslararası enerji liderlerine gösterecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası Liderleri New York’ta Küresel Sürdürülebilirlik Gündemine Katkı Sundu Haber

İş Dünyası Liderleri New York’ta Küresel Sürdürülebilirlik Gündemine Katkı Sundu

Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu Haftası, dünya liderlerinin yanı sıra iş dünyası, kamu, Birleşmiş Milletler ve sivil toplum temsilcilerini New York’ta bir araya getirdi. Hafta boyunca sürdürülebilir büyüme, iklim eylemi, insan hakları, finansman ve teknolojik dönüşüm gibi küresel gündemin öncelikli başlıkları farklı platformlarda ele alındı. Bu gündemin iş dünyası boyutunun öne çıktığı buluşmalardan biri de UN Global Compact Liderler Zirvesi 2026 oldu. İki gün süren Zirve, 750’yi aşkın iş dünyası lideri, yatırımcı, politika yapıcı, Birleşmiş Milletler temsilcisi ve sürdürülebilirlik uzmanını bir araya getirdi. Liderler Zirvesi’nde sürdürülebilir büyüme ve dayanıklılık gündemdeydi “Sürdürülebilir Büyümeyi ve Dayanıklılığı Sağlamak” odağında gerçekleştirilen Liderler Zirvesi’nde, jeopolitik belirsizlikler, ekonomik dalgalanmalar ve hızlanan teknolojik dönüşüm karşısında şirketlerin dayanıklılığını nasıl güçlendirebileceği ve sürdürülebilirlik taahhütlerini nasıl ölçülebilir sonuçlara dönüştürebileceği tartışıldı. 20’yi aşkın oturum ve 175 konuşmacının yer aldığı Zirve; liderlik ve iş etiği, iklim ve doğa, insan hakları ve insana yakışır iş, sürdürülebilir finans ve sermaye, kolektif eylem ve sistem değişikliği ile politika, satın alma ve tedarik zincirleri olmak üzere altı ana başlık etrafında şekillendi. Zirve’nin ilk gününde şirketlerin sürdürülebilirliği risk yönetimi, iş stratejisi, yatırım kararları ve operasyonlarına nasıl entegre edebileceğine odaklanılırken; insan hakları durum tespiti, temiz enerji dönüşümü ve yapay zekânın sorumlu kullanımı da gündeme taşındı. İkinci gün ise şirketlerin kendi operasyonlarının ötesine geçilerek sürdürülebilir dönüşümü hızlandıran veya sınırlayan politika, finansman, piyasa yapıları ve tedarik zincirleri ele alındı. İklim ve doğa dönüşüm planlarından toplumsal cinsiyet eşitliği ve insana yakışır ücrete, sürdürülebilir finanstan satın alma ve tedarik zincirlerine kadar farklı alanlarda şirketlerin tek başına çözemeyeceği sorunlar karşısında kolektif eylem ve iş birliğinin önemi öne çıktı. Türkiye’den iş dünyası liderleri küresel gündeme katkı sundu Türkiye’den iş dünyası temsilcileri, UN Global Compact Liderler Zirvesi ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Haftası boyunca farklı üst düzey toplantı ve oturumlarda yer aldı. Zurich Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Liderler Zirvesi’nde risk yönetimi ve uzun vadeli değer yaratmaya odaklanan oturumda; Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sinem Edige ise temiz enerji dönüşümünün hızlandırılmasının ele alındığı oturumda konuşmacı olarak yer aldı. Smart Güneş Teknolojileri CEO’su Halil Demirdağ, belirsizlik dönemlerinde iş dünyası liderliğinin ele alındığı oturuma; DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam ise tedarik zincirlerindeki zorlukların büyüme ve fırsata dönüştürülmesine odaklanan oturuma konuşmacı olarak katıldı. BM Genel Merkezi’nde davete özel olarak düzenlenen Private Sector Forum’a ise Türkiye’den Aydem Enerji CEO’su Serdar Marangoz, Borusan Holding CEO’su Özgür Günaydın ve Smart Güneş Teknolojileri CEO’su Halil Demirdağ katıldı. İş dünyası, kamu ve Birleşmiş Milletler’den üst düzey liderlerin yer aldığı forumda küresel gelişmeler karşısında özel sektörün rolü ele alındı. BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri’nin 15. yılı kapsamında ILO Ofisi’nde gerçekleştirilen CEO to Executive Roundtable on Human Rights toplantısına Borusan Holding CEO’su Özgür Günaydın ve Zurich Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız katıldı. Toplantıda insan haklarının şirketlerin dayanıklılığı ve uzun vadeli değer yaratımındaki rolü ile insan hakları taahhütlerinin iş stratejilerine ve operasyonlara yansıtılması değerlendirildi. UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele ve DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam da BM Genel Merkezi’nde kamu ve özel sektörden üst düzey temsilcilerle sürdürülebilir satın almanın daha dirençli, kapsayıcı ve rekabetçi tedarik zincirleri oluşturmadaki rolünün ele alındığı, açılış konuşmalarını T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın gerçekleştirdiği High-Level Forum on Sustainable Procurement’a katılım gösterdi. COP31 öncesinde iş dünyasının öncelikleri New York’ta ele alındı New York’taki haftanın UN Global Compact Türkiye açısından öne çıkan gündemlerinden biri de Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 oldu. UN Global Compact Türkiye, 21 Eylül’de UN Global Compact Merkez Ofisi’nde “Taahhütten Eyleme: COP31 için İş Dünyasının Öncelikleri ve İş Birlikleri” başlıklı davete özel yuvarlak masa toplantısını gerçekleştirdi. UN Global Compact ile 10’dan fazla ülke ağının iş birliğinde düzenlenen toplantı, farklı ülke ve sektörlerden iş dünyası liderleri ile kamu, Birleşmiş Milletler ve COP31 paydaşlarını bir araya getirdi. Toplantının açılışında UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele, UN Global Compact Genel Sekreter Yardımcısı Melissa Powell ve Avustralya İklim Değişikliği, Enerji, Çevre ve Su Bakanlığı Net Sıfır Yol Haritaları Birimi Başkanı Amanda Wormald katılımcılara hitap etti. Yuvarlak masa tartışmaları ise UN Global Compact Enerji ve Denizcilik Bölümü Başkanı Erik Giercksky moderasyonunda gerçekleştirildi. COP31’in taahhütlerin somut uygulamalara dönüştüğü bir “Uygulama COP’u” olmasına katkı sunmayı amaçlayan toplantıda; COP31 yolunda iş dünyasının öncelikleri, taahhütlerden uygulamaya geçiş ile COP31’e yönelik öncelik ve perspektifler olmak üzere üç ana başlık ele alındı. Toplantı, farklı pazarlardaki iş dünyası deneyimlerinin küresel iklim gündemiyle buluşturulması ve COP31’e giden süreçte uygulamayı hızlandıracak iş birliklerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir diyalog zemini oluşturdu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.