Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tesla

Kapsül Haber Ajansı - Tesla haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tesla haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tesla İtibar ve Görünürlükte, Togg Beğenide Zirvede Haber

Tesla İtibar ve Görünürlükte, Togg Beğenide Zirvede

Elektrikli otomobil pazarı Avrupa’da ve Türkiye’de büyümeye devam ediyor. E-Mobility Europe, New Automotive ve Fier Automotive verilerine göre Avrupa’nın önde gelen 17 pazarında tam elektrikli otomobil satışları Eylül ayında %70,3 arttı. Bir ayda 300 bin 202 elektrikli otomobil trafiğe kaydolurken elektrikli modellerin toplam satışlardaki payı %32,6’ya ulaştı. Türkiye’de ise Eylül ayında satılan otomobillerin yaklaşık %23’ünü elektrikli modeller oluşturdu. EPDK tarafından yayımlanan ve TÜİK verilerine dayanan Eylül 2026 Şarj Hizmeti Piyasası Aylık İstatistikleri raporuna göre elektrikli araç sayısı, bir yılda 169 bin 782 adet arttı. Eylül 2025’te 321 bin 710 olan sayı, %52,8 büyümeyle Eylül 2026’da 491 bin 492’ye ulaştı. Pazardaki bu büyümenin ardından StratejiCo. tarafından geliştirilen yapay zeka itibar yönetim modeli itibar.ai, Türkiye’deki elektrikli otomobil markalarının yapay zeka yanıtlarındaki itibarını, görünürlüğünü ve beğenisini karşılaştırdı. Tesla, Hyundai, KIA, BYD, Togg ve Renault markalarının yer aldığı araştırma ChatGPT, Gemini ve Claude modelleri üzerinde 22 Eylül ve 17 Ekim tarihlerinde gerçekleştirildi. Araştırmanın sonuçları https://app.itibar.ai/sektorel adresinde ücretsiz olarak kamuoyuna sunuldu. Tesla itibar ve görünürlükte, Togg ise beğenide ilk sırada yer aldı İtibar metriğinde Tesla %74,3 ile ilk sırada konumlandı. Tesla’yı %67,2 ile Hyundai ve %63,2 ile KIA izledi. BYD %32,9, Togg %19,4 ve Renault %18,5 olarak kaydedildi. Yapay zeka yanıtlarında ne ölçüde yer bulduklarını gösteren görünürlük (Share of Voice) metriğinde Tesla %94,1 ile lider oldu. Hyundai %85,1 ile ikinci, KIA %80,6 ile üçüncü sırada yer aldı. BYD %47,2, Renault %26,2 ve Togg %23,8 görünürlük oranına sahip oldu. Anlatım tonunu gösteren beğeni (Sentiment) metriğinde Togg %80 ile ilk sırada yer aldı. Togg’u %79 ile Tesla ve Hyundai, %78 ile KIA, %73 ile Renault ve %71 ile BYD takip etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrikli Otomobil Markalarının Yapay Zekadaki İtibarı Araştırıldı Haber

Elektrikli Otomobil Markalarının Yapay Zekadaki İtibarı Araştırıldı

Elektrikli otomobil pazarı Avrupa’da ve Türkiye’de büyümeye devam ediyor. E-Mobility Europe, New Automotive ve Fier Automotive verilerine göre Avrupa’nın önde gelen 17 pazarında tam elektrikli otomobil satışları Eylül ayında %70,3 arttı. Bir ayda 300 bin 202 elektrikli otomobil trafiğe kaydolurken elektrikli modellerin toplam satışlardaki payı %32,6’ya ulaştı. Türkiye’de ise Eylül ayında satılan otomobillerin yaklaşık %23’ünü elektrikli modeller oluşturdu. EPDK tarafından yayımlanan ve TÜİK verilerine dayanan Eylül 2026 Şarj Hizmeti Piyasası Aylık İstatistikleri raporuna göre elektrikli araç sayısı, bir yılda 169 bin 782 adet arttı. Eylül 2025’te 321 bin 710 olan sayı, %52,8 büyümeyle Eylül 2026’da 491 bin 492’ye ulaştı. Pazardaki bu büyümenin ardından StratejiCo. tarafından geliştirilen yapay zeka itibar yönetim modeli itibar.ai, Türkiye’deki elektrikli otomobil markalarının yapay zeka yanıtlarındaki itibarını, görünürlüğünü ve beğenisini karşılaştırdı. Tesla, Hyundai, KIA, BYD, Togg ve Renault markalarının yer aldığı araştırma ChatGPT, Gemini ve Claude modelleri üzerinde 22 Eylül ve 17 Ekim tarihlerinde gerçekleştirildi. Araştırmanın sonuçları https://app.itibar.ai/sektorel adresinde ücretsiz olarak kamuoyuna sunuldu. Tesla itibar ve görünürlükte, Togg ise beğenide ilk sırada yer aldı İtibar metriğinde Tesla %74,3 ile ilk sırada konumlandı. Tesla’yı %67,2 ile Hyundai ve %63,2 ile KIA izledi. BYD %32,9, Togg %19,4 ve Renault %18,5 olarak kaydedildi. Yapay zeka yanıtlarında ne ölçüde yer bulduklarını gösteren görünürlük (Share of Voice) metriğinde Tesla %94,1 ile lider oldu. Hyundai %85,1 ile ikinci, KIA %80,6 ile üçüncü sırada yer aldı. BYD %47,2, Renault %26,2 ve Togg %23,8 görünürlük oranına sahip oldu. Anlatım tonunu gösteren beğeni (Sentiment) metriğinde Togg %80 ile ilk sırada yer aldı. Togg’u %79 ile Tesla ve Hyundai, %78 ile KIA, %73 ile Renault ve %71 ile BYD takip etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Selden Etkilenen Araç Sahiplerine Önemli Uyarılar Haber

Selden Etkilenen Araç Sahiplerine Önemli Uyarılar

İstanbul genelinde etkili olan şiddetli yağışlar, birçok noktada su baskınlarına neden olurken çok sayıda araç da sel ya da yağmur sularından etkilendi. Yaşanan kısa süreli afetin ardından araç sahipleri için öncelikli konu, hasarın doğru tespit edilmesi ve araçların güvenli şekilde yeniden trafiğe kazandırılması olacak. Türkiye genelindeki yaygın oto servis ağıyla güvenilir ve kurumsal bakım ve onarım hizmetleri sunan Auto King Oto Servis, sel hasarlarının yalnızca araçların görünen bölümleriyle sınırlı kalmayabileceğine dikkat çekiyor. Motor, elektronik kontrol sistemleri, elektrik tesisatı ve araç içi donanımlarda meydana gelebilecek hasarların, ilk aşamada fark edilmese bile ilerleyen dönemde ciddi teknik sorunlara ve güvenlik risklerine neden olabileceği belirtiliyor. “Aracın çalışıyor olması, güvenli olduğu anlamına gelmiyor” Auto King Oto Servis, su baskınına maruz kalan araçların gerekli teknik kontroller yapılmadan çalıştırılmaması gerektiğinin altını çiziyor. Özellikle motorun su alması durumunda aracı yeniden çalıştırmaya yönelik girişimler, mevcut hasarın boyutunu artırabiliyor. Su seviyesinin düşmesinin ardından aracın dışarıdan sağlam görünmesi de güvenli kullanım için yeterli kabul edilmiyor. Elektronik bileşenlerde oluşabilecek oksitlenme, elektrik bağlantılarındaki bozulmalar ve iç mekânda biriken nem gibi sorunlar, zaman içerisinde daha kapsamlı arızalara yol açabiliyor. Bu nedenle selden ya da kuvvetli yağıştan etkilenen araçların, gerekli güvenlik önlemleri alınarak profesyonel ve kapsamlı teknik değerlendirmeden geçirilmesi önem taşıyor. Elektrikli araçlarda sel hasarına karşı özel önlem gerekiyor Elektrikli ve hibrit araçlarda sel ve su baskınlarının oluşturabileceği riskler, yüksek voltajlı batarya sistemleri ve gelişmiş elektronik donanımlar nedeniyle farklı bir önem taşıyor. Suya maruz kalan araçlarda batarya, elektrik bağlantıları ve elektronik kontrol ünitelerinde meydana gelebilecek hasarlar, ilk etapta fark edilmese de ciddi güvenlik risklerine yol açabiliyor. Bu nedenle elektrikli araç sahiplerinin araçlarını çalıştırmaya veya şarj etmeye teşebbüs etmemesi, yüksek voltajlı bileşenlere kesinlikle müdahalede bulunmaması ve teknik değerlendirme için uzman desteğine başvurması gerekiyor. Tesla Onaylı Hasar Onarım Merkezi (Tesla Approved Body Shop – TABS) unvanına da sahip olan Auto King Oto Servis, elektrikli araçların onarım süreçlerinde üretici standartlarına uygun teknik uzmanlığın önemine dikkat çekiyor. Tesla onaylı olarak kaporta ve gövde onarım hizmetleri sunan Auto King Oto Servis, özellikle sel gibi olağanüstü durumlarda doğru hasar tespitinin, aracın teknik özelliklerine uygun müdahalenin ve gerekli güvenlik kontrollerinin büyük önem taşıdığını vurguluyor. Auto King: “Hasarın giderilmesinin ötesinde, güvenliğin yeniden sağlanmasını önemsiyoruz” Yaşanan sel afetinin ardından araç sahiplerinin karşılaşabileceği teknik ve operasyonel zorluklara dikkat çeken Auto King Oto Servis Genel Müdürü Serkan Suer, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “İstanbul’da yaşanan sel ve su baskınlarından etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Böyle dönemlerde önceliğimiz her zaman insan hayatı ve güvenliğidir. Araç sahiplerinin yaşadığı mağduriyetin farkındayız. Sel hasarlarında doğru müdahale, yalnızca onarım maliyetlerini kontrol altında tutmak açısından değil, aracın gelecekteki sürüş güvenliğini korumak açısından da büyük önem taşıyor. Auto King Oto Servis olarak 25 yıllık bilgi birikimimiz, teknik uzmanlığımız ve hizmet altyapımızla araç sahiplerine doğru yönlendirmeyi sağlamayı ve bu zorlu süreci güven içerisinde yönetmelerine destek olmayı önemsiyoruz.” Selden etkilenen araç sahipleri, kendi sigorta şirketlerinin yanı sıra; Auto King Oto Servis'in 0850 241 71 90 numaralı çağrı merkezi, www.autoking.com.tr ve servis noktaları aracılığıyla ihtiyaç duydukları teknik destek ve hasar süreçlerine ilişkin bilgi alabiliyor. Auto King Oto Servis, yaşanan afetin etkilerinin en kısa sürede giderilmesini temenni ederken, tüm araç sahiplerine güvenliğin her koşulda öncelikli olması gerektiğini hatırlatıyor.

Vatansever: Otomobil İle Uzay Teknolojisi Arasındaki Sınır Kalkıyor Haber

Vatansever: Otomobil İle Uzay Teknolojisi Arasındaki Sınır Kalkıyor

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Tesla’nın 15 Ekim 2026’da Teksas’ta gerçekleştirdiği etkinlikte tanıttığı yeni nesil Roadster’ı ve otomotiv teknolojilerindeki dönüşümü değerlendirdi. Tesla ile SpaceX mühendisliğini aynı projede buluşturan yeni Roadster’ın yalnızca elektrikli bir süper otomobil olarak değerlendirilmesinin eksik kalacağını belirten Vatansever, aracın farklı sektörlerde geliştirilen teknolojilerin birbirine aktarılmasının dikkat çekici bir örneği olduğunu söyledi. “Roadster’ın asıl önemi hızından daha büyük” Tesla, yeni nesil Roadster için Performance, Thrust ve davetle sunulması planlanan Rocket olmak üzere farklı konfigürasyonlar tanıttı. Şirketin tanıtımında Roadster için 0’dan 60 mile, yaklaşık 97 kilometre/saat hıza bir saniyenin altında ulaşan hızlanma, 230 milin, yaklaşık 370 kilometrenin üzerinde azami hız ve 300 milin, yaklaşık 480 kilometrenin üzerinde menzil bilgileri paylaşıldı. Tesla üretime 2028 yılında başlamayı hedefliyor. Vatansever, bu rakamların henüz seri üretim ve homologasyon süreci tamamlanmış nihai teknik değerler olmadığını hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu: “Bir otomobilin bir saniyenin altında hızlanması doğal olarak büyük ilgi çekiyor. Ancak Roadster’ın gösterdiği asıl değişim daha büyük. Otomobil artık mekanik bir üründen çok yazılımın, elektronik sistemlerin, enerji teknolojilerinin, ileri malzemelerin ve farklı mühendislik disiplinlerinin birleştiği teknoloji platformuna dönüşüyor.” SpaceX teknolojisi otomobile taşındı Yeni Roadster’ın en dikkat çekici taraflarından biri Tesla ile SpaceX arasındaki mühendislik iş birliği oldu. Tanıtımda SpaceX kökenli soğuk gaz iticileri ile fan tabanlı bir emiş sisteminin birlikte kullanıldığı deneysel araç gösterildi. Araç kısa süreli olarak yerden yükseldi, havada yön değiştirdi ve tekrar yere indi. Tanıtım aracında ayrıca yüksek basınçlı hava tankları, elektronik direksiyon kontrolü ve aktif aerodinamik gibi deneysel teknolojiler de gösterildi. Vatansever, teknoloji transferinin aracın performans rakamlarından daha önemli bir mesaj taşıdığını belirterek şunları söyledi: “Uzay teknolojisinde geliştirilen bir mühendislik yaklaşımının otomobile taşınması son derece dikkat çekici. Bugün uzayda geliştirilen bir sistem yarın otomotivde, savunmada geliştirilen bir teknoloji sağlıkta veya yapay zekâ için geliştirilen bir altyapı üretim sanayisinde kullanılabiliyor. İnovasyonun en güçlü kaynaklarından biri sektörler arasındaki bu bilgi transferidir.” “Uçan otomobil” tanımı için henüz erken Roadster’ın tanıtım sırasında yerden yükselmesi ve havada manevra yapması küresel ölçekte büyük ilgi uyandırırken Vatansever, aracın klasik anlamda bir “uçan otomobil” olarak tanımlanmasının şu aşamada yanıltıcı olacağını söyledi. “Bir uçak gibi sürekli uçuş yapan bir otomobilden söz etmiyoruz. Tesla’nın gösterdiği sistem kısa süreli havalanma ve hava manevraları yapabilen deneysel bir teknoloji. Ancak bu bile otomobil mühendisliğinde alışılmış sınırların ne kadar zorlandığını gösteriyor” dedi. Deneysel gösteride kullanılan Rocket konfigürasyonunun normal karayolu kullanımı için standartlaştırılmış bir seri üretim aracı olmadığını belirten Vatansever, tanıtım prototiplerinin kabiliyetleri ile gelecekte müşteriye teslim edilecek araçların kesin özelliklerinin birbirinden ayrılması gerektiğini ifade etti. “Bazı ürünlerin değeri kaç adet sattığıyla ölçülmez” Yeni Roadster’ın Tesla açısından yüksek adetli bir satış modelinden çok teknoloji vitrini niteliği taşıdığına dikkat çeken Vatansever, otomotiv sektöründeki “halo car” yaklaşımının teknoloji dünyasındaki demonstratörlerle benzer işlev gördüğünü söyledi. Vatansever şu ifadeleri kullandı: “Bazı ürünlerin değerini kaç adet sattığıyla ölçmek doğru değildir. Böyle bir araçta geliştirilen batarya yönetimi, yazılım, aerodinamik, malzeme veya kontrol teknolojisi daha sonra milyonlarca adet üretilen başka ürünlere aktarılabilir. Başlangıçta sınırlı sayıda üretilen bir ürünün geliştirdiği teknoloji çok daha geniş bir ekonomik değer yaratabilir.” Tesla CEO’su Elon Musk’ın da Roadster’ın şirketin finansal sonuçlarına büyük bir katkı yapmasının beklenmediğini, aracın daha çok sembolik ve teknolojik bir öneme sahip olduğunu belirtmesi bu yaklaşımı destekliyor. 2017’de verilen sözlerle 2026 aracı aynı değil Yeni nesil Roadster ilk kez 2017’de tanıtıldı ve üretimin 2020 yılında başlaması planlanmıştı. Proje daha sonra birçok kez ertelendi. Tesla’nın hâlen yayında bulunan Türkiye Roadster sayfasında önceki tanıtıma ait 2,1 saniyelik 0–100 km/s hızlanma, 400 km/s üzerinde azami hız ve 1.000 kilometre menzil bilgileri yer alıyor. 15 Ekim 2026’daki yeni tanıtımda ise 300 milin üzerinde, yani yaklaşık 480 kilometreyi aşan menzil bilgisi paylaşıldı ve aracın teknoloji mimarisi önemli ölçüde değişti. Vatansever, “Tesla Türkiye’nin mevcut internet sayfasındaki eski teknik bilgiler ile 2026’da gösterilen yeni aracın verilerini birbirine karıştırmamak gerekiyor. Seri üretim aracının kesin menzil, performans ve donanım değerleri ancak Tesla’nın güncellenmiş teknik açıklamaları ve homologasyon süreci tamamlandığında netleşecek” dedi. Türkiye açısından asıl mesaj: Otomobil artık bir teknoloji ekosistemi Roadster’ın Türkiye açısından asıl öneminin süper otomobil pazarından çok otomotiv endüstrisinin geçirdiği dönüşüm olduğunu belirten Vatansever, Türkiye’nin güçlü otomotiv üretim altyapısını yeni teknoloji katmanlarıyla desteklemesinin önemine dikkat çekti. Vatansever şu değerlendirmeyi paylaştı: “Bugünün otomobili yalnız motor, şasi ve kaportadan oluşmuyor. Batarya teknolojisi, güç elektroniği, araç yazılımı, sensörler, yarı iletkenler, yapay zekâ, haberleşme, siber güvenlik ve ileri malzemeler aracın oluşturduğu değerin giderek daha büyük bölümünü belirliyor. Roadster örneği buna havacılık ve uzay mühendisliğini de ekliyor.” Türkiye’nin uzun yıllara dayanan otomotiv üretim tecrübesinin bu yeni teknoloji alanlarında geliştirilecek mühendislik ve fikrî mülkiyet kapasitesiyle desteklenmesinin önemine işaret eden Vatansever, otomotivde katma değerin giderek daha büyük bölümünün yazılım ve elektronik sistemlerden geldiğini söyledi. “Otomotivde rekabet artık teknoloji ekosistemi yarışı” Elektrikli araç dönüşümünün yalnız içten yanmalı motorun elektrik motoruyla değiştirilmesinden ibaret olmadığını vurgulayan Vatansever, sektörün rekabet kriterlerinin değiştiğini söyledi. “Rekabet artık yalnız beygir gücü, motor hacmi veya kaç adet araç üretildiği üzerinden yürümüyor. Hangi ülkenin daha güçlü batarya teknolojisine sahip olduğu, otomobil yazılımında ne kadar yetkin olduğu, yarı iletken ve sensör altyapısında ne kadar söz sahibi olduğu ve yapay zekâyı araç platformuna nasıl entegre ettiği giderek daha belirleyici hâle geliyor” dedi. Türkiye’nin mevcut otomotiv sanayisinin ve tedarik zincirinin bu dönüşümde önemli bir başlangıç avantajına sahip olduğunu ifade eden Vatansever, yeni dönemde araç başına oluşturulan teknoloji ve fikrî mülkiyet değerinin artırılmasının kritik olduğunu belirtti. Savunma ve uzay teknolojisinin sivil ekonomiye aktarılması fırsat Roadster’daki SpaceX bağlantısının Türkiye açısından başka bir önemli mesaj taşıdığını ifade eden Vatansever, savunma, havacılık ve uzay alanlarında geliştirilen teknolojilerin sivil ekonomiye aktarılmasının yüksek katma değer yaratabileceğini söyledi. “Türkiye savunma, havacılık ve uzay alanlarında son yıllarda önemli mühendislik yetkinlikleri geliştirdi. İleri malzemeler, sensörler, haberleşme sistemleri, yapay zekâ ve kontrol teknolojileri gibi alanlarda oluşan bilginin otomotivden enerjiye, sağlıktan üretime kadar sivil sektörlere taşınması ciddi bir ekonomik fırsat oluşturabilir” dedi. Vatansever, teknolojik gelişmenin yalnız yeni bir ürün ortaya çıkarmak değil, bir sektörde oluşan bilgi ve yeteneği başka sektörlerde yeniden kullanabilmek anlamına da geldiğini belirtti. Türkiye satış tarihi ve fiyatı açıklanmadı Tesla, yeni nesil Roadster’ın Türkiye satış tarihi veya Türkiye fiyatına ilişkin henüz güncel bir açıklama yapmadı. Tesla Türkiye’nin ürün güncellemeleri sayfasında Roadster hâlen ilgi alanları arasında yer alıyor; ancak yeni nesil aracın Türkiye sipariş tarihi veya güncel fiyatlandırması açıklanmış değil. Tesla Türkiye’nin mevcut Roadster sayfasındaki teknik veriler de 2017’de tanıtılan önceki versiyona ait olduğu için yeni aracın Türkiye’ye sunulacak nihai özellikleri olarak değerlendirilmemeli. Yeni Roadster’ın hangi versiyonlarının seri üretime geçeceği, hangilerinin farklı pazarlarda karayolu kullanım onayı alacağı ve Türkiye’de satışa sunulup sunulmayacağı Tesla’nın sonraki açıklamalarıyla netleşecek. “Asıl soru kaç saniyede hızlandığı değil, hangi teknolojileri doğuracağı” Vatansever değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Yeni Roadster’a yalnız ‘kaç saniyede 100 kilometreye çıkıyor?’ diye bakarsak asıl dönüşümü kaçırırız. Daha önemli soru, SpaceX’te geliştirilen bir kabiliyetin otomobile aktarılmasının bundan sonra hangi yeni teknolojilere kapı açacağıdır. Dün otomobil şirketleri ağırlıklı olarak mekanik mühendislik şirketleriydi. Bugün yazılım geliştiricilere, elektronik mühendislerine, yapay zekâ uzmanlarına, batarya kimyacılarına ve malzeme bilimcilerine aynı anda ihtiyaç duyuyorlar. Yarın uzay ve havacılık mühendisliği de bu zincirin daha doğal bir parçası hâline gelebilir. Türkiye açısından hedefimiz yalnız yeni nesil araçları tüketmek değil; otomotivdeki bu dönüşümün içinde mümkün olduğunca fazla yazılım, elektronik, batarya teknolojisi, yapay zekâ, ileri malzeme ve fikrî mülkiyet üretebilmek olmalı. Küresel otomotiv rekabetindeki yerimizi giderek daha fazla bu yetkinlikler belirleyecek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BCG’nin Geliştirdiği “Canlılık Endeksi” Şirketlerin Sürdürülebilir Büyüme Potansiyelini Belirliyor Haber

BCG’nin Geliştirdiği “Canlılık Endeksi” Şirketlerin Sürdürülebilir Büyüme Potansiyelini Belirliyor

Dünyanın en büyük şirketlerinden bazıları, zorlu ve değişken koşullara rağmen büyümeyi sürdürüyor. Peki onları rakiplerinden ayıran ne? Çoğu zaman onları farklılaştıran, peş peşe gerçekleştirdikleri büyük satın almalar ya da yüksek riskli yeni girişimler değil; inovasyondan yararlanarak ana işlerini sürekli yeniden şekillendirmeleri ve bir sonraki büyüme dalgasını yaratabilmeleri. BCG bu kapasiteyi “canlılık” (vitality) olarak tanımlıyor ve geliştirdiği endeks aracılığı ile ölçebiliyor. 2026 versiyonu yayınlanan araştırmada, 3.500'den fazla şirket son beş yıllık performansları üzerinden incelendi. BCG ayrıca piyasa değeri en az 25 milyar dolar olan şirketler arasından, kendi sektörlerinde canlılık açısından öne çıkan 25 büyük şirketi mercek altına aldı. Bulgular, inovasyonu yalnızca yeni ürün geliştirmekle sınırlamayıp mevcut faaliyetlerine entegre eden büyük ölçekli şirketlerin rakiplerinden anlamlı şekilde ayrıştığını ortaya koyuyor. Rapora göre, yüksek canlılık seviyesine sahip büyük ölçekli şirketler son beş yılda yıllık ortalama %11,5 gelir büyümesi kaydetti. Bu şirketlerin yıllık toplam hissedar getirisi (TSR), canlılık açısından en düşük çeyreklik dilimde yer alan şirketlerden 3,1 puan daha yüksek gerçekleşti. Beş yıllık dönemde canlılık seviyesini belirgin biçimde artıran şirketler, araştırmadaki diğer şirketlere kıyasla yıllık toplam hissedar getirisinde (TSR) 6,8 puanlık ek avantaj sağladı. En canlı şirketleri rakiplerinden ayıran üç özellik Araştırmanın dikkat çeken bir diğer bulgusu ise en yüksek performansı gösteren 25 şirketin başarısını üç temel yetkinliğin beslemesi: iddialı büyüme hedefleri, yüksek yetenek yoğunluğu ve büyüme odaklı kurum kültürü. BCG'ye göre bu üç unsur birbirini güçlendirerek inovasyonun kalıcı iş sonuçlarına dönüşmesini sağlıyor. Raporda piyasa değeri 25 milyar doların üzerinde olan ve "en canlı" şirketler arasında gösterilen Tesla, Apple, L'Oréal, Hermès ve LG Energy Solution gibi şirketler yakından inceleniyor. Gelecekteki büyüme potansiyeli 15 farklı gösterge üzerinden ölçülebiliyor BCG'nin geliştirdiği Canlılık Endeksi, şirketlerin gelecekte büyüme kapasitesini 15 farklı gösterge üzerinden değerlendiriyor. Geniş bir veri seti kullanılarak oluşturulan endeks, şirketlerin sürdürülebilir büyüme potansiyelini görünür hale getiriyor. CEO’lar canlılığı nasıl artırabilir? BCG’ye göre canlılık statik bir özellik değil; şirketlerin ölçebileceği, güçlendirebileceği ve zaman içinde yeniden geliştirebileceği bir kapasite. Araştırma, gelecekteki büyüme kapasitesini güçlendirmek isteyen şirketler için beş temel aksiyona işaret ediyor. İlk adım: İnovasyonu merkeze taşımak. Şirketler uzun süredir inovasyonu kuluçka merkezleri, girişim fonları, dijital laboratuvarlar veya kurumsal girişim sermayesi gibi organizasyonun ‘’çevresinde’’ konumlandırıyor. Ancak canlılık liderleri, inovasyonu ayrı bir ekibe devretmek yerine ana işin büyüme motorunun bir parçası haline getiriyor. Her iş biriminden yeni büyüme kaynaklarını belirlemesi, geliştirmesi ve ölçeklemesi bekleniyor. İkinci adım: Canlılığı diğer kritik performans göstergeleri gibi ölçmek. Gelir, kârlılık ve nakit akışı nasıl düzenli olarak takip ediliyorsa, canlılığın 15 göstergesi de izlenerek küçük sorunlar büyümeden önce yön değiştirilmesi gerekiyor. Üçüncü adım: Net bir sahiplik ve hesap verebilirlik mekanizması oluşturmak. Canlılık yalnızca inovasyon, Ar-Ge ya da strateji biriminin sorumluluğunda değil; tüm şirketi ilgilendiriyor. Bu nedenle CEO, CFO veya stratejiden sorumlu üst düzey bir yöneticinin canlılığın geliştirilmesi konusunda açık bir sorumluluk üstlenmesi önem taşıyor. Dördüncü adım: En kritik canlılık açıklarına odaklanmak. En canlı şirketler 15 göstergenin tamamını aynı anda geliştirmeye çalışmıyor. Bunun yerine, kendi rekabet ortamlarında gelecekteki büyümeyi en fazla sınırlayan birkaç alana odaklanıyor ve yatırımlarını burada yoğunlaştırıyor. Son adım: Canlılığı kurumsal dönüşümün ayrılmaz bir parçası haline getirmek. Amaç tek seferlik bir dönüşüm gerçekleştirmek değil; büyüme hedeflerini, yetenekleri ve kurum kültürünü sürekli geliştirerek şirketin gelecekteki büyüme kapasitesini canlı tutmak. Rapor CEO’lar için kritik bir soru ortaya koyuyor: “Şirketinizin gelecekteki büyüme potansiyelini bugünden ölçebiliyor musunuz?” Araştırma, gelecekteki büyüme potansiyelinin yalnızca bugünkü finansal performansla değerlendirilemeyeceğini ortaya koyuyor. Büyüme hedeflerini, yetenek yapılarını ve kurum kültürlerini güçlendirirken inovasyonu ana işlerinin bir parçası haline getiren şirketler, gelecekteki büyüme için daha güçlü bir zemin oluşturuyor. Rapora göre CEO’ların yalnızca şirketlerinin bugünkü performansına değil, gelecekte sürdürülebilir büyüme yaratacak kapasiteyi ne ölçüde geliştirdiklerine de odaklanmaları gerekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrikli Araç Ekosisteminde Yeni Dönemi Blockchain ve RWA Şekillendirecek Haber

Elektrikli Araç Ekosisteminde Yeni Dönemi Blockchain ve RWA Şekillendirecek

Küresel elektrikli araç pazarı 2026 yılında yeni rekorlara hazırlanırken Türkiye'de de elektrikli otomobil satışları hız kesmeden büyümeye devam ediyor. Artan araç sayısı yalnızca şarj istasyonlarına olan talebi değil, bu altyapının nasıl finanse edileceği sorusunu da sektörün gündemine taşıyor. Blockchain teknolojisi ve RWA tokenizasyonu ise şarj altyapısını daha şeffaf, erişilebilir ve yatırım yapılabilir hale getirecek çözümler arasında öne çıkıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan SAFEbit İş Geliştirme Direktörü Leo Enes Şahin, elektrikli araç ekosisteminin artık yalnızca otomotiv sektörünün değil, enerji ve dijital finans dünyasının ortak dönüşüm alanı haline geldiğini söyledi. Elektrikli araç pazarı yeni bir büyüme evresine giriyor "Elektrikli araç pazarı artık niş bir segment olmaktan çıktı ve küresel otomotiv sektörünün ana büyüme alanına dönüştü. Uluslararası Enerji Ajansı'nın öngörülerine göre 2026 yılında küresel elektrikli araç satışlarının 23 milyon adede ulaşması bekleniyor. Türkiye'de de ilk dört ayda yaklaşık 55 bin elektrikli otomobil satıldı ve elektrikli araçların toplam pazardaki payı yüzde 19 seviyesine yükseldi. Togg, BYD ve Tesla'nın aynı pazarda güçlü şekilde büyümesi, Türkiye'nin elektrikli mobilite dönüşümünde önemli bir merkez haline geldiğini gösteriyor. Bu büyüme doğal olarak şarj altyapısına olan ihtiyacı da aynı hızla artırıyor. Elektrikli araçlara geçişi destekleyen en önemli faktörlerden biri de yükselen akaryakıt maliyetleri. Benzin fiyatlarının yüksek seyretmesi ve küresel enerji piyasalarındaki belirsizlikler, bireysel kullanıcıları ve filo şirketlerini daha düşük işletme maliyetine sahip elektrikli araçlara yönlendiriyor. Elektrikli araç sahipliği artık yalnızca çevresel bir tercih değil, aynı zamanda güçlü bir ekonomik karar haline geliyor. Bu eğilim devam ettikçe şarj altyapısı yatırımlarının da çok daha hızlı büyümesi gerekecek. Şarj altyapısının finansmanı yeniden tanımlanıyor Bugün sektörün en büyük sorusu daha fazla elektrikli araç değil, bu araçları destekleyecek şarj altyapısının nasıl finanse edileceği. Türkiye'de AC ve DC şarj soketlerinin sayısı hızla artarken, bayram dönemlerinde şarj işlemleri ve elektrik tüketiminde yüzde 100'ün üzerinde büyüme görülmesi mevcut yatırımların daha da hızlanması gerektiğini ortaya koyuyor. Geleneksel finansman modelleri bu büyüme hızını tek başına karşılamakta zorlanabilir. Bu nedenle yeni nesil finansman modellerine ihtiyaç duyuluyor. Gerçek Dünya Varlıkları'nın tokenizasyonu, şarj istasyonu yatırımlarını çok daha geniş bir yatırımcı kitlesine açabilecek önemli bir model sunuyor. Bir şarj istasyonunun yatırım maliyetinin dijital tokenlara bölünmesi, yatırımcıların küçük paylarla altyapı yatırımlarına ortak olabilmesini sağlayabilir. İstasyonun elde ettiği gelir ise akıllı sözleşmeler aracılığıyla token sahiplerine otomatik olarak dağıtılabilir. Böylece operatörler daha hızlı finansmana ulaşırken yatırımcılar da gelir üreten somut altyapı varlıklarına erişebilir. Blockchain şarj ekosistemini daha verimli hale getirecek Blockchain teknolojisi yalnızca finansman tarafında değil, şarj altyapısının işletilmesinde de önemli avantajlar sunuyor. Şarj işlemleri, ödeme sistemleri, enerji mutabakatı ve araçtan şebekeye enerji aktarımı gibi süreçler merkezi yapılara ihtiyaç duymadan daha şeffaf ve güvenli biçimde yönetilebilir. Akıllı sözleşmeler sayesinde hem kullanıcı deneyimi iyileşirken hem de enerji ticaretinde verimlilik artabilir. Özellikle V2G modelleriyle elektrikli araçlar yalnızca enerji tüketen değil, gerektiğinde enerji sağlayan mobil depolama ünitelerine dönüşebilir. Bugün tokenize edilmiş gerçek dünya varlıkları pazarı hızla büyüyor ve enerji altyapısı bu alanın en güçlü kullanım senaryolarından biri olmaya aday görünüyor. Elektrikli araç şarj ağları düzenli nakit akışı üreten, ölçeklenebilir ve yatırımcı açısından anlaşılabilir altyapılar sunuyor. SAFEbit olarak blockchain ve RWA teknolojilerinin elektrikli araç ekosisteminde kalıcı bir finansman modeli oluşturacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde şarj istasyonlarının token bazlı sahiplik modelleriyle finanse edilmesi hem sektörün büyümesini hızlandıracak hem de dijital varlık yatırımcılarına reel ekonomiye bağlı yeni yatırım fırsatları sunacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şarj Sektörü Artan Elektrikli  Araç Satışlarına Hızla Ayak Uydurdu! Haber

Şarj Sektörü Artan Elektrikli Araç Satışlarına Hızla Ayak Uydurdu!

Güncel elektrikli araç pazarı gelişiminin yanında, şarj sektörünün nihai konumu hakkında önemli değerlendirmelerde bulunan Ovolt & Sharz.net Genel Müdürü Hakan Koca, “Bu tablo, Türkiye’nin elektrikli araç pazarında Avrupa’nın en dinamik ülkelerinden biri haline geldiğini bizlere gösteriyor. 2024’te otomotiv pazarının yaklaşık yüzde 27’sini oluşturan hibrit ve elektrikli araçların toplam payının, 2025 sonunda yüzde 30’un üzerine çıkması bekleniyor. Yerli üretici Togg’un lokomotif etkisi, ABD’li (Tesla) ve Çinli markaların (özellikle BYD) agresif girişleri, bu büyümenin başlıca itici güçleri arasında ve bu rekabet sektöre yeni dinamikler katıyor.” şeklinde konuştu. Diğer yandan enerji altyapısı tarafında da dikkat çekici gelişmeler olduğunu aktaran Koca, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın “Elektrikli Araçlar için Hızlı Şarj Altyapısı Destek Programı” kapsamında bu yıl 81 ilde 529 yeni hızlı şarj ünitesine destek sağlandı. Bu kapsamda yaklaşık 1 milyar TL’lik yatırımın 300 milyon TL’si hibe olarak açıklandı. Ayrıca YEK-G sertifikalı “yeşil şarj” noktaları sayesinde, istasyonlarda yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaşması yönünde önemli adımlar atılıyor. Yatırımcı bir şirket olarak bunu çok değerli buluyoruz.” dedi. Hedef 2026’da Güçlü 1000 soket Ovolt & Sharz.net Genel Müdürü Hakan Koca, Türkiye’nin şarj altyapısındaki hızlı gelişimini “dijital dönüşümün enerjiyle birleştiği bir dönem” olarak tanımladı: “Elektrikli araç ekosistemi, yalnızca araç satışlarındaki artışla değil, kullanıcı deneyimi ve güvenilir altyapı ile büyüyebilir. Biz Ovolt & Sharz.net olarak, bugün 570’in üzerinde soketle faaliyet gösteriyoruz. OPET ile stratejik iş birliğimiz sayesinde 2026’da 1000’in üzerinde güçlü (kapasitesi yüksek) sokete ulaşarak, her segment için en erişilebilir ve güvenilir şarj ağını oluşturmayı hedefliyoruz.” Koca, ayrıca sektörün geleceğini belirleyecek en önemli unsurun şarj hızına erişim ve enerji verimliliği olduğunu özellikle vurguladı: “Şarj altyapısının yaygınlaşması kadar, hızlı şarj (DC) istasyonlarının adil ve verimli dağılımı da çok kritik. Kullanıcı güveni, fiyat şeffaflığı, veri paylaşımı ve sürdürülebilir enerji kullanımı bu dönüşümün bel kemiğini oluşturuyor.” Ovolt & Sharz.net, mobil uygulama üzerinden doluluk durumu takibi, şeffaf fiyatlandırma, 7/24 teknik destek ve yenilenebilir enerjiyle çalışan şarj noktalarıyla kullanıcı deneyimini sadeleştirmeyi hedefliyor. Ayrıca Müşteri Memnuniyeti ve Güvenliği için elektrikli araç şarj deneyimini IoT tabanlı alarm sistemleri, kamera izleme ve 7/24 personeli olan OPET akaryakıt istasyonlarıyla birleştirip, uzaktan izleme ve sigorta destekli koruma altyapıları ile sektörün güvenlik standartlarını yükseltmeyi amaçlıyor. “Şarj altyapısındaki dönüşüm tüm hayatımızı değiştirecek” Türkiye’nin 310 bini aşan elektrikli araç parkı, önümüzdeki dönemde 500 bin sınırına yaklaşırken; şarj sektörü de artık yalnızca enerji değil, sürdürülebilir ulaşımın temel omurgası olarak konumlanıyor. Hakan Koca, “Bizim için şarj altyapısı, mobilitenin değil yaşamın dönüşümüdür. Şarj altyapısındaki dönüşüm ile tüm hayatımız yıllar içinde değişecek. Ovolt & Sharz.net bu dönüşümün güvenilir omurgası olmayı sürdürmeyi istiyor.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Martı, Dünya Devleri ile Aynı Endekste Haber

Martı, Dünya Devleri ile Aynı Endekste

Böylece Martı, Apple, Microsoft, Tesla, Nvidia ve Amazon gibi dünyanın önde gelen teknoloji devleriyle aynı ligde yer aldı. Türkiye’nin New York Borsası’na doğrudan kote olan ilk ve tek Türk şirketi Marti Technologies, Inc. (“Martı”) (NYSE American: MRT), dünyanın en kapsamlı küresel hisse senedi endekslerinden biri olan S&P Global Broad Market Index (BMI)’ye dahil edildi. Bu önemli adım, Martı’nın finansal gücünü ve küresel ölçekteki büyüme potansiyelini güçlü bir şekilde teyit ediyor. Küresel Fonların Takip Ettiği Endekste Artık Martı da Var S&P Global BMI endeksine giren şirketlerin hisseleri, endeksi takip eden çok sayıda küresel fon ve portföy yöneticisi tarafından otomatik olarak portföylere ekleniyor. Böylelikle Martı, artık Apple, Microsoft, Nvidia, Tesla, Amazon ve Google gibi dünya devleriyle aynı endekste yer alarak uluslararası yatırımcıların ilgisini çekme potansiyelini artırıyor. Bu gelişme, Martı’nın uluslararası yatırımcılar nezdinde “güvenilir yatırım alternatifi” statüsünü de perçinliyor. Endeksin yılbaşından bu yana yaklaşık %15 değer kazanması da, küresel yatırımcıların ilgisinin güçlü bir şekilde devam ettiğini yansıtıyor. Kurumsal Yatırımcılar İçin Çekim Merkezi S&P Global BMI’ye dahil olmak, Martı’nın yalnızca piyasa değeri ve işlem hacmiyle değil, aynı zamanda piyasa derinliği ve sürdürülebilir iş modeli ile de global standartları karşıladığını gösteriyor. Bu durum, Martı hisselerinin hem ABD’de hem de küresel piyasalarda bulunan fonlar ve daha geniş bir yatırımcı kitlesi tarafından satın alınabilmesinin önünü açıyor. Martı Kurucusu Oğuz Alper Öktem, konuyla ilgili şöyle konuştu: “Türkiye’nin New York Borsası’na doğrudan kote ilk ve tek Türk şirketi olarak S&P Global BMI endeksine dahil edilmemiz, yalnızca ABD borsalarındaki performansımızın değil, aynı zamanda finansal açıdan güçlü ve güvenilir bir yatırım olduğumuzun da güçlü bir teyidi. Bu gelişme, Martı’nın global yatırımcılar nezdinde daha da görünür hale gelmesini ve fonlar tarafından desteklenmesini sağlayacak. Yolculuğumuzda hem Türkiye’de hem de dünyada güçlü adımlarla ilerlemeye devam ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.