Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tıbbi Müdahale

Kapsül Haber Ajansı - Tıbbi Müdahale haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tıbbi Müdahale haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Doğum Sonrası Hüznü mü Depresyon mu? Haber

Doğum Sonrası Hüznü mü Depresyon mu?

Bu süreçte duyguların çok hızlı değişmesi görülebilir. Ancak bu belirtiler üç ila beş gün sürer ve sonrasında kendiliğinden geçer.” dedi. Belirtilerin iki haftadan uzun sürmesi ve kişinin günlük işlevselliğini etkilemesinin ise depresyon açısından dikkat gerektirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Beştepe, bu durumda tıbbi müdahale ve psikiyatrist desteğinin önemine dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Engin Emrem Beştepe, doğum sonrası kadınların yaşadığı hızlı psikolojik değişimlerin nedenleri, doğum sonrası hüznünün özellikleri ve bunun depresyondan nasıl ayırt edilebileceği hakkında açıklamalarda bulundu. Doğum sonrası psikolojiyi birçok faktör şekillendiriyor! Doğumdan sonra kadınların psikolojisinde hızlı değişim yaşanmasının en temel nedeninin hormonların değişmesi olduğuna işaret eden Prof. Dr. Engin Emrem Beştepe, “Progesteron ve östrojen gibi hormonlar aniden düşerken yerini prolaktin ve oksitosin gibi hormonlar alır. Yani bir hormon karmaşası yaşanır.” dedi. Bilinen en önemli biyolojik nedenin hormonlar olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını dile getiren Prof. Dr. Beştepe, “Psikolojiyi belirleyen birçok faktör vardır. Sosyal çevre, sosyal destek, kişinin benlik saygısı, kendine olan inancı, bebekle ilgili yaklaşımı ve ona bakıp bakamayacağına dair düşünceleri doğum sonrası psikolojiyi olumlu ya da olumsuz yönde doğrudan etkiler.” şeklinde konuştu. Doğum sonrası hüznü kısa sürüyor, kendiliğinden geçiyor! Doğumun ardından ani duygu değişikliklerinin birçok kadında görülebileceğini ifade eden Prof. Dr. Beştepe, “Buna tam olarak normal demiyoruz; ‘doğum sonrası hüznü’ (annelik hüznü) dediğimiz tabloya işaret eder.” dedi. Bu durumun oldukça kısa süreli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Beştepe, şöyle devam etti: “Kadınların yaklaşık yüzde 80'i gibi yüksek bir oranında, yani dünyanın hemen her yerinde doğumun ilk beş gününde bu tablo yaşanır. Doğum son derece keyifli ve mutlu bir olay gibi görünse de endişe payı da oldukça yüksektir. ‘Doğum sağlıklı geçti mi?’, ‘Bebeğim iyi mi?’, ‘Ona bakabilecek miyim?’, ‘Bebeğimle iyi bir bağ kurabilecek miyim?’ gibi pek çok soru annenin aklını kurcalar. Bu süreçte huzursuzluk, ağlama ve duyguların çok hızlı değişmesi, bir an ağlarken hemen ardından gülme görülebilir. Ancak bu belirtiler kısa sürelidir; üç ila beş gün sürer ve sonrasında kendiliğinden geçer.” Belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa depresyona dikkat! Doğum sonrası depresyonun ağlama, huzursuzluk, iç sıkıntısı, anksiyete nöbetleri ve bebeğe bakamama endişesi gibi belirtilerin uzun sürmesi durumu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Beştepe, “Belirtiler iki haftadan uzun sürer ve kişinin işlevselliğini olumsuz etkilerse buna depresyon denir.” ‘Doğum sonrası depresyon’ için ayrı bir tanım yer almadığına değinen Prof. Dr. Beştepe, “Majör depresyonun bir alt belirteci olarak ele alınır ve ilk dört haftalık süreci kapsar. Buna karşın kadın doğum ve psikiyatri kliniklerinin ortak klinik görüşü, tablonun altı aya kadar uzayabildiği yönündedir. Bebeğin doğumundan sonraki ilk altı ay içinde kadının ruhsal sıkıntılar yaşaması her zaman klinik dikkat gerektirir ve depresyon olasılığı oldukça yüksektir.” açıklamasını yaptı. Doğum sonrası depresyon ciddi bir tablo ve tıbbi müdahale gerektirir! Doğum sonrası hüznü ile depresyon arasındaki farka açıklık getiren Prof. Dr. Engin Emrem Beştepe, sözlerini şöyle tamamladı: “En temel fark, doğum sonrası depresyonun çok daha şiddetli olması ve daha uzun sürmesidir. Bu tabloya gerçek anlamda majör depresyon tanısı konulabilir. Doğum sonrası hüznü ise kısa sürer, kadınların büyük çoğunluğunda görülür, güçlü bir sosyal destek ve aile yardımıyla kolaylıkla atlatılabilir. Doğum sonrası depresyon ciddi bir tablodur, tıbbi müdahale gerektirir ve mutlaka bir psikiyatrist tarafından tedavi edilmelidir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlık Turizminde Komplikasyon Sigortası Karı, Kimleri Nasıl Etkileyecek? Haber

Sağlık Turizminde Komplikasyon Sigortası Karı, Kimleri Nasıl Etkileyecek?

Peki, yürütmenin durdurulması kararı bu alanda faaliyet gösteren klinikleri, hastaneleri ya da aracı kuruluşları sorumluluktan kurtardı mı? Hayır. Yürütmenin durdurulması kararı yalnızca komplikasyon sigortası zorunluluğuna yönelik. İzmir Barosu Sağlık Hukuku Komisyonu Üyesi Avukat Özge Özmen Korkut, komplikasyon sigortasında, bundan sonraki süreç hakkında şu bilgileri verdi: ARTIK KOMPLİKASYON SİGORTASI ZORUNLU DEĞİL AMA… “Komplikasyon sigortası zorunluluğunun getirilmesiyle birlikte, aslında amaca çok da hizmet etmeyen ve yalnızca yönetmelikteki yükümlülüğü yerine getirmek amacıyla çok düşük teminatlı, yetersiz sigortaların yapılmaya başlandığını görmüştük. Dolayısıyla yürütmenin durdurulması kararının bu anlamda olumlu bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz. Artık komplikasyon sigortasını zorunlu olarak yaptırmak durumunda değilsiniz. Ancak elbette isteğe bağlı olarak yaptırabilirsiniz. Komplikasyon sigortasının getirilme amacına baktığımızda, hastaların yaşayabilecekleri istenmeyen durumlar karşısında korunması, en azından ortaya çıkabilecek zararların bir sigortayla karşılanması ve hastaların gerektiğinde daha kolay bir şekilde Türkiye'ye gelebilmelerinin sağlanması hedeflenmişti. AMACA HİZMET ETMEDİ Peki, düzenleme bu amaca hizmet etti mi? Bence etmedi. Düzenlemenin yeterince netleştirilmemesi nedeniyle sigorta şirketleri açısından da hangi sigortanın yapılacağı, sigortanın nasıl düzenleneceği ve kapsamının nasıl belirleneceği gibi birçok konuda belirsizlik ortaya çıktı. Dolayısıyla uygulamada amacına tam olarak ulaşamayan bir düzenlemeyle karşı karşıya kaldık. Peki, yürütmenin durdurulması kararı sağlık turizmi alanındaki diğer sorumlulukların da ortadan kalktığı anlamına mı geliyor? Hayır. Burada yalnızca komplikasyon sigortasından bahsediyoruz. Bunun dışında kliniklerin, hastanelerin ve aracı kuruluşların yerine getirmesi gereken sorumluluklar ve yükümlülükler devam ediyor. Komplikasyon sigortası ilk getirildiğinde önemli bir hukuki tartışma da yaşandı. Komplikasyon, hukuken her durumda sorumluluk doğuran bir alan olarak değerlendirilmez. Bu nedenle, sorumluluk atfedilemeyen bir durum için neden zorunlu sigorta yaptırılması gerektiği sorgulandı. Komplikasyon dediğimiz şey, tıbbi müdahale sırasında gerekli özen gösterilmesine rağmen ortaya çıkabilen istenmeyen sonuçları ifade ediyor. Dolayısıyla, hukuki sorumluluğun bulunmadığı durumlarda neden ayrıca bir sigorta yükümlülüğü getirildiği ve bunun için neden ücret ödenmesi gerektiği tartışıldı. Hastaneler, hekimler, klinikler ve aracı kuruluşlar açısından bu yönde eleştiriler vardı. Nitekim açılan davada da bu hususlar dile getirildi ve yürütmenin durdurulması kararı verildi. KOMPLİKASYON DIŞINDAKİ ZORUNLULUKLAR Peki, sağlık turizmi dediğimizde bütün mesele komplikasyon sigortasından mı ibaret? Elbette değil. Sağlık turizmi oldukça kompleks bir yapı. Bu alanda faaliyet gösteren klinikler, hastaneler ve aracı kuruluşlar birçok farklı yükümlülüğü yerine getirmek durumunda. Bunların başında kişisel verilerin korunmasına ilişkin süreçler geliyor. Sağlık turizminde hastalara ait fotoğraf ve görüntülerin kullanılması sık karşılaşılan bir durum. Bu nedenle KVKK kapsamında kişisel verilerin korunmasına ilişkin süreçlerin doğru şekilde yönetilmesi büyük önem taşıyor. Bunun dışında aracı kuruluşlarla yapılan sözleşmeler ve alınan her bir hizmete ilişkin sözleşmelerin doğru şekilde hazırlanması gerekiyor. Bir diğer önemli konu ise tercüme hizmetleri. Hastalara yönelik tercümelerin doğru ve eksiksiz yapılması, alanında yetkin tercümanlarla çalışılması gerekiyor. Özellikle hizmet verilen ülkenin diline hâkim, mümkünse o dili ana dili düzeyinde konuşabilen kişilerin tercüman olarak görevlendirilmesi, ortaya çıkabilecek hukuki risklerin azaltılmasına katkı sağlayacaktır. Aynı şekilde hastaların olası ve öngörülebilir komplikasyonlar konusunda çok iyi aydınlatılması gerekiyor. Türk hukuku ve sağlık hukuku açısından yerine getirilmesi gereken birtakım işlemler bulunuyor. Aydınlatılmış onam formunun hazırlanması, hastanın yeterli ve anlaşılır biçimde bilgilendirilmesi ve gerekli süreçlerin eksiksiz yürütülmesi bunların başında geliyor. Bunların aynı zamanda hastaya kendi dilinde, doğru ve anlaşılır bir şekilde aktarılması gerekiyor. Hukuki danışmanlık açısından baktığımızda, mevzuatta açıkça zorunlu tutulmayan bazı tedbirlerin dahi hukuki riskleri azaltmak amacıyla alınmasını gerekli görüyoruz. Sonuç olarak komplikasyon sigortasına ilişkin yürütmenin durdurulması kararı, sağlık turizmi alanında faaliyet gösterenlerin üzerindeki gereksiz sayılabilecek bir yükü kaldırmış olabilir. Ancak bu karar, sağlık kuruluşlarının ve diğer ilgililerin komplikasyonlar veya sağlık turizmi kapsamındaki diğer süreçler açısından bütün sorumluluklarının ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Hasta, yaşadığı bir sorunla ilgili olarak her zaman dava açabilir ve hukuki yollara başvurabilir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlıkta Öncesi-Sonrası Görüntülerinin Paylaşımı Türk Hastada Yasak, Yabancı Hastada Serbest mi? Haber

Sağlıkta Öncesi-Sonrası Görüntülerinin Paylaşımı Türk Hastada Yasak, Yabancı Hastada Serbest mi?

İzmir Barosu Sağlık Hukuku Komisyonu Üyesi Avukat Özge Özmen Korkut’a göre konu “yasak” ve “serbest” şeklinde ikiye ayrılacak kadar basit değil. Sağlık hizmetlerinde tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerine ilişkin düzenlemeler, hasta görüntülerinin kullanımına önemli sınırlamalar getiriyor. Özellikle estetik cerrahi, saç ekimi, diş tedavileri ve benzeri alanlarda sık kullanılan öncesi-sonrası görüntüleri açısından uyulması gereken özel kurallar bulunuyor. Uluslararası sağlık turizmi kapsamında yurt dışına yönelik gerçekleştirilen tanıtımlarda ise belirli şartlar altında farklı uygulamalar söz konusu olabiliyor. Avukat Özge Özmen Korkut, sağlıkta öncesi-sonrası görüntülerinin paylaşımı konusunda önemli bilgiler verdi: SAĞLIK TURİZMİ YETKİ BELGESİ ÖNEMLİ “Yabancı hastalara yönelik tanıtım yapılabilmesi, hastanın yabancı olmasından dolayı otomatik olarak serbest hale gelmiyor. Uluslararası sağlık turizmi kapsamında tanıtım yapacak sağlık kuruluşlarının ilgili mevzuatta belirtilen şartları taşıması gerekiyor. Tanıtımların yurt dışındaki hedef kitleye yönelik olması ve sağlık turizmine ilişkin kurallara uygun şekilde gerçekleştirilmesi önem taşıyor. Hasta mahremiyetinin korunması ve kişisel verilerin kullanılmasına ilişkin gerekli izinlerin alınması da sürecin temel şartları arasında yer alıyor. Dolayısıyla hastanın görüntülerinin kullanılmasına izin vermesi, sağlık kuruluşuna bu görüntüleri sınırsız şekilde kullanma hakkı vermiyor. ÖNCESİ-SONRASI FOTOĞRAFLARINDA KURALLAR VAR Öncesi-sonrası fotoğrafları sağlık sektöründe özellikle estetik işlemlerin sonuçlarını göstermek amacıyla kullanılıyor. Ancak bu görüntülerin yanıltıcı olmaması ve gerçeği yansıtması gerekiyor. Görüntüler üzerinde tedavinin veya işlemin sonucunu olduğundan farklı gösterecek düzenlemeler yapılması hukuki sorunlara yol açabiliyor. Öncesi ve sonrası fotoğraflarının mümkün olduğunca aynı teknik koşullarda çekilmesi de sonuçların yanıltıcı şekilde sunulmaması açısından önem taşıyor. Tıbbi müdahale veya ameliyat sırasında çekilen hasta görüntüleri konusunda ise çok daha sıkı sınırlamalar bulunuyor. “HASTA İZİN VERDİ” DEMEK YETERLİ DEĞİL Hasta görüntülerinin kullanılmasında en önemli konulardan biri verilen iznin kapsamı. Hastanın görüntülerinin hangi amaçla kullanılacağını bilmesi gerekiyor. Örneğin görüntüler yalnızca sağlık kuruluşunun internet sitesinde mi yayımlanacak, Instagram veya diğer sosyal medya hesaplarında mı kullanılacak, yoksa ücretli reklam kampanyalarında da yer alacak mı? Hangi fotoğraf veya videoların kullanılacağı ve kullanımın kapsamı gibi konuların hastaya açık şekilde anlatılması gerekiyor. Yabancı hastanın imzaladığı belgeyi anlaması gerekiyor SAĞLIK TURİZMİNDE BİR BAŞKA ÖNEMLİ KONU DİL Yabancı bir hastaya Türkçe hazırlanmış bir izin belgesinin imzalatılması, hastanın belgenin içeriğini gerçekten anladığını tek başına göstermeyebilir. Bu nedenle hastanın verdiği iznin kapsamını anlayabilmesi gerekiyor. Gerektiğinde belgelerin hastanın anlayabileceği dile çevrilmesi ve tercüman desteğinden yararlanılması önem taşıyor. REKLAM YAPILAN ÜLKENİN MEVZUATI DA DİKKATE ALINMALI Türkiye'deki mevzuata uygun şekilde hazırlanmış bir sağlık turizmi reklamının başka bir ülkede de otomatik olarak hukuka uygun olduğu varsayılamaz. Örneğin Türkiye'deki düzenlemelerin izin verdiği bir hasta görüntüsü kullanımına reklamın gösterildiği ülkede daha sıkı sınırlamalar getirilmiş olabilir. Bu durumda reklamın yayınlandığı veya hedeflendiği ülkenin sağlık reklamları, tüketicinin korunması ve kişisel verilerin kullanımına ilişkin mevzuatının da değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle uluslararası reklam kampanyalarında yalnızca Türkiye'deki mevzuata göre hareket etmek yeterli olmayabilir. SONUÇ: YABANCI HASTANIN GÖRÜNTÜSÜ SINIRSIZ ŞEKİLDE KULLANILAMAZ Sağlık turizminde yabancı hastaların öncesi-sonrası görüntülerinin kullanılması konusunda belirli imkânlar bulunması, bu görüntülerin sınırsız şekilde paylaşılabileceği anlamına gelmiyor. Yetki belgesi, reklamın hedef kitlesi, kullanılan platform, hasta mahremiyeti, kişisel verilerin korunması, hastanın bilgilendirilmesi ve gerekli rızanın alınması gibi birçok unsurun birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca reklamın yayınlandığı ülkenin mevzuatı da dikkate alınmalı. Kısacası mesele, “Türk hastanın görüntüsü yasak, yabancı hastanın görüntüsü serbest” şeklinde basit bir ayrıma indirgenemeyecek kadar kapsamlı.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Zehirli Yılanları: En Tehlikeli Türler ve Dikkat Edilmesi Gerekenler Haber

Türkiye’nin Zehirli Yılanları: En Tehlikeli Türler ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Türkiye’de Zehirli Yılan Tehlikesi Yeniden Gündemde Havaların ısınmasıyla birlikte Türkiye’nin birçok bölgesinde yılan görülme vakaları artmaya başladı. Özellikle kırsal alanlar, tarım arazileri ve ormanlık bölgelerde ortaya çıkan zehirli yılanlar vatandaşlarda tedirginlik yaratıyor. Uzmanlar, Türkiye’de yaşayan bazı yılan türlerinin ciddi sağlık riski oluşturduğunu belirterek dikkatli olunması konusunda uyarıyor. Türkiye’de Kaç Tür Yılan Yaşıyor? Türkiye’de yaklaşık 60’a yakın yılan türü yaşadığı, bunların bir bölümünün ise zehirli olduğu biliniyor. Bu türlerin büyük bölümü insanlardan uzak durmayı tercih etse de, tehdit altında hissettiklerinde savunma amaçlı saldırgan davranış gösterebiliyor. Türkiye’nin En Zehirli Yılan Türleri Koca Engerek Türkiye’nin en tehlikeli yılanları arasında gösterilen koca engerek, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görülebiliyor. Kalın gövdesi, üçgen kafa yapısı ve kahverengi desenleriyle tanınan bu tür, güçlü zehri nedeniyle ciddi sağlık riskleri oluşturabilir. Boynuzlu Engerek Boynuzlu engerek, burnunun üzerindeki boynuz benzeri çıkıntıyla kolayca ayırt edilebilir. Özellikle Trakya ve Marmara çevresinde görülebilen bu türün zehri, doku hasarına yol açabilecek etkiye sahiptir. Osmanlı Engereği Osmanlı engereği, Ege ve Akdeniz bölgelerinde görülen zehirli yılan türleri arasında yer alır. Antalya, Muğla ve İzmir çevresinde görülebilen bu tür, doğada karşılaşıldığında kesinlikle rahatsız edilmemelidir. Çöl Kobrası Türkiye’de nadir görülen türlerden biri olan çöl kobrası, özellikle Güneydoğu Anadolu’da kayıtlara geçen zehirli yılan türleri arasında bulunur. Siyah renkli yapısı ve güçlü zehriyle dikkat çeken bu türle karşılaşıldığında profesyonel destek alınmalıdır. Kafkas Engereği Kafkas engereği, Karadeniz Bölgesi’nde özellikle Artvin ve Rize çevresinde görülebilen bir türdür. Renkli desenleriyle dikkat çeken bu yılan, ekosistem açısından önemli türlerden biri olarak kabul edilir. Zehirli Yılanlar En Çok Nerelerde Görülüyor? Zehirli yılanlar genellikle sıcak, taşlık ve doğal yaşam alanlarında daha sık görülür. Tarım arazileri Taşlık bölgeler Dere kenarları Ormanlık alanlar Kırsal ve sıcak bölgeler Yılan Sokmasında Ne Yapılmalı? Yılan sokması durumunda panik yapmak yerine hızlı ve doğru şekilde hareket etmek hayati önem taşır. Yapılması Gerekenler Sakin kalın En yakın sağlık kuruluşuna başvurun Isırılan bölgeyi mümkün olduğunca hareketsiz tutun Yılanın görünümünü güvenli mesafeden hatırlamaya çalışın Yapılmaması Gerekenler Turnike uygulamayın Yarayı kesmeyin Zehri emmeye çalışmayın Isırılan bölgeye bilinçsiz müdahalede bulunmayın Uzmanlardan Yaz Ayı Uyarısı Uzmanlar, özellikle yaz aylarında doğa yürüyüşleri, kamp faaliyetleri ve tarım çalışmaları sırasında daha dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor. Kapalı ayakkabı kullanılması, taşlık alanlarda dikkatli hareket edilmesi ve yılan görüldüğünde yaklaşılmaması öneriliyor. Türkiye’de Yılanlar Koruma Altında mı? Türkiye’de birçok yılan türü doğa koruma yasaları kapsamında korunmaktadır. Yılanlar, fare ve benzeri canlıların popülasyonunu dengeleyerek ekosisteme katkı sağlar. Bu nedenle görüldüklerinde öldürülmemeli, uzman ekiplerden destek istenmelidir. Sonuç Türkiye’de yaşayan zehirli yılan türleri özellikle sıcak havalarda daha sık gündeme geliyor. Koca engerek, boynuzlu engerek, Osmanlı engereği, çöl kobrası ve Kafkas engereği gibi türler dikkatli olunması gereken yılanlar arasında yer alıyor. Vatandaşların doğada bilinçli hareket etmesi, yılan sokması durumunda ise vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması büyük önem taşıyor. Sıkça Sorulan Sorular Türkiye’nin en zehirli yılanı hangisi? Koca engerek, Türkiye’deki en tehlikeli yılan türleri arasında gösterilir. Türkiye’de kobra var mı? Evet. Çöl kobrası, Güneydoğu Anadolu’da nadir olarak görülebilen türlerden biridir. Yılan sokması öldürür mü? Bazı zehirli yılan türlerinin sokması ciddi sağlık riski oluşturabilir. Hızlı tıbbi müdahale hayati önem taşır. Yılanlar hangi aylarda daha aktif olur? Yılanlar genellikle ilkbahar ve yaz aylarında daha aktif hale gelir. Zehirli yılanlar şehir merkezlerinde görülür mü? Nadiren görülse de zehirli yılanlar daha çok kırsal alanlarda, taşlık bölgelerde ve doğal yaşam alanlarında bulunur. Yılan görünce ne yapılmalı? Yılana yaklaşılmamalı, dokunulmamalı ve güvenli mesafeden uzaklaşılmalıdır. Gerekirse uzman ekiplerden destek alınmalıdır.

NATO Ülkelerinden Sağlık Personeli İsveç’te Zorlu Soğuk İklim Eğitiminde Haber

NATO Ülkelerinden Sağlık Personeli İsveç’te Zorlu Soğuk İklim Eğitiminde

Aşırı soğuk iklimlerde tıbbi müdahale, hem personel hem de ekipman açısından ciddi zorluklar barındırıyor. Bu alandaki uluslararası yetkinliği artırmak amacıyla İsveç Silahlı Kuvvetleri Savunma Tıbbı Merkezi, kuzey İsveç’te düzenli olarak ileri seviye eğitimler gerçekleştiriyor. Son olarak, altı NATO ülkesinden 20 askeri sağlık personeli, sekiz gün süren subarktik tıp eğitimi kapsamında İsveç’in kuzeyinde bir araya geldi. Hipotermi ve Soğuk Kaynaklı Yaralanmalar Odakta Eğitim programı; hipotermi tedavisi, soğuğa bağlı yaralanmalar, soğuk hava koşullarında karmaşıklaşan muharebe yaralanmaları üzerine yoğunlaştı. Katılımcılar, uzun süreli hasta bakımı ve tahliyenin geciktiği senaryolarda uygulanacak tıbbi yöntemler konusunda pratik eğitim aldı. NATO Üyeliği Sonrası İlgi Arttı Eğitimin her yıl uluslararası katılımcılara açık olarak düzenlendiği belirtilirken, İsveç’in NATO’ya katılımının ardından müttefik ülkelerden gelen ilginin belirgin şekilde arttığı vurgulandı. Soğuk iklim tecrübesiyle bilinen İsveç Silahlı Kuvvetleri, bu alandaki bilgi birikimini NATO müttefikleriyle paylaşmayı sürdürüyor. “Soğukta Eğitim Her Zaman Zorludur” İsveç Silahlı Kuvvetleri Savunma Tıbbı Muharebe Okulu Birim Başkanı Sophie Bosdotter, eğitimin önemini şu sözlerle ifade etti: “Aşırı soğukta eğitim her zaman zorludur. Hem personel hem de ekipman ciddi şekilde zorlanır. Katılımcılar, önleyici tıp yaklaşımıyla birlikte hipotermik hastaların zorlu subarktik ortamda yönetilmesine odaklanan ileri seviye bir eğitim talep etti.” Katılımcılardan Olumlu Geri Bildirim Eğitime katılan Alman paraşüt birliklerinden bir sağlık personeli, eğitimin NATO’nun kuzey görevleri açısından kritik olduğunu belirterek, İsveçli eğitmenler ve diğer ülkelerle yapılan bilgi paylaşımının son derece faydalı olduğunu söyledi. Hollanda’dan katılan bir uçuş hemşiresi ise, eğitimde özellikle uzun süreli hasta bakımı ve gecikmeli tahliye koşullarında müdahale konularının öne çıktığını ve edinilen bilgilerin sahada doğrudan kullanılabileceğini vurguladı. Soğuk İklimlere Hazırlık Artıyor Uzmanlara göre, NATO’nun kuzey kanadındaki faaliyetlerinin artmasıyla birlikte subarktik tıp eğitimi, askeri sağlık personeli için giderek daha kritik hale geliyor. İsveç’teki bu eğitimler, müttefik ülkelerin ortak operasyon kabiliyetini güçlendirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmit Belediyesi Dost Pati Yaşam Alanı’nda Çalışmalar Tüm Hızıyla Devam Ediyor Haber

İzmit Belediyesi Dost Pati Yaşam Alanı’nda Çalışmalar Tüm Hızıyla Devam Ediyor

Ağustos ayında temeli atılan İzmit Belediyesi Sokak Hayvanları Barınma ve Rehabilitasyon Merkezi – Dost Pati Yaşam Alanı’nda inşaat çalışmaları yoğun tempoda devam ediyor. Fen İşleri Müdürlüğü kontrolünde yürütülen çalışmalar, hazırlanan iş programına uygun şekilde ilerliyor. Toplam 10 aylık yapım süresi planlanan proje tamamlandığında, sokak hayvanlarının güvenli ve modern koşullarda yaşamlarını sürdürebileceği kapsamlı bir merkez kente kazandırılmış olacak. 75 DÖNÜMLÜK ALANDA KURULUYOR İlk etapta yaklaşık 6.700 m² alanda uygulanan proje, Orman Genel Müdürlüğü’nden kiralanan 75 dönümlük tahsisli arazide hayata geçiriliyor. Yerleşkede sokak hayvanlarının rehabilitasyonu, tıbbi müdahale ve ameliyat süreçlerinin yürütülmesi, sorunsuz iyileşme dönemi geçirmeleri ve güvenli dolaşım alanlarında yaşamlarını sürdürmeleri hedefleniyor. GENİŞ SERBEST DOLAŞIM ALANLARI Proje kapsamında ilk etapta 3 adet serbest dolaşım alanı planlanırken, ihtiyaç halinde devreye alınmak üzere 1.300 m²’lik rezerv alan hazırlandı. Serbest dolaşım alanlarında hayvanların konforu için yazın gölgelenebilecek pergolalar, kış şartlarına uygun kapalı korunak yapıları ve bireysel kulübeler yer alacak. MODERN VE DONANIMLI YAPILAR Yerleşkede ayrıca 200 m²’lik idari bina bulunuyor. Binada işçi odaları, soyunma alanları, WC’ler, eğitim salonu, idari ofis, muayene ve ameliyathane odaları yer alacak. Bitişiğinde ise dış kullanım alanlarına sahip müşahade bölümleri, hasta bakım alanları ve yavrulu anneler için özel bölümler inşa ediliyor. Müşahade kısımlarında sokak hayvanlarının ısınması için elektrikli ısıtıcılar kullanılacak. GÜVENLİK VE DESTEK BİRİMLERİ Yerleşke kapsamında 6 bölümlü karantina alanı, mama hazırlama ve depo odaları, ayrıca araç yıkama alanı, ana depo, mescit, çamaşırhane ve elektrik odası içeren ek yapılar da bulunuyor. Araç giriş kapısı yanında inşa edilen güvenlik binası ile tüm alan güvenlik kameralarıyla izlenebilir olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.