Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ticaret Bakanlığı

Kapsül Haber Ajansı - Ticaret Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ticaret Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2025 İhracatının Yıldızları Ödüllerine Kavuştu Haber

2025 İhracatının Yıldızları Ödüllerine Kavuştu

Ege İhracatçı Birlikleri, düzenlediği “İhracatın Yıldızları Ödül Töreni”nde 17 kategoride 51 ödül verdi. Türkiye ekonomisi 2025 yılında çok katmanlı bir sınavdan geçti Ödül töreninde konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “2025 yılı dünya ekonomisi açısından “ılımlı ama kırılgan büyüme” ile yüksek jeopolitik ve finansal risklerin birlikte seyrettiği bir yıl oldu. Bu küresel ortamda Türkiye ekonomisi de 2025 yılında çok katmanlı bir sınavdan geçti. Euro bölgesine ihracat yapan sektörler kısmen avantaj sağlarken, dolar bazlı ihracat yapan sektörler daha fazla zorlandı. Finansman maliyetlerinin yüksek seyri, özel sektörün döviz cinsi borçlanmasını artırmış; bu durum olası kur şoklarında ciddi kırılganlık yaratmaktadır.” dedi. Parite etkisi olmasaydı, EİB ihracatı 2024’e göre daha düşük olacaktı Özellikle tekstil ve hazır giyim gibi emek yoğun sektörlerde istihdam kayıplarının yaşandığını anlatan Başkan Eskinazi sözlerine şöyle devam etti: “Bazı firmalar üretimlerini maliyet avantajı olan ülkelere taşımaya devam etmiştir. Ege İhracatçı Birlikleri olarak 2025 yılı ihracatımız 18,5 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. EİB’nin 2025 yılı toplam ihracatı 2024 yılına göre %1 oranında artmasına karşın, bunu parite etkisinden arındırdığımızda aslında ihracatımız 2025 yılında 2024 yılına göre %1,7 oranında azalmıştır. Parite etkisi olmasaydı, muhtemelen EİB ihracatı 2024’e göre daha düşük olacaktı.” Ege Bölgesi, 2025’te Türkiye’nin ihracat artışından payına düşeni alamadı Başkan Eskinazi, “Ticaret Bakanlığı 2025 yılına ait faaliyet illerine göre ihracat istatistiklerine göre Ege Bölgesi, 2025 yılında Türkiye’ye 43,7 milyar dolar kazandırırken Türkiye’nin ihracat artışından payına düşeni alamadı. Türkiye’nin ihracatı 2025 yılında yüzde 4,5’luk artışla 261,7 milyar dolardan 273,4 milyar dolara çıkarken, Ege Bölgesi’nin ihracat artış hızı yüzde 0,6’da kaldı. İzmir, 2025 yılında 23 milyar 614 milyon dolarlık ihracatla Türkiye genelinde en çok ihracat yapan üçüncü şehir oldu. Ege Bölgesinde ikinci sırada Manisa 2025 yılında ihracatta yüzde 3,5 azalış yaşasa da 7,4 milyar dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Üçüncü sıradaki Denizli’nin ihracatı yüzde 6,4’lük artışla 4,5 milyar dolara ulaştı.” diye konuştu. Bu ihracat hangi maliyetle, hangi kârlılıkla ve ne kadar sürdürülebilir şekilde yapılmıştır? Jak Eskinazi, “2025 yılındaki ihracatımızda 8 binden fazla firmamızın emeği var. İlk 100 firmamız toplam ihracatın yüzde 59’unu yaptılar. Bugün 17 kategoride 51 ödül takdim edeceğiz. İhracatımızın yüzde 38’ini yapan ödül alacak firmalarımızın 7 milyar dolar ihracatı var. Bütün firmalarımızın her birine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Ancak şunu açıkça ifade etmek isterim: Toplam ihracat rakamı, sahadaki gerçekliği tek başına anlatmaya yetmemektedir. Asıl sorulması gereken soru şudur: Bu ihracat hangi maliyetle, hangi kârlılıkla ve ne kadar sürdürülebilir şekilde yapılmıştır?” Öngörülebilirliğin olmadığı yerde uzun vadeli plan yapılmaz, yatırım ertelenir, risk alınmaz Birçok sektör için 2025 yılının bir büyüme yılı değil; ayakta kalma ve direnme yılı olduğunu anlatan Başkan Eskinazi şu değerlendirmelerde bulundu: “Enflasyonu düşürme programının en büyük yan etkisi, emek yoğun ihracat sektörlerinde karlılık ve özsermaye erimesi olmuştur. 2026 yılına girerken en büyük sorunumuz öngörülebilirliğin zayıflamasıdır. Öngörülebilirliğin olmadığı yerde uzun vadeli plan yapılmaz, yatırım ertelenir, risk alınmaz. Biz inanıyoruz ki; üretimi merkeze alan, uzun vadeyi ödüllendiren ve sanayiyi güçlendiren bir yaklaşım mümkündür ve artık zorunludur.” 2026 yılı beklentileri Başkan Eskinazi 2026 yılı için beklentilerini şöyle özetledi; “Para politikasında sıkı duruşun süreceğini, Türk Lirası’nın reel değerinin korunacağını, Enflasyonla mücadelede değerli TL politikasının devam edeceğini, Euro/Dolar paritesinde Euro lehine hareketin sürebileceğini, Kredi kanallarında belirgin bir rahatlama beklemediğimizi, Emek yoğun sektörlerde sıkıntıların devam edeceğini öngörüyoruz.” dedi. İhracatçılarımız bugüne kadar büyük fedakârlıklar yaptı 2026’nın, birçok sektör için dayanıklılığın sınandığı bir yıl olmaya devam edeceğini söyleyen Eskinazi, “İhracatçılarımız bugüne kadar büyük fedakârlıklar yaptı. Ancak bu fedakârlığın sürdürülebilir politikalarla desteklenmesi artık zorunludur. 2026 yılının; Üretenin ödüllendirildiği, Yatırım yapanın cesaretlendirildiği, Beklemenin değil harekete geçmenin yılı olmasını diliyorum.” diyerek sözlerini noktaladı. TİM Başkanı Mustafa Gültepe, “İhracatımız için 2024 zor bir yıldı. 2025 daha da zor bir yıl oldu. Tüm güçlüklere rağmen geçen yıl ihracatımızı yüzde 4,5 artırarak 273,4 milyar dolara çıkardık. Böylece yıllık ihracatta en yüksek değere ulaştık. Aralıkta da 26,4 milyar dolarla bugüne kadarki en yüksek aylık ihracat performansımızı gerçekleştirdik. 2025’te değer olarak 11,6 milyar dolarlık bir ihracat artışı gerçekleştirdik. Bu farkın 7,7 milyar dolarlık kısmı otomotiv, savunma sanayi ve mücevher sektörlerindeki sadece beş firmanın ihracatından geldi.” dedi. Parite ve beş firmanın katkısı olmasaydı 2025’i ekside tamamlayabilirdik 2025 yılındaki ihracatta 5,4 milyar dolarlık parite kaynaklı artıya dikkat çeken Gültepe, “Parite ve beş firmanın katkısı olmasaydı 2025’i ekside tamamlayabilirdik. Net ihracat dört çeyrektir, büyümeyi aşağı çekiyor. Çünkü maliyetlerle kur arasındaki denge bozuldu. Ocak 2022’den Ocak 2026’ya dört yılda; Asgari ücret yüzde 560, Enflasyon yüzde 367, Dolar kuru yüzde 217, Euro kuru ise yüzde 228 arttı. Mevcut koşullarda kuru rekabetçi seviyeye çıkaracak bir ortam görünmüyor. Dolayısıyla rekabetçiliğimizi kazandıracak farklı destek mekanizmalarını devreye almak durumundayız.” diye konuştu. Taleplerimizin hasar daha fazla büyümeden karşılık bulacağını umuyoruz Başkan Gültepe, emek yoğun sektörlerde rekabetçiliğin yeniden kazanılabilmesi için yapılması gerekenlere değindi. “İstihdam desteğinin 6 bin liraya, asgari ücret desteğinin 2 bin 500 liraya çıkarılması; döviz dönüşüm desteğinin daha etkin ve verimli bir şekilde uygulanacak düzenlemelerin yapılması; ihracatçımızın uzun vadeli ve düşük faizli finansmana erişimini sağlayacak politikaların devreye alınması gerekiyor. Dört başlık altında topladığımız ve Cumhurbaşkanımıza da arz ettiğimiz taleplerimizin hasar daha fazla büyümeden karşılık bulacağını umuyoruz. Bizim temel sorunumuz yüksek üretim maliyetleri… Son 2-3 yıldır, dünyaya sadece ürün satmıyoruz. Ürünün yanında enflasyonumuzu da ihraç etmeye çalışıyoruz.” Bu şartlar altında küresel arenada rekabet edemeyiz Mustafa Gültepe, “Dünya ticaret savaşlarını konuşuyor. Ülkeler birbirlerine gümrük duvarları örüyor, ek vergiler getiriyor. Bize ek vergi koymalarına gerek kalmıyor. Çünkü hiç vergi ödemesek bile gittiğimiz pazarlarda rakiplerimize göre yine pahalı kalabiliyoruz. Bu şartlar altında küresel arenada rekabet edemeyiz. Ancak en zor dönemlerde bile fırsatların olabileceğini biliyoruz. Geçen yıl EİB çatısı altında 6 bin 800’ü aşkın firmamız ihracat yaptı. İhracat ekosistemimize değer katan tüm firmalarımıza teşekkür ediyorum.” diyerek sözlerini noktaladı. 2026 yılında toplamda 45 milyar TL’yi ihracatçılarımıza sunacağız Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, “2025 yılında, Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) kapsamında 25,5 milyar TL’si mal, 7,3 milyar TL’si hizmet ihracatına yönelik olmak üzere yaklaşık 33 milyar TL’lik bir destek sağladık. 2026 yılında da 32,8 milyar TL’si mal, 12,2 milyar TL’si hizmet olmak üzere, toplamda 45 milyar TL’yi ihracatçılarımızın istifadelerine sunmayı planlıyoruz. İzmir ilimizin değerli ihracatçıları örnek bir tablo ortaya koymuşlardır. İzmir ilimizde de 2026 yılı içerisinde EİB ile İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliğiyle İhracat Akademisi İhracat Uzmanlığı Eğitim Programı gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalarımıza devam ediyoruz.” dedi. En fazla ihracat gerçekleştiren 3. İl İzmir Kılıçkaya, “Ülkemiz ihracatında da her zaman ilk sıralarda yer alan İzmir, 2025 yılında 23,6 milyar dolar1 (2024: 23,8 milyar dolar) ile en fazla ihracat gerçekleştiren 3. il olmuştur. İzmir’in ihracatçı sayısı 2025 yılında 15 bine yaklaşmıştır. İzmir’den ulaşılan ülke sayısı 200’ü, ürün sayısı ise 7.400’ü aşmıştır. Her adımda, küresel arenada daha güçlü bir Türkiye hedefiyle yürüyen İzmirli ihracatçılarımıza sağlanan devlet yardımları, bu hedefin somut bir göstergesi olarak sürekli artmaktadır. Nitekim, 2024 yılında İzmir ilimize verilen yaklaşık 1,2 milyar TL tutarındaki devlet yardımları, 2025 yılına gelindiğinde 2 milyar TL’ye ulaşmıştır.” diye konuştu. EGE İHRACATÇI BİRLİKLERİ ÜYELERİ ARASINDA EN ÇOK İHRACAT YAPAN FİRMALAR İLK ÜÇ FİRMA; Birincilik ödülü PETKİM PETROKİMYA HOLDİNG ANONİM ŞİRKETİ, İkincilik ödülü KILIÇ DENİZ ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ İHRACAT İTHALAT VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Üçüncülük ödülü PERGAMON STATUS DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Demir ve Demir Dışı Metaller İhr. Bir. SIRALAMA İHRACATÇI FİRMA Üçüncü İsminin Açıklanmasını İstemeyen Firma İkinci İZMİR DEMİR ÇELİK SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ Birinci BAŞAK METAL TİC.VE SAN.A.Ş. Ege Deri ve Mamulleri İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü NARİNBEBE AYAKKABI VE TEKSTİL SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ İkinci MARC CHANTAL DERİ VE TEKSTİL ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ Birinci LİDER DERİ ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü ROTEKS TEKSTİL İHRACAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci SUN TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci ÜNİTEKS TEKSTİL GIDA SANAYİ DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Hububat,Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü İsminin açıklanmasını istemiyor İkinci YONCA GIDA SANAYİ İŞLETMELERİ İÇ VE DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci ABALIOĞLU YAĞ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü OSMAN AKÇA TARIM ÜRÜNLERİ İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci IŞIK TARIM ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci ÖZGÜR TARIM ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Maden İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü CTC ENERJİ MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci KALTUN MADENCİLİK SANAYİ NAKLİYE VE AKARYAKIT TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci TÜPRAG METAL MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü MM GRAPHIA İZMİR KARTON SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci EUROPAP TEZOL KAĞIT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci TETRA PAK PAKETLEME SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü NOORDZEE SU ÜRÜNLERİ İHRACATI SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci GÜMÜŞDOĞA SU ÜRÜNLERİ ÜRETİM İHRACAT VE İTHALAT ANONİM ŞİRKETİ Birinci KILIÇ DENİZ ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ İHRACAT İTHALAT VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü BALTA FLOORCOVE RING YER DÖŞM. SAN. VE DIŞ TİC. AŞ İkinci EKOTEN TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci UÇAK TEKSTİL TURİZM İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Tütün İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü PHILIP MORRIS TÜTÜN MAMULLERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci İsminin açıklanmasını istemiyor Birinci JTI TÜTÜN ÜRÜNLERİ SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü YONCA GIDA SANAYİ İŞLETMELERİ İÇ VE DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci İsminin açıklanmasını istemiyor Birinci UÇAK KARDEŞLER GIDA ANONİM ŞİRKETİ Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü KOZAKLI TARIM ÜRÜNLERİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ İkinci KOZMOPOLİTAN GIDA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci VERDE YAĞ BESİN MADDELERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Elektrik/Elektronik SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü UĞUR SOĞUTMA MAKİNALARI SANAYİ VE TİCARET A.Ş. İkinci SCHNEIDER ELEKTRİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. Birinci ELTAŞ TRANSFORMATÖR SANAYİ VE TİCARET A.Ş. İklimlendirme SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü PEKSA PROFİL SANAYİ VE TİCARET A.Ş. İkinci UĞUR SOĞUTMA MAKİNALARI SANAYİ VE TİCARET A.Ş. Birinci İsminin açıklanmasını istemiyor Kimya SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü POLİBAK PLASTİK FİLM SANAYİ VE TİCARET A.Ş. İkinci AKDENİZ CHEMSON KİMYASAL ÜRÜNLER PAZARLAMA İÇ VE DIŞ TİCARET A.Ş. Birinci PETKİM PETROKİMYA HOLDİNG A.Ş. Otomotiv SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü KRONE TİCARİ ARAÇLAR SANAYİ VE TİCARET A.Ş İkinci JANTSA JANT SANAYİ VE TİCARET A.Ş. Birinci CMS JANT VE MAKİNA SANAYİİ A.Ş.

Modanın Kalbi İzmir’de Atıyor Haber

Modanın Kalbi İzmir’de Atıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından ve Ege Giyim Sanayicileri Derneği iş birliğinde düzenlenen IF Wedding Fashion İzmir – 19. Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı, Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Üç gün boyunca ticari görüşmelerden defilelere, tasarım yarışmalarından sektörel buluşmalara uzanan yoğun bir programla gerçekleşecek fuarın, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ev sahipliğindeki açılışına; Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, dernekler, sivil toplum kuruluşları ve odaların başkanları ile temsilcileri, moda sektörü profesyonelleri, tasarımcılar, yabancı sektör profesyonelleri, meclis üyeleri ve bürokratlar katıldı. Bu yıl IF Wedding Fashion İzmir’de, 11 şehirden 185’i yerli, 8 ülkeden 18’i yabancı olmak üzere toplam 203 firma yer alıyor. Fuarın, modanın ve gelinliğin başkenti İzmir’de 20 binin üzerinde sektör profesyonelini ağırlaması bekleniyor. Tugay: 100 milyar dolarlık bir dev haline gelecek Açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, IF Wedding Fashion İzmir ile birlikte İzmir’in emeğini, tasarım gücünü ve 19 yıldır ilmek ilmek işlenen bir başarı öyküsünü hep birlikte kutladıklarını bildirdi. Moda ve hazır giyim sektörünün dünyada kabuk değiştirdiğini, sadece üretmenin yetmediğini aktaran Başkan Tugay, tasarım, özgünlük ve yaratıcılığın asıl katma değeri belirlediğini söyledi. Başkan Tugay, “Rakamlar çok açık; küresel düğün kıyafetleri pazarı 80 milyar doları aşmış durumda ve kısa sürede 100 milyar dolarlık bir dev haline gelecek. Türkiye genel ihracatta zorlu bir dönemden geçiyor. Bu durum, tüm dünyada ticaret savaşlarının yarattığı bir tablo olabilir. Ancak bu darboğazdan çıkış yolumuz, tam da bu salonda gördüğümüz tablodur. Türkiye’nin ortalama ihraç birim fiyatı 1,6 dolar iken, Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği üyelerimizin ortalaması 21 doların üzerine çıkıyor. Gelinlik ve abiye söz konusu olduğunda ise bu rakam kilogram başına 100 dolara ulaşıyor. İşte aradığımız formül budur: Katma değer. Katma değer, tasarımın, emeğin ve estetiğin olduğu yerde yükselir” diye konuştu. “Gurur duyuyoruz” İzmir’in sektördeki rolüne de dikkat çeken Başkan Tugay, “Gururla ifade etmeliyim ki İzmir, bu sektörün sadece Türkiye’deki lokomotifi değil, aynı zamanda küresel bir üretim merkezidir. Ülkemizdeki gelinlik üretiminin yüzde 70’i, bini aşkın firmamızın alın teriyle güzel İzmir’imizde gerçekleştiriliyor. Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Amerika’dan Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanındaki gençlerin en mutlu günlerine İzmir imzası atılıyor. On binlerce hemşehrimize aş ve iş imkânı sağlayan bu büyük ekosistemi korumak ve büyütmek hepimizin önceliği olmalıdır” ifadelerini kullandı. “Modanın kalbi İzmir'de atmaya devam edecek” İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZFAŞ olarak, Ege Giyim Sanayicileri Derneği iş birliğiyle çıtayı her yıl daha da yukarı taşıdıklarını belirten Başkan Tugay, “2027 koleksiyonları dünyada ilk kez bu koridorlarda görücüye çıkıyor. Ayrıca 16 yıldır sürdürdüğümüz Gelinlik Tasarım Yarışması ile genç yeteneklerimizin elinden tutuyor, modanın geleceğini İzmir’den inşa ediyoruz. Gençlerimizin yaratıcılığı, İzmir’in ‘Tasarım Kenti’ vizyonunun en somut göstergesidir” dedi. Bu başarıda emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür eden Tugay, “Emeği olan tüm üreticilerimize, oda ve birliklerimize, paydaş kurumlarımıza ve İzmir’in gücüne inanan tüm firmalarımıza yürekten teşekkür ediyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak; üretimi, tasarımı ve ihracatı odak noktasına alan kalkınma anlayışımızla her zaman yanınızdayız. IF Wedding Fashion İzmir’in kentimize ve ülkemize hayırlı, bereketli olmasını diliyorum. Modanın kalbi İzmir’de atmaya devam edecek” şeklinde konuştu. Kılıçkaya: İzmir ülkemizin gururu olmaya devam ediyor IF Wedding Fashion İzmir’in prestijli fuarlar kategorisinde yer aldığını belirten Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, “İhracat gücünü istikrarlı biçimde artıran öncü şehirlerimizden birinin başarısına hep birlikte tanıklık ediyoruz. İzmir, Türkiye’nin küresel rekabet yolculuğunda stratejik bir rol üstlenmektedir” dedi. İzmir’in ihracat performansına da dikkat çeken Kılıçkaya, “İzmir, 2025 yılında 23,6 milyar dolarlık ihracatla Türkiye genelinde en fazla ihracat gerçekleştiren üçüncü ilimiz olmuştur. Bu başarısıyla İzmir, ülkemizin gururu olmaya devam etmektedir. Moda ve hazır giyim sektörümüz ise hem istihdam hem de katma değer açısından ekonomimizin temel sütunları arasında yer almaktadır” dedi. Sorumluluk odaklı özel bir tasarım sergisine ev sahipliği yapıyor IF Wedding Fashion İzmir’in öne çıkan başlıkları arasında yer alan defile programları kapsamında, 2027 yılı koleksiyonları ilk kez görücüye çıkacak. Ünlü mankenler eşliğinde düzenlenecek 12 defilede, sektöre yön veren markaların koleksiyonlarının yanı sıra genç tasarımcıların çalışmaları da podyuma taşınacak. Defile programlarının fuar süresince yoğun ilgi görmesi bekleniyor. Defilelerin yanı sıra IF Wedding Fashion İzmir, bu yıl da sosyal sorumluluk odaklı özel bir tasarım sergisine ev sahipliği yapıyor. Geçen yıl kadına yönelik şiddete dikkat çekmeyi amaçlayan siyah gelinlik çalışmasıyla toplumsal farkındalık yaratan İzmir Moda Tasarımcıları Derneği, bu yıl ise meme kanseri farkındalığına dikkat çeken yeni bir projeyi fuar kapsamında ziyaretçilerle buluşturuyor. Geçen yılın birincisi performans defilesiyle podyumda 2025 yılında Gelinlik Tasarım Yarışması’nı kazanan Öztürk Yıkılmaz, bu yıl IF Wedding Fashion İzmir podyumunda performans defilesi ile yer alacak. “Sessiz Asalet” temasıyla hazırlanan ve 20 parçadan oluşan koleksiyon, abiye ağırlıklı tasarımların yanı sıra gelinlikleri de içeriyor. Güçlü bir ticaret zemini de oluşturacak 20-22 Ocak tarihleri arasında düzenlenecek IF Wedding Fashion İzmir, kentin moda, gelinlik, damatlık ve abiye alanındaki konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Ticari boyutunun yanı sıra yarışma ve yeni koleksiyonların beğeniye sunulacağı defilelerin yer alacağı fuar, tasarımı görünür kılarken sektör için güçlü bir ticaret zemini de oluşturacak. Yerli ve yabancı profesyonel ziyaretçilerle gerçekleştirilecek görüşmelerin ise yeni pazarlar yaratması ve ihracat bağlantılarına katkı sağlaması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rüzgâr Enerjisinde Planlı, Öngörülebilir ve Uzun Vadeli Büyüme Yol Haritası Haber

Rüzgâr Enerjisinde Planlı, Öngörülebilir ve Uzun Vadeli Büyüme Yol Haritası

Toplantıda, rüzgâr enerjisinin Türkiye’nin enerji arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve sanayi yatırımlarının sürdürülebilirliği açısından taşıdığı stratejik rol öne çıktı. TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, rüzgâr enerjisinin Türkiye’de ani sıçramalarla değil, net hedefler ve takvimlerle tanımlanmış, öngörülebilir bir planlama modeli doğrultusunda büyümesi gerektiğini ifade ederken; TÜREB Kamu İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı da sektörün üretim, yatırım ve sanayi boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden başkanlığında gerçekleştirilen basın toplantısında; TÜREB Başkan Yardımcıları Ebru Arıcı, Ufuk Yaman, Samet Güldoğan ve Erinç Kısa ile TÜREB Saymanı Çağrı Güven değerlendirmelerde bulundu. Yapılan değerlendirmelerde, sektörün kısa vadeli hedefler yerine öngörülebilir, programlı ve sürdürülebilir bir gelişim modeli doğrultusunda ilerlediği vurgulandı. RÜZGÂR VE GÜNEŞ ENERJİSİNDE BÜYÜMENİN STRATEJİK ÇERÇEVESİ Basın toplantısında yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payının her geçen yıl artmaya devam ettiği ifade edildi. Hidroelektrik kaynaklarda teknik potansiyelin büyük ölçüde kullanıldığına dikkat çekilirken, önümüzdeki dönemde büyümenin ana taşıyıcılarının rüzgâr ve güneş enerjisi olacağı aktarıldı. Bu kapsamda, rüzgâr ve güneş yatırımlarının kısa vadeli kurulum hedeflerinden ziyade, uygulama ve sonuç odaklı bir yaklaşımla, çok yıllı bir planlama perspektifi doğrultusunda ele alındığı belirtildi. Yapılan değerlendirmelerde, özellikle 2026 ve sonrasının rüzgâr enerjisinde sahaya yansıyan yatırımların hız kazandığı bir dönem olarak konumlandığı; enerji arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve sanayi altyapısının güçlendirilmesi hedefleriyle birlikte bütüncül şekilde ele alındığı vurgulandı. YEKA İHALELERİYLE OLUŞAN ÖNGÖRÜLEBİLİR YATIRIM TAKVİMİ Rüzgâr enerjisinde planlı büyümeyi destekleyen temel mekanizmalar arasında yer alan YEKA ihalelerine de toplantıda değinildi. Paylaşılan bilgilere göre, son üç yılda her yıl yaklaşık 1.100–1.200 MW büyüklüğünde YEKA ihaleleri gerçekleştirildi. Bu sürekliliğin, yatırımcılar açısından güçlü bir öngörülebilirlik sağladığı belirtilirken; söz konusu takvimin hem yerli hem de yabancı yatırımcıların uzun vadeli planlama yapabilmesine imkân tanıdığı ifade edildi. Düzenli şekilde sürdürülen YEKA ihalelerinin, sanayi tarafında kapasite yatırımlarının planlanmasına, finansman tarafında ise kredi ve kaynak yapılandırmasının daha sağlıklı biçimde yürütülmesine katkı sunduğu; bu yapının önümüzdeki dönemde uygulama odaklı yatırımların artmasına zemin hazırladığı aktarıldı. RÜZGÂR ENERJİSİNDE PLANLI VE ÖNGÖRÜLEBİLİR BÜYÜME TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler ve küresel tedarik zinciri kırılmaları, yenilenebilir enerjiyi yalnızca iklim hedefleri açısından değil, enerji arz güvenliği ve enerji bağımsızlığı açısından da stratejik bir başlık haline getirdi. Türkiye, rüzgâr ve güneşte potansiyeli yüksek, yatırım imkânı güçlü bir ülke konumunda. Yatırımcı açısından en kritik konu öngörülebilirlik; devletimizin her yıl düzenli şekilde kapasite tahsisleri ve YEKA ihalelerini sürdürmesi bu alandaki kararlılığı net biçimde gösteriyor. Depolamalı tarafta yaklaşık 33.000 MW’lık kapasite tahsisi yapılmış durumda; bunun 18.500 MW’ı depolamalı rüzgâr projelerinden oluşuyor. Bu projeler hızla geliştirme aşamasında ve ilk tesislerin bu yıldan itibaren peyderpey devreye girmesini bekliyoruz. 2025, izin süreçleri ve yatırımlar için bir hazırlık yılıydı; 2026’yı ise rüzgâr santrallerini devreye alma, ilk depolamalı tesisleri hayata geçirme ve sanayide somut sonuçlar görme yılı olarak öngörüyoruz. Bunun yanında YEKA projeleri zaten 2024-2025 devreye giriyordu peyderpey, ihaleyi kazanan şirketler tarafından hayata geçiriliyordu. Bu yıl onların da devam edeceğini göreceksiniz. Türkiye’de rüzgârda elektriksel kurulu güç 14.700 MW’a, mekanik kurulu güç ise 15.000 MW’ın üzerine çıktı; son bir yılda yaklaşık 2.000 MW’lık kurulum tamamlandı ve bu son 15 yılın en güçlü performanslarından biri. ‘Süper izin’ düzenlemeleriyle amaç mevzuatı ortadan kaldırmak değil, mükerrer adımları sadeleştirerek izin süreçlerini eşgüdümlü ve yönetilebilir hale getirmek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, enerji tesislerinde imar düzenlemesi yapma ve ruhsatlandırmaya dönük çok değerli bir yetki aldı. Bu da inşallah bu sene hayata geçecek. Bu da, eldeki büyük rüzgar portföyünü, yenilenebilir portföyünü, bundan sonraki yıllarda da her yıl daha da artacak şekilde, yıllık kullanımları daha da artacak şekilde, destekleyecek. Bu da yatırım ortamında önemli bir öngörülebilirlik ve hızlanma sağlayacak diye düşünüyoruz. 2026’nın ilk yarısında en az iki yeni kanat fabrikasının faaliyete geçmesini bekliyoruz. Sanayimiz de türbinleri, aksamları yerli yapmak üzere yatırımlara girişiyor. Şu an ülkemizde, 2, hatta 3 olacak, kanat fabrikasının hayata geçmesine dönük çalışmalar var. Bu yılın ilk ve ikinci çeyreğinde, bu fabrikaların en azından 2’sinin hayata geçtiğini beraberce duyuracağız. YEKA projelerinde %55’in üzerinde yerlilik oranına ulaştık; bu Türkiye’yi Avrupa’nın en güçlü rüzgâr sanayi ülkeleri arasına taşıyor. Globalde ticari çekişmeleri, ekonomik savaşları, Çin ile Amerika ve Avrupa Birliği arasında yaşanan çekişmeleri ve dünyada rüzgar imalatında Çin’in gücünü dikkate aldığınızda, Türkiye’nin Avrupa ve Batı dünyası için önemli bir türbin ve aksam tedarikçisi olması, hem bugün yadsınamaz bir gerçek hem de bundan sonra bunun kuvvetlenmesi çok daha mümkün.” Deniz üstü rüzgarda devam eden çalışmalara da değinen Erden, “Dünya Bankası’yla önemli işbirlikleri yapıyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız bu yılın sonuna doğru en kötü ihtimalle, umuyorum bir sonraki seneye kalmaz, ilk deniz üstü rüzgar santrali ihalesinin yarışmasını gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu doğrultuda Karadeniz’de, Marmara Denizi’nde, Ege Denizi’nde çeşitli teknik çalışmalar yapıldı. Bakanlığımız da uluslararası görüşmelere bu çerçevede devam ediyor” dedi. Erden, 2026 yılında 1.000–1.500 MW aralığında yeni rüzgar YEKA ihalelerinin yapılmasını beklediklerini ve önümüzdeki 4-6 yıl boyunca yıllık kurulumların 2.000 MW’ın altına düşmeyeceğini belirterek, söz konusu ivmenin 2030’a kadar korunacağını öngördüklerini, her 2.000 MW’lık yeni rüzgar türbini kurulumunun Türkiye’ye 2–2,5 milyar dolarlık yeni yatırım anlamına geldiğini kaydetti. RÜZGÂR ENERJİSİNDE İZİN SÜREÇLERİNDE SADELEŞME VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK ‘Süper İzin’ düzenlemesinin mevzuatı ortadan kaldırmadığını, mükerrer süreçleri sadeleştirerek izin mekanizmalarını eşgüdümlü, öngörülebilir ve yönetilebilir hale getirmeyi amaçladığını vurgulayan TÜREB Kamu İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı, “Rüzgâr enerjisinde izin süreçlerini hızlandırmak amacıyla kamuoyunda ‘süper izin’ olarak anılan düzenleme, herhangi bir mevzuatı ortadan kaldırmıyor; mükerrer adımları sadeleştirerek süreçleri eşgüdümlü ve yönetilebilir hale getiriyor. Bugün Türkiye’de 292 işletmede rüzgâr santralimiz bulunuyor, buna ek olarak 408 proje hâlen izin süreçlerinde ilerliyor. Bu projeler Çevre, Enerji ve ilgili diğer kamu kurumları nezdinde çok sayıda aşamadan geçiyor; dolayısıyla yapılacak her sadeleştirici düzenleme hem kamu tarafındaki yükü azaltıyor hem de yatırımcı açısından öngörülebilirliği artırıyor. Halihazırda izinlerini tamamlamış yaklaşık 1.000 MW’lık santral portföyü bulunurken, kapasite artışları, ön lisans süreçleri ve yeni YEKA ihaleleriyle birlikte 25.000 MW’ı aşan bir proje stoğu da arkadan geliyor. ÇED süreçlerine ilişkin önemli düzenlemeler zaten daha önce hayata geçirilmişti; EPDK bu alanda ilk adım atan kurum oldu. Orman izinleriyle ilgili talimat yayımlandı, ikincil mevzuat hazırlıkları sürüyor. En kritik başlıklardan biri olan imar planı ve yapı ruhsatı yetkisinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na devredilmesine ilişkin düzenlemenin ise en geç mart ayı sonuna kadar devreye girmesini bekliyoruz. Bu adımlar, sahadaki yatırımların hızlanmasına doğrudan katkı sağlayacak.” ifadelerini kullandı. FİNANSMAN: “DESTEK GÜÇLÜ, SEÇİCİLİK VE ÖZ KAYNAK İHTİYACI ARTIYOR” Konuşmasında, rüzgâr yatırımlarının bugüne kadarki büyümesinde yerli ve yabancı bankaların kritik rol oynadığını belirten, TÜREB Sayman, Finansal Kurum Paydaşlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Çağrı Güven, “Rüzgâr yatırımlarının bugüne kadarki büyümesinde yerli ve yabancı finans kuruluşlarının desteği belirleyici oldu; 15.000 MW’lık kurulu güce ulaşılmasında bankaların proje finansmanı tecrübesi kritik rol oynadı ve pek çok projede %80’e varan kredi, %20 öz kaynak yapılarıyla finansman sağlandı. Ancak 2035 hedeflerine ilerlerken depolamalı projelerin daha yüksek yatırım bütçeleri gerektirmesi, gelir modellerine ilişkin belirsizlikler ve fiyat öngörülerinin zorlaşması finansman tarafında seçiciliği artırıyor. Bazı projelerde yatırımcıdan daha yüksek öz kaynak katkısı talep edilebiliyor. Bu noktada YEKA ve destek mekanizmaları öngörülebilirlik sağlıyor; hedeflere ulaşmak için finans kuruluşlarının güçlü ilgisinin sürmesi büyük önem taşıyor.” dedi. YEKA VE YERLİ AKSAM: “SANAYİNİN TAŞIYICI MEKANİZMALARI” Sanayi başlığında değerlendirmelerde bulunan TÜREB Sanayiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Samet Güldoğan, “YEKA ve yerli aksam destekleri, Türkiye rüzgâr sanayisinin büyümesinde iki temel mekanizma olarak öne çıkıyor. YEKA projelerinde kule, kanat ve jeneratör gibi ana aksamlar için getirilen yerlilik şartları, sanayiye talep sürekliliği sağlıyor ve yerli üretimi güçlendiriyor. Depolamalı projelerde yerli aksam kullanan yatırımcılar ek desteklerden faydalanıyor; mekanizmada yapılan güncellemeler olumlu olmakla birlikte kapsayıcılığın artırılması sanayinin ivmesini daha da yükseltecektir. Sanayi Bakanlığı’nın yatırım teşvikleri ile Ticaret Bakanlığı’nın koruyucu tedbirleri, yerli rüzgâr sanayisinin gelişimine önemli katkı sunuyor.” dedi. OFFSHORE RÜZGÂR: “HEDEF 5 GW, İLK PROJELER 2030’A KADAR” Deniz üstü rüzgâr başlığında konuşan TÜREB Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman, “Türkiye’nin 2035 perspektifinde 5 GW deniz üstü rüzgâr hedefi bulunuyor ve bu hedef doğrultusunda teknik çalışmalar sürüyor. Dünya Bankası finansmanıyla Marmara Denizi’nde yürütülen ölçüm kampanyasında ilk ölçümler 2025 Mart’ında başladı; 2026 ilkbaharında tamamlanmasıyla birlikte finansmana uygun fizibilite altyapısı güçlenecek. Ancak 5 GW hedef için Marmara’daki kapasite tek başına yeterli değil; bu nedenle yatırımcı belirsizliklerini azaltacak, ölçüm almadan da kapasite tahsisine imkân tanıyan inovatif modeller üzerinde çalışılıyor. Amaç, deniz üstü rüzgârda ilk projelerin planlandığı şekilde 2030’a kadar hayata geçirilmesi.” dedi.

İhracatta Hedef Ülke Sayısı 60’a Yükseldi Haber

İhracatta Hedef Ülke Sayısı 60’a Yükseldi

2025 yılındaki hedef ülkeler; Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Azerbaycan, Bahreyn, Bangladeş, Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık, Bosna Hersek, Brezilya, Cezayir, Çekya, Çin Halk Cumhuriyeti, Endonezya, Etiyopya, Fas, Fildişi Sahili, Filipinler, Fransa, Gana, Güney Afrika Cumhuriyeti, Güney Kore, Hindistan, Irak, İspanya, İtalya, Japonya, Kamboçya, Kanada, Katar, Kenya, Kolombiya, Kuveyt, Libya, Malezya, Meksika, Mısır, Nijerya, Özbekistan, Pakistan, Peru, Portekiz, Romanya, Rusya Federasyonu, Senegal, Sırbistan, Suudi Arabistan, Şili, Tanzanya, Tayland, Tunus, Umman, Ürdün, Venezuela ve Vietnam 2026 yılında da yerlerini korurken, Filistin, Suriye, Slovakya, Macaristan ve Kuzey Makedonya listeye yeni giren ülkeler oldu. Ticaret Bakanlığı’nın Türk ihracatçılarının uluslararası arenada rekabetçiliklerinin artması adına her yıl 16 kalemde devlet destekleri verdiğini dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, yurtdışı fuar, TURQUALITY, sektörel ticaret heyetleri, tarım, URGE, yurt içi fuar katılımı, pazara giriş, birim kira ve E-İhracat desteğinin öne çıktığını vurguladı. Hedef ülkeler EİB'nin ihracatından yüzde 73 pay aldı Hedef ülkelere yönelik düzenlenen fuar katılımı ve sektörel ticaret heyetlerinde Ticaret Bakanlığı’nın 20 puan ilave destek verdiğini, hedef sektörlerdeki firmaların ilave 5 puan daha destek aldığını vurgulayan Eskinazi, “Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2025 yılının 11 aylık döneminde gerçekleştirdiği 16 milyar 860 milyon dolarlık ihracatın 12 milyar 250 milyon dolarlık yüzde 73’lük büyük dilimi hedef ülkelere yapıldı. 2026 yılında bu çizgiyi sürdürmek istiyoruz” dedi. Ticaret Bakanlığı’nın devlet destekleri için 2025 yılında bütçesinde 33 milyar TL kaynak ayırdığı bilgisini veren Eskinazi, Ticaret Bakanlığı’nın 2026 yılı için destek tutarını 45 milyar TL’ye çıkardığını, ihracatçılar olarak beklentilerinin Türkiye’ye kazandırdıkları döviz tutarının yüzde 1’inin ihracata destek olarak kanalize edilmesi olduğunu ifade etti. EİB 2025 yılında 30 fuar ve sektörel ticaret heyetine imza attı Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2025 yılı etkinlikleri hakkında da bilgi veren Eskinazi, 2025 yılında 17 fuara milli katılım organizasyonu ve 13 sektörel ticaret heyeti gerçekleştirdiklerini sözlerine ekledi.

Anti-Damping Kararı Yerli Çeliğe Can Suyu Olacak Haber

Anti-Damping Kararı Yerli Çeliğe Can Suyu Olacak

Türk sanayi sektörünü üretim yapamaz hale getiren dampingli ürünlere karşı, Ticaret Bakanlığınca kesin önlem uygulamasına karar verilerek yüzde 3,95 oranında anti-damping vergisi getirildi. Resmi Gazete’de yayımlanan karara yönelik açıklama yapan Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, “Yerli üreticiye daha adil bir rekabet ortamı sağlayacak olan bu kararı, sektörü büyük kayıplar vermekten kurtaracak uygulamaların ilk adımı olarak görüyoruz ve devamının geleceğine inanıyoruz ” dedi. Demir-çelik sektörü temsilcilerinin, artan ithalat baskısına karşı anti-damping uygulaması kapsamında gerçekleştirdiği başvuru karara bağlandı. Ticaret Bakanlığı, Çin’den ve farklı Uzak Doğu ülkelerinden ithal edilen düşük fiyatlı ve kalitesiz ürünlerin iç piyasada haksız rekabet yarattığına yönelik başvuruyu haklı bularak, ithalatta yüzde 3,95 oranında anti-damping vergisi uygulanmasına karar verdi. İthalatta haksız rekabetin önlenmesine ilişkin yayımlanan karar, yeni dönemde demir-çelik sektöründe eşit şartlarda rekabetin önünü açarak, Türkiye ekonomisine can suyu olacak. HALUK KAYABAŞI: ANTİ DAMPİNG YENİ YATIRIMLARIN ANAHTARI OLACAK Türkiye’de dampingli ithalata karşı alınabilecek proaktif ve kalıcı önlemlerin yeni yatırımların önünü açacağını ifade eden Haluk Kayabaşı, “Paslanmaz çelik, modern sanayinin hem stratejik hem de vazgeçilmez girdileri arasında önemli bir yere sahip. Otomotivden sağlığa, gıdadan enerjiye, mutfaktan savunma sanayisine kadar yüksek katma değerli sektörlerin çoğunda kilit bir rol oynuyor. Ancak Asya ve Uzak Doğu menşeli ürünlerde görülen dampingli fiyatlar, iç piyasadaki rekabet ortamını bozmakla kalmıyor, yerli üreticinin yatırım kapasitesini de zayıflatıyor. Ticaret Bakanlığımız tarafından yerli üreticiye stratejik kalkan oluşturacak bu yaptırımların, ülkemizin paslanmaz çelikte sürdürülebilir bir büyüme yakalamasına etki edeceğine inanıyorum. Böylesine güçlü bir ürünü, dışa bağımlı hale getirmek ülkemiz için büyük bir kayıp olur. Dünyanın birçok ülkesinde uygulanan ve emsal teşkil eden koruyucu ticaret politikaları, yerli üretici için büyük bir dayanak. Anti-damping, yeni yatırımların anahtarı olacak” dedi. TÜRK SANAYİSİ YENİ DÖNEMDE İSTİHDAMLA GÜÇLENECEK Türkiye'nin paslanmaz çelik sektöründe yeni bir dönemin kapılarının aralandığını ifade eden Haluk Kayabaşı, “Paslanmaz çelik pek çok sektör için stratejik bir girdi. Bu ham maddeyi son ürün haline getirecek yerli üretim gücünün desteklenmesi hayati önem taşıyor. Milli ekonomimize katma değer sağlayan paslanmaz çeliğe hayat verecek tüm uygulamaları destekliyoruz” diyerek yüzde 3,95 oranında uygulanacak anti damping vergisinin olası etkilerini anlattı: “Halihazırda mevcut üretim, sanayinin artan ihtiyacının yalnızca üçte birini karşılayabiliyor. Türkiye’nin yıllık soğuk haddelenmiş paslanmaz çelik tüketimi 400–450 bin ton civarında. Ancak bu tüketimde ithalat yüzde 80 gibi bir paya sahip. Diğer yerli üretici ile birlikte toplam iç pazar ihtiyacının yüzde 90'ını karşılayabilecek kapasitedeyiz. Yerli üretimi güçlendirmek, hem cari açık açısından hem de sanayimizin stratejik bağımsızlığı için çok önemli. Bakanlığımız tarafından yayımlanan anti-damping önlemi kararının ardından üretimimiz inanıyorum ki önemli oranda artış gösterecek. Kapasite kullanım oranlarımız artacak, fabrikalarımız daha düşük maliyetle üretim yapacak. En önemlisi istihdam ve işgücü artacak. Yatırım iştahı canlanırken, ülkemizin rekabet gücü gelişecek. Bakanlığımızın desteğiyle oluşturulacak güçlü sanayi ekosistemi, yatırımların kalıcı hale gelmesini ve katma değerli üretimin gelişmesini sağlayacak. Türkiye, daima büyüyen sanayisiyle ve üretim kabiliyetiyle küresel rekabet içinde giderek daha görünür hale geliyor. Altını çizerek söylemek isterim ki; paslanmaz çelik, kat edilen bu yolun, ulaştığımız bu büyümenin omurgasını oluşturan sektörlerden biri. Bu adım, Türkiye’nin yalnızca tüketen değil, bölgesinde üretim üssü haline gelen konumunu da güçlendirecek. Böylelikle sektörümüzde, dünya çapında söz sahibi bir oyuncu olacağız” dedi.

Dünya Bankası Grubu’ndan Türk Şirketine Yatırım Haber

Dünya Bankası Grubu’ndan Türk Şirketine Yatırım

Mehmet Uygun ve Zeynep Uygun’un kurucu ortakları arasında yer aldığı uçtan uca yenilenmiş elektronik cihaz platformu Getmobil, Türkiye’deki ikinci el elektronik pazarının dijitalleşmesini hızlandırmak amacıyla Seri A yatırım turunda 22 milyon dolar yatırım aldı. Yatırım turunun 15 milyon dolarlık kısmı, iklim odaklı yatırımlarıyla tanınan ve Chris Sacca tarafından kurulan yeşil dönüşümün öncüsü Lowercarbon Capital ile Dünya Bankası Grubu’nun özel sektör kolu Uluslararası Finans Kurumu IFC liderliğinde gerçekleşti. Kalan 7 milyon dolarlık bölümse mevcut yatırımcıların katılımıyla gerçekleşti. Tura ayrıca, büyük ve gelişmekte olan pazarlarda kategori tanımlayan dijital altyapılara yatırım yapan, küresel ölçekte saygın dört yatırımcıdan ikisi olan 2150 VC ve Endeavor Catalyst de katıldı. Mevcut yatırımcılar Dutch Founders Fund (DFF), TechOne/Metis, Maxis, Arya VC ve 212 de tura yeniden katılarak, Getmobil’in uzun vadeli vizyonuna olan güvenlerini bir kez daha teyit etti. Bu yatırım, yalnızca Getmobil’in büyümesini değil; Türkiye’de uzun yıllardır büyük ölçüde kayıt dışı ve dağınık şekilde işleyen ikinci el elektronik pazarının, regülasyonlarla uyumlu, şeffaf ve ölçeklenebilir bir yapıya kavuşmasını hedefleyen daha geniş bir dönüşüm vizyonunu temsil ediyor. Regülasyonla Dijitalleşen ve Kayıt altına alınan pazar Getmobil’e gelen bu yatırımın arkasındaki en önemli faktörlerden biri, Ticaret Bakanlığı’nın “Yenilenmiş Ürünlerin Satışı Hakkında Yönetmeliği” ile sektörde oluşturulan düzenleyici çerçeve oldu. Yönetmelik, ikinci el ve yenilenmiş elektronik pazarında tüketici güvenini artırırken; kayıt dışı faaliyetlerin azalmasına, standartların oluşmasına ve sürdürülebilir bir pazar yapısının gelişmesine zemin hazırladı. IFC ve diğer global yatırımcılar açısından bu düzenleyici altyapı, Türkiye’de ikinci el elektroniğin ölçeklenebilir bir yatırım alanına dönüşmesinde kritik rol oynadı. Getmobil ise bu regülasyon zeminini, uçtan uca dijital altyapısıyla sahaya taşıyan öncü oyunculardan biri olarak konumlanıyor. Bakanlık tarafından belirlenen kriterleri sağlayan bayilere yerinde yenileme yetkisi tanınarak, yenileme süreçlerinin maliyetlerinin azaltılması ve yenilenmiş ürün arzının tüm Türkiye'ye yayılması amaçlanıyor 8 Milyar Dolarlık Pazar İçin Dijital Bir İşletim Sistemi Türkiye’nin 8 milyar dolar büyüklüğe ulaştığı tahmin edilen ikinci el elektronik pazarı, uzun süredir standartlardan ve tüketici koruma mekanizmalarından yoksun bir şekilde faaliyet gösteriyordu. Getmobil, ülke genelindeki 32 binden fazla cep telefonu bayisini birbirine bağlayan bir dijital işletim sistemi inşa ederek bu tabloyu değiştiriyor. Sistem; satın alma, satış, fiyatlandırma, envanter takibi ve yasal uyum süreçlerini tek bir dijital çatıda toplayarak sektörde ortak bir standart oluşturmayı hedefliyor. Ticaret Bakanlığı’nın düzenlemeleriyle güçlenen şeffaf bir pazar Ticaret Bakanlığı’nın yenilenmiş ürünlere ilişkin düzenlemeleriyle uyumlu şekilde faaliyet gösteren Getmobil, lisanslı yenileme merkezi yapısı ve dijital altyapısıyla tüketicilerin 12 ay garantili, Bakanlık onaylı ürünlere erişimini sağlıyor. Platform üzerinden yürütülen süreçler; pazarın şeffaf, izlenebilir ve denetlenebilir bir yapıda işlemesine katkıda bulunuyor. Veriye dayalı, ölçeklenebilir bir bayi işletim modeli İkinci el elektronik sektöründe faaliyet gösteren bayiler, uzun yıllar boyunca manuel ve birbirinden kopuk sistemlerle çalıştı. Getmobil’in sunduğu dijital altyapı sayesinde bayiler; fiyatlama, stok yönetimi ve operasyonel süreçlerini merkezi ve veriye dayalı bir şekilde yönetebiliyor. Bu dönüşüm, küçük ölçekli satış noktalarının daha sürdürülebilir, büyüyebilir ve kayıtlı işletmelere dönüşmesine katkı sağlıyor. Esnaflar Ölçeklenebilir İşletmelere Dönüşüyor Getmobil, geleneksel yöntemlerle çalışan yerel bayileri merkezi ve veri odaklı bir altyapıya entegre ediyor. Platform sayesinde perakendeciler; anlık fiyatlandırma, stok görünürlüğü ve standartlaştırılmış yenileme süreçlerine erişim sağlayarak daha hızlı kararlar alabiliyor. Şirket verilerine göre Getmobil kullanan bayilerde: Gelirlerde yaklaşık %60 artış,Stok devir hızında yaklaşık %50 iyileşme gözlemleniyor. Global Markaların Güvenilir Çözüm Ortağı Getmobil’in kurduğu altyapı; Apple, Samsung, Hepsiburada, Sahibinden, Troy ve Vatan gibi dev isimler tarafından "eskisini getir, yenisini götür" (trade-in) ve yenilenmiş cihaz programları için tercih ediliyor. Bu ortaklıklar sayesinde tüketiciler cihazlarını güvenle nakde çevirirken, iş ortakları da uçtan uca sertifikalı ve garanti destekli bir sisteme erişiyor. “Biz Sadece Bir Pazar Yeri Değil, Bir Ekosistem İnşa Ediyoruz” Getmobil CEO’su ve Kurucu Ortağı Mehmet Uygun, yatırım turunu şöyle değerlendiriyor: “Getmobil olarak sadece cihaz alıp satan bir şirket değiliz. Türkiye’de uzun yıllardır dağınık ve kayıt dışı kalan ikinci el elektronik pazarını dijitalleştiren bir altyapı kuruyoruz. Bugüne kadar 600 binin üzerinde haneyle buluştuk; kullanıcılarımıza güvenli ve erişilebilir bir deneyim sunarken, bayilerimiz ve iş ortaklarımızla birlikte ikinci el elektronik ekosisteminin büyümesine katkı sağladık. Ticaret Bakanlığı’nın yenilenmiş ürünlere yönelik düzenlemeleri, pazarda güvenin oluşması açısından çok önemli bir zemin oluşturdu. Bu yatırımla birlikte, Türkiye’de kurduğumuz bu sistemi ölçeklemeyi ve aynı modeli uluslararası pazarlara taşımayı hedefliyoruz. Bize güvenen tüm kullanıcılarımıza, bayilerimize ve ekosistemin gelişimine katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ederiz.” Kapıda Alım Modeliyle Yeni Bir Standart Getmobil, yeni dönemde kapıda alım (buyback) modelini Türkiye genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyor. Kullanıcılar, cihazlarını evlerinden çıkmadan satabiliyor ve ödemelerini hızlı şekilde alabiliyor. Bu model, elektronik cihazların kullanım ömrünü uzatarak döngüsel ekonomiye somut katkı sağlıyor.

Uluslararası Kozmetik Kongresi Yoğun Katılımla Başladı Haber

Uluslararası Kozmetik Kongresi Yoğun Katılımla Başladı

Bu dönüşüm yalnızca yeni ürünlerin pazara sunulmasıyla sınırlı kalmıyor; etik formülasyon yaklaşımları, nörobilim temelli çalışmalar ve çevreyle uyumlu üretim modelleri sektörün yönünü belirliyor. Bu çerçevede, “Holistik Kozmetik” temasıyla 9. Uluslararası Kozmetik Kongresi, Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği (KÜAD) tarafından Antalya Titanic Deluxe Belek’te yoğun katılımla başladı. Kongre; kozmetiği yalnızca fiziksel bakımın ötesinde ele alan, bilimi, doğayı, etik üretimi ve duyusal deneyimi bir araya getiren yeni nesil yaklaşımların tartışıldığı stratejik bir platform niteliği taşıyor. Artan uluslararası katılımı ve çok paydaşlı yapısıyla etkinlik, Türkiye’nin kozmetik alanında yalnızca üretim gücüyle değil, bilgi üretimi, inovasyon ve sürdürülebilirlik vizyonuyla da küresel ölçekte konumlandığını ortaya koyuyor. Kongrenin açılış konuşmaları; Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü Genel Müdürü Avni Dilber, İKMİB(İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği) Başkanı Adil Pelister, TÜBİSAD (Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak, KÜAD Yönetim Kurulu Başkanı Levent Kahrıman ve KÜAD Kongre Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Fuat Arslan tarafından gerçekleştirildi. DİJİTAL REKLAMLAR VE YENİ MEVZUATLA REKABET GÜCÜ ARTACAK Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü Genel Müdürü Avni Dilber: “Küresel rekabetin hızlandığı bir dönemde, sektörlerin ayakta kalabilmesi değişime ne kadar hızlı uyum sağladıklarıyla doğrudan ilişkilidir. Bu noktada artık büyük balık küçük balığı değil, hızlı balık yavaş balığı yutuyor; dolayısıyla hem teknolojiye hem de değişen küresel koşullara hızla adapte olmak zorundayız. Bakanlık olarak temel görevimiz tüketiciyi korumak olmakla birlikte, etkin tüketici korumasının yolunun sektörün de korunmasından geçtiğine inanıyoruz. Yüksek standartlarda, mevzuata uygun ürün üretildiğinde hem vatandaşımız korunur hem de sektörün rekabet gücü artar. Bugün reklamların yaklaşık yüzde 75’i dijital mecralarda yapılıyor ve bu alanın da düzenlenmesi kaçınılmaz hale geldi. Bu kapsamda, yapay zekâ, influencer pazarlaması ve hedefli reklamcılığı içeren yeni düzenlemeleri kısa süre içinde hayata geçirmeyi planlıyoruz.” şeklinde ifade etti. HOLİSTİK KOZMETİK KİMYA SEKTÖRÜ İÇİN STRATEJİK BİR ZORUNLULUK İKMİB Başkanı Adil Pelister: “Holistik kozmetik, bizim için yalnızca bir trend değil; kimya ve kozmetik sektörlerinin geleceğini şekillendiren stratejik bir zorunluluktur. Türk kimya sektörü ihracatta ülkemizin lokomotif alanlarından biri hâline gelirken, kozmetik ve kişisel bakım ürünleri bu yükselişte giderek daha belirleyici bir rol üstlenmektedir. Değişen tüketici beklentileri; temiz içerik, bilimsel güven, şeffaf tedarik zinciri ve düşük çevresel ayak izi gibi kriterleri zorunlu kılmaktadır. Kimya sektörünün 2050 vizyonunda, sürdürülebilir üretim, bilim ve teknoloji odaklı Ar-Ge yatırımları ve Türk kozmetik markalarının küresel ölçekte güçlü oyuncular hâline gelmesi temel hedefler arasında yer almaktadır. İKMİB olarak biz de bu dönüşümde sektörümüze Kimya Teknoloji Merkezimiz başta olmak üzere bilim, etik ve sürdürülebilirlik temelli yapılarla destek olmaya devam ediyoruz.” şeklinde konuştu. KİMYA SEKTÖRÜ 30 MİLYAR DOLARLIK İHRACATIYLA TEKNOLOJİNİN ÖNÜNDE Açılış konuşmasında, sanıldığının aksine kimya sektörünün teknoloji sektöründen çok daha güçlü ilerlediğini vurgulayan TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak, “Kimya sektörünün yaklaşık 80 milyar dolarlık bir büyüklüğe ve 30 milyar dolara yaklaşan ihracata sahip olduğunu, buna karşın teknoloji sektörünün ihracatının 3,5 milyar dolar seviyesinde kaldığını görüyoruz. Bu tablo, teknolojiyi yalnızca başlı başına bir sektör olarak değil; güçlü olduğumuz alanlarda katma değer yaratan bir dönüşüm aracı olarak ele almamız gerektiğini ortaya koyuyor. Avrupa’dan örnekler, doğru strateji ve ölçekle teknoloji ihracatının hızla büyüyebileceğini gösteriyor. Yapay zekâ, internet ve mobil teknolojilerden sonra üçüncü büyük devrimsel dönüşüm olarak karşımızda duruyor. Türkiye’nin bu dönüşümü rekabet değil, entegrasyon yaklaşımıyla değerlendirmesi halinde kozmetik ve kimya gibi güçlü sektörlerde küresel marka şirketler yaratması mümkün.” dedi. KOZMETİKTE BAŞARI ARTIK SATIŞ DEĞİL, DEĞER ÜRETİMİYLE ÖLÇÜLÜYOR KÜAD Başkanı Levent Kahrıman: “Kozmetik sektöründe başarı artık yalnızca üretim hacmiyle ya da satış rakamlarıyla ölçülmüyor. Bugün asıl belirleyici olan; üretilen değerin ne kadar sürdürülebilir, ne kadar güvenilir ve ne kadar anlamlı olduğudur. KÜAD olarak kuruluşumuzdan bu yana sektörün ‘ederi’ ile ‘değerini’ buluşturan bir anlayışı savunuyoruz. Holistik kozmetik yaklaşımı, bu vizyonun doğal bir sonucu olarak yalnızca bir trend değil, sektör için kalıcı bir dönüşümü temsil ediyor. Türkiye kozmetik sektörü; bilimsel altyapısı, üretim gücü ve doğal kaynaklarıyla bu dönüşümü gerçekleştirebilecek potansiyele sahip. Bu kongreyi de sektörün geleceğini şekillendirecek ortak aklın buluşma noktası olarak görüyoruz.” açıklamasında bulundu. HOLİSTİK KOZMETİK GEÇİCİ BİR TREND DEĞİL, SEKTÖRDE KALICI BİR PARADİGMA DEĞİŞİMİ KÜAD Uluslararası Kozmetik Kongresi Başkanı Fuat Arslan: “Holistik kozmetik, kozmetik sektöründe geçici bir trend değil, kalıcı bir paradigma değişimini temsil ediyor. Bugün tüketici yalnızca iyi görünmek istemiyor; iyi hissetmek, dengede olmak ve güven duymak istiyor. Bu yaklaşım, güzelliği beden, zihin ve ruh bütünlüğü içinde ele alırken bilimi, doğayı ve etik üretimi aynı zeminde buluşturuyor. Holistik kozmetik yalnızca ürün formülasyonlarını değil; üretim süreçlerinden ambalaja, tedarik zincirinden tüketiciyle kurulan ilişkiye kadar tüm ekosistemi dönüştürüyor. Anadolu’nun binlerce yıllık şifa kültürü ve doğal zenginliği, bilimsel yöntemlerle yeniden yorumlanarak Türk kozmetiğini küresel ölçekte farklılaştırıyor. Türkiye bu alanda yalnızca üretim gücüyle değil, sahip olduğu felsefe ve bilgi birikimiyle de güçlü bir konumda. 9. Uluslararası Kozmetik Kongresi’ni, sektörün ortak vizyonunu inşa eden stratejik bir platform olarak kurguladık. Bu buluşmanın, Türkiye kozmetiğinin dünyaya anlatılmasında önemli bir eşik olduğuna inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Elite World Hotels & Resorts’a TURQUALITY®’den Prestijli Ödül Haber

Elite World Hotels & Resorts’a TURQUALITY®’den Prestijli Ödül

Türkiye’nin önde gelen otel zincirlerinden Elite World Hotels & Resorts, Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen TURQUALITY® Marka Destek Programı kapsamındaki başarılarıyla önemli bir ödüle layık görüldü. Marka, “Konaklama Sektöründe En Çok Ülkeye İhracat Yapan Otel” kategorisinde ödülün sahibi oldu. T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından bu yıl 20’ncisi düzenlenen TURQUALITY® Vizyon Buluşması ve Markalaşma Konferansı kapsamındaki ödül töreni, 5 Aralık Cuma günü TİM Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve bakan yardımcılarının katılımıyla gerçekleşen törende, konaklama sektöründen ödülü Elite World Hotels & Resorts Yönetim Kurulu Üyesi Emel Elik Bezaroğlu’na takdim edildi. Hedef Türkiye’den Çıkan Global Otel Markası Olmak Elite World Hotels & Resorts Yönetim Kurulu Üyesi Emel Elik Bezaroğlu, aldığı ödülle ilgili şunları kaydetti: “TURQUALITY® programına kabul edilen ilk Türk otel zinciri olarak, markamızı sadece Türkiye’de değil, dünyada da güçlendirmek için çalışıyoruz. Bugün aldığımız bu ödül, Türk turizminin uluslararası alandaki gücünü ve Elite World’ün kalite odaklı yönetim anlayışını bir kez daha tescilledi. Amacımız, Türkiye’den doğan bir otel markasını global arenada daha da yukarılara taşımak.” Üst Programa Kabul Edilmişti T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen TURQUALITY® Marka Destek Programı, dünya çapında markalaşma potansiyeline sahip Türk şirketlerini destekleyen ve global pazarlarda sürdürülebilir büyümeyi hedefleyen ilk devlet destekli marka programı olarak öne çıkıyor. Elite World Hotels & Resorts, 2019 yılında programa kabul edilen ilk otel markası olarak sektöründe öncü konumunu güçlendiriyor. Marka, destek programı kapsamında ilk 5 yılı başarıyla tamamlayan Elite World bu yıl bir üst programdan kabul alarak ulusarası marka yolculuğuna emin adımlarla devam ediyor. 2030’da 70 Otel Hedefi Elite World Hotels & Resorts, 2030 yılına kadar 70 otele ulaşma hedefiyle büyüme stratejisini sürdürüyor. Marka, Anadolu şehirlerinde ve Avrupa başkentlerinde yeni otel projeleriyle genişleyerek, Türkiye’den çıkan global otel markası olma vizyonuna hız kazandırıyor.

Corendon Airlines, Turquality® Programında İki Ödülün Sahibi Oldu  Haber

Corendon Airlines, Turquality® Programında İki Ödülün Sahibi Oldu 

Havacılık sektöründe gerçekleştirdiği yeniliklerle "İlklerin Havayolu" olarak bilinen Corendon Airlines, 2025 yılında 20. yılını kutlarken T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen Turquality® Destek Programı kapsamındaki başarısını yeni ödüllerle taçlandırdı. Türkiye’nin ilk ve tek devlet destekli markalaşma programı olan Turquality®’nin 20. yılı vesilesiyle düzenlenen Turquality® Vizyon Buluşması ve Markalaşma Konferansında Corendon Airlines, iki ayrı kategoride şampiyonluk ödülüne layık görüldü. Corendon Airlines, “En Çok Hizmet İhracatı Yapan Turquality® Şampiyonu”, “Uzak Ülkelere En Çok Hizmet İhracatı Yapan Turquality® Şampiyonu” ödüllerini alarak Türkiye’nin hizmet ihracatındaki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. Ödüller, 5 Aralık 2025’te Türkiye İhracatçılar Meclisi Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda düzenlenen Turquality® Vizyon Buluşması ve Markalaşma Konferansı kapsamında takdim edildi. Kurulduğu günden bu yana sürdürülebilir büyümesini filo genişlemesi, hat çeşitliliği ve operasyonel mükemmellik üzerine inşa eden Corendon Airlines; Avrupa’nın pek çok ülkesinden çeşitli turistik destinasyonlara yıl boyunca milyonlarca yolcu taşıyor. Dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı olan Turquality®, klasik ihracat desteklerinden farklı olarak yalnızca ihracatı artırmayı değil; markaların global ölçekte sürdürülebilir büyümesine, stratejik planlamasına ve kurumsal altyapısına katkı sağlamayı amaçlıyor. Turquality® ekosistemi içerisinde elde edilen bu iki ödül, şirketin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırma vizyonuyla da örtüşüyor. Aldıkları ödüllerle ilgili değerlendirmede bulunan Corendon Turizm Grubu Finans Danışmanı Batuğhan Karaer, şunları söyledi: “Turquality® programına kabul edilmemizin ardından, bu yıl iki ayrı kategoride şampiyonluk ödülüne layık görülmek bizim için büyük bir gurur kaynağı oldu. Uluslararası pazarda sürdürülebilir bir başarı yakalamak, güçlü bir operasyon kabiliyetini ve markalaşma vizyonunu gerektiriyor. Corendon Airlines olarak yıllardır hem hizmet ihracatında öncü bir rol üstleniyor hem de uçtuğumuz her noktada Türkiye’nin değerlerini dünyaya taşıyoruz. Turquality® desteğiyle birlikte, global pazardaki rekabet gücümüzü daha da artırarak yolcularımıza sunduğumuz deneyimi zenginleştirmeyi ve ülkemizin ekonomisine daha fazla katkı sağlamayı hedefliyoruz.” Dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı olan Turquality®, klasik ihracat desteklerinden farklı olarak yalnızca ihracatı artırmayı değil; markaların global ölçekte sürdürülebilir büyümesine, stratejik planlamasına ve kurumsal altyapısına katkı sağlamayı amaçlıyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.