Binaların Enerji Performansında Yeni Dönem
2027’de büyük ölçekli binalarda belge zorunluluğu başlıyor
Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’nde yapılan değişikliğin 16 Mayıs 2026 tarihinde yayımlanmasının ardından yapı sektöründe enerji verimliliği ve düşük karbonlu bina yaklaşımını öne çıkaran yeni bir dönem başladı. Düzenlemenin 1 Ocak 2027’de yürürlüğe girecek hükümleri doğrultusunda, yapı inşaat alanı 10 bin metrekare ve üzerindeki binalar için yapı kullanma izin belgesi aşamasında Enerji Kimlik Belgesi (EKB) ile birlikte Bina Yaşam Döngüsü Analizi Belgesi’nin de sunulması gerekecek. Düzenleme, özellikle büyük ölçekli projelerde enerji performansının ve çevresel etkilerin tasarım aşamasından itibaren dikkate alınmasını daha önemli hale getiriyor.
Binanın performansı proje aşamasında şekilleniyor
Bu yaklaşım, yatırımcıların bina performansını değerlendirirken ilk yatırım maliyetinin yanı sıra uzun vadeli enerji tüketimini, ekipman verimliliğini ve çevresel etkileri de dikkate almasını gerektiriyor. Elektrik ve mekanik sistemlerin proje başlangıcından itibaren birlikte planlanması ise hem işletme giderlerinin kontrol altına alınması hem de binanın performans hedeflerine uygun bir altyapı oluşturulmasını sağlıyor.
Yeni dönemde yapı kullanma izin belgesi sürecinde sorun yaşamamak için Enerji Kimlik Belgesi (EKB) ve Bina Yaşam Döngüsü Analizi Belgesi’nin alınması kritik önem taşıyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Üçay Mühendislik Elektrik Sistemleri Direktörü Haydar Çatalbaşlı, şunları söyledi:
“Yatırımcıların 2027’ye hazırlanırken projelerini ilgili mevzuat doğrultusunda yetkili uzmanlarla değerlendirmesi; elektrik, mekanik ve enerji sistemlerini ortak performans hedefleri doğrultusunda planlaması gerekiyor. Tasarım aşamasında sağlanacak koordinasyon, uygulama sırasında ortaya çıkabilecek revizyonları azaltırken binaların işletme döneminde daha verimli çalışmasına da katkı sağlayacaktır.
Bu planlamanın doğru yapılabilmesi içinse yatırımcıların henüz proje aşamasındayken bir dizi unsuru birlikte değerlendirmesi gerekiyor. İlk olarak projenin yönetmelik kapsamına girip girmediği belirlenmeli. Ardından binanın kullanım senaryoları, enerji performansı hedefleri ve elektrik-mekanik yükleri bir bütün olarak değerlendirilmeli.
Verimli binalar için sistemlerin uyumu önemli
Hastaneler, oteller, ticari kompleksler ve büyük konut projelerinde iklimlendirme, pompa, aydınlatma, otomasyon ve elektrikli araç şarj sistemleri birbirleriyle bağlantılı çalışıyor. Bu sistemlerin birbirinden bağımsız planlanması, elektrik altyapısının gereğinden büyük boyutlandırılmasına, ekipmanların verimsiz çalışmasına veya ihtiyaç duyulan kapasitenin karşılanamamasına neden olabiliyor. Proje ilerledikten sonra yapılan değişiklikler de ek yatırım maliyetleri ve uygulama sürecinde gecikmeler doğurabiliyor. Bu nedenle iklimlendirme ve pompa sistemlerinin kapasite seçiminden bina otomasyonuna, enerji izleme altyapısından yenilenebilir enerji entegrasyonuna kadar pek çok kararın tasarım aşamasında verilmesi, sistemlerin birbiriyle uyumlu çalışmasını ve binanın enerji performansı hedeflerine ulaşmasını kolaylaştırıyor.
Enerji performansı ve çevresel etki birlikte ele alınmalı
Enerji Kimlik Belgesi ile Bina Yaşam Döngüsü Analizi Belgesi’nin farklı amaçlara hizmet etmesi de bu süreçte önem taşıyor. Enerji Kimlik Belgesi binanın enerji performansını ve ilgili sınıflarını ortaya koyarken, yaşam döngüsü analizi yapının farklı aşamalarındaki çevresel etkilerinin değerlendirilmesini sağlıyor. Dolayısıyla binaların performansını değerlendirirken yalnızca enerji tüketimine değil, yapı malzemelerinin üretiminden binanın kullanım ömrünün sonuna kadar uzanan süreçteki çevresel etkilere de odaklanmak gerekiyor.” dedi.
Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı