Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ticarileşme

Kapsül Haber Ajansı - Ticarileşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ticarileşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Girişim Fabrikası BİGG Hızlandırma Programı’nın İlk Dönem Başvuruları Başladı Haber

Girişim Fabrikası BİGG Hızlandırma Programı’nın İlk Dönem Başvuruları Başladı

Türkiye İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu Workup, Özyeğin Üniversitesi ve Ankara TEKMER iş birliğiyle yürütülen Girişim Fabrikası BİGG Hızlandırma Programı, 2026 yılı 1. döneminde yenilikçi iş fikirlerini yatırım odaklı bir modelle desteklemek üzere kapılarını açtı. Program, TÜBİTAK 1812 BİGG çerçevesinde girişimcilere doğrudan yatırım desteği sunarak ticarileşme süreçlerini güçlendirmeyi hedefliyor. Yatırım Tabanlı Girişimcilik Destek Programı (BİGG Yatırım) yeni dönem kurgusunda, teknoloji odaklı projeler yatırım bazlı bir modelle fonlanıyor. Girişim Fabrikası, uygulayıcı kuruluş olarak seçilen girişimcilere mentorluk ve eğitim desteği vermenin yanı sıra, projelerin yatırım alma süreçlerine hazırlık aşamasında kritik bir köprü görevi üstleniyor. Başvurular, TÜBİTAK Prodis sistemi üzerinden yapılıyor Programa dahil olmak isteyen girişimci adayları, başvurularını TÜBİTAK Prodis sistemi üzerinden yapabiliyor. Adaylar, sistem üzerindeki kuruluş listesinden Girişim Fabrikası BİGG Hızlandırma Programı seçeneğini işaretleyip “Girişimci” rolüyle sürece dahil olabiliyor. Girişimci adayları için 16 Nisan'da bilgilendirme semineri düzenlenecek Hızlandırma programın başvuruları 19 Nisan’da sona erecek. 16 Nisan’da düzenlenecek bilgilendirme seminerinde, adaylara yatırım modelinin detayları, başvuru kriterleri ve programın girişimcilere sağladığı katma değer hakkında kapsamlı bilgi verilecek. Seminerde, adayların yeni yatırım odaklı sürece dair soruları yanıtlanacak. Seminere katılmak isteyen girişimciler, https://girisimfabrikasi.com/ adresi üzerinden kayıt olabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ile Almanya’dan Yapay Zekâda Güç Birliği Haber

Türkiye ile Almanya’dan Yapay Zekâda Güç Birliği

Merkezde, Avrupa’nın en büyük uygulamalı araştırma kuruluşlarından biri olan Fraunhofer Enstitüsü ve IIB ile yapay zekâ alanında iş birliği başta olmak üzere ulusal ve uluslararası çok sayıda teknoloji projesinin yürütülmesi hedefleniyor. Merkezin açılışına Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, Yeditepe Üniversitesi Ar-Ge ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, Fraunhofer Enstitüsü IOSB Almanya Müdürü Dr. Olaf Sauer, IIB International Institute of Business Enterprises Kurucusu Recep Tanrıkulu, IIB Türkiye Temsilcisi Doç. Dr. Faik Tanrıkulu ve Teknopark İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Dr. Burak Keskik ile çok sayıda yerli ve yabancı konuk ve öğrenci katıldı. Teknopark İstanbul’daki Yeditepe Üniversitesi Teknoloji Merkez Üssü uluslararası iş birlikleri ve endüstriyel Ar-Ge faaliyetlerinin merkezde yer aldığı bütüncül bir ekosistem olarak kurgulandı. Fikirden pazara uzanan yeni nesil girişimcilik modeli olan Girişim Stüdyosu ile öğrenciler, akademisyenler ve şirketlerin bir araya geldiği ortak bir üretim havuzu oluşturulması hedefleniyor. Bu ekosistemde yeni teknolojilerin geliştirilmesi, startup’ların kurulması, fon sağlayıcı kurumların sürece dahil olması ve fikirden ürüne giden tüm süreçlerin desteklenmesi amaçlanıyor. Bu yapısıyla merkez, sadece araştırma değil, aynı zamanda ticarileşme odaklı bir inovasyon platformu olmayı hedefliyor. Dalan: Yapılan İş Birliği Türkiye için Önemli Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, “Yapılan iş birliği sadece Yeditepe Üniversitesi için değil, Türkiye için de önemlidir. Fraunhofer Enstitüsü, Almanya’da ve dünyada yeni teknolojiler konusunda önde gelen bir kurumdur. Bu kurumdan alınan sertifikalar da dünyanın her yerinde kabul görmektedir. Fraunhofer Enstitüsü ile iş birliğini yapay zekâ alanında başlatıyoruz; ancak ileride diğer tüm teknoloji alanlarında da birlikte çalışma imkânımız olacak. Bu nedenle bunu Türkiye’nin teknolojik gelişimi açısından değerli bir adım olarak görüyorum. Yeditepe Üniversitesi günümüzde Ar-Ge’de uluslararası alanda tanınır bir konumdadır. Bugün de Fraunhofer Enstitüsü ile iş birliğine imza attık. Bu iş birliğiyle çok daha önemli çalışmalar gerçekleştirilecektir” dedi. Prof. Dr. Durman: Fikirlerin Ürünlere Dönüştüğü Çalışmalar Yapılıyor Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman da, “Teknopark İstanbul ile Yeditepe Üniversitesi arasında son zamanlarda güzel iş birlikleri gerçekleşiyor. Teknopark içerisinde üniversitemizin de büyük bir teknoloji üssü bulunuyor. Araştırmalarımızı geleceğe ve girişimciliğe yönelik olarak, öğrenci ve akademisyenlerin bir araya geldiği bir alanda yürütüyoruz. Merkezde, fikirlerin ürünlere dönüştüğü çalışmalar yapıyoruz. Bu süreçte Teknopark yöneticilerinin de değerli desteklerini alıyoruz” diye konuştu. Sauer: Türkiye Bizim için Stratejik Bir Ortak “Türkiye bizim için stratejik bir ortak” diyen Dr. Olaf Sauer ise sözlerini şöyle sürdürdü: “Fraunhofer, Yeditepe Üniversitesi ve IIB çok değerli, uluslararası bir iş birliği başlattı. Yeditepe Üniversitesi, Fraunhofer Enstitüsü’yle iyi bir şekilde birbirini tamamlayan modern altyapıya, Ar-Ge kapasitesine ve fikri mülkiyet (IP) birikimine sahiptir. İş birliği kapsamında başlangıçta Türkiye’deki üretim sanayi ya da Türkiye’de faaliyet gösteren Alman şirketleri için Endüstri 4.0, Veri Yönetimi, Endüstriyel Yapay Zekâ ve dijital ikizler alanlarına odaklanacağız. Elbette iş birliği zamanla diğer alanlara da genişleyebilir. Türkiye, Asya ile Avrupa arasındaki tedarik zincirlerinde stratejik bir konuma sahiptir. Bu nedenle, dayanıklı tedarik zincirleri, üretim ve montaj kapasitelerinin yakın coğrafyalara taşınması ile robotik ve yeşil dönüşüm/döngüsel ekonomi gibi alanlarda çözümler geliştirileceğini ve uygulanacağını öngörüyoruz. Aynı zamanda üretim, montaj, malzeme akışı, lojistik ve ilgili bilişim uygulamaları alanlarında yetkinlik kazanan genç uzmanlar yetişecektir. Gelecekte ihtiyaç duyulan da tam olarak bu yetkinliklerin birleşimidir. Yeditepe Üniversitesi, bu gelişmeler doğrultusunda uluslararası bir Ar-Ge ortağı olarak konumlanabilir ve kendini daha görünür kılabilir. Profesörlerin ve araştırmacıların, örneğin üretim ve otomasyon teknolojileri alanında CIRP, IFAK, IEEE gibi bilimsel topluluklara entegre olması sayesinde Yeditepe Üniversitesi, güçlü ve ilgili yetkinliklere sahip, saygın bir Ar-Ge ortağı olarak konumunu pekiştirebilir.” Prof. Dr. Bayat: Hedefimiz Yapay Zeka ile Küresel Açılım Yeditepe Üniversitesi Ar-Ge ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat ise şunları söyledi: “YZ UAM (Yapay Zeka Uygulama ve Araştırma Merkezi) ve Girişim Stüdyosu, uluslararası iş birlikleri ve endüstriyel Ar-Ge faaliyetlerinin merkezde yer aldığı bütüncül bir ekosistem olarak kurgulanmıştır. Bu yapı kapsamında, özellikle TÜBİTAK ve Avrupa Birliği projeleri yürüterek yapay zekâ alanında küresel açılım hedefliyoruz. Aynı zamanda teknoloji ve eğitim transferi odaklı çalışmalar yapılacaktır. Yeni nesil Girişim Stüdyosu modeliyle; öğrenciler, akademisyenler ve KOBİ’lerin bir araya geldiği ortak bir üretim havuzu oluşturulacaktır. Bu ekosistemde; yeni teknolojiler geliştirilecek, startup’lar kurulacak, fon sağlayıcı kurumlar sürece dahil olacak ve fikirden ürüne giden tüm süreçler desteklenecektir. Bu yönüyle merkez, sadece araştırma değil, aynı zamanda ticarileşme odaklı bir inovasyon platformu olacaktır. Merkezde öğrenciler, akademisyenler ve sektör temsilcileri; etkinliklerde, girişimcilik derslerinde, ortak proje geliştirme süreçlerinde aktif olarak bir araya getirilecektir. Ayrıca TÜBİTAK 1812 Programı ve girişim sermayesi (venture capital) şirketleri ile iş birliği yapılarak, projeler finansal kaynaklarla desteklenecektir.” Öncelik Sağlık, Robotik ve Otomotivde Prof. Dr. Bayat, “Yeditepe Üniversitesi, başta Fraunhofer Enstitüsü olmak üzere uluslararası partnerlerle birlikte Endüstri 4.0 ve dijitalleşme projeleri yürütmektedir. Bu kapsamda, üretim ve sanayi tesislerinde yapay zeka tabanlı otomasyon çözümlerinin yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Avrupa Birliği projeleri ve uluslararası konsorsiyumlar aracılığıyla; sağlık, robotik, otomotiv, çelik ve alüminyum gibi farklı alanlarda çalışmalar yapılmaktadır. Ayrıca Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Avrupalı partnerlerle birlikte, sanayiye yönelik yapay zeka eğitim programları planlanmaktadır. Yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik tarafında ise İstanbul Kalkınma Ajansı desteğiyle geliştirilen “Karbon Chatbot” projesi ile karbon yakalama ve yeşil dönüşüm teknolojilerine katkı sağlanmaktadır. Türkiye’nin Avrupa Birliği üretim ekosistemine (Made in EU) entegrasyon sürecinin de bu alanlarda önemli bir ivme yaratması beklenmektedir” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AR-GE ve İnovasyon Artık Zorunluluk! Haber

AR-GE ve İnovasyon Artık Zorunluluk!

AR-GE ve inovasyonun günümüzde bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini dile getiren Doç. Dr. Özay, “Artık kurumlar yalnızca üretim kapasitesiyle değil, bilgi üretme ve bu bilgiyi ürüne dönüştürme becerisiyle yarışıyorlar.” dedi. 21.yüzyıl girişimcisinin yalnızca bir iş fikrine sahip olmasının yeterli olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Özay, “Günümüz girişimcisi yalnızca bir iş fikrine sahip olmakla yetinmeyip; proje yazma, fon kaynaklarına erişme, ulusal ve uluslararası destek programlarını yönetme, fikri hak süreçlerini anlama ve çok paydaşlı iş birlikleri kurabilme yetkinliğine sahip olmalı.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Başkan Yardımcısı, ARGE ve Yenilikçi Politikalar Direktörü Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “16 Şubat İnovasyon” Günü dolayısıyla girişimcilik ve inovasyonun dönüşümünü değerlendirdi. Yeni nesil girişimler ‘önce doğrula sonra ölçekle’ yaklaşımını benimsiyor Doç. Dr. Müge Ensari Özay, 21. yüzyılda girişimciliğin geleneksel modellerden hız, esneklik ve belirsizlik yönetimi açısından belirgin biçimde ayrıldığını belirterek, “Geçmişte girişimcilik daha çok sermaye, fiziksel yatırım ve uzun vadeli planlamaya dayanıyordu. Bugün ise dijital altyapılar sayesinde düşük maliyetle hızlı deneme-yanılma yapılabilen çevik yapılar öne çıkıyor. Yeni nesil girişimler ‘önce kur sonra büyüt’ yerine, ‘önce doğrula sonra ölçekle’ yaklaşımını benimsiyor. Bu dönüşüm, üniversiteleri yalnızca eğitim veren kurumlar olmaktan çıkararak girişimcilik ekosisteminin aktif bir parçası haline getirmektedir. Nitekim Üsküdar Üniversitesi BrainPark Teknoloji transfer ofisin bünyesinde yürütülen çalışmalar, akademik bilginin ticarileşmesi ve toplumsal faydaya dönüşmesi açısından bu yeni yaklaşımın somut örneklerini oluşturmaktadır.” dedi. Rekabet artık bilgi üretme kapasitesiyle ölçülüyor Ar-Ge ve inovasyonun günümüzde bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini dile getiren Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Artık kurumlar yalnızca üretim kapasitesiyle değil, bilgi üretme ve bu bilgiyi ürüne dönüştürme becerisiyle yarışıyorlar. Bu noktada teknoloji transfer ofisleri, akademik araştırmalar ile sanayi arasındaki köprüyü kurarak bilginin ekonomik değere dönüşmesini sağlıyor. Üniversite içinde geliştirilen projelerin fikri mülkiyet süreçlerinin yönetilmesi, patentlenmesi, lisanslanması ve şirketleşmesi gibi adımlar, sistematik destek mekanizmalarıyla mümkün hale getirmektedir. Bu süreçler, Ar-Ge’nin teorik bir faaliyet olmaktan çıkıp doğrudan ekonomik kalkınmanın motoru olmasını amaçlamaktadır.” diye konuştu. Dijitalleşme girişim fikirlerini kökten dönüştürüyor Dijitalleşme, yapay zekâ ve veri odaklı teknolojilerin girişimcilik anlayışını dönüştürdüğünü ifade eden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, şöyle devam etti: “Dijitalleşme, yapay zekâ ve veri odaklı teknolojiler, girişim fikirlerinin şekillenmesini kökten değiştirirken, teknoloji transfer yapılarının da çalışma modelini dönüştürüyor. BrainPark Teknoloji Transfer Ofisi tarafından yürütülen mentorluk programları, proje geliştirme eğitimleri, üniversite-sanayi iş birliği organizasyonları ve girişim hızlandırma faaliyetleri; araştırmacıların ve genç girişimcilerin dijital temelli iş modelleri geliştirmesine olanak tanımaktadır. Üsküdar Üniversitesinde veri analitiği, sağlık teknolojileri, yapay zekâ uygulamaları, iş sağlığı ve güvenliği ve nöroteknoloji gibi alanlarda geliştirilen projeler, disiplinler arası çalışmanın girişimcilikteki belirleyici rolünü ortaya koymaktadır.” Girişimci kimliği çok boyutlu yetkinlik gerektiriyor 21.yüzyıl girişimcisinin yalnızca bir iş fikrine sahip olmasının yeterli olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “21. yüzyıl girişimcisinde bulunması gereken temel yetkinlikler, teknik uzmanlık ile yenilikçi düşünme becerisinin birleşimini gerektiriyor. Günümüz girişimcisi yalnızca bir iş fikrine sahip olmakla yetinmeyip; proje yazma, fon kaynaklarına erişme, ulusal ve uluslararası destek programlarını yönetme, fikri hak süreçlerini anlama ve çok paydaşlı iş birlikleri kurabilme yetkinliğine sahip olmalı. Teknoloji transfer ofisleri tarafından verilen eğitim, danışmanlık ve kuluçka destekleri bu yetkinliklerin gelişmesini sağlayarak araştırmacıları aynı zamanda girişimci kimliğiyle güçlendirmektedir.” ifadesinde bulundu. İnovasyon artık sosyal etki de üretmeli Sürdürülebilirlik ve yeşil inovasyon başlıklarının öne çıktığını belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Sürdürülebilirlik, yeşil inovasyon ve sosyal etki konularının öne çıkması, girişimciliğin yalnızca ekonomik değil, çevresel ve toplumsal değer üretme sorumluluğu taşıdığını gösteriyor. Günümüzde destek programları ve yatırım mekanizmaları, sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu projelere öncelik veriyor. Üniversite-temelli girişimcilik yapıları da sağlık, çevre, toplumsal refah ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik çözümleri destekleyerek ‘sosyal etki odaklı inovasyon’ anlayışını yaygınlaştırıyor.” dedi. Üniversiteler üretilen bilginin ticarileşmesini destekleyen stratejik merkezler haline geliyor Türkiye’de Ar-Ge temelli girişimciliğin gelişen teknoparklar, artan kamu destekleri ve üniversite-sanayi iş birlikleri sayesinde ivme kazandığını belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Teknoloji geliştirme bölgeleri ve teknoloji transfer ofisleri; akademisyen, öğrenci ve sanayi temsilcilerini aynı ekosistemde buluşturarak araştırmanın ticarileşme sürecini hızlandırıyor. Önümüzdeki dönemde uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesi ve derin teknoloji alanlarına yapılan yatırımların artmasıyla, üniversiteler yalnızca bilginin üretildiği değil, aynı zamanda üretilen bilginin ticarileşmesini destekleyen stratejik merkezler haline gelmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

212 NexT’ten DNA Teknolojisiyle Ürün Doğrulayan Haelixa’ya Yatırım Haber

212 NexT’ten DNA Teknolojisiyle Ürün Doğrulayan Haelixa’ya Yatırım

15 yıldır Türkiye’nin girişimcilik ekosistemine liderlik eden 212’nin desteğiyle kurulan, ileri malzeme teknolojileri odaklı yatırım fonu 212 NexT, yeni yatırımını ETH Zürih (İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü) kökenli Haelixa’ya yaptı. Tedarik zinciri boyunca ürünlerin beyan edilen kaynaktan gelip gelmediğini DNA teknolojisiyle doğrulayan Haelixa’nın Seri A öncesi yatırım turuna, 212 NexT’in yanı sıra şirketin mevcut yatırımcılardan Verve Ventures ve Zürih Kanton Bankası da katıldı. Öte yandan yatırım turunda Haelixa, Temasek Trust’ın Amplifier programı kapsamında sağladığı katalitik fonla da desteklendi; bu destek kapsamında şirketten hisse alınmadı. Toplamda 2 milyon Euro yatırım alan Haelixa, aldığı yatırımla satış ve iş geliştirme ekibini büyütmeyi, müşteri ilişkilerini güçlendirmeyi ve stratejik iş birliklerini derinleştirmeyi planlıyor. Üretim sürecinin herhangi bir aşamasında ürüne görünmez ve müdahaleye karşı dayanıklı DNA işaretleyicileri uygulayan Haelixa, ürünlerin nihai aşamaya kadar izlenmesini mümkün kılıyor. Bu sayede Haelixa, markaların sürdürülebilirlik ve köken iddialarını belge yerine, ürünün kendisi üzerinden yapılan testlerle doğrulamasına olanak tanıyor. Haelixa’nın çözümü, bugün başta küresel moda ve tekstil markaları olmak üzere pek çok farklı sektörlerde kullanılıyor. Bilimsel derinliği güçlü teknolojilere yatırımları sürecek 212 NexT Yönetici Ortağı Gizem Yağız, konuyla ilgili şunları söyledi: “Şeffaflıktan uzak tedarik zincirleri bugün markalar için hem finansal hem de itibar açısından ciddi riskler barındırıyor. Haelixa’nın DNA tabanlı yaklaşımı, ürünün kökenini ve gerçekliğini doğrudan ürünün kendisi üzerinden bilimsel olarak doğrulayarak bu riski somut biçimde azaltıyor. Haelixa bugün ticari ölçekte kullanılan bir çözüm olarak, lider tekstil ve moda markalarıyla uzun vadeli iş birlikleri yürütüyor. Güçlü teknolojisi, farklı sektörlere ölçeklenebilir yapısı ve küresel markalar nezdinde gördüğü karşılık sayesinde Haelixa’nın, yüksek riskli tedarik zincirlerinde güçlü bir değer yarattığına inanıyoruz. Bu vizyonu desteklemekten büyük mutluluk duyuyoruz. 212 NexT olarak, bilimsel derinliği güçlü ve küresel ölçekte etki yaratma potansiyeli taşıyan teknolojilere yatırım yapmaya devam edeceğiz.” Tedarik zincirinde DNA dönemi Haelixa Kurucu Ortağı ve CTO’su Gediminas Mikutis ise şu açıklamayı yaptı: “Haelixa’yı, ETH Zürih’te yürüttüğümüz doktora çalışmaları sırasında geliştirdik. Bugün tekstil, değerli metaller, değerli taşlar gibi şeffaflığın kritik olduğu, yüksek riskli tedarik zincirlerinde DNA tabanlı izlenebilirlik sağlıyoruz. Kendi geliştirdiğimiz DNA tabanlı işaretleyiciler sayesinde bilgi üründen ayrılamıyor ve bilimsel olarak doğrulanabiliyor. Bu yatırımla birlikte teknolojimizi daha da güçlendirmeyi, ticarileşme sürecimizi hızlandırarak farklı sektörlere açılmayı ve Haelixa’yı dünya genelindeki tedarik zincirlerinin kalıcı bir parçası hâline getirmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Deniz Portföy’den Girişimcilik Ekosistemine Güçlü Yatırım Haber

Deniz Portföy’den Girişimcilik Ekosistemine Güçlü Yatırım

Erken aşama teknoloji girişimlerine odaklanan Çağla GSYF, finansmanın yanı sıra mentörlük, ticarileşme ve ekosistem entegrasyonunu destekleyerek, küresel ölçekte rekabet edebilecek girişimlerin ortaya çıkmasını ve Türkiye’nin teknoloji üretim kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor. “Türkiye’nin teknoloji üretim gücüne uzun vadeli kaynak sağlıyoruz” Deniz Portföy Genel Müdürü Haldun Alperat konuyla ilgili değerlendirmesinde: “Deniz Portföy olarak, girişim sermayesi fonlarımız aracılığıyla ülkemizin yenilikçi fikirlerine uzun vadeli ve nitelikli kaynak sağlamayı; Türkiye’de inovasyonun ve girişimcilik ekosisteminin güçlü ve dengeli biçimde gelişimine katkı sunmayı önceliklendiriyoruz. Teknopark İstanbul ile hayata geçirdiğimiz Çağla GSYF, yalnızca finansman sunan bir yapı olmanın ötesinde, girişimlerin ürün geliştirme süreçlerini de mentörlük ile destekleyen ve ekosistemde yatırım akışını güçlendiren bütüncül bir model olarak tasarlandı. Fintech, oyun, yeşil teknoloji, mobilite ve yapay zeka gibi alanlarda tohum öncesi ve tohum aşamasındaki girişimlere yatırım yaparak, Türkiye’nin teknoloji üretimine ve erken aşama başarı hikayelerine katkı sağlayacak olmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi. “Ekosistemin gücüne güç katmaya devam edeceğiz” Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Çağla GSYF ile girişimcilerimize sadece finansal kaynak sağlamakla kalmıyor, erken aşama girişimlerin ürün geliştirme süreçlerine ivme kazandıran kapsamlı ve sürdürülebilir bir destek mekanizması sunuyoruz. Savunma, biyoteknoloji, fintech, oyun ve yapay zeka gibi kritik alanlardaki tohum öncesi ve tohum aşaması projeleri destekleme vizyonumuz kapsamında firmalarımızı belirledik ve bunlara değişen oranlarda toplamda 500 bin dolara yakın yatırım kararı aldık. Birkaç yıl içerisinde toplamda 10 milyon dolara ulaşacak fon hacmimizle, girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştırarak, Teknopark İstanbul ekosisteminin gücüne güç katmaya devam edeceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.