Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tıp Fakültesi

Kapsül Haber Ajansı - Tıp Fakültesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tıp Fakültesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bilim, Teknoloji ve Empatiyle Yeni Nesil Doktorlar Sahneye Çıkıyor Haber

Bilim, Teknoloji ve Empatiyle Yeni Nesil Doktorlar Sahneye Çıkıyor

Tıp eğitiminin ulaştığı bu yeni aşama; alanında dünyaca ünlü otoritelerin katılımıyla, Acıbadem Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen XV. Ulusal ve I. Uluslararası Tıp Eğitimi Kongresi’nde tüm boyutlarıyla değerlendirildi. Tıp Eğitimini Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Alimoğlu ve Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nadi Bakırcı eş başkanlığında gerçekleştirilen kongre; Türkiye’den ve dünyadan çok sayıda tıp eğitimi uzmanı ve yöneticisi ile geleceğin hekimleri olan öğrencileri bir araya getirdi. Kongrede, tıp eğitiminin bugünü ve geleceği; uluslararası saygınlığa sahip isimlerin değerli katkılarıyla tartışmaya açıldı… Dr. Dara O’Keeffe, İrlanda Royal College of Surgeons’ta Cerrahi Eğitimde Simülasyon Programları Başkanı olarak, cerrahide simülasyonun eğitim süreçlerine nasıl yön verdiğini ve bu alandaki öncü yaklaşımları paylaştı. Lizbon Üniversitesi öğretim üyesi ve BEME (The Best Evidence Medical Education) eski Başkanı Prof. Dr. Madalena Patricio, kanıta dayalı tıp eğitiminin dünya genelinde kabul gören standartlarını aktarırken; Maastricht Üniversitesi öğretim üyesi ve Perspectives on Medical Education dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Erik Driessen ise tıp eğitiminde bilimsel araştırmaların taşıdığı kritik öneme dikkat çekti. Duayen akademisyenlerin deneyimleriyle zenginleşen bu platformda; Türkiye’nin tıp eğitimindeki güçlü konumu, dünyada kabul gören yenilikçi eğitim modelleri ve geleceğin hekimlerinde bulunması gereken nitelikler kapsamlı bir şekilde analiz edildi. Türkiye, Tıp Eğitiminde Güçlü ve Kabul Gören Bir Merkez Acıbadem Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Levent Altıntaş, Türkiye’nin tıp eğitimindeki konumuna dikkat çekerek, uluslararası katılımlı bu kongrenin önemini şu sözlerle değerlendiriyor: “Kongremizi TEGED (Tıp Eğitimini Geliştirme Derneği), TEPDAD (Tıp Eğitimi Programları ve Akreditasyon Derneği) ve TTED’in (Türk Tıp Eğitimi Derneği) katkılarıyla gerçekleştirdik. Bu toplantı uzun yıllardır düzenleniyor ancak ilk kez uluslararası düzeyde gerçekleşiyor. Tıp eğitimi akademisyenlerini üniversitemizde ağırlamak bizim için son derece değerli. Kongreye, Türkiye Tıp Dekanlar Konseyi adına 70’in üzerinde dekan ve dekan yardımcısı başta olmak üzere 300’ün üzerinde katılım oldu.” Türkiye’nin tıp eğitimi alanında güçlü bir altyapıya sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Levent Altıntaş, Türk hekimlerinin dünya genelinde kabul gördüklerine dikkat çekerek, “Türkiye’de verilen tıp eğitimi, mezunlarımızın dünyanın pek çok ülkesinde çalışabilmesine olanak tanıyor. Uluslararası denklik sınavlarında elde edilen başarılar da bunun somut bir göstergesi” şeklinde konuşuyor. Prof. Dr. Levent Altıntaş’a göre tıp eğitimi, dünyada en hızlı değişen eğitim alanlarından biri. “Tıp eğitimi artık öğrenci merkezli, aktif öğrenmeyi teşvik eden ve bireyselleştirilmiş bir yapıya doğru evriliyor. Kendi kendine öğrenebilen, eleştirel düşünebilen, etik değerleri güçlü ve topluma duyarlı hekimler yetiştirmeyi hedefliyoruz” diyen Prof. Dr. Levent Altıntaş, eğitimde, insan odaklı yaklaşımın altını çiziyor. Simülasyon Merkezleri Tıp Eğitiminde Oyunu Değiştiriyor Kongrenin dikkat çeken konuşmacılarından biri olan Dr. Dara O’Keeffe, cerrahi tıp eğitiminde simülasyonun önemini çarpıcı örneklerle anlatıyor. İrlanda Royal College of Surgeons’ta simülasyon eğitiminin lider isimlerinden olan Dr. Dara O’Keeffe, simülasyon merkezlerinin güvenli öğrenme ortamı sunduğunu vurguluyor: “Yirmi yıl önce simülasyon tek bir odadaydı. Bugün üç katlı, ileri teknolojilerle donatılmış sanal hastanelerden söz ediyoruz”… Dr. Dara O’Keeffe’ye göre klinik ortamda vaka sayısının sınırlı olması, simülasyonu vazgeçilmez kılıyor. “Öğrenciler ve asistanlar her şeyi hasta üzerinde öğrenemez. Hata yapma lüksleri yoktur. Oysa simülasyon merkezleri, tekrar tekrar deneme yapma ve hata yaparak öğrenme imkânı sunuyor. Acıbadem Üniversitesi bünyesinde bulunan, dünyanın önde gelen merkezlerinden CASE – İleri Düzey Medikal Simülasyon ve Eğitim Merkezi ise çok kıymetli” diyen Dr. Dara O’Keeffe, yeni nesil cerrahların özgüven eksikliği yaşadığına yönelik eleştirilere de katılmadığını belirtiyor: “Yeni jenerasyon daha temkinli. Odak noktası artık cerrah değil, hasta. Daha az risk almak, daha güvenli kararlar vermek hasta güvenliği açısından çok daha doğru”… Peki “geleceğin hekimleri” nasıl olacak? Teknolojinin, tıp eğitiminin artık çok önemli bir parçası olduğuna dikkat çeken Dr. Dara O’Keeffe, “Geleceğin hekimleri, teknolojiden bağımsız düşünülemez; ileri görüntüleme sistemleri ve robotik cerrahi gibi hızla gelişen uygulamalara hâkim, bu dönüşüme hazır ve teknolojiyi mesleğinin doğal bir parçası olarak kullanan profesyoneller olmak zorunda. Tıp eğitimi, uzun ve yıpratıcı süreçlerden uzaklaşarak zamanı verimli kullanan, öğrenciyi hastayla karşılaştırmadan önce simülasyon merkezlerinde neredeyse her açıdan hazırlayan, hızlı öğrenmeyi ve özgüveni önceleyen bir yapıya doğru evriliyor. Artık tıp eğitimi yıllarca sürmeyecek. Haftada 120 saat çalışamayız, 20 yıl eğitim de veremeyiz. Zamanı verimli kullanmalıyız” şeklinde konuşuyor. Kanıta Dayalı Tıp Eğitimi ve İnsan Odaklı Yaklaşım Kanıta dayalı tıp eğitiminin dünya çapındaki duayenlerinden Prof. Dr. Madalena Patricio, insan odaklı ve kanıta dayalı eğitimin önemini vurguluyor. Tıp eğitiminde 40 yılı aşkın deneyime sahip olan Prof. Dr. Madalena Patricio, iyi bir hekimin sadece bilgiyle değil, değerlerle de donanmış olması gerektiğini söylüyor: “İyi bir doktor öncelikle şefkatli olmalı. Hastayı sadece bir klinik vaka olarak değil, bir insan olarak görmeli”… Tıp öğrencilerinin toplumdan kopuk yetişmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Madalena Patricio, “Öğrencileri tıp eğitimi kapsamında hapishanelere, huzurevlerine, mülteci kamplarına gönderiyoruz. Sadece dinlemeyi, empati kurmayı öğrensinler diye. İyi bir doktor toplumdan izole olamaz” diyor. Alternatif tıbba yönelimin artmasının nedenlerinden birinin iletişim eksikliği olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Madalena Patricio, “Hastalar dinlenmediklerini hissettiklerinde alternatif yollar arıyor” diyerek iletişimin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor. Bilimsel Araştırma, Ekip Çalışması ve Eleştirel Düşünce Maastricht Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erik Driessen, tıp eğitiminde bilimsel araştırmaların ve ekip çalışmasının vazgeçilmez olduğunu belirtiyor: “İyi bir doktor, işini iyi bilen ve iyi iletişim kurabilen kişidir. Hekimlik ayrıca bireysel değil, ekip işidir. Ekip ruhu ve takım çalışmasına yatkınlık ise çocuklukta, özellikle basketbol, futbol gibi takım sporlarıyla gelişir; sonradan öğrenilebilir olsa da iyi bir hekimlik için bu becerilerin erken yaşta kazanılması büyük avantaj sağlar” diyor. Prof. Dr. Erik Driessen, modern tıp eğitiminin ezbere dayalı olmaktan uzaklaştığını vurgulayarak, öğrencilerin aktif rol aldığı, araştıran ve sorgulayan bir eğitim modelinin önemine dikkat çekiyor. Yapay zekanın tıp dünyasında giderek daha fazla yer aldığını belirten Prof. Dr. Erik Driessen, “Ancak empati ve iletişimin yerini hiçbir teknoloji alamaz” şeklinde konuşuyor. Kanıta dayalı tıbbın çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erik Driessen “Kanıta dayalı tıp, bilimsel olarak etkinliği gösterilmiş yöntemlerin kullanılmasını güvence altına alıyor. Alternatif tıp veya bilimselliği kanıtlanmamış uygulamalara yönelimi azaltmanın yolu ise, bilim insanlarının yalnızca akademide değil, basın ve halkla doğrudan iletişim kurarak bilgiyi herkesin anlayabileceği bir dille anlatmasından geçiyor” diyor. Öğrencinin başarılı olması için yalnızca ders anlatan bir hocaya değil, yol gösteren bir mentöre ve soru sorup uygulayarak aktif biçimde öğrenebileceği bir eğitim ortamına ihtiyacı olduğunu da belirten Prof. Dr. Erik Driessen, “Araştırmalar mentörleri olan öğrencilerin daha başarılı olduğunu ve daha fazla iş imkanlarına sahip olduklarını gösteriyor” şeklinde sözlerini tamamlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlık Teknolojilerinde Akademi ve Girişimcilik Aynı Zeminde Buluştu Haber

Sağlık Teknolojilerinde Akademi ve Girişimcilik Aynı Zeminde Buluştu

Etkinlikte, sağlık teknolojileri alanında yapılan akademik ve girişimcilik ekosisteminin çalışmaları iki panel altında ele alındı. Programın açılış konuşmalarını İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek ve Entertech İstanbul Teknokent Genel Müdürü Dr. Muhammed Kasapoğlu gerçekleştirdi. Açılışta, sağlık teknolojileri alanında akademik bilgi birikiminin girişimcilik mekanizmalarıyla desteklenerek ticarileştirilmesinin önemi vurgulandı. Açılış konuşmasında Dr. Muhammed Kasapoğlu, sağlık teknolojileri girişimlerinin karşılaştığı sermaye ihtiyacı, regülasyon süreçleri ve pazara erişim zorluklarına dikkat çekerek, teknokentlerin bu süreçte yalnızca bir altyapı sağlayıcısı değil; girişimlerin ticarileşme yolculuğunda aktif birer yol arkadaşı olduğunu ifade etti. Kasapoğlu, akademik üretimin ekonomik değere dönüşmesinde üniversite–teknokent–girişim iş birliklerinin kritik rolüne vurgu yaptı. Açılışın ardından, TÜBİTAK 1812 Girişimcilik Destek Programı kapsamında destek almaya hak kazanan İstanbul Üniversitesi mensubu akademisyenlerine plaket takdimi gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında düzenlenen ilk panel, “3 Perspektif, 1 Gelecek: Yeni Nesil Sağlık Girişimleri” başlığıyla gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Nuri Yenerel’in üstlendiği panelde; Entertech bünyesinde faaliyet gösteren sağlık teknolojileri girişimleri, ürün geliştirme süreçleri, klinik ihtiyaçlara yanıt üretme pratikleri ve sahadaki deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Programın ikinci paneli olan “Sağlık Teknolojileri ve Tıpta Regülasyonlar” oturumunda ise regülasyon, sertifikasyon ve klinik onay süreçleri çok paydaşlı bir perspektifle ele alındı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ın yaptığı panelde, kamu, sektör ve girişimcilik ekseninde sağlık teknolojilerinin mevzuatla uyumlu şekilde ticarileştirilmesine ilişkin güncel yaklaşımlar değerlendirildi. Etkinlik, akademi ve girişimcilik ekosisteminin temsilcilerini bir araya getiren network oturumu ile sona erdi. Entertech İstanbul Teknokent, sağlık teknolojileri alanında üniversite temelli girişimciliği destekleyen ve akademik bilginin sahaya aktarılmasını hızlandıran iş birliklerini önümüzdeki dönemde de güçlendirerek sürdürmeyi hedefliyor.

Türk Cerrahlar Hollanda’da İlk Canlı Donör Naklini Gerçekleştirdi! Haber

Türk Cerrahlar Hollanda’da İlk Canlı Donör Naklini Gerçekleştirdi!

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı ve Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz ile Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yaman Tokat, Hollanda’da ilk defa yapılan canlı vericili karaciğer nakline imza attılar. Türkiye geçmişte yabancı cerrahların bilgi ve deneyimlerinden faydalanan bir ülke iken, bugün Türk cerrahlar, özellikle canlı vericiden yapılan organ nakilleri alanında dünyaya rehberlik ediyor. Bilgi birikimleri ve deneyimleriyle uluslar arası alanda örnek gösterilen hekimler, eğitimler gerçekleştiriyor, operasyonlara öncülük ediyor. Bunun son örneği, 250 bin nüfuslu üniversite şehri olan Leiden’de, 450 yıl önce kasabaya ödül olarak kurulan Leiden Üniversitesi’nin hastanesinde gerçekleşti. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı ve Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz ile Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yaman Tokat, Hollanda’da ilk defa Leiden Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan canlı vericili karaciğer nakline imza atarken, üniversitenin tıp tarihinde yeni bir sayfa açan başarısına da ortak olmanın mutluluğunu yaşadılar. Geçen yıl Türkiye’ye gelmişlerdi Türkiye kadavradan nakilde dünya genelinde son sıralarda yer alırken, canlı vericiden organ naklinde ise ilk sırada bulunuyor. Bu alanda kazandıkları bilgi ve deneyimleri günümüzde yabancı meslektaşlarına aktarır duruma gelen Türk hekimler, önemli başarılara imza atıyor. Prof. Dr. Hamdi Karakayalı geçtiğimiz günlerde Hollanda’da Leiden Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirdikleri canlı vericiden karaciğer nakline yönelik şöyle konuştu: “Geçtiğimiz yıl Leiden’in organ nakli ekibi (cerrahlar, gastroenterologlar, radyologlar, patologlar, anestezi ve yoğun bakım uzmanları, ameliyat hemşireleri) bizleri Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’mizde ziyaret etmiş, bir hafta boyunca yanımızda bulunarak üç karaciğer nakli ameliyatımızı gözlemlemişti. Ülkelerine döndükten sonra nihayet ilk vaka için alıcı, verici hazırlandı, online olarak yaptığımız konseyde uygun olduklarına karar verip ameliyat gününü kararlaştırdık. 45 yaşındaki Hollandalı hastaya, 29 yaşındaki donör olan yeğeninden karaciğeri naklettik ve 13 saat süren ameliyatı başarı ile tamamladık. Bu arada verici ameliyatı, ekibe Tayvan’dan katılan bir cerrahın katkısıyla robotik olarak gerçekleştirildi. Leiden Üniversitesi Tıp Fakültesi gibi dünyada iyi bilinen prestijli bir kuruma böyle bir destek vermekten ülkemiz adına gurur duyduk.” Türkiye canlı vericili nakil başarısında dünyada 1. sırada Halen resmi verilere göre, Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Bekleme Listesi’ne kayıtlı 35 bine yakın hastanın çoğunun acil organ nakline ihtiyaçları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karakayalı “Organ bağışı ihtiyacı karşılamaya yetmiyor ve hastaların çoğu bekleme sürecinde ne yazık ki hayatını kaybediyor, bu sırada listeye sürekli yeni hastalar ekleniyor. Buna karşın donör bulan hastaların tedavi edilmesini sağlayan canlı vericili karaciğer nakli sayılarına bakıldığında ülkemiz 1. sırada yer alıyor. Oysa ideal olan kadavradan bağış oranının yüksek olması. Bu nedenle ülkemizde kadavradan nakilleri mutlaka artırmalıyız” dedi. Prof. Dr. Karakayalı, Sağlık Bakanlığı’nın yeni yayınladığı yönetmeliğe göre artık, organ bağışı beyanlarının E-Devlet ve E-Nabız üzerinden yapılabileceğini de belirterek bunun kadavradan bağışın artmasında umut verici bir gelişme olduğunu söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.