Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Toplantı

Kapsül Haber Ajansı - Toplantı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplantı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kuraklık, Toprak Ve Üretim Masada Haber

Kuraklık, Toprak Ve Üretim Masada

İklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha sert hissedildiği bir dönemde, İzmir’in su, tarım ve üretim geleceği, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen Sulama Kooperatifleri Toplantısı’nda kapsamlı biçimde değerlendirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra İzmir Bölgesi Sulama Kooperatifleri Birliği Başkanı Hüseyin İlhan Yavuz, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Halit Çelik, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İZPA Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, meclis üyeleri, tarım komisyonu temsilcileri, ilçe belediyelerinin temsilcileri, muhtarlar, sulama kooperatiflerinin başkan ve yöneticileri, üreticiler ile ziraat odalarının temsilcileri katıldı. İki saati aşkın süren ve yaklaşık 100 üreticinin yer aldığı toplantıda; su yönetimi, tarımsal sulama, yer altı su kaynaklarının durumu, toprak sağlığı ve kalkınma arasındaki ilişki bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. Cemil Tugay: Tüketimin yüzde 70’i tarımsal sulamadan kaynaklanıyor Toplantıda su krizinin yalnızca teknik bir başlık değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir mesele olduğuna dikkat çeken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 2025 yılının beklenenden çok daha kurak geçtiğini vurguladı. Tugay, “2025 yılı hiçbirimizin öngöremediği kadar kurak bir yıl oldu. En kurak yıllardan birini yaşadık. Biz hiçbir soruna sırtımızı dönmüyoruz. Konu Devlet Su İşleri’nin sorumluluk alanında olsa da ‘bu başkasının sorunu’ demiyoruz. İzmir’in bugün bir numaralı sorunu sudur” dedi. Yer altı sularının kontrolsüz kullanımının ciddi riskler taşıdığına işaret eden Tugay, kaçak ve ruhsatsız kuyuların her geçen gün arttığını belirtti. Su tüketimindeki dağılıma da değinen Tugay, “Toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 10’u kentlerde içme ve kullanma suyu, yüzde 20’si sanayi, yüzde 70’i ise tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor. Bu nedenle yalnızca bireysel tasarruf çağrılarıyla bu sorunu çözemeyiz. Tarımsal sulamada verimliliği artıracak ortak adımlara ve sizlerin desteğine ihtiyacımız var” diye konuştu. “Kayıp-kaçak oranını düşürmek için yoğun çalışıyoruz” Kayıp-kaçak konusundaki yanlış algılara da değinen Başkan Tugay, şebeke sistemlerinde belirli oranda kaybın kaçınılmaz olduğunu belirterek, İzmir’de yüzde 24,8 seviyesinde olan kayıp-kaçak oranını daha da düşürmek için sahada yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Yanlış sulama yöntemleri, bilinçsiz gübreleme ve hatalı ilaçlama nedeniyle toprakların organik yapısının zayıfladığını ifade eden Tugay, tuzlanma ve asitlenme sorunlarının giderek arttığına dikkat çekti. “Kalkınma olmadan ne okul kalır ne hastane” Su ve tarım meselesinin aynı zamanda bir kalkınma meselesi olduğunun altını çizen Başkan Tugay, üretimin sürekliliğinin toplumsal yaşamın tüm alanları için hayati önemde olduğunu vurguladı. Tugay, “Sanayi, tarım ve hayvancılık için söylüyorum; üretmeye devam etmek zorundayız. Çocuklarımızın eğitim alabilmesi, insanların sağlık hizmetlerine erişebilmesi, altyapının ayakta kalması ancak kalkınmış bir ülkenin sağlayabileceği imkânlarla mümkündür. Aksi halde ne okul kalır ne hastane, ne de bu kenti ayakta tutacak başka bir yapı” dedi. Meseleye parçalı değil bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini belirten Tugay, tarım ve hayvancılığın İzmir için vazgeçilmez olduğunu ifade ederek, “Çiftçimiz, hayvancılıkla uğraşan üreticimiz göz bebeğimizdir. Emeklerinin karşılığını almaları gerekir. Ancak bunu yaparken suyu ve toprağı da korumak zorundayız” diye konuştu. “Bu süreci birlikte yöneteceğiz” Başkan Dr. Cemil Tugay, su krizine kalıcı çözümün ancak ortak akıl ve bilimsel yaklaşımla mümkün olabileceğini vurgulayarak, üniversitelerden akademisyenlerin de yer aldığı bilimsel bir Su Kurulu oluşturduklarını açıkladı. Tugay, arıtılmış suların yeniden kullanımı, modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması, sanayide su verimliliğinin artırılması ve yeni su kaynaklarının oluşturulmasına yönelik seçeneklerin birlikte değerlendirileceğini ifade etti. Sürecin çok paydaşlı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğine dikkat çeken Tugay, “Bu işi ne belediye tek başına yapabilir ne de devlet. Bu süreç, kentte yaşayan herkesin; üreticinin, sanayicinin ve kooperatiflerin birlikte yöneteceği bir süreçtir” dedi. “Yalnız değilsiniz” Sulama kooperatifleri ile tarımsal kalkınma kooperatiflerinin sürecin en önemli paydaşları olduğuna dikkat çeken Başkan Tugay, yanlış yönetim anlayışlarının yarattığı sorunlara işaret etti. Tugay, “Kötü yönetimlerden, yanlış işlerden yorulduk. Bir kardeşiniz, bir evladınız olarak ricamdır: Bu ülkeye artık kimse kıymasın. Herkes elindekinin kıymetini bilsin. Bu zor değil” dedi. Görevini layıkıyla yerine getirmek için çalıştığını vurgulayan Tugay, sürecin birlikte yürütülmesi gerektiğini belirterek, “Bundan sonra birlikte yol yürüyelim. Suyun mutlaka verimli kullanılması için akıllı sayaçlar gibi uygulamalardan yararlanalım. Hobi bahçelerinin daha sık denetlenmesi gerekiyor. Bu buluşma ortak bir çalışma zemini olarak devam etmeli. Ulaşabildiğimiz herkese doğru sulama tekniklerini anlatalım” diye konuştu. Su krizinin geçici bir sorun olmadığına da dikkat çeken Başkan Tugay, “Bu yıl su krizi var; önümüzdeki yıl da, sonraki yıllarda da olacak. Kimse mağdur olmamalı. Hepimiz üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz. Eksikler, yanlışlar olabilir ama doğruyu birlikte bulacağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sizi hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız” ifadelerini kullandı. “Bu para belediyenin değil, İzmirlinin parası” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, toplantıda belediye kaynaklarının kullanımına ilişkin net ve açık mesajlar verdi. Kaynakların kişisel değil, tamamen halka ait olduğunu vurgulayan Tugay, desteklerin de bu anlayış doğrultusunda planlandığını ifade etti. Tugay, “Bu para benim cebimden çıkmıyor, bir başkasının cebinden de çıkmıyor. Bu para belediyenin parası ama aslında İzmirlinin, halkın parasıdır. Bizim görevimiz de bu kaynağı doğru, adil ve verimli biçimde kullanmaktır” dedi. Desteklerin rastgele değil, sürdürülebilir üretimi esas alan bir yaklaşımla planlandığını belirten Başkan Tugay, samimiyet ve devamlılık vurgusu yaparak üreticilere şu çağrıda bulundu: “Gerçekten üretim yapmak isteyen, bahçesine sahip çıkan, hayvancılığı ciddiyetle yürüten üreticinin yanında oluruz. Ancak verdiğimiz desteğin karşılığını görmek isteriz. Bugün başlayıp yarın bırakılan işler değil, örnek olacak, sürdürülebilir çalışmalar istiyoruz. Kimin neye ihtiyacı varsa gelsin söylesin. Kendini sıkıntıda hisseden, derdi olan herkes bize ulaşsın. Biz bunun için buradayız ve bunu yapmayı gerçekten istiyoruz. İzmir’in en büyük kurumudur, en büyük gücüdür. Mali yapısı her geçen gün daha sağlam bir noktaya geliyor. Kaynaklarımız var. Önemli olan bu kaynakların heba edilmemesi ve doğru işler için kullanılmasıdır. Belediye sizin, kurum sizin; bu kurumun parası sizin. Gelin, ‘Bu işi samimi biçimde yapacağım’ deyin. Ne gücümüz varsa sizindir. Fidanıyla, desteğiyle, imkânıyla yanınızda oluruz.” Erdoğan: Saniyede yaklaşık 2 bin litre ilave suyu sisteme kazandırdık Kent merkezinde günlük içme suyu tüketiminin yaklaşık 648 bin metreküp olduğunu belirten İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, bunun saniyede ortalama 7 bin 500 litre suya karşılık geldiğini söyledi. Erdoğan, bugün bu ihtiyacı karşılayan yüzeysel su kaynaklarının büyük bölümünün ya tamamen tükendiğini ya da kritik seviyelere gerilediğini vurguladı. Barajlardan gelen su miktarının tarihsel olarak en düşük seviyelere indiğine dikkat çeken Erdoğan, “Tahtalı ve Gördes barajlarında ortaya çıkan tablo yalnızca İzmir için değil, ülkemizin birçok büyük kenti için ciddi bir uyarıdır. Bu nedenle suyu artık yalnızca mevcut kaynaklar üzerinden değil, çok yönlü ve bütüncül bir kriz yönetimi anlayışıyla ele almak zorundayız” dedi. İzmir’in içme suyunun yaklaşık yüzde 74’ünün yer altı suyu kaynaklarından karşılandığını ifade eden Erdoğan, bu oranın olağanüstü dönemler için geçici bir çözüm olduğunu belirterek, “Yer altı sularının korunması ve sürdürülebilirliği bizim için hayati önemdedir” diye konuştu. Bu kapsamda Göksu, Sarıkız, Menemen ve Halkapınar başta olmak üzere birçok bölgede kuyu yenileme ve yeni kuyu devreye alma çalışmalarını hızlandırdıklarını aktaran Erdoğan, “Yalnızca bu çalışmalar sayesinde saniyede yaklaşık 2 bin litre ilave suyu sisteme kazandırmış durumdayız” ifadelerini kullandı. “Orta ve uzun vadede alternatif kaynakları konuşmak zorundayız” Suyu artırmanın, yeni kaynak bulmak kadar önemli olduğuna dikkat çeken İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, tasarrufun en önemli ayaklarından birinin kayıp-kaçakla mücadele olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Kent merkezinde kayıp-kaçak oranını yüzde 24,8 seviyesine düşürdük. Bu sayede yaklaşık 5,6 milyon metreküp suyu sistemde tutmayı başardık. Bizim için kayıp-kaçakta sağlanan her yüzde 1’lik düşüş, yeni bir baraj kadar değerlidir” dedi. Kısa vadede su arzını artırmaya yönelik bir diğer başlığın Tahtalı Barajı’nın ölü hacminde bulunan suyun değerlendirilmesi olduğunu belirten Erdoğan, bu konuda teknik hazırlıkların sürdüğünü ifade etti. Erdoğan, “Temmuz 2026’da bu suyun sisteme kazandırılmasına yönelik ihale sürecini başlatmayı planlıyoruz. Bu adım, İzmir’in su güvenliği açısından kritik önemdedir” diye konuştu. Orta ve uzun vadede ise alternatif kaynakların mutlaka gündeme alınması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, deniz suyu arıtma tesislerinin yüksek enerji maliyetlerine rağmen iklim değişikliği gerçeği karşısında kaçınılmaz seçenekler arasında yer aldığını söyledi. Erdoğan, “Bu yatırımları bilimsel veriler ışığında, çevresel etkileri gözeterek ve doğru finansman modelleriyle değerlendirmek zorundayız” dedi. Bulut tohumlama uygulamalarına da değinen Erdoğan, bu konuda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile iletişime geçtiklerini belirterek, “Bu yöntem tek başına bir çözüm değildir; ancak uygun koşullarda destekleyici bir araç olabilir” ifadelerini kullandı. Erdoğan dayanışmanın önemine dikkat çekti İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, su krizinin yönetiminde dayanışmanın hayati önemde olduğunu vurguladı. Devlet Su İşleri (DSİ) ile yürütülen baraj ve altyapı yatırımlarının hızlandırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Erdoğan, özellikle Başlamış ve Düvertepe barajları başta olmak üzere İzmir’in uzun vadeli su güvenliği için gerekli yatırımların ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu sürecin yalnızca İZSU’nun ya da yerel yönetimlerin tek başına yürütebileceği bir süreç olmadığını dile getiren Erdoğan, “Su krizini yönetmek için tüm kurum ve kuruluşların ortak hareket etmesi gerekiyor. Vatandaşlarımızın su tasarrufu konusundaki duyarlılığının artarak devam etmesi de elimizi güçlendiriyor. Tasarruf, bilinçli kullanım ve dayanışma, bugün İzmir’in su geleceği için en güçlü araçlarımızdır” şeklinde konuştu. Büyükşehir'in destekleri İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İzmir genelindeki kooperatif yapısı ve belediyenin yürüttüğü desteklere ilişkin ayrıntılı bilgiler paylaştı. Üngür, İzmir’de 81 sulama kooperatifi, 45 su ürünleri kooperatifi ve 163 tarımsal kalkınma kooperatifi olmak üzere toplam 289 kooperatifin faaliyet gösterdiğini belirtti. Sulama kooperatiflerine bağlı 13 bin 500 ortağın bulunduğunu ifade eden Üngür, kooperatiflerin özellikle Kemalpaşa, Ödemiş, Menderes, Bergama ve Tire ilçelerinde yoğunlaştığını aktardı. Belediyenin yetki ve sorumluluğunda 18 sulama göleti bulunduğunu kaydeden Üngür, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak sulama tesisleri, hayvan içme suyu göletleri, sondaj kuyuları, yeni gölet yapımı, bakım-onarım çalışmaları ve eğitim desteklerinin aralıksız sürdürüldüğünü söyledi. Üngür, 2024–2025 döneminde çok sayıda yeni tesisin hayata geçirildiğini, mevcut tesislerde bakım-onarım çalışmalarının yapıldığını, kuyu yapımı ve ekipman desteklerinin üreticilerle buluşturulduğunu vurguladı. Bilimsel veriler paylaşıldı Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, iklim değişikliğinin Ege Bölgesi ve İzmir havzaları üzerindeki etkilerine ilişkin güncel bilimsel verileri paylaştı. Kurucu, yağış miktarı ve sürekliliğinde yaşanan azalmanın geçici bir durum olmadığını, yapısal bir değişime işaret ettiğini vurguladı. Sıcaklık artışlarının İzmir ve çevresinde daha şiddetli biçimde hissedildiğine dikkat çeken Kurucu, önümüzdeki 15–20 yıllık süreçte su kaynakları üzerindeki baskının daha da artacağını ifade etti. Bu nedenle havza bazlı planlama, bilimsel izleme ve uzun vadeli su yönetimi politikalarının artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini söyledi. İki saati aşkın süren toplantı, kooperatif temsilcilerinin görüş ve önerilerinin alınmasının ardından sona erdi.

Madencilikte Eşitlik Masada: Kadınlar, Kapsayıcılık ve Çeşitlilik İçin Bir Araya Geldi! Haber

Madencilikte Eşitlik Masada: Kadınlar, Kapsayıcılık ve Çeşitlilik İçin Bir Araya Geldi!

Madencilik Sektöründe Kadınlar Derneği, sektördeki kadın üyeleriyle bir araya gelerek Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'ndan biri olan "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" üzerine kritik bir buluşma gerçekleştirdi. Dernek, toplantının son derece verimli ve ilham verici geçtiğini sosyal medya hesabı üzerinden duyurdu. Toplantının odak noktası, sektörde kapsayıcılığı ve çeşitliliği artırmaya yönelik stratejiler oldu. Etkinliğe katılan üyeler, Sibel Alp'in ilham verici sunumu eşliğinde derinlemesine tartışmalar yürüttü. Gündemdeki Kritik Başlıklar: İş Dünyasında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği: Sektördeki kadınların karşılaştığı zorluklar ve fırsatlar masaya yatırıldı. Kapsayıcılık ve Çeşitlilik: Çalışma ortamlarında farklılıkların bir zenginlik olarak kabul edilmesi için atılacak adımlar değerlendirildi. Dayanışma Güçlendirildi: Üyeler, sorunlara karşı "Nasıl dayanışmalıyız?" sorusuna güçlü ve uygulanabilir yanıtlar üreterek ortak hareket etme kararlılığını pekiştirdi. Dernek, bu anlamlı buluşmada emeği geçen herkese teşekkür ederek, daha eşit, kapsayıcı ve çeşitli bir gelecek için birlikte çalışmaya ve dayanışmaya devam edeceklerini vurguladı. Bu toplantı, madencilik gibi geleneksel olarak erkek egemen sektörlerde kadınların liderlik ve aktif rol alma çabalarının önemli bir göstergesi olarak kayıtlara geçti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yerel Demokrasinin Kalbi Nilüfer’de Attı Haber

Yerel Demokrasinin Kalbi Nilüfer’de Attı

Nilüfer Belediyesi, 19 Ekim Muhtarlar Günü kapsamında, kentteki 64 mahalle muhtarının katılımıyla özel bir toplantı düzenledi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Doç. Dr. Gökhan Günaydın’ın da katıldığı buluşmada, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir ev sahipliği yaptı. Programa; CHP Parti Meclisi (PM) Üyesi ve Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, CHP PM Üyesi Canan Taşer, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Milli Savunma ve Milli Eğitim eski Bakanı Turhan Tayan, CHP geçmiş dönem milletvekili İlhan Demiröz, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları ve meclis üyeleri ile Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yılmazer ve Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar da katıldı. “MUHTARLAR YEREL DEMOKRASİNİN SEMBOLÜ” Toplantının açılış konuşmasını yapan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, muhtarların yerel demokrasinin, dayanışmanın ve halkla yönetim arasındaki köprünün sembolü olduğunu vurguladı. Nilüfer’in 64 mahallesinin her birinin kendine özgü kimliği ve öncelikleriyle güçlü birer yerel yapı olduğunu belirten Şadi Özdemir, bu sistemi “ağ yönetimi” olarak tanımladı. Başkan Şadi Özdemir, bir mahallenin kalbinin en iyi o mahallenin muhtarı tarafından bilindiğini ifade ederek, “Bizim görevimiz, o kalbin attığı sesi duymak, çözümü birlikte üretmektir” dedi. Nilüfer’in sosyo-ekonomik açıdan Türkiye'nin en gelişmiş 5’inci ilçesi konumuna gelmesinde muhtarların payının büyük olduğunu kaydeden Başkan Şadi Özdemir, “Bugün burada kurduğumuz sofra; dayanışmanın, ortak aklın ve yerel demokrasinin sofrasıdır. Çünkü biz biliyoruz ki; muhtar varsa, mahalle var. Mahalle varsa, kent var. Kent varsa, demokrasi var” ifadelerini kullandı. Başkan Şadi Özdemir, görev süreleri sonunda hep birlikte Nilüfer'i ilk üçe taşıyacaklarına olan inancını da dile getirdi. KATILIMCI DEMOKRASİNİN GERÇEK AKTÖRLERİ CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da, katılımcı demokrasi sistemini daha etkin hale getirmek istediklerini belirterek, bu süreçte muhtarların kritik bir role sahip olduğunu söyledi. Muhtarların siyasal parti temsilcisi olarak seçime girmediğine dikkat çeken Günaydın, “Mahallesinde sevilmeyen, saygın bir kişiliği olmayan insanların muhtar seçilebilme imkanı yoktur. Muhtarlık seçimlerinde artan rekabetle birlikte bu çok daha kıymetli. Hem seçimlerinde hem de seçimden sonraki mücadelelerinde katılımcı demokrasinin gerçek aktörleri olan muhtarlarımızı kutluyorum” diye konuştu. CHP PM Üyesi ve Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu da, muhtarların yerel yöneticilerden ve yasa yapıcılardan daha fazla beklentisi olduğunu dile getirdi. Demokrasiye sahip çıkan ve bu konuda öncü olan Nilüfer muhtarlarına teşekkür eden Kayışoğlu, “Bu mücadelemizi sürdürerek, daha güzel bir Nilüfer, daha güzel bir Bursa ve daha güzel bir ülke hayalimizi hep birlikte gerçekleştireceğiz” dedi. MUHTARLARA YENİ YETKİ ALANLARI ÖNERİSİ CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk ise, güçlü bir demokraside muhtarları dinlemenin ve onlarla birlikte şehri planlamanın önemine değindi. Öztürk, “Muhtarlarımızın özellikle kendi mahalleleri ile ilgili nüfusları, coğrafi büyüklüklerine göre yetki alanlarını biraz daha netleştirmek, belki onlara Avrupa’daki örnekleri gibi belirli bütçeleri kullanma anlamında yeni tahsisler öngörebilmek, onların aslında devletin dili kısmında, icra kısmında daha etkin kılma anlamında önemli olacaktır” görüşünü paylaştı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız da, Nilüfer’deki muhtarların Türkiye’de öncü konumda olduğunu belirterek, Nilüfer’de uygulanan mahalle iletişim personeli uygulamasını Bursa genelinde 10 bin nüfusu olan mahallelerde hayata geçirdiklerini açıkladı. Saldız, “Muhtar, mahallenin her şeyidir. O yüzden muhtarlardan gelen talepler daima bizim başımızın üstünde ve önceliklidir” dedi. HİZMET MÜCADELESİ DEVAM EDECEK Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yılmazer ise, kendilerine söylemle değil eylemle değer veren yöneticilere teşekkür ederek, “Biz muhtarlar, yerel yöneticilerimizle birlikte, halkı için doğrunun peşinde koşup, hizmet mücadelesi veriyoruz. Bundan sonraki süreçte, bu hizmetleri hep birlikte halkımıza, yaşadığımız mahallelerimize, ilçemize ve kentimize hep birlikte ulaştırmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar da muhtarların devletin vatandaşa uzanan eli, halkın sesi ve temsilcisi olduğunu vurgulayarak, “Bu görevi yaparken en büyük gücümüz vatandaşımızın güveni ve desteğidir. Nilüfer, Belediye Başkanımız Şadi Özdemir’in desteğiyle mahallelerimizin sorunlarını çözmek, daha yaşanır bir kent oluşturmak için ortak bir irade koymaktayız” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksa Bursa Doğalgaz Sertifikalı İç Tesisat Firmalarıyla Bir Araya Geldi Haber

Aksa Bursa Doğalgaz Sertifikalı İç Tesisat Firmalarıyla Bir Araya Geldi

7.763 kilometreye ulaşan şebeke uzunluğuyla 1,2 milyonu aşkın abonesini doğal gaz konforu ve ekonomisiyle buluşturan Aksa Bursa Doğalgaz, sertifikalı iç tesisat firmalarıyla bir araya geldi. Toplantı kapsamında T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu tarafından belirlenen mevzuatlar ile doğal gaz tesisatı dönüşümlerindeki güncel teknik uygulama usul ve esasları görüşüldü. Ayrıca, güvenli ve hızlı tesisat dönüşümünün önemine işaret edildi. Öncelik her zaman kesintisiz ve güvenli gaz arzı 150’ye yakın sertifikalı iç tesisat firma yetkilisinin katıldığı toplantı, Aksa Bursa Doğalgaz’ın merkez binasında gerçekleştirildi. Toplantıda, abonelerin doğal gazı güvenli ve verimli şekilde kullanmaya devam edebilmesi için dikkat edilmesi gereken hususlar ayrıntılarıyla ele alındı. Doğal gaz dönüşüm süreçlerinde kalite standartlarının korunması, teknik uygulamalarda güncel mevzuata uyumun sağlanması ve süreçlerin daha verimli yürütülmesi konularında değerlendirmelerde bulunuldu. Aksa Bursa Doğalgaz, önceliğin her zaman kesintisiz ve güvenli doğal gaz arzı olduğuna dikkat çekerek, sertifikalı iç tesisat firmalarıyla birlikte gerçekleştirdikleri iş birliğinin vatandaşlara fayda sağlaması açısından önemli olduğunu belirtti. 74 bin 744 adreste tesisat kontrolü ve gaz açımı Sektör paydaşlarıyla güçlü bir iş birliği içinde hareket ederek müşteri memnuniyetini ve hizmet kalitesini sürekli geliştirmeyi hedefleyen Aksa Bursa Doğalgaz, toplantıda operasyonel faaliyetlerine ilişkin güncel verileri de paylaştı. Buna göre 2025 Eylül ayı sonu itibarıyla 32 bin 030 iç tesisat projesi onaylandı ve 74 bin 744 adreste tesisat kontrolü ve gaz açımı gerçekleştirildi. Aksa Bursa Doğalgaz tarafından yapılan açıklamada, doğal gazın güvenli kullanımının sağlanması ve iç tesisat süreçlerinde verimliliğin artırılması amacıyla iletişim ve koordinasyonun sürdürüleceği, sektörün gelişimi için ortak çalışmaların devam edeceği ifade edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa’nın Büyük Kentleri, Bursa’da Buluşuyor Haber

Avrupa’nın Büyük Kentleri, Bursa’da Buluşuyor

Avrupa’nın önde gelen metropol kentleri ve bölgelerini temsil eden liderleri bir araya getiren Avrupa Metropol Forumu’nun (10. EMA Forumu) düzenlediği ‘Dünya Metropol Zirvesi, İspanya’nın Barselona kentinde başladı. 14-17 Ekim tarihleri arasında yapılan zirve, metropol yönetimlerini geleceğe hazırlayarak ‘2030 sonrası küresel kentsel gündemin’ şekillenmesine katkı sunmayı hedefliyor. Zirve kapsamında dünyanın dört bir yanından belediye başkanları, metropol liderleri ve siyasi temsilciler bir araya gelerek konut krizi, kapsayıcı hareketlilik, iklim uyumu, dijital dönüşüm ve su yönetimi gibi öncelikli alanlarda ortak çözümler geliştiriyor. Zirvenin ana teması ise küresel ölçekte kentleri derinden etkileyen konut krizi olurken, su krizi ile dijitalleşme ve yapay zeka konuları da alt temalar olarak ele alınacak. 2026’da zirveye Bursa ev sahipliği yapacak Toplantıda forumun 2026 yılı ev sahipliği konusu da görüşüldü. MBB ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in teklifi üzerine önümüzdeki yıl EMA Forumu’nun MBB tarafından Bursa Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilmesi oy birliğiyle kabul edildi. Siyasi temsilcilerle üst düzey toplantı Başkan Mustafa Bozbey, zirvenin ilk günü Barselona Belediye Başkanı Jaume Collboni’nin ev sahipliğinde düzenlenen ‘Siyasi Temsilcilerle Üst Düzey Toplantı’ oturumuna katıldı. Metropol yönetişimi, konut krizi ve iş birliği mekanizmalarının görüşüldüğü toplantıda, Başkan Bozbey tarafından Marmara Bölgesi’nin metropol ölçeğinde yaşadığı sorunlar ve çözümler dile getirildi. “Marmara’nın geleceğini konuşmak, Avrupa’nın geleceğini konuşmaktır” Toplantının ikinci günü yapılan ‘Metropol yönetimi ve konut politikaları’ temalı açılış programında konuşan MBB Başkanı ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa ve İstanbul’un da aralarında bulunduğu 6 büyükşehir ve 25 milyonu aşkın nüfusa ev sahipliği yapan Marmara Bölgesi’ni temsil ettiğini hatırlattı. Marmara’nın Türkiye ve bölge için önemini anlatan Başkan Bozbey, “Osmanlı İmparatorluğu’nun üç başkenti Bursa, Edirne ve İstanbul’a ev sahipliği yapan Marmara Bölgesi, geçmişte olduğu gibi bugün de doğu ile batı arasında güçlü bir köprüdür. Limanları, boğazları, ulaşım hatları ve üretim merkezleriyle Marmara, Avrupa ile Asya arasında bir geçit; küresel ticaretin, üretimin ve hareketliliğin kavşak noktasıdır. Marmara’nın geleceğini konuşmak, aslında Akdeniz Havzası’nın ve Avrupa’nın geleceğini konuşmaktır” dedi. “Ortak hareket etmek bir zorunluluktur” Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj krizi, yapılan çalışmalar ve yapılması gerekenler hakkında da bilgi veren Başkan Bozbey, MBB’nin 200 üyesiyle konut krizinden iklim risklerine, dijital uçurumdan sosyal eşitsizliklere kadar birçok ortak meseleyi ortak vizyonla ele aldıklarını belirtti. 3.3 milyon nüfusa sahip Bursa’nın Marmara’nın İstanbul’dan sonra ikinci, Türkiye’nin ise dördüncü büyük metropol kenti olduğunu hatırlatan Başkan Bozbey, “Hem üretimin hem yaşam kalitesinin hem de kültürel mirasın dengelendiği bir kent modelidir. Ancak şunu da biliyoruz ki hiçbir kent; konut krizini, iklim risklerini ya da dijital uçurumu tek başına aşamaz. Ortak hareket etmek artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Sorunlarımızı, stratejik politika önerilerimizi ve dayanışma çağrımızı ulusal ve uluslararası kurumlar nezdinde görünür kılmak hepimizin sorumluluğudur” diye konuştu. “Bir sonraki EMA Forum’a Bursamızda ev sahipliği yapmaya hazırız” Deprem riski ve iklim krizinin gölgesinde yaşayan Marmara halkı için, konut güvenliğinin aynı zamanda yaşam hakkı olduğunu ifade eden Başkan Bozbey, “Biz bu yüzden, hem afetlere dayanıklı hem de insana yakışır yaşam çevreleri kuruyoruz. Küresel ölçekte adil, kapsayıcı ve dirençli kentlerin geleceği, tıpkı Marmara örneğinde olduğu gibi, bölgesel dayanışmadan geçiyor. Bu nedenle sizleri, Marmara’nın kalbi olan Bursa’da ağırlamaktan büyük mutluluk duyacağız. Bir sonraki EMA Forum’a Bursamızda ev sahipliği yapmaya hazırız. Birlikte düşünmek, birlikte üretmek, birlikte iyileştirmek için” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.