Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Toplum

Kapsül Haber Ajansı - Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin İklim Yol Haritası Masaya Yatırıldı Haber

Türkiye’nin İklim Yol Haritası Masaya Yatırıldı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Söyleşilerin 2026 yılı ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlendi ve bu yılın ilk söyleşisi, Türkiye’nin katkısıyla Birleşmiş Milletlerce kabul edilen 30 Mart Dünya Sıfır Atık Günü’nde, yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Gazeteciler Cemiyeti Dış Medya ve Meclis Başkan Vekili Ahmet Coşkunaydın’ın üstlendiği çevrim içi söyleşinin konuşmacıları ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz ve Eskişehir Teknik Üniversitesi İklim Elçisi Saliha Şebnem Şen oldular. Mete İmer: “Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, dünyada Sıfır Atık uygulaması yaygınlaşırsa yılda 1,5 gigaton salım önlenebilir” Her yıl bir ülkede yapılmakta olan iklim ile ilgili BM Taraflar Konferansları’nın bu yıl Antalya’da gerçekleşecek 31.’sinde ilk kez Sıfır Atık kavramının gündeme geleceğinin belirtildiğini vurgulayan Mete İmer “Sıfır Atık, aslında, döngüsel ekonominin getirdiği bir hedeftir. Bir başka deyişle, ürünlerin yaşam döngüsünde değerlendirilemeyen en az atığa ulaşma hedefidir. Türkiye’de bir devlet politikası haline gelen Sıfır Atık, Türkiye’nin gayretleriyle Birleşmiş Milletler’ce de tanınmış bir slogan ve kavram haline gelmiştir,” dedi. ÇEVKO Vakfı’nın atık yönetiminde uzmanlaşmış bir vakıf olduğunu hatırlatan İmer bu gözle yaptığı değerlendirmede: “Sıfır Atık özellikle tüketim sonucu oluşan tüm atıkların kaynağında ayrı toplanarak değerlendirilmesi anlamına gelmektedir. Tüketim sonrası oluşan atıkların toplanmasında ülkemizde yasal olarak belediyeler görevlendirilmiştir. Sıfır atığa ulaşmak için, evlerimizden, iş yerlerimizden çıkan atıklar bakımından, “geri dönüştürülebilir” ve “kompostlanabilir” halde ikili biriktirme ve toplama yöntemi, en basit ve pratik çözümdür. Atıkların artık birer hammadde olması nedeniyle sanayi de sorumluluk altına girmiş ve dünyada belediyelerle iş birliği içinde çalışan Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) sistemleri, finansal ve yönetsel bir model olarak ortaya çıkmıştır,” dedikten sonra Sıfır Atık uygulamasında başarı, sürdürülebilirlik ve yüksek verim elde etmek için alt yapının tamamlanması, özellikle Avrupa’da uzun yıllardır uygulanmakta olan ve on beş yıl boyunca ülkemizde de uygulanmış bulunan GÜS modelinin yeniden uygulamaya alınması gerektiğini savundu. ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Sıfır Atık uygulamasının dünyada yaygınlaşması durumunda iklim mücadelesindeki somut karşılığını şu çarpıcı verilerle ortaya koydu: "Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, Sıfır Atık çalışmalarının dünya genelinde aktif hale gelmesi 1,5 gigatonluk bir salım azaltımı sağlayabilir; bu miktar Almanya ve Japonya’nın toplam yıllık salımlarına eşittir ve 2025 verilerine göre dünyadaki yıllık sera gazı salımlarının yaklaşık yüzde 3’üne karşılık gelmektedir." Prof. Dr. Levent Kurnaz: “Artık krizi durdurmayı değil, ayakta kalmayı konuşuyoruz; Türkiye olarak “dirençlilik” kavramına odaklanmalıyız” Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, konuşmasında iklim krizinin ulaştığı noktayı IPCC gibi hükümetler arası yapıların "kontrollü" açıklamalarının ötesine geçen çarpıcı verilerle ortaya koydu. Atmosferdeki karbondioksit seviyesinin sanayi öncesi dönemdeki 280 ppm’den bugün 430 ppm’e yükseldiğini hatırlatan Kurnaz, bu gidişatın dünya genelinde 4-5 C’lik korkunç bir ısınmaya doğru evrildiğini vurguladı. Özellikle 1,5 C eşiğinin aşılmasıyla Bangladeş'te yaklaşık 40 milyon insanın sular altında kalacak yerleşim yerlerinden göç etmek zorunda olacağını belirten Kurnaz, bu hareketliliğin komşu ülkelerle birlikte 60-80 milyon kişilik bir mülteci dalgası olarak Türkiye sınırlarına dayanabileceği uyarısında bulundu. Uluslararası iklim müzakerelerindeki "oy birliği" kuralının ciddi kararlar alınmasını imkansız kıldığını ifade eden Kurnaz, mevcut yapının işlevsizliğini "İklim müzakerelerine dair tüm umutlarımı Bakü’de bıraktım" sözleriyle eleştirdi. Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesindeki tabloyu da değerlendiren Prof. Dr. Levent Kurnaz, Antalya sokaklarındaki vatandaştan iş dünyasına kadar geniş bir kesimde farkındalık eksikliği olduğunu belirten Kurnaz, hazırlıkların sadece lojistik ve konaklama odaklı kalmaması gerektiğini vurguladı. Politika geliştirme süreçlerinin yeterince kapsayıcı ilerlemediğini ifade eden Kurnaz, Türkiye'nin çabasının büyük kısmını "Belalar başımıza gelmeden önce kendimizi nasıl koruruz?" sorusuna, yani “dirençlilik” kavramına ayırması gerektiğini söyledi. Kamu, sivil toplum ve iş dünyasının samimi ve gerçek bir ajanda ile bir araya gelmesi gerektiğini hatırlatan Kurnaz, iklim konusunun sadece zirve dönemlerinde değil, sonrasında da kalıcı bir devlet politikası olarak içselleştirilmesi gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı. Saliha Şebnem Şen: “Gençler sadece farkındalık çalışmalarında değil, karar alma mekanizmalarında da aktif rol almak istiyor” Eskişehir Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği öğrencisi, İklim Elçisi ve İklim Elçileri Koordinatör Yardımcısı olan Saliha Şebnem Şen, Türkiye’deki üniversitelerde 2021 yılından bu yana her kurumun temsilciler belirleyerek iklim farkındalığını artırmaya yönelik kapasite geliştirme eğitimleri aldığını ve politika süreçlerinde aktif rol üstlendiğini belirtti. COP31’in Türkiye ev sahipliğinde gerçekleşecek olmasının genç nesil için büyük bir heyecan ve fırsat olduğunu ifade eden Şen, iklim elçiliğini bir unvan değil, çözüm odaklı somut çıktılar üreten aktif bir sorumluluk olarak gördüklerini vurguladı. COP31 sürecinde gençlerin sesini duyurmak için yürütülen çalışmalara da dikkat çekti. Bu yıl düzenlenecek zirvenin bir ‘Gençlik COP’u’ olması hedeflendiğini ve katılımcıların en az yüzde 10’unun gençlerden oluşmasının planlandığına dair beklentiyi paylaşan İklim Elçileri Koordinatör Yardımcısı Şebnem, Bizler için önemli olan, yaptığımız çalışmaların sadece yerelde kalmayıp COP31 gibi uluslararası süreçlerde doğrudan karşılık bulmasıdır dedi. Gençliğin iklim mücadelesinde sadece bir figür değil, öncü bir aktör olduğu bir toplum vizyonuyla hareket ediyoruz. Bu kapsamda ailemizden başlayarak yakın çevremize, esnafımıza ve tüm topluma bu bilinci aktarmayı bir görev biliyoruz. Hedefimiz, gençlerin sesini daha görünür kılarak karar alma süreçlerine doğrudan katkı sağlamak ve geleceğimizi şekillendirecek politikalarda bizzat masada yer almaktır diye ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa'da Nevruz Coşkusu Haber

Bursa'da Nevruz Coşkusu

Bursa Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından düzenlenen kutlamalar, Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından program Tayyare Kültür Merkezi’nde devam etti. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mustafa Bozbey’i temsilen törene katılan Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, Nevruz’un köklü bir medeniyetin ortak değeri olduğunu belirtti. Baharın müjdecisi olan Nevruz Bayramı’nın kutlamanın mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen Saldız, “Binlerce yıllık geçmişe sahip olan Nevruz, sadece doğanın uyanışı değil; aynı zamanda gönüllerimizin birleştiği, kardeşliğin ve dayanışmanın güç kazandığı özel bir gündür. Bu anlamlı miras, bizleri ortak bir kültürde buluşturan en kıymetli değerlerimizdendir. Bursa’da bu ruhu hep birlikte yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak en önemli sorumluluğumuzdur” dedi. Bursa Vali Yardımcısı Rıza Gençoğlu ise Nevruz’un toplumları bir araya getiren önemli bir değer olduğuna dikkat çekti. Nevruz’un dostluğun, kardeşliğin ve yeniden doğuşun simgesi olduğunu dile getiren Gençoğlu, daha güçlü bir toplum olma yolunda Nevruz’un taşıdığı anlamı iyi kavramak gerektiğini ifade etti. Nevruz komitesinde yer alan sivil toplum kuruluşları adına konuşma yapan Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği Başkanı İrfan Tatlıoğlu da Nevruz’un Türk dünyasını bir araya getiren önemli bir kültürel değer olduğunu söyledi. Türk dünyasının dört bir yanında aynı coşkuyla kutlanan bayramın birlik ve beraberliği daha da güçlendirdiğini anlatan Tatlıoğlu, bu geleneği yaşatmak ve genç nesillere aktarmak zorunda olduklarını belirtti. Kutlamalar mehter takımı eşliğinde yapılan Nevruz yürüyüşü ile devam etti. Bursa Posoflular Derneği Ahıska Türkleri halk dansları gösterisi, Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği Turan Gençleri gösterisi, Bursa Azerbaycan İnovasyon Derneği orta oyunu, demir dövme ve ateşten atlama ritüelleriyle devam eden etkinliklerde renkli görüntüler yaşandı. Katılımcılara geleneksel Nevruz pilavı ikram edilirken, vatandaşlar bayram coşkusunu doyasıya yaşadı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Darülaceze’de Vefa Buluşması Haber

Darülaceze’de Vefa Buluşması

Darülaceze Başkanı Esra Ceceli İslam’ın ev sahipliğindeki iftar programına, Darülaceze İdare Meclisi Üyesi Bilal Erdoğan, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank ve İstanbul Valisi Davut Gül katıldı. SPOR DÜNYASININ RAKİPLERİ BULUŞTU Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Fenerbahçe Başkanı Saadettin Saran, Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı ve Trabzonspor Başkan Yardımcısı Nevzat Kaya ve Kasımpaşa Spor Kulübü Başkanı Davut Dişli’nin yanı sıra; Kasımpaşa Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, Milli Okçu Mete Gazoz, Milli Voleybolcu Zehra Güneş, Milli Güreşçi Rıza Kayaalp ile çok sayıda milli sporcu da bu anlamlı buluşmaya iştirak etti. SANAT CAMİASI BİR ARAYA GELDİ Ahmet Özhan, Hülya Avşar, Sinan Akçıl, Burak Kut, Serkan Çağrı, Resul Dindar ve Uğur Işılak programda sanat camiasını temsil eden isimlerden oldu. ÜNLÜ OYUNCULAR DARÜZACEZE’DE Sinema ve dizi oyuncuları Özgür Ozan, Ebru Cündübeyoğlu, Görkem Sevindik, Serkan Çayoğlu, Taner Ölmez, Burç Kümbetlioğlu, Ceren Benderlioğlu, Aleyna Solaker, Kenan Çoban, Merve Üçer, Yıldıray Şahinler, Erdem Şanlı, Ava Yaman, Zeynep Atılgan, Erdem Şanlı, Gürkan Uygun ile minik oyuncu Kuzey Gezer de iftarın konukları arasındaydı. ŞEFLER DE GELDİ Acun Medya Yönetim Kurulu Başkanı Acun Ilıcalı ile TV8’in heyecan dolu yemek yarışması MasterChef’in ünlü şefleri Danilo Zanna ve Mehmet Yalçınkaya programda yerini aldı. Ayrıca sosyal medyada hatırı sayılır takipçi sayılarıyla ön plana çıkan çok sayıda dijital içerik üreticisi de iftara katılım gösterdi. VEFA VE MERHAMET Darülaceze Başkanlığı Okmeydanı Yerleşkesi’nde gerçekleşen program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dua ile başladı. Farklı toplumsal kesimlerin buluşmasına sahne olan iftar; vefa ve merhamet duygularının güçlü bir şekilde hissedildiği anlamlı bir akşama dönüştü. SUNUCULUĞU PELİN ÇİFT YAPTI Sunuculuğunu gazeteci ve televizyon programcısı Pelin Çift’in üstlendiği etkinlikte ilk olarak Darülaceze Başkanı Esra Ceceli İslam bir konuşma yaparak davetlilere katılımlarından dolayı teşekkür etti. PAYLAŞMA VE ŞÜKÜR Daha sonra kürsüye gelen Darülaceze İdare Meclisi Üyesi Erdoğan, Ramazan’ın yalnızca bir ibadet süreci değil aynı zamanda insanın kendisi, çevresi ve toplumla kurduğu bağları yeniden hatırladığı bir dönem olduğunu ifade etti. Erdoğan, günlük hayatın yoğunluğu içinde çoğu zaman fark edilemeyen paylaşma, şükür ve dayanışma duygularının Ramazan ayında daha görünür hale geldiğini belirterek özellikle Darülaceze gibi kurumların bu değerlerin en güçlü şekilde hissedildiği yerler olduğunu dile getirdi. HAYRET VE GIPTAYLA Müslüman bir ülkede doğup büyüyen insanlar olarak Ramazan'ın hakkını bazen veremediklerini kaydeden Erdoğan, “Hani demişler ya eskiler; ‘O mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler.’ Yani o balıklar ne kadar engin bir denizde olduklarını fark etmeden yaşarlar. Yurt dışında yaşadığım dönemde Ramazan'da herkesin birbirine yardım ettiğini, ihtiyaç sahiplerine ulaştığını yabancılara anlattığımız zaman, hayretle ama aynı zamanda gıptayla hep mukabele ettiklerine şahitlik etmişimdir.” dedi. GÜZEL ŞENLENDİRDİK Erdoğan, bir kasidede “Şu mübarek, iki ay olsa bari” denildiğini anımsatarak “Gerçekten bu güzel ayı, bu sene memleketimizde belki uzun yıllardır olmadığı kadar güzel karşıladık. Okullarımızda, sokaklarımızda, mahallelerimizde güzel süslemelerle Ramazan'ı eskilerin tabiriyle çok güzel şenlendirdik. Ve bu nesiller arası aktarım için de güzel bir vesile oldu. Bu bakımdan eskiden bizim çocukluğumuzda hep büyükler derdi ki; ‘Nerede o eski Ramazanlar?’ Galiba bu Ramazan'da onu çok duymadık. Onun için de ayrıca mutluyum.” diye konuştu. İSTİKRAR ADASI İran’da yaşanan savaşa işaret eden Erdoğan, “Ülkemiz, maalesef 50 yıldır bölgesindeki bu istikrarsızlıklarla imtihan oluyor. 70'lerde de bir petrol krizi olmuştu. 80'lerde İran-Irak Savaşı oldu. 90'larda Amerika Körfez'e girdi. 2000'lerde yine Irak'ta sıkıntılar. Suriye'de iç savaş yaşandı. Hepsinde etkilendik, etkileniyoruz. Kuzeyimizde Ukrayna-Rusya Savaşı yine etkilendik, etkileniyoruz. Ama şu dersi çıkarıyoruz inşallah toplum olarak biz bu bölgede bir istikrar adası olarak kalmaya devam ediyoruz.” değerlendirmesini yaptı. KENETLENMELİYİZ Erdoğan, Türkiye’nin bölgesine nizam vermekle ilgili de bir sorumluluğu olduğunun altını çizerek “Yani bize ne Suriye'den, Irak'tan, İran'dan, Gürcistan'dan, Ermenistan'dan, Azerbaycan'dan, Yunanistan'dan, Bulgaristan'dan deme lüksümüz kesinlikle yok. Kudretimizle, merhametimizle bütün bu bölge ülkelerinin selameti için Türkiye'nin çalışması, daha güçlü olması, kenetlenmesi ve birliğini daha da güçlendirmesi lazım.” ifadelerini kullandı. MERHAMETİ BU TOPRAKLARDA YEŞERTELİM Küresel ölçekte merhamet ve adalet duygusunun zayıfladığını kaydeden Erdoğan, “Gerçekten insanoğlu eskisi kadar birbirini sevmiyor. İnsanoğlu eskisine göre çok daha gaddar, çok daha az merhamet sahibi. Dünyanın böyle bir geleceğe yürüdüğü bu düzlemde bu milletin yaşatmaya devam etmeyi başardığı bu merhamet duygusunu bizim yaşatmaya ihtiyacımız var. Biz bunu bu topraklardan yeniden yeşertebiliriz.” dedi. TİCARET BAKANIYLA GÖRÜŞTÜRDÜ Vera Ezgileri müzik grubunun kısa bir dinleti sunduğu programın ardından davetliler, Darülaceze sakinleri ile bir araya gelerek sohbet etti. Sohbet sırasında Darülaceze sakinlerinden Nedim Fuzuli Şimşek, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’la görüşmek istediğini ifade etti. Bunun üzerine AK Parti Bursa Milletvekili Varank, Bakan Bolat’ı telefonla arayarak iki ismi görüştürdü. Bakan Bolat'ın, Nedim Fuzuli Şimşek’in Darülaceze’de kalmasına yardımcı olduğu öğrenildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Dutlulu Manisalıların Bayramını Kutladı Haber

Başkan Dutlulu Manisalıların Bayramını Kutladı

Ramazan ayı boyunca kurulan gönül sofralarına değinen Başkan Dutlulu, “Sevgi ve saygının hakim olduğu bir toplum inşa etmek için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Ramazan Bayramı nedeniyle kutlama mesajı yayımladı. Mesajında bayramların birleştirici gücüne dikkat çeken Başkan Dutlulu, geride bırakılan Ramazan ayında Manisa’da sergilenen büyük dayanışma örneğinin bayramla taçlandığını ifade etti. “Gönülleri Birleştirdik” Ramazan ayı boyunca Manisa’nın 17 ilçesinde dayanışma ruhunu en üst seviyeye çıkardıklarını belirten Başkan Dutlulu, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Sevgi, hoşgörü ve paylaşmanın yüce duygularının yaşandığı mübarek Ramazan Bayramı’na kavuşmuş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ramazan ayı boyunca 17 ilçemizde kurduğumuz iftar sofralarında yaklaşık 160 bin hemşehrimizle lokmamızı paylaştık, toplam 10 bin ihtiyaç sahibi vatandaşımıza sıcak yemek ulaştırdık. Sosyal incelemelerimiz sonucu belirlediğimiz 22 bin ailemizin yanında olduk. Bayramlar, bu yardımlaşma ve dayanışma duygularını pekiştirmek, kırgınlıkları bir kenara bırakarak sevgi ve kardeşlikle kucaklaşmak için en özel günlerdir.” Mezarlıklarda Huzurlu Ziyaret Hazırlığı Vatandaşların bayram ibadetlerini ve ziyaretlerini sorunsuz bir şekilde gerçekleştirmesi için belediye ekiplerinin sahada olduğunu da sözlerine ekleyen Başkan Dutlulu, “Hemşehrilerimizin ebediyete göç eden yakınlarını ve aziz şehitlerimizi huzur içerisinde ziyaret edebilmeleri adına, ilimiz genelindeki tüm mezarlıklarda temizlik, bakım ve onarım çalışmalarını titizlikle tamamladık. Manisa’mız her yönüyle bayrama hazır” dedi. Bayramda Ulaşım Ücretsiz Bayram ziyaretlerinin her noktaya kolayca ulaştırılması için ulaşım müjdesini de paylaşan Başkan Dutlulu, bayram süresince toplu taşımanın ücretsiz olacağını belirtti. Başkan Dutlulu, “Bayramda birbirimize ulaşmak, sevdiklerimizle kucaklaşmak engel tanımasın istiyoruz. Bu düşünceyle Ramazan Bayramı boyunca Büyükşehir Belediyemize ait toplu taşıma araçlarımız, MANULAŞ otobüslerimiz ve kooperatif araçlarımız, ilçeler arası ulaşım hariç olmak üzere, hemşehrilerimizin hizmetinde olacak. Bayramın birinci gününden son gününe kadar tüm vatandaşlarımız ulaşım hizmetimizden ücretsiz olarak yararlanabilir.” ifadelerini kullandı. Birlik ve Beraberlik Vurgusu Bayramın toplumsal bağları güçlendirmek için en büyük fırsat olduğunu ifade eden Başkan Besim Dutlulu, “Yoksul ve muhtaç durumdaki komşularımızı hatırlamak, başımızın tacı yaşlılarımızı ve hastalarımızı ziyaret ederek bayram sevincini onlarla paylaşmak, bizi biz yapan en güzel erdemlerimizdir. Bu bayramda da hiçbir hemşehrimizin kendini yalnız hissetmemesi için sevgi ve kardeşlik duygularıyla kucaklaşmalıyız” dedi. “Mutlu Bayramlar Manisa” Mesajını birlik ve beraberlik temennileriyle sonlandıran Başkan Besim Dutlulu, “Birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirerek, sevgi ve saygının hakim olduğu bir toplum inşa etmek için hep birlikte çalışacağımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bu duygu ve düşüncelerle tüm hemşehrilerimin Ramazan Bayramı’nı kutluyor; sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir bayram diliyorum. Mutlu bayramlar Manisa” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tohum Otizm Vakfı’ndan İş Dünyasına Nöroçeşitlilik Çağrısı Haber

Tohum Otizm Vakfı’ndan İş Dünyasına Nöroçeşitlilik Çağrısı

Dünya genelinde kutlanan Nöroçeşitlilik Haftası, bireylerin dünyayı algılama, öğrenme ve düşünme biçimlerindeki farklılıkların doğal ve değerli olduğunu hatırlatıyor. Otizm, DEHB, disleksi ve Tourette sendromu gibi nörolojik farklılıkların bir eksiklik değil, insan çeşitliliğinin parçası olduğunu vurgulayan bu hafta, eğitimden istihdama kadar her alanda daha kapsayıcı yaklaşımların gerekliliğine dikkat çekiyor. Farklılıkların dışlanmadığı, aksine değer üretimine dönüştüğü kurumlar ve toplumlar ise geleceğin en güçlü yapıları olarak öne çıkıyor. Tohum Otizm Vakfı, Türkiye’de otizmli bireylerin erken tanı ve bilimsel temelli özel eğitimle desteklenmesine yönelik çalışmalarının yanı sıra kapsayıcı istihdam modellerinin yaygınlaştırılmasına yönelik projeleri ile iş dünyasına rehberlik ediyor. Vakıf; 2010 yılından beri kurumlara yönelik farkındalık eğitimleri, danışmanlık çalışmaları ve kapsayıcı istihdam programları tasarlayarak nöroçeşitli bireylerin iş hayatına katılımını artırmak üzere çalışıyor. Otizm dostu iş ortamlarının geliştirilmesi, bu alandaki farkındalığın artırılması, kurumlarda kapsayıcı politikaların yaygınlaştırılması ve istihdam fırsatları yaratılması, vakfın öncelikli çalışma alanları arasında yer alıyor. Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Seda Köknel, Nöroçeşitlilik Haftası kapsamında yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Bugün içinde yaşadığımız toplum hâlâ nörotipik varsayım üzerine kurulu. İşe alım süreçleri, mülakat formatları, açık ofisler, afet planları, dijital arayüzler… Hepsi ortalama bir beyin için tasarlanmış durumda. Oysa gerçek şu ki her birey dünyayı farklı algılıyor, farklı öğreniyor ve farklı değer üretiyor. Nöroçeşitlilik bu anlamda çok güçlü bir potansiyel barındıyor. Bugün iş dünyasının önünde önemli bir fırsat var: Farklı düşünen zihinleri sisteme uyumlandırmaya çalışmak yerine, sistemleri bu çeşitliliği kapsayacak şekilde yeniden tasarlamak. Çünkü nöroçeşitlilik bir eksiklik değil; doğru yaklaşımla kurumlar için inovasyonun, yaratıcılığın ve sürdürülebilir başarının güçlü bir kaynağı. Türk iş dünyasını, nöroçeşitliliğin sunduğu bu gücü keşfetmeye ve kapsayıcı istihdamı birlikte büyütmeye davet ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mapfre Grup, Ofislerindeki Enerji Tüketimine Bağlı Karbon Ayak İzini %65 Azalttı Haber

Mapfre Grup, Ofislerindeki Enerji Tüketimine Bağlı Karbon Ayak İzini %65 Azalttı

Mapfre Grup; faaliyet gösterdiği tüm ülkelerde, 2030 yılına kadar karbon nötr olma hedefi doğrultusunda, enerji verimliliğini karbonsuzlaşma stratejisinin temel unsurlarından biri olarak güçlendirmeye devam ediyor. 2025 yılında Mapfre, 2030 Çevresel Ayak İzi Planı kapsamında belirlenen %16’lık enerji tüketimi azaltım hedefini aşarak elektrik, doğalgaz ve benzin gibi fosil yakıt alımlarında %27’lik bir düşüş sağladı. Bu sonuç, 2022 yılına kıyasla 40 milyon kWh enerji tasarrufu anlamına geliyor. Enerji Tüketiminde %27 Azalma Sağlandı Enerji tüketimindeki bu düşüş ve yenilenebilir enerji kullanımının artması sayesinde şirket, ofislerindeki enerji tüketimine bağlı karbon ayak izini %65’e kadar azaltmayı başardı. Bu başarı; fotovoltaik panel kurulumları, çalışma alanlarının optimize edilmesi ve daha verimli ekipmanlara yapılan yatırımlar gibi uygulamalar sayesinde elde edildi. Bu çalışmalarla MAPFRE, faaliyet gösterdiği 25 ülkedeki binalarında elektrik faturalarını da %32 oranında düşürdü. Yeşil Bina Dönüşümü Hız Kazanıyor Şirket aynı zamanda sürdürülebilir bina sertifikasyonlarına yönelik çalışmalarını da sürdürüyor. 2025 yılı itibarıyla toplam 25 bina LEED, BREEAM veya Energy Star sürdürülebilirlik sertifikası alarak grubun sahip olduğu idari bina alanının %59’unu temsil eder hale geldi. Bu sertifikalar; su kullanımının optimize edilmesi, enerji verimliliğinin artırılması, emisyonların azaltılması ve düşük çevresel etkili malzemelerin tercih edilmesi gibi uygulamaları teşvik ediyor. Ayrıca özel araç kullanımının azaltılması ve yürüyüş, bisiklet veya elektrikli olmayan scooter gibi aktif ulaşım seçeneklerinin yaygınlaştırılması da destekleniyor. Mapfre Sigorta, 2030 Karbon Hedeflerine Şimdiden ulaştı Mapfre Sigorta da grubun sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Şirket, “Biz Buradayız” yaklaşımıyla 2022-2026 Stratejik Sürdürülebilirlik Planı kapsamında çevre, toplum, kurumsal yönetim ve iş alanlarında belirlenen hedeflerini hayata geçirmeye devam ediyor. 2025 yılı sonuna kadar karbon ayak izini %40, 2030 yılına kadar ise %48 azaltmayı hedefleyen Mapfre Sigorta, 2025 yılında elektrik tüketiminden kaynaklanan karbon ayak izini %100, toplam karbon ayak izini ise %50 oranında azaltarak 2030 hedeflerine şimdiden ulaşmayı başardı. Şirket ayrıca Mapfre Grubu içinde elektrik tüketiminin azaltılmasına %6 oranında katkı sağlarken, binalar ve araç filosuna ilişkin enerji tüketiminin %2 oranında azaltılmasında da önemli rol oynadı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İBB Başkanvekili  Aslan, Hal Esnafı ile Sahurda Bir Araya Geldi  Haber

İBB Başkanvekili  Aslan, Hal Esnafı ile Sahurda Bir Araya Geldi 

Hal esnafının yaptığı işin önemine değinen Aslan, "İstanbul’da düzenin bir şekilde sürmesi, gıda krizinin olmaması, meyve ve sebzenin zamanında İstanbul’a ulaştırılması çok kıymetli. Şimdi esnaf olmayan birisinin ya da bunu yaşamayan birisinin bu anlattıklarımızı anlaması mümkün değil. Birçoğunuz pazarcılıktan gelmiş olabilirsiniz. Hatırlarsınız, 70’li 80’li yıllarda pazarda tezgahlarda meydanlarda su satarak geldik. Dolayısıyla hepinizin emeğine sağlık. Bugün burada olmaktan, sizinle beraber sahur yapmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Az önce söylediler; Nevzat abi bizim abimizdi, dostumuzdu. Başkanımızla beraber çok mücadele ettik birlikte. Allah rahmet eylesin Nevzat abiye ve diğer vefat eden abilerimize" söyledi. “HERKES BU TOPRAKLAR İÇİN, AİLESİ İÇİN GECE GÜNDÜZ MÜCADELE EDİYOR” Sahur programlarının Ekrem İmamoğlu ile başladığını belirten Aslan, "Ne zaman başladınız? Her sahur yapıyor musunuz dedik; 'Yok, normalde herkes kendi yazıhanesinde sahurunu veya iftarını yapar. Ekrem Başkanımızla beraber bu sürece başladık' dedi. Şimdi kendisi Silivri’de, biliyorsunuz mahkemesi devam ediyor. Bu ülkede yaşamak, ayakta durmak, hizmet etmek, iyilik yapmak zor iş. Ama işte sizin kendi mücadeleniz, bizim kendi mücadelemiz... Herkes kendi çapında bir şeyler için; bu topraklar için, ailesi için gece gündüz mücadele ediyor." şeklinde konuştu. Aslan ekonomik koşullarından zorluklarından bahsederek, “12 ay oldu tam Ekrem Başkan tutuklanalı. Ben de 12 ay önce göreve geldim. Ekmek kazanmak zor. Bu ülkede şu an ekonomik olarak çok rahat yaşamak zor. Uzunca bir zamandır, 2018’den beri büyük bir ekonomik kriz yaşıyor ülke. Ama işte sizlerin sayesinde, bizlerin sayesinde bir şekilde toplum ayakta duruyor. Yaklaşık her ay 2 milyar liraya yakın nakdi sosyal yardım desteği sunuyoruz İstanbul’daki ihtiyaç sahibi ailelere. Bizim kasaba dedim ki 'Ramazan nasıl geçiyor, ciroda hiç artış yok mu?'. 'Vallahi' dedi, 'bizde de yok, iki yıldır bizde de işlerde bir kısım düşme var'. Birlikte mücadele edeceğiz ve bu zorluklardan, zor zamanlardan birlikte geçeceğiz. Veresiye dönemi dedi, onu da görüyoruz dedi. Kredi kartı hakim değil mi dedim? Henüz tam etki etmedi dedi. Önce alıyor, satıyor, sonra geliyor faturasını mecburen kesiyoruz, bazen bir sonraki aya devrediyor; KDV’yi peşin ödüyoruz paramızı sonra alıyoruz. Dolayısıyla bu aslında esnafın, yani Ahi Evran geleneğinin de çok önemli bir süreci. Toplumun ayakta kalması için bazen esnafın fedakarlık yapması, mücadele etmesi çok kritik bir süreç." ifadelerin kullandı. “İNŞALLAH BU BAYRAM BAŞKANLARIMIZ, KIYMETLİ YOL ARKADAŞLARIMIZ, BÜROKRATLARIMIZ BAYRAMI AİLELERİYLE GEÇİRİRLER” Hal esnafının Kadir Gecesini ve Ramazan Bayramı’nı kutlayan Aslan, Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarının bir an önce ailelerine kavuşmaları temennisinde bulunarak, “Biraz önce söyledim, bizim seçilmiş Belediye Başkanımız tutuklu. Allah ona yardım etsin. İnşallah bu Ramazan’ın yüzü suyu hürmetine... Pazartesi günü 16 Mart’ta Kadir Gecesi’ni idrak edeceğiz. Daha sonra hep birlikte Ramazan Bayramı’nı kutlayacağız. İnşallah bu bayram, bu Kadir Gecesi hem sizin ailenize bereket getirir, sağlık sıhhat getirir, mutluluk getirir, ülkemize barış getirir, dünyaya barış getirir. Hem de başkanlarımız, kıymetli yol arkadaşlarımız, bürokratlarımız bir an önce tutuksuz yargılanırlar ve bu bayramı aileleriyle geçirirler. Bu ülkenin birliği ve dirliği çok önemli. Bütün o coğrafyada savaş var. Nedense İslam aleminin de savaşa sürüklendiği zamanlar ya da bir bomba attıkları zamanlar hep Ramazan ayına denk geliyor. Dolayısıyla biz Allah’a şükretmekten, dua etmekten, birliğimizin ve bütünlüğümüzün korunmasından, devletimizin varlığının ve bekasının sürdürülmesinden başka duamız yok." diyen Aslan konuşmasının devamında şunları söyledi; “BU ÜLKENİN ESNAFIYLA, SANAYİCİSİYLE, ÜRETİCİSİYLE ÇÖZECEĞİZ” “Bende bu sabah bu sofraya misafir oldum. Allah halinizin bereketini ticaretinizin bereketini artırsın. Allah bol kazanç versin. Sadece son olarak şunu söylemek istiyorum. Bir sürü insan ülkeyi terk etmeye çalışıyor. Doktorlar yurtdışına gidiyor, 2025 yılında yanlış bilmiyorsam 5 bin 25 doktor yurt dışına gitmiş. Geçen bir arkadaşımız beyin kanaması geçirdi ve şu an yoğun bakımda çalışma arkadaşımız genç bir kardeşimiz 40 yaşlarında Genel başkanımızla ziyarete gittik. Doktor dedi ki ‘Sayın Genel başkanım ben yurt dışına gideceğim’. Genel başkanımız sordu ‘Sizin denklik belgeniz var mı?’ Siz buradan yurtdışına gittiğiniz doktor olarak başlayamıyorsunuz illa oradaki devletin kurumlarının sizi onaylaması gerekiyor. ‘Valla ben burada 11 yıllık doktorum orada hemşire olmaya razıyım ben burada geçinemiyorum’ dedi. İşte bu ülkenin esnafıyla, sanayicisiyle, üreticisiyle çözeceğiz. Hep birlikte başaracağız. “ÇALIŞMAKTAN, ÜRETMEKTEN UMUDUNUZU KESMEYİN” "Lütfen ülkede umudunuzu kesmeyin. Çalışmaktan, üretmekten umudunuzu kesmeyin. Bu ülkeyi ayağa kaldıracak insanlar tarımla uğraşan, sanayiyle uğraşan, ticaretle uğraşan insanlar. Biz de İstanbul’un çeperlerinde tarım yapmaya çalışıyoruz. Çatalca’da, Silivri’de, Pendik’te, Şile’de, Beykoz’da tarım yapmaya çalışıyoruz. Hem hayvancılığa besi destek veriyoruz hem tarım yapanlara fide desteği veriyoruz, sırf ülkenin üreticisi ayakta kalsın diye. "Bu ülke eğer birlik ve bütün olarak hareket edecekse, bunun birinci sebebi, varoluş sebebini sağlayacak olanlar buradaki insanlar; bizim gibi gece gündüz mücadele eden insanlar. Lütfen çocuklarınızın da umudunu kesmesini engelleyin. Hep birlikte ayağa kalkacağız. Sakın umudunuzu kesmeyin. Zor seneler ama inşallah Allah yardım edecek ve birlikte başaracağız. Hepimizin tuttuğu oruçlar kabul olsun, dualarınız kabul olsun. Tekrar ailenizle beraber mutlu bayramlar diliyorum. Allah hepinizden razı olsun, iyi ki varsınız." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul'da Yeşilay Haftası Coşkusu Haber

İstanbul'da Yeşilay Haftası Coşkusu

Bu çerçevede İstanbul’un simge yapılarından Fatih Sultan Mehmet Köprüsü Yeşilay bayrağıyla donatıldı. İki kıtayı birbirine bağlayan köprüye asılan Yeşilay bayrağı, bağımlılıklara karşı ortak mücadele çağrısının ve sağlıklı bir toplum idealinin sembolü oldu. Yeşilay Haftası etkinlikleri kapsamında ayrıca Bağcılar Meydanı’nda “Sen de Yeşilaycısın” mottosuyla hazırlanan farkındalık tırının açılışı gerçekleştirildi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği programda, bağımlılıklarla mücadeleye ilişkin bilgilendirme çalışmalarının yanı sıra çocuklar için atölyeler düzenlendi. Yeşilay’ın 106. yılını büyük bir coşkuyla kutladıklarını belirten Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, “Türkiye Yeşilay Cemiyeti olarak 106 yıldır insanımızın ve insanlığın bağımsızlığı için çalışıyoruz. İçinde bulunduğumuz dönemde en büyük güç, insanın hem nefsini hem de neslini bağımlılıklardan koruyabilmesidir. Yeşilay, tek bir gündemle, bağımlılıklarla mücadele amacıyla varlığını sürdürüyor. Bu nedenle her bir insanımıza ulaşana, bütün çocuklarımızı ve gençlerimizi koruyana, koruyamadıklarımızı da yeniden hayata kazandırana kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.” şeklinde konuştu. “HERKESİ YEŞİLAY ETKİNLİKLERİNE KATILMAYA DAVET EDİYORUZ” Dinç, Yeşilay’ın tüm şubeleri, gençlik oluşumları ve spor kulüpleriyle 1–7 Mart Yeşilay Haftası boyunca ülke genelinde çeşitli etkinlikler gerçekleştireceğini belirterek şunları söyledi: “İstanbul’da Bağcılar Meydanı’nda konuşlanan tırımızda hafta boyunca faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. İstanbul’daki Yeşilaycı dostlarımızı Bağcılar Meydanı’ndaki tırımıza bekliyoruz. Bir hafta boyunca burada olacağız. Etkinliklerimize katılmaları ve bu mücadeleye destek vermeleri bizleri memnun edecektir. Farklı şehirlerde yaşayan Yeşilaycı dostlarımızı da bulundukları illerde düzenlenen Yeşilay Haftası etkinliklerine davet ediyoruz. Hep birlikte, bağımlılıklara karşı daha güçlü bir toplumsal farkındalık oluşturacağımıza inanıyoruz.” YEŞİLAY HAFTASI BOYUNCA BAĞIMSIZLIK BİLİNCİ GÜÇLENDİRİLECEK Yeşilay Haftası boyunca Türkiye genelinde gerçekleştirilecek etkinliklerle tütün, alkol, madde, kumar ve internet bağımlılıklarına karşı toplumsal farkındalık güçlendirilirken, sağlıklı ve bağımsız bir yaşamın önemi vurgulanacak. Yeşilay Haftası boyunca düzenlenecek seminerler, atölyeler, saha etkinlikleri ve farkındalık kampanyalarıyla “bağımsızlık” bilinci daha da güçlendirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.