Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Toplum Sağlığı

Kapsül Haber Ajansı - Toplum Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplum Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABB Sağlıkta Güç Birliği Oluşturuyor Haber

ABB Sağlıkta Güç Birliği Oluşturuyor

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Başkent’te halk sağlığını önceleyen çalışmalarını genişletmek ve daha etkin hâle getirmek amacıyla ilçe belediyeleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla kapsamlı toplantılar gerçekleştirdi. Ortak akıl ve dayanışma anlayışıyla düzenlenen buluşmalarda, sağlık hizmetlerinde iş birliğinin artırılması hedeflendi. HALK SAĞLIĞI İÇİN DAYANIŞMA AĞI GENİŞLİYOR İlçe belediyeleriyle yapılan toplantıda; ambulans ve hasta nakil hizmetleri, bağımlılıkla mücadele, toplum sağlığı, iş sağlığı ve güvenliği ile çevre sağlığı hizmetleri gibi konularda yürütülen çalışmalar ele alındı. Sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleştirilen toplantıya ise LÖSEV, Kızılay, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER), Ankara Aile Hekimleri Derneği başta olmak üzere toplam 25 STK katıldı. Toplantıda; Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen özel gün ve haftalarda yürütülebilecek farkındalık ve koruyucu sağlık çalışmaları, ortak proje alanları, kurum içi koordinasyonun güçlendirilmesi ve 2026 yılı halk sağlığı faaliyetlerine yönelik öneriler görüşüldü. “ORTAK AKLI BÜYÜTEREK DAHA ETKİLİ ÇALIŞMALAR ÜRETECEĞİZ” Toplantıda konuşan ABB Sağlık İşleri Daire Başkanı Mümtaz Yavuz, halk sağlığında iş birliğinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Dünya Sağlık Örgütü tarafından kabul edilen ve tüm dünyada eş zamanlı olarak anılan önemli gün ve haftalar, yalnızca birer takvim hatırlatması değil; toplum sağlığına dair ortak sorumluluğumuzu yeniden düşünmemizi sağlayan çok kıymetli fırsatlardır. Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak sağlığı yalnızca tedavi edici hizmetlerle değil; önleyici, koruyucu ve farkındalık temelli bir anlayışla ele alıyoruz. Bu anlayışın en güçlü paydaşlarının da sivil toplum kuruluşlarımız ve ilçe belediyelerimiz olduğuna yürekten inanıyoruz. Bugün burada bulunmamızın temel amacı; sağlık alanında aynı hedefe yürüyen kurumlar olarak ortak aklı büyütmek, güç birliği yapmak ve Ankaralı hemşehrilerimiz için daha etkili çalışmalar üretmektir.” STK’LERDEN İŞ BİRLİĞİ VURGUSU Toplantıya katılan sivil toplum kuruluşu temsilcileri de iş birliğinin önemine vurgu yaptı. Ankara Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Emre Ömer Keleş, yerel yönetimlerle birlikte çalışmanın önemine dikkat çekerek, “Yerel yönetimlerle, Aile Sağlığı Merkezlerimizde birçok zaman dirsek temasında bulunuyoruz. Beraber iş birliklerini yapabiliyor olmak bizler için çok kıymetli. Birçok sorunumuzda belediyeler bizi destekleyebiliyor çünkü Aile Sağlığı Merkezleri kendi hekimlerince yönetilen kurumlar, buralarda da gördüğümüz destekler bizim için çok kıymetli, ayrıca halka ulaşmak konusunda yerel yönetimler ve aile hekimleri ortak çalışarak daha geniş kitlelere ulaşarak sağlığı geliştirebiliriz” dedi. Ankara Diş Hekimleri Odası Başkan Vekili Dr. Ahu Eser Eset ise, “Ankara Büyükşehir Belediye’mizle halk sağlığına yönelik çok güzel projelere imza attık. Yeni projelerimizde de birlikte olmak bizleri mutlu edecek” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeşilyurt Belediyesi Personelinden Kızılay’a Anlamlı Destek! Haber

Yeşilyurt Belediyesi Personelinden Kızılay’a Anlamlı Destek!

Belediye binası önünde konuşlanan Türk Kızılayı mobil kan bağış aracı, gün boyunca belediye çalışanlarını ağırlarken, kampanya sayesinde kan bağışı noktasında toplumsal bir farkındalık oluşturuldu. Toplum sağlığı açısından hayati öneme sahip olan kan bağışına dikkat çekmek ve bu konuda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinlikte, Yeşilyurt Belediyesi personelleri gönüllü olarak kan verdi. Belediye çalışanlarının duyarlılığı, çevredeki vatandaşlara da örnek olurken, kampanya kısa sürede geniş bir katılıma ulaştı. Belediye binası önünde gün boyu süren kan bağışı etkinliği, dayanışma ve yardımlaşma ruhunu bir kez daha gözler önüne sererken, artan bağış sayılarıyla da ihtiyaç sahiplerine umut oldu. Türk Kızılayı’nın çağrısına kulak veren Yeşilyurt Belediyesi personelleri, verdikleri kanlarla birçok hayatın kurtarılmasına katkı sundu. Türk Kızılay yetkilileri, belediye önünde gerçekleştirilen organizasyonun son derece verimli geçtiğini belirterek, özellikle kamu kurumlarının bu tür kampanyalara verdiği desteğin kan bağışı kültürünün yaygınlaşmasında büyük rol oynadığını ifade etti. Yetkililer, düzenli kan bağışının hem hastalar hem de sağlık sistemi açısından hayati önem taşıdığını vurgulayarak, Yeşilyurt Belediyesi personeline gösterdikleri hassasiyet ve destekten dolayı teşekkür etti. Belediye personelinin bu anlamlı kampanyaya gönülden katılım sağlamasının kendilerini gururlandırdığını belirten Yeşilyurt Belediye yetkilileri, sosyal sorumluluk projelerine her zaman önem verdiklerini dile getirerek, kan bağışının bir hayat kurtarma meselesi olduğuna dikkat çekti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği, LMGA Liderlerini İstanbul’da Ağırlıyor Haber

Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği, LMGA Liderlerini İstanbul’da Ağırlıyor

Yaşam tarzı tıbbını bugün 30’dan fazla ülkede temsil eden hekim ve sağlık profesyonellerinin dernek başkanlarını buluşturan Lifestyle Medicine Global Alliance (LMGA) Leadership Toplantısı, Türkiye’de ilk kez düzenleniyor. Küresel liderlik buluşması, 13 Şubat 2026’da İstanbul’da gerçekleşecek Yaşam Tarzı Tıbbı Sempozyumu ile eş zamanlı yapılacak. Organizasyon, Türkiye’de yaşam tarzı tıbbının kurumsal ve bilimsel ölçekte konumlanmasına yönelik önemli bir eşik olarak görülüyor. LMGA çatısı altında bir araya gelen liderler; yaşam tarzı tıbbının farklı ülkelerdeki klinik uygulamalarını, sağlık sistemi entegrasyon modellerini ve politika düzeyindeki yaklaşımları İstanbul’da paylaşacak. Sempozyum, Türkiye’de Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen ve Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) hekimlerine yönelik sağlıklı yaşam eğitimlerinin ardından düzenlenecek; böylece yaşam tarzı tıbbının klinik uygulamalarla birlikte ulusal sağlık politikaları perspektifinde de ele alınması hedeflenecek. Etkinlikte, Harvard Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi gibi önde gelen akademik merkezlerden öğretim üyeleri ile alandaki bilimsel literatüre yön veren uzmanlar yer alacak. Program ve uluslararası konuşmacı listesine ilişkin güncel bilgiler derneğin resmî web sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden duyurulacak. Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği [Yönetim Kurulu Başkanı/Temsilcisi – Hande Namal Türkyılmaz], “LMGA liderlerini İstanbul’da ağırlamak, Türkiye’de yaşam tarzı tıbbının bilimsel temellerle güçlenmesi ve sağlık sistemine etkin biçimde entegre edilmesi adına tarihi bir fırsat. Bu buluşmayla küresel deneyimi doğrudan ülkemize taşıyor; klinik uygulamalar, eğitim ve politika başlıklarında sürdürülebilir bir yol haritasını birlikte şekillendiriyoruz.” dedi. İstanbul’da gerçekleşecek bu eş zamanlı buluşma, Türkiye’nin yaşam tarzı tıbbında bölgesel bir referans noktası olma potansiyelini güçlendirmeyi amaçlıyor. Bilimsel yaklaşımın, klinik uygulamanın ve politika düzeyindeki iş birliklerinin aynı çatı altında ele alınması; hem sağlık profesyonelleri hem de toplum sağlığı açısından uzun vadeli, ölçülebilir katkılar sunacak bir zemin oluşturacak. Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği, yaşam tarzı tıbbı yaklaşımının bilimsel kanıta dayalı olarak yaygınlaşmasını destekleyen; eğitim, araştırma, klinik uygulama ve farkındalık çalışmaları yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek, sağlık profesyonellerinin yetkinliklerini güçlendirmeyi, kurumlar arası iş birliğini geliştirmeyi ve toplum sağlığını iyileştirmeye yönelik sürdürülebilir programları teşvik etmeyi hedefler. Dernek faaliyetleri ve etkinlik duyuruları, resmî web sitesi www.yttd.org ve sosyal medya hesapları üzerinden paylaşılmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aç Kalan Sokak Hayvanları Daha Agresifleşir! Haber

Aç Kalan Sokak Hayvanları Daha Agresifleşir!

Sokaklarda kemirgen (fare, sıçan) ve haşere (hamam böceği, sinek, kene vb.) popülasyonunun artmasının, şehir ekolojisi ve halk sağlığı açısından çok iyi bilinen ve bilimsel olarak açıklanmış bir durum olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Çevreli, “Artışın temel nedenleri arasında yaşam alanlarının bozulması, inşaat faaliyetleri, altyapı kazıları, ağaçlık ve yeşil alanların azalması bulunmaktadır.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, İstanbul Valiliği’nin kamusal alanlarda köpeklerin kontrolsüz beslenmelerini yasaklayan genelgesini değerlendirdi. Tek yönlü bir yasaklama yerine, bütüncül bir yaklaşım gerekiyor Sokak hayvanlarına yönelik besleme yasaklarının, toplum sağlığı, hayvan refahı ve kentsel ekoloji açısından çok boyutlu sonuçlar doğuran düzenlemeler olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Bu nedenle tek yönlü bir yasaklama yerine, bilimsel verilere dayanan bütüncül bir yaklaşım gerekmektedir. Bilimsel araştırmalar, düzenli beslenemeyen hayvanlarda stres hormonlarının yükseldiğini, agresyonun arttığını ve hastalık riskinin çoğaldığını göstermektedir. Bu durum, toplum açısından daha tehlikeli sonuçlara yol açabilir.” dedi. Besleme yasağı popülasyonu azaltmaz Sokak hayvanlarının bulundukları alanı koruma ve bu alanı dış tehditlere karşı savunma eğiliminde olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Sokak köpeklerinde bu davranış, alan düzeninin korunması, yabancı sürülerin girişinin engellenmesi ve ekolojik dengenin sürdürülmesi açısından önemli bir rol oynar. Popülasyonun ani şekilde aç bırakılıp alandan uzaklaştırılması; yeni grupların alana girmesine (boş alan etkisi), popülasyon döngüsünün kontrolsüz şekilde devam etmesine yol açar. Bu nedenle besleme yasağı popülasyonu azaltmaz, aksine dengesiz ve öngörülemez hale getirir.” diye konuştu. Sokak köpekleri yeni besin kaynakları arayacak Besleme noktalarının tamamen yasaklanmasının, hayvanların yeni besin kaynakları aramak için çöp konteynerlerine yönelmesine, trafik riskinin artmasına, insanlarla kontrolsüz karşılaşmaların çoğalmasına neden olacağını da ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Bu da sokak hayvanı–insan temasını azaltmak yerine artırarak, halk sağlığı açısından etkili bir çözüm sunmamaktadır.” ifadesinde bulundu. Kemirgen ve haşerelerin artmasının nedenleri neler? Sokaklarda kemirgen (fare, sıçan) ve haşere (hamam böceği, sinek, kene vb.) popülasyonunun artmasının, şehir ekolojisi ve halk sağlığı açısından çok iyi bilinen ve bilimsel olarak açıklanmış bir durum olduğunu da söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Artışın temel nedenleri arasında yaşam alanlarının bozulması, inşaat faaliyetleri, altyapı kazıları, ağaçlık ve yeşil alanların azalması bulunmaktadır. Doğal alanı bozulan kemirgen ve böcekler, besin ve barınak bulmak için yerleşim alanlarına yönelir. Düzensiz ilaçlama, yanlış kimyasal kullanımı, sadece bazı bölgelerin ilaçlanması, açıkta bırakılan çöpler, düzenli toplanmayan organik atıklar ve kapaksız veya kırık çöp kutuları haşere popülasyonunun kontrolsüz şekilde bir bölgede azalırken diğer bölgede artmasına neden olabilir.” şeklinde konuştu. Popülasyonu yok etmek değil, sağlıklı şekilde yönetmek gerekir Besleme yasakları sonucu sokak hayvanı sayısında azalma olacağının öngörüldüğüne işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, şöyle devam etti: “Bu durum gerçekleştiğinde ortaya çıkabilecek durumlardan birisi zoonotik hastalık riskinin artması diğeri ise ekolojik boşluk etkisinin ortaya çıkmasıdır. Şehirlerde kedilerin popülasyonunun azalması kemirgen ve haşere sayısını katlanarak artırır. Bu da zoonotik hastalıkların yayılma riskini ciddi şekilde artırır. Sokak köpekleri kemirgenlerle rekabet eder, çöplük ve açık alanlarda fare popülasyonunu baskılar. Bu durum; Leptospiroz, hantavirüs gibi kemirgen kaynaklı zoonozları azaltabilir. Köpeklerin tamamen ortadan kaldırılması fare ve çöpteki haşerelerin artırmasına neden olur (ekolojik boşluk etkisi). Popülasyonu yok etmek değil, sağlıklı şekilde yönetmek çevresel riskleri minimize eder.” Bütün hayvanlar eşit doğar! Toplumun her bireyinin, hayvanların korunmasına ilişkin kanuni yükümlülüklere uygun davranmakla yükümlü olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Bütün hayvanlar eşit doğar ve yaşamak herkes kadar onların da hakkıdır. Bu hak kanunla korunur, vicdanla güçlenir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Ali Kopuz: “Gıda Güvenliği Toplum Sağlığının Temel Taşıdır” Haber

Ali Kopuz: “Gıda Güvenliği Toplum Sağlığının Temel Taşıdır”

Kamuoyunun gıda konusundaki hassasiyetinin son derece doğal olduğunu belirten İSTİB Başkanı Ali Kopuz, “Güvenli gıda zincirindeki en küçük aksaklığın büyük sorunlar doğurması bilimsel bir gerçek. Bu nedenle güvenilir gıda konusuna Devletimiz de gıda sektörü olarak biz de son derece hassasız. Devletimizin yetkili kurumlarının yaptığı son derece sıkı denetimleri gıda sektörü olarak memnuniyetle karşılıyor ve mükemmelleşme sürecimizin basamakları olarak görüyoruz. Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta, gıda güvenliği konusundaki en büyük tehdidin, hiçbir kaydı bulunmayan, bu nedenle de denetlenmeyen merdiven altı üreticilerden geldiği gerçeğidir” şeklinde konuştu. “Merdiven Altı Toplum Sağlığını Tehdit Ediyor” Gıda sektörünün birçok kurum tarafından kesintisiz olarak denetlendiğine dikkat çeken Başkan Ali Kopuz, “Fırınlardan marketlere, gıda depolarından restoranlara, yemek fabrikalarından her türlü gıda imalathanelerine kadar gıda işi yapan herkes periyodik olarak denetleniyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve belediyeler bu denetimleri tabiri caizse amansız bir biçimde yapıyorlar. Yapılan denetimler, sektörümüzün gelişmesine, eksiklerini gidermesine kısaca mükemmelleşmesine katkıda bulunuyor. Böylece rekabet gücümüz de artıyor ve gıda sektörü güçleniyor. Ancak gıda üretip de denetlenmeyen yerler de var. Bunlar merdiven altı tabir edilen gayrı resmi işletmelerdir. Toplum sağlığını asıl tehdit eden yerler de buralarıdır” dedi. İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz, ‘görünmez’ olarak tabir ettiği merdiven altı işletmelerin Devlet tarafından fark edilmesi için hem sektöre hem de tüketicilere görev düştüğünü belirterek, “ Devlet bu tip işletmeleri gördüğü anda gereğini yapıyor; hem cezalandırıyor, hem de kapatıyor… Tüketicilerin, kâr hırsıyla sağlıklarını tehdit eden bu işletmeleri ilgili makamlara şikâyet etmeleri gerekiyor. Gıda sektörünün de haksız rekabetin tüm unsurlarıyla kendilerine zarar veren merdiven altı konusunda tereddütsüz tavır koyması gerekiyor” dedi. “Gıda Terörizmiyle Mücadele Timleri Kurulmalı” Merdiven altı gıda işletmelerinin toplum sağlığını tehdit etmesinin yanında Devleti de büyük gelir kaybına uğrattığını hatırlatan İSTİB Başkanı Ali Kopuz şunları söyledi: “ Merdiven altı, gayrı resmi gibi kavramlar, sözkonusu gıda ve toplum sağlığı ise hafif kalıyor. Bunun adı gıda terörizmi, bu işi yapanlar da gıda teröristidir. Asla müsamaha gösterilmemeli, pazar yerlerinden internet sitelerine kadar her nokta dikkatle takip edilerek kaynağı belirsiz ürünleri üretenlere ulaşılıp gereği yapılmalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ülkemizde Organ Nakli Bekleyen Hasta Sayısı Alarm Veriyor! Haber

Ülkemizde Organ Nakli Bekleyen Hasta Sayısı Alarm Veriyor!

Diğer organlar da eklendiğinde 30 binin üzerinde hastanın büyük bir umutla organ nakli için beklediği görülüyor. Ancak, geçen yıl ülkemizde 2 bin 79 beyin ölümünün sadece yüzde 17’si organ bağışıyla sonuçlanmış durumda. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, oysa organ nakli bekleme listesinde kayıtlı hastaların sayısının her yıl daha da arttığına ve hastaların bir kısmının bu bekleme sürecinde hayatlarını kaybettiklerine dikkat çekerek, “Başta karaciğer, böbrek ve kalp gibi hayati organlar olmak üzere birçok organın son dönem yetmezliğinin tedavisinde organ nakli tek tedavi seçeneğidir. Unutulmamalı ki kalp gibi bazı organ nakli bekleyen hastaların canlı verici gibi bir alternatifleri de yoktur. Bugün Türkiye’de binlerce hasta için organ bağışı tek yaşam umududur. Her bir bağış, birçok kişiye yaşam şansı kazandırır” diyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayarak, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Türkiye nakil başarısında dünya liginde Ülkemizde erişkin ve çocuk hasta gruplarında yapılan nakillerde sağ kalım oranları yüzde 90’ın üzerinde seyrediyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, bu yüksek başarı sayesinde her yıl çok sayıda yabancı hastanın karaciğer veya böbrek nakli olmak için Türkiye’yi tercih ettiklerini belirterek, “Üstelik yurt dışından gelen hastaların önemli bir bölümünü zorlu vakalar oluşturmaktadır. Yurt içi ve yurt dışındaki hastalarda elde ettiği bu başarılar ile ülkemiz dünyada organ naklinde öncü ülkeler arasında yerini almıştır. Bir başka deyişle, ülkemiz nakil başarısında dünya ligindedir. Bu nedenle, sadece hastalar değil, dünyanın birçok ülkesinden hekimler, cerrahlar da organ nakli ameliyat yöntemini öğrenmek için ülkemize gelmektedir” diyor. Hedef kadavradan organ bağışını artırmak! Ülkelerin nüfus sayılarına göre organ bağışı oranını gösteren pmp değeri (her bir milyon nüfus başına düşen organ bağışı sayısı), İspanya, Fransa ve İtalya’da sırasıyla 47, 26 ve 25 iken, bu değer ülkemizde sadece 3.6’da kalıyor. Bu oranlar, yapılan organ nakillerine de yansıyor. Batı ülkelerinde organ nakillerinin yaklaşık yüzde 80’i kadavradan yapılırken, Türkiye’de bu oran yüzde 15–20 civarında seyrediyor, yani ülkemizde nakillerin büyük bölümü hâlâ canlı vericilerden yapılıyor. Bu tablo, kadavra bağışının artırılmasının ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Organ nakli ekiplerinin en büyük hedefinin kadavradan bağış sayısının artması olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, sözlerine şöyle devam ediyor: “Kadavra bağış oranları, bir ülkenin toplum sağlığı konusunda duyarlılığının en temel göstergelerinden biridir. Her hastanın uygun canlı verici bulamadığı, kalp gibi bazı organ bekleyen hastalarda canlı verici şansı olmadığı ve bekleme listelerindeki ölüm oranları göz önüne alındığında, bu duyarlılığın yaygınlaştırılması yaşamsal önem taşımaktadır.” Organ bağışıyla yaşam armağan edin! Bekleme listelerindeki ölüm oranları da dikkate alındığında, organlara ihtiyacı olan hastaların yaşama tutunmalarının tek yolunun organ bağışı olduğuna işaret eden Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, “Organ bağışında bulunmak isteyen vatandaşlar, en yakın hastanenin organ nakli koordinatörlüğüne ve il sağlık müdürlüklerine başvurabilecekleri gibi, bu ay içinde yürürlüğe giren bir uygulama neticesinde organ bağışlarını e-Devlet üzerinden de yapabilirler” bilgisini veriyor. En büyük engel: Yanlış inanışlar! Toplumda, organ bağışı konusunda gelenek- göreneklere dayalı eksik bilgilerin ve duyulan güvensizliğin bağışların artmasını önleyen en önemli sebepler olduğunu vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, “Örneğin, beyin ölümünde hastaların iyileşebileceğine yönelik hatalı bir kanı var. Oysa, beyin ölümü tıbben geri dönüşsüzdür, yani kişi yaşamını yitirmiştir. Dolayısıyla, organları yoğun bakım cihazlarının desteğiyle sadece kısa bir süre için canlı tutulabilmektedir. Organ nakli de bu süreçte yapılabilmektedir. Ayrıca, ölüm gerçekleştiği için nakil sırasında acı veya başka bir his algılanması söz konusu olamaz” bilgisini veriyor. Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, ayrıca ülkemizin organ bağışından nakline kadar olan tüm süreçte dünyaca kabul edilmiş en güvenli ülkelerden biri olduğunu da aktararak, “Tüm organ nakilleri Sağlık Bakanlığı’nın gözetiminde, ulusal koordinasyon sistemiyle yapılmaktadır. Dolayısıyla, organların kötüye kullanılması mümkün değildir” diyor.

Ülkemizde Organ Nakli Bekleyen Hasta Sayısı Alarm Veriyor! Haber

Ülkemizde Organ Nakli Bekleyen Hasta Sayısı Alarm Veriyor!

Diğer organlar da eklendiğinde 30 binin üzerinde hastanın büyük bir umutla organ nakli için beklediği görülüyor. Ancak, geçen yıl ülkemizde 2 bin 79 beyin ölümünün sadece yüzde 17’si organ bağışıyla sonuçlanmış durumda. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, oysa organ nakli bekleme listesinde kayıtlı hastaların sayısının her yıl daha da arttığına ve hastaların bir kısmının bu bekleme sürecinde hayatlarını kaybettiklerine dikkat çekerek, “Başta karaciğer, böbrek ve kalp gibi hayati organlar olmak üzere birçok organın son dönem yetmezliğinin tedavisinde organ nakli tek tedavi seçeneğidir. Unutulmamalı ki kalp gibi bazı organ nakli bekleyen hastaların canlı verici gibi bir alternatifleri de yoktur. Bugün Türkiye’de binlerce hasta için organ bağışı tek yaşam umududur. Her bir bağış, birçok kişiye yaşam şansı kazandırır” diyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayarak, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Türkiye nakil başarısında dünya liginde Ülkemizde erişkin ve çocuk hasta gruplarında yapılan nakillerde sağ kalım oranları yüzde 90’ın üzerinde seyrediyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, bu yüksek başarı sayesinde her yıl çok sayıda yabancı hastanın karaciğer veya böbrek nakli olmak için Türkiye’yi tercih ettiklerini belirterek, “Üstelik yurt dışından gelen hastaların önemli bir bölümünü zorlu vakalar oluşturmaktadır. Yurt içi ve yurt dışındaki hastalarda elde ettiği bu başarılar ile ülkemiz dünyada organ naklinde öncü ülkeler arasında yerini almıştır. Bir başka deyişle, ülkemiz nakil başarısında dünya ligindedir. Bu nedenle, sadece hastalar değil, dünyanın birçok ülkesinden hekimler, cerrahlar da organ nakli ameliyat yöntemini öğrenmek için ülkemize gelmektedir” diyor. Hedef kadavradan organ bağışını artırmak! Ülkelerin nüfus sayılarına göre organ bağışı oranını gösteren pmp değeri (her bir milyon nüfus başına düşen organ bağışı sayısı), İspanya, Fransa ve İtalya’da sırasıyla 47, 26 ve 25 iken, bu değer ülkemizde sadece 3.6’da kalıyor. Bu oranlar, yapılan organ nakillerine de yansıyor. Batı ülkelerinde organ nakillerinin yaklaşık yüzde 80’i kadavradan yapılırken, Türkiye’de bu oran yüzde 15–20 civarında seyrediyor, yani ülkemizde nakillerin büyük bölümü hâlâ canlı vericilerden yapılıyor. Bu tablo, kadavra bağışının artırılmasının ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Organ nakli ekiplerinin en büyük hedefinin kadavradan bağış sayısının artması olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, sözlerine şöyle devam ediyor: “Kadavra bağış oranları, bir ülkenin toplum sağlığı konusunda duyarlılığının en temel göstergelerinden biridir. Her hastanın uygun canlı verici bulamadığı, kalp gibi bazı organ bekleyen hastalarda canlı verici şansı olmadığı ve bekleme listelerindeki ölüm oranları göz önüne alındığında, bu duyarlılığın yaygınlaştırılması yaşamsal önem taşımaktadır.” Organ bağışıyla yaşam armağan edin! Bekleme listelerindeki ölüm oranları da dikkate alındığında, organlara ihtiyacı olan hastaların yaşama tutunmalarının tek yolunun organ bağışı olduğuna işaret eden Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, “Organ bağışında bulunmak isteyen vatandaşlar, en yakın hastanenin organ nakli koordinatörlüğüne ve il sağlık müdürlüklerine başvurabilecekleri gibi, bu ay içinde yürürlüğe giren bir uygulama neticesinde organ bağışlarını e-Devlet üzerinden de yapabilirler” bilgisini veriyor. En büyük engel: Yanlış inanışlar! Toplumda, organ bağışı konusunda gelenek- göreneklere dayalı eksik bilgilerin ve duyulan güvensizliğin bağışların artmasını önleyen en önemli sebepler olduğunu vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, “Örneğin, beyin ölümünde hastaların iyileşebileceğine yönelik hatalı bir kanı var. Oysa, beyin ölümü tıbben geri dönüşsüzdür, yani kişi yaşamını yitirmiştir. Dolayısıyla, organları yoğun bakım cihazlarının desteğiyle sadece kısa bir süre için canlı tutulabilmektedir. Organ nakli de bu süreçte yapılabilmektedir. Ayrıca, ölüm gerçekleştiği için nakil sırasında acı veya başka bir his algılanması söz konusu olamaz” bilgisini veriyor. Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, ayrıca ülkemizin organ bağışından nakline kadar olan tüm süreçte dünyaca kabul edilmiş en güvenli ülkelerden biri olduğunu da aktararak, “Tüm organ nakilleri Sağlık Bakanlığı’nın gözetiminde, ulusal koordinasyon sistemiyle yapılmaktadır. Dolayısıyla, organların kötüye kullanılması mümkün değildir” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.