Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Toplum Sağlığı

Kapsül Haber Ajansı - Toplum Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplum Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yaz Aylarında Artan Enfeksiyonlara Dikkat Haber

Yaz Aylarında Artan Enfeksiyonlara Dikkat

Sıcak havalarda gıdaların daha hızlı bozulabilmesi, ortak kullanım alanlarının yoğunlaşması ve hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmemesi çeşitli enfeksiyonların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabiliyor. Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Halil Genç, yaz aylarında görülen mide ve bağırsak enfeksiyonlarının önemli bir kısmının alınacak basit önlemlerle azaltılabileceğini belirterek konu hakkında bilgiler verdi. Yaz Aylarında Enfeksiyon Riski Neden Artıyor? Sıcak hava koşulları birçok bakteri ve mikroorganizmanın çoğalmasını kolaylaştırmaktadır. Uygun koşullarda saklanmayan et, tavuk, süt ürünleri ve deniz ürünleri de çeşitli gıda kaynaklı enfeksiyonlara neden olabilmektedir. Bunun yanı sıra havuzlar, su parkları ve ortak kullanım alanları da bazı enfeksiyonların yayılması açısından risk oluşturabilmektedir. Yaz döneminde görülen mide-bağırsak enfeksiyonları çoğunlukla ishal, karın ağrısı, mide bulantısı, kusma, halsizlik ve ateş gibi belirtilerle kendini gösterebilmektedir. Şikayetlerin şiddeti kişiden kişiye değişebilmekle birlikte çocuklar, ileri yaş grubundaki bireyler ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde daha dikkatli olunması gerekmektedir. Havuz Suyu Yutmak Enfeksiyon Riskini Artırabiliyor Havuzların düzenli olarak temizlenmesi ve uygun şekilde dezenfekte edilmesi enfeksiyon riskini azaltan önemli faktörler arasında yer alsa da hiçbir havuz tamamen risksiz kabul edilmemektedir. Havuz suyunun istemsiz olarak yutulması bazı bağırsak enfeksiyonlarının bulaşmasına neden olabilir. Çocukların havuzlarda daha uzun süre vakit geçirmesi ve su yutma eğilimlerinin fazla olması nedeniyle ailelerin bu konuda dikkatli olması önem taşımaktadır. İshal, mide bulantısı veya aktif enfeksiyon belirtileri bulunan kişilerin ortak havuzları kullanmamaları hem kendi sağlıkları hem de toplum sağlığı açısından önemlidir. Açık Büfelerde ve Pikniklerde Nelere Dikkat Edilmeli? Yaz tatillerinin vazgeçilmezlerinden biri olan açık büfeler ve açık hava organizasyonları, uygun hijyen kurallarına uyulmadığında gıda kaynaklı enfeksiyon riskini artırabilmektedir. Uzun süre oda sıcaklığında bekleyen yiyeceklerde bakteri çoğalması hızlı olabilmektedir. Et, tavuk, balık, yumurta ve süt ürünlerinin uygun sıcaklıklarda muhafaza edilmesi önemli. Çiğ etlerin hazır tüketilecek gıdalarla temas etmesi de çapraz bulaşma olarak adlandırılan önemli bir hijyen sorununa yol açabilmektedir. Bu nedenle çiğ ve pişmiş gıdaların hazırlanması sırasında kullanılan ekipmanların ayrı olması ve el hijyenine dikkat edilmesi gerekir. Sıvı Kaybı Hafife Alınmamalı Mide ve bağırsak enfeksiyonlarının en önemli sonuçlarından biri vücudun sıvı ve elektrolit kaybetmesidir. Özellikle yaz sıcaklarının da etkisiyle bu kayıp daha hızlı gelişebilmektedir. İshal ve kusma yaşayan kişilerin yeterli miktarda sıvı tüketmeleri önemlidir. Çocuklarda, yaşlılarda ve kronik hastalığı bulunan bireylerde sıvı kaybı daha ciddi sonuçlara yol açabileceği için belirtilerin yakından takip edilmesi gerekmektedir. Kamp ve Doğa Aktivitelerinde Su Tüketimine Dikkat Doğada bulunan su kaynakları temiz görünse bile çeşitli mikroorganizmalar içerebilir. Bu nedenle kaynağı bilinmeyen suların doğrudan tüketilmemesi gerekir. Kamp ve doğa yürüyüşleri sırasında kullanılacak suların güvenilir kaynaklardan temin edilmesi, gerektiğinde uygun filtreleme veya kaynatma yöntemlerinin uygulanması enfeksiyon riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Çocuklar ve Yaşlılar Daha Fazla Risk Altında Mide ve bağırsak enfeksiyonları her yaş grubunda görülebilse de çocuklar ve ileri yaş grubundaki bireylerde sıvı kaybı daha hızlı görülebilmektedir. Ayrıca bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde enfeksiyonların daha ağır seyretme riski bulunabilmektedir. Bu nedenle yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı, uzun süren kusma, dışkıda kan görülmesi veya belirgin sıvı kaybı belirtilerinin ortaya çıkması durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması önem taşımaktadır. Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Halil Genç, yaz aylarında görülen mide ve bağırsak enfeksiyonlarının büyük bölümünde hijyen kurallarına dikkat edilmesinin önemli olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı: “Yaz döneminde havuz kullanımı, açık büfe tüketimi ve dış ortam aktivitelerinin artması bazı enfeksiyonların görülme sıklığını artırabilmektedir. El hijyenine dikkat edilmesi, güvenilir gıda tüketilmesi, yeterli sıvı alınması ve havuz hijyeni konusunda bilinçli davranılması enfeksiyon riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir. Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerde gelişen şikayetlerin yakından takip edilmesi önemlidir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Diş Hekimliğinde Uzmanlık Tartışmaları Büyüyor Haber

Diş Hekimliğinde Uzmanlık Tartışmaları Büyüyor

Sağlık alanında eğitim planlaması, uzmanlık süreçleri ve istihdam politikalarına yönelik tartışmalar son dönemde yeniden gündemin üst sıralarında yer alıyor. Özellikle diş hekimliği alanında artan fakülte sayıları, mezunların karşılaştığı istihdam sorunları ve uzmanlık eğitimine ilişkin değerlendirmeler, meslek camiasında geniş yankı uyandırıyor. Türkiye'de sağlık hizmetlerinin niteliğinin yalnızca fiziki yatırımlarla değil, insan kaynağının doğru planlanmasıyla da doğrudan ilişkili olduğunu ifade eden Özlem Akarken, özellikle diş hekimliği alanında son yıllarda yaşanan hızlı kontenjan artışlarının ve yeni fakülte açılışlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. İhtiyaç planlaması bilimsel veriler ışığında yapılmalı Diş hekimliği fakültelerinin sayısındaki artışın, istihdam ve eğitim kalitesi açısından dikkatle ele alınması gereken bir konu olduğunu vurgulayan Akarken, "Bugün binlerce genç diş hekimi mezuniyet sonrasında istihdam konusunda ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Bir yandan mevcut sistemde görev yapan diş hekimlerinin çalışma koşulları ve atama beklentileri gündemdeyken, diğer yandan yeni fakültelerin açılması ve kontenjanların artırılması meslek mensupları arasında kaygılara neden olmaktadır. Sağlık insan gücü planlamasının uzun vadeli ve bilimsel veriler doğrultusunda yapılması büyük önem taşımaktadır." İfadelerini kullandı. Uzmanlık eğitiminin temelinde liyakat ve objektif kriterler vardır Diş hekimliğinde uzmanlık eğitiminin belirli standartlar çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini DUS sınav sistemini getirilerek belirlendiğini belirten Akarken, uzmanlık unvanının yalnızca mesleki bir sıfat değil, aynı zamanda önemli bir sorumluluk alanı olduğunu ifade ederek, "Uzmanlık eğitimi; yoğun emek, uzun yıllar süren eğitim süreci ve objektif değerlendirme mekanizmalarının sonucunda kazanılan bir yetkinlik alanıdır. Uzmanlık dışında doktora sistemine ilişkin yapılacak her düzenleme, meslek mensuplarının beklentileri ve sağlık hizmetlerinin niteliği göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir." dedi. Doktora ve uzmanlık farklı akademik süreçlerdir Doktora programlarının bilimsel üretim ve akademik gelişim açısından son derece değerli olduğunu vurgulayan Akarken, "Doktora eğitimi ile uzmanlık eğitimi farklı amaçlara hizmet eden iki ayrı akademik süreçtir. Bilimsel araştırma ve akademik gelişim için aynı zamanda tedavi aşamalarında ise farkı ortaya koyan aynı zamanda akademik kariyerde doktora programlarının değeri tartışılmazdır. Bu nedenle her iki sürecin kendi amaçları doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu. Hasta güvenliği ve sağlık hizmetinin niteliği önceliğimizdir SAHİM-SEN olarak sağlık hizmetlerinde kaliteyi önceleyen her düzenlemenin destekçisi olduklarını ifade eden Özlem Akarken, "Sağlık sisteminin sürdürülebilirliği için eğitimde kalite, istihdamda planlama , uzmanlık ve doktora süreçlerinde liyakat ilkelerinin korunması gerektiğine inanıyoruz. Hasta güvenliğini önceleyen, tüm adaylara eşit fırsatlar sunan ve objektif kriterlere dayanan bir uzmanlık doktora sisteminin sürdürülmesi hem meslek mensuplarının motivasyonu hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Konunun tüm paydaşların görüşleri alınarak, şeffaf ve bilimsel bir zeminde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz." Diyerek açıklamasını tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cihaza Bağlı Hastalara Kesintisiz Enerji Desteği Haber

Cihaza Bağlı Hastalara Kesintisiz Enerji Desteği

Güney Marmara'da 5 milyonun üzerinde nüfusa elektrik dağıtım hizmeti veren UEDAŞ, yaşam destek cihazına bağlı hastaların güvenliğini önceleyen uygulamalarını sürdürüyor. Planlı bakım ve yatırım çalışmaları sırasında hasta ve yakınlarının mağduriyet yaşamaması amacıyla yürütülen çanta tipi jeneratör uygulaması sahada aktif olarak kullanılıyor. Hizmet bölgesi içerisinde yaklaşık 300 yaşam destek cihazına bağlı hasta bulunduğu bilgisi doğrultusunda UEDAŞ, 2023 yılında envanterine 60 adet 2 kVA gücünde çanta tipi jeneratör dahil etti. Planlı enerji kesintilerinden etkilenen kullanıcılar için yürütülen uygulama kapsamında, kesinti süresi boyunca hastaların başka bir yere taşınmasına ya da hastaneye yatırılmasına gerek kalmadan yaşam destek cihazlarının çalışması güvence altına alındı. Sağlık raporu bulunan ve abonelik bilgileri içerisinde “kesilemez” kodu yer alan kullanıcılar, etkilendikleri planlı kesintiler öncesinde, internet sitesinde de duyurulduğu şekilde ilgili UEDAŞ Bölge Müdürlüklerine başvurarak çanta tipi jeneratör talebinde bulunabiliyor. Başvuruların, kesinti tarihinden en az bir iş günü önce yapılması gerekiyor. Talebi uygun bulunan kullanıcılara, yakıtı dolu şekilde teslim edilen çanta tipi jeneratörler için görevli ekipler tarafından detaylı kullanım bilgilendirmesi yapılıyor, kullanım kitapçığı veriliyor ve gerekli kurulum işlemleri tamamlanıyor. Böylece planlı kesintiler süresince enerji ihtiyacı güvenli ve kontrollü bir şekilde karşılanıyor. UEDAŞ, elektrik dağıtım hizmetinin yanı sıra toplum sağlığı ve güvenliğini önceleyen uygulamalarını sahada kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sütün Geleceği Verimlilik ve Sürdürülebilir Çözümlerle Şekilleniyor Haber

Sütün Geleceği Verimlilik ve Sürdürülebilir Çözümlerle Şekilleniyor

Süt, insan vücudunun gelişiminde kilit bir rol oynuyor. Süt ve süt ürünleri, vücudun kalsiyum, magnezyum, selenyum, riboflavin ve B vitamini ihtiyaçlarını karşılamaya önemli bir katkı sağlıyor. Ancak süt tüketimi istenilen seviyeye ulaşmış değil. Dünyada kişi başı süt tüketimi 172 milyar, yıllık kişi başı tüketim 20.7 litre. Türkiye’ye bakıldığında ise kişi başı ortalama 14.6 litre süt tüketiliyor. Pastörize ve UHT bazlı paketli süt tüketimi de yıllık 1.263 milyon litre seviyesinde. 1 Haziran Dünya Süt Günü kapsamında süt tüketiminin toplum sağlığındaki kritik rolüne vurgu yapan dünyanın lider gıda işleme ve paketleme çözümleri şirketi Tetra Pak, kemik gelişimi ve bağışıklık sistemi için süt tüketiminin önemine değiniyor. Ambalajlı Süt ve UHT’nin önemi büyük. Tetra Pak, aseptik işleme ve ambalajlama teknolojisi sayesinde sütün ısıtma süresi çok kısa, besin değerini koruyan bir yöntemle güvenle tüketiciye ulaşmasını sağlıyor. UHT sütle ilgili yaygın yanlış inanışların aksine, bu işlem sütün besin değerini koruyor ve hiçbir koruyucu madde eklenmeden uzun raf ömrü sağlıyor. Tetra Pak inovasyonlarıyla dönüşüme öncülük ediyor Tetra Pak, dünya genelinde yılda 33 milyar litre sütün güvenli şekilde tüketiciye ulaşmasını sağlayan teknolojiler sunuyor. Türkiye’de ise süt kategorisinde şirket, hem üreticilere hem tüketicilere yönelik inovasyonlarıyla sektörün dönüşümüne liderlik ediyor. Süt kategorisinde, aseptik işleme teknolojileri, gıda güvenliği standartlarının yaygınlaştırılması, sürdürülebilir ambalaj çözümleri sunan Tetra Pak, süt israfını azaltan üretim ve dolum sistemleri ile de sektörde öncü bir konumda yer alıyor. Tetra Pak’ın gerçekleştirdiği çalışmalar, mevcut ekipmanların modernize edilmesinin önemli verimlilik artışları sağladığını gösteriyor. Tetra Pak’ın araştırmasına göre, modernizasyon ile sera gazı emisyonlarında ortalama %47, su kullanımında %45 ve ürün kayıplarında %57 azalma sağlanabiliyor.** Dünya Süt Günü’nde toplum sağlığı, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik için sütün önemine dikkat çeken Tetra Pak Orta Avrasya Genel Müdürü Eliseo Barcas konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Süt, sağlıklı nesillerin yetişmesi ve dengeli beslenmenin temel taşlarından biri. Tetra Pak olarak, güvenli ve besleyici süt için üreticilerden tüketicilere kadar tüm paydaşlarla işbirliği içinde çalışmayı sürdürüyoruz. Amacımız, süt değer zincirinin her halkasında sürdürülebilirliği güçlendirerek toplum sağlığına uzun vadeli katkı sağlamak. Bu kapsamda Tetra Pak olarak yayınladığımız Süt Ürünleri Merkezi El Kitabı ile gıda güvenliği ve beslenme alanlarındaki zorluklara yönelik pratik bir çözüm sunuyoruz. Ayrıca Süt Ürünleri Merkezi projelerimizle küçük çiftçilere uygulamalı pratik eğitim vererek, uygun süt toplama altyapısı ve teknolojisi kurarak, yerel olarak üretilen kaliteli süt tedarikini artırıyor ve gıda israfını azaltıyoruz. Sonuç olarak, süt ürünleri işleyicisi istikrarlı bir süt tedarikine kavuşurken, küçük çiftçiler de resmi pazarlara erişim sağlayıp üretkenliklerini, karlılıklarını ve geçim kaynaklarını iyileştiriyoruz***.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Şahin, Gazi Konut Tarafından Yapılan Yeni Adakçılar Sitesi’ni İnceledi Haber

Başkan Şahin, Gazi Konut Tarafından Yapılan Yeni Adakçılar Sitesi’ni İnceledi

Kent merkezinde faaliyet gösteren adak kurbanı satış ve kesim işletmelerinin daha modern, düzenli ve hijyenik bir alana taşınması amacıyla başlatılan projede sona yaklaşılırken, Başkan Fatma Şahin teknik ekiple birlikte sahada incelemeler yaparak çalışmaların son durumu hakkında bilgi aldı. Toplum sağlığı ve şehir estetiği açısından büyük önem taşıyan proje kapsamında, 125 ve 250 metrekare büyüklüğünde toplam 69 işletme yer alıyor. Kurulan modern sistem sayesinde vatandaşlar adaklarını daha güvenli ve konforlu ortamlarda seçebilecek, hijyenik şartlarda kesim işlemlerini gerçekleştirerek etlerin ayrıştırılması ve poşetlenmesi hizmetlerinden faydalanabilecek. Projeyle birlikte şehir genelinde faaliyet gösteren adakçılar tek bir merkezde toplanırken, yapım sürecinde işletmecilerin görüş ve önerileri de dikkate alınarak ihtiyaçlara uygun bir yapı oluşturuldu. ŞAHİN: “PROJEYİ ADAKÇILARLA KONUŞARAK, ONLARIN İHTİYACINA GÖRE YAPTIK” Proje hakkında açıklamalarda bulunan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Kurban Bayramı öncesinde yürütülen çalışmaların önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Biz bir dilek dileriz, bir adakta bulunuruz. Eğer o dileğimiz olursa o adağı yerine getiririz. Bir sıkıntı yaşadığımızda hemen adak kurbanımızı keseriz. Bu bizi korur. Bizim medeniyetimiz böyle güzel bir medeniyet. Tabii bunu şehrin içerisinde yaptığınız zaman hayvan sağlığı, halk sağlığı. Hayvanlarımızı da korumamız lazım, halkımızı da korumamız lazım. Şehri sağlıklı şehir haline dönüştürmemiz lazım. Şehrin içerisinde adakla ilgili olan bütün kısımları taşımamız, hijyenik şartlarda insanların gelip adağını yapacağı, istediği adak kurbanı seçeceği mekanlar oluşturmamız gerekiyordu. Elimizde bir Gazi Konut var. Elimizdeki Gazi Konut ile gerçekten her altı ayda bin konut veren, bugün bahçeli evleri yapan bir altyapımız var. Hız zamanı, zaman. Verdiğin sözü tutma zamanı. Adakçılarla bunu konuştuk. Başkanım dediler bizi bayrama kadar müsaade edin. Bayramdan sonra biz hemen sistemimizi çalıştıracağız. Hemen yerleşeceğiz dediler. Projeyi adakçılarla konuşarak, onların ihtiyacına göre yaptık.” Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Haz da yürütülen çalışmalar hakkında teknik bilgiler vererek projenin kısa süre içerisinde tamamlanmasının hedeflendiğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'de Yasaklı Köpek Türleri 2026: Güncel Liste, Cezalar ve Yeni Düzenlemeler Haber

Türkiye'de Yasaklı Köpek Türleri 2026: Güncel Liste, Cezalar ve Yeni Düzenlemeler

Türkiye'de yasaklı köpek türleri 2026 yılında da hayvan güvenliği ve toplum sağlığı açısından en çok merak edilen konular arasında yer alıyor. Özellikle son yıllarda yapılan yasal düzenlemelerle birlikte bazı köpek ırklarının üretimi, satışı ve sahiplenilmesi ciddi kurallara bağlandı. Türkiye'de Yasaklı Köpek Türleri Neden Yasaklandı? Yasaklı köpek türleri, genellikle agresif davranış potansiyeli yüksek ve kontrol edilmesi zor ırklar olarak kabul edilir. Bu yasaklar, hem insan güvenliğini sağlamak hem de hayvanların bilinçsiz şekilde yetiştirilmesini önlemek amacıyla uygulanmaktadır. Kamu güvenliğini sağlamak Kontrolsüz üretimi engellemek Hayvan haklarını korumak Saldırı vakalarını azaltmak Türkiye'de Yasaklı Köpek Türleri 2026 Güncel Liste 2026 yılı itibarıyla Türkiye’de yasak kapsamında yer alan köpek ırkları şunlardır: Pitbull Terrier American Staffordshire Terrier American Bully Dogo Argentino Fila Brasileiro Japanese Tosa (Tosa Inu) Bu Irklar İçin Uygulanan Yasaklar Belirtilen köpek ırkları için Türkiye’de aşağıdaki yasaklar geçerlidir: Üretim ve çoğaltma yasaktır Satış ve sahiplendirme yasaktır Yurda giriş yasaktır Yeni sahiplenme yapılamaz Mevcut Sahipler İçin Kurallar Yasaklı köpek türlerine sahip olan kişiler için bazı özel yükümlülükler bulunmaktadır: Köpeklerin kısırlaştırılması zorunludur Mikroçip ile kayıt altına alınmalıdır Ağızlık ve tasma ile gezdirilmelidir Kamusal alanlarda dikkatli kontrol sağlanmalıdır 2026 Güncel Cezalar Yasaklı köpek türleriyle ilgili kurallara uymayanlara ağır cezalar uygulanmaktadır: İhlal Türü Ceza (2026) Yasaklı köpek üretimi 60.000 TL'ye kadar Satış ve sahiplendirme 50.000 TL Kayıtsız köpek bulundurma 20.000 TL Ağızlık/tasma kuralına uymama 10.000 TL Yasaklı Irklar Tamamen Yasak mı? Bu köpekler tamamen yasaklı değildir ancak sıkı kontrol altındadır. Mevcut sahipler belirli şartları yerine getirerek hayvanlarını beslemeye devam edebilir. Hangi Köpekler Yasaklı Değildir? Golden Retriever, Labrador, Kangal, Akita, Husky gibi birçok köpek türü yasak kapsamında değildir. Ancak her köpek için sorumlu sahiplik esastır. Türkiye’de Köpek Sahiplenirken Dikkat Edilmesi Gerekenler Irkın yasal durumunu kontrol edin Yaşam alanınıza uygun tür seçin Veteriner kayıtlarını tamamlayın Eğitim ve sosyalleşmeye önem verin Resmi Kaynak ve Güncel Bilgiler Yasal düzenlemeler zaman zaman güncellenebilmektedir. En doğru bilgi için resmi kaynakları takip etmek önemlidir. Tarım ve Orman Bakanlığı Resmi Sitesi Sıkça Sorulan Sorular Pitbull beslemek tamamen yasak mı? Hayır, ancak yeni sahiplenme yasaktır. Mevcut sahipler belirli kurallara uymak zorundadır. Yasaklı köpekler barınaklara mı alınıyor? Kural ihlali durumunda el konulabilir ve barınaklara götürülebilir. Mikroçip zorunlu mu? Evet, kayıt altına alma zorunludur. Bu köpekler gezdirilebilir mi? Evet, ancak ağızlık ve tasma ile gezdirilmelidir. Ceza ödenmezse ne olur? Yasal işlem başlatılır ve hayvana el konulabilir. Yasaklı ırklar neden tehlikeli kabul ediliyor? Fiziksel güçleri ve yanlış yetiştirme durumunda agresif davranış gösterebilmeleri nedeniyle riskli kabul edilirler. Sonuç Türkiye'de yasaklı köpek türleri 2026 listesi, toplum güvenliği ve hayvan refahı açısından büyük önem taşımaktadır. Bu türlere sahip olan kişilerin yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi hem kendileri hem de toplum için kritik bir sorumluluktur.

Mobbing ve Şiddet Sistemi Zorluyor Haber

Mobbing ve Şiddet Sistemi Zorluyor

Artan iş yükü, baskı ve güvensiz çalışma ortamları, sağlık ve sosyal hizmet sisteminin en kritik unsuru olan insan kaynağını zorlarken; sahadan gelen veriler, sorunun yalnızca bireysel değil, doğrudan sistemin sürdürülebilirliğini tehdit eden yapısal bir krize dönüştüğünü ortaya koyuyor. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanları başta olmak üzere kamuda çalışanların maruz kaldığı mobbing ve şiddet vakaları, son dönemde artan yoğunluk ve görünürlükle birlikte sistemin en kritik sorunlarından biri haline geldi. Hizmetin temel taşı olan çalışanların kendilerini güvende hissetmediği bir ortamda, nitelikli ve sürdürülebilir bir yapıdan söz etmek ise giderek zorlaşıyor. Sağlık kurumlarında giderek ağırlaşan mobbing ve şiddet olgusunu tüm yönleriyle ele alan Sağlık Hizmetleri Sendikası (Sahim-SEN), çevrimiçi bir seminer düzenledi. Sendika yönetimi ve uzman isimlerin katkı sunduğu programda, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının yaşadığı görünür ve görünmeyen baskılar çarpıcı örneklerle değerlendirildi. Mobbing Sağlık ve Sosyal Hizmet Sistemini İçten Çökertiyor Sağlık ve sosyal hizmet veren kurumlar başta olmak üzere mobbing, çoğu zaman açık çatışmalarla değil; sistematik baskı, değersizleştirme, dışlama ve görev tanımı dışı yüklemeler üzerinden ilerliyor. Çalışanların sürekli denetlendiği, hatalarının öne çıkarıldığı ve yalnızlaştırıldığı bu süreç, zamanla psikolojik bir yıpranmaya dönüşüyor. Seminerde konuşan SAHİMSEN Engelliler Komisyonu Başkanı Ayşe Sarı, mobbingin sağlık ve sosyal hizmet kurumlarında başta olmak üzere kamuda çoğu zaman görünmez bir şiddet biçimi olarak ilerlediğini ancak etkilerinin derin ve yıkıcı olduğunu vurguladı. Sarı, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının sistematik baskı, dışlanma ve itibarsızlaştırma gibi yöntemlerle yıldırıldığını belirterek, “Mobbing, yalnızca bireyi değil, bulunduğu kurumu da zayıflatan bir süreçtir. Çalışanların yalnızlaştırıldığı, değersizleştirildiği bir ortamda ne verimlilikten ne de sağlıklı bir hizmetten söz edilebilir” değerlendirmesinde bulundu. Görev tanımı dışı yüklemelerden iletişim eksikliklerine, ayrımcılıktan psikolojik baskıya kadar uzanan bu sürecin, çalışanları sessiz bir tükenmişliğe sürüklediğine dikkat çekildi. Sürekli Baskı ve Sessiz Yıpranma Şiddetin Yeni Yüzü Seminerde öne çıkan bir diğer başlık ise sağlık ve sosyal hizmet veren kurumlar başta olmak üzere kamuda şiddetin sadece fiziksel saldırılarla sınırlı olmadığı gerçeği oldu. Günlük işleyiş içinde normalleştirilen baskı, değersizleştirme ve dışlama davranışlarının, özellikle sağlık ve sosyal hizmet çalışanları üzerinde kalıcı izler bıraktığı vurgulandı. Uzman değerlendirmelerinde, bu tür psikolojik şiddetin zamanla tükenmişlik, motivasyon kaybı ve mesleki kopuşa yol açtığı ifade edilirken; çalışanların kendilerini güvende hissetmediği bir ortamda hizmet kalitesinin sürdürülebilir olmadığına dikkat çekildi. “Bu Tablo Artık Bir Meslek Sorunu Değil, Sistem Sorunudur” SAHİMSEN Genel Başkanı Özlem Akarken, sağlık ve sosyal hizmet veren kurumlarda mobbing ve şiddetin ulaştığı noktaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, sorunun ciddiyetine dikkat çekerek net bir çerçeve çizdi. Akarken, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının yalnızca mesleklerini icra etmediğini, aynı zamanda sistemsel baskılarla mücadele ettiğini belirterek, “Bugün gelinen noktada bu tabloyu sadece çalışanların sorunu olarak görmek mümkün değildir. Bu doğrudan sistemin sorunudur ve çözüm de sistemsel olmak zorundadır” ifadelerini kullandı. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının kendini güvende hissetmediği bir yapıda, toplum sağlığını korumanın mümkün olmadığını vurgulayan Akarken, her şiddet ve mobbing vakasının hizmete doğrudan zarar verdiğini belirtti. Çözüm Net! Güçlü Politika, Etkin Koruma, Sıfır Tolerans SAHİMSEN, sağlık ve sosyal hizmet veren kurumlar başta olmak üzere kamuda mobbing ve şiddetle mücadelede daha güçlü ve kararlı adımlar atılması gerektiğini vurguluyor. Çalışma ortamlarının daha güvenli hale getirilmesi, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının hak arama süreçlerinin etkinleştirilmesi ve yönetsel yaklaşımların iyileştirilmesi, çözümün temel başlıkları arasında yer alıyor. Sendika, başta sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının korunmasının yalnızca meslek grubu açısından değil, toplum sağlığı açısından da kritik olduğunu belirterek, bu alandaki farkındalık çalışmalarını ve savunuculuk faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eczacımın Dijital Dünyası 700 Milyon Liralık Hacimle Tamamlandı Haber

Eczacımın Dijital Dünyası 700 Milyon Liralık Hacimle Tamamlandı

Lokman Group çatısı altında Lokman Ecza Deposu ve Tane Itriyat tarafından 13’üncü kez düzenlenen Eczacımın Dijital Dünyası-Değişimin Şifası etkinliği, Antalya’da sektörün yoğun katılımıyla, eczacılık ekosisteminde güçlü bir sinerji yaratarak ve yüksek ticari etki üreterek başarıyla tamamlandı. Yaklaşın bin katılımcı ve 100’ün üzerinde firmanın yer aldığı etkinlikte binlerce ürünün tanıtımı, lansmanı ve satışı gerçekleştirildi. Organizasyon, yaklaşık 700 milyon lira ciro ile hedeflerin üzerinde bir ekonomik değer üretirken, eczacılar ve firmalar arasında kurulan güçlü iş birlikleriyle sektörel etkileşimi derinleştirdi. Lokman Ecza Deposu, ilaç dışı ürünlerde Türkiye genelinde eczanelere hizmet veren en çeşitli depolardan biri olarak, eczacıların sürdürülebilir gelir modelleri oluşturmasına katkı sunmayı hedefliyor. 13 yıldır 100’ün üzerinde farklı firmayı eczacılarla buluşturan organizasyon sayesinde, yeni ürünler doğrudan eczacıların hizmetine sunulurken; topluma eczacı danışmanlığıyla ulaşan sağlık ürünleri, toplum sağlığı açısından nitelikli bir değer zinciri oluşturuyor. Doğru modelin sahadaki karşılığını gördük Etkinlik kapsamında ilk kez sektörle buluşan Lokman AI karakteri ve etkinlik alanından üretilen dijital içerikler, organizasyonun teknoloji odaklı yaklaşımını yansıtırken, katılımcılara deneyim odaklı ve yenilikçi bir etkileşim alanı sundu. Lokman Group Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Öz, organizasyon sonrası yaptığı değerlendirmesinde, “Eczacılığı bugünün ihtiyaçlarının ötesine taşıyarak, geleceğin sağlık ekosistemine göre konumlandırıyoruz. Eczacımın Dijital Dünyası organizasyonunu; eczacının ticari gücünü, mesleki yetkinliğini ve dijital kaslarını birlikte geliştiren bir dönüşüm platformu olarak kurguluyoruz. Yaklaşık olarak 700 milyon liralık ekonomik hacim Lokman Group olarak bizim açımızdan bir sonuç değil; doğru model ve doğru iş birlikleriyle sektörümüzün nasıl ölçeklenebileceğinin güçlü bir göstergesi” dedi. Eczacımın Dijital Dünyası 2027 için hazırlıklar başladı Sektörden gelen güçlü geri bildirimlerin, organizasyonun oluşturduğu güven zeminini ve karşılık bulan modelini net şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Öz, Eczacımın Dijital Dünyası’nın gelecek yıllarda daha fazla uluslararası marka ve iş ortağını kapsayacak şekilde büyütüleceğini belirtti. Lokman Group, eczacıların mesleki gücünü destekleyen ve sektörü geleceğe taşıyan buluşmayı geliştirerek sürdürmeyi hedeflerken, Eczacımın Dijital Dünyası 2027 için hazırlıkların başladığını da kamuoyuyla paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.