Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Toplumsal Cinsiyet

Kapsül Haber Ajansı - Toplumsal Cinsiyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplumsal Cinsiyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aydın Doğan Vakfı’ndan Kız Çocukları İçin Ortak Eylem Çağrısı Haber

Aydın Doğan Vakfı’ndan Kız Çocukları İçin Ortak Eylem Çağrısı

Aydın Doğan Vakfı tarafından Birleşmiş Milletler Dünya Kız Çocukları Günü kapsamında her yıl geleneksel olarak düzenlenen “Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı”, bu yıl Avrupa Birliği desteğiyle yürütülen "Güçlü Kızlar, Güçlü Yarınlar" projesiyle aynı temada İstanbul’da gerçekleştirildi. On iki yıldır aralıksız sürdürülen buluşma, kamu, sivil toplum, akademi, uluslararası kuruluş temsilcileri ve geleceğe yön veren genç kadınları ortak bir vizyon etrafında bir araya getirdi. Konferansın açılış konuşmasını gerçekleştiren Aydın Doğan Vakfı Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, konuşmasına geçtiğimiz günlerde Beyaz Saray’da yapay zekâ endüstrisinin 1,3 trilyon dolarlık varlığı temsil eden liderleriyle çekilen ve masada hiç bir kadının yer almadığı fotoğrafa dikkat çekerek başladı. İleri teknoloji şirketlerinin iş gücünde kadın oranının yüzde 28-29 düzeyinde seyrederken üst düzey yöneticiler arasında bu oranın yüzde 12-14’e gerilediğini belirten Yalçındağ, en yenilikçi sektörlerde dahi süregelen bu "cam tavan"ın geleneklerin çok ötesinde yapısal bir engeller yumağına işaret ettiğini vurguladı. Türkiye’de son çeyrek asırda kadınların eğitime katılımında tarihî kazanımlar elde edildiğini hatırlatan Yalçındağ, eğitimin bir son değil başlangıç olduğunu belirterek "Bir kız çocuğunun eğitim alması hikâyenin sonu değil, başlangıcıdır. Çünkü asıl soru, bu kız çocuğunun istihdama katılıp katılamayacağı, ekonomik bağımsızlığını kazanıp kazanamayacağı ve ülkenin karar masalarında yer alıp alamayacağıdır. Türkiye’de 15-24 yaş arasındaki her üç genç kadından biri ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor; kadınların istihdama katılımı ise yalnızca yüzde 32,1 seviyesinde. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 raporu, mevcut hızla tam eşitliğe ulaşmanın 120 yıl süreceğini söylüyor. Gerçekten 120 yıl daha beklemek zorunda mıyız? Bizim cevabımız çok net: Hayır. Değişim mümkündür. Şimdi onu hızlandırma, kız çocuklarımızı yalnızca geleceğin liderleri değil, bugünün değişim aktörleri olarak görme zamanıdır." dedi. Yalçındağ ayrıca Vakfın yürüttüğü İhtiyaç Analizi araştırmasında genç kadınların yüzde 91,4’ünün ekonomik zorlukları, yüzde 76,7’sinin ise toplumsal cinsiyet normlarını liderlik yolundaki en büyük engeller arasında gördüğünü paylaşarak, AB destekli projeyle bugüne dek ulaşılan 7 bin 652 genç kadının yüzde 99’unun liderlik ve fırsatlara erişim konusunda güçlü bir farkındalık kazandığını ifade etti. Konuşmasının sonunda geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden ve son Aydın Doğan Ödülü’nün verildiği Prof. İoanna Kuçuradi’yi anan Arzuhan Doğan Yalçındağ, Kuçuradi’den alıntı yaparak “Ben inatla umutluyum. Bu bir yaşam biçimidir, siz de inatla umutlu olun.” dedi. Vuslat Doğan: "En Büyük Pusulamız Merakımız ve Kendi İç Sesimizdir" Konferans kapsamında Yekta Kopan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen özel söyleşide, V Vakfı Kurucusu ve Başkanı Vuslat Doğan gençlerle bir araya geldi. Medya liderliğinden sanat yolculuğuna uzanan deneyimlerini ve "cömert dinleme" kavramını aktaran Vuslat Doğan, genç kadınlara belirsizlikler ve toplumsal baskılar karşısında kendi sınırlarını kaldırmaları çağrısında bulundu. Hayat yolculuğundaki en temel kılavuzunun merakı olduğunu belirten Vuslat Doğan, konuşmasında "Yolculuk değişirken insan yolda dönüştüğü için bunu önceden tanımlamak güç. Ancak bir pusulanızın olması çok kıymetli. Benim pusulam her zaman merakım oldu. İnsan kendini dinlemeye başladığında zihninde önce bir sürü olumsuz ses ve engeller beliriyor. Fakat süreç içinde o sesler sessizliğe bürünüyor ve asıl yaratım sürecim o zaman başlıyor. Ben de ancak kendi üzerime koyduğum sınırları ve olmaz kapılarını kaldırdığımda adımlarımı cesaretle atabildim. Genç bir kadının bu hayatta kendisine emanet etmesi gereken en değerli şey kendi iç sesi, merakı ve gitmek istediği yerdir. Bütün kaosun ve belirsizliklerin içinde kimsenin bunu elinizden almasına izin vermeyin. Bu emanete sıkı sıkıya sahip çıkın. En büyük sorumluluğunuz, kendinize duyduğunuz sorumluluktur. Ne istediğinizi bildiğinizde o pusula sizi mutlaka doğru yere götürecektir." dedi. Birleşmiş Milletler’den Ortak Eşitlik ve Dönüşüm Mesajı Konferansın açılış oturumunda söz alan Birleşmiş Milletler kuruluşlarının üst düzey temsilcileri de eşitlik ve kapsayıcılık mesajlarını paylaştı. UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi, kalıcı toplumsal dönüşümün sadece rakamlarla ölçülemeyeceğini belirterek "Başarı, yalnızca sayılardan ibaret değildir. Kız çocuklarının kendilerine daha fazla güvendiğini, erkek çocuklarının eşitliği daha güçlü biçimde desteklediğini, babaların evde daha aktif rol aldığını ve toplumların daha destekleyici ve kapsayıcı hâle geldiğini görmektir. UNICEF olarak hedefimiz: Cinsiyeti ne olursa olsun her çocuğun öğrenmek, gelişmek ve potansiyelini tam olarak gerçekleştirmek için aynı fırsatlara sahip olmasını sağlamak." şeklinde konuştu. UN Women Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond, kız çocuklarının kendi sözlerini söyleme gücüne sahip olduklarının altını çizerek "Genç bir kadının annesi olarak yeteneğin, cesaretin ve liderliğin evrensel olduğunu hep biliyordum. Otuz yılı aşkın süredir dünyanın dört bir yanında kadınlarla ve kız çocuklarıyla çalışmak ise bana fırsatların ne kadar eşitsiz paylaşıldığını öğretti. Bugün Türkiye'deki kız çocukları, liderlik etmeye, kapıları kendileri açmaya ve daha eşit bir geleceği kurmaya çoktan başladıklarını bir kez daha gösterdi. Kendi adlarına, kendileri konuşuyorlar. Bize düşen, önlerindeki engelleri kaldırmak ve hayatlarına dair kararların alındığı her yerde sözlerinin geçmesini sağlamak." dedi. UNFPA Türkiye Temsilci Yardımcısı Zeynep Başarankut Kan ise gençlere yapılan yatırımın nesiller boyu sürecek etkisine dikkat çekerek “Her çocuk, ergen ve genç; güven içinde, sağlıklı ve desteklenerek büyümeyi, öğrenip gelişerek kendi geleceğini tayin etmeyi hak eder. Bu da onların sağlığına, eğitimine ve korunmasına yatırım yapmak; aileleri desteklemek ve başta kız çocukları olmak üzere tüm gençlerin hayatlarına yön verirken ihtiyaç duyacakları bilgi, beceri ve fırsatlara ulaşmasını sağlamak demektir. Bugün çocuklara ve gençlere yaptığımız her yatırım, gelecek nesillere daha sağlıklı ve güçlü aileler ve bir toplum bırakmamızı sağlar.” dedi. Yekta Kopan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panellerde; gençlerin kendi projelerini ve değişim hikâyelerini aktardığı "Yarını Değiştirmek" ile sivil toplum kuruluşlarının sahadaki etki alanlarını büyütme yöntemlerinin tartışıldığı "Etkiyi Birlikte Büyütmek" oturumları katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Geleceğin Yol Haritası Atölyelerde Çizildi Günün ikinci yarısında ise iki ayrı paralel atölye çalışması hayata geçirildi. Gençler ve öğrencilerin buluştuğu "Bizim Yolumuz" başlıklı oturumda gençler, güçlü olmanın kendileri için taşıdığı anlamı, eşit bir gelecek hayallerini ve ihtiyaçlarını masaya yatırarak "Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar Manifestosu"nun ilk satırlarını birlikte kaleme aldı. Sivil toplum kuruluşları, kamu, özel sektör ve fon veren kurumların temsilcilerini buluşturan "İhtiyaçtan İş Birliğine" başlıklı oturumda ise genç kadınların önündeki engellerin kaldırılması için paydaşlar arası kaynak yaratma, sosyal sorumluluk projeleri ve ortak eylem adımları tartışıldı. Atölye çalışmasında değerlendirmelerde bulunan Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Temel Haklar ve Sivil Toplum Birimi Program Yöneticisi İpek Seda Bakır ise konuşmasında "Avrupa Birliğinin yaklaşımı sadece sivil toplum kuruluşlarına hibe sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda sivil toplumum etkili ve bağımsız faaliyet gösterebileceği genel ortamı güçlendirmeyi de hedeflemektedir." dedi. Konferans, gençlerin kaleme aldığı manifestonun ve paydaşların ortaya koyduğu ortak iş birliği adımlarının paylaşılmasıyla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmit Belediyesi, COP31’e Doğru Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu’nda Yer Alacak Haber

İzmit Belediyesi, COP31’e Doğru Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu’nda Yer Alacak

Fatma Kaplan Hürriyet’in İzmit’te başlattığı Yerel Eşitlik Eylem Planı’yla layık görüldüğü UCLG-MEWA Kadın Komitesi Başkanlığı süreci; Muğla Büyükşehir ev sahipliğindeki “COP31’e Doğru: Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu” ile devam ediyor. “Yerel Liderlik, Kentsel Dirençlilik ve Sürdürülebilir Dönüşüm” temasıyla düzenlenecek politika diyaloğu; Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi Vakfı (WALD), UCLG-MEWA, Birleşmiş Milletler Türkiye ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu ortaklığında yürütülen bölgesel çalışmalar kapsamında gerçekleştirilecek. 29-30 Eylül 2026 tarihlerinde Muğla’da, Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilecek programa İzmit Belediyesi Başkan Yardımcısı Nilgün İrteni ile Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Burcu Bineklioğlu katılacak. İKLİM EYLEMİ KONUSUNDA DENEYİM PAYLAŞIMININ ARTIRILMASI Programda, belediyelerin iklim değişikliğiyle mücadeledeki öncelikleri, geliştirdikleri çözüm modelleri ve yatırım ihtiyaçlarının COP31 sürecine taşınması hedefleniyor. Yerel yönetimlerin iklim politikalarındaki rolünün güçlendirilmesi ve kentlerin iklim eylemi konusunda deneyim paylaşımının artırılması da programın öne çıkan amaçları arasında bulunuyor. İKLİM FİNANSMANI VE KENTSEL DİRENÇLİLİK MASAYA YATIRILACAK İki gün sürecek program kapsamında yerel liderlik ve çok düzeyli iklim yönetişimi, kentsel dirençlilik, iklim finansmanı, adil ve kapsayıcı dönüşüm, su-gıda-doğa ve döngüsellik ile yenilikçilik, teknoloji ve veri başlıklarında oturumlar düzenlenecek. Bu oturumlarda yerel yönetimlerin iklim değişikliğinin etkilerine karşı geliştirebileceği politikalar, sürdürülebilir kentleşme uygulamaları ve iklim yatırımlarının finansmanı gibi başlıklar ele alınacak. KADINLARIN İKLİM POLİTİKALARINDAKİ ROLÜ DE GÜNDEMDE Programın “adil ve kapsayıcı dönüşüm” başlığı altında toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın liderliği ve kadınların karar alma süreçlerine etkin katılımı da değerlendirilecek. İzmit Belediyesi Başkan Yardımcısı Nilgün İrteni ve Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Burcu Bineklioğlu, bu kapsamda İzmit Belediyesi’nin kadın odaklı yerel yönetim anlayışını ve çalışmalarını programda temsil edecek. İzmit Belediyesi’nin katılımıyla, kentte kadınların yerel yönetim süreçlerine katılımı ve iklim politikalarında kapsayıcı yaklaşımların geliştirilmesine yönelik çalışmaların da ulusal ve uluslararası paydaşlarla paylaşılması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası Girişimcilik Forumu’nda Yapay Zekâ ve İşin Geleceği Değerlendirildi Haber

Uluslararası Girişimcilik Forumu’nda Yapay Zekâ ve İşin Geleceği Değerlendirildi

“Yapay Zekâ Çağında Girişimcilik, Değerler ve İyi Olma Hâli” temasıyla düzenlenen forumda yapay zekânın iş dünyası, girişimcilik ekosistemleri, etik, kapsayıcılık ve çalışanların iyi olma hâli üzerindeki etkileri farklı perspektiflerden ele alındı. Dr. Ganesh Natarajan, üretken ve otonom yapay zekâ uygulamalarının hızla yaygınlaştığına dikkat çekerek mevcut işlerin yüzde 90-95’inin otomasyona konu olabileceğini öngörürken yapay zekânın girişimciler için pazar araştırması, yatırımcı ve iş ortağı bulma, sunum ve belge hazırlama gibi alanlarda önemli bir kapasite artışı sağlayabileceği değerlendirildi. Nihai kararın ve etik sorumluluğun insanda kalması gerektiği görüşü öne çıktı. 2001 yılından bu yana Avrupa, Orta Doğu, Afrika, Latin Amerika ve Asya’da düzenlediği konferans ve çalıştaylarla girişimcilik, inovasyon, ekonomik ve toplumsal kalkınma konularında uluslararası bir tartışma zemini oluşturarak bugüne kadar 13 ülkede, beş farklı bölgede 5 binden fazla katılımcıyı bir araya getiren IEF, İstanbul’a ilk kez 2009 yılında gelmişti. Forumun 22’nci buluşması, 17 yıl sonra yeniden İstanbul’da, bu kez Özyeğin Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, akademisyenleri, girişimcileri, iş dünyası temsilcilerini ve politika yapıcıları buluşturdu. Forumun küratörlüğünü IEF Kurucusu Prof. Jay Mitra ile Özyeğin Üniversitesi Dekan Yardımcısı ve Girişimcilik Programı Başkanı Dr. Ahmet Murat Fiş üstlendi. Forumun açılışında konuşan Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, girişimciliğin üniversitenin kuruluşundan bu yana kurumsal yaklaşımının önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Özyeğin Üniversitesi’nin 15 bin mezununun bugüne kadar yaklaşık 800 girişim kurduğuna dikkat çeken Tan, üniversitenin yapay zekâ stratejisinin araştırma kapasitesini artırmak, yapay zekâyı 200’ün üzerinde derse entegre etmek, 30 büyük şirketle iş birliği yapan ÖzÜ Yapay Zekâ Platformu’nu geliştirmek ve iyi olma hâli ile eşitlik alanındaki çalışmaları güçlendirmek üzere dört eksende ilerlediğini paylaştı. Yapay zekâ iş süreçlerini dönüştürüyor Forumun ana oturumları, yapay zekânın girişimcilik açısından yarattığı fırsatların yanı sıra çalışma hayatı ve toplumsal yapı üzerindeki etkilerine de odaklandı. 5F World ve Honeywell Automation India Ltd. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ganesh Natarajan, üretken ve otonom yapay zekâ uygulamalarının hızla yaygınlaştığına dikkat çekerek mevcut işlerin yüzde 90-95’inin otomasyona konu olabileceğini öngördü. Bu dönüşümün özellikle güçlü sosyal güvenlik ağlarına sahip olmayan toplumlarda önemli sonuçlar yaratabileceğini belirten Natarajan, şirketlerin yapay zekâyı mevcut süreçlere eklemekle yetinmeyip organizasyonlarını yeniden düşünmeleri, çalışanların ise kapsamlı yeniden yetkinlik kazanma programlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Panellerde, yapay zekânın girişimciler için pazar araştırması, yatırımcı ve iş ortağı bulma, sunum ve belge hazırlama gibi alanlarda önemli bir kapasite artışı sağlayabileceği değerlendirilirken, nihai kararın ve etik sorumluluğun insanda kalması gerektiği görüşü öne çıktı. Girişimcilik ekosistemlerinin dijital bağlantıların ötesinde güven, karşılıklılık ve sürdürülebilir insan ilişkilerine dayandığı, bu nedenle yapay zekânın insan etkileşiminin yerini bütünüyle alamayacağına dikkat çekildi. Çalışanların iyi olma hâlinin ele alındığı oturumlarda ise yapay zekânın sağladığı zaman tasarrufunun her zaman daha az iş yükü anlamına gelmediği tartışıldı. Verimlilik sayesinde açılan zamanın yeni görevlerle doldurulmasının “iş yoğunlaşması” yaratabildiği, yapay zekâ tarafından üretilen çıktıların sürekli kontrol edilmesinin zihinsel yorgunluğu artırabildiği belirtildi. Değişime uyum kapasitesi, psikolojik dayanıklılık, işte anlam duygusu ve insan ilişkilerinin yapay zekâ çağındaki çalışma modelleri açısından daha kritik hâle geleceği değerlendirildi. Özyeğin Üniversitesi Kampüsü’nden girişimcilik ekosistemine İki gün boyunca Özyeğin Üniversitesi Çekmeköy Kampüsü’nde gerçekleştirilen programda yapay zekânın girişimcilik fırsatlarına etkisi, bireysel ve kurumsal iyi olma hâli, girişimcilikte kapsayıcılık ve toplumsal cinsiyet, teknolojik ve ekonomik belirsizliklere uyum, girişimcilik etiği ve değerler ile toplumsal iyi olma hâli ve girişimcilik ekosistemleri altı ayrı panelde ele alındı. İlk günün sonunda katılımcılar, üniversite kampüsünde Le Cordon Bleu İstanbul tarafından hazırlanan kokteyl resepsiyonunda bir araya geldi. Türkiye’nin ve İstanbul’un büyüyen teknoloji ve girişimcilik ekosisteminden ve girişimcilere sağlanan desteklerden örnekler sunulan İTÜ ARI Teknokent ziyareti ile program tamamlandı. Forumun organizasyon sürecinde Özyeğin Üniversitesi İşletme Fakültesi ve Girişimcilik Merkezi de önemli katkı sundu. Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Kulübü (ÖzÜ Entrepreneurship Society) ve gönüllü öğrenciler ise forum süresince karşılama ve saha koordinasyonuna destek vererek uluslararası katılımcıların kampüs deneyimine katkı sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Perfetti Van Melle Türkiye’den Eşitlikten Etkiye Uzanan Yaklaşım Haber

Perfetti Van Melle Türkiye’den Eşitlikten Etkiye Uzanan Yaklaşım

Perfetti Van Melle Türkiye, kadınların iş hayatında ve liderlik rollerinde daha güçlü temsilini destekleyen LEAD Network Türkiye’nin Liderlikte Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Konferansı’nda bu yıl ana sponsorlarından biri olarak yer aldı. “Eşitlikten Etkiye: Birlikte Bütünüz” oturumunda; Perfetti Van Melle Türkiye Genel Müdürü M. Umut Şekerdağ, İnsan Kaynakları Direktörü Deniz Kafkas ve Pazarlama Direktörü Deniz Nalcı, eşit fırsatların ve kapsayıcı kurum kültürünün bireylerden kurumlara, kurumlardan topluma uzanan etkisini ele aldı. “Eşitlikten Etkiye: Birlikte Bütünüz” başlığı altında gerçekleştirilen sunumda, dünyanın en mutlu ülkelerinin neden mutlu olduğu sorusundan yola çıkılarak toplumsal cinsiyet eşitliği, barış, huzur ve refah arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekildi. Mutluluk, toplumsal huzur ve eşitlik alanlarında öne çıkan ülkelerin benzer ülkeler olmasının tesadüf olmadığı; kadınların toplumsal hayatta ve iş dünyasında eşit fırsatlara sahip olmasının yalnızca bireysel başarıları değil, toplumların gelişimini ve ortak refahını da güçlendirdiği vurgulandı. Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınların toplumsal hayatta ve çalışma yaşamında hak ettikleri yeri alabilmeleri için açtığı yoldan ilhamla, gerçek dönüşümün yalnızca fırsat eşitliğini savunmakla değil, bu fırsatları somut adımlarla hayata geçirmekle mümkün olduğu ifade edildi. Perfetti Van Melle Türkiye’nin, kadınların organizasyonun her seviyesinde güçlü şekilde temsil edilmesini destekleyen uygulamaları ve bu alanda elde edilen somut sonuçlar da katılımcılarla paylaşıldı. Şirkette fabrika operatörlerinin %60’ının, son bir yılda işe alınan çalışanların %67’sinin, yaz dönemi stajyerlerinin %70’inin ve Career Kitchen Young Talent Programı aracılığıyla ekibe katılarak kadroya geçen çalışanların %87’sinin kadın olduğu aktarıldı. Kadınların önündeki görünür ve görünmez engellerin kaldırılmasının, kapsayıcı bir kurum kültürünün oluşturulmasının ve herkesin kendi etki alanında sorumluluk almasının önemi vurgulandı. Oturumda, eşit fırsatların bireylerin çalışma hayatındaki deneyiminin yanı sıra kurumların kültürünü ve toplumun ortak refahını da etkileyebileceğine dikkat çekildi. Bir kadına sunulan fırsatın çevresine ilham verebileceği, kurumlarda dönüşümü destekleyebileceği ve toplumun geleceğine katkı sağlayabileceği ifade edildi. Böylece eşitlikten etkiye uzanan dönüşümün, bireylerin ve kurumların kendi etki alanlarında attığı adımlarla güçlenebileceği mesajı öne çıktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlık Aracıları Sahaya Çıkıyor Haber

Sağlık Aracıları Sahaya Çıkıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi ile UNFPA iş birliği doğrultusunda hayata geçirilen Sağlık Aracısı Modeli, erken yaşta ve zorla evliliklerin önlenmesi için çalışacak. Kentsel Adalet ve Eşitlik Şube Müdürlüğü koordinasyonunda başlatılan çalışmalar, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ile Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından belirlenen Basmane bölgesi ve Ferahlı ile Ulubatlı mahallelerinde uygulanacak. Saha çalışması öncesi, Sağlık Aracılarına UNFPA eğitmenleri tarafından eğitimler verildi. Sağlık Aracıları, sosyoekonomik eşitsizliklerin yoğun olduğu bölgelerde yaşayan yurttaşların sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlere erişimini güçlendirip, risk altındaki çocuk ve aileleri erken dönemde tespit edecek ve uygun hizmetlere yönlendirecek. Güvene dayalı köprü görevi görecekler Model kapsamında Sağlık Aracıları, ailelerle güvene dayalı iletişim kurarak çocuk yaşta evliliklerin sağlık, eğitim ve sosyal sonuçları konusunda farkındalık oluşturacak. Kadın ve erkek gruplarına yönelik bilgilendirme çalışmaları yürütülerek, bireylerin hukuki haklar ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında bilinçlendirilmeleri sağlanacak. İhtiyaç duyan bireyler psiko sosyal destek, eğitim ve koruma mekanizmalarına yönlendirilerek ilgili kurumlarla koordinasyon içinde vaka takibi gerçekleştirilecek. Eğitimini sürdüren ve meslek sahibi olan genç kadınların başarı hikâyeleri görünür kılınarak toplumsal dönüşüme katkıda bulunulacak. Sağlık Aracıları, denetleyici bir rol üstlenmek yerine topluluk ile kamu kurumları arasında güvene dayalı bir köprü görevi görecek. Proje kente yayılacak Kentsel Adalet ve Eşitlik Şube Müdürlüğü’nde eğitmen olarak görev yapan Elmas Köçkün, “Sağlık Aracıları Modeli’ni İzmir'de uygulamaya başlıyoruz. İzmir çok göç alan büyük bir şehir. Erken yaşta zorla evlilikler, çoğunlukla sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlere erişimde engellerle karşılaşan bireylerin yaşadığı mahallelerde yapılıyor. Dolayısıyla UNFPA’nın çalışmasını İzmir’le buluşturmaya karar verdik. Bu kapsamda Ferahlı ve Ulubatlı mahalleleri ile Basmane bölgesini pilot olarak belirledik. Sağlık Aracılarımız da toplumun içinden gelen, hanelere rahat girip çıkabilecek, risk analizini yapabilecek ve bizi bu konuda bilgilendirebilecek kişilerden oluşuyor. Sağlık Aracılarımıza ve projede çalışacak personelimize üç günlük kapsamlı bir eğitim verdik. Bu model, toplumun kendini eğittiği ve beslediği bir süreç olacak. Çalışmayı daha sonra kent genelinde yaygınlaştırmayı düşünüyoruz. Yani aslında aktif ve katılımcı bir yurttaş yaratmaya çalışıyoruz” bilgisini verdi. “Sesimizi duyurmaya çalışacağız” Sağlık Aracısı olmak için eğitimlere katılan Hüsniye Çoban, “Böyle bir projeye dahil olacağımız için çok mutlu olduk, çok heyecanlandık. Eğitimlerde erken yaşta evlilikten doğan sorunları öğrendik ve bilinçlendik. Çok güzel bilgiler ediniyoruz. Yakın zamanda sahaya çıkacağız. Gücümüzün yettiği yere kadar sesimizi duyurmaya çalışacağız. Erken yaşta evlilikleri çevremizde görüyoruz ve ‘hayır’ diyoruz. Özellikle kız çocuklarımızı okutalım, eğitelim” dedi. “Önce ailelerin bilinçlenmesi gerekiyor” Eğitimlerde yer alan Oğuzhan İlikçi ise Ferahlı Mahallesi’nde oturduğunu belirterek “Ben Roman’ım. Bu projeye destek olmak istedim çünkü çevremde de erken evlenen birçok arkadaşım var. Hem maddi hem de manevi olarak zor bir süreç yaşıyorlar. Aldığımız eğitimlerde, erken evliliklerin sadece Roman toplumlarında değil, birçok farklı kültürde olabildiğini öğrendim. Erken yaşta evliliğin özellikle kadın sağlığı konusunda pek çok problem yarattığını öğrenmek, bu projeye dâhil olmamdaki motivasyonumu artırdı. Sahaya çıktığımızda risk barındıran hanelere ulaşmak istiyoruz. Önce ailelerin bilinçlenmesi gerekiyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Türkiye’den Kadınların Ekonomik Güçlenmesine Yeni Kaynak Haber

QNB Türkiye’den Kadınların Ekonomik Güçlenmesine Yeni Kaynak

Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel dönüşümle sınırlı görmeyen QNB Türkiye, kapsayıcı ekonomik büyümeyi ve fırsat eşitliğini sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurları arasında konumlandırıyor. Bu kapsamda kadınların iş hayatına ve girişimcilik ekosistemine daha güçlü katılımını destekleyen çalışmalarını, finansmana erişimi artıracak çözümlerle tamamlamayı önceliklendiriyor. Kadın girişimcilerin finansmana erişimine destek Standard Chartered tarafından sağlanan kaynak, QNB Grup Sürdürülebilir Finans ve Ürün Çerçevesi kapsamında belirlenen kriterlere uygun olarak kadın liderliğindeki KOBİ’lere yönelik kredilerin finansmanı ve refinansmanında kullanılacak. Kaynağın hangi kredilere yönlendirildiği düzenli olarak raporlanacak ve bağımsız doğrulama süreçlerine tabi tutulacak. “Kadınların ekonomik hayata katılımını destekleyen çalışmalarımızı finansman çözümlerimizle daha da ileri taşıyoruz” QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Kadınların ekonomik hayata katılımının, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonominin önemli unsurlarından biri olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle kadınların iş hayatında güçlenmesine yönelik yaklaşımımızı tek bir proje veya sosyal sorumluluk alanıyla sınırlı görmüyor, girişimcilikten istihdama, eğitimden finansmana erişime uzanan bütüncül bir perspektifle ele alıyoruz. Standard Chartered ile gerçekleştirdiğimiz 25 milyon ABD doları tutarındaki Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Odaklı Repo işlemiyle uluslararası piyasalardan sağladığımız kaynağı kadın liderliğindeki KOBİ’lerin finansmanına yönlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de uluslararası finans kuruluşlarıyla iş birliklerimizi güçlendirmeye, toplumsal cinsiyet eşitliğine ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayan yenilikçi finansman modelleri geliştirmeye devam edeceğiz.’’ Standard Chartered Fransa CEO’su ve Avrupa Kurumsal Bankacılık Başkanı Caroline Eber-Ittel, işleme ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Geleneksel finansman yapılarını müşterilerimiz ve hizmet sundukları toplumlar için daha fazla değer yaratacak şekilde nasıl geliştirebileceğimizi sürekli değerlendiriyoruz. Bu işlem, sermaye piyasaları çözümlerinin müşterilerimizin fonlama ve likidite ihtiyaçlarını karşılarken aynı zamanda kadınların ekonomik güçlenmesini desteklemek amacıyla nasıl kullanılabileceğini ortaya koyuyor. QNB Türkiye ile Bankamız adına bir ilke imza atan ve Türkiye’de kadın liderliğindeki işletmeler için fırsatların genişlemesine katkıda bulunan bu işlemde iş birliği yapmaktan gurur duyuyoruz.” QNB Türkiye’den toplumsal cinsiyet eşitliğine çok yönlü destek Kurum içi cinsiyet eşitliğini yönetişimin ayrılmaz bir parçası olarak ele alan QNB Türkiye, Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nin imzacısı ve Yüzde 30 Kulübü’nün üyesi olarak çalışmalarını sürdürüyor. QNB Türkiye çalışanlarının yaklaşık yüzde 59’unu kadınlar oluştururken tüm yönetici düzeylerinde kadın çalışan oranı yüzde 47, Yönetim Kurulu’nda ise yüzde 36 seviyesinde bulunuyor. Eşit işe eşit ücret yaklaşımı doğrultusunda kadın-erkek ücret açığını azaltmayı hedefleyen QNB Türkiye, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Rehberi ve Eylem Planı ile eşitliği kurum içi süreçlerine taşıyor. İkincil ebeveyn iznini 20 güne çıkaran Banka, aynı zamanda İş Dünyası Ev İçi Şiddete Karşı projesine de katkı sağlıyor. Kurum içinde benimsediği bu yaklaşımı sosyal etki programlarıyla da genişleten QNB Türkiye, İhracatçı Kadınlar Derneği (İKADE) iş birliğiyle hayata geçirdiği Kadınlar İçin İhracat Akademisi programı aracılığıyla kadın girişimcilerin uluslararası ticaretteki bilgi ve yetkinliklerini geliştirmelerini destekliyor. İKADE ve YenidenBiz iş birliğiyle yürütülen Bekar Annelerin Güçlenmesine Destek Programı ile de kadınların ekonomik hayata katılımına katkı sağlıyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Odaklı Repo işlemi ise QNB Türkiye’nin kurum içi politikalar ve sosyal etki programlarıyla sürdürdüğü bu yaklaşımı, kadın liderliğindeki işletmelerin finansmana erişimini destekleyen bir çözümle güçlendiren yeni bir adım oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadın Dostu Markalar Platformu’nun Eşitlik Çemberi Programı Başlıyor Haber

Kadın Dostu Markalar Platformu’nun Eşitlik Çemberi Programı Başlıyor

Programın ilk farkındalık oyunu “Eşitlik Dilde Başlar” olacak. Kurum çalışanlarının katkılarıyla toplanan veriler, iş dünyasına kalıcı bir kaynak olarak kazandırılacak “İş’te Eşitlik Sözlüğü”ne dönüşecek. Kadın Dostu Markalar Platformu, toplumsal cinsiyet eşitliği, çeşitlilik, kapsayıcılık ve dayanışmayı kurum kültüründe somut ve sürdürülebilir adımlara dönüştürmek amacıyla hayata geçirdiği Eşitlik Çemberi Programı’nıbaşlatıyor. Platformun kurumsal üye şirketlerinde gerçekleştirilecek program, çalışanları dönüşümün aktif bir parçası haline getirmeyi amaçlarken, yıl boyunca 12 farklı tema ve farkındalık oyunu ile ilerleyecek. Programın ilk adımı ise “Eşitlik Dilde Başlar” yaklaşımıyla hazırlanan Kırmızı-Beyaz Dil Dönüşüm Kutusu olacak. Çalışanlar; toplantılarda, yazışmalarda, sektör jargonunda ve günlük iletişimde karşılaştıkları cinsiyetçi ve ayrıştırıcı dil kalıplarını fark ederek bunların yerine kullanılabilecek eşitlikçi alternatifler geliştirecek. Kurumlarda konumlandırılacak “Dil Dönüşüm Kutularında” ve etkinlik alanlarında bir araya getirilen ifadeler, program sonunda Kadın Dostu Markalar Platformu’na ulaştırılacak. “İlk oyunumuzla Eşitlik Çemberi’ni başlatıyoruz” Eşitlik Çemberi’nin lansmanında programa ilişkin açıklamalarda bulunan Kadın Dostu Markalar Platformu Kurucu Başkanı Nazlı Demirel, programın 12 farklı tema üzerinden ilerleyeceğini ve her çeyrekte farklı temaları besleyen oyunlarla kurum çalışanlarının sürece dahil edileceğini belirtti. Demirel, “İlk oyunumuzla Eşitlik Çemberi’ni başlatıyoruz. Bu nedenle Eşitlik Çemberi’nin ilk oyununu ‘Dil Dönüşüm Kutusu’ ile başlatmaya karar verdik. Çünkü ‘Eşitlik Dilde Başlar’” sözleriyle ilk oyunda eşitlik, farkındalık ve değer temalarının ele alınacağını ifade etti. Çalışmadan elde edilecek verilerin kalıcı bir çıktıya dönüşeceğini de belirten Demirel, “Kurumsal üye kuruluşlardan, Ekim ayının sonuna kadar gelecek olan Dil Dönüşüm Kutusu verileri platforma ulaştığında, proje ekipleri, uzmanlar ve danışmanlardan oluşan titiz değerlendirmeler sonucu kolektif bir birliktelik ve dayanışma ile iş dünyasına KDM Eşit İş Sözlüğü’nükazandıracağız” dedi. Demirel sözlerinin devamında, çalışma sonucu ortaya konulacak bu sözlüğün, Mart ayında gerçekleşecek 7. Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri Programı’nda da özel bir lansman ile kamuoyuna ve iş dünyasına sunulacağını belirtti. Dilde başlayan dönüşüm ortak bir sözlüğe ve eğitim desteğine dönüşecek Bu kolektif çalışma sonucunda iş dünyasında kullanılan cinsiyetçi ve ayrıştırıcı kalıpları ve eşitlikçi alternatiflerini bir araya getiren “İş’te Eşitlik Sözlüğü: Kelimelerin Gücü Adına!” hazırlanacak. Dijital ve basılı olarak yayımlanacak sözlük, Mart 2027’degerçekleştirilecek 7. Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri töreninde kamuoyuyla paylaşılacak. Basılı kitabın satışından ve kurumsal toplu siparişlerinden elde edilecek gelirden ayrılacak pay Platform’un 6 yıldır aralıksız olarak oluşturduğu KDM Kız Öğrenci Eğitim Burs Fonu’na aktarılacak. Böylece kurumlarda dille başlayan farkındalık, hem iş dünyasına kalıcı bir kaynak kazandıracak hem de kız öğrencilerin eğitimine katkı sağlayan somut bir sosyal etkiye dönüşecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eren Enerji WEPs İmzacısı Olarak Kadınların Güçlenmesini Destekleyecek Haber

Eren Enerji WEPs İmzacısı Olarak Kadınların Güçlenmesini Destekleyecek

Eren Enerji, iş dünyasında toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nin (WEPs) imzacıları arasında yer aldı. Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri (Women’s Empowerment Principles-WEPs), iş dünyasında kadınların güçlenmesini ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin desteklenmesini amaçlayan küresel bir girişim olarak öne çıkıyor. UN Women ve United Nations Global Compact iş birliğiyle oluşturulan WEPs, şirketlerin kadınların çalışma hayatındaki ve liderlik pozisyonlarındaki temsilini artırmasına yönelik bir çerçeve sunuyor. Eren Enerji de bu kapsamda WEPs’i imzalayarak toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik kurumsal taahhüdünü güçlendirdi. Şirket, söz konusu taahhüt doğrultusunda kadınların çalışma hayatında ve liderlik pozisyonlarında daha güçlü şekilde temsil edilmesini desteklemeyi ve fırsat eşitliğini kurumsal kültürünün temel unsurlarından biri olarak geliştirmeyi hedefliyor.Konuyla ilgili şirketten yapılan açıklamada, “Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri (WEPs), iş dünyasında toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik eden küresel bir inisiyatiftir. Eren Enerji olarak, UN Women ve United Nations Global Compact iş birliğiyle oluşturulan Women’s Empowerment Principles (WEPs)’in imzacıları arasında yer almaktan gurur duyuyoruz. Bu taahhütle; kadınların çalışma hayatında ve liderlik pozisyonlarında daha güçlü temsil edilmesini desteklemeyi, fırsat eşitliğini kurumsal kültürümüzün temel unsurlarından biri olarak geliştirmeyi sürdüreceğiz. Sürdürülebilir başarının kapsayıcı ve eşitlikçi bir çalışma kültürüyle mümkün olduğuna inanıyoruz” denildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam, Türkiye'nin 7 Bölgesinden 700 Genç Kadının Girişimcilik ve Liderlik Yolculuğuna Eşlik Edecek Haber

Şişecam, Türkiye'nin 7 Bölgesinden 700 Genç Kadının Girişimcilik ve Liderlik Yolculuğuna Eşlik Edecek

İlk döneminde 3 binden fazla başvuru alan program, bu yıl Türkiye'nin 7 bölgesinden 700 genç kadına ulaşmayı hedefliyor. Girişimcilik odağında tasarlanan program, eğitimlerden mentorluk desteğine, atölyelerden yönetici buluşmalarına uzanan kapsamlı bir gelişim deneyimi sunacak. Şişecam'ın genç kadınların bireysel ve mesleki gelişimlerini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği Geleceğe İlerleyen Kadınlar Programı, ikinci döneminde kapsamını büyüterek daha geniş bir coğrafyaya ulaşmaya hazırlanıyor. İlk döneminde yoğun ilgi gören ve 3 binin üzerinde başvuru alan program, yeni dönemde Türkiye’nin 7 bölgesinden 700 genç kadını girişimcilik, liderlik ve kişisel gelişim alanlarında desteklemeyi amaçlıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağlamayı odağına alan programın bu yılki ana teması girişimcilik olacak. Katılımcılar, kariyer ve kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak eğitimlerin yanı sıra mentorluk desteği, uygulamalı atölye çalışmaları ve ilham veren yönetici buluşmalarıyla geleceğe hazırlanacak. Program kapsamında Marmara Bölgesi'nde Edirne, Karadeniz Bölgesi'nde Samsun, Doğu Anadolu Bölgesi'nde Erzurum, Ege Bölgesi'nde Muğla, İç Anadolu Bölgesi'nde Konya, Akdeniz Bölgesi'nde Antalya ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Mardin olmak üzere Türkiye'nin farklı bölgelerinde genç kadınlarla bir araya gelinecek. Çevre illerden katılıma da açık olacak program için başvurular 30 Eylül'e kadar devam edecek. Programa 18-25 yaş arasındaki üniversite öğrencisi veya yeni mezun genç kadınlar Geleceğe İlerleyen Kadınlar üzerinden başvurularını yapabilecek. Girişimcilik ve Liderlik Odağında Kapsamlı Bir Deneyim Şişecam'ın Turkishe iş birliğiyle yürüttüğü program, genç kadınlara yalnızca eğitim değil aynı zamanda güçlü bir gelişim ekosistemi sunuyor. Katılımcılar; öz gelişim, girişimcilik, liderlik ve geleceğin yetkinliklerine yönelik eğitimlerin yanı sıra mentorluk seansları, yüz yüze atölyeler ve deneyim paylaşım platformlarından yararlanacak. Programın finalinde gerçekleştirilecek ideathon kapsamında genç kadınlar, Şişecam'ın faaliyet alanlarına yönelik yenilikçi fikir ve projeler geliştirme fırsatı bulacak. Böylece katılımcılar teorik bilgilerini somut projelere dönüştürerek girişimcilik deneyimi kazanacak. Programın ikinci döneminde, ilk dönem mezunları da sürece aktif olarak dahil olacak. Mezun katılımcılar, yeni dönem katılımcılarına "buddy" olarak eşlik ederek deneyimlerini paylaşacak ve onların gelişim yolculuklarına destek verecek. İlk Dönemden 48 Proje ve Güçlü Bir Dayanışma Ağı Çıktı Programın ilk döneminde İstanbul, Kocaeli, Mersin, Eskişehir, Bursa, Kırklareli, Ankara, Balıkesir ve Denizli'den katılan genç kadınlar eğitimlerini başarıyla tamamladı. Eylül 2025'te başlayan program, Mart 2026'da ilk mezunlarını verdi. Katılımcılar program boyunca yetkinliklerini geliştirirken sürdürülebilirlik, toplumsal cinsiyet eşitliği ve inovasyon gibi alanlarda toplam 48 proje üretti. Ortaya çıkan projeler, genç kadınların potansiyellerini ortaya koyarken birlikte üretmenin ve dayanışmanın gücünü de gösterdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.