Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Toplumsal Dayanışma

Kapsül Haber Ajansı - Toplumsal Dayanışma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplumsal Dayanışma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mersin Büyükşehir Kuşakları Türkülerle Buluşturdu Haber

Mersin Büyükşehir Kuşakları Türkülerle Buluşturdu

Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen ‘Bir Kuşaktan Bir Kuşağa’ konseri, duygu dolu anlara ve büyük bir coşkuya sahne oldu. Büyükşehir Emekli Evi üyelerinden oluşan ‘Türkülü Yürekler Korosu’nun sahne aldığı gecede, sanatseverler hem unutulmaz eserlerle buluştu hem de 19 Mayıs ruhunu türküler eşliğinde yaşadı. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı haftasında gerçekleştirilen ve Mersin Büyükşehir Belediyesi Türk Müziği Orkestra Şefi Erdal Koşar’ın yönettiği konserde; türküler, marşlar ve Edip Akbayram ile Zülfü Livaneli şarkıları hep bir ağızdan söylenirken, salonu dolduran vatandaşlar ellerindeki Türk bayraklarıyla geceye eşlik etti. Konser boyunca Zülfü Livaneli’nin ‘Merhaba’, ‘Yiğidim Aslanım’ ve ‘Güneş Topla Benim İçin’ eserleri büyük beğeni toplarken; Nazım Hikmet’in her notasında hüzün ve memleket özlemi olan ‘Karlı Kayın Ormanı’, Sabahattin Ali’nin ‘Leylim Ley’ eseri ile Anadolu’nun içli ezgilerinden ‘Değmen Benim Gamlı Yaslı Gönlüme’ türküsü, salonu dolduran sanatseverlerden yoğun alkış aldı. Büyükşehir Emekli Evi üyelerinden oluşan koro solistleri de gece boyunca birçok eseri solo performanslarla seslendirdi. Konserin sürprizlerinden biri ise sanatçı Edip Akbayram’ın ‘Hasretinle Yandı Gönlüm’ türküsünün, seyircilerle birlikte doğaçlama söylenmesi oldu. Yıldırım: “Büyükşehir Belediyesi her zaman emeklilerin yanında” Konserin açılışında konuşan Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Engin Yıldırım, böylesi etkinliklerin toplumsal dayanışma açısından önemli olduğunu ve Büyükşehir Belediyesi’nin her zaman emeklilerin yanında olduğunu vurgulayarak, “Her zaman emeklilerimizle beraber olmayı, etkinlikler yapmayı ve onların mutlu olması için elimizden geleni yapıyoruz. Büyükşehir Belediyesi; yıllarca ailesine, bu ülkeye, bu topraklara emek veren değerli emeklilerimizin daima yanında olacak” ifadelerini kullandı. Günel: “Emeklilik, hayatın tadını çıkarmak ve tecrübelerimizi paylaşmaktır” Konserde konuşan Mersin Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Hülya Toy Günel, emekliliğin üretimden kopmak anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Bugün karşınızda yıllarca çalışmış, üretmiş ve emekli olmuş bir yol arkadaşınız olarak bulunuyorum. Emeklilik köşeye çekilmek değil, hayatın tadını çıkarmak ve tecrübelerimizi paylaşmaktır” diye konuştu. Türkülerin, yeni nesle bırakılacak en güzel miras olduğunu kaydeden Günel, “Türkülerimiz, geçmişimizi geleceğimize bağlıyor. Başkanımız Vahap Seçer öncülüğünde, her zaman sizlerin yanınızdayız. Hayata geçirdiğimiz Emekli Evleri; bizlerin sosyalleştiği, paylaştığı ve bir araya gelip şarkılar söylediği birer yuva haline geldi. Sizlerin hayatını kolaylaştırmak ve hak ettiğiniz değeri göstermek, bizim en büyük görevimizdir” ifadelerini kullandı. Koşar: “7-8 aydır düzenli olarak bu konsere çalışıyorduk” Mersin Büyükşehir Belediyesi Türk Müziği Orkestra Şefi Erdal Koşar ise yaklaşık 7-8 aydır düzenli olarak konsere çalıştıklarını ve bu yıl repertuvarı farklı ezgilerle zenginleştirdiklerini söyleyerek, “Bu yıl farklı bir konser yapalım istedik. Halk Müziği Korosu’yuz, ama onun dışında ezgilerle bugün Mersin'i selamladık. 19 Mayıs Haftası olması nedeniyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyoruz. Onların anısına güzel bir repertuvar hazırladık. Dinleyicilerimizden aldığımız geri dönüşler de çok güzel, enerji had safhadaydı” diye konuştu. Sanatseverler, duygu ve coşku dolu geceye Türk bayraklarıyla eşlik etti Konsere katılan vatandaşlar da gece boyunca yaşanan atmosferden büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti. Sanatseverlerden Aysel Bezek, konserin geçen yıla göre çok daha coşkulu geçtiğini belirterek, “19 Mayıs’ı ve değerli sanatçıları anmamız çok güzel oldu. Çok memnun kaldık. İnşallah seneye de geliriz. Büyükşehir Belediye Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz” dedi. Nezahat Parlak, konserin kendisinde büyük iz bıraktığını söyleyerek, “Ben Mersin’e geldim geleli bu kadar muhteşem bir konser yaşamadım. Sanatçılarımızla, Atatürk’ümüzle, ruhuma ve kalbime çok işledi. Hepsinin emeğine sağlık” ifadelerini kullandı. Koristlerden Sultan Uyanık, yaklaşık 7-8 aydır konser için hazırlandıklarını belirterek, “Bugün bütün türkülerimizi canı gönülden ve yürekten söyledik. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. Konser sonunda; Büyükşehir Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği ve Kent Orkestrası bünyesinde sahne alan solistler, daire başkanları ve müdürler, sahnede hep birlikte ‘Ey Özgürlük’ şarkısını seslendirdi. Vatandaşlar ise ellerindeki Türk bayraklarıyla şarkıya eşlik ederek, geceyi büyük bir coşkuyla tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de Binler Cumhuriyet İçin Yürüdü Haber

Nilüfer’de Binler Cumhuriyet İçin Yürüdü

Yürüyüşün ardından gerçekleştirilen etkinliklerde gençlik mesajları verilirken, rock grubu Adamlar sahne performansıyla bayram coşkusunu zirveye taşıdı. Nilüfer Belediyesi, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı ilçe genelinde düzenlenen büyük bir yürüyüş ve konser programıyla kutladı. Fatih Sultan Mehmet (FSM) Bulvarı’nda başlayan yürüyüşe katılan her yaştan binlerce Nilüferli, marşlar ve sloganlar eşliğinde Nilüfer Belediyesi Halk Evi önüne kadar yürüdü. Geniş katılımın sağlandığı yürüyüşte, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir ile CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, CHP Yıldırım İlçe Başkanı Ahmet Keskin ve 24. Dönem Bursa Milletvekili İlhan Demiröz de vatandaşlarla birlikte yürüyerek bayram coşkusuna ortak oldu. Nilüfer Belediyesi Halk Evi önündeki meydanda toplanan kalabalığa ilk olarak Nilüfer Kent Konseyi Gençlik Meclisi Eş Başkanları Ömer Faruk Söker ve Elif Varol seslendi. Hazırladıkları gençlik bildirisini okuyan ikili, toplumsal dayanışma ve eşit yaşam vurgusu yaptı. Gençlik Meclisi eş başkanları, alandaki tüm gençleri 4 Haziran’da Görükle’de gerçekleştirilmesi planlanan Gençlik Festivali’ne de davet etti. Bildirinin ardından eşi Nuray Özdemir ile birlikte Türk bayrakları eşliğinde sahneye çıkan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, meydanı dolduran vatandaşlara hitap etti. Nilüfer’in enerjisinin ve mutluluğunun kaynağının halkın kendisi olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, Mustafa Kemal Atatürk’ün 107 yıl önce Samsun’a çıkarken en büyük gücü gençlikte gördüğünü hatırlattı. “GENÇLİKLE BERABER YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ” Başkan Şadi Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü: “Mustafa Kemal Atatürk, o zorlu koşullarda yola çıkarken ordulara ya da zenginliklere değil, ‘Bütün ümidim gençliktedir’ diyerek sadece ve sadece sizlere güvendi. Bugün gösterdiğiniz bu duruşla, Atamızın size neden bu kadar güvendiğini bir kez daha ispatlıyorsunuz. Biz Nilüfer Belediyesi olarak sizinle beraber yürümeye devam edeceğiz. Siz isteyeceksiniz, üreteceksiniz ve özgürce eleştireceksiniz; biz de sokaklarında özgürce şarkılar söyleyebildiğiniz, sanatla, sporla, bilimle nefes alan bir kenti hep birlikte inşa edeceğiz.” Başkan Şadi Özdemir’in konuşmasının ardından sevilen alternatif rock grubu Adamlar sahne aldı. “Döndürüyor”, “Yaktı Geçti” ve “Rüyalarda Buruşmuşum” gibi popüler şarkılarını seslendiren grup, başarılı performansıyla katılımcılara keyifli ve coşku dolu anlar yaşattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Babadağ Zirvesinde Büyük Final Haber

Babadağ Zirvesinde Büyük Final

Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık tarafından ilan edilen Gençlik Yılı kapsamında düzenlenen organizasyon, spor, doğa ve adrenalin dolu anları bir araya getirdi. Yerli ve yabancı sporcuların yoğun katılımıyla gerçekleşen etkinlik, renkli görüntülere sahne oldu. Türkiye’nin yanı sıra İngiltere, Rusya, Belçika, Ukrayna, Norveç, Polonya, İspanya, Bermuda, Avusturya ve Finlandiya başta olmak üzere toplam 15 ülkeden yaklaşık 100 yabancı sporcunun yer aldığı maraton, iki gün boyunca 1000’den fazla sporcuyla uluslararası bir spor şöleni atmosferi oluşturdu. Babadağ Ultra Maratonu, yalnızca profesyonel sporcuların değil, her yaştan katılımcının ilgisini çekti. Sabah saat 09.00 itibariyle başlayan 5K Ölüdeniz Run ve 14K Kayaköy History Run kategorilerinin ardından 23 Nisan’a özel düzenlenen Çocuk Koşusu ile etkinlik alanı adeta festival havasına büründü. Babadağ Ultra Maratonu Bölgeye Değer Katmaya Devam Ediyor Muğla Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanı Mustafa Özpoyraz, Babadağ Ultra Maratonu’nun bölgeye hem sportif hem de turistik açıdan önemli katkılar sağladığını belirtti. Özpoyraz, organizasyonun her geçen yıl daha fazla ilgi gördüğünü vurgulayarak, bu yıl da artan sporcu katılımıyla başarılı bir etkinliğe daha imza atıldığını ifade etti. Babadağ’ın eşsiz doğasında gerçekleştirilen maratonun yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesine geçtiğini dile getiren Özpoyraz, etkinliğin bölgenin tanıtımına, turizm hareketliliğine ve spor kültürünün yaygınlaşmasına önemli katkı sunduğunu söyledi. Ayrıca organizasyonda emeği geçen tüm kurum ve paydaşlara teşekkür ederek, bu tür uluslararası etkinliklerin sürdürülebilir şekilde devam etmesinin hedeflendiğini kaydetti. BABADAĞ ULTRA MARATONDA SPOR VE DAYANIŞMA BİRARADA Babadağ Ultra Maratonu Genel Koordinatörü Sadık Özdemir, maratona sadece sportif bir kimlik kazandırmakla kalmadıklarını, aynı zamanda sosyal sorumluluk yönünü de güçlendirdiklerini söyledi. Organizasyon kapsamında kadın girişimciler tarafından hazırlanan yöresel lezzetlerin katılımcılara sunulduğunu belirten Özdemir, bu satışlardan elde edilen gelirin DMD kas hastası Yusuf Eymen yararına kurulan stantlar aracılığıyla bağışa dönüştürüldüğünü aktardı. Özdemir, bu yönüyle etkinliğin yalnızca bir spor organizasyonu değil, aynı zamanda toplumsal dayanışma ve farkındalık oluşturan önemli bir platform haline geldiğini vurguladı. Öte yandan Özdemir, spor turizmi kapsamlarında bu tarz organizasyonlar yapmaya devam edeceklerini dile getirdi. Babadağ Ultra Maratonu’nda Eşsiz Parkurlar, Unutulmaz Deneyimler Babadağ Yarış Direktörü Mustafa Kızıltaş, organizasyonun hem sportif hem de destinasyon tanıtımı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, yarışın geçtiği parkurların dünyaca ünlü Likya Yolu’nun eşsiz dokusunu sporla buluşturduğunu ifade etti. Kızıltaş, Babadağ’ın sadece bir yarış alanı değil, aynı zamanda doğa, tarih ve manzaranın iç içe geçtiği özel bir deneyim sunduğunu vurguladı. Farklı mesafe ve zorluk derecelerine sahip parkurlar hazırladıklarını belirten Kızıltaş, “Her seviyeden sporcunun kendine uygun bir rota bulabileceği bir organizasyon oluşturduk. Katılımcılar, koşu boyunca hem fiziksel sınırlarını zorluyor hem de Likya Yolu’nun büyüleyici atmosferinde unutulmaz bir deneyim yaşıyor” dedi. BABADAĞ ULTRA MARATON İKİNCİ GÜN SONUÇLARI 5K Ölüdeniz Run kategorisinden Erkekler de Emre Sevinç birinciliği alırken, Mehmet Aydıngör ikinci ve Yiğit Berk Kurular üçüncü oldu. Kadınlarda ise birinci Elif Karabulut Dağdelen, ikinci Gökçe Bakar ve üçüncü Zehra Seda Yıldız oldu. 14K Kayaköy History yarışında finali gören ilk isim Gökhan Gündoğan olurken, yarışı Uğur Pehlivan ikinci, Ramis Nuraliev ise üçüncü sırada tamamlandı. Kadınlarda ise birinci Elmira Ravilova, ikinci Esra İlik üçüncü ise Ayşe Elifnaz Erbilgin oldu. BABADAĞ MARATONU’NUN EN RENKLİ SİMALARI 2 AYLIK BEBEĞİYLE KOŞAN ASLAN BEBEK VE ANNESİ Maratona katılan 41 yaşındaki Gülay İşlek, koşuya olan tutkusuna değinerek “İki yıldır koşuyorum. Son bir yıldır ise bebeğimizle birlikte koşuyoruz. Hamileliğimin 32. haftasına kadar koşmaya devam ettim. Öncesinde de koşu geçmişim vardı. Doktor tavsiyesi alarak süreci ilerlettik. Çok şükür bugün de ilk yarışımızı Babadağ’da gerçekleştirdik. Bir Fethiyeli olarak burada koşmak benim için çok özel. Bugün 5K parkurunu iki aylık bebeğimizle birlikte tamamladık.” dedi. 7’den 70’e geniş bir katılımcı kitlesine ev sahipliği yapan Babadağ Ultra Maratonu, sporun birleştirici gücünü ve doğayla iç içe yaşamın önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Organizasyon, hem yarışmacılar hem de izleyiciler için unutulmaz anlara sahne oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zurich Türkiye, İzmir’de İklim Dayanıklılığını Güçlendiriyor Haber

Zurich Türkiye, İzmir’de İklim Dayanıklılığını Güçlendiriyor

Projenin tanıtım toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi İkinci Başkan Vekili Elvin Sönmez, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız ve ICLEI Küresel Uygulama ve İş Geliştirme Direktörü Sunandan Tiwari’nin katılımıyla Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirildi. Proje kapsamında yürütülen saha çalışmalarıyla, fiziksel dayanıklılığın yanı sıra toplumsal dayanışma, katılım, yerel sahiplenme ve ortak öğrenme kapasitesinin de güçlendirildiği açıklandı. İklim değişikliğinin kent yaşamı üzerindeki etkileri giderek artarken toplumun değişen çevresel koşullara uyum kapasitesini güçlendiren, yerel dayanıklılığı artıran ve ortak hareket etme becerisini destekleyen uygulamalar da giderek ön plana çıkıyor. Bu doğrultuda ICLEI – Sürdürülebilir Kentler Birliği tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde ve Zurich Sigorta Grubu Türkiye’nin destekleriyle, Z Zurich Foundation öncülüğünde küresel nitelikteki Kentsel İklim Dayanıklılığı Programı yürütülüyor. Programın Türkiye ayağını oluşturan Toplumlar için İklim Dayanıklılığı Projesi ise İzmir’de yerel ihtiyaçlara dayalı, katılımcı ve uzun vadeli bir etki modeli ortaya koyuyor. “Kentler gerçekten dirençli bir hale gelebilir” Projenin tanıtım toplantısında konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi İkinci Başkan Vekili Elvin Sönmez, “İklim krizi, hepimizin günlük hayatını etkileyen gerçek ama bugünün koşullarında artık sadece çevresel bir sorun olmaktan çok daha fazlası. Bu nedenle yerel yönetimlerin görevi yalnızca altyapı üretmek değil. Asıl sorumluluk; eşitsizlikleri azaltan, dayanışmayı büyüten, yurttaşı sürecin öznesi haline getiren bir iklim politikasını hayata geçirmektir. İzmir’de tam da bu anlayışla hareket ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki iklim direnci, aynı zamanda toplumsal dayanışma varsa gerçek olur. Toplumlar için İklim Dayanıklılığı Projesi, bu yaklaşımın sahadaki en somut örneği. Kadifekale ve Agora’da yürütülen çalışmalar, bize şunu açıkça gösterdi; bilgi paylaşıldığında, yurttaş sürece aktif olarak katıldığında ve mahalle ölçeğindeki örgütlenme güçlendirildiğinde kentler gerçekten dirençli bir hale gelebilir” dedi. “Amacımız hep beraber iklim değişikliğini ve onun olumsuz etkilerini giderecek kalıcı ve kapsayıcı çözümler bulmak” Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız da iklim değişikliğinin etkilerinin artık hayatın her alanında daha yakından hissedildiğine dikkat çekerek “Zurich Sigorta Grubu Türkiye olarak başarıyı yalnızca finansal sonuçlarla değil, tüm paydaşlarımız için yarattığımız değerle ölçüyoruz. İzmir’de 2023 yılında başlattığımız Toplumlar için İklim Dayanıklılığı projesi de yarattığımız bu değerin örneklerinden biri. Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli'ne göre Türkiye, iklim değişikliği ve küresel ısınmadan en çok etkilenecek ülkelerden biri. Akdeniz Havzası bu etkilerin en yoğun hissedildiği bölgelerden biri olurken, Anadolu’da da İzmir bu riskin doğrudan hissedildiği şehirler arasında yer alıyor. Olağanüstü hava olaylarının olma sıklığı ve olduğunda yaşanan etkileri değişti. Küresel ısınma, bizzat hayatımızı etkileyen ve etkilemeye devam edecek global bir sorun. Bu projemiz İzmir Büyükşehir Belediyesi ile beraber İzmir'de yaşayan, bu havayı soluyan, bu suyu içen ve küresel ısınmadan olumsuz etkilenen vatandaşlarımızı dahil ederek, diğer paydaşları da dinleyerek, bu işin içinde olan insanların hayatlarından ve onlardan öğrendiğimiz bilgilerle oluşturulan, yaşayan ve yaşamaya devam edecek bir çalışma. Amacımız, vatandaşlarımızı ve paydaşlarımızı bu sürecin parçası yapmak ve hep beraber iklim değişikliğini ve onun olumsuz etkilerini giderecek kalıcı ve kapsayıcı çözümler bulmak.” diye konuştu. “Örnek bir model” ICLEI Küresel Uygulama ve İş Geliştirme Direktörü Sunandan Tiwari ise “İzmir’de hayata geçirilen Toplumlar için İklim Dayanıklılığı Projesi, iklim risklerini ele alırken teknik yetkinliği, topluluk öncülüğündeki çözümleri ve kamu-özel sektör iş birliklerini bir araya getirmesiyle öne çıkıyor. Yerel topluluklar, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Zurich Türkiye ile birlikte çalışan ICLEI, bu proje kapsamında geliştirilen bilgi, beceri ve çözümlerin topluluk içinde kalıcı hale gelmesini ve yerel yönetim tarafından benimsenmesini sağladı. Komşuların iklim riskleri etrafında kendi kendine organize olması, bu sosyal dokunun uzun vadeli kentsel dayanıklılığın temelini oluşturmasına katkı sunuyor. İzmir, tüm küresel ağımızdaki şehirlerin karşı karşıya olduğu iklim krizine nasıl yaklaşabileceğine dair örnek bir model sunuyor” sözlerine yer verdi. Toplumlar için İklim Dayanıklılığı Projesi Koordinatörü Nida Bilgen de proje kapsamında yapılan çalışmaları ve hedefleri aktardı. Kadifekale Mahalle Bostanı’nda ürün ekimi yapıldı Projenin tanıtım toplantısının ardından Kadifekale Mahalle Bostanı katılımcısı 98 kadın ve beraberindeki çocuklar, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, ICLEI temsilcileri, Zurich Türkiye Yönetim Kurulu ve yönetici kadroları, Zurich Sigorta gönüllüsü/Zurich Ege bölgesi acente çalışanları, bostanda yazlık ürün ekimi yaptı. Ayrıca bölgede yer alan bir okulda mini bostan kuruldu. Program kapsamında iklim dirençli fide üretim serasında tohumlar ekildi. Mahallelerin iklim risklerine karşı dayanıklılığı artırıldı 2023 yılında İzmir’de başlatılan proje kapsamında, mahalle ölçeğinde iklim risklerine karşı dayanıklılığı artıran bütüncül çalışmalar hayata geçirildi. Bu çalışmalarla afetlere karşı topluluk dayanışması güçlendirilirken, mahalle sakinlerinin kriz anlarında daha bilinçli ve birlikte hareket edebilmelerini destekleyen “Mahalle İklim Afet Gönüllüleri” komitesi kuruldu. Sel ve aşırı hava olaylarına karşı önleyici çözümler uygulanarak sel riski altındaki haneler, okullar ve kamusal alanlara sel bariyeri gibi pratik destekler sağlandı. Aynı zamanda, sıcak hava dalgalarının etkisini azaltmaya yönelik mekânsal çözümler geliştirildi. Proje kapsamında ayrıca, iklim dayanıklılığına ilişkin bilgi ve farkındalığın artırılması amacıyla eğitim içerikleri geliştirildi hem okullarda hem de belediye merkezlerinde yaygınlaştırıldı. İmariye Mahallesi’nde hayata geçirilen Mahalle Bostanı iyileştirmeleri ve sera uygulamalarıyla ise gıda güvenliğini destekleyen, mahalle ölçeğinde kalıcı ve sürdürülebilir altyapı çözümleri oluşturuldu. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde proje ile yaklaşık 16 bin mahalle sakinine ulaşırken, İzmir’de iklim dayanıklılığının güçlendirilmesi adına güçlü bir model oluşturuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’de İklim Dayanıklılığı Güçleniyor Haber

İzmir’de İklim Dayanıklılığı Güçleniyor

İklim değişikliğinin kent yaşamı üzerindeki etkileri giderek artarken toplumun değişen çevresel koşullara uyum kapasitesini güçlendiren, yerel dayanıklılığı artıran ve ortak hareket etme becerisini destekleyen uygulamalar da giderek ön plana çıkıyor. Bu doğrultuda ICLEI – Sürdürülebilir Kentler Birliği tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde ve Zurich Sigorta Grubu Türkiye’nin destekleriyle, Z Zurich Foundation öncülüğünde küresel nitelikteki Kentsel İklim Dayanıklılığı Programı yürütülüyor. Programın Türkiye ayağını oluşturan Toplumlar için İklim Dayanıklılığı Projesi ise İzmir’de yerel ihtiyaçlara dayalı, katılımcı ve uzun vadeli bir etki modeli ortaya koyuyor. Proje kamuoyuna tanıtıldı Projenin Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen tanıtım toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi İkinci Başkan Vekili Elvin Sönmez, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız ve ICLEI Küresel Uygulama ve İş Geliştirme Direktörü Sunandan Tiwari’nin katılımıyla yapıldı. “Kentler gerçekten dirençli bir hale gelebilir” Projenin tanıtım toplantısında konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi İkinci Başkan Vekili Elvin Sönmez, “İklim krizi, hepimizin günlük hayatını etkileyen gerçek ama bugünün koşullarında artık sadece çevresel bir sorun olmaktan çok daha fazlası. Bu nedenle yerel yönetimlerin görevi yalnızca altyapı üretmek değil. Asıl sorumluluk; eşitsizlikleri azaltan, dayanışmayı büyüten, yurttaşı sürecin öznesi haline getiren bir iklim politikasını hayata geçirmektir. İzmir’de tam da bu anlayışla hareket ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki iklim direnci, aynı zamanda toplumsal dayanışma varsa gerçek olur. Toplumlar için İklim Dayanıklılığı Projesi, bu yaklaşımın sahadaki en somut örneği. Kadifekale ve Agora’da yürütülen çalışmalar, bize şunu açıkça gösterdi; bilgi paylaşıldığında, yurttaş sürece aktif olarak katıldığında ve mahalle ölçeğindeki örgütlenme güçlendirildiğinde kentler gerçekten dirençli bir hale gelebilir” dedi. “Hedef, bu modeli kent geneline yaymak” Agora’da yürütülen sel hazırlık ve müdahale eğitimleriyle yüzlerce yurttaşın bilinçlenip kendi yaşam alanlarının aktif koruyucusu haline geldiğini dile getiren Sönmez, “Gönüllü ekipler kuruldu, risk altındaki hanelere doğrudan dokunan önlemler geliştirildi. Kadifekale’de ise çok daha derin bir dönüşüm sağlandı. Kadınların öncülüğünde gelişen bu süreç, iklim meselesini aynı zamanda sosyal güçlenme alanına dönüştürdü. Mahalle Bostanları, üretim seraları, atölyelerin her biri sadece bir proje çıktısı değil dayanışmanın, üretimin ve ortak bir geleceğin kurulmasının temel atımıdır. Biz, her atılan tohumu sadece toprağın değil eşitliğe, dayanışmaya ve ortak müştereklerimize atılmış bir adım olarak görüyoruz. Çocukların bu sürece dahil olması ise geleceğe dair umutlarımızı büyütüyor. Çünkü doğayla kurulan bağ ne kadar erken yaşta başlarsa o kadar kalıcı ve o kadar dönüştürücü olur. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak iklim krizine karşı mücadeleyi sadece risk azaltımı olarak tanımlamadık. Bu mücadeleyi aynı zamanda daha adil, daha demokratik, daha kapsayıcı bir kent kurma iradesi olarak görüyoruz. Hedefimiz, mahallede başlayan bu dayanışma modelini, kentin tamamına yaymak, yurttaşların bilgiye, üretime ve karar alma süreçlerine gerçek anlamda katkı koymasını sağlamak” bilgisini verdi. “Umut dolu bir gelecek için çalışmayı sürdüreceğiz” Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız da iklim değişikliğinin etkilerinin artık hayatın her alanında daha yakından hissedildiğine dikkat çekerek “Zurich Sigorta Grubu Türkiye olarak başarıyı yalnızca finansal sonuçlarla değil, tüm paydaşlarımız için yarattığımız değerle ölçüyoruz. İzmir’de 2023 yılında başlattığımız Toplumlar için İklim Dayanıklılığı projesi de yarattığımız bu değerin örneklerinden biri. Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli'ne göre Türkiye, iklim değişikliği ve küresel ısınmadan en çok etkilenecek ülkelerden biri. Akdeniz Havzası bu etkilerin en yoğun hissedildiği bölgelerden biri olurken, Anadolu’da da İzmir bu riskin doğrudan hissedildiği şehirler arasında yer alıyor. Olağanüstü hava olaylarının olma sıklığı ve olduğunda yaşanan etkileri değişti. Küresel ısınma, bizzat hayatımızı etkileyen ve etkilemeye devam edecek global bir sorun. Bu projemiz İzmir Büyükşehir Belediyesi ile beraber İzmir'de yaşayan, bu havayı soluyan, bu suyu içen ve küresel ısınmadan olumsuz etkilenen vatandaşlarımızı dahil ederek, diğer paydaşları da dinleyerek, bu işin içinde olan insanların hayatlarından ve onlardan öğrendiğimiz bilgilerle oluşturulan, yaşayan ve yaşamaya devam edecek bir çalışma. Amacımız, vatandaşlarımızı ve paydaşlarımızı bu sürecin parçası yapmak ve hep beraber iklim değişikliğini ve onun olumsuz etkilerini giderecek kalıcı ve kapsayıcı çözümler bulmak.” diye konuştu. “Örnek bir model” ICLEI Küresel Uygulama ve İş Geliştirme Direktörü Sunandan Tiwari ise “İzmir’de hayata geçirilen Toplumlar için İklim Dayanıklılığı Projesi, iklim risklerini ele alırken teknik yetkinliği, topluluk öncülüğündeki çözümleri ve kamu-özel sektör iş birliklerini bir araya getirmesiyle öne çıkıyor. Yerel topluluklar, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Zurich Türkiye ile birlikte çalışan ICLEI, bu proje kapsamında geliştirilen bilgi, beceri ve çözümlerin topluluk içinde kalıcı hale gelmesini ve yerel yönetim tarafından benimsenmesini sağladı. Komşuların iklim riskleri etrafında kendi kendine organize olması, bu sosyal dokunun uzun vadeli kentsel dayanıklılığın temelini oluşturmasına katkı sunuyor. İzmir, tüm küresel ağımızdaki şehirlerin karşı karşıya olduğu iklim krizine nasıl yaklaşabileceğine dair örnek bir model sunuyor” sözlerine yer verdi. Toplumlar için İklim Dayanıklılığı Projesi Koordinatörü Nida Bilgen de proje kapsamında yapılan çalışmaları ve hedefleri aktardı. Kadifekale Mahalle Bostanı’nda ürün dikimi yapıldı Projenin tanıtım toplantısının ardından Kadifekale Mahalle Bostanı katılımcısı 98 kadın ve beraberindeki çocuklar, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı. ICLEI temsilcileri, Zurich Türkiye Yönetim Kurulu ve yönetici kadroları, Zurich Sigorta gönüllüsü/Zurich Ege bölgesi acente çalışanları, bostanda yazlık ürün dikimi yaptı. Ayrıca bölgede yer alan bir okulda mini bostan kuruldu. Program kapsamında iklim dirençli fide üretim serasında tohumlar ekildi. Mahallelerin iklim risklerine karşı dayanıklılığı artırıldı 2023 yılında İzmir’de başlatılan proje kapsamında, mahalle ölçeğinde iklim risklerine karşı dayanıklılığı artıran bütüncül çalışmalar hayata geçirildi. Bu çalışmalarla afetlere karşı topluluk dayanışması güçlendirilirken, mahalle sakinlerinin kriz anlarında daha bilinçli ve birlikte hareket edebilmelerini destekleyen “Mahalle İklim Afet Gönüllüleri” komitesi kuruldu. Sel ve aşırı hava olaylarına karşı önleyici çözümler uygulanarak sel riski altındaki haneler, okullar ve kamusal alanlara sel bariyeri gibi pratik destekler sağlandı. Aynı zamanda, sıcak hava dalgalarının etkisini azaltmaya yönelik mekânsal çözümler geliştirildi. Proje kapsamında ayrıca, iklim dayanıklılığına ilişkin bilgi ve farkındalığın artırılması amacıyla eğitim içerikleri geliştirildi hem okullarda hem de belediye merkezlerinde yaygınlaştırıldı. İmariye Mahallesi’nde hayata geçirilen Mahalle Bostanı iyileştirmeleri ve sera uygulamalarıyla ise gıda güvenliğini destekleyen, mahalle ölçeğinde kalıcı ve sürdürülebilir altyapı çözümleri oluşturuldu. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde proje ile yaklaşık 16 bin mahalle sakinine ulaşırken, İzmir’de iklim dayanıklılığının güçlendirilmesi adına güçlü bir model oluşturuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

13. Eker I Run Heyecanı Manifesto Videosuyla Başladı Haber

13. Eker I Run Heyecanı Manifesto Videosuyla Başladı

Bursa’da her yıl binlerce koşucuyu aynı parkurlarda buluşturan Eker I Run, 13. yılında yeniden sporseverlere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 4 Ekim 2026 Pazar günü Eker Meydan’da gerçekleşecek organizasyonun geri sayımı, gelenekselleşen manifesto videosunun yayına girmesiyle başladı. 2014’ten bu yana Eker Süt Ürünleri’nin hayata geçirdiği etkinlik; koşu kültürünü büyütmeyi, sağlıklı yaşamı teşvik etmeyi ve iyiliği birlikte çoğaltmayı odağına alıyor. Spor sevgisinin, iyiliğin ve sağlıklı yaşamın toplumda büyümesini hedefleyen Eker I Run, 13. yılında da koşu severleri bir araya getirecek. Katılımcılara sadece bir yarış değil, aynı zamanda festival atmosferinde bütünsel bir deneyim sunan Eker I Run, her yaştan ve her seviyeden koşucuya yer veren kapsayıcı bir programla yapılıyor. Yeni Tema: “Koşmak Gerek” Bu yıl “Koşmak Gerek” temasıyla hazırlanan manifesto videosu; koşunun sadece fiziksel bir aktivite değil, aynı zamanda hayat tarzı olduğunu vurguluyor. Videoda; ilerlemek için kendine söz vermek, zorluklara rağmen vazgeçmemek, sınırları zorlamak ve iyilik için harekete geçmek gibi değerler ön plana çıkıyor. Koşmanın; bireysel gelişimin ötesinde, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için atılan bir adım olduğuna dikkat çekiliyor. 13 yıllık yolculuğun enerjisini taşıyan manifesto, birlikte hareket etmenin, paylaşmanın, kararlılığın ve iyiliğin altını çizerek herkesi aynı ritimde buluşmaya davet ediyor: “İyilik, sağlık ve eğlence için hep birlikte koşmak gerek!” İyiliğe dönüşen adımlar büyüyor Eker I Run kapsamında, Adım Adım iş birliğiyle gerçekleştirilen Yardımseverlik Koşuları her yıl daha fazla canlıya umut oluyor. 12. Eker I Run’da 19 sivil toplum kuruluşu için koşan 721 gönüllü sporcu ve 5.629 bağışçının katkılarıyla yaklaşık 5,4 milyon TL bağış toplandı. Elde edilen bu kaynak; çocuklardan gençlere, kadınlardan doğaya ve hayvanlara kadar toplam 658 canlının hayatına dokundu. 2018-2025 yılları arasında ise Yardımseverlik Koşuları aracılığıyla sivil toplum kuruluşlarının projelerine toplam 13,7 milyon TL kaynak sağlandı. Son yılda ulaşılan rekor bağış miktarı, Eker I Run’ın yalnızca bir spor etkinliği değil, aynı zamanda güçlü bir toplumsal dayanışma platformu olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Herkes için bir parkur var Uludağ’ın zirvesinden başlayan 42K Maratonu’nun yanı sıra 15K ve 5K parkurları ile farklı seviyelere hitap eden Eker I Run; Özel Sporcular Koşusu ile özel katılımcıları ve Minik Adımlar Koşusu’yla çocukları da bu deneyime dahil ediyor. Bireysel katılımcıların yanı sıra kurumsal firmalar da takımlarıyla etkinlikte yer alarak takım ruhunu ve aidiyet duygusunu güçlendiriyor. Kayıtlar başladı! Eker I Run’a katılmak ve bu eşsiz deneyimin bir parçası olmak isteyenler, bireysel ya da kurumsal olarak kayıt yaptırabiliyor. İyilik, sağlık ve eğlence için bir araya gelmek isteyen tüm koşu severler, detaylı bilgiye ulaşmak ve kayıt yaptırmak için https://www.ekerkosu.com adresini ziyaret edebilirler. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Bankası ve FAO Ortaklığıyla Çiftçi Kadınlara Destek Haber

İş Bankası ve FAO Ortaklığıyla Çiftçi Kadınlara Destek

Tarım ve gıda sektöründeki üretici kadınlar hem kırsal kalkınmada ve ülkemizin gelişiminde hem de gıda güvenliğinin sağlanmasında etkin rol oynuyor. İş Bankası ve FAO, BM tarafından “Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı” ilan edilen 2026’da toprağı emekle yoğuran, üretime yön veren çiftçi kadınları desteklemek amacıyla bir iş birliği başlattı. İş birliğinin tanıtımı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü haftasında İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, çiftçi kadınlar, kooperatif ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirildi. İş birliği ile “Güçlü Kadınlar, Dönüşen Tarım-Gıda Sistemleri” başlığıyla ülkemizin dört bir yanında “Yeni Nesil Çiftçi Kadın Buluşmaları” düzenlenerek, üretici kadınlara eğitim ve dijital satış desteği sunulacak. Bursa ile başlayan buluşmalar ülkemizin diğer bölgelerinde de devam edecek. Kadınların güçlenmesi, yalnızca bir eşitlik meselesi değil; aynı zamanda kalkınmanın da anahtarı… İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz konuya ilişkin değerlendirmesinde, BM tarafından 2025’in “Kooperatifler Yılı”, 2026’nın ise “Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı” ilan edilmesinin kadınların tarımdaki rolünün artık görünür kılınması, güçlendirilmesi ve sürdürülebilir biçimde desteklenmesi ihtiyacını açık bir şekilde ortaya koyduğunu ifade etti. Ülkemizde tarım sektöründe emek veren yaklaşık 5 milyon kişinin 2 milyonunu kadınların oluşturmasına rağmen, çiftçi kayıt sisteminde kadınların oranının yalnızca yüzde 15 seviyesinde bulunduğunu belirten Sezgin Yılmaz, “Kadınların üretimdeki bu güçlü varlığının finansmana, pazara ve bilgiye erişimle desteklenmesi; hem kırsal kalkınmanın güçlenmesi hem de sürdürülebilir tarımsal üretimin gelişmesi açısından büyük önem taşıyor” dedi. Bu anlayışla stratejik öncelik verdikleri sektörlerden olan tarımda ihtisas şubeleri, çiftçi buluşmaları, finansal, zirai ve ekolojik okur-yazarlık eğitimleri; Pazarama ve İmeceMobil gibi iştiraklerle sunulan pazarlama ve teknolojik destekler ile üreticilerin yanında yer aldıklarını söyleyen Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bugüne kadar yürüttüğümüz Yeni Nesil Çiftçi Kadın Buluşmaları’nı FAO’nun ülkemizde yürüttüğü Kooperatif Destek Programı ile iş birliği yaparak yeni bir konseptle hayata geçiriyoruz. Böylece kadın liderliğindeki kooperatiflerin dijital pazarlara erişimini güçlendirmeyi, teknik ve yönetim kapasitelerini artırmayı ve başarı hikâyelerini daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedefleyen yeni bir sürece adım atıyoruz. Kadınların öncülük ettiği kooperatifler büyüdükçe, sadece üretim değil; köyler, yerel ekonomiler ve toplumsal dayanışma da güçleniyor. Gençler yeniden tarıma yöneliyor, yerel markalar doğuyor, kırsal yaşam yeniden ayağa kalkıyor. Kadınların toprağa kattığı değerin, ülkemizin geleceğine yapılan yatırım olduğuna inanıyoruz. Bu yolculukta kadınların yanında yürümekten, onların hikâyelerine ortak olmaktan ve bu dönüşümün bir parçası olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Kadınların güçlenmesi, yalnızca bir eşitlik meselesi değil; aynı zamanda kalkınmanın da anahtarı.” Kadınlar sadece üretim yapan değil, markasını yöneten, dijital pazarda aktif girişimciler… FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ise, bu iş birliğiyle kadınların üretip, işleyip, paketleyip, satıp yönettiği ama en az kazanan ve en geç görünür olduğu dengeyi değiştirmeyi amaçladıklarını belirterek, “Tarım-gıda sistemini dönüştürmek istiyorsak kadınları merkeze koymak zorundayız. İş Bankası ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’na giden süreçte somut bir adım. Birçok ülkede tarım, kadınlar için erkeklere kıyasla daha kritik bir geçim kaynağı. Üstelik aynı büyüklükteki arazileri yönettiklerinde dahi çiftçi kadınlarda verimlilik farkı ortalama yüzde 24 oluyor. Aşırı sıcak geçen her gün, çiftçi kadınların ürettiği mahsullerin toplam değerini erkeklere kıyasla yüzde 3 oranında daha fazla düşürüyor. İstihdam, eğitim ve gelirdeki cinsiyet farklarının azaltılması ise gıda güvensizliği farkının yüzde 52’sini ortadan kaldırabilir. Bu rakamlar bize kadınların üretim kapasitesinin, pazara erişiminin ve gelir imkanlarının güçlendirilmesinin yalnızca sosyal bir gereklilik değil, ekonomik ve yapısal bir zorunluluk olduğunu gösteriyor” diye konuştu. Bu süreçte kadın kooperatiflerinin önemine işaret eden Selışık, “Kadın kooperatifleri yalnızca üretim yapmıyor. Yerel ekonomiyi ayakta tutuyor, geleneksel bilgiyi koruyor, ailelerin geçimini sağlıyor ve aslında kırsalın sosyal dokusunu güçlendiriyor” dedi. Kadınların pazar erişimi ve toplu pazarlık kapasitesini güçlendiren çözümlerin, kırsaldaki kadınların ekonomik haklarından daha adil şekilde faydalanmasına katkıda bulunacağını söyleyen Selışık, sözlerini şöyle sürdürdü: “FAO’nun desteklediği kooperatif programı tam da bu amaca hizmet ediyor. FAO olarak bizler kadınların teknik kapasitesini güçlendiriyoruz. İş Bankası da kadın kooperatiflerine güçlü bir dijital satış ağı ve görünürlük penceresi açıyor. Kadın üreticiler artık sadece üretim yapan değil, markasını yöneten, hikayesini anlatan, dijital pazarda aktif rol alan girişimciler haline geliyor.” Eğitimden dijital pazara her aşamada üretici kadınların yanında Program ile kooperatifler yalnızca üretim aşamasında değil; ürün geliştirmeden satışa uzanan tüm süreçlerde desteklenecek. Kadın kooperatiflerine; gıda güvenliği, mevzuata uyum ve izlenebilirlik, markalaşma ve ürün tasarımı, ambalaj ve lojistik yönetimi, dijital, zirai ve finansal okuryazarlık, sosyal medya yönetimi konularında eğitimler verilecek. Eğitim sürecini tamamlayan kooperatifler, ilk etapta FAO’nun Kooperatif Destek Programı için geliştirilen Hepyerinden Dijital Platformu’na entegre edilecek. Platforma dahil edilen kooperatiflerin ürünleri, İş Bankası’nın iştiraki olan e-ticaret platformu Pazarama aracılığıyla ülke çapında satışa sunulacak; üreticilerin kalite ve gıda güvenliği standartları güçlendirilecek ve Pazarama’nın kampanya ve görünürlük desteği sayesinde ürünler daha geniş tüketici kitlelerine ulaşabilecek. Süreçte “Çiftçi Kadın Hikâyeleri” başlığı altında kısa video ve dijital içerikler hazırlanacak. Eğitim sürecine katılan ve dijital pazara entegre edilen kooperatiflerin dönüşüm hikâyelerinin yer verileceği bu içerikler, kadın üreticilerin marka bilinirliğinin artmasına katkı sağlayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İKMİB Başkan Adayı Aracı’ya Kocaeli’de İki Büyük Ödül Haber

İKMİB Başkan Adayı Aracı’ya Kocaeli’de İki Büyük Ödül

İş insanı Vefa İbrahim Aracı, toplumsal katkıları ve yükseköğretim alanındaki destekleri dolayısıyla bir hafta içinde iki farklı törende ödüle layık görüldü. İlk olarak sosyal sorumluluk temasıyla gerçekleştirilen “Uluslararası Öğrencilerle Birlik Yemeği” ve “Kocaeli’nin Elleri” programında ödüllendirilen Aracı, ardından Kocaeli Üniversitesi tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen Başarı ve Teşvik Ödülleri Töreni’nde verilen “Rektörlük Özel Ödülü”nün sahibi oldu. Kocaeli’de aynı hafta içinde gerçekleştirilen iki ayrı organizasyonda, sosyal sorumluluk çalışmaları ile üniversite-sanayi iş birliğine sağlanan katkılar ödüllendirildi. Eğitimden bilime uzanan başlıklarda verilen takdirler, kentte toplumsal fayda ve akademik üretim odağındaki iş birliklerini gündeme taşıdı. İKMİB Başkan Adaylığını kısa süre önce kamuoyuyla paylaşan GEBKİM Kimya İhtisas OSB Başkanı ve KORUMA Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, Kocaeli’de düzenlenen iki ayrı organizasyonda toplumsal katkıları ve üniversite-sanayi iş birliğine sunduğu destekler dolayısıyla ödüllendirildi. Aracı’ya toplumsal katkıları nedeniyle Sosyal Sorumluluk ve Vefa Ödülü verilirken, Kocaeli Üniversitesi’nin bu yıl ilk kez gerçekleştirdiği Başarı ve Teşvik Ödülleri Töreni’nde ise Rektörlük Özel Ödülü takdim edildi. Uluslararası Öğrencilerle Dayanışma Buluşması MÜSİAD Kocaeli tarafından düzenlenen “Uluslararası Öğrencilerle Birlik Yemeği” ve “Kocaeli’nin Elleri” programında Aracı, kentte hayata geçirilen eğitim, sağlık ve sosyal sorumluluk projelerine verdiği destek nedeniyle ödüllendirildi. Uluslararası öğrencilerle bir araya gelinen ve toplumsal dayanışma vurgusunun öne çıktığı organizasyonda, Kocaeli’ye kazandırılan eğitim yatırımları, gençlere yönelik destekler ve sosyal fayda odaklı çalışmalar dikkat çekti. Rektörlük Özel Ödülü İlk Kez Verildi Haftanın ikinci programı ise Kocaeli Üniversitesi’nin bu yıl ilk kez düzenlediği Başarı ve Teşvik Ödülleri Töreni oldu. Prof. Dr. Baki Komsuoğlu Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen tören, Rektör Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk’ün ev sahipliğinde yapıldı.Törene Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Sadettin Hülagü ve kent protokolü katıldı. Akademik başarı, atıf, makale, proje ve patent alanlarında çok sayıda akademisyen ödül alırken, üniversiteye stratejik katkı sunan isimlere de özel takdir verildi. Bu kapsamda Rektörlük Özel Ödülü, üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesine sunduğu katkılar, bilimsel projelere verdiği destek ve eğitime yönelik çalışmaları dolayısıyla Vefa İbrahim Aracı’ya takdim edildi. Söz konusu ödülün, üniversite tarihinde ilk kez verilmesi dikkat çekti. Üniversite-Sanayi İş Birliği Vurgusu Açılış konuşmasında Rektör Cantürk, üniversitenin araştırma kapasitesindeki artışa ve kent-üniversite bütünleşmesine dikkat çekerek, Başarı ve Teşvik Ödülleri’nin akademik üretimi teşvik etmeyi ve bilimsel emeği görünür kılmayı amaçladığını ifade etti. Aracı da yaptığı değerlendirmede, üniversite-sanayi iş birliğinin hem şehir hem de ülke kalkınması açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Bilimsel üretimin desteklenmesi, gençlerin nitelikli eğitim imkanlarına erişimi ve üniversite-sanayi entegrasyonunun güçlendirilmesi adına katkı sunmaya devam edeceklerini dile getirdi. Akademik Başarılar Ödüllendirildi Törende akademik başarı ödüllerinin yanı sıra teşvik ve birim ödülleri de sahiplerini buldu. Altın, Gümüş ve Bronz kategorilerinde Fen ve Sağlık Bilimleri, Sosyal Bilimler, Proje ve Patent alanlarında çok sayıda akademisyen ödüle layık görüldü. Başarı ve Teşvik Ödülleri Töreni, disiplinler arası iş birliğinin ve proje kültürünün de görünür olduğu bir organizasyon olarak değerlendirildi. Program toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.