Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Toplumsal Eşitlik

Kapsül Haber Ajansı - Toplumsal Eşitlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplumsal Eşitlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İSKİ’nin Resim Yarışmasında Ödüller Verildi  Haber

İSKİ’nin Resim Yarışmasında Ödüller Verildi 

İSKİ Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen “Suya Adil Erişim, Toplumsal Eşitlik” temalı resim yarışması ödül törenine, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İSKİ Genel Müdürü Doç. Dr. Şafak Başa, öğrenciler, öğretmenler ve veliler katıldı. İSKİ’nin ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik düzenlediği yarışmaya 182 eser katılırken, törende dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. Törende konuşan Nuri Aslan, katılımcılara hitap etti. “BİR YILDIR SİLİVRİ’DE HUKUKSUZCA TUTSAK EDİLEN EKREM İMAMOĞLU’NUN SELAMINI GETİRDİM” Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “Sizlere, bir yıldır Silivri’de hukuksuzca tutsak edilen İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı ve Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu’nun; çocuklarımızın Ekrem amcasının selamlarını getirdim” dedi. Aslan, “Ekrem Başkanımız her yıl olduğu gibi bugün de burada olmayı çok isterdi. Ama biliyorum ki en kısa sürede yine sizlerle beraber olacak, çocuklarımıza sarılacak” ifadelerini kullandı. “SU YAŞAMIN TA KENDİSİDİR” Dünya Su Günü’nün anlamına değinen Aslan, “Su günü ne demek, neden böyle bir güne ihtiyaç duyduk? Çünkü su yaşamın ta kendisidir” diye konuştu. Bugün dünyada 2,2 milyar insanın sağlıklı içme suyuna erişemediğini belirten Aslan, “Oysa güvenli suya erişim insan hakkıdır. Suya erişim insan hakkıdır. Bizlerin de en önemli vazifesi bu hakkı korumaktır. İşte Dünya Su Günü bize bu sorumluluğumuzu bir daha hatırlatıyor” dedi. “KURAKLIK ÇAĞIMIZIN EN ÖNEMLİ PROBLEMİ” Dünyanın yaşlandığını ve kalabalıklaştığını vurgulayan Aslan, “Ve ne yazık ki kuraklık çağımızın en önemli problemi olarak karşımıza çıkıyor. Önlem almak zorundayız. Harekete geçmek zorundayız. Bu dünya hepimizin. Bu dünya bizim olduğu kadar bizden sonraki nesillerin de” ifadelerini kullandı. İstanbul’un suyundan sorumlu kurum olarak İSKİ’nin gece gündüz su kaynaklarını korumak için çalıştığını belirten Aslan, “Bugün çok şükür İstanbul’da su sorunu yok. Ancak yarın da olmaması için canla başla uğraşıyoruz. Ayrıca çocuklarımıza da doğamızı ve geleceğimizi nasıl koruyacaklarının bilincini aşılıyoruz” dedi. “SUYA ADİL ERİŞİM TOPLUMSAL EŞİTLİK” İSKİ’nin 2021 yılından bu yana Dünya Su Günü’nde farkındalık oluşturmak için resim yarışması düzenlediğini hatırlatan Aslan, bugüne kadar düzenlenen 5 yarışmaya 2 bin 115 öğrencinin katıldığını söyledi. Bu yıl altıncısı düzenlenen yarışmanın temasının “Suya Adil Erişim Toplumsal Eşitlik” olduğunu belirten Aslan, “Bu tema bizlere suya yalnızca doğanın sessiz ve vazgeçilmez armağanı olarak değil yaşamı, emeği, sağlığı ve eşitliği belirleyen temel bir hak olarak bakmamız gerektiğini gösteriyor” diye konuştu. “SU AKMAYA DEVAM ETTİKÇE HEPİMİZ EŞİTLENECEĞİZ” Suyun sadece kuruyan nehirler ve azalan rezervler olmadığını vurgulayan Aslan, “Su aynı zamanda eve kim tarafından taşındığı, yokluğunda kimin yaşamının daha fazla daraldığı ve kimin omuzlarına görünmeden yüklendiğiyle de iç içe bir konu. Suyun aktığı yer eşitlenir. Su akmaya devam ettikçe hepimiz bu hayatta eşitleneceğiz. Bu yüzden suyu korumak adaleti, insan onurunu ve yaşamı da korumaktır” ifadelerini kullandı. “NE MUTLU Kİ BU BİLİNCE SAHİP EVLATLARIMIZ VAR” Yarışmaya katılan tüm öğrencilere teşekkür eden Aslan, “Ne mutlu ki bu bilince sahip evlatlarımız var. Bugün de yarışmamızda ödül almaya hak kazanan öğrencilerimizle birlikteyiz. Yarışmaya katılan tüm öğrencilerimize teşekkür ediyor, kazananları yürekten kutluyorum” dedi. Yıllardır yarışmayı düzenleyen İSKİ’ye, Genel Müdür Doç. Dr. Şafak Başa’ya ve çalışma arkadaşlarına teşekkür eden Aslan, “Suyumuzu korumak, hepimizin en önemli sorumluluğu. Doğayla uyumlu, doğamızı suyumuzu koruduğumuz bir İstanbul için çalışmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı. İSKİ GENEL MÜDÜRÜ DOÇ. DR. ŞAFAK BAŞA: “İSTANBUL’UN GÜNLÜK SU TÜKETİMİNİN ORTALAMA 3,5 MİLYON METREKÜPE ULAŞTI İSKİ Genel Müdürü Doç. Dr. Şafak Başa, törende yaptığı konuşmada, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen gün artırdığını belirterek, “Küresel ölçekte artan sıcaklıklar, değişen yağış rejimleri ve daha sık yaşanan kuraklıklar, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini her zamankinden daha önemli hale getirmiştir. Nüfusu 16 milyonu aşan bir metropol olan İstanbul’da su yönetimi ise bizlere çok daha büyük bir sorumluluk yüklemektedir. İstanbul’un günlük su tüketimi ortalama 3,5 milyon metreküpe ulaşmış durumdadır” dedi. “81 BİN ÖĞRENCİYE SU BİLİNCİ KAZANDIRDIK” İSKİ olarak bir yandan yeni su kaynakları geliştirmek, altyapıyı güçlendirmek ve su kayıp-kaçaklarını azaltmak için çalıştıklarını, diğer yandan suyun korunması ve tasarruflu kullanılması konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasına büyük önem verdiklerini vurgulayan Başa, 2019-2026 yılları arasında düzenlenen etkinliklerle 421 su kullanma bilinci semineri, 469 eğitim gezisi, 472 teknik gezi, 6 yarışma, 50 tiyatro gösterisi ve 16 kukla gösterisi ile yaklaşık 81 bin öğrenciye su bilinci kazandırdıklarını açıkladı. Başa, Birleşmiş Milletler Su Örgütü tarafından 2026 yılının temasının “Su ve Cinsiyet” olarak belirlendiğini hatırlatarak, bu tema doğrultusunda “Suya Adil Erişim, Toplumsal Eşitlik” başlığıyla düzenlenen resim yarışmasına 1-27 Şubat 2026 tarihleri arasında lise kategorisinde 70, ortaokul kategorisinde 112 olmak üzere toplam 182 eserin gönderildiğini söyledi. Dereceye giren öğrencileri tebrik eden Başa, “Sizlerin duyarlılığı ve yaratıcı bakış açısı, daha yaşanabilir bir dünya için hepimize umut vermektedir” diyerek konuşmasını tamamladı. DERECEYE GİREN ÖĞRENCİLERE ÖDÜLLERİ VERİLDİ Konuşmaların ardından dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Ortaokul kategorisinde birincilik ödülünü kazanan Azra Tokgöz’e ödülünü İBB Başkanvekili Nuri Aslan verirken, lise kategorisinde birinci olan Meryem Albaş’ın ödülünü İSKİ Genel Müdürü Doç. Dr. Şafak Başa takdim etti. Yarışmada dereceye giren öğrenciler şöyle oldu: Ortaokul Kategorisi: Azra Tokgöz (Ümraniye Yaman Evler Şehit Emre Büyükyıldırım Ortaokulu, 7/E) Hatice Kübra İzyurdu (Yılmaz Mızrak Ortaokulu, 8/D) Hatice Kübra Çağlar (Özel Mavigün Ortaokulu, 7/B) Lise Kategorisi: Meryem Albaş (Kağıthane İTO Ticaret Meslek Teknik Anadolu Lisesi, 11/C) Başak Erdem (Galata Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi, 11/A) Lola Puchkova (Kağıthane İTO Ticaret Meslek Teknik Anadolu Lisesi, 11/C) Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadınların İşgücüne Katılımında Alarm:  Artış Var Ama İvme Kayboluyor Haber

Kadınların İşgücüne Katılımında Alarm: Artış Var Ama İvme Kayboluyor

. İstinye Üniversitesi iktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Figen Yıldırım’ın verdiği bilgilere göre veriler, sorunun yalnızca istihdam yaratmakla çözülemeyeceğini; bakım yükü, cam tavan ve ücret eşitsizliği gibi yapısal engellerin eş zamanlı ele alınması gerektiğini gösteriyor. Kadınların işgücüne katılım oranı, bir ülkenin yalnızca ekonomik performansını değil, aynı zamanda toplumsal eşitlik düzeyini ve sosyal politikalarının etkinliğini de yansıtan temel göstergelerden biri. Küresel ölçekte kadın istihdamında artış eğilimi sürse de son yıllarda bu ivmenin yavaşladığı görülüyor. İstinye Üniversitesi iktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Figen Yıldırım’ın verdiği bilgilere göre, Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı artmakla birlikte hem dünya hem de Avrupa Birliği ortalamalarının gerisinde kalıyor. Uzmanlara göre tablo, kadınların istihdama erişiminde ve kariyer ilerlemesinde süregelen yapısal sorunlara işaret ediyor. “Kadınların iş gücüne katılım artışı yavaşladı” Kadınların işgücüne katılım oranı artışının son yıllarda yavaşladığını belirten Prof. Dr. Figen Yıldırım, şunları söyledi: “Kadınların işgücüne katılım oranı, çalışma çağındaki kadın nüfusun ne kadarının istihdamda ya da aktif olarak iş aradığını gösteren temel bir göstergedir. Bu oran, yalnızca ekonomik büyümeyi değil, aynı zamanda toplumsal eşitlik, eğitim düzeyi ve sosyal politika etkinliğini de yansıtır. Dünya genelinde, kadınların işgücüne katılım oranı uzun vadede artış eğiliminde olmakla birlikte son yıllarda bu artışın belirgin biçimde yavaşladığı görülmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Dünya Bankası verilerine göre, küresel kadın işgücüne katılım oranı bugün yaklaşık yüzde 50 düzeyindedir. 2014 sonrası dönemde özellikle gelişmekte olan ülkelerde artış sürmüş, ancak pandemi sonrası toparlanma süreci bu ivmeyi sınırlamıştır. Küresel ölçekte hâlâ erkeklerle kadınlar arasında yaklaşık 18–20 puanlık bir katılım farkı bulunmaktadır.” Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı artış gösteriyor “Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı, 2000’li yılların başına kıyasla artmış olsa da bu artış yavaş ve kırılgan bir seyir izlemektedir” diyen Yıldırım, şöyle devam etti: “Dünya Bankası ve TÜİK verilerine göre Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı 2002’de yaklaşık yüzde 27,9 iken 2023’te yüzde 35,8’e, 2024 itibarıyla ise yaklaşık yüzde 36 düzeyine yükselmiştir. Bu durum uzun vadede bir ilerlemeye işaret etse de, son beş yılda artış hızının belirgin biçimde düştüğü görülmektedir. Pandemi dönemi kadın istihdamını olumsuz etkilemiş, toparlanma ise sınırlı kalmıştır. Dolayısıyla Türkiye’de eğilim yön olarak yukarı, ancak hız açısından zayıflamış durumdadır. Ancak bu oranları yalnızca toplam katılım üzerinden okumak yeterli değildir. Alt kırılımlara bakıldığında tablo daha çarpıcıdır. Türkiye’de kadın istihdam oranı yaklaşık yüzde 31–35 bandında seyrederken, kadınların yönetici pozisyonlarındaki payı yüzde 20’ler düzeyindedir. Bu oran, Avrupa Birliği ülkelerinin belirgin biçimde gerisindedir. Başka bir ifadeyle, Türkiye’de kadınlar istihdama girmekte zorlandıkları gibi, girdiklerinde de yukarı doğru ilerlemede ciddi bir ‘cam tavan’ ile karşılaşmaktadır.” “AB’de kadınların istihdam oranı yüzde 70,8 düzeyine ulaşmış durumda” Avrupa Birliği ülkelerinde farklı bir tablo olduğuna dikkat çeken Profesör, “Avrupa Birliği ülkelerinde ise tablo farklıdır. Eurostat verilerine göre AB’de kadınların istihdam oranı yüzde 70,8 düzeyine ulaşmış durumdadır. Kadınların işgücüne katılımı yüksek ve istikrarlıdır. Ayrıca son on yılda beyaz yaka kadın istihdamı düzenli biçimde artarken, mavi yaka kadın istihdamının payı azalmaktadır. Bu durum, Avrupa’da mesleki dönüşümün ve nitelikli istihdama geçişin kadınlar açısından daha sistematik biçimde yönetildiğini göstermektedir. Buna karşın AB ülkelerinde de kadınların üst ve karar verici pozisyonlarda temsili, toplam istihdam içindeki paylarına kıyasla daha düşüktür. Yani Avrupa’da temel sorun istihdama katılım değil, yüksek düzeyli görevlerde eşit temsil meselesidir. Türkiye ile Avrupa arasındaki fark tam da bu noktada belirginleşmektedir. Avrupa’da sorun daha çok ‘yükseliş’, Türkiye’de ise hem ‘katılım’ hem ‘yükseliş’tir. Türkiye’de kadınlar istihdamda nicel olarak sınırlı temsil edilirken, nitel olarak da yönetim kademelerinde yoğun bir ayrışma yaşamaktadır. 2014–2023 döneminde beyaz yaka kadın istihdamı artmış olsa da bu artış yönetici pozisyonlarına aynı oranda yansımamıştır” dedi. “Kadın yönetici oranının yüzde 20’lerde” Kadınlar iş dünyasında karşılaştığı en büyük zorluklarla ilgili de bilgi veren Prof. Dr. Yıldırım, şöyle konuştu: “Kadınların iş dünyasında karşılaştığı sorunlar tek bir başlık altında toplanamaz; yapısal, kültürel ve kurumsal engeller iç içedir. Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı artış eğiliminde olsa da hâlâ AB ve dünya ortalamalarının oldukça altındadır; bu da sorunun yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını göstermektedir. En temel sorunlardan biri bakım yükünün büyük ölçüde kadınların üzerinde olmasıdır. Çocuk, yaşlı ve hasta bakımına yönelik kamusal hizmetlerin yetersizliği ile esnek çalışma modellerinin yaygın olmaması, kadınların istihdama katılımını ve işte kalıcılığını olumsuz etkilemektedir. Bir diğer önemli alan kariyer ilerlemesidir. Kadınlar istihdama girseler bile yönetici pozisyonlara yükselmede ciddi bir cam tavanla karşılaşmakta; kadın yönetici oranının yüzde 20’lerde kalması bu durumu ortaya koymaktadır. Toplumsal cinsiyet rolleri, görünmez önyargılar ve ücret eşitsizliği de bu tabloyu pekiştirmektedir. AB ve küresel örnekler, kalıcı ilerlemenin eğitim, bakım altyapısı, esnek çalışma ve eşitlikçi politikaların birlikte uygulanmasıyla mümkün olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda kadın istihdamını destekleyen ekosistemler ve buna özgü üretim alanları geliştirilmelidir.” “Ücret eşitsizliği kader değildir” “Türkiye’de cinsiyete dayalı ücret farkı, bireysel bir adaletsizlikten çok yapısal bir eşitsizliktir” diyen Yıldırım, şöyle devam etti: “TÜİK ve OECD verilerine göre kadınların ortalama kazancı erkeklere kıyasla yaklaşık yüzde 15–20 daha düşüktür. Eğitim düzeyi yükseldikçe fark azalsa da tamamen ortadan kalkmamaktadır. Bu durum, sorunun doğrudan ‘aynı iş–aynı ücret’ ihlalinden ziyade dolaylı ve yapısal mekanizmalarla ortaya çıktığını göstermektedir. Ücret farkının temel nedenlerinden biri kadınların daha düşük ücretli sektör ve pozisyonlarda yoğunlaşmasıdır. Kadınlar daha çok hizmet sektöründe, kayıt dışı ya da yarı zamanlı işlerde yer alırken; erkekler ücret ve terfi imkânı daha yüksek alanlarda çalışmaktadır. Dolayısıyla fark çoğu zaman aynı unvandan değil, farklı kariyer yollarından kaynaklanmaktadır. Bir diğer önemli neden kariyer kesintileridir. Çocuk ve bakım sorumlulukları nedeniyle kadınlar iş yaşamına ara verebilmekte, daha yavaş terfi etmekte ya da daha düşük ücretli esnek işleri tercih etmek zorunda kalmaktadır. Buna ek olarak, yönetici pozisyonlarda kadınların düşük temsili, görünmez önyargılar, ücret pazarlığında dezavantaj ve şeffaf olmayan ücret politikaları da farkı derinleştirmektedir. Uluslararası örnekler bu sorunun çözülebilir olduğunu göstermektedir. İzlanda’da eşit ücret belgelendirme zorunluluğu, AB’de ise 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek ücret şeffaflığı düzenlemeleri ücret farkının azaltılmasında etkili araçlardır. İskandinav ülkelerinde babalık izninin zorunlu ve devredilemez olması da kadınların kariyer kesintilerini azaltarak uzun vadede ücret eşitsizliğini düşürmüştür. Türkiye’de ücret eşitsizliğinin azaltılması için ücret şeffaflığının artırılması, objektif ücret ve terfi sistemlerinin kurulması, düzenli ücret eşitliği analizlerinin yapılması ve kadınların yönetici pozisyonlara yükselmesini destekleyen politikaların güçlendirilmesi kritik önem taşımaktadır. Sonuç olarak, ücret eşitsizliği kader değildir; kamu ve özel sektörün eş zamanlı ve kararlı adımlarıyla kalıcı biçimde azaltılabilir.” “Bütüncül ve kararlı bir dönüşüm iradesi gerekli” Prof. Dr. Figen Yıldırım, daha fazla kadının iş gücüne katılımı alınabilecek önlemlerle ilgili ise şunları söylüyor: “Türkiye’nin kadın istihdamında gerçek bir sıçrama yapabilmesi için parça parça çözümler yerine bütüncül ve kararlı bir dönüşüm iradesi gerekmektedir. Yalnızca istihdam yaratmak yeterli değildir; kadınların işgücüne katılımını sınırlayan yapısal engeller eş zamanlı ele alınmalıdır. Bu noktada bakım yükünü hafifletecek kamusal mekanizmaların güçlendirilmesi, özellikle yaygın kreşler ve yaşlı bakım hizmetleri, kadın istihdamında en hızlı ve kalıcı etkiyi yaratmaktadır. İkinci kritik alan, esnek ama güvenceli çalışma modellerinin yaygınlaştırılmasıdır. Uzaktan çalışma, esnek saatler ve sosyal güvenceden kopmayan yarı zamanlı istihdam, özellikle eğitimli kadınların işgücünde kalıcılığını artırmaktadır. Avrupa Birliği deneyimleri, bu modellerin kadın istihdamını istikrarlı biçimde yükselttiğini göstermektedir. Ancak kalıcı dönüşüm, kadınların yönetici ve karar alma pozisyonlarına erişimiyle mümkündür. Şeffaf terfi sistemleri, mentorluk programları ve üst yönetimde cinsiyet dengesi hedefleri; ücret eşitsizliği ve cam tavan sorununu azaltan en etkili araçlardır. Bu çerçevede USİKAD ve İstinye Üniversitesi iş birliğiyle geliştirilen Kadın Organize Sanayi Bölgesi projesi, kamu, özel sektör ve akademiyi bir araya getiren bütüncül bir model sunmaktadır. Kadın OSB; bakım altyapısı, nitelikli istihdam ve liderlik programlarıyla kadınların üretimden yönetime uzanan değer zincirine katılımını hedefleyen ölçeklenebilir bir iş birliği örneğidir. Kadın odaklı kamu ve özel sektör projelerinin yaygınlaşması, yalnızca farkındalık değil, kalıcı çözüm üretir. Gerçek eşitlik ise kız çocuklarını ailede söz sahibi bireyler ve iş yaşamında güçlü aktörler olarak yetiştirmekle başlar.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.