Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Toplumsal Fayda

Kapsül Haber Ajansı - Toplumsal Fayda haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplumsal Fayda haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TEGV, Yeni Gönüllülerini Bekliyor Haber

TEGV, Yeni Gönüllülerini Bekliyor

“Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” anlayışıyla çağdaş nesillerin yetişmesine katkı sunan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na (TEGV), gönüllü başvuruları başladı. Türkiye’nin dört bir yanındaki etkinlik noktalarında çocuklara nitelikli eğitim desteği sunan TEGV’in tüm çalışmaları, gönüllülerin özverisiyle hayat buluyor. TEGV, gönüllülüğü yalnızca bir destek faaliyeti olarak değil; çocuklar, toplum ve gönüllüler için dönüştürücü bir sosyal etki alanı olarak ele alıyor. Zamanlarını, bilgi ve deneyimlerini çocuklarla paylaşan gönüllüler; çocukların özgüvenli, sorgulayan ve güçlü bireyler olarak yetişmesine destek oluyor. Kuruluşundan bu yana 3.3 milyondan fazla çocuğa, 108 binin üzerinde gönüllüye ulaşan TEGV’in yaygın gönüllü ağı; her yıl binlerce yeni gönüllünün katılımıyla büyümeye devam ediyor. TEGV’de çocuklar, gönüllü “abla” ve “ağabey”lerinin rehberliğinde öğrenirken; gönüllüler de toplumsal fayda yaratmanın değerini deneyimliyor. Çocuklarla kurulan bağ, ekip çalışması ve ortak bir amaç etrafında bir araya gelmek; gönüllülerin toplumsal aidiyet duygusunu pekiştiriyor. Geçmişte TEGV etkinliklerine katılan birçok çocuk ise bugün gönüllü olarak vakfa geri dönüyor; edindikleri kazanımları yeni nesillere aktararak gönüllülük zincirinin bir parçası oluyor. TEGV, eğitimin dönüştürücü gücüne inanan ve geleceğe umutla katkı sunmak isteyen herkesi, “Gönüllü ol, gelecekte izin olsun” çağrısıyla gönüllü olmaya davet ediyor. Nasıl TEGV gönüllüsü olunur Türkiye’nin dört bir yanında etkinlik noktalarıyla çocuklara ulaşan TEGV’de gönüllü olmak için 18 yaşını doldurmuş ve lise mezunu olmak gerekiyor. İstisnai gönüllülük kapsamında izin süreçlerine bağlı olarak 15-17 yaş gönüllü desteği de sağlanabiliyor. Bu koşullara sahip, çocuk sevgisiyle dolu herkes TEGV’de gönüllü olabilir. Başvuru sürecinde; çocuk ve eğitim hassasiyetini merkeze alan, TEGV’in kurumsal yapısıyla uyumlu ve ISO kalite anlayışı çerçevesinde tasarlanan Adım Adım Gönüllülük Modeli uygulanıyor. www.tegv.org sitesinden başvuru yaparak gönüllü olabilmenin ilk adımı atılıyor. Daha sonra vakıf tanıtımını, temel gönüllü eğitimini ve program gönüllü eğitimini kapsayan ‘adım adım’ gönüllülük süreci belirlenmiş yönlendirmeler ve takiple yürütülüyor. TEGV gönüllülük programına gösterilen yoğun ilgi doğrultusunda, gönüllü ihtiyaçları birimler bazında planlanmakta ve başvuru süreçleri güncel ihtiyaçlara göre yönetilmektedir. Bu nedenle başvuruda bulunan adayların süreci düzenli olarak takip etmeleri önerilmektedir. Ayrıntılı bilgiye https://tegv.org/gonullu-ol adresinden erişilebiliyor. Gönüllüler anlatıyor: Bambaşka bir mutluluk kaynağı TEGV gönüllülerinden bazıları, gönüllülüğün hayatlarında yarattığı etkiyi şu sözlerle ifade ediyor: “Herhangi bir karşılığı olmadan bu denli güçlü bağların kurulabileceğini, çocukların yüzündeki o gülümsemeyi görmenin ne demek olduğunu TEGV sayesinde deneyimledim. ‘Daha ne yapabiliriz?’ diyerek birlikte çabalamak bambaşka bir mutluluk kaynağı.” “TEGV’de geçen 20 yıl, yalnızca bir gönüllülük hikâyesi değil; umutla dokunan binlerce geleceğin bir parçası olmaktı. Bir tebessümün dünyaları değiştirdiğine şahit olduğum bu yolculuk bana hayatımın en büyük mutluluğunu verdi.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alarko Carrier Sürdürülebilirlik Adımlarını Güçlü Atıyor Haber

Alarko Carrier Sürdürülebilirlik Adımlarını Güçlü Atıyor

İklimlendirme sektörünün öncü markalarından Alarko Carrier, sürdürülebilirlik yönetimini uzun vadeli değer yaratma hedefiyle şekillendirirken 2024 yılını “baz yıl” olarak tanımladı ve 2050 Net Sıfır hedefi doğrultusunda ölçülebilir bir yol haritası oluşturdu. Enerji tüketimini azaltan uygulamalar, yenilenebilir kaynak kullanımını artıran yatırımlar ve üretim süreçlerindeki verimlilik adımları, şirketin iklim etkisini yönetilebilir ve şeffaf bir zemine taşıyor. Eskişehir fabrikası çatısında kurulan güneş panelleriyle yıllık yaklaşık 700 MWh elektrik üretimi sağlayan şirket, Gebze tesisinde hayata geçirilen elektrik otomasyon sistemi sayesinde ise yılda 177.000 kWh enerji tasarrufu elde etti. Aynı dönemde üretim süreçlerinde yapılan iyileştirmelerle su tüketimi optimize edilirken, kombi üretim hattında uygulanan kapalı devre sistemle yıllık 2.500 m³ su tasarrufu sağlandı. Ürün geliştirme tarafında düşük küresel ısınma potansiyeline sahip akışkanlar, yüksek verimli ısı pompası çözümleri ve eko-tasarım ilkelerini önceliklendiren şirket, R454B soğutucu akışkanlı sistemler ve yeni nesil ısıtma-soğutma teknolojileri ile ürünlerin yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerini azaltmayı hedefliyor. Aynı zamanda hidrojenle çalışan sistemler ve geleceğin enerji altyapılarına uyumlu çözümler için Ar-Ge çalışmaları devam ediyor. Alarko Carrier’ın sürdürülebilirlik yolculuğunda önemli bir kaldıraç görevi gören dijitalleşme ise başlı başına bir yatırım alanını oluşturuyor. Gebze tesisinde uygulanan dijital yönetim sistemleri sayesinde fiziksel çıktı ihtiyacı azaltılırken, süreçlerin izlenebilirliği ve kaynak kullanımı daha etkin hale getirildi. Bu dönüşüm, operasyonel maliyetleri düşürürken çevresel etkiyi de azaltan çift yönlü bir fayda yaratıyor. Sosyal etki alanındaki projelerde bu yıl üçüncüsü hayata geçirilen “Okulların Havası Değişiyor” projesi öne çıkıyor. Proje kapsamında Mardin Midyat, İzmir Ödemiş ve Şırnak Cizre’de yer alan köy okullarında iç hava kalitesini iyileştirmeye yönelik iklimlendirme sistemleri kuruldu. Isı pompası, ısı geri kazanım ve filtrasyon teknolojilerinin bir arada kullanıldığı bu uygulamalarla, çocukların daha sağlıklı ve verimli bir eğitim ortamına erişmesi hedeflendi. Proje, sürdürülebilirlik yaklaşımının toplumsal faydayla nasıl buluştuğuna dair somut bir örnek sunuyor. Cem Akan: “Somut kazanımlar için etkimizi izliyor, planlarımızı devreye alıyoruz.” Sürdürülebilirliği kurumsal kültürünün ayrılmaz bir parçası olarak ele alırken, gelecek dönemlerde de enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, düşük karbonlu teknolojiler ve toplumsal fayda odağındaki çalışmalarını güçlendirerek sürdürmeyi hedeflediklerini paylaşan Alarko Carrier CEO’su Cem Akan şunları ifade etti: TSRS’ye tam uyumlu sürdürülebilirlik ve GRI uyumlu sürdürülebilirlik raporlarımız sürdürülebilirlik performansını ölçülebilir göstergelerle ortaya koyuyor. 2024’ü baz yıl belirledik; 2050 Net Sıfır hedefi yönünde enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve düşük karbonlu ürün yatırımlarını hızlandırdık. Eskişehir’deki çatı GES üretimi ve Gebze’deki otomasyon tasarrufu gibi somut kazanımlarımızı artırma hedefimizi koruyoruz. Tedarik zincirindeki etkilerimizi şeffaf biçimde izliyor ve hedeflerimiz yönünde planlarımızı devreye alıyoruz. Her raporlama döneminde hedefleri yükseltip sektöre güvenilir bir referans sunma kararlılığındayız.”

11. Bilim ve Fikir Festivali Başvuruları Başladı Haber

11. Bilim ve Fikir Festivali Başvuruları Başladı

Üsküdar Üniversitesi’nin “Başımıza İcat Çıkar” temalı ve İstanbul, Bursa, Sakarya, Kocaeli ve Yalova İl Milli Eğitim Müdürlükleri iş birliğiyle lise öğrencilerine yönelik bu yıl 11’incisini düzenleyeceği Bilim ve Fikir Festivali’ne (BFF) başvurular başladı. Stratejik bir eğitim hamlesi… Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Bilim ve Fikir Festivali Koordinatörü Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, Bilim ve Fikir Festivali’nin (BFF) yalnızca bir yarışma değil, gençlerin erken yaşta bilimsel düşünme, proje üretme ve girişimcilik kültürüyle tanışmasını amaçlayan stratejik bir eğitim hamlesi olduğunu vurguladı. Proje odaklı eğitim anlayışı lise düzeyine taşınıyor… Festivalin ortaya çıkış gerekçesini dile getiren Prof. Dr. Ergüzel, “Festivalin doğuş amacı; lise öğrencilerini yalnızca bilgiye ulaşan bireyler olarak değil, çevresindeki sorunları fark eden, sorgulayan, çözüm üreten ve fikirlerini projeye dönüştürebilen gençler olarak yetiştirmektir. Bu yaklaşım, Üsküdar Üniversitesi’nin proje odaklı eğitim anlayışının lise düzeyine taşınmış bir yansımasıdır. Bilim ve Fikir Festivali, öğrencilerin bilimsel meraklarını somut çıktılara dönüştürebilecekleri bir erken AR-GE deneyimi sunar. Öğrenciler bu süreçte problem tanımlamayı, uygun yöntem geliştirmeyi, elde ettikleri bulguları akademik bir dille ifade etmeyi ve jüri karşısında sunmayı öğrenir. Poster ve sözlü sunum aşamalarıyla desteklenen bu yapı, üniversitelerde yürütülen araştırma ve proje süreçlerinin lise seviyesindeki ilk uygulama alanı niteliğindedir. Böylece öğrenciler, üniversiteye geldiklerinde karşılaşacakları akademik ve araştırma kültürüne önceden hazırlanmış olur.” dedi. Üretilen fikirlerin yalnızca teoride kalmaması temel hedeflerden biri Festivalin temel hedeflerinden birinin de üretilen fikirlerin yalnızca teoride kalmaması, yenilikçi, sürdürülebilir ve toplumsal fayda üreten projelere dönüşmesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ergüzel, “Projelerin yaygın etki ve sürdürülebilirlik kriterleriyle değerlendirilmesi, Üsküdar Üniversitesi’nin girişimcilik ve yenilikçilik odaklı yaklaşımının doğal bir sonucudur. Bu yönüyle Bilim ve Fikir Festivali, geleceğin araştırmacılarını, girişimcilerini ve bilim insanlarını erken yaşta destekleyen; proje kültürünü kalıcı hale getirmeyi amaçlayan stratejik bir eğitim platformu olarak kurgulanmıştır.” diye konuştu. Ezbere dayalı eğitim yerine pratik beceri ve yenilikçi düşünce hedefleniyor… Ezbere dayalı eğitimin yerini pratik becerilerin ve yenilikçi düşüncenin aldığı günümüz dünyasında Bilim ve Fikir Festivali gibi girişimlerin, yeni nesil liderler ve mucitler için kritik bir fırlatma rampası haline geldiğine vurgu yapan Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti: “Bu festival, lise öğrencilerine teorik bilgiyi pratiğe dökebilecekleri, yaratıcılıklarını sergileyebilecekleri ve geleceğin yetkinliklerini bugünden kazanabilecekleri eşsiz bir gelişim alanı sunuyor. Bu platform, öğrencileri pasif bilgi alıcıları olmaktan çıkarıp aktif fikir üreticileri ve proje geliştiricileri olmaya davet ediyor. Festivalin arkasındaki temel motivasyon, zihinsel sorgulama yapabilen, özgün düşünebilen, yeni fikirler üretebilen ve bu fikirleri somut projelere dönüştürme becerisine sahip gençler yetiştirmektir. Amaç, sadece bireysel başarıyı değil, aynı zamanda birlikte düşünme, paylaşma ve ortak bir hedef etrafında birleşme gibi kritik sosyal becerileri de geliştirmektir. Bu vizyon, gençlerin hem akademik hem de sosyal anlamda donanımlı bireyler olarak yetişmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir.” Festivale katılmak ne kazandırıyor? Üsküdar Üniversitesi Bilim ve Fikir Festivali’nin, genç mucitler için yalnızca bir yarışma ortamı değil; bilimsel düşünme, AR-GE ve proje üretme becerilerinin erken yaşta kazanıldığı bütüncül bir gelişim alanı sunduğunu da dile getiren Prof. Dr. Ergüzel, “Festivale katılan öğrenciler, kendi fikirlerinden yola çıkarak bir problemi tanımlamayı, bu probleme bilimsel ve yenilikçi çözümler üretmeyi ve fikirlerini somut projelere dönüştürmeyi deneyimler. Bu süreç, öğrencilerin analitik düşünme, araştırma yapma ve çözüm odaklı yaklaşım becerilerini güçlendirirken, onları üniversite düzeyindeki proje ve AR-GE çalışmalarına hazırlar. Festival, bir yarışmadan çok daha fazlasını ifade etmektedir; bu platform, öğrencilerin kişisel ve akademik gelişimleri için özenle tasarlanmış bir deneyim alanıdır. Festivale katılım, sadece bir ödül kazanma hedefinin ötesinde, bir öğrencinin gelecekteki kariyerini şekillendirecek değerli beceriler edinmesi anlamına gelmektedir.” diye konuştu. Genç mucitler için çok boyutlu kazanç hedefleniyor… Üsküdar Üniversitesi Bilim ve Fikir Festivali’nin, katılımcılarına yalnızca bir yarışma deneyimi değil; akademik, kişisel ve kariyer gelişimini destekleyen çok boyutlu kazanımlar sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, “Festival, öğrencilerin bir fikrin ortaya çıkışından projeye dönüştürülmesine ve akademik ortamda sunulmasına kadar geçen tüm aşamaları birebir deneyimlemesini sağlar. Katılımcılar, projelerinin özgün değer, yöntem, yaygın etki ve sürdürülebilirlik gibi profesyonel ölçütlere göre değerlendirileceğini bilerek çalışır. Bu yaklaşım, öğrencilerin araştırma yapma, analitik düşünme, problem tanımlama ve çözüm üretme becerilerini güçlendirirken; kaynak yönetimi, planlama ve etkili sunum gibi üniversite ve meslek hayatında kritik öneme sahip yetkinlikleri de doğal olarak kazanmalarına katkı sağlar.” şeklinde konuştu. İlk üç projeye "Patentlenme ve Burs Desteği" veriliyor Festivalin, gençlerin ortaya koyduğu emeği ve yenilikçi fikirleri yalnızca akademik olarak değil, somut ödüllerle de desteklediğini söyleyen Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti: “Tüm kategorilerde ilk beşe giren projelere ve danışman öğretmenlerine para ödülü verilirken, dereceye giren öğrenciler önemli kariyer fırsatları elde etmektedir. İlk üç sırada yer alan öğrenciler, Üsküdar Üniversitesi’nin belirli programlarını ilk beş tercihlerine yazıp bu tercihlerden birine yerleşmeleri halinde %75 eğitim bursu kazanma hakkı elde etmektedir. Bu burs, öğrencilerin yükseköğretim yolculuğuna güçlü bir başlangıç yapmalarını sağlayan önemli bir destek niteliği taşımaktadır. Bunun yanı sıra, ilk üç dereceye giren projelere sunulan patentlenme ve kariyer desteği, öğrencilerin fikirlerini koruma altına alarak patent süreçlerinde rehberlik edilmesini ve projelerin somut bir ürüne dönüşmesini mümkün kılmaktadır. 6’ncı ile 10’uncu sırada yer alan projelere ise “İyi Fikir”, “Özgün Yöntem” ve “Sürdürülebilir Proje” başlıklarında mansiyon ödülleri verilmektedir. Kimler, nasıl ve nereye başvurmalı? Başvuru sürecinin, tüm lise öğrencileri için erişilebilir olacak şekilde tasarlandığını kaydeden Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti: “Festivale Türkiye genelindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı tüm resmi ve özel okullarda öğrenim gören hazırlık, 9, 10, 11 ve 12. sınıf öğrencileri ile Bilim ve Sanat Eğitim Merkezi (BİLSEM) ve Araştırma Geliştirme Eğitim ve Uygulama Merkezi (ARGEM) öğrencileri katılabilir. Projeler, üç ana kategoride kabul ediliyor. Bunlar; Fen ve Teknoloji, Sosyal Bilimler ve Sağlık Bilimleri. Başvurular öğrencilerin bireysel katılımına açık değildir; tüm başvurular danışman öğretmenler aracılığıyla yapılıyor. Proje başvuru formu da dahil olmak üzere tüm işlemler, resmi web sitesi olan www.bilimvefikirfestivali.com adresi üzerinden online olarak gerçekleştiriliyor. Bir projede en fazla 4 öğrenci yer alabiliyor ve her öğrencinin sadece tek bir proje ile yarışmaya katılma hakkı var.” TÜBİTAK, Teknofest gibi başka hakemli ve bilimsel jürili yarışmalarda daha önce ödül almış projelerin bu festivale başvuramayacağını da ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, “Öğrenciler, projelerini sadece herhangi bir jüriye değil, Üsküdar Üniversitesi'nin akademisyenleri ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından görevlendirilen uzman öğretmenlerden oluşan bir bilim kuruluna sunma fırsatı buluyor. Bu deneyim, akademik bir ortamda fikir savunmanın, yapıcı eleştiriler almanın ve profesyonel iletişim kurmanın birebir provası niteliğindedir.” dedi. Her büyük buluş, küçük bir merakla başlar… Prof. Dr. Ergüzel, gençlere şu çağrıda bulundu: “Her büyük buluş, küçük bir merakla başlar. ‘Acaba olur mu?’ dediğiniz o fikir, belki de geleceğinizi şekillendirecek bir projeye dönüşebilir. Bilim ve Fikir Festivali, bu ilk adımı atmanız için bir davettir. Kendinize ve fikrinize güvenin.” Festival kapsamında dereceye giren projelere para ödülleri, danışman öğretmenlere teşvikler, ilk üçe giren öğrencilere ise %75 eğitim bursu ve patentlenme desteği sunuluyor. Ayrıca mansiyon ödülleri, katılım belgeleri ve Üsküdar Üniversitesi Kütüphane Kartı gibi teşvikler de öğrencileri bekliyor. Toplam 600 bin TL ödül… Üsküdar Üniversitesi 11. Bilim ve Fikir Festivali kapsamında projelerin son başvuru tarihi 13 Mart 2026 olarak belirlenirken, ödül töreni 15 Mayıs 2026 tarihinde g

"Hayatına Dokunduğun İnsanların Gelişimine Tanık Olmak En Büyük Motivasyonum" Haber

"Hayatına Dokunduğun İnsanların Gelişimine Tanık Olmak En Büyük Motivasyonum"

Yılmaz, 25 yılı aşkın İK serüvenini, değişen başarı tanımını ve dijital dönüşümün İK'daki yerini samimiyetle paylaştı. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Merhabalar, ben Nevzat YILMAZ, 25 yılı aşkın bir süredir İnsan Kaynakları profesyoneli olarak çalışmaktayım. Kurumsal iş hayatında farklı pozisyonlarda insan kaynakları alanında edindiğim tecrübelerle, şu an Hastavuk A.Ş. İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürü olarak görev yapıyorum. Evli ve bir kız çocuk babasıyım. İnsan Kaynakları alanının dışında Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir ünvanına sahibim. Bir dönem Adalet Bakanlığı’na bağlı olarak İnsan Kaynakları Bilirkişisi olarak da görev yaptım. İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürlüğü dışında; İKAYDER (İnsan Kaynakları Yöneticileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini yürütmekteyim. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Serbest Muhasebeci Mali Müşavir hedefiyle yola çıktığım kariyer hayatımın ilk yıllarında; o yıllarda şirketlerin çoğunda İnsan Kaynakları yapılanması bulunmadığından, muhasebe departmanı içinde kendine yer edinmiş Personel Özlük İşleri ve Bordrolama Operasyonları ile tanıştım. Açıkçası, neredeyse insana dair herşeyi barındırdığından muhasebeden daha fazla ilgimi çekti ve bu alana yöneldim. 2000 yılların başlarından itibaren personel departmanı, insan kaynakları fonksiyonlarının gelişmesiyle birlikte, İnsan Kaynakları Bölümü yapılanması haline geldi. Sadece kariyerimin değil, tüm şirketlerin de en önemli dönüm noktası bence buydu. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Mesleğe ilk başladığım gençlik yıllarımda başarı, ünvan ve para kazanmaktı. Sonra başarının anlamı benim için çok değişti. Üretken olmak, katma değer yaratmak ve insana dair her konuda materyalist düşünceden uzaklaşarak, sadece birlikte çalıştığınız değil, çevrenizdeki insanların da gelişimine katkıda bulunmak ve bunların olumlu etkilerini somut olarak gözlemlemek, benim tek motivasyon kaynağım haline geldi. Hayatına dokunduğunuz insanların başarılarını görmek gerçekten çok motive edici. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? Çalışma hayatı için bahsedecek olursak, odağımız insan ve insana dair herşey olduğundan, süreç dışında yönetemediğiniz durumlarla karşılaşabiliyorsunuz maalesef. Hızlı çözüm üretmek, ani kararlar almak güçlü bir öngörü gerektirmekte her daim hazır olmanız gerekmekte. Yaşanılan olaylardan aldığım referanslarla stratejiler belirlemek ve prensiplerinizde tutarlı olmak başarıyı da beraberinde getirmekte. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Öncelikle insanın gerçekten kendini tanıması gerekiyor. Bu mesleği yapmak, başarılarla dolu bir iş hayatı geçirmek istiyorsanız, öncelikle yaptığınız işi sevmeniz ve ötesinde sabırlı ve tutkulu olmanız gerekiyor. Sonrasında empati yetkinliğinizin gelişmesi, güçlü iletişim becerileri ile insanların güvenini kazandığınızda başarı basamaklarını emin adımlarla çıkacaklarından kuşkum yoktur. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Tek kelime ile GÜVEN. Gerek iş hayatında gerekse karakteristik olarak ekibime güven vermek ve güven duymak isterim. Çünkü ekip çalışmalarımızda hedefimizi net olarak belirler ve bu doğrultuda tüm arkadaşlarımın insiyatif almasını sağlar ve desteklerim. Böylelikle ekibimdeki her bireyin mesleki ve ahlaki olarak gelişimlerine katkıda bulunduğumu düşünürüm. Kısacası ekibimdeki herkesi derinden önemserim. Anlık yapıcı geri bildirimler ile yaptıkları çalışmaların ne kadar değerli olduğunu açık bir şekilde ifade ederim. Tabi ki başarının ardından ödül, kaçınılmaz olur bizim ekipte. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? Dünya markası olma vizyonu ve bunun için sürekli gelişmek ve geliştirmek misyonu ile donatılmış şirketimizde, İnsan Kaynakları departmanı olarak öncelikle şirketimizin yapacağı yeni yatırımlarla daha fazla istihdam olanağı, mevcut çalışanlarımızın mesleki ve kişisel gelişimlerine daha fazla katkıda bulunmak hiç sönmeyen arzumuzdur. 2026 yılı içerisinde özellikle İK alanında dijital dönüşümün her odağında yer almak istiyor ve buna göre süreçlerimizi şekillendiriyoruz. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz? Günümüzde sektör ayırmaksızın her şirketin karşılaştığı gibi ekonomik belirsizlikler ve hiç bitmeyen bir rekabet ile bizde karşılaşmaktayız, fakat bizi ayıran özellik, yönetim ekibimizin güçlü öngörü ve rekabet ortamında dahi çalışanlarımızın potansiyellerini pik seviyeye çıkarmanın ne denli önemli olduğunun bilincinde olmasıdır. Bu farkındalık sayesinde kalite ve verimlilik ile ilgili rekabeti en aza indirgeyebiliyorsunuz. Bir de doğru pozisyonlanma ile yerel ve uluslararası pazarda farkınız kendiliğinden ortaya çıkıyor. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Sürdürülebilirlik konusu oldukça derin, üretici – tüketici demeden tüm dünyanın, tüm insanlığın seferber olması gereken bir konu olarak görüyorum. Lokal olarak yakın geçmişte şehrimizde yaşadığımız planlı su kesintileri buna en somut örnek. Global anlamda bu tarz bir durumun yaşandığını düşünmek bile istemem. O sebeple sadece hammadde, enerji, işgücü gibi üretim veya hizmet şirketlerini kapsamaktan çok öte bir konu. Tüm yaşamsal kaynakların sürdürülebilirliği ile ilgili ülkelerin, siyasi yöneticilerin, halkların, kaynaklarını etkin kullanmaları ile ilgili politikalar geliştirmesi, stratejilerin belirlenmesi farkındalığın tabana kadar yayılması gerekli. Hastavuk A.Ş. olarak da “Sıfır Atık” – “Biyoenerji” gibi alanlarda oldukça ileri projeler üretiyoruz. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Dijitalleşme ve yapay zekâ, işimize yardımcı “bot”lar. Doğru kullanıldığında harika işler çıkarabiliyorlar. En önemlisi zamanınız size kalıyor ve gelişim yolculuğunda operasyondan uzaklaşarak stratejiler oluşturmanıza yardımcı oluyorlar. İnsan Kaynaklarının her alanında dijital ürünlerin hepsini yakından tanımaya çalışıyoruz. En iyi uygulamaları inceleme imkânı bulmaya çalışıyoruz. Böylelikle çalıştığım şirketimde ve sektörel bazda en iyi iş modelini tasarlamaya çalışıyoruz. Süreçlerimizin çoğunu dijital ortama taşıdık, kurumsal kaynak kullanımının verimli hale gelmesi için şirketimizde ERP sistemi hayata geçirildi. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Bizim jenerasyonumuz için bilgiye ulaşmak, bizden önceki dönemde tecrübe kazanmış kişilere ulaşmak anlamına geliyordu. Şimdi ise durum değişti. Artık bilgi her yerde, elimizdeki cihazlara kadar geldi. İnsan Kaynakları alanında çalışmak isteyen gençler öncelikle bilgi sahibi olacaklar, her alanda kendilerini geliştirecekler, sosyalleşecekler, iletişim becerilerini geliştirecekler. Mübalağa etmek istemem fakat oldukça rekabetçi bir ortamdalar ve onları ön plana çıkaran temel yetkinliklerini en iyi şekilde sergilemeleri gerekiyor. Yabancı dil ve teknoloji becerileri ise artık kaçınılmaz.

Allianz Türkiye, 2025’te 10 Bini Aşkın Çocuğun Hayatında Fark Yarattı Haber

Allianz Türkiye, 2025’te 10 Bini Aşkın Çocuğun Hayatında Fark Yarattı

Bir Kız Gelecek, Bilinçli Adımlar Güvenli Yarınlar ve Dağ Gibi Arkandayız programlarıyla eğitim ve spor yoluyla gelecek nesilleri cesaretlenmeye odaklanan Allianz, çalışanlarını ve paydaşlarını da kalıcı değerler yaratmaya teşvik ederek ekosisteminin sürdürülebilirlik yolculuğuna rehberlik ediyor. Türkiye’de sigorta sektörünün öncü şirketlerinden Allianz Türkiye, insanı odağa alan ve gelecek nesilleri cesaretlendiren toplumsal yatırımlara ağırlık vermeye devam ediyor. Allianz Türkiye, sürdürülebilir kalkınma için toplumsal refahı artıran projelerine çalışanları ve acentelerinin yanı sıra sektör profesyonellerini, sivil toplum kuruluşlarını ve paydaşlarını dahil ederek geniş bir ekosistemi anlamlı iş birlikleri kurmaya ve ortak değer yaratmaya teşvik ediyor. Kız çocuklarına yaşam boyu destek Kız çocuklarının temel ihtiyaçlara ve eğitime erişimini desteklemek amacıyla Koruncuk Vakfı ile yürüttüğü “Bir Kız Gelecek” kurumsal sosyal sorumluluk projesi kapsamında bu yıl yeni bir adım daha atan Allianz Türkiye, Allianz Grubu’nun da desteğiyle Koruncuk Vakfı’nın İstanbul Arnavutköy Bolluca’daki kampüsünde yeni yurt binasının temelini attı. Projeye toplamda 2 milyon euroyu aşan yatırım yapan Allianz, 2 bin 230 metrekarelik alanda inşa edilen ve 2026’da tamamlanması beklenen yeni yurt binası ile Koruncuk Vakfı’nın mevcut kapasitesini artırarak daha fazla kız çocuğuna güvenli bir yaşam alanı sağlayacak. Bir Kız Gelecek programı kapsamında Koruncuk Vakfı’ndaki kız çocuklarına barınmanın yanı sıra temel ihtiyaçlar, üniversite bursu, mentör desteği, mesleki eğitim, staj ve istihdam gibi başka faydalar da sunuluyor. 2025 yılında Koruncuk Vakfı bünyesine alınan, deprem bölgesinden 25 kız çocuğunun temel ihtiyaç ve eğitim başta olmak üzere tüm ihtiyaçlarına destek olundu. Koruncuk Vakfı’nda çıkan ve üniversite öğrenimine devam eden 43 gence burs verildi. Allianz çalışanlarından oluşan gönüllü mentörler sayesinde 17 kız çocuğuna 15 Allianz çalışanı gönüllü olarak mentörlük desteği sağladı. Ayrıca kız çocuklarına lise sonrası mesleki eğitimler, staj kontenjanları ve istihdam olanakları da sunuldu. Bir Kız Gelecek programı kapsamındaki bu çalışmalar, 2026 yılında da artarak devam edecek. Çocuklar kutu oyunu ile afetlere hazırlanıyor Allianz Türkiye’nin deprem ve yangın konularında toplumsal risk farkındalığını artırma hedefiyle kurduğu Allianz Teknik Deprem ve Yangın Test ve Eğitim Merkezi, toplumun her kesiminin afetlere karşı daha bilinçli olması için çalışmalarına devam ediyor. Bu misyonla Allianz Teknik danışmanlığı ve Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) iş birliğiyle 2024 yılında hayata geçirilen Bilinçli Adımlar Güvenli Yarınlar programı da 7-14 yaş grubu çocukları farkındalık eğitimleri ile afetlere hazırlıyor. Bu yıl programın üçüncü etabına özel olarak tasarlanan kutu oyununu da çocuklar ve ebeveynlerle paylaşan Allianz, 2025 yılı boyunca 10 binden fazla çocuğu deprem öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılması gerekenlere dair bilgilendirdi. Palandökenli kız çocuklarına 10 yıl boyunca destek Daha kapsayıcı, dayanıklı ve güçlü bir gelecek inşa etmek hedefiyle kız çocuklarının güçlendirilmesine verdiği desteği genişleten Allianz Türkiye, bu yıl ‘Dağ Gibi Arkanızdayız’ projesini de hayata geçirdi. 2026 yılında yapılacak olan Milano Cortina Kış Oyunları vesilesiyle, ülkemizde kış sporlarına olan ilgiyi artırmak, bu alanda yeni sporcuların yetişmesine imkân sağlamak ve eşit şartlara sahip olamayan kız çocuklarının potansiyellerini desteklemek amacıyla hayata geçirilen proje ile Erzurum Palandöken’de daha önce hiç kayak sporuyla tanışmamış 3 kız çocuğuna ilk kayak antrenörlüğü sınavına girene dek yaklaşık 10 sene boyunca eğitim ve malzeme desteği sağlayacak. Allianz Türkiye aynı zamanda Milano’da ülkemizi temsil etmesi beklenen ancak geçirdiği kaza sonucu sakatlanan Balkan Şampiyonu Milli kayakçı Ceren Reyhan Yıldırım’ın da 2030 Kış Olimpiyatları’na dek ana sponsoru oldu. Ortak akıl yaratma vizyonuyla dönüşüme rehberlik ediyor Sigorta sektörünün sürdürülebilir dönüşümüne de öncülük eden Allianz, küresel ve yerel beklentilere yanıt veren, uzun vadeli değer yaratacak bir yol haritası oluşturmak için düzenli olarak paydaşlarıyla bir araya geliyor. Yapılan paydaş diyaloglarının sonuçlarından yola çıkarak yeni sürdürülebilirlik stratejisini hazırlayan Allianz Türkiye, etki alanları farklı olan kanaat önderleriyle birlikte geleceğe değer katacak sürdürülebilir adımlar atmaya devam ediyor. Allianz gönüllüleri fayda için çalışıyor Allianz’ın toplumsal fayda sağlayan tüm sosyal sorumluluk programlarında çalışanları, kapasite geliştirmek üzere bizzat yer alıyor. Allianz, “Harekete Geç” başlığı altında gönüllülerini finansal, iklim ve dijital okuryazarlık eğitimleri vermeye davet ediyor; sağlıklı yaşam ve toplumsal fayda için çalışanlarını aktif gönüllülüğe teşvik ediyor.

Sağlık Bakanlığı’ndan ebebek’e Ziyaret Haber

Sağlık Bakanlığı’ndan ebebek’e Ziyaret

Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Hakan Usta, ebebek’in emzirme, oyun ve uyku alanlarında hayata geçirdiği uzmanlık temelli projeleri yerinde incelemek üzere Ankara Pursaklar mağazasını ziyaret etti. Bu buluşma, ebebek’in bebek dostu mağaza olma yolculuğu doğrultusunda Sağlık Bakanlığı ile yürütülen görüşmeler kapsamında gerçekleşti. Mağaza turu kapsamında ebebek’in bebeveynlere sunduğu hizmet modelini, uzman desteğine dayalı uygulamaları yakından tanıma fırsatı buldu. Ziyaret boyunca ebebek’in bebeklerin sağlıklı gelişimini desteklemeye yönelik uzmanlık temelli çalışmaları kapsamlı şekilde aktarıldı; ailelerin doğru bilgiye ve uzman desteğine erişimini kolaylaştıran proje modelleri paylaşıldı. Ziyarete ebebek’ten Grup CEO’su Halil Erdoğmuş, Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül, ebebek’ ten Bebek Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Hande Yuvakuran ve Klinik Psikolog Gökçe Günaydın eşlik etti. Uzmanlık Temelli Projelerle Bebeveynlerin Her Zaman Yanında ebebek, uzun süredir sürdürdüğü Emzirme Destek, Uyku Destek ve Oyun Elçileri Projeleri kapsamında, bebeveynlere ücretsiz ve birebir danışmanlık hizmetleri sunuyor. Belirli mağazalarda, çağrı merkezinde ve dijital platformlarda uzman ekipler aracılığıyla yürütülen bu çalışmalarla binlerce bebeveyne temas ediliyor. Toplumsal Fayda Odaklı Yaklaşım ebebek, bebeklerin sağlıklı gelişiminin yalnızca ürünle değil; doğru bilgi, bilimsel yaklaşım ve uzman desteğiyle mümkün olduğuna inanıyor. Bu anlayışla hayata geçirilen projeler, bebeveynlerin kendilerini daha bilinçli ve güvende hissetmelerine katkı sağlamayı hedefliyor. ebebek Mağazacılık A.Ş. Grup CEO’su Halil Erdoğmuş, ziyaret ile ilgili “Bebeklerin gelişimine dair yürüttüğümüz çalışmaları yüz yüze aktarma fırsatı bulduğumuz bu buluşma ve sahadaki deneyim paylaşımı, bizim için son derece kıymetliydi. ebebek olarak ailelerin ihtiyaç duyduğu alanlarda ürün sunmanın ötesine geçiyor; bilgiye erişimi, rehberliği ve güveni esas alan yaklaşımımızla tüm çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Bu bakış açısıyla, toplumsal faydayı merkeze alan projelerimizi de aynı sorumluluk bilinciyle sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.

Sorunlara Gençlerden Yapay Zeka Destekli Çözümler Haber

Sorunlara Gençlerden Yapay Zeka Destekli Çözümler

Nilüfer Belediyesi, kentin dijital dönüşüm süreçlerine gençleri dahil etmek amacıyla başlattığı “Yazılım Kampları” projesinin startını verdi. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Yapay Zeka Topluluğu iş birliğiyle düzenlenen “Nilüfer Yapay Zeka Hackathonu”, Nilüfer Pancar Deposu’nda başladı. Yaklaşık 40 yazılımcı gencin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte ekipler, belediyecilik hizmetlerinde verimliliği artıracak projeler geliştirmek için yarışıyor. Etkinliğin açılışına Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Yalçın Işıkyıldız ve çok sayıda öğrenci katıldı. “GENÇLERİ KARAR ORTAĞI OLARAK GÖRÜYORUZ” Açılışta konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, kendisinin de bilişim sektöründen gelen biri olduğunu hatırlatarak, dijitalleşme vizyonuna verdikleri önemi vurguladı. Seçim döneminde vaat ettikleri “yazılım kampları” projesini hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Başkan Şadi Özdemir, kent yönetiminde gençlerin fikrine ihtiyaç duyduklarını belirterek, şunları söyledi: “Bir kentin geleceği; fikri olan gençlerle, üreten zihinlerle ve çözüm arayan ekiplerle kurulur. Biz Nilüfer Belediyesi olarak ihtiyaçlarımızı sadece masa başında tanımlamak yerine, bu kentin gençleriyle birlikte düşünmek istedik. Temizlikten ulaşıma kadar her alanda yapay zekanın üreteceği çözümleri sizlerle konuşmak istiyoruz. Çünkü biz gençleri birer karar ortağı olarak görüyoruz. Buradan çıkacak her fikir, her satır kod bizim için çok kıymetli bir rehber olacak.” AKILLI ŞEHİRCİLİK İÇİN İKİ KRİTİK GÖREV BUÜ Yapay Zeka Topluluğu Başkanı Esra Tungır ise yapay zekayı toplumsal fayda odağında ele aldıklarını belirterek, gençlere ve teknolojiye verdiği destekten dolayı Nilüfer Belediyesi’ne teşekkür etti. Konuşmaların ardından Başkan Şadi Özdemir’in startı vermesiyle kodlama maratonu başladı. Genç mühendis ve yazılımcı adaylarından oluşan ekipler, etkinlik boyunca iki ana kategoride proje geliştirecek. Ekiplerden; Nilüfer Belediyesi’nin çöp toplama araçlarının rotalarını optimize ederek yakıt tasarrufu sağlayacak algoritmalar ve belediyeye ait kütüphane, spor salonu, etüt merkezi gibi mekanların anlık doluluk oranlarını takip edecek sistemler tasarlamaları bekleniyor. Pancar Deposu’nda gerçekleşen ve ekiplerin gece boyunca aralıksız çalışacağı hackathon, 28 Aralık Pazar günü sona erecek. Hazırlanan projeler; uygulanabilirlik, teknik yetkinlik ve yaratıcılık kriterlerine göre jüri tarafından değerlendirilecek ve dereceye giren takımlar ödüllendirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Watsons Türkiye, Yeni Mağazasını İskenderun’da Açtı Haber

Watsons Türkiye, Yeni Mağazasını İskenderun’da Açtı

Watsons Türkiye, büyüme yolculuğu kapsamında Hatay’ın İskenderun ilçesinde, Kanatlı Caddesi’nde yer alan yeni mağazasını 23 Aralık Salı günü düzenlenen özel açılışla hizmete açtı. Deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde bölgeye yapılan yatırımların önemine dikkat çeken bu açılış, Watsons Türkiye’nin yerel kalkınmaya ve istihdama verdiği önemin güçlü bir göstergesi oldu. 2025’te Türkiye’deki güzellik ve mutluluk dolu 20 yılını kutlayan Watsons, bu mağaza açılışında da müşterilerini mutlu etmeyi ihmal etmedi. Açılış günü boyunca Watsons Türkiye’nin sevilen maskotları mağaza önünde İskenderunlularla buluştu. Alışveriş yapan tüm müşterilere sürpriz hediyeler ve açılışa özel Watsons Card'a Watsons ürünlerinde alışverişin yarısı kadar puan hediye verildi. Mağaza önünde kahve ve kömbe ikramı yapılarak hem ziyaretçilerin keyifli zaman geçirmesi sağlandı hem de yerel üreticilere destek olundu. Çocuklara ise balonlar dağıtıldı. Bölgesel kalkınmaya ve istihdama katkı AS Watson Group’un global gücünü arkasına alan Watsons Türkiye, İskenderun’daki yeni mağazasıyla bölgedeki istihdama doğrudan katkı sağlıyor. Watsons Türkiye depremden sonra bölgedeki 8. mağazasını açarken, Hatay’da da 5 mağazaya ulaşarak hem bölgenin kalkınmasına destek sağlıyor hem de ülke genelindeki büyüme ivmesini hızla sürdürüyor. Yalnızca son iki haftada 7 yeni mağaza açan Watsons Türkiye, 2025 yılında 50’nin üzerinde mağazanın açılışını tamamlıyor. Marka önümüzdeki üç yıl içinde ise 200’den fazla yeni mağaza açmayı hedefliyor. Watsons Türkiye Genel Müdürü Mete Yurddaş, İskenderun’daki yeni mağaza açılışına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “2025, Watsons Türkiye için istikrarlı ve güçlü bir büyüme yılı oldu. Operasyonel gücümüzü artırdığımız, sürdürülebilirliği büyüme stratejimizin ayrılmaz bir parçası haline getirdiğimiz ve dengeli bir performans sergilediğimiz bir yılı geride bırakıyoruz. Bu kapsamda 50’nin üzerinde yeni mağaza açarak mağaza sayımızı 470’in üzerine çıkardık. İskenderun Kanatlı Caddesi’ndeki bu yeni mağazamız da, deprem sonrası bölgenin yeniden kalkınmasına katkı sağlama sorumluluğumuzun somut bir yansıması.” Yurddaş sözlerine şöyle devam etti: “AS Watson Group’un global gücünden aldığımız destekle Türkiye’deki yatırımlarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Ankara’da faaliyete geçen yeni dağıtım merkezimiz ve O+O hizmetlerimiz sayesinde mağaza ve e-ticaret operasyonlarımızda hız, verimlilik ve erişilebilirliği önemli ölçüde artırıyoruz. Önümüzdeki dönemde 60’ın üzerinde yeni mağaza açmayı, üç yıl içinde ise 200’den fazla yeni mağazayla büyümemizi devam ettirmeyi hedefliyoruz. Bu büyümeyi gerçekleştirirken, faaliyet gösterdiğimiz her bölgede istihdam yaratan, yerel üreticiyi ve toplumu destekleyen bir marka olma sorumluluğumuzu koruyacağız.” Kadın emeği ve sürdürülebilirlik odağında anlamlı bir buluşma Watsons Türkiye, İskenderun ziyareti kapsamında Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) bünyesindeki Payas Kadın Kooperatifi'ni de ziyaret etti. Kooperatifte çalışan kadınlarla bir araya gelinen bu buluşmaya, her mağazada gönüllülük esasıyla görev alan ve bölgedeki sürdürülebilirlik çalışmalarında aktif rol üstlenen sürdürülebilirlik elçileri de eşlik etti. Watsons Türkiye’nin Watsons İyilik Hareketi çatısı altında KEDV ile bugüne kadar hayata geçirdiği projeler ve kadın emeğini destekleyen çalışmaları, bu ziyaretle birlikte sahada daha da anlam kazandı. Şirket, bölgedeki sosyal ve ekonomik iyileşmenin ancak sürdürülebilir ve kapsayıcı adımlarla mümkün olduğuna inanıyor. Yeni mağaza açılışıyla birlikte Watsons Türkiye, İskenderun’da yalnızca bir perakende yatırımı değil; toplumsal fayda, istihdam ve dayanışma odaklı uzun vadeli bir değer yaratmayı hedefliyor.

Anadolu Sigorta’ya İstanbul Marketing Awards’tan Dört Ödül Haber

Anadolu Sigorta’ya İstanbul Marketing Awards’tan Dört Ödül

“Yüzyıllık İmza – Anadolu Sigorta 100. Yıl Gala Gecesi” üç ayrı kategoride ödül kazanırken, “Ormanın Gözleri” projesi sürdürülebilirlik alanındaki etkisiyle ödüllendirildi. Ödüller, 17 Aralık Çarşamba günü Zorlu PSM’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Anadolu Sigorta, pazarlama, iletişim ve yaratıcılık dünyasının en iyilerini ödüllendiren, Türkiye’nin önde gelen organizasyonlarından biri olan İstanbul Marketing Awards’ta dört ödülün sahibi oldu. Şirketin bir asırlık kurumsal mirasını geleceğe taşıyan iletişim yaklaşımı, jüri tarafından farklı kategorilerde ödüle layık görüldü. Anadolu Sigorta’nın 100. yılı kapsamında hayata geçirilen “Yüzyıllık İmza – Anadolu Sigorta 100. Yıl Gala Gecesi”, Kurumsal İletişim & Sürdürülebilirlik başlığıyla ‘Kurum Markası İletişimi’, ‘Kurum ve Marka Etkinlikleri’ ve ‘Yıldönümü İletişimi’ kategorilerinde üç ayrı ödül kazandı. Sahnede ödülleri Anadolu Sigorta adına proje ekibinden Meltem Okatan Çalışkan, Öznur Eren ve Levent Mumcu aldı. Anadolu Sigorta’nın 100 yıllık yolculuğunu anlatan “Yüzyıllık İmza”, yalnızca bir yıl dönümü kutlaması değil; kurumun değerlerini, kültürünü ve gelecek vizyonunu bir araya getiren bütüncül bir iletişim çalışması olarak kurgulandı. Gala gecesi, marka mirasını çağdaş bir anlatımla buluştururken; çalışanlar, iş ortakları ve paydaşlar için güçlü bir kurumsal bağ alanı oluşturdu. Anadolu Sigorta’nın Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürüttüğü “Ormanın Gözleri” projesi ise Kurumsal İletişim & Sürdürülebilirlik başlığında ‘Sürdürülebilirlik: İklim İçin İnsiyatif’ kategorisinde ödüle layık görüldü. Yapay zekâ destekli yangın gözetleme kuleleriyle orman yangınlarının erken tespitini hedefleyen proje, iklim kriziyle mücadelede teknoloji temelli ve toplumsal fayda odaklı yaklaşımıyla öne çıktı. Anadolu Sigorta Kurumsal İletişim, Sürdürülebilirlik ve Afet Yönetimi Koordinatörü Berna Semiz Ergüntan alınan ödüllere ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bir asrı geride bırakırken, iletişimi yalnızca anlatan değil; anlam yaratan, topluma dokunan ve uzun vadeli değer üreten bir alan olarak ele alıyoruz. Yüzyıllık İmza ile kurumumuzun köklü mirasını ve geleceğe dönük vizyonunu bir araya getirirken, Ormanın Gözleri projemizle sürdürülebilirliği somut ve ölçülebilir bir etki alanına taşıyoruz. İstanbul Marketing Awards’ta aldığımız bu ödüller, Anadolu Sigorta’nın kurumsal iletişim alanında bütüncül, sorumlu ve kalıcı değer yaratma yaklaşımının güçlü bir göstergesi.” İstanbul Marketing Awards’ta kazanılan dört ödül, Anadolu Sigorta’nın marka mirası, sürdürülebilirlik ve toplumsal faydayı merkezine alan iletişim stratejisinin yanı sıra, ikinci yüzyılına ilerlerken benimsediği uzun vadeli ve etkisi yüksek kurumsal duruşunu da bir kez daha ortaya koydu.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.