Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Trafik Güvenliği

Kapsül Haber Ajansı - Trafik Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Trafik Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Egzoz Gazı Emisyon Ölçümünde 2026 Düzenlemeleri Araç Sahipleri İçin Önem Taşıyor Haber

Egzoz Gazı Emisyon Ölçümünde 2026 Düzenlemeleri Araç Sahipleri İçin Önem Taşıyor

Egzoz gazı emisyon ölçümü, trafik güvenliği ve araçların teknik yeterliliği açısından önemli bir unsur olarak öne çıkarken, aynı zamanda çevreyi korumaya yönelik bir uygulama olması bakımından da önem taşıyor. TÜVTÜRK, araçlardan kaynaklanan hava kirliliğinin azaltılmasında egzoz gazı emisyon ölçümünün kritik bir rol oynadığını, bu ölçümün araç muayene sisteminin tamamlayıcı bir parçası olduğunu ve araç muayenesi sırasında aracın geçerli bir egzoz gazı emisyon ölçümüne sahip olup olmadığının zorunlu şekilde kontrol edildiğini hatırlatıyor. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen yol kenarı denetimlerinde, geçerli egzoz gazı emisyon ölçümü bulunmayan sürücülere 17.957 TL, emisyon değerleri yasal sınırların üzerinde çıkan araçlara ise 35.936 TL idari para cezası uygulanabiliyor. Egzoz gazı emisyon ölçümünün bulunmaması, Periyodik Araç Muayenesi kapsamında ağır kusur olarak değerlendiriliyor. Bu durum araçların muayeneden geçememesi ve trafiğe çıkamamasıyla sonuçlanabilir. T.C Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş kurumlarda yapılmalı Yürürlükteki mevzuata göre binek araçlar üç yaşını doldurduktan sonra iki yılda bir, ticari araçlar ise ilk bir yılın sonunda başlamak üzere her yıl egzoz gazı emisyon ölçümü yaptırmakla yükümlü. TÜVTÜRK, egzoz gazı emisyon ölçümlerini ve egzoz sisteminin kontrollerini uzman ve yeterli teknik donanıma sahip personel ile T.C Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş araç muayene istasyonlarında gerçekleştirirken; Türkiye genelindeki 218 sabit istasyonda egzoz gazı emisyon ölçüm hizmetini uluslararası standartlara uygun şekilde sunuyor. Egzoz gazı emisyon ölçümü, araçların çevre mevzuatına uygunluğunu doğrularken motor, yakıt ve egzoz sonrası arıtma sistemlerinin teknik yeterliliğinin değerlendirilmesine katkı sağlıyor. Bu süreç sayesinde bakımsız, yüksek emisyon salınımına neden olan araçlar tespit edilerek trafikte yer almalarının önüne geçiliyor. Hava kalitesinin korunmasına, çevresel etkilerin izlenmesine ve bakımsız, yüksek emisyonlu araçların trafikte yer almasının önlenmesine hizmet eden bu uygulama, periyodik araç muayenesiyle birlikte yürütülerek çevresel sürdürülebilirlik ve trafik güvenliğinin birlikte sağlanmasını amaçlıyor. TÜVTÜRK, 2008 yılından bu yana Türkye’de trafik güvenliğini artırma hedefiyle yürüttüğü araç muayene ve egzoz gazı emisyon ölçüm hizmetleriyle, yalnızca bugünün değil geleceğin de daha güvenli ve daha temiz ulaşım altyapısına katkı sunmayı sürdürüyor.

Oyak Renault, Güvenli Adımlar Projesini Hayata Geçirdi Haber

Oyak Renault, Güvenli Adımlar Projesini Hayata Geçirdi

Proje kapsamında Oyak Renault, Oyak Horse ve Renault Mais (Bursa Şubesi) çalışanlarının ilkokul çağındaki çocukları, ara tatil döneminde Bursa İl Emniyet müdürlüğü Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nda düzenlenen uygulamalı eğitimlerle temel trafik kurallarını güvenli bir ortamda öğrenme fırsatı buldu. Renault Group’un sürücüler, yolcular ve tüm yol kullanıcıları için güvenliği merkeze alan önce insan (Human First) yaklaşımından ilham alan bu proje Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’nün çocuk trafik eğitim parkında gerçekleştirildi. Projenin amacı, çocuklara erken yaşta yol güvenliği farkındalığı kazandırmak ve güvenli bir trafik kültürünün temellerini sağlam bir şekilde oluşturmaktır. Bu doğrultuda çocuklar, Bursa Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nda gerçekleştirilen eğitim çalışmaları sayesinde trafik kurallarını deneyimleyerek öğrenme fırsatı elde etti. Eğitimin ardından çocuklar, Oyak Renault kampüsünde araç ve motor fabrikalarını ziyaret ederek üretim süreçlerini yakından inceleme imkânı buldu. Kampüs içerisinde yer alan Enerji Okulu’nda, sürdürülebilir bir yaşamın temel unsurlarını öğrenerek enerji kaynaklarının nasıl daha verimli kullanılabileceğine dair bilgiler edindiler. Bu ziyaretler, çocuklara modern üretim teknolojilerini ve üretimin her aşamasında güvenliğin nasıl sağlandığını gözlemleme fırsatı sundu. Program, trafik kültürünün geliştirilmesine katkı sağlayan gelişmiş sürüş destek sistemleri (ADAS), yapay zekâ ve dijital hayata giriş eğitimleriyle devam etti. Böylece çocuklar, hem otomobil güvenliği hem de dijital dünyaya dair temel farkındalık kazandı. “Çocukların trafik kurallarını günlük hayatlarının doğal bir parçası haline getirmelerini hedefliyoruz” Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Oyak Renault Yönetim Kurulu Başkanı ve Renault Group Türkiye CEO’su Lionel Jaillet şu ifadelere yer verdi: “Oyak Renault’da yalnızca güvenli araçlar üretmekle kalmıyor, aynı zamanda üretim süreçlerimizi “sıfır kaza” ilkesiyle yürütüyoruz. Bu yaklaşım, hem müşterilerimize hem de çalışanlarımıza güvenli bir ortam sağlamamıza imkân tanıyor. Araç ve üretim güvenliğinin ötesinde, trafik güvenliği bilincinin erken yaşta kazandırılmasının gelecekte daha güvenli bir toplum inşa etmenin temel adımlarından biri olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle hayata geçirdiğimiz Güvenli Adımlar Projesi ile Oyak Renault kampüs çalışanlarımızın çocuklarının yalnızca trafik kurallarını öğrenmelerini değil, bu kuralları günlük yaşamlarının doğal bir parçası hâline getirmelerini amaçlıyoruz. Projeyi, trafik farkındalık eğitimi, üretim süreçleri ve iş güvenliği eğitimi, sürdürülebilir yaşamın temel unsurlarını öğrenecekleri enerji verimliliği eğitimi ve dijital hayatın temellerini öğrenebilecekleri kapsamlı bir model olarak kurguladık. Bu yaklaşımın, uzun vadede daha bilinçli, duyarlı ve sorumluluk sahibi bireylerin yetişmesine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu projeyi hayata geçirmemizde değerli destekleri için Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’ne içten teşekkürlerimizi sunuyoruz”

Türkiye Bisiklet Federasyonu İl Temsilcilikleri ve Kurul Başkanları Ankara’da Buluştu Haber

Türkiye Bisiklet Federasyonu İl Temsilcilikleri ve Kurul Başkanları Ankara’da Buluştu

Türkiye Bisiklet Federasyonu tarafından ilk kez düzenlenen “İl Temsilcilikleri ve Kurul Başkanları Toplantısı”nın açılış konuşmasını gerçekleştiren Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, il temsilciliklerinin federasyon yapısı içindeki önemini vurgulayarak “Federasyon merkezi olarak bizler Ankara'da Gençlik ve Spor Bakanlığı başta olmak üzere spora yön veren tüm kurumlarla temas halindeyiz. Yönetim Kurulu Üyelerimizle birlikte mevzuat, organizasyon süreçleri, ulusal ve uluslararası temsil, kaynak geliştirme ve projelendirme konularında aktif ve çözüm odaklı bir çalışma yürütüyoruz. Ancak biliyoruz ki merkez ne kadar güçlü olursa olsun yerelde karşılığı yoksa başarı sürdürebilir değildir. Bu nedenle il ve ilçe bazında güçlü temsil, sağlıklı iletim ve aktif katılım bizim için vazgeçilmezdir. Dünya Bisiklet Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği ve Balkan Bisiklet Birliği Başkanlığı görevlerinin kapsamında edindiğimiz uluslararası tecrübeyi ülkemizde bisiklet sporunun gelişimi için avantaja dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bu vizyonun sahaya yansıması ise sizlerin katkısıyla mümkündür. Uluslararası standartları yerel dinamiklerle buluşturmak en temel hedeflerimizden birisidir" dedi. “Sahadan gelen görüşleri dikkate alan, ortak akla dayalı bir çalışma anlayışını önemsiyoruz.” T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Fatih Uysal, yapılan çalışmaların bisiklet camiası adına büyük önem taşıdığını belirterek, “Bu buluşma bisiklet camiası adına son derece kıymetlidir. İl temsilcilerimiz, federasyonlarımızın önerileri ve Gençlik ve Spor Bakanlığımızın onayıyla atanmakta ve illerde federasyon adına çalışmaları takip etmektedir. Temsilcilerimizin bisiklet sporuna sahip çıkması, altyapı çalışmalarını yürütmesi ve yerelde süreci sahiplenmesi büyük önem taşımaktadır. Bisiklet sporunun gelişimine yönelik yapılacak her türlü çalışmada; federasyonumuz, il müdürlüklerimiz ve Bakanlık olarak her zaman yanınızdayız. İstişare ve sürekli iletişimin, bu branşın ülke genelinde gelişimine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi. Türkiye Bisiklet Federasyonu bünyesinde 10 yılı aşkın süredir görev yapan il temsilcilerine plaket takdim edildi. Törende, il temsilcilerinin Türk bisikletinin yerelde yaygınlaşması ve gelişmesine sunduğu katkılar vurgulanırken uzun yıllardır emek veren temsilcilere teşekkür edildi. Türk Bisikletinin Gelişim Süreci Tanıtım Filmiyle Gözler Önüne Serildi Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun son yıllarda gerçekleştirdiği yatırımlar, hayata geçirilen projeler ve elde edilen sportif başarıları içeren tanıtım filmi katılımcılarla paylaşıldı. Filmde; altyapıdan elit seviyeye uzanan sporcu gelişim süreci, organizasyon kapasitesinde sağlanan artış, ulusal ve uluslararası organizasyonlardaki etkinlikler ile Türk bisikletinin son yıllarda kaydettiği kurumsal ve sportif ilerleme öne çıkarıldı. Federasyonun planlı çalışmalarla bisiklet sporunun yaygınlaşmasına ve sürdürülebilir başarıya yönelik attığı adımlar vurgulandı. Teknik Yapılanma ve Gelecek Dönem Planlamaları Ele Alındı Toplantının ikinci oturumunda, federasyonun idari ve teknik yapılanmasına ilişkin başlıklar ele alındı. Oturumun açılışında konuşan Türkiye Bisiklet Federasyonu Genel Sekreteri Mehmet Sedat Fırat, federasyonun yönetimsel süreçlerini, teknik kurulların çalışma sistematiğini ve gelecek döneme yönelik planlamaları katılımcılarla paylaştı. İl temsilcilikleri ile teknik kurullar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesine, organizasyon ve hakemlik süreçlerinde standartlaşmaya, iletişim ve dijital altyapının daha etkin kullanımına yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Türkiye Bisiklet Federasyonu Projeler Koordinatörü Doç. Dr. Pınar Arpınar Avşar, “Sporcu Gelişim Programları – Yetenek Taraması Programı” başlıklı sunumunda, federasyonun altyapıdan elit seviyeye uzanan bütüncül performans yaklaşımını paylaştı. Avşar; okul temelli tarama süreçlerinden Sporcu Eğitim Merkezleri (SEM) ve Türkiye Olimpik Hazırlık Merkezleri’ne (TOHM), UCI takımları yapılanmasından uluslararası yarış organizasyonlarına uzanan sistemin; sporcu seçimi, yönlendirme, izleme ve performans değerlendirme süreçlerini veriye dayalı, sürdürülebilir ve uluslararası kriterlerle uyumlu biçimde yapılandırdığını vurguladı. Kadın bisikletinin güçlendirilmesi, disiplin bazlı uzmanlaşma, UCI puanlama sistemiyle entegre yarış takvimleri ve yetenekli sporcuların kulüplere yönlendirilmesi gibi bileşenlerle modelin, Türkiye’nin Avrupa, Dünya Şampiyonaları ve Olimpiyat hedeflerine doğrudan katkı sağladığını belirtti. İl Temsilcilikleri Kurulu Başkanı Yusuf Hitit ve Sportif Değerlendirme Üst Kurulu Başkanı Şevket Şimşek tarafından yapılan sunumlarda, il temsilciliklerinin sahadaki rolü, performans değerlendirme süreçleri ve kurul yapılarının daha etkin hale getirilmesine yönelik değerlendirmelere yer verildi. Yol, Dağ, Pist ve Parabisiklet branşlarında teknik kurul başkanları tarafından gerçekleştirilen konuşmalarda; branş bazlı mevcut durum, sporcu gelişimi, yarışma takvimleri ve teknik ihtiyaçlar ele alındı. Ayrıca GSB Yetenek Seçimi Programı kapsamında bisiklet branşında yürütülen çalışmalar hakkında bilgilendirme ve altyapı çalışmalarının güçlendirilmesine vurgu yapıldı. Oturumda bisikletli ulaşım ve trafik güvenliği konuları da gündeme gelirken yerel yönetimlerle iş birlikleri ve farkındalık çalışmalarının önemi paylaşıldı. İl temsilciliğinde iyi uygulama örneklerini aktaran Merkez Hakem Kurulu ve Organizasyon Kurulu hakemlik süreçleri ile yarış organizasyonlarının standartlarına ilişkin değerlendirmeler yapıldı. Federasyonun iletişim çalışmaları, bilgi işlem altyapısı ve internet portalına ilişkin sunumlarla birlikte BMX ve Eliminatör disiplinlerindeki gelişmeler ve uluslararası uygulamalar da katılımcılarla paylaşıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Direksiyon Başında Tüm Dikkatinizi Yola Verin! Haber

Direksiyon Başında Tüm Dikkatinizi Yola Verin!

Karlı ve buzlu havalarda en güvenli davranışın, kişisel sürüş becerisine güvenmekten çok, riskleri minimize edecek tercihler yapmak olduğunu ifade eden Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, toplu taşımanın mümkün olduğu durumlarda bireysel araç kullanımından kaçınılması gerektiğini, zorunlu hallerde ise sürüşün “acele değil istikrar” prensibiyle yapılması gerektiğini söyledi. “Arkadan çarpma kazalarının temel nedenleri; güvenli takip mesafesine uyulmaması ve sürüş sırasında cep telefonu kullanımıdır.” Özgür Şener, sürücülere direksiyon başında tüm dikkatlerini yola vermeleri çağrısında bulundu. Özgür Şener, kış aylarında güvenli sürüşün yalnızca teknik bilgi değil, bilinçli davranış meselesi olduğuna dikkat çekerek, “Kış şartlarında güvenli sürüş, ‘gidebilir miyim?’ sorusundan önce ‘gitmeli miyim?’ sorusunu sormakla başlar.” dedi. Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi ve Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, olumsuz hava ve yol koşullarında sürücülerin zorunlu olmadıkça araç kullanımından kaçınmasını önerdi. Riskli havalarda direksiyon değil, tercih belirleyici Özgür Şener, karlı ve buzlu havalarda en güvenli davranışın, kişisel sürüş becerisine güvenmekten çok, riskleri minimize edecek tercihler yapmak olduğunu ifade ederek, toplu taşımanın mümkün olduğu durumlarda bireysel araç kullanımından kaçınılması gerektiğini, zorunlu hallerde ise sürüşün “acele değil istikrar” prensibiyle yapılması gerektiğini söyledi. Kaygan zeminlerde hızın mutlaka düşürülmesi, ani direksiyon hareketlerinden, sert fren ve ani hızlanmalardan kaçınılması gerektiğini belirten Şener, sürücülerin kendilerine güvenli bir alan bırakacak takip mesafesini mutlaka artırması gerektiğini ifade etti. Kazaların büyük bölümü dikkatsizlikten Kış koşullarında yaşanan kazaların önemli bir bölümünün teknik yetersizlikten değil, dikkat dağınıklığından kaynaklandığına dikkat çeken Özgür Şener, özellikle cep telefonu kullanımının ölümcül kazalara zemin hazırladığını vurguladı. “Arkadan çarpma kazalarının temel nedenleri; güvenli takip mesafesine uyulmaması ve sürüş sırasında cep telefonu kullanımıdır.” diyen Şener, sürücülere direksiyon başında tüm dikkatlerini yola vermeleri çağrısında bulundu. Kış sürüşü yola çıkmadan başlar Güvenli sürüşün, hareket anında değil, yola çıkmadan önce yapılan kontrollerle başladığını belirten Özgür Şener, kış koşullarına uygun olmayan bir araçla trafiğe çıkmanın, hem sürücüyü hem de diğer yol kullanıcılarını riske attığını kaydetti. Lastiklerin diş derinliğinin en az 4 mm olması gerektiğini hatırlatan Özgür Şener, lastik basınçlarının uygun değerlerde olup olmadığının, far ve aydınlatmaların, sileceklerin, cam rezistanslarının ve havalandırma sistemlerinin çalışır durumda olmasının hayati önem taşıdığını anlattı. Cam suyunda antifriz bulunmamasının, sürüş sırasında görüşü tamamen ortadan kaldırabileceğine işaret eden Şener, özellikle aracın tavanında ve cam üstlerinde biriken karların temizlenmeden yola çıkılmaması gerektiğini vurguladı. Yolda kalma ihtimali de hesaba katılmalı Kış şartlarında yalnızca sürüş anının değil, olası bir yolda kalma durumunun da planlanması gerektiğini ifade eden Şener, araçta yeterli enerji, su ve temel gıdaların bulundurulmasının önemine dikkat çekti. Küçük çocuklu aileler için bu hazırlığın daha da hayati olduğunu söyleyen Özgür Şener, ayrıca kar zincirlerinin lastik ebatlarıyla uyumlu olması, zincirin kullanılabilir durumda bulunması ve gerektiğinde nasıl takılacağının önceden bilinmesi gerektiğini belirtti. Elektrikli araçlar için kış ayrı bir plan gerektiriyor Elektrikli araç kullanıcılarına da özel uyarılarda bulunan Şener, soğuk havaların batarya performansını etkileyebileceğini hatırlattı. Isıtma sistemlerinin düzgün çalıştığından emin olunması gerektiğini söyleyen Şener, “Elektrikli araç sürücüleri, yola çıkmadan önce şarj durumlarını ve güzergâh üzerindeki şarj istasyonlarını mutlaka planlamalıdır. Aksi halde soğuk hava koşullarında yolda kalma riski ciddi biçimde artar.” dedi. Kış sürüşü bir refleks değil, bilinç meselesi Özgür Şener, kış aylarında güvenli sürüşün yalnızca teknik bilgi değil, bilinçli davranış meselesi olduğuna dikkat çekerek, “Kış şartlarında güvenli sürüş, ‘gidebilir miyim?’ sorusundan önce ‘gitmeli miyim?’ sorusunu sormakla başlar.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Bosch, Motosiklet ABS Güvenliğinde Otuzuncu Yılını Kutluyor ​​​​​​​ Haber

Bosch, Motosiklet ABS Güvenliğinde Otuzuncu Yılını Kutluyor ​​​​​​​

EICMA 2025’te yaptığı konuşmada Bosch İki Tekerlekli Araç ve Güç Sporları Bölüm Başkanı Geoff Liersch, “Bosch olarak son 30 yıldaki misyonumuz açık: inovasyon, hassasiyet ve akıllı teknoloji aracılığıyla sürüşü daha güvenli hale getirmek.” dedi. Fuar kapsamında Bosch, iki tekerlekli ve güç sporları teknolojilerindeki en son gelişmelerini tanıtarak, otuz yıllık kesintisiz inovasyonu kutluyor ve geleceğin bağlantılı ve akıllı sürüş deneyimine dair bir önizleme sunuyor. Bosch’un motosiklet ABS çalışmaları 1978’de otomobiller için piyasaya sürülen teknolojiden yola çıkılarak 1986’da başlatıldı ve 1995’te Bosch ABS ile donatılmış ilk seri üretim motosiklet olan Kawasaki GPZ1100 ABS’in piyasaya sürülmesiyle sonuçlandı. Şirketin bu konudaki kararlılığı, 2007 yılında Japonya’da iki tekerlekli güvenlik teknolojilerine yönelik bir uzmanlık merkezi kurulmasıyla somutlaştı. Bu merkez, küresel bir geliştirme üssü ve uzman mühendislik havuzunun temelini oluşturdu. Sonraki dönüm noktaları arasında 2009’da ABS 9 motosikletinin tanıtımı, 2016’da gelişmekte olan pazarlar için tasarlanan kompakt ve hafif ABS 10 Light ve ABS 10 Base sistemlerinin sunumu, 2018’de yüksek performanslı motosikletlere özel ABS 10 gelişmiş paketin piyasaya sunulması yer aldı. 2013’te ataletsel ölçüm tabanlı MSC (Motosiklet Denge Kontrol) sisteminin geliştirilmesi, Bosch’un motosikletler için gelişmiş aktif güvenlik sistemleri alanına girişinin başlangıcını işaret etti. ABS’nin ötesinde motosiklet güvenliğini geliştirme Bosch’un Motosiklet Denge Kontrol Sistemi veya MSC, virajlara eğilerek girerken veya dinamik manevralar gibi sürücülerin özellikle hassas olduğu durumlarda kritik koruma sağlar. Tekerlek hız sensörleri ile yüksek frekanslı bir ataletsel ölçüm birimini (IMU) birleştiren MSC, motosiklet virajdayken eğim ve yatış açılarını da dikkate alarak saniyede 100 defaya kadar araç dinamiklerini değerlendirir ve buna göre frenleme ve hızlanma kontrolünü yönetir. Viraj güvenliği işlevlerinin ötesinde Bosch, MSC’nin sağladığı olanaklar sayesinde arka tekerlek kalkış kontrolü, yokuşta araç tutma fonksiyonu ve pist performansı için arka tekerlek kayma kontrolü gibi katma değerli özellikleri geliştirmeye devam ediyor. Bosch Kaza Araştırmaları tarafından yapılan bir çalışmaya göre, tüm motosikletler MSC ile donatılmış olsaydı, yalnızca Almanya’da bile kişisel yaralanma içeren motosiklet kazalarının %30’undan fazlası MSC ve ABS kombinasyonu sayesinde önlenebilir veya etkileri azaltılabilirdi. Bu avantajları küresel ölçekte daha geniş bir kullanıcı kitlesine sunmak amacıyla Bosch, 2023 yılında küçük hacimli araçlar için MSC sistemini tanıttı ve Hindistan, Çin ve ASEAN ülkeleri dahil olmak üzere küçük motor hacimli motosikletlerin ağırlıkta olduğu pazarlara MSC çözümleri sunmaya hazır hale geldi. Singapur, 125 cc altı motosikletler için de ABS’yi zorunlu hale getiren ilk ülke oluyor Otuz yıl önce ilk seri üretime hazır motosiklet ABS sistemini tanıttığından bu yana Bosch, iki tekerlekli araç güvenliğini sürekli olarak ileriye taşıdı. Bugün ABS yalnızca bir standart değil, modern motosiklet güvenlik sistemlerinin temel taşı. Bu gelişim, küresel düzenlemelerde de karşılığını bulmuştur: Avrupa Birliği, 2016 yılında 125 cc üzeri motosikletler için ABS’yi zorunlu hale getirdi. Bunu 2018 yılında Hindistan takip etti. Singapur, bu taahhüdü bir adım daha ileriye taşıyarak, 1 Nisan 2027 itibarıyla 125 cc altındakiler de dahil olmak üzere tüm yeni motosikletlerde ABS sistemini zorunlu kılan dünyadaki ilk ülke olacak. Bu ilerici adım, küresel ölçekte sürücü güvenliğine artan odaklanmayı vurguluyor ve diğer ülkelere öncü bir standart oluşturuyor. Bosch, bu alandaki liderliğini sürdürüyor; gelişmiş çözümler sunarken, aynı zamanda bağlanabilirlik özelliklerini entegre ederek tüm motosiklet segmentlerinde hem güvenliği hem de sürüş deneyimini geliştirmeye devam ediyor. ABS, Türkiye’deki trafik güvenliği için olmazsa olmaz Türkiye’deki artan trafik kazalarında motosikletlerin yerini işaret eden Bosch Türkiye Mobilite Orijinal Ekipmanlar Satış Direktörü Mehmet Altınbaş, “son iki yılda motosikletlerin dahil olduğu kaza sayısı TÜİK verilerine göre yüzde 33 oldu. Bosch olarak kazaların etkilerini en aza indirmek için ABS’nin önemini bir kez daha vurgulamak istiyoruz.” Bosch Kaza Araştırmaları bölümünün yaptığı analizler de ABS ve MSC ile donatılan motosiklerde kazaların sayısı veya etkilerinin yüzde 30 gibi önemli bir oranda azaldığının altını çizen Altınbaş, “Bu teknolojileri Türkiye pazarı ile buluşturmaya ve küresel uzmanlık ve inovasyonlarımızı ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşmaya başladık.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.