Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Trafik Güvenliği

Kapsül Haber Ajansı - Trafik Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Trafik Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bosch Silecek Sistemlerinin 100 Yılı Haber

Bosch Silecek Sistemlerinin 100 Yılı

1926 yılında Bosch, ilk elektrikli ön cam sileceğiyle sürüş güvenliğinde çığır açtı. 100 yıl sonra şirket, bu önemli yıl dönümünü kutluyor ve uzun inovasyon tarihini hatırlıyor. Bosch, aralıklı silme özelliğinin tanıtılmasından muz tipi Aerotwin sileceklere kadar uzanan süreçte, silecek sistemlerinin gelişimini belirgin şekilde şekillendirdi ve net görüş standartlarını defalarca yeniden tanımladı. Silecek teknolojisinin kilometre taşlarında bir yolculuk Bosch ön cam sileceklerinin tarihi, bir ilerleme hikayesidir. Elektrikli tahrikin ardından, temizleme performansını önemli ölçüde artıran çift malzemeli silecek lastiği (1994) geliştirildi. Bosch, 2001 yılında Aerotwin ile modern muz tipi silecekler için yeni standardı belirledi. Bu silecekler bugün çoğu yeni araçta orijinal ekipman olarak kullanılıyor. Araca özel Evodium çeliği yay şeridiyle aerodinamik tasarımlar, en uygun yüzey basıncını ve uzun kullanım ömrünü mümkün kılıyor. "Bosch'un 1926'da elektrikli ön cam sileceğini icat etmesi, trafik güvenliği açısından dev bir sıçramaydı." diyor Bosch Silecek Geliştirme Bölümü Başkanı Bart Robijns. "Modern bir silecek, araçta kritik bir parçadır. Özellikle en yeni nesil elektrikli araçlar, akustik performans konusunda yüksek beklentiler ortaya koyuyor. Maksimum çalışma sessizliğine sahip, gürültü yapmayan silecekler gerekiyor. Ayrıca modern sürücü destek sistemleri, kameraların ve sensörlerin aracın çevresini doğru ve kesintisiz şekilde algılayabilmesi için kusursuz temizlikte bir ön cama ihtiyaç duyuyor." Yıl dönümü kampanyası "100 yıldır önemli olanı net bir görüşle görüyoruz" temasıyla kutlanıyor Bosch, bu yıl dönümünü kutlamak için kapsamlı bir iletişim kampanyası başlatıyor. Kampanya resmi olarak Automechanika fuarıyla başladı. "100 yıldır önemli olanı net bir görüşle görüyoruz" mottosu altında yürütülen kampanya, nesilleri birbirine bağlayan ve aile, özen ve nostalji temalarına odaklanan bir hikâye anlatıyor. Kampanya, videoları, kapsamlı sosyal medya faaliyetlerini ve servisler ile bayilerin pazarlama çalışmalarında kullanabileceği diğer materyalleri içeriyor. Geleceğe bakış: Yarının mobilitesi için yenilikler İnovasyon, 100 yıldır Bosch silecek sistemlerinin itici gücü oldu. Şirket, öncü teknolojilerle küresel trendleri şekillendiriyor ve hem orijinal ekipman hem de satış sonrası pazarı için özel çözümler sunuyor. Örneğin ticari araçlar için geliştirilen Aerotwin J.E.T-Blade, silecek lastiğine yerleştirilen nozullar sayesinde cam suyunu, silecek cam üzerinde hareket ederken doğrudan lastiğin önüne püskürtüyor. Bu da rahatsız edici püskürtmeyle oluşan sisi azaltıyor ve sürücüler için görüşü anında iyileştiriyor. Bu sistemlerde filo sorumluları maksimum güvenilirlikten faydalanırken, servisler önceden monte edilmiş adaptörler sayesinde montaj sırasında zamandan tasarruf ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜVTÜRK’ün Desteklediği Anadolu Dostluk Rallisi Ankara Finaliyle Tamamlandı Haber

TÜVTÜRK’ün Desteklediği Anadolu Dostluk Rallisi Ankara Finaliyle Tamamlandı

Kültürel keşfi sosyal faydayla buluşturan rallide, 74 yaşındaki klasik otomobillerin de aralarında bulunduğu farklı dönemlerden araçlar aynı rotada buluştu. TÜVTÜRK ve T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı’nın destekleriyle hayata geçirilen Anadolu Dostluk Rallisi’nde final heyecanı yaşandı. 2 Ağustos’ta İstanbul Sultanahmet’ten başlayan yolculukta katılımcılar; Çanakkale, Akçay, Efes, Dalyan, Pamukkale, Olimpos, Konya, Niğde, Kapadokya ve Aksaray duraklarının ardından 12 Ağustos’ta başkente ulaştı. Rallinin Ankara’daki son durağı T.C. Dışişleri Bakanlığı oldu. İyilik odağında güvenli sürüş bilinci aşılandı Hız odaklı klasik ralli anlayışından farklı olarak kültürel keşif, sosyal fayda ve güvenli yolculuk odağında düzenlenen Anadolu Dostluk Rallisi’nde, 74 yaşındaki klasik otomobillerden 2026 model araçlara uzanan geniş bir yelpazedeki araçlar, İstanbul’dan Ankara’ya kadar 2.700 kilometrelik 10 günlük yolculuğu birlikte tamamladı. Katılımcılar arasında Almanya, İngiltere, Belçika, İtalya ve Bulgaristan’dan da ralli severler yer aldı. Rota boyunca “İyilik Durakları” kapsamında 20’ye yakın kurum ziyaret edilerek çocuklar ve huzurevi sakinleriyle bir araya gelindi. TÜVTÜRK istasyonlarından teslim alınan hediyelerin de paylaşıldığı buluşmalarda bine yakın kişiye ulaşıldı ve kuşaklar arası diyaloğa katkı sağlandı. Ralli araçları ise özellikle çocukların yoğun ilgisiyle karşılandı. Rallinin sosyal fayda çalışmaları yolculuğun tamamlanmasının ardından da devam edecek. Güzergâh üzerindeki valiliklerin yönlendireceği okul ve benzeri kurumlara, belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda bakım, onarım ve malzeme desteği sağlanacak. TÜVTÜRK’ün trafik güvenliği alanındaki uzmanlığıyla desteklenen Anadolu Dostluk Rallisi’nde güvenli sürüş bilinci de yolculuğun önemli unsurlarından biri oldu. Katılımcılar yol boyunca yaptıkları paylaşımlarla zamanında gerçekleştirilen araç muayenesinin, düzenli araç bakımının ve uzun yol öncesinde yapılması gereken kontrollerin trafik güvenliği açısından önemine dikkat çekti. Elif Kurşunlu: “Rallinin kamu diplomasisi açısından önemli bir değer taşıdığına inanıyoruz” T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı Avrupa Birliği ile İlişkiler Genel Müdürü Elif Kurşunlu, “Avrupa Birliği Başkanlığı olarak 2011 yılından bu yana İpek Yolu Dostluk Rallisi’ni destekliyoruz ve bu yıl ilk kez gerçekleştirilen Anadolu Dostluk Rallisi’nin de bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu projeyi hem AB iletişim stratejimiz hem de Türkiye’nin tanıtımı açısından çok kıymetli buluyoruz. Avrupa’dan gelen katılımcıların ülkemizin doğal ve kültürel zenginliklerini bizzat görmesi, insanlarımızla doğrudan temas kurması Türkiye’yi yakından tanımalarına imkân sağlıyor. Bu yönüyle rallinin kamu diplomasisi açısından da önemli bir değer taşıdığına inanıyoruz” dedi. Melis Avalin Korkmaz: “Farklı kültürleri ve insanları bir araya getiriyor” TÜVTÜRK Genel Müdür Vekili Melis Avalin Korkmaz, “TÜVTÜRK olarak güvenli yolculuk kültürünün gelişmesine katkı sağlamayı temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Uzun yıllardır destek verdiğimiz ralli organizasyonlarını da trafik, yol ve araç güvenliğinin yanı sıra ülkemizin tanıtımına sunduğu katkı açısından çok değerli buluyoruz. Bu yıl ilk kez ‘iyilik’ temasıyla düzenlenen Anadolu Dostluk Rallisi’nde farklı kültürlerden insanları aynı yolculukta buluştururken, İyilik Durakları aracılığıyla binden fazla kişiye ulaştık. Türkiye’nin kültürel zenginliklerinin daha yakından tanınmasına, yeni dostlukların kurulmasına ve yol boyunca iyiliğin çoğalmasına katkı sunan böylesine çok paydaşlı bir organizasyonun parçası olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz” dedi. Nadir Serin: “Dayanışmayı ve paylaşmayı birlikte deneyimlediler” Doğu-Batı Dostluk ve Barış Rallisi Derneği Başkanı Nadir Serin, “Yaklaşık 20 yıldır düzenlediğimiz ralli organizasyonlarının en önemli yanlarından biri, farklı ülkelerden ve kültürlerden insanları bir araya getirmesi. Anadolu Dostluk Rallisi’nde de daha önce birbirini tanımayan Türkiye’den ve yurt dışından katılımcılar aynı yolu paylaştı. Yol boyunca dayanışmayı, paylaşmayı ve takım olmayı birlikte deneyimlediler. Birbirini tanımayan insanların bu yolculuğun sonunda dostluklar kurduğunu görmek bizim için en değerli sonuçlardan biri” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Dostluk Rallisi’nde İlk Yarı Tamamlandı Haber

Anadolu Dostluk Rallisi’nde İlk Yarı Tamamlandı

TÜVTÜRK ve T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı’nın destekleriyle hayata geçirilen Anadolu Dostluk Rallisi’nin ilk yarısı tamamlandı. 2 Ağustos’ta İstanbul Sultanahmet’ten başlayan ve Türkiye’nin kültürel zenginliklerini sosyal fayda ile buluşturan ralli; 2 Ağustos’ta Çanakkale, 3 Ağustos’ta Akçay, 4 Ağustos’ta Efes ve 5 Ağustos’ta Dalyan duraklarının ardından 6 Ağustos itibarıyla Pamukkale’ye ulaştı. Çoğunlukla klasik araçların yer aldığı ralli, geçtiği her şehirde yerel kültürle buluşarak yolculuğunu sürdürüyor. Anadolu Dostluk Rallisi, 7 Ağustos’ta Olimpos, 8 Ağustos’ta Konya, 9 Ağustos’ta Niğde, 10 Ağustos’ta Kapadokya ve 11 Ağustos’ta Aksaray duraklarının ardından 12 Ağustos’ta Ankara’da sona erecek. Anadolu’nun farklı coğrafyalarını bir araya getiren bu özel rota boyunca katılımcılar, kültürel keşif ve sosyal etkiyi odağına alan yolculuğa ikinci yarıda da devam edecek. İyilik duraklarında keyifli buluşmalar gerçekleşti Klasik rallilerden farklı olarak tasarlanan Anadolu Dostluk Rallisi, her şehirde sosyal sorumluluk faaliyetlerini odağına alarak ilerliyor. Organizasyon; valilikler, yerel yönetimler ve sahadaki kamu kurumlarının katkılarıyla her durakta daha fazla kişiye ulaşarak “iyilik durakları” yaklaşımını büyütüyor. Bu kapsamda katılımcılar; Çanakkale’den Balıkesir Edremit’e uzanan rotada Altınoluk, Güre, Akçay ve Edremit güzergâhında ve Muğla Dalyan’dan Denizli’ye uzanan rotada sosyal fayda odaklı buluşmalar gerçekleştirdi. Katılımcılar, öncelikle TÜVTÜRK istasyonlarını ziyaret ederek hazırlanan hediyeleri teslim aldı. Ardından öğrenciler ve çocuklarla bir araya gelerek hediyeler takdim edildi. Ralli araçları bölgedeki çocukların yoğun ilgisiyle karşılanırken, öğrencilerle keyifli anlar paylaşıldı. Program kapsamında ayrıca huzurevleri ziyaret edilerek huzurevi sakinleriyle bir araya gelindi; samimi sohbetlerin gerçekleştiği buluşmada katılımcılar ve büyükler arasında sıcak paylaşımlar yaşandı. Güvenli sürüş farkındalığı yolculuğun önemli bir parçası TÜVTÜRK’ün trafik güvenliği alanındaki uzmanlığıyla desteklenen Anadolu Dostluk Rallisi, zamanında yapılan araç muayenesinin ve düzenli araç bakımının uzun yollarda güvenli sürüşün en önemli unsurlarından olduğuna dikkat çekiyor. Katılımcılar, yolculuk boyunca yaptıkları paylaşımlarla da trafik güvenliği konusunda farkındalık oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Dostluk Rallisi Heyecanı Başlıyor Haber

Anadolu Dostluk Rallisi Heyecanı Başlıyor

Türkiye genelinde araç muayene hizmetlerini yürüten TÜVTÜRK, T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın katkılarıyla Anadolu Dostluk Rallisi’nin ilkini hayata geçiriyor. İstanbul’dan başlayıp Ankara’da sona erecek ralli; kültürel keşif, sosyal fayda ve güvenli yolculuk bilincini aynı rota üzerinde buluşturmayı hedefliyor. 2-12 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek Anadolu Dostluk Rallisi, klasik ralli anlayışından farklı olarak hız odaklı bir yarış değil; katılımcıların şehir şehir ilerlerken yerel kültürleri deneyimlediği, aynı zamanda ihtiyaç sahibi noktalara desteklerin ulaştırıldığı bir yolculuk olarak kurgulandı. İstanbul’dan başlayacak yolculuk; Çanakkale, Akçay, Efes, Bodrum, Pamukkale, Olimpos, Konya, Niğde, Kapadokya ve Aksaray duraklarının ardından Ankara’da tamamlanacak. Toplam 11 şehri kapsayan bu rota, katılımcılara Türkiye’nin tarihi ve doğal zenginliklerini görme fırsatı sunarken, kültürler arası bir deneyim vadedecek. Kültür, keşif ve iyilik aynı yolculukta TÜVTÜRK, T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın destek verdiği Anadolu Dostluk Rallisi, “İyilik Durakları” yaklaşımıyla her şehirde sosyal fayda üretmeyi hedefliyor. Rota üzerindeki belirli duraklarda, yerel kurumlar ve yetkililerle birlikte önceden tespit edilen ihtiyaç noktalarına yönelik destekler sağlanacak. Katılımcılar yalnızca bir yolculuğun parçası olmakla kalmayacak; bu duraklarda gerçekleştirilecek çalışmalara dahil olarak iyiliğin yaygınlaşmasına katkı sunacak. Böylece rallinin seçili noktaları, aynı zamanda birer “İyilik Durağı”na dönüşecek. Güvenli yolculuk bilinci ön planda TÜVTÜRK’ün güvenli mobilite alanındaki uzmanlığıyla desteklenen Anadolu Dostluk Rallisi, uzun yolda güvenli sürüşün ve araç bakımının önemine de dikkat çekmeyi amaçlıyor. Katılımcıların yolculuk boyunca yapacağı paylaşımlarda; düzenli araç muayenesinin önemi, yola çıkmadan önce yapılması gereken kontroller ve trafik güvenliği konularının da gündeme taşınması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tripy Robotaxi Türkiye’de Yol Testlerine Hazırlanıyor Haber

Tripy Robotaxi Türkiye’de Yol Testlerine Hazırlanıyor

MİA Teknoloji A.Ş.'nin tamamına sahip olduğu Tripy Mobility, geliştirdiği Robotaxi projesini Türkiye'de hayata geçirmek için geri sayıma geçti. Çin'de kapsamlı test süreçlerinden geçen tam otonom araç filosunun, önümüzdeki dönemde Türkiye yollarında test edilmesi planlanıyor. Şirket, yalnızca sürücüsüz araç geliştirmeyi değil, aynı zamanda yapay zekâ tabanlı yeni nesil mobilite ekosistemini oluşturmayı hedefliyor. Tripy Mobility'nin yürüttüğü proje, Türkiye'nin otonom ulaşım teknolojilerindeki konumunu güçlendirmesi açısından dikkat çekici adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Tripy Robotaxi ile Türkiye'de Otonom Ulaşım Süreci Başlıyor Dünya genelinde hız kazanan sürücüsüz ulaşım teknolojileri, artık yalnızca teknoloji devlerinin değil, mobilite şirketlerinin de öncelikli yatırım alanları arasında yer alıyor. Bu dönüşümün Türkiye ayağında önemli rol üstlenmeye hazırlanan Tripy Mobility, tam otonom sürüş teknolojisine sahip Robotaxi filosunu yerli operasyonlara adapte etmek için çalışmalarını sürdürüyor. Şirket tarafından geliştirilen sistem, L4 seviyesinde otonom sürüş kabiliyetine sahip araçlardan oluşuyor. Bu teknoloji sayesinde araçlar, belirli operasyon bölgelerinde herhangi bir sürücü müdahalesine ihtiyaç duymadan yolcu taşıyabilecek şekilde tasarlandı. Yapay zekâ algoritmaları sayesinde çevresini sürekli analiz eden sistem, trafik koşullarını, yayaları, diğer araçları ve olası riskleri gerçek zamanlı değerlendirerek güvenli sürüş kararları alabiliyor. Yapay Zekâ Destekli Altyapı Milyonlarca Satır Kodla Çalışıyor Tripy Robotaxi projesinin arkasındaki en önemli güçlerden biri gelişmiş yazılım altyapısı. Araçlarda çalışan yapay zekâ sistemi, milyonlarca satırlık yazılım mimarisiyle sürekli veri işliyor. Çok sayıda kamera, radar ve sensörden elde edilen bilgiler, gelişmiş sensör füzyon teknolojisiyle tek merkezde birleştirilerek milisaniyeler içinde analiz ediliyor. Bu yapı sayesinde araç, yalnızca bulunduğu yolu değil çevresindeki tüm hareketliliği eş zamanlı takip ederek sürüş stratejisini anlık olarak oluşturuyor. İnsan refleksine ihtiyaç duymadan çalışan bu sistem, otonom mobilite teknolojilerinin ulaştığı noktayı ortaya koyuyor. Uluslararası Ortaklıklarla Geliştirilen Robotaxi Projesi Dikkat Çekiyor Tripy Mobility'nin yürüttüğü çalışmalar, uluslararası teknoloji iş birlikleriyle destekleniyor. Proje kapsamında Çin merkezli otonom sürüş teknolojileri geliştiren Calmcar ile ortak çalışmalar yürütülürken, elektrikli araç üreticisi SAIC'in MIFA 7 modeli de Robotaxi platformuna dönüştürüldü. Uzun süren mühendislik çalışmalarının ardından geliştirilen araçlar, Çin'de gerçekleştirilen test programlarını başarıyla tamamladı. Test süreçlerinde elde edilen sonuçlar doğrultusunda sistemin farklı trafik senaryolarında güvenli şekilde çalışabildiği görüldü. Bu başarının ardından projenin yeni aşaması olarak Türkiye'deki saha testleri planlandı. Yüz Binlerce Kilometrelik Deneyim Türkiye'ye Taşınıyor Tripy Robotaxi filosu, yurt dışındaki operasyon öncesi testlerde önemli bir deneyim elde etti. Gerçek trafik koşullarında uzun süreli testlerden geçen araçlar, farklı iklim ve yol şartlarında performansını kanıtladı. Şirketin yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmayan küresel büyüme planları da bulunuyor. Avrupa pazarına yönelik çalışmalar kapsamında İngiltere'de de sürücüsüz taksi hizmeti sunabilmek için gerekli resmi süreçlerin başlatıldığı açıklandı. Böylece Tripy, geliştirdiği teknolojiyi uluslararası pazarlarda da konumlandırmayı hedefliyor. Robotaxi Teknolojisi Ulaşım Alışkanlıklarını Değiştirebilir Uzmanlara göre yapay zekâ destekli sürücüsüz taksi sistemleri yalnızca yeni bir ulaşım modeli sunmuyor. Aynı zamanda şehir içi ulaşım planlaması, trafik güvenliği, enerji verimliliği ve sürdürülebilir mobilite açısından da önemli fırsatlar oluşturuyor. Elektrikli altyapıyla çalışan Robotaxi araçlarının, sürüş sırasında insan kaynaklı hata riskini azaltması ve trafik akışını daha verimli hale getirmesi bekleniyor. Bunun yanında paylaşım ekonomisini destekleyen yeni ulaşım modelleriyle bireysel araç sahipliği anlayışının da zaman içinde değişebileceği değerlendiriliyor. Türkiye Otonom Mobilite Alanında Yeni Bir Döneme Hazırlanıyor Tripy Mobility CEO'su Dr. Ali Onuralp Ünal, otonom sürüş teknolojilerinin otomotiv sektörünün ötesinde, doğrudan yapay zekâ ekonomisinin önemli bir parçası haline geldiğini belirterek şirketin bu alandaki vizyonuna dikkat çekti. Ünal, elektrikli araç dönüşümünün ardından ulaşım sektöründe en büyük değişimin otonom sürüş sistemleriyle yaşanacağını ifade ederken, geliştirilen Robotaxi platformunun güvenlik, erişilebilirlik ve operasyonel verimlilik açısından önemli avantajlar sağlayacağını vurguladı. Türkiye'de başlayacak yol testlerinin yalnızca teknik bir süreç olmadığını dile getiren Ünal, bunun aynı zamanda ülkenin küresel otonom mobilite yarışındaki iddiasını güçlendirecek stratejik bir adım olduğunu söyledi. Türkiye'de gerçekleştirilecek testlerin başarıyla tamamlanması halinde Tripy Robotaxi'nin şehir içi ulaşımda yeni bir dönemin kapısını aralaması bekleniyor. Yapay zekâ, elektrikli mobilite ve otonom sürüş teknolojilerini aynı platformda buluşturan proje, geleceğin ulaşım sistemlerinin Türkiye'deki en önemli örneklerinden biri olma potansiyeli taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kalitesiz Güneş Gözlüğü Katarakt Riskini Artırabiliyor Haber

Kalitesiz Güneş Gözlüğü Katarakt Riskini Artırabiliyor

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Optisyenlik Programından Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, 27 Haziran Dünya Güneş Gözlüğü Günü dolayısıyla güneş gözlüğü seçimi konusunu değerlendirdi. Güneşin zararlı ışınları göz sağlığını tehdit ediyor Yaz aylarıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımının arttığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, “Ancak birçok kişi güneş gözlüğünü yalnızca bir moda aksesuarı olarak görüyor. Oysa güneş gözlüğü, gözleri güneşin zararlı ultraviyole (UV) ışınlarından koruyan önemli bir sağlık gerecidir. Güneşten gelen UV ışınları yalnızca cildimizi değil, gözlerimizi de etkiler. Uzun süre korunmasız şekilde UV ışınlarına maruz kalmak; katarakt, kornea hasarları, göz yüzeyi hastalıkları ve sarı nokta hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarının gelişme riskini artırabilir. Bu nedenle güneş gözlüğü kullanımı estetik bir tercih değil, göz sağlığını korumaya yönelik bir gerekliliktir.” dedi. Güneş gözlüğü alırken nelere dikkat edilmeli? Güneş gözlüğü alırken dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Dr. Özdemir, “Tüketicilerin dikkat etmesi gereken ilk ve en önemli özellik, gözlüğün UV koruma özelliğine sahip olmasıdır. Camın koyu renkli olması tek başına koruma sağladığı anlamına gelmez. Bir güneş gözlüğünün ne kadar koyu olduğu değil, UV ışınlarını ne ölçüde engellediği önemlidir. Bu nedenle satın alınacak ürünün UV400 koruma özelliğine sahip olması gerekmektedir. UV400 ibaresi, gözlüğün 400 nanometreye kadar olan UVA ve UVB ışınlarının büyük bölümünü engelleyebildiğini gösterir. Ayrıca ürün üzerinde CE işaretinin bulunması ve güneş gözlükleri için geçerli olan EN ISO 12312-1 standardına uygun olması önemlidir. Bu standart, güneş gözlüklerinin güvenlik ve performans kriterlerini belirlemektedir.” diye konuştu. Koyu cam her zaman daha fazla koruma sağlamıyor Toplumda en sık yapılan yanlışlardan birinin de koyu renkli camların gözleri daha iyi koruduğunu düşünmek olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, şöyle devam etti: “Oysa UV filtresi bulunmayan koyu camlar, bazı durumlarda hiç gözlük kullanmamaktan daha zararlı olabilir. Koyu cam nedeniyle göz bebeği büyür ve göz içerisine daha fazla ışık girer. Eğer cam yeterli UV korumasına sahip değilse, kişi gözlerini koruduğunu düşünürken daha fazla zararlı ışına maruz kalabilir. Bu nedenle güneş gözlüğü seçerken sadece camın renginin koyuluğuna değil, UV koruma özelliğine odaklanılmalıdır.” Her mevsimde aynı güneş gözlüğünü kullanmak doğru değil Güneş gözlüğü seçiminde mevsimsel koşulların da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Dr. Özdemir, camların ışık geçirgenliklerine göre kategori 0’dan kategori 4’e kadar sınıflandırıldığını söyledi ve “Kategori 0 ve 1 camlar düşük ışık koşullarında kullanılırken, kategori 2 orta ışık koşullarında ve kategori 3 camlar yoğun güneş ışığında günlük kullanım için en uygun seçeneklerdir. Kategori 4 camlar ise yüksek dağlık bölgeler, kar yansımalarının yoğun olduğu alanlar ve çok güçlü güneş ışığına maruz kalınan ortamlar için tasarlanmıştır.” şeklinde konuştu. Farklı coğrafi bölgelerde de farklı cam kategorilerine ihtiyaç duyulabilir Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, günlük kullanımda en yaygın olarak kategori 2 ve kategori 3 camların tercih edildiğini ifade ederek, şöyle devam etti: “Güneş gözlüğü cam kategorilerinde cam koyuluğu kategori 0'dan kategori 4'e doğru artmakta olup günlük kullanım için en yaygın tercihler kategori 2 ve kategori 3 camlardır. Kategori 4 camlarla araç kullanılması önerilmemektedir. Bu nedenle İstanbul'da mart ayında kullanılan bir güneş gözlüğü ile temmuz ayında kullanılan güneş gözlüğünün cam kategorisinin aynı olması her zaman doğru bir tercih değildir. Tek bir güneş gözlüğünü dört mevsim kullanmak çoğu zaman yeterli görsel konforu ve korumayı sağlamayabilir. Hatta güneş ışığının daha az olduğu dönemlerde gereğinden koyu cam kullanılması, göze ulaşan ışık miktarını azaltarak görme performansını olumsuz etkileyebilir. Benzer şekilde aynı mevsimde farklı coğrafi bölgelerde de farklı cam kategorilerine ihtiyaç duyulabilir. Örneğin temmuz ayında İstanbul ve Trabzon gibi farklı iklim özelliklerine sahip şehirlerde, optimum görsel konfor ve koruma sağlayacak cam kategorileri farklılık gösterebilir. Kısacası, nasıl ki tek bir ayakkabıyla dört mevsimi geçirmek mümkün değilse, tek bir güneş gözlüğüyle de her mevsimde aynı görsel konforu ve korumayı sağlamak mümkün değildir.” Kategori 4 camlarla araç kullanılmamalı Dr. Özdemir, kategori 4 camların görünür ışığın yaklaşık yüzde 95’ini engelleyebildiğini belirterek, “Kategori 4 camlar görünür ışığın yaklaşık yüzde 95'ini engelleyebildiğinden araç kullanımı sırasında tercih edilmemelidir. Bu camlar sürücünün görüşünü olumsuz etkileyebilir ve trafik güvenliği açısından risk oluşturabilir.” dedi. Büyük çerçeveli gözlükler daha etkili koruma sağlayabiliyor Güneş gözlüğü seçiminde yalnızca cam kalitesinin değil, çerçeve yapısının da önemli olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, “Gözlüğün yüz yapısına uygun olması, buruna rahat oturması ve göz çevresini mümkün olduğunca kapatması gerekir. Büyük çerçeveli gözlükler, güneş ışınlarının üstten, alttan ve yanlardan göze ulaşmasını azaltır. Özellikle bombeli tasarıma sahip gözlükler yanlardan gelen ışınlara karşı ilave koruma sağlayabilir. Bu nedenle güneş gözlüğü seçerken yalnızca görünüşüne değil, göz çevresini ne ölçüde koruduğuna da dikkat edilmelidir.” diye konuştu. Güneş gözlüğü güvenilir satış noktalarından alınmalı Günümüzde güneş gözlüklerinin marketlerden internet sitelerine kadar pek çok farklı noktada satılabildiğini hatırlatan Dr. Özdemir, “Güneş gözlükleri günümüzde tıbbi cihaz kapsamında değerlendirilmemekte, koruyucu ürün kategorisinde yer almaktadır. Bu nedenle marketlerde, benzin istasyonlarında, tekstil mağazalarında, internet sitelerinde ve seyyar satış noktalarında dahi satılabilmektedir. Ancak göz sağlığını doğrudan etkileyen bir ürünün yalnızca görünüşüne veya fiyatına bakılarak satın alınması doğru değildir. Optisyenlik müesseseleri İl Sağlık Müdürlükleri ve ilgili kamu kurumları tarafından düzenli olarak denetlenmektedir. Buna karşın farklı satış noktalarında satılan güneş gözlüklerinin UV koruma özelliklerinin doğrulanması mümkün değildir. Bu nedenle tüketicilerin güneş gözlüğü satın alırken güvenilir satış noktalarını tercih etmeleri ve ürünün teknik özelliklerini sorgulamaları büyük önem taşımaktadır.” ifadesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yavuz Sultan Selim ve Kuzey Çevre Otoyolu, "Yol Hipnozuna Dikkat" Konusunda Farkındalık Yaratıyor Haber

Yavuz Sultan Selim ve Kuzey Çevre Otoyolu, "Yol Hipnozuna Dikkat" Konusunda Farkındalık Yaratıyor

Trafik güvenliği alanındaki çalışmalarını büyük bir titizlikle sürdüren IC Altyapı Grubu bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu, keyifli bir tatilin güvenli bir yolculukla başladığını hatırlatarak, uzun ve monoton sürüşlerde görülebilen "Yol Hipnozuna Dikkat" konusuna dikkat çekiyor. IC Altyapı Grubu işletmelerinden Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi, güvenli sürüş kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamak amacıyla yol kullanıcılarının bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle uzun yol sürüşlerinde ortaya çıkabilen yol hipnozu, sürücülerin dikkat seviyesinin farkında olmadan azalmasına neden olarak çevresel uyaranlara verilen tepkilerin yavaşlamasına ve sürüş performansının olumsuz etkilenmesine yol açabiliyor. Bu kapsamda Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi, sürücülere ''Yol Hipnozuna Dikkat'' hakkında bilgilendirmelerde bulunurken, uzun yolculuklarda uygulanabilecek basit önlemlerle dikkat seviyesinin korunabileceğine dikkat çekiyor. Sürücülerin her iki saatte bir mola vermesini, araçtan inerek kısa yürüyüşler yapmasını, bol su tüketmesini ve temiz hava almasını öneriyor. Yol boyunca aynalara ve çevre koşullarına düzenli olarak odaklanmak da dikkat dağınıklığının önüne geçilmesine yardımcı oluyor. Ayrıca sürücüler, uykululuk hissettiklerinde yolculuğa ara vermeli ve dinlenmeden direksiyon başına geçmemeli. Yolculuk sırasında zihinsel canlılığın korunması da büyük önem taşıyor. Odağı desteklemek amacıyla sakız çiğnemek, farklı türlerde müzikler dinlemek ve sürüş boyunca dik pozisyonda oturmaya özen göstermek dikkat seviyesinin korunmasına katkı sağlıyor. Bununla birlikte uzun yolculuklara çıkmadan önce en az 6-7 saat kaliteli uyku alınması, sürüş güvenliğini artıran en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi Operasyon Direktörü Engin Erdoğmuş, "Yol hipnozuna dikkat, özellikle uzun yolculuklarda sürücülerin dikkat seviyesini olumsuz etkileyebilen önemli bir trafik güvenliği riskidir. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi olarak trafik güvenliği konusunda farkındalık oluşturmayı önemli sorumluluklarımız arasında görüyoruz. Düzenli molalar vermek, basit fiziksel hareketler yapmak, sürüş öncesinde yeterince dinlenmek ve yorgunluk belirtilerini dikkate almak, olası risklerin azaltılmasına önemli katkı sağlıyor. Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz farkındalık çalışmalarıyla daha fazla yol kullanıcısına ulaşmayı ve güvenli sürüş konusunda bilinç oluşturmayı hedefliyoruz." açıklamalarında bulundu. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi, "Yol Hipnozu" farkındalığını ön plana çıkararak bu yıl da uluslararası bir kuruluş olan ASECAP (Avrupa Ücretli Yol Altyapısı İşletmecileri Birliği) tarafından düzenlenen S(He) Works I Care kampanyasında yer alıyor. Konuyu uluslararası platformlara taşıyan işletme, kapsayıcılık ve toplumsal fayda odağındaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bu Otoyol “Yol Hipnozuna Dikkat” Konusunda Farkındalık Yaratıyor Haber

Bu Otoyol “Yol Hipnozuna Dikkat” Konusunda Farkındalık Yaratıyor

IC Altyapı Grubu işletmelerinden Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi, güvenli sürüş kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamak amacıyla yol kullanıcılarının bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle uzun yol sürüşlerinde ortaya çıkabilen yol hipnozu, sürücülerin dikkat seviyesinin farkında olmadan azalmasına neden olarak çevresel uyaranlara verilen tepkilerin yavaşlamasına ve sürüş performansının olumsuz etkilenmesine yol açabiliyor. Bu kapsamda Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi, sürücülere ‘’Yol Hipnozuna Dikkat’’ hakkında bilgilendirmelerde bulunurken, uzun yolculuklarda uygulanabilecek basit önlemlerle dikkat seviyesinin korunabileceğine dikkat çekiyor. Sürücülerin her iki saatte bir mola vermesini, araçtan inerek kısa yürüyüşler yapmasını, bol su tüketmesini ve temiz hava almasını öneriyor. Yol boyunca aynalara ve çevre koşullarına düzenli olarak odaklanmak da dikkat dağınıklığının önüne geçilmesine yardımcı oluyor. Ayrıca sürücüler, uykululuk hissettiklerinde yolculuğa ara vermeli ve dinlenmeden direksiyon başına geçmemeli. Yolculuk sırasında zihinsel canlılığın korunması da büyük önem taşıyor. Odağı desteklemek amacıyla sakız çiğnemek, farklı türlerde müzikler dinlemek ve sürüş boyunca dik pozisyonda oturmaya özen göstermek dikkat seviyesinin korunmasına katkı sağlıyor. Bununla birlikte uzun yolculuklara çıkmadan önce en az 6-7 saat kaliteli uyku alınması, sürüş güvenliğini artıran en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi Operasyon Direktörü Engin Erdoğmuş, “Yol hipnozuna dikkat, özellikle uzun yolculuklarda sürücülerin dikkat seviyesini olumsuz etkileyebilen önemli bir trafik güvenliği riskidir. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi olarak trafik güvenliği konusunda farkındalık oluşturmayı önemli sorumluluklarımız arasında görüyoruz. Düzenli molalar vermek, basit fiziksel hareketler yapmak, sürüş öncesinde yeterince dinlenmek ve yorgunluk belirtilerini dikkate almak, olası risklerin azaltılmasına önemli katkı sağlıyor. Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz farkındalık çalışmalarıyla daha fazla yol kullanıcısına ulaşmayı ve güvenli sürüş konusunda bilinç oluşturmayı hedefliyoruz.” açıklamalarında bulundu. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi, “Yol Hipnozu” farkındalığını ön plana çıkararak bu yıl da uluslararası bir kuruluş olan ASECAP (Avrupa Ücretli Yol Altyapısı İşletmecileri Birliği) tarafından düzenlenen S(He) Works I Care kampanyasında yer alıyor. Konuyu uluslararası platformlara taşıyan işletme, kapsayıcılık ve toplumsal fayda odağındaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Best Brands Grup Enerji 9 İlde 14 Araç Muayene İstasyonunun İşletmesini Üstlenecek Haber

Best Brands Grup Enerji 9 İlde 14 Araç Muayene İstasyonunun İşletmesini Üstlenecek

Araç muayene hizmetlerinde yeni dönemin önemli adımlarından biri atıldı. TURKA Araç Muayene İstasyonları tarafından 11 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilen imza töreniyle birlikte, Best Brands Grup Enerji bünyesinde faaliyet gösteren Beste Araç Muayene İstasyonları ve ESBİ Araç Muayene İstasyonları, Ağustos 2027 tarihinden itibaren Ağrı, Ardahan, Bilecik, Bitlis, Erzurum, Eskişehir, Iğdır, Kars ve Van’da yer alan toplam 14 araç muayene istasyonunun alt işletmeciliğini üstlenecek. Best Brands Grup Enerji Yatırım A.Ş., geçtiğimiz aylarda TURKA Araç Muayene İstasyonları Yapım ve İşletim A.Ş. ile yürütülecek iş birliği kapsamında yüzde 100 bağlı ortaklığı olan Beste Araç Muayene İstasyonları A.Ş. ve ESBİ Araç Muayene İstasyonları A.Ş unvanlı şirketlerin kuruluşunu tamamlamıştı. Söz konusu iş birliği kapsamında Best Brands Grup Enerji, araç muayene hizmetlerinin kesintisiz, güvenilir ve yüksek kalite standartlarında yürütülmesine katkı sağlayacak. Şirket, devralacağı istasyonlarda operasyonel verimlilik, müşteri memnuniyeti, dijitalleşme ve sürdürülebilir hizmet anlayışını önceliklendirerek çalışmalarını sürdürecek. “Araç muayene istasyonları ile hizmet portföyümüz güçlenecek” Best Brands Grup Enerji'nin bağlı bulunduğu Sürkit Holding CEO’su Aziz Hasan Sürkit, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, araç muayene sektörünün trafik güvenliği açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirterek, iş birliğini şirketin hizmet portföyünü güçlendiren önemli bir adım olarak değerlendirdi. Sürkit, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye genelinde milyonlarca araç sahibine hizmet veren araç muayene sisteminin yeni döneminde yer almaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. TURKA Araç Muayene İstasyonları ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği kapsamında 9 ilde 14 istasyonun işletimini üstleneceğiz. Araç muayene sektörü, trafik güvenliği ve çevre standartları açısından kritik bir alt yapı hizmeti. Bu nedenle 9 ilde 14 istasyonun işletmesini üstlenmek, sadece ticari bir yatırım değil, aynı zamanda kamu hizmeti niteliği taşıyan stratejik bir operasyonun parçası olmak anlamına geliyor. Hizmet kalitesini, operasyonel mükemmeliyeti ve müşteri memnuniyetini odağımıza alarak güçlü bir hazırlık süreci yürütüyoruz. Önümüzdeki dönemde insan kaynağı, teknoloji altyapısı ve operasyonel süreçlere yönelik yatırımlarımızla araç muayene hizmetlerinin etkin ve verimli şekilde sürdürülmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.