Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Trafik Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Trafik Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Trafik Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akdenizrack Otomatik Depolamaya 50 Milyon TL Yatırdı Haber

Akdenizrack Otomatik Depolamaya 50 Milyon TL Yatırdı

Türkiye’de depo yatırımlarının odağı, yalnızca daha fazla ürün depolayabilmekten çıkıp aynı alanı daha hızlı ve daha az insan müdahalesiyle yönetebilmeye doğru kayıyor. E-ticaretin büyümesiyle hızlanan bu dönüşüm, yüksek işçilik ve metrekare maliyetleriyle birlikte otomatik depolama sistemlerine olan ilgiyi de artırıyor. Akdenizrack, bu değişimin Türkiye’deki karşılığını yerli mühendislik ve yazılım altyapısıyla geliştirdiği “karanlık depo” sistemleriyle büyütmeye hazırlanıyor. AkdenizRack, otomatik depolama teknolojisinin geliştirilmesi için 50 milyon TL yatırım yaptı. Yaklaşık bir yıllık Ar-Ge çalışmasının ardından geliştirilen sistemde Akdenizrack’in mühendislik ve yazılım ekipleri görev aldı. Şirketin bugün 55 mühendisten oluşan teknik kadrosuna 70 kişilik saha ekibi eşlik ediyor. Akdenizrack Yönetim Kurulu Başkanı Saniye Kurt, şirketin otomasyon alanındaki dönüşümünü şöyle anlatıyor: “Kendi yazılım ekibimizle yaklaşık bir yıllık AR-GE çalışmamızın ardından ürün ortaya çıktı. Geçen yıl 12 milyon dolar olan ciromuzu bu yıl akıllı depo projelerimizin katkısıyla yüzde 40 artırmayı hedefliyoruz. Bu yıl bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz karanlık depo projelerinin hacmi 17 milyon dolar. Bu depo projelerinin Türkiye’de yaygınlaşmasıyla birlikte ihracat ve iç pazarın payımızın yüzde 50, yüzde 50 olmasını planlıyoruz.” Aynı alanda daha fazla depolama Akdenizrack’in geliştirdiği sistemin temelinde, depolama alanının yalnızca raf kapasitesi üzerinden değil, operasyonun tamamı üzerinden verimli kullanılması bulunuyor. Robotik sistemler ürünlerin depoya alınmasından sevkiyata hazırlanmasına kadar geçen süreçte insan müdahalesini azaltırken, depo içerisindeki hareketlerin de yazılım üzerinden yönetilmesini sağlıyor. Sistemin mevcut depo yönetim yazılımlarıyla entegre çalışabildiğini belirten şirket, sipariş geldiğinde ürünün konumunu belirleyen yazılımın robotik sisteme ilgili ürünü alarak bantlara ve sevkiyat hattına yönlendirme komutu verdiğini aktarıyor. Böylece siparişten sevkiyata kadar olan süreçte insan müdahalesi minimuma indiriliyor. Bu yapı özellikle ürün çeşidinin yüksek olduğu depolarda önem kazanıyor. Sistem, binlerce farklı ürünün bulunduğu yapılarda hangi ürünün hangi şubeye gönderileceği, hangi şubenin daha fazla sipariş verdiği, ürünlerin hangi sırayla konumlandırılması gerektiği ve sezonluk ürünlerin önceliği gibi verileri değerlendirerek depo içindeki trafiği sürekli güncelliyor. Trafik yönetimi de şirketin üzerinde yoğunlaştığı Ar-Ge alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Depolama yüksekliği 40 metreye çıkabiliyor Otomatik sistemlerin ekonomik karşılığını yalnızca işçilik tasarrufu oluşturmuyor. Depolama yüksekliğinin artması, aynı metrekare içerisinde daha fazla ürün tutulmasına imkan sağlıyor. Akdenizrack’in sistemlerinde depolama yüksekliği 40 metreye kadar çıkabiliyor. Forkliftlerin erişim yüksekliği ise yaklaşık 15 metreyle sınırlı. Şirketin devam eden projelerinden birinde ulaşılan yükseklik 27 metre. Saniye Kurt, sistemin alan kullanımına etkisini şöyle açıklıyor: “Hızın öne çıktığı akıllı depoların bir diğer avantajı ise mevcut alanın daha verimli kullanılması. Sistemlerde depolama yüksekliği 40 metreye kadar çıkabiliyor. Forkliftlerin erişim yüksekliği yaklaşık 15 metre ile sınırlı. Bizim şu anda devam eden projelerimizin birinde ise 27 metre yüksekliğe ulaştık. Bu sistem sayesinde koridorlar daralıp, depolama yükseklikleri artıyor. Daha fazla alan verimli kullanılıyor.” Yatırımın geri dönüşü vardiya sayısıyla değişiyor Akdenizrack’in hesaplamalarına göre otomatik depolama sisteminin yatırım geri dönüş süresi, işletmenin çalışma modeline göre değişiyor. Üç vardiyalı çalışan bir fabrikada sistem yaklaşık 1,5 yılda, tek vardiyalı bir işletmede ise yaklaşık dört yılda kendini amorti edebiliyor. Şirket, yabancı teknoloji sağlayıcılarına kıyasla daha düşük yatırım maliyetinin bu süreyi kısaltan unsurlardan biri olduğunu belirtiyor. Bu nedenle otomatik depolama yatırımı, yalnızca yeni bir teknoloji yatırımı olarak değil; işçilik, forklift kullanımı, depo alanı ve operasyon hızını birlikte etkileyen bir kapasite yatırımı olarak değerlendiriliyor. “İnsansız depo” rekabet avantajından zorunluluğa dönüşüyor Türkiye’de otomatik depolamaya yönelik ilginin temelinde yalnızca teknoloji merakı bulunmuyor. Yükselen işçilik maliyetleri, metrekare başına artan depolama maliyetleri ve tüketicinin daha hızlı teslimat beklentisi, insan müdahalesini azaltan sistemleri işletmeler açısından giderek daha önemli hale getiriyor. Şirket, pandemi sonrasında e-ticaretin hızlanmasıyla birlikte Türkiye’de otomatik depo ihtiyacının arttığını, buna karşın bu sistemlerin önemli bölümünün yurtdışından tedarik edildiğini gözlemleyerek kendi çözümünü geliştirme kararı aldı. Amaç, Avrupa’daki çözümlere kıyasla daha ulaşılabilir maliyetlerle Türkiye’de geliştirilen otomatik depolama teknolojisini yaygınlaştırmak. Türkiye’de üretilen parçaların payı artacak Akdenizrack’in otomatik depolama yatırımı yalnızca yazılım ve robotik sistemlerle sınırlı değil. Şirket, teknolojinin üretim tarafında da yerlilik oranını artırmaya hazırlanıyor. Bugün otomatik depolama sisteminin beş ana bileşeninden dördü Türkiye’de üretilebiliyor. Yurtdışından tedarik edilen crane ve asansörlerin Türkiye’de üretilmesine yönelik çalışmalar ise şirketin 2027 gündeminde bulunuyor. Üretim altyapısının büyütülmesi ve yazılım yatırımlarının artırılması da bu dönemin öncelikleri arasında yer alıyor. Saniye Kurt, otomatik depolama sistemlerinde Türkiye’deki üretim kabiliyetinin artırılmasının hem teknolojiye erişim hem de satış sonrası hizmetler açısından önem taşıdığını belirterek, “Yerli üretim tarafında altyapımızı daha da güçlendirmek istiyoruz. Özellikle bugün yurtdışından tedarik ettiğimiz crane ve asansörleri de Türkiye’de üretilebilir hale getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Akdenizrack’in büyüme rotası değişiyor 1999 yılında İkitelli’de Temesist’te sektöre adım atan Saniye Kurt’un yönetimindeki Akdenizrack, bugün 55 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Şirketin satışlarının yüzde 80’i ihracat, yüzde 20’si iç pazardan oluşuyor. Şirket, 2026’da akıllı depo projelerinin katkısıyla yüzde 40 büyümeyi hedeflerken, Türkiye’de otomatik depolama sistemlerinin yaygınlaşmasıyla ihracat ve iç pazarın payını yüzde 50–50 seviyesine taşımayı planlıyor. Saniye Kurt, şirketin yeni teknoloji alanındaki yönünü şöyle özetliyor: “Geçmişte söz konusu sistemler ağırlıklı olarak İspanya, Almanya ve Japonya’dan tedarik edildi. Bizim hedefimiz, Türkiye’de akıllı depo kurulumlarını artırmak ve klasik – yarı otomatik depo kurulumunda yurt dışında yakaladığımız büyüme ivmesini, bu yeni nesil depolama teknolojileriyle iç pazara da taşımak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HPE ve Oracle, Gigawatt Ölçeğindeki Yapay Zeka Altyapısını Hızlandırmak İçin Ağ Teknolojilerine Yönelik İş Birliğini Derinleştiriyor Haber

HPE ve Oracle, Gigawatt Ölçeğindeki Yapay Zeka Altyapısını Hızlandırmak İçin Ağ Teknolojilerine Yönelik İş Birliğini Derinleştiriyor

HPE (NYSE: HPE), Oracle’ın küresel yapay zeka altyapısını ölçeklendirmesine yardımcı olmak üzere şirketin yapay zeka veri merkezlerinde HPE Juniper Networking çözümlerini devreye alarak Oracle ile iş birliğini genişlettiğini duyurdu. İş birliğinin genişlemesi, Oracle ve Juniper Networks arasında on yılı aşkın süredir devam eden mühendislik çalışmalarını temel almanın yanında, ağ destek hizmetlerini ve finansman olanaklarını da kapsıyor. HPE Juniper Networking yönlendirme ve anahtarlama platformları, bugün Oracle Cloud Infrastructure’ın (OCI) veri merkezi ve uç ağlarının temel unsurlarını destekleyerek Oracle’ın küresel bulut operasyonları için gereken ölçek, performans ve erişilebilirliği sağlıyor. OCI, yapay zeka süper kümelerini genişlettikçe bu altyapının önemi de giderek artıyor. Büyük GPU kümeleri bant genişliği, gecikme, trafik sıkışıklığı yönetimi ve hata sonrası toparlanma açısından yüksek gereksinimleri beraberinde getirirken, Oracle’ın bölgesel ve uç ağlarının da dünya genelindeki hizmetlere, müşterilere ve harici ağlara bağlanacak şekilde ölçeklenmesi gerekiyor. HPE Ağ Teknolojileri Başkan Yardımcısı, Başkanı ve Genel Müdürü Rami Rahim, şunları söyledi: “Oracle, olağanüstü ölçekte bir yapay zeka altyapısı oluşturuyor. HPE yapay zeka veri merkezlerine yönelik sektörün en kapsamlı ağ portföylerinden biriyle OCI’ı desteklemek için benzersiz bir konumda yer alıyor. Birlikte, Oracle’ın giderek büyüyen yapay zeka ortamlarının trafik yönetimi, güç, alan ve operasyonel gereksinimlerini karşılamasına yardımcı olacak, yüksek performanslı bir ağ mimarisini geliştiriyoruz.” Genişletilen iş birliği kapsamında, HPE Juniper Networking PTX ve MX yönlendirme platformları ile QFX ve EX anahtarlama platformlarının, Oracle’ın dünya genelindeki veri merkezlerinde uzun dönemli bir plan çerçevesinde devreye alınması ve uzun vadeli ağ destek hizmetleri sunulması öngörülüyor. Bugün OCI genelinde MX ve PTX yönlendiriciler uç ağların belirli bölümlerini desteklerken, QFX anahtarlar bölgesel veri merkezi ağ altyapısının birden fazla katmanında görev yapıyor. Yeni QFX anahtarlar, büyük ölçekli RoCEv2 (RDMA over Converged Ethernet version 2) yapay zeka arka uç ağlarının ihtiyaç duyduğu yüksek yoğunluklu bağlantı, dinamik yük dengeleme ve gelişmiş trafik sıkışıklığı yönetimi özelliklerini sağlayacak. Bu alanlarda ortak bir HPE Juniper Networking altyapısının kullanılması mühendislik ve operasyonel süreçleri sadeleştirirken, her ortamın kendine özgü gereksinimlerine göre optimize edilmesine de olanak tanıyor. Oracle Cloud Infrastructure Başkan Yardımcısı Mahesh Thiagarajan, şunları söyledi: “Oracle ölçeğinde yapay zeka altyapısı oluşturmak, teknoloji yığınının her katmanının birbiriyle uyum içinde çalıştığı entegre bir ekosistem gerektiriyor. HPE Juniper Networking, bulut mimarimizin önemli bir parçası oldu. Bugün yapay zeka kümelerimizde, bölgesel veri merkezlerimizde ve uç ağlarımızda müşterilerimizin beklediği ölçek, performans ve güvenilirliği sağlamada kilit bir rol oynuyor.” OCI’ın yapay zeka altyapısı büyüdükçe yüksek performans ve dayanıklılığı sürdürmesine yardımcı olmak için Oracle ve HPE, cihazların ve ağ altyapısının çalışma biçimine daha ayrıntılı görünürlük sağlayan akıllı telemetri çözümleri üzerinde de iş birliği yapıyor. Kuyruk birikmesi, paket kaybı, trafik dengesizlikleri ve bileşenlerdeki performans düşüşlerinin daha erken tespit edilmesi, OCI’ın sorunları daha hızlı çözmesine ve bunların GPU kullanımı ile ağ erişilebilirliği üzerindeki etkisini en aza indirmesine yardımcı oluyor. HPE Veri Merkezi ve Yapay Zeka Ağ Teknolojileri Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Praveen Jain, “Yapay zeka modelleri ve ajanları için her bir mikrosaniye önem taşıyor. Yüksek performanslı ağ teknolojileri ve ağ yapısında daha derin görünürlük sağlamak üzere Oracle ile yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde, OCI’ın darboğazları daha hızlı tespit etmesine, ağ erişilebilirliğini korumasına ve yapay zeka altyapısının verimliliğini artırmasına yardımcı oluyoruz” dedi. Anlaşmanın bir parçası olarak HPE, Oracle’a HPE hisse senetlerini satın alma hakkı veren varantlar ihraç etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Singapur Hava Trafiğinde Yeni Dönem: Yılda 1 Milyon Uçuş Yapay Zekâyla Yönetilecek Haber

Singapur Hava Trafiğinde Yeni Dönem: Yılda 1 Milyon Uçuş Yapay Zekâyla Yönetilecek

Singapur Sivil Havacılık Otoritesi, hızla büyüyen hava trafiğini yönetebilmek amacıyla yeni nesil hava trafik yönetim sisteminin geliştirilmesi için Thales’i seçti. Yapay zekâ ve gelişmiş siber güvenlik teknolojileriyle desteklenecek sistemin, 2030 yılına kadar hizmete alınması ve yılda bir milyon uçak hareketini yönetmesi hedefleniyor. Singapur, bölgesel hava trafiğinde beklenen büyümeye hazırlanmak için hava trafik kontrol altyapısını kapsamlı biçimde yenilemeye hazırlanıyor. Singapur Sivil Havacılık Otoritesi (CAAS), ülkenin yeni nesil Hava Trafik Yönetim Sistemi’nin geliştirilmesi ve hava trafik kontrol radarlarının tedarik edilmesi için Fransız teknoloji şirketi Thales ile anlaşma imzaladı. NexGen ATMS adı verilen sistem, Singapur’da halen kullanılan LORADS III altyapısının yerini alacak. Projenin 2030 yılında operasyonel kullanıma geçmesi planlanıyor. Yeni sistemin tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte Singapur hava trafik kontrol birimlerinin, yılda bir milyon uçak hareketini güvenli ve verimli şekilde yönetebilmesi hedefleniyor. Hava trafik kontrolünde yapay zekâ dönemi NexGen ATMS’nin temelinde Thales tarafından geliştirilen TopSky – ATC One çözümü yer alacak. Yeni nesil otomasyon platformu; hava trafik kontrolörlerine gerçek zamanlı karar destek araçları, sadeleştirilmiş operasyon süreçleri ve gelişmiş bir insan-makine arayüzü sunacak. Sistemin yüksek düzeyde otomasyona sahip olması, kontrolörlerin operasyonel yükünü azaltırken kritik kararların daha hızlı ve daha güvenilir biçimde alınmasına yardımcı olacak. Platform bünyesinde kullanılacak TopSky – Sequencer çözümü ise yapay zekâ desteğiyle uçakların kalkış ve varış sıralamalarını optimize edecek. Böylece havaalanı ve çevresindeki trafik akışının daha düzenli hâle getirilmesi, yoğun saatlerde oluşabilecek gecikmelerin azaltılması planlanıyor. Yapay zekâ destekli sıralama sisteminin yalnızca operasyonel verimlilik sağlaması beklenmiyor. Daha düzenli yaklaşma ve kalkış süreçleri sayesinde uçakların havada bekleme sürelerinin, yakıt tüketiminin ve buna bağlı karbon emisyonlarının da azaltılması amaçlanıyor. İki yeni nesil radar kurulacak Proje yalnızca yazılım ve hava trafik yönetim altyapısıyla sınırlı kalmayacak. Thales, Singapur’un hava sahası gözetleme kapasitesini artırmak amacıyla iki yeni nesil hava trafik kontrol radarı da kuracak. Radarların, zorlu hava koşullarında dahi uçakların kesintisiz biçimde tespit edilmesini sağlayacak şekilde tasarlandığı belirtildi. Haftanın yedi günü, günün 24 saati çalışacak sistemler, NexGen ATMS mimarisine doğrudan entegre edilecek. Radarlar ile radar dışı gözetleme kaynaklarından elde edilen bilgilerin aynı platformda birleştirilmesiyle hava trafik kontrolörlerine daha kapsamlı ve güncel bir hava sahası görünümü sunulacak. Bu entegrasyonun durumsal farkındalığı güçlendirmesi ve uçuşların daha hassas verilerle yönetilmesini sağlaması bekleniyor. Siber güvenlik yeni sistemin merkezinde olacak Hava trafik kontrol altyapıları, ülkelerin kritik tesisleri arasında bulunuyor. Bu nedenle NexGen ATMS’nin siber güvenlik bileşenleri, projenin öncelikli alanlarından biri olarak belirlendi. Yeni platform, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ile Singapur’un ulusal siber güvenlik standartlarına uyumlu teknolojilerle korunacak. Sistemin açık mimariye sahip olması ise gelecekte ortaya çıkabilecek yeni ihtiyaçlara daha hızlı uyum sağlanmasına imkân verecek. Açık mimari sayesinde sisteme yeni teknolojiler, yazılım güncellemeleri ve üçüncü taraf çözümleri entegre edilebilecek. Böylece 2030 yılında hizmete alınacak altyapının, ilerleyen yıllarda değişen hava trafik yönetimi ihtiyaçlarına göre geliştirilebilmesi amaçlanıyor. Singapurlu uzmanlar Fransa’daki proje ofisine katılacak Anlaşmanın önemli unsurlarından birini de bilgi ve teknoloji transferi oluşturuyor. Proje kapsamında CAAS personeli, Fransa’daki proje ofisinde yürütülen çalışmalara doğrudan katılacak. Singapur’da hayata geçirilecek yerelleştirme projeleriyle birlikte ülkenin yeni sistemin kurulumu, işletilmesi ve gelecekte geliştirilmesi konusunda kendi teknik kapasitesini artırması hedefleniyor. Bu yaklaşım, projenin yalnızca yeni bir teknolojik sistemin satın alınmasından ibaret olmadığını; uzun vadeli uzmanlık ve insan kaynağı oluşturma programı niteliği taşıdığını gösteriyor. Thales ve CAAS iş birliği yeni aşamaya taşınıyor Thales Uluslararası Geliştirmeden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Pascale Sourisse, NexGen ATMS projesinin Singapur’un hava trafik yönetiminde yeni bir dönemi temsil ettiğini belirtti. Thales ile CAAS arasında LORADS III projesine dayanan uzun süreli bir iş birliği bulunduğuna dikkat çeken Sourisse, geçmiş projelerde edinilen deneyimin yeni sistemin geliştirilmesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Yeni hava trafik yönetim altyapısının, uçuş sayılarındaki büyümeyi desteklerken Singapur’un Asya-Pasifik bölgesindeki önemli havacılık merkezlerinden biri olma konumunu da güçlendirmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Ethernette Dijital Dönüşümü Hızlandıran Gelişme Haber

Endüstriyel Ethernette Dijital Dönüşümü Hızlandıran Gelişme

Endüstriyel Ethernet teknolojilerinin gelişiminde kritik rol oynayan Time-Sensitive Networking (TSN) altyapısında önemli bir adım atıldı. CC-Link İş Ortağı Birliği (CLPA), TSN ekosisteminin temel bileşenleri arasında yer alan ağ anahtarlama çiplerinin sertifikasyon kapsamını genişletti. Bu kapsamda Analog Devices (ADI) tarafından geliştirilen ADIN6310 ve ADIN3310 endüstriyel Ethernet TSN uyumlu ağ anahtarlama entegre devreleri, CC-Link IE TSN uyumluluk sertifikasını almaya hak kazandı. Gelişme, üreticilere daha geniş bir çözüm ekosistemi sunarken, akıllı fabrika uygulamalarında ihtiyaç duyulan yüksek hızlı, güvenilir ve senkronize haberleşme altyapılarının yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Üretim ortamlarında altyapı performansı yükseliyor CLPA Türkiye Müdürü Önder Şenol, endüstriyel haberleşme teknolojilerinde yaşanan dönüşümün üretim süreçleri üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Üretim tesislerinde artan otomasyon seviyesi ve veri ihtiyacı, sistemler arasında daha hızlı ve hassas iletişim kurulmasını zorunlu hale getiriyor. Bu noktada TSN teknolojisi, gerçek zamanlı veri akışını destekleyen yapısıyla endüstriyel Ethernet çözümlerinin gelişiminde önemli bir rol üstleniyor. CC-Link IE TSN, zaman senkronizasyonu, trafik yönetimi ve veri önceliklendirme gibi yetenekleriyle üretim ortamlarında yüksek performanslı iletişim altyapıları oluşturulmasına yardımcı oluyor” dedi. TSN tabanlı ağların kullanım alanı genişliyor TSN uyumlu donanım bileşenlerinin artmasının sektör için önemli bir gelişme olduğunu belirten Önder Şenol, “Endüstriyel ağların ölçeklenebilirliği, bu altyapıyı oluşturan temel bileşenlerin çeşitliliğiyle doğrudan ilişkili. ADI’nin ADIN6310 ve ADIN3310 ürünlerinin CC-Link IE TSN sertifikasyonu, sistem geliştiricilere yeni nesil endüstriyel Ethernet çözümleri oluşturma konusunda daha geniş seçenekler sunuyor. Her iki ürünün de 100 Mbps ve 1 Gbps bağlantıları desteklemesi, farklı uygulama ihtiyaçlarına uygun esnek sistem tasarımlarının geliştirilmesini mümkün kılıyor. Bu gelişme, TSN tabanlı ağların daha geniş kullanım alanlarına ulaşması açısından önemli bir adım oluşturuyor” ifadelerini kullandı Entegre haberleşme çözümlerine olan ihtiyaç artıyor TSN ekosisteminin geleceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Şenol, “Akıllı fabrikaların yaygınlaşmasıyla birlikte üretim altyapılarında güvenilir, hızlı ve entegre haberleşme çözümlerine olan ihtiyaç artmaya devam ediyor. TSN teknolojisinin ağ anahtarı çipleri gibi kritik donanım seviyelerine kadar genişlemesi, endüstriyel Ethernet altyapılarının gelişimini hızlandırıyor. CLPA olarak CC-Link IE TSN teknolojisinin küresel ölçekte benimsenmesini destekleyen çalışmalarımızı sürdürüyor, üreticilerin daha esnek ve yüksek performanslı iletişim altyapılarına ulaşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. CLPA (CC-Link Partner Association) Hakkında  CLPA (CC-Link Partner Association), CC-Link’in kapsamlı kullanımının desteklenmesi amacıyla 2000 yılında kurulmuş bir açık ağ destekleme kuruluşudur. CLPA’nın temel teknolojisi olan CC-Link IE, otomasyon alanında dünyanın ilk ve tek açık gigabit etherneti olarak, yüksek bant genişliği sayesinde Sanayi 4.0 uygulamaları için uygun bir çözüm sunuyor. CLPA’nın temel faaliyet alanları arasında; CC-Link IE ve CC-Link teknik spesifikasyonlarının oluşturulması ve uyum testlerinin gerçekleştirilmesi, CC-Link kullanılan cihaz ve ekipmanlar için geliştirme desteği, cihaz seçimi için kullanıcı desteği ve CC-Link’in daha geniş kapsamlı bir şekilde benimsenmesine yönelik tanıtım çalışmaları yer alıyor. Kurulduğunda 163 kurumsal üyesi olan CLPA, 4300’ü aşkın üye şirkete ve 300'ü aşkın üreticiden 1.900'ü aşkın uyumlu ürüne sahip. Tüm dünyada ise hâlihazırda 30 milyonu aşkın cihaz CLPA teknolojisini kullanıyor. Asya’nın önde gelen açık endüstriyel otomasyon ağı teknolojisi CC-Link, Avrupa ile Kuzey ve Güney Amerika’da da giderek popülerlik kazanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nu Teknoloji'den Kazı ve Kablolama Gerektirmeden Çalışan "Akıllı Enerji Direği" Çözümü Haber

Nu Teknoloji'den Kazı ve Kablolama Gerektirmeden Çalışan "Akıllı Enerji Direği" Çözümü

Güvenlikten iletişime, çevresel veriden enerjiye kadar birçok ihtiyacı tek noktada karşılayan Akıllı Enerji Direği; kamera, çevresel sensörler, hareket ve hız sensörü, hava kalitesi ölçümü, sıcaklık, nem, Wi-Fi, uzaktan kontrol, mobil şarj, hoparlör, acil durum butonu ve LED aydınlatma gibi birçok özelliği tek sistemde bir araya getiriyor. Kurulumun ardından tüm bu fonksiyonlar aynı anda devreye alınabiliyor. Bu sayede şehirlerde güvenlik, trafik yönetimi ve çevresel veri takibi gibi kritik ihtiyaçlar tek noktadan karşılanabiliyor. Akıllı Enerji Direği, özellikle altyapı maliyetlerinin yüksek olduğu alanlarda hızlı kurulum avantajı sağlıyor. Geleneksel sistemlerde kazı, kablolama ve inşaat süreçleri nedeniyle oluşan zaman ve maliyet yükünü ortadan kaldırırken; belediyeler, kampüsler, organize sanayi bölgeleri ve yerleşim alanları için çok daha hızlı, esnek ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Koroğlu: "Geleceğin şehirleri kablolarla değil; kendi enerjisini üreten, kendi kendini yöneten ve veriyle çalışan sistemlerle kurulacak" Nu Teknoloji İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, geliştirdikleri çözümle ilgili olarak şu değerlendirmede bulundu: "Bugün şehirlerde ihtiyaç duyulan teknolojiye ulaşmanın önündeki en büyük engel altyapı süreçleri. Kurulum hem çok pahalı hem de zaman alıyor. Örneğin; bir kavşağa kamera koymak için önce yolun kapatılması, bir sensör sistemi kurmak için kazı yapılması ya da bir trafik izleme sistemi kurmak amacıyla kilometrelerce kablo döşenmesi gerekiyor. Akıllı Enerji Direği ile bu ihtiyacı ortadan kaldırarak, istenilen noktayı çok kısa sürede akıllı hale getirebiliyoruz. Akıllı Enerji Direği, klasik aydınlatma direklerinden çok farklı. En önemli avantajlarından biri maliyetleri dramatik biçimde azaltırken kurulum süresini ciddi şekilde kısaltması. Bugün klasik bir sistemde yalnızca kazı, kablolama ve altyapı maliyetleri on binlerce euroya ulaşabilirken, Akıllı Enerji Direği tüm bu süreci ortadan kaldırıyor. Böylece belediyeler, karayolları, organize sanayi bölgeleri, park ve bahçeler, kampüsler, siteler, oteller, sahil bölgeleri ve yeni yerleşim alanları için çok daha hızlı, çok daha ekonomik ve çok daha esnek bir çözüm ortaya çıkıyor. Bu yaklaşımın şehirlerin geleceğini yeniden şekillendireceğine inanıyoruz; çünkü geleceğin şehirleri kablolarla değil, kendi enerjisini üreten, kendi kendini yöneten ve veriyle çalışan sistemlerle kurulacak." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Trenitalia’dan Dev Yatırım: 2031’e Kadar 74 Yeni Frecciarossa Hızlı Tren Geliyor Haber

Trenitalia’dan Dev Yatırım: 2031’e Kadar 74 Yeni Frecciarossa Hızlı Tren Geliyor

İtalya’nın ulusal demiryolu operatörü Trenitalia (FS Group), yüksek hızlı tren filosunu yenileme planı kapsamında Hitachi Rail ile 9 yeni nesil Frecciarossa trenin üretimi için yeni bir anlaşma imzaladı. Yaklaşık 260 milyon euro değerindeki sözleşme, 2023 yılında imzalanan 36 trenlik anlaşma ve opsiyon kapsamında eklenen 10 trenlik siparişin devamı niteliğini taşıyor. Böylece Trenitalia, Frecciarossa filosunu büyütme ve modernize etme hedefinde önemli bir adım daha attı. Şirketin stratejik planı doğrultusunda yürütülen yatırım programı kapsamında, 2029 yılı itibarıyla 57 yeni trenin hizmette olması planlanırken, bu sayının 2031 yılına kadar 74’e çıkarılması hedefleniyor. Yeni nesil Frecciarossa trenleri, Hitachi Rail’in Napoli ve Pistoia’daki tesislerinde üretilecek. Trenler yalnızca İtalya’da değil, aynı zamanda yedi farklı Avrupa demiryolu ağında çalışabilecek şekilde tasarlanıyor. Saatte 300 kilometre hıza ulaşabilen trenlerin maksimum sertifikalı hızı ise 360 kilometre olarak belirtiliyor. Gelişmiş çekiş sistemleri sayesinde enerji verimliliği artırılırken, yolcular için daha konforlu ve güvenilir bir seyahat deneyimi sunulması hedefleniyor. Çevresel sürdürülebilirlik açısından da dikkat çeken trenler, yüzde 97,1 geri dönüştürülebilirlik oranına ve yüzde 98,2 malzeme geri kazanım kapasitesine sahip. Yeni elektrik motorları sayesinde çevre dostu bir performans sunuluyor. İç tasarımda ise İtalyan tasarım markası Giugiaro Design imzası bulunuyor. Trenlerde hem modern hem de estetik bir yolculuk deneyimi sunulurken, engelli yolcular için erişilebilir alanlar da yer alıyor. Yeni trenlerde ayrıca Hitachi Rail’in HMAX for Rail dijital sistemi kullanılacak. Bu sistem, gerçek zamanlı veri analizi ile trafik yönetimi, bakım süreçleri ve enerji tüketiminin optimize edilmesini sağlayacak. Trenitalia CEO’su Gianpiero Strisciuglio, yapılan yatırımın Avrupa’da yüksek hızlı tren taşımacılığında Frecciarossa’nın lider konumunu güçlendireceğini belirtti. Strisciuglio, daha verimli ve sürdürülebilir trenlerle yolcu beklentilerini karşılamaya devam edeceklerini ifade etti. Hitachi Rail yetkilileri ise bu anlaşmanın iki şirket arasındaki uzun soluklu iş birliğini daha da güçlendirdiğini ve yeni trenlerin Avrupa’da entegre bir yüksek hızlı demiryolu ağının geleceğine katkı sağlayacağını vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Ulaşımının Stratejik Eylemleri Şekillendi Haber

İstanbul Ulaşımının Stratejik Eylemleri Şekillendi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Ulaşım Dairesi koordinasyonunda, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Florya Kampüsü’nde düzenlenen “İstanbul Ulaşım Çalıştayı”; ulaşımın her alanına çok yönlü ve bütüncül müdahaleler önererek stratejik ve bilimsel bir yol haritası ile sürdürmek amacıyla gerçekleştirildi. İBB Başkanvekili Nuri Aslan ve İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir’in açılış konuşmaları ile başlayan çalıştay; İstanbul’daki 61 üniversiteden akademisyenlerin, 39 ilçe belediyesinden teknik bürokrat ve çalışanların, ulaşım sektöründe hizmet veren uzman profesyonellerin ve ulaşım esnafının geniş katılımıyla gerçekleştirildi. Farklı sektörlerden oluşan geniş ve kapsayıcı heyet, İstanbul’un ulaşımına dair temel sorun ve çözüm önerilerini masaya yatırdı. Çalıştayda belirlenen hedefler, Bilim Kurulu’nun değerlendirmesinin ardından uygulama projelerine rehberlik edecek. GELECEĞİN İSTANBUL’U İÇİN 6 STRATEJİK ROTA Çalıştay kapsamında ele alınan 6 tema; İstanbul’un sadece bugünkü trafik sorununa değil, gelecekteki makroformuna, olası nüfus hareketliliğine ve afet risklerine karşı da kapsamlı bir savunma hattı oluşturuyor. Bu rota; fiziksel yatırımları teknolojik çözümlerle birleştiren, esnafın refahı ile vatandaşın konforunu aynı paydada buluşturan ve en önemlisi "akıllı şehir" mimarisini ulaşımın merkezine koyan bir vizyon sunuyor. İşte Bilim Kurulu’nun değerlendirmesine sunulan ve İstanbul’un ulaşım anayasasını oluşturacak o 6 stratejik tema: TEMA 1: KESİNTİSİZ AKTARMA VE ENTEGRASYON Raylı sistemlerin ana omurga kabul edildiği bu temada, ulaşımın tüm unsurlarının birbirine fiziksel ve dijital olarak bağlanması hedefleniyor. Bu kapsamda, toplu ulaşım hatları arasında zaman entegrasyonu ile bekleme sürelerinin azaltılması, toplu ulaşım istasyonlarına mikromobilite erişilebilirliği ve kentin çeperlerindeki minibüslerin İstanbulkart sistemine tam dahil edilmesi öncelikli adımlar arasında yer alıyor. Yapay zeka destekli yönlendirmeler ve fiziki düzenlemeler ile aktarma noktalarının sadece bir geçiş alanı değil, konforlu birer erişim merkezi olarak yapılandırılması öngörülüyor. TEMA 2: TRAFİK TIKANIKLIĞININ AZALTILMASI TALEP YÖNETİMİ Bu temada İstanbul trafiğinin yalnızca fiziksel altyapı ile değil, özel araç kullanımı talebinin yönetilmesi, zaman planlanması ve davranış değişiklikleri ile çözülebileceği üzerine bir vizyon sergileniyor. Stratejik yol haritası; kademeli ve esnek mesai saatlerinin teşvik edilmesini, otopark bölgesel ücretlendirme politikalarının kurgulanmasını, başta Tarihi Yarımada olmak üzere düşük emisyon alanlarının belirlenmesini ve bu alanlara özel araç girişinin kısıtlanmasını öngörüyor. Ayrıca "Park Et Devam Et" sistemleriyle sürücülerin kent merkezine girmeden toplu taşımaya yönlendirilmesi amaçlanıyor. TEMA 3: TRAFİK TIKANIKLIĞININ AZALTILMASI KARAYOLU VE ALTYAPI Mevcut yol ağını etkin ve verimli kullanmayı hedefleyen; akıllı trafik yönetimi, bütüncül ve noktasal geometrik iyileştirmeler ve öncelikli koridor yatırımlarıyla kapasite sürekliliğini sağlayan bir karayolu/trafik yönetiminin geliştirilmesi vizyonu ön plana çıkıyor. Stratejik yol haritası; ana yolların trafik tıkanıklığı yaşanan yerlerinde iyileştirmeye yönelik projelendirme ve uygulama çalışmalarını, gerçek zamanlı trafik yönetimi uygulamalarının yaygınlaştırılmasını, toplu ulaşım öncelikli şeritlerin ve koridorların geliştirilmesini önceliklendiriyor. Ayrıca karayolu kapasitesinin etkin kullanımının sağlanması amacıyla; trafik denetim yetkisinin yerel yönetimlerle paylaşılması ile araç park ve ihlal yönetiminin güçlendirilmesini öneriyor. TEMA 4: MAKROFORM VE ULAŞIM İLİŞKİSİ Günümüze kadar süregelen plansız gelişme kaynaklı ulaşım sorunlarının kontrol altına alınabilmesi adına; arazi kullanımı ve ulaşım planlamasının paralel yürütülmesi stratejisi benimsendi. Yeni önerilen çekim merkezleri ile toplu ulaşım ilişkisini kuran ve kentsel hareketliliği dengeli biçimde yöneten mekan-ulaşım entegrasyonu ön plana çıktı. Kent bütününde iş, konut ve okul fonksiyonlarının bütüncül olarak planlanması ile zorunlu yolculuk sürelerinin azaltılması bu temanın temelini oluşturuyor. TEMA 5: DAYANIKLI ULAŞIM PLANLAMASI Olası bir afet durumunda, İstanbul’un ana ulaşım ağının kesintisiz işlerliği hedefleniyor. Stratejik yol haritası; kritik köprü ve viyadüklerin öncelikli olarak güçlendirilmesini, acil ulaşım yolları ve tahliye koridorlarının hiçbir engel olmaksızın işlevsel kalmasını sağlayacak düzenlemeleri kapsıyor. Ayrıca afet anında kesintisiz iletişim ve koordinasyon için kurumlar arası veri paylaşım protokollerinin güçlendirilmesi stratejik bir zorunluluk olarak belirlendi. TEMA 6: ULAŞIM ESNAFI İLE HİZMET KALİTESİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ Sektörün sahadaki temsilcileri olan ulaşım esnafının hizmet kalitesini artıracak adımlar strateji belgesinde yer alıyor. Şoför eğitimlerinin standartlaşması, Elektronik Ulaşım Yönetimi Lisansı'nın hayata geçirilmesi ve esnafın gelir çeşitliliğinin desteklenmesi hedefleniyor. Bu strateji ile hem kayıt dışı taşımacılıkla mücadele edilmesi hem de toplu taşıma hizmetinin prestijinin artırılması amaçlanıyor. 2019’DAN BUGÜNE: SÖZ VERDİK, BİRLİKTE BAŞARDIK 2019 yılında düzenlenen İstanbul Sürdürülebilir Ulaşım Kongresi’nde "ortak akıl" ile alınan kararlar, geçen 5 yılda İstanbul’un çehresini değiştiren somut yatırımlara dönüştü. Bu süreçte raylı sistem hamlesiyle 65,1 km uzunluğunda 6 yeni metro hattı ve 62 istasyon hizmete alınırken, raylı sistemin toplu ulaşımdaki payı yüzde 35,5’ten yüzde 43’e, günlük yolculuk sayısı ise 2,7 milyondan 4 milyon seviyesine ulaştı. Toplu ulaşım kalitesini artırmak adına İETT filosuna 785 yeni araç ve 250 elektrikli otobüs dahil edilirken, ulaşımda gece seferleri dönemi başlatıldı ve TAHKUK ile TUDES gibi denetim mekanizmaları hayata geçirildi. Sadece toplu taşıma değil, aktif ulaşım ve altyapıda da dev adımlar atıldı; İstanbul genelinde bisiklet yolu ağı 569 km’ye ulaştırıldı, 21.420 araç kapasiteli 67 yeni otopark ve 10 bin araçlık "Park Et Devam Et" alanı şehre kazandırıldı. Şehrin düğüm noktalarını çözen 250 kavşak yapımı tamamlanırken, diğer birçok noktada ise projelendirme ve imalat süreçleri devam etmektedir. Taksi sorununun çözümü için araç sayısı 17.395’ten 20.311’e çıkarılmıştır. 2500 adet Uygulama Bazlı Taksi İstanbulların hizmetine sunmak için aldığımız karar doğrultusunda takside digital dönüşümü başlatmış bulunmaktayız. Uygulama bazlı taksiler, vatandaşlarımızın kolayca erişebilecekleri taksi hizmeti sunarken, diğer taraftan ulaşım esnafımız için verimliği amaçlıyor. İlgili başvuru şartları altında tüm vatandaşlarımızın satın alabileceği yeni Uygulama bazlı taksilerimizi, halkımızın arzına sunmaya devam edeceğiz. Sosyal belediyecilik vizyonuyla ulaşıma erişimi kolaylaştıran İBB, 861 binden fazla anneye "Anne Kart" ve iş arayan vatandaşlara destek kartları sunarak ulaşımı bir haktan öte sosyal bir desteğe dönüştürdü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otokar’ın Otonom Otobüsü İspanya’da Yolcu Taşımaya Başladı Haber

Otokar’ın Otonom Otobüsü İspanya’da Yolcu Taşımaya Başladı

Koç Topluluğu şirketlerinden Otokar'ın Otonom e-Centro otobüsü, İspanya'nın başkentinde yer alan Mercamadrid akıllı kentsel alanında yolcu taşımacılığına başladı. Lansman etkinliğine katılan Madrid Belediye Başkanı José Luis Martínez-Almeida Navasqüés ve beraberindeki heyet aracı inceledi ve test etti. Sürdürülebilir, bağlantılı ve güvenli mobilite için Avrupa stratejisinin bir parçası olan Mobilities for EU Projesi kapsamında tercih edilen otonom e-Centro otobüs, Otokar’ın kendi bünyesinde geliştirildi. Bu sayede Madrid, daha yüksek verimlilik ve operasyonel güvenlik ile emisyon içermeyen toplu taşıma için önemli bir adım attı. Bu teslimatla Otokar'ın otonom aracını toplu taşımada kullanan ilk Avrupa ülkesi İspanya oldu. Otokar'ın İspanya'daki bayisi Somauto tarafından teslim edilen otonom e-Centro, İspanya'nın önde gelen operatörü Alsa tarafından işletilecek. Araç göreve başlamadan önce İspanyol yetkililer tarafından yetkilendirilmiş test merkezi INSIA tarafından test edildi. Tüm teknik belgeler, İspanya genelinde yol güvenliği, trafik yönetimi ve araç tescilinden sorumlu otorite olan Trafik Genel Müdürlüğü (DGT) tarafından onaylandı. SÜRÜCÜYE İHTİYAÇ DUYMADAN 7 GÜN 24 SAAT HİZMET VEREBİLİYOR Seviye 4 otonom sürüş teknolojisine sahip olan e-CENTRO, sürücüye ihtiyaç duymadan çalışabilme kabiliyetine sahip. Trafik kurallarına uyacak şekilde geliştirilen araç, konumunu hassas bir şekilde algılıyor. Farklı hava koşullarında, gece ve gündüz günün her saatinde kesintisiz hizmet verebilen otobüs, belirlenen güzergahta duraklara yanaşarak yolcuların sorunsuz bir şekilde inip binmesini sağlıyor. Otonom sistem, sapma, sollama, geri sürüş, U dönüşü, yokuş yukarı/aşağı sürüş, kavşak ve düzenlenmemiş kavşak yönetimi dahil olmak üzere gelişmiş manevra kabiliyetlerine sahip. Otonom e-Centro’nun tüm yazılım geliştirme, test ve uygulama aşamaları, Otokar’ın yetkin ve özel ekipleri tarafından tamamen şirket bünyesinde gerçekleştirildi. Otonom e-Centro, Macaristan'da TÜV Rheinland tarafından yapılan kapsamlı testleri başarıyla tamamlamış; 30 gün boyunca 148 farklı senaryoda denenen araç, 600’den fazla otonom sürüş testini başarıyla geçmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.