Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Trakya

Kapsül Haber Ajansı - Trakya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Trakya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Pepsico Türkiye’nin Bir Damla Bir Dünya Projesi Tekirdağ’da Devam Ediyor Haber

Pepsico Türkiye’nin Bir Damla Bir Dünya Projesi Tekirdağ’da Devam Ediyor

Dünyanın en büyük yiyecek ve içecek şirketlerinden PepsiCo, PepsiCo Pozitif (pep+) stratejisinin temel bileşenlerinden biri olan “Net Su Pozitif” vizyonu doğrultusunda su kaynaklarını korumaya yönelik projelerini büyütmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda 2023 yılında PepsiCo Türkiye’nin Doğa Koruma Merkezi iş birliğiyle Tarsus Berdan havzasında başlayan ve 2024’te Manisa ve İzmir, 2025’te Adana’da uygulanmaya devam eden Bir Damla Bir Dünya projesi, 2026 yılında Tekirdağ’da Önder Çiftçi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi ortaklığı ile gerçekleştirilecek. Önder Çiftçi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi, Önder Çiftçi Projesi bünyesindeki üreticilere tohum, ilaç ve gübre temininin yanı sıra ürettikleri ürünlerin değerlendirilmesi ve ekonomiye kazandırılması süreçlerinde destek olmayı amaçlıyor. Özellikle sözleşmeli üretim modelinde alternatif ürünlerin üretimi ve değerlendirilmesi Trakya genelinde kooperatif aracılığıyla sağlanıyor. PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay, su yönetiminin sosyal, ekonomik ve çevresel açıdan en hayati konulardan biri olduğunu vurgulayarak, başta şirketler olmak üzere tüm kurumların bu alanda somut adımlar atması ve iş birliklerini artırması gerektiğini belirtti. Ergün Günay, “PepsiCo Türkiye olarak su yönetimini sürdürülebilirlik stratejimizin merkezine yerleştiriyoruz. Daha az su kullanmak, kullanılan suyu geri kazandırmak ve temiz suya erişimi artırmak hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz ‘Bir Damla Bir Dünya’ projemizle 2025 yılında Tarsus, Manisa, İzmir ve Adana’daki operasyonlarımızın bulunduğu havzalarda yaklaşık 1,14 milyon m³ suyu doğaya geri kazandırdık. Operasyonel su kullanımımızın Tarsus ve İzmir’de %100’ünü, Manisa’da %98’ini ve Adana’da %52’sini yerel havzalara geri kazandırdık. Şimdi de Tekirdağ’da, Önder Çiftçi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi iş birliğiyle Meriç-Ergene Havzasındaki yer altı ve yer üstü sularının korunmasına katkı sağlayarak yarattığımız pozitif etkiyi daha da genişletmeyi hedefliyoruz” dedi. Projeye koruyucu tarım uygulamaları da eklendi Proje kapsamında bugüne kadar yaklaşık 3000 dekar arazide uygulanan damla sulama pratiklerine 2026 yılında koruyucu tarım uygulamaları da eklendi. Yerel proje ortaklarımız olan Kooperatiflerimiz ile yapılan iş birliği kapsamında çiftçiler topraklarını en az şekilde işleyerek ve anız üzerine ekim yaparak, toprağın yapısını korurken su tutma kapasitesini de artıracaklar. Toprak sağlığının iyileştirilmesi bölgede sulu tarımda kullanılan su miktarını da azaltacağından Meriç-Ergene Havzasının yer altı ve yer üstü suları korunacak. Toprak doğrudan ekim yöntemiyle iyileştirilecek Son yıllarda sayısı ve şiddeti artan aşırı iklim olayları tarımsal üretimi olumsuz yönde etkilerken, iklim değişikliğine uyum kapsamında toprağı ve suyu koruyucu uygulamalar yaygınlaşıyor. Bu kapsamda, organik maddesi oldukça düşük olan ülkemiz topraklarının iyileştirilmesine yönelik en önemli uygulamalardan biri toprak işlemeyi azaltan ve tarımsal üretimi kuraklığa karşı dirençli hale getiren (anıza) doğrudan ekim yöntemi. Bir Damla Bir Dünya projesi kapsamında da kullanılacak bu yöntem ile toprağın nemi korunacak ve organik madde miktarı artırılacak, aynı zamanda toprağın işlenmesi azaldığı için yakıttan ve işçilikten de tasarruf sağlanarak çiftçilerin gelirlerine de katkıda bulunulacak. Tarımsal ekosistemlerde verimlilik ve karlılığı artıran ve gıda güvenliğine katkı sağlayan bir uygulama olan doğrudan ekim yöntemi aynı zamanda iklim ve çevre dostu özellikleriyle dikkat çekiyor. Bu yöntemde geleneksel uygulamalardan farklı olarak hasattan sonra yeniden ekime kadar herhangi bir toprak işleme yapılmıyor; ekim bir önceki ürüne ait anızla kaplı alan üzerine ekim yapabilen özel mibzerler ile gerçekleştiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çerkezköy’den Plovdiv’e Stratejik Hamle: Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi Masaya Yatırıldı Haber

Çerkezköy’den Plovdiv’e Stratejik Hamle: Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi Masaya Yatırıldı

Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası heyeti, Bulgaristan temasları kapsamında Plovdiv Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Angel Hronev ile görüştü. Görüşmenin ana gündemini, Türk firmalarının Bulgaristan ve Avrupa pazarlarına erişimini kolaylaştırması hedeflenen Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi oluşturdu. Projenin ilerlemesinde Türkiye’nin Plovdiv Ticaret Ataşesi Armağan Al’ın yoğun girişimleri ve sağladığı koordinasyonun önemli rol oynadığı belirtildi. Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ticari ilişkileri geliştirmeye yönelik çalışmalarına Plovdiv’de devam etti. Çerkezköy TSO Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri, Bulgaristan programının ilk gününde Plovdiv Ticaret ve Sanayi Odasını ziyaret etti. Heyet, Plovdiv Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Angel Hronev ile gerçekleştirdiği görüşmede karşılıklı yatırım, ihracat, lojistik ve yeni iş bağlantıları konusunda değerlendirmelerde bulundu. Toplantının en önemli gündem maddesi, Çerkezköy TSO öncülüğünde Plovdiv’de hayata geçirilmesi planlanan Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi oldu. Türk firmalarının Avrupa’ya açılan yeni kapısı olacak Çerkezköy TSO heyeti, Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi’nin amacı, planlanan faaliyetleri ve bölge şirketlerine sunacağı imkânlar hakkında Plovdivli yetkililere bilgi verdi. Projenin, başta Trakya’daki sanayi kuruluşları olmak üzere Bulgaristan ve Avrupa pazarlarına açılmak isteyen Türk firmalarına operasyonel destek sağlaması hedefleniyor. Merkezin ihracatçı şirketlere lojistik, ticari bağlantı, pazar geliştirme ve yerel koordinasyon alanlarında yeni imkânlar sunması bekleniyor. Çerkezköy’ün güçlü sanayi altyapısı ile Plovdiv’in Balkanlar’daki stratejik konumunu bir araya getirecek proje, yalnızca bir lojistik merkez olarak değil, Türkiye ile Bulgaristan iş dünyası arasında kalıcı bir ticaret köprüsü olarak konumlandırılıyor. Görüşmede merkezin faaliyete geçmesinin ardından bölge firmalarının ihracat süreçlerine sağlayacağı katkılar ve ulaşılması hedeflenen ticaret hacmi de ele alındı. Projenin sınır ötesi ticarette karşılaşılan operasyonel zorlukları azaltabileceği ve yeni iş birliklerinin kurulmasını hızlandırabileceği değerlendirildi. Plovdiv’in konumu projeye stratejik değer katıyor Bulgaristan’ın önemli üretim, lojistik ve ticaret merkezlerinden biri olan Plovdiv, Türkiye’den Avrupa’ya uzanan güzergâh üzerindeki konumuyla dikkati çekiyor. Kentin kara yolu ve demir yolu bağlantıları, Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi projesini bölgesel ölçekte önemli hale getiriyor. Merkezin faaliyete geçmesiyle Çerkezköy ve çevresindeki üreticilerin Bulgaristan pazarındaki görünürlüğünün artırılması, yerel firmalarla doğrudan bağlantı kurulması ve Avrupa’ya yönelik ihracat operasyonlarının güçlendirilmesi amaçlanıyor. Projenin aynı zamanda Bulgar şirketlerinin Türkiye’deki tedarikçiler ve yatırım fırsatlarıyla daha kolay buluşmasına katkı sunması bekleniyor. Böylece merkezin tek yönlü değil, iki ülke iş dünyasına da hizmet eden bir yapıya kavuşması hedefleniyor. Armağan Al’ın yoğun çabası projeye ivme kazandırdı Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi’nin Plovdiv’de karşılık bulmasında ve ilgili kurumlar arasında gerekli temasların kurulmasında, Türkiye’nin Plovdiv Ticaret Ataşesi Armağan Al’ın çalışmaları önemli rol oynadı. Projenin fikir aşamasından kurumsal görüşmelere taşınmasına kadar yürütülen süreçte yoğun çaba gösteren Al, Türk ve Bulgar iş dünyası temsilcileri arasındaki iletişimin güçlendirilmesine katkı sundu. Yerel kurumlarla bağlantıların kurulması, yatırım ortamının doğru değerlendirilmesi ve projenin iki ülkenin ortak çıkarları üzerinden anlatılması noktasında sağlanan koordinasyon, merkezin hayata geçirilme çalışmalarına ivme kazandırdı. Armağan Al’ın sahadaki etkin yaklaşımı, ticaret müşavirliği ve ataşeliklerinin yalnızca firmalara bilgi sunan yapılar olmadığını; doğru projelerin geliştirilmesi ve kamu ile özel sektör arasında güvene dayalı ilişkilerin kurulmasında da belirleyici görev üstlenebileceğini ortaya koydu. Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi’nin ilerleyen aşamalarında da Plovdiv Ticaret Ataşeliğinin kurumsal rehberliği ve yerel iş dünyasıyla oluşturduğu iletişim ağının projenin başarısı bakımından önemli olması bekleniyor. Plovdiv iş dünyasına Çerkezköy Endüstriyel Fuarı daveti Görüşmede, 2026 yılında 10’uncu kez düzenlenecek Çerkezköy Endüstriyel Fuarı da gündeme geldi. Çerkezköy TSO heyeti, 9-10-11 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek organizasyon hakkında Plovdiv Ticaret ve Sanayi Odası yetkililerine bilgi verdi. Plovdiv iş dünyası, fuara katılarak Trakya’daki sanayi kuruluşlarıyla doğrudan görüşmeye ve yeni ticari bağlantılar kurmaya davet edildi. Bulgar şirketlerinin fuara katılımının, iki kent arasındaki ekonomik ilişkilerin somut iş birliklerine dönüşmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi. Çerkezköy Endüstriyel Fuarı’nın makine, otomotiv yan sanayi, elektrik-elektronik, enerji, lojistik ve üretim teknolojileri başta olmak üzere farklı sektörlerden firmaları bir araya getirmesi bekleniyor. Çerkezköy-Plovdiv hattında yeni iş birlikleri hedefleniyor Çerkezköy TSO’nun Bulgaristan temaslarının ilk günü; karşılıklı ticaret olanakları, yatırım fırsatları ve yeni iş bağlantıları üzerine gerçekleştirilen görüşmelerle tamamlandı. Tarafların önümüzdeki dönemde kurumlar arası iletişimi sürdürmesi ve Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi’nin hayata geçirilmesine yönelik teknik çalışmaların ilerletilmesi bekleniyor. Projenin planlandığı şekilde uygulanması halinde Çerkezköy ile Plovdiv arasında daha güçlü bir ticaret koridoru oluşabileceği, Türk firmalarının Bulgaristan ve Avrupa pazarlarındaki hareket kabiliyetinin artabileceği değerlendiriliyor.

Türk İş Dünyası ABD Pazarı İçin Çorlu’da Bir Araya Geldi Haber

Türk İş Dünyası ABD Pazarı İçin Çorlu’da Bir Araya Geldi

Türk ihracatçısı ve yatırımcısının dünyanın en büyük ekonomisi olan Amerika Birleşik Devletleri pazarına entegrasyonunu sağlamak ve bölge ekonomisinin küresel ticaret hacmini artırmak amacıyla düzenlenen "ABD Pazarına Eyaletler Bazında Giriş Stratejileri: Fırsatlar ve Tehditler" paneli, 29 Temmuz 2026 tarihinde Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası Enis Sülün Konferans Salonu ve Gösteri Merkezi'nde gerçekleştirildi. Türk-Amerikan İş Adamları Derneği (TABA-AmCham) organizasyonunda; Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası (Çorlu TSO) ve Trakya Kalkınma Ajansı (TRAKYAKA) iş birliğiyle düzenlenen panele ABD pazarına açılmak isteyen ihracatçılar, sanayiciler, yatırımcılar, girişimciler ve iş dünyası temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. Sunuculuğunu TABA-AmCham Direktörü Kenan Taban'ın üstlendiği etkinlik kapsamında ABD pazarına giriş yöntemleri, marka konumlandırma, şirket kuruluşu, finansman mekanizmaları ve lojistik altyapı süreçleri kapsamlı bir şekilde masaya yatırıldı. BÖLGE EKONOMİSİNİN KÜRESEL VİZYONU VURGULANDI Programın karşılama konuşmasını TABA-AmCham Tekirdağ Temsilcisi Sedat Güner gerçekleştirdi. İki oturum halinde düzenlenen panelin açılış konuşmaları TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, Çorlu TSO Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Volkan ve TRAKYAKA Genel Sekreteri Mahmut Şahin tarafından yapıldı. Protokol konuşmacıları, bölge ekonomisinin küresel entegrasyonuna dikkat çekerek, Türkiye ile ABD arasındaki ticaret hacminin artırılmasının stratejik önemini vurguladılar. Prof. Dr. Musa Pınar da "ABD Pazarında Marka Konumlandırması ve Eyalet Bazlı Tüketici Davranışları" başlıklı sunumunda ABD pazarında doğru konumlanma, eyalet bazlı tüketici farklılıkları ve markalaşma stratejilerini katılımcılarla paylaştı. İHRACAT FİNANSMANI, TEŞVİKLER VE KÜRESEL LOJİSTİK AĞLARI TARTIŞILDI Moderatörlüğünü Beşir Kemal Ustaoğlu’nun üstlendiği “ABD Pazarına Giriş Stratejileri İhracat Finansmanı ve Küresel Lojistik Çözümleri” başlıklı panelde konuşan İlker Yılmaz ABD'de iş yapma kültürü ve yatırımcı beklentilerini aktardı. Hafize Çiler ise konuşmasında tarım ihracatının finansmanı ve sağlanan kefalet mekanizmalarını değerlendirdi. Küresel lojistik ağları ve Türkiye'nin bu ağlardaki stratejik konumunu Besim Dönmez paylaşırken, Aykut Meriç deniz taşımacılığı ve lojistik çözümlerine dair detayları aktardı. Oturumun son konuşmacısı Kemal Darcan ise kimya ve ambalaj sektöründe ihracat stratejilerini ele aldı. KURUMSALLAŞMA VE HUKUKİ ALTYAPI TÜM YÖNLERİYLE ELE ALINDI Moderatörlüğünü Dr. Ferkan Çelik’in üstlendiği “ABD Pazarında Kurumsallaşma, Hukuki Süreçler ve Sürdürülebilir Büyüme Stratejileri” başlıklı ikinci oturumda ise pazardaki kalıcı başarı faktörleri değerlendirildi. Oturum kapsamında Mahmut Şahin Trakya bölgesinin ihracat ve yatırım desteklerini anlatırken, İlhan Kubilay Geçkil kurumsallaşma adımları ve risk yönetimini aktardı. Zeynep Sönmez İhtiyar, ABD pazarına giriş ile yatırımcı vizeleri süreçlerine değinirken, Mehmet Durdu Akan tedarik zinciri ve ihracat stratejilerini paylaştı. Oturum, Av. Emine Şahin Karakaşlıoğlu’nun ABD’de şirket kuruluşu ve hukuki süreçlere dair bilgilendirmeleriyle tamamlandı. STRATEJİK İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALANDI Programın sonunda TABA-AmCham ile Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası arasında Türkiye-ABD ticari ilişkilerini güçlendirecek stratejik bir iş birliği protokolü imzalandı. Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Erdim Noyan ile TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı tarafından imza altına alınan protokol kapsamında; ortak projeler geliştirilmesi, ihracatın desteklenmesi ve eğitim faaliyetlerinin yürütülmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

5. Arnica Art Land Sanat Çalıştayı Edirne'de Gerçekleştirildi Haber

5. Arnica Art Land Sanat Çalıştayı Edirne'de Gerçekleştirildi

Bu kez “Edirne Kırmızısı”nı çağdaş sanatın ilham kaynaklarından biri haline getiren çalıştaya; Türkiye'nin farklı şehirlerinin yanı sıra ABD, İtalya, Çin, Japonya, Moğolistan, Kanada, Romanya ve Azerbaycan'dan 20 sanatçı katıldı. Arnica Art Land Sanat Çalıştayı Kurucusu ve Danışma Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer tarafından hayata geçirilen, küratörlüğünü ise sanatçı Fırat Neziroğlu'nun üstlendiği çalıştayın 5. yılında sanatçılar, “Edirne Kırmızısı”nın kökeni, geçmişle bugün ve gelecek arasında kurduğu bağa odaklanarak, kentin çok katmanlı kültürel belleğini resimden heykele, vitraydan dijital sanata uzanan farklı disiplinlerde yeniden yorumladı. Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin Karaağaç Yerleşkesi'nde gerçekleşen 5. Arnica Art Land Sanat Çalıştayı’na Türkiye'nin farklı şehirlerinin yanı sıra ABD, İtalya, Çin, Japonya, Moğolistan, Kanada, Romanya ve Azerbaycan'dan 20 sanatçı katıldı. Çalıştay boyunca farklı disiplinlerde hayat bulan ve boyanın yanı sıra kumaş, cam, balmumu ve farklı malzemelerle üretilen eserler, kadim bir kültürün izlerini günümüz sanatına yansıttı. Beş Yılda Uluslararası Bir Çalıştaya Dönüştü Arnica Art Land Sanat Çalıştayı Kurucusu ve Danışma Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer, çalıştayın beşinci yılında ulaştığı uluslararası niteliğin kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını belirterek şunları söyledi: "Markamızın kurucusu babam Hasan Akın'ın ruhuna saygı duruşu niteliği taşıyan Arnica Art Land Sanat Çalıştayımızın beşincisini düzenlemenin mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Sanatın büyük kentlere sıkışmasını önlemek, sanat okuryazarlığını artırmak ve ülkemizin adını uluslararası sanat camiasında daha sık geçirmeye katkı koymak hedefleriyle yola çıkmıştık. Her yıl daha iyisini yapma amacıyla bizi bu hedeflerimize ulaştıracak adımlar attık. Arnica Art Land Sanat Çalıştayı giderek uluslararası katılımı artan bir sanatçı buluşması haline geldi. Edirne'nin tarihçesi 15. yüzyıla dayanan değerini, “Edirne Kırmızısı”nı bu yılki çalıştayımızın odak noktasına aldık. Sanatçılarımızla birlikte 'Renkten Dokuya, Edirne'den Dünyaya' dedik. Çalıştayımızı Edirne'de yapma fikrimizi paylaştığımız ilk andan itibaren hep yanımızda olan Edirne Valisi Sayın Yunus Sezer’e, Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin'e ve Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne iş birlikleri ve kıymetli destekleri için gönülden teşekkürlerimi sunarım.” Farklı coğrafyalardan gelen sanatçıların ortak üretim deneyimine dikkat çeken çalıştayın küratörü Fırat Neziroğlu ise: "Sanat buluşmaları sınırları aşarak bizi birbirimize çok daha kökten, derinden bağlıyor. 5. Arnica Art Land Sanat Çalıştayı da çok farklı ülkelerden, coğrafyalardan gelen katılımcıların sanatın ortak dilinde buluştuğu, geçmişin değerlerini geleceğe bağlayan çok önemli bir etkinlik oldu. Edirne'nin çağlar öncesine dayanan değeri, Edirne Kırmızısı 21. yüzyıl sanatçılarıyla sanatın çok farklı dallarında kullandığımız bir malzemeye dönüştü. Farklı yaş gruplarından sanatçılar deneyimlerini paylaştı, öğrendi, öğretti. Bu yönüyle de çalıştayımız sanat pratiğine ve atmosferine önemli katkılar yaptı bana göre. Hepimiz büyük bir mutluluğu yaşadık, sanatı ve hayatı paylaştık." Çalıştay boyunca resim, heykel, vitray, dijital sanat ve tekstil başta olmak üzere farklı disiplinlerde ortaya çıkan eserler; Edirne’nin en önemli tarihi yapılarından Ekmekçizade Kervansarayı’nda sanatseverlerle buluştu. 5. Arnica Art Land Sanat Çalıştayı Sergisi açılışına Edirne Vali Vekili Şevket Atlı, Edirne Belediye Başkanı Filiz Şencan, Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, Arnica Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serhan Akın ve Arnica Pazarlama ve Operasyon Yöneticisi Yasemin Biçer ile çok sayıda sanatsever katıldı. Eserler bir hafta süreyle görülebilecek. Sergi, Edirne'nin ardından İstanbul'da da sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nükleer Sanayide Yeni İş Birlikleri NPPES 2026'da Şekillendi Haber

Nükleer Sanayide Yeni İş Birlikleri NPPES 2026'da Şekillendi

Türkiye’nin yanı sıra Balkanlar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın nükleer enerji alanındaki en kapsamlı buluşması olan 12. Nükleer Santraller Zirvesi - NPPES, 30 Haziran - 1 Temmuz 2026 tarihleri arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Nükleer Sanayi Derneği (NSD) tarafından, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen zirve, iki gün boyunca yaklaşık bin 100 sektör temsilcisini bir araya getirdi. Bu yıl 86 firmanın katıldığı NPPES 2026’da; Rusya, Kanada, Çin Halk Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Güney Kore, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Romanya, Bulgaristan, Ukrayna, Birleşik Arap Emirlikleri ve Çek Cumhuriyeti başta olmak üzere birçok ülkeden kamu temsilcileri, teknoloji sağlayıcıları, sanayi kuruluşları, sektörel örgütler ve akademisyenler yer aldı. “Nükleer hedefin tek yolu güçlü ve yerli sanayi” Türkiye'nin hedefinin nükleer enerji üreten bir ülke olmak olmaması gerektiğini belirten ASO Başkanı Seyit Ardıç, "Türkiye'nin hedefi; nükleer teknolojiyi anlayan, geliştiren, ihraç eden ve uluslararası nükleer tedarik zincirlerinde söz sahibi olan bir ülke olmaktır. Bu hedefin tek bir yolu vardır: Güçlü, hazırlıklı ve belgelenmiş bir yerli sanayi" diye konuştu. Nükleerde yükselen bir sanayi, diğer sanayi kollarını da yukarı taşır Türkiye'nin Akkuyu'da oluşturduğu bilgi birikimini, yetişen insan kaynağını ve gelişen sanayi altyapısını Sinop'ta daha ileri bir seviyeye taşımanın, nükleer ekosistemini kalıcı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturacağını ifade eden Başkan Ardıç, "Üstelik nükleer sanayi, en yüksek kalite standardını, en ileri mühendisliği ve en güçlü sertifikasyon kültürünü zorunlu kılar. Nükleer kalite eşiğini aşan bir sanayi, bu yetkinliği savunmadan havacılığa, otomotivden sağlığa kadar bütün yüksek teknoloji alanlarına taşıyacak bir dönüşüm gücü kazanır. Yani nükleerde yükselen bir sanayi, aslında bütün sanayisini yukarı taşır." dedi. Türkiye’’nin nükleer enerji vizyonu için NPPES’te şekilleniyor Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi ise nükleer enerjinin Türkiye’nin enerji yol haritasındaki stratejik rolüne dikkat çekerek şunları söyledi: “NPPES kapsamında bu yıl devreye alınması hedeflenen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ndeki son gelişmeleri değerlendirme fırsatı bulduk. Bunun yanı sıra, Sinop ve Trakya’da hayata geçirilmesi planlanan ikinci ve üçüncü nükleer santral projelerine ilgi gösteren uluslararası teknoloji şirketleri ve sektör temsilcileriyle önemli görüşmeler gerçekleştirdik. NPPES, Türkiye’deki nükleer enerji projelerinin yakından takip edildiği, uluslararası iş birliklerinin geliştirildiği ve yerli sanayimizin küresel nükleer tedarik zincirine entegrasyonuna katkı sağlayan önemli bir platform olmayı sürdürüyor.” NPPES’te 199 yeni iş görüşmesi gerçekleşti Zirve kapsamında bu yıl 199 yeni iş görüşmesi gerçekleştirildi. İş geliştirme görüşmelerinin yanı sıra nükleer sanayi ekosisteminin güçlenmesine katkı sağlayacak önemli iş birliği anlaşmalarına da imza atıldı. Ankara Sanayi Odası Nükleer Sanayi Kümelenmesi (ASONÜKSAK) ile Çin Nükleer Derneği (Chinese Nuclear Society - CNS) arasında bir iş birliği anlaşması imzalanırken, Nükleer Sanayi Derneği ile Kazakistan Atomik Endüstri Geliştirme Derneği (Atomic Industry Development Association - AIDA) arasında iyi niyet protokolü hayata geçirildi. FİGES Grup şirketi ThorAtom ile INFINITIX arasında da bir iyi niyet protokolü imzalandı. Yerli ve yabancı uzmanlar sektörün geleceğini değerlendirdi NPPES 2026 kapsamında iki gün boyunca altı panel oturumu ve dokuz özel sunum gerçekleştirildi. Nükleer enerji sektörünün gündemindeki güncel başlıklar yerli ve yabancı uzmanlar tarafından ele alınırken, stand alanlarında da sektörün en yeni teknolojileri ve çözümleri katılımcılarla buluşturuldu. Kanada ile yerli sanayiciler arasında kapsamlı ikili görüşmeler gerçekleşti Türkiye’nin ikinci nükleer santral projesiyle yakından ilgilenen Kanadalı teknoloji geliştiricilerinin yoğun katılım gösterdiği NPPES'te, Kanada’nın geliştirdiği CANDU reaktör teknolojisine yönelik özel bir ‘CANDU Tedarik Zinciri Toplantısı’ düzenlendi. Ayrıca Kanada Nükleer Derneği ile Nükleer Sanayi Derneği’nin gerçekleştirdiği iş birliği oturumunda, Türkiye ve bölge ülkelerindeki nükleer enerji projelerinde ortaya çıkan yeni fırsatlar ve tedarik zinciri olanakları değerlendirildi. Açılışta üst düzey katılım NPPES’in açılışında; T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally, Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi, Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, SNPTC Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min, AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose ve Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei konuşma yaptı. NPPES 2026’ya, sektörün önde gelen uluslararası şirketlerinden AtkinsRéalis, IC Nuclear Technology, SPIC, Nukem Technologies, Nuclean, Rosatom, Kinectrics ve Framatome başta olmak üzere çok sayıda firma katılım sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Nükleer Çağ İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Yeni Nükleer Çağ İstanbul’da Şekilleniyor

12. Nükleer Santraller Zirvesi - NPPES, İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde başladı. Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Nükleer Sanayi Derneği (NSD) tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen Zirve, bu yıl “Yeni Nükleer Çağ: Sanayiyi, İnovasyonu ve Net Sıfır Hedeflerini Güçlendirmek” temasıyla hayata geçiriliyor. İki gün sürecek Zirve, nükleer enerji alanında küresel ölçekte teknoloji üreticilerini, karar vericileri, alanında uzman konuşmacıları ve yerli sanayicileri bir araya getiriyor. NPPES’in açılışında; T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally, Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi, Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, SNPTC Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min, AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose ve Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei konuşma yaptı. “Nükleer Enerji Bir Tercih Değil, Zorunluluktur” T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı NPPES’in açılışında şunları aktardı: “NPPES’i yalnızca bir sektör toplantısı olarak değil; ülkemizin nükleer enerji yol haritasını, sanayi kabiliyetini, teknoloji geliştirme hedefini ve uluslararası iş birliklerini birlikte değerlendirebileceğimiz stratejik bir platform olarak görmekteyiz. Hedefimiz; 2035 yılına kadar 7,2 GW ve 2053 yılına kadar ise en az 20 GW nükleer kapasiteye ulaşmaktır. Bizim için nükleer enerji bir tercih değil; enerji arz güvenliği, ithal kaynaklara olan bağımlılığın ve karbon emisyonunun azaltımı, yüksek teknoloji gelişimi, güçlü bir sanayi ekosistem, nitelikli yeni işgücü ve enerji bağımsızlığı açısından bir zorunluluktur. Bu yıl içinde Akkuyu santralimizden ilk elektrik üretimini gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Akkuyu’ya ek olarak biri Sinop ilimiz ve diğeri Trakya bölgemizde iki konvansiyonel nükleer santral projemizi daha hayata geçirmeye yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Akkuyu Projemizde özellikle yerlileştirme alanında önemli bir seviyeye ulaştık. Bugün itibarıyla Akkuyu’da 300’den fazla yerli firmamız; inşaat, malzeme ve ekipman tedariki ile test, sertifikasyon ve mühendislik hizmetlerinde yer almakta olup, yaklaşık 12 milyar ABD doları iş hacmine ulaşmıştır. Akkuyu projemizde edindiğimiz yerli sanayi katkısını ve insan kaynağı gelişimini yeni projelerde daha ileri bir seviyeye taşımayı hedefliyoruz. Konvansiyonel nükleer santrallerin yanı sıra SMR’lar da ülkemizin enerji stratejisinde kritik bir öneme sahiptir. Bu teknolojilere yönelik temel hedefimiz; 2053 yılına kadar en az 5 GW SMR kapasitesine ulaşmak; bu SMR’ları da kendi tasarlayan, üreten, işleten ve ihraç eden bir ülke olmaktır.” Türkiye’nin ilk tematik nükleer teknoparkı İTÜ’de kurulacak İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal: “NPPES’in İTÜ’de yapılması, Türkiye’nin nükleer teknolojiyi sadece sahip olan ya da kullanan değil, aynı zamanda bu alanda kendi yetkinliğini hem insan kaynağı hem de ekosistem oluşturma açısından geliştirmeye kararlı bir ülke olduğunun göstergesidir.” Türkiye'nin ilk tematik teknoparkının nükleer temasıyla İTÜ'de kurulacağını dile getiren Prof. Dr. Mandal, “Bu bizim için büyük bir heyecan ama bundan daha da fazlası önemli bir sorumluluk. Bunun yalnızca İTÜ’nün insan kaynağıyla sınırlı kalmaması, tüm ekosistemi kapsayacak şekilde gelişmesi önemli” dedi. Prof. Dr. Mandal, Türkiye’nin kendi kendine yeten nükleer teknolojiye sahip olması için Nükleer Teknoloji Araştırma Merkezi’nin kurulması çalışmalarının stratejik rolüne de değindi. “İkili ilişkilerimizin 100. yılında sivil nükleer enerjiyi Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni sütunlarından biri haline getirelim” ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally ise şunları aktardı: “Yapay zeka ve veri merkezi altyapılarının Türkiye’de hızla büyümesi, nükleer enerjiye yönelik talebin yeni ve önemli bir kaynağını oluşturmaktadır. Bu gelişme, tüm ekosistemin büyümesini hızlandırabilir. Türkiye, SMR’ların devreye alınmasını mümkün kılacak kural ve düzenlemeleri geliştirme yönünde çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar kritik önemdedir ve Amerika Birleşik Devletleri bunu desteklemekten gurur duymaktadır. Türkiye, sivil nükleer enerji alanında yüksek kaliteli araştırmalar yürüten seçkin üniversitelere sahiptir. ABD–Türkiye akademik ve araştırma değişim programları zaten ilişkimizin dinamik bir parçasıdır ve Amerika Birleşik Devletleri bu bağların daha da güçlendirilmesi için net bir fırsat görmektedir.” Lally sözlerine şöyle devam etti: “Nükleer ekosistem için nükleer sertifikasyona sahip elektrikçiler, kaynakçılar ve boru tesisatçılarına da ihtiyaç vardır. Türkiye’deki teknik ve meslek okullarının bu iş gücünü yetiştirebilmek için müfredatlarını güncellemesi gerekecektir. ABD bunu teşvik etmektedir; çünkü nitelikli bir Türk iş gücü yalnızca Türkiye için değil, burada yatırım yapmak isteyen tüm Amerikan şirketleri için de faydalıdır. Önümüzdeki yıl ikili ilişkilerimizin 100. yılını kutlarken, sivil nükleer enerjiyi de Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni ve stratejik sütunlarından biri haline getirelim.” Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza ise şunları paylaştı: “Kanada, yetmiş yılı aşkın süredir küresel nükleer endüstrinin şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Uranyum üretimi ve yakıt hizmetlerinden reaktör tasarımına, işletmeden güvenlik, düzenleme ve araştırma faaliyetlerine kadar nükleer değer zincirinin neredeyse her aşamasında Kanadalılar önemli roller üstlenmiştir. Küresel nükleer rönesansın, Türkiye de dahil olmak üzere dünya genelinde benzeri görülmemiş fırsatlar yarattığının farkındayız. Aynı zamanda Türkiye’nin sanayi altyapısının, mühendislik kapasitesinin ve üretim sektörünün sahip olduğu etkileyici yetkinlikleri de takdir ediyoruz. Kanada, ister ortak inovasyon çalışmaları, ister tedarik zinciri ortaklıkları, iş gücünün geliştirilmesi, araştırma iş birlikleri, yerlileştirme faaliyetleri ya da uzun vadeli endüstriyel iş birlikleri yoluyla olsun, en başarılı nükleer projelerin tüm taraflara fayda sağlayan projeler olduğuna inanmaktadır.” ASO Başkanı: “Yerli Sanayi Nükleer Tedarik Zincirinin Parçası Olmalı” Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç NPPES 2026’daki konuşmasında şunları paylaştı: “Nükleer enerji; enerji arz güvenliğini destekleyen, yüksek teknoloji üretimini teşvik eden, nitelikli insan kaynağı yetiştiren ve uluslararası iş birlikleriyle sanayi ekosistemini ileriye taşıyan stratejik bir kalkınma platformudur. Enerji güvenliği, iklim değişikliği ve teknolojik dönüşümün aynı anda yaşandığı bir dönemde nükleer enerji, düşük karbonlu yapısı, yüksek kapasite faktörü ve kesintisiz arz güvenliğiyle yeniden küresel gündemin merkezine yerleşmiştir. ABD’den Çin’e, Fransa’dan Güney Kore’ye kadar birçok ülke yeni yatırımlara yönelirken, Türkiye de Akkuyu’nun ardından Sinop ve Trakya’da planlanan santraller ve SMR’ları kapsayan bütüncül bir nükleer program yürütmektedir. Hedefimiz 2050’ye kadar 20 GW nükleer kurulu güce ulaşmak ve bunun en az 5 GW’ını küçük modüler reaktörlerden karşılamaktır. Akkuyu ile nükleer enerjiyle tanıştık, Sinop ile nükleer teknolojiye ortak olmalıyız. Bugün Akkuyu’da yerlilik oranı yüzde 55’e yaklaşmıştır. Ancak bu potansiyel kendiliğinden katma değere dönüşmemektedir; bu nedenle yerli katkının sistematik bir yaklaşımla yönetilmesi kritik önemdedir. ASO tarafından NÜKSAK ve NETBİS bu amaçla geliştirilmiş yapılardır; hedefimiz Anadolu firmalarının nükleer kalite standartlarında küresel tedarik zincirine dahil olmasını sağlamaktır. 12’nci Nükleer Santraller Zirvesi’nin de bu kapsamda yeni iş birliklerine, yeni yatırımlara ve ülkemizin nükleer enerji hedeflerine güçlü katkılar sunacağına inanıyorum.” Türkiye’yi Nükleer Ekosistem Ülkesine Dönüştürmeyi Hedefliyoruz Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi “Nükleer enerji; sanayi, dijitalleşme, yapay zeka, veri merkezleri, ileri tıp, tarım teknolojileri, uzay çalışmaları ve izotop üretimi gibi geleceğin kritik alanlarını besleyen; ekonomik kalkınma, teknolojik dönüşüm ve stratejik bağımsızlığın temel unsurlarından biri haline geldi. Türkiye olarak bizim de hedefimiz net: Türkiye’yi yalnızca enerji tüketen bir ülke olmaktan çıkarıp, üretim yapan, teknoloji geliştiren ve ihracat gerçekleştiren bir nükleer ekosistem ülkesine dönüştürebilmek. Akkuyu NGS ile başladığımız nükleer enerji yolculuğumuza Sinop ve Trakya’daki yeni yatırımlar ve SMR projeleriyle devam ediyoruz. SMR teknolojilerinin; ileri imalat, modüler üretim ve ihracat kapasitesi açısından Türkiye için stratejik bir fırsat alanı olduğuna inanıyoruz. Arz güvenliği ve baz yük kapasitesi açısından kritik rol oynayacak nükleer güç santrallerinin yerlileştirme politikalarında, sanayicilerimizin uzmanlıklarıyla yüksek katma değerli üretim fırsatları yakalayacağına inanıyorum” diye konuştu. Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko ise şunları ifade etti: “2026 yılını 1. Ünitenin devreye alma yılı yapmak için çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz. 1. Ünitedeki inşaat faaliyetleri tamamlandı. Reaktöre simüle edilmiş yakıt demetlerini yükledik ve reaktör montajını tamamladık. Şu anda, ünitenin sonraki devreye alma aşamalarına hazır olduğundan emin olmak için gerekli ayarlama işlemlerinden biri olan soğuk hidrolik testleri gerçekleştiriyoruz. Bugün 1. Ünitede tamamlamakta olduğumuz tüm bu aşamalar, diğer üç ünitenin de aynı yolu izlemesinin önünü açıyor. Ayrıca 2. Ünitede ön devreye alma çalışmalarına başlamak için gerekli izni aldık. Bu da şantiyenin tamamında çalışmaların tam hızla sürdüğünü gösteriyor. Nükleer enerjinin yalnızca istikrarlı ve düşük karbonlu bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda iklim ve altyapı alanlarındaki zorluklara çözüm sunan teknolojik bir platform olduğunu vurgulayan Dedusenko, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda nükleer enerjinin iklim gündemindeki rolüne ilişkin tartışmaların daha odaklı hale gelmesi büyük önem taşıyor. Bizim için önemli olan, bu tür çözümlerin halihazırda mevcut olduğunu, pratik uygulamalara sahip bulunduğunu ve belirli ülkelerin ve bölgelerin ihtiyaçlarına uyarlanabildiğini ortaya koyabilmektir.” Türkiye’de 100 Yıllık Ortaklık Geliştirmeyi Hedefliyoruz AtkinsRéalis’in 100 yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğuna dikkat çeken AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose şunları söyledi:“Dünyanın nükleer enerji için yeni bir döneme, bir rönesansa girdiğine inanıyoruz. Kanada Hükümeti’ne ait CANDU teknolojisi; başarıyla inşa edilebilen, işletilebilen, modernize edilebilen ve uzun vadede sürdürülebilen bir teknoloji olduğunu kanıtlamıştır. CANDU’yu farklı kılan en önemli unsurlardan biri yerelleştirme kabiliyetidir; yerelleştirme yalnızca bir tedarik stratejisi değil, aynı zamanda bir ülke inşa etme stratejisidir. Artık mesele yalnızca elektrik satın almak değildir. Asıl mesele; yerli sanayiyi geliştirerek, nitelikli iş gücü oluşturarak, mühendisler yetiştirerek, yerli üretimi destekleyerek ve uzun vadeli bir nükleer ekosistem kurarak ulusal yetkinlik oluşturmaktır. Türkiye’nin nükleer enerji hedefleri bu açıdan son derece önemlidir. Türkiye’deki paydaşlarla 100 yıllık bir ortaklık geliştirmeyi ve sürdürülebilir bir nükleer ekosistem ile tedarik zinciri ekonomisinin temellerini atmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda Türk tedarik zincirlerinin inşaat, işletme, bakım ve modernizasyon faaliyetlerine entegre edilmesi, Türk şirketlerinin nükleer tedarikçi olarak yetkilendirilmesi ve üniversiteler ile araştırma kurumlarıyla iş birlikleri yoluyla insan kaynağının geliştirilmesi yer almaktadır. Kanada’da bir CANDU reaktörünün ekipman ve bileşenlerinin yüzde 85’inden fazlası yerli üreticiler tarafından sağlanabilmektedir. Bu model, 250’den fazla şirketten oluşan bir tedarik zincirini ve yaklaşık 90 bin istihdamı desteklemektedir. Benzer bir modeli Türkiye’de de hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Çinli SNPTC’den Türkiye’ye Nükleer Teknoloji ve Eğitim Desteği Mesajı Dünya standartlarında nükleer teknolojilerini, kapsamlı proje yönetimi deneyimlerini ve güvenli ve verimli işletme konusundaki güçlü geçmişlerini Türkiye ile paylaşmaya hazır olduklarını ifade eden Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Nükleer Enerji Teknoloji Kurumu (SNPTC) Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min ise şunları paylaştı: “Çin Devlet Enerji Yatırım Kurumu (SPIC) olarak yerelleştirmenin ortak büyüme ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik bir taahhüt olduğuna inanıyoruz. Nükleer Sanayi Derneği ile iş birliği içinde Türkiye’de güçlü bir yerel nükleer tedarik zinciri oluşturmayı arzu ediyoruz. İleri nükleer teknolojilerin transferi, nükleer bileşenlerin yerel üretiminin desteklenmesi ve Türk mühendisler ile teknisyenlere kapsamlı eğitim programları sunulması alanlarında geniş bir iş birliği potansiyeli bulunduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin kendi nükleer yetkinliklerini geliştirmesine, yüksek nitelikli istihdam yaratmasına ve sanayi inovasyonunu teşvik etmesine katkı sağlamaya hazırız. Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei ise şunlara dikkat çekti “Romanya’da Cernavodă Nükleer Santrali’nde CANDU teknolojisi otuz yılı aşkın süredir güçlü bir güvenlik kültürü ve uluslararası düzeyde tanınan performansıyla işletiliyor. Nükleer sektörde tedarik zinciri ikincil bir konu değildir. Güvenlik, maliyet kontrolü, takvim disiplini ve kamu güveninin bir parçasıdır. Romanya’da şunu öğrendik: yerlileştirme yalnızca yerli içerik hedefi değildir. Gerçek yerlileştirme, nükleer kalite güvence sistemini, dokümantasyonu, izlenebilirliği, güvenlik kültürünü ve uzun vadeli sorumluluğu anlayan nitelikli yetkinliktir. Eğitim, denetim, sertifikasyon, deneyim aktarımı ve tekrarlı performans gerektirir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Trakya’nın Gücüne Güç Katacak Stratejik İşbirliği Haber

Trakya’nın Gücüne Güç Katacak Stratejik İşbirliği

Encümen toplantısında üye belediyelerin hizmet kapasitesini güçlendirecek ve bölgesel kalkınmaya katkı sunacak projeler ele alındı. Toplantının ardından Trakya Belediyeler Birliği ile Trakya Kalkınma Ajansı arasında imzalanan işbirliği protokolüyle, üye belediyelerin Avrupa Birliği hibe programları ile ulusal ve uluslararası fon kaynaklarından daha etkin yararlanmasının önü açıldı. BELEDİYELERİN PROJE KAPASİTESİ GÜÇLENECEK Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin ile Trakya Belediyeler Birliği ve Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer tarafından imzalanan protokol kapsamında, üye belediyelerin proje üretme kapasitelerinin artırılması, fon kaynaklarına erişimlerinin kolaylaştırılması ve bölgesel kalkınmaya yönelik ortak projelerin geliştirilmesi amaçlanıyor. FON KAYNAKLARINA ERİŞİM GÜÇLENECEK İşbirliği çerçevesinde sosyal ve ekonomik kalkınma, tarım, hayvancılık, turizm, kültür, iklim değişikliği, doğal afetler, sürdürülebilir enerji ve sanayi altyapısı gibi birçok stratejik alanda ortak çalışmalar yürütülebilecek. Ayrıca ulusal ve uluslararası fon çağrılarının düzenli olarak takip edilmesi, belediyelerin bu süreçler hakkında bilgilendirilmesi ve uygun paydaşlarla eşleştirilmesi sağlanacak. GÜÇLÜ İŞBİRLİĞİ, GÜÇLÜ TRAKYA Toplantının ardından değerlendirmelerde bulunan Candan Başkan, “Trakya Belediyeler Birliği olarak Trakya’mızı güçlendirecek çalışmalarımıza devam ediyoruz. Trakya Kalkınma Ajansı ile imzaladığımız işbirliği protokolü sayesinde üye belediyelerimizin Avrupa Birliği hibe programları ve desteklerinden daha etkin yararlanabilmeleri için önemli bir adım attık. Güçlü işbirliği ve ortak akıl ile ‘Hep Birlikte Daha Güçlü Trakya’ vizyonuyla bölgemiz için çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akkuyu NGS’de Yakıt Yükleme Provası Başarıyla Tamamlandı Haber

Akkuyu NGS’de Yakıt Yükleme Provası Başarıyla Tamamlandı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Akkuyu NGS’de önemli aşamalardan birinin daha geride bırakıldığın ifade ederek “Her aşaması titizlikle yürütülen çalışmalarla Akkuyu NGS’yi adım adım işletmeye hazırlıyoruz. 2026 sonuna kadar santralimizin birinci ünitesinden ilk elektrik üretimini gerçekleştirerek Türkiye’nin nükleer enerjide yeni bir döneme geçmesini hedefliyoruz.” dedi. 163 Temsili Yakıt Demeti Akkuyu NGS'nin devreye alma programındaki kritik aşamalardan biri olan yükleme işlemi kapsamında, toplam 163 adet temsili nükleer yakıt demeti reaktör basınç kabına yerleştirildi. Uzman ekipler tarafından yürütülen çalışmalar, 5 gün boyunca kesintisiz şekilde sürdü. Nükleer Düzenleme Kurumunun gözetimi altında uluslararası güvenlik gerekliliklerine uyumlu şekilde yürütülen operasyonla tesisin mekanik, hidrolik, termal sistemleri ile yapısal dayanıklılığı test edildi. Sırada Soğuk ve Sıcak Testler Var Temsili yakıt yükleme operasyonunun tamamlanmasının ardından reaktörün üst kısmına ait ekipmanların montaj çalışmalarına geçilecek. Bu çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte ise 1. güç ünitesini devreye alma sürecindeki aşamalardan biri olan reaktör tesisinin soğuk ve sıcak testleri gerçekleştirilecek. “Akkuyu NGS’yi adım adım işletmeye hazırlıyoruz” Konuyla ilgili resmi sosyal medya hesabından videolu bir açıklama yapan Bakan Bayraktar, “Akkuyu Nükleer Güç Santralimizin birinci ünitesinde, devreye alma takviminin en önemli aşamalarından birini daha başarıyla tamamladık. Yıl sonuna kadar santralden ilk elektrik üretimini gerçekleştirerek Türkiye’nin nükleer enerjide yeni bir döneme geçmesini hedefliyoruz. Sıfır emisyonlu, kesintisiz ve çevre dostu nükleer enerjiyi, ülkemizin enerji sepetindeki en güçlü kaynaklardan biri haline getireceğiz. Bu güçlü vizyonla yalnızca Akkuyu ile kalmayarak Sinop ve Trakya’da planladığımız yeni santrallerin yanı sıra küçük modüler reaktörleri de üretim portföyümüze ekleyeceğiz. 2050 yılına kadar nükleer kapasitemizi 20.000 megavata ulaştırarak enerjide tam bağımsız Türkiye hedefine kararlılıkla yürüyeceğiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.